ÖLÜM ANINDA MELEKLERİ GÖRDÜ! ŞOK OLACAKSINIZ!

Halil: “Allah nasip etti geldik.” Osman:”-Elhamdülillah, hoşgeldiniz. Allah razı olsun. Sırf bizim için kalktınız geldiniz.” Halil:”Bizim amacımız , gayemiz İslamiyete hizmet yani.” Osman:”-Elhamdülillah, elhamdülillah. Ben zaten bütün bu video olaylarını sırf şu sözü söylemeniz için, bunu insanlar duysun, görsün. Siz de zaten aynı derttesiniz. Allah size özel bir bayrak vermiş, sancak vermiş tabiri caizse. Size çok kuvvetli bir tebliğ aracı vermiş aslında Allah. Siz de bunu çok zekice kullanıyorsunuz.” Halil:”-Ama işte sırf bura için ona katlanıyoruz. Allah nasip etti, bu yıl da buraya geldik yani.” Osman:”-Elhamdülillah.” Halil:”-Önümüzdeki yıl neresi çıkar? Allah bilir onu.” Yakup:”-Selamün Aleyküm.” Diğerleri:”-Aleyküm selam.” Yakup:”-Ben Yakup Karadağ. Geçen sene konuşmuştuk bu sene kısmet oldu gelmek.” Osman:”-Şimdi birazdan kendileri de söylerler. Şimdi buraya geliş amaçları tabi bizi görmek de var işin içinde ama daha büyük planları, projeleri var. Ahirete yatırım yapmak yani, dertleri Allah’ı anlatmak, insanlara tebliğ yapmak, Allah’ı sevdirmek. Şimdi Allah onlara özel bir sancak vermiş. Yakup:”-Bizler İslamiyette bu haldeyken, isyan etmeden devam ediyorsak, bizi hep öbür insanlar örnek alıyorlar hayatta. Sonra o örneği, biz de örnek oluyorsak çok güzel bir şey.” Osman:”-Elhamdülillah.” Yakup:”-Bu durumda örnek olmak daha bir başka bir şey.” Osman:”- “Asıl musibet ve muzır musibet dine gelen musibettir.” diyor. “Musibeti diniyeden her vakit Dergah-ı İlahiye’ye iltice edip feryat etmek gerekir. Fakat dini olmayan musibetler haikat noktasında musibet değildirler. Bir kısmı ihtarı rahmanîdir.” Yani Cenab-ı Hak size kendisini hatırlatıyor yaşattığı bazı imtihanlarla. 2. lem’a da Hazreti Eyyüp’ü (a.s.) anlatıyor ya.” Halil be Yakup:” Evet.” Osman:”-Dış içe, iç dışa bir çevrilse belki” Yakup:”-Evet sizden daha” Osman:”yani siz daha sağlıklısınız belki de.” Yakup:”Öyle mi?” Osman:”-Yani sokakta gençleri görüyorsun mesela. O mu daha sağlıklı sen mi?” Yakup:”Ben daha sağlamım diye hidssediyorum bir biray olarak. Diğer kardeşlerime bakıyorum nefisleri bir şeyi az bir şey fısıldasa direk girmeye hazırlanıyorlar. Ama biz fısıldasa bile olduğumuz yerde duruyoruz.” Osman:”-Elhamdülillah.” Yakup:”-Ayaklara bir şey olmuyor.” Osman:”-Allah koruyor sizi haramdan.” Yakup:”-Şimdi gençlere bakıyorum, arkadaşlarım var bazı. Üzülüyorum onlarada. Nefisleri bir şey söyleyince direk peşleri sıra gidiyorlar.” Osman:”-Yaa. Sokakta görüyoruz belki sağlıklı zannediyoruz. Ama içi dışa, dışı içe bir çevirsek; sizin de içinizi dışa çevirsek, belki siz onlardan çok sağlıklı görüneceksiniz, onlar çok hastalıklı görünecek çünkü esas her bir günah böyle bir hastalık gibi kalbi yaralıyor.” Halil:”-Bizim hastalığımız belki 100 yılımızı götürür ama yani ahiretimizi kaybetti mi, sonsuzluğumuz belki de yok olacak. Sonsuz elem, acı çekmedense yüz yılım gitsin ne olacak yani? (Giyotin sesi) Yani Allah için sonuçta belki de dakkalarımız bir yıla bedel olur inşallah.” Osman:”-Yaa Cenab-ı Hak sizin her bir dakkanızı böyle bir yıldan, iki yıldan belki on yıldan üstün sevap kazandıracak.” Halil:”-İnşallah” Halil:”-Gençlere dua ediyorum zaten. Özellikle böyle yerlerde hizmet eden gençlere Allah ihlaslarını arttırsın diye.” Osman:”-Amin.” Halil:”dua ediyorum inşallah.” Yakup:”-Dine gelen musibet, bir de harama yaklaşmaları…” Osman:”-Evet.” Yakup:”-Misal bazan çok sevdiğim bir arkadaşım söz veriyor böyle bir haram sevdayla işim olmayacak, misal böyle bir şey oldu mu ister istemez tabi kalbimde bir sızlama oluyor.” Osman:”-Yaa.” Yakup:”-Çünkü daha önce yaşadığım için kimsenin yaşamasını istemiyorum.” Osman:”-Şimdi mesela bu gün vefat eden binlerce insan var. 350 bine yakın insan var. Bir gün içinde vefat eden. Bunların içinde büyük bir kısmı zaten Müslüman değil. Müslüman olanlar içerisinde de kaç tanesi var acaba kendisini haramdan koruyan? Yani ne faydası var? Giriyorsun o harama. Sana ne katcak ki?” Halil:”-Onca elem.” Osman:”-Yaa” Osman:”-Zehirli bir bal.” Halil:”Hiç bir zaman. Bu da değilmiş diyorlar zaten.” Osman:”-Evet.” Halil:”-Ama işte bir çare olmuyor, hüsran olarak bitiyor bu yaşam.” Osman:”-Evet. Ebedî hayatını, ebedî saadetini kaybediyor ne yüzünden? Hiç bir kendisine faydası olmayan bir ilişki yüzünden. Ben zaten hani eski hayatımdan da biliyorum, etrafımdaki arkadaşlarımdan özellikle biliyorum. Yani işte diyordu: keşke böyle bir haram sevdam olsa, yani bir kız arkadaşım olsa diyor. Bunun peşinden koşuyor koşuyor koşuyor. En sonunda bir kız arkadaş ediniyor kendine. Ondan sonra aradan bir hafta geçiyor öfleyip pöflemeye başlıyor nerden girdim ben bu belaya? İşte bitmeyen masraflar, tribine katlanamıyorum, kıskançlık. Yani sürekli o haram sevda için elemler var.” Halil:”-Heyecan ülfete dönüyor.” Osman:”-Yani! Bir süre sonra artık hayattan beziyor yani değil mi?” Halil:”-Yani dilimizle söyleyemesek bile hareketlerimizle, yaşam biçimimizle öyle mesaj vermeye çalışıyoruz inşallah. Allah bizi bu yolda daim etsin.” Osman:”-İnşallah” Halil:”-Yani ümreye kadar düşünüyoruz inşallah.” Osman:”-İnşallah! Gidebiliyormusunuz böyle olunca.” Halil:”-Valla biz Rabbimize bildirdik dilekçeyi.” (Osman gülüyor) Osman:”-İşte bu kadar basit.” Osman:”-Tevhid ağabey. Başka bir arada şeye gerek yok, soru işaretine gerek yok yani. Şimdi bazı insanların başına imtihanlar geliyor. Çok ufacık imtihanlarda gelip bana diyorlar ki yani neden ben? Neden beni buldu bu imtihan? E şimdi siz beni aradınız ta Antep’ten. Zaten videonuzu da gördüm. Aradınız, hiç mesela bir senedir neden ben? Veya işte Osman ağabey dayanamıyorum artık veya isyan ediyorum dediğinizi duymadım. Allah razı olsun.” Halil:”-İnşallah.” Osman:”-Bu imanın güzelliği işte. Hiç şikayet ettiğinizi duymadım hep şükür ediyorsunuz. Ne zaman konuşsak; özellikle Yakup’la daha çok konuşuyoruz değil mi telefonda. Sen ona veriyorsun telefonu.” Yakup:-“Sözcü olarak.” Osman:-Hahah sözcü, ailenin sözcüsü. İşte ALlah razı olsun hiç şikayet etmediler ha. Hep şükrediyorlar. Hep böyle elhamdülillah. Böyle bazen bir mesele açılıyor, bakıyorum hep böyle şükrediyorlar Yunus. Hep böyle diyorlar ki yaa elhamdülillah. Cenab-ı Hak bize böyle bir lütüfta bulunmuş, ihsanda bulunmuş. Bize ahireti farkettirmiş, iman vermiş bize. Hatta bir kere seni anlattılar. Dediler ki Ağabey dedi. Yakup dedi hatta. Kardeşimi dedi sabah namazına ben kaldırıyorum mesela dedi. O sapasağlam zahiren görününce. Ama onu sabah namazına ben kaldırıyorum, biz kaldırıyoruz dedi. İnsan musibette hep böyle kendinden aşağıdakilere bakıyor. Kendinden yukardakilere bakmıyor yani kendinden daha zor durumda. Üstad diyor ya: “Bir elin kırıksa iki eli kırık olanlara bak, bir gözün görmüyorsa iki gözü görmeyenlere bak.” İkisi birlikte:”-Evet” Osman:”-Ama biz hep işte neden ben diyoruz, isyan ediyoruz. “Mülk sahibi mülkünde istediği gibi tasarruf eder.” (İkiside cümleyi ayrı ayrı tamamlıyor) Osman:”-Allah razı olsun. İstediği gibi tasarruf eder.” Halil:”-Evet, çünkü mülk bizim değil.” Osman:”-Yani mülk Allah’ın değil mi? Bizim değil. İstediği gibi keser, biçer. Şimdi bu kıyafet Allah’ın.” Halil:”-Evet.” Osman:”-Biz diyemeyiz ki yani neden kesiyorsun, biçiyorsun değil mi? Siz şimdi bir de böyle sürekli sıklıkla sohbetlere gidiyorsunuz yani.” Halil”-Evet gidiyoruz.” Yakup:”-Gidiyoruz.” Osman:”-Eli, ayağı sapasağlam olup ta, maddi imkanı da olup ta, arabası da olup ta, hatta Ankara’da olup ta sohbete gelmeyenlere bir mesajınız var mı?” Yakup:”-Böyle yerlere gelip imanlarını taze tutmaları lazım.” Osman:”-Hay Allah razı olsun.” Yakup:”-Bir bahçeyi sulamak gibi.” Osman:”-Evet.” Yakup:”-Onlar da böyle yerlere gelip, dinî sohbet alarak, biraz da ruhlarını getirerek imanlarını, iman bahçesini sulamış gibi olur.” Halil:”-Çünkü iman eskiyen bir şey sürekli.” Osman:”-Evet değil mi?” Halil:”-Yenilemezsen söner gider.” Osman:”-Tazelemesi lazım.” Halil:”-Sonunda yanlış bir yerlere saparsın.” Osman:”-Cenab-ı Hak herkesin kalbine açsın bu hakikatleri ki her kes buralardaki fazileti bilsin. Cenab-ı Hak adeta bir hazinesini açmış bize. demiş ki girin içeri. Ne kadar süre size biçtiğimi size söylemeyeceğim, ne kadar altın toplasanız almanıza izin vereceğim. Biz hazineye girmişiz içerde oyun oynuyoruz. PUBG oynuyoruz. (Gülüyorlar) Vazife, yani lüzümsuz şeylerle vakit geçiriyoruz.” Halil:”-Evet ağabey aynen öyle.” Osman:”-Hiç altın toplamıyoruz ne kadar garip olur değil mi? Şu an o durumdayız.” Halil:”-Evet” Osman:”-Dünyaya gelmişiz, Allah diyor ki ne kazansanız kar yanınıza.” Halil:”-Evet” Osman:”-Ona göre size ebedî saadet vereceğim. Eğer kazanmazsanız ebedî felaket var.” Halil:”-Yani yıllarını sefahat içinde geçiriyorsun ama İslamiyet için azıcık meşakkat çekmişiz çok mu yani?” Osman:”-Allah razı olsun. İnşaallah Cenab-ı Hak nasibimizi arttırsın. Bizi dinleyenler, zaten izleyenler yeterli mesajı aldılar bence. Cenab-ı Hak kalbimize bu mesajı tesir ettirsin.” Yakup:”-İnşallah almışlardır.” Osman:”-Allah’a emanet olun, görüşmek üzere inşallah.” İlahi:”Geceye adım adım yürüdüler. Korkuya adım adım yürüdüler. Onlar öndeler, Onlar öncüler. Hiç düşünmeden bir an onlar öldüler. Onlar öndeler, Onlar öncüler Hiç düşünmeden bir an onlar öldüler. Kardeşi: (Sanırım telefon kaydı)”-Ağabeyim son nefesini verirken halüsünasyon görmeye başlamıştı. Göz perdeleri açılmıştı. Son sözleri şu olmuştu “Tayy- mekan Ya Rasulallah (a.s.m.). Baba 3 tane melek geldi, bana Cennetlik elbiselerini giydiriyorlar.” demişti ve sonra baba bana çok güzel şeyler gösteriyorlar demişti. Baba ben gidiyorum hakkını helal et demişti. Babamda “oğlum beni bırakıp gitme” dediğinde “Baba kusura bakma ama bu güzellikler için seni de bırakıp giderim.” demişti.” ALtyazı M.K.

Ölüm sarhoşluğunda göreceğin şeyler?

Bu ölüm sarhoşluğunu bir iki adımda anlatmaya çalışayım. Can gargaraya geldiğinde biz bazı sahneler görürüz. Bu sahneleri görmeden önce bitkin ve yorgun bir şekilde (az evvel beyan ettiğim gibi) yatağımızda uzanırız. Normal bir ölüm tarzından bahsediyorum. Ani ölümlerden bahsetmiyorum. Kazaydı, boğulmaktı… Bunlardan bahsetmiyorum. Normal, yatağımızda yapılan bir ölüm. Büyük çoğunluk böyle gider. Fiziki fonksiyonlarımızın birçoğunu kullanamayız ve yatağımızda uzanmış vaziyette bulunuruz. Ruhumuz nereden çekilmeye başlar? Ayak parmak uçlarından çekilmeye başlar. Soğukluk, parmak uçlarından yukarıya doğru gider. Ruhun çekildiği anda ruhun bulunmadığı yerlerde soğukluk hissedersin. Bunu bir misal ile açıklayayım: İnsan, normalde evinde örtüye bürünmeden oturduğu zaman çok fazla üşümeyebilir. Ama herhangi bir yaz ayında bile uykuya daldığı zaman evinde bir kanepenin üzerinde üşümeye başlar. Bunun sebebi nedir? Ruh bedeni terk etti demektir. Ruh bedeni terk etti ve yükseltti demektir. Rüyayı gören ruhtur, yansımayı alan ruhtur. Rüyayı nasıl görüyor? Ruh bedene bir iplik ile bağlı ve semaya yükseliyor. Temizlik boyutu ne kadar güzelse, ne kadar sağlamsa ve temizse ruh o kadar net ve berrak rüyalar görür. Ne kadar az rüya görüyorsa o kadar kirli olduğunun işaretidir. Su bulanık, su çamurlu, yansıma almıyor demektir. Şimdi, evinde uzandın kanepede ”Dur bir saat yatayım, öğle namazını kıldım sonra işe inerim” dedin. O bir saat içinde ne oluyor, üşümeye başlıyorsun. Ama otururken üşümüyordun. Niye üşümeye başladın? Çünkü ruh bedeni terk ettiği zaman, uyku hali bir nevi yarım ölüm gibidir. Hadis-i şerif ile teyit edelim: ”Uyku, ölümün yarısıdır.” Allah’ın Peygamberi böyle buyurdu. Sahabe sordu (Allah onlardan razı olsun): Ey Allah’ın Resulu cennette uyku var mıdır? -Sen bilmez misin? Uyku , ölümün yarısıdır. Ölümün yarısı cennette nasıl olsun? Yorulmak yok ki uyku olsun. Şimdi biz burada niye uyumak zorundayız? Telefonu şarja takmak zorunda olduğumuz gibi bedenimizi şarja takmak zorundayız. Yatıyoruz yatağa, beden görünmeyen bir şarja takılıyor ve biz kuvvetlenmeye başlıyoruz. Sabah bir kalkıyoruz iPhone’un şarjı %100. Tamam, gün başladı diyoruz. Bu uyku olmasa ne olur? Bütün gün yapacağın işlerde %60-%70 verim düşüklüğü yaşarsın. 2-3 nescafe içersin kafayı toparlamak için, yine toparlayamazsın. En kuvvetli hapları alsan, o göz açıcı uykuyu giderici hapları alsan uyku gibi kifayet etmez. Allah bizi böyle yaratmıştır kardeşler. Her akşam bu şarja, uyku denilen şarja kendimizi takmak zorundayız. Şimdi! Verdiğim misalden geriye dönelim; Ruh, ayak parmaklarından çekiliyor. Yatağında yatan bu kişinin ayaklarına dokunduğunuz zaman soğukluk hissedersiniz. Ölümün işareti demektir. Yukarıya doğru çıkıyorsa, dizler de soğumaya başlamışsa yavaş yavaş yukarıya doğru çekiliyor demektir. Buraya kadar bu işleri kim yapıyor? Gözümüz ile görmediğimiz ölüm melekleri. Hocam biz biliyorduk ki ölüm meleği bir tanedir. Hayır! Ölüm meleklerinden bahseder Kur’an. Bunlar kimdir? Azrail Aleyhisselam’ın yardımcıları. Ruhu gırtlağa kadar kim çeker? Ölüm melekleri çeker. Ruh gırtlağa kadar gelir, bedenin tamamı soğuk olur. Gırtlağa gelmesinin işareti nedir? Çok hızlı ve seri nefes alır. Yatan kişi çok seri nefes alır. Ruh gırtlağa geldiği anda ne olur? Perde kalkar. Bakın! Can gırtlağa gelmesi hadisi var ya, bu hadis-i şerifte anlatılmak istenen mesele nedir? Perdenin kalktığı andır. Perde kalktığı zaman imtihan biter. İlk olarak biz neyi görürüz? Sağımızda ve solumuzda iki tane melek var. Bunlara ”Kirâmen Kâtibin” denir. Bu melekler hayatımız boyunca bizim yaptıklarımızı yazan ama hiç görmediğimiz melekler, o can gargaraya geldiği anda karşımıza geçerler. İyi bir yaşam sürdüysek, Allah’ın istediği meclislerde yaşadıysak hadislerin tabiri ile bize şöyle derler: Ey mübarek, ey hayırlı müslüman! Sana müjdeler olsun! Sana teşekkür ederiz ki bizi çok hayırlı, çok güzel meclislerde, mescitlerde bulundurdun. Bizi ilim meclislerine götürdün, bizi mescitlere götürdün. Bizi zikre götürdün, sohbete götürdün, kitap okudun, ilim öğrendin, haramlardan sakınmaya çalıştın. Sana cenneti müjdeleriz! Kirâmen Kâtibin hayırlı kula bunları söyler. Sonra yok olur giderler. Sonra kim gelir? Azrail Aleyhisselam gelir. çok güzel bir erkek suretinde, çok güzel bir insan suretinde. Bu, müslüman kulun başından geçecek olan son andır. Fasık bir kulun başına ne gelir? Bunlar da yine hadislerden; Sağdaki ve soldaki melekler şöyle derler: Yazık sana, hayıf sana! Çok kötü bir zaman, çok kötü bir sonsuzluk seni bekliyor. Çünkü bizi çok çirkef mekanlarda bulundurdun. Bizimle çok kötü şeyler yaptın. Biz seninle o pis mekanlara girmek orunda kaldık. Bizi oralara sen sürükledin. Sana yazıklar olsun! Gideceğin yeri sana müjdeleriz! Onlar da müjdeliyor kardeşler! Kötü yeri de müjdeliyorlar, hayırlı yeri de müjdeliyorlar. Seçim kimde? Seçim bizde. İyi yerleri seç, güzel yerleri seç, son nefesinde güzel karşılan. Sonra Azrail gelir, korkunç bir adam suretinde, korkunç… Bakın! Bu öyle korkunç bir surettir ki İmam Gazali bunu İhyâ’sında şöyle anlatır: İbrahim Aleyhisselam bir gün şöyle dedi Mevlâ’sına: ”Allah’ım! Bana Azrail’i göster”. Mevlâ dedi ki: ”Sen onun suretini görmeye dayanamazsın.” -Ya Rabbi görmek istiyorum, imanım tatmin olsun, imanım kuvvetlensin. Azrail aleyhisselam geldi müslümanlara görünen sureti ile. Son nefesinde müslümanlara nasıl görünecek? Çok güzel bir surette görünecek. O surette geldi, gördü. İbrahim Aleyhisselam dedi ki: ”Eğer bu surette isen herkese karşı bu çok güzel bir suret.” dedi. Hayır dedi böyle değil. Fasıklara, asilere, namazını kılmayanlara, zikretmeyenlere, haram işleyenlere, kafirlere ben çok kötü bir surette görünürüm. ”Sırtını dön Ey İbrahim!” dedi. İbrahim Nebi sırtını döndüğü anda Azrail Aleyhisselam suretini değiştirdi. Meleklerde suret değiştirme kabiliyeti vardır. Kur’an’dan örnek vereyim: Cebrail Aleyhisselam hiçbir kadınla görüşmemiştir. Bir kadın müstesna. Kimdir bu? Kur’an’da ismi geçen tek kadın: Hz. Meryem anamızdır. Dikkat buyurun! Kur’an’da Allah Teâlâ hiç bir kadına ismi ile hitap etmiyor. Sadece Meryem anamıza ismi ile hitap ediyor. Neden? Çünkü Meryem anamızın bir kocası yok. Kocası olan hiçbir kadına ismi ile hitap etmemiştir Mevlâ Teâlâ. Buradan ne anlamamız gerekiyor? Müslüman kardeşim! Herhangi bir arkadaşının hanımının hatrını soracağın zaman ona ismi ile hitap etme. ”Hanımın ne yapıyor?” de, ‘ ‘Yenge Hanım ne yapıyor?” de. Ama ismini zikretme. Çünkü Allah Teâlâ’nın ahlakından örnek al. Allah Kur’an’da hiçbir kocanın karısının ismini zikretmemiştir. Bunda bizim için çok güzel ibretler vardır. Kimle görüştü bu Hz. Cebrail Aleyhisselam? Hz. Meryem ile ama bir erkek suretinde. Bu da kılık değiştirdiğinin bir delilidir. Kur’an’ dan bir delilidir. Şu halde! Bu Azrail Aleyhisselam, kötü surette de görünebilir, iyi surette de görünebilir. Bir Kâfir, o Münker Nekir’i, o Kirâmen Kâtibin Melekleri’ni gördüğü anda tövbe etse tövbesi geçerli midir? Perde kaltı. Perde kalktı. Anlatılanları gördü. Yıllarca insanlar anlattılar. 124.000 peygamber anlattı. 10.000 yıldır insanlığın tarihi… İnsanlıktan 2.000 sene önce cinler vardı. 10.000 yıldır bütün peygamberler anlattı. Melekler var, şeytanlar var, cinler var, imtihan var, hesap var, sırat var, cennet var, cehennem var. Hepsi aynı şeyi anlattı. İnanmadın. Şimdi sonuçları ile yüzleşme vaktin kardeşim. En önemli anın, o son nefesi, ölüm sarhoşluğunu kaybettin. Biter mi? Bitmez. Orada bir şey daha var. Nedir o? Gideceği yeri görecek. Hem kâfir hem Müslüman. Gideceği yeri görmeden kimse ölmeyecek. Ruhu kimseyi terk etmeyecek. Mü’min mi, Sâlih mi? Gideceği yeri, cennetteki yerini görecek. Allah ona gösterecek. Bir iştiyakla, bir heyecanla cennette gideceği yere bakacak. Bir fasık mı, bir asi mi? Ateşteki gideceği yeri görecek. Allah bize göstermesin.