KIZLAR EVLENMEKTEN KORKAR OLDU. AMA NEDEN?

Çünkü hanımlar arasında birbirlerinden etkileşim anormal derecede yüksek. Örnek görmek istiyor hanım dünyası. Sadece kıyafetde değil, ibadetde, kıyafetde, akîdede, insani ilişkilerde.. Pek çok hanım kızıma niye evlenmiyorsun bu yaşa kadar? sorduğumda cevabı klasik oluyor. Teyzesi, işte şusu, busu bir sürü boşanmışı var. O boşanmışların etkisi altında kalmış. Evlenmeye korkuyor. Pek çok hanım adayı, anne adayı, ne olduğunu bilmediği halde doğumdan korkar. Başkalarının masallarından dolayı. Hanımlar arasında etkileşim çok yüksek. Bir sıkıntılı bir durum değil bu. Allah narin yaratmış, hassas yaratmış. Çok basit bir çizik iz yapıyor. Bu da bize iki görev veriyor ablalar; 1) Birine kötü örnek olurken aman dikkat edin. İyi örnek olurken de içiniz açılsın. Sayende namaza başladı oda arkadaşın. Eteğini uzattı. Kısa giyiyordu, uzun giydi. Kendin giydiğinde sevindiğinden fazla sevinebilirsin. Sana yazılacak bunlar çünkü. Örnekliğin birinci boyutu. 2) Ne edin, edin kendinize Ashab-ı Kiram’dan başka hiç kimsenin kızını, hanımını örnek almayın. Bu ümmetin başı dibine yetecek kadar büyük ümmettir. Size ne Nesibe’ler, Sümeyye’ler, Aişe’ler, Fatıma’lar yeter, fazlasını koyacak yer bile bulamazsınız. Bilhassa kadın dünyasına ait, kadın özel dünyasına ait gündemleri alırken etkilenmeye çok dikkat edin hanımefendiler. Çünkü hanım kızlar da şunu yoğun bir şekilde görüyoruz. “Vallahi doğru hocam amaa…” Aması ne biliyor musunuz yani? Ürküyor. Başkalarının etkisinden ürküyor. Ona baskı oluşturuyorlar. O, o baskıyı yenemeyeceğini düşünüyor. Ufkunuz Aişelerle, Hafsalarla, Nesibelerle, Sümeyyelerle, Zeyneplerle, Haticelerle dolu olduğu zaman sizi kimse ezemez. Siz de çünkü taklit ettiğiniz, örneklediğiniz kişilerin kopyası olacaksınız Allah’ın izniyle. Hanım Ablalar, doğal ekmek, köy yumurtası, tereyağı, katıksız tereyağı filan konuşurken Müslümanlığın da obezite olmasını, obezite müslümanlık yaşanmasının mümkün olduğunu vurguladık. Doğal Müslümanlık Allah’ın bizden beklediği Müslümanlıktır dedik. Doğal olmayanın ne kadar baş belası olduğunu cıvıttığını da hepimiz gördük. Ben kendi nefsim adına, sizler adına, Rabbimden niyaz ediyorum. Doğal Müslümanlığa bizi kavuştursun. Ruhumuzu da o şekilde alsın.

KORONA’YI YENEMEYECEĞİZ! ALLAH LUTFEDECEK..

Kureyş müşrikleri, Mekkeliler Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’i iyice bunalttıklarında Mü’minûn suresinin 76. ayeti de inmişti. Orada da Allâh-u Teâlâ benzer şeyi söylüyor. Ve bize taşıyor bunu. Buyuruyor ki; And olsun biz onları ağır sıkıntılara soktuk. Develerine verecek yem bile bulamadılar. yine Rabblerine boyun eğmediler. Hala da ona yalvarıp durmuyorlar. Demek ki kafir nasibi kilitlenmiş insandır. O koronayı da yener, kanseri de yener, o küçük bir tanrıcılık oyunu da oynar. Ötesi yok ki hayatının kimden korksun? Bizim kabirimiz var. Ahiretimiz var. Cennet umudumuz var. Cehennem korkumuz var. Allah’ın lütfu ve keremiyle O kainatı olduğu gibi havadan daha çok kuşatan rahmetiyle Rabbim lütfedip, ihsan edip başımızdaki belayı kaldırdıktan sonra, mü’min kardeşlerim yine faiz olacak mı acaba? Yine zinaya dokunulmaz bir hak olarak bakılacak mı? Çocuktur, gençtir, hürdür mü denecek yine? Yine Kur’an-ı Kerim, yani fakir çocukların medreselerde gidip okuduğu kitap mı olacak? Yine hırsızlığa kılıflar mı bulacağız? Yine yalan ağzımızdan çıkabilecek mi? Yine camiler şimdi kararname ile kapatıldı. O zaman da yalnızlıktan yine mahzun mu kalacak camiler? Bunu şimdiden düşünelim ki biz bunu dertlenirsek Rabbim! faizsiz bir dünya için uğraşacağız. Rabbim sabah namazı vaktinde biz ayakta olacağız. Rabbim! kitabın başımızda taç olacak diye heyecan güdersek yaptığımız “Şifa ver Ya Rabbi” duaları kabul olmaya daha yakın bir zeminde durur.

İmam Malik’in Bayram Günü!

Bir gün Medine-i Münevvere de bayram. İbni Şihâb ez-Zührî Rahmetüllahi aleyh evine gider, İmam Malik Rahmetüllahi aleyh o da İbni Şihâb’ın evine gider. Tâbiînin büyüklerinden İbni Şihâb ez-Zührî. Dışarıda bekleyince İmam Malik’in dışarıda beklediğini fark eder. Der ki şu dışarıdaki kim? Çağırın onu bana. Çağırır. İmam Maliki görünce hocası İbni Şihâb ez-Zührî Rahmetüllahi aleyh buyurur ki: – Haydi evladım gel bizimle beraber yemek ye. Hayır hocam der. Ben bunun için gelmedim. Elhamdülillâh! O yemeği her yerde bulabilirim. Ama bugün bayram. İnsanlar namazı kıldılar, evlerine gittiler. Aileleriyle bayramlaşıyorlar. Sizin gibi bir âlim ancak bu saatte müsait olur diye buraya geldim. Kabul buyurursanız Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’in hadis-i şeriflerinden dinlemeye geldim. İbni Şihâb Rahmetüllahi aleyh orada 40 hadis rivayet eder ona. Onlar yazar. İmam Malik Rahmetüllahi aleyh; – Hocam biraz daha bana hadis rivayet eder misiniz? deyince Bu kadar yeter der, yazmış olduğu defteri elinden alır. – Peki oku bakalım bunları der. Yazmış olduğu 40 hadisin kırkını orada tamamını ezbere hocası İbni Şihâb ez-Zührî Rahmetüllahi aleyh’e okur. Kardeşlerim onlar uyuyarak, onlar yataklara mahkum olarak âlim olmadılar. Onlar bayram günü bile insanlar evlerine gidiyorlar, aileleriyle bayramlaşacaklar ama ben Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’in hadis-i şeriflerini bu şehirde en fazla bilenlerden birisi İbni Şihâb ez-Zührî Rahmetüllahi aleyh; Bayram vesilesi ile insanlar henüz henüz evlerine gittiler, anneleri, babalarıyla bayramlaşıyorlar ben de gideyim, o boştur bana şimdi Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’in hadis-i şeriflerinden daha fazla rivayet eder diye, gider, o kapıda bekler, kapı açılır, içeriye buyur edilir, sofra var ama ben o sofrayı heryerde bulabilirim. Ben Allah’ın kainatı yüzü suyu hürmetine yarattığı Hz. Muhammed Aleyhisselâm’ın sofrasındaki o hadisleri arıyorum. Hocam; – Bana onlardan takdim eder misin?

GELECEK KAYGISI YEDİ BİTİRDİ BİZİ

Uzunca bir hadis-i şerifin son bölümünde Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz buyuruyor ki; “Bir grup Allah’ın evlerinden bir evde Kur’an okumak ve ondan ders çıkarmak için toplandıklarında onların üzerine sekinet iner, rahmet onları kuşatır, melekler çevresinde toplanırlar. Allah onları kendi katında zikreder ve kimi ameli kurtarmıyorsa onu soyu kurtarmaz .” Hadisi şerif bugün Kur’an’a iman eden müminler olduğumuz halde Kur’an’ın bereketini kalbimizde neden hisssedemiyoruz? sorusunu irdeleme nedenimizdir. Elhamdülillâh İman ehliyiz, Elhamdülillâh, Kur’an’ımız var diyoruz. Fakat bir huzursuzluk , bir endişe fırtınası, bir gelecek kaygısı, bir şüpheci akıl, bir melekleri yokmuş gibi zannetme dalgası hepimizi kasıp kavuruyor. Halbuki Kur’an-ı Kerim arapça bilene de, bilmeyene de hatta onu okuyabilene de okuyamayana da bir rahmet kaynağı olmalı idi, çünkü önceki nesillere Kur’an-ı Kerim bunu yaptı. Ashâb-ı Kirâm’ı (Allah onlardan razı olsun) incelediğimizde görüyoruz ki Ashâb-ı Kirâm Kur’an-ı Kerim’i gıda gibi hazmetmişler.

Büyük haramları işleyen akrabaya karşı nasıl tavır alabiliriz?

Bismillâh Elhamdülillah Vessalatu vesselamu alâ Resûlillah Büyük haramları işleyen akrabaya karşı nasıl bir Emr-i bi’l ma’rûf ve nehy-i anil münker siyaseti izleyelim? Diyen kardeşimize deriz ki; 1) Akrabalık ilişkisi, akrabalık bağı bir nasihatçı için, uyarıcı için çok güçlü bir bağdır. Bunu koparmamak ana siyasetimiz olmalı yani, akrabamızı düzeltmek istiyorsak akrabalık elimizdeki en iyi malzeme, en iyi sermaye. Bunu güçlendirmemizin faydası var. 2) Kademeli gitmek lazım. Yani akrabaya bir bayram ziyaretinde hemen hatası üzerinden başlamak yanlış. İlişkileri geliştirip, muhabbeti geliştirip, vesaire bir mantıkla 1, 2, 3, 4, 5. kademede bu yanlış oluyor, buna karşı sana tavır koyuyorum diye bir siyaset güdülmeli. Üçüncü olarak da özellikle dua etmek, onlara nasihat etmek kadar belki ondan da faydalı. Ya Rabbi amca çocuğumun şu hatayı bırakmasını senin rahmetinden diliyorum diye hususi dua yapmak eğer samimi bir şekilde biz onun düzelmesini istiyorsak ve asla düzelmez, adam olmaz bunlar, bu içkiyi bırakmayacak bunlar ağzımızdan çıkmayacak sözdür . Umutsuzluk yok! Bizim akrabamızsa ve biz sağsak umudumuz çok daha güçlü olacak demektir. Velhamdülillahi Rabbi’l-âlemin

Rasûlullah ﷺ Efendimiz’in ümmî oluşu sıradan bir şey değildir

(İntro) Bismillâh elhamdülillah Vessalatu vesselamu alâ Resûlillah Peygamber efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem için ümmi bir peygamberdi deniyor. Ümmi okuma bilmiyor, yazı yazma bilmiyor demektir. Normalde bir insan için ümmi olmak, yani okuyamamak, yazamamak ayıplanabilecek bir şeydir . Peygamber Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’in ise ümmi olması peygamberliğinin belgelerindendir. Ümmi olmadığı halde, kitap, defter, kalem görmediği halde bu insanoğlunun elindeki en büyük kitabı insanlığa ulaştırmıştır. Gösteriyor ki bu kendisi bunu yazmamıştır, Allah ona indirmiştir. Bu yüzden Peygamber Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’in ümmi olmasını onun peygamberliğinin belgelerinden biri görüyoruz. Velhamdülillahi Rabbi’l-âlemin (İntro)

Mahmut Efendi Hazretleri Fethullah Gülen İçin Ne Dedi?

Şimdi Efendi Hazretleri’ne ben dedim ki; Burası önemli! Böyle istirhatteydi. Bilmiyorum yanında kimse var mıydı, yok muydu? Onu tam hatırlamıyorum. Sanki.. çok kalabalıkta kimse olmadığını biliyorum ama. Dedim Efendi Hazretleri.. Bu Muhammedurrasulullah işte demeyenlere merhamet edelim, Yahudi, Hristiyan cennete girecek gibi işlerde bu Fetullah hocanın fetvaları var, bazı konuşmaları var, işte buna ima ediyor. Adamları, gazeteleri, vesaire böyle bir durum var. Ama evvelce de hakikatten Hacı Salih Efendi Hazretleri’nden, diğer ulamadan, evliyadan görüşmeleri var, okumuşlukları var, talebelikleri var. Bunlara karşı biz dedim ne anlayacağız? Bunu hani.. korkudan mı yapıyor? Tehdit altında mı, zorla mı, rehin mi, nedir anlamadık dedim yani, Efendi Hazretleri bizzat şu kulaklarımla duydum; Şahit ister mi bana? (hayır) Yalan konuşur muyum? (hayır) Bizzat şu kulaklarımla duydum. Şeytan insanı, saptırabilir dedi. Hiç yumuşak bir tabir değil bu. Şeytan, insanı saptırabilir. Hocalık da para etmez, hacılık da para etmez, ilim de sökmez, dolayısıyla en büyük alim iblis. Efendi Hazretleri bana şeytan insanı saptırabilir dedi. Bunu da beyan edelim ki Efendi Hazretlerinin eski sözleri şu andaki yeni sözüymüş gibi ne yapılmasın? ortaya atılıp da insanlar saptırılmaya çalışılmasın. Bundan dolayı şu anda durum ortadadır. Millete bu silahı çeken ve milleti bu şekilde katliama uğratmak için emir veren, fetva veren bir insanı şeytanın saptırdığı aşikârdır. Biz artık bundan öte bir şey diyecek halimiz kalmamış ancak Allah’ım kalplerimizi kaydırmaya Ya Rabbi! (amin) Allah’ım bizi hidayete erdirdikten sonra Ya Rabbi! maddi menfaat için, mertebe için, itibar için, para için.. hangi hırsla, tutsak olarak, korkutularak, şantaj ile, tehdit ile.. hangi surette olursa olsun, bizi yolunda sabit eyle Ya Rabbi! (amin) Kalplerimizi kaydırma Ya Rabbi! (amin) tarafından rahmetini bahşeyle Ya Rabbi! (amin) Vehhab sensin Allah’ım (Celle Celalüke). Korkuyorum, ödüm kopuyor, tiril tiril titriyorum. Bu kadar sene vaaz edip, ağlayıp, ağlatan bir insan şimdi gelip millete silahı çekin, herkesi öldürün, tarayın nasıl der? Buna benim aklım duruyor, mantığım, havsalam da almıyor.

Yemek Kanalını 700.000 Kişi Takip Ediyor, Allâh İçin Yapılan Tebliğlere Neden Abone Olmuyorsunuz?

Kaç takipçisi var biliyor musun? O gece 2’de yemek yapanın.. Yedi yüz bin! Benim kaç takibim var şeyde? Youtube’da? Yüz bine zor çıktı. Ne diyeyim size şimdi? Fatiha okuyacağım ama.. hayatınıza okuyacağım ya.. Allah sizi ihya etsin yani! (amin) Ya biraz canlanın! Kıpırdaşın ya! Bir kıpırdaşın ya! Millete ayet, hadis okuyoruz, tebliğ yapıyoruz. Para mı topluyoruz ya? Allah için üye olun diyoruz, Youtube’a diyoruz.. Daha yüz bin olmuşuz, Demesinlermiki gecenin ikisinde yemek programı var. Yedi yüz bin üyesi var. Bizim cemaate dedim.. Yani artık ruhuna.. 🙂 Ne yapayım ben size? İhya olmanız için okuyabilirim yani Fatiha. Fatiha ölülere okunmaz hep yani. Dirilere de okunur yani. Allah hepimizi ıslah etsin! (amin) Ya bu 100.000 olacak iş mi ya? Bu kadar ayet, hadis okuyan.. Efendim.. Daha ne pis programlar var, onlarınki kaç milyone gider, onları da demeyim yani. Hadi yemek meşrudur diye yemeği söylüyorum. Anladın mı? E yani ya insaanlarda heves yok! İlme merak yok! Ayet-hadis bana ulaşsın, haber gelsin, paylaşılan videodan haberdar olayım, birine atayım, yok! Ne var? Bir tuşla üye oluyorsun. Onu da yapmıyorsun! Ee bugünün cihadı bu. Bugünün tebliği bu. Nasıl ulaşacağız, ulaştıracağız hakkı kardeşim biz? Ne yapabiliriz tek başımıza evde oturuyoruz? Ancak okuyoruz, okutuyoruz, yazıyoruz, sohbet yapıyoruz. Ee sen ulaştırmıyorsun! Kendin de ulaşmıyorsun. Ama dünya bütün milletin gözünü, gönlünü boyamış. Kaplamış! Ondan sonra “bereket yok”. Nasıl bereket olacak? Nasıl bereket? Zaten o şeyden, internetteki şeyleri takip eden adamın vaktinde bereket olur mu? 5 saat bir anda geçer. Ne yaptığından haberin olmaz. Ne teheccüdün kalır, ne işrağın kalır, ne kuşluğun kalır. Luzümsuz ancak bakıyorsun, o yana bakıyorsun, bu yana bakıyor, şu haber var, kim ne yapmış, kim ne etmiş, kim ne içmiş, ne işimiz var ya? Zaruri bi haberler o da namuslu kanal bulursanız, namuslu.. yalan konuşmayan, dürüst, namuslu varsa bir şey belki bir haber en fazla O da zaruri haberler, o da karı, kız meselesi çıkmayacak yani.. Nerede zaten internet.. bir çoğu haberlerin yalan dolan.. (intro)

Her İftar Öncesi Bu Duayı Mutkala Okuyalım (Fotoğraflı)

Şimdi, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem buyuruyor ki; “Size bir dua öğreteceğim, oruçlu kişi bu duayı okursa, eğer sofra başında okursa, çoluk çocuğunuza da öğretin” buyuruyor. “Allah bu duayı çok seviyor.” diyor. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem kendisi için; “Ben de çok seviyorum, bu öyle duadır ki” buyuruyor Sallâllâhü Teâla Aleyhi ve Sellem. Oruçlu kişi iftardan önce iftar yaklaştı, bir kaç dakika kaldı. Hurmayı hazırlayın. Zeytinle değil haa. O kadın çıktı, kadın bir doktor.. Peygamber diyor zeytinle.. Hiçbiri, uydurma rivayette bile yok. Zeytinle yok. Uydurmada da görmedim yani. Hurma, yoksa su. Hurma, yoksa su. Sünnetimiz bu. Sünnetle ve amel edeceğiz inşallah. “Anasından doğmuş gibi günahtan sıyrılır, dünya ve ahiret bütün işleriniz bu dua ile yoluna girer. Allah ve Resûlü bunu çok sever.” Dualarım, ramazan risalesinin 380. sayfada ramazan. Dergide de var. Dergide bulursunuz, ben yazmışım. 380. sayfada. Şimdi cem’i hatalarımızdan “Estağfirullah, Estağfirullah Estağfirullah el azim ellezi la ilahe illa hü el hayyel kayyume ve etubü ileyh” Bu mübarek dua ile sizi iftara teslim edelim inşallahürrahman. Siz de benimle birlikte takip edin. Ama emir var. “Çocuklarınıza öğretin” buyurdu Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Mutlaka çoluk çocuk birlikte sofrada bunu dergiden kitaptan bulun yani. Ama biz bu gece beraber başlayalım. Yâ Azîm (Yâ Azîm) Yâ Azîm (Yâ Azîm) Ente ilâhî (Ente ilâhî) lâ ilâhe ğayruke (lâ ilâhe ğayruke) iğfirli (iğfirli) ezzenbel azîm (ezzenbel azîm) feinnehû (feinnehû) lâ yağfiru (lâ yağfiru) ezzenbel azîm (ezzenbel azîm) illel azîm (illel azîm) Ey büyük Allah! İlahım ancak sensin! Senden başka hiçbir ibadete layık ilah yok! Ya Rabbi çok büyük günahlarım var! O büyük günahlarımı mağfiret eyle! (amin) Bu saatte, iftar saati boyunlarımızı cehennemden azad eyle! (amin) Beraatlarımızı ihsan eyle! (amin) Büyük günahları ancak, Büyük Allah affedebilir. (Celle Şânuhü ve Celle Celâlühü) Böylece şimdi dualarınızı hazır edin kalbinizde siz de kendiniz dua edin. Ne dua ederseniz, bir dua verilmiş size. Kabul olacak. Bir dua var Her iftarda bir dua var! Bir tane dua eden içinizden, kalbinizle niyet edin. Allah niyetlerinizi kabul eylesin. Amin. Sallâllâhü Aleyhi Seyyidina Muhammed ve Alâ Ali Seyyidina Muhammed

Hanımlar Ölürken, “Hadi Çarşıya Çık” Desen Canlanır.

Onun için varken dengeleme, engelleme, israfları bırakma, dünyanın meylini kesme, ama bizde bu karılar, bu çocuklar varken bizim zâhit olmamız hemen hemen mümkün değildir. Onun için Allah’ım Ya Rabbim önce bizim karılarımızı zâhide eyle Ya Rab! – Amin! Zâhidattan eyle Ya Rab! – Amin! Kalplerine dünyaya karşı soğukluk ver ya Rabbim. – Amin! Amin, ulan ne amin dediniz be Maşallah. 🙂 Size de yarıyor çünkü. Karı zahide olmayınca devamlı sizin kese aşınıyor. Yani para kalmadı daha kardeşim hergün alışveriş ya, bu ne ya? Hele bir oturun evinizde be kardeşim ya. Oturmazlar! Aman Ya Rabbel Alemin! Nasıl bir şeydirler, nasıl bir millettirler bu kadın milleti ya? Her gün alışveriş var desen, her gün çıkar parayı ver. Ya yorgun değil misin? Yatalak olsa, namazı kaçıracak halde olsa alışveriş var parayı da ver, birden canlanır. Ula ne oldu sen hasta değil miydin? Şimdi bir iyilik buldum diyor kendimi. Tabi yani. Onlara parayı vereceksin, arabayı da al hadi git alışverişe. Ya niye çıkıyorsun bu kadar alışverişe kardeşim? Kocanız getirsin nedir? Elma mı lazım, armut mu lazım size? ne yapıyorsun? Dolaplarında yer kalmamış elbiseden, hiç elbisem yok diyor. 🙂 Hepsi aynı mı ya? – Aynı Allah Allah! Yer kalmamış ayakkabıya, yer kalmamış 🙂 velakin böyle. Ne yapacağız? Cihad, Cihad, Cihad! En büyük cihad, nefisle cihad, en büyük cihad, efendim, evdeki cihad. Anladın mı? Cihad ne demek? Mücadele. Nasihat edeceksin. Dövmek, bağırmak, sövmek yok! Nasihat edeceksin. Anladın mı? Böyle şey yapacaksın. Size bir tiyö daha vereyim. Bir tane vermedim ki bir daha vereyim şimdi. Biriciyi vereyim yani. O da şudur; Para kazanıyorsanız kazandığınız parayı belli etmeyin. Söylemeyin her şeyi ya. Hemen geliyorsun. – Hanım – Ne var canım? 🙂 Yüz bin liralık bir iş yaptık, çok kâr oldu felan.. Ya bu bunu şimdi koydu kafaya daaa. Taktı bunu bir taraftan ya. Bir, iki gün geçecek.. E kocasının yanına gelecek hemen, – Efendi – Ne var? – Hani o elli bin lira kazanmıştın ya.. – Heee? – Ondan bize ne kadar düşüyor? Veyahutta ben çanta alacağım, araba alacağım, ayakkabı alacağım, elbise alacağım. Hele elbise işi bitmez! Aman Ya Rabbi! Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.