Gel Sana Aşkı Anlatayım ! ( KESİN KABUL OLACAK PEYGAMBER DUALARI )

İnsan böyle kendisini her daim böyle günahkar hissetmeli ki, nedamet edip Rabbine yalvarabilsin. Şimdi bak Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın dualarına bakalım. Musa Aleyhisselâm’ın dualarına bakalım Yunus Aleyhisselâm’ın, İbrahim Aleyhisselâm’ın dualarına bakalım. Tevazuyu ne oluşturur? Kişinin kendisini günahkar hissetmesi oluşturur. İsmet sıfatı var mı bu saydığım zatlarda? Var. Ne demek İsmet? Günahsız demek değil mi? Günahsız bir zat, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm ne diyor? “Allah’ım beni dinin üzere ayaklarımı sabit kıl!” diye tir tir titryor. Bak, günahsız bir zat, baktığın zaman zannedersin ki kâinattaki en günahkar kişi Peygamber Aleyhisselâmdır Hâşâ, estağfurullah. Dualara bakıyoruz. Dersin ki yani, duaya bakan birisi der ki; Herhalde bu kâinatın en günahkarı; Hz Muhammed’dir Aleyhissâlatü Vesselâm. Hâşâ, estağfurullah. Şimdi Musa Aleyhisselâm’a bakalım mesela; رَبِّ اِنّ۪ي ظَلَمْتُ نَفْس۪ي فَاغْفِرْ ل۪ي rabbi inni zalemtu nefsi fağfirli diyor. “Ben kendime zulmettim!” diyor yani. İsmet sıfatı olan bir Peygamber günahsızken, Nasıl olur da kendine zulm ettiğini söyleyebilir? İşte büyüklüğün alameti, kişinin kendisini bu şekilde küçük görmesidir. Yine Yunus Peygamber’e bakalım; لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ سُبْحَانَكَۗ اِنّ۪ي كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَ la ilahe illa ente subhanek, inni kuntu minez zalimîn “Senden başka İlah yoktur. Sen münezzehsin! Şüphesiz ben haksızlık edenlerden oldum!” (Enbiyâ/87) Yine Musa Peygamber’den farklı bir şey söylemiyor yani. رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَۚ rabbehu enni messeniyed durru ve ente erhamur rahimîn “Başıma bir bela geldi, sana sığındım. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.” (Enbiyâ/83) Yine başka bir duada Zekeriyyâ Aleyhisselâm; رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةًۚ اِنَّكَ سَم۪يعُ الدُّعَٓاءِ Rabbi heb li mil ledunke zurriyyeten tayyibeh, inneke semiud duâ diyor. “Ey Rabbim! Bana katından temiz bir soy ihsan eyle, şüphesiz sen duayı işitensin!” (Âl-i İmrân/38) Başka yerde; رَبِّ لَا تَذَرْن۪ي فَرْداً وَاَنْتَ خَيْرُ الْوَارِث۪ينَۚ Rabbi la tezerni ferdev ve ente hayrul varisîn diyor. “Zekeriya’yı da hatırla. Hani o, Rabbine, ‘Rabbim! Beni tek başıma bırakma.. Sen varislerin en hayırlısısın!’ diye dua etmişti.” (Enbiyâ/89) Ve yine Adem Aleyhisselâm; رَبَّـنَا ظَلَمْنَٓا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ “Rabbena zalemna enfusena ve il lem tağfir lena ve terhamna lenekunenne minel hasirîn.” diyor. “Dediler ki: ‘Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.'” (A’râf’23) Yine bakalım, Eyyûb Peygamber’in duasına bakalım. Yine diğer Peygamberlerden farklı şeyler söylemiyorlar yani. O yüzden bir kişi, Allah katında, ne kadar büyük diye bana sorarsanız, dünyada kendisini en küçük gören insan. Allah bize de kendimizi küçük göstersin hatta Peygamber Aleyhisselâm’ın bir duası vardı hatırlıyor musun? Ben onun fotoğrafını göndermiştim gruba. “Allah’ım! Beni, bana küçük göster!” “Allah’ım! Beni, bana küçük göster!” Beni, bana küçük göster!

Tebliğ et

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir