Binlerce İnsan Bu Video İle Namaza Başlıyor ! ( SADECE 1 DAKİKA )

Dünyada her işini sağlama alan adam, evine, arabasına bile sigorta yaptırıyor. koltuk takımı desen, didik didik incelersin, iş bulmak için diplomaya sarılırsın, kız bulmak için yedi düveli ayağa kaldırırsın, Konu namaza geldi mi, ulan benim vaktim yok! Patrondan utanırsın, hanımdan utanırsın, akrabadan utanırsın! Lan bir tek meleklerden mi utanman kalmadı? Sonra diyorsun ki neden benim problemim var? Neden işyerinde sorun bitmiyor? Neden bu paralar yetişmiyor? Neden ruhum daralıyor? Neden duam kabul olmuyor? Neden başımdan musibet eksik olmuyor? NAMAZIN YOK! NAMAZIN! NAMAZIN YOK! NAMAZIN! Kâinattaki en büyük bela başına gelmiş, seni bulmuş, sen hala basit basit mesele konuşuyorsun! Diyorsun ki vaktim yok! Sen namaza vakit ayırmadığın için, Allah sana vakit vermiyor! Sen Allah’ı dar zamanlara sıkıştırdığın için, Allah da seni, zamanın içerisinde daraltıyor. Onur Kaplan’ın yeni kitabı Elfida’mız çıktı! Kitapyurdu, D&R, ve diğer tüm kitap mağazalarından sipariş verebilirsiniz. Dilerseniz alt tarafta yazan irtibat numarası ile iletişime geçerek temin edebilirsiniz.

Türkiye’nin En İyi İslami Rap Parçası – Sen Bir Sanat Eserisin – Mesken

Hazreti Eyyûb, dermansız kaldı, İmdat! demedi! Hazreti Yusuf, unutma! Karanlığa düştü ama, Eyvah! demedi! Hazreti İbrahim, ateşe düştü ama Yandım! demedi! Hazreti Hamza, kanının yudumlanmasına rağmen, feryat etmedi! Hazreti Bilal ise, kayalar altında kaldı, ama ezildim! demedi! Demek ki dert ve sıkıntı, Allah’a sevgili olandan başkasına gelmedi! Sen ey nefsim! Neden fedakarlıkta bu kadar geri kalmak istersin? Sen ey nefsim! Başına gelen küçücük bir hadisede neden feryat edersin? Kalem ağaçtan, ağaç topraktan, toprak insandan, insan kâlû belâ’dan kâlû belâ ela, yeşil, beyaz, siyah, renkler hepsi Hakk’tan! Kokan çiçek, esen rüzgar, doğan güneş sanat eseri baksan! İçin içini yerse onu doyur imanla kalksın! Düşme, düşersen yaranı Kur’an ve Risale sarsın! Yoldu yolcu insan öncü tüm dünya İslam’a, böylece imansızlık gene bir sancı. Sen gel ol bize öncü. Bir Mus’ab yetişsin! Ömer Kisrâ’yı dize getirsin! Bir Osman ahlâkına melekler arş ile haya etsin! Ebû Bekir Sıddıklığına bürünsün, Hakk’ı özlesin! Bir Ali yetişsin, ilmi tüm dünyaya yetsin! Tüm İslam alemi tek bilek, dünyayı dize getirsin! Sen de bizimlesin, bu gücü alem-i dünya izlesin! Filistin, Kudüs bizimdir! Bir Selahaddin yetişsin! Bir yiğit çıkıp, o minberi geri yerine getirsin! Sen bir sanat eserisin, bu resimin ressamı en büyük hesabı haktan aklı haklı çıkarmak! Baş gözüyle değil, gönül gözüyle baksan? Aklından şüpheleri kaldırsan? İman denizine dalsan? Hazineleri çıkarsan? Sancağı İslami burçlara dikip, tefekküre dalsan? Bu bi’ tebliğ yolu, yorulmam! Duramam! Duramam! Yolumam! Sen bir sanat eserisin, bu resimin ressamı en büyük hesabı haktan aklı haklı çıkarmak! Baş gözüyle değil, gönül gözüyle baksan? Aklından şüpheleri kaldırsan? İman denizine dalsan? Hazineleri çıkarsan? Sancağı İslami burçlara dikip, tefekkre dalsan? Bu bir tebliğ yolu, yorulmam! Duramam! Duramam! Yorulmam! En derin bir yerdeyim, yerin dibindeyim! Beni bir dinleyin! Çook sıcak cehennem! Çook geç olmadan ve yanmadan yan! Yananlardan olma! Rabbi an! Kanma yalan dolu bu dünya yalan! al Risale, al Kur’an kul olmak tek kural sorgu, sual nereye kadar? Teslim ol be kardeşim! Ben de cahil bir kardeşin. İşin gücün aşkı nefsin olmasın. Bunun için Küre-i Arz’a gönderilmedin!

Reynmen İslami Versiyon – Ela ( Official Video )

MESKEN REYMEN – ELA İSLAMİ VERSİYON PARODİ UYAN MÜSLÜMAN NAMAZA KALK HADİ! UYAN MÜSLÜMAN NAMAZA KALK HADİ! UYAN MÜSLÜMAN NAMAZA KALK HADİ! NAMAZA KALK HADİ! NAMAZA KALK HADİ! NASIL OLDU GAFLETE BÜRÜNDÜM? NASIL OLDU GAFLETE BÜRÜNDÜM? ÖMÜR SONUN BELLİ ÖLÜME YÜRÜDÜM. ÖLÜME YÜRÜDÜM. ÖLÜME YÜRÜDÜM. YARDIM ET! YARDIM ET! YARDIM ET! YARDIM ET! YARDIM ET! YARDIM ET! BİLİRSİN BU KULUN DALGIN HEP DALGIN HEP DALGIN HEP DALGIN HEP DALGIN HEP! YARDIM ET! YARDIM ET! YARDIM ET! ALLAHIM! YARDIM ET! YARDIM ET! BİLİRSİN BU KULUN DALGIN HEP DALGIN HEP DALGIN HEP DALGIN! SEBEPLERE YAPIŞIYORUM. KADER YAZDI TESLİM OLURUM. CEVAPLARIM RİSALE-İ NUR’DAN. UYAN UYKUDAN UYAN! UYAN! UYAN! TEK BENDE SUÇ, NEFSİM ÖNER GEÇER AÇAR AVUÇ. AH BİR KONUŞ. AÇ KALIRIM YİNE DE İSTEMEM ARTIK HİÇ BİR KURUŞ. GEÇMEZ GURUR. HARCAYIP ÖMRÜMÜ TÜKETTİM YOLUN SONU UÇURUM. NERDEN BULUR? GİRDİM BU GÜNAHA BİR KERE AMA RUHUM ARAR SONSUZ. ARAR SONSUZ. ÇIKSA BİR KERE TÖVBE DUDAKLARIMDAN. BOŞA GEÇTİ ÖMRÜM YOK MU YOLU UZATMANIN DA? BURUK BİR TAT KALDI DAMAKLARIMDA. ŞEYTAN İNAN BIKTIM GEÇİLMİYOR TUZAKLARINDAN! TUZAKLARINDAN! UYAN MÜSLÜMAN NAMAZA KALK HADİ! UYAN MÜSLÜMAN NAMAZA KALK HADİ! UYAN MÜSLÜMAN NAMAZA KALK HADİ! NAMAZA KALK HADİ! NAMAZA KALK HADİ! UYAN MÜSLÜMAN NAMAZA KALK HADİ! UYAN MÜSLÜMAN NAMAZA KALK HADİ! UYAN MÜSLÜMAN NAMAZA KALK HADİ! NAMAZA KALK HADİ! NAMAZA KALK HADİ! NASIL OLDU GAFLETE BÜRÜNDÜM? NASIL OLDU GAFLETE BÜRÜNDÜM? ÖMÜR SONUN BELLİ ÖLÜME YÜRÜDÜM. ÖLÜME YÜRÜDÜM. ÖLÜME YÜRÜDÜM.

Gel Sana Aşkı Anlatayım ! ( KESİN KABUL OLACAK PEYGAMBER DUALARI )

İnsan böyle kendisini her daim böyle günahkar hissetmeli ki, nedamet edip Rabbine yalvarabilsin. Şimdi bak Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın dualarına bakalım. Musa Aleyhisselâm’ın dualarına bakalım Yunus Aleyhisselâm’ın, İbrahim Aleyhisselâm’ın dualarına bakalım. Tevazuyu ne oluşturur? Kişinin kendisini günahkar hissetmesi oluşturur. İsmet sıfatı var mı bu saydığım zatlarda? Var. Ne demek İsmet? Günahsız demek değil mi? Günahsız bir zat, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm ne diyor? “Allah’ım beni dinin üzere ayaklarımı sabit kıl!” diye tir tir titryor. Bak, günahsız bir zat, baktığın zaman zannedersin ki kâinattaki en günahkar kişi Peygamber Aleyhisselâmdır Hâşâ, estağfurullah. Dualara bakıyoruz. Dersin ki yani, duaya bakan birisi der ki; Herhalde bu kâinatın en günahkarı; Hz Muhammed’dir Aleyhissâlatü Vesselâm. Hâşâ, estağfurullah. Şimdi Musa Aleyhisselâm’a bakalım mesela; رَبِّ اِنّ۪ي ظَلَمْتُ نَفْس۪ي فَاغْفِرْ ل۪ي rabbi inni zalemtu nefsi fağfirli diyor. “Ben kendime zulmettim!” diyor yani. İsmet sıfatı olan bir Peygamber günahsızken, Nasıl olur da kendine zulm ettiğini söyleyebilir? İşte büyüklüğün alameti, kişinin kendisini bu şekilde küçük görmesidir. Yine Yunus Peygamber’e bakalım; لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ سُبْحَانَكَۗ اِنّ۪ي كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَ la ilahe illa ente subhanek, inni kuntu minez zalimîn “Senden başka İlah yoktur. Sen münezzehsin! Şüphesiz ben haksızlık edenlerden oldum!” (Enbiyâ/87) Yine Musa Peygamber’den farklı bir şey söylemiyor yani. رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَۚ rabbehu enni messeniyed durru ve ente erhamur rahimîn “Başıma bir bela geldi, sana sığındım. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.” (Enbiyâ/83) Yine başka bir duada Zekeriyyâ Aleyhisselâm; رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةًۚ اِنَّكَ سَم۪يعُ الدُّعَٓاءِ Rabbi heb li mil ledunke zurriyyeten tayyibeh, inneke semiud duâ diyor. “Ey Rabbim! Bana katından temiz bir soy ihsan eyle, şüphesiz sen duayı işitensin!” (Âl-i İmrân/38) Başka yerde; رَبِّ لَا تَذَرْن۪ي فَرْداً وَاَنْتَ خَيْرُ الْوَارِث۪ينَۚ Rabbi la tezerni ferdev ve ente hayrul varisîn diyor. “Zekeriya’yı da hatırla. Hani o, Rabbine, ‘Rabbim! Beni tek başıma bırakma.. Sen varislerin en hayırlısısın!’ diye dua etmişti.” (Enbiyâ/89) Ve yine Adem Aleyhisselâm; رَبَّـنَا ظَلَمْنَٓا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ “Rabbena zalemna enfusena ve il lem tağfir lena ve terhamna lenekunenne minel hasirîn.” diyor. “Dediler ki: ‘Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.'” (A’râf’23) Yine bakalım, Eyyûb Peygamber’in duasına bakalım. Yine diğer Peygamberlerden farklı şeyler söylemiyorlar yani. O yüzden bir kişi, Allah katında, ne kadar büyük diye bana sorarsanız, dünyada kendisini en küçük gören insan. Allah bize de kendimizi küçük göstersin hatta Peygamber Aleyhisselâm’ın bir duası vardı hatırlıyor musun? Ben onun fotoğrafını göndermiştim gruba. “Allah’ım! Beni, bana küçük göster!” “Allah’ım! Beni, bana küçük göster!” Beni, bana küçük göster!

SİZİ SEVİYOR MU? ( BİR AŞK HİKAYESİ )

Benim elim, madem Güneş’e yetmiyor, madem Samanyolu galaksisinin içerisindeki 400 milyar yıldıza yetmiyor, madem geceye yetmiyor, madem gündüze yetmiyor, madem kalbime yetmiyor, ve 3 yıllık bir ilişki sonrası etrafımda gördüm ki, kime gittiysem, hiç kimsenin eli benim kalbime yetişmedi. Ve en son, ne oldu? Allah’a firar etmeye karar verdim. Neye binaen? Allah’ın kudretini anladım. Nereden anladım? Geceye kimin eli yetiyorsa, gündüze kimin eli yetiyorsa, güneşe kimin eli yetiyorsa, Bütün bu kainattaki atom tarlalarındaki atomlara kimin eli yetiyorsa, ve bütün bu mevcudatı kim düzenliyorsa, benim kalbime de, sadece ve sadece O’nun eli yeter. Ve O isterse, bu kâinatı Kuddüs ismiyle temizlediği gibi, benim kalbime Kuddüs ismiyle öyle bir tecelli eder, geçmişimi hatırlayamam. Ve tertemiz olurum. Ve O isterse, Settar ismiyle, benim geçmiş kusurumu, günahlarımı, ve geçmiş yaşantımın üzerini öyle güzel bir örter ki, neden? Çünkü O’ndan başka hiç kimsenin eli benim kalbime yetişemez. O yüzden Allah (C.C.) der ki: “Kimi benden çok seversen, onu senden alırım. Onsuz yapamam deme. Ben onsuz da yaşatırım.” Onsuz da yaşatırım. Ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, ve الله bir كُنْ فَيَكُونُ ile sonsuz bir âhiret hayatının kapısını sana açar. Nasıl yapacağız? Allah’a firar edeceğiz. Allah’a firar etmeden, kalbini bağladığın evleri, arabaları, kızları, yatları, katları, sahiplendiğin şu kâinatı, gönlünden çıkarmadan o cerrahi operasyonu yapamazsın. Allah’a firar etmek lazım. Çünkü sadece ve sadece, O’nun eli bizim kalbimize yetişiyor. O yüzen, Ya Baki, Entel Baki! Yalnız sensin. Masiva fanidir. Fani olan elbette baki bir muhabbete ezeli ve ebedi bir aşka ve ebed için yaratılmış bir kalbin alakasına medar olamaz!

Namazlarımdan Neden Lezzet Alamıyorum? ( Sebebini Öğrenmek İstiyorsan İzle )

Bir Müslüman namaz kıldığı halde hala çirkin işler yapıyorsa, ve Kuran’da da bir yanlışlık olmayacağına göre, demek ki adamın kıldığı namazda bir sıkıntı var. Yani o namaz, hala Allah’ın istediği bir kıvamda değil. Yani gerekli hassasiyeti namazda gösteremiyordur. İlacın dozajında bir problem vardır. Etken maddesi, etkenliğini yitirmiş demektir. Ne yapıyorsun? Namazda arkadaşlarınla buluşuyorsun, soru çözüyorsun, gelecekle ilgili planlarına kıyafet giydiriyor, ve on sene sonraki hayallerini namazın içerisine alıyor, ve o hayallerde geziniyorsun. Dolayısıyla namazın ruhundan uzaklaşıyorsun, ve namaz sana bir kimlik takamamış oluyor. Kur’an gibi bir kitap bizim elimizdeyken, asla yüzeysel olarak yaşayamayız. Her an, her yerde, her soruya cevap bulabileceğim, ve koltuğunun altına aldığın andan itibaren bütün kainata meydan okuyabileceğin bir kitap elinde mevcutken, hala haber bültenlerinden etkilenip strese yakalanıyorsan, sürekli gelecek endişesi ile acaba ileride nasıl bir pozisyonda olacağım diye için içini yiyorsa, her sıkıştığında Allah’dan başka ne kadar kapı var? Oralara firar ediyorsan, sen hala önünde açık duran ve kopya dahi çekebileceğin o mübarek kitabı değerlendiremiyorsun demektir. Yani namaz kimliğin oturmadığı gibi, bir bakıyorsun Kur’an kimliğin de oturmamış. Gözlerini iyi kullanamayan bir adam kimliksizdir. Çünkü bu kimliğin ilk adımı gözlerdir. Bu arada bir erkeğin bir kadını görmüş olması tabii ki de zina değildir. Şimdi üniversite ortamlarını az çok biliyoruz yani, Kafamızı kaldırsak, boynumuz tutuluyor maalesef. Sen herhalde iyi biliyorsun gibi 🙂 Çünkü Peygamber Aleyhisselâm da, bir kadına bakmayı zina olarak görmüyor. Her kadına baktığında, işte bu adam zina etti diyor mu? Hayır demiyor. Fakat işlevselliğe geçtiyse, işte bu zinadır diyor. Peki buradan ne gibi bir sonuç çıkıyor? Anlıyoruz ki, Peygamber Aleyhissâlatü Vesselâm bizler için göz eğitimi yapıyor. Yani bir insan kokladığını, gördüğünü, dokunduğunu, ellediğini inceleyebilir. Yani beyinde yer edecek bir şeyin ya görülmüş, ya koklanmış, ya da tutulmuş olması gerekir. Doğru mudur? Çünkü insan beyninde görülmemiş bir şeyin dosyası olmaz. Sadece ve sadece hayali olabilir. Şimdi buradan anlıyoruz ki, vesveselerin, evhamların, kuruntuların, ve yoğun şehvetin bir sebebi de göz eğitimidir. NAMAZLARIMDAN NEDEN LEZZET ALAMIYORUM? Hasta bir insan yediği ve içtiği şeylerden tam zevk alamaz. Örneğin dili yaralı olan biri yediği yemeğin tadına ve lezzetine varamaz. O halde tadavi olmalıdır. Biz de işlediğimiz günahlarla kalp ve ruhumuzu yaralıyor ve hastalandırıyoruz. Bu nedenle ruhun gıdası olan ibadetleri yaparken tam zevk alamıyoruz. Onu için tedavi olmak gerekiyor. Ruhun tedavisi önce tövbe ve istiğfar, sonra da bir daha günahlara girmemeya çalışmaktır. PEKİ LEZZET ALAMADIĞIM HALDE NEDEN KILMAYA DEVAM ETMEK ZORUNDAYIZ? Hasta insan yediği gıdalardan zevk alamaz, ama yine de yemeye ve içmeye devam eder. Çünkü gıda almaya mecburdur. Biz de ibadetlerimizde zevk almasak da devam etmeliyiz. Çünkü, ruhumuz gıdaya muhtaçtır. İnşallah zamanla zevk almaya başlayacağız ve yaptığımız ibadetlerde biz günahlardan koruyacaktır.