SÜLEYMAN

Yaşamın direği, olmazsa olmazı KUR`AN çalışmalarını bu bölümden okuyabilirsiniz.
Hemen hemen hergün yeni bir konu ya da konularla panomuz güncellenmektedir.

UMARIM İSTİFADE EDERSİNİZ. İYİ OKUMALAR.
OsmanFindikci
Moderator
Mesajlar: 74
Kayıt: 14 Haz 2016 23:49

SÜLEYMAN

Mesajgönderen OsmanFindikci » 11 Ağu 2016 15:30

Süleyman da İçimizdeki Reullerden biridir ve Güç Melekesidir.Diğer Resuller gibi içimizde yaşayarak bize Rabbialaemiyn’e uygun olmak kaydıyla her yönden (ilmi, iktisadi, siyasi, sağlık, Psikolojik, sosyolojik vs.) Güçlü olmamız gerektiğini telkin eder.

Kişi sahip olduğu gücü Allah yolunda kullanma gayreti içinde olursa, bu kişiye Süleyman Melekesi, eğer Allah’ın rızası dışında kullanırsa bu kişiye Saba Melekesi hâkim olur. Saba Melekesi Şems’e tapar Neml Suresi 27/24.
Şems deyiminin lisani anlamı “Güneş” olmasına rağmen kelime Eşşems ElifLamMimdiziliminde olduğundan Kuran İlmi’nde”Bir insanın herhangi bir alanda ya da zamanda ya da mekânda En Güçlü olması hisiyatını tarif eder”.
Şems de güç demektir ve insanın içinde Saba Melekesi bu özelliği ile Süleyman Melekesi'nin rakibidir. İkisinin de gücü eşittir Neml Suresi 27/16, 27/23.

Eğer Şems hissiyatımız Süleyman’ın elinde olursa bu hissiyat Rabbbilalaemiyn kıstaslarına uygun kullanılır ve kişiyi Erdemli bir insan yapar. Ama Saba Melekesi’nin eline geçerse işte o zaman gerçekte Haksız olanlar sadece Güçlü oldukları için Haklı olurlar. Bu da dünyada Hukuk ve Adaleti yok eder.
Bir insanın herhangi bir alanda ya da zamanda ya da mekânda En Güçlü olması ve kendini de böyle hissetmesi gayet tabiidir. Ancak buna istinaden kendisini haksız dahi olsa haklı görmesi ihtimaline istinaden Hüdhüd bu kişiyi uyarır.

Hüdhüd deyiminin banası ''Dön Dön'' demektir. Bu ihtimal söz konusu olduğunda Hüdhüd bu kişiyi, bu kişinin içinden ''Dön Artık Dön, Dön '' diye uyarır.
Eğer Uyarıya aldırış edilmezse bu kez Hüdhüd bu kişiden Mana âleminde ayrılır ve ona kişinin yaşadığı hayatta bir zamanlar kendileri Haksız olmasına rağmen salt gücüne istinaden Haklı görenlerin akibetlerinden haber getirir. Çünkü Kişideki Güç Sarhoşluğu bu tür insanların bu konudaki Akibetlerini unutur “O anda” aklına getirmez.İşte bu durum Neml Suresi 27/22’de ''Fekale ehatü biha lem tuhit bihi ve ci'tüke min sebein binebein yakıynin'' olarak yer bulur.

Güç Sarhoşu olan Süleyman bu konumda henüz bir hata yapmamıştır. Ancak yapması An Meselesidir. İşte Hüdhüd bu “An Meselesi” konumunda devreye girer.

Kim ki dünya hayatında sahip olduğu ya da sahip edileceği gücü hakk yolunda kullanır ya da kullanma gayreti içinde olursa bu kişiye Enfal yani Ödül olarak İfrit verilir. Bu şekilde bu kişi hasmının (nefis şeytan dünya hayatı, muşrikler munafıklar vs) planlarını ya da hilelerini ya da konumlarını Tahtlarını Bu İfrit sayesinde Sezinler ve gerekli tedbirlerini alır, işte Neml Suresi 27/39-40. ayetlerdeki Misil yazılım türünden Müteşabihlerin birbiriyle nikâhlanması ile bu ayetlerden çıkarılan sonuç budur.

Eğer İfrit’e sahip edilmemişsen sahip olduğun gücü Allah yolunda kullanmıyorsun demektir. Bunun karşılığında da rakip ya da rakiplerinin (nefs, Şeytan, dünyahayatı vs) sana karşı nasıl davranacaklarını önceden kestirebilme yetisine sahip olmazsın. Sahip olduğumuz her türlü gücü eğer Allah yolunda kullanırsak içimizdeki bie başka meleke olan İfrit,Cinnlenecek ve muhatabımızı görmesek bile bize muhatabımızın hal ve hareketlerinisezinlettirecektir.

El Hayl, Hayal, Hayalet deyimleri aynı terimden türer. Buna göre;Bir insanın belli bir amaca ulaşmak için Hayaler kurması ile bu kişiye hâkim olan hissiyata kuranilminde "El Hayl" yani "at'" denilir. Âl-i imrân Suresi 3/14, Enfâl Suresi 8/60, NahlSuresi 16/8, İsrâ Suresi 17/64, Haşr Suresi 59/6 ve Sâd Suresi 38/31

Hayal Dünyası Dar ya da Yetersiz olan insanlar hayatlarında başarılı olmazlar. HayalinMakul ve Mantıklı olması durumuna Enfâl Suresi 8/60'da Ribatilhayli denilir. İşte El Hayleğer Ribatilhayl olursa üzerine binen kişiyi alır ve onu adeta Uçurur. Böylece onu yaşadığı toplum ya da konumda Sıradışı yapar.

O halde bir insan Hayalgücünü kullandığında bu kişinin Hissiyat âleminde Güç melekesi olan Süleyman ile El Hayal yani Hayal yanyana getirilmiş olur. Ancak bu HayalgücününSâd Suresi 38/31'de bir sorunu vardır. O da El Hayl'in yani Atın 4 ayağı aynı anda yere basamamaktadır. Bu şekildeki ata ''Safinatülciyadü'' denilir.

Kuranilminde 4 rakamı bir şeyin sana menfaat sağlamasını verir. Eğer ata binmek ve onun sana menfaat sağlamasını istiyorsan bu atın Safinatülciyadü konumundan çıkarılıpRibatilhayli konumuna getirmen gerekir. Yani 4 ayağı da Yere Basan, Mantıklı Tutarlı Uygulanabilir Hayal ile Gücü biraraya getirmen gerekir. Eğer bunu yapamazsan ilk etapta hoşuna giden uçuk kaçık makuliyet ve mantıkıyetten yoksun yani Hubbelhayli olduğun buHayl istediğin kadar hoşuna gitsin senden uzaklaşacak ve Perde arkasına saklanacaktır. İşte bu durum "Hatta Tevaret Bilhicab" şeklinde Sâd Suresi 38/32'de yer bulur.

Süleyman, "Safinatülciyadü'" konumundan Ribatilhayli konumuna getirmek için bu Hayl'i tekrar gündemine alır. Bu durum Sâd Suresi 38/33'de '”Rudduha Aleyye” olarak yer bulur. Bundan sonra Süleyman’ın yapacağı şey bu Hayalin içindeki makuliyet ve mantıkıyete uymayan kısımların bu Hayl'den çıkarması yani içini boşaltmasıdır. Böylece El Hayl artık A'nakı ile yani Boynunu yere indirerek Süleyman’a teslim olur. Bu işleme yine Sâd Suresi 38/33'de "Meshan Bissuuki Vela'naki" denilir. Bu ayetteki ''bissuuki'' deyimiKuranilmi'nde bir şeyin Kısmı Olarak içinin boşaltılması olarak yer bulur. Bu manayı en iyi anlayacağımız ayet A’râf Suresi 7/57'deki ''Süknahü'' deyimidir.

Her zaman Güçlü olmak size zarar vermek için pusuda bekleyen muhtemel Sinsihissiyatlarınızı ya da size karşı bu hissiyatları besleyen yağcı, ikiyüzlü insanları size karşı gölgeler. İşte bu hissiyatlarınızı ya da bunları size karşı besleyen muhatablarınızı Net olarak anlayabilmeniz için Gücünüzü kaybetmiş gibi gibi bir takım eylem ve söylem içine girdiğinde bu muhatablarınız artık Şeytan'laşırlar ve size Dalış’lara geçerler. İşte bu durum Sâd Suresi 38/37'de "Veşşeyatiyne külle bennain ve ğavvasin" olarak Enbiyâ Suresi 21/82'de ise "ve mineşşeyatıyni men yeğusune lehu" olarak yer bulur.Süleyman aslında gücünden bir şey kaybetmez. Sadece kaybetmiş gibi görünür ve Dost yüzlü Şeytan'larını açığa çıkarır,İşte bu şekilde Dalgıç Şeytanlar Süleyman'ın emrine verilir.

En Neml, En Enamil deyimlerinin lisani anlamı “Karınca” olup, yazılımları ElifLamMim diziliminde olduğu için Kuranİlmi’nde anlamı “Bir insanın kendi yaşantısında küçülebileceği en üst seviye” şeklinde anlaşılır Âl-i imrân Suresi 3/119, Neml Suresi 27/18.

Örneğin, birine yanlış yaptığınızda o yanlış karşısında kendinizi oldukça ezik hissetmeniz En Neml’dir. Bu konumda olan kişiyi muhatabı o yanlış noktasında isterse ezer geçer, karşı koyacak durumda bile olamazsınız.

Âl-i imrân Suresi 3/119'da “onlar parmak uçlarını kemirirler” derken burada söz konusu olan şey meallerndirildiği gibi değildir. Bu ayette, bu seviyeye düştükleri için hınç besleme vardır.

Örneğin, karşılıklı iki kişi tartışırken biri diğerine tehdit edici şekilde konuşmaya başlamış olsun. Eğer muhatabı tehdit edene bir yumruk atar ve güç olarak etkisiz duruma getirirse yani o yumruk muhatabını ezip geçti ise yumruğa mazur kalan kişi karınca hükmüne girer. Yumruğu atan devamında yere düşeni istese ezer geçer, çünkü karşısında öyle küçülmüştür ki Gücü bile yetmemez. Süleyman Melekesi devam etmemesi konusunda telkinde bulunur.Aman dileyene kılıç sallanmaz! Yani insan bir noktada tamam diyorsa daha fazla üzerine gidilmez, zaten küçüleceği en alt seviyeye kadar küçülmüştür.

Süleyman Güç Melekemizdir ve "Sahip Olduğumuz Gücü" Rabbilalemiyn kriterlerine uygun olarak kullanmamızı telkin eder.

Tedebbür-Kuran İlmi

“KUR`AN ÇALIŞMALARIMIZ” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir