ÇOCUĞUNA EL KALDIRAN ANNE BABALAR MUTLAKA İZLESİN!

Bir anne baba, 7 yaşında çocuğunu mesela, bir hocaefendiden Kur’an öğrenmek için götürürken, veya, ilköğretimde okusun diye götürürken, annesine, şu Allah’ın emanetini hazırla, götüreyim bugün okula veya medreseye diyorsa, diyebiliyorsa, ve okulda kayıt yaptırırken benim çocuğum çok özeldir. dikkatinizi çekerim diyebiliyorsa. Ama bu anlattığım anlamda çok özel. Hatta, eşler birbirleri hakkında, konuşurken, eşler çocuklarını değerlendirirken, bizim çocuğumuz çok özel hanım biliyorsun. Bize mahsus. Nüfus kağıdından önce levh-i mahfuzda kaydı vardı bu çocuğun. Bugünkü yaptığı yaramazlık listesini sayarken annesi, baba bu cevabı verebiliyorsa. Baba, sinirlenip, elini tersini çocuğa göstermeye çalışırken anne elini tutup, levh-i mahfuzdaki kayıtlarla oynuyorsun dikkat et! diyebiliyorsa, 950 sene Allah için kainatı santim santim dolaşan Nuh aleyhisselam, senin Allah’ın beni boğamaz diye, edepsizliğin zirvesine çıkmış çocuğuna bile yavrum diye bunun için hitab etmişti baba unutma bunu, diyebiliyorsa eş eşine. Çünkü, Nuh aleyhisselam iyi biliyordu ki, bu çocuk, özellikle Nuh’a emanet edilmişti. Nuh için özel yaratılmıştı. Terbiyesizliği ve Allah’a isyanı Kur’an ayetlerine intikal edecek kadar hırçın bir çocuk olmasına rağmen, bu sana özel, özel sana bu denmişti. Mendebur çocuk, evlatlıktan kovdum seni niye demedi Nuh Aleyhisselam? Lut Aleyhisselam niye bunu diyemedi? Evlatlıktan niye kovamadılar? Çünkü biliyorlardı ki, her çocuk özeldir. Ve bunun bir sonucu var kıyamet günü. Biz, daire alır gibi çocuk alamadık bu kainatta öyle birşey yok. Araba beğenir gibi çocuk beğenmedik. Allah’a kul olduğumuz için, kulluğumuzun sonucu gereği Allah kucağımıza çocuklar koydu. Onun için Mü’min baba ve anne şuna iman eder.. İman eder diyorum! Düşünür, beğenir, not tutar değil. İman iman. Amentü billahi ve melaiketihi ve kütübihi der gibi. Şuna iman eder; Her çocuk benim için bir imtihandır. Tıpkı sabah namazı her gün imtihan olarak karşıma çıktığı gibi. Her günün, sabah namazının toplamından kıyamet günü, şu kadar 1000 kere güneşin doğduğu gün yaşadın sen, o sınama namazlarının toplamına göre namazlı kul veya namazsız kul olarak dirileceksin diye düşündüğü gibi, her gün yatağından kaldırdığım çocuğumu, kucağıma aldığım bebeğimi, bu duyguyla karşılamam, tıpkı bir sabah namazı gibi, Allâh-u Teâlâ’nın beni imtihan ettiği bir imtihan konusu olarak gördüğüm zaman, melekler benim yardımımdadır. Nuh Aleyhisselam’a yardım ettikleri gibi.

SADECE ANNELER İZLESİN – MEARİC SURESİ

Abiler şimdi Meariç diye bir sure var Şimdi çok ilginç tevafuk etti sure, ardından biraz çalışma yaptım, surede bir ayet denk geldim beni dehşete düşürdü Miraçla aynı kökten geliyor uruç kökünden ne demekti uruç? Uruç etmek Yükselmek, mertebeye yükselmek gibi bir manası meleğin yükselişi gibi bir manası, bu ve buna benzer manaları var. Bir gün Mekke içerisinde Efendimiz (asm)’ın böyle etrafına toplanıyorlar. Dalga geçmeye başlıyorlar, (arkada fon müziği çalıyor)alay etmeye başlıyorlar falan o cihetlerde Tabi alay etmenin, onlar şey kısmında Sizin diyorlar ilahınız varsa haydi bakalım şimdi gelsin bana ceza versin diyorlar Anladın mı? Alay çeşidini. Hani şimdi istiyorlar Halbuki o an o bulunan toplulukta Efendimiz (Asm) olduğundan dolayı ve oradaki müşriklerin bir çoğunun çocuğu ilerideki iman ehli olacağından dolayı, Allah Azze ve Celle oraya bir azap indirmiyor o anda Efendimiz (Asm) ve etrafındaki sahabelerle hani ne oldu Rabbiniz azap verecekti, hani üzerimizden yağdıracaktı, kıyamet gönderecekti. yani adeta cehennem azabına haşre hatta öldükten sonra dirilmeye öyle değil mi kıyamet alametlerine mesela bunların her birinin şuur eksikliği olacak şekilde haşa alay etmeye çalışıyorlar İşte tam bu esnada, bu sure nazil oluyor ve surenin içeriği haşrin ahiretin dehşetini şuurunu ve mücrim kişilerin mücrim ne demek günahkar, günahkar kişilerin yani kimi söyleme göre işte sadece kafir kimi söyleme göre cehennem yüzü görecek herkes için bu iddia geçerli mücrim diye kavramı o yüzden genişletmişler mücrim kişilerin günahkar kişilerin yani bir cehennem yüzü görmesi imkan dahilinde olan kişilerin eğer o cehennem yüzü görürse bu iddialarla karşılaşabileceğini belirtmiş. Bak şimdi, birbirlerine gösterilirler günahkar kimse ister ki O gün azabından kurtuluş için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yer yüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de tek kendini kurtarsın, yani ya Rab sen onları ateşe at ama beni bu ateşe atma kurban olayım beni kurtar Diyecekler fayda verecek mi? Burayı konuşalım zerre faydası olmayacak çünkü bu filim bir kez çekiliyor denecek. Bu ayeti gördüm çok dehşete kapıldım niye? Bizim evimizde de bir çocuk var ve anne ile çocuk arasındaki şefkati uzun bir süredir müşahede ediyorum ve sürekli hanıma sorarım yani neredeyse 2 güne bir Mesela yanına gittiğimde çocuk uyuyordur, şu an özlüyor musun derim bak şu an dediğimde nasıl biliyor musun ömer? 10 dakika önce Ecmel Vera örümcek adam gibi her yere tırmanmış bütün evi yıkmış gerçekten peşinden koşması çok zor yani o kuvvetteki bir çocuğun. Şimdi bakıyorsun şuan özlüyor musun? Özlüyor ya canını verecek ölecek onun için yani. Tırnağı kopsa böyle ay benim canım gitsin de ona bir şey olmasın. Ve baktım Bu ayetin dehşetine dimi abi? İnsan zıtlığıyla nispet edince anlıyor. Dünya namına bu kadar kuvvetli bir şefkat verilmişken, Ahiret namına bu annenin Bu anne yani benim evimdeki anne de dahil olmak üzere ama terazisi şaşarsa benim evimdeki anne de dahil olmak üzere diyecek ki; “ALLAH’ım çocuğumu yak ama beni yakma” diyecek. Çok akla uzak geliyor dimi sinan? Ayet bu ya! kalbimizin buna uyumlu olmayışı gene uykuda olduğumuzun göstergesi. Çünkü bu ayetler fıtratla çok uyumludur. Bir algoritmik yazılım gibi düşün. Koyduğun anda çalışması lazım fıtratta. Beni hayrete düşürdü. Şimdi benim annem yani gerçekten ben dünyanın en kötü adamı olayım annem vazgeçmez benden öyle bir kadın. Zeyna gibi yani. Hakikaten atom karınca gibi yani şurada tırnağım kanadı desem gelir omuzlar ülke ülke gezdirir belki öyle fedakar kadın. Baktığında bu kadınında terazisi Allah göstermesin şaştığı anda diyecek ki, Allahım bana bu azabı gösterme çocuğumu al, kocamı al, torunumu al hepsini yak ama bana gösterme. Bak işin hakikatı burası işte, dünyadaki ilizyon hali işin hakikatı değil. İşin hakikatı tamda burası. Yani bu nesebi bağın da Arizi olduğunu anlamamız lazım. Basit bir sual Ecmal vera’dan daha güzel daha tatlı dışarda çok çocuk var, ama ben onları değil Ecmali tercih ederim. Niye? Niyesi Allah böyle yarattığından dolayı bu bağı yaratan Allah yaratmasını bildiği gibi koparmasını da bilir! O dehşet gününde koparmadan benim onu fidye olarak vermemi de sağlayabilir Yani ayet çok dehşetti farkında mısınız. İnsan şurayı anlaması lazım dünyada benim birinci öz sorumluluğum çocuğum değil benim birinci öz sorumluluğum Ailem değil benim birinci öz sorumluluğum bizzat kendim yani nefsim ve Allah arasındaki ilişki her şeyden önemli olan her şeyden ama sinan aklına ne geliyorsa, benim birinci öz sorumluluğumu barındırıyor. Ama biz şuan birinci öz sorumluluk olarak neyi koyuyoruz özellikle ahir zamanda garanti altına alınmış bir rızık bizim için bir birinci öz sorumluluk haline gelmiş durumda Şimdi Allah ben rızkına kefilim ama kabrine kefil değilim diyor Bizim tavrımız tam zıt rızkımız garantide değil ama tavrımız garantide gibi Şimdi sana bunu beyan eden bir yaratıcıya sen sürekli rızık endişesiyle davrandığında onun rahmetini rezzakiyetini itham altında bulundurmuş oluyorsun Taa(taa kelimesi mecaz anlam çok önceden anlamında.) rahm-ı mader’de dimi anne rahminde bile biz mücadele mi ediyorduk rızık için hayır! Şimdi mesela rızık konuşması nasıl geçiyor? “Perişanım, mücadele ediyorum, yırtıyorum” Sana garantide olduğunu söyleyip biraz mücadelenin içine saklamışken Allah, Rızık olmazsa perişanım bu bir mücadeledir, cedelleşmedir perişan haldeyim gibi davrandığın anda Allah’ın verdiği rızık mantığına da çok aykırı düşüyor bu sefer işler. Şimdi rızığın hikmetini ve bereketini bir mücadelenin içine koymasaydı dünya boş ve sıkıcı hale gelecekti. Mesela rızık için biraz hareket etmem ve mücadele etmem gerekmeseydi sinan bu tişörtü kim dikecekti? Bence dikmezdi o adam. Peki matematiği kim anlatacaktı?Ben anlatmazdım rızık gibi bir dert olmasaydı doğru mu abi? Demiri kim bükecekti, arabayı kim yapacaktı? Yani insanların sürekli söylendiği işlerin hakikatı hiç söylendiği gibi değil. Rızık dediğin mesele dünyanın heyecanlı, güzel, çalışkan bir hale gelmesinde perde altına saklanmış lakin dirhem dirhem garanti edilmiş bir hakikatten ibarettir. Ama biz bu rızka bile endişe nazarıyla baktığımızda Allah’ın kaderini itham altında bulundurmuş oluyoruz. Hayatımızın birinci önceliğini buralara almış oluyoruz, birinci önceliğimiz ne rızık, ne evlat, ne eğitim, ne ev almak faize girip ev almak dimi (hafiften acı tebessüm) bir çok insan o faizle birinci ev almaya çalışanların hep söylediği cümleler böyle olmuyor bu, “abi ne yapayım evsiz mi kalayım” yani Allah herkese hayırlısını versin ama ev almak farz değil ki. Faize girmemek farz ama Buralardan uzaklaşıyor tabi ki zihin ve işin sonu hafizanAllah böyle Allaha dik durmaya çalışan Herkese meydan okuyan ayetlerle denk gelmeyiz diye dua edeyim… Video bitmiştir. Hem videoyu izledim hem alt yazı eklerken aşina oldum, video çok önemli olmuş. Hem benim alt yazı emeğime hemde video emeğine beğenelim. Ümmeti muhammede ulaşması için de Paylaşalım Allaha emanet olun…


İngilizce

There is a surah named Al-Maarij It was very coincidental and I did some research. What I found was astonishing! Maarij comes from the same word Mi’raj which means to ascend higher Same word is used when Angels rise and very close to this definition One day, they gather around Prophet S.A.V. in Mecca They start making fun of him and mocking him When they mock him they say: -“If you have a God, tell him to punish me right now!” They want the punishment right away Allah C.C. does not bring punishment to that community right then and there because the prophet and the pious people were living there and the non-believers would continue to have kids who’d become believers They mock him saying: -“What happened? Wasn’t your God supposed to bring down punishment?” They were making fun of everything including the punishments in hell, the day of judgement and other ways Allah punishes people Right then, this surah is brought down. The surah details the severe punishments that will be brought forward to sinners It discusses those sinners and deniers who are going to receive Allah’s punishment in the world hereafter It discusses the people who will be suffering in Hell for various reasons -“They will be displayed to one another” -“In order to protect themselves from a punishment, the sinner will want to…” -“Will want to trade his wife, kids, brothers, sisters and everyone on Earth for himself so that he can be protected from hell fire” -“Throw them in to the hell fire but save me!” So will they cry… It will not save them because this movie is only recorded once I was astonished when I saw this verse because… I also have a child and I see the bond between the mother and the child Sometimes I ask my wife after she puts it to sleep: -“Do you miss our child right now?” I ask this 10 minutes after my daughter has destroyed the whole house after climbing the walls everywhere…. She misses her so much that she can give her whole life away right then and there Even if her nail broke, she’d cry to try to save her This verse is understood when it’s compared to the exact opposite situation On Earth we feel such strong feelings of compassion to our kids But in the afterlife, even my wife who loves her child so much will say: -“Oh Allah, burn my child but don’t burn me!” It sounds astonishing this verse. It doesn’t feel compatible with our hearts and that’s because we don’t see the danger coming These verses are indeed very compatible with our hearts. Almost like an algorithm It amazed me when I read it Even if I was the worst person on Earth, my mom would not give up on me She’s such an hard worker, self-sacrificing. If I said my foot hurts, she’d carry me across the country like Atom Ant If her scale was unbalanced as well, she’d also say: -“Oh Allah, take my kids, grandkids, my loved ones but don’t make me suffer through this punishment!” The truth is not as illusionary as it is on Earth, the truth is here in the verses This compassion is just a temporary bondage that we have Here’s a simple question: There are many sweet, well-behaving girls out there besides my daugther But I would choose her and not the others. Why? Because that’s how Allah created us This bond is created by Allah and he can break it anytime. He can make me try to trade her for my punishment Do you guys see how amazing this verse is. We have to understand this one thing… On Earth, my first responsibility is not my kids, is not my family but instead is myself The relationship between myself and Allah is more important then anything else My first responsibility is Allah, not anything else you can think of But what do we see as our first responsibility in the modern world? Our guaranteed wealth has become the first and foremost responsibility for us Allah is the guarantor for our wealth but not our grave We act the opposite way as if grave is guaranteed but not our wealth If you keep questioning your wealth even when Allah has guaranteed it, you’re accusing Allah of not being generous and not keeping his promises Even in the mother’s womb…. Were we fighting to gain our bread and our wealth? We say we’re fighting and struggling to make ends meet… When Allah has told us that he’ll provide the wealth You keep on claiming to fight, struggle and endure to make more money and accrue wealth This is completely rejecting Allah’s promise of providing you with goods If Allah didn’t provide wealth without any of the struggle or the hardship, the world would be empty and boring If I didn’t have to do anything to generate wealth, who would make this t-shirt? Who was supposed to teach math? I wouldn’t teach math if I didn’t have to worry about income Who’d build the buildings and make the cars? The truth is different from what the people are complaining about Creation of wealth is the truth hidden underneath our daily struggles to make our world more colorful and productive. It has also been guaranteed by our Creator When we look at the issue of wealth with a worrisome eye, then we’re accusing Allah of his position as the provider We’re making that as our number one priority Our first responsibility shouldn’t be wealth, education, buying a home with interest which is another topic to discuss People who try to buy homes with interest (riba) always say things like: -“What am I supposed to do, become homeless?” Buying a house is not a fard but not paying interest is a fard! I pray to Allah that we can understand these verses which are directed to those who are directly challenging Allah

Annem ve Babam Beni Anlamıyor! – Serkan Aktaş

Alo! Alo! ‘Selamun Aleykum’ Anne Ne yapıyorsun Saol oğlum. Allah razı olsun Seni, seni çok seviyorum Sende beni seviyor musun? Bende şey Sevmez miyim annem hepiniz aynısınız. Seviyorum Aloo Alo! Selamun Aleykum. Napıyon baba Aleykum Selam oğlum, Sen nasılsın İçimden geldi, dedimki babamı arıyım, Böyle çok sevdiğimi söyliyim. Hee tamam Dedimki, baba seni çok seviyorum evet? Ne evet işte seni çok seviyorum diyorum. Annen, baban seni anlamıyor Her şeyin doğrusunu sen biliyorsun Sanki tek yaptıkları senin hayatına hep müdahale etmek Onlardan kurtulmak istiyorsun Özgürlüğünü kısıtlıyorlar ve gerçekten cahiller dimi? veya evlendin eşin istemiyor, yada artık gitgide elden, ayaktan düştüler sana yük olmaya başladılar O zaman kardeşim gel sana bir yaşanmış olay anlatayım. Oradan da hakikate bir yol açalım. Bir zaman bir evde 4 kişi yaşıyor Anne, baba, bir çocuk ve yatalak kendi işlerini göremeyen yatalak bir amca Simdi, hanım evde çocukla beraber yaşlı amcayla ilgileniyorlar. Gün içinde, adamda işe gidiyor. Tabi artık iş katlanmaz bir hale geliyor Adam yatalak olduğu için bütün ihtiyaçlarını adamın eşi karşılıyor Tabi buda bir katlanmaz duruma getiriyor olayı Ondan sonra bir akşam artık iş çığırından çıkınca Diyor’ki “Ya ben, ya o” Yani ya beni seçersin yada babanı Tabi böyle bir teklif karşısında adam şaşırıyor Ne yapılacağını bilmiyor İkisi’de çok değerli, birisi babası, diğeri evladının annesi Arada kalıyor Bakıyor ki olay çözülemiyecek “Babam daha anlayışlıdır” diyerek babasının yanına gidiyor Baba hakkını helal et! ama durumu görüyorsun Ortada bir çocuğumuz var, ailemin huzuru önemli Ama sen anlayışlısın ben senin yanına geleceğim,ben sana bakıcam,ben seni bırakmıcam “Bütün ihtiyaçlarını gidereceğim” diyerek Babasını sırtında küfeye alıyor Hamalların taşıdığı büyük sepetler vardır ya yatalak olduğu için onun içine koyuyor. Sırtına alıyor onu bağ evine götürecek Onu gören küçük çocuk “Baba bende gelebilir miyim? ” diyor ve üçü beraber yola koyulup gidiyorlar Sessizce arka tarafta amcamız ağlıyor. Arabadan indiriyor ve bağ evine bırakıyor Orada tekrardan ayaklarına kapanıp “Baba ben seni bırakmayacağım” Senin ihtiyaçların için yanına geleceğim, diye vicdanını rahatlatmaya çalışıyor Tabi amcamız sessizce ağlıyor Bırakıp geri dönüyorlar üzüntülü bir şekilde Yolda dönerken küçük çocuk babasına sesleniyor! Baba sende yaşlanınca, bende seni buraya mı getireceğim? Bu olay karşısında adam birden direksiyonu kırıp, babasının yanına gidiyor Babasının ayaklarına kapanıyor ” Baba hakkını helal et, ben ne yaptığımı bilmiyordum “Bir gaflet anına denk geldi” diyerek babasına karşı yalvarıyor, helallik diliyor ve babası söyle diyor Evladım! Ben senin geri döneceğini biliyordum, çünkü ben babamı böyle davranmadım diyor Eğer onlardan biri veya her ikisi, senin yanında ihtiyarlığa erişirse, sakın onlar ‘öf!’ bile deme! Onları azarlama ve onlara güzel söz söyle! Hem onlara merhametinden alçak gönüllülük kanadını indir ve de ki: ‘Ey Rabbim! ‘ Onlar beni küçük iken nasıl besleyip büyüttüler ise sende onlara öylece merhamet eyle! İsra süresi, ne güzelde özetliyor değilmi Durum bunu gerektirirken En ufak şeyde dahi ‘Sakın öf bile deme’ hadisesini bırakıyorum Ama genç kardeşlerim, annesine bağırıp çağırmalar onu böyle aşağılamalar el ile itmeler, babasına el kaldırmalar Ve arkadaş ortamında babasını rencide edici biçimde konuşmalar Simdi bu ayeti kerimeye baktığın zaman Bunların zıttını yaptığında canavara dönüşmüyor musun Yani insaniyeti sukut etmiyormu Açık söyleyeyim kardeşim Anne ve babasına hizmet etmeyen, onların rızasını, kalplerini hoşnut etme yolunda gitmeyen bir çocuk malesef, canavar hükmünü alıyor Bunu ben demiyorum Burada Cenabı Hak insanların ne hale düştüğünü anne ve babasına saygısızlık yaptığında ne hale geldiğini burda bize tarif ediyor aslında Rabbim öyle olmaktan bizleri muhafaza eylesin İşte o mübarek ihtiyarlara soğuk davranıp onların ölümlerini arzu etmek Ne kadar vicdansızlık ve ne kadar alçaklıktır, bil ve ayıl! kardeşim Evet, hayatını senin hayatına feda edenin zevâl-i hayatını yani onun ölmesini arzu etmek, ne kadar çirkin bir zülüm ve ne kadar vicdansızlık olduğunu anlaman gerekiyor. Öyle diyor efendimiz aleyhissalatu vesselam Beli bükülmüş ihtiyarlar olmasaydı, belâlar üstümüze sel gibi dökülecekti. Buradan anlıyoruz’ki ihtiyarlar o müsibetlerin gitmesine nasıl vesile olduğu ortaya çıkıyor İşte, ey insan aklını başına al. Eğer sen ölmezsen, İhtiyar olacaksın. el ceza ü min cinsü’l amel, Yani her amel kendi cinsinden amelle karşılık bulur sırrıyla Sen anne ve babana hürmet etmessen Senin evladın dahi sana hizmet etmeyecektir Eğer âhiretini seversen, işte sana mühim bir defîne: Onlara hizmet et, rızalarını tahsil eyle Eğer dünyayı seversen, yine onları memnun et ki, onların yüzünden hayatın rahat ve rızkın bereketli geçsin Yoksa onlara soğuk davranmak, yani onların ölümlerini temenni etmek Ve onların o nazik olan, çabuk etkilenen kalplerini rencide etmek ile hasired dunyâ vel âhırate, Yani “Hem dünyasını hem ahiretini kaybetti” sırrını mahzar olursun. Eğer rahmet-i Rahmân istersen, o Rahman’ın vedialarına ve senin hanendeki emanetlerine rahmet et, sahip çık Evet arkadaşlar, dinimiz anne ve babanın rızasının ehemmiyetini hep vurgulamaktadır. Fakat, anne ve baba ilahi kuralları hiçe sayıyor ise, onlara itaat olabilir mi diye soranlar var Bazı kardeşlerimizin anne ve babaları hep gıybet, küfür, ve kalp kırma yolunda gidiyor ve bu durumda bakıyorsun anne ve baba kendilerinden çok memnunlar ve hâl böyle olunca benim anneme ve babama karşı nefretim her gün artıyor ve büyüyor, diyor Ne yapmalıyım! bu davranışım doğrumu, tesettüre girmek istiyorum karşı geliyorlar Namaz kılmama karşı geliyorlar! Arkadaşlar bunu bir hadisi şerifle açıklamak istiyorum Esma isminde bir sahabe, Efendimiz aleyhissalatu vesselam’in yanına geliyor Henüz müşrik olan annem yanıma geldi, nasıl davranmam gerektiği hususunda efendimiz aleyhissalatu vesselama sordum diyor Annem yanıma geldi, benimle gülüşüp konuşmayı arzu ediyor, Anneme iyi davranayım mı? ya Resulallah diyor Efendimizde söyle cevap veriyor “Evet, ona gereken hürmeti göster” İşte arkadaşlar! hadiste zikri geçen o Esmanın annesi hakkında, bir çok münakaşalar var Bizim için hadisin ifade ettiği ahkam çok büyük Anne ve baba kafir olsa dahi, insani vazifelerini ve evlatlık alaka ve hürmetini göstermek gerektiği anlaşılmaktadır Hatta bu hadisten kâfir bile olsa anne ve babaya nafaka vermenin vacip olduğu hükmü bile çıkarırmıştır Sizinle, din hususunda muharebe etmemiş, sizi yurtlarından da çıkarmamış olanlara iyilik onlara adaletle muamele etmenizden Allah sizi men etmez. Çünkü Allah adalet yapanları sever diyor Bu açıklamalara göre müslüman olan bir anne ve baba ne kadar günahkar olursa olsun onlara saygı ve hürmette kusur etmemek, lazım geldiği zaten kendiliğinden anlaşılıyor ama burada kafaları karıştıran bir husus var dini hükümlere zıt bir şekilde konuşuyorsa, itaat etmek ayrıdır, isyan etmek ayrıdır Allah’a isyan olmadıkça, anne ve babaya mutlak itaat evet demiştir O halde ” ALLAHIN EMRİNE AYKIRI OLMAYAN ” her emri yerine getirmek gerekiyor ama Allahın emirlerine aykırı olan isteklerini ise, uyulmaz ama isyanda edilmez Bu istekleri yerine getirilmez ve sessiz kalınır Hürmet ve saygı devam eder yani “he” diyip geçme makamı diyoruz, biz buna Çünkü kalpleri çeviren Allah’dır ona itaat etmek gerekir. Çocukların anne ve babalarına gösterdikleri bu sevgi, saygı ve hürmet onların belkide kalplerinin yumuşamasına sebep olacaktır. Hedef ve gâye onları kazanmak olmalıdır arkadaşlar Arkadaşlar! O zaman madem böyle dehşetli bir durumdayız Allah muhafaza yani anne ve babamızın rızasını kazanamazsak Rabbimizin rızasını kaybetme yolunda bir yol alıyoruz O zaman gelin simdi, ben kendi anne ve babamı arıyacağım Onlara sevdiğimi söyleyeceğim ve onlardan helallik istiyeceğim Sizlerde video bittikten sonra kendi anne ve babanızı arayacaksınız veya imkanınız varsa annenizin yanında çiçek alacak gidebilirsiniz Babanızı yanına çiçek alarak gitmek belki sıkıntı olabilir ama olsun yani Cenabı Hakkın rızası çok önemli bu konuda O yüzden babanıza “baba seni seviyorum” dediğinizde inşaallah güzel tepkiler alırsınız ve haklarını helal etmelerini küçükken onları üzdüğünüzü hala üzüyorsanız o yaptığınız hatalardan dönmek için ve onlardan helallik dilemek için sizlere güzel bir fırsat Simdi ben deniyorum sonra sizler yapıyorsunuz tamam mı? arkadaşlar Alo! Alo! Selâmün aleyküm anne, napıyon Aleyküm Selam, oğlum İyi, oturuyoruz Aklıma geldin, bir arayım dedim Allah razı olsun oğlum, Allah seni bağışlasın Annemi çok seviyorum demek istedim Allah razı olsun, saol oğlum Seni çok seviyorum, sende beni seviyor musun? Bende şey Sevmem mi annem, seviyorum tabi oğlum En çok kimi seviyorsun En çok Hakan mı, Timurhan mı, ben mi, babam mı? En çoook sen çook kimi seviyorum biliyormusun Yap bir güzellik Ben Evlatlar arasında ayrım yok Ya sen söyle simdi ya Sevgi, sevgi olarak hepiniz aynısınız İlk senin yokluğunu bekledim Seni 3 buçuk yıl bekledim Maşaallah ondan sonra 3 buçuk yıl sabrettim, Rabbim seni verdi bize elhamdülillah Hayırlı yerlerde görüyoruz. İnşaallah,elhamdülillah elhamdülillah anne bak Rabbimizi anlatıyoruz Hepinizi aynı seviyorum sevginiz aynı Eee tabi içlerinde bir farklılık oluyor Hakkını bana helal ediyorsun dimi anne böyle Niye etmem oğlum ederim tabi Seni üzmüş olabilirim geçmişte Eee tabi oğlum heralde gençlikte insan üzdün, işte bende karşılığını verdim Sen bana hakkını helal et Alo! Alo Selamun Aleyküm napıyon baba Aleyküm Selam oğlum sen nasılsın iyiyim baba bende şükür, çay house’dayım biraz yoğunluğumuz var koşturuyoruz Baba ne diyecem ya, bişey söylücem sana İçimden geldi dedimki ‘Babamı arıyım böyle çok sevdiğimi söyliyim’ HEE TAMAM Baba seni çok seviyorum Evet? Ne evet işte, seni çok seviyorum diyorum Tamam bende seni çok seviyorum (cümle 0.1 saniyede hızlıca söylenmiştir) Bu kadarmı hepsi okadar ya ne ya Seni seviyorum baba Allah razı olsun bende seni İyi baba valla böyle , merak etme ya para istemicem ya öylemi (gülmeler) nasıl daha samimi oldu dimi böyle baba Tabi canım Baba küçükken yaptıgımız hatalar olmuştur,Yani senin sevmediğin hip hop pantolonlardan giyiyordum ya saçlarımı jöle ile dikiyordum sen gıcık oluyordun Hakkını helal et seni üzdüğüm zamanlar için Helal olsun Rabbim inşaalah cennettede bizi bir eylesin baba İnşaallah oğlum, inşaallah amin. herkezin çocukluk döneminde oluyor, olmazmı oğlum sanki benim olmadımı ya Allah razı olsun baba İnşaallah hakkın helal et görüşürüz baba Bukreyede selam söyle Allah razı olsun aleykum selam baba Evet arkadaşlar Gördüğünüz gibi zor bir hadise değil O yüzden sizlerde Annenizi babanızı bir şekilde, eğer yanınızda ise yanlarına giderek Dediğim gibi arkadaşlar, babaya belki biraz zor olablir tabi babanızla aranızdaki hukuku bilemiyorum Ne olursa olsun, kötü olsun, iyi olsun, inşaallah bunu uygulamaya geçirelim diye düşünüyorum Özellikle annenize bir çiçek alarak yanına gitmeniz daha hoşnut edecektir Babanızında yanına gidip uzaktan değilde Tabi el, ense tarzında’da değil Baba nasılsın diye muhabbete girip, ama ondan harçlık isteyecek havasında değil yani bende bişey mi isteyecek, havasına sokmadan gayri ihtiyarı bir şekilde Baba seni çok seviyorum hakkını helal et, diye o eşref saatini bekleyerek söylerseniz, sizler için daha iyi olacaktır Rabbim inşaallah anne, babanızla, sevdiklerinizle, eşinizle,dostunuzla ahirette beraber cennette bir eylesin sizleri Sizlerde bizleri duanızda eksik etmeyin, Allah’a emanet olun.

Sevdiklerimizi birer birer alırken, Allah bize ne demek istiyor?

Çok sevdiğimiz insanları elimizden birer birer çekip alıyor, engel olamıyoruz. En sevdiğin babanı alıyor, ayrılamam dediğin ananı alıyor, çocuğunu alıyor. Evlat acısı çok, çok ağır bir acıdır. Allah kimseye göstermesin. (Amin) Alıyor. Gitmesini istemiyorsun ama Allah Tealâ sahip olduğun, çok sevdiğin insanları bir bir yanından alıyor. Çekip alıyor. Allah Teala Hazretleri sevdiğimiz insanları bir bir alırken bize vermek istediği mesaj nedir? Mevla ne demek istiyor? Mevla bize ne anlatmak istiyor? Rabbimiz şunu demek istiyor: “Ey kulum! Burası daimi olarak kalacağın bir yer değil. Burası bütün lezzetlerin geçici olduğu bir yer. Dolayısıyla ayrılmayacakmış gibi bağlanma! Ayrılmayacağın yer var, terk etmeyeceğin yer var, sevdiklerinin hastalanmadığını göreceğin yer var. Sevdiklerinin yüzünün ağlamadığını, gözlerinin ağlamadığını, kalplerinde hüzün olmadığını göreceğin bir yer var. Burası değil. Orası gelecek. Kazanacağız inşallah. Mevla Teala bize lütfederse o yer gelecek ama burası değil. Mevla Teala bize verdiği bu musibetlerle, bu sıkıntılarla yanımızdan aldığı güzel insanlarla, hayırlı insanlarla, insanların en üstünü Muhammed aleyhisselamla bize verdiği mesaj, buraya ait değilsiniz! “Ey kullarım! Siz buraya ait değilsiniz. Ben sizin için çok güzel bir yer hazırladım. Ben sizin için altlarından ırmaklar akan nehirler hazırladım, cennetler hazırladım, köşkler hazırladım. Siz oraya aitsiniz. Dolayısıyla bu kepaze yeri, bu çapulcuların mekanını kendinize ana yurt edinmeye çalışmayın! Ayrılacaksınız.” Ayrılacağın yeri nasıl olur da sahiplenirsin? Nasıl olur da bu benim dersin? Adam sana araba verdi. “Kardeş, şu arabayı al, yurt dışına çıkıyorum. Bir gün, iki gün işlerini hallet.” dedi. Ne demek bu ? Emanet. Buna emanet denir. Araba emanet alan kişi de şöyle dedi: “Ya bundan sonra bu araba benim.” Bu ne oldu şimdi? Terörist. Emaneti sahiplendi, “artık bu araba benim” dedi. Terörist. Emanete ihanet etti yani hain. Hain. İşte bu dünyayı ana vatan olarak gören, Allah’a ihanet etmiş demektir. Cennet vaadine ihanet etmiş demektir. Rızkından endişe eden adam gibi cennetten, sonsuzluktan endişe ediyor demektir, şüphe ediyor demektir. İmanla şüphe bir arada olabilir mi kardeşler? Dolayısıyla etrafımızdaki insanlar bir bir giderken elbette ki kalp hüzünlenir, elbette ki gözler yaşarır. Bu çok doğaldır. Ama şunu bilelim: Allah kavuşacağımız bir yerde, buluşacağımız ve ayrılmayacağımız bir yerde bizi beraber edecek inşallah. İnşallah… Mevlana Celaleddin anlatıyor: “İnsanlar; bebekleri olduğu zaman gülüyorlar, cenazeleri olduğu zaman ağlıyorlar. Ben böyle yapmam.” diyor. Bak bak! Bir kul tasavvufta çok ilerlediği zaman, kalp gözü açıldığı zaman ona hikmet verilir. Farklı bir bakış açısı. Bilinen ayet ve hadislere farklı bir bakış açısı. Ne diyor Mevlana? “Ben bir bebek doğduğu zaman ağlarım, bir mevta öldüğü zaman gülerim, sevinirim.” Talebeleri diyor ki: “Efendim, bu sözün hikmeti nedir?” “Bebek doğduğu zaman şöyle derim: Kim bilir bu dünya denilen mihnet ve sıkıntı evinde bu bebek, ne kadar büyük sıkıntılar ile imtihan olacak? Böyle bakarım. Mevta öldüğü zaman da şöyle derim: Kurtuldu, sınav bitti. Hür bir adam olarak çıkıyor. Şehadetle beraber gittiyse bütün sınavlardan, bütün hastalıklardan, bütün felaketlerden, bütün ihanetlerden kurtuldu. Seviniyorum, buna seviniyorum.” İşte bu Mevlana’nın bakışıdır. Doğuma ve ölüme bir velinin, bir Allah dostunun bakışı böyledir. Çocuk doğuyor, herkes seviniyor, herkes gülüyor ama bu çocuk büyük sıkıntılar yaşayacak. Bu çocuk belki onarılmayacak hastalıklar yaşayacak. Bu çocuk belki felç kalacak, bu çocuk belki aklını kaybedecek. Bu sıkıntıları kimse bilmiyor, gaybi bilgiden. Allah’ın onun kaderinde vermiş olduğu bir sınav, bir imtihan. Kimse bilmiyor. Ama insanlar seviniyorlar, gülüyorlar. Hep ümit ediyorlar, güzel şeyleri ümit ediyorlar. Ama Allah’ın onun hakkında çizdiği çizgi şu: Çok kısa bir ömür vereceğim, çok sıkıntılarla yaşatacağım ve felç yapacağım. Yirmi yaşında ruhunu teslim alacağım ve cennete sokacağım. Allah’ın çizdiği kader bu. Kullar ne yapıyor? Anası, babası ne yapıyor? “Keşke gitmeseydi.” Üzülüyor, ağlıyor. Kardeşler, yatalak olan bir hastanız yahut bir akrabanız 1 yıllık, 2 yıllık, 3 yıllık bir yatma dönemi geçiriyorsa ve ağır hastalığı varsa kanser gibi… Öyle bir hastalık ki biliyorsun bu bir kaç ay içinde gider. Bir kaç ay içinde gider belli. Kanserde 10 hastanın 9’una doktor şöyle der: “Kemoterapiye sokacağız 3-5 ay daha uzatabilmek için.” Şu anda ülkemizde on binlerce kanser hastası var. Bunların 10 tanesinden 9 tanesi ölmeyi bekliyor. Dokuz tanesi, o bir kişi olabilir miyim diye ümit ediyor ama ölmeyi bekliyor. Doktorlarsa bu hastalara şöyle bakıyor: Bu 9 hastanın 5’ini, 6’sını bir sene daha fazla yaşatabilirsek kemoterapi ile yan ilaçlarla falan başarıdır, diyor. Neden? Hastalık içeriye girmiş bir kere. O tümör, o kanser hücreleri devamlı olarak ürüyor. Canlı hücreler ile bir kavga, bir savaş hâlindeler ama günbegün canlı hücreler zayıflıyor ve savaşı kaybediyor. Kanser hücreleri daha fazla artıyor, daha fazla yükseliyor. Dolayısıyla hastalık gittikçe artıyor, ölüm yakınlaşıyor. Böyle bir hastanız olduğu zaman ne kadar bilirseniz bilin, bu adam, bu kadın gidecek. Ne kadar bilirseniz bilin, toprağa verdiğiniz anda kalbinize bıçak saplanıyor kardeşler. Allah Tealâ, hepimizin hastalarına imanla gitmeyi nasip etsin. (Amin) Amin. Biliyorsun. Bugün, yarın toprağa vereceksin, ölecek. Biliyorsun kurtulacak, imanlı bir insan. Ama toprağa verdiğin anda, ayrılış başladığı anda, topraktan, kabirden eve dönüş başladığı anda kalbine bıçak saplanıyor kardeş. Bu acıyı Allah yaşatıyor. Yaşatıyor. Rabbim, cennette bizi kavuştursun. (Amin) Amin ya Muin.

Çocuğa isim koyarken nelere dikkat etmeliyiz!

Koymamak daha iyidir. Çünkü çok hayırlı isimler vardır İslam’da. Hayırlı isim neye göre taksim edilir? Manasının güzelliğine göre. Can’ın tek bir manası vardır: Cinlerin atası. Ama biz, cin ırkından değiliz. Biz, insan ırkındanız. Dolayısıyla Kuran’da zikredilen hayırlı insanlardan, yahut da Efendimizin etrafındaki hayırlı insanlardan bir isim bulmak ile mükellefiz. Cinlerden ya da şeytanlardan bir isim olmaz. Azazil diye isim duydum ben. Azazil, Azazil… Ne demek Azazil? Şeytan demek. Adam bir filmde görmüş; çok beğendim hocam diyor, Azazil koydum diyor. Kardeşim sapık mısın sen? Azazil şeytanın şeytan olmadan önceki ismidir. Ondan sonra Allâh Teâlâ ona İblis ismini koydu. İblis de çocuklarına, “Siz şeytansınız.” dedi, bir ırk ismi koydu. Ama bu gitmiş, Azazil ismini koymuş çocuğuna. Sonra değiştirmiş ismini. İnternetten rast geldim buna. Çocuğa isim vereceğimiz zaman, vereceğimiz ismin manasına bakacağız. İslam’da her isim konulabilir, mana güzel olmak zorundadır. Efendimiz Aleyhisselam, bir tanesine dedi ki: “Senin adın ne?” Kim bana bir şey getirecek, dedi. Şimdi hadisden aklımda kalmadı. Su mu istemişti, bir şey mi olmuştu? Onu hatırlayamadım. Birisi ayağı kalktı: “Ben yaparım, ey Allah’ın Resulü.” dedi. Birisi bir yere gidecek diye Allah Resulü Aleyhisselam istekte bulundu. Kim yapacak, dedi. Birisi ayağı kalktı, “Ben yaparım.” dedi. Dedi ki: “Senin ismin nedir?” “Benim ismim, Harp’tır.” Harp ne demek? Savaş demek. “Sen otur, sen yapamazsın.” dedi. Başka birisi kalktı. “Senin ismin nedir?” dedi. “Benim ismim, Abdurrahman’dır.” “Gel kardeşim, sen yaparsın.” dedi. Rahman’ın kulu. Resulullah ne buyuruyor Aleyhissalatu vesselam? İsimlerin en güzeli, Abdullah’tır ve Ahmet’tir. Abdullah, Abdurrahman, Abdulsamet, Abdulbari… Allah’ın isimlerinin başına abdulü koydun mu, bütün isimlerini kullanabilirsin. Bu çok güzel bir şeydir. Buradan şunu anlamayın. Yani Ali koydum mu ismine sıkıntı olur mu hocam? Hayır olmaz. Allah’ın isimlerinden, bir tanesidir ama el-Aliyy, Allah’ın isimlerinden bir tanesidir. Ali değil. Samet, Allah’ın isimlerinden biridir. Ama ss-Samed’dir Allahın ismi. Başında elif lam vardır. Samet konulabilir, Ali konulabilir, Veli konulabilir, Kerim konulabilir. El-Kerim’dir Allah’ın ismi çünkü. Bunu bu şekilde anlayalım kardeşim. Abdullah kardeşim buyur. (Sual soruluyor…) Arabistan’da, ona da şirk derler. Bir adam ismini Samet koydu mu, ona müşrik derler. Nereden biliyorsun hocam? Bizim Arnavutlar’dan biliyorum. Yugoslavya’da bazı Vehhabi hocaları türemiş. Adamın ismi Semih. Bir görüyor, ona diyor ki: “Sen müşriksin.” “Niye abi?” “Adın Semih.” diyor. Semih, Semi’a demektir, işiten demektir. Allah’ın isimlerinden birisidir. Hâlbuki es-Semi’a’dır, Allah’ın ismi. Bu ise ismini, Semih koymuş. “Hemen o ismini değiştir yoksa kâfir gidersin.” diyor. Benim arkadaşıma, derviş kardeşime, yanımda söyledi. Sapık Vehhabi hoca. Dedim, “Bu yanlış, böyle bir şey yok.” Arabistan’da nasıl koyuyorlar isimleri? Abdussemih koyuyorlar. Hep başına ‘Abdullah’ takısını koyuyorlar. Böyle yapmak daha iyidir. Anlatmak istediğim şey, etrafınızda Allah’ın isimlerini koyanları gördüğünüz an eleştirmeyiniz! Neden? Çünkü Allah’ın ismi el-Alim’dir, el-Aliyy’dir. Başında elif lam takısı vardır. Onun ismi ise Ali’dir. Mesele budur yani.

İyilik yapan kafirler de Cehenneme gidecek mi?

Baktım kardeşlere hararetli tartışıyorlar. Kardeşim bana işaret yaptı, “Ya gelir misin bir dakika? Bir meselede takıldık. Gel bize bir yardımcı ol.” dedi. Gittim yanına. Muhasebeci kardeş şöyle dedi: “Hocam, geçen gün televizyon seyrediyordum. Televizyonda bir papaz gördüm. Papaz, yatalak olmuş olan çocukları alıyor. Bir ev açmış, evi kiraya tutmuş ve bu çocukların bakımını üstlenmiş. Bunun karşılığında hiçbir şey almıyor. Tam 21 tane çocuğa, hiçbir akraba bağı olmayan çocuğa hayırda bulunuyor, yardım ediyor. Papaz bu çocuklara yardımcı oluyor.” Peşinden devam etti: “Hocam, şimdi bu adam Müslüman olsa ne olur Hristiyan olsa ne olur? Bu adam cennetlik hocam.” Allah aşkına bak! Gülüyorsunuz, kardeşim de gülüyor. Ama ben orada cinlerim tepeme çıktı. Beynimde şimşekler çaktı. İman en temel şeydir, adam diyor ki: “Müslüman olsa ne olur, Hristiyan olsa ne olur?” Hristiyan olsa kâfir gider. Ebedi olarak ateştedir. Yaptığı iyilik ne olursa olsun. Kur’an beyan ediyor: “Onların yaptıkları iyilikler çöldeki serap gibidir.” (Nur, 39) Çöldeki serap ne demektir? Susamışsın, yanmışsın, gözlerin kapanıyor. Hayalle gerçek birbirine girmiş. Bir bakıyorsun ileride bir vaha var. Yeşil ağaçlar… Ortada bir su birikintisi… Eyvah! Suyu buldum diyorsun, koşuyorsun koşuyorsun. Filmlerde bu sahneleri görüyorsunuz. Koşuyorsun koşuyorsun bir atlıyorsun, aa kummuş. Serapmış. Allah Teala diyor ki, kâfirlerin yaptıkları iyilikler çöldeki bir serap gibidir; boştur. Hiçbir hükmü yoktur. Papaz adam 21 tane çocuğa bakıyor. Bu iyiliktir, bu çok güzel bir hayırdır. Ama diyor ki: “3 tane Allah var.” 3 tane Allah var, Allah’ın izzetine tecavüz ediyorsun. Allah’ın ilahlığına tecavüz ediyorsun. Allah seni affeder mi? Bir temsil getireyim. Çok iyi anlayacaksınız. Bir fabrikatör düşünün. Beş tane fabrikası var. Binlerce adam çalıştırıyor. Ve hayırsever bir adam. Devamlı bu insanlara yardımda bulunuyor. Yandan yandan, aldığı maaşının dışında; gelirini daha iyi yapabilmesi için elemanlarına destek oluyor. Fakir fukaraya bakıyor. Elbisesi olmayanlara elbise veriyor. Melek gibi bir adam! Melek gibi… Ama bu adam aynı zamanda devletten vergi kaçırıyor. Bak! Melek gibi adam ama devletten vergi kaçırıyor. Şimdi devletin nezdinde bu adam iyi bir adam mı, kötü bir adam mı? Hocam o kadar insana bakıyor, o kadar insanı iş sahibi yapmış. O kadar insana hayır yapıyor. Bırak bunları! Devletin nezdinde vergi kaçıran adam suçlu mudur, suçsuz mudur? Suçludur. Cezası hapistir. Allah Teala’dan vergi kaçıran adam, cehennem hapishanesine gitmek zorundadır. İslam’a girmeyen herkes Allah’tan vergi kaçırıyor demektir. Hristiyanlar ve Yahudiler kaçakçıdır, vergi kaçakçısı. Allah Teala’dan, patronların en büyüğünden vergi kaçırıyorlar. Son hükümlerini yerine getirmiyorlar, kaçakçılık yapıyorlar. Bunların hükmü ateştir! Kur’an buna şöyle der: “hum fîhâ hâlidûn.” Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. “fî nâri cehennem.” Onlar ateştedirler. Ateştedirler. Dolayısıyla yaptığı iyilikler onları kurtaramaz. Hocam bu insanların kafasına, bu bilinçaltına bunlar nereden geliyor? Yani insanlar iyilik yaparsa da cennete girebilir bilinci nereden geliyor? Diyalog grubundan geliyor. Hanginizin televizyonunda o diyaloğun televizyonu varsa, o uydunuzda, Allah rızası için rica ediyorum; Allah rızası için televizyonlarınızdan, o uydularınızdan diyalog grubunun kanallarını siliniz. Siz farkında olmadan bilinçaltınıza, abi bacı ayağına; insanlarla gezmek, “Niyetin iyi olsun. Flört de caizdir.” manasını vermek istiyorlar, bilinçaltınıza bunu yerleştirmek istiyorlar. Cemaatlerine bakıyorsun, kadınları bir acayip giyiniyor. Erkeklerine bakıyorsun; top sakallı, küpeli bilmem ne. Dövme yapıyor, kızlarla gezebiliyor. Bunu söyleyeceksin, bu haram diyeceksin kardeşim. Yapıyorsun, bunun günah olduğunu bilerek yap. Sakın caiz deme! Biz abla bacı ayağına götürürüz hocam. Götüremezsin kardeşim! Haram haramdır değişmez. Harama helal diyen kâfir olur. Kâfir olur. Bunların gazetelerinden, TV’lerinden uzak durun. Adamı kâfir ederler. Bak şimdi örnekler getirdim. Bu hafta çok doluyum, merak etmeyin; 2 saat daha vaktim var, merak etmeyin. Buyurun. Geçen hafta biz neyi atlattık? Valentine’s Day. Bizi de cahil görmeyin yani ben bunları bilirim. Valentine’s Day ne demek? Saint Valentine günü. Sevgililer günü… Bütün İslami gazetelerde, istisnasız, samimi gazetelerde sevgililer günü yerilir. Çünkü teşebbüh vardır sevgililer gününde. Kâfirlere, Hristiyanlara benzeme. Şimdi burada neden olduğunu, nereden geldiğini anlatmayayım tek bir kelime söyleyeyim. Saint Valentine denen bir papazdan çıkmıştır bu. Papaz, bulunduğu beldedeki kralın, erkeklerle kadınların nikahsız evlenmeden beraber olmasını yasaklamasından sonra; papaz, abi bacı ayağına yine erkeklerle kadınları beraberleştiriyor ve zina etmelerine, flört etmelerine cevaz veriyor. Gizli kapaklı birbirinizle gezin tozun. Birbirinizi seversiniz, eğlenirsiniz. Yolu açıyor papaz. Kral da bunu bir görüyor, papazı öldürüyor. Papaz sevgililer günü şehidi oluyor. Sevgililer günü şehidi olur mu? Papaz öyle şimdi. Şu anda bütün Hristiyanlar, o günde sevgililer günü şehidi… Şehitlik İslam’a ait bir kavramdır. Siz niye bizim kavramımızı alıyorsunuz kardeşim? Siz Hristiyansınız. Gidiniz, başka şeyler uydurun ya. Nasıl Noel Baba’yı uydurduysanız, buna da bir şey uydurun. Sevgililer günü şehidi işte bu Saint Valentine, bu papaz. Zinadan dolayı insanlar bunu çok seviyorlar. Ve bizim Müslümanlarımız da bu sevgililer gününü kutluyorlar. Bütün İslami gazeteler ayet ve hadislerle bugünü kutlamamamız gerektiği konusunda biz Müslümanları ikaz ediyorlar. Bilinçli gazeteler, samimi gazeteler… Ama samimi olmayan, İslam adı altında milleti kâfir etmeye çalışan bir gazete de sevgililer gününü kutluyor. Bak! Özel ek yapmış. Gazetede koymamış, özel ek! Neden? Çünkü gazetede o haftaki vaaz da var. Gazetede her hafta Cuma günü vaaz veriyor. Bir sayfayı vaaza ayırmış. Diyor ki, hem gazeteye vaazı koyduracağım hem de ön sayfaya sevgililer günü, bu olmaz, diyor. Foyamız ortaya çıkar. Biz sevgililer gününe bir ek yapalım. Esnafa bu gazeteyi götüreceğimiz zaman sevgililer günü ekini götürmeyelim, sadece gazeteyi bırakalım. Ama diğer ev halkına bu gazeteyi götüreceğimiz zaman eki de koyalım. Niye esnafa götürmüyor? Çünkü biliyor ki esnaf suratına tükürecek. Esnafın çoğu bilinçlidir, siz bakmayın bizim esnaflarımıza. Bizim bulunduğumuz Beyazıt piyasası içinde, hiçbir esnafta sevgililer günü eki yok. Özellikle sordum. Kim dedim bu diyalogcuların, bu paralellerin gazetesini alıyorsa rica ediyorum, her tarafa telefon açtım ya. Şu eki bulayım ki ben size kocaman eki gösterecektim, bulamadım ya. Bir tane esnafa ek bırakmamışlar. Eki hep diğerlerine yolluyorlar. Daha ılımlılar. Çünkü esnaf kızıyor, ters davranıyor. Şimdi, ekte ince manalar var. Hemen sağ tarafta diyor ki, takıp takıştırın. Bak burada. Takıp takıştırın, diyor. Burada sevgililer günü, diyor. Kızları mızları erkekleri göstermişler. Yan tarafta diyor ki: “Sağdan soldan çok alışveriş yapın, takın takıştırın.” Sevgilinize kendinizi iyi gösterin. Alt tarafta da yatak reklamı var, yatak! Erkek adam yattığı yerden belli olur, bunlar hep derin manalardır; dikkat edin! Hem tak takıştır hem yatağı alt tarafa koy hem de Valentine günü kutla, de; ondan sonra ben İslam’a hizmet ediyorum, de. Samimi değilsin. Sahtekârlık yapıyorsun. Ve biz senin hidayetin için dua ediyoruz. Eskiye dön, aslına dön, Hristiyan sevdalılığını bırak! Onlar cehenneme gidiyor. Allah rızası için kardeşim, kim varsa bu gazetelerin başında, rica etmiyorum yalvarıyorum, yalvarıyorum; bu sapıklığınızı bırakın, Allah rızası için İslam’a dönün. Hristiyanlığı ve Yahudiliği yaymaya çalışmayın, cehenneme gidersiniz; sizi orada kimse kurtaramaz!