Adnan Oktar örgütü çöktü! Kedicik her şeyi itiraf etti!

Herkes gittiği yolu çek edecek. Benim gittiğim bu sohbet meclisi: 1-İslama uyuyor mu?, 2-Ehl-i sünnet mi ehl-i bid’at mı? Vehhabi seleficisi var, şiicisi var, mealcisi var, sahte peygamberi var, sahte mehdisi var. Muhammed aleyhisselam on dört asır önce söyledi: ”Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, yetmiş ikisi cehennemde.” Bunları kontrol edeceksin, çek edeceksin. Ben nereye gidiyorum. Ben kimden ilim öğreniyorum. Kedicik her şeyi anlattı: ”Çıplak namaz kıldırmışlar.” Biliyorsunuz, fetöcülerde üç noktaya bakarak namaz fetvalarını burada anlatmıştım. Askerlere, avukatlara, hakimlere fetva vermiş hocaları. Namazları üç noktaya bakacaksınız orada, olduğunuz yerde bakacaksınız böyle üç noktaya 1- kıyam, 2- rükû, 3- secde. Tesbihatları içinizden söyleyeceksiniz. Abdest almakta suya gerek yok, botları falan çıkartmaya gerek yok; duvara elinizi sürün, teyemmüm edin yeter. Gizleyin kendinizi diye Allah’ın dinini tahrif ettiler. Bunlar ne yaptı? Bunlar bir adım ileriye gitmiş Adnan grubu. Çıplak namaz kılabilirsiniz. Fantezinin bir üst kademesi artık. Fanteziler devamlı artıyor. Subhanallah! Allah’ım ya Rabbim. Milliyet’ten aldım bu haberi. Adnan hoca soruşturması bütün hızıyla sürerken bu yapıya ilişkin geçmiş dönemde açılan soruşturmalardaki bilgiler de ortaya çıkmaya devam ediyor. Adnan Oktar ve adamları hakkında açılan ancak 2013’de zaman aşımından düşen davanın dosyasındaki gizli tanık ifadeleri örgütün o dönemdeki faaliyetlerinde ışık tutar mahiyette. Biliyorsunuz, 2013’te buna bir daha açtılar. Şikayetler, toplamaya çalıştılar bilgileri, yeterli gelmedi. Yargıda bir çok hakimi ve avukatı olduğu için zaman aşımına uğrattı, farklı davalar açtı. Kendisine dava açanlar aleyhine. Zaman aşımına uğruyor, çakıştırıyor davaları, zaman geçiyor beş sene ve davalar düşüyor; sistemi bu. Bu olmasın diye bir daha bu sefer devlet yetkilileri daha sistemli, daha ince teknik takip yaptılar. İki yıldan beri araştırmışlar, bütün bilgileri, delilleri toplamışlar, bütün ifade ve şikayetleri birleştirmişler ve davayı şimdi açtılar. Ben üç dört tanesi okudum en çarpıcı olanı, en şaşırdığımı buraya getirdim gizli tanık ifadesi. Cemaatin içinde bir süre kalmış ve kaçmış. Bu soruşturmada üç numaralı gizli tanık olarak ifaden veren bir mağdur, Adnan hoca grubunun içinde kaldığı dönemde yaşadıklarını bütün ayrıntılarıyla anlatıyor. ”Telkinlere inandım.” İfadelerdeki detaylar yapılanmanın içendeki çarpık ilişkileri ve yapının nasıl işlediğini de ortaya koyuyor. Örgüte çocuk yaşta girdiği anlaşılan ve örgüt içindeki kırktan fazla kişiyle ilişkiye girdiğini söyleyen gizli tanığın ifadeleri şöyle. Bu kız örgüte giriyor çocuk yaşta sonra kırktan fazla erkekle ilişkiye giriyor. İfadeye başlıyor: ”On altı yaşımdayken sonradan Adnan hoca grubundan olduğunu öğrendiğim bir şahısla tanıştım.” ”Bana dini telkinlerde bulundu, ibadet etmem gerektiğini ve bu ibadeti herkes tarafından bilindiği şekilde değil de günde iki vakit; sabah akşam ikişer rekat halinde ve her rekatta birkaç kelime söyleyerek yapabileceğimi söyledi.” Sapıklık, bir. Normal, aklı başında bir müslüman olsa biraz sohbet dinlemiş, biraz kitap okumuş, biraz mürekkep yalamış bir müslüman olsa bu kendisine ibadet etmesi gerektiğini söyleyen kişiye ne der? Tamam. İbadet önemli bir şey yaratılış gayemiz. Peki, nasıl ibadet etmem lazım? Ne diyor: İbadet, böyle insanların yaptığı gibi değil günde beş vakit falan yok ibadet. Bu, yanlış. On dört asırdan beri gelen ibadet sistemi yanlış. Bizim hocamızın ve bizim yaptığımız gibi ibadet yapacaksın. Nasıl yapacağız? Sabahleyin bir namaz, akşamleyin bir namaz. Birkaç kelime bile şükretsen, orada bir şeyler söylesen sen namazlarını kıldın mı kıldın, Allah seni sever diyor. Bu kardeşimiz, bu kız kardeşimiz biraz akıllı olsa yahut da etrafından birisine danışsa ya böyle bir namaz var mı hocam? Bir mesaj gönderse ya. Kardeşim, böyle bir sapıklık yoktur, kaç. Size dünyada kim diyorsa ki namaz beş vakit değildir üç vakittir, namaz iki vakittir. Vallahi Allah’ın ve peygamberin yolundan sapmıştır. On dört asırlık dini değiştiriyor demektir. Hatta çırılçıplak da yapabileceğimi söyledi. Bak! Bak! “Senin kalbin temiz olsun, için temiz olsun yeter ki namazı kılmak iste, çırılçıplak bile olsan namazı kılabilirsin.” demişler. Peki, İslamiyet’in hükmüne bakalım. Bir kadın tesettürünü giydi namaz kılarken, biliyorsunuz, kadınlar dış elbisesi giyerler, hatları belli olmayacak şekilde giyinirler, saçlarının tamamı kapalı olmak zorundadır, saçının bir kısmı bile görünse namazı bozulur; iade lazımdır. Kadın, diyelim ki namaz kılarken namazı bitirdi. Bir baktı saçının bir kısmı açıkmış; aynada gördü, gider hemen namazını iade eder. Olay, bu kadar ciddi iken bu, ne diyor? Çıplak bile kılabilirsin, Allah ona bakmaz. Oooo ne kadar güzel. Sevgi dini. Bizim dinimiz sevgi dini. Vay be! Bana mantıksız gelmişti ama yapılan telkinlerle ben de buna inanmaya başladım. Başlangıçta mantıksız geliyor ama sonra devamlı telkin, öbür genç geliyor böyle söylüyor, biliyorsunuz, Adnan Oktar grubunda on beş yirmi tane genç var: kız tavlama grubu bunlar. Bunların tek bir işi var, çalışmazlar. Gençlere altlarına en kaliteli arabalardan Yahudilerden aldıkları paralarla (en büyük maddi desteği Yahudiler veriyor), birer tane en pahalı saat, en kalite takım elbiseler ve en üst kalite arabalar. “Bunlarla gezeceksiniz. Okul giriş çıkışlarına bakacaksınız, dershane giriş çıkışlarına bakacaksınız, özellikle zengin kızları, bunları tavlamaya çalışacaksınız.” diyorlar. On altı yaşında kıza gelmiş arabasıyla bir iki tur atmış, yemeğe çıkartayım, kahve içelim falan kızı tavlamış. Peşinden de dini yüzünü kullanıyor. Bu gibi yapılar insanların kalbine girebilmek için, etki edebilmek için dini kullanıyorlar. Hocam, neden din konusunda hassasız? Çünkü Allah bizi dini arayış içinde yarattı. Dünyanın neresinde olursan ol, hayatında hiç İslam namına, din namına bir şey duymamış ol, kalbinde bir yaratıcıya açlık hissedersin. Ruhunda var bu açlık, Allah bizi böyle muhtaç yarattı. Muhakkak bir arayış içindeyiz. Allah bize her şeyi vermiş olsun, bütün nimetler önümüzde olsun, tatmin olmayız. Çünkü biz Allah’a kulluk için yaratıldık. Bu, içimizdeki boşluğu ya hak din İslamı yaşayarak dolduracağız ya da böyle sapık sapık cemaatlere, tarikatlara gireceğiz ve ebedi hayatımızı helak edeceğiz. Erkek arkadaşımın telkinleri sonucunda kendisinin grubundaki diğer arkadaşlarıyla birlikte olmamın sevap olacağına inanmaya başladım. Arkadaşı şimdi buna ne yapıyor: üç gezme, beş gezme cinsel ilişkiye giriyorlar. Sonra, artık şimdi benim cemaatimdeki diğer erkeklerle de cinsel ilişkiye girmen lazım, bu çok sevaptır. Nikahsız bir şekilde cinsi münasebet zina mıdır? Kur’an’da büyük günahlar anlatılırken zinadan bahsedilir. Her günahtan kaçın der Allah. Her günahı yapmayın, haramdır, cezası vardır der, zina için sadece der ki: “Yaklaşmayın.” Kaçın falan demez, yaklaşmayın bile. Çünkü onun yanına yaklaştığın anda mıknatıs etkisinin, o cinsel çekimin seni içeri düşürmesi ihtimali çok yüksek olur ve düşersin. Hacısı, hocası bile düşer. Bu yüzden ne yapacaksın? Uzak duracaksın, yaklaşmayacaksın. Bu ne yapıyor? Bir kere o çocukla zina ediyor, artık bir kere kapı açıldı diyor, nasılsa bir kere zina ettik. Devamlı zinanın peşi sıra devamlı geliyor. Sonra onunla bitmiyor. Benim cemaatteki diğer kardeşlerle de zina et. Bunlar, senin ahiret kardeşindir. Çok büyük sevap kazanacaksın diyor. Hastalık kaptım. Bu dönemde arkadaş grubunun üyesi olan birçok kişiyle çeşitli şekillerde ilişkiye girdim. Çeşitli şekilleri artık hayal gücünüze bırakıyorum. Her şekilde ilişkiye girmiş. Bu ilişkiler sebebiyle cinsel hastalıklara yakalandım. Farklı farklı insanlarla. Neden İslam tek evliliği tavsiye ediyor? Hastalık kapmamamız için, sağlık açısından da bu en önemlisi. Allah, Kur’an’da tek eşliliği tavsiye eder. Çok eşlilik ancak bir ruhsattır. Sıkıntı olursa, hanımında bir hastalık olursa. Cinsellikten kesilirse zinaya düşmemen için adaleti sağlayabileceğine inanıyorsan ikinci bir hanım alabilirsin. Büyük şartları var, ağır şartları var. Bu yüzden yüz tane Müslümanın doksan sekizi tek eşlidir. Hastalıklara yakalandım. Tedavi gördüm. Bu hastalıklara diğer bazı kızlar da yakalanmıştı. Doktor, bu hastalığın sebebini çok eşlilik olarak açıklamıştı. Grubun içinde cariye olarak bilinen kızların evine gidip gelmeye başladım. Abi olarak nitelendirilen Adnan hocanın yazdığı iddia edilen kitaplar sürekli okutuluyordu. Ben on beş yirmi sene kadar önce (o zaman Adnan diye ismi yoktu, Harun Yahya diye isimler vardı. Kitaplar basılıyor ve ücretsiz dağıtılıyordu her tarafta.)… …elime bunun yedi sekiz tane kitabı geçti ve hepsini okudum. Kardeşler, kitapları tamamen ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarından, nakillerinden oluşuyor. Ehl-i sünnet alimlerinden ne okuduysam bunun kitaplarında da nakilleri gördüm, hep oradan almış, alıntılar yapmış. Hiç bize aykırı bir şey yok. Ama son dört beş seneye geldiğimizde adam tamamen bir evrim geçirdi, cemaat tamamen bir evrim geçirdi ve dış güçlerin maşası haline geldi tamamen. Kardeşler olarak nitelendirilen grubun evlerinde de sürekli ilişkiler oluyordu. Buradaki falanca falanca adlı kızlar da aynı şeyi yapıyorlardı. Tevrat, Antalya’dan çıkacak. Adnan hocadan yüz senede bir gelen kurtarıcı olarak bahsediliyordu. Biliyorsunuz, kendi cemaatinin içinde bu adama ne diyorlar? Mehdi. Spiker diyor ki buna: “Sen, mehdi misin?” “Hayır ama öyle diyorlar.” diyor. “Ben mehdiyim demiyorum ama bana da öyle diyorlar” diyor. “Bakın mesela alnım şöyle, gözüm böyle, duruşum şöyle.” diyor. Yani ben istemem ama yan cebime koy demek gibi. Ben demiyorum mehdiyim ama sen diyorsan da olur yani, olur yani. “Ne bir ayete uyuyor ne bir hadise uyuyor, ben mehdiyim.” diyor. Yüzyılda bir gelen kurtarıcı! Erkeklerle ilişkilerin kardeşlere ve Adnan hocaya itaatin bir gereği olduğu, bunun bir hizmet olduğu ve karşılığının da öbür dünyada görüleceği söyleniyordu. Fetöyü hatırlayın. “Halkı öldürürseniz hem onlar şehit olur hem de siz, bu öldürmenizin karşılığında öbür dünyada büyük mükafatlara nail olacaksınız.” demediler mi bunlar on beş temmuzda? Emirler gelmedi mi komutanlarından? Büyük mükafat var, öldürebildiğiniz kadar öldürün. Tankların altında yüzlerce adamı ezmediler mi bunlar? Arabaları falan eziyorlar, o görüntüler gözümün önünden gitmiyor. Koca tank arabanın üstünden geçiyor, arabanın yarısında insanları eziyor, öbür yarısında kalanlar ezilmiyor. Sağ tarafında ezilen arkadaşını görüyor, paramparça olmuş, tank ezmiş. Bunları, Allah rızası için yapıyorlar kardeşler! Tıpkı vehhabi seleficilerin Allah rızası için canlı bomba olması ve müslümanları katletmesi gibi. Allah rızası için! Onların arasından ayrılanın da cehenneme gideceği söylenerek sürekli baskı yapılıyordu. Hangi cemaat size diyorsa ki: “Bizim cemaatten ayrılırsan cehenneme gidersin.” Bu, cemaat değildir artık. Artık mafyadır o. Mafya! Bu işi mafya yapar. Bizim gruba girersen bir daha çıkamazsın. Bunu mafya yapar. Dünyada sadece senin cemaatin mi var ya? Muhammed aleyhisselama tabi oluyorsa, onun ümmetiyse, ehl-i sünnet olan hangi cemaate gitse kurtulur. Kur!an ve sünnet bizi cemaatlere sevk eder her zaman ama ille bu cemaat demez. Kur’an ve sünnete uysun, bulun orada, kurtulursun. Ama orada anlaşamadığın bazı insanlar var, ayrılırsın başka bir cemaate gidersin. Kriter şudur: ehl-i sünnet olsun yeter, kurtulursun. Doğru yerdesin. Ama bulunduğun yer sana diyorsa ki: “Bizim cemaatten ayrılırsan ayvayı yedin, kesin cehennemdesin.” Sen, sapık bir yerdesin, sapık bir yerdesin. Grup üyelerine ağırlığın cinselliğe değil dini bilgilere verilmesi gerektiğini söylediğimde, abinin bu konuları daha iyi bildiğini, sadece itaat etmem gerektiğini söylediler. Şimdi kız da tereddüt ediyor: boyuna ilişkiye giriyoruz bu nasıl tarikat ya, boyuna zina yapıyoruz ya. Daha fazla biraz sohbet edelim, biraz bir şey yapalım, dini bilgiler konuşalım. Hayır, bizim hocalarımız bu işi daha iyi bilir, bunda büyük bereket var, sen gel benimle. Allah’ım yarabbim. Oyuncak ettiniz Allah’ın dinini, oyuncak ettiniz. Lüksün cazibesi. Evlerdeki koltuklar, genelde altın varaklı aynalar, plazma televizyonlar, şirketlerde de genelde deri koltuklar kullanılarak lüks ve cazip bir hava oluşturuluyordu. Özellikle yatak odalarında, yatağın karşısında aynalı bir dolap olurdu. Yatağın tam karşısında aynalı bir dolap oluyormuş. Kişinin kendi boyun bölgesi ve bazı mahrem noktalarına bakması haram kabul edildiğinden, bu bölgelerin ancak aynaya bakılarak görülebileceği söyleniyordu. Kendi boynuna bakması kişinin haram mıdır kardeşler? Değildir. İslamiyette böyle bir şey yok. Nereden çıktı bu? Ama aynadan bakıyorsan o zaman helalmiş. Yani kendi boynuna bakmak, kendi bazı bölgelerine bakmak haram ama aynadan bakıyorsan helal oluyormuş. Sapık sapık fetvalar. İslamı bilmezsen din uydurursun. Dine uymazsan din uydurursun. Bir gün Orta Doğuya hakim olunacağı, Antalya bölgesinden Tevratın en eski halinin çıkacağı, bunun da bizim kutsal kitabımız ile aynı olacağı söyleniyordu. Bak! Bak! Tevratı bekliyorlar. Kim bekliyor Tevratı? Gerçek Tevratın ortaya çıkmasını kim bekliyor? Yahudiler, şimdiki İsrail, Siyonistler. Bekliyorlar ki o ahid sandığını bulalım, gerçek Tevrat da orada olsun, dünyaya hakim olalım, onu bekliyorlar. Bu grup da kimin hizmetkarı? Yahudilerin hizmetkarı olduğu için, biliyorsunuz, canlı yayında otuz üçüncü derece italyanlardan masonluk beraatı almış bir adamdır bu. Otuz üçüncü dereceye herkesi getirmezler. Çok büyük fedakarlıklar yapmış olması lazımdır. Şimdi, bunların beklentisi ne? Antalya’dan Tevrat çıkacak, Kur’an’ın hükümlerini terk edeceğiz, Tevrata uyacağız ve dünyaya hakim olacak Adnan hoca cemaati. Kardeşler, abiyi hayvanlarla konuşurken gördüklerini söyleyerek onu gözlerinde büyütmeye çalışıyorlardı. Abi – Adnan hoca. Bir gün hocamız bahçede oturuyorken, yanındaki çıtırlarla çay, kahve içiyorken yanına bir kedicik geldi, küçük kedi geldi. Kedici kucağına aldı hocamız ve onunla konuşmaya başladı. İnanır mısınız, hocamız konuşurken kedi ağladı. Böyle böyle, saçma sapan kerametler uyduruyorlar. Etrafındaki insanlara da yedirmeye çalışıyorlar. Son paragraf: ince bel kontrolü. Evdeki beş kişiyle birlikte Adnan hocanın vani köydeki evine gittik. Gitmeden önce kardeşlerden birisi bana: “Açık, dekolte bir elbise giyerek gitmemi” söyledi. “Hocamızın karşısına çıkacaksın; normal bir elbiseyle çıkmaman lazım açık, dekolte, çekici ve alımlı olman gerekiyor.” demişler. Ancak ben kapalı bir kıyafetle gittim. Adnan hoca geldiğinde yine kardeşlerin telkiniyle ayağa kalktım. Adnan hoca oturduğu yerden beni yanına çağırdı. Elleri ile bellerimizin inceliğini kontrol etti. Gelmiş, kızı yanına çağırmış, kıza bakmış, belini tutmuş eliyle: “hımm yeteri kadar ince olduğunu düşünmüyorum, biraz daha zayıflaman lazım.” demiş. İstediği gibi kontrol yapabiliyor kızlarla yani. Cansız mankenler gibi ve bu adama hoca diyorlar. Ve bu adama din önderi, dini önder diyorlar. Yıllar boyu televizyonunda ahlaksızlık satan bir adam. Dudağımı eliyle aşağı yukarı ittirip, ağzıma baktı. Almış dudağını, çekmiş şöyle aşağı yukarı, ağzının içene bakmış. Kitaplarını okumamızı, kardeşleri dinlememizi, şirket işlerinde yardımcı olmamızı söyledi. Bir kadın ve erkeğin yalnız oldukları zaman ilişkiye girmeleri yasaktı. Dikkat buyurun. Kadın ve erkek yalnız oldukları zaman ilişkiye girmeleri yasakmış. Yani teke tek kaldılar mı burada haremlik selamlık meselesi var, mahrem bir durum söz konusu; teke tek kalmaları yasak. Eeee. İlişki sırasında bir erkek odaya rahatlıkla girip çıkabiliyordu. Başka bir erkek girip çıkabilirse orada serbest. Bu sefer haramlık ortadan kalkıyor. Yani toplu cinsellik, toplu sex serbest ama teke tek olmaz. Bizim edebimize, ahlakımıza uymaz. Utanmaz herif. Ya böyle bir şey olabilir mi ya! Allah’ım neler duyacağım yarabbim ya. Bizi ailelerimizden soğutmak için ailelerimizin münafık olduğu söyleniyordu. Aynı usul kimde var bugün? Aynı usul. Ailen münafık, ailen müşrik, ailen kafir usulu kimde var? Vehhabi selefiler. İlk telkinleri ne? Senin baban, annen üç defa hacca gitmiş olmasına rağmen oy kullandığı için müşriktir, artık onlara itaat etmek zorunda değilsin, ayrıl onlardan, gel bize. Bir iki aylık bir eğitimden sonra seni Suriye’ye göndereceğiz, DAEŞ’in hizmetine gireceksin, şehitlik kesin, kesin şehitsin. Vallahi niyazi olursun. Şehit olmazsın. İslam düşmanlarının tamamı cehenneme gider. Daeş dediğimiz terör örgütü tıpkı pkk gibi, tıpkı fetö gibi batı menşeli, batının kulu kölesi bir terör örgütüdür. Tek amaçları vardır: İslam’ın parçalanması, bölünmesi ve son kale olan Türkiye’nin de Irak gibi, Suriye gibi paramparça olmasıdır. Amaçları bu. Elhamdülillah. Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı falan bunların planları bozduk. Daha doğuya doğru devam edeceğiz. Şimdi Münbiç var sonra daha doğusu var. Üç tanrıcıları, ateşe tapanları ve daeşlilerin tamamını temizleyeceğiz bu dünyadan, hepsini cehenneme göndermeyi Allah bu ellere nasip etsin inşallah. Amin Ya Mu’în. Birinin tercih edilmesi gerekirse kendilerinin tercih edilmesi gerektiği ancak aileler tarafından para verilir ve bu paralarda kardeşler için harcanırsa ailelerin sevaba gireceği anlatılıyordu. Şimdi aileler bunlara para veriyorsa, aileniz çok zengin olduğu zaman, size para verdiği zaman paraların büyük kısmını kardeşlerinize bölüştürün, onlara verin. “Bu, çok büyük bir sevaptır.” diyorlar. Adamlık dini diye bir kitapları vardı. Bizim için ölçü bu kitaptı. Dış dünyayla temasa geçmeye başladığımda, yaptığım şeylerin ne kadar korkunç şeyler olduğunu anladım. Bu şahıslarla irtibatı koparttım. Milliyet.com.tr nin haberi. Allahu Teala ne kadar içine düşmüş olan, tuzağa düşmüş olan müslüman erkek ve kız kardeşimiz varsa hepsini bu sahte tarikatlardan kurtarsın.

Tebliğ et!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir