KELİME - İBTİLA

Yaşamın direği, olmazsa olmazı KUR`AN çalışmalarını bu bölümden okuyabilirsiniz.
Hemen hemen hergün yeni bir konu ya da konularla panomuz güncellenmektedir.

UMARIM İSTİFADE EDERSİNİZ. İYİ OKUMALAR.
HalilSergin
Administrator
Mesajlar: 217
Kayıt: 08 Haz 2016 03:21
İletişim:

KELİME - İBTİLA

Mesajgönderen HalilSergin » 07 Ağu 2016 15:22

ALLAH IN KELİMELERİ
1) 9/40 Kelimetullah
2) 3/45 Kelimetillah olarak belirtilir
Allah kelimelere anlam bindirir ve Kuran, KELİME ile anlaşılır.

KELİME; bir olaya, ayete, gidişata, gelişata, konuma, duruma, söze, fiiliyata ANLAM BİNDİRMEKTİR.

23/100`de cehenneme gireceğini anlayan kişi kendi konumuna anlam bindirir ve aynı ayette bu anlam KELİME olarak belirtilir.
Allahta, kafirlerde ayetlere anlam bindirir ve bunlarında yaptığı iş KELİME adı altında 9/40`ta yerini alır.
Nitekim 18/4`te de bir takım veledlerin Allaha isnad edildiği söylenir ve bu isnadta 18/5`te KELİME adı altında yerini alır.
Eğer bindirilen anlam doğru çıkarsa buna SIDK denilir.
Lütfen 39/33`te ''ve saddeka bihi'' deyimin görün. Kuran`da bu yazılım bir yerde daha var; orası da 66/12`dir. Müteşabih yazılım ''ve saddaka bi'', işaret edilen te' vil ise bir tarafta SIDK diğer tarafta ise KELİME`dir.
Bu iki ayet incelendiğinde; Meryem`inde Allah`ın ayetlerine anlam bindirdiği ve bu anlamlarının DOĞRU olduğu anlaşılır.
Eğer ayetlere bindirilen anlam yani KELİME yanlış çıkarsa buna İFK denilir.
Allahın veled edinme iddiası 18/4,5`te KELİME olarak belirtilirken, aynı iddia 37/151,152`de İFK olarak yerini alır. Bağlantıları görüyor musunuz?
Demek ki bu adamlar bu olaya yanlış anlam bindirmişler, derhal dönmeleri gerekir.

PEKALA, ben herhangi bir ayete anlam bindirdiğimde bindirmiş olduğum anlamın SIDK mı yoksa İFK mi olduğunu nasıl anlayacağım?
Öyle ya, SALAT deyimine kimi yönelme diyor, kimi eğitim diyor, kimi dua diyor, kimi yakarış diyor, kimide tereyağlı urfa kebabı diyor.
Bunların hangisi SIDK hangisi İFK? Nasıl anlayacağım ki?
İŞTE bu sorunun cevabı 6/115`tir.
Burada da Rabbimiz “KELİME” deyimini kullanılır ve kendisinin bindirdiği anlam ile bizimkisinin AYNI olabilmesi için 2 adet kuraldan bahseder bunlar; SIDK ve ADL`dır.
Mesala; Salat`a bindirilen mana, bu deyimin geçtiği tüm ayetlerde yerine oturmalıdır. Bu deyime bindirilen mana, bu deyimin geçtiği yerlerde Ayetine göre değişik manalara çevrilmemelidir. İşte ADALET budur.
Yani deyimin geçtiği her yer buna bindirilen manayı AYNEN kabul edecek. Yani, hani biz adamına göre muamele deriz ya işte bu manada ayetine göre muameleye tabi tutulmayacak.

Yine misal, eğer kişi 5/90`da geçen HAMR`a sarhoşluk verici içki diyorsa, bu mana AYNEN 24/31`deki HUMUR deyimine de bindirilmelidir.
Eğer 24/31 bu anlamı red ediyorsa ki öyle, o zaman “hamr” deyimi de sarhoşluk verici içki olarak kabul edilemez.
Doğru bulunduğunda, anlamda “Vahdaniyet” yakalanır. Bu da “ÜMMET VAHDANİYYETİ” ne dönüşür.
Bizde böylece 23/52`nin kapsamına gireriz.

Bazı arkadaşlara yazılı sözlü sohbetlerimizde soruyoruz;
Riba yani faiz haram mı? diye, EVET deyip bize 2/275`i gösteriyorlar. Ama faizin 16/92`de de helal olduğunu görüyoruz?
Hangisi doğru? Ya da FAİZ ne demek?
İşte bu Riba değimine öyle bir anlam bindireceksin ki, bu anlamı hem 2/275 ve hem de 16/92 kabul edecek, olay bundan ibaret..!
İşte bunu yapabilirsen 6/115`e göre Allah`ın bu deyimden yani RİBA yani faizden NEYİ kastettiğini bulmuş ve Allah`la da aynı fikirde olmuşsun demektir.

Eğer kişi aynı deyimi geçtiği yere göre FARKLI anlamlandırıyorsa bu kişiye “ELMUKTESİMİYN”, yaptığı işe ise ''elleziyne cealülkuraneıdıiyne” yani manayı parçalara ayırma denilir 15/90,91.
Bu tehlikelidir, dikkatli olmanızda fayda var..!

Bir kavrama ANLAM VERİLDİĞİNDE şu 3 unsuru barındırması gerekir;
1) Akla ve mantığa uygun olmalı. (BAKARA`da geçer)
2) Kitabın tamamına uygun olmalı (Kitabta geçtiği her yerde aynı olmalı). Diyelim ki 1 kavram Kitabta 100 ayette geçsin, bizim verdiğiz anlam 99 ayette uyar 1 ayette uymazsa bu kavrama verilen anlam yani KELİME doğru değildir. Tekrar başa dönüp doğru mana aranmalıdır. (ENAM`da geçer)
3) Hayatımıza pratize (uygulanabilinir) olmalı. (NECM`de geçer)

Şimdi özetle bu konuyu açıkladıktan sonra, konumuzu okuyupta katılmayacak arkadaşlara ufak bir soru soralım ve cevabını KURAN`DAN isteyelim;
6/158`de “ayati rabbike” geçer, 6/115`te ise “kelimetu rabbike” geçer.
Sorumuz şu; Kurandan herhangi bir cümlenin AYET mi yoksa KELİME mi olduğunu nasıl anlayacağız?
Yani kişi herhangi bir ayeti kafasına göre seçsin ve bize okusun. Bizde diyelim ki; ''yahu şimdi bize Rabbin kelimesini mi okudun yoksa Rabbin ayetini mi okudun?''
CEVAP; ne farkeder ikisi de aynı kapıya çıkar derse, o zamanda şu soruyu soralım; ikisi de aynı anlama çıkıyorsa Rabb bunların ikisinin aynı olduğunu bilmiyordu mu ki, bunları KELİME ve AYET olarak farklı yazdı?

Şimdi konu ile alakalı 2/124`e bakalım;

2/124;
İBRAHİM; bağlılık melekesidir ve içimizde yaşar. Bütün Resuller içimizdedir.
Rabbu, İbrahimi bir takım KELİMELERLE İBTİLA etmiştir. Burada ki İBTİLA beladır ve İBTİLA, bela`dan türetilmiştir. İBTİLA, belanın bir alt versiyonudur. Mesela, bu ibtila kelimesi 4/7`de de geçer, yetimleri deneyin diye, ibtiladır bu.
İBTİLA denilen şey; deneme yanılma metodudur.
Bunun aynısı 2/249`da da vardır, Talut`un ordusunu nehirle ibtila etmesi-denemesi olarak.
Mubtela vardır ya hani, alkol mubtelası, içki mubtelası, işte bu mubtela-ibtila değimleri bela değiminden türetiliyor, imtihandır.
Yalnız İBTİLA şeklinde geçen ibarelerde deneme yanılma metodu vardır, olmadı şunu deneyeyim, bir daha deneyeyim gibi değişik yolların kullanılmasını barındırır İBTİLA değimi.

Şimdi, Rabbu, İbrahimi bir takım KELİMELERLE İBTİLA ediyor. Demek ki İbrahimde bizim gibi bir konunun çözümüne yönelik olarak o konuya olan bağlılığı dolayısı ile farklı alternatifler üreterek sorunun çözümüne gitmek istiyormuş. Bu bir kerede olamayabiliyor, zaten bir kerede olamayabileceği için adı İBTİLA olmuştur, deneme yanılma metodunu kullanacak İbrahim.

Şimdi nedir burada ki? KELİME.
KELİME nedir? Anlam bindirme..!
Zaten bunu biliyoruz yukarıda belirttik. Ama bunu tam olarak yerine getirince kavramını kullanıyor, İTMAM kavramını kullanıyor dikkat ederseniz yani bulduğunda, istediğin sonucu elde ettiğinde, Rabbi İbrahimi insanlara İMAM kılacağını belirtiyor.
Yani; bulduğunda o şeyi, hani gerçeği arama metodu ile gidip geliyor ya, en sonunda yakaladı, ellincide belki de otuzuncuda, işte böyle olunca yani kaçıncıda tutturursa tuttursun, işte Rabbu`da ona insanlara seni imam kılacağım diyor.
İMAM kavramı 25. Surede de geçiyor “muttakilere imam yaptı”.
Bir insanın herhangi bir işte İMAM olması demek, onun bu işe olan bağlılığının göstergesidir. Bir insanın işine bağlı olması, onu işi ile ilgili teknikler geliştirmede İMAM hükmüne sokar. İşinin ehli-ustası deriz ya, işte bu.
Buradaki İnsanlar-NAS değiminin de iki anlamı vardır. Buradaki KURANİ manası, fikirler-düşüncelerdir.
Mesela “ya eyyuhen nas” “eyy düşünceler-fikirler” sizi zeker ve unsa olarak yarattım diyor. Erkek ve dişi olarak yarattım manası yoktur, mükemmele doğru (zeker) götüren ya da bu konuda bir performans üzere olmanız için (unsa) yarattım diyor.

Şimdi, seni insanlara İMAM yapacağım derken; burada bildiğimiz insanlar kastedilmiyor. Bir insanın bağlılığı dolayısı ile deneme yanılma metodunu kullanarak, ALLAHIN AYETLERİNİ Kelime ilmi ile çözmesi, bu çözümün deneme yanılmada kullanılan ve başarısız olan diğer görüşler üzerine baskın tutulması anlatılıyor..!
Mesela, Rabb konusunda bir mana bindiriyorsun, iki yüz kere denedin hiç birinde olmadı, tamamına uygun olmuyor ama ikiyüzbirinci de denediğinde, denediğimiz bu mana uyarsa denenmiş olan o ikiyüze İMAM olur..!

İbrahim diyor ki, zurriyetim aracılığı ile geldim.
Peki zurriyeti aracılığı ile kim geliyor “İSMAİL-İSHAK-YAKUB”.
Peki bunlar İBRAHİMİ ön plana atarlarsa ne olur?
İbrahim geride kalırsa ne olur?
İbrahim, bağlılığının önüne bunlardan biri geçtiğinde bunları kesiyor-Zebehe yapıyor. Bundan dolayı da Allah, zalimler benim ahdime erişemez diyor.
ÖRNEĞİN; bir dönerci dükkanı açtınız, çok güzelde döner yapıyorsunuz. 5 sene 6 sene 10 sene mükemmel yaptınız ve en sonunda ise zenginleştiniz. Zenginleşince de işte gevşek davranmaya başladınız, hani parayı bulma ve şımarma olayı. İşte bu noktada senin YAKUB “zebehe” yapılmalıdır yani önü alınmalıdır. Aksi taktirde YAKUB ve İBRAHİM seni terk eder ve sen, zalim bir kavimden olursun..!

Burada önemli olan şey, İbrahimin neden kelimelerle imtihan edildiğidir?
Kelime nedir?
İbtila nedir?
Aynı şeyi yukarıda da dedik, Talutta söylüyor 2/249`da “Allah sizi nehirle mubtela yapacak” diye. Buna bir anlam bindirmelisin. İlk etapta tutmayabilir, deneyin diyor Rabbu, bakalım böyle yapabilecek misiniz bu işi? Yani İBTİLA=deneme yanılma metodudur.

Bir şeye bağlı olmak, ondan vazgeçmemektir. İnsan ve Bağlı olduğu şey zaman zaman bu anlamını iyi taşıyamasa da insan deneme yanılma yoluyla yani ne yaparsam yine bu bağlılığımı canlı tutabilirim diye kafasına oturan şeyleri denesin. Bu iş, eş, çocuk, elişi, yemek tarifi, insan ilişkileri, ilim ve akla gelen her iyi şey için düşünülmeli.

TALUT`un kullandığı cümlede aslında bilindik manada bir NEHİR falan yok. Sadece bu deyimle neyi kastettiğini soruyor.
Allah aşkına kullandığı cümleye bakın; kim bundan içerse (şeribe) benden değildir ama kim bundan birazı hariç TAAM`lanırsa, işte o bendendir.
Buradaki TAAM deyiminin 25/7`de YEME kani KULU deyimine karşılık geldiğini görünüz (yekulutaame).
Şimdi, aklı başında olan biri TALUT`a şöyle bir soru sorsa; yav Talut, sen salak mısın oğlum? Haydi nehirden içmememiz gerektiğini anladık, yav nehiri YEME nasıl olacak?
İşte, eğer Talut cümleyi şu şekilde kursaydı ''içen benden değildir, bir kaç avuç dışında içmeyen bendendir'' işte o zaman manada sıkıntı olmayacaktı. Oysa Talut, içen benden değildir, bir kaç avuç dışında YEMEYEN bendendir diyor..!
Burada neyi anlatmak istediğini soruyor..!
İşte Allahın dinine hizmetkar olanlar TALUT`un cümlesinde kullandığı NEHİR deyiminin aslında bilinen manada NEHİRİ kastetmediğini, DUBUR manasını bularak söylüyorlar.
Bu çok zor bir iş.
Deneme yanılma metodu ile doğruyu yakalıyorlar, işte buna İBTİLA-MÜBTELA denilir (innallah mubteliykum bineherin). Diğerleri ise işin kolayına kaçıyorlar, hemen NEHİR=SU`dur diyorlar. Talutun cümlesindeki TUZAĞI görmüyorlar.
İşte Talut, bir adamın dini olarak sağlam mı, çürük mü olduğunu böyle anlıyor. Yoksa bilinen manada SU, AKAN BİR NEHİR falan ortada yok.

NEHİR deyimini de kısaca yazalım; bir şeyden menfaatlenme girişimidir. NEHAR yani GÜNDÜZ diye bilinen deyimde bu deyimden türer.
NEHAR denilen şey ise; bir şeyden AŞİKAR bir şekilde menfaatlenme girişimidir. Her iki deyiminde çoğulu ENHAR`dır.
ENHAR ise; gerek gizli ve gerekse aşikar bir şekilde bir şeyden SÜREKLİ BİR ŞEKİLDE menfaatlenme girişimidir.
Kuranda Cennet tasvirleri esnasında ''altlarından ırmaklar akan cennetler'' diye bahsedilir. İşte burada EL ENHAR deyimi kullanılır. Lütfen Elenhar deyimine bindirdiğimiz anlamı bu ayette yerine koyup uygunluğa şahit olunuz. Yoksa bu ayetlerde anlatılan IRMAKların altımızdan akması değildir.

“KUR`AN ÇALIŞMALARIMIZ” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir