Namaz Kılamıyorum Diyorsan Akıl Almaz Çözüm

Dinliyoruz. (Kahkaha) Kimi çok seviyon? Beni çok seviyon mu? Çikolata verdiğim için çok seviyon di mi? Deme (Kahkaha) Şş.. Bir şey soracağım Yiğithan Bu kırmızıyı giymeyecektin hani? Adı ne bu taktığının? Con… (Kahkalar) Şşt.. Yiğithan Bugün sümüğün yok mu? + Var mı? – Var. Geçen gün ne sildin ama be! Yiğithan bir şey soracağım sana. Senin peygamberin kim? Haa.. Şöyle.. Adam ol. Peki sen bir Allah’a inanıyon di mi? Deme? (Kahkaha) İnanıyon di mi gundi? Peki Yiğithan? Şimdi ikinci dersimiz namaz. Olmaz değil, namaz. (Gülmeler) Yiğithan namaz kılmayan abilerine bir şey demek istiyor musun? Söyle bakayım. Vay Allah senden razı olsun. Şşt.. Ben gidiyom ha, odaya gidiyom. Gel çikolata vereyim. Yıldırım Beyazıt zamanında Yıldırım Beyazıt bir tane Sırp kralın kızıyla evleniyor. Tabi kız müslüman olmuyor. Çok da entrikacı bir kız. Yıldırım Beyazıt’a biraz sorunlu birkaç yıl geçirtiyor abi. Tabi Yıldırım Beyazıt, Caner (oradakilerden birine hitap etti), ondan sonra biraz üzülüyor. Belki biraz gönlü üzülüyor, daralıyor. Ve.. yani bunlardan kimi tarihçiler af dilemek için kimi tarihçiler tövbe için diyor, Bursa Ulu Camii’yi yaptırıyor Yıldırım Beyazıt. Şu anki o meşhur Bursa Ulu Camii’ni Tabi cami yapılırken çok çok önemli bir hadise var. Camide çalışan ne kadar adam varsa tek bir yerden ekmek yiyorlar: Somuncu Baba’dan. Tek bir yerden Mehmet abi. Neyse… Cami yapılıyor, çalışıyorlar. Ekmek tek yerden geliyor. Sadece Somuncu Baba’dan. Neyse cami bittikten sonra Yıldırım Beyazıt, Molla Fenari’yi çağırıyor. Emir Buhari’yi çağırıyor. Bunlar inanılmaz zâtlar… Yani alleme-i cihan abi. Bu Molla Fenari, Emir Buhari… Efsanevi isimler. Çağırıyor yanına. İşte cami bitmek üzere, şöyle bir Cuma’dan sonra vaaz verin diyor. O zaman namazdan sonra vaaz dediğin iki saat, üç saat, dört saat abi… Yani insanlar aç, daha o kadar kopmamışlar. Ahir zamanın şiddetini yaşamamışlar. Üç saat, dört saat vaaz. Sonra Molla Fenari diyor ki, ”Padişahım bize düşmez.” diyor. (Padişah) ”E nasıl düşmez? Kime düşecek ya?” diyor. ”Bir kutb-u azam var Somuncu Baba diye, ona düşer.” diyor. Abi tevazuya bakar mısın? Biz bir tane şöyle meşhur biri, bir bürokrasi… şöyle böyle biri gelsin de resim çektirelim diye milleti ezeriz. Padişah, koca Padişah yanına çağırıyor.. ”Bana düşmez, ona düşer.” diyor. Böyle bir tevazu Mehmet abi, akıllara zarar. Elhamdülillah ya.. Molla Fenari diyor, Somuncu Baba’ya düşer diyor.. Neyse Padişah diyor, madem öyle ikna edin diyor. Alttan giriyorlar, üstten çıkıyorlar. Tabi Somuncu Baba sırrı faş olsun istemiyor. Yani insanlar onu ekmek dağıtan mübarek bir mümin diye bilsin istiyor. Böyle evliya —-… sırrı faş olsun istemiyor abi. Neyse diyorlar ya belli olmaz, şöyle olmaz, böyle olmaz… Somuncu Baba’yı ikna ediyorlar. Somuncu Baba Cuma’dan sonra çıkıyor. Fatiha’nın tefsirini yapıyor, 7 mertebede. Birinci mertebede anlatıyor. Fatiha’yı şerh ediyor. İkinci mertebe anlatıyor, üç anlatıyor, dört anlatıyor, beş anlatıyor derken derken Molla Fenari tutamıyor kendisini. Cemaatin arasında, halkın arasında ayağa kalkıyor. ”Vallahi,” diyor ”Ben böyle şey görmedim.” diyor ”Biz yıllardır okuruz, araştırırız. Şu Fatiha’nın üçüncü mertebesinden öteye gidemedik… …Bu nasıl bir kutb-u azamdır böyle, 7 mertebe birden çıktı!” diyor. Somuncu Baba, ”Eyvah! Sırrım faş oldu.” diyor. Birden hızlıca hutbeyi irhaz ettiği kürsüden iniyor ve ondan sonra herkes yemin tillah ediyor ki… Ulu Cami’de kaç kapı var? Dört kapıdan birden bekliyorlar hangisinde çıkar diye. Ve dört kapıdan birden her biri yemin tillah ediyor biz Somuncu Baba’nın elini öptük diye. Bir anda 4 kapıdan birden çıkıyor… O zamanlar insanlar aman bana makam vermesinler, mevki vermesinler, fakir bir somuncu bilsinler diye sürekli kim üste gelirse onlar kaçıyor. Biz bu zaman, ahir zaman olduğundan maalesef Mehmet abi, tam zıttını yapıyoruz. Yani ne kadar teveccüh var, aman daha fazla üstüme alayım. Aman başkası almasın. Ve bu da bizde git gide git gide amellere güvenmeyi oluşturuyor. Ucub diye bir kelime duyan var mı? Ucub. İslam terminolojisinde çok mühim bir kelime. Duydunuz abi hiç ucub? Var mı abi bilen anlamını? Yeni kardeşlerden rica edeceğim. Var mı? Duydunuz mu hiç kardeşim? Bektaş? Ha duydun mu? Ne anlamı? Oturanlardan biri: Derste duymuştuk çarşamba şimdi şey de yanlış da olmasın. Ee anlamı ne? Korkuyla ilgili bir şey. Ha yooğ. Ohoo oğlum… Yunus’un dersi di mi bu? (Gülüşmeler) Ohoo 😀 Yavrum benim. Doğan söyle kardeş. Doğan: Abi ameline güvenmek Adamsın. Amele güvenmek demek ucub. Yani bizde bu asrın hastalıklarından biri – Yunus iyi dinle. Kelimeleri yanlış nakletme sonra Amele güvenme ucub hastalığı var Muhammed abi. Yani adama baktığında ahiretle ilgili bir mesele açıyorsun ve meselenin ikinci cümlesi ”Ya biz zaten şerif soyundanız.” , ”Biz zaten seyid soyundanız.” + Kardeşim sen namaz kılıyor musun? – Ya ben bir hanım aldım. Gece gündüz.. Seccadeye böyle yapıştırdım karı kalkmasın diye. Gece gündüz… Yani nasıl — nasıl kılıyor biliyor musun? Günde kaç tane- Ya biz Kabe Tv sarılıp uyuyoruz böyle evde. + Peki sen namaz kılıyor musun? – Yav ben kılamıyorum, biliyor musun? + Sebep? Sağlığında sorun vardır. İşi gücü çok yoğundur. – Yav 200 tane adam bakıyorum. Rızık kapılarını mı kapatayım? Bir de rezzak oldu. Bir de rezzak oldu hakikaten. Bizde ucub denen bir hastalık var ve bu hastalık çok sıkıntılı. Bu hastalık imandan sonra en çok vurduğu yerlerden bir tanesi namaz oluyor. Bunların en büyük sebebi Kur’an’ı okuyup içindeki emirleri uygulamaya tenezzül etmiyorlar bir zahmet. Kur’an’ı okumak sünnettir. Anlamak FARZDIR. Ne oldu o emirler? Kime geldi o emirler? Kime inecek o emirler abi? Bu azap sureleri kime geliyor? Kim için yazılmış? Biz cenaze namazının arabasının arkasına bile merhum yazıyoruz yani. Ne demek merhum? Allah’ın rahmet etmesi demek. Nereden biliyorsun o adamın akıbetini? Yani bu kadar amele güvenilir mi? Bu kadar ucub olur mu? Yani bu azap ayetleri kime indi? Az önce konuştuk… Uhud’ta bin kişiden peygamber görmüş üç yüz münafık dönüyor ya. Bin tanenin üç yüzü. Onda üç demek bu rakam. Bunlar Peygamber aleyhisselamı görmüş adamlar. Sen ben ne ya? Sen ben tebliğ etmişsin, kimsin ya peygamberin yanında? Peygamber görmüş adamlar Mustafa Hoca. Binde üç yüzü dönüyor bu adamların, münafık olarak. Sen neye güveniyorsun? Daha namaz yok yani.. masaya oturduğunda sahabelerin üstü bir adamsın. Masada hiçbir şey bırakmıyorsun. Amele baktığında başını secdeye eğdirmeyen iman neyine yarayacak? Ahirette nasıl kurtaracak? Ya bu namaz bu kadar kötüye atılabilir mi? Bu kadar kuytuya atılabilir mi? Üstad diyor ki, her günahta küfre giden bir yol var diyor. Yani bugün dişin çürüdüğünde bir anda çürümüyor dişin. Bir mikrop geliyor, bakıyor, buraya yuva yapılır diyor. Diğerlerine de referans oluyor Seydi abi. Diğer mikroplar geldiğinde dişi iptal ediyor. Amelde güzellik de aynı şekilde. Bir güzellik diğerine referans olur normalde İslam’da. Yani bir adam namaz kılıyorsa düzgün, içinden zekat verme isteği gelir. Onu da güzel yapıyorsa şu komşuma tebliğ edeyim isteği gelir. Onu da güzel yapıyorsa ”Ya bugün Rabbimi tanıyacak, marifettullah ilmiyle — bir kitap daha okuyayım.” isteği gelir. Bizimki Ali Veli Osman namazı kılıyor, yarın faizde. Namazı kılıyor, ertesi gün iftiranın, gıybetin… Ya bu esnaf abiler… Yani muhabbet ediyorum da bazen… Sizleri tenzih ediyorum. Yani herkesi tenzih edeyim, ortaya atayım. Bir kıyafet.. kime giyilirse artık. Yani o namaz ikame edildikten sonra mal satılırken o kadar yalan söylenir mi üç kuruş için? Olur mu yani bu? Yani o işleriniz için söylediğiniz yalanlar ne demek biliyor musun? Benim namazım olmamış demek. Zaten ayette namazını ikame et diyor, kıl demiyor. Namaz tam olsa işin devamında silsile silsile evleneceğin eşin doğru seçilmesine, çocuğunun ahlakına kadar Yani ulaşmadığı, elinin yetmediği hiçbir şey olmaz. Ama bizde ucub var. Amele güveniyoruz. Neyi unutuyoruz? İslam’ın temel disiplinlerini unutuyoruz. İslam öyle bir dindir ki Seydi abi, bir köleyi (yanlış anlamadıysam) birey yapar. Peygamber amcasını Ebu Leheb yapar. Sen neye güveniyorsun? İslam budur abi ya. Yani Cenab-ı Allah bunları anlayalım diye beş tane duyu veriyor. Biz hala başka noktalarda ısrar ediyoruz. İmandan sonraki en mühim hakikat: namaz ya namaz. Yani birazdan.. bugün çok ağır ders okuyacağız. Yani biraz insafın varsa gece rahat uyuyamayacaksın bugün Gökhan. Sadece namaz kılmayan değil, boş kılanlara da bugün çok laf gidecek. Yani.. Hele iki tane hadis sakladım heybemde. Benim aklım çıktı abi bakalım sizin ne olacak yani? Ama dünyayı yaşayayım ondan sonra öleyim. Yanımda biri namaz kılar, yanımda biri Kur’an okur. Yani bir adam trafik kazasından ölse yanına gidip trafik kurallarını hatırlatsan olur mu? E sen dünyada Kur’an’ı yaşamamışsın. O Fatiha’nın sana faydası olur mu? Yanında bin tane namaz kılsalar Fatih, faydası olur mu ondan sonra? Olmaz abi. Ama biz güveniyoruz abi… Ben öncelikle bir şey söylemek istiyorum. Namaz kılamıyorum lafına ben inanmıyorum Muhammed abi. Ben niye inanmıyorum? Çünkü ben Allah’a inanıyorum. Allah Bakara Suresinde diyor ki, Allah kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez diyor ayette. Yani ne yok diyor Yunus? Teklif-i mala yutak.. Yutmaktan aklınızda kalsın. Yutacağından fazlasını, yani yükünün üstünü Cenab-ı Allah birisine yüklemez diyor. Ama sen hala diyorsun ki ben namaz kılamıyorum. Şimdi soruyorum… Turgay abi sana sorayım. Allah kılabilirsin diyor, o da ben kılamıyorum diyor. Kime inanıcan? Hangisine inanmak istiyorsun? Hadi öbürüne inan da şirke depar at. Hangisine inanmak istiyorsun? Ben de Allah’a inanıyorum. O zaman namaz kılamıyorum lafı namaz günahının üzerine bir de yalan oluyor, bir de Allah’ı tenkide giderse iftira oluyor. Cenab-ı Allah, abicim günlük kaç nefes aldığımızı biliyor değil mi? Sorun yok. Peki kaç yaşına kadar yaşayacağını biliyor mu? Biliyor. İleride kiminle evleneceğini? Kaç kere hastalanıp hangi hastanelere gideceğini? Vücudunda kaç tane hücrenin seyredeceğini? Saçının ne kadar uzayacağını ve ölene kadar kaç defa kestireceğini? Kaç şehir gezeceğini ve ayağının hangi denizde kaç gram su ayağına değeceğine kadar hepsini biliyor mu? E bunları bilen Allah namaz kılabileceğini de biliyor. Biliyor ve kainatı ona göre dizayn etmiş. Ve sen hala diyorsun ki ben namaz kılamıyorum diyorsun. Şimdi ben iki tane hadis okuyacağım. Birincisi Taberani’nin hadisi, sahih. Namaz kılmayanlar veya şekilci kılanlar bunu dinleyecek abi bugün. Bura sıkıntılı. ”Kıyamet günü kulun ilk sorguya çekileceği ibadet namazdır.” Devam edeceğim, rica ediyorum dikkatinizi — Bir de, ya beni idare edin, anladın mı abi? Kusurum olur, bir şey olur. Kardeşinizim. Ama şuna kabirde işimize yarayacak. Bana hakkınızı helal edin. Böyle.. anladın mı abi? Ama mesele çok mühim. ”Kıyamet günü kulun ilk sorguya çekileceği ibadet namazdır. Namaz düzgün ise diğer ibadetleri kabul edilir.” Namaz kılıyorsa demedi di mi? Namazı düzgün olacak. Yani bir ayette ikame diyor. Başka bir ayette namaz kılanlardan olmak diyor. ”Namaz düzgün değil ise diğer ibadetler kabul edilmez.” Ebu N–‘in ”Namaz kılmayanın ibadetleri kabul olmaz.” Abi sen tehlikeyi anladın mı? Bak hayatınıza bireysel bir soru. Hayatında namaz yok, kurban kesiyorsun. Kabul olmaz diyor. Nasıl oluyor biliyor musun Mehmet abi sistem? Sen hayatında namaz yokken kurban kestin diyelim. Borçtan düştü. Hiçbir ekstrası yok, kabul olmadı. O da Allah razı olursa borçtan düşüyor. Namazın yok, zekat verdin. Kabul oldu mu? Olmuyor. Borçtan düşüyor, hiçbir ekstrası yok. Hayatında namazın yok. Yok işte şunu yapmak sünnettir, misvakı böyle yapmak sevaptır. Var mı onların ekstrası? Hiçbirine bakılmıyor. Ya namazın önemini daha ne anlatabilir abi? Namaz kılmayanın Cici (Fatih Cici) hiçbir ibadetine bakılmaz diyor. Adam diyor ki, ya namazım yok belki. Arada sırada kılıyorum ama cennette de birkaç tane köşküm eksik olsun. Lan ne köşkü! Ahireti kaybedeceğin diyor ya komple. Ya şundan önemli bir mesele var mı abi? Ya şu namaza bak ya. Siz bugün dünyada bir adama baksanız Süleyman yüzüne bakıp adamın hangi günahları işlediğini anlayabilir misiniz? Anlaşılmaz bu. Ahirette adamın azap şekli ve mertebesine baktığın anda hangi günah işlediğini anlayacaksın. Her günahın azap şekli ayrı. Azap şeklinden ne günahı işlemiş onu anlayacaksın. Ve bu azap şekillerinden en şedid en şiddetli olanlarından biri namazında sıkıntı olanlar olacak. Nerden biliyorsun? Sahabe-i Kiram birçok ibadet şeklinde sıkıntı olsa oruçta, kurbanda, şunda bunda Ya işte kardeşimiz günah işliyor, derlermiş. Namazı olmayanın dini sıkıntılı gözüyle bakıyorlarmış. Namaz çok önemli değildir. Dinin kendisidir abi. Çok önemli, az önemli derecesini düşüremezsin. Dinin ta kendisi bu namaz dediğin. Ama bizim hayatımıza o kadar önemli değil. Niye? E çünkü zaman değişti Mehmet abi. Yani artık çok fazla işim var, üç yüz beş yüz adama ekmek veriyorum. Bir de rezzak oluyoruz orada. Öyle değil mi abi? ”Ey nefsim! Deme zaman değişmiş, asır başkalaşmış.” Ben şunu duydum bak kulaklarımla. Şigan ne duydum biliyor musun? Ben yoga yapanları duyuyo- görüyorum diyor. Saatlerce muazzam bir şekilde odaklanıyorlar diyor. Ama namaz kılana bakıyorum üç dakika odaklanamıyor diyor. Demek ki namaz biraz asimile olmuş.. Tamam bir Allah’a inanalım da Biraz namazla da yogayı karıştırmak lazım çünkü zaman değişti diyor. Ya bu bu kadar kafa karıştırabilecek bir şey mi gerçekten? Cenab-ı Allah şeytana verdiği müsaade esnasında şeytan bir adamın yoga yapıp şirkinde boğulmasından mutlu oluyor, adamı ellemiyor. Namaza da hiç tahammül edemiyor, her dakika vesvese veriyor sana. 1400 yıl önce de şeytan aynı şeyi yapıyordu, 1400 yıl sonra da aynı şeyi yapıyor. Sen o mücadeleyi kazanmaya bakacaksın. ”Ey nefsim! Deme zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder. Derd-i maişetle sarhoştur.” Şimdi abi bura çok sıkıntı. Bazı kardeşler, abiler geliyor. + Namaz kılıyon mu hacı? – Kılıyom. Sıkıştırıyorum biraz. + Beş vakit mi, delikanlı gibi. – Ya sabahları çok kalkamıyorum diyor. Şimdi nereden anladın? Ya amelinden biraz anlıyorsun, gevşekliğinden, ipi ne kadar tuttuğundan anlıyorsun biraz yani. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Artık göre göre anlıyorsun biraz. Şimdi desen ki kardeş sabah altıda senin işinle ilgili bir uçak var. Her türlü kalkar. Her türlü. Desen ki kardeş sabahın beşinde hanım doğum yapacakmış. Her türlü kalkar. Erken kalkar. Dün bir tane haber geçse yarın sabah altıda deprem olacak. Herkesi Mersin’de hallaç pamuğu gibi çevirip atacak diye gözüne uyku girmez, o saatte on kere kalkar. Çocuğu doğsa kalkar, çocuğu acıksa gene kalkar. Ama mesele Allah’ın rızası olunca kılamıyormuş. Sebep? Sebebi imanı zayıf. Ve namaz kılmayan bir adam lisan-ı haliyle diyor ki, ”Ben kendi dünya cennetimde mutluyum, Senin vereceğin cennete ihtiyacım yoktur. Kendi işim, eşim, çevrem beni mutlu etmeye muktedirdir. Sen tamam Allah’sın, işte başım sıkışınca sana dua ediyorum. Sen bununla yetin. Ama ben sana günde bir saatimi ayırmayacağım. Ben günde ciğerimi on saatliğine ayda iki bin liraya patronuma satarım ama sana günlük bir saatimi satamam.” diyor lisan-ı haliyle. Soruyorum şimdi. Patronuna mı tapıyorsun Cenab-ı Allah’a mı tapıyorsun? Kime daha çok amel ediyorsan ona tapıyorsun. Bu adamlar, nefsimize söylüyorum hiçbir kişi değil yani. Bizim kişiyle işimiz yok. Sıfatla ilgili. Bunu böyle yaşayan kim varsa ya namazını kılmayan ya da kılarken sürekli aklından çek defteri geçti, şuradan müşteri mi geçti bu borcu n’apacağım, şu kızı n’apacağım, eşi n’apacağım, çocuğu n’apacağım deyip Allah’a ayırması gereken vakti esbaba ayıran zihniyete diyorum. Bunlar peşin vereni seven adamlar. Kendi nefsim dahil. Hiçbir fark yok. Benim yok mu zannediyon öyle aceleci kıldığım namaz? Bu nefis de bu muhabbetten beri değildir. Bunlar peşin seven adamlar. Yani al gülüm, ver gülümcüler. Allah bana bir şey verir, ben onun karşılığında veririm. Yani namaz kıldığımda ahirette verecekmiş, o bana gelmez Sabri abi. Bana şimdi vermesi lazım. Madem sen peşin seversin, madem her şeyi karşılıklı yaparsın şu an bulutlarda duran yirmi üç trilyon ton suyu, günlük soluduğun sekiz bin sekiz yüz litre havayı, vücudunda otoyol gibi döşenmiş doksan altı bin beş yüz kilometre damarları ahirette hadi öde de bunları diye adamın gırtlağına sokarlar Seydi abi. Madem karşılıklı seviyorsun, bunların karşılığını nasıl vereceksin? Versene Allah’ın verdiği bir nefesin karşılığını? Nerde abi sıkıntı? Patron arasa kırk döneriz. Allah için.. idare etsin artık (hâşâ) Öyle olmuyor mu? Kılmadığın namaz.. aceleyle kıldığın namaz.. namazın bitince yandakini tenkit edecek kadar nasıl dikkat verebiliyorsun, kendi namazından ona nasıl vakit kalıyor? ”Ey nefsim! Deme: ”Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş ediyor. Derd-i maişetle sarhoştur.” Niçin deme? Çünkü ölüm değişmiyor. Yarın ne giyeyim derken aklına kefen geliyor mu hiç? ”Firak, bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşeri, fakr-ı insani değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sürat peyda ediyor. Hem deme: ”Ben de herkes gibiyim.” Benim liselerde.. bir öğretmenim biliyorsunuz, liselerde en çok duyduğum cümle. Doğru mu? Baksana abi sınıfta hangi arkadaş kılıyor ya? Hangi arkadaş kılıyor namazı? Ben neden kılayım namazı yani? Yani orada diyor ki etraf ne yapıyorsa ben de aynısını yapayım. Seydi abi senle kırk kişiyi bir dama çıkarsam bizim elli ikinci katlayı.. o kırk tanenin otuz dokuz tanesi aşağıya atlayıp intihar etse onlar ediyor diye sen de eder misin? Etmezsin değil mi abi? Bak nefsin oyununa bak. Namaz olunca iyi de onlar kılmıyor. Ama canına kast olunca ben onlar gibi yapamam oluyor. Ne çıkıyor buradan? Buram buram nefis kokuyor. Buram buram… Başka ne diyorlar abi? Ya kardeşim siz namaz namaz diyorsunuz da bu namaz dediğin olay Allah’la kul arasında bir ibadet. Sizin girmemeniz lazım. Neydi isim? Ha? Sami, Allah’la kul arasında değil mi namaz? Öyle değil işte kardeş. Ben şurada gidip bir parkı yaksam abi devlet bana bir suç açar mı- dava? (Kamu davası) Çok güzel. Kamu, amme davası. Ne için bana kamu davası açıyor? Seksen milyonun hakkını müdafaa için doğru mu? Nasıl bir maddi düzeni bozduğunda seksen milyon kişinin hakkını devlet senden istiyor, aynen öyle de kılmadığın her namaz kainatta zerre atomların koca galaksilere kadar her birinin üzerinde bulunan müekkel melekler, zi-ruhlar, canlılar, çiçekler, böcekler, bütün bunların muazzam bir şekilde manevi ahengini, dinamiklerini bozduğundan ve sabote ettiğinden ahirette bunların küllisi senden hesap talep edeceğinden dolayı altmış yıllık bir hayatta sonsuz cehennemi hak ediyorsun. Defter kabarık abi. Bir daha sorayım. Allah’la kul arasında mıymış namaz? Onu da kakalamışlar aradan. ”Hem deme ben de herkes gibiyim çünkü herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder. Herkesle musibette beraber olmak demek olan teselli ise kabrin öbür tarafında pek faydasızdır.” Urve b. Zübeyr var. Hz. Ebu Bekir’in torunu. Aişe validemizin yeğeni. Urve’nin bir gün bacağı rahatsızlanıyor abi. Hemen Şam’a gönderiyorlar. O dönem Şam’da tabipler çok efsane. Neyse tabipler bakıyor Bektaş, allem ediyor kullem ediyor. Diyor ki bu biz bu dizden altını kesmek zorundayız diyor Urve’ye. Nasıl olacak diyor Urve. Bir tane ot var, onu çiğneyeceksin. Bir gün boyunca uyumuş olursun, yani anesteziyi bahsediyor. O dönem tıpla çok ilgileniyorlar. Mesela bir yerin yara olduğunda kırmızı başlı karıncalar var. Ateş karınca. Onu böyle kıskacıyla ısırtıyor, kafasını koparıyor. Isırtıyor, kafasını kopartıyor. O senin dikişin oluyor. Zaten karınca kafası organik. Eriyor gidiyor orada. Yani tıpta çok araştırıp — bir şekilde şey yapıyorlar. Bu zaman narkoz anestezi dediğinin bitkisini bulmuşlar Fatih. Urve’ye diyorlar ki sen bu bitkiyi çiğneyeceksin, çiğnedikten sonra bir gün boyunca aralıksız uyuyacaksın diyorlar. Yani bir gün boyunca Rabbimi anamayacak mıyım? Yani bir gün namazımdan uzak mı kalacağım? Evet, öyle olacak. Ben buna razı değilim diyor. İyi de Urve kesmemiz lazım bu bacağı. Dayanamazsın böyle acıya. Çözeriz diyor, çözeriz. Hele beni bir kıbleye çevirin diyor. Namazını kılarken bacağını kestiriyor. Ve bunu hissetmiyor. Namaz müminin miracıdır ne demek oldu mu abi? Urve’nin şu hassasiyetinden sonra artık kime tapıyor, kime biat ediyorsan git onun ibadetini yap kardeşim. Allah ananıza, babanıza cehennemi haram kılsın. Lillahi tealel El-Fatiha, maassalavat. Dünyada bu hakikatlere muhtaç binlerce insan var. Bunlardan biri sizin çevrenizde de olabilir. Paylaşıp onlara da ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Allah rızası için El-Fatiha.


Almanca

Ich will was sagen. Wir hören dir zu. – Hayalhanem ich liebe dich sehr. (Gelächter) Wen liebst du sehr? – Hayalhanem liebe ich sehr. Liebst du mich sehr? – Ich liebe dich sehr. Du liebst mich doch nur so sehr, weil ich dir immer Schokolade gebe, stimmt’s? – Stimmt’s? Stimmt’s? (Gelächter) Pscht.. Ich will dich was fragen, Yigithan; Ich dachte du wirst das rote hier nicht tragen? Wie nennt sich das, was du trägst? – Con con con Con… (Gelächter) Pscht.. Yigithan, – Was? Hast du heute keinen Rotz? – Hab ich. + Hast du? – Ja. Wie du ihn letztens aber weggewischt hast ey! – Hab ich. Yigithan, ich werde dich was fragen. – Was? Wer ist dein Prophet? – Hz. Muhammed (Sav.) Aah.. Genauso; Sei ein Mann. Und du glaubst an Allah, stimmt’s? – Stimmt’s? + Stimmt’s. (Gelächter) Du glaubst das, stimmt’s Gundi? (Dorfmensch) – Das tue ich uvhdlkjvd Gundi. (Dorfmensch) Also Yigithan? – Was? Unser zweiter Unterricht ist das Gebet. ( Er macht ein Wortspiel [Gelächter] ) Yigithan, willst du den Brüder, die das Gebet nicht verrichten, etwas sagen? – Das will ich. Dann sag mal. – Was soll ich sagen? – (Ein türkischer Spruch, der einen Vorwurf/eine Beschuldigung andeuten soll) Wow, möge Allah mit dir zufrieden sein. Pscht.. Ich gehe ins Zimmer, okay. Komm, ich gebe dir Schokolade. – Los gib. Zu den Zeiten von Yildirim Beyazit, heiratet Yildirim Beyazit mit der Tochter eines serbischen Königs. Und das Mädchen wird kein Muslim. Zudem ist sie auch eine starke Intrigantin. SIe lässt Yildirim Beyazit ein paar problematische Jahre erleben. Natürlich wird Yildirim Beyazit nach diesen Jahren wahrscheinlich etwas traurig. Wahrscheinlich ist sein Herz ein bisschen traurig und bedrückt. Und.. manche Historiker sagen, dass er es getan hat, um um Gnade zu bitten; Andere sagen, um Reue zu zeigen: Er lässt die Bursa Ulu Moschee bauen. Die heutzutage so berühmte Bursa Ulu Moschee Natürlich gibt es dabei eine sehr wichtige Geschichte vom Moschee-Bau: All die Männer, die beim Bau tätig waren, aßen vom selben Bäcker – Von Somuncu Baba. Von einem Ort, Mehmet Bruder. Wie auch immer.. Die Moschee wird gebaut, sie arbeiten. Das Brot kommt von einer einzigen Quelle. Nur von? Nur von Somuncu Baba. Wie dem auch sei.. Nachdem die Moschee fertig ist, ruft Yildirim Beyazit Molla Fenari und Emir Buhari. Das sind unglaubliche Personen.. Sehr gelehrte Menschen, Bruder. Molla Fenari, Emir Buhari… legendäre Namen. Er ruft sie zu sich. Er sagt, dass die Moschee fast fertig ist, und dass sie nach dem Freitagsgebet eine Predigt halten sollen. Das, was man zu der Zeit als Predigt nach dem Gebet genannt hat, ging drei, vier Stunden, Bruder.. Die Menschen sind hungrig nach Wissen, sie haben noch nicht so sehr den Faden verloren wie wir; Und auch nicht die Brutalität der heutigen Zeit/Endzeit (Die letzte Ära vor der Apokalypse) erlebt. Drei, vier Stunden Predigt. Dann sagt Molla Fenari “Sultan, das steht uns nicht zu”. (Sultan) “Wie, es steht euch nicht zu? Wem soll es denn sonst zustehen?”, sagt er. Es gibt einen geistlichen Führer namens Somuncu Baba. Ihm steht es zu”, sagen sie. Bruder, guck dir mal die Bescheidenheit an Wir würden die Leute zerquetschen, wenn jemand berühmtes kommen würde, damit wir ein Foto machen können. Der Sultan, der große Sultan ruft DICH zu sich; Und du sagst “Es steht nicht mir zu, sondern ihm”. Stellt euch das mal vor. So eine Bescheidenheit, Mehmet Bruder, es ist unglaublich/nicht zu fassen. Gott sei Dank.. Wie dem auch sei. Also, Molla Fenari sagt, dass diese Aufgabe Somuncu Baba zusteht.. “Na gut. wenn es so ist, dann überredet ihn”, sagt der Sultan. Daraufhin gehen sie zu ihm und reden drunter und drüber um ihn zu überreden. Natürlich will Somuncu Baba nicht, dass sein Geheimnis gelüftet wird. (Das Geheimnis, dass er einer der Menschen ist, der durch Hingabe und Liebe zum Erschaffer, vom Grad her, Allah sehr nahe ist.) Er will, dass die Leute ihn nur als einfachen, guten Gläubigen kennen, der Brot verteilt. Und nicht, dass er ein -vom Grad her Allah sehr Nahe stehender- Geistlicher ist…er will nicht, dass sein Geheimnis gelüftet wird, Bruder. Wie dem auch sei. Sie sagen ihm, dass es schon nicht bemerkbar sein wird… Sie überreden Somuncu Baba. Und dann kommt der Tag: Somuncu Baba tritt nach dem dem Freitagsgebet nach vorne um die Prädigt zu halten. Er macht eine tiefgründige Übersetzung zur Sura Fatiha – In sieben Stufen. In der ersten Stufe erklärt er. Er erläutert die Fatiha. Er erläutert die zweite Stufe, die dritte, die vierte, die fünfte Stufe, bis Molla Fenari sich letztendlich nicht mehr zurückhalten kann. Er steht zwischen der Menge/dem Volk auf und sagt: “Ich schwöre auf Allah; Ich hab noch nie so etwas gesehen,” “Wir lesen und erforschen schon seit Jahren, doch haben wir es bei der Sura Fatiha nicht weiter als bis zur dritten Stufe geschafft.. ..was für ein geistlicher Führer muss er nur sein, dass er sieben Stufen auf einmal gestiegen ist!”, sagt er. Somuncu Baba daraufhin: “Oh nein, mein Geheimnis wurde gelüftet”. Auf einmal steigt er so schnell es geht herunter vom Pult, von dem er die Predigt gehalten hat; Und danach schwören alle darauf.. +Wie viele Türen gibt es in der Ulu Moschee? – Vier. Sie verteilten sich alle an allen vier Türen auf und warteten, um zu gucken, aus welcher Tür er rausgeht. Und die gesamten Menschen aus allen vier Türen schwören bei allem, dass jeder einzelne von Ihnen seine Hand geküsst hat. (Die Hand zu küssen ist im Islam ein Zeichen des Respektes/der Liebe) Er geht gleichzeitig von allen vier Türen auf einmal raus.. Die Menschen, die zu der Zeit gelebt haben sind -weil sie nicht wollten, dass ihnen ein Amt, eine hohe Stellung gegeben wird, damit sie nur als arme Bauer bekannt sind- ständig von der Spitze/hohen Stellung geflohen. Wir jedoch tun heutzutage, weil es die Endzeit (Die letzte Ära vor der Apokalypse) ist, leider genau das Gegenteil, Mehmet Bruder. Also; “Je mehr Huld es gibt, desto mehr nehme ich es auf mich auf.. Niemand außer mir soll die Lorbeeren ernten.” Und das führt bei uns immer mehr dazu, dass wir auf unsere eigenen Taten vertrauen. (Dass man sich z.B. denkt: “Ich tue ständig so viele gute Dinge, ich habe mir bestimmt locker das Paradies verdient.” / Ego) Es gibt das Wort Ucub, hat es schon mal jemand gehört? Ucub. Es ist in der islamischen Terminologie ein sehr wichtiger Begriff. Habt ihr dieses Wort ‘Ucub’ schon mal gehört? Kennt jemand die Bedeutung? Ich möchte die neu dazugekommenen Brüder darum bitten. Gibt es jemanden? Schon mal gehört, Bruder? Bektas? Ja? Hast du’s schonmal gehört? Was ist die Bedeutung? [Einer, aus der Gruppe:] “Das haben wir am Mittwoch im Unterricht gehört. Nicht, dass es jetzt falsch ist..” Und was ist die Bedeutung? “Etwas, bezüglich Angst?” Ahh nein. Ohooo (Ohoo: In vielen Fällen ein öfters benutzter türkischer Slang, welches schwer zu übersetzen ist. Kann man aber so ähnlich verstehen wie: ‘Was kommt denn jetzt noch?’) Das ist der Unterricht von Yunus, oder? (Gelächter) Ohoo, mein lieber Scholli. Dogan, sag es Bruder. [Dogan:] “Auf seine Taten vertrauen, Bruder” Du bist ein Mann. Ucub heißt; ‘Auf seine Taten vertrauen:’ Das ist eine der Krankheiten dieses Jahrhunderts – Yunus, höre gut zu. Erzähle die Wörter später nicht falsch weiter. Es gibt die Ucub Krankheit; Sich auf die eigenen Taten verlassen, Muhammed Bruder. Du öffnest jemandem ein Thema, das mit dem Jenseits zu tun hat und sein zweiter Satz darauf ist; “Wir stammen doch eh vom edlen Stamm ab”, “Wir stammen doch eh vom Seyyid-Stamm ab” + Bruder, verrichtest du dein Gebet? – “Ich habe so eine unglaubliche Frau geheiratet. Sie betet Tag und Nacht.. Ich habe sie auf den Gebetsteppich geklebt, damit sie nie wieder vom Beten aufsteht. (macht einen Witz) Tag und Nacht.. Weißt du wie unglaublich sie betet? Wie oft am Tag? Wir umarmen zu Hause die Kabe Tv (islamischer TV-Sender) und schlafen so ein.” + Und betest DU? – “Ach weißt du, ich kann nicht..” + Warum? Er hat gesundheitliche Probleme. Er hat viel zu tun. – “Ich beschäftige 200 Menschen. Soll ich die Türen zu deren Lebensunterhalt schließen, Bruder?” Er ist auch noch Rezzaq geworden. (Er-Rezzaq: Einer von Allah’s 99 Namen. Bedeutung: Der Versorger) Wir tragen eine Krankheit namens ‘Ucub’ in uns. Und diese Krankheit ist sehr problematisch. Diese Krankheit greift zuerst den Glauben, daraufhin dann am meisten das Gebet an. Der größte Grund dafür ist, dass sie den Koran lesen, aber sich nicht dazu herablassen den Befehlen darin zu folgen. Wenn sie sich doch bloß die Mühe dazu machen würden.. Den Koran zu lesen ist Sunnah (Sunnah: Die Handlungsweisen des Propheten [Sav.], denen man als Moslem so gut es geht nachstreben sollte). Ihn zu verstehen ist Farz (Farz: Pflicht/Vorschrift im Islam). Was ist mit den Befehlen? An wen sind diese Befehle gerichtet? An wen wurden sie heruntergesandt, Bruder? Für wen sind diese Koranverse bezüglich der Qual? Für wen wurden sie geschrieben? Wir schreiben sogar hinter das Beerdigungsauto “Merhum”. Was heißt “Merhum”? Es heißt: “Die Gnade Allah’s” (also, dass Allah Gnade haben wird). Woher kennst du das Ende/Schicksal dieses Mannes? Kann man sich wirklich so sehr auf seine Taten verlassen? Sollte es denn wirklich so viel Ucub geben? Also an wen sind diese Koranverse bezüglich der Qualen herabgesandt worden? Wir haben das gerade besprochen.. ..Vom Uhud Krieg kehrten von insgesamt 1000 Menschen, 300 als Heuchler wieder zurück; Trotz der Tatsache, den Propheten gesehen zu haben. 300 von 1000. Das bedeutet DREI ZEHNTEL. Drei Zehntel an Männern, die den Propheten (Sav.) höchstpersönlich gesehen haben. Wer sind da du und ich schon? Du und ich versuchen Botschaften rüberzubringen (sarkastisch). Wer sind wir schon neben dem Propheten (Sav.)? Männer, die den Propheten höchstpersönlich gesehen haben, Mustafa. 1000 von 300 dieser Männer kehrten als Heuchler wieder zurück. (Die Sorte ‘Heuchler’ ist im Islam vom Grad her der niedrigste, den ein Mensch erreichen kann. Niedriger als ein Ungläubiger) Auf was vertraust du? Du verrichtest noch nicht einmal das Gebet; Doch wenn du dich an den Tisch setzt, bist du der Mann, der den Sahaba (Weggefährten des Propheten) um Meilen voraus ist. Du lässt am Tisch nichts übrig (sarkastisch). Wenn es aber um die Performance geht: Was nützt dir ein Glaube, der deine Stirn nicht auf den Gebetsteppich neigen lässt? Wie soll es (dein Glaube) dich im Jenseits retten? Kann das Gebet denn auf so fatale Art vernachlässigt werden? Darf man es denn so sehr in die Ecke stellen? Der Meister/Lehrer (Bediüzzaman Said Nursi) sagt: “In jeder Sünde liegt ein Weg zum Unglauben.” Also, wenn du heute einen verfaulten Zahn siehst, ist das nicht auf einmal passiert. Es kommt ein Bakterium und checkt die Gegend nach einem möglichen Sitz ab. Und er wird dann daraufhin zur Referenz der Anderen, Seyid Bruder. Sobald die anderen Bakterien dann dazukommen, setzen sie den Zahn außer Gefecht. Bei der Schönheit in den Taten ist das genau so. Eine Schönheit wird im Islam für gewöhnlich zur Referenz der anderen Schönheit. Also, wenn ein Mann ordnungsgemäß betet, dann entsteht in ihm auch der Impuls, spenden zu wollen. Wenn er auch das schön macht, wird der Wille kommen, seinen Nachbarn zu predigen (sie auf den rechten Weg leiten zu wollen). Wenn er auch das schön macht, wird der Wille kommen: “Ey lass mal heute noch ein Buch lesen, mit dem ich Allah viel näher kennenlernen kann.” Doch unsere Jungs -sei es Ali, Veli oder Osman- beten zwar vernünftig, aber beziehen am nächsten Tag Zinsen. Er betet, doch am nächsten Tag Verleumdung, Lästerei.. Ey diese Kleinhändler; manchmal quatsche ich mit ihnen.. Ich schließe euch alle jetzt mal aus und rede einfach in die Mitte daher: Ein Kleidungsstück.. Spielt keine Rolle welches. Wie kann man, nach dem das Gebet verrichtet wurde, für ein paar lausige Cents so viel lügen, während man eine Ware verkauft. Geht das in Ordnung? Wisst ihr, was diese Lügen die ihr für eure Arbeit erzählt, bedeuten? Das heißt, dass dein Gebet nicht akzeptiert wurde. Im Koran wird deswegen betont, dass man das Gebet AUFRICHTIG verrichten soll. Sobald du es aufrichtig machst, gibt es danach nichts, wo deine Hand nicht hinreichen wird! Sei es bei deiner andauernden Arbeit, bei der richtigen Partnerwahl, bis hin zur Moral deiner Kinder, bei ALLEM. Aber bei uns ist eben Ucub vorhanden. Wir verlassen uns auf unsere Taten. Doch was vergessen wir? Die grundlegenden Disziplinen des Islams vergessen wir. Islam ist so eine unglaubliche Religion, Seyid Bruder: Es macht aus einem Sklaven ein legendäres Individuum (Bilal Habashi). Und aus dem Onkel des Propheten macht es Ebu Leheb (Er hat sich zum Feind des Propheten gemacht und wurde von Allah verdammt.) Worauf vertraust du? Das ist der Islam, Bruder. Allah gibt uns fünf Sinne, damit wir das verstehen. Wir aber bestehen immer noch auf andere Punkte. Die wichtigste Wahrheit, was nach dem Glauben kommt, ist das Gebet. DAS GEBET. Wir werden heute schwierige Lehren im Unterricht beziehen. Wenn du also ein bisschen Einsicht/Gnade in dir trägst, wirst du heute Nacht nicht in Ruhe schlafen können, Gökhan. Das betrifft nicht nur jene, die nicht beten, sondern auch jene, die nicht aufrichtig/bedeutungslos beten. Vor allem habe ich zwei Hadithe in meiner Satteltasche versteckt (Redewendung). Ich konnte es nicht fassen, mal sehen wie es euch ergehen wird. “Aber lass mich doch mein Leben leben und nachdem ich gestorben bin, wird es sicher neben mir (meiner Leiche) jemanden geben, der betet, und einen anderen geben, der Koran liest”. Wäre es denn logisch, einen Mann, der bei einem Verkehrsunfall gestorben ist, an die Verkehrsregeln zu erinnern? Du hast auf dieser Welt nicht mit dem Koran gelebt. Wird dir da die Sura Fatiha noch was bringen können? Wenn 1000 Leute für dich beten würden, Fatih, würde es dir was bringen? Würde es nicht, Bruder. Aber wir vertrauen darauf… Ich möchte vorerst etwas sagen. Ich glaube nicht an die Aussage: “Ich kann das Gebet nicht verrichten,” Muhammed Bruder. Warum glaube ich nicht daran? Weil ich an Allah glaube. Allah sagt in der Sure Bakara (286): “Allah legt keiner Seele mehr Last auf als die, die er tragen kann.” Also, was gibt es nicht Yunus? Teklif-i mala yutak.. Also sagt er, dass Allah niemandem Lasten auferlegen würde, die er nicht (er)tragen kann. (Also nicht mehr als die Kapazität, die er tragen kann.) Aber du sagst immer noch: “Ich kann das Gebet nicht verrichten.” Nun frage ich.. Turgay Bruder, lass mich dich fragen. Allah sagt, dass du das Gebet verrichten kannst; Doch er sagt, dass er nicht beten kann. Wem glaubst du? +Wem willst du glauben? – Allah. Los glaube dem anderen und fange mit Schirk an. (Schirk: Jemanden oder etwas an der Einzigkeit Gottes teilhaben zu lassen -> Da es im Islam nur einen Gott gibt, darf man Ihm nichts gleich- oder überstellen.) Wem willst du glauben? “Ich glaube auch an Allah.” Somit wird mit dieser Aussage -neben der Tatsache/Sünde nicht zu beten- auch noch die Sünde draufgesetzt, gelogen zu haben. Wenn er zusätzlich darauf auch noch Allah kritisiert, wäre das Verleumdung. Bruder. Allah weiß, wie viele Atemzüge wir pro Tag machen, stimmt’s? Kein Problem. Weiß er auch, bis wann du leben wirst? Weiß er. Mit wem du in der Zukunft heiraten wirst? Wie oft du krank wirst und in welche Krankenhäuser du alles gehen wirst? Wie viele Zellen insgesamt in deinem Körper erneuert werden? Wie lang deine Haare werden und wie oft du sie bis zu deinem Tod schneiden lassen wirst? Weiß er, wie viele Städte du bereisen wirst und wie viel Gramm an Wasser insgesamt an welchen Ozeanen alles, deinen Fuß berühren wird? Weiß er das alles? Der Allah, der das alles weiß, weiß doch auch dass du dazu fähig bist, das Gebet zu verrichten. Er weiß es und hat das Universum dementsprechend für dich gestaltet. Und du sagst immer noch: “Ich kann nicht beten.” Jetzt werde ich euch zwei Hadithe vorlesen. (Hadith: Die Überlieferung der Aussprüche und Handlungen des Propheten [Sav.]) Der erste Hadith ist von Taberani. Er ist Sahih (echt/die Wahrheit). Diejenigen, die das Gebet nicht verrichten oder es unaufrichtig verrichten, werden sich das heute anhören. Die jetzige Stelle ist beunruhigend/problematisch. “Am Tag des Gerichtes, wird die erste Tat die befragt wird, das verrichten des Gebetes sein.” Ich werde gleich weitermachen. Ich bitte euch um eure vollste Aufmerksamkeit. Und bitte haltet mich heute ein wenig aus (drückt das Auge mal zu). Vielleicht habe ich Makel/Fehler oder irgendetwas anderes. Ich bin euer Bruder. Aber das hier jetzt wird für uns im Grab vom Nutzen sein. Vergebt mir all meine Taten und Fehler -> (Eine Redewendung, weil man vermeiden möchte, dass die Menschen sich im Jenseits über einen beschweren und ‘Schadensersatz’ für die jeweiligen Rechte verlangen, die man hat. [Sagt man meistens beim Abschied, beim Fehler machen, wenn man jemanden verletzt oder gekränkt hat, Unrecht getan hat, die Rechte missbraucht hat oder wenn man möglicherweise unbewusst einen Fehler gemacht hat oder vielleicht noch machen wird.]) ..verstehst du? Aber dieses Thema ist sehr wichtig. “Am Tag des Gerichtes, wird die erste Tat die befragt wird, das verrichten des Gebetes sein. Erst wenn das Gebet ‘angemessen/richtig/ordungsgemäß’ verrichtet wurde, werden die anderen Religionsübungen/guten Taten angenommen.” Er hat nicht gesagt “Wenn man das Gebet verrichtet” stimmt’s? Er hat gesagt; Wenn man das Gebet ‘ordungsgemäß/richtig/angemessen’ verrichtet. Also in einem Koranvers wird davon gesprochen angemessen zu beten (Also mit der Vorstellung/mit dem inneren Frieden zu beten, dass Allah dich immer sieht und bei dir ist). Und im anderen Vers wird davon gesprochen, von den Gebet-Verrichtenden zu sein. “Wenn das Gebet nicht richtig/ordnungsgemäß ist, werden die anderen Taten nicht angenommen.” “Es werden die guten Taten/Religionsübungen derer nicht angenommen, die das Gebet nicht verrichten.” Begreifst du die Gefahr, Bruder? Ich stelle euch jetzt eine individuelle Frage. Es gibt kein Gebet in deinem Leben, aber du opferst (z.B. Ziege, Rind beispielsweise für das Opferfest). Er sagt, dass diese Tat/Religionsübung nicht angenommen wird. Weißt du wie das System funktioniert, Mehmet Bruder? Nehmen wir an, du opferst (z.B. eine Ziege, Rind usw.), obwohl du das Gebet nicht verrichtest. Er hat zwar seine Schulden (bei Allah) beglichen, doch erhält keine Extras. Es wurde nicht akzeptiert. Seine Schulden werden auch nur dann beglichen, wenn Allah das akzeptiert/mit ihm zufrieden ist. Du betest nicht, aber hast Zakat (Almosen) gegeben. Wurde es akzeptiert? Wird es nicht. Er ist der Verschuldung zwar entfallen, aber erhält kein Funken Extras. Du hast kein Platz für das Gebet in deinem Leben? Aber sagst: “Dies zu tun ist Sunnah, Miswak (Baumwurzelstück, welches zur Zahnreinigung benutzt wird) zu benutzen ist Sunnah..” usw. Kriegst du Extras (Also die Belohnung/entgegenkommen) dafür? Nichts von all dem wird beachtet/geschätzt! Bruder, was könnte die Bedeutung und Wichtigkeit des Gebetes denn im Moment noch besser darstellen? Nichts von seinen Taten werde beachtet/geschätzt, wenn er das Gebet nicht verrichtet, Cici Bruder. Der Mann sagt: “Ich verrichte das Gebet zwar nicht, nur gelegentlich, ab und zu mal. Aber was solls; Dann fehlen mir im Paradies halt ein paar Schlösser.” Alter von was für einem Schloss redest du!? Du verlierst das komplette Jenseits/Paradies, wird hier gesagt! Ey, gibt es denn ein wichtigeres Thema als das hier Bruder? Begreifst du die Wichtigkeit des Gebetes? Wenn du heute auf dieser Welt einen Mann betrachten würdest, könntest du an seinem Gesicht erkennen, welche Sünden dieser Mann alles begangen hat? Das ist natürlich unverständlich. Im Jenseits jedoch wird man man an der Art und dem Grad der Peinigung/des Folters dieses Mannes erkennen, welche Sünde er begangen hat. Die Peinigung/Folter jeder einzelnen Sünde ist unterschiedlich. Du wirst anhand der Peinigung verstehen, welche Sünde der Jeweilige begangen hat. Und einer der schmerzhaftesten und brutalsten Peinigungen wird es bei Jenen geben, die Schwierigkeiten mit dem Gebet hatten. Woher weiß ich das? Die Sahabe-i Kiram (Weggefährten des Propheten) zu diesem Thema: Wenn es Probleme in den jeweiligen Religionsübungen gibt; beim Fasten, beim Opfer, usw.. ..dann sagten sie: “Unsere Brüder sündigen.” Doch die, die nicht Beten betrachteten sie als problematisch/zweifelhaft was ihren Glauben betrifft. “Das Gebet ist nicht sehr wichtig..” – Es ist die Religion höchstpersönlich/selbst, Bruder! “Viel wichtig, wenig wichtig.” -Du kannst es nicht auf so einen Niveau senken. Das was sich ‘Gebet’ nennt, ist die Religion selbst! Aber in unserem Leben spielt es nicht so eine große Rolle. Warum? Weil sich die Zeiten geändert haben, Mehmet Bruder (sarkastisch). Jetzt habe ich viel zu viel Arbeit. Ich sorge für das Brot von dreihundert-fünfhundert Männern. Jetzt bin ich auch noch Rezzaq geworden (Einer von Allah’s 99 Namen: der Versoger) stimmt’s Bruder? [sarkastisch] “O mein Ego/meine innere Triebseele! Behaupte nicht: ‘Die Zeiten haben sich geändert, das Jahrhundert hat sich geändert.’ ” Ich habe was gehört. Weist du was ich gehört hab, Sigan Bruder? “Ich sehe mir die Menschen an, die Yoga praktizieren. Sie können sich stundenlang enorm fokusieren/konzentrieren”, sagt er. “Aber dann schaue auf die, die das Gebet verrichten: Sie können sich keine 3 Minuten fokusieren/konzentrieren. Also ist das Gebet heutzutage ein wenig assimiliert. Okay, glauben wir natürlich an Allah.. ..doch ich finde wir sollten Yoga mit dem Gebet ein wenig zusammentun/vereinigen, weil sich die Zeiten geändert haben”, sagt er. Ey kann das denn wirklich etwas sein, was so sehr für Verwirrung sorgt? Nachdem der allmächtige Allah dem Teufel die Erlaubnis gab, (im Laufe der Existenz dieser Welt, die Menschen vom Rechten Weg abzuleiten) freut sich der Teufel doch, wenn jemand Yoga macht und dabei im eigenen Schirk ertrinkt. (Schirk: Etwas oder jemanden Allah gleich- oder überstellen) Also stört der Teufel ihn nicht dabei. Das Gebet jedoch kann er überhaupt nicht tolerieren und gibt dir daher bei jeder Gelegenheit Vesvese (Dass der Teufel dir Dinge zuflüstert/einflöst, wie z.B. Angst, Bedenken, Argwohn). Der Teufel hat vor 1400 Jahren schon dasselbe getan, und tut 1400 Jahre später immernoch dasselbe. Du musst drauf schauen, diesen Krieg/Kampf zu gewinnen. “O mein Ego/meine Triebseele! Behaupte nicht: ‘Die Zeiten haben sich geändert; das Jahrhundert hat sich geändert; jeder verliert sich in diese Welt; jeder ist diesem Leben extrem ergeben/begierig; jeder ist in die Schwierigkeiten des Unterhaltes/des Auskommens versunken.’ ” Also Bruder, hier wird es problematisch. Einige Brüder und Schwestern kommen. + Verrichtest du das Gebet? – “Tue ich.” – “Ich quetsche es ein bisschen in den Tag hinein.” + Fünfmal am Tag wie ein Ehrenmann? – “Ich kann morgens nicht aufstehen”, sagt er. Du frägst dich woher ich das durchschaut habe? Man durschaut das ein wenig von der Art und Weise, seinem Sachverhalten, wie locker er drauf ist; Daran, wie fest er sich an das Seil klammert. (Redewendung) Taten sprechen lauter als Worte. Je mehr man sieht, desto erfahrener wird man. So. Würde man jetzt sagen: “Bruder, um sechs Uhr morgens steht ein Flugzeug für dich bezüglich der Arbeit bereit.” -Egal was kommt, er würde aufstehen. Egal was. Würde man sagen: “Deine Frau wird um fünf Uhr morgens gebären.” -Komme was wolle, er würde aufstehen. Er würde sogar noch früher aufstehen. Wäre gestern in den Nachrichten gekommen, dass es morgen um sechs Uhr früh ein Erdbeben geben wird, das jeden in der Stadt Mersin auseinander streuen wird, dann würde er keinen Funken Schlaf in die Augen kriegen und würde zehnmal pro Stunde aufwachen. Wenn sein Kind auf die Welt kommen würde, würde er aufstehen; Wenn sein Kind hungrig wäre, würde er ebenfalls aufstehen! Sobald es jedoch darum geht, Allah seine Treue/Liebe zu beweisen (sodass er zufrieden mit dir ist), kann er auf einmal das Gebet nicht verrichten. Der Grund? Ein schwacher Iman (Glaube). Jemand der das Gebet nicht verrichtet, sagt mit seinem Verhalten: „Ich bin glücklich in meinem Welt-Paradies; ich benötige das Paradies nicht, was du mir geben möchtest! .. ..Meine Arbeit, meine Frau, meine Umgebung sind dazu fähig, mich glücklich zu machen. Okay, du bist zwar Allah (der, der mich erschaffen hat); Also mache ich Dua (spreche ein Gebet), wenn ich mal in der Klemme stecke; Damit solltest du dich auch schon zufrieden stellen. Ich werde für dich jedoch keinesfalls täglich eine Stunde meiner Zeit zur Verfügung stellen, Ich habe meinem Chef für 10 Stunden am Tag und 2000 Lira pro Monat, meine Seele verkauft. Aber dir kann ich eine meiner Stunden pro Tag eben nicht verkaufen“, sagt das Verhalten dieses Menschen mit seiner eigenen Sprache. Jetzt frage ich dich: Vergötterst du deinen Chef oder den allmächtigen Allah? Du vergötterst den, für den du mehr tust. Ich rede jetzt von dem Ego/der Triebseele dieser Menschen. Ich meine nicht den Menschen an sich, sondern das, was er darstellt (sein Abbild/seine Erscheinung). Wer Erfahrung mit all dem gemacht hat; Also entweder nicht betet oder während dem Gebet an sein Scheckbuch, an seine Kunden, an seine Schulden, an sein Mädchen, an seinen Ehepartner, an sein Kind etc. denkt und die Zeit, die er eigentlich Allah widmen muss, den ‘vergänglichen’ Dingen widmet. Ich rede von den Menschen dieser Mentalität. Das sind eben Menschen die den Vorschuss (Cash/Vorzeitige Belohnung) lieben. Einschließlich meinem Ego/meiner inneren Triebseele. Da gibt es keinen Unterschied. Glaubt ihr, ich bete nicht ab und zu auch mal zu hastig? Meine innere Triebseele/Ego ist nicht ausgeschlossen von all dem Besprochenen. Das sind Menschen, die den Vorschuss lieben. Menschen, die gleich eine Anerkennung/einen Gegenwert für ihren Gefallen erwarten. “Ich gebe Allah nur etwas zurück, wenn er mir auch etwas gibt. Die Belohnung für mein Gebet wird mir erst im Jenseits gegeben? So läuft das nicht, Allah muss mir die Belohnung JETZT geben.” Es beruht also alles für dich auf Gegenseitigkeit? Du erwartest also für alles einen Gegensatz? Die 23 Billionen Tonnen an Wasser beinhaltenden Wolken am Himmel; Die 8800 Liter Luft, die du tagtäglich ein- und ausatmest, Die insgesamt 96500 km langen Adern, die wie eine perfekt strukturierte Autobahn in deinen Körper ausgestattet worden sind: Glaubst du, sie werden dir im Jenseits nicht an die Kehle gehen und sagen: “Bezahl DAS doch alles zurück wenn du kannst.” Du sagst also, du liebst gegensätzlich. Wie, gedenkst du, den Wert von all dem zurückgeben zu können? Gib doch den Gegenwert eines Atemzuges zurück, den Allah dir geschenkt hat. Wo liegt das Problem, Bruder? Wenn der Chef anruft, spielen wir verrückt. Aber wenn es um Allah geht..; “Er soll damit klarkommen.” Hâşâ (Gott bewahre). Ist es nicht so? Das Gebet, das du nicht verrichtest.. Dein in Eile verrichtetes Gebet.. Deine Kritik -beim Gebetsende- über deinen Bruder nebenan. Wie kannst du, statt auf dein eigenes Gebet zu achten, die Zeit und Aufmerksamkeit für so etwas besitzen? “O mein Ego/meine innere Triebseele! Behaupte nicht: ‘Die Zeiten haben sich geändert; das Jahrhundert hat sich geändert; jeder verliert sich in diese Welt; jeder ist diesem Leben extrem ergeben/begierig; jeder ist in die Schwierigkeiten des Unterhaltes/des Auskommens versunken.’ ” Warum sollte ich das nicht behaupten? “Weil sich der Tod nicht ändert.” Immer wenn du dich frägst: “Was soll ich morgen anziehen?”, ist dir da jemals ein Leichentuch in den Sinn gekommen? ”Die Trennungen wenden sich nicht zum unvergänglichen/anbleibenden und verändern sich nicht dadurch. Die Unfähigkeit/Schwäche und die Bedürftigkeit/Armut der Gesellschaft ändert sich nicht, es steigt an/verstärkt sich. Die Reise/der Lebensweg des Sterblichen wird nicht unterbrochen, das Tempo/die Geschwindigkeit kommt zum Ausdruck. [Übersetzerin: Türkisch/Osmanisch ist eine sehr umfassende und komplexe Sprache, trotz allem habe ich versucht die Abschnitte aus dem Buch ‘Risale’ so gut es geht zu übersetzen. Ich entschuldige mich schon im voraus für eventuelle Fehler.] “Sag zudem nicht: ‘Ich bin wie alle anderen.’ ” In meinen Gymnasien.. Wie ihr wisst, bin ich Lehrer. Es gibt einen Satz den ich in den Gymnasien am meisten höre. Stimmt’s? “Sieh dich doch mal um, Bruder. Wer, aus dieser Klasse betet schon?” “Welcher meiner Freunde hier betet schon? Also warum sollte ich dann beten?” Also sagt er damit eigentlich: “Ich mach genau das selbe, was alle anderen auch machen. (Mitäufer)” Seyid Bruder, würde ich -dich mit eingeschlossen- 40 Männer auf ein Dach steigen lassen. Auf unseren 52’sten Stockwerk.. Und 39 von diesen 40 Männern stürzen sich hinunter und begehen Selbstmord. Würdest du auch springen, nur weil sie es tun? Würdest du nicht, stimmt’s Bruder? Jetzt sieh dir mal nur dieses Ego-Spiel an. Sobald es ums Gebet verrichten geht: “Ja aber die anderen beten doch auch nicht.” Aber sobald es um dein Leben geht: “Ich kann nicht tun, was die anderen auch tun.” Was kommt also dabei raus? Das riecht mir sehr stark nach Ego/innerer Triebseele. Was sagen sie noch, Bruder? “Ey Bruder, ihr redet zwar die ganze Zeit über das Gebet, doch das Gebet ist eine Aktion zwischen mir(dem Diener) und Allah. Ihr solltet euch da nicht einmischen.” Wie war dein Name? Ja? Sami. Das Gebet ist doch etwas zwischen Allah und dir(dem Diener), stimmt’s? NEIN, so ist es eben nicht Bruder. Würde ich jetzt gehen und einen Park in Brand setzen, würde der Staat ein Rechtsverfahren für mein Verbrechen gegen mich einleiten? [Jemand aus dem Saal] “Ein öffentliches Rechtsverfahren.” Sehr schön. Ein öffentliches Rechtsverfahren. Warum leiten Sie eine öffentliche Verhandlung gegen mich ein? Weil ich das Anrecht von 80 Millionen Menschen missbraucht habe, stimmt das? Und genauso, wie die Regierung den Preis/die Berechtigung von 80 Millionen Menschen, aufgrund vom materiellen Missbrauches deinerseits, von dir zurückverlangt, Genauso wird im Jenseits, für jedes Gebet, das du nicht verrichtet hast und dadurch die immens spirituelle Harmonie und die dynamisch perfekte Ordnung und den Zusammenhalt von jedem Engel, jeder Seele, jedem Lebewesen, jeder Blume, jedem Insekt missbraucht hast, welche sich im gesamten Universum -angefangen von den Atomen, bis hin zur gigantischen Galaxie- ausstrecken/befinden; Und weil diese Geschöpfe deshalb, restlos, vollkommen und sogar noch darüber hinaus den Preis und den Gegenwert deiner Sabotage und deinem Missbrauch gegen ihren natürlichen und spirituellen Lebensraum verlangen werden; Wirst du nach deinen vergänglichen 60 Jahren auf dieser Welt, die endlose ewige Hölle verdient haben. Unser Führungszeugnis quillt über, Bruder. Lass mich die Frage nochmal stellen. Ist das Gebet wirklich nur etwas zwischen Allah und dir(dem Diener)? Diese Lüge haben sie den Leuten auch so nebenbei angedreht. ”Sag zudem nicht: ‘Ich bin doch nur wie alle anderen.’ Weil jeder dich nur bis zu deiner Grab-Tür begleiten wird. Doch auch der Trost/die Belohnung, welches im Beisammensein des Unglücks/der Trauer von Jedem liegt, wird auf der anderen Seite des Grabes sehr nutzlos sein.” Es gibt jemanden Namens ‘Urve b. Zübeyr’. Der Enkel von Hz. Ebu Bekir; Der Neffe von Hz. Aisha. Eines Tages erkrankt Urve’s Bein, Bruder. Sie schickten ihn sofort nach Damaskus(Syrien). Die Mediziner in Damaskus waren zu der Zeit sehr legendär. Wie dem auch sei, die Ärzte untersuchten ihn und sagten zu Urve: “Wie müssen das Bein amputieren.” Urve frägt, wie das ganze Vorhaben stattfinden soll. Sie sagten, dass es ein Kraut gibt, welches dich für einen kompletten Tag schlafen lassen wird, nachdem du es gekaut hast. Sie sprechen hier von der Anästhesie. Zu dieser Zeit beschäftigten sie sich sehr mit Medizin. Wenn du beispielsweise irgendwo eine Wunde hast dann holten sie rotköpfige Ameisen. Feuerameisen. Sie ließen ihn mit seiner Beißzange abbeißen und rissen ihm dann den Kopf ab. Die Ameise beißt; Er reißt den Kopf ab. Das wurde dann dein deine Naht. Der Kopf der Ameise ist sowieso organisch/biologisch. Es schmilzt daraufhin dann weg. Sie forschten also sehr viel in der Medizin. Irgendwie klärten sie schon alles. Und damals fanden Sie eben ein Kraut, welches heute der Narkoseanästhesie gleicht, Fatih Bruder. Sie sagten zu Urve, dass er dieses Kraut kauen soll und daraufhin dann einen Tag lang pausenlos schlafen wird. “Also werde ich einen ganzen Tag lang Allah nicht gedenken können? Also werde ich einen kompletten Tag getrennt von meinen Gebeten bleiben?” – “Ja, so wird es sein.” “Das möchte ich nicht akzeptieren”, sagt er. – “Schön und gut Urve, aber wir müssen dieses Bein schneiden. Du könntest solch einen Schmerz nicht ertragen!” “Das kriegen wir schon hin. Dreht mich doch mal bitte zur Qibla”, sagt er. (Gebetsrichtung der Muslime in Richtung Kaaba). Während er sein Gebet verrichtet, lässt er sich das Bein amputieren. Und er fühlt es nicht. “Das Gebet ist der Aufstieg/das Erbe des Gläubigen.” Gewinnt der Satz jetzt für euch an Bedeutung, Bruder? Nachdem du gerade die Hingabe und Sensibilität von Urve gesehen hast; Geh und bete den an, dem du die Treue geschworen hast, Bruder. Möge Allah die Hölle für eure Mütter und Väter unantastbar machen. Lillahi Teala El-Fatiha, Maassalavat. (Nach diesem Satz, grüßt jeder den Propheten [Sav.] und liest daraufhin die Sura Fatiha) Es gibt auf dieser Welt tausende von Menschen, welche dieser Wahrheiten bedürfen. Einer von ihnen könnte in eurem Umfeld sein. Du kannst dieses Video teilen und somit dafür sorgen, dass es Sie auch erreicht. Um Allahs Willen; El-Fatiha. (Nach diesem Satz liest man die Sura Fatiha)

Bunu İzleyen İstediği Derdinden Kurtulur ( Cemel Vakası )

Sabri Bey burda mı? O da yerinde, makamında… Sen orda dik ölecek gibisin Sabri Abi At gibi, ayakta böyle… hı hııh ahahahahh Geçen çocuklar bi şey bağlıyordu böyle çaput maput mu türbe diye sizler de iyisiniz inşallah abiler Allah yetiştirsin de inşallah yeni sezonda… …kendi yerimize geçelim Hakan. Allah’ın izniyle Gidip geiyo musunuz inşşata? Bakıyo musunuz? Gidiyosunuz de mi? Gidiyo musun abi? İsim neydi? – Salih Kaç tane oda var? Geçen bizim Utku gitmiş, diyo ki: “Abi yeni bir oda keşfettim.” diyor. yani… Bizim çocuklar da farkında değil hamdolsun Hakikaten böyle… Herhalde dünyada görülmemiş bir proje olucak… …orası. Çünkü orası böyle yurt falan değil ya abi hani “alo oğlum sizde kalabilir miyim?” tarzı değil ya… Ora bir sosyal yaşam alanı Yani insanların haramlardan daha tecrit edebileceği, gelip rahat yaşayabileceği işte Kenan Abi, hanımı kovduğu zaman orda rahat kahve içebileceği Sabri Abi’nin badem göbeği sergileyebileceği falan dimi Sabri Abi. Orda hangi köşede böyle… ….filizlenmeyi düşünüyorsun Sabri Abi? Konum aynı mı? Orda da yine sağ köşeye mi oturucan? Şükür oraya cam koyduk çıkarsın dışarı. hehehhee Elhamdülillah. Abiler, şimdi ben biraz arkadaşlara sorular sordum Dedim ki birader sizin bir derdiniz vardı de mi birader? isim neydi? -Rıdvan herkesin bir derdi vardır demi Rıdvan? ben de sordum arkadaşlara Murat abi dedim birader sizin derdiniz nedir? tasanız nedir? biraz söyleyin dedim abi biraz done aldım Ömer’in derdi kilolu olmasıymış abi iki tane de nedeni varmış birincisi ;canı sıkılınca yemek yiyormuş ikincisi de canı sürekli sıkkınmış:)) bu bizim Ömer’in derdiymiş başka bir öğretmen kardeş yazmış demiş ki kimi sevdiysek eş durumundan tayin istedi vaayyy tam KPSS cümleleri bunlar başka bir arkadaş yazmış bu biraz dertli benden ayrılan herkes uzun ilişkiye başlıyor acemi birliği miyim ben şerefsizler yazmış ohahahaha baya kopturmuş bi tanesi yazmış abi söyle bari dolandırmak için arasın artık yani nasıl yalnızlıktan kızıştıysa oğlan abi kız diye asıldığım kişi oooo bu ahahaha bu bize yayını kapattırır başka birtanesi yazmış abi sevdiğini göstermiyor diye sinirleniyordum meğer sevmiyormuş rahatladım yazmış:)) maşallah yaa şimdi abiler var mı böyle derdini anlatmak isteyen ? sabri abi senin ne derdin var? ha bu psikolojinin bir derdi olması lazım kendi başına bu hale gelemez var mı bi derdin sabri abi? hanım antepli yemekler güzel badem göbeği büyüyo var mı? tabi tabi al mikrofonu koca sabri reissin sen yaa yok mu bi derdin Sabri abi? sıkıntı yok diyorsun isim neydi abi? ömer gözlerini niye kaçırıyosun benden Ömer var mı bi derdin tasan? hiç mi? gamsız rahat salla baba öyle bir adam mısın hiç takmıyorsun kabir ahiret men rabbuke? onlarda mı? vardır yaa olmasa gelmezdin bugün yoksa başka bişey.. kız mı gönderdi? gitmezsen evlenmem diye ha tamam kendi rızanla geldin şimdi abiler benim de aslında bir derdim var ben dedim bugün derdimi size açayım beraber bi dertleniriz inşallah benim derdim, ümmetin ayrılığı ümmetin ihtilafı yani sürekli bizde bir ayrılıklar oluyor ve bu ayrılıklar şimdi bir hadisi hatırlatayım ümmetimin ihtilafında rahmet vardır ayrılıklarda yani Sabri abi bizler aynı gaye için farklı renklere bürünürsek murat abi sorun var mı? sıkıntı yok ama sürekli rakip olmak adına islama zarar verirsek böyle ayrılıklar nasıl olur abi? menfi ayrılık olur yani mesela ben biryerler açıldığında seviniyorum bir dernek açılıyo bir vakıf açılıyo çünkü hepsi Cenab-ı Allah için koştumaya çalışıyo öyle değil mi abi? ama keşke şöyle bir yeminleşme olsaydı murat abi çok arzu ederdim yani ümmet için açılan bu derneğin bu vakfın ümmeti daha fazla bölmeyeceğine yemin ediyorum diye keşke bir akit oldaydı Kenan abi çünkü bölündükçe bölündükçe Allah göstermesin bizler gücümüzü ve birliğimizi selam abi kaybeden bi hale geliyoruz yani bir adam Allah için bir açık yol bulmuştur yani mesela bir tanesi Kur’anın lafzını çok güzel muhafaza ediyordur başka bir tanesi hadis ilminde çok ileri gitmiştir başka bir tanesi siyerde başka bir tanesi Risale- nur’da ne kadar güzel demi abi? mesela ordu bir ama hava kara deniz diye ayrılıyor doğru mu? bu işlerde böyle ayrılsa herbiri kendi alanında kesb-i muharefet etse çok güzel yani saf Allah rızası varsa kenan abi problem var mı? problem yok saf Allah rızası için değil de birine rakip olmak için açıyorsa altında ihlas kalır mı böyle bir ayrılığın? kalmaz işte bunlar da ümmeti her geçen gün yaralıyor abi bakın bir ayette murat abi Cenab-ı Allah hazreti musa’ya firavun gibi bir bebek katilinin yanına giderken kavl-i leyyin ile yani şefkatli dille davran diyo daha biz bir arkadaş bizim görüşlerimizde olmazsa eğer ne sapık bırakıyoruz ne kafir bırakıyoruz ne münafık bırakıyaoruz ben böyle şeylere çok şahit oluyorum sizler de oluyor musunuz acaba? yani sadece benimle alakalı birşey değil demi abi? isim neydi? engin abi siz de oluyor musunuz böyle şeylere şahit? yani biri birinin görüşünden değil diye kendi güzelliklerini sergileyemeyip bak bunlar o kadar kötü o yüzden biz iyiz manasını çıkarmaya çalışan ekollere arkadaşlara bunlar üç beş tanedir yani hep böyle tamamı değil tabi böyle üç beş tane aklı yetmez arkadaşlar kendi görüşünden değil diye napıyor hacı? ne sapıklık bırakıyor ne kafir bırakıyor ne de münafık bırakıyor şimdi Murat abi müslimden bir hadis okuycam ama bu hadisi beraber çok iyi dinliycez dinliyor musun abi? abi bana bak daldın oraya bende kal hadiste diyor ki herhangi bir kimse din kardeşine kime? yani olay böyle herhangi bir insana değil müslümanlar içinde bir olay mı engin abi ? müslümanlar içinde herhangi bir kimse din kardeşine ‘eyy kafir derse ikisinden biri muhakkak küfre döner’ şimdi sen adama ‘ey kafir’ dedin selama abi adam da ayan beyan açık birşekilde dinden çıkmış birisi ama bak din kardeşine diyor çok ince var orda burda bir problem yok ama sen şahsi garazlarından hasetlerinden fesatlarından iyice adama doldun dolduğundan dolayı da ey kafir dediğin anda artık sen kafir oldun o saatten sonra engin abi aynı şeyi anlıyoruz demi hadisten farklı bir yorum anlamıyoruz heralde demi şimdi bu hadisin bir de şerhi var çok ince burası genelde aynı işi yapan insanlar birbirlerini fazla kıskanabiliyor kenan abi haset edebiliyo haset işin neticesinde bir insana kafirin vermediği zararı verdirebiliyor engin abi böyle bir hadise haset dediğin olay mesela ikisi aynı işi yapıyor sallıyorum adamın bi tanesi yirmi yıldır yapıyor tutuyor on yirmi kişiye anlayoyor oradan birileri çıkıyor son üç beş yılda tutuyor yüzlerce adama ilişiyor ya diyor ben bu hakikatleri bu hadisleri bu ayetleri ezbere biliyorum diyor benim daha çok adama anlatmam lazımken bunlar nasıl oluyor da bu kadar adama yetişebiliyor diye bi sinirleniyor bir haset basıyor burak abi hasedin sonucunda da yanına gelenleri nasıl tutucak? ya diyor altında ingilizi var ya üstünde şuyu var ya arkasında bu var yani arkasındakine takılıyo da önünde secde ettiğinden habersiz öyle takılıyor şimdi bir adama bunları isnad etmek yani altında şurası var burası var demek bir adama münafık demektir doğru mu abi? yani şunun adamı bunun için iş yapıyor demek münafık demek sen o adama münafık dediğin anda o adam münafık değilse sen ne oluyorsun ? münafık oluyorsun bakın bana inanın şu cümleme engin abi ahirette eğer korkudan murat etrafımızı görebilecek kadar bir Allah gözümüzü açmamıza müsaade ederse hani kendi imtihanımızın korkusundan bir etrafımıza bakmamıza Cenab-ı Allah müsaade ederse bu hadisten dolayı bir çok insanın imanını kaybettiğine şahit olucaksınız çünkü o kadar rahat söyleniyor ki mesela ben şahit oldum bi gün bir cenazeye gittim cenazede orda bir imam effendi hakkında birisi bir şey diyor yorum yapıyor yani işte şöyle böyle ya o da az münafık değil kardeş sen napıyorsun? sen imanını otuz kupana gazeteden mi aldın? adama bir şey olmaz çünkü senin birine gıybet edip dedikodu yapman kendi defterinla alakalı birşey sen o adama kafir ya da münafık dedikten sonra fatih o kişinin artık ahiretteki hükmü artık ne oluyor? ya kafir oluyor ya kendisi ya da münafık olark ölüyor ne kadar ince değil mi abi? yani bizler böyle çok rahat bu dünyada yapıyoruz ya bu cümleleri ahirette imanımızı kaybettirecek cümleler bunlar ve bunları kimler yapıyor abi? genellikle hasetle kıskançlıkla ben yapamadım o da yapamasın ben yapamıyorum o yapıyorsa kesin altında birşey vardır mantıklı adamlardan kaynaklı ayrılışlar oluyor maalesef ve farklı görüşteki insanlar birbirinin hakkında değil birbirleriyle görüşmeye başlamadan bunun çözümü yok Engin abi biliyor musun? yani farklı görüşler farklı renkler birbirleriyle ittihat etmesi lazım tamam meslekleri birleştiremezsin meşreplerini birleştiremezsin ama aynı masada çok güzel bir iftar edebilirsin ya bunda bir mahsur yok Allah’ın ipine sım sıkı sarılın ayeti hafızları bile bugün cem edip bir araya getiremiyorsa demek ki gönüller boşalmış şekilcilik çok ön plana çıkmış bana biri dese ki kardeş bu asrın hastalıklarından bir tane söyle derim ki vallahi şekilcilik derim yaa ben Engin abi şahsen şöyle bir kardeşinim şurda birisi bana sabaha kadar abdestin hikmetlerini anlatsa bir birim etkileniyorsam şurada bir tane genç çocuk namazı kaçmadın diye karda abdest alıyorsa bin tane beni o etkiliyor işte yani benim artık kulaklarım doydu hafız benim gözlerim aç yani insanlar sadece saf bilgi isteyecek olsa abi napar? bilgisayarlar hepimizden daha bilgili bugün burda benden daha güzel bilgi verir bir bilgisayar benden daha güzel anlatır ama biz şekilcilikte ciddi manada boğuluyoruz şimdi ben düşünüyorum bir çok Allah razı olsun insanlar staadyumları dolduruyo bir yerlere gidiyo hep Allah’ı anlatıyoruz demi Sabri abi biz de dahil buna hayalhanem çok iyi de onlara kötü hayır hayır biz de de kabahat var biz bunu bulmaya çalışmamız lazım bakıyorsun stadyumlar doluyo ümmet için birşeyler çalıştaylar yapılıyor yapılıyo mu Kenan abi? yapılıyor demi peki bu kadar insan bu çalışmayı yapıyosa ve biz hala ittihat edemiyorsak demek ki bu çalışma yapanlardan biz de dahil olmak üzere bi sıkıntı var ben geçenlerde düşündüm Kenan abi dedim ki stadyumda böyle efsane şekilde siyer anlatan bir adam evet Hazreti Muhammed öyleydi dediği zaman acaba Hz.Muhammed (a.s) ı mı anlattı yoksa Hz.Muhammed böyle anlatılır diye kendisini mi anlatıyor? demek ki işin altında sıkıntılar var engin abi bizler de dahil olmak üzere biliyorsunuz bizim bir inşaat projemiz var Engin abi o kadar ciddi bir hayalim var ki dua ediyorum bir ramazan günü o terasta farklı meslek ve meşreplerden ehli sünnet dairedeki insanları o masaya toplamak ben onlara hizmet eden olmak istiyorum çaylarını çorbalarını ikramlarını eden açacak bir tanesi Kuran’dan tefsir yapacak bir tanesi hadis ilminde iyi bir adamdır o hadisi tefsir edecek başka bir tanesi bir siyer anlatacak ve fatih inşallah biz de onlara hizmet eden adamlar oluruz diye çook büyük dualarım var şimdi abiler bu ayrılıklar varya ümmetin ihtilafları ayrılıkları bu ayrılıklar Hz. Ali döneminde inanılmaz bir ayrılık örneği var murat abi ama bu gün beni çok iyi dinlemeniz lazım cemel vakasını anlatıcam hayatınızda duymadığınız bir vaka inanılmaz bir vaka beraber tahkik edicez hazır mısın engin abi? bütün dikkatlerini bana ver hazırsın demi birader gözlerin bende kaçırma sakın gözlerini Hz.Ali zamanında başlayan muharebelerin mahiyeti nedir? hz.Ali zamanında ne muharebeler oluyor ? hep siyaseten bu arada burda hep siyaset demek insan yönetme sanatı gibi düşünün olur mu abi? birlikleri toplama sanatı gibi düşünün hz. Ali zamanında başlayan muharebelerin mahiyeti nedir? soru oluyor o muharebelerde ölen öldüren oluyor mu murat abi? oluyor muhariblere ve o harpte ölen ve öldürenlere ne nam veririz? yani orada birileri ölüyor değil mi? yani ölenlere şehit mi diyelim haşa bu adam kafir gitti bak bir müslümana kıydı mı diyelim? bunu konuşacağız abi hazırsın demi? el cevap cemal vakası denilen hangi vaka ? cemal vakası denilen hz. Ali ile hz. Talha ,hz. Zübeyir, hz. aişe sıddık arasında olan muharebe şimdi anladınız mı kimle kimin arasında olduğunu bu muharebelerin? burda kim var? hz.Ali burda kim var Engin? hz.TAlha,hz.aişe ve hz zübeyir Talha zübeyir ve Ali kim biliyor musun abi? aşere-i mübeşere’nin üçü cennetle müjdeli bak hamza abi bilgiye bak yani bu adamlar cennetle nnüjdelenmişler peki Hz. aişe sıddık kim? peygamber efendimizin eşi en çok hadis muhaddislerden biri Cenab-ı Allah’ın cibrille selam gönderdiği bir zat bu tarafta kim var murarebede? hz.Ali burda kimler var abi? hz.Talha, hz.Zübeyir , hz.Aişe bunlar birbiriyle savaşta bulunmuşlar sabri abi bak vakayı iyi düşün ama murat abi az önce konuştuklarımı unutmayacaksın hani dedim ya bizler birbirimize sataşıyoruz bulaşıyoruz bak bundan büyük bir birbiriyle zıt olma örneği var mı? bir tarafta Hz.Ali bir tarafta hz. Talha, hz.zübeyir, hz.Aişe bunlar karşı karşıya geliyor olan muharebe adalet-i mahza ile adalet-i izafiyenin mücadelesidir. şöyle ki şimdi iki tane kelime çalışacağız. çalışacağımız kelimelerin birincis adalet-i mahza mahz demek ta kendisi demek adalet-i mahza diyince abi adaletin tam işte ta kendisi diyceksin Engin abi oldu mu? adalet-i mahza diyince ne diyoruz? adaletin ta kendisi öteki de murat abi adalet-i izafiye izafi biliyorsun görece demek diğeri de belli başlı kuramları temel alarak yeni bir kuram oluşturan adalet çeşidi bu adalet-i izafiyede unutmayacağımız bir kelime var Murat abi hazır mısın? ehvenüş-şer diye bir kelimevar iki tane şer var ortada ve bunun az olanı tercih etmek demek adalet-i izafiyenin kemiği bu mesela düşün ben buraya bir tane arkadaş getirmişim selam abi ilk defa sohbete getirmişim şeyhmuz diye bir psikopat getirmişim düşün adam bu zamana kadar kim yan baksa kafasından girmiş kolunu çıkarmış böbreğini deşmiş dalağını yerine … hep böyle bıçak manyağı etmiş taramış sıvamış sıkmış böbreğini dalağını her tarafını bir tarafa böyle psikopat bir adam getirmişim tam içerde çocuğun bir tanesi şaka yapıcam diye şeyhmuzcum naber bebişim diye makas alıyo bundan hayal et şimdi böyle bir adam normalde ne yapar keser biçer doğrar öyle değil mi? yani kelleyi gövdeden ayırır mı çavuş? ayırır bu adamda içinden vicdana geliyo ve diyor ki ben daha yeni Mehmet’le konuşup tövbe etmiştim bu çocuğa kıymayım ama sinirliyim diyor sinirini çıkarmak için çat diye duvara bir yumruk atıyor şimdi çocuğu mu bıçaklasın? duvara yumruk mu atsın? şerlerden hangisini tercih etti? düşük olanı buna ne deniyor? ehvenüş-şer tekrar soruyorum Kaan abi adalet-i mahza ne demek? ta kendisi peki adalet-i izafiye ne demek? -o da göreceli olan iki tane yanlıştan en iyisini seçmek eyvallah abi şimdi hz. Osman’ın yemenli bir yahudi tarafından şehit edildiğini biliyorsınız el-gafike diye bi tane yahudi tarafından şehit edildikten sonra ibn-i Sebe diye bir münafık var bunu unutmamamız lazım bugün çok terin öğreneceğiz birader hazırsın demi? kimmiş o yahudinin adı? ibn-i sebe ibn-i Sebe yedinin oğlu demek yani yedi babalı anladın mı? bu bir küfür gibi birşey aslında onların dilinde ibn-i Sebe diye bi münafık var diyor ki yahu diyor hz.Osman emevi hz.Ali de haşimilerden demi ebu talibinoğlu peygamber(a.s)amcasıın oğlu değil mi? ya onları ben birbirine düşüreyeim hz.Ali hilafet için hz . Osman’ı öldürttü diyim diyor önce bunu deniyor Resul yemiyo yemedikten sonra ibn-i Meymun diye bir tane adamı hz. Ali’nin yanına gönderiyor ya Ali sen böyle büyüksün şöyle büyüksün senin halife olman lazım sen başımızda olmazsan yapamayız diyor hz.Ali buna da gelmiyor kabul etmiyor bu da yemeyince Medine’de topluyor abi ibn-i Sebe insanları ve kendinize halife seçin diyor insanlar ısrarla kimi halife istiyorlar? hz.Ali’yi ve Hz.Ali orada halife oluyor. var mı buraya kadar sıkıntı? olay nerden başlıyor? hz.Osman’ın şehit edilmesi devamında ne oluyor? Hz.Al halife oluyor bundan sonra ortalık kopuyor Doğan işte Hz Ali efendimiz halife olduktan sonra Hz. TAlha ve hz.Zübeyir Hz.Ali’nin yanına geliyor diyor ki kitabın hükmünü icra et ne demek istiyor biliyor musun Engin abi? Hz.Osman’ın katillerini bul diyor peki Hz.Osmanın katilleri nerde? biliyor musun? başka kabilelere sığınmışlar o kabiledeki insanlar da onları almışlar mı? almışlar peki kabiledeki insanların tamamı düşman mıdır? değildir Hz.Talha ve Zübeyir diyor ki biz o kabilelere gidip Hz.Osman’ı şehit edenleri bulmamız lazım buna Adalet-i izafiye denir işte Hz.Ali de diyor ki bana biraz müsaade edin bir sükuneti toplayalım çünkü bir ayatte beyan ediyor ki birinin hatasıyla başkası mesul olamaz diyor bana biraz müsaade edin ben insanların hangisi suçlu hangisi değil bunları ayırt edeyim ayırt ettikten sonra söz veriyorum kitabın hükmünü icra edicem diyor buna da adalet-i mahza deniyor oldu mu tam oturdu mu? tam oturdu bir daha alıyorum en baştan ilk vaka nerden başlıyor? Hz.Osman şehit ediliyor sonra Hz.Ali halife seçiliyor daha sonra Hz. Talha ve Zübeyir gelip ne diyor? kütübün hükmünü icra et bize Hz.Osman’ın şehit edenlerin tamamını bul diyor peki şehit edenlere o an saldırsa suçsuzlar da gidebilir mi arada? demek ki Hz.Talha ve Hz Zübeyir’in bu arada Hz.Aişe’nin de görüşü bu istediklerine ne deniyor? adalet-i izafiye peki Hz.Ali diyor ki birinin suçuyla başkası mesul olamaz bana müsaade edin bir sükunet gelsin sükunet geldikten sonra söz veriyorum insanların suçlu olanlarını bulacağım buna ne deniyor abi? adalet-i mahza güzel oldu mu buraya kadar Hz.Talha, Hz.Zübeyir, Hz.Aişe dayanamıyorlar bu işe ve bir kuvvet topluyorlar abi topladıkları kuvvetle Basraya kadar gidiyorlar amaçları ne? Hz.Osman’ı şehit edenleri yakalayacaklar ve oraya bir yüklenecekler anlaşılıyor değil mi buraya kadar? peki devletin başında kim var? Hz.Ali efendimiz peki öyle rahat bırakabilir mi devleti? devletin iki tane başı olabilir mi? olamaz Hz.Ali de ordusunu topluyor ve o da Basra’ya gidiyor çünkü iç karışıklık çıkar anladın mı abi? ve bir elçi gönderiyor elçiyle Hz. TAlha,Zübeyir ve Aişe validemiz konuşuyor elçi diyor ki bakın Hz Ali sizden sükunete kadar beklemenizi rica ediyor diyor siz bekledikten sonra size söz veriyor kim suçluysa kim bu işin altındaysa teker teker Hz.Ali hepsini bulacak diye en son ikna ediyor ibn-i Sebe’nin neydi ibn-i Sebe? aklınızın şaşacağı derecede profosyonel bir münafık ibn-i Sebeni işine gelmiyor napıyor biliyor musun? Hz.Alinin çadırına baskın yaptırıyor ve baskında da diyor ki Aişe Talha Zübeyir yaptırdı hem Aişe Talha Zübeyir ‘in çadırına baskın yaptırıyor kim yaptırdı diyor? Ali yaptırdı diyor ve Hz.Ali; hz.Talha, Hz.Zübeyir ve Hz.Aişe validemiz bir cihada tutuşuyor on bin şehit var on bin bak Engin abi tarafları iyi belleyelim kaç şehit var? cemal vakası dediğimiz hadise bu anlıyon demi Şahin? on bin tane şehit var var mı içinizde haşa bu haksızdı bu kötüydü diye bu dördünden birine birşey söylemek isteyen? ben diyemem haşa Hz.Ali’ye ya da Hz.Aişe’ye Hz.Talha’ya Hz.Zübeyir’e bak Allah cennetle müjdeliyor Var mı içinizde bunlara birşey demek isteyen? ben çok duydum ha Engin abi yani onların bir tanesine haşa estağfurullah kafir diye isnat edeni islam toplumuna zarar veriyor diye isnad edeni çok duydum vaka anlaşılıyor mu? cemel vakasında kaç şehit var? ON BİN şehit var el-cevap cemel vakası denilen Hz.Ali ile Hz.Talha ve Hz.Zübeyir ve Aişe sıddıka arasında olan muharebede adalet-i mahza ile adalet-i izafiyenin mücadelesidir. şöyle ki üstad birisine kötü dedi mi haşa? dikkatli dinle bak abi çok dikkatli dinlemekzorundayız bu işi Hz.Ali adalet-i mahzayı esas edip neyi esas ediyo Hz.Ali? adalet-i mahzayı esas edip şeyheyn zamanındaki gibi şeyheyn demek hz. Ömerle Hz.Ebubekir efendilerimiz dönemine şeyheyn dönemi denir eğer hadis için kullanılırsa buhari müslim demek anektod bilgi kalsın şeyheyn zamanındaki gibi kim oluyor Hamza abi şeyheyn? hz.Ömer ve Hz.Ebubekir o esas üzerine gitmek için içtihat etmiştir muarızları ise hz.ali’nin muarızları kimdi? hz.Talha,Hz.Zübeyir ve Aişe sıddık muarızları ise şeyheyn zamanındaki saffet-i islamiye adalet-i mahzaya müsaitti diyor yani Hz.Ömerle Ebubekir döneminde insanlar suçu olduğu zaman ertesi gün geliptiraf ediyor suçunu ki ahirete kalmasın böyle mükemmel bir islamiyet yaşanıyor ve diyor ki onların döneminde bu kadar mükemmel islam yaşanırken diyor Selam abi adalet-i mahza uygulayabilirsiniz sıkıntı yok diyor fakat zamanla islamdaki zayıf bazı kavimler neyde zayıflar abi? islamiyetleri zayıf bazı kavimler islamiyete girdikleri için islamiyete napıyorlar giriyorlar nasıl karakterler giriyor? islamı zayıf dindarlığı zayıf kavimler giriyor adalet-i mahzanın tatbikatı çok müşkil olduğundan ehvenüş-şerr-i ihtiyar denilen adalet-i nisbiye esası üzerine içtihat ettiler. şimdi burada duracağız abi neden hz.Ali adalet-i mahzayı savunmuş anladık mı abi? şeyheyn zamanı gibi diyor peki hz.Talha,Zübeyir,Aişe neden savunmamış anladık mı ? şeyheyn zamanı gibi değil diyor islamı kötü birçok kavim girdi burda uygulayamazsın adalet-i mahzayı diyor ama bu hükümleri kafalarına göre koydular mı yazdı kitapta? hayır içtihat ettiler yazdı şimdi Murat abi iki kelime daha öğreneceğiz dikkatler bende mi? bakın bunlar ahiret için dinliyon demi birader isin neydi? mehmet bak iyi dinle çok önemli kabir için bunlar şimdi içtihat ne demek? içtihat şu demek belli başlı hükümlerden ortaya yeni bir hüküm çıkarmaya içtihat denir peki içtihadı hekes yapabilir mi? kim yapabilir? -alimler hayır müçtehitler alim de değil üst bir mertebe içtihat yapana ne deniyor ? müçtehitler yapabilir mesela bir tane beyin cerrahı profosör Murat abi bir ameliyata girdi elinden geleni yaptı ve adamı kaybetti bir suçu var mı? peki hala maaş almaya devam eder mi? edebilir işte müçtehit makamını böyle düşün peki bizim tantunici şeyhmuz dayı tuttu beyin ameliyatına girdi adamı da kurtardı ceza alır mı? alır çünkü onun ameliyata girme yetkisi yok şimdi beni iyi dinliycen hz.Ali efendimiz müçtehit mi? sahabelerin her biri müçtehit bilginiz olsun bu makamda peki Hz.Talha,Hz.Zübeyir,Aişe sıddık müçtehit mi? müçtehit şimdi beni iyi dinle abi islamda öyle bir rahmet var ki birisi müçtehit makamındaysa ve doğru isabetli bir karar alırsa iki sevap yanlış karar alırsa bir sevap alır noldu? hadi şimdi gel de birine laf söyle Allah sevap veriyor yaa nasıl makam görüyor musun? böyle makam gördün mü? biri müçtehit makamında doğru karar verirse iki sevap peki tutmadı isabet etmedi yanlış karar verdi bir sevap neyden dolayı? makamı müçtehit çünkü demek ki bu iki taraftan haşa kötü yaptı denilebilir mi? mümkünatı yok denilmesinin imkanı yok bakın çok ince bir şey daha söyliycem size peygamber (a.s) yanında sahabeler zamanında bir sesi yükseldi diye ayet indi mi? indi sesinizi yükseltemezsiniz onun yanında diye ayet indi peki uhutta sahabeler bir içtihat yaptı bir karar yaptı peygamber (a.s) da o karara uydu zahiren bir mağlubiyet oldu peki ayet inip uyarı aldılar mı? almadılar demek ki sahabelerin bir fikir beyan etmesi hak katında meşru birşey ya ses yükseldi diye ayet indiren Cenab-ı Allah uhuttakine niye indirmedi çok ilginç mantık demi abi? bi burdan düşünsene demek ki hak katında sahabelerin içtihat etmesi meşru birşey devam ediyorum ben de mi dikkatler bozmayın haa çok önemli mesele cemel vakası münakaşa-i içtihadiye siyasete girdiği için demi bu siyasete giriyor mu? giriyor normalde ilmi içtihatlarda farklılık olsa birbirine git sık denir mi? hayır ama burda devlet yönetimi var anladın mı demi? fitnenin büyümemesi için Hz.Ali’nin müdahale etmesi şart mıydı? şarttı muharebeyi intaç etmiştir madem sırf lillah için sadece ne var burda? iki tarafta da mı? evet sadece Allah rızası için islamiyetin faydası için içtihat edilmiştir ve içtihattan muharebe tevellüt etmiş şimdi bitirmek üzereyim Kenan abi iyi dinle bir muharebe oldu mu? oldu mu Engin abi? adı neydi muharebenin? cemel vakası Murat abi kaç şehit var? elbette hem katil orda öldüren hem maktül ikisi de cennet ehlidir var mı bu iki zümreden birisine laf edebilecek bir babayiğit? bak abi yok tabi ki demi aklı olan biri laf edemez buna şimdi bak Murat abi çok ilginç bir olay var cebri determinizma planında şimdi burada ölen de öldüren de demi yani? şehit olan da karşı tarafta ikisi de cennet ehli mi? peki bu kimin imtihanı? işte bu olayı duyan ve seyredenlerin çenesinin imtihanı bizlerin yani kimlerin imtihanı Sabri abi? onların mı? bizim imtihanımız peki cemaatler arasında bişey olduğu zaman gruplar arasında birşey olduğu zaman o bıdı bıdı konuşanlar işte onların imtihanı çünkü o işlerin başındaki insanların bir alim vasfı varsa onlar farklı görüşte bulunabilirler mi? bulunabilirler anlaşamayabilirler mi? anlaşamayabilirler belki müçtehitlik makamları var ama aşağıda laf taşıyan o bıdı bıdı … yapıp herkese laf söyleyenler işte bu vakalar onların imtihanı olacak cebri determinizma planında kader planında yani o nokta nokta herşey tane tane dizilen o kader planında cenab-ı Allah bazen hiç kavga etmeyecek iki tane adamı birbirine düşürür adamların aklı başına geldiğinde derki Allah Allah ben bu konudan Enginle kavga etmezdim ki Engin de der ki Allah Allah ben Mehmet kardeşe tutup karşı gelmezdim niye böyle oldu? onlar da anlayamaz Allah öyle bir yaratır ki onların hisleri akıllarını örtmüştür ve farkında olmadan birbirlerine girmişlerdir ve Allah ikisini de mesul tutmaz kimi mesul tutar biliyor musun Engin abi burda seyredenleri müslümanca davranacak mı bu Murat? gıybet edecek mi bu Can? bizim yaşadığımız hadise burada seyredenlerin imtihanı olur ve şurayı unutma ŞERRİN İÇİNDEKİ HAYRI GÖRMEK HERKESÇE UYGUN DEĞİLDİR. murat abi Cenab-ı Allah bu imtihanları Emrah kendisi bilmek için yaratmıyor bizi bize bildirmek için yaratıyor bence şu dillerimizi olabildiği kadar sıkı tutalım başkalarının yaşadığı imtihanlar bizim cehennemimize sebep olmasın usta lillahilteala el-fatiha

KORONA’YI YENDİK, SIRADAKİ GELSİN! -Nankörlük

Bakınız! Yaşadığımız felaketler, ilk değil insanlıkta. Hani asırlar öncesinden, büyük felaketler oldu ne gördük, ne ettik tarih kitaplarından, Kur’an’dan duyduk sadece diyelim hani. Biz, son 50 senedir medyanın kontrolündeki bir dünyada, Afrika’da çıkan virüsü, salgın hastalıkları duyuyorduk görüyorduk. Çöllerde kalmış cesetleri görüyorduk. Hiçbir teknoloji, hiçbir tıp da Avrupa’da olmaz bu demiyordu bize. Herkes diyordu Avrupa’da da olur, dünyada olur bu. Virüslü bir bedenle yaşıyoruz diyordu herkes zaten. Biz, rabbimiz bizden ne istiyor ona bakacağız, ve bir konumuz daha var. Bu ibrete dönüşecekse, benim evimde dönüşecek. Şu kardeşimin evinde dönüşecek. Bu hanım kızımın evi, Allah’ın azabından ders almış eve dönüşecek. Toplumlardan çok şey beklemeyin. Neuzübillahi rabbil alemin. Rabbimin azametine sığınarak söylüyorum ki, tam aksini bekleyebilirsiniz. Madem Allah merhametliydi bu azabı niye bize yaptı deyip, bütün zinciri dağıtan kitleler de görebilirsiniz. Yogaya logaya sarılan yeni bir nesil görebilirsiniz. Aman Allahım! Ya erhamerrahimin. Ezan duyulmuş topraklarımızdan, bu tehlikeyi uzak tut Ya Rabbi! Yani Allah’tan intikam alma hastalığını. Ama ben sizlerle ciğerlerimi kemiren bir derdimi paylaşmak istiyorum. Kıyamet günü, kurtulmuş olmak için. Bir afete, hastalığa, koronaya yakalandığında, duadan unutmayın. Doktorlar ilacı yokmuş diyormuş bunun. Ne olursunuz dua. Diyenin, Allah’ın şifası ile Şafii ismi şerifi ile şifa bulup, daha önce namaz kıldığı için, anne duası aldığı için, Rabbim ona rahmet edip şifa bulduktan sonra, koronayı yendi, diyorlar ya. Kanseri yendi, diyorlar ya. Ne oluyor burada kardeşlerim? Elbette bunu söylerken o kastediyor, demiyorum ama, hastalığı Allah veriyor, belayı Allah veriyor, o yeniyor. Hiç şifa Allah’tan gelmiyor. İnsanoğlu değil mi bu ayağı yere bastı mı, elinden tutanı unutuyor. Ben de işte, buna bakarak, bu sıkıntıya bakarak, diyorum ki, ey Mü’min! ey Mü’min! Sen madem korona yenerdin, salgını yenerdin, niye yakalandın? Gelmeden savsaydın ya şunu bir gücünü bir görseydik senin. Bu mülkün, sahibinden, bari şifa hakkını almasaydık. Bari şifamızı o verseydi. Bu sözün pahalıya ödenmesinden korkuyor, Rabbime kasam ediyorum ki, ödüm patlıyor. Koronayı, gönderirken Allah gönderiyor, ama, yiğit adamlar, onu yeniyorlar (!) Doktorlar zaten, kurtarıyor (!) Değil vallahi değil. Sana yanaşırken uzay adamı gibi, maskeler, koruyucular, tulumlar giyip, sonra uzaktan uzaktan iğne yapmaya çalışan nasıl seni ondan kurtarsın? Hayır! Hayır! Ölü ağaçlar, üzerinde 3 ay kar kalmış don tutmuş ağaçları, baharda çiçek açtıran Allah, seni yataktan ambulanstan kaldırıp, pehlivan gibi evine getirdi. iman bunu gerektiriyor.

Namaz kılmamak, bir Müslümanın kendisine yapabileceği en büyük zulümdür

Değerli dostlar, bir işin yanlış yere konmasına, zulüm denir. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz, geçmişe ait bir hikayeyi naklederken buyuruyor ki; Adamın biri, öküzü ile tarlasını sürüyormuş. O arada da üşenmeye başlamış, hazır sürerken bu hayvan sırtına da bineyim ben yürümeyeyim düşünmüş. Öküzün sırtına binmiş, dehlemiş hayvanı. Öküz kafasını çevirmiş be adam Allah beni binmek için yaratmadı demiş. Adam da şaşırmış, sübhanallah öküz de konuşur mu demiş. Bir işi yanlış yapmak, binilmeyecek bir öküze binmek öküzü bile konuşturur. Çünkü zulümdür bu. Zulüm, bir işi, yerinde olmayacak şekilde yapmanın adıdır. Niye, filanca kırbaçla filancayı dövdü dediğinde, insanlar bu zulümdür diyoruz. Çünkü kırbaçla insana vurulmaz. Yanlış bir uygulama olduğundan dolayı kırbaçlanması bir insanın, zulümdür deriz. İblis, Allah’a secde etmesi gerekirken, dik kafalılık yaptığı için en büyük zulümlerden birisini yaptı. Çünkü kul, Allah’ın önünde kul olarak kalmalı. Dik başlılık yaparsan, zalim olursun. En büyük zalim, zulüm çetesi’nin başı İblis’tir. İlk ve en büyük isyanı o yaptığı için. Aynı şekilde, Allah’a secde etmesi gereken bir insan, secdeyi reddettiği zaman kulluk pozisyonunu yanlış yerde değerlendirdiği için o da zalimdir, her kafir, zalimdir. Her kafir neden zalimdir? Yanlış yerde duruyor bir defa ondan dolayı. Fasık, yani Allah’ın haramlarından birisini açıkça işleyen ve tövbe etmeyen, zalimdir. Çünkü, Mü’min de olsa insan, Allah’a itaat pozisyonunda kalması gerekir. Allah’a isyan pozisyonuna geçtiği zaman bir insan, o zalimdir. Çünkü yaptığı iş, evet, 2. insana bir zarara dönüşmüyor, ama kendine zarar ediyor. İnsan kendisinin de zalimi olur. İblis, kendisinin zalimi oldu. Ama firavun, hem kendine zulmetti, hem başka insanlara zulmetti, zulümde zirveyi yakaladı. Demek ki kardeşler zulüm, bir şeyi yersiz yapmanın adıdır. İnsan, boyun büküp Allah’a itaat etmesi gerekirken dik kafalılık yapar, isyan ederse, zalim olmuş olur. Bu zulmü, kendi kendini yakan bir zulümdür, ama zulümdür.

Kıyamet Ne Zaman Kopacak? (Kur’an Ayetleriyle)

İşitme engelli kardeşlerimiz için bir faydamız olsun diye altyazı eklenmiştir. Osman nasılsın kardeşim? Elhamdülillah sağol sen nasılsın? – Hoşgelmişsin Mersin’e Hoşbulduk Allah razı olsun. Tantuniler nasıl dostum? Güzeldi. Efsane. İnşAllah çok yedirmedik. Sıkıştırmadık diyaframını. Evet. Bu gece biraz spor yapacağım ama idare eder. – Şu an için iyi değil mi? – İyiyiz. Bugün bir 5-6 saat çekim yapabiliriz Osman. İnşAllah hazırız. – İnşAllah. Şimdi kardeşim bir tane ince bir mesele var Osman. Şöyle bir şey bahsedeyim sana. Şimdi Osman sen Mersin’e gelmiş olsan Bende sana desem ki ”hişt lan Osman bak bana oradan su ver yoksa 30 yıl sonra seni öldürürüm” desem. Hiç sallamazsın iplemezsin lan ne vereceğim sana suyu dersin. Öyle değil mi? – Evet Şimdi ikinci filmi çekelim Osman. Aynı adam tam sen geldiğin anda silahını çıkarıyor. Çat şunun kafasına bir tane sıkıyor. Çat sıkıyor. Çat çat çat çat buradaki 40 tane adamı öldürüyor. Sonra sana aynı şekilde diyor ki ”lan Osman bana bir su ver diyor.” Su değil baraj dikersin adam için. Niye çünkü adam 40 kişi orada doğramış, kesmiş, biçmiş. 40 kişiye bunu yapan adam bana ne yapar diye sen o adamlara istediğini verirsin. Su da verirsin. Baraj da dikersin. Dere de akıtırsın. Irmakta geçer oradan. Çünkü cezası anlık oldu. Bizim kainattaki bir çok vakada çok rahat bir şekilde günaha girebilme sebebimiz Cenab-ı Allah vadette bulunmuş. Bak ben 30 yıl sonra ceza vereceğim. Yani Osman şimdi ceza anlık olunca adam su da veriyor, baraj da dikiyor. İstediğini yapıyor. Ama 30 yıl sonra yaparım deyince ”adam ya bana ne yapabilir ki 30 yıl sonra” diyor. Kim öle kim kala. – Aynen öyle. Şimdi ayetlere baktığında Müntakim olan Allah’ın bir vadi var ayetlerde. O gün geldiğinde yaparım. O gün geldiğinde karşılaşırsınız. Ben o gün deyince en çok yüreğime böyle kıyamet günü saplanıyor Osman. Yani o vadettiği, mehir verdiği ”bak bu zamana kadar kendinizi düzeltin” dediği o gün kıyamet gibi geliyor. Senin de gözlerin aynı şeyi anladığını söylüyor Osman. Dilin ne diyor peki? Yani öyleyse o dehşetli günden ismini alan sureyle giriş yapalım mı abi? – Çok güzel olur. Çok güzel olur. Peki Tekvir suresinden de o kısmı geçelim abi. Geçmeden olmaz. Yürekleri yeterse geçelim Osman. Peki o kıyamette, kıyamet gününde Allah’ın beni en çok etkileyen o merhametli sözünü müsaadenle. – Lütfen lütfen. Kardeş ciğer bırakmadın bizde. – Estağfurullah. Allah razı olsun.


Almanca

Mehmet: Osman wie geht es dir mein Bruder? Osman: Alhamdulillah ( Allah sei Dank), danke wie geht es dir? Mehmet: Willkommen in Mersin (Name der Stadt in der sie sich befinden) Osman: Danke, Allah segne dich. Mehmet: Wie waren die Tantunis (Ein bekanntes Gericht aus Mersin)? Osman: Sehr schön. Legänder Mehmet: Ich hoffe wir haben dich nicht zu voll gefüttert :). Osman: Ja, ich glaube ich mache heute Abend etwas Sport. Mehmet: Aber jetzt gerade gehts oder? Mehmet: Wir könnten heute 5-6 Stunden drehen Osman. Osman: InsaAllah ( So ALLAH will) sind wir bereit. Mehmet: InshaAllah ( So ALLAH will). M: Nun mein Bruder, es gibt eine wichtige Angelegenheit Osman. Ich sag mal so Wenn du jetzt zum Beispiel nach Mersin kommen würdest. Und ich dir sagen würde” Hey Osman gib mir das Wasser dort, sonst bringe ich dich nach 30 Jahren um” Dann würde dich das überhaupt nicht interessieren. Nun kommt eine Abwandlung dieser Geschichte. Der gleiche Mann erscheint gerade zum selben Zeitpunkt wie du, holt seine Waffe raus und erschießt plötzlich einen Menschen. Dann einen anderen. PENGPENGPENG und weitere 40 Männer, die sich gerade dort befinden. Und danach sagt er wieder zu dir ” Osman gib mir Wasser”. Du würdest ihm direkt einen Damm bauen. Weil er vor dir 40 Männer erschossen hat. Jemand der 40 anderen sowas getan hat, kann wer weiß was mit mir anstellen deshalb gebe ich ihm was er will würdest du denken. Du würdest dir denken, dass ein Mann, der vorhin 40 Personen erschossen hat, auch dir das Gleiche antun könnte und würdest deshalb aus Angst seinem Befehl sofort nachgehen. Weil dieser Mann mit einer sofortigen Der Grund, warum es uns Menschen auf dieser Erde bei vielen Angelegenheiten leicht fällt zu sündigen ist der, dass Allah uns etwas versprochen hat. Er sagt, dass Er uns erst nach 30 Jahren bestrafen wird( dies ist beispielhaft gemeint). Also Osman, wenn die Strafe im selben Moment folgt, macht der Mann alles. Er gibt ihm Wasser und baut ihm sogar einen Damm. Aber wenn der Mann sagt, ich töte dich nach 30 Jahren, denkt sich der betroffene, “Ach was will er mir schon nach 30 Jahren anhaben können”. Osman: Wer weiß, was bis dahin passiert? Wenn wir uns die Koranverse angucken, verspricht uns Allah der Rechende (Müntekim aus Asma ul Husna 99 Namen von Allah) „ Wenn der Tag kommt, dann werde Ich dies und jenes tun“ oder „Wenn der Tag kommt, dann werdet ihr mit euren Taten konfrontiert werden“. Wenn Er von „diesem Tag“ spricht, dann fühle ich den Schmerz des Tages der Auferstehung in meinem Herzen Osman. Wenn also in einem Vers davon die Rede ist:„ Ich gebe euch Zeit bis zu diesem Tag“ oder „Versucht eure Taten zu verbessern“ dann meint Er hiermit stets den Tag der Auferstehung. Ich sehe von deinen Blicken, dass du auch das Gleiche denkst. Was sagt deine Zunge 🙂 ? Osman: Osman: (Zustimmend) Wenn es so ist, wollen wir dann mit der Sure (Ausschnitt aus dem Koran) beginnen, die ihren Namen von diesem entsetzlichen Tage verliehen bekam? Mehmet: Das wäre sehr schön. Osman beginnt diese Sure des Korans zu rezitieren ( ve Osman o sureyi okumaya baslar) Im Namen Allahs, des Allerbarmers, des Barmherzigen Ich schwöre beim Tag der Auferstehung und Ich schwöre bei jeder reumütigen Seele. Meint der Mensch etwa, daß Wir seine Gebeine nicht sammeln werden? Aber ja, Wir sind imstande, seine Finger gleichmäßig zu formen Doch der Mensch wünscht sich, Sündhaftigkeit vorauszuschicken. Er fragt: “Wann wird der Tag der Auferstehung sein?” Dann, wenn das Auge geblendet ist und der Mond sich verfinstert und die Sonne und der Mond miteinander vereinigt werden. An jenem Tage wird der Mensch sagen: “Wohin (könnte ich) nun fliehen?” Nein! Es gibt keine Zuflucht! (Nur) bei deinem Herrn wird an jenem Tage die Endstation sein. Verkündet wird dem Menschen an jenem Tage, was er vorausgeschickt und was er zurückgelassen hat. Nein, der Mensch ist Zeuge gegen sich selber , auch wenn er seine Entschuldigungen vorbringt. Osman: Dann lass uns auch die Stelle in der 81 Sure Takwir durchgehen. Mehmet: Wenn die Herzen es aushalten, dann ja Osman. Im Namen Allahs, des Allerbarmers, des Barmherzigen Wenn die Sonne eingerollt ist , und wenn die Sterne trübe sind , und wenn die Berge fortbewegt werden , und wenn die trächtigen Kamelstuten vernachlässigt werden, und wenn wildes Getier versammelt wird, und wenn die Meere zu einem Flammenmeer werden, und wenn die Seelen (mit ihren Leibern) gepaart werden , und wenn das lebendig begrabene Mädchen gefragt wird: “Für welch ein Verbrechen wurdest du getötet?” Und wenn Schriften weithin aufgerollt werden , und wenn der Himmel weggezogen wird, und wenn die Dschahim (das Höllenfeuer) angefacht wird , und wenn das Paradies nahegerückt wird ; dann wird jede Seele wissen, was sie mitgebracht hat. Osman: Nun möchte ich den barmherzigsten Vers rezitieren, welcher mich am meisten beeindruckt, wenn du erlaubst. Mehmet: Bitte, bitte… Im Namen Allahs, des Allerbarmers, des Barmherzigen O du Mensch! Was hat dich hinsichtlich deines Ehrwürdigen Herrn betört Der dich erschuf und dich dann ebenmäßig geformt, und in einer geraden Gestalt gemacht hat? In solchem Bild, das Er immer wollte, hat Er dich zusammengesetzt. Allah der Erhabene hat die Wahrheit gesprochen. Bruder du hast uns das Herz zerrissen. Allah möge es dir lohnen!

Neye Üzülüyorsunuz Arkadaş Siz ? (EFEKT İÇERİR)

AĞZI MASKELİ ELİ BIÇAKLI BİR ADAM CAMIN ARKASINDASIN Ve 4 KİŞİ BİRDEN HANIMINI BİR MASAYA YATIRIYOR BİR KİŞİDE O ESNADA HANIMINI AĞZINA ŞÖYLE TUTUYOR VE HANIMIN ARTIK ÇIRPINMASIDA GİDİYOR VE BEN AĞZI MASKELİ ADAM GELİYORUM BIÇAĞI ÇIKARIYORUM KARININ KARNINDAN BIÇAĞI VURUYORUM NE HİSSEDERSİN CAMIN ARKA TARAFINDA ÖLDÜRÜRSÜN KENDİNİ DEĞİL Mİ BENİ BÖYLE YAŞATMAYIN DİYE YALVARIRSIN DOĞRU MU? BİRDEN IŞIKLAR AÇILDI HANIMININ ELİNİ AYAĞINI TUTAN 4 KİŞİ HEMŞİREYMİŞ AĞZINI TUTAN ANESTEZİ UZMANIYMIŞ BENDE CERRAH DOKTORUM KARINDA KANSER TÜMÖRÜ VARMIŞ O KANSERİ ALIP KARINI KURTARACAĞIM SENARYO NASIL OLDU BİRİNCİDE KARIMI KESMEYİN DİYE YALVARDIN DOĞRU MU? İKİNCİDE IŞIK AÇILDI KARIN KANSERMİŞ BU YÜZDEN KESİYORMUŞUM DOKTOR BEY LÜTFEN KARIMI KES SANA 10 BİN DOLAR VERECEĞİM DER MİSİN DEMEZ MİSİN DERSİN DİMİ DEMEK Kİ OLAY NEREDE BIÇAĞI YEMEKTE DEĞİL BIÇAK KİMİN ELİNDE KAİNATTA BAŞINIZDAN GEÇEN HERŞEY YALNIZ VE YALNIZ LATİF OLAN ALLAH IN ELİNDEYSE… VE SEBEPLER BİR PERDEYSE… NEYE ÜZÜLÜYORSUNUZ ARKADAŞ SİZ? Altyazı:Naim ATA


İngilizce

A man whose mouth is masked and who have a knife in his hand You are behind window And four people suddenly lay your wife down on a table A person closes mouth of your wife and anyway your wife can not flutter And I,[ the man whose mouth is masked] come and attack with a drawn knife I stick the knife in her belly How do you feel behind the window You kill yourself. Is that so You beg ” do not keep me alive thus” Is this true Suddenly lamps are opened These four people who keep her hands and feet are nurses The person who keep her mouth is anaesthetist I am surgeon too Your wife has cancer tumor I will save your wife by taking tumor How is scenario Firstly, you begged “do not stick the knife” Is this true Secondly, lamps was opened and your wife has cancer Thus I cut her Mr doctor please cut her belly. I will give you 10 dollars, Do you say or not You say. Is that so So what is case. It is not being stabbed In whose hand is knife If everything unexpected and terrible happens to you in the world is only in the power of Allah el-Latif [ name of ALLAH] and if reasons are covers Why do you sarrow friends


Almanca

Ein Mann mit Maske, in seiner Hand ein Messer Du stehst hinter einem Fenster Und 4 Personen auf einmal legen deine Frau auf einen Tisch Eine Person hällt in dem Moment so den Mund deiner Frau Und auch das Zappeln deiner Frau legt sich und ich, der Mann mit dem Maskierten Mund komme hole ein Messer heraus und steche es in den Bauch deiner Frau was würdest du hinter dem Fenster Fühlen du würdest dich umbringen oder Du würdest flehen “lasst mich so nicht weiterleben” richtig? Plötzlich gehen die Lichter an die 4 personen die deine Frau an den Händen und Füßen halten sind Krankenschwestern derjenige der ihren Mund hällt ist ein Narkosefachartzt und ich bin Chirurge Und deine Frau hat einen Krebs-Tumor Ich werde diesen Tumor entnehemn und deine Frau retten Wie ist das szenario jetzt Bei dem ersten hast du gefleht , “stecht meine frau nicht ab” Richtig? Bei dem zweiten ist das Licht angegangen deine Frau hat Krebs Daher steche ich Herr Doktor bitte steche meine Frau, ich gebe dir 10 Tausend Dollar würdest du das sagen, oder nicht? Du würdest es sagen richtig? Aus was kommt es also an? Nicht auf das masser! sondern in wessen Hand das Messer ist Wenn dir in diesem Universum etwas Wiederfährt Und dies Einzig und allein in der Hand von Allah dem al-Latif (eigenschaft Allahs) liegt Und die Anlässe nur ein Vorhang sind worüber seit ihr dann noch Traurig, Freunde