Allah, bizi eğlence olsun diye mi yarattı?

İbadet edilmeyi sahipleniyor bizim Allah’ımız. Bu kadar nimeti sahiplendi, ondan sonra ibadet edilmeyi de sahipleniyor. Tamam, ben size bu kadar nimet verdim ama bir şey istiyorum. Bu nimetlerin karşısında bir şey istiyorum. Bak şimdi! “Görmedin mi? Göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, Güneş, Ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanlardan bir çoğu hep Allah’a secde ediyor.” (Hac, 18) Bu saydıklarımın tamamı Allah’a secde ediyor. “Bir çoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa artık ona ikram edecek yoktur.” (Hac, 18) Secde edenler, secde etmeyenler… İnsanların bir çoğu secde ediyor ama bir çoğu etmiyor, diyor. Etmeyenlere azap hak olacaktır, onlar azaba düçar olacaklardır. Yalnız ayetin başında Mevla ne diyor? Hayvanların tamamı, bitkiler, yer gök, her ne varsa bunların tamamı secde ediyor. Allah Teala bu ayette bizden ne istiyor? Secde edeceksin, secde edeceksin! Kapında, evine hırsız girmesin diye bekleyen köpeğin bana secde ediyor, beni zikrediyor. Eğer sen bana sece etmiyorsan o köpeğin sahibi olarak, sen o köpekten aşağıdasın. Yeşillik yedirdiğin ve daha çok süt vermesini istediğin koyunlarını koruyan kollayan çoban köpeğin, sana hizmet ediyor ey kulum! Ve o kulun sen bilmeden, farketmeden beni zikrediyor, bana secde ediyor. Sen ey çoban! Bana secde etmiyorsan, benim adımı anmıyorsan sen üzerine azabı almaya hak kazanmış bir adamsın demektir. Allah’ımız bize bunları beyan ediyor ve ibadet edilmek istiyor. Onun ibadete ihtiyacı yok, bizim ibadete ihtiyacımız var. Olay budur kardeşim. Amacı neymiş? Onu da anlatayım hem kapatalım. “Biz, gök ile yeri ve aralarındaki şeyleri boş bir eğlence için yaratmadık.” (Enbiyâ, 16) Bak bu, amaçsız olarak yarattı, diyenler var ya, bu ayet onlara kapak olsun. “Gökleri, yeri ve içindeki şeyleri boş bir eğlence olsun diye amaçsız olarak yaratmadık. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik elbette onu katımızdan edinirdik.” (Enbiyâ, 16-17) Yapacak olsaydık, böyle yapardık. Şimdi Allah Teâlâ diyor ki: Ben eğlenmek isteseydim, bu kadar gücüm, kudretim var. Yapmayı istediğim bir şeyi ‘Ol!’ diyorum ve oluyor. Eğer eğlenmek isteseydim katımdan eğlenirdim, kendime başka eğlenceler bulurdum. Ama ben yerleri, gökleri ve içindeki her şeyi yarattım. Bunu bir eğlence olsun diye amaçsız olarak yaratmadım, bir şey istiyorum, bir şey bekliyorum. Övülmek istiyorum, geçen hafta övülmeyi anlattım. Bir: Allah övülmeyi sever, onu övmek zorundayız. Kul olarak birinci vazifemiz bu. İki: Övülmeyi bir adım ileriye götürüp acziyetimizi beyan etmek zorundayız. Yağmur istiyorum Allah’ım. Senden çocuk istiyorum Allah’ım. Senden hayırlı iş ve rızık istiyorum Allah’ım. Senden âlim bir evlat istiyorum Allah’ım. Bu beyandır, acziyeti beyandır. Allah’tan istemek demektir. Bir kul ki istemiyor, kendini müstağnî görüyor, ihtiyaçsız görüyor; bu kul ilahlığını iddia ediyor, demektir. Bir kul ki acziyetini beyan ediyor ve benim sana ihtiyacım var, senden isterim ancak senden isterim… “İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn.” (Fâtiha, 5) “Ancak senden ister ve senden yardım dileriz.” diyorsa bu kul kendini müstağni görmüyor. Bu kul kendini kul olarak görüyor demektir. İşte Allah’ımız amaçsız olarak yaratmadığını bu ayet-i kerime ile bize dillendiriyor. Mevla Teâlâ; uyanmamızı, anlamamızı, idrak etmemizi ve yaşamamızı bize nasip etsin. (Amin) Amin.

Tebliğ et!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir