Birçok İnsanın Dertlerinden Kurtulduğu İşte O Sohbet (İzafiyet-Kuantum)

Sizin köyün kuzuları gibi değil mi Fatih abi? Bu da özel gözlük. İnsanın içini gösteren gözlük 🙂 Abiler cümleten Selamunaleyküm. Hoş gelmişsiniz. İyisiniz inşaAllah. Keyifler iyi? Allah iyilik versin. Hacı Abi hoş geldin. Nasıl Adana’da durum? Güneşe devam mı sıkıyorsunuz? 🙂 Eyvallah. Muhammed saatler olsun baba. Kaymak gibi olmuşsun. Bir Suruçlu’dan ne kadar kaymak olabilir ama? 🙂 Kaymak gibi olmuşsun. Evliliğe şafak kaç? 27 Sayıyorsun ha 🙂 Ulan insan utanır, söylerken utanır ya. Böyle kendi topuğuna sıkar mı insan ya? Mesut hoş gelmişsin. Eczaneyi bırakabildin sonunda. Bu arada eczane ablamın eczanesi sıkıntı çıkarır duyarsa. Evet ne var ne yok? Vay Mustafa hoca nasılsın ya? Geçen İrfan’la kaza yapmışsınız. Arabalar çarpmış birbirine. Tahsilata? O yüzden İrfan’ı gönderdik başka şehire. Nasıl? Sıkıntı yok inşaAllah arabalarda? Ya Baki Entel Baki. Araba yok. Ne yaptın arabayı? Ciddi mi diyorsun? İrfan o kadar vurdu mu ya? Ha sen vurdun. Sonra okuttunuz mu arabayı? Rabbim yardımcın olsun inşaAllah. Sabri Bey nasılsınız? Hamdolsun. Yaramazlık yok, keyifler iyi. Bugün derste bir iki konuda yardım istesem yardımcı olur musun? Tamam eyvallah elinden gelir senin böyle işler. Elektronik, teknoloji konuşacağız. İzafiyet Teorisi, Kuantum falan sizin dükkanda sattığınız şeyler 🙂 Kamera, pil satmıyor musunuz işte benzer şeyler. Şimdi hamdolsun vay Resul ne yaptın oğlum saçına lan? vay vay kaç lira verdin o tıraşa? 20 daha verip kafayı aldırsaydın birader . Yazıktır yav Bir insan evladı bir insan evladına bunu yapabilir mi? Vay gardaşım benim. MaşaAllah Valla Resul şuan Allah için bakıyorum yüzüne ama yolda görsem çok zor. İbrahim Adana’da nasıl durumlar? Keyifler iyi koltuk piyasası, yastık piyasası. Geçen 4 katlı için Bursa İnegöl’e gittik. Oranın salon takımına baktık abi. Abi isim neydi? Veli abi İnegöl’ü duymuş muydun önceden? Koltuk piyasasını falan? Nasıl duydun İnegöl’ü? Köfte mi duydun? Koltuk piyasasında çok zirve Veli abi. inşaAlah dört katlıya geçince, siz daha rahat oturabilesiniz diye salon koltuklarına falan baktık Allah senden de razı olsun Veli abi eksik olmayasın İbrahim öyle bir yer gezdik ki, 250 bin metre kare koltukçu 250 bin metre kare yani dört katlıyı gezen varsa içinizde dört katlının 100 katı oluyor gezdik ya gezmez miyiz? Üstad dememiş mi: “”Men talebe ve cedde, vecede” Daldık, talep ettik elde ederiz dedik. 250 bin metre kare yani kirve, sizin Suruçlular onu denk getirse hipodrom yaparmış oraya. 250 bin merte kare bak şey olacak belki ayıp olmaz inşaAllah insan tuvalet hali sıkışıyor. Sıkıştım böyle baktım, mercekle yani ileride WC yazıyor. Dedim: “Ne gideceğim.” Bursa’ya döndüm orada yaptım. Ahahah Bak hakikaten 250 bin metre kare şaka gibi. Hakikaten ya. Halbuki kabrimiz ona göre ne kadar dar değil mi? Reis efkarlandın. Sohbet bu kadar. El Fati… Ahahah Şimdi hakikaten Hamdolsun Rabbime bazen inşaat nasıl gidiyor? Dört katlı falan diye soruyorlar. Diyorum ki: “Elhamdülillah huzurluyum, mutluyum.” Ama gerçekten çok zor gidiyor. Vayy Resül abi hoş geldin. Çok zor gidiyor. Gerçekten çok zahmetli gidiyor inşaat. Aaa Seyyidi Bey varya sohbeti böldüreceksin bana be kaç yıl oldu vicdansız gelmeyeli! Kaç yıl oldu? 1 yıl oldu mu? Ben futbol oynamayı bilmiyorum diye gelmiyorsun değil mi böyle? Vayy Seyyidi Bey vay… Ya böyle hakikaten çok efkarlı geçiyor. 250 bin merte kare Yani ben evlenirken o kadar bakmamışım. Evlenirken hanıma o kadar bakmamışım yani bırak koltuğu. Ama dört katlı olunca oradan oraya geziyorsun. Oradan oraya gidiyorsun. İnsan günlük gerçekten de dertleniyor. Böyle kabalık olmazsa şöyle bir cümle söyleyeceğim; bence dünyayı, dünya amacıyla yaşayan biraz ahmak oluyor hakikaten. Şu dünyada böyle hepsi geliyor, geçiyor eskiyor, koltuk için bile 250 bin metre karelik yerler yapıyorlar. Hakikaten dünya, dünya için yaşanabilecek bir yer değil. Yani ahiret için bir amaç, bir tarla olarak kullanılırsa ne ala, ne mutlu. Ama öteki cihette, hakikaten dünya, dünyada mutlu olayım diye yaşacak bir yer değil çünkü, mutlu etmiyor. Benim bir öğrenci kardeşim vardı burada içinizde, daha sonra işe girdi para kazanmaya başladı. Dedi ki: “Abi fark ettim ki param oldukça borcum da artıyor.” O bile huzurlu ve mutlu değil. Daha öncesinde “Bir abam var atarım nerede olsa yatarım” derler ya Turgay abi “O cihette geçiniyordum” diyor ” İş hayatına girdim, lüks artmaya başladı, yol masrafım arttı, ayakkabı masrafım arttı.” Hani bunları yapmayın diye anlatmıyorum. Bir arkadaşın derdini anlatıyorum. Dünya hakikaten bu cihetlerde bana özellikle çok boğucu geliyor. Hatta vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur’âniye olmazsa, dünya çöplük gibi geliyor. Yani böyle ev bile tat vermiyor hakikaten. Sürekli aklıma ölüm geliyor. Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde buyuruyor ki: “Ölüm müminin hediyesidir.” Şimdi ölüme böyle öcü öcü gibi bakanlar var ama, Hadiste ‘müminin hediyesi’ diye geçiyor. Başka bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor: “Lezzetleri acılaştıran ölümü sıkça zikrediniz.” Şimdi ölüm deyince Sabri abi, dünya sonsuz gibi gelmiyor. Dünya sonsuz gibi gelmeyince Ali Baba, dertlerde geçici geliyor. Yani düşünsene dünyanın bir sonu var, senin bir sonun var ihtiyarlığının bir sonu var, o zaman dertlerinin de bir sonunun olması lazım. O zaman dertlerin neden baki olsun ki? Diye, insanın kalbi gerçekten çok ciddi biçimde mutmain oluyor. Abi, ben yıllardır ölüme bu cihette iştiyak duyuyorum. Ama hani şehit olmanın ilk kuralı, vatanını, milletini, cepheni savunmak için ayakta kalmaya çalışırsın. Yani insan ölüme iştiyak duyuyor ama bu bizim elimizde değil, terhis tezkeresini Allah(c.c.) ne zaman nasip eder onu bilemiyoruz. Ama bugün derse ki: “Ey Mehmet günahlarını affettim. Açtım perdeyi, gaybı gelir misin?” Valla dönüp babamı tanımam. Hakikaten dünya bana o cihette biraz nalet geliyor. İnsanın da hakikaten günlük hayatını geçirme sebebinin en temel taşı bu dertlerine huzur aramak. Öyle değil mi kardeşim? Huzur ararken çoğu zaman insanlar dertleniyor. Anasına gidiyor, atasına gidiyor, babasına gidiyor, dedesine gidiyor, dayısına gidiyor, halasına gidiyor, amcasına gidiyor, onlar kesmiyor. Bu sefer nereye gidiyor? Bankaya gidiyor, içkiye gidiyor, zinaya gidiyor, kumara gidiyor, iddaaya gidiyor… Eski gayri meşru hayattan arkadaşlar vardı hamdolsun şimdi 5 vakit namazlı arkadaşlar. Geçen gece onların mahallesindeydim bir anlattılar bana dedi ki: ” Sen artık kumar anlatma! Yani kumar diye bir şey kalmadı. İddaa yoluyla tefeciler eline düşen kaç adam olduğunu bilsen, artık bu zamanın kumarı budur diye sadece bunu anlatırsın” dediler. Yani iddaa diye öyle bir bataklık çıkmış, Allah, özellikle genç kardeşlerimizi ondan ve onun vesilesiyle ellerine düştükleri tefeci heriflerden kurtarsın. Şimdi hakikaten dünyada her cihette dert var ve insan bu dertlerine çözüm arıyor. Urfa’dayız hacı abi Urfa’da şimdi adını vermeyim tanırsınız belki Amca dedikleri biri var. “Başın sıkışırsa dara …….(dıdıdıt) amcanı ara” derler Urfalılar bilir burada Muhammed bilirsin değil mi? Hah tamam yine de ismini zikretmeyelim. Şimdi bu amca Urfa’da köklü bir adam. Doğru mu? Böyle varlıklı, köklü, herkese yardım eden, sözü geçen bir amca. Neyse bu amca bir gün İbrahim sen de Urfalıydın değil mi? Neresindendin İbrahim? İsotçu musun? İsotçu mu Tırşikçi mi? İkisi de değil. Bu amcam ismini bildin değil mi? Uçağa biniyor. Şimdi Urfa’nın ağası. Yani ağar bir adam. Başlıyorlar uçakta çiğ köfte yoğurmaya. Haydi baba, haydi baba Şimdi Urfalı adamın gönlü de bol olur. Hani ben köşede yiyim demez ki. THY gibi “bir hamburger ikincisi yok” öyle değil yani. Zorla yedirir, tavana yapıştırır böyle “olmuş mu?” diye Uçağın tavanına 🙂 Neyse yoğuruyor yoğuruyor ” Yav benim babam sen hele yiyesin” diye herkese ikram ediyor. “Yav kurban olayım ye, cigerini yiyim ye!” Oradan da elit bir beyefendi çıkıyor. ” Ya çok teşekkür ederim ama kusura bakmayın benim hemoroidim var” diyor. ” Yav hele bunu ye onu da yerik.” Ahahahah Yani hemoroidi herhalde bir isot çeşidi zannetti. Aynı amca yine uçakta uçağın cam kenarında da bir tane ablamız oturuyor. Bu arada bunlar gerçek vakaymış bütün Urfalılar bilir. bunları bilmek Urfalı olmanın şiarı. Böyle yanında da cam kenarında bir abla oturuyor. Neyse abla demiş: “Amcacım bir müsaade eder misiniz? Geçmem lazım.” Neyse abla iniyor. Uçak havada bu arada. Tuvalete gidiyor. Geri geliyor bir bakıyor bizim amca cam kenarına oturmuş. Kadın diyor ki: “Beyefendi burası benim yerim” Amca : “Vallah ben seni indi sandıydım.” diyor Ahahahahah “Başın sıkışırsa dara bizim amcayı ara” diye de sloganı var. Hakikaten Urfalılar çok muhabbetle anlatıyorlar. Allah razı olsun. Buradaki Urfalı herkes bu anlattığımın hepsini biliyordur diye tahmin ediyorum. Şimdi şaka bir yana tüm dertler bu kadar tatlı olmuyor. Hani uçakta bir lavaboya gitmek kadar basit olmuyor. İnsanın hakikaten mahiyetine yerleşmiş, kurtulmak istediği, çözüm aradığı çok fazla derdi var. Bu dertlerine, insanlar çözüm ararken isterler ki yanlarında her şeyi bilebilen, her şeye vakıf olabilen birileri olsun, fikir danışayım isterler. Doğru mudur kardeşim? Şimdi bir dönem Hz. Ali Efendimiz bir hutbe ihraz etmek için minbere çıkıyor. Hz. Ali’yi bilirsiniz, hadislerde ‘ilmin kapısı’ diye geçer. Yani bilgi cihetiyle, ilim cihetiyle Hz. Ali çok zirve bir şahsiyettir. Hatta ‘Celcelutiye’ diye bir eseri vardır Hz. Ali’nin. Bir kısmı yanılmıyorsam Süryanice bir eser olması lazım. Risale-i Nur’da çok fazla bahsedilir Hz. Ali’nin bu ‘Celcelutiye’ isimli eserinden. Hatta Üstad bir yerde “Risale-ten Nur” Risale-i Nur’un Arapça isim tamlaması ‘Risale-ten Nur’ isminin Celcelutiye’de ilham olunduğu vs. gibi şeylerden bahseder. Şimdi Hz. Ali o dönemde bir iddia da bulunuyor. Yanına gelenlere diyor ki: “Bana her ne sual edebilirseniz edin, ben bunlara cevap verebilirim” diyor Hakikaten de boş çevirdiği yok. Bir gün tam hutbeyi ihraz ederken biri Hz. Ali’ye bir sual soruyor, ve Hz. Ali: “Ben bunun cevabını bilmiyorum” diyor ” Ey Ali (k.v.) madem bunun cevabını bilmiyorsan o mekanda ne işin var!” diyor. “Her şeyi bilen mekandan münezzeh olduğu için benim burada işim var” diyor Ya Allah Kimi kastediyor Veli abi? Allah Azze ve Celle. Nasıl cümle ama? Çok ince. Şimdi bakın abiler, her şey anlatılırken varlıkla anlatılır. Hani Cihat, desem ki: “Mehmet’i anlat” “Siyah saç, ela göz, boyu şu, kilosu bu” Değil mi abi? Şu masayı anlat desem. Ahşap dersin, kütük dersin ama Cenab-ı Allah, bunlardan gayrı bir şekilde yoklukla anlatılır. Allah’ı anlat? Olur, Allah zamandan münezzehtir; ayrıdır, ağrıdır, yoktur yani. Allah mekandan münezzehtir. Allah acizlikten münezzehtir, yani acizlik ona dokunamaz. Doğru mudur? Hatta çok ilginç bir şey söyleyim; Cenab-ı Allah’ın hazinesi de yoktur biliyor musun? Allah’ın hazinesi nerede? Yoktur. Yani Cenab-ı Allah yoktan var eder… Bugün bir inşaat yapmak istesen demir, beton, çimento topladın bunların dizilimi, kuruması için belirli bir zaman beklemen lazım neden Sinan? Çünkü, var olan bir şeyle inşaat yapmaya çalışıyorsun. Ama Cenab-ı Allah’ın hazinesi yok olduğundan, yoktan var edebildiğinden “Kün (ol)” fabrikasından çıkarması kafi geliyor Cenab-ı Allah için. Demek ki bugün asıl konu şu; dertlerimizin çözümü kimde? Bunu konuşacağız. Ama bunu konuşmadan önce, size müsaadeniz varsa biraz Rabbimizi tanıtmak istiyorum. Mülk Suresinde bir ayet geçiyor Mülk Suresi 14. Ayette “Yaradan bilmez mi hiç” diyor. Neyi bilmez mi? İçindekini, dışındakini, kalbindekini, aklındakini, ahiretini, kabrini, dünyanı, evvelini, ahirini… ” Yaradan bilmez mi hiç? O Latiftir, Habirdir” Habir demek; her şeyden haberdar olan demek. Latif ne demek? Bugün ana konumuz tam burası olacak. Size, konuya girmeden önce Risale-i Nur’dan bir paragraf açacağım. Bu arada Veli abi, ilk 3-5 dakika biraz anlaşamayabiliriz. Bana 3-5 dakika müsaade edin okurken, konuşurken. Ondan sonra çok basit bir şekilde anlaşacağız. Bediüzzaman Said Nursî şöyle bir cümle söylüyor: ” İ’lem eyyühe’l-aziz” İ’lem ne demek? İlim kökünden düşünün bilmek demek değil mi abi? eyyühe’l-aziz; ey aziz kardeşim. Bir mümine aziz vasfı çok kullanılır. Aziz; galebe edilemeyen demek. Yani bugün müminin en fazla canını alabilirsin. Müminin canını alsan, yine şehit oldu yine galebe edemedin. Doğru mu abi? Galip gelemezsin. Bu yüzden: “Dinle, bil ey aziz kardeşim” diyor. “İ’lem eyyühe’l-aziz” “Maddi olan bir şey…” Biz maddi şeylere bugün ‘kesif’ diyeceğiz. Daha önce duymuş muydunuz? “Maddi olan bir şey (kesif) ,kesafeti ne kadar fazla olursa (yani ne kadar katı olursa) o nisbette ince ve gizli şeyleri göremez” Ben şu an ruhunu görebilir miyim Koyuncu? Göremem neden? Madiliğim çok. Doğru mu? “… ve onları idraktan kasırdır (yoksundur, noksandır) Fakat nur ve nurani şeyler, ne kadar nuraniyette terakki ederse( incelirse, latifleşirse, hassaslaşırsa) o nisbette ince ve gizli şeylere nüfuzu tam ve keskin olur. Ve keza ne kadar latif (şeffaflaşırsa, incelirse) olursa, o derecede maddiyatın içlerini keşfeder.” Diye, Bediüzzaman Said Nursî’nin bir cümlesi var. Şimdi burada Latif yani letafet, Kesif yani kesafet diye iki kelime var. Ne demek bunlar? Şimdi Mesut Baba burada bir tane uzaktan kumandalı araba olsa, ben elimi böyle yaparak uzaktan kumandalı arabayı yönlendiremem doğru mu? Çünkü, benim elim kesif yani kesif deyince tesiri yok diyeceksin. Latif deyince de tesiri var diyeceksin. Tamam mı? kesif nedir? Tesiri yok. Latif nedir? Tesiri var. Bir daha tekrarlayalım. Kesif nedir Apo? Tesiri yok. Latif nedir? Tesiri var. Şimdi benim elim kesif olduğu için uzaktan kumandalı arabayı hareket ettiremem. Ama ben onun kumandasını alırsam kumandasının gönderdiği dalgalar latif olduğu için uzaktan kumandalı arabayı ne yapabilir? Hareket ettirebilir. Şimdi bakın Hacı Abiler. Şu Dinozor sizce latif mi kesif mi? Kesif. Neden kesif? Çünkü bunun bir tesiri yok. Şimdi benim elimde şöyle kibrit olsa Fatih abi bu Dinozor ile kibrit 1 trilyon yıl bakışsalar bu Dinozor bunun ateşini yakabilir mi? Yakamaz. Neden yakamaz? Beraber işleyelim hadi! Kesif çünkü. Kesifte tesir yok. Bunun ateşini yakmak için ne lazım ? Latif bir şey lazım. Çünkü latifin etkisi uzaklara ulaşır ve tesir vardır. Şimdi bir deneyelim. Bu elimdeki lazer latif midir abi? Latiftir. Şimdi bu latif lazeri tuttuğumda bunun ateşini yakabildi. Demek ki bir şey latif ise, bunun daha uzaklara tesiri oluyor mu? Oluyor. Ama bir şey kesif ise, tesiri olmuyor. Şimdi, Sabri abi be seni bir alıyım deneyim mi abi? Gelsene şöyle. Şu ateş deneyini birde seninle yapalım. Sabri abi gel şuraya. Bu tabure Sabri abiyi kaldırır mı ya? Sabri abi gel hele. Göbeğinide şu aşağıdan koyduk mu. Şimdi bak Sabri abi, senden bir ricam var abi. Şöyle sana 3 tane kibrit veriyim. Tamam mı abi. Şu 3 tane kibriti konuşarak yakar mısın? Sabri abi ver mikrofonu ben tutarım. -Yan. Ahahah -Yanmıyor abi. Yanmıyor. Başka bir şeyler dene. Bakışmayı dene. Ahahah Hakaret deneyebilirsin. Göbeği dener misin? O da yemedi. Elini dene abi, elimle yakabilir miyim diye. O da olmadı. Sabri abi neden yakamadın bir daha söyle. Çünkü sen kesifsin. Ya o başka konu kurban olduğum 🙂 “Ben olmamışım” diyor. Ahahah Şimdi Sabri abi sen nesin abi? -Kesif. Kesifin tesiri var mıydı Resul? Kesifte tesir yok. Bu yüzden yakamadın. Peki şu lazerle yakmanı rica edebilir miyim? Şu arkadan yanıyor reis. Birine tutma yakar. Şimdi Eyvallah -Gördünüz mükemmel. Ahahah Anlatmaya gerek yok 🙂 O zaman şunu diyebilir miyiz Sabri abi, lazeri bir tut abi Şimdi abi bu lazer latif, sen kesif miydin? Kesifsin. Bu lazer ney? Latif. Bu ışık ney? Bu da latif. Bunun da dalga boyu tesiri var mı? Var çünkü latif. Doğru mu? Peki bu elektrik ney abi? Bu elektrik ney? Ahahah Bu elektrik ney? Latif mi oluyor abi? Bu da latif neden? Çünkü Tesiri var. O zaman şöyle anladık -Fatih hocama tutsam? Yanar. İçinden geçer sizin dükkana gider. Yanar. Sıkıntı çıkar. Tehlikeli şeylerle oynuyorsun. Eyvallah. Seninle oynuyorum yani. Senden tehlikelisi mezarda Sabri abi. Eyvallah var mı arkadaşlara söylemek istediğin bir ilahi falan? Yoksa in de dersi yapalım 🙂 -Abi fazla takılma çok tehlikeli. Sabri abi Allah razı olsun. Eksik olmayasın. Onu da sizden almıştık bozuk çıktı 🙂 Şimdi latif ve kesif arasında bir sıkıntı yok değil mi? Kesif neydi? Katı bir şey ve tesiri yoktu. Latif neydi? Daha şeffaf bir şeydi ve tesiri vardı. Yakmam, saçları yakmam. Şimdi bak hacı abi; buraya kadar sıkıntı yok. Size latif ile kesifi ayırabilecek bir şey söyleyeyim. Bu aynaya kesif bir şeyi tuttuğunuzda, mesela bu aynaya bir tane alim tutalım. Koyuncu sen gözüküyorsun ha sanki 🙂 Bir alim tutarsak aynadaki de alim midir? Değildir, cahildir. Yani bu aynayı alime tutup sonra yanına götürüp aynada bir şeyler yapabilir misin? Bana bir fıkıh dersi ver diyemezsin. Peki bu aynaya şöyle bir parfüm olsa, parfümü aynanın karşısına koysak, normalde parfümü elinize aldığınızda güzel bir koku verir. Aynada parfümün timsali var doğru mu? Peki aynayı kokladığınızda kokar mı? Kokmaz. Çünkü parfüm nedir? Kesiftir. Doğru mu? Oturuyor değil mi böyle? Şimdi ben şu aynaya 100 bin doların resmini tutsam aynada da 100 bin dolar görünür mü? Görünür. Peki bu ayna 100 bin dolar değerinde olur mu? Olamaz. Neden? Çünkü para kesiftir. Kesifi anladık mı Caner? Kesifte bizim ayırıcımız ne olacak? Ayna olacak. Aynanın içinde görüntüsü var ama hiçbir işe yaramıyorsa kesiftir. Tesiri yoktur. Şimdi Hacı Abiler bakın; bu aynaya Güneş ışığını tuttuğunuzu düşünün bakın lazeri tuttum ve lazer şuan duvarda geziyor. Bunun bir Güneş ışığı olduğunu düşünürsek; ben bunu bu aynaya tutarsam Güneş’ten ısı verir değil mi? Peki bu aynayı tuttuğum yer ısınır mı? Evet ısınır değil mi? Hatta böyle çocukken deney yapardık değil mi? Güneşten tutar, kibriti öyle yakardık. Neden ısınıyor? Çünkü Güneş’in ısı verme şuaı nedir? Latiftir. Latif olduğu için aynadan tesiri var mıdır? Vardır. Hatta dikkat edin, bu elektrikli ısıtıcıların arka kısmını aynadan yaparlar, ısınınca aynayla odaya yansıyabilsin diye. Doğru mudur? Peki bir Güneş olarak bu aynaya bu sefer de ışık versek ben bu aynayı tuttuğumda bu ışığı sağa sola yansıtabilir miyim? Yansıtabilirim. Hatta kamera sistemlerinin bir çoğu böyle çalışıyor öyle değil mi? İçlerinde ayna var, görüntüyü birbirlerine timsal olarak aksettiriyorlar. Demek ki Güneş’teki ışık dediğimiz olay nedir? Latiftir. Latif ile kesif bir cihette oturdu mu? Sıkıntı var mı burada? Sıkıntı yok. Şimdi abiler biraz daha derinleşeceğim. Bana 5-10 dakika müsaade edin. Birazdan ‘Bu anlattıkların ne işimize yarayacak Mehmet?’ Sorusunun cevabını vereceğiz. Tamam mı baba? Bana biraz müsaade edin. Şimdi ‘Big Bang’ denilen bir olay var duymuşsunuzdur. Takriben 14 milyar yıl önce doğru mudur? 14 milyar yıl önce ‘Big Bang’ denilen yani ‘Büyük Patlama’ denilen olay oluyor. Bu ‘Büyük Patlama’ olayında, ortamda sıfır hacim ve sonsuz yoğunluk var. Bu ne demek biliyor musun Hacı Abi? Yani muazzam bir enerji var ortada ama bu enerjinin bir hacmi ve kütlesi var mı? Yok. Şimdi ben size su desem; su kesiftir doğru mu? Yarım kilo ver deseniz verebilirim. Doğru mu abi? Doğru. Şimdi az önceki elektrik elektrik bir enerji midir? Enerjidir. Bana deseniz: “Abi oradan 1 poşet elektrik ver.” Verebilir miyim? Bir hacmi, kütlesi var mı elektriğin? Yok. Neden? Çünkü elektrik latif bir enerjidir. Şimdi herkes dikkati iyi versin Mücahit. Kainatın ilk oluşumunda madde diye bir şey yok ortada abi. Tamamı enerji Fatih abi Tamamı enerji. Şimdi kainatta birden sıcaklık düşüyor ve bu enerji gitgide yoğuşmaya başlıyor. Hani köyde böyle su buharı olur hava birden soğur, katılaşır değil mi abi? Çiy olur hani böyle arabaların üzerlerinde görürüz. Aynı o şekilde sıcaklık düştükçe abi yoğuşmaya başlıyor. ‘Kuark’ dediğimiz parçacıkları oluşturuyor abi. Aradan 380 bin yıl geçiyor İbrahim. İşte bu kuarklar birleşiyor elektronlarla beraber atomu oluşturuyorlar. Genellikle hidrojen atomunu oluşturuyorlar ve atom dediğimiz, elektron dediğimiz vakalar ortaya çıkıyor. Buraya kadar sıkıntı var mı? Bazı enerji madde haline gelemiyor, hala Uzay’da. Buna da ‘Kozmik Geri Plan Radyasyonu’ diyorlar. Yani hala, elektrik gibi düşün poşete koyamıyorum yarım kilo veremiyorum. Bir hacim kaplamıyor, bir kütlesi yok. Ama hala enerji olarak bir vasfı var. Doğru değil mi? Mesela elektrik bazen bir kisveye giriyor abi, klimadan soğukluk veriyor bize. Doğru mu? Ama soğukluk elektriğin kendisi değildir. Bazen elektrik bir kisveye giriyor abi, bize sıcaklık veriyor ama sıcaklık elektrik demek değildir. Bazen bir kisveye giriyor bize aydınlık veriyor, ama aydınlık elektrik demek değildir. Yani ben taşla burdan bütün lambaları kırsam lambaya zarar veririm değil mi? Evet Elektriğe zarar verebilir miyim? Hayır. Allah’a da öyle zarar veremeyecekler işte. Çünkü kainatta gördüğümüz her şey Allah’ın bir aksi, timsali, esmasının bir tecellisi ama asla kendi değil… Konu nerelere gidiyor görüyor musunuz? Dikkat burada mı? Şimdi Hacı Abiler; yavaş yavaş konuya girmem lazım. Einstein diye bir abimiz var duydunuz mu? Bu arada tekrarlamak istiyorum. Kesif ne demek? -Katı, tesiri yok. Latif ne demek? -Şeffaf, tesiri var. Şu Dinozor’a ne demiştik? Kesif demiştik. Şu lazere ne demiştik? Latif, istediğimiz yere gönderebiliyoruz. Şimdi Einstein diye bir abimiz var. İzafiyet Teorisi’nde muazzam bir formül buluyor. Formülü: E=mc² Gözüküyor değil mi oradan? Şimdi bu ‘E’ dediği şey; enerji hani az önce elektriği söyledim ya, poşete koyamadım. Kütlesi yok, hacmi yok ama enerjisi var. ‘E’ dediğimiz şey aynı öyle bir enerji. ‘m’ dediğimiz bir kütle mesela; “Mehmet kaç kilo?” -75 kilo “Masa kaç kilo?” -Şu kadar kilo. Gibi bir kütlesi hacmi var. ‘c’ dediğimiz, ışık hızı. Yani formül şunu söylüyor abi, ışık hızı da 300.000 Km/Sn Şimdi ışık hızı sabit bir şeydir ve Einstein bu denkleme göre diyor ki: “Madem ışık hızı sabittir. Eğer bir şey ışık hızını geçebilirse enerji kütleye, kütle de enerjiye dönüşebilir” diyor yani böyle varsayımsal anlatıyorum. Yanlışlarım varsa kusuruma bakmayın. Mehmet, madde değil mi Kesif? Doğru mu abi? Mehmet ışık hızını geçerse enerjiye dönüşebilir ve bu duvarın arkasından geçebilir. Oturuyor mu biraz daha? Başta Mehmet’in kütlesi var, kesif halde doğru mu? Işık hızını geçince hangi hale döndüm; enerjiye yani latif hale. Latif hale dönünce de zaman ve mekan artık bana tesir edemez oldu. Şimdi biraz devam edeceğim. Bu Einstein’ın teorisinden anladık ki madde ve enerji birbirine dönüşebiliyor. Var mı buraya kadar sıkıntı? Şimdi Hacı Abiler, Kuantumda ‘Çift Yarık Deneyi’ diye bir şey yapıyorlar. Fatih abi konunun bağlandığı yere birazdan hayret edeceksin. Biraz sıkıyorum farkındayım, ama bana biraz tahammül edin, bakın çok güzel islami şeyler öğreneceğiz, inanın. Kuantumda ‘Çift Yarık Deneyi’ diye bir şey var. Genellikle atom üstü ve atom altı partiküllere izafiyet uyguluyorlar bunları da kuantum mekaniği ile ölçüyorlar. Şimdi kuantum mekaniğinin, ben size hikayesini anlatıyım. Öncelikle parçacık dediğim şey kesif şeylerdir. Tamam mı Ömer? Dalga dediğim şeylerde latif şeylerdir. Şimdi ben buradan, isim neydi kardeşim? Şeref buradan sana bunu atsam sadece sana gelir doğru mu? Çünkü bu parçacık, kesif. Değil mi kardeşim? Peki ışığı tutsam herkese gelir mi? Dalga olur çünkü bu latiftir. Anlaşılmayan bir şey var mı abi? Parçacıkta tek yere gider, latif olan dalgada da her yeri kapsar. Şimdi abi bu çift yarık deneyinde muazzam bir şey yapıyorlar. Şuraya bir duvar koyuyorlar. Herkes görebiliyor mu? Oradan görünüyor mu? Şimdi abiler buraya bir duvar koyuyorlar. Bu koydukları duvara önce bir tane yarık açıyorlar abi. Bak olayın ilginçliğine bak! Şuraya da yine duvar koyuyorlar, buraya bir tane yarık açıyorlar. Şimdi Fatih abi, şuradan 1 tane tabanca sıkıyorlar. Burada 1 tane yarık varsa karşıda 1 tane iz oluşur. Çünkü orada 1 delik var oradan sıkıyorsun, sıktığın yerin direk karşısına gider. Doğru mu? Tekrar söylüyorum. Kuantum mekaniğinde, çift yarık denen olayı anlatıyorum. Önce duvara bir yarık açıyorlar, karşıdan silahla sıkıyorlar, karşıda 1 yerde iz oluyor. Sıkıntı var mı buraya kadar? Daha sonra: “Abim benim ben sana iki yarık açıyım” diyorlar Yine tabancayla, hem bu yarıktan hem de bu yarıktan sıkıyorlar. Bu sefer karşıda iki tane bant oluşuyor. Normal değil mi bu da? Çünkü iki tane yarığımız var iki tane bant oluşur. Buraya kadar sıkıntı yok. Aynı deneyi bu sefer suyla yapıyorlar. Diyorlar ki: “İki yarık açıyım, suyu buradan veriyim.” Şimdi suyu verince su burada dalga dalga tepe noktasıyla çukur yerleri birbiriyle kesişir. Sadece iki yere gitmiyor, bir çok iz buluyorlar duvarda. Demek ki su hangi özelliği gösterdi? -Dalga Silah hangi özelliği gösterdi? -Parçacık. Bir daha soruyum: Silah hangi özelliği gösterdi? -Parçacık. Su hangi özelliği gösterdi? -Dalga. Şöyle düşünün Şeref, ben buradan el fenerinin tutsaydım eğer, yine duvarda iki yerde nokta göremezdin, böyle yayılmış görürdün. Çünkü dalga özelliği gösteriyor. Veli abi buraya kadar sorun yok değil mi? Şimdi abiler, adamlar “Ben aynı deneyi elektron tabancasıyla yapıyım” diyor. Eletron tabancası bulamadık bu fotoğrafı koyduk. Adamlar aynı deneyi elektron tabancasıyla yapıyor Veli abi bak birazdan olaylar kopacak. Bir tane yarık açıyorlar. Elektron tabancasıyla buraya 1 adet elektron gönderiyorlar. Karşıya gidiyor. Bir daha gönderiyorlar. Karşıya gidiyor. Bir daha gönderiyorlar. Karşıya gidiyor. Yani silahla sıkılanın aynı versiyonunu alıyorlar. Burada parçacık özelliği gösteriyor. Diyorlar ki: “Demek ki elektron parçacıktır.” Küçükken fizik dersinde böyle dönen bir şey görürdük değil mi? O dönen şeyi elinle tuttuğunu hayal et parçacık o değil mi? Dönüyor çünkü. Sonra aynı olayı çift yarıkla yapıyorlar. Bir elektron sıkıyorlar. Bir elektron burada aynı anda ayrılıp iki delikten birden geçiyor. Dalga özelliği göstermeye başlıyor. Az önce elektron kesifken, şimdi latif bir özellik gösteriyor. Bir elektronu atıyorlar, burada ayrışıyor iki delikten geçiyor, dalga oluşturuyor ve tekrar birleşiyor. Adamlar iki tane çizgi beklerken ikiden fazla bir dizi bant buluyorlar. Sıkıntı yok anlaşılıyor değil mi? Yani Yahya, birinci örnekte elektron parçacık özelliği gösterdi bildiğin kurşun gibi. Ama ikinci örnekte Şeref, elektronu bir tane atıyor, bir olan elektron burada aynı anda iki yerden geçiyor. Cümleye çok dikkat et! Aynı anda iki yerden geçerek dalga özelliği gösteriyor, latif bir hale giriyor! Diyorlar ki: “Lan bu elektron parçacık değil miydi? Normalde iki tane iz bırakması gerekirdi!” “Biz bu elektron tabancasının yanına bir ölçme cihazı koyalım, bu elektron neden böyle dalga özelliği gösterdi” diyorlar Ölçme cihazı konulduğunda sanki elektron bunu anlamış gibi iki yarık özelliği gösteriyor, tekrar parçacık halini alıyor. Bak çok ilginç bir şey anlatıyorum. Çok ilginç neden böyle olduğunu bulamamışlar ama bulamadıkları şeye İslamiyet bakın nasıl yaklaşacak şimdi! Şimdi baştan söyleyeyim Einstein diyordu ki: E=mc² Yani bir şey hem parçacığa dönüşebilir hem de enerjiye dönüşüp latif olabilir. Yani hem kesif olabilir, hem latif olabilir diyordu. Bu adamlar elektron tabancasıyla bunu denediler. Bir yarık açtılar baktılar ki bu kesif halde, “Haa bu elektron bizim gördüğümüz gibi demek ki dönen bir şey” dediler İki yarık açtılar dediler ki: “Bu parçacık değil dalga gibi hareket ediyor. O zaman bu elektron latif oldu” dediler Bak Şeref cümleye dikkat et! Bir tane elektron sıkıyorlar aynı anda ikisinden geçiyor! Bak cümleyi iyi anla! Bak çok ilginç! Ondan sonra ölçme cihazı koyuyorlar ölçme cihazı koyunca sanki elektron bunu anlamış gibi tekrar parçacık özelliği gösteriyor, iki tane delikten geçiyor. Şimdi buraya kadar sıkıntı var mı? Şimdi biz bu deneyde anladık ki; atom altı dünyasına inildikçe, kesif bir şey latif bir özellik gösterebiliyor mu? Gösterebiliyor. Şimdi bakın Hacı Abiler; insan bedeni nedir? Kesiftir. Allah razı olsun. Ruhum nedir Şeref? Latiftir. Mesela rüyadasın abi, bir bakıyorsun, normalde yatakta olman lazım ama ruhun misal alemine gitmiş. Büyümüşsün, küçülmüşsün. Yani ruh için zaman ve mekan var mı? Hayır yok. Bir örnek vereceğim, örneğim abes kaçarsa özür diliyorum. Rüya o kadar kuvvetli bir şeydir ki ergenlikteki bir kardeşin hormonu bile rüyada devreye girebilir. Bilmem anlatabildim mi? Örneğim için kusura bakmayın ama örnek olsun diye; hani “Rüya işte Mehmet” demeyin. Rüya ne kadar tesirliyse bir adamın uykudayken hormonunu bile devreye geçirebiliyor. Şimdi ben eğer Mehmet olarak, kul olarak, Allah’ın abdi olarak kesif olan bedenimi beslersem, semiz hale getirirsem imanla beslenmesi gereken ruhumu gıdasız, cılız bırakırsam Şeref, ben bildiğin maddeci bir adam olurum. Parayla, makamla, insanları aldatmakla huzur bulurum. Ruhum beden hapishanesinde mahkum gibi kalır. Ama eğer bedenimi cılız bırakıp ruhumu daha çok beslersem Bahtiyar, benim ruhum artık bedenime hükmeder, ve kesif olan bir Mehmet gitgide latif, letafetli bir özellik gösterir aynı az önce elektron tabancasındaki örnek gibi. Sual: Bursa Ulu Cami’de Somuncu Baba 3 kapıdan aynı anda nasıl çıktı? El-Cevap: Letafet ile çıktı… Nasıl oldu? Eyvallah. Az önce elektron kesifti, iki yarıktan tek bir elektron aynı anda geçip letafete erdi mi? Erdi. Şimdi İslam’da biz Velilerimizin, Evliyaullah’ın, bu tür halleri olduğuna iman ediyor muyuz? Ediyoruz. Cenab-ı Allah bunun nasıl olduğunu da yine fizik aleminde bırakmış, Somuncu Baba gibi zatlar, ruhunu bedeninden daha çok beslediğinden dolayı kesif olan bedenleri gitgide latif bir hale vardığından artık fizik kanunları o insanda geçmiyor. Zaman geçmiyor, mekan geçmiyor, yer çekimi geçmiyor kısıtlamalar geçmiyor ve Bursa Ulu Cami’nde Somuncu Baba fark edildiğinde aynı anda 3 kapıdan birden çıkıyor. Benim bu anlattığımı az önce kuantum da anlattı çift yarık deneyinde. Biz böyle söyleyince yobaz oluyoruz, kuantum söyleyince bilim oluyor. Burası üzücü işte! Anladın mı olayı? Sizden rica ediyorum makalelere, videolara bakın hani ben bu işin erbabı değilim eksiğim, kusurum varsa kusura bakmayın ama anlatmaya çalışıyoruz. Cibril (a.s), Efendimiz (s.a.v.) ile görüşürken abi Dıhye diye çok yakışıklı bir sahabenin kılığına giriyor. Duymuş muydunuz hiç? Dıhye diye bir sahabenin kılığına giriyor. Olaya bak şimdi; Cibril (a.s) normalde nuraniyet vasfına haiz doğru mu? Yani latifliği çok üst seviyede düşünün. Yani Estağfirullah bila teşbih, yanlış olabilirse kusura bakmayın benzetmelerim bir enerji gibi düşün. Ama Dünya’ya vazife için inmesi gerekirken, kesifleşmesi lazım bu gidişle Cibril (a.s) parçacık haline dönüşerek bu sefer Dıhye (r.a) kılığına giriyor. Yani latifken, kesif olup hem sahabelerin içinde bulunuyor, hem de Efendimiz(s.a.v)’e vahiy getiriyor. Nasıl olduğunu anladın mı? Çift yarık deneyinde elektron tabancasındaki olay, insanları şok etmezken, bizim İslam’ın içindeki olay genellikle algılara biraz uçucu geliyor. Neden? Çünkü İslam ile bilimi bağdaştırmıyoruz. Bir tanesi yani Kur’an’ı Kerim Cenab-ı Allah’ın Kelam sıfatından doğmuş bir kitap, şu Kainat Kitabına baktığında tekvini emirler mecmuasına baktığında Allah’ın başka isimlerinin tecellisi olan bir kitap görüyorsun. Demek ki iki kitabı birbiriyle birleştirdiğimizde muazzam bir idrak çıkıyor Şeref ortaya… Sıkıntı var mı burada? İsra Suresinin birinci ayetinde diyor ki: “Hz. Muhammed (s.a.v.) bir gecede Mekke’deki Mescid-i Harâm’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı yücedir.” Ne kadar zamanda Ali? Bir gecede. Şimdi insan bu nasıl oluyor diyor? Şimdi Mescid-i Haram yani Hicaz bölgesi, Mescid-i Aksa Kudüs bölgesi. Mesafesi ne kadar abi? Bir gecede nasıl oradan oraya çıkabiliyor? İşte bu şekilde… Kesif bir haldeyken Efendimiz (s.a.v.)’in ruhu o kadar ulvi, o kadar yüce ki birden Allah’ın izni ve inayetiyle istediği bir şekilde bu cihette latif bir hal alabiliyor. Var mı buraya kadar sıkıntı? Devam ediyorum Veli abi hazır mıyız? Şimdi okuduğum bazı makalelerde Ömer, ‘Karanlık Madde’ diye bir şeyden bahsediyor. Yani buna karanlık demelerinin sebebi göremediklerinden yoksa kötü bir şey olduğundan dolayı değil! Mesela şuan kainat gitgide büyüyor mu küçülüyor mu? Büyüyor değil mi? Peki Şeref, bir şey büyüyorsa enerji girişi olmak zorunda mı? Zorunda. Kainata bakıp diyorlar ki: “Bu enerji girişi nasıl oluyor?” “Demek ki karanlık madde diye bir şey var bu kainata sürekli enerji girişi yapıyor” diyorlar Bu söylediklerimi bir kabul olarak algılamayın, bir birikimi aktarmaya çalışıyorum. “Karanlık madde diye bir şey var” diyorlar Mesela; kainatta biliyorsunuz Galaksilerin yıldızların birbirleriyle bir çekim kuvveti vardır değil mi? Hani bahsederler; m1 x m2/d² kütlelerin çarpımı bölü uzaklığın karesi diye. Değil mi? Şimdi kainatta hesap yapıyorlar bakıyorlar ki bu çekim kuvveti için yeterli değil! Bunların; yıldızların, galaksilerin dengesini sağlayacak bir enerjinin daha olması lazım diyorlar. Bu enerjiye de kara enerji diyorlar. Buraya kadar sıkıntı var mı? Yani kara; kötü manasında değil henüz görünmeyen bir enerji manasındadır. Şimdi Hicr Suresinde bir ayet geçiyor: “Cinleri de, dumansız ateşten yarattık.” Hicr/27 Dumansız ateş demek, görünmeyen bir ateş demek. Az önce bahsettiğimiz ‘karanlık enerji’ görünüyor muydu? Görünmüyordu… Bir varsayıma göre deniliyor ki: “İşte bu cinlerin yaratıldığı dumansız ateş var ya, bu o karanlık enerjidir.” Yani karanlık enerji demek, letafeti çok yüksek bir enerji çeşidi demek. Az önce anlattık değil mi letafeti? Onun çok yüksek bir enerji çeşidi demek. Bu varsayım şöyle devam ediyor. Tekrar söylüyorum Seyyidi abi, bu söylediklerim kabul değil varsayımdır! Hani insan masada dostuyla hasbihal eder ya öyle alın yani. Bu direk doğrudur gibi almayın. “Cinleri de, dumansız ateşten yarattık.” Derken bu dumansız ateşi o karanlık madde, karanlık enerji olarak addediyorlar. İşte; cinler eğer dumansız ateşten yaratılmışsa ve bu dumansız ateş bu karanlık madde ise bilim ilerledikçe bu karanlık madde manipüle edilirse hüküm altına alınırsa, demek ki bir insan cinleri de artık yönetebilir demek! Cinleri de artık yönetebilir demek! Ben bazen duydum, hiç şahit olmadım ama belki sizde duymuşsunuzdur. Derler ki abi: “Bazı istihbarat servisleri cinleri elinde tutup onları yönetip bu şekilde istihbarat sağlayabiliyor.” Diye bir cümle söylerler. Bak tekrar söylüyorum bunlar kabul değil yani doğru demek değil. Siz nasıl duyduğunuzu anlatıyorsanız, ben de bu cihette duyduğumu anlatıyorum. Peki soralım: “Bu zamana kadar cinler hiç yönetilebilmiş mi?” Soralım mı abi? Cinleri bırak Şeytan bile yönetilebilmiş. Bak şimdi; Neml Suresinde hani Belkıs’ tahtı olayını bilir misiniz abi? Belkıs’ın tahtı birden bir yere götürülüyor. Şöle geçer ayet-i kerimede: “Cinlerden bir ifrit, sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm.” Neml/39 Onu derken? Tahtı. “Cinlerden bir ifrit: ‘Sen yerinden kalkmadan önce sana onu getiririm, buna karşı güvenilir bir güce sahibim’ dedi.” Neml/39 Demek ki cini kontrol edebilmişler mi Şeref? Peki Şeytan’ı kontrol edebilirler mi? Edebilirler, bak şimdi; Süleyman (a.s.)’ın cinleri ve şeytanları kontrol edebildiğini biliyorsunuzdur. Enbiya suresinde bir ayet geçiyor. Ayette diyor ki: “Denize dalarak, onun için cevherler çıkaran ve başka işlerde gören şeytanları yine onun emrine verdik.” Enbiya/82 (*”Onun için..” yani Süleyman a.s. için.) Kimin emrine? Süleyman (a.s)’ın. Demek ki az önceki tezimizde; desek ki: “Cinler ve İfrit dumansız ateşten yaratıldı, bu dumansız ateş dediğimiz karanlık enerjidir, demek ki Cenab-ı Allah bazı kullarına bu İfritleri yönetebilme yeteneği vermiş. Demek ki bu karanlık enerji denilen şey manipüle edilse, hüküm altına alınsa bir insanda cinleri yönetebilir.” Diye bir varsayım var. Yani bu doğru mu? Gördün mü? Öyle bir şey yok. Sadece bir varsayım bu. Yani %100 doğru olarak kabul etmeyin olur mu gardaşım? Bunlar varsayım ama, baktığınızda silsile silsile mantıklı gidiyor. Şimdi ben size Mülk suresindeki ayeti tekrar hatırlatarak, yavaş yavaş dersi bitiriyorum. Ayette diyordu ki: “Yaradan bilmez olur mu?” Neyi? İçindeki her şeyi. Neden? Çünkü Yaradan’ın esması kesif mi latif mi Veli abi? Latif. Eğer latifse Güneş’in ışığı gibi her yeri ihata eder mi? Kalbimi? Böğrümü? Yanımı? Ciğerimi? İşte Cenab-ı Allah her yeri ihata edebildiğinden dolayı şah damarımdan daha yakındır. “Biz ona şah damarından daha yakınız.” Kaf Suresi/16 Çünkü esması latiftir… Sana şah damarından yakın olan latif Allah dururken, kesif olan haram sevdalarda, haram yollarda medet ve umut arıyorsan da artık sana yazıklar olsun denir başka bir şey denmez… Şimdi bu ayeti tekrar okuyacağım: “Yaradan bilmez olur mu? O latiftir, habirdir.” Mülk/14 Habirdir, yani her şeyden haberdardır. “Latiftir”i herhalde anladık değil mi? Şimdi şöyle bir varsayım yapalım; Hacı Abi ben ismini unuttum ya? -Abdullah Şimdi Abdullah, evli misin? Çocuk var mı? -İki tane eyvallah Allah bağışlasın. Abdullah, o çocuğu kucağına alınca huzur buluyor musun? Buluyorsun. Abdullah, huzur latif bir şey midir kesif bir şey midir? Latif. Çocuğun latif mi kesif mi? Kesif. Kesif bir şey latif bir şey veremez. Demek ki sana o huzuru çocuğun veremez. Latif olan bir yaratıcı olmak zorunda! Yani Allah veriyor o huzuru kardeşim… Nasıl ağacın dallarıyla portakal veriyor, yoksa portakalın tadı o kuru dalda yoktur, senin çocuğunu da sebep kılarak kalbinde huzuru bizzat yaratan Allah’tır… O zaman huzurun kaynağı çocuğun mu Allah mı? Allah Abdullah böyle bazen insan mesela eski dönemlerde haram sevdalara düşer Murat. Bu haram sevdalara düştüğünde gerçekten bir ergen için çok zor bir durumdur, kendini mahveder abi yırtar, parçalar, deli eder kendini şimdi baktığında onun sevdiği haram sevda latif midir kesif midir? Kesiftir. Peki üzüntüsü kesif midir latif midir? Latiftir. Kesif bir şey latif bir şeyi haşa estağfirullah yaratamaz ki demek ki haram sevdası bile vesileyken, üzüntüyü de yaratan yalnız ve yalnız latif olan Allah’tır. Madem kainata böyle bakılırsa az önceki sorumuzu tekrarlayalım. Ben dertliyim arkadaş, derdimin dermanı kimde? Böyle bakılırsa derdinin dermanının çoluğunda çocuğunda, hanımında bulamazsın! Bunlar yalnız birer perdedir, esbaptır. Çünkü senin arzu ettiğin huzuru, üzüntünün gitmesini mutluluğunu an ve an yaratmak için letafet özelliğine sahip bir zat lazımdır. Yani Allah Azze ve Celle lazımdır. Son bir örnekle bitiriyorum. Çok sıktım mı? Abdullah yine seninle bir örnek yapsak olur mu? Abdullah, ben ağzı maskeli bir adamım. Elimde de çakıyı çıkardım. Örneğim abes olmaz inşaAllah. Hanımını da bu tarafa aldık Abdullah. Senin de önüne cam kapattık. Her yer karanlık sadece bizi görebiliyorsun Abdullah. Bak olayı bilmiyorsun ha. Ben neyim Abdullah? Ağzı maskeli, eli bıçaklı bir adam. Abdullah, birden 4 kişi geliyor hanımının elinden, ayağından tutup bir masaya yatırıyor kardeşim. Bak olayları bilmiyorsun. Ne hale gelirsin camın arka tarafında? Çıldırırsın değil mi? Camı kıracak gibi olursun. Camın arkasındasın ve 4 kişi birden hanımını masaya yatırıyor. Bir kişi de o esnada hanımının ağzını şöyle tutuyor, ve hanımının artık çırpınması da gidiyor. Ondan önce “Abdullah yardım et!” Diye bağıran hanımın artık bir şey de diyemiyor. Ve ben ağzı maskeli adam geliyorum Abdullah bıçağı çıkarıyorum, karının karnından bıçağı vuruyorum. Ne hissedersin camın arka tarafında? Öldürürsün kendini değil mi? Vura vura, beni böyle yaşatmayın diye yalvarırsın doğru mu? Abdullah birden ışıklar açıldı. Hanımının elini ayağını tutan 4 kişi hemşireymiş, ağzını tutan anestezi uzmanıymış, ben de cerrah doktorum. Karında kanser tümörü varmış, Karnını yarıp o kanseri alıp karını kurtaracağım. Şimdi senaryo nasıl oldu? Birincide karımı kesmeyin diye yalvardın doğru mu? İkincide ışık açıldı, karın kansermiş bu yüzden kesiyormuşum, “Doktor bey lütfen karımı kes sana 10 bin dolar vereceğim.” Der misin demez misin? Dersin değil mi? Demek ki olay ne burada? Bıçağı yemekte değil, bıçak kimin elinde! Kainatta başınızdan geçen her şey, yalnız ve yalnız latif olan Allah’ın elindeyse, ve sebepler bir perdeyse neye üzülüyorsunuz arkadaş siz? Allah rızası için El Fatiha…

BENİ İKNA EDEMEZSİN DİYEN DEİST MÜSLÜMAN OLDU – Sokak Röportajı

İngilizce

+what is your religious belief Kaan Brother? -I’m Deist. -I think, religions are unnecessary. -I think, religions are trying to impose something entirely to keep people together. -Islam and Christianity, all religions are the same with this . -Religious beliefs are really mixed. +If I prove that the Qur’an is right book…. – OK, I listen to all what you say but I totally believed this belief -deism-. – Maybe you can say “you blindly believed”. +Eşhedü en la ilahe illallah -Eşhedü en la ilahe illallah +ve eşhedü enne -ve eşhedü enne +Muhammeden -Muhammeden +abdühü ve resulühü -abdühü ve resulühü +what is your religious belief Kaan Brother? – my religious belief? oww I think, religions are really mixed. -I’m Deist. – I don’t believe in religions. +Why Bro? -I think, religions are trying entirely to keep people together. -Islam and Christianity, all religions are the same with this . -They are trying to impose something to people. – There is a God, but I do not think, there are religions to prevent chaos. This is my religious belief. -Maybe my opinion would be different, If the faith didn’t use for control to people -But they separate people by using religious you are like this and the other is like that + For example when I was teenager, I researched DEİSM . + I had questions in my mind lead me to deism, I was thinking Islam is wrong and I researched DEİSM +How was it in you? I researched Islam, Christianity .. … I listened knowledgeable people in my around with this topic It does not sound sensible religion could not make me believe And I said religions entirely superstition + If ı prove Quran is right book, here bro, Do you change your mind? How so, what does right book? So, example a person can not write it, the Quran was written by dwine power If I prove… Well, I can listen maybe you can say right something but I totally adopt this belief. -Maybe you will say “you blindly believed” + yeahh +Bro, I understand your problem bro because I had something problem with that topic +But you can think ; for example teaching is sacred. Right? – Yes. exactly It like this +But every year maybe dozens of perverts, Right? +However, these abusive people don’t make us to become distant to teaching +Am I right bro? -Yes you are right, exactly +OK, I agree with you, Muslims and Christians are not enough for their religions and they are dont follow them +religion is explained and misrepresented +They live the religion wrong -Probably you think I shouldn’t be affected by people, you’ll say that +We must not become estranged from religion, with this reason because it’s not sensible + Because you know, we not became estranged from teaching in last example + Do you know we will do what? +Now I will say verses that cannot be written by a person in Qur’an and I’ll explain thats to you OK? OK, Now there is some verses in Qur’an, He say +”We are shrinking the earth” +If he say “we shrunk the earth” we say yes, earth is geoit and ıt’s can be reduced +We would accept +But do you know ? when he say “we are shrinking the earth” what happen? + The world is getting smaller and smaller +OK? – OK +Now, what do we need to observe cosmos? – Telescope or something +Yes, we need a telescope, right? +If we had a telescope for observe cosmos … or, ıf before 1400 years had a telescope + examples in space were acceptable, right bro? – Yes, ıt was acceptable. I agree with you +But topic is the shrinking of the world, we need computers or satellite + always it need to control by people + Now, we know there was telescope in the past +However, they have never sent satellite to space +We know that too. -Yes +About 5-6 years ago …a research is being done that the world is getting smaller …at Benedictine University +They sending out a satellite from earth … and the earht is observed from this satellite … and they proved “the earth shrinks 1 mm a year” -Yes, ıt can be right. +before 1400 years ago from now +without sending satellite into space … a man say “came a book, came revelations … and there are thats in this revelations + A person cannot write that, can you understand bro? -Yes, that can be right +I contiune …Qur’an says a baby has three dark stages in the mother’s wombbefore birth …Scientists proved this 5 or 6 years ago 1. Trimester, 2.Trimester, 3. Trimester What do we need to look at the mother’s worm – we need device + We need ultrasound, is not it? … If a person says this thing when there was no ultraspund, this opinion isn’t his +I continue bro +There is a star called Pulsar star. …Maybe you herad -Yes, I heard …Qur’an mention this star called Tarık Star …Tarık Star comes from root of “Tark”, meaning to knock on the door …Scientest reserach about Pulsar. ….and you know, we don’t hear some voices ….Like ultrasonic voices +They measure voices of the star with a device for hear ultrasonic voice .. The voice like knocking the door +Even if there was a telescope at that time, there wasn’t device to hear ultrasonic sounds ıf a person says such verses, these verses are not his …This can be divine, is not it? -You say right and there are many such things??? +There are many proved things ….There is seas don’t mixed each others. …There is a verses ‘we sent down iron’ +There are many verses like this ….Could i explain? -We need a god for such things happen. – There are many things like Deism and Ateism. -I said I respect everthing endlessly -There is a god certainly. I think this things should have meaning, these can be right, I do not deny -Praying isn’t suitable for me I’m not interested in praying. +Yess one’s interest is football; and the other’s interest is not football and he says ” bro, I love basketball.” If you say it is not my interest this is different thing. Like you support Galatasary but you say I support Fenerbahçe. there is a constitution in Turkey. Right? it is different to not comply with and refuse the constitution. Am I right? Punishmnet is different in both. If you refuse constitution you are terrorist, but if you don’t comply with constitution you can get penalty +Is it right? – It is right I am saying ‘denying religionis different, not practicing religionis different’ If you accept, you can find a way of salvotion. Don’t say “I’am deist” ya Do you know what we should do? I think we should say”Shahada” OK? You can say later or we can say now You can login to some institution with paperwork, paperwork of Islam is ” Shahada” I bear witness that there is no god but Allah, and I bear witness that Muhammed (phub) is the servant and Messenger of Allah Saying this is the rectuitment phase. If you want, tell me. Let me hear and relax bro**** -Tell me, I will repeat. +Eşhedü en la ilahe illallah -Eşhedü en la ilahe illallah +ve eşhedü enne -ve eşhedü enne +Muhammeden -Muhammeden +abdühü ve resulühü -abdühü ve resulühü That’s it Bro*


Almanca

Welchen Glauben hast du Bruder, Kaan Bruder? Ich habe mir den Glauben des Deismus komplett angeeignet. Religionen sind komplett nur leerer Glaube! LEERER GLAUBE! Ich glaube, dass Religionen nur etwas sind, um Menschen zusammenzuhalten. Also alle versuchen etwas aufzuzwingen. Sei es der Islam oder das Christentum, alle sind für mich gleichgültig. Die Glaubensangelegenheit ist sehr kompliziert… Wenn ich beweisen würde Bruder, dass der Qur’an das einzig wahre Buch ist..? Also ich würde dir in allen Fällen zuhören, aber ich habe nun diese Ansicht komplett angeeignet. Also vielleicht würdest du über mich sagen: Der glaubt einfach blind . Ich bezeuge: Es gibt keinen Gott außer Allah, -Ich bezeuge: Es gibt keinen Gott außer Allah, Und ich bezeuge, -Und ich bezeuge, dass Muhammad, – dass Muhammad, der Diener und Gesandte Allahs ist. -der Diener und Gesandte Allahs ist. Genau so Bruder, lass dich umarmen Bruder. Welchen Glauben hast du Bruder, Kaan Bruder? Meine Religion? Ehrlich gesagt ist meine Ansicht zur Religion sehr kompliziert. Ich habe den Glauben des Deismus komplett angeeignet. Ich glaube nicht sehr an Religionen. Warum Bruder? – Ich glaube, dass Religionen nur etwas sind, um Menschen zusammenzuhalten. Also sei es der Islam oder das Christentum, alle drücken für mich dasselbe aus. Also alle versuchen etwas aufzuzwingen, aber ich sage :,, Ja es gibt einen Gott, einen Schöpfer, jedoch denke ich nicht, dass es Religionen gibt. Ich denke, dass sie einfach für das Hindern eines Chaos kreiert wurden. Das ist mein Glaube. Aber ehrlich gesagt, wäre die Religion nicht dafür genutzt, um Menschen zu kontrollieren, hätte ich vielleicht eine andere Ansicht, jedoch ziehen sie die Menschen mit der Religion zu viel an eine Stelle an, zerspalten sie zu sehr. Indem sie z.B. sagen: ,,Du bist so, du bist jenes…” Zum Beispiel hatte ich als eine Person, die den Deismus in der Zeit der Oberschule recherchiert hat, sehr viele Fragen, die mich zum Deismus drängten. Ich dachte, dass das im Islam falsch sein könnte. Somit habe ich den Deismus recherchiert. Wie ist es bei dir passiert? Ich habe geschaut. Ich hab mir das Christentum angeschaut, den Islam hab ich mir angeschaut, Ich habe in meiner Umgebung Leuten zugehört, die darüber Wissen haben und mir kam es nicht glaubwürdig. Also, mich haben die Religionen in dieser Hinsicht nicht angezogen. Dann habe ich gesagt, dass die Religionen nur leere Glauben sind. Wenn ich beweisen würde Bruder, dass der Qur’an das einzig wahre Buch ist, würde sich deine Ansicht ändern? Was meinst du mit einzig wahrem Buch? Also wenn ich beweise, dass es nicht von einem Menschen geschrieben sein kann, sondern dass es von einer göttlichen Kraft geschrieben wurde. Also ich würde dir in allen Fällen zuhören. Es gibt auch bestimmt Stellen, wobei du Recht hast. Jedoch habe ich mir diese Ansicht komplett angeeignet. Also vielleicht würdest du über mich sagen: Der glaubt einfach blind. Vielleicht würdest du das sagen.. Schau Bruder ich hab das Problem verstanden, weil ich hatte auch dieselben Probleme an diesen Stellen, Jedoch stell dir es so vor; Z.B. ist der Lehrerberuf ist geehrt oder? Ganz genau. Aber jedes Jahr in unserem Land tauchen über zehn, hundert, tausende von Vergewaltigern, Belästiger, sexuell Belästiger unter den Lehrern auf, richtig ? Und jedoch haben wir niemals bei diesen widerwertigen Situationen eine Distanzierung zum Lehrerberuf eingenommen, stimmt’s Bruder? Stimmt, genau haben wir nicht. Deshalb sage ich: Ja ich stimme dir zu, dass Muslime oder andere Praktizierende sie falsch ausleben. Es wird falsch aufgezwungen, falsch erzählt, falsch gelebt. Also du bist der Meinung, dass man davon nicht beeinflusst werden sollte? Ja genau, dass wir bei der Religion beeinflusst werden ist etwas unlogisch Bruder, weil bei dem Lehrerberuf in dem vorherigen Beispiel wurden wir nicht beeinflusst. Weißt du was wir machen. Ich werde dir die Verse im Islam aus dem Qur’an sagen, erklären, die zeigen, dass der Qur’an nicht von einem Menschen geschrieben sein kann, okay Bruder? Also es gibt zwei Verse im Qur’an. In diesen beiden Versen sagt Allah: ,, Wir verkleinern die Erde.” (Enbiya/44, Ra’d/41) Wenn er sagen würde wir haben sie verkleinert, dann könnten wir sagen: Okay ein Geoidobjekt wurde von beiden Seiten gehalten und verkleinert, dies könnten wir akzeptieren. Aber weißt du was das bedeutet, wenn er sagt wir verkleinern es sagt? Das bedeutet das die Erde immer verkleinert wird, okay? – Okay. Jetzt; was brauchen wir um das Weltall zu beobachten? Meinst du ein Teleskop? – Genau wir brauchen so etwas wie ein Teleskop, richtig: Hätten wir ein Teleskop um das Weltall zu beobachten oder gäbe es vor 1400 Jahren ein Teleskop, könnte man die Beobachtungen des Weltalls akzeptieren, stimmt’s Bruder? Stimmt. Aber wenn es darum geht, dass die Erde sich verkleinert benötigen wir ein Satellit, Computers und eine ständige Verfolgung, richtig? Nun; wir wissen, dass es damals Teleskope gab. – Ja. Aber ein Satellit wurde noch nicht ins Weltall damals geschickt. Das wissen wir auch. -Jua In der Berliner Universität, vor ca. 5-6 Jahren, wurde eine Recherche über das Verkleinern der Erde durchgeführt. Ein Satellit wird von der Erde geschickt, die Erde wird beobachtet und es wird bewiesen, dass die Erde sich jedes Jahr um 1 mm, schau sehr klein, 1 mm sich verkleinert. Vor 1400 Jahren, ohne einen Satellit ins All zu schicken, behauptet jemand, dass er ein Buch, eine Offenbarung herabgesandt bekommt und in dieser Offenbarung stehen diese Sachen drin. Das kann ein Mensch nicht schreiben Bruder. Weißt du was ich mein? Du hast Recht. Dazu sag ich nichts. Lass fortfahren. Zum Beispiel bevor ein Kind auf die Welt kommt, sagt der Qur’an Al Kerim, dass das Kind im Mutterbauch 3 Phasen (Trimester) erlebt. Dies wird ebenfalls vor ca. 5-6 Jahren bewiesen. Das erste, zweite und dritte Trimester, auch die wurden erst neu bewiesen. Was brauchen wir um in den Bauch der Mutter zu schauen? – Ein Gerät. Wir brauchen einen Ultraschall, stimmt’s. Wenn in einer Zeit, wo es keinen Ultraschall gab, jemand dies sagt, kann es nicht seine Idee sein. Ich mache weiter Bruder. Es gibt einen Stern namens Pulsar. Hast du bestimmt schon mal gehört. – Ja hab ich. Im Qur’an kommt er als Tarikstern vor. Der Tarikstern kommt vom Wortstamm tark. Das bedeutet an der Tür klopfen. Die Bedeutung ist die Tür klopfen von dem Namen des Verses. Es wird eine Recherche gemacht Bruder. Wie du weißt können wir einige Geräusche nicht hören. Ultrasonic-Geräusche. Um diese ultrasonic Geräusche zu hören, werden die Geräusche des Pulsarsterns mit einem Gerät gemessen. Es kommen Geräusche, die eines Türklopfen ähneln. Wenn in dieser Zeit, auch wenn es einen Teleskop gibt, als es keinen einzigen Gerät gab, um ultrasonic Geräusche zu hören, jemand diese Verse sagt, bedeutet dies, dass diese nicht ihm gehören. Sie müssen göttlich herabgesandt sein, stimmt’s. Du sagst es auf jeden Fall richtig. Es gibt sehr viel solcher Aussagen, die gesagt werden. Natürlich hab ich die nicht selber gelesen. Es gibt auch sehr viele Bewiesenes. Dann gibt es auch noch den Fakt, dass die Meere sich nicht vermischen, der Vers über das herabgesandte Eisen. Es gibt noch viele ähnliche Verse wie dies. Kann ich mich ausdrücken? -Es muss einen Schöpfer geben, damit diese Sachen entstehen. Wie ich gesagt habe es gibt vieles; Es gibt den Atheismus, den Deismus, es gibt vieles. Es gibt Leute, die an keinen Gott glauben. Wie ich gesagt habe, ich habe vor allen unendlichen Respekt. Wie ich gesagt habe, ich glaube an einen Schöpfer. Auf jeden Fall müssen diese Sachen eine Bedeutung haben. Und das es so steht, ist bestimmt auch richtig. Diese Sachen verleugne ich auch nicht. Sei es das Beten zum Beispiel, ist nichts für mich. Aber wie ich gesagt habe, wenn ich sage, dass es nicht so ganz mein Interessenbereich ist, wäre es am besten. Es gibt bestimmt einiges Richtiges, aber das ist genau so wie beim Fußball. Während der eine sich dafür interessiert, hat der andere kein Interesse dafür. Der sagt dann:,, Bruder ich mag Basketball mehr.” Stell dir das so vor. Hmm ja Bruder, wenn du sagst, dass es nicht dein Interessenbereich sei, ist es etwas Anderes, Aber während du für die Mannschaft Galatasaray bist gleichzeitig sagst, dass du für Fenerbahce bist, das ist etwas Anderes Bruder, weißt du, was ich mein? In der Türkei gibt es ein Grundgesetz stimmt’s? Das Grundgesetz nicht zu akzeptieren ist etwas Anderes, als sie nicht zu befolgen, richtig? Bei beiden bekommst du eine andere Strafe. Wenn du das Grundgesetz nicht akzeptierst bist du ein Terrorist, richtig? Aber wenn du sie nicht befolgst, kannst du bei bestimmten Straftaten, bestimmten Fehlern vielleicht mit einer Geldstrafe entkommen, richtig? Und ich sage Bruder; Die Religion abzulehnen ist anders, als sie nicht zu befolgen, richtig ? Wenn du sagst:,, Ich akzeptiere!” könnte es für dich eine Rettung geben, aber wenn du von vorne rein ablehnst.. -Genau, ich habe auch diese Absicht es zu akzeptieren. Sag nicht, dass du ein Deist bist. Weißt du was wir deshalb machen sollten? Ich finde, dass wir die Glaubensbekenntnis sagen sollten, okay? Du kannst sie jetzt sagen oder später. Wenigstens-wie man auch in bestimmten Vereinen sich mit Papieren anmeldet -genauso hat die Glaubensbekenntnis die Funktion einer Anmeldung. Also sie sagt: Ich bezeuge, dass es keinen Gott außer Allah gibt und wieder bezeuge ich, dass Muhammad sein Diener und Gesandter ist, richtig? Dies verbal mit Wörtern zu sagen ist der Eintritt in diese Sache, okay? Wenn du willst sag die Glaubensbekenntnis Bruder, damit ich sie höre und tief Luft holen kann Bruder. Wenn du sie wiederholst wäre es besser. Sag du sie auf und ich wiederhole sie. 🙂 Eshedü en la ilahe illallah Eshedü en la ilahe illallah ve eshedü enne ve eshedü enne Muhammeden Muhammeden abduhu ve rasluluh. abduhu ve rasuluh. Ja genau so Bruder, lass dich umarmen Bruder. 🙂


Fransızca

quelle est votre croyance religieuse Kaan Brother? -Je suis Déiste. -Je pense que les religions ne sont pas nécessaires. -Je pense que les religions essaient d’imposer quelque chose entièrement pour garder les gens ensemble. -Islam et christianisme, toutes les religions sont les mêmes avec ça. -Les croyances religieuses sont vraiment mélangées. + Si je prouve que le Coran est le bon livre …. – D’accord, j’écoute tout ce que tu dis mais je croyais totalement à cette croyance -déisme-. – Vous pouvez peut-être dire “vous avez cru aveuglément”. + Eşhedü en la ilaha illallah – Eşhedü en la ilaha illallah + et ashedü enne -et hehedü enne + Muhammad sans -Muham + abduh et son apôtre -abduhü et son apôtre + quelle est votre croyance religieuse Kaan Brother? – ma croyance religieuse? oww je pense que les religions sont vraiment mélangées. -Je suis Déiste. – Je ne crois pas aux religions. + Pourquoi Bro? -Je pense que les religions essaient entièrement de garder les gens ensemble. -Islam et christianisme, toutes les religions sont les mêmes avec ça. -Ils essaient d’imposer quelque chose aux gens. – Il y a un Dieu, mais je ne pense pas, il y a des religions pour empêcher le chaos. Ceci est ma croyance religieuse. -Peut-être que mon opinion serait différente, si la foi n’utilisait pas le contrôle aux gens Mais ils séparent les gens en utilisant des religieux tu es comme ça et l’autre est comme ça + Par exemple, quand j’étais adolescent, j’ai fait des recherches sur DEİSM. + J’avais des questions dans mon esprit me conduisant au déisme, je pensais que l’islam est mauvais et j’ai fait des recherches sur DEİSM + Comment était-ce en toi? J’ai fait des recherches sur l’islam, le christianisme .. … J’ai écouté des gens bien informés autour de moi avec ce sujet Cela ne semble pas raisonnable la religion ne pouvait pas me faire croire Et je dis que les religions sont entièrement superstition + Si je prouve que le Coran est le bon livre, ici bro, changez-vous d’avis? Comment, qu’est-ce que le bon livre? Ainsi, par exemple, une personne ne peut pas l’écrire, le Coran a été écrit par le pouvoir dwine Si je prouve … Eh bien, je peux écouter, vous pouvez peut-être dire quelque chose de bien, mais j’adopte totalement cette croyance. -Peut-être que vous direz “vous avez cru aveuglément” + ouais + Bro, je comprends votre problème bro parce que j’ai eu un problème avec ce sujet Mais vous pouvez penser; par exemple, l’enseignement est sacré. Droite? Oui. exactement comme ça + Mais chaque année, peut-être des dizaines de pervers, non? Cependant, ces personnes abusives ne nous font pas devenir éloignés de l’enseignement Ai-je raison frère? -Oui tu as raison, exactement + OK, je suis d’accord avec vous, les musulmans et les chrétiens ne suffisent pas pour leurs religions et ils ne les suivent pas + la religion est expliquée et déformée + Ils vivent mal la religion -Tu penses probablement que je ne devrais pas être affecté par les gens, tu diras que + Nous ne devons pas nous éloigner de la religion, pour cette raison parce que ce n’est pas sensé + Parce que vous savez, nous ne nous sommes pas éloignés de l’enseignement dans le dernier exemple + Savez-vous que nous ferons quoi? + Maintenant, je vais dire des versets qui ne peuvent pas être écrits par une personne dans le Coran et je vais vous expliquer cela LA FLÈCHE? OK, maintenant il y a quelques versets dans le Coran, il dit + “Nous rétrécissons la terre” + S’il dit “nous avons rétréci la terre” nous disons oui, la terre est géoit et elle peut être réduite + Nous accepterions + Mais le savez-vous? quand il dit “nous rétrécissons la terre” que se passe-t-il? + Le monde devient de plus en plus petit + OK? – LA FLÈCHE + Maintenant, de quoi avons-nous besoin pour observer le cosmos? – Télescope ou quelque chose Oui, nous avons besoin d’un télescope, non? + Si nous avions un télescope pour observer le cosmos … ou, si avant 1400 ans avait un télescope + des exemples dans l’espace étaient acceptables, n’est-ce pas? – Oui, c’était acceptable. je suis d’accord avec toi + Mais le sujet est le rétrécissement du monde, nous avons besoin d’ordinateurs ou de satellites + il doit toujours être contrôlé par les gens + Maintenant, nous savons qu’il y avait un télescope dans le passé Cependant, ils n’ont jamais envoyé de satellite dans l’espace + Nous le savons aussi. -Oui + Il y a environ 5-6 ans … une recherche est en cours sur le fait que le monde se rétrécit … à Benedictine University + Ils envoient un satellite de la terre … et la boucle est observée depuis ce satellite … et ils ont prouvé que “la terre rétrécit de 1 mm par an” Oui, ça peut être vrai. + avant il y a 1400 ans + sans envoyer de satellite dans l’espace … un homme dit “est venu un livre, est venu des révélations … et il y a des thats dans ces révélations + Une personne ne peut pas écrire ça, pouvez-vous comprendre mon frère? Oui, ça peut être vrai + Je contiune … Le Coran dit qu’un bébé a trois stades sombres dans l’utérus de la mère avant la naissance … Les scientifiques l’ont prouvé il y a 5 ou 6 ans 1er trimestre, 2e trimestre, 3e trimestre De quoi avons-nous besoin pour regarder le ver de la mère – nous avons besoin d’un appareil + Nous avons besoin d’une échographie, n’est-ce pas? … Si une personne dit cette chose quand il n’y a pas eu d’ultraspund, cette opinion n’est pas la sienne + Je continue frère + Il y a une étoile appelée étoile Pulsar. … Peut-être vous herad -Oui, j’ai entendu … Le Coran mentionne cette étoile appelée Tarik Star … Tarık Star vient de la racine de “Tark”, ce qui signifie frapper à la porte … Scientest recherche sur Pulsar. …. et vous savez, nous n’entendons pas de voix …. Comme des voix ultrasoniques + Ils mesurent les voix de l’étoile avec un appareil pour entendre la voix ultrasonique .. La voix comme frapper à la porte + Même s’il y avait un télescope à ce moment-là, il n’y avait pas d’appareil pour entendre les sons ultrasoniques si une personne dit de tels versets, ces versets ne sont pas les siens. … Cela peut être divin, n’est-ce pas? -Tu dis bien et il y a beaucoup de telles choses ??? + Il y a beaucoup de choses prouvées …. Il y a des mers qui ne se mélangent pas. … Il y a un verset «nous avons envoyé du fer» + Il y a beaucoup de versets comme celui-ci …. Puis-je expliquer? -Nous avons besoin d’un dieu pour que de telles choses se produisent. – Il y a beaucoup de choses comme le Déisme et l’Atéisme. -J’ai dit que je respecte tout sans fin -Il y a certainement un dieu. Je pense que ces choses devraient avoir un sens, elles peuvent avoir raison, je ne nie pas -La prière ne me convient pas Je ne suis pas intéressé à prier. + Oui son intérêt est le football; et l’intérêt de l’autre n’est pas le football et il dit “frère, j’adore le basket-ball”. Si vous dites que ce n’est pas mon intérêt, c’est autre chose. Comme vous soutenez Galatasary mais vous dites que je soutiens Fenerbahçe. il y a une constitution en Turquie. Droite? c’est différent de ne pas respecter et de refuser la constitution. Ai-je raison? Punishmnet est différent dans les deux. Si vous refusez la constitution, vous êtes terroriste, mais si vous ne vous conformez pas à la constitution, vous pouvez être sanctionné Est ce juste? – C’est correct Je dis “nier la religion est différent, ne pas pratiquer la religion est différent” Si vous acceptez, vous pouvez trouver un moyen de salut. Ne dites pas “je suis déiste” Savez-vous ce que nous devons faire? Je pense que nous devrions dire “Shahada” LA FLÈCHE? Vous pouvez dire plus tard ou nous pouvons dire maintenant Vous pouvez vous connecter à une institution avec la paperasse, la paperasse de l’Islam est “Shahada” Je témoigne qu’il n’y a pas d’autre dieu qu’Allah, et je témoigne que Muhammed (phub) est le serviteur et le messager d’Allah Dire ceci est la phase de rectuitment. Si tu veux, dis-moi. Laisse-moi entendre et relaxer mon frère **** -Dis-moi, je vais répéter. + Eşhedü en la ilaha illallah-Eşhedü en la ilaha illallah + ve Eşhedü enne -et Eşhedü enne + Muhammeden -Muhammeden + abduhü et son apôtre -abduhü et son apôtre C’est ça Bro *


Farsça

برادر کان باور دینی چیست؟ من دییست هستم. من فکر میکنم دین ها غیر ضروری اند. فکر میکنم دین ها سعی میکنند چیز هایی به ما تحمیل کنند تا مردم رو در کنار هم نگه دارند. اسلام و مسیحیت همه دین ها در این مشترک اند. باور های دینی خیلی قاطی پاتی هستن. اگر اثبات کنم که قرآن کتاب حق است… باشه.من گوش میدهم اما من کاملا به دییسم باور کرده ام. شاید میگین کور کورانه باور کرده… اشهد ان لا اله الا الله اشهد ان لا اله الا الله و اشهد ان و اشهد ان محمد محمد عبده و رسوله عبده و رسوله باور دینی ات چی هست برادر کان؟ باور دینی ام؟خداییش خیلی مسئله در هم رفته ای است. من دئیست هستم. من به هیچ دینی ایمان ندارم. چرا برادر؟ من فکر میکنم دین ها ابزاری هستن تا مردم را در کنار هم بگیرن. اسلام و مسیحیت.تمامی دین ها در این مشترک اند. آنها میخواهد چیزهایی رو به مردم تحمیل کنن. این جا خدایی هست.اما من باور نمیکنم دین ها وجود دارند فقط برای جلوگیری از آشوب تشکیل شده اند.این باور من است. شاید نظر من عوض میشد اگر ادیان رو برای برای کنترل مرم استفاده نمی کردند. اما آنها با استفاده از دین بین مردم تفرقه ایحاد کردند. تو شبیه این هستی و اون شبیه آن برای مثال به عنوان فردی که در نوجوانی دئیسم رو تحقیق کردم سوال هایی داشتم که من را به طرف دئیسم کشید.من فکر میکردم اسلام اشتباهه و در مورد دئیسم تحقیق کردم. تو چطوری شروع کردی؟ من در مورد اسلام و مسیحیت تحقیق کردم… افراد مطلع در اطافم را با این عنوان گوش دادم. خیلی باور کردنی نبود. از این جهت دین ها واسم زیاد جذاب نشدن و من گفتم که کلا دین ها باور پوچن. اگه من اثبات کنم که قرآن کتاب حق است آیا نظرت عوض میشه؟ چطور یعنی کتاب حق؟ خب.برای مثال یک شخص نمیتواند آنرا بنویسد.توسط یک قدرت الهی نوشته شده است. اگر اثبات کنم… خب.من گوش میدم شاید بتونی یه جیزای درست بگی اما من کلا به این دین باور کرده ام. شاید بگی که”کور کورانه باور کردی” آره رفیق.من مشکل رو فهمیدم چون من خودمم در این نکات مشکلاتی داشتم اما اینطور فکر کن.تعلیم(معلم بودن)مقدس است. درسته؟ کاملا اونطوری است. اما هر سال صد ها معلم منحرف دیده میشه. درسته؟ هر طور که هست.این افراد شیاد مسبب دوری من از یادگیری نمیشن درست میگم؟ آره درست میگی.کاملا باشه.من باهات موافقم.مسلمانان و مسیحی ها به اندازه کافی دینشان را تعقیب نمیکنند. دین ها اشتباه در زندگی اعمال میشن آنها دین هایشان را اشتباه زندگی میکنن. احتمالا تو میگی من باید تحت تاثیر اینگونه افراد قرار نگیرم. یعنی دلسردی از دین در اینجا یکم بی منطقیه. چون میدونی در مثال قبلی از یادگیری (معلم بودن)دلسرد نمیشیم. میدونی چیکار کنیم؟ حالا من آیاتی رو میگم که چرا قرآن نمیشه توسط یک شخص نوشته شه و بهت توضیح میدم. باشه؟ اوکی.چند تا آیه در قرآن هست که میگن “ما خشکی ها را منقبض (کوچک)میکنیم” اگه میگفت “ما کوچکش کردیم”ما میگفتیم که آره زمین یه جسم کروی است و میشه با فشار کوچیکش کرد. ما اینو قبول میکردیم اما میدونی؟ وقتی میگه ” ما زمین ا کوچک میکنیم”چی مشه؟ زمین رفته رفته کوچک و کوچک تر میشود باشه؟ باشه. حالا ما به چیزی جهت دید فضا نیاز داریم؟ تلسکوپ یا چیزی دیگه آره ما تلسکوپ نیاز داریم دسته؟ اگه من تلسکوپ واسه دید فضا داشته باشم یا اگه من 1400 سال قبل تلسکوپ داشتم… مثال ها موجود در فضا میشه قبول کرد. درسته داداش؟ آره.مورد قبول من باهات موافقم. اما موضوع کوچک کردن .ما نیاز به کامپیوتر و ماهواره داریم. همیشه لازم است تا توسط انسان کنترل شن. حالا.م میدونین قدیما تلسکوپ بوده. اما هیچ وقت به فضا ماهواره فرستاده نشده اینو هم میدونیم آره حدود 5_6 سال قبل یه تحقیق اینو تایید کرد که زمین داره کوچک تر میشه در دانشگاه بندیکت اونا ماهواره ای به بیرون از زمین فرستادند و زمین از ماهواره مورد مشاهده قرارگرفت… و اثبات کردند که”زمین سالیانه 1 م.متر کوچکتر میشود” آره.میتونه درست باشه. از 1400 سال قبل تا حالا بدون ارسال ماهواره به فضا یه مرد گفت که”یک کتاب. یک وحی آمده است” و در وحی اینا نوشته میشن… یه شخی نمیتونه بنویسه .فهمیدی داداش؟ آره میتونه درست باشه ادامه میدم… قرآن میگه که جنین سه مرحله تاریک در رحم مادر قبل از اینکه متولد شه داره… دانشمندان 5_6 سال قبل اثبات کردند… دوره سه ماهه اول.دوره سه ماهه دوم.دوره سه ماهه سوم چه چیزی نیاز داریم تا رحم مادر رو ببینیم؟ به یه دستگاه ما به اولتراسون نیاز داریم.مگه نه؟ اگه یه شخص در یه عصر اینو را بگه غیر ممکن است اینا فکر های اون باشه ادامه میدم یه ستاره است به اسم پولسار شاید شنیده باشی؟ آره شنیدم… قرآن میگه اسم آن ستاره تاریق(یا طارق) است ستاره طارق ریشه اش از “طرق”به معنی زدن در است دانشمندان در مورد پولسار تحقیق کردند… و میدونی بعضی صدا ها را ما نمیشنویم مثل صدا های فراصوت آنها صدای ستاره را با یه دستگاه که میتونه صدا های فراصوت رو بشنوه اندازه میگیرن صدا آن شبیه زدن در است… حتی اگه تلسکوپ باشه چون دستگاهی بای شنیدن صداهای فراصوت نیست اگه یه شخص چنین آیاتی رو میگوید .این آیات متعلق به او نیست باید الهی باشه درسته؟ راست میگی و چیز هایی خیلی زیاد شبیه این است اینجا چیز های خیلی زیاد اثبات شده ای است مثل دریا ها در هم قاطی نمیشوند یا آیتی است که “ما آهن را نازل کردیم” آیاتی خیلی زیادی شبیه این است تونستم توضیح بدم؟ ما به خدایی برای این کارا نیاز داریم همونطور که گفتم چیز های زیادی مثل آتئیسم و دئیسم است. همونطور که گفتم به همه چیز احترا بینهایت قائل هستم. مطلقا خدایی است. من فکر میکنم این چیزا باید معنی داشته باشن و درست هم هستن.من انارو انکار نمیکنم نماز خوندن واسم خیلی جذاب نیس اما بهتره بگم نماز خوندن زمینه مورد علاقه ام نیس کاملا زمینه مورد علاقه ات فوتباله. و دیگری از فوتبال خوشش نمیاد و میگه “من از بسکتبال خوشم میاد” اگه بگی زمینه مورد علاقه این متفاوته داداش.مثل اینکه وقتی طرفدار گالاتا سارای هستی بگی من فنر باغچه ایم. در ترکیه یک قانون اساسی است درسته؟قبول نکرن قانون اساسی یه چیز دیگه است تابع نبودن اون یه چیز دیگه. درسته؟هردو مجازات دارند. اگه تو قانون اساسی را رد کنی ترورست میشی اما اگه قانون شکنی کنی تو مجازات میشی. درسته؟ درسته. منم میگم که”انکار دین با تطبیق آن متفاوت است” اگه قبول کنی یه راه نجات است به خودت دئیست نگو میدونی چیکار کنیم؟ فکر میکنم بایدکلمه شهادت رو بگیم. باشه؟میتونیم الانم بگیم یا بعدا هم میتونی بگی. همونطور که تو به یه سازمان با یه مدرک وارد میشی به اسلام هم با شهادت وارد میشی. شهادت میدهم که الهی جز الله نیست و شهادت میده که محمد (ص)بنده و پیام آور اوست. گفتن این مانند مرحله ورود است اگه میخوای بگو تا منم بشنوم و خیالم راحت شه… به من بگو.من تکرار کنم +اشد ان لا اله الا الله-اشهد ان لا اله الا الله+واشهد ان -و اشهد ان+محمد-محمد+عبده و رسوله-عبده و رسوله همینه داداش

IŞINLANMA GERÇEKTEN OLDU

Bir yazı yazmıştım, bir kaç yıl önce bu mesele ile alakalı. Bu yazıyı nakletmeden geçemeyeceğim. Işınlanma… Şu anda dünyamızda ışınlanma mümkün mü? Hayır… Yapamadılar. Yani, hücreleri ayırabiliyorlar ama yok oluyor. Onu tekrar başka bir yerde var edemiyorlar. Teknik oraya kadar gelebilmiş değil. Peki bu kitap; bir nesneyi, bir cismi bir yerden başka bir yere ışınlayan bir adamdan bahsediyor mu? Bu kitapta bir adamdan bahseder: Süleyman Aleyhisselam’ın veziri Hazreti Asaf, Allah ondan razı olsun. İnşallah Rabbim nasip eder cennete gider isek ellerini öpmeyi Mevla bize nasip etsin. Öyle bir zat ki Allah’ın peygamberi Süleyman Aleyhisselam onun hakkında diyor ki: ”Dağların hareket edeceğine inanırım, Asaf’ın ayaklarının bu dinden hareket edeceğine inanmam!” O kadar güvenmiş vezirine! İmanı o kadar kuvvetli bir zat ki, bu dinden ve hikmetten ayakları bir karış hareket etmez, sabit! Böyle bir zat. Nakliyeci ve ışınlanma diye bir yazı. Kur-an’da bir melikenin tahtını bir ülkeden başka bir ülkeye göz açıp kapayıncaya kadar getirebilen bir adamdan bahsedilir. ”Kitaptan ilmi olan bir zat gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm.” Dedi. Neml Suresi. ”Kitaptan ilmi olan bir zat.” Allah Levh-i Mahfuz’dan ona bir ilim verdi. İlim ne? Herhangi bir nesneye dua ediyor, o nesne o ülkeden başka bir ülkeye gidiyor. Şu ilme bak! Burada sözü edilen kimse Süleyman Aleyhisselam’ın veziri olan Hazreti Asaf’tır. Allah’ın böyle bir gücü, günümüzde yaşayan bir kimseye verdiğini hayal edelim. Şimdi, o zamanda Süleyman Aleyhisselam’ın yanındaki zat a verdi bunu. Günümüzde böyle birisine verdiğini hayal edelim. Aranızdan herkes kendisine döndürsün olayı şimdi. Benim bir duam ile istediğim arabayı istediğim yerden istediğim yere getireceğim. İzmir’de arabaya bi bineceğim… İzmir’de ben bu arabayı beğendim, tamam, ekspertizini de yaptım arabada sorun yok. Hiç o 30 tane 40 tane arabayı bir yere götürmek için hamle yapmayacağım. Bir dua yapacağım arabaya araba tak İstanbul’da garajda olacak! Düşünebiliyor musun böyle bir şeyi! Vermedi Allah! Buradan kimseye vermedi bunu. Bu adam, bir nakliye firması kuruyor, ama tek başına çalışıyor. Böyle bir gücün olsa ne yaparsın ilk? Nakliye firması yaparsın. Nakliye firması kurarsın ama tek başına çalışıyorsun, tek kişisin. Kamyon yok, mazot yok, eleman yok, kira yok. Risk sıfır! Sıfır risk! Yorulmak yok, malın çürümesi riski yok. Kendisine getirilen her çuvalı veya her koliyi bir dua ile istenilen yere ışınlayabiliyor! ”Bunu buraya götür!” Diyorsun. Ptt gibi 3-5 gün bekletmek yok, para falan yok! Kapısına bir tır dolusu çanta getiriyorlar, tırı bir anda İstanbul’dan Sivas’a yollayabiliyor. Bu adam, bu özel yeteneği ile hiç sermayesi olmamasına rağmen bir kaç yıl içerisinde dünyanın en zengin adamları listesine girer mi girmez mi? En zengin adamı olur! Kargo ve taşıma şirketleri, kazançlarını dibe indiren bu adamı öldürmek için en yetenekli katilleri kiralamaz mı? Bu kargolar ne yapacak? Bütün millet bu adama gidecek. Bir mesajla ”Şu eşyamı buraya getirir misin, şu arabayı buraya getirir misin, şu evi buradan taşır mısın?” Tek mesaj! Adam da tak tak bir dua yapacak Allah Teala’nın verdiği kudret ile taşınacak. Şimdi, kimsenin kargo ile işi kalır mı? Kargocuya falan kimse gitmez! Bu kargocular ne olur? Aç kalırlar. Aç kaldıkları zaman ne yaparlar? ”Bu adamı nasıl öldürebiliriz?” Onun derdine düşerler. Hani bugün çıksa bir adam dese ki: ”Ben kansere çare buldum!” Beş gün yaşar! Bulsa bile kansere çare 5 gün yaşar. Altıncı gün, o kanser ilaçlarını yapanlar bu adamı öldürürler, yaşatmazlar! Tarihte bu vakıa lar çok görülmüştür. Çünkü çok büyük yatırım yapılmış, depolar kanser ilaçları ile dolu, kemoterapiler falan… Müthiş kimyasallar karıştırılmış ve büyük paralar akıtılmış. Bunların geri dönüşümü olması gerekiyor. Geri dönüşümü olabilmesi için insanların kanser yapılması lazım önce. Önce kanser yapacağız. Nasıl kanser yapacağız? GDO lar ile. Yedikleri gıdaların hepsine şırınga basacağız. Çok daha büyük olacak, lezzeti az olacak ama çok daha büyük olacak. Çok yiyecekler ve yaşam limitleri azalacak. Kanser yüzdeleri, o ülkelerdeki kanser yüzdeleri çok artacak! Son 10-15 senede ülkemizdeki kanser limitlerine bakın, yüzdelerine bakın. Onbeş sene önce Türkiye’deki kanser yüzdelerine bakın. GDO girdiğinden beri, destek gıdası girdiğinden beri kanser miktarları yüzde 400 artmış, yüzde 500 artmış vaziyette! Bu, açgözlülük! Açgözlülükten sebep kimyalarımızı bozuyorlar, DNA mızı bozuyorlar! Bir fareye bilim adamları deney yapmış, GDO lu gıda veriyorlar fareye, yanındaki fare kardeşine kankisine GDO suz veriyorlar. Fare 1 buçuk senede şişiyor, her tarafı şişiyor! Kanser, tümör… Tümör, GDO lu gıda yiyen farenin bütün vücudunu kapsıyor. YouTube da videosunu gösterdiler bana. İki tane fare, 1 buçuk sene… Biz bunu 40 sene yiyoruz 30 sene yiyoruz! Tabii ki 50 de 60 da tak hemen doktor kötü haberi sana vermiyor, imanın zayıfsa ”Bir arkadaşı çağırır mısın?” Diyor. ”Ben bi görüşeyim.” Diyor.”Onunla bi bir kaç taktik görüşeyim.” Diyor. Seninle konuşmuyor, kanser olduğunu yüzüne söylememek için. Yanındaki kişiye: ”Bu kişi kanser olmuş.” Diyor. ”İyi bakın, gönlünü yapın, gelsin-gitsin kemoterapi alsın, ama 100 hastanın 97 si gider.” Diyor. Bunu söylüyor. Böyle bir adam olsa, bu adamı yaşatmazlar! Süleyman onu, Melike’nin tahtını, yanında duruyor görünce dedi ki: ”Bu, Rabbimin bir lütfudur. Şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğimi sınıyor.” Hükmü ile sabittir ki Allah Teala böyle harikulade bir işi bir mucize olarak peygamberine vermemiş, bir keramet olarak peygamberinin baş danışmanına vermiştir. Şimdi, Süleyman Aleyhisselam ne istedi? Melike Belkıs’la bir savaş durumu ortaya çıktı. ”Ordumla beraber gidip ülkesini almak istiyorum.” Dedi. ”Ama… Belki savaşa gerek olmaya da bilir.” Dedi. ”Eğer, aranızdan birisi, Melike’nin tahtını buraya getirirse ben onu sarayıma davet edeceğim.” ”Tahtının buraya bir anda geldiğini görürse benim kuvvetimi anlar, adamları da öldürmemiş olurum. Tek bir hamle ile ülkesini fethetmiş olurum.” Diyor. Çok zekice bir hareket! Kim yapabilir diyor Süleyman Aleyhisselam, aranızda bunu kim yapabilir? Cinlerden bir ifrit diyor ki: ”Ben, gözünü açıp kapayıncaya kadar o tahtı sana getiririm.” Diyor. ”Belkıs’ın tahtını sana getiririm.” Süleyman Aleyhisselam diyor ki: ”Başka!” Hazreti Asaf diyor ki: ”Ben, Allah’ın izniyle getiririm.” Dediği anda tahtı yanında görüyor! Bak, gözünü açıp kapayıncaya kadar falan değil, o 1 saniyedir çünkü. Gözü açıp kapama 1 saniyedir, bir andır. Hazreti Asaf ise: ”Ben getiririm Allah’ın izniyle.” Dediği anda Süleyman Aleyhisselam bir bakıyor taht hemen yanında! Biz bir nimet ile karşılaştığımız zaman ne yapıyoruz? Biz, avam olarak: ”İşte bu bee, işte buu! En sonunda kazandım! Oldu bee! Üçüncü yazlığımı aldım!” Süleyman Aleyhisselam bir nimet ile karşılaştığı zaman ne yapıyor? Hemen gidiyor, secdeye kapanıyor ve diyor ki: ”İşte bu nimet; Allah, ben şükredecek miyim yoksa nankör mü olacağım diye bana verdiği bir sınavdır.” Nimetler de sınavdır kardeşler! Allah kulu 2 şekilde sınav eder: Bir, yokluk ile. İki, varlık ile. ”Hocam, ben varlık sınavı istiyorum!” Bak, öyle deme, öyle deme! Bütün gece kulüpleri ateistler ile dolu! Bütün gece kulüpleri! Ateist, Deist! Neden? Varlık, zenginlik adama müthiş bir kibir veriyor, artık o adamın Allah’a ihtiyacı kalmıyor, dua etmeye ihtiyacı kalmıyor! Neden insanlar Ateistleşiyor? En çok Ateist kimlerden çıkıyor? Zenginlerden! Varlıklılardan. En çok Ateist bunlardan… ”Ben bir şey istediğim zaman paramı basar ve alırım.” Diyor. ”Hiç Allah’a ihtiyacım yok!” ”Bugüne kadar hiç dua etmedim.” Diyor. ”Babam da zengin idi onun babası da zengin idi.” Bakın! bu varlığı isterken 10 defa düşünün! İmanı kaybetme riski de var! Bir zengin oluyorsun, Allah bir varlık veriyor önce sohbeti bırakıyorsun, sonra namazı bırakıyorsun! Namaz senin asli vazifen. Yemek yemek gibi. Bizim, bedenimiz için yapmamız gereken bir olay var. Her gün minimum 2 öğün sabah ve akşam yemek yemek zorundasın. Yemezsen, zulmetmiş olursun nefsine, zulmetmiş olursun. Allah, yemek yemediğin için sana azap eder! Çünkü, bu beden bir emanettir. Bakmak zorundasın! İki; Ruhunu da 5 kere beslemen gerekiyor. Nasıl bedeni beslemek farz ise, ruhu da namaz ile her gün 5 defa beslemek zorundasın. Bu da Farz-ı ayn dır. Ama sen bedenine olan ihtimamı gösteriyorsun, bırak 2 yi 4 defa besliyorsun. Dört öğün 5 öğün… Çerezler, meyveler gelip gidiyor, beş öğün yiyorsun. Eee peki ruh? Bedenin gıdaya ihtiyacı var da ruhun yok mu? O mekanizmayı da Allah yaratmadı mı? Onu da muhtaç yarattı. Tek aradığı şey Rabbine kavuşmaktır. Onunla teskin olmak, huzur bulmaktır. Ruh sadece Allah’a kavuşmayı ister, başka bir şey istemez! ”Hocam; bu gezmeler, eğlenmeler, yemeler, içmeler, şehvet tatmin etmeler… Bu hazzı kim alıyor?” Ruh almaz! Bu hazzı nefs alır. Bunların tamamı nefsi hazlardır. Kısıtlı bir şekilde az az helalinden vermek zorundasın. Vermezsen yine zulmetmiş olursun. Nefsinin de hakkını vereceksin. Ama helal yolla vereceksin. Helal dairesi keyfe kâfidir, yeterlidir. Hiç harama gitmeye gerek yoktur. Bedeninin ihtiyacını karşılayan sen, orada akıllı olan sen, neden ruhunun ihtiyacını karşılamıyorsun? O ezan her gün 5 defa seni çağırıyor! Neyin peşindesin? Allah’a kulluk vazifeni hatırlaman için illa başına musibet mi gelmesi lazım? Gözünü mü kaybetmen lazım? Bacağının sakat mı kalması lazım? Sakat kalınca hemen hocaları arıyor: ”Hocam ne yapmam lazım? Bu musibet bana Allah’tan geldi biliyorum.” Diyor. ”Dönmem lazım!” ”İlk adım ne olmalı?” Yaa illa musibet mi gelmesi lazım beni araman için? Nimet verdiği zaman Süleyman Aleyhisselam gibi olacaksın! Nimet geldiği anda: ”Allah beni nimet ile sınıyor.” Diyeceksin, secdeye kapanacaksın. Buna şükür secdesi denir, şükür secdesi. Muhammed Aleyhisselam’ın sünnetlerindendir. Herhangi bir güzel haber aldığınızda, soruyorum size, en son ne zaman şükür secdesi yaptınız? Hepimizin hayatında zor durumlar olduğu gibi, güzel durumlar da oldu. İyi bir haber aldın, keyifli bir haber aldın… Ne zaman şükür secdesi yaptın? Gittin bir abdest aldın, direkt kıbleye döndün Allahu ekber dedin secdeye kapandın: ”Allah’ım sana şükürler olsun bana bu nimetleri verdin.” Dedin. Ne zaman? Yok! Oleey, yumruk şov bilmem ne… Ama şükür yok! Yaratıcımız olan Allah, bu ışınlanma nimetinin bir benzerini inşallah cennette biz kullarına da verecektir. Allah bize nasip etsin kardeşler. Oraya bir kapağı atalım, gerisi kolay! Mesele oraya girmek zaten. Öyle ki o kul, canının çektiği herhangi bir şeye ”Ol!” Diyecek! ”Ol!” Allah’ımız onu var edecektir. Çalışmak yok, hamle yok! Cennette sadece ”Ol!” Diyorsun. Dünyada iken görüştüğü bir dostuna özlem duyunca onu ziyarete gitmek isteyecek, Allah onu gitmek istediği makama ışınlayacaktır. Bakın, ışınlama nerede var? Cennette var! Allah Teala bize nasip etsin inşallah. Ölmeden önce yapılacaklar listem var benim. Ölmeden önce yapılacaklar listem 45-50 madde böyle… Yedinci madde: Ata binmek. Allah’ıma şükürler olsun hafta sonu bunu yaptım. Dostum Hakan’ın çiftliğine gittim. Her türlü bilumum hayvan mevcut. Ama ben atı gözüme kestirdim. Çünkü listemin içinde at var. Bu ata benim binmem lazım! At da kumarbaz bir at. Jokeylerin kullandığı, bir çok yarış kazanmış, şöhretli, kumarlarda kullanılmış bir iddia atı. Emekli olmuş, bu kardeşim de almış bu atı çiftliğine koymuş. Arada üzerine biniyor, geziyor falan… Atı bir gördüm… Harika, çok heybetli bir at! Dedim ki: ”Ben buna binmem lazım, o maddeyi çizmem gerekiyor.” Birinci maddeyi merak eden kardeşlerim olabilir. Birinci madde de şu: Belinden bir iplik ile bağlıyorlar seni 500 metre yukarıdan aşağıya atıyorlar. Jumping diyor buna, jumping… Bungee Jumping kardeşler… Bu benim birinci fantezim. İnşallah bunu da yapacağım bak! Aranızdan çoğu yükseklikten korkuyor olabilir. Ben yüksekliği çok severim. En sevdiğim rüyalarım uçma rüyalarım. Rüyamda çok uçarım. Ama, dünya hayatında böyle bir uçma hiç yaşamadım. Uçakla gitmişliğim gelmişliğim çoktur ama üzerimde alet olmayacak, beni uçuran bir şey olmayacak. Ben yüksekten aşağıya atlayacağım. O duyguyu yaşamak istiyorum. Belimden bağlayacaklar, şehadeti getireceğim o anda… Ne olacağı belli değil! Yani gidebiliriz kardeşler! Gidebiliriz! Orada seni bir halat tutuyor! Her an gidebilirsin! Etrafımdaki kardeşler ile helalleşeceğim. Kamera da beni çekecek orada son mesajımı size vereceğim kardeşler ve 300 metreden yukarıdan aşağıya uçacağım! Şehadetler ile dualar ile beraber uçacağım inşallah. Bu birinci madde. Yedinci maddem benim, ata binmek. Dedim, ”Ben bu ata bineceğim!” Oradan, Hakan kardeşim dedi ki: ”Yaa” Dedi, ”Bu at çok haşin bir at, uzun zamandır da üzerine kimse binmiyor hocam. Bu ata sen binersen, bu at seni üzerinden atarsa bir tarafın kırılır sonra senin dervişler bizi keser!” ”Sohbete çıkamazsan bunlar bizi döverler!” ”En iyisi mi sen bu ata binme. Sev mev işte yanında dur, bir dua oku yeter.” Hayır! Bu fantezimi yerine getirmem gerekiyor. Bu fantezimi yapmam lazım kardeşim. Atın yanına bir gittim… Verdim Fatihayı, verdim kulhu yü… Verdim Fatiha yı verdim Kulhu yü… At oldu pamuk gibi! At pamuk gibi oldu kardeşler! Atın üzerine bindim, çok güzel bir tur attım. İnşallah videosunu kardeşler hazırlıyor orada görürsünüz. Güzel bir tur attım atın üzerinde. Fakat oradan atın sahibi Hakan kardeş de gaz veriyor bana. ”Hocam ne yaptın! Evliya gibi adamsın yaa…” Falan diyor. ”At” Diyor ”Bir sakinleşti, bir sessizleşti hocam!” Diyor yaa… Atın üzerinde bir gezdik öyle Elhamdülillah, o keyfimizi de yerine getirmiş olduk. Kardeşler! Bunlar Allah’ın nimetleri. Ben, yedinci maddeyi çizmek nasip oldu. Allah nasip ederse önümde bir 40 madde kadar daha var. Onları da ölmeden önce yavaş yavaş yerine getirmeye çalışacağım. İlk hedefim birinci madde, yukarıdan aşağıya atlamak. Sona kalsın diyor bak… Hacı abi diyor ki: ”Onu sona bırak!’ Yani ”Başına bir tehlike gelmesin, en son madde o olsun.” Diyor. Takdir ettim hacı abi tebrik ederim. Kur’an’daki; ”Cennette sizin için canınızın çektiği ve istediğiniz her şey vardır.” Haberi bunun bir delilidir. Herhangi bir şey istiyorsun… ”Allah’ım künefe istiyorum!” Tak, önünde künefe. Bizim Harun gibi 15 dakika, 20 dakika bekletmeyecek yani tak diye künefe önünde gelecek! ”Allah’ım kazandibi getir bana.” Tak, Allah kazandibi yaratacak! Bu, ışınlanmadır işte! Bu, ”Ol!” Deme nimetinin küçük bir mislini Allah’ın cennette kuluna vermesi… Yaa şu cennet için biraz çalışmaya değmez mi bee? Şu dünyada 70 metrekare bir daire almak için 20 seneni veriyorsun. Yetmiş metrekare daire, 400.000 TL! Yirmi sene çalışıyorsun. Beş tane patronun ağız kokusunu çekiyorsun her gün. Müdür, üst müdür, üst müdür… Müdürler bitmiyor. Beş patron! Allah diyor ki, bir tek patron var. Kainatı ben yarattım. Önce benim sözümü dinleyeceksin! Önce bana itaat edeceksin! Diğer patronlar sonra gelir. Ve ben sana dünyada hiç kimsenin veremediği bir şeyi vereceğim. En zayıf müslümana 10 dünya büyüklüğünde cennet vaat ediyor Allah Teala hadis-i şeriflerde. En zayıf müslüman… Diğerlerini varın siz düşünün. Devam ediyor yazı… Bu dünyada her insanın hoşlandığı ve zevk aldığı şeyler ayrı ayrıdır. Tüm bu farklı zevklerin ortak noktası şudur ki, hepsi geçicidir. ”Onlar cehennemin hışırtısını bile duymazlar, canlarının istediği nimetler içerisinde ebedi olarak kalırlar.” (Enbiya-102) Ayeti ise Allah’ın lütfu ile cennete giren kulların alacağı hazların geçici ve sınırlı değil, sonsuz olduğunu beyan ediyor. Cennete ilk girecek olan insanın kelimeleri ile teyit edeyim: Övgüler ve selam Muhammed Aleyhisselam’ın üzerine olsun. Efendimiz buyurdu: ”Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır.” Bir: Canının her çektiği, iki: gözünün her hoşlandığı şey… Bugün dünyada Avrupa’dan ülkemize bir sürü turist geliyor. Bunlar ne için geliyor? Görebilmek için… Bir şeyleri görebilmek için. ”Kendi ülkemden başka bir şeyleri görmek istiyorum.” Küçücük bir kara parçası… Bir ülke… Daha ötesine git, bir dünya… Ama, samanyolu galaksisi içerisinde bir nokta bile değil! Dünya, galaksinin içerisinde bir nokta bile değil! Diğer trilyonlarca galaksi içerisinde samanyolu galaksisi nokta değil! Bunu görmek için, sadece bu ülkeyi görmek için paralar veriyorlar. Binlerce euro paralar veriyorlar ve geliyorlar. Allah ise sana 10 dünya büyüklüğünde bir yer vaat ediyor. Biraz aklını başına alman lazım gelmez mi müslüman kardeşim! Biraz… Mevla Teala hazretleri bizlere izan versin, akıl fikir versin.

Kandil kutlamak caiz mi? Deliller

Mevlit kandili diye bir şey yoktur. Mevlit bidattır, diyenlere cevabı Efendimiz Aleyhisselam veriyor: “Ey Allah’ın Rasulü, siz neden pazartesi ve perşembe oruç tutuyorsunuz?” Sahabi, Allah’ın Rasulü Aleyhisselam’a soruyor. Efendimiz Aleyhisselam ne buyuruyor? “Allah, beni pazartesi günü dünyaya getirdi ve bana peygamberliği pazartesi günü verdi. Bundan dolayı pazartesi günü oruç tutuyorum.” Allah’ın Peygamberi Aleyhisselam doğum gününü her hafta kutluyor. Dikkat buyurun! Bizim doğum günlerimizi senede bir defa kutluyoruz. Onu da nasıl? İbadetsiz… Allah’ın Peygamberi namazı daha fazla kılıyor, şükrü daha fazla yapıyor, secdeyi daha fazla yapıyor. Övgüler ve selam üstüne olsun. (Amin) Biz ne yapıyoruz? Yahudi ve Hristiyan usulü bir pasta, bir de yine Hristiyan usulü üzerine mumlar… Hadi bakalım üfle! Bir de Hristiyan şarkısı, “Happy birthday to you.” Ne oluyor bu? Onlara benzemiş oluyorsun, peygambere benzemiş olmuyorsun. Var mı aranızda doğum gününde oruç tutan? Benim sualim, merak ettim. Aranızda doğum gününde oruç tutan var mı ? Hocam o gün bizim keyif günümüz, eğlenme günümüz. Dünyaya geldik, insanların bizi şımartma günü, o gün oruç tutmayız. Ama Allah’ın Peygamberi Aleyhisselam oruç tutuyor. İşte kandil kutlamak bidattir diyen sapıklar, Allah’ın peygamberine karşı gelmiş oluyor. Peygamberiz Aleyhisselam’ın kendisi, kendi doğum gününü kutlarken biz niye kutlamayalım? Sonra, kaldı ki Allah’ın Peygamberi Aleyhisselam’a bu gece normalden çok daha fazla Salavat-ı şerife getirilecek. Bu gece Sahabe-i kiram efendilerimizin de yaşadıkları hadis-i şerifler, onun bize rivayet ettiği ayet-i kerimeler çok daha fazla anlatılacak. Senin bundan gocunduğun ne var? Niye sana batıyor Allah’ın peygamberini övmemiz? Onu methetmemiz, onun sahabilerinin yüceliğinden ahlakından bahsetmemiz sana niye dokunuyor, batıyor? Sanatçıları övsek batmaz ama! Sıkıntı olmaz. Senin tabi olduğun sapkın âlimleri övsek, methetsek hiç batmaz. Allah’ın Peygamberi’ni mehettiğimiz zaman sana batıyor. Bu yüzden mevlit bidat diyorsun. Bu yüzden mevlit diye bir şey yok diyorsun. Bu yüzden mevlit kutlayanlar müşrik olur diyorsun. Ey mezhepsiz kardeşim! Allah’ın Peygamberi’ne savaş açmışsın. Allah’ın Peygamberi’ne savaş açanların burnu yerde sürtünür. Asla doğrulamazlar! Bu mezhepsizlerin en sevmediği ayetlerden bir tanesi söyleyeyim. Hocam, Müslüman ayet sevmez olur mu? Bunların gizlediği ve sevmediği ayetler vardır. Benden işitin. “Vemâ erselnâke illâ rahmeten lil’âlemîn.” (Enbiyâ, 107) Ey Rasulüm biz seni gönderdik. “…illâ rahmeten” Muhakkak ki bir rahmet olarak gönderdik. “…lil’âlemîn.” Âlemlerin tamamına bir rahmet olarak gönderdik. En sinir oldukları ayetlerden bir tanesidir. Neden? Çünkü Allah Teâlâ Efendimiz Aleyhisselam’ı bir rahmet olarak nitelendiriyor. Ve bütün âlemlere gönderdiğini beyan ediyor. Sadece belirli bir bölgeye değil. Bu onu, evrensel bir peygamber yapıyor. İsmini işitip de kötülenmeden, vasati olarak adını işitip de “Ben o peygamberi kabul etmiyorum.” diyenlerin tamamı mesul oluyor. Dünyanın neresinde olursa olsun. Artık son peygamber gelmiştir. Bu peygambere tabi olmak zorundasın. Allahü Teâlâ, Efendimiz Aleyhisselam’ı Kur’an’da bir rahmet olarak nitelerken, onun isminin anıldığı yere rahmet suları akın akın gelirken, onun övüldüğü, methedildiği her an ibadet olurken… Allah’ın Rasulü Aleyhisselam’ı methetmek ibadettir. Onu övmek ibadettir. Ama bugün bazı sapkınlar diyorlar ki: “Onu methetmek bidattır. Onu öven şiirler söylemek bidattır.” Bizim Efendimiz Aleyhisselam’ın üç tane şairi vardı .En sevdiği üç şair… Bunlar ne zaman Efendimiz Aleyhisselam’ı ve İslam’ı ve Rabb’imizi methedici şiirler yazsa hemen Medine’de duvara astırırdı. Mekke’de duvara astırırdı, o şiirleri. O şairlerden bazılarını gördüğü zaman… Hassân bin Sâbit Allah’ın rahmeti üstüne olsun. (Amin) Şairlerden bir tanesi. Ey Hassân, şu geçen gün söylediğin şiiri bir daha söyler misin? Dikkat buyurun, şiirde Efendimiz Aleyhisselam’a methiye var. Bizzat Peygamberimiz Aleyhisselam yüzüne karşı övülmek istiyor. O şiiri oku, diyor. Ve şiir dinlemekten keyif alıyor. Mevlitlerde okunan ilahiler, kasideler nedir? Allah’ın Peygamberi’ne bir övgüdür. Mevlidlerde ne okunur en çok? Salavat-ı şerife okunur. Allah’ın Peygamberi’ne salavat-ı şerife getirmek sana neden batıyor ki? Senin ne derdin var? Dolasıyla bu mezhepsizlerin, bu Vehhabi Selefilerin kandillerle problemi yok. Bunların problemi Peygamberimiz Aleyhisselamla. Tahammül edemiyorlar, çekemiyorlar. Hâlbuki bu sapkınların tamamı cuma namazına gidiyor. Bu sapkınların derecelerinden üstün olanlar, Dâru’l-harpçiler cumaya gitmezler. Dâru’l-harpçiler vardır, Vehhabi Seleficilerin aşırıcıları. Dâru’l-harp! Kim diyorsa ki bu ülke Dâru’l-harptir, ben cuma namazına gitmem, vakit namazlarına camiye gitmem; bu adam bir İngiliz uşağıdır. Ya bir İngiliz ajanı ya da bir ajanın uşağıdır. Hücre tipi yapılanmayla bir üstünden haberi var, bir üstün bir üstünden haberi yok demektir. Bu ülke içinde yaşayan bir cahil, bir gafildir. Kullanılan bir maşa konumundadır. Ne diyor? Bu ülke Dâru’l-harp, ben bankadan faiz yerim. Dâru’l-harp burası. Müslüman bir ülke değil, kâfir bir ülke, diyor. Fetvayı veriyor. Bu ülke Dâru’l-harp ben cumaya gitmem, diyor. Cumada imamlar, o en sinir olduğum ayet-i kerimeyi okuyor, diyor. Müslüman ayetten sinir olur mu? Ayetten kim sinir olur, kim öfkelenir ayete? Yahudi öfkelenir, Hristiyan öfkelenir. Müslüman ayetten öfkelenir mi? Ama ne zaman ki cuma vaazında: “İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ.” (Ahzâb, 56) Her cuma vaazında, imam hutbedeyken biz bu ayet-i kerimeyi işitiyoruz. Bu ayette Allah Teâlâ bize ne diyor? Muhakkak ki Allah ve melekleri Rasul’e salât ederler, onu överler. Onu methederler. “…yâ eyyuhellezîne âmenû” Ey iman edenler! “sallû aleyh…” Siz de onun üzerine salat edin. Siz de onu övün. Allah, kendisinin ve meleklerinin onu övdüğünü beyan ediyor. Peşinden de bizim övmemizi istiyor. Bu ayet-i kerimeyle Peygamberimiz Aleyhisselam’a salavat-ı şerife getirmek ve onu övmek ne olmuş oluyor? İbadet… İbadet olmuş oluyor. Peki bu mezhepsiz Vehhabi Selefiler neye karşı gelmiş oluyor? İbadet yapmamıza karşı gelmiş oluyor. Allahü Teâlâ bu cahillere hidayet nasip etsin. (Amin)

Allah, bizi eğlence olsun diye mi yarattı?

İbadet edilmeyi sahipleniyor bizim Allah’ımız. Bu kadar nimeti sahiplendi, ondan sonra ibadet edilmeyi de sahipleniyor. Tamam, ben size bu kadar nimet verdim ama bir şey istiyorum. Bu nimetlerin karşısında bir şey istiyorum. Bak şimdi! “Görmedin mi? Göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, Güneş, Ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanlardan bir çoğu hep Allah’a secde ediyor.” (Hac, 18) Bu saydıklarımın tamamı Allah’a secde ediyor. “Bir çoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa artık ona ikram edecek yoktur.” (Hac, 18) Secde edenler, secde etmeyenler… İnsanların bir çoğu secde ediyor ama bir çoğu etmiyor, diyor. Etmeyenlere azap hak olacaktır, onlar azaba düçar olacaklardır. Yalnız ayetin başında Mevla ne diyor? Hayvanların tamamı, bitkiler, yer gök, her ne varsa bunların tamamı secde ediyor. Allah Teala bu ayette bizden ne istiyor? Secde edeceksin, secde edeceksin! Kapında, evine hırsız girmesin diye bekleyen köpeğin bana secde ediyor, beni zikrediyor. Eğer sen bana sece etmiyorsan o köpeğin sahibi olarak, sen o köpekten aşağıdasın. Yeşillik yedirdiğin ve daha çok süt vermesini istediğin koyunlarını koruyan kollayan çoban köpeğin, sana hizmet ediyor ey kulum! Ve o kulun sen bilmeden, farketmeden beni zikrediyor, bana secde ediyor. Sen ey çoban! Bana secde etmiyorsan, benim adımı anmıyorsan sen üzerine azabı almaya hak kazanmış bir adamsın demektir. Allah’ımız bize bunları beyan ediyor ve ibadet edilmek istiyor. Onun ibadete ihtiyacı yok, bizim ibadete ihtiyacımız var. Olay budur kardeşim. Amacı neymiş? Onu da anlatayım hem kapatalım. “Biz, gök ile yeri ve aralarındaki şeyleri boş bir eğlence için yaratmadık.” (Enbiyâ, 16) Bak bu, amaçsız olarak yarattı, diyenler var ya, bu ayet onlara kapak olsun. “Gökleri, yeri ve içindeki şeyleri boş bir eğlence olsun diye amaçsız olarak yaratmadık. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik elbette onu katımızdan edinirdik.” (Enbiyâ, 16-17) Yapacak olsaydık, böyle yapardık. Şimdi Allah Teâlâ diyor ki: Ben eğlenmek isteseydim, bu kadar gücüm, kudretim var. Yapmayı istediğim bir şeyi ‘Ol!’ diyorum ve oluyor. Eğer eğlenmek isteseydim katımdan eğlenirdim, kendime başka eğlenceler bulurdum. Ama ben yerleri, gökleri ve içindeki her şeyi yarattım. Bunu bir eğlence olsun diye amaçsız olarak yaratmadım, bir şey istiyorum, bir şey bekliyorum. Övülmek istiyorum, geçen hafta övülmeyi anlattım. Bir: Allah övülmeyi sever, onu övmek zorundayız. Kul olarak birinci vazifemiz bu. İki: Övülmeyi bir adım ileriye götürüp acziyetimizi beyan etmek zorundayız. Yağmur istiyorum Allah’ım. Senden çocuk istiyorum Allah’ım. Senden hayırlı iş ve rızık istiyorum Allah’ım. Senden âlim bir evlat istiyorum Allah’ım. Bu beyandır, acziyeti beyandır. Allah’tan istemek demektir. Bir kul ki istemiyor, kendini müstağnî görüyor, ihtiyaçsız görüyor; bu kul ilahlığını iddia ediyor, demektir. Bir kul ki acziyetini beyan ediyor ve benim sana ihtiyacım var, senden isterim ancak senden isterim… “İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn.” (Fâtiha, 5) “Ancak senden ister ve senden yardım dileriz.” diyorsa bu kul kendini müstağni görmüyor. Bu kul kendini kul olarak görüyor demektir. İşte Allah’ımız amaçsız olarak yaratmadığını bu ayet-i kerime ile bize dillendiriyor. Mevla Teâlâ; uyanmamızı, anlamamızı, idrak etmemizi ve yaşamamızı bize nasip etsin. (Amin) Amin.