Aşk, yukarıdan aşağı olmalı…

Aşk iki türlüdür: Bir, yukarıdan aşağı. İki, aşağıdan yukarıya. Yukarıdan aşağı ne demek? Önce Allah Teâlâ’yı çok seveceksin. Sonra peygamber, sonra sahabe, sonra anne, sonra baba, sonra mürşitler, âlimler, veliler, kardeşler… Buna ne denir? Yukarıdan aşağı gelen aşk. En güvenli aşk budur. En güzel yol budur. Ama bir de aşağıdan yukarıya giden aşk vardır. Burada çok insan kaymıştır. Aşağıdan yukarıya giden ne demektir? Allah’ın bir kulu, Allah’ın başka kullarını sever. Ama bu sevdiği kul, Allah’ın sevmediği kul olduğu zaman sapıtıyor. Örneklerini verdiğim insanlar gibi sapıtıyor. Stalin’in kitaplarını okuyor, Darwin’in kitaplarını okuyor. Allah diye bir şey yoktur, din uydurmadır, din afyondur kitapları… Bu adamlara ilgi duymaya başlıyor ve bu adamları seviyor. Şu anda dünyada Stalin’e tapan insanlar var. Lenin’e, Darwin’e tapan insanlar var. Benim ilahım bu, diyor adam. Bunlar Allah’ın yarattığı kullar. Tuvalete gitmek zorunda olan, yemek yemek zorunda olan kullar bunlar. Ama bu kul, aşağıdan yukarıya bir aşk husule geldiği için, sevdiği kullar da Allah’a inanmayan kullar olduğu için sapıtıyor. Şu anda üniversite gençliğinin birçoğu komünisttir. Allah’a inanmaz. Kime inanır? Lenin’e inanır, Stalin’e inanır. Komünist bir kafaya sahip. Aşağıdan yukarıya gittiğin zaman ayağının kayma ihtimali yüksektir. Sen ne yapacaksın? Yukarıdan aşağı geleceksin. Ben Allah’ımı seviyorum. Sonra hanımımı seviyorum ama Allah’ımı sevdiğim için seviyorum. Hanımımın sevgisini bana Allah vermiştir. Allah Teâlâ Hazretleri ayeti kerimede buyuruyor ki: “O’nun delillerinden biri de kendilerine meyledip ülfet edesiniz diye kendi cinsinizden size eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve bir şefkat kılmasıdır.” (Rûm, 21) Bakın! Hanımımı seviyorum, diyorsun. Buradaki gelen kardeşlerin birçoğu evlidir. Bir kısmı nişanlıdır, sözlüdür. O insana karşı kalbinde bir sevgi var. Bu sevgi nereden geldi? Bakkalına gidip, “Kardeş, bana bir yarım kilo sevgi versene ya!” dedin mi? Bu sevgiyi Allah sahipleniyor. Sizi eş yaptım ben, diyor. Ve karşı cinse duyduğunuz sevgiyi kalbinize ben bıraktım. Ben bıraktım! Birbirinize olan muhabbetinizin tamamının kökeni bendendir. Bunu kalbinize ben verdim. O zaman siz ne yapın? Bu sevgiyi büyütürken beni unutmayın! “Seni bana sevdiren Allah’a hamdolsun.” deyin. Bunu demediğin zaman ne oluyor? Şaşırıyorsun! Şaşırıyorsun! Adam şarkı sözü yazıyor, şarkı sözü. Seni öyle sevdim ki taptım, taptım, sana taptım ey Ayşe! Şarkı sözü bu. Bir Müslüman bu şarkıyı dinlerse, dinlerken de ağzından bu cümleleri tekrar ederse ne olur? Elfaz-ı küfür işlemiş olur, kâfir olur. Sevgi bu, aşk bu. Samimi olması lazım, saf ve berrak olması lazım. Ama öyle değil. O sarmaşık Allah’ın istediği şekilde döşenmediyse o bela oluyor. O güzellik olmuyor, bela oluyor. Camlarını örten sarmaşıktan memnun kalmazsın. Neden? Güneş’i kesiyor. Tamam, sarmaşık duvarlarımı örtsün, sarmaşık ağacımı sarsın ama camlarımı örtmesin. Neden? Cam örtüldüğü zaman ışık kesilir. “Güneş girmeyen eve doktor girer.” sözü meşhurdur. Güneş evimin içine girecek, diyeceksin. O zaman birisine karşı bir sevgin varsa bu ilahi olmalı. “Kardeşim, seni çok seviyorum. Allah yolunda beraber gittiğimiz için.” “Kardeşim, seni çok seviyorum. Allah Kur’an’da: Mü’minlerin kalplerini birbirine ısındıran Allah’tır, buyurduğu için.” Ne buyuruyor Mevla Teâlâ? “Ey habibim, sen bütün dünyayı onlara versen, onların kalplerini birbirine ısındıramazsın. Mü’minlerin kalplerini birbirine kaynatan ve yakınlaştıran ancak Allah’tır.” (Enfâl, 63) Bir insanın sizi sevmesini istiyorsunuz. Onun sizi sevmesi için onlarca hediye aldınız. Allah onun kalbine size ait bir sevgiyi bırakmadıkça o sizi sevemiyor. Sevgiyi yaratan Allah’tır. Müslüman bunu bilecek ve sıralamayı buna göre yapacak. Buna göre yapmazsa sapıyor, aldanıyor, kandırılıyor.

Tebliğ et!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir