BİLİME İNANMAYAN İNATÇI ATEİST – Sokak Röportajı

Neden ateist oldun? – Nasıl ateist oldun? – Düşünerek, irdeleyerek – Dinin bana saçma gelmesi , gibi gibi faktörler yani – Tesadüfen mi oluşmuştur ben sana onu sormaya çalışıyorum – Tamamıyla tesadüf tamamıyla – Şimdi biz bu konu üstünde böyle birşey oldu,belki vahiyle mi geldi bilmiyorum – Mesela… – Şu an inandım – Insanlık yani neden var, nasıl oluştu, ne zaman oluştu … veya gelecekte dahi tekrar oluşacak mi , bununla ilgilenmiyorum ben – Bişeyin olduğuna inanıyorsun sen, nasıl oldu yani nasıl var? – Neden o, neden ben değil? Neden o ve bunun bi başı yok. Hani bunun bi başı yok yani. – Düşünürsem böyle yani, ben belki gerizekalıyım o zaman size göre – Yani bu mu kanıtımız yani? Kanıtımız bu mu? – Dini inancınız ne? – Beş dakika önce muhabbetini yapıyoduk – Ateistim – Ben de kararsızım , arada … – Yeni ateist – Yeni ateist – Şey, tebliğ mi yapıyordun? – Tebliğ mi yapıyorsun ateist olması için. – Neden ateist oldun? – Nasıl ateist oldun? – Düşünerek, irdeleyerek – Dinin bana saçma gelmesi , gibi gibi faktörler yani – Bununla, ama bununla herhalde ateist olmamışsındır. – Bi belli bi sebebi vardır yani. – Tesadüfi, mesela şöyle … – Yok öyle tesadüflere filan inanmam ya. – Tamamen istatistiksel yani – Peki sence evren nasıl oluşmuştur ? – Evren bence işte, şey tam bilimsel açıklamasını bilmiyorum, … ama güneşten kopan bi çok taşı, işte onun yörüngede sabit kalması, … … denk gelmesiyle oluşan ve bizler de bi bakteriden sonra türedigimize inanıyorum. – Yok en başından… – Aynen yani, bi bigbang oluştu, yani bunlar nasıl oluştu. – Tesadüfen mi oluştu? – Tabiat mı yaptı? – Veya bi yaratıcıyı , kabul ettiğimiz yaratıcı İslamın yaratıcısı değil de, başka bi yaratıcı mı var ? – Bu evrendeki düzen, intizam , tesadüfen mi oluştu sence? – Tesadüf – Düzeni kabul ediyorsun ama – Düzen … kabul etmiyorum, daha iyisi olabilir. – Yani mesela, mükemmel bir düzen , mesela insan vücudu . – Senin vücudun tamamen mükemmel diyorsun değil mi? – Aslında mükemmel değil, şu burun olmasa veya kulak olmasa … … şöyle bi delik olsa biz bu kulağın farkında olmasak o bize normal gelecekti. Ona mükemmel diyecektik mesela – Mesela o zaman mükemmel olmadığını savunuyorsan, daha mükemmel bir yüz yapman sana söylense nasıl yapardın? – Mesela gözünü nereye koyardın? – Ya onu bişey söyleyemem şimdi – Nasıl bişey, çünkü gözümüz alışmış yani – 25 senedir hayattayım, 26 senedir. – Mesela bilimsel olarak belli oranlar var ya, altın orandır, başka oranlar var. – Çizgiyle alakalı birşey yani o – Oranlara göre diyorum yani , bilimsel olarak nasıl olsaydı diye bakıldığında … … aslında insanın yüzü veya başka evrene baktığında bi altın oran aslında var yani. – Evet bilimsel olarak baktığında bi güzellik var … … ama benim düzenden kastettiğim bu güzelliklerden de bahsetmiyorum – Hani 4,5 milyar yıldır diyorsun , dünyamız var . – Yaklaşık 16 milyar, 15 milyar yıldır , tam belli olmamakla beraber evren oluşmuş. Doğru mu? – Milyar yıldır hareket eden , devam eden bi düzenden bahsediyoruz … … sence bu tesadüfen mi oluşmuştur? Ben sana onu sormaya çalışıyorum – Tamamıyla tesadüf tamamıyla – Tesadüfen olduğunu varsayalım, venüs bitkisi diye bi bitki var , biliyo musunuz venüs bitkisini? – Duydum ama bilmiyorum yani – Hani bu etobur bitkiler var ya hani , duymuşsunuzdur etobur bitkiler var. – Kapanıyo mu böyle ? – Aynen kapanıyo böyle, venüs bitkisi kendi içi kırmızı renkte ve bi koku yayıyor etrafa . – Ve bu da hayvanları çekiyor kendisine – Sonra kapanması lazım doğru mu bitkinin , hayvanları tutabilmesi için . – İçinde 5-6 tane anteni var , antenlere iki defa değersen ancak kapan kapanıyor – Bu da neyi gösteriyor biliyor musun? – Mesela bi yağmur filan yağdığında kapan kapanmıyor – Sadece içine bi hayvan düştüğünde kapan kapanıyor – Kapanlarda belli büyüklük ara bulunuyor … … ve o da tam ergenliğe ulaşmamış hayvanların , sineklerin o kapandan kurtulabilmesini sağlıyor. – Kapanın içinde sadece eti eriten bi madde bulunuyor. – Eti eritiyor, ve bitki kendine has besinini çıkartıyor. – Şimdi biz mesela böyle bir makine yapacak olsak etin bütün unsurlarını bilmemiz gerekir miydi? – Çünkü eti eriticeksin doğru mu? – Evet – Mesela şöyle baktığında, bi altını eritmek için kaç santigrad enerjinin olduğunu biliyoruz … … ona göre eritiyoruz, doğru mu? – Eti eritmek gerekiyorsa bunun nasıl bi metabolizmasının olduğuna sahip olmamız lazım, bilmemiz lazım. – Doğru mu? – Aynı zamanda sanattan da anlamamız lazım . Çünkü kırmızı renk kullanılmış, ve için de bi koku var parfümcü dükkânlarında belki satılmayan bi koku … … çünkü sadece sinekleri kendi besinlerini kendine çekiyor … … ardından bi bakıyoruz bu kapan bi hayvanın ne kadar büyüklükte ergen olduğunu … … ne kadar büyüklükte ergen olmadığını da bilmesi lazım . – Kapanlarda ona göre bi aralık bırakıyo, doğru mu? – Efsane bi kapan sistemi var, ancak iki defa değdiğinde kapan harekete geçiyor. – Ve bilirsin, seksen bin tane göz var bi tane sinekte … … saniyede seksen bin açı görebiliyor. – Yani bu ne demek, hani biz vuruyoruz kaçabiliyor ya … … vurduğumuzda kaçmasının sebebi bu aslında seksen bin tane göz. – Ondan daha hızlı bir şekilde kapanıyor. – Efsane bir şekilde aslında beraber ittifak etmiş maddelerden bahsediyoruz. – Peki sence bunların tesadüf olması biraz garip değil mi? – Çünkü onların hepsini bilmesi lazım dedik. – Tesadüf bence yine, yani onu bilemeyiz. – Belki oluşurken yaşıyor, öğreniyor. Yani zihin sonuçta beyin … – Beyin yok ama – Beyin olmadığını nerden biliyorsun? – Bitkilerde beyin yok yani , bilim bunu diyor. – Bitkilerde beyin olsa mesela sen şuan ağacı kesiyorsun doğru mu , hiçbir karşılık vermiyor. – Bu herşeyi kanıtladı mı, herşeyi mi kanıtladı? – Biz bilime göre ilerlemeniz lazım ya. – Yok tamamen bilime göre değil. – Düşünceyle ve mantık ta kurabilirsin yani. – Illa yani bilim sadece soyut , somut örnekler verir. – Mesela bi kalıntı bulur, onu şey yapar, kaç bin yıllık. – Mesela sen anlatıyorsun, evet hoş örnekler, olabilir. – Böyle şeyler var, yani bu mu kanıtımız yani? – Mesela güzel anlatıyorsun, konuşuyorsun, ama kimse bilmiyor – Aslında evrendeki her yerden bir kanıt bulabilirsin. – Sadece kendi vücuduna bakman yeterli. 50 ile 100 trilyon … – En büyük kanıt aslında az önce bunu konuşuyor olup sonra sana denk gelmemiz olabilir. – Mesela … – Şu an inandım – Ben tesadüf olduğuna inanıyorum – Yani böyle tamamen tesadüf yani şimdi 4,5 milyar yıl … … diğer varlıklar da var onlara özen gösterilmiş filan sağolsun. Insanlık … – Tesadüfen oluştu diyorsun ya , milyarlarca atom bulunuyor kainatta … … atom tarlası, hepsinin bi faaliyeti var, bi görevi var, çoğu cansızın da bi görevi var … … biz kainattaki bu düzeni bi yaratıcı yaratmadı diyelim – Ben de senin gibi düşüneyim, bi yaratıcı yaratmadı diyelim … … bu kainattaki tüm atom zerrelerine sen bu ilmi vermen lazım … … çünkü intizam ile iş görmek ilim ile olur. – Birşeyi düzenli yapmak istiyorsan , birşeyi güzel yapmak istiyorsan ilminin olması lazım. – Mesela Ben radyo-televizyon-sinema okuyorum … … sinemada bile belli şeylerin ilmiyle hareket edersin, yani intizam ile iş görmek ilim ile olur. – Şimdi evrendeki bu kadar intizam var, bu kadar güzellik var … … bu kadar iyi olay var, ve sen bi yaratıcıyı kabul etmediğinde … … milyarlarca atoma o yaratıcının bilmediği bilgiyi aktarmam gerekiyor. – Yani bi yaratıcıyı yok varsaysak ta, evrendeki bu ilimi, intizamı bi yok sayamayız, doğru mu? – Demek ki , bunları atomlar yaptı dememiz lazım – Anlatmak istediğim şey şu, siz tesadüfe inanmıyorsunuz, hani illa birşey var, bunu biri yarattı. – Tesadüfe, sen de başta dedin, ben tesadüfe inanmıyorum dedin ilk etapta – Tesadüfe inanıyorum dedim ben – Açalım kayıtlara bakalım – Tamam – Tesadüf dedim ben, ben tesadüf demedim mi? – Herşey tesadüf dedim ben – Evet – Tesadüflere filan inanmam , yok tamamen istatistiksel yani – Tesadüfen oluşması matematiksel olarak imkansız birşey – Hayır bak istatistiksel olarak da düşünüyorsun, hani böyle bi mantık kuruyorsun … … hani bu dünyanın ne kadar … – Sen dedin ya, mantık kurmamız lazım diye – … diye falan filan. Ama iste bakıyorsun Allah’ın varlığıyla alakalı bak istatistiksel olarak bakıyorum … … düşünüyorum, parçaları birleştiriyorum, benim aklıma yatmıyor yani. Bu kadar basit. – Ha nedir, iyi bir insan olmaya çalışıyorum kendi nezdimde – Onu ben sormuyorum, mesela tesadüfen olması aklına yatmış ya, aklına yatanı bize de aktarır mısın? – 4,5 milyar yıldır, mesela ortalama diyoruz hani, 3 aşağı 5 yukarı … … o zamandan günümüze kadar zaten böyle olduysa … … bak bundan sonra mesela benim düşünceme göre bin yıllık bi süreç düşün … … bence geçmişe göre belki bi milyarlık bi sürece eşit. – Gördüğüm kadarıyla. Çünkü teknoloji çağındayız , değil mi? – Ilerlemeye kat ve kat fazla olmuş yani – Şimdi biyokimyaya göre 4,5 milyar yıl, çok kısa bir zaman . Niye biliyor musun? – Birşeyin oluşabilmesi için belli bi zaman lazım, hani evrimsel süreçten bahsediyorsun ya … – Insanın oluşmasına yetiyormuş, öyle düşünebiliriz yani – Yok mesela, biyokimyaya göre evrimsel süreç ele alinir … … hani denilir ya bi bakteriden oluşması – Tabii bakterinin de oluşması lazım, proteinlerin , aminoasitlerin bir araya gelmesi filan. – Onlara girmeyeyim, şimdi bi baktığın zaman, 4,5 milyar yıl biyokimyaya göre çok-çok kısa. – Bi saniyelik bi zaman gibi, çünkü oluşması için çok-çok daha uzun bi zaman lazım. – Ve bu tesadüfî olayların devam etmesi lazım … … ve tesadüfî olaylarda uyuşmayan çöplerin de bulunması lazım evrende. – Tabii onları da bulamıyoruz evrende filan, belli şeyler var yani biyokimyanın alanına baktığında, … … matematiğin alanına baktığında tesadüfî oranlar çok saçma gelir aslında insana. Anladın mı? – Benim aslında amacım burda ya ben geliyim, Özkanı , Uğuru (?) da hadi müslüman yapayım filan … … böyle bi amacım yok. – Amacım inandığın iki üç metafor var , ve bu metaforlar bir-biriyle çakışıyor. – Eğer mantığı biz ortaya hakem alacaksak, mantığımıza göre de değerlendireceksek … … mantığımızı biraz objektif kullanalım. – O yüzden bunu bir araştırmanı tavsiye ederim, bi kanalımız da var Hayalhanem’in kartını da vereyim. – Tamam mı? Bekleriz müsait olursanız filan . – Yayınlayabilir mıyız videoyu? – Yayınlayabilirsiniz , bizim için bir problem yok. – Tamam, teşekkür ederim.


İngilizce

Why did you become an atheist? – How did you become an atheist? – Thinking, examining. – Religion is ridiculous to me, factors like this. – Was it formed by chance? I’m trying to ask you. – It’s a total coincidence. – Now we, if something like that happened on this subject, maybe it came from revelation. I don’t know. – E.g. I believe it now. – Why does mankind exist, how did it occur, when did it occur? or is it going to happen again in the future, I’m not interested in that. – You believe you have something. How was it? How did it exist? – Why him, why not me? Why him and it has no beginning. You know, that’s not the beginning. – Well, if I think about it, it is. Maybe I’m just an idiot for you, so it’s. – So this is our proof? Is that our proof? – What is your religious belief? – We were talking about it five minutes ago. – I am atheist. – I’m undecided. Between – New atheist – New atheist – Well, were you communicating? – You’re communicating for him to be an atheist. – Why did you become an atheist? – How did you become an atheist? – Thinking, examining.- Religion is ridiculous to me, factors like this. – With that, but you’re probably not an atheist with that. – So there must be a reason. – Coincidental, for example … – No, I don’t believe in coincidences. – So it’s purely statistical. – How do you think the universe came into being? I guess universe.. I don’t know the exact scientific explanation. but a lot of stones that are cut off from the sun, so that it remains in orbit, coinciding and we believe that we are derived after a bacterium. – No, from the beginning … – Exactly, there was a bigbang, that’s how it came about. – Was it a coincidence? – Nature? Or is there a creator, another creator, not the creator of the Islam we accept? -Do you think the order in this universe came into being by chance? -Chance – I don’t accept order, – Order.. – It might be better. – I mean, a perfect order, for example a human body. – You say your body is perfectly perfect, right? – It’s not perfect, if it weren’t the nose or ear … If we were not aware of this ear. It is a hole like that, it would come to us normal. We were gonna call it perfect. – For example, if you argue that you are not perfect, then how would you make a more perfect face? – Where would you put your eye? I can’t say anything now. – How is it, because we’re used to it. – I’ve been alive for 25 years, 26 years. – For example, scientifically there are certain ratios, the golden ratio, there are other ratios. – It’s something about the line. – According to the proportions, I mean, scientifically, whatever it is … .. actually there is a golden ratio when you look at the human face or another universe. – Yes, there’s beauty when you look scientifically … … but I’m not talking about these beauties I mean order. – You say 4.5 billion years, we have a world. – For nearly 16 billion, 15 billion years, the universe has not yet been fully established. Is it correct? – We’re talking about an order that has been moving for billions of years … .. do you think this happened by chance? I’m trying to ask you about it. – It’s a total coincidence. – Suppose, by chance, that there is a plant called a venus plant, you know the venus plant? – I heard it, but I don’t know. – You know these carnivorous plants, you know, carnivorous plants. Is it closing, like that? -just like that, the venus plant is red in color and emits a smell. – And that attracts animals. – Then the plant has to close, so is it true? For to hold the animals. – It has 5-6 antennas in it, but if you touch the antennas twice, the trap closes. – You know what this shows? – For example, the trap does not close when it rains. – The trap closes only when an animal falls into it. – There is a certain size break in the traps … … and it allows animals, flies that have not reached puberty, to get rid of that trap. – There is only a substance in the trap that melts the meat. – It melts the meat, and the plant extracts its unique food. – Now if we were going to build such a machine should we have known all the elements of meat? – Because you’re going to melt the meat, right? – Yes – For example, when we look at it, we know how many centigrade energies are there to melt a gold … … we melt it for it, right? – If it is necessary to melt the meat, we need to know what kind of metabolism it has. – Is it correct? – We also need to understand art. Because red is used, and there is a smell for it, a fragrance that is not sold in perfumer shops. …because only the flies attract their own nutrients … … then we take a look, this trap should also know how large an adolescent is and how large an adolescent is not. – He leaves a gap in the traps according to him, right? – There is a legend trap system, but the trap is activated when it touches twice. And you know, there are eighty thousand eyes, one fly can see eighty thousand angles per second. – So what does this mean, when we hit it, it can escape, this is the reason why it escaped, eighty thousand eyes. – So it shuts down faster. – We are talking about items that have actually allied together in a mythical way. – You think it’s a bit strange that these are coincidences? – Because we said they should know all of them. – I think it’s coincidence again, so we can’t know it. – Maybe he lives and learns while he is forming. So the mind is the brain after all .. – No brain, but – How do you know there is no brain? – Plants don’t have brains, science says this. – If there is a brain in plants, for example, you are cutting the tree right now, it does not respond. – Did this prove everything, did it prove everything? – We have to progress according to science. – Not entirely according to science. – So you can build thought and logic. – Science, in other words, science gives only abstract, concrete examples. – For example, it finds a relic, he does it, how many thousand years old. – For example, you are telling me, yes there are nice examples. – There are things like that, so this is our proof? – For example, you tell beautifully, you speak, but nobody knows. – You can actually find evidence from anywhere in the universe. – Just look at your own body. 50 to 100 trillion … – The biggest proof is actually talking about it, and then it might be that we come across you. – For example … – I believed right now I believe it’s a coincidence. – So it’s such a coincidence, now 4.5 billion years … … there are other beings, thanks for taking care of them. Humanity … – You say that it was formed by chance, there are billions of atoms in the universe … … atomic fields, they all have an activity, they have a task, most of them have a task … Let’s say that we and the universe did not create a creator. – Let me think like you, let’s say he didn’t create a creator … … you have to give this knowledge to all the atomic particles in this universe … … because it is through knowledge to do business with order. – If you want to do something regularly, you have to have knowledge if you want to do something beautiful. For example I am studing radio-television-cinema … … even in the cinema, you act with the knowledge of certain things, that is, it is through knowledge to do business with order. – Now there is so much order in the universe, so much beauty … … there are such good events, and when you don’t accept a creator … … I have to convey information to billions of atoms that that creator doesn’t know. – So even if we assume that there is no creator, we cannot ignore this knowledge and order in the universe, is it true? – So we have to say that atoms made them. – What I want to tell you is that you don’t believe in coincidence, you know, there is something, someone created it. – Coincidentally, you said at first, I said I don’t believe in coincidence at first. – I said I believe in coincidence – Let’s open the records. – Okay – I said coincidence, didn’t I say coincidence? – I said everything was a coincidence – Yes – I don’t believe in coincidences, no, it’s purely statistical. – It’s mathematically impossible to happen by chance. – No, look, you think statistically, you build such a logic … … how much of this world … – You said, because we have to logic – But you are looking at it, it is related to the existence of God, look, I look at it statistically … … I think, I put the pieces together, I don’t think so. It’s that simple. – What is it, I’m trying to be a good person by myself – I’m not asking him, for example, did you think it would happen by chance, would you tell us what’s on your mind? – For 4.5 billion years, for example, we say average, 3 down 5 up … … if it has been like this since then … … look after that, for example, in my opinion, think of a thousand year period … … I think maybe equal to a billion of processes compared to the past. – As far as I can see. Because we are in the age of technology, right? – Progress has been more and more. – Now it’s 4.5 billion years, a very short time, according to biochemistry. You know why? – It takes some time for something to happen, you are talking about the evolutionary process … – It was enough to form a human, so we can think so. – No. For example, the evolutionary process is handled according to biochemistry … … you know, it’s made up of a bacteria. – Of course, bacteria must be formed, proteins and amino acids come together. – Let me not enter them, when you take a look now, 4.5 billion years is very, very short compared to biochemistry. – Like a second time, because it takes a much, much longer time to form. – And these random events must continue … … and garbage that is incompatible in random events must also be present in the universe. – Of course, we cannot find them either. There are certain things in the universe, so when you look at the field of biochemistry, … when you look at the field of mathematics, random rates are ridiculous. Did you understand? – Actually my aim is here, i come in here and Özkan, Uğur let’s make them a Muslim. … I don’t have such a purpose. – My goal is two or three metaphors you believe, and these metaphors overlap each other. – If we are going to referee the logic, if we evaluate it according to our logic … … let’s use our logic a little objective. – So I recommend you to investigate this, we have a channel, let me give Hayalhanem’s card. – Okay? We are waiting there when you are available. – Can we publish the video? – You can publish, there is no problem for us. – OK thanks.


Almanca

Wie bist du zum Atheismus gekommen? Warum bist du Atheist geworden. – Durch Nachdenken. – Religionen kommen mir sehr sinnlos vor. War also alles zufällig? – Auf jeden Fall, alles Zufall. – Also stattdessen irgendwelche Propheten, die geschickt wurden sind.. – Jetzt glaube ich. [spöttich] – Warum gibt es die Menschheit, warum ist sie entstanden. – Wann ist sie entstanden, wird sie wieder entstehen. – Das interessiert mich alles nicht. – Du glaubst doch an etwas, wie soll das entstanden sein? – Wie kann es das geben? Warum gibt es das? Warum ich? – Es sind so viele Fragen, darauf gibt es keine Antwort. – Es gibt keine Antworten. – Wenn ich es überlege, dann ist es so. Also bin ich in euren Augen ein Dummkopf, was soll´s – Ist das unser Beweis? – Nehmen wir das jetzt als Beweis an? Woran glaubt ihr? – Wir haben uns gerade vor 5 Minuten darüber unterhalten, ich bin Atheist. – Ich bin noch in der Findungsphase. – Er ist auch Atheist. Versuchst du ihn etwa umzustimmen damit er auch Atheist wird? Wie bist du Atheist geworden, was hat dich dazu gebracht? – Durch Nachdenken. – Und der Tatsache das mir Religionen sinnlos vorkommen. – Solche Faktoren halt. Das meine ich nicht, wie bis du darauf gekommen darüber nachzudenken? Durch Zufall? – Nein, ich glaube nicht an Zufälle. – Das war eher rein logisch. Wie glaubst du also als Atheist ist das Universum entstanden? – Ich glaube durch.. ich hab die genaue wissenschaftliche Erklärung gerade nicht parat aber ich glaube – Ein Meteor – Ein Phänomen was durch den Meteor und seine Laufbahn entsteht – Und ich glaube daran, dass wir uns von bakteriellen Einzellern entwickelt haben. Wir reden nicht von der Evolution, sondern von dem was davor schon war Von dem Big Bang; wie ist er entstanden? Wie ist er entstanden? Zufällig? Die Schöpfung der Natur? Oder vielleicht einen Schöpfer, es muss nicht der Schöpfer im Islam sein, vielleicht auch ein anderer Schöpfer? Diese ganze Ordnung und Harmonie im Universum, wie ist sie entstanden. Glaubst du das sie zufällig entstand? – Ja, durch Zufall. Aber die Ordnung akzeptierst du? – Die Ordnung im Universum, nein. – Sie könnte besser sein. – Der menschliche Körper z. B. du würdest sagen er ist perfekt, das ist er aber gar nicht. – Wenn du deine Nase nicht hättest, oder deine Ohren und dieses Loch nicht hättest, dann würdest du auch dazu perfekt sagen weil du es anders gar nicht gekannt hast. Wenn du daran glaubst das der Körper nicht perfekt ist und die Aufgabe hättest ein perfektes Gesicht zu kreieren Wie würdest du dieses Gesicht gestalten? Wo würdest du z. B. die Augen platzierenden? – Okay, dazu kann ich jetzt nichts sagen – Ich bin schon seit 25 Jahren daran gewöhnt das mein Auge dort ist, wo es jetzt schon ist Es gibt doch wissenschaftlich Betrachtet eine genaue Achseneinteilung, einen goldenen Schnitt das alles im richtigen Anteil zueinander ist Ja, das mit den Strichen durch das Gesicht Ich meine nach diesen Anteilen. Wie würde dein Gesicht Aussehen, rein wissenschaftlich logisch betrachtet. Du siehst doch eigentlich im Gesicht, im ganzen Universum diese perfekte Einteilung Rein wissenschaftlich betrachtet gibt es da sehr viel Ordnung dahinter. Wir reden davon das die Erde seit 4 Milliarden Jahren existiert und erst seit 16 bis 15 Milliarden Jahren gibt es die Evolution. Stimmst du mir zu? Wir reden also von einer Weltordnung, die mehrere Milliarden Jahre durchgehen anhält und existiert Ich wollte dich fragen, ob du glaubst das dies zufällig geschieht. – Ja, alles Zufall. Dann gehen wir jetzt davon aus, dass es Zufällig passiert. Es gibt eine Pflanze Namens Venusfliegenfalle, kennt ihr sie? – Ich habe davon schon mal gehört aber ich kenne sie nicht. Es gibt doch fleischfressende Pflanzen, sie klappen ihre Blüten immer so zu Die Venus Pflanze hat im inneren ihrer Blüte eine rote Verfärbung und strahlt so einen Duft aus. Dieser Duft zieht die Insekten an und sie werden von der roten Farbe gelockt. Also setzen sie sich in den Blütenkopf. Jetzt muss die Pflanze sich ja nur noch schließen, um die Insekten verdauen zu können. In ihrem Blütenkopf hat die Venusfliegenfalle 5 bis 10 Sensoren, welche den Zuklapp-Mechanismus aktivieren, wenn sie zwei mal berührt werden. Aber bei Regen schließt sie sich nicht. Nur bei Insekten wird die Falle geschlossen. Es gibt in den Fangen der Venusfliege aber auch kleine Zwischenräume zwischen ihren Zähnen, durch welche noch sehr kleine Insekten hinaus gelangen können. Diese Größe haben vor allem die Insekten die noch am Anfang ihrer Entwicklung sind und sich noch zu ausgewachsenen Insekten ausbilden. In der Venusfliege wird die Beute dann so verdaut, das die Pflanze durch Proteine die Beute in ihre Bestandteile zerlegt und sich daraus tierisches Eiweiß als zusätzliche Nahrungsquelle zuführt. Nehmen wir an wir wollen eine Maschine nach diesem Konzept bauen. Müssten wir nicht erst die molekularen Bestandteile des Fleisches kennen, von jedem Insekten? Wir wollen es ja schließlich verdauen. – Ja. Wenn wir Gold schmelzen wollen, wissen wir ja auch, wie viel Energie benötigt wird, weil wir die molekularen Eigenschaften des Goldes kennen. Nehmen wir an wir wollen jetzt eine Pflanze bauen die Fleisch verdauen kann. Wir müssten also einen Stoffwechsel nachbauen. Auch einen Mechanismus, der dafür sorgt das für die Verdauung benötigte Enzyme immer hergestellt werden. Wir müssen aber auch eine Ahnung von Kunst haben, um die rote Farbe genauso akzentuiert einsetzen zu können. Sie hat auch einen Duft Wir müssten einen Duft zusammenstellen, den es so noch nicht in Parfümerien gibt, da es ein Venus-Pflanzen Eigener Duft ist, der Insekten anlockt Wir müssen auch beachten, dass die Pflanze durch die Größe der Fallen-Zwischenräume zwischen ausgereiften und jungen Insekten unterscheidet und die jungen dann frei lässt, damit diese weitere Nachkommen erzeugen können wenn sie fruchtbar werden. Es gibt auch ein ausgeklügeltes Fallensystem, was sich nur bei zweimaliger Berührung auslöst. Denken wir daran das eine einzige Fliege insgesamt 8000 Einzelaugen hat, sie kann also 8000 verschiedene Richtungen und Winkel beachten. Wenn wir sie versuchen zu verscheuchen, sind sie deshalb schon so schnell weg, bevor wir uns ihr auch nur nähern können. Und die Venusfliegenfalle schließt sich so schnell, dass keines der 8000 Augen das früh genug realisieren können. Wir reden hier eigentlich von einer perfekten Ordnung von Dingen, die zusammen ein ganzes bilden. Findest du es nicht komisch, dass diese ganze Ordnung zufällig entstanden sein soll? – Ich denke es ist Zufall. Vielleicht keine Ahnung, es könnte durch das Gehirn oder Bewusstsein so sein Aber die Pflanze hat kein Gehirn. – Woher willst du wissen das sie kein Gehirn hat? Sie hat kein Gehirn, weil es wissenschaftlich bewiesen ist, dass Pflanzen kein Gehirn haben Wenn Pflanzen ein Gehirn hätten, könnten wir auch nicht so einfach ernten oder einen Baum abholzen, sie würden dann ja etwas entgegen, was sie aber nicht tun. – Ist das jetzt die Begründung für alles? Sind jetzt alle Fragen damit beantwortet? Wir versuchen gerade mit der Wissenschaft weiterzudenken – Wir brauchen die Wissenschaft gar nicht, man kann sich vieles ja auch einfach logisch erschließen – Die Wissenschaft gibt ja nur einige greifbare Beispiele – Da ist was und es könnte so sein.. – Du redest und gibt seinige Beispiele, ja das könnte zutreffen, einiges könnte so sein – Ich meine ist das jetzt der Beweis? Du erklärst und redest wirklich schön aber Es ist nicht DER Beweis, es ist ein Beweis. Überall im Universum kannst du solche Beweise finden. Du findest sie selbst in dir, es reicht wenn du dir mal deinen Körper anguckst – Es ist schon irgendwie interessant, dass wir vorhin über solche Themen gesprochen haben und jetzt dir begegnet sind – Jetzt glaube ich – Ich glaube es ist einfach nur Zufall, totaler Zufall. – Keine Ahnung, 4 Milliarden Jahre.. es gibt auch andere Lebewesen die sich ja auch entwickelt haben Du sagst ja, dass du an den Zufall glaubst Es gibt Millionen von Atomen im Universum, alle mit einer unterschiedlichen Eigenschaft, mit unterschiedlichen Eltekrtonegativitätswerten und sie alle haben eine Aufgabe und bilden unterschiedliche Zellen und Gewebe. Alles in diesem Universum hat also eine Aufgabe, auch das, was wir als unbelebt bezeichnen Nehmen wir jetzt an, das diese perfekte Ordnung einfach so entstanden ist und tun so, als wäre sie nicht von einem Schöpfer durchgeplant, der uns durch die Wissenschaft diese Ordnung erkennen lässt Und ich denke jetzt mal so wie du, dass es Zufall ist Dann müsstest du doch, wenn alles zufällig wäre, jedem Atom sagen, was es später mal tun wird, weil selbst Atome der gleichen Sorte an der Entwicklung der unterschiedlichsten Sachen teilhaben Denn um etwas in der Welt ordentlich zu machen, brauchen wir doch genug wissen davon Um etwas 100% richtig oder schön zu machen, sollte man nämlich Wissen darüber besitzen. Stell dir vor ich würde Film- und Theaterwissenschaften studieren. Um einen guten Film zu produzieren muss ich doch erst einmal Wissen, was einen guten Film ausmacht, was man beachten muss,… Und jetzt gucken wir uns das Universum an, wo alles in einer perfekten Ordnung und in einem wunderbaren Gleichgewicht ist. Wenn alles schöne und ordentliche erst durch Wissen entstehen kann, dann muss es doch auch einen Schöpfer geben, der dieses Wissen zu jedem und allem im Universum besitzt. Selbst wenn wir behaupten es würde keinen Schöpfer geben und das abstreiten, so können wir ja nicht diese wunderbare Ordnung im Universum einfach ignorieren oder abschreiten. – Was ich damit sagen möchte ist folgendes; – Ihr glaubt nicht an Zufall, also seid ihr der Ansicht, das alles durch einen Schöpfer entstanden ist Du hattest doch auch am Anfang gesagt, dass du nicht an Zufall glaubst. – Ich hab gesagt, dass ich an Zufall glaube, wir können auch gerne noch einmal in den Aufzeichnungen nachgucken – Ich glaube nicht an Zufall, ich bin da eher logisch Dass das alles zufällig entsteht hat eine unendliche Wahrscheinlichkeit, mathematisch geht sie auf Null zu – Ich meine eher rein logisch Das finde ich auch, wir sollten ja logisch an die Sache ran gehen Ich überlege einfach rein logisch, ob es einen Gott geben könnte und denke nach und setze die Faktoren zusammen und irgendwie kann ich es mir nicht vorstellen, so einfach ist das – Ich versuche halt einfach ein guter Mensch zu sein, nach meinem Ermessen Darum geht es mir nicht, du kannst es dir ja vorstellen, dass alles zufällig ist Könntest du es uns auch erklären, damit wir es uns auch vorstellen können? – Wenn wir jetzt annehmen 4 Milliarden Jahre, ganz können wir uns ja nicht sicher sein, dann ist mein Gedanke, dass sich in den nächsten 1000 Jahren so viel verändern kann wie davor in einer Milliarde Jahren. – Wir befinden uns gerade in der digitalen Revolution. Die Veränderungen sind so viel mehr Laut der Biochemie sind 4 Milliarden Jahre eine nicht allzu lange Zeit, weißt du warum? Damit sich etwas entwickeln kann ist eine sehr lange Zeit notwendig für die evolutionäre Entwicklung. – Hat ja anscheinend für die Entwicklung des Menschen gereicht. Biochemisch sind 4 Milliarden Jahre wirklich nichts, vor allem wenn man sich die einzelnen Entwicklungsstufen anschaut. Wenn wir auf die Evolution gucken braucht es anfänglich ja erst einmal die Einzelle, aber damit diese entstehen kann sind auch so viele Faktoren nötig. Wir brauchen die Moleküle, die Entstehung der Aminosäure, die Zusammensetzung der DNA Es sind so komplexe Themen, auf das alles will ich jetzt gar nicht eingehen Ich möchte nur verdeutlichen das biochemisch 4 Millarden Jahre wirklich nicht lang sind, sie sind fast wie Sekunden aber trotzdem müsste in den 4 Milliarden Jahren alles im Gleichgewicht bleiben und dürfte nicht aus der Ordnung fallen Sowohl statistisch als auch mathematisch sind die Wahrscheinlichkeiten die man ausrechnen würde irrsinnig, es ist nicht möglich, dass die alles über all die Milliarden von Jahren zufällig und reibungslos verlaufen kann, da es aus noch Fehlerwahrscheinlichkeiten gibt Sowohl biochemisch betrachtet, als auch mathematisch betrachtet kommen einem die Wahrscheinlichkeiten zu gering vor. Mein Ziel ist es nicht dich hier zum Moslem zu machen oder das du zum Islam konvertierst. Du hast nur ein paar Thesen in deinem Kopf, welche miteinander kollidieren Wenn wir aber objektiv einfach logisch an alles ran gehen würden, dann würden wir auch logischere Schlüsse ziehen können. Deshalb empfehle ich dir, ein wenig zu recherchieren, was das Thema angeht. Wir haben auch einen YouTube Kanal, Hayalhanem, ich kann dir auch eine Karte geben. Falls ihr mal Zeit habt, würden wir uns sehr über einen Besuch freuen. Dürfen wir das Interview übrigens ausstrahlen? -Ja, kein Problem. Vielen Dank.

Medine’de Namaz Kılmak Bir Başkadır!

Efendimiz (asm)’ın mescidinden, Mescid-i Nebevî’den, Ravza-i Mutahhara’dan selamun aleyküm arkadaşlar. (müzik) Burası Efendimiz (asm)’ın mescidi. Burası en değerli yerlerden birisi, burası kainatın gözbebeğinin olduğu yer. Burası o kadar değerli ki o yüzden benim tavsiyem Mekke’ye gitmeden evvel önce Medine’ye bir uğramanız. Efendimiz (asm) ile dertleşmeniz, ona zaman ayırmanız, ona yüreğinizi dökmeniz, ona en güzel selamlarla, en güzel salatlarla muhabbetinizi ifade etmeniz, onunla bizzat konuşmanız çünkü Efendimiz (asm) burada, yanı başınızda olacaktır. Medine’de sabah bir başkadır. Burada Cenab-ı Hakk’ın cemali tecellisi olduğu için huzur hakim. Burası huzurun merkezi aslında. Yani kainatta buradan daha huzurlu bir yer bulacağınızı sanmıyorum. Gerçek manada imanınız ölçüsünde burada buram buram bir tatlı esinti, buram buram sabah ezanının ayrı bir tadı, buram buram öğle namazının ayrı bir serinliği vardır. Yani her namaz vaktinde kendine ait huzuru en mükemmel şekilde burada Medine’de hissedeceksiniz. Burada ibadetin lezzeti bambaşkadır. Genelde önce Mekke’ye gidenler Mekke’de bir namaz 100 bin namaz kadar sevaplı olduğu için ve orada sürekli tavaf, sürekli hareket olduğu için Medine’ye geldiklerinde sanki adeta bir dinlenme yerine geçmiş gibi rehavete düşebiliyorlar. Ama önce Medine’ye gelenler burada Efendimiz (asm) ile dertleşiyor ve burada Kabe’ye hazırlık yapıyor, kalben, ruhen Kabe’ye hazırlık yapmış oluyorsunuz. Tabiri caizse finale onu saklıyorsunuz. Efendimiz (asm) gibi, o da Medine’den Mekke’ye doğru hareket etmiş, umresini böyle yapmıştı. Dolayısıyla buranın önce bir tadını çıkarmak lazım. Özellikle benim Medine’de en sevdiğim vakit güneşin batmak üzere olduğu ikindi vaktidir. Şöyle bir bahçede oturursunuz, etrafınıza şöyle bir bakarsınız, adeta cennetten bir manzaraya bakıyormuşçasına hissedersiniz. Sanki baktığınız yer dünyaya ait bir yer değil, geçen insanlar sanki cennet insanları, sanki sahabeler hala yanı başınızdan geçiyor gibi hissedersiniz. Gerçek manada burada Medine’nin havası çok başka çok tatlıdır. Yani yaşamak için dünyada daha güzel bir yer var mı bilmiyorum yani. Gerçekten bizim için… Eğer Çınaraltı gibi böyle islama hizmet ettiğimiz bir yer olmasa herhalde düşünmeden gelip yerleşeceğimiz nokta Medine olacaktı, böylesine güzel. Efendimiz (asm) burada daha ne olsun. İnsan ondan ayrı kalmak istemiyor, onun yanı başında olmak istiyor, onunla konuşmak istiyor. Buraya gelince aklıma bir şey geldi. Selman-ı Farisi, Efendimiz (asm)’ın en yakın dostlarından biri; İlmi ledun’u, gizli ilimleri öğrettiği çok alim bir sahabe. Gerçekten Efendimiz (asm) ona çok değer vermiş. Mesela bir gün sahabeler, arasında oturup konuşurlarken Selman-ı Farisi şöyle bir ifadede bulunuyor: Her sahabe kendi kabilesini, kendi ırkını anlatıyor. Araplarda bu meşhurdur, kendi kavmiyle iftihar ediyorlar. Mesela birisi diyor ki: “ben Haşimoğulları’ndanım”, birisi diyor ki: “ben Abdimenafoğulları’ndanım”, şöyle faziletli işler yaptık, islam namına böyle hayırlı işler yaptık. Birisi diyor ki biz Evs’deniz, öbürüsü diyor biz Hazriç’teniz böyle şerefliyiz. Herkes kendi kabilesini anlatınca Selman’a soruyorlar; “Selman sen hangi kabiledensin?” Selman-ı Farisi onlara bakıyor, tebessüm ediyor, diyor ki: “ben Millet-i İslamiyet’tenim, benim milletim İslamiyet’tir” diyor. O kadar önemli bir şey söylüyor ki… O sırada Hz. Ömer kalkıyor, tekbir getiriyor, diyor ki: “Vallahi benim milletim de Selman’ın milletidir.” Kalbinde bütün müslümanların kardeşliğini hisseden esas milliyeti yakalamış olur. Esas kardeşlik Hucurat Suresi’nde söylediği gibi “Müminler ancak kardeştir.” Evet, biz müminlerle esas kardeşiz, birinci milliyetimiz aslında İslamiyet’tir. İşte o Selman-ı Farisi’ye Efendimiz (asm) diyor ki: “Selman benim Ehl-i Beyt”imdendir.” Kendi ailesinden kabul ediyor yani Selman-ı Farisi’yi. Bakın ne kadar önemli. Yıllar sonra Hz. Osman ile beraber yürürken öyle bir ağacı silkeliyor ve meyveleri yere düşürür. Hz. Osman’a dönüp soruyor: “Neden böyle yaptım Osman bilir misin” diyor. Hz. Osman diyor ki: “bilmiyorum, söyler misin neden yaptın?” Selman-ı Farisi şöyle bir geçmişe gidiyor, şöyle bir mazinin nefesini sanki ciğerlerine dolduruyor. Efendimizin hasretiyle o ciğerini doldurduğu havayı tekrar bırakıyor ve diyor ki: “bir gün Efendimiz (asm) ile böyle yürüyorduk. Yürürken Efendimiz (asm) bir ağacın dalını tuttu ve silkeledi ve yere yemişler, meyveler döküldü. Efendimiz (asm) sordu, dedi ki: “Ya Selman neden böyle yaptım bilir misin?”, ben de dedim ki: “Allah ve Resulu daha iyi bilir, neden böyle yaptınız Ya Resulallah?” Efendimiz (asm) dedi ki: “bir müslüman güzelce abdest aldığında, güzel bir niyet edip, dosdoğru bir şekilde namazını kılarsa günahları da bu ağacın yemişlerinin döküldüğü gibi dökülür.” İnşallah bizim günahlarımız da dökülür. Şimdi kiminiz Ankara’da kiminiz İstanbul’da kiminiz İzmir’de kiminiz Antalya’da güzelce niyet ederek dosdoğru bir abdest alıyorsunuz, dosdoğru bir namaz kılıyorsunuz, işte aynen öyle günahlarınız dökülüyor. Peki düşünün Medine’ye gelseniz bir namazın bin namaz kıymetinde olduğu, yani iki rekat namaz kılıyorsunuz ya tıpkı iki bin rekat namaz kılmış gibi sevap kazanıyorsunuz. Acaba Ankara’da namaz kılan kardeşimin namazıyla döktüğü günahları şöyle bir düşünecek olursak bu Medine’de acaba ne kadar daha fazladır! Rabbim gelip burada, Medine’de, Efendimiz (asm)’ın yanında namaz kılıp yüz bin kat daha tesirli bir namaz kılarak günahları dökmeyi ve yüz bin kat daha fazla sevap kazanmayı bizlere nasip eylesin inşallah. Evet, burada yaşandı her şey, burada Efendimiz (asm) sahabelerine ders verdi ve burada Efendimiz (asm) son nefesini verdi. Burada Hz Aişe, Efendimiz (asm)’ın vefatını ilan etti, haykırdı. Burada yaşandı her şey. Evet, Efendimiz (asm) belki 632’de vefat etti ama hala taptaze hala kalplerimizde dipdiri ve hala burada bütün tasarrufuyla bütün maneviyatıyla bütün ruhaniyetiyle burada. İşte ben artık lafı daha fazla uzatmayayım. Zaten sosyal medyada binlerce mesaj geldi, mesaj yağıyor sürekli. Herkes Efendimiz (asm)’a selam yolluyor. Şöyle bir şey yapalım mı; İsterseniz ben ekrandan çekileyim, Efendimiz (asm) ile sizi baş başa bırakayım, kendi selamınızı kendiniz iletin. Buyrun (ses)

FLÖRTÜMLE EVLENENE KADAR GÖRÜŞMEME KARARI ALDIK!

Bir tane hidayet mesajı okuyayım. Hem duamızı yapalım. “Hocam, iki aya yakındır sizi izliyorum. Sohbetlerinizin %40’ını izlemişimdir. Ve bir aydır da namaz kılmaya başladım.” Allah’a şükürler olsun. %40! Youtube kanalımızda beş bin tane videomuz vardır. Bu kardeş %40’ını izlemiş, elhamdulillah. İlme kendisini çok iyi vermiş. “Bir aydır salı günleri sohbetinize gelmekteyim.” Hamd olsun. Demek ki o dönemde sohbetimize de gelmiş. “Ortalama iki buçuk senedir görüştüğüm bayan arkadaşım var. Ve flörtün tam anlamıyla haram olduğunu idrak ettikten sonra dün yine sohbet sonrası, arkadaşımla evlenene kadar görüşmemeye, konuşmamaya karar verdik.” Elhamdülillah, flört zinasından da, flört belasından da bu kardeşim kurtulmuş. İlmi olmasaydı, sohbetlere gelmeseydi idrak edemeyecekti, anlayamayacaktı. Sohbete geldiği için, öğrendiği için son vermiş. Allahü Teâlâ hakkınızda hayırlısı ise, sizi ilerde evlenebileceğiniz, yuva kurabileceğiniz dönemde birleştirsin kardeşim. Sana böyle dua ederim. “Görüşmemeye, konuşmamaya karar verdik. Çünkü şu an için maddi ve manevi engellerimiz var.” Şu an için engellerin varsa, sen bu kızı isteyemeyeceksen hemen kopartacaksın. İleriye tehir edeceksin. “Bir yıl sonra şu zaman sana yazacağım.” diyeceksin. Durumun var mı, yok mu? Yoksa yine bir sene daha görüşmeyeceğiz, diyeceksin. Kıza talip çıktıysa o da durumunu bildirecek. “Talip çıktı, sözlendim. Olay bitti, bir daha beni rahatsız etme.” Bu olay bu şekilde kapanacak. Flört gitmeyecek. Sen zaten iki yıl içinde, dört yıl içinde evlenme durumun yoktur. Hâlâ okuyorsun. Kızla evleneceğim diye birbirinizi niye oyalıyorsunuz? Niye şehvetlerinizi tatmin ediyorsunuz? Bu bir nefs oyunu, şehvet oyunu. Flört dönemi… Nefsinizi tatmin ediyorsunuz, şehvetinizi tatmin ediyorsunuz. Evleneceğim yalanlarıyla birbirinizi kandırıyorsunuz. Üç yıl dört yıl bu şehvet oyunları süregidiyor. Zina, flört gırla gidiyor. Sonra kopuyorsunuz, ayrılıyorsunuz. Ve iki tarafta yaralı, parçalanmış bir şekilde hayatına devam ediyor. “Çünkü şu an için maddi ve manevi engellerimiz var. Yaza inşallah bu iş olacak. Sizden Allah nice nice razı olsun.” Amin kardeşim. “Sizi, Peygamber Efendimiz’e Rabbim komşu eylesin.” Amin sevgili kardeşim. “Şimdi sizden, ikimiz için bolca dua istiyorum.” Duanızı yaptım kardeşim. “Bizden duanızı esirgemeyin. Salı günü görüşmek dileğiyle. Allah’a emanet olun hocam.” Tabii bu hidayet mesajları çok geriden geldiği için, aylar önceden geliyor bazen. Ramazan geçmiş beş altı ay, ben ramazan hidayet mesajını o anda okuyorum, altı ay sonra okuyorum. Çünkü çok fazla birikmiş hidayet mesajı var. Ben sırası gelince, sıraya koydum. Karışma olmasın diye o şekilde okuyorum. Dolayısıyla sohbete geldiği dönemden bir hidayet mesajı bu. İnşallah, önümüzdeki salı değil ama ramazandan sonra, bayramdan sonra Allah nasip ederse, biraz rahatlarsak tekrar ilim meclisimizi açtığımızda, o salı seninle görüşürüm. Ve bana bu konuşmamızı hatırlatırsan kardeşim, sana güzelce bir sarılırım. Bir daha yüzüne güzel bir dua yaparım. Allah yuvanızı harekete geçirsin ve sizi nikahlandırsın, diye güzel bir dua yaparım kardeşim. Allah dualarımızı kabul etsin. (Amin) Gecemizi bereketli kılsın. (Amin) Bir dua edelim, hatimler var. Yasinler var, zikirler var. Bunların duasını yapmamız lazım bu gece için. Hastalarımız çok fazla benden talepte bulundu. Bu kardeşlerimiz için dua etmemiz lazım. Siz de “amin” diyeceksiniz kardeşler. Amin Elhamdülillahi Rabbil’âlemîn. Essalâtü vesselâmü alâ Resûlinâ Muhammedin ve ala Âlihî ve Sahbihî ecma’în. İlahi Ya Rabbi, Allah’ım, Efendim! Ya Rabbel Âlemin! Senin rızan için buraya geldik. İlim halkamızı, ilim meclisimizi kurduk. Bizlerden razı ol, hoşnut ol Allah’ım. (Amin) Hayatımızın sonuna değin, bize emekliliği nasip etme ya Rabbi! (Amin) Şu güzel işten, şu ilim öğrenme ve öğretme işinden, talebelikten ve hocalıktan bizi çekip alma Allah’ım! (Amin) Şu nimet üzere hayatımızı devam ettirmeyi ve son nefesimizi vermeyi bize nasip et ya Rabbi! (Amin) Allah’ım şu anda ülkemizin her tarafında ve dünyanın her tarafında Müslüman kardeşlerimiz, bu virüs belasıyla mücadele etmeye çalışıyorlar, hayatta kalmaya çalışıyorlar. Allah’ım sen en kısa zamanda, irade ettiğin en evvel, en acil, tez zamanda şu virüs belasını en başta ülkemizin üzerinden çekip al ya Rabbi! (Amin) Bizi eski rahatlığımıza, eski sıhhatimize kavuştur ya Rabbi! (Amin) Bu verdiğin beladan sonra ibret almayanlardan değil, ibret alan ve hayatına çeki düzen verenlerden et bizi Allah’ım! (Amin) Zinadan, fuhuştan, içkiden, kumardan, kulüpçülükten, faiz belasından bu milleti, bu devleti, bu ülkeyi kurtar Allah’ım! (Amin) Elimizi, ayağımızı bu pisliklerden çek ya Rabbi! (Amin) Nuh’un gemisini tekrar temizleyebilmeyi bize nasip et Allah’ım! (Amin) Ya Rabbi! Okuduğumuz ve anlattığımız şu ayet-i kerimeleri idrak edebilmeyi, kolay bir şekilde anlayabilmeyi ve yaşayabilmeyi, hayatımıza monte edebilmeyi bize nasip et Allah’ım! (Amin) Hastane köşelerinde şu anda can vermemeye direnmeye çalışan ne kadar Müslüman kardeşim varsa Şafi isminle tecelli et, hepsini şifaya kavuştur Allah’ım! (Amin) Başlarında bekleyen ya da evlerinde bekleyen, korku içinde evine sinmiş olan ne kadar Müslüman kardeşim varsa kalplerine iman nurunu ver. Şaban ve ramazanla beraber kalplerine ibadet etme isteği ver Allah’ım! (Amin) Bu insanlara namaz kılmayı kolaylaştır Allah’ım! (Amin) Bu insanlara zikretmeyi, oruç tutmayı kolaylaştır Allah’ım! (Amin) İslam’ı yaşamayı bu insanlara kolay kıl Allah’ım! (Amin) Nefislerini terbiye et. Şeytanlarını onlardan uzaklaştır Allah’ım! (Amin) Ya Rabbi! Bugüne gelinceye kadar okunmuş olan binlerce Yasin-i şerif var. Tebârake var, Amme var. Yapılmış olan zikirler var. Çekilmiş olan yetmiş binden fazla Tevhid var. Allah’ım! Okunmuş olan Hatm-i şerifler var. İnd-i ilahiyende bu kadar ibadetlerin, bu kadar okunmuş olan zikirlerin ve Kur’an ayetlerinin tamamını kabul et ya Rabbi! (Amin) Hasıl olan sevabın bir mislini en evvel Efendim Muhammed Aleyhisselam’ın ruhuna hediye ettim. Ulaştır, haberdar et Allah’ım! (Amin) Ebû Bekir Sıddîk, Ömer, Osman, Ali, Hasan ve Hüseyin Efendilerimiz’in ruhlarına hediye ettim. Sen vasıl et ya Rabbi! (Amin) Adem Nebi’den Efendim’e gelinceye kadar İslam’a hizmet etmiş bütün peygamberlerin ruhlarına ayrı ayrı hediye ettim. Sen ulaştır, vasıl et ya Rabbi! (Amin) Burada ellerini açmış Müslüman kardeşlerimin geçmişlerinin ruhlarına, ekran başında bizi izleyen Müslüman kardeşlerimin geçmişlerinin ruhlarına, hayattakilerin amel defterine hediye ettim. Sen ulaştır, haberdar et ya Rabbi! (Amin) Kabirlerinde azap gören hangi kulun varsa okunmuş olan ayetler hürmetine, azaplarını üzerlerinden kaldır Allah’ım! (Amin) Dünyada açlık çeken ne kadar Müslüman kardeşim varsa, ne kadar insan, kulun varsa hepsinin üzerindeki açlığı kaldır. Rızkımızı bol bol ver ya Rabbi! (Amin) Amin! Amin! Bi hürmeti Tâ-Hâ ve Yâsîn. Velhamdülillahi Rabbil alemin. El Fâtiha.

IŞINLANMA GERÇEKTEN OLDU

Bir yazı yazmıştım, bir kaç yıl önce bu mesele ile alakalı. Bu yazıyı nakletmeden geçemeyeceğim. Işınlanma… Şu anda dünyamızda ışınlanma mümkün mü? Hayır… Yapamadılar. Yani, hücreleri ayırabiliyorlar ama yok oluyor. Onu tekrar başka bir yerde var edemiyorlar. Teknik oraya kadar gelebilmiş değil. Peki bu kitap; bir nesneyi, bir cismi bir yerden başka bir yere ışınlayan bir adamdan bahsediyor mu? Bu kitapta bir adamdan bahseder: Süleyman Aleyhisselam’ın veziri Hazreti Asaf, Allah ondan razı olsun. İnşallah Rabbim nasip eder cennete gider isek ellerini öpmeyi Mevla bize nasip etsin. Öyle bir zat ki Allah’ın peygamberi Süleyman Aleyhisselam onun hakkında diyor ki: ”Dağların hareket edeceğine inanırım, Asaf’ın ayaklarının bu dinden hareket edeceğine inanmam!” O kadar güvenmiş vezirine! İmanı o kadar kuvvetli bir zat ki, bu dinden ve hikmetten ayakları bir karış hareket etmez, sabit! Böyle bir zat. Nakliyeci ve ışınlanma diye bir yazı. Kur-an’da bir melikenin tahtını bir ülkeden başka bir ülkeye göz açıp kapayıncaya kadar getirebilen bir adamdan bahsedilir. ”Kitaptan ilmi olan bir zat gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm.” Dedi. Neml Suresi. ”Kitaptan ilmi olan bir zat.” Allah Levh-i Mahfuz’dan ona bir ilim verdi. İlim ne? Herhangi bir nesneye dua ediyor, o nesne o ülkeden başka bir ülkeye gidiyor. Şu ilme bak! Burada sözü edilen kimse Süleyman Aleyhisselam’ın veziri olan Hazreti Asaf’tır. Allah’ın böyle bir gücü, günümüzde yaşayan bir kimseye verdiğini hayal edelim. Şimdi, o zamanda Süleyman Aleyhisselam’ın yanındaki zat a verdi bunu. Günümüzde böyle birisine verdiğini hayal edelim. Aranızdan herkes kendisine döndürsün olayı şimdi. Benim bir duam ile istediğim arabayı istediğim yerden istediğim yere getireceğim. İzmir’de arabaya bi bineceğim… İzmir’de ben bu arabayı beğendim, tamam, ekspertizini de yaptım arabada sorun yok. Hiç o 30 tane 40 tane arabayı bir yere götürmek için hamle yapmayacağım. Bir dua yapacağım arabaya araba tak İstanbul’da garajda olacak! Düşünebiliyor musun böyle bir şeyi! Vermedi Allah! Buradan kimseye vermedi bunu. Bu adam, bir nakliye firması kuruyor, ama tek başına çalışıyor. Böyle bir gücün olsa ne yaparsın ilk? Nakliye firması yaparsın. Nakliye firması kurarsın ama tek başına çalışıyorsun, tek kişisin. Kamyon yok, mazot yok, eleman yok, kira yok. Risk sıfır! Sıfır risk! Yorulmak yok, malın çürümesi riski yok. Kendisine getirilen her çuvalı veya her koliyi bir dua ile istenilen yere ışınlayabiliyor! ”Bunu buraya götür!” Diyorsun. Ptt gibi 3-5 gün bekletmek yok, para falan yok! Kapısına bir tır dolusu çanta getiriyorlar, tırı bir anda İstanbul’dan Sivas’a yollayabiliyor. Bu adam, bu özel yeteneği ile hiç sermayesi olmamasına rağmen bir kaç yıl içerisinde dünyanın en zengin adamları listesine girer mi girmez mi? En zengin adamı olur! Kargo ve taşıma şirketleri, kazançlarını dibe indiren bu adamı öldürmek için en yetenekli katilleri kiralamaz mı? Bu kargolar ne yapacak? Bütün millet bu adama gidecek. Bir mesajla ”Şu eşyamı buraya getirir misin, şu arabayı buraya getirir misin, şu evi buradan taşır mısın?” Tek mesaj! Adam da tak tak bir dua yapacak Allah Teala’nın verdiği kudret ile taşınacak. Şimdi, kimsenin kargo ile işi kalır mı? Kargocuya falan kimse gitmez! Bu kargocular ne olur? Aç kalırlar. Aç kaldıkları zaman ne yaparlar? ”Bu adamı nasıl öldürebiliriz?” Onun derdine düşerler. Hani bugün çıksa bir adam dese ki: ”Ben kansere çare buldum!” Beş gün yaşar! Bulsa bile kansere çare 5 gün yaşar. Altıncı gün, o kanser ilaçlarını yapanlar bu adamı öldürürler, yaşatmazlar! Tarihte bu vakıa lar çok görülmüştür. Çünkü çok büyük yatırım yapılmış, depolar kanser ilaçları ile dolu, kemoterapiler falan… Müthiş kimyasallar karıştırılmış ve büyük paralar akıtılmış. Bunların geri dönüşümü olması gerekiyor. Geri dönüşümü olabilmesi için insanların kanser yapılması lazım önce. Önce kanser yapacağız. Nasıl kanser yapacağız? GDO lar ile. Yedikleri gıdaların hepsine şırınga basacağız. Çok daha büyük olacak, lezzeti az olacak ama çok daha büyük olacak. Çok yiyecekler ve yaşam limitleri azalacak. Kanser yüzdeleri, o ülkelerdeki kanser yüzdeleri çok artacak! Son 10-15 senede ülkemizdeki kanser limitlerine bakın, yüzdelerine bakın. Onbeş sene önce Türkiye’deki kanser yüzdelerine bakın. GDO girdiğinden beri, destek gıdası girdiğinden beri kanser miktarları yüzde 400 artmış, yüzde 500 artmış vaziyette! Bu, açgözlülük! Açgözlülükten sebep kimyalarımızı bozuyorlar, DNA mızı bozuyorlar! Bir fareye bilim adamları deney yapmış, GDO lu gıda veriyorlar fareye, yanındaki fare kardeşine kankisine GDO suz veriyorlar. Fare 1 buçuk senede şişiyor, her tarafı şişiyor! Kanser, tümör… Tümör, GDO lu gıda yiyen farenin bütün vücudunu kapsıyor. YouTube da videosunu gösterdiler bana. İki tane fare, 1 buçuk sene… Biz bunu 40 sene yiyoruz 30 sene yiyoruz! Tabii ki 50 de 60 da tak hemen doktor kötü haberi sana vermiyor, imanın zayıfsa ”Bir arkadaşı çağırır mısın?” Diyor. ”Ben bi görüşeyim.” Diyor.”Onunla bi bir kaç taktik görüşeyim.” Diyor. Seninle konuşmuyor, kanser olduğunu yüzüne söylememek için. Yanındaki kişiye: ”Bu kişi kanser olmuş.” Diyor. ”İyi bakın, gönlünü yapın, gelsin-gitsin kemoterapi alsın, ama 100 hastanın 97 si gider.” Diyor. Bunu söylüyor. Böyle bir adam olsa, bu adamı yaşatmazlar! Süleyman onu, Melike’nin tahtını, yanında duruyor görünce dedi ki: ”Bu, Rabbimin bir lütfudur. Şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğimi sınıyor.” Hükmü ile sabittir ki Allah Teala böyle harikulade bir işi bir mucize olarak peygamberine vermemiş, bir keramet olarak peygamberinin baş danışmanına vermiştir. Şimdi, Süleyman Aleyhisselam ne istedi? Melike Belkıs’la bir savaş durumu ortaya çıktı. ”Ordumla beraber gidip ülkesini almak istiyorum.” Dedi. ”Ama… Belki savaşa gerek olmaya da bilir.” Dedi. ”Eğer, aranızdan birisi, Melike’nin tahtını buraya getirirse ben onu sarayıma davet edeceğim.” ”Tahtının buraya bir anda geldiğini görürse benim kuvvetimi anlar, adamları da öldürmemiş olurum. Tek bir hamle ile ülkesini fethetmiş olurum.” Diyor. Çok zekice bir hareket! Kim yapabilir diyor Süleyman Aleyhisselam, aranızda bunu kim yapabilir? Cinlerden bir ifrit diyor ki: ”Ben, gözünü açıp kapayıncaya kadar o tahtı sana getiririm.” Diyor. ”Belkıs’ın tahtını sana getiririm.” Süleyman Aleyhisselam diyor ki: ”Başka!” Hazreti Asaf diyor ki: ”Ben, Allah’ın izniyle getiririm.” Dediği anda tahtı yanında görüyor! Bak, gözünü açıp kapayıncaya kadar falan değil, o 1 saniyedir çünkü. Gözü açıp kapama 1 saniyedir, bir andır. Hazreti Asaf ise: ”Ben getiririm Allah’ın izniyle.” Dediği anda Süleyman Aleyhisselam bir bakıyor taht hemen yanında! Biz bir nimet ile karşılaştığımız zaman ne yapıyoruz? Biz, avam olarak: ”İşte bu bee, işte buu! En sonunda kazandım! Oldu bee! Üçüncü yazlığımı aldım!” Süleyman Aleyhisselam bir nimet ile karşılaştığı zaman ne yapıyor? Hemen gidiyor, secdeye kapanıyor ve diyor ki: ”İşte bu nimet; Allah, ben şükredecek miyim yoksa nankör mü olacağım diye bana verdiği bir sınavdır.” Nimetler de sınavdır kardeşler! Allah kulu 2 şekilde sınav eder: Bir, yokluk ile. İki, varlık ile. ”Hocam, ben varlık sınavı istiyorum!” Bak, öyle deme, öyle deme! Bütün gece kulüpleri ateistler ile dolu! Bütün gece kulüpleri! Ateist, Deist! Neden? Varlık, zenginlik adama müthiş bir kibir veriyor, artık o adamın Allah’a ihtiyacı kalmıyor, dua etmeye ihtiyacı kalmıyor! Neden insanlar Ateistleşiyor? En çok Ateist kimlerden çıkıyor? Zenginlerden! Varlıklılardan. En çok Ateist bunlardan… ”Ben bir şey istediğim zaman paramı basar ve alırım.” Diyor. ”Hiç Allah’a ihtiyacım yok!” ”Bugüne kadar hiç dua etmedim.” Diyor. ”Babam da zengin idi onun babası da zengin idi.” Bakın! bu varlığı isterken 10 defa düşünün! İmanı kaybetme riski de var! Bir zengin oluyorsun, Allah bir varlık veriyor önce sohbeti bırakıyorsun, sonra namazı bırakıyorsun! Namaz senin asli vazifen. Yemek yemek gibi. Bizim, bedenimiz için yapmamız gereken bir olay var. Her gün minimum 2 öğün sabah ve akşam yemek yemek zorundasın. Yemezsen, zulmetmiş olursun nefsine, zulmetmiş olursun. Allah, yemek yemediğin için sana azap eder! Çünkü, bu beden bir emanettir. Bakmak zorundasın! İki; Ruhunu da 5 kere beslemen gerekiyor. Nasıl bedeni beslemek farz ise, ruhu da namaz ile her gün 5 defa beslemek zorundasın. Bu da Farz-ı ayn dır. Ama sen bedenine olan ihtimamı gösteriyorsun, bırak 2 yi 4 defa besliyorsun. Dört öğün 5 öğün… Çerezler, meyveler gelip gidiyor, beş öğün yiyorsun. Eee peki ruh? Bedenin gıdaya ihtiyacı var da ruhun yok mu? O mekanizmayı da Allah yaratmadı mı? Onu da muhtaç yarattı. Tek aradığı şey Rabbine kavuşmaktır. Onunla teskin olmak, huzur bulmaktır. Ruh sadece Allah’a kavuşmayı ister, başka bir şey istemez! ”Hocam; bu gezmeler, eğlenmeler, yemeler, içmeler, şehvet tatmin etmeler… Bu hazzı kim alıyor?” Ruh almaz! Bu hazzı nefs alır. Bunların tamamı nefsi hazlardır. Kısıtlı bir şekilde az az helalinden vermek zorundasın. Vermezsen yine zulmetmiş olursun. Nefsinin de hakkını vereceksin. Ama helal yolla vereceksin. Helal dairesi keyfe kâfidir, yeterlidir. Hiç harama gitmeye gerek yoktur. Bedeninin ihtiyacını karşılayan sen, orada akıllı olan sen, neden ruhunun ihtiyacını karşılamıyorsun? O ezan her gün 5 defa seni çağırıyor! Neyin peşindesin? Allah’a kulluk vazifeni hatırlaman için illa başına musibet mi gelmesi lazım? Gözünü mü kaybetmen lazım? Bacağının sakat mı kalması lazım? Sakat kalınca hemen hocaları arıyor: ”Hocam ne yapmam lazım? Bu musibet bana Allah’tan geldi biliyorum.” Diyor. ”Dönmem lazım!” ”İlk adım ne olmalı?” Yaa illa musibet mi gelmesi lazım beni araman için? Nimet verdiği zaman Süleyman Aleyhisselam gibi olacaksın! Nimet geldiği anda: ”Allah beni nimet ile sınıyor.” Diyeceksin, secdeye kapanacaksın. Buna şükür secdesi denir, şükür secdesi. Muhammed Aleyhisselam’ın sünnetlerindendir. Herhangi bir güzel haber aldığınızda, soruyorum size, en son ne zaman şükür secdesi yaptınız? Hepimizin hayatında zor durumlar olduğu gibi, güzel durumlar da oldu. İyi bir haber aldın, keyifli bir haber aldın… Ne zaman şükür secdesi yaptın? Gittin bir abdest aldın, direkt kıbleye döndün Allahu ekber dedin secdeye kapandın: ”Allah’ım sana şükürler olsun bana bu nimetleri verdin.” Dedin. Ne zaman? Yok! Oleey, yumruk şov bilmem ne… Ama şükür yok! Yaratıcımız olan Allah, bu ışınlanma nimetinin bir benzerini inşallah cennette biz kullarına da verecektir. Allah bize nasip etsin kardeşler. Oraya bir kapağı atalım, gerisi kolay! Mesele oraya girmek zaten. Öyle ki o kul, canının çektiği herhangi bir şeye ”Ol!” Diyecek! ”Ol!” Allah’ımız onu var edecektir. Çalışmak yok, hamle yok! Cennette sadece ”Ol!” Diyorsun. Dünyada iken görüştüğü bir dostuna özlem duyunca onu ziyarete gitmek isteyecek, Allah onu gitmek istediği makama ışınlayacaktır. Bakın, ışınlama nerede var? Cennette var! Allah Teala bize nasip etsin inşallah. Ölmeden önce yapılacaklar listem var benim. Ölmeden önce yapılacaklar listem 45-50 madde böyle… Yedinci madde: Ata binmek. Allah’ıma şükürler olsun hafta sonu bunu yaptım. Dostum Hakan’ın çiftliğine gittim. Her türlü bilumum hayvan mevcut. Ama ben atı gözüme kestirdim. Çünkü listemin içinde at var. Bu ata benim binmem lazım! At da kumarbaz bir at. Jokeylerin kullandığı, bir çok yarış kazanmış, şöhretli, kumarlarda kullanılmış bir iddia atı. Emekli olmuş, bu kardeşim de almış bu atı çiftliğine koymuş. Arada üzerine biniyor, geziyor falan… Atı bir gördüm… Harika, çok heybetli bir at! Dedim ki: ”Ben buna binmem lazım, o maddeyi çizmem gerekiyor.” Birinci maddeyi merak eden kardeşlerim olabilir. Birinci madde de şu: Belinden bir iplik ile bağlıyorlar seni 500 metre yukarıdan aşağıya atıyorlar. Jumping diyor buna, jumping… Bungee Jumping kardeşler… Bu benim birinci fantezim. İnşallah bunu da yapacağım bak! Aranızdan çoğu yükseklikten korkuyor olabilir. Ben yüksekliği çok severim. En sevdiğim rüyalarım uçma rüyalarım. Rüyamda çok uçarım. Ama, dünya hayatında böyle bir uçma hiç yaşamadım. Uçakla gitmişliğim gelmişliğim çoktur ama üzerimde alet olmayacak, beni uçuran bir şey olmayacak. Ben yüksekten aşağıya atlayacağım. O duyguyu yaşamak istiyorum. Belimden bağlayacaklar, şehadeti getireceğim o anda… Ne olacağı belli değil! Yani gidebiliriz kardeşler! Gidebiliriz! Orada seni bir halat tutuyor! Her an gidebilirsin! Etrafımdaki kardeşler ile helalleşeceğim. Kamera da beni çekecek orada son mesajımı size vereceğim kardeşler ve 300 metreden yukarıdan aşağıya uçacağım! Şehadetler ile dualar ile beraber uçacağım inşallah. Bu birinci madde. Yedinci maddem benim, ata binmek. Dedim, ”Ben bu ata bineceğim!” Oradan, Hakan kardeşim dedi ki: ”Yaa” Dedi, ”Bu at çok haşin bir at, uzun zamandır da üzerine kimse binmiyor hocam. Bu ata sen binersen, bu at seni üzerinden atarsa bir tarafın kırılır sonra senin dervişler bizi keser!” ”Sohbete çıkamazsan bunlar bizi döverler!” ”En iyisi mi sen bu ata binme. Sev mev işte yanında dur, bir dua oku yeter.” Hayır! Bu fantezimi yerine getirmem gerekiyor. Bu fantezimi yapmam lazım kardeşim. Atın yanına bir gittim… Verdim Fatihayı, verdim kulhu yü… Verdim Fatiha yı verdim Kulhu yü… At oldu pamuk gibi! At pamuk gibi oldu kardeşler! Atın üzerine bindim, çok güzel bir tur attım. İnşallah videosunu kardeşler hazırlıyor orada görürsünüz. Güzel bir tur attım atın üzerinde. Fakat oradan atın sahibi Hakan kardeş de gaz veriyor bana. ”Hocam ne yaptın! Evliya gibi adamsın yaa…” Falan diyor. ”At” Diyor ”Bir sakinleşti, bir sessizleşti hocam!” Diyor yaa… Atın üzerinde bir gezdik öyle Elhamdülillah, o keyfimizi de yerine getirmiş olduk. Kardeşler! Bunlar Allah’ın nimetleri. Ben, yedinci maddeyi çizmek nasip oldu. Allah nasip ederse önümde bir 40 madde kadar daha var. Onları da ölmeden önce yavaş yavaş yerine getirmeye çalışacağım. İlk hedefim birinci madde, yukarıdan aşağıya atlamak. Sona kalsın diyor bak… Hacı abi diyor ki: ”Onu sona bırak!’ Yani ”Başına bir tehlike gelmesin, en son madde o olsun.” Diyor. Takdir ettim hacı abi tebrik ederim. Kur’an’daki; ”Cennette sizin için canınızın çektiği ve istediğiniz her şey vardır.” Haberi bunun bir delilidir. Herhangi bir şey istiyorsun… ”Allah’ım künefe istiyorum!” Tak, önünde künefe. Bizim Harun gibi 15 dakika, 20 dakika bekletmeyecek yani tak diye künefe önünde gelecek! ”Allah’ım kazandibi getir bana.” Tak, Allah kazandibi yaratacak! Bu, ışınlanmadır işte! Bu, ”Ol!” Deme nimetinin küçük bir mislini Allah’ın cennette kuluna vermesi… Yaa şu cennet için biraz çalışmaya değmez mi bee? Şu dünyada 70 metrekare bir daire almak için 20 seneni veriyorsun. Yetmiş metrekare daire, 400.000 TL! Yirmi sene çalışıyorsun. Beş tane patronun ağız kokusunu çekiyorsun her gün. Müdür, üst müdür, üst müdür… Müdürler bitmiyor. Beş patron! Allah diyor ki, bir tek patron var. Kainatı ben yarattım. Önce benim sözümü dinleyeceksin! Önce bana itaat edeceksin! Diğer patronlar sonra gelir. Ve ben sana dünyada hiç kimsenin veremediği bir şeyi vereceğim. En zayıf müslümana 10 dünya büyüklüğünde cennet vaat ediyor Allah Teala hadis-i şeriflerde. En zayıf müslüman… Diğerlerini varın siz düşünün. Devam ediyor yazı… Bu dünyada her insanın hoşlandığı ve zevk aldığı şeyler ayrı ayrıdır. Tüm bu farklı zevklerin ortak noktası şudur ki, hepsi geçicidir. ”Onlar cehennemin hışırtısını bile duymazlar, canlarının istediği nimetler içerisinde ebedi olarak kalırlar.” (Enbiya-102) Ayeti ise Allah’ın lütfu ile cennete giren kulların alacağı hazların geçici ve sınırlı değil, sonsuz olduğunu beyan ediyor. Cennete ilk girecek olan insanın kelimeleri ile teyit edeyim: Övgüler ve selam Muhammed Aleyhisselam’ın üzerine olsun. Efendimiz buyurdu: ”Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır.” Bir: Canının her çektiği, iki: gözünün her hoşlandığı şey… Bugün dünyada Avrupa’dan ülkemize bir sürü turist geliyor. Bunlar ne için geliyor? Görebilmek için… Bir şeyleri görebilmek için. ”Kendi ülkemden başka bir şeyleri görmek istiyorum.” Küçücük bir kara parçası… Bir ülke… Daha ötesine git, bir dünya… Ama, samanyolu galaksisi içerisinde bir nokta bile değil! Dünya, galaksinin içerisinde bir nokta bile değil! Diğer trilyonlarca galaksi içerisinde samanyolu galaksisi nokta değil! Bunu görmek için, sadece bu ülkeyi görmek için paralar veriyorlar. Binlerce euro paralar veriyorlar ve geliyorlar. Allah ise sana 10 dünya büyüklüğünde bir yer vaat ediyor. Biraz aklını başına alman lazım gelmez mi müslüman kardeşim! Biraz… Mevla Teala hazretleri bizlere izan versin, akıl fikir versin.

DÜNYA YUVARLAK DİYEN 3 AYET!

Şimdi dünyanın yuvarlak olduğuna dair üç ayet daha okuyacağım, hem o konuyu bitirelim. Mevla Teala Araf suresi 97-98’de iki ayet söylüyor bize. Allah için iyi dinleyin. On dört asır önce okuma ve yazma bilmeyen bir insana verdi. Övgü ve selam üstüne olsun. Normal bir adam bunu bilemez. Allah buyurdu; “kasabaların halkı geceleri uyurken onların gelecek baskınımızdan güvende midirler?” Kıyamet ne zaman gelecek bize? Habersiz bir anda, bir baskın. Buradaki kelime Allah’ın kıyamet için seçtiği kelime baskın. Kasabaların halkı güvende mi? Kıyameti o gece vermeyeceğimizden güvendeler mi? Diyor. Sonraki ayette… “yahut kasabaların halkı kuşluk vakti eğlenirken baskınımızın kendilerine gelmesinden güvendeler mi? Bakın bir halka gece vakti baskın verebiliriz diyor, bir hakla gündüz vakti baskın verebiliriz diyor. Bu neyi ima ediyor? Bu ayeti Kerime dünyanın yuvarlak olduğuna işaret ediyor. Çünkü bir yer gündüzse dünyada, tam tersi olan yer gecedir. Güneş aynı anda dünyanın tamamını aydınlatabilir mi? Aydınlatamaz. Bir tarafı aydınlatıyorsa muhakkak yüzde elli arka taraf karanlıktır. Burada kıyamet ansızın geleceği için ve aynı anda her iki tarafa geleceği için, bir tarafta gündüz olacak, bir tarafta gece. Her iki tarafada geleceği için Allah Teala bu iki ayette dünyanın yuvarlak olduğunu bize ispat etmiş oluyor, bizi delillendirmiş oluyor. Bu iki delil, bir tane daha delil okuyayım; “Ey cin ve insan topluluğu”, önce cinlere sesleniyor sonra biz insanlara sesleniyor. “Göklerin ve yerin kuturlarından geçmeyi gücünüz yetiyorsa hadi çıkın.” Kuturlar demek çap demek, çap oval daire demektir. Allah Teala bu ayette; “göklerin ve yerin dairelerinden çıkmaya gücünüz yetiyorsa haydi çıkın” diyor. Göğün dairesini ismi ne? Atmosfer. Birinci tabaka, dünyanın bir üst tabakası atmosferdir, sonda altı tabaka daha vardır. Yine Kur’an mucizelerinden bir tanesi, göğün üzerindeki yedi tabakadan bahseder. On dört asır önce, şu ayetleri, şu bilimsel ayetleri bir okusan iman edeceksin zaten ama vaktin yok. Filim izlemekten, zina yapmaktan, uyuşturucu çekmekten vakit bulamıyorsun. Bir okusan aciz kalacaksın mecbur iman edeceksin. “O göğün tabakasından çıkmaya gücünüz yeter mi?” diyor Allah Teala. Haydi yetiyorsa gücünüz çıkın atmosferden. Devam ediyor ayet; “çıkamazsınız, ancak bir imkan ile çıkabilirsiniz.” Nedir imkan? Bir teknolojik alet yaparsın, bir uzay mekiği kurarsın. Yer çekimi sisteminin verdiği güçle, fırlatma gücüyle ortadan kaldırırsın ve uzaya çıkartırsın. O kuturdan geçersin, yani o dairelerden, o çaptan çıkarsın bir üst kademeye, atmosfere çıkabilirsin. Ancak bir imkan ile çıkabilirsin, Allah Teala’ya geleceğe dair imkanların olacağına dair bu ayeti kerimede işaret ediyor. Neden Allah Teala daire diye hitap ediyor? Çünkü dünya bir daire, bir çap. Dünyanın üzerindeki gök katmanları da bir çap halinde.

EINSTEIN VE MUHYİDDİNİ ARABİ KÜRE TEORİSİ

Bakın, Einstein diyor ki: “Kainattaki her şey, kainata tabi olarak küreseldir.” Güneş yuvarlak mı? Mars yuvarlak mı? Jüpiter, Neptün, Satürn bunların tamamı yuvarlak mı? Gördüğün bütün yıldızların hepsi yuvarlak mı? Diğer galaksilere bakın. Hubble teleskobuyla galaksimizin dışına çıkıyorsun, diğer galaksilere bakıyorsun. Diğer galaksilerin tamamı da yuvarlak mı? Hepsi yuvarlak. Bunların tamamı yuvarlak da dünya düz mü olacak? Einstein da buna nispetle diyor ki: “Mükemmel olabilmesi için yuvarlak olmak zorunda.” En mükemmel şeyler kainatta yuvarlak olanlardır. Dolayısıyla yuvarlak olmak zorunda, diyor. Şimdi… Einstein’dan yedi yüz sene önce gelmiş olan bir Allah dostu, bir İslam âlimi: Muhyiddini Arabi. Fütuhat diye bir eseri var bunun. Çok meşhur bir eserdir. Daha birinci cildinde bir cümle kuruyor. Daha yedi asır önce gelmiş Einstein’dan. Sizin tabii Muhyiddini Arabi dediğimde, sizin tek bildiğiniz Diriliş dizisinde Fatiha okumasını beceremeyen o adam. Sizin bildiğiniz o. Tamam, adam rol yapmaya falan çalışıyor ama çocukluğundan itibaren Kur’an kursuna bir kere gitmemiş, belli. Onu hoca olan anlar. Kur’an kursuna gitmiş gelmiş, din öğretmiş adam anlar. Hoca olmayanlar anlamaz. “Aa bak, çok süper rol yapıyor falan.” Adam Fatiha’yı okuyamıyor. Olmuyor! İki üç hafta önce Osman dizisinin karakterine de Kur’an okuttular. Hanım dedi ki bizim: “Ya ne kadar güzel okudu.” Hatun, dedim, belli ki çocukluğundan bu yaşına kadar bir kere bile Kur’an kursuna gitmemiş. Yazık, boşa geçmiş bir ömür. Kur’an kursuna gitmiş bir adamın okuyuşu öyle olmaz. Çok çalışmış. Kesinlikle saatlerini vermiş o işe, okuyabilmek için. Ama Kur’an kursuna gitmemiş bir adam, kelimeleri, mahreçleri tam oturtamadığı belli olur. Hemen kendini belli eder. Kur’an kursuna gitmiş, ufaktan itibaren kendini geliştirmiş bir adam da okuduğu anda hemen ortaya çıkar. Bu kardeşimiz, maalesef çocukluğunda ya da gençliğinde Kur’an eğitimi almamış. Boşa geçmiş bir ömür. İnşallah bundan sonraki ömründe, o okuduğu ayetlerden bir tesir alır, ya bir Kur’an kursuna gider ya da bir sevdiği dostunu evine çağırır. Her gün yarım saat ders verse yirmi günde Kur’an’a geçer. Ve bundan sonraki sahneleri çok daha gerçekçi olur. Benim eleştirilerimden kurtulmuş olur yani en azından. Eleştirilerimden de kurtulmuş olur. Ne olursa olsun… Çıplakların oynatıldığı o televizyonlarda, o kanallarda artık İslam’ın konuşulması, İslam’ın yayılışının, dünyaya hükmedişinin konuşulması ve Kur’an ayetlerin okunması beni çok keyiflendiriyor. Allah Teâlâ devamını getirsin. (Amin) Amin. İşte kardeşler, Muhyiddini Arabi, Fütuhat’ın birinci cildi, Einstein’dan yedi yüz sene önce gelmiş. Çok iyi dinleyin bu kelimeleri. Şöyle diyor: “Allah kemal sahibidir. Kainatta kendi kemal sıfatını göstermiş, gökleri mükemmel yaratmıştır. Mükemmel şekil küredir(çaptır, oval, daire). Onun için Allah, kainatı küreler şeklinde yaratmıştır.” Bakın teleskop yok, bir şey yok. Kainatı küreler şeklinde, bütün galaksilerden bahsediyor. Bütün gezegenden bahsediyor ve Dünya’dan bahsediyor. “En mükemmel şekil kürelerdir.” diyor. “Bundan dolayı Allah kainatı küreler şeklinde yaratmıştır.” diyor. Yedi asır önce Einstein’dan. Sen buna Allah’ın dostu demeyeceksin de ne diyeceksin? Allah veli kullarına basiret verir. Onları basiretle ve ilhamla konuşturur. Yüzlerce sene önce hiçbir kitapta yazmamış olan bilgiyi yazarlar. Mesela mikrop teorisini kim bulmuştur desem size, ne dersiniz? Pasteur, Pasteur bulmuştur. Hayır! Mikrop teorisini Pasteur’den iki asır önce Akşemseddin Hazretleri bulmuştur. Maddet-ül Hayat isimli kitabında aynen şöyle diyor: “Hastalıklar, insandan insana gözle görülemeyecek kadar küçük ve canlı tohumlar vasıtasıyla bulaştırılır.” Gözle görülemeyecek kadar küçük canlı tohumlar… Bu ne? Mikrop. Pasteur’den iki asır önce kitabına bunu yazmış. Batılılar bizim Müslümanların kitaplarını araştırıyor, bunları çekiyorlar, intihal yapıyorlar, sonra biz bulduk diyorlar. Baklavayı biz bulduk diyen Yunanistanlılar gibi. Oğlum, baklava bizim, sen nereden çıktın ya? Bunu bizden başkası üretemez. Dünyada şekere bizden daha çok düşkün olan bir millet yok! Şeker, tatlı bizim işimiz. Bu yüzden yaşam standardımız, yaşam limitimiz diğer ülkelerden daha az. Şeker, yağ miktarı bizde çok daha fazla. Türkler çok severler bunu. Ama adam çıkmış, “Hayır, baklava Türklerin değil.” diyor. Dünya çapında bir tatlı ya, “Türklerin değil.” diyor. Uydurma, yalan söylüyor. Bu iş böyledir kardeşler. Kalbini ve ruhunu Allah’a verirsen, Allah seni doğru yollara çıkartır ve sana söylemen gereken şeyleri söyletir. O anda söylediğin şeyin menşei hakkında çok fazla bir bilgin olmayabilir. “Ya, bu söz nereye gidiyor acaba?” diyebilirsin. Ama yüzlerce sene sonra, insanlar bu sözleri okuduğu zaman, derler ki: “Bu sözü sen nasıl söyleyebilirsin?” İşte Kur’an ortada. İşte Akşemseddin’in kelimeleri, işte Muhyiddini Arabi’nin kelimeleri.