Evlenmek İstiyorum Ama Para Yok! – A’Dan Z’Ye Evlilik

Evlilik videosu. Bu videoyu çekmek bile insana korku veriyor ya. Ben rahatım. Yani evlilik deyince insanın aklına direkt 100 bin geliyor. 100 bin… Evlilik? Hiç alakası yok aslında. Yani evliliğin para ile bir alakası yok. Nasıl yok ya? Var mı? O Bilal’de 80 binmiş. Bilal’de kafa 80 bin. Ve ben 100 bin, 150 bin. Ben de de 100 bin. Niye 10 bin ise? Ya tamam ben şunu söyleyeyim ya. Çok ağır geldi bu ben vazgeçtim. Kardeşim, 35 bine evliliğin taktiğini vereceğim ya. Var mı daha ötesi? 35 bine evleniyoruz kardeşim. Ben daha az olacağını düşünüyorum ve bunu da kanıtlamaya hazırım. Buna ne diyorsun? Eyvallah, tamam. Birazdan hesap kitap yaparız. Ortaya koyarız. Evliliğin başından sonuna kadar kaç para gidiyor? Neye, ne kadar masraf gidiyor? Hepsini tek tek yazdık. O yüzden evlenmeyi düşünen veyahut evlenme arefesinde olan arkadaşlar da bu konuda bizden destek alabilirler. Bir de hani şey de değil böyle… Neyse oraya gelince konuşuruz. “Evlenmek istiyorum ama para yok. Veyahut evleneceğim, eş seçimi yapacağım, doğru kişiyi seçip seçmediğimi nasıl anlarım? Yani doğru zannettiğim kişi, ya doğru kişi çıkmazsa, evlendikten sonra bambaşka bir insan çıkarsa karşıma? Veya kolay yoldan evlenme taktikleri var mı? Benim o kadar param yok, evim yok, arabam yok. Nasıl olacak? Yani evlenmek için çok para lazım. Yani uçuk kaçık rakamlar lazım. O zaman ben evlenemeyecek miyim? Evlenemeyeceksem…” deyip kendini psikolojik bunalımlara sokan arkadaşlar oluyor. Hani ne yapmalıyız, bu konuda nasıl bir adım atabiliriz? diye soru soranlar oluyor veyahut biz duyuyoruz. Hakikaten bazı şeyler var, aslında çok kolay fakat bizim gözümüzde, aklımızda büyüttüğümüz meseleler. O zaman şununla başlayalım: Evet Recep? Sonuçta ben hiç evlenmediğim için, evlenmeyen bir insan da bunu düşünebilir. Yani doğru eşini, doğru adayı nasıl bulacağım falan vs. diye? “Genelde gençken kardeşler şöyle bakıyorlar: Çok hissi yaklaşabiliyorlar. Yani ne demek istiyorum? Atıyorum “Evlenince çok güzel Instagram’a fotoğraflar atacağız, işte gezeceğiz, tozacağız, şu olacak, bu olacak, düğünlerimiz efsane geçecek. Çok mutlu süslü püslü…” 1-2 tane şey görüyor. Sahilde yürürken el ele tutuşmuş, bir fotoğraf atmışlar. Halbuki o… O bir an. Evet inşâAllah öyle güzel anlarında olur. Olmasın değil ama sonuçta karşı tarafında hataları var, senin de hataların var. Toz pembe hayalden ziyade hani gerçekçi kurmak lazım. Sonuçta ciddi bir işe de giriyorsun. O dediklerini yaşarsın, mutlu olursun eyvallah ama sonuçta anlaşabileceğin birisinin olması daha önemli bundan yani. Yoksa anlaşamadığın birisi var diyelim ya da hiç beğenmediğin ahlakı var. Beğenmediğin tavırıları var ama çok güzel fotoğraf çekiniyorsunuz. Bu sizi, ailenizi devam ettirmez değil mi? Tam tersi olsa daha iyi. Yani öncelikleri bence sıralamak lazım. Doğru bir eş arıyorum ama bence önce bunu bir düşünmek lazım. Temel konular nedir? Ne bileyim, kimisi için bazı şeyler vardır böyle kriterler vardır. Ya benim şu kriterim var, bu kriterim var. Bu çok da normaldir, doğaldır. Bazı kriterleriniz vardır ama çok da böyle ince detay, incik boncuk kriterlere girerseniz bu sefer evlilik yolunu kapatırsınız kendinize. Dediğin gibi böyle çok incik boncuğa takılmayacağız. Temel meseleler nedir o zaman ağabey? Yani onu sorayım. Uygun bir eşi bulduğumu nasıl anlayacağım? Kafamda belirleyeceğim temel mesele ne olacak ki bak bu temel meselelerime uyuyor, bunun dışında kalan meseleleri de hallederiz bir şekilde diyeceğim meseleler neler mesela? Temel meselelerden bir tanesi, atıyorum evlilikte bir şeyde anlaşmazlık yaşadınız, her daim “Bu benim imtihanımdır. Elhamdulillah.” der, ne olur kendini geri çeker, bu sefer karşı tarafı mutlu eder. Karşı taraf mutlu olunca, karşı taraf da seni mutlu eder ve bir şekilde o mutluluk sağlanır. Ben açık konuşayım Recep. Niye evliliğimi bu kadar geciktirdim? Ben 30 yaşında evlendim. Neden? İlmimi tamamlamak istedim. İmani ilmimi tamamlamadan ben bu evlilik işine girmek istemedim. Evliliğe adım atmak istemedim. Gerçekten önce dedim, dur bir dakika ya. Ben yarın öbür gün çocuk babası olacağım dedim yani. Evlat büyüteceğim bir şekilde. Veya işte ne bileyim bir aile reise olacağım. Bir aileyi yönetebilmem lazım. Dedin, kendi eksikliklerini düzelttin. Evet imani noktada, İslami noktada öncelikle kendimi belli bir seviyeye getirmek istedim. Yani nasıl bir eş istiyorsan, sen de onun gibi olmak istedin. Aynen öyle. Ben istiyorum; ben, eşim namazında, ibadetinde, takvasında, imani ve İslami esaslara layığıyla uyan ve hiçbir şekilde bunları ikinci plana atmayan bir eş istedim. Önce öyle olmam lazım. Evet, o zaman şu olacağız: Bediüzzamanın tabiriyle “Karı koca birbirine küfüv olmalı, denk olmalı.” diyor. Senin de öyle biri olman lazım ki denk geleseniz birbirinize. Aksi taktirde uyuşmazlıklar olacaktır. Çevremde de bizim yakınlardan arkadaşlar evlendi ve hepsinin evliliği böyle oldu. İslami noktada böyle birbirlerine tam denk olan evlilikler oldu. Ben hiçbir tanesinden daha bir tane şikayet duymadım. Şu an konuştuğumuz konu var ya, belki de bir çocuğun ne alaka evlilikte dediği şeyler çünkü çevrede ilk bahsedilen konu bu olmuyor. İlk konuşulan konu şu: “Arabası var mı, evi var mı, düğün yapacak mı, ne olacak, kaç bilezik?” Şu bu falan. Yani temel meselenin arka planında kalan meseleler. “Kaç gram altın?” “Kaç gram altın?” Yani bundan önce şunları bir kere şunu görüyoruz: Bu zamanda bir sürü senin o istediğin tarzda evlenen insan var. Yani düğün on numara. Evi var, arabası var, barkı var. Herkesi yedirmiş, içirmiş. Çok on numara bir düğün yapmış. Masraftan kaçınmamış diyelim. Senin istediğin gibi, daha doğrusu ailelerin istediği tarzda bir yuva. Bir bakıyorsun boşanma oranları çok yüksek. Ne eksik burada? Sen imani ve İslami olarak hazır mısın, değil misin? Onu düşün. Maddi olarak hazır olup olmadığını düşünme. Gerçekten birazdan hesap yapacağız yani. Bak göreceksin. Onlar nasıl çözülüyor göreceğiz. Bu olmadıktan sonra onlar çözülse ne? Evet. Bak eş seçiminde Bediüzzaman hazretlerinin bir cümlesi var. Hatta bir iki cümle var burada. Tavsiyesi gibi. Tavsiye beni çok etkilemişti yani hakikaten olay bu dedim ya. Ben buna göre bakacağım eşime dedim yani. Benim için konu kapanmıştır dedim. Nasıl bir modelle evlenmek istiyorum. Aslında güzel bir tavsiye olacaktır. Güzel mi olmalı veyahut işte ne bileyim, hali, tavrı… Bak diyor ki: “…çabuk bozulan hüsn-ü suretine muhabbetini bağlama.” Dış görnüşüne muhabbetini bağlama. “Olay dış görünüşte değil.” diyor yani. Dünya güzelidir, on numara güzel bir kızdır fakat kalbi, ruhu, hali, tavrı, ibadetleri vs. gerçekten kötüdür. Veyahut anlaşamayacağın bir insandır. Bir noktadan sonra onun sireti, suretine yansımaya başlar. Yani dünyanın en güzel kızı bile olsa 6 ay sonra, 1 yıl sonra iç güzellikleri yani manevi halleri, onlar senin karşında canlanacak. Hangi nazarla bakacaksın evleneceğin kadına yani nasıl seçeceksin? “Bu bundan daha güzel, bunun boyu daha kısa, bu daha uzun.” Hayır kardeşim. Hüsnü suretine değil bak; yaş, boy, güzellik. Elbette yani bunlar da aranızda uçurum farklar olmayacak. Ben seni ilk gördüğümde, atıyorum takım elbise ile görmüşümdür. Kılık kıyafetin güzeldir. Kafamda oturturum, bir profil oluşur. İskender ağabey, hani böyle delikanlı bir adam. Giyimine, kuşamına hakikaten güzel bir insan. Diksiyonu falan da çok güzel dedim. Ama ben seninle yaşamaya başladım. Aradan bir hafta geçti. Aynı yerde yatıyoruz, kalkıyoruz, aynı yemekleri yiyoruz falan. Bir noktadan sonra senin dış güzelliğin ben de tamamen önemsizleşiyor. Ben senin hâl ve tavırlarına önem vermeye başlıyorum. O saatten sonra senin dış güzelliğinin de çok bir önemi kalmıyor. Hatta bazen görüyor insanlar değil mi? Diyor ki: “Çocuk da çok güzel, kız da çok güzel. Ayrılmışlar.” Belki de ayrıldığı çocuk, birçok hani dış güzelliğe önem veren birisi nazarında iyi bir profil. Belki ayrıldığı kız bir erkek için, güzellik bakımından güzel bir profil. Ama bir bakıyorsun, uyuşmamışlar. O kadar güzeli nasıl bırakabiliyor falan muhabbetleri dönüyor bazen. Demek ki o güzellik başta evet senin için önemlidir, ön plandadır fakat sen ona alıştıktan sonra aynı yemek, aynı yerde yatıp kalkmak, aynı zamanda, aynı mekanda vakit geçirmek bir noktadan sonra onları hiçe indirecek. Sen artık onun ahlakına bakmaya çalışacaksın. Atıyorum bir tartışmada verdiği tepki, bir zor duruma düşdüğünüz evlilikte, imtihan sonuçta, zorluğa düşdüğünüz orda takındığı tavır. Sana karşı konuşması, üslubu. Belki sinirlendiği zaman senin kalbini kıracak şekilde konuşuyor vs. Bunlar artık onun fiziksel yapısını bir dışa atacak, sen artık o pis özellikleri, o kötü karakteri görünce de ya bu nasıl bir eş, ya bu nasıl şey deyip bu sefer ayrılmaya… Bu sefer hani ikinci evliliğinde de artık adam ne yapıyor? Güzelliğe bakmıyor. Neye bakıyor? Karaktere. Ayrılıp boşananlardan bunu çok duyduk. “Kalbi temiz olsun, kalbi güzel olsun. Fiziksel yapısı geçici.” Bunu çok duydum ben yani. Hatta aileler çocuklara nasihat verirken yaparlar bunu. Bunun dışında evleneceğiniz kişinin, yakın arkadaşlarına veyahut çevresine mutlaka ve mutlaka o kişi hakkında sorular sor, o kişi hakkında bilgiler alın. Yani, ya zaten gidipte Facebook’ta, Twitter’da, sağda, solda, Instagram’da bir eş adayı bulursan zaten sen kusura bakma… O direkt hüsn-ü suret. O zaten sosyal medyadan evlilik hani inanılmaz potansiyel birisidir. Adam yazıyor işte ayet, hadis, Kur’ân, sünnet, takva, maneviyat falan ama hayatında haramlar var. Yani sen bir bakıyorsun, “Ya ne kadar işte dindar birisi.” Bir miting oluyor, Allah-u Ekber diye bağırıyor adam, namaz kılmıyor. Yani namazı terketmiş. Yani yakın çevresi zaten biri aracılığıyla elbet görüşeceksiniz. Aracı olan kişiden şunu talep edersiniz: Yani bir arkadaşına veyahut bir tanıdığına “Onun hakkında ben şu soruları sormak istiyorum ve cevabını almak istiyorum.” diye, birkaç tane soru mutlaka yakın çevresine, arkadaşlarına mutlaka sorun. Var mı örnek bir soru ağabey? Mesela kişi belki o an hatırlamaz ama şunu mutlaka sorun dediğin bir soru? Ya mesela benim hakkımda sana sormuşlardı, hatırlıyor musun? İyi veya kötü özelliklerini söyler misin? demişlerdi sen de böyle bayağı bir… Yazmıştım. Evet. Hatırladım biraz, evet. Yani böyle hakkaniyetli bir tanıdığı varsa, ona sormanız daha güzel olur. O bir problem olmamıştı yani. Kötü özelliklerim de var. Her insanın var ağabey yani. Bu işin şeyi yok ki. Mesele zaten onu büyütmemek. Yani ciddi boyutta bir kötü özellik mi… Atıyorum yani mesela sakızı cak cak çiğniyor. Bu kötü özellik kategorisine girmez yani. Dediğin gibi çok da detaya girme. Temel meselelerde bir problem var mı… Aynen öyle. Şimdi gelelim, “Tamam ağabey. Biz biriyle anlaştık, her şeyimiz tamam…” Dengiz biz. “…dengiz. Peki ağabey hani para olayını nasıl yapacağız? Evlilik az buz bir para değil.” “100 bin.” diyenler var. Evliliğin gayesine tamamen zıt şeyler. Yani evlenince mutlu olacaksın ama öyle bir konuşuyor ki çevren sanki “Tamam yapmayayım ya.” Sana çok ciddi söylüyorum, ben evlenme niyetine girdim dedikten sonra ehli iman olan arkadaşlarım bana şunu sordu: “Ya hani hazır hissediyor musun kendini? Hani İslami olarak, imani olarak?” Evet dedim, problem yok. Ama maalesef şu tarzda sorular soran çok fazla oldu: “Kaç paran var?” Evlenme niyetine girmişim. Yani “Nasıl yapacaksın, araban var mı, ev hani, bulaşık makinesi, buzdolabı, halını nasıl yapacaksın, yerde mi yatacaksın, ne yiyeceksiniz, duvarları mı yiyeceksiniz?” Ciddi var mı böyle? Var var var. “Duvarları mı yiyeceksiniz?” diye soran var. Sinirlendi fark ettiniz mi? Sonra ben ne yaptım biliyor musun Recep? Oturdum, aldım elime kağıdı kalemi bana birazcık böyle yakın olan birileriyle, “Ya tamam İskender bir şekilde olur vs.” diyenlerle oturduk konuştuk. “Ya işte ne kadarın var?” Şu kadar var, bu kadar var. Böyle yaparız, şöyle yaparız… Başladık yazmaya işte. Koltuk takımı, yemek odası… Ya bak yine şu an yazdım. Şu an bizi izleyen veya “Ağabey ben nasıl yapacağım?” diyen kardeşlerim için yazdım. + Bir evde bulunması gereken herhalde bütün temel şeyleri yazdın. – Bütün her şeyi tek tek yazdık. Hesabını çıkardık. Bu neymiş ya? dedim. Bu kadar basitmiş yani dedim olay bu. Neler çıkardın, bir sayar mısın? Bak, bir ev için tamam mı? Koltuk takımı, yemek odası, yatak odası. Bunlar şart. Evet. Koltuk takımı olacak ve şu an bu yazdığım hesaplar Türkiye’nin en iyi firmalarından birisinden alınmış fiyatlar yani. Fiyatlar böyle çok uçuk kaçık değil. Hatta bir buna böyle ekstra şeyler eklersen, fiyat bir anda çıkabiliyor. Atıyorum, koltuk takımı yanına televizyon konsolu vs. Ben eklemedim böyle bir şey. Çünkü ben evimde televizyon olmasını istemiyorum. Benim evimde de televizyon yok. Senin bu yaptığın hesaplama o zaman şu yani: Minimal bir yaşam. Minimalden de kastım şu: Kardeşim, ben evime gireyim. Yaşayabileceğim kadar şeylerim olsun, ondan sonra ben ekstraları sonradan alırım. Evet. Bu niyetle girdim ama bu konuda şöyle bir şey var: Gerçekten de eşimin anne ve babası, bu konuda bana böyle hakikaten çok güzel destek oldular. Yani Allah bin kere razı olsun. “Hani ya şu niye eksik?” Bir kere olsun demediler. Sadece annesi babası şuna çok böyle dikkat etti: “Bu çocuk gerçekten ahlaklı bir çocuk mu, bu çocuk benim kızımı üzer mi?” Bak bunun dışında hiçbir şekilde… Allah razı olsun. Bana şey yapmadılar yani, “Maddi konuları nasıl yapacaksın, şu ne olacak, bunu yapabilecek misin?” Bu konulara girmediler. Ama öbür konuda beni didik didik ettiler. Çok böyle dikkatli baktılar ki yapmaları da gerekiyordu yani. Şunu diyen aileler var: “Biz de ona dikkat ediyoruz canım.” diyenler olacaktır. Ama buna ikinci, üçüncü planda dikkat ediliyor. Yani temel olarak… “Ya bu çocuk namaz kılıyor mu, imanı yerinde mi, İslami şeylere uygun bir çocuk mu?” “Ahlakı nasıl?” Bunlar çok önemli şeyler. Çünkü Kur’ân okur, namaz kılar ama Kur’ân ahlakını yaşamaz, problem olur. Ne bileyim, çok cimridir şeydir böyle. Veya farklı huyları, halleri vardır. Bize şunu sordular: “Hani var mı ihtiyaç? Biz yapalım gerekirse.” gibilerinden belki o tarz bir soru geldi. Ya biz ondan dolayı değil hani televizyon ile alakalı işimiz yok dedik, o yüzden almıyoruz dedik, çıkardık. Veya yemek odası. Yemek odasında bir tane masa, altı tanede sandalye aldım. Bunun dışında bir şey almadık. O da zaten yemek masası. Ya ekstra bir şey de var, böyle tabak çanağını vesaireni koyman için kocaman devasa bir konsul oluyor. Arkasında bir ayna oluyor, falan böyle süs. Eşime de dedim ki yani böyle şeye ihtiyacımız var mı gerçekten şu an için? “Gerek yok böyle bir şeye.” dedi. “O zaman almayalım.” dedi yani. “İhtiyaç olursa ileride düşünür, alırız. Ne acelimiz var.” dedi yani. Temelimizi halledelim dedik. Çok güzel bir şey oldu bence. Bunu yani evlenceğiniz kişi ile bazı şeyleri açık açık konuşmanız lazım. Yani bir dakika dur, benim bütçem bu. Yapabileceklerim bunlar. Oturup eşiniz olacak kişi ile anlaşmanız lazım. Her konuyu da konuşabilmeniz lazım. Daha sonra onu ailelere taşırsınız. Ya bakın biz böyle yapacağız. Tamam, olay biter. Yemek odası, yatak odası dedin. Yatak odası ise, yatağı, komodini ve gardırobu, üçü içinde. Daha sonra buzdolabı, buzdolabını koydun, çamaşır makineni koydun, ocağını, fırınını koydun. Tamam. Bulaşık makineni koydum, bak hepsinin fiyatlarını tek tek yazdık. Hepsi bu arada A ++ falan oluyor. Herkesin anlayacağı şekilde söyle. Bunlar biraz pahalı. Markaları, kaliteleri de iyi kalite. Tamam. Kitaplık, masa. Ekstra bir oda oluyor. İki artı bir evde. Bir oda boş kalıyor. O odaya bir kitaplık koyarsın, bir tanede masa koyarsın. Çalışma masası. Perdeler, halı, ütü, süpürge, nişan masrafları, nikah masrafları, bir de ev. Kira yani. Evin, evet ilk girişte bir kira veriyorsun, depozite veriyorsun. Daha ne istiyorsun evde? Tabak, çanak? Tabak, çanak öyle çok fazla bir şey tutmuyor. Onu yazmadım ama bir 12 kişilik almıştım. 300 liraya mı neye almıştım yani. Onlar da 500 lira olsun yani. Düğünü katmıyorum çünkü ben düğün yapmadım. Düğün yapmayacağmız şekilde konuşmuştuk hatta. Ama ona rağmen yine yüksek bir miktar yazdım. Ha çalgılı çengili düğün yapacağım diyorsan, o zaten İslami bir şey değil. Biz onu zaten konuşmuyoruz. Öyle bir şeyi de kesinlikle tasvip etmiyoruz. Yani düşünsene herkes orada oynuyor, ediyor veyahut düğün yaptığın zaman şöyle bir dezavantajın var: İster istemez insanlar o rahat giysilerini, giyimlerini giyip öyle geliyorlar. Saçma sapan sahneler çıkar ortaya diye düşünüyorum ben yani. Maalesef çıkıyor da yani. Ben nikah yaptım. Allah’ıma şükürler olsun. Gayet güzel oldu. Hepsi içinde 33.400 lira. Başından sonuna kadar evlendin. Nişanını yaptın, nikahını yaptın, evini, eşyanı her şeyini tamamladın. 33.400 lira ve bunlar yüksek kaliteli. Ben bunun bir de düşük kalitesini hesapladım. Yani biraz daha kaliteni düşürürsen, bu fiyat 28 bine, 29 bine kadar düşüyor yani. Bir de ben genç bir çocuk olarak diyeyim, temsilen. Yine bana çok geliyor o para. Benim o parayı toparlamam demek… Diyelim evlenme niyetine girdim ama ben o parayı toparlayana kadar zaten… Birdenbire ben bunu yapamam diyorsan, o zaman evlenmiyorsun. Bu mudur yani? Yine aynı yere geldik. Ama elalem ne der? Aa doğru. 33 bin, 35 bin olmazsa? El-alem ne der? Doğru. Ne yiyeceksin? Duvarları yerim. Tabii öncelikle evlenecek bir insanın, bir adamın evini geçindirebilecek derecede asgari ücret bile olsa, bir işi olması lazım. İşin varsa zaten, evlenmeden önce birazcık dişini sıkarsan, 6 ay içerisinde 10 bin lira para biriktirebilirsin Dişini sıkabilirsin, biraz zorlarsın kendini. 10 bin lira para biriktirdikten sonra 6 ayın sonunda evlenme niyetine girebilirsin kardeşim. Ne olur? 10 bin liran var cebinde, nişanını rahat rahat yaparsın. Zaten nişandan sonra o eşin olacak kişiyi tanıma süresi olacak. O süreçte de para biriktirmeye zaten devam edeceksin ve evlilik yaklaştığı için ister istemez sana destek olanlar olacak ve hani emin ol Allah da yardım ediyor. Yani sen o niyete girmedikçe o kapılar açılmıyor ve açılmayacak yani. Şunu düşünme: “Ya ulan evleneceğiz ama para yok.” Sen bir niyetine gir, Allah yardım ediyor kardeşim. Ben bunu herkesten duydum ve sana da kesinlikle söylüyorum. Ya bir Bismillah de, Allah rızası için ben bu evliliğe adımımı atıyorum de, Cenab-ı Allah sana o kapıları açacaktır. Hiç ummadığın yerden gelen paralar. Bazılarını biliyorum. Ben bu para falan diyorum ama ya benim işim çok daha kolay oldu. O kadar kolay oldu ki yani hiçbir şey hesapladığım gibi olmadı. Bazı şeyler hesabımın üstüne çıktı ufak tefek. Fakat bazı şeyler o kadar kolay, o kadar rahat oldu ki ben de anlamadım. Gerçekten anlamadım. Allah öyle bir rahmet ediyor, öyle bir merhamet ediyor ki, benim kulum ahir zamanda her şeyi elinin tersi ile itip, Allah kerimdir. Rabbim emretmişse ben bu yola giriyorum deyip, ben bu adımı atıyorum deyip adımı atmışsa, ben de kuluma yardım ediyorum dedi. Ben yani bunu resmen hissettim evlilik sürecimde ve size de tavsiyem budur. Dediğim gibi 6 ay bir para biriktirirsin, o kadar da olur yani onu… Görüşme sürecinde de birikir dediğin gibi ağabey. Görüşme sürecinde de biriktirirsin elinden geldiğince. E tabii burada da şunu da söylemek lazım yani: Evet biz nişanımızı yaptık, belli bir süre nişanlılık evresi geçer. 3 ay olur, 6 ay olur. O süreçte de yavaş yavaş evinin malzemelerini vesairlerini toplamaya başlarsın. Yani bu hesabı birebir tutturacağım diye beklemek zorunda da değilsiniz. Ben sadece şunu diyorum 10 bin lira toplayın ve Bismillah deyin girin. Ha şu da var: Yani altın meselesi var, düğün meselesi var. Bunları dediğim gibi eş adayınızla konuşup, o şekilde çözmeniz lazım. Senin dediğin tarzda evlilik, benim gördüğüm kadarıyla bu zamanda şu anda şunu diyorlar: “Keşke öyle olsa ağabey.” “Ya böyle kızı nereden bulacağım. Böyle aileyi nereden bulacağım.” diyor. “Nereden bulacağım böyle kızı? Bir sürü istekleri var, şuyu var, buyu var.” Var kardeşim, var. Yani o kadar çok hanım kardeşimiz ve erkek kardeşimiz var ki bunu isteyen. Ya ben bir an evvel evlenmek istiyorum. Ama o kadar çok şey var ki gelenek görenek… Gözünüzde büyütmeyin kardeşim. Ben zaten şunu anlamıyorum ağabey mesela: İki kişi evlenecekse senin ona taraftar ve destek olman gerekmiyor mu? Yani çünkü sen yuva kuran, bir de Allah için evlenen birine sen taraftar olursan, onların sevaplarından da hisse alırsın. Sen onlara yardım ettin. Allah katında çok hoş bir davranış ama benim gördüğüm şu oluyor: Daha da zorlaştırılıyor olay. Şunu da alsın, bunu da alsın. Yardım yok yani, şey çocuğu sıkıntıya sokmak ya da kızı sıkıntıya sokmak. Evlenecek arkadaşlar kesinlikle bazı şeylerde dobra dobra oturun, konuşun. Yani ailesiyle “Benim böyle bir bütçem var ama nişandan sonra bu kadar biriktireceğim.” Bir miktar da, taksitli alırsınız eşyaların bir kısmınıda gerekirse. İlk aşamaya geçince ben buraların çok problem olacağını düşünmüyorum. O bahsettiğin suret siret meselesi. Ya mesela sorsa kendi annesine babasına nasıl evlendiniz? “Valla ne bileyim, biz evlenirken işte bir perdemiz vardı, bir tane yatağım vardı.” Evet çok duyuyorsun böyle şeyler. “İşte bir tabağım, çanağım vardı. Öyle evlendik.” Sonra bir bakıyorsun, ev çok güzelleşmiş zamanla. Kendileri öyle evlendiği için, “Aman benim kızımın şunu da olsun. Aman benim kızımın bunu da olsun. Aman şöyle, aman böyle.” Kardeşim, kusura bakmayın. Hem hanım kardeşlerime, hem erkek kardeşlerime söylüyorum. Olmasın kardeşim. Şu da olmasın, bu da olmasın. Böyle olun. Bu da olmasa olur. Bu şart değil. Şu? bu da şart değil. İstemiyorum. Bir de hani dedim ya 35 bin lira. Bu paranın tamamı senden çıkmayacak zaten. Ya emin ol, tamamen durumu çok kötü berbat olan, kızın da hiçbir şey vermeyeceği bir evliliği konuştuk. Hani 35 bin lira öyle. Sonuçta bunların hepsini sen almayacaksın. Bunlar yardımsız hali. Kimsenin yardım etmediğini düşünürsek. Tabii. Atıyorum, baban destek olabilecekse, baban destek olacak. Kızın babası destek olabilecekse, o destek olacak. Atıyorum bazı şeyleri de taksitle aldın. Evlendikten sonra sana destek olarak bir sürü takı gelecek, onlardan da ödeyebileceksin yani. Yoksa bu devirde, gerçekten herkes için söylüyorum. Adam 100 bin lira lazım… Şimdi sen evlenmek için 100 bin lirayı topluyorsun, o 100 bin lirayı kolay toplamadığın için… Ben şimdi bu parayı kolay toplamadım, o zaman bana layık bir kız arıyorum diyeceksin. Bu sefer aradaığın kişiyi bulamaycaksın. En basiti bir taslak söyleyeyim, yanlışım varsa düzelt. Bu dediğin senaryo gerçekleşmez derse de, gerçekleşmez dersin. Örnek veriyorum, ben kenara 10 bin lira falan koydum. Çünkü düğün salonu benim bildiğim belediyeden yaparsan, 300 lira falan. Evet. Nişan evinde yaparsan, hiçbir masrafı yok. Ben nişana, nikaha falan onlara toplam 5 bin yazmışım. Daha ucuzu da gelebiliyor. Çünkü böyle evlenen tanıdıklarım da var. Diyelim ki ben böyle evlendim. 300 liraya nikah, hadi diyelim 1000’e kapatayım. Fazla söyleyeyim. Ama zaruret varsa tabii 300’e de razı olmak lazım da. 1000 diyelim biz ona. Düğünde yapılan şeylerin aynıları gerçekleşiyor. Yani iki kişi orada duruyor, bütün tanıdıklar, sevdikler o ortamda şahit oluyorlar, evet diyorlar. Sana 1 saat süre veriyorlar. Fotoğraf çekimin oluyor, takı törenin oluyor, evet hayır oluyor, herkes orada oluyor. Evet herkes takısını da takıyor ve dağılıyorlar ve çok güzel bir şey. Şu an cebinde 100 bin lirası olan kaç kişi var? Zor. Bu ne demek biliyor musun? Seni borca sokacağım demek. 100 bin liralık bir evlilik hayal ediyorsanız kardeşim, eşinizi borca sokacaksınız veyahut kredi çekecek, faize girecek. Ben o kadar çok görüyorum ki. Ne yapıyor çocuk, ev eşyalarını alabilmek için? Kredi çekiyor ve faize girdi. Niye? Kız çünkü “Şunu da istiyorum, bunu da istiyorum.” dedi. Kız neden onu dedi peki? Normalde kızların bir çoğuna sor, “Ben bir şey istemem.” der ama evlilik yaklaştıkça ablası “Şuyunuz yok mu?” der, Annesi “Şu niye yok?” der. Bilmem kim, halasının bilmem nesi şu… Sen niye karışıyorsun. O kadar çok karışan oluyor ki. Hiç tanımadıkların devreye giriyor. Bu sefer kız onların söylediklerinden etkileniyor. “Erkek kız niye şöyle yaptı? Kız bak biz geldikte, eve geldikte bize ikinci çayımızı koymadı.” Var mı böyle şeyler? Var var oğlum. Neler neler var ya. Nelerden, nelerden evlilikler bozuluyor. Sağa sola bakmayın. Anneler ve babalar gerçekten güzel şeyler, tavsiyeler de verirler. Bunlarda problem yok ama o üçüncü şahıslar işin içine bir girdi mi kardeşim, onlardan korkun ve onları mümkün mertebe… Zorlaştırıyorlar. Genel olarak bence zorlaştıran herkesi bir filtrelemesi lazım. Bu beni zorlaştırıyor. Çünkü evleneceğim ben, bir derdim olmaması lazım. Huzurlu bir yuvaya giriyorum ben. Mutlu olmam lazım. Bir başlıyorum; kredi, faiz, borç onu kapatana kadar full aleminde bu var. Bence şu an evlilik kararı alır millet ha. Evet bak şimdi ağabey. Ne diyorsunuz? Keyifse, istekse 100 bini, 90 bini bulur. Bulur kardeşim. Ya kabullenemiyorlar ya. 35 bin liraya, 50 bin liraya evliliğin yapılabileceğini kabullenemiyorlar. Altın meselesine takılıyorlar. Onu da gidip kayınpederinizle veyahut eş adayınızla konuşup, bir çözümünü bulmak lazım. Evet. Üstad hazretleri diyor ki: Mimsiz medeniyeti kısaca açayım. Mimi çıkarırsan medeniyet değil, deniyet kalıyor. Deniyet de alçaklık anlamına geliyor. Şimdi neden öyle bir tabir kullanıyor şu an ki medeniyet için? Zaruri hacat yani olmasa ölürsün, yaşayamazsın. Bu ihtiyaçlar dörtken, bunu medeniyet yirmiye çıkarmış. Yani aslında zaruri olmayan ihtiyaçlar, “…hacat-ı zaruriye hükmüne geçmiş.” Tiryakilik, gelenek, görenek bunlarla. “Zaruret var, zorundayız. Bunu yapmalıyız. Bu olmazsa olmaz.” Gelenek, görenek belası. Yani Üstad aşağıda diyor ki: “Ekmek yemek, yaşamak gibi zarurî ihtiyaçlar haricinde başka hangi zaruret var?” Demek ki mesele benim ihtiyacım kadarını karşılayayım, yaşayayım, evimizde ekmek pişsin demek değil. İşin içine zaruri olmayan, binlerce şey girmiş. O yüzden sana 100 bin liralık fatura çıkıyor, o yüzden sana 50 bin liralık fatura çıkıyor. Bence 50 bin lira da çok. Zarureti konuşuyorsak… Ya evlilik dediğin şey evini güzelleştirmek değil, kızla arsa inşa etmeye girmiyorsun ya. Amacın o değil senin. Senin amacın, ahirette beraber olabileceğin bir hanımla, dünyada dahi sana dost olabilecek bir hanımla birleşip, güzel bir yaşantı. Sonsuzda bile devam edebilecek bir yaşantı sağlamak. Sen neye takılmışsın? “Yaşantımızın geçeceği alanı çok güzelleştirmemiz lazım.” Amenna güzel olsun ama bu seni çok zora sokuyorsa, çok sıkıntıya sokuyorsa birazda kanaat et be kardeşim. Yani biraz daha aza alış yani. Yeme, içme, barınma. Demiyorum ben evin dökük olsun, yıkık olsun, göçük olsun. Hayır demiyorum bunu ama senin ayağını yorganına göre uzattığın evde belki güzel bir ünite olmayabilir. Belki güzel bir yemek masası olmayabilir, evet yerde yiyebilirsin. Kötü bir şey mi? Hayır değil kesinlikle yani. Bunları baz alırsan sen, çok daha minimal bir yaşam ve çok daha mutlu olarak yaşarsın. Ama öteki türlü aklıma şu da geldi: Yani biz fakir diyoruz ya fakir. Fakir ağabey ihtiyacı olana denilir değil mi? Adam 10 bin lira alıyordur ama istekleri, arzuları çoktur. İhtiyacı olarak görür onları. Bu adam fakirdir ağabey. Hâlâ ihtiyacı var. 10 bin giriyor cebine, yetmiyor diyor ya adam. Çok gördük ya, ben çok gördüm bunu mesela. “Yetmiyor 5 bin.” diyor. Öteki de şaşırıyor. “Ya 5 bin nasıl yetmiyor?” diyor. Çünkü niye? Onun istek ve arzuları daha oraya ulaşamadığı için, “5 bin nasıl yetmiyor?” diyor. Belki onun da cebine 5 bin girse, o da gözünü başka yerlere dikecek ve ihtiyacından dolayı o da fakir bir hayat yaşayacak aslında. Diğer adama bakıyorsun, kanaat ediyor değil mi? Yediği ekmeğe kanaat ediyor, şükür ediyor bir de. Diğeri şikayeti açar. “Şu ben de niye yok, bu ben de niye yok?” Biraz Allah’a haşa şekva eder gibi. Allah’ım bana bunu niye vermedin? “Bak başkasının hayatı şöyle. Ona onu vermişsin. Ben de niye yok?” gibi, şekvaya açıyor. Diğer adam elindekine kanaat ediyor, hem şükrü artıyor. “Elhamdulillah. Daha kötü olanlar var.” diyor. Biz yine ekmek yiyoruz ya. “Ekmek bulamayanlar var.” diyor. Adam şükür ediyor. Sokakta yatan var. Evet, sokakta yatan var ve o adam zenginleşiyor şu an. Niye? İhtiyacı yok. İhtiyacı kalmıyor o saatten sonra. Dolayısıyla hanımı da mutlu oluyor, kendi de mutlu oluyor, evi de yuvası da mutlu oluyor. Öteki adam binlerce şeyi var, kanaat yok hâlâ fakir. Kesinlikle zenginliğin şeyle alakası yok. Para ile alakası yok. Hiçbir şekilde alakası yok ve bu medeniyetin dayatmış olduğu bu zamanda maalesef herkesin ister istemez etkilendiği bir şey. Bir de şey var, şuna çok takılıyorlar. “Bu maaşla nasıl geçindireceksin evini?” Ben bu konuya da maruz kalmıştım. Ama şunu gördüğümde içim çok rahatlamıştı. Evliliğine gayet güzel bir şekilde devam ettiren… Bir kişi değil bu arada bu, birkaç kişi var benim böyle tanıdığım. Adam şunu diyor: “Valla kiramı veriyorum. Yemem içmem gayet güzel, normal. Öyle şeyimiz yok. Herhangi borcumuz harcımız kalmıyor. Elektiriğimizi, suyumuzu, faturamızı da rahat bir şekilde yatırabiliyoruz. Yetiyor yani, ben hiçbir problem yaşamadım.” diyor. Ama kanaat eden, kabul eden… Şükür yok ki. Allah’ın verdiğine şükür etmiyorsun bir kere. O kapı kapanıyor yani. Yani şu değil: İlla 4 bin lira, 5 bin lira maaşı olacak. Yok kardeşim, kesinlikle ve kesinlikle. Yani herhangi bir işe gir, Ya Allah de Bismillah de, Cenab-ı Allah kapıları açar. Evet diyelim, var mı başka söyleyeceğimiz bir şey? Bence bütün meseleleri yatırdık üç aşağı, beş yukarı. Bir de kaçırma var, ücretsiz. Yoruma yazın arkadaşlar başka sorularınız varsa bu konu ile alakalı. Yine gerekirse bir video daha çekebiliriz. Belki ikinci seri olur bu. İkincisi gelir. “Yani ağabey iyi gaza getirdiniz ama ben adım attım ama şu noktada tıkandım.” diyorsanız, siz yorumlara yazın. Oturalım konuşalım. Tabii kılıçsız battal gaziler de çıkmasın. Bir kılıcı olması lazım biraz. Evet, Allah rızası için El-Fatiha maassalavat…

Evlilik Kader midir? MUTLAKA İzleyin

Baran ders fena bugün kardeşim konumuz evlilik düşündüm dedim ki ahmet bu boşanmaların en büyük sebebi nedir dedim meğer evlilikmiş abi ve bütün bu işler ümit besenin eski kız arkadaşına nikah şahitliği yapması ile başlamış olay ondan sonra ucunu tutamamışız Mustafa abi bizim bir insan hayatını çok ciddi manada etkiliyor yani evlilik dediğin on bin tane bağı var ama sen Rıza-ı İlahiye istikametinde bu evliliğinin başlangıcını ve devamını sürdürmezsen İşin neticesi çok fena bir dolanmaca varıyor abi Benim aklıma şöyle bir hadise geliyor. Pirus diye bir zafer var tarihten Bu Romalılar Yunanlılara saldırınca bir tane Yunan kral var Pirus diye bu adamın on bin tane askeri var On bin tane askeriyle çöküyor Romalılara Şimdi bu hadiseyi özelleştiren şey nedir, Baran? On bin askeriyle çöküyor Ve işin sonunda sadece on beş kişi kalıyorlar, Fatih. ve tarihte bu olaya da zafer ismi veriyorlar, Pirus Zaferi diyorlar. şimdi biz, evliliğimizi başlangıçta Allah’ın rızası istikametinde yapmayınca bir insanın on binlerce bağı olan bir evlilik sosyal yaşamın evlilikle alakalı, ahiret yaşamın evlilikle alakalı çevren, iç huzurun. Öyle değil mi, Kağan abi. içtimaya yattın, çocuklarının ahlâkı. Namaz kılıp kılmaman bile bir çoğu zaman evlilikle çok bağlantılı, müteallik oluyor. e sen 10 bin tane bağı olan bir meseleye Böyle bodozlama dalınca, Hiç Cenab-ı Allah burda ne demiş? Resulullah, acaba bize neleri önermiş diye dalınca abi.. 10 bin tane bağdan 15 tane bağ ile Evliliğin devam ediyor, ve sen hâlâ bunu zafer olarak görebiliyosun. Şimdi burası çok tehlikeli oluyor Biz şimdi abi sosyal medyada Bazı kardeşler yazıyo yani Bazı soruları oluyor. Mesela bi tanesi yazmış işte, Eşimle şu sorunum, bu sorunum, böyle problemim , şunum var falan. Dedim, yahu kardeşim sizin eşinizle ortak özelliğiniz nedir dedim. Aynı gün evlendik dedi. 🙂 yani başka bir ortak özelliği yok abi şimdi bak şu mantıktan bir düşünelim Bedir Abi sevdiklerimiz öldüğünde, sevme kabiliyetimiz ölmüyorsa demek bu filmin bi devamı var Yani otuz, altmış, kırk, elli yıl geç. bu işin bir sonsuza bakan bir yanı var. ve madem o sevme kabiliyeti ölmüyorsa kalbimizi an ve an sevgiyi yaratan bir zat var. ama sorun şurda ! Biz acaba o zatın rızasına göre davranışlarımızı, evlilik hayatımızı kurabiliyor muyuz ? Şimdi bu kısımlar çok önemli. Geçen burada kardeşlerle konuşuyoruz. Dedim ya dedim, geçen bir arkadaş bahsetti bana… işte sevdiği ona facebook şifresini vermemiş diye ilişkileri bitmiş, terk etmiş dedim… Abi benim sevdiğim olsun Da Vinci’nin şifresini vereyim ya… Ya oradan bakma işte ya! Koparıyon konuyu ya!.. Facebook da bir tane kardeşim var böyle genç, ergen, yakışıklı, karizma ayda yirmi dört tane ilişki değiştirmiş. yazmış aşka inancım kalmadı diye. Yahu dur daha yedi milyar var ya. Bir de onları dene ya. Yani bu zaviyeden bakınca olay problem oluyor ya. Bir de Fatih sen bilirsin bu ergenlikte şey olur hani. ‘Tamam’ mesajı gelir. Ona böyle cevap yazmaya çalışırsın. Böyle hani olur ya abi o haram sevdalarda ergenlik dönemlerinde. Mesut sen de iyi bilirsin. Kız ‘ tamam ‘ yazar. Sen ona bir şey yetiştirmek için böyle titrersin. Tamam yazdı ben ne yazsam o bana geri… Üç tarafı saçlarınla çevrili yüzünde, dört mevsim yaşanır. Ya bu işin romantik kısmı. Böyle o tamama, hani konuşma devam etsin diye çabalarda çabalarsın. Bir de bunun racon tipi var: Bize taş atana biz gül atarız… ama mezarına. Birde Müslümancası var bunun: Biz senle farklı namaz vakitlerinin insanlarıyız mübarek.


İngilizce

Hayalhanem Presents Translated by: Nizzy Is Marriage Fate? We’ll speak downright today, guys. It is about marriage. I thought and said: What is the biggest reason of all marriages? It is marriage. 🙂 All these doings… started when Umit Besen became a best man for his ex. And everything went out of control from then on. Leave from this joke aside, Marriage affects us in many ways: It creates tons of bonds. But… if you ignore Allah’s consent before, during and after the marriage process, …then you bump into a dead end or a gridlock. I came up with a story. The story of a victory called Pyrrhus. When Romans attacked Greeks ruled by a King named Pyrrhus, …who had 10.000 soldiers at his disposal. He attacked Romans with those soldiers. But what makes this story so special? He charges Romans with all of those soldiers. In the end, they are just 15 people around. And they call it a victory. The victory of Pyrrhus. Likewise, when we don’t marry according to Allah’s consent in the first place, then that marriage which creates hundreds and thousands of bonds around us… …that affect your social life, your Hereafter, your peace of mind, your sense of well-being, …your kids’s morality, even the fact that you pray everyday or not, …I mean when you run head-on towards with something that will radically change your life, without even considering Allah and His Messenger Mohammad pbuh’s suggestions, you end up with maintaning your marriage with 15 bonds out of 10.000, …and you can still call this “a victory”. You know what? This is dangerous. We get so many posts from our followers every day. They talk about their problems. For example, one of them posts like “I have such and such problems with my wife.” I had to ask him: “Don’t you share anything in common?” He replied: “Our marriage date.” All in all, they share nothing in common, unfortunately. I want you to consider this: If our love for our beloved ones doesn’t go away when they die, …this proves a sequel for our life movie. I’m not talking about our limited lifespans, 50 or 60 years, I am talking about eternity. So if our love for them doesn’t fade away, there is someone who creates this sense of love with every moment. But the problem is, can we really adapt our actions to our marriage in accordance with His consent? Stay with me now. We recently mentioned this issue with our friends, One of those guys broke up with his girlfriend just because he didn’t give her his Facebook password. “Man, I would give her The Da Vinci Code if she were mine.” he said. :))) Man, that’s not what I am talking about. I have a friend on Facebook. He is young and charming. He had 24 love affairs in one month. He posted: “I have no faith in love anymore.” Take it easy, boy! There are 7 billions of them yet to come.:)) It gets quite problematic when you look at it this way. And, Fatih, you know this: In puberty, you know it, man. A text: “It’s done.” You try to reply. It happens in puberty, between those forbidden lovers, Mesut, it is in your domain. The girl texts: “Done.” You tremble with excitement, saying: “How will I text back?” I live four seasons in your face Covered by your hair real nice. He tries to be romantic. He tries real hard to maintain the conversation with the girl as much as possible. And there is a macho version: “You throw stones at me, I’ll throw roses at you.” I’ll throw them on your grave. And there is a Muslim version of this: We are too apart to come together for the same prayer. No, that’s not it. I am not talking about these. There is something coming up. Do we really have to do these all? Do we need to act according to occasionalism? Will my beloved one find me even if I do nothing sitting here? Even if I don’t resort to causality? Here comes the ultimate question: IS MARRIAGE FATE? Why do people have troubles? Who do they undergo hardships? By this, I mean to ask: Will Allah bring before me all the things I need? Or should I go after the cause and effect relation to get them? So what was the question? Is marriage fate? We’ll elaborate on this issue, but it is too late for you now, man. You are 31 now. 🙂 Before talking about marriage, I need to elaborate on 3 concepts about fate: So we need to agree on them very well. The first concept is ETERNITY. Eternity… is NOT the endpoint of the past… so it can be confined within the body of matter… …and thus be appointed a mission or a necessity. What do we know about eternity in common? Misled by that series called Eternity. We call it past times. Eternity does not mean past times. So what does it mean? Eternity encompasses… the past, the present, and the future. It overlooks them from a higher point. Let’s analyze this sentence: Does eternity mean the past? No, it doesn’t. Eternity encompasses the past, the present and the future at the same time. To illustrate, At present, I am reading a book. What will I do in the future? Drink water. In the past, I talked on the phone. First, I talked on the phone. Now I am reading. Next, I am going to drink water. Suppose that I am holding a mirror. When I look at the mirror this close, I can only see the book. I mean the present time. When I hold this mirroe a little higher, its reflection angle will widen a bit, right. …and it will comprise a small part of the past in which I talked on the phone, …and a small part of the future in which I am going to drink water, ..and all of the present time. But if I take this mirror… and lift it to the eternity point, ,the directrices of the past, the present and the future all together, being all parallel lines, they all intersect at the eternity point. So I mean, what will happen if I lift this mirror to an infinite point? All these past, present and future points will look like one single point. Therefore, it is out of question to talk about time and space at that infinite point. Eternity does NOT mean before the past. It encompasses all 3 tenses together. So…did we all get the gist? (Summarizes) So it is not true to envisage a beginning point somewhere before the past and call it eternity. ??? (Summarizes again) Now let’s go to the second sentence. We all need to understand the first term very well before we talk about the second. The first one is ETERNITY. Second, fate is a sort of divine knowledge. Divine knowledge? Knowledge means something you know, right? You mean…does fate do nothing? Yes, friends. Fate is not the doer. Fate, or more precisely predestination, is about Allah’s eternal knowledge. The doer is not fate itself. How interesting. Fate is a sort of divine knowledge. Is fate the doer? No. Good. It means “knowing”.. For example, I know how you will stand up, right? But can I make you do it? I can’t. I just know it. That’s all. The sentence is the key. Pay attention to the second sentence now. Knowledge is subject to the known. Knowledge means knowing something. And the known means something we know. Knowledge depends on the known. Will you repeat, please? Knowledge is subject to the known. In short, We don’t act the way Allah prescribed our fate. Allah prescribed our fate so because He already knew how we would act. Clear enough? Let me give an example to this: I am a Maths teacher in a town called Bitlis. Bedir, I want you to be one of my students there. OK, let me make you feel in Bitlis. While we were walking down the side slops of Bitlis, I saw you, Bedir… …hop and hop in the moors on Bitlis like a gazelle. You feel it, too? Sorry for any inconvenient words. Bedir is one of my students in Bitlis. But he is one of his kind. He is prankish and naughty. You seldom come to my lectures. And whenever I see you, I ask you: What is 3 times 5? You say: 3.5. “Bedir, what is 2 times 2”? I ask. You reply: “While buying or selling?” You have no idea about what I am talking baout. I mean your Maths is terrible. I very well know with my Maths knowledge that Bedir’s Maths is terrible. Bedir bullies his classmates, He forces them to give him their money. He steals their Taso and play cards. He is one problem child. Psychologically and sociologically, he is bad to the core. He never studies, He never becomes a good boy. He is useless. So I want you to contemplate on this: I say to Bedir: “I am going to put you into a Maths test tomorrow.” Remember Bedir can’t add numbers. Psychologically looking, he is no good at all. But I … I will put him into a calculus test. After I say this, I write a big “zero” for his mark. But Bedir, I don’t let you see it. The next day, you come to class. He takes the test. He really can’t do the calculus. Then he scores zero. But then if I go and say to him: “Look, I have already given you a zero.” Can you say “I scored zero because of you.” He can’t. But how did I know that he would get zero? Of course, with all my partial knowledge of Maths, psychology and sociology. So if I really knew he would fail with all the partial knowledge there is to know about him, How can Allah, who knows everything there is to know about you… with his Eternal knowledge that encompasses the past, the present and the future, …ever not know what you are going to do in the future? Isn’t the sentence crucial? You don’t act the way Allah prescribed your fate. Allah knew how you would act. Thus He prescribed your fate accordingly. Let me give you one more example: There is a highway here. Two cars are coming. They travel without seeing each other. I go up a hill nearby and watch them move on. As a Mathematician, this car goes on at a specific speed. And so does the other one here. The distance, you determine it. They don’t see one another. Looking downwards from the hill, They will collide each other 1 hour 32 mins and 47 secs later. It is simple to know this, isn’t it? Just formulize it. And find the result. And 1 hours 32 mins and 47 secs pass. and these two cars collide. Then if I go down to the accident scene.. …holding a piece of paper on which the formula reads, and tell them: “You have collided with each other because I prescribed it.”, would it sound logical? Of course not. So what did I actually do? I guessed the collision with some knowledge I had in my disposal. Look, here is the thing: If… If they would have collided with each other according to my formula in the first place, I could have written down here like this: They are going to turn into cotton candies on the brink of collision. Would something like that come into exitence? No. That is to say, They didn’t collide because I wrote so. I wrote because I knew they would. This is the meaning of “Knowledge is subject to the known.” What was our first concept? Eternity. Did you get it? What was the second one? Knowledge is subject to the known. That means, We do not act the way Allah has prescribed. Because Allah knew with His Eternal knowledge that how we would act, He prescribed so. We get the second one, right? Now the third concept: The third one means a lot to me. It is “Limited willpower”. People usually misunderstand this Limited Willpower. Especially those who call themselves doomed. Allah did so and such to me. They commit a very deadly sin, unintentionally. So let’s take a look at “Limited Willpower”. Human’s willpower and decision-making power is rather feeble. How is our willpower, according to the definition? It’s weak. It’s simple. I am gonna talk about it soon. It is something relative. However, Allah the Almighty, ..has made that limited willpower… an ordinary preprequisite to His Ultimate WillPower. That is, Allah puts a simple prerequisite to every incident that He is about to create. So He means to say: O my servant! It is up to you to choose. But whichever path you choose, I will guide you to that. So the responsibility is yours. How do I put it? You have erected a 50 or 100 storey building. Next you put an elevator in it. On the first floor is a pool., On the second floor is a facility with a lot of cars in it. Third floor is such. So is fourth. On the top floor, there are beautiful women, delicious dishes, an amazing party and so on. But when you press the minus first floor button, the temperature is 100 degrees celcius down there. In minus two, the temp is 200 degrees celcius. In minus 3, the temp is 300 degrees celcius You get hotter and hotter as you go down. You put a system like this. So what can I only do with the willpower I have? To press the elevator button. This is limited willpower. I hit the 10th floor button. Did I create everything in the 10th floor? No. The doors? No. Dishes? No. Women? No. So who did? The one who erected that building there. Likewise, It is Allah swt who has created the Universe and all the events that shall take place. You role here is… to press the button of the elevator, using your willpower. For instance, you drip a little of black ink in a glass of milk, and all the milk is painted black. Likewise, you have a willpower inside of you. Allah puts that limited willpower into action so that you feel you have taken a part in it. This is how Allah creates all events. Veysel, will you please stand up? You can do it, man. Veysel, did “you” stand up? Yes or no? Don’t fake out. Did you do it or not? Was it you who stood up? You may sit down. In order that you can stand up, you need to have full control over the laws of thrust and attraction. It is a really appendant issue. In order that you can stand up, the Earth must keep rotating at a speed of 1670 kmph, and 108.000 kmph around the Sun, as well as 400 billion galaxies must keep orbiting without rotating each other. The carbon cycle must be in perfect condition. All fine tuned phemonema in the universe must maintain their perfect state forever more. In order that you can stand up, you need to know which skeleton system of yours you need to put into action. You also need to know how to use your leg muscles. You also need to have your nerve cells convey signals to your respective organs. Now tell me. Don’t fake out, man! Did “you” stand up? So all in all, You decided to stand up, and Allah created your stand up action. Without even knowing which muscles I need to use, ..how can I do that? So limited willpower is not even as effective as a blink of an eye. An inner desire… and Allah creates all actions…. in accordance with your willpower… …all resulting from your tiny little desire inside of you. We are about to finish our topic. What was our question today? Forgot it? Do you remember today’s question? You are going to marry soon. How can you? Is marriage fate? Stay with me. By that, what do we mean? Does Allah know that we are going to marry? Let’s be more precise. Does Allah know about these two people? Makes no sense, right? If someone who has full knowledge about the past, the present and the future, …knows about you, of course, marriage is fate. But i mean my friend’s good intention. Ok. I got it is prescribed. It is fate. But without me doing nothing, will she run into me all of a sudden one day? Or will I be able to meet her after I make all these efforts, struggling and challenging all hardships? There are two types of fate: The first one is arbitrary. (destiny) We hustle and bustle to make our livings. We get our money afterwards, right? It is about our choices. For instance, you try to stop a taxi with reciting a chapter in the Holy book, but you will fail to do so. Because this hand gesture is all it takes to stop taxi. This is destiny. That is, Allah swt has set you free in your decisions. Yet He fully knows what you are going to do. It would be nonsense if He didn’t. Second is… Predestination. Did you play any role in your birth? No. Your birth is predestined. What about your gender? Or your physical appearance? What will you look like? How tall will you be? These are all predestined. Allah swt creates your marriage process according to the arbitrary scheme of fate. I mean, it is all up to you and your decisions. But the thing is, Allah knows who you will meet. He just wants you to resort to casuality. But sometimes, Allah swt has so distinguished servants… …they are parts of the scheme of predestination. Even if they don’t move their fingers, either Allah will bestow them a very good life partner… …so that they thank Him a lot, or He will give them a marriage full of troubles and hardships… …so that they can be as patient as they can. It’s all well and good but what is it gonna be? Let me tell you. Consequently, these two are fate. After this conversation,… I don’t want to see Aydın go to your girlfriend’s older brother and say, “Will you be my children’s uncle?” Don’t do it! If you want to hold something warm, …hold a cup of tea for now. That is one of the mistakes that young people make. They want to hold hands to feel closer, right? But what they don’t realize is… …that they get farther. They could have thought this way: Allah swt,who knows how to put all those seeds in a single pomegrenate neat and tidy, also knows in whose heart He will place me. Just have full faith in Him. Or is it no good even if you tried? They could have said: You just can’t do it no matter how you have tried. But how least favorable it turns out to be. You say, it couldn’t have been any least favorable. Then you remember: If you put your trust in fate, no sorrow will knock your gate. Al-Fatihah for the love of Allah. Hayalhanem Presented… Translated by: Nizzy (I ask forgiveness from Allah for all mistranslations)

Cinsel Arzuların Açtığı Korkunç Hastalıklar

[müzik] şimdi sinan kardeşim günümüzün en büyük problemi mağlum dekolte sevdalara yakalanmış arkadaşların girdiği haram sevdalar ama bu haram sevdalar sadece haram sevda kalmıyor başka başka haram yollarada akış sağlıyor Mesela Bir Ayeti Kerimede Cenabı Allah şöyle buyuruyor İsra Suresinde Sinan kardeşim zinaya yaklaşmayın zira o hayasızlık ve çok kötü bir yoldur diyor şimdi bak burda problem şurası Sinan zinaya girmeyin giriş yapmayın şurda geri ayrılın bunları demiyor YAKLAŞMAYIN diyor. e neden yaklaşmayın diyor e çünkü insanın tabiatında var aslında tabiatda da bu var bütün orman yangınları küçük birer alevden başlar insan parmağını bu işe bulaştırdıktan sonra işin devamında kendisini çekemez hallere geliyor Bak Sinan ,şuuraltı müktesebatımız var yani bizim hafıza depo yerimiz bu şuuraltı müktesebatımızdan bizler kendimiz sorumluyuz her gün dışarıda fark etmeden binlerce on binlerce hatta milyonlarca haramın sürekli resmini çekiyoruz. resmini çektiğimizde artık hayellerimize karışıyor yani sen hangi günlük hayatta hangi hareketi yaparsan yap mutlaka ve mutlaka zihninin çektiği bu resimler, korteksine yerleşiyor. ve bir gün masa başında işini yaparken, arkadaşınla bir çay içerken tam dışarıda aile toplantısında bulunurken hiç farkına varmadan birden o resimler seni rahatsız ediyor hayallerinle beraber iliklerine kadar o günkü o haramları hissediyorsun şöyle, unutmamak lazım sinan bir insanın hayali ne kadar genişlerse ihityacı da o kadar artar mesela çocukluktan beri sadece muz meyvesini yemiş bir çocuk olsaydı bir karpuz ihtiyacı fazla olmazdı elma ihtiyacı nedir çilek neden olsun ama sürekli onun çeşidini artıran bir adam hayalleriyle beraber ihtiyacı da artıyor e bir haram sevdaya düşmüş ve kurtulmaya çalışan bir kardeşimi düşün ve bu kardeşim sürekli çeşitlerini artırdığında artık oturduğu yerde vücudu sürekli bir israfata ihtiyaç duyacak ve asrın hastalığı ortaya çıkacak tıp dilindeki adıyla mastürbasyon mastürbasyondan önce sinan şurayı hiç unutmamak lazım bazı hadislerde vaka şöyle geçiyor Allah (c.c.) bir memleketin helak olmasını isterse orada zinayı yaygınlaştırır diyo yani düşünebiliyor musun zinanın ne kadar fazla harama hatta helaka sebebiyet verebileceğini ve sinan şimdi hayaller genişledi ya e hayaller genişledi ihtiyaç da arttı ve zaten harama bulaşmış bir adam o an yanında maddi bir haram bulunmasa bile kendisini bir şekilde doygunluğa ulaştırması gerekecek ve bu şekilde bütün gençlerin arasında yaygınlaşan bu asrın en berbat illeti olan mastürbasyon illeti başlayacak olayın vehametini anlatabiliyor muyum bir insanın kendisine haram olan yani nikah düşebilen bir namahrem bakması insanda harama karşı olan hassasiyeti daha çok azaltmakta bir hassa kendisine ruhuna çeki düzen veremeyen insanlar bu harama girmeyi harama bakmayı git gide daha mübah görmekte ve kendisini sürekli buna alıştırmakta işte tam bunun sonunda insanın bünyesinde sinan maddi ve manevi bir çok aksaklıklar rol oynamaya başlar vücudunun bir bölgesinin kanser olduğunu düşün o kanser hücresi orayı yiyip bitirdikten sonta vücudunun muhtelif yerlerine sıçraya sıçraya metastas yapa yapa bütün vücudunu ele geçirecektir aynen öylede mastürbasyon denen o pis illet başta sadece 1 noktada seni rehin aldığını düşünebilirsin ama o illet metastas yapa yapa yapa yapa bir süre sonra bütün vücudunu rehin alacaktır e şunu soralım az önce zinay ile ilgili Ayetler okudum demiştin bu ayetleri neden okudun mehmet şu yüzden sinan kardeşim sürekli vücudu böyle bir illete alışan bir adam sence nereye gidip neyi arayacaktır ve sana işin çok uydurulmuş bir kılıfından bahsedeyim sinan kardeşim üniversitede bir çok gencin hayatında ilk defa atıldığı bi ortam var ilk defa gece 12 istediği yere gidebiliyor ve kimseye hesap vermek zorunda kalmıyor ve ilk defa 1 aylık bütün parayı yönetebilecek kadar para cebine giriyor e böyle bir insan nasıl bir şekilde nereye gideceğini bilmezse neler yapabileceği az önceki hayallerden bile taşabilir e böyle bir insan düşün ve bir kız arkadaş buluyor ilk defa yalnız kalabiliyor çayını demleyebiliyor istediği arzuları onunla beraber getirebiliyor bu insanın bir süre sonra vicdanından bir ses gidiyo ne yapıyorsun haram sevdaya bulaşıyorsun ahirette hesabını nasıl verceksin e çünkü biraz vicdanına girmiş evvelden din e böyle olunca vicdanı susturmak gerekirmi sinan e gerekiyo sence nası gerekicek formaliteden muazzam bir imam nikahı yapılır o imam nikahı ile vicdan susturularak bir süre rahatça zinaya devam edilir ve ardından ne olur çiftlerin maddi olarak birbirlerinden çıkarları biter e zaten maddi çıkar üzerine kurulmuştu bu sevda ve farklı bir şekilde hayat yollarına devam ederler e sinan şunu düşün bu kadar bedeni ve ruhu tahrip olmuş insanların acaba yeni bir evlilik kurmaları ve ardından çocuklarına miras bırakacakları bazı olgularında sence ne tür problemler ortaya çıkar ve bediüzzaman hazretleri bu konuda adeta asrın pedagog u gibi muazzam bir reçetede bulunuyor evet ehli islamda nazarı haram ziyadeleştikçe yani siz günlük hayatta baktıklarınızı kendinize mübah görürseniz ve bu baktığınız haramlar artarsa hevesat-ı nefsaniye heyecana gelip sizin ruhunuzda saklı kalan o hadiseler birden heyecana gelir vücudunda su-i istimalat ile israfa gider yani sürekli vücudunuz bir atık ihticayı hisseder haftada 1 kaç defa gusle mecbur olur ondan tıbben Kuvve-i hafıza sına zaaf gelir yani vücudunuzda sizin o mastürbasyon eylemiyle yaptıktan sonra vücudunuzun atığı vücudunuza şöyle bir zararda veriyor sürekli hafızanızda problem çıkıyor mesela lise talebesi kardeşlerim derslerime konsantre olamıyorum e bi deş altını sebebi bu olabilir mi aklımda okuduğum kitaplar kalmıyor vesair gibi ne kadar problem varsa mutlaka altında nazarı haram bulunmaktadır peki abi hastalığı teşhis ettik bunun tedavi yöntemleri var mıdır tabiki de vardır evvela evlenmeye gücü yetenler hemen hayırlı bir eş bulsun sinan senle konuşuyoruzda var mı aday maday e sende problem de yok ozaman, iyi şükür kardeşim çok yorulmuşum yaaaa hiç anlatamıyorum bile bide hiç bizim tarzımız değil ya yaptığımız çekim çok farklı bir tarz yani bizde şöyle , baba problemin mi var Cehennem de var [HA HA HA] bizim tarz dimi o an evlenmeyede gücün uygun değilse bir pilava kaşık batırmayı dene e belki aile anlar o da işe yaramıyorsa mutlaka oruç tutmalısın ve kardeşim gene bazı doktorların önerileri buda soğuk duş almakbu hisleri birazcık şey yapabiliyor yani biraz daha soğuk yerlerde yaşasan e buda bu işlerde daha makbul olabilir belki sinan şimdi işin problemli kısımlarına geldik kardeşim abi sen bu işin bedensel yönünü de anlattın ama ruhta ne gibi etkileri var ruhta öyle problemler oluşturuyor ki bu hastalık bir çok insanda bipolar bozukluklar oluşturuyor ne demek bipolar gündüz birden böyle neşeli olursun yani halay olsa başı çekeceksin aradan bir saat geçer bir bağlama sesine gözlerinden hüngür hüngür yaşlar akar aradan 2 saat daha geçer dünyanın en mutlu insanısındır herkes sana değer veriyordur aradan 1 saat daha geçer dünyada hiç bi kıymetin kalmamıştır okyanusun dibindeki kabuk gibi yapayalnızsındır insanın sürekli değişen bu halinin ergen kardeşlerde ve genç kardeşler en büyük sebeplerinden bir tanesi mastürbasyounun ruhlarına açtığı o derin bipolar bozukluklar biliyomuydun bilmiyo gibi bakıyosun da artık işe yarar bu arada deli olay dimi ruha bölye bir zarar vermesi gerçekten akıllara zarar o yüzden bırak artık 2. yi söylüyorum bu uygunsuz boşalım sürekli vücüdu ve ruhu tahrip etmek vücutta ve ruhta kabz hali denen bir hadiseye sebep oluyo arapçada aslanın pençesinde sıkışıp kalmak gibi bir şey bu illeti yapan kardeşlerim bilir vücütta israfat atıldıktan sonra birden ansızın ruh daralır sebebi ne nasıl ayağına diken batsa organik bir şey olmadığından vücudun tepki verir işte bu yapılanda ruhun organızmasını çok bozuyo bi sinan bu yüzden vücut tepki veriyor ,ne yapıyıor ruhunu daraltıyor kalbini sıkıştırıyor en dirayetli insan için 10 – 15 dk olucak zevkin neticesi 15 saat 15 gün 15 hafta ve devam sürecinde 15 yıl daha sonra sonsuz hem dünya hayatı hem Ahiret hayatında mükemmel bir bozukluk sinan geçelim 3.ye evlenen çiftlerin sadece bedeninin birleşmesi bir evlilik sadeti getirmez sinan bedenlerle beraber 2 ruhun da aşk ve sevgiyle birleşmesi lazımdır düşüne biliyormsun ihtiyaç sadece beden ciyetinde olsaydı 15 dk sonra paylaşıcağın hiç bir şey kalmaz ve bu eylem sadece bir su içmek gibi alışkanlık olacağından 15 dk sonra 2 cihanını birleştireceğin eşinin gözünde hiç bir kıymeti yok işte sinan bu sevgi cevherini körelten en büyük illetin biri mastürbasyon kardeşim az önce konuştuk sinan tekrar hatırlatmak istiyorum mastürbasyonun çok ciddi problemlerinden biride hafızayı mahveder dikkatsizlik ve unutkanlığı senin ikiz kardeşin gibi yapar buna düşkü bir insanın bir şeyleri ezberlemesi imkansızlık derecesine çıkar artık yada ezberlediğini zannetsede bir anda çabuk unutur lan Cehennem var sinan bu arkadaşların dikkat dağınıklığının sebebi de budur ve okuduklarını da hiç kolay anlayamazlar bunun için mastürbasyona düşkün kardeşler varsa derslerinde de çok büyük problem çekmeye başlarlar mastürbasyon doğrudan doğruya bir hastalığa vesile olmasa bile dolaylı olarak çok büyük problemler oluşturur bel gevşekliği denilen o illete tutulurlar ve evlilik hayatları çok ciddi problemlerle devam eder işin kötü yanı ne biliyor musun ? evlendikten sonrada bırakamazlar bu alışkanlığı neticede eşler birbirinden uzaklaşır ve evlilik hayatı e bu işin devamı e bide çocuğu düşün oooofff ooofffff unutma güzel kardeşim evlilik namaza benzer niyet edilince sağa sola bakılmaz az önce izlediğiniz video belkide bundan uzun zaman önce 3 tane üniversiteli gencin sadece bir hayaliydi ama baktığınız zaman şuan hayaller belkide hayalhanem oldu eğer bu video size kadar ulaşmışsa belkide daha fazla insana ulaşması lazım eğer ulaşmasını isterseniz alt da görünen beğen butonuna basmanız bizim için çok önemli ve bunun yanında eğer bu videoyu da paylaşırsanız belki sizin gibi başka birine daha ulaşabiliriz bizi izlemeye devam edin [MÜZİK]


Almanca

(Musik) So Sinan mein Bruder, das größte Problem heutzutage ist bekannt, die verbotenen Liebesbeziehungen, die von Feunden, die sich die Dekollete Leidenschaft eingeholt haben, eingegangen werden. Aber diese verbotenen Liebesbeziehungen bleiben nicht nur solche, sie sorgen auch für andere verbotene Wege. Zum Beispiel in einem Koranvers befiehlt Allah Folgendes In der Isra Sure, Sinan “Und nähert euch nicht der Unzucht. Gewiß, sie ist etwas Abscheuliches – und wie böse ist der Weg”, sagt Er. Das Problem ist folgendes, Er sagt nicht “Kommt nicht in die Unzucht”, “Tretet nicht in sie ein” oder “Trennt euch wieder”. Er sagt “NÄHERT EUCH NICHT”. Warum sagt er “Nähert euch nicht”? Weil dies in der Natur des Menschen liegt, Eigentlich liegt auch dies in der Natur; Alle Walbrände fangen mit jeweils einer kleinen Flamme an; Sobald der Mensch mit dieser Angelegenheit in Kontakt gerät, kommt er in Situationen, in denen er sich selbst nicht mehr erträgt. Wir haben ja vom Unterbewusstsein erlangte Informationen, in unserem Gedächtnis gespeichert, für diese Informationen unseres Unterbewusstseins sind wir selbst verantwortlich. Jeden Tag sehen wir draußen Tausende, Zehntausende; sogar Millionen von verbotenen Sachen ohne es zu merken, und wenn wir es sehen mischt es sich unter unsere Träume. Also landet alles, egal was du jeden Tag tust, was dein Geist aufnimmt, in deine Großhirnrinde(Cortex). Und während du am Schreibtisch arbeitest, mit deinem Freund einen Tee trinkst, oder bei einem Familientreff draußen bist, stören dich auf einmal, ohne dass du es merkst, diese Bilder. Mit deinen Träumen zusammen spürst du das Verbotene dieses Tages bis zu deinem Knochenmark, Sinan, man sollte nicht vergessen je mehr sich die Träume ausweiten, desto stärker wird das Bedürfnis. Wenn jemand seit seiner Kindheit nur Bananen gegessen hat, hat er nicht so ein großes Bedürfnis auf Wassermelonen. Jemand der die Sorten stets vermehrt und Äpfel und Erdbeeren kennt, wird auch zusammen mit den Träumen erhöhte Bedürfnisse haben, Stell dir einen Bruder vor, der in eine verbotene Liebesbeziehung verfallen ist und sich befreien will. Der Körper des Bruders wird, wenn er ständig seine Sorten vermehrt, auch beim Sitzen ein unnötiges Bedürfnis verspüren. Und es entsteht die Krankheit des Jahrhunderts, die medizinisch folgendermaßen genannt wird: Masturbation. Bevor wir darauf eingehen sollte man dies nicht vergessen Sinan, in manchen Hadithen (Überlieferungen) wird von dieser Begebenheit so berichtet. Wenn Allah will, dass ein Volk verdirbt, wird er dort die Unzucht verbreiten. Kannst du dir vorstellen, in was für einem Ausmaß Unzucht zu Verbotenem und sogar zu Verderben führt? Sinan wir haben nun angenommen, dass die Träume sich ausgedehnt haben, durch die Ausdehnung ist auch das Bedürfnis gestiegen. Der Mann war schon mal mit Verbotenem in Kontakt, d.h., selbst wenn neben ihm nichts Substantielles ist, was verboten ist, wird er gezwungen sein irgendwie Sättigung zu erreichen. So wird die schlimmste Angewohnheit des Jahrhunderts, die sich unter allen Jugendlichen verbreitet, die Angewohnheit der Masturbation anfangen. Kann ich die Vehemenz (Heftigkeit) der Sache erklären? Das Ansehen einer Person, die für einen selbst haram ist, also jemand, mit der die Heirat möglich wäre, verringert die Sensibilität eines Menschen für das verbotene. Vor allem Menschen, die sich und seinen Geist nicht zusammen reißen können, werden im Verlauf das Verbotene zu tun und es anzugucken als zulässig sehen und sich daran gewöhnen. Und genau am Ende dessen spielen im Körper des Menschen viele materielle und geistige Defekte eine Rolle. Stelle dir vor, dass ein Gebiet deines Körpers krebskrank ist, die Krebszelle wird, nachdem sie sich dort durchgefressen hat, diverse Orte deines Körpers ergreifen und Metastasen verbreiten. Sie wird deinen ganzen Körper in die Hand bekommen und genau so könntest du denken, dass diese dreckige Krankheit namens Masturbation dich nur an einem Punkt als Geisel nimmt, aber diese Krankheit wird durch das Verbreiten von Metastasen nach einer Zeit deinen ganzen Körper als Geisel nehmen. Nun lass mich dies fragen, ich habe gerade erwähnt, dass ich Koransuren über Zina (Unzucht) gelesen habe, “Warum hast du dies getan, Mehmet?” Deshalb Sinan: Was denkst du, was ein Mann, der sich so etwas angewöhnt hat, suchen wird und wo? Und lass mich dich von einem oft angepassten Fall dieser Angelegenheit erzählen, Sinan, In der Universität gibt es ein Milieu, in das sich viele Jugendliche zum ersten Mal im Leben begeben. Zum ersten Mal kann er nachts um 12 hingehen, wohin er will und muss bei niemandem Rechenschaft ablegen, zum ersten Mal kriegt er so viel Geld, dass er damit einen ganzen Monat auskommen kann. Wenn so ein Mensch nicht weiß wie und wohin er gehen soll, könnte das, was er tun wird selbst seine Träume überragen. Stell dir so jemanden vor und er findet eine Freundin, er kann zum ersten Mal alleine mit ihr bleiben, seinen Tee kochen, er kann seine Wünsche mit ihr zusammen bringen. Nach einer Weile meldet sich das Gewissen dieser Person: “Was machst du, du gerätst in Kontakt mit verbotenen Beziehungen, wie willst du im Jenseits Rechenschaft ablegen?” Denn die Religion hat sich früher in das Gewissen eingenistet. Ist es nötig, das Gewissen zum Schweigen zu bringen, wenn dies passiert Sinan? Dies ist nötig, und zwar wie? Auf formaler Ebene wird eine beachtliche religiöse Ehe geschlossen, mit der religiösen Eheschließung wird das Gewissen zum Schweigen gebracht und man kann gemütlich mit der Unzucht fortfahren. Was passiert danach? Die materiellen Profite des Paares durch sich gegenseitig lösen sich auf, denn diese Liebe wurde auf Basis materieller Vorteile aufgebaut. Und sie führen auf verschiedene Arten ihren Lebensweg weiter. Stelle dir vor Sinan, was für Probleme könnten enstehen, wenn Menschen, deren Körper und Geist auf diese Weise zerstört sind, eine neue Ehe schließen und später ihren Kindern ein Erbe hinterlassen? Bediüzzaman Said Nursi gibt zu diesem Thema ein enormes Rezept, als sei er der Pädagoge des Jahrhunderts, Ja, je mehr die verbotenen Taten unter den Moslems vermehren, also ihr das, was ihr im Alltag seht, für zulässig haltet und das Gesehen sich vermehrt, desto mehr kommen die Wünsche eurer Triebe in Aufregung und die in eurer Seele versteckten Geschichten kommen auf einmal in Aufregung und gehen mit der Unzucht in Verschwendung, also verspürt euer Körper ein Entsorgungsbedürfnis. Es wird nötig ein paar Mal in der Woche Ghusl (große rituelle Waschung) durchzuführen. Dadurch wird das Archiv des Gehirns geschwächt. Also schädigt der “Abfall” eures Körpers nach der Masturbation euch auch im Sinne davon, dass Probleme bei eurem Gedächtnis aufkommen. Zum Beispiel unsere Brüder, die in die Oberstufe gehen und sich nicht auf den Unterricht konzentrieren können, könnte dies der Grund sein? Ich kann mich nicht an die Inhalte der Bücher, die ich lese, erinnern etc…was es auch für ein Problem ist dahinter steckt meist “nazari haram” (Unzucht). Nun haben wir die Krankheit diagnostiziert, gibt es auch Therapiemöglichkeiten? Natürlich gibt es sie, Zu erst sollten diejenigen, die in der Lage sind zu heiraten, eine gute Frau finden. Sinan, wir reden ja gerade, gibt es bei dir eine Kandidatin? Dann gibt es bei dir ja kein Problem, gut Gott sei Dank. Ich bin total erschöpft, ich kann nichts erklären. Es ist ja gar nicht unser Stil, also die Aufnahme ist ja von einer ganz anderen Art, bei uns ist es so “Papa, hast du ein Problem? Es gibt auch die Hölle”. (HA HA HA) unser Stil, oder? Wenn du zur Zeit keine Möglichkeit hast zu heiraten, dann versuch es damit, deinen Löffel in den Reis zu stecken (türkischer Brauch;signalisiert Heiratswunsch), vielleicht versteht es die Familie. Wenn aus das nichts nützt, solltest du definitiv fasten, eine Empfehlung von Ärzten ist kaltes Duschen – kann diese Gefühle etwas lindern, wenn du in etwas kälteren Orten lebt…das kann möglicherweise bei diesen Angelegenheiten angenehmer sein.00000000000000 Sinan, nun sind wir an den problematischen Abschnitt der Sache angekommen, “Du hast jetzt auch die körperliche Seite der Angelegenheit erklärt, aber was für Effekte gibt es in der Seele?” In der Seele werden solche Probleme durch die Krankheit entwickelt, sodass bei vielen Menschen bipolare Defekte auftreten. Was heiß bipolar? Tagsüber bist du plötzlich gut gelaunt, also wenn die Leute Halay tanzen würden, wärst du das Oberhaupt (ganz vorne am tanzen). Eine Stunde später weinst du, während du Musik hörst, weitere zwei Stunden später bist du der glücklichste Mensch auf Erden und jeder schätzt dich, eine Stunde später hast du keinen Wert in dieser Welt, Du bist so alleine wie die Muschel auf dem Meeresgrund. Einer der größten Gründe für den ständigen Wechsel des Zustandes des Menschen bei pubertierenden und jungen Brüdern sind die bipolaren Defekte, die die Masturbation in der Seele verursacht. Wusstest du das? Du siehst so aus, als hättest du es nicht gewusst. Von nun an wird es dir etwas nutzen, apropos es ist eine durchgedrehte Angelegenheit, dass es der Seele so schadet, wirklich unglaublich. Deswegen haben wir schon aufgehört, Nun zum zweiten Punkt, dieser unangemessene Abfluss, das kontinuierliche Zerstören des Körpers und der Seele, sorgt beim Körper und der Seele für Beklommenheit und Kummer. Im arabischen ist es sowas wie in der Klaue eines Löwen erdrückt werden, meine Brüder, die diese Angewohnheit ausüben, kennen sicherlich diese plötzliche Einschnürung des Geistes, nachdem der Überfluss des Körpers abgeladen wurde. Was ist der Grund? Genau so wie dein Körper reagiert, wenn ein Dorn in deinen Fuß sticht, weil es nichts Organisches ist, so beschädigt auch diese Tätigkeit den Organismus der Seele, Deswegen reagiert dein Körper. Was passiert? Dein Geist schnürt sich zusammen, dein Herz wird erdrückt. Für den aufgewecktesten Menschen ist das Ergebnis einer 10-15 minütigen Vergnügung 15 Stunden 15 Tage 15 Wochen und im weiteren Verlauf 15 Jahre noch später für immer sowohl im diesseitigen Leben als auch im Leben des Jenseits ein hervorragender Defekt. Sinan, nun gehen wir über zum dritten Punkt, die alleinige Vereinigung der Körper eines verheirateten Paares führt nicht zum Glück der Ehe, es ist nötig, dass neben den Körpern auch die zwei Seelen sich mit Liebe vereinen. Kannst du es dir vorstellen, wenn das Bedürfnis nur auf körperlicher Ebene wäre, gäbe es nach 15 Minuten nichts mehr zu teilen, da diese Tätigkeit lediglich wie das Wasser trinken zu einer Gewohnheit wird, hat es nach 15 Minuten keinen Wert für deine Frau, für die du zwei Welten vereinst. Und Sinan, eines der größten Angewohnheiten, die das Wesen der Liebe verkümmern lässt, ist die Masturbation, wir haben gerade davon geredet Sinan. ich will euch erneut daran erinnern, ein sehr ernstes Problem der Masturbation ist, dass es das Gedächtnis zerstört. Es macht Unaufmerksamkeit und Vergesslichkeit zu deinem Zwillingsbruder, Einem Menschen, der dieser Tätigkeit verfallen ist, wirkt das Auswendiglernen von Sachen nahezu unmöglich. Oder er denkt, dass er es auswendig gelernt hat, doch vergisst es sehr schnell. Alter, es gibt die Hölle, Sinan, der Grund für die Zerstreutheit der Aufmerksamkeit dieser Freunde ist dies und auch das was sie lesen, verstehen sie nicht leicht. Deshalb fangen Brüder, die der Masturbation verfallen sind, an sehr große Probleme mit ihren Schulaufgaben zu ertragen, Selbst wenn Masturbation nicht direkt zu einer Krankheit führt, schafft sie indirekt große Probleme. Sie sind betroffen von der Angewohnheit des vorzeitigen Samenergusses und das Eheleben wird mit sehr ernsten Problemen fortgeführt, weißt du was die schlechte Seite der Sache ist? Auch nach der Heirat hören sie nicht auf mit dieser Angewohnheit, infolgedessen entfernen sich die Partner, denk da auch noch an das Eheleben, die Fortsetzung der Sache, und dann noch das Kind, Oh Oh. Vergiss es nicht mein schöner Bruder, die Ehe ähnelt dem Gebet, wenn man die Absicht hat, guckt man nicht nach rechts oder links. Das Video, das sie gerade gesehen haben, war vielleicht vor langer Zeit nur der Traum von drei jugendlichen Studenten. Aber wenn sie es sehen sind die Träume vielleicht hayalhanem geworden Wenn dieses Video Sie erreicht hat, sollte es vielleicht mehr Menschen erreichen. Wenn die wollen, dass es mehr Menschen erreicht, ist es für uns wichtig, dass ihr uns einen Daumen nach oben gibt, und wenn ihr davon abgesehen dieses Video teilt, erreichen wir so wie sie womöglich noch jemanden. Guckt weiterhin unsere Videos. (Musik) VIH VIH DI DI DI VIH VIH VI VIH VIH VI VIH DIRI RI DIT DIRI RI RI RI VIH VIH DI RI RI VIH VI VIH VIH XD

DÜĞÜN MASRAFINA SON! -Gençler Mutlu Olsun

Düşünebiliyor musunuz genç kızlarım, genç kardeşlerim, Mü’min kardeşlerim, bacılarım, bir evlilik yapacaksınız. Bu evliliğin size lazım olan yatak odası, mutfağının masrafı 10’sa, şu ne der, bunlar ne der, filancaya bohça verdik, filancaya hediye verdik, düğün kartı yaptık masrafı 20 olacak. Evliliği yapan siz, keyfini süren, sizi esir alan çevreniz olacak. Ondan sonra da o evlilikten mutluluk bekleyeceksiniz. Bizden önceki nesiller samanlıkta sarayda yaşar gibi yaşadılar, şimdi saray gibi evlerde mahkeme günü bekleyen karı kocalar var. Esaret bu işte. Kimin kiminle evleneceği, düğününü nasıl yapacağını bile kararlaştırma hakkı olmayan bir dünyada yaşıyorsunuz. Eş adayları razı, tamam, böyle yapalım, resmi işlerimizi bitirelim, duamızı alalım gidelim, olmaz! Ne yapıyorsunuz siz! Ya evlenen siz misiniz, gençler mi? O gençlerin evliliğinden geçince kapitalist kafa var. Kapitalizm hep para değil. Çevre faktörü de bir kapitalist anlayıştır. Ne der komşulara ne deriz biz? Ne dersen de! Dilsiz kalasın! Bekar bıraktın genci. Hürriyeti arıyorum, hürriyeti. Genç kardeşlerim, hür olmadıkça paranız da işe yaramayacak, diplomanız işe yaramayacak!

Evlenme teklifini kabul etmeyen vebale girer mi? / Bir fetva

Bismillâh elhamdülillah. Vessalatu vesselamu alâ Resûlillah. Evlilik yaşında genç bir kız, evlilik tekliflerini geri çevirerek günaha girmiş olur mu? Hiçbir kız, teklifi kabul edip evlenmeye mecbur tutulamaz. Ne annesi babası mecbur tutabilir, ne de akrabaları böyle bir baskı yapabilirler. İstediği zaman evlenir, istemediği zaman da evlenmez. Evet evlenmek, vakti gelince geciktirmeden evlenmek daha üstün olandır ama, farz değil, vacip değil, genç kız için. Özellikle de, dini zayıf, ahlaki sorunları olan, aile geçindirmekte problem oluşturacak kadar tembel olan, veya çok fazla gezi yaptığı için, evinde hanımını yalnız bırakacak karakterde birisi ya da eli sopalı diye denebilecek çapta kadını ezecek bir evlilik teklifi yapan adamı, bir bayan geri çevirmekle hiç yanlış bir iş yapmış olmaz. Asıl olan vakti gelince evlenmek, ama her kız istediği, beğendiği, razı olduğu biriyle evlenmelidir. Açık hadis-i şeriflerde talimatı böyledir. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimizin. Velhamdülillahi Rabbi’l-âlemin.

Evlilik rızkı arttırır ama ne zaman? / Bir fetva

Bismillâh elhamdülillah vessalatu vesselamu alâ Resûlillah. Evlilik zenginlik getirir sözü doğru mudur? Doğrudur çünkü ayettir. Nur suresinin 32. ayetidir. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’in 1655. Tirmizi hadisinde, evlilere, evlenenlere Allah’ın yardım edeceğine dair haberi vardır. Dolayısıyla evlilik, zenginlik getirir. Ama mobilya evliliği değil, şöhret evliliği değil, şehvet evliliği de değil. Allah için, Allah’ın rızasını kazanmak için cihad mantığı ile yapılan, evlilik için geçerli bu. Velhamdülillahi Rabbi’l-âlemin.