ŞEYTAN PUSUDA: BÜYÜK LAFLAR KÜÇÜK HATALAR

Allah-u Teala bütün kullarına akıl vermiş. Bu verdiği aklı kullanabilen kulları var, kullanamayan kulları var. Allah-u Teala bütün kullarına irade vermiş. Nedir irade? Planlama yapıyorsun, o planlamanın gereklerini yerine getirmeye çalışıyorsun. Bazı kulları bu iradeyi kullanamıyorlar. Kullanamaması akıl kıtlığından kaynaklanıyor. Tamamen deli ise Allah ona bir şey sormuyor zaten. Ama parayı tanıyan, yemeyi içmeyi bilen, keyifli uyumayı bilen, gezmeyi bilen, dostunu, düşmanını anlayan birisi benim aklım yetmiyor diyemez. Evet çok büyük aklı yoktur ama keyfini biliyor. Acıktığını anlıyor. Üşüdüğünü anlıyor. Bir insan, kar üstünde oturuyor, üşüdüğünü anlamıyor. E garibim, bunda hiç akıl yok. Buna Allah hesap sormuyor ki zaten. Üşüdüğünü anlıyorsun, acıktığını anlıyorsun, tatlı ile biberi anlıyorsun, Türk lirası ile Dolar arasındaki farktan anlıyorsun, Az verilince kabul etmiyorsun, e maşallah epey deliymişsin sen ya. Melekleri inandıramayız benim aklım azdı, süper akıllı değildim diye. Evet filanca akıllı kadar akıllı değildin, ama sende de akıl vardı. Ona göre de iraden vardı zaten. Şiirlerden sonraki bölüme geçelim. Böylece sen, Allah yolunda cihad edenlerden ol, Allah-u Teala’nın o kullarıma dokunamazsın dediği, özel kullarından ol Allah’ın. Şeytan konusunda, nefis konusunda. Dünya ve ahiret ne demekti, dünya ve ahiret, dünya ve ahiret mutluluğunu yakalayan, takva kullarından ol. Çok önemli bir cümle, bu dört şeyi kontrol edebilirsen dünya, insanlar, şeytan ve nefis, o zaman olursun, daha değerli. Allah katındaki o büyük meleklerden daha değerli olursun. Çok önemli, hedef gösterdi. Meleklerle yarışıp, meleklerden daha iyi olmayı hedef olarak gösteriyor. Şöyle içki içmez, sigara tüketmez, çalmaz, böyle değil özellik. Meleklerden daha kaliteli iş, adam, fazilet sahibi olmak için, uğraşan birisi olmak. Meleklerin, mukarrabîn meleklerin, bir şehvetleri yok. Bir nefisleri yok ki onları kötülüğe çağıran. Allah onları yaratmış, melek gibi duruyorlar. Sen nefsini, şehvetini, şeytanı, dünyayı ve insanları, şeytanlaşmış insanları, kötü insanları aşarak o seviyelere geldiğin an, o meleklerden daha üstünsün. Allah’ın izniyle. Aşama aşama, vadi vadi diyoruz ya bu 3. vadiyi de geçmiş olursun. Hani nasıl ilim vadisinden başlamıştık, vadi vadi vadi Rabb’imizin cennetine doğru gidiyorduk, 3 vadide biter. Nedir 3. vadi? Ne zaman bitecek? Dünyayı aşacaksın, şeytanı aşacaksın, nefsi aşacaksın, insan etkenini aşacaksın. Aştın mı, Şu şiddetli, uzun, çetin vadiden de kurtuldum. Sen böylece, büyük meşakkatleri de geçmiş olacaksın, onlar seni korkutmayacaklar. Yani neden? Dört büyük tehlikeyi aştın mı bu geçtiğin vadi biraz daha cennet hedefine seni yaklaştıracak. Sanki uzakta cenneti görür gibi olacaksın. Seni korkutmasın. Sen Allah’tan yardım ister, Allah’a sarılırsan bu kolay bir iştir. Olmaz zannetme. Bize ne hedef veriyor? Şeytan, dünya, insanlar, nefis, tamam bunlar büyük tehlikeler koca bir vadi oluşturuyor ama bunlar Allah ile berabersen zor şeyler değil korkma. Allah’tan dileriz. En güzel istenecek olan Allah’tır. O’ndan isteriz. Sana yardım etsin, bize yardım etsin, başarıyı, yardımı ve kolaylaştırmayı bize ihsan etsin. O her dert için yeter. Allah her derde yeter, çare olarak. Bütün kördüğümlerde ondan yardım istenir. Yaratmak da, emretmek de onun elindedir. Her şeye kadir olan Allah’tır. Bu 3. vadide sana anlatmak istediğimiz bunlardır. Yüce ve Azim olan Allah’tan başka güç kuvvet sığınak da yoktur. Evet böylece 3. vadiyi de bitirtti bize. Bu dört büyük tehlikeden hep konuştu. Yani insanlar sana bir barikat oluşturmasınlar, nasıl oluşturuyor, şimdi özetleyelim zihnimizde. Arkadaş çevresinden kurtulamıyorsun, akraba çevresinden kurtulamıyorsun, aile çevresinden kurtulamıyorsun. Niye kurtulamıyorsun? Nefsine hakim olamadığın için. Nefsine niye hakim olamıyorsun? Şeytan seni bırakmıyor. Niye şeytan seni bırakmıyor? Dünyayı sen bırakmıyorsun, ondan dolayı. Hem cennette hurilerle oturup, kuş eti, kebap eti yiyeyim istiyorsun, sonra da cennet şaraplarından içeyim istiyorsun, dünyadaki ziyafetleri, düğün ziyafetlerini bırakamıyorsun ama. Elbiseyi bırakamıyorsun. Helal haram demeden giyiyorsun. Ama cennette de ipek giyeyim istiyorsun. Yani kurnazlık yapıyor insan. Hem dünya bir avucumda, hem cennet öbür avucumda olsun istiyor, bunu da Allah vermiyor. Sen dünyada iki yüzlülük yaptın mı Allah-u Teala’ya? Hemen cennetlik kulum Ya Rabbi deyip de, dünyalık kul olarak yaşadın mı, bu sefer Allah-u Teala şeytanı başına bela ediyor. Şeytan nefsini kudurtuyor, nefsin insanlarla seni harman yapıyor. Hem büyük büyük laflar yapıyorsun, hem küçük küçük hatalar ile şeytanın avucunda kalıyorsun. İşte bunlardan nasıl kurtulacağınızı Allah rahmet etsin Gazali’miz böyle sayfalar dolusu bize anlattı. Elhamdülillâh. Okuduk. Bundan sonra inşallah dördüncü vadisine geçeceğiz. Arızalar, sorunlar, afetler vadisi.

NE MUTLU BENİM IRKIMDAN OLANLARA!

Ümmeti Muhammed’in cahiliye yıllarına ait bataklıklara hızlı bir şekilde geri koşmasını maalesef seyrettiğimiz alanlardan birisi, bu bahsettiğimiz ırkçılıktır. Güya insanlık, ikinci dünya savaşından sonra, bir insanlık değerleri manzumesi oluşturdu ama, ırkçılık, eski çağlardaki düzeyinde hala devam ediyor. Bir avrupa ırkçılığı dünyanın gerisini yok kabul ediyor, bir beyaz hakimiyeti, beyaz olmayan ırklara karşı üstünlük tutuyor. Hala Kuzeyliler, kutuplara yakın yaşayanlar zaten dışlanıyor, onlar da dünyanın dışında kaldıkları için dışarıdan bu filmi düşmanca izlemeye çalışıyorlar, Bugün insanlık, bu ırkçılık penceresinden bakıldığında Bilal-i Habeşî’nin köle olarak süründürülmek istendiği Mekke sokaklarındaki günlere geri dönmüştür insanlık. Evet kölelik birleştirilmiş milletler emri ile kaldırılmış gibi görünüyor ama, bütün insanlık belli bir güruhun kölesi durumuna gelecek pozisyonları da ne yazık ki izliyoruz hala. Allah-u Teala’ya sığınıp, bu yanlışın yanında asla olmadığımızı, ve olmayacağımızı da ilan etmiş oluyoruz. Kardeşlerim Hucurat Sûresi’nin 13. ayeti, ve Nisa Sûresi’nin 1. ayeti, irkçılığın neden yasak olduğunu bize Kur’an ağzıyla öğretmektedir. Allah-u Teala Hücurat Sûresi’nde insanları bir erkek ve bir kadından yarattığını, sonra onları da halklar ve kabileler diye böldüğünü söylüyor. Yani insanları, siyah beyaz, şu bu ırk diye bölüp, dünya toprağına dağıtan da Allah’tır. Bunu da ne için yaptığını anlatırken, لِتَعَارَفُواۜ Tanışmanız daha kolay olsun diye. Yani siyah ırktan yaşayanlar, bir arada olduklarında, nüfusun yüzde 10’unu oluşturuyorlarsa, bunlar nüfusun yüzde 100’üne yayıldıklarında bir arada olmaları, aile kurmaları, şirket kurmaları daha zor olacak. Ama yüzde 10’u oluşturdukları bir yerde, daha klonik bir yapı yaşayabilirler. Daha iç içe olabilirler, bunu istiyor demek ki Allah. Yani herkes sülalesine, geçmişine, atasına sahip olsun istiyor. Ama öbür atayı, öbür sülaleyi yok kabul etmeden. Irk var, ırkçılık yok. İslam’ın büyüklüğü burada zaten. Körü körüne ırkları yok kabul etmek cahilliktir. Biz yarattık sizi böyle Allah buyuruyor. Ne için? Eğitiminiz daha kolay olsun, sosyalleşmeniz daha kolay olsun, rekabet olsun öbür ırklarla, siz de koşun, onlar da koşsun, siz dünyanın bir tarafını imar edin, öbürleri öbür tarafını imar etsinler. Bu Allah-u Teala’nın yaratma hikmetlerinden biri. Bütün bunlarda, اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰيكُمْۜ Irk olarak, kabile olarak, en iyiniz, Allah’tan en çok hakkıyla korkandır. Dolayısı ile, ırklar var, en iyi ırk, beyaz ırk değil, siyah ırk değil, mavi ırk değil, lacivert ırk değil, hangi ırk? Allah’a en yakın olan ırk. Yahudiler kestirmeden atıp ne demek istediler? Biz Allah’ın özel kullarıyız, otomatik bu bir numaraya siz iki için yarışın dediler. Allah da siz cehennem kütüklerisiniz diye onları reddetti. Müşrik çünkü hepsi. Bu Hucurat Sûresi’nin 13. ayeti biterken, اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ diye bitiyor. Allah her şeyi biliyor, ve her şeyden haberdardır diye bitiyor. Kardeşlerim Kur’an-ı Kerim’in ayetleri, Allah’ın isimleri ile biter genelde. Alîm Allah’ın isimlerinden biridir, Habîr Allah’ın isimlerinden biridir, ve bu ayetin bu isimle bitmesi, çok anlam yüklü bir bitiştir. Ne demek, sizi bir erkek bir kadından biz yarattık, sizi kabilelere, ırklara halklara böldük, anlaşın, tanışın diye, en takvanız da Allah’tan en çok korkanınızdır dedikten sonra اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ Allah, her şeyi biliyor ve her şeyden haberdar ne demek? Yani, çok kolay anlaşılan bir şey. Bu ırklar konusunu, halklar konusunu, yöreler konusunu biz bilerek yaptık. Bunu tıpkı ezan okununca camiye gidenin gitmeyenin ölçümünü yaptığımız gibi, ırklar konusunda şeytana uyanlar, uymayanlar, Yahudi kafası olanlar, Mü’min kafalı olanlar kim, bunu takip edeceğiz haberiniz olsun. Aslını biliyoruz, alim Allah çünkü. Habir, bu olup bitenleri takip ediyoruz biz. Dolayısıyla, ezan okunduğunda melekler camiye gidenleri ve gitmeyenleri takip ettikleri gibi, ırkına takılanlar, ırkçılık yapanları da takip ediyorlar demek ki. Belki de Müslümanlığı bile kendi ırkından olunca daha üstün görüyor zannedenler, bu tuzağa takılmış oluyorlar. Hangi tuzağa? İblisin, taa fitilini cennette tutuşturduğu ırkçılık tuzağına. Ve Allah bu tuzağa takılanları izleyeceğini söylüyor. اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ Nisa suresinin 1. ayetine geliyoruz. Bu mantıkla bu ayeti de tekrar inceliyoruz. Ey insanlar! Allah’tan korkun! O Allah sizi bir candan yarattı. O bir can kim? Adem. Ondan da eşini yarattı ve bu kadar çok insanı da o ikisinden yarattı. Kadınlar, erkekler olarak yarattı. Allah’tan korkun! ve bu korku ile aranızdaki akrabalık bağlarını canlı tutun, ama Allah sizi tam kontrol ediyor haberiniz olsun. اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَق۪يباً Allah sizi kontrol ediyor haberiniz olsun.

KIYAMETE YAKIN İSTANBUL YENİDEN FETHEDİLECEK!

Kıyamet kopmadan önce, muhakkak İstanbul 2. defa fethedilecek buyuruyor. Burada bir uyarı var, İstanbul yeniden fethe muhtaç olacak demek ki. Hiç kimse bundan alınmasın. Ama ikinci defa Müslümanlar İstanbul’u fethedecekler, ondan sonra İsa aleyhisselam gelecek. Fethedilmiş İstanbul’a İsa aleyhisselam gelecek. Yani o zamanlama itibarıyla. Şimdi, bunu oturup düşündüğümüzde bu bir umut elhamdülillah henüz daha kıyamete var yani. 36 sene var diye böyle abuk subuk bir kelime kullanmıyorum. 100 sene var demiyorum. Ama yarın değil mesela. Benim kıyametim, ecelim, bu akşam belki. Ayrı bir mesele. Ama dünyanınkine var daha. Babamın, rahmet görmesine vesile olsun. 1-2 gün önce dedi ki telefonuna bir bak bakalım haberlerde ne var dedi. Kendisi duyamıyor haberleri artık. İlk açtığım haberde Türkiye istatistikleri olarak Türkiye’nin nüfusu, işte 80 küsür milyona çıktı haberi var dedim, bir bakayım ben dedi. Aldı telefonu baktım, elhamdülillah ya dedi, elhamdülillah dedi. Ben de, yani 80 küsür milyon olduk, ona seviniyor. Dedim baba, siz istatistik duyduğunuzda ne kadardı Türkiye? Ben ona bakmadım dedi, görmedin mi burada dedi. Erkek sayısı yüzde 51, kadın sayısı yüzde 49’muş dedi. Ee dedim? Yav anlamıyor musun dedi kıyamete henüz var dedi, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kıyametten önce kadın nüfusu çok olacak diyor erkekler hala çok olduğuna göre demek ki elhamdülillah kıyamete var, daha imanımız devam ediyor dedi. Çok mutlu oldum yani olayı yorumlayış tarzı, bir hadis biliyor ya o kıyametten önce kadın nüfusu yoğun, erkek nüfusu az olacak. E kıyamet herkesin korkusu, ne düşünüyor kıyamete henüz var diyor. Elhamdülillah. Demek ki, iyi tefekkür edildiğinde böyle bilgi hoyratça kullanılmadığında, kıyamet alametlerinde bir yandan da umut var, heyecan var. Çünkü Müslüman heyecanını kaybederse, dinini de kaybeder. Sürekli negatifi aşılayarak Müslümana ibadet yaptırılamaz. Bittiyse dünya ne işle uğraşayım ben? Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz, sallanmaya başladı, dünya yıkılıyor, siz elinizdeki fidanı dikin diyor. Aşı bu. Yani bizdeki aşı bu elhamdulillah. Tabi burada, bir not muhakkak zihnimize yerleştirelim. Kıyamet alameti dediğimiz şey, Kur’an’da ve sahih hadiste olacak. Filanca rüyasında görmüş, hadi oradan! Koca dünyayı rüyayla mı yıkacağız ya? İsrahiliyattı, rüyaydı, tahmindi böyle hokkabazlıkla dünya yıkılmaz. Ayet göster, اِقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ Allah-u Teala: Yaklaştı, Ay bile bölündü buyuruyor, hah. Tamam. Sahih hadisi şerif göster, ne demek sahih hadis-i şerif? Bir varmış bir yokmuş, Peygamber böyle diyormuş, öyle değil! Buhari’de, Müslüm’de, Ebu Davud’da, Tirmizi’de, veya Heysebi’de sahih rivayetinde filanca dedi ki diyeceksin öyle hadis demek de yetmiyor. Bir sahihlik derecesi lazım. Ve bunu kim yorumlamış, filan alim yorumu, tamam. Onu da öyle bileceğiz. Yani hadisin kim bilir ne derin manaları var, yüzeysel olarak bakmışsın sen, Himalayalar yerinden uçacakmış bu sabah diyorsun, lan nereye uçuyor Himalayalar ya! Nereden anladın bunu? dedirtmemek için, ehli bunu konuşacak. Ve bir başka bunun ayrıntısı, kıyamet alametleri dedi ki yüzden fazla alametten söz ediyor Aleyhissâlatü Vesselâm Efendimiz, ne kadar net bilgimiz olursa olsun, bu bu olaydır işte, deyip yüzde 100 kestirip atamayız. 3-4 tane alamet var, onları zikredeceğim, onlar gerçek, öyle kıyamet alameti. Ama onun dışında, gayba ait bir konuyu mesela, işte biraz önce örnek verdik, kadınların ticarete karışması. Haram mı? Yok haram değil bu. Hah kıyamet kopmaya başladı, nerden anladın bir kadın gördün bankaya gitti parasını hesap götürüyordu. Böyle, bireysel bir vakaya bir kıyamet alametini bir Peygamber mucizesini indiremeyiz. Belki insanlık 50 sene sonra bugünkü bu görüntünün 100 kat daha kötüsünü yaşayacak, o olacak kıyamet alameti belki. Biz bu olabilir diye tedbirimizi alır, ilişkimizi buna göre düzenleriz, dikkat ederiz, buydu, bu dosya kapandı diyemeyiz. Dersek, bu Allah-u Teala’nın bildiğini bizim bilmediğimizi iman ettiğimiz şeyi, bildik iddiamız olur. Bu çocukluk. Hoca da yapsa bunu çocukluk bu. Bu, buna benziyor deme hakkımız var bizim. Yoksa, Allah-u Teala’nın adına yalan konuşmuş oluruz. Gaybı bildiğimizi iddia ediyoruz çünkü.

HAYATIN SIRRI BU AYETTE GİZLİ: “HEPİMİZ FİTNEYİZ”

Bir hakikat daha var. Kur’an-ı Kerim Furkan suresinin 20. ayetinde çok net bir kural koyuyor. Keşke bunu parti kuran Müslümanlar anlasaydı. Keşke bunu dernek kuran, vakıf kuran Müslümanlar anlasaydı. Keşke dört kızım var, dördünü de evlendirdim, dört dünürüm var diyenler anlasaydı. Dört oğluna, beş oğluna, beş gelin bulduğu için ailesinin kocaman olduğunu, her birinden dörder dönüm dört çarpı dört, on altı etti elhamdülillah, böyle kalabalıklarla, insanla, içli dışlılıkla insan yoğunlaştıkça, şirket çalışanı çoğaldıkça, işlerin iyi gittiğini veya işlerin onun hesapladığı gibi olduğunu zannedenler bu ayeti daha önce duymuş olsalardı: وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةًۜ İnsanlar olarak, sizi birbirinizin fitnesi yaptık Allah buyuruyor. اَتَصْبِرُونَۚ bakacağız sabırla bu süreci geçirebilecek misiniz? اَتَصْبِرُونَۚ وَكَانَ رَبُّكَ بَص۪يراً۟ Senin rabbin her şeyi izliyor, görüyor. Bu ayeti anlamayan Kur’an’dan bir şey anlamaz. Bu ayeti anlamayan Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’in torunu niye şehit edildi bunu anlayamaz. Peygamber Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’in müşriklerden bir yığın eziyet çektikten sonra ona iman edenler arasında niye sıkıntı çektiğini anlayamaz. Musa Aleyhisselam’a ne oldu ne bitti anlayamaz. Niye Çanakkale’de savaş yapılırken birileri filan yerinde Anadolu’nun fitne fesat çıkarıyordu, bir de namaz kılıyorlardı anlayamaz. Yahu bu kadının hiçbir derdi yok, kocası ona niye bela oldu anlayamaz. Bu erkek namaz kıldığı halde, teheccüd kıldığı halde niye zalim oldu anlayamaz. Ya bir tane camimiz var burada ne kavga ediyorsunuz ya bırak imamı müezzini kıl namazını git nedir derdin, anlayamaz. Dört kardeş dörde bölseniz, 14’e bölseniz, onu bir daha 10’a bölseniz buralar size yeter kavga etmeyin, anlayamaz. وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةًۜ ‘yi anlamak zorundasın. Bir insan yarattı Allah, bir insan daha yarattı onları birbirinin fitnesi, yani imtihanı yaptı. Babaysan oğlunu, oğlunsa babayı, kadını kocasına, kocasını kadınına, dernekte yönetim kurulu yönetilene, yöneteni yönetilene, herkesi birbirine siyasetçiyi vatandaşına, vatandaşıyı siyasetçisine kadını erkeğe, erkeği kadına, fakire zengini, zengine fakiri toplumda 100 insan varsa, kadınlı, erkekli, çocuklu, 100 kareköklü 100 eylem demektir bu. وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةًۜ Dolayısıyla biz, kaçıp gidelim o zaman insansız bir diyara desek, imtihandan kaçııyorsun, zaten senin kağıdını parça parça ederler o zaman. Sen imtihandan kaçtın. E bu imtihan benim şeklime göre olsun, sussun herkes itaat etsin bana dersen eğer, e sen o zaman ne biçim imtihan oluyorsun ki? Nasıl sana itaat edecek herkes? Böyle imtihan olur mu ya? Sen imtihana geliyorsun, şu soruları bana sorar mısınız lütfen diyorsun. Öyle bir imtihan dünyada var mı ya? وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةًۜ Birbirimizin imtihanıyız biz. Dolayısıyla çocuğu doğan elhamdülillah deyip sevinç için kurban kesiyor ya, aynı zamanda bir de bir dosya açmalı. Bir çocuk verdi Allah, hayır getir sonunu Ya Rabbi diye. Bedava yok bu dünyada. Bela da değil bedava, nimet de değil bedava. Bu dünyayı böyle kurdu Allah. Peygamberleri, böyle yaşadılar. aleyhimüsselâm cemîan. Bize mi farklı bir muamele yapacak Allah-u Teala? Nerede bir gül bittiyse, onun dalının dibinde dikeni göremeyenin gözü kördür. Gözü kör olduğu için onun hep eli kanar. Dikeni tutuyor çünkü. Dikensiz gül olur mu? Olur ama, plastikten olur. Doğal olmaz o. Dikenin geçmişi böyle. Gülün de geçmişi böyle, İkisini bir araya getiren o gülü yaratandır. Onun için, bu dünyada ne oldu? Ya bu Müslümanlarla biz bir arada kurduk bu vakfı da, niye şimdi birbirimize düştük? وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةًۜ Biz birbirimiz için yaratıldık, اَتَصْبِرُونَۚ Bir arada durmayı becerebilecek misiniz? اَتَصْبِرُونَۚ Sabır Ya Rabb! demekle mi 50 sene, bu kaynanaya, bu kaynataya, bu geline, bu damada, bu arkadaşa, bu kardeşe, dayanabileceğiz mi? Hainliğine karşı dayanabileceğiz mi? Laçkalığına karşı dayanabileceğiz mi? İftirasına karşı dayanabileceğiz mi? Kendimizi ezdirmeden, seviyemizi de düşürmeden dayanabileceğiz mi? Bunun için varız biz. اَتَصْبِرُونَۚ Bütün bu olaylar, 7 milyarın işte 7 milyar çarpı 7 milyar daha üst türevleri ile beraber olan ilişkilerini وَكَانَ رَبُّكَ بَص۪يراً۟ Rabb’in izliyor. O Allah bizim Allah’ımızdır Celle Celâlühü. Biz bu sürecin, Mü’min’leriyiz. Onun için ne dedik? Olayı anlamayan, yanlış anlayan, tersten bakan çatlar. Ya da hayvan gibi yaşar. Orada durdu trafik bekliyor akşama kadar bekler. Ne var ilerde, niye durduk bunu anlamaz.

Zengin aile kızının, zengin biriyle evlenmek istemesi kibir midir?

Bismillâh elhamdülillah. Vessalatu vesselamu alâ Resûlillah. Babasının evinde zengin bir hayat yaşayan kız, evleneceğim erkek, eş adayım zengin olacak fakir biriyle evlenmiyorum, evlenmem dese, bu kibir veya günah olarak sayılır mı? Cevap olarak diyoruz ki: Bir kızın, yaşadığı babasının evindeki ekonomik standartlara uygun bir eş adayıyla evlenmek istemesi günah değildir. Kibir değildir. Evet, tevazu gösterip, fakir biriyle evlense ecir kazanır, faziletli bir iş yapmış olur, ayrı bir mesele. Ama, zenginsen fakir ile de evlenmeyi kabul edeceksin diye bir şart yoktur. Herkes ekonomik standardına uygun bir eş adayı ile evlenebilir, Evlenmelidir de. Velhamdülillahi Rabbi’l-âlemin.

Tuvalete girerken ve çıkarken okunacak dualar nelerdir?

Bismillâh elhamdülillah. Vessalatu vesselamu alâ Resûlillah. Peygamber Efendimizin sünnetlerinden birisi de tuvalete ihtiyaç görmek için girildiğinde, tuvalet olan bölgeye girildiğinde, şu duayı okumaktır: Allahümme inni euzu bike minel hubsi vel habais. Çıkınca da tuvalet bölgesinden, ğufranek, denir. Bu sünnettir. Velhamdülillahi Rabbi’l-âlemin.