ZİNA ETMEK İSTEYEN SAHABE HZ. CÜLEYBİB

Bizler zahirde gördüğümüz insanların konuşmalarına bakarak veyahut hafızlığına bakarak veyahut Kuran’ı, Allah’ın ona ikram ettiği bir sesle güzel okumasına bakarak değil mi, çünkü bizde ses de Kuran’ın önüne geçtiği için. Biz öyle seviyoruz yani, güzel ses Kuran’ın da önüne geçiyor. Hani orada ne mana var, beni yatağımdan ne diyerek kaldırması lazım bu Kuran’ın? Bunların da önüne geçiyor. Güzel bir seste Kuran ile mest olup kendinden geçiyorsun. Ama içerisindeki hakikatler, dünyada nasıl kullanırım, burası pek umrunda olmuyor. Çok insanlar tanıyorum, böyle baktığında hani az önce dedim ya şekilci insanlar olur. Yaptıklarıyla, tavırlarıyla, konuşmalarıyla ortamda direkt bir Müslümanlığa vurgu yapmak isterler. Böyle şekilcilik hastalığına tutulmuş, manadan yoksun insanlar da genellikle, günümüzdeki insanların ayrılmasına sebep olan, fitnede öncülük taşıyan insanlar oluyor. Ama kulluk kıvamı dediğimiz olay biraz başka bir olay. Benim öyle gönlü çok güzel arkadaşlarım var, baktığında ortamda çok konuşur mu? Konuşmaz. Baktığında böyle bütün geceleri, sabahlara kadar ibadetle geçer mi? Geçmez. Baktığında üç günde bir hatim bitirir mi? Bitirmez. Baktığında her yıl hacca umreye gider mi? Gitmez. Ama o kadar selim bir gönlü var ki, Kendisi, etrafındaki, tanıdığı tanımadığı kim varsa onların saadet-i dareyni için yani hem dünyada huzur bulmaları için, Cenabı Allah’ın adı zikredildiğinde kalbi hep aynı ritimde, aynı kıvamda çarpmaya devam ediyor. Ortamların, gündemlerin, koşulların değişmesine göre omurgasını bırakıp yeni bir elbise giymiyor. İşte kulluk kıvamı deyince, abd deyince asıl gözümüze çarpması gereken kısım tam burası. Şimdi birazdan da bu konuşmalardan sonra sahabelerin kulluk kıvamı nasıldı, orayı merak ediyorum. Mesela sahabelerde, onların sahabeliğinin göstergeleri her birinin hafız olması mıydı? Mesela bunları konuşalım biraz da. Veda Hutbesi’ni nazara alalım. Veda Hutbesi’nde takribi 100 bin sahabeden bahsediliyor değil mi? 100 bin-120 bin. Biz 100 bin diye alalım. Hani ortak kanaat. Şimdi 100 bin sahabenin, gerçekten sahabe oluşundaki rol 100 bininin hafız olması mıydı? Acaba 100 bini de hafız mıydı? Veyahut o sahabelerden hiç günah işleyen acaba yok muydu? Birini öldüren acaba yok muydu? Zinaya koşarak giden, mesela Cüleybib’in bir hatırası var değil mi? “Ya Resulallah, ben zina etmek istiyorum.” diye Efendimizin (sav) yanına gidiyor. Mesela zina etmeye giden yok muydu? Şimdi onların (haşa) en düşük sahabeyi alsak bugün dünyada kim var kim yok herkesin imanın toplasak gene de o en düşük sahabeye yetişebiliyor mu? Yetişemiyor. Peki onları, o kulluk kıvamında tutan neydi, bizim kulluk kıvamı dediğimizde, bunu ölçü aldığımız olay nedir? Mesela bir insanın dini kıyafetle yanına gelip sana bol bol Arapça lafızlar sunması senin için kulluk kıvamı olarak kafi midir? Mesela bunları soralım. Ya da bir insanın günlük 20 saat namaz kılması senin için kulluk kıvamı olarak kafi midir? Bir insanın yılın her günü oruç tutması senin için kulluk kıvamı olarak kafi midir? Bir insanın, dünya hayatını çok güzel yaşasa da kendince böyle nefsi için yaşasa da sürekli Osmanlı’dan öğütler verip böyle olmalıyız böyle olmalıyız demesi ama kendi hayatında buna yönelik kimseye el uzatmaması sizce kulluk kıvamı olarak yeterli midir? Bir insanın Efendimizin (sav) sakal-ı şerifini gördüğünde kendini parçalaması en çok ben bağırmalıyım demesi ama günlük hayatında hiçbir peygambere ittiba ediyormuş gibi yaşamaması senin için kulluk kıvamı olarak yeterli midir? Bunlara biraz girelim mi? “İbadetine düşkün diye bir tabir çıktı.” Biz iyi bir kul deyince onu nasıl anlıyoruz günümüzdeki şekilcilikte? ‘Abi adam 5 vakit namaz kılıyor ya, ibadetine çok düşkün.’ Şimdi İslam’ı kıyıdan yamacından bilmeyen insanların bu noktalarda o kadar fazla muhabbetleri var ki mutlaka iş yerinizde, bir akrabanızla konuşmada etrafınızda bir insanın garip bir muhabbetinde mutlaka denk geliyorsunuzdur. Mesela tüccar, böyle bir meyli oluyor dine. Şimdi etrafında sevdiği arkadaşlarının dine meyli olunca, o da böyle dine sempati duymaya başlıyor. Ondan sonra bir gün dindar bir arkadaşı işte bürokraside takılmış bir işini çözecek oluyor. Anladın mı? Artık evrak işi de, ihale işi de, şu işi de bu işi de tamam mı, bir işini çözecek oluyor. Arkadaşını anlatırken, daha adını söylemeden ‘Filankes biri var, şunların şunların da şuyu. Ya görsen üüüff Kuran okuyor hep.’ Ya bu dindarlık tabiri yani. Anladın mı? Hep Kuran okuyor, o kadar dindar yani. Sadece burası. ‘Ya babası var, görünce selamun aleyküm diyor ya. Bundan dindarı var mı elinizde oğlum?’ falan (gülüşmeler). Anladın mı demek istediğimi? Bu, gerçekten bu kadar kısırda kalıyor yani. Şimdi şeyde de böyle oluyor. Hani dini birisini kötüleyeceği zaman da böyle oluyor. İlla onunla teşriki mesai etmesine gerek yok. ‘Ya şu Ahmet de var ya çok dindar bir adam. Bu dindarlar hep böyle namussuz.’ falan. Dindar demesinin sebebi de haftada bir cumaya gitmesi. İşte o da oradan dindar diyor. Anladın mı demek istediğimi? Ya da başka bir şekilde işine gelmiyor. ‘Ulan bunlar var ya, adam hem hacca gitti hem şöyle yaptı.’ Şimdi adamda kulluk kıvamı deyince artık kendi zihni şekilci olduğundan dolayı değil mi, insan dünyayı nasıl bilir? Kendi gibi bilir. Her neye bakarsan kendi yüzündür. Kimde ne görürsen kendi özündür. Herkese böyle bir para olarak, makam olarak, mevki olarak, yarın işime yarar mı nazarıyla baktığından dolayı. Benim ateist bir arkadaşım var. Aslında delikanlı bir çocuk yani. Bir gün telefonda konuşurken karşılıksız dostluktan konu açıldı. Ben de dedim kardeş dost dostu sever, illa bir şeye gerek yok. O da konuyu sürekli, lazım olduğunda yardım etmesi lazım dost dosta, yani menfaat üzerine de gider diye sürekli değinmeye çalıştı. Sadece dünya işini yaşıyorsan, bu adama sadece gönül gözüyle bakamazsın ki. Yarın işime yarar mı, borç istesem verir mi, bugün yine bir arkadaş birine 7 bin lira kaptırmış, yarım saat yine hikaye dinledim. Anladın mı? Bakış açıları böyle oluyor. Şimdi ben asıl konuma geri döneyim. İnsanlar bakış açısı olarak birbirlerine böyle hep menfaat üzerine baktığından dolayı menfaatin olduğu yerde de merhamet olmadığından dolayı merhamet de İslamın en özü, en temel noktalarından bir tanesi olduğundan dolayı merhametin olmadığı yerde menfaat varsa menfaatin olduğu yerde de İslam’ın o güzel kıvamı tutunamayacağından dolayı insanların İslam ve kulluk kıvamı diye baktıkları ‘ibadetine düşkün, zikri çok çeker, evradını çok yapar geçen gördüm namaz bile kılıyordu. Beş vakit mi kılıyormuş? Beş kılıyor düşün yani. Beş ya, daha fazlası var mı sizin dinde?’ bu nazarla baktıklarından dolayı kulluk kıvamını sadece şekilci bir göze sığıştırıyorlar. Az önceki sorularımı hatırlatayım. Sahabelerdeki kulluk kıvamı nasıldı diye bir soru sormuştum. İnsan bunu anladığında, kafaya takmama sanatını da geliştirmesi lazım. Şimdi insan, İslam’a doğru adımlar atacak, daha yeni giriyor. Müptediyane dine giren birisi, çoğu insana soru sorar. İslam onun gözünde hassastır, güzel bir şeydir. Hassas olduğundan dolayı da İslam’ı incitmemeye çalışır. Şimdi sürekli dışarıdaki insanlara soru sorsa dışarıdaki insanlar da sürekli İslam’ın şu özelliklerini sevdiğini söyleseler: kardeş sadece zikir çek, kardeş sadece namaz kıl, kardeş sadece cumaya git. Yani çocuğa adalet nedir, gönül yapmak nedir, vicdan nedir, latifeler nelerdir, ahiret nasıldır. Yani buraların özelliklerinden bahsetmese sürekli şekilci bir yaklaşımla çocuğa yaklaşsalar bu çocuk bir süre sonra İslam adına şunu düşünür: dışarıdaki insanların, ben eğer İslam’a girmişsem beni İslami olarak görmeleri önemlidir, onların beni İslami olarak görmesi için de ben demek ki bu ibadetine düşkün denilen zümreden olmam lazım ki beni yadırgamasınlar deyip Allah nasıl bir kul istiyor değil, insanlar nasıl ibadetine düşkün birini istiyora kafasını sevk eder. Ama biraz sonra sahabelerin hayatlarından biraz yerler okuyacağız bunları okuduktan sonra da insan kafaya takmama sanatını kendinde geliştirebilir. Yani dışarıdaki insanlar sürekli şekilcilikle eğer insanları yargılıyorlarsa evet bu şekilciliğiyle gerçek Müslümandır kıvamıyla değil diye yargılıyorsa ben de bu hakikat dersini aldıktan sonra onların istediği gibi bir kul değil, Allah’ın istediği gibi bir kul olurum diye kafaya takmama sanatını öğrenebilir. Buna da abi, ikinci anahtar cümle diyebiliriz. Bu derse. Yani bu derste biraz sahabelerin hayatını göreceğiz, asıl kulluk kıvamı neymiş öğreneceğiz ve dışarıda İslam’ı sadece ibadetine düşkün insan diye yaşayanları kafaya takmamayı öğreneceğiz. Oldu mu? “İbadetine düşkün diye bir tabir çıktı. Buradan kasıt namaz kılan, oruç tutan demektir.” Bu kadar ha, sadece bu kadar yani. İnsanın uykusunda bile, yatarken bile, yemeğe başlarken bile İslam’ın müdahil olduğu bir hayat düşünün. Vicdani bir muhasebe yaparken bile, bir adamla borç alışverişine girerken biri senin gönlünü kırdığında İslam hepsine müdahil olabiliyor. Bu kadar geniş bir İslam düşün. Sadece namaz kıldı oruç tuttu buna ne diyeceğiz? ‘İbadetine düşkün gerçek hakiki Müslüman’ diye buraya sıkıştırdığını düşün. “İbadet abd yani kulluk kökünden gelir.” Değil mi? İbadet eylemin adı, fiili. Bunu yapan kişiye, ism-i faile ne diyeceğiz? Abd. Abid, doğru mu? Abd ne demek? Kul demek. Şimdi abdın kelime kökenine baktığında namazla kesişiyor mu? Hayır kesişmiyor. Abdın, ibadetin kelime kökünün namazla kesişmesi yok. Öyle değil mi? Mesela ben bu çayı içerken ibadet yapabilir miyim? Yapabilir miyim? Sen söyle Sinan. Çay içerken ibadet işleyebilir miyim? Nasıl işleyebilirim? -Eğer beş vakit namazı kılarsan, kebairden uzak durursan Cenabı Allah namazları… +Biraz daha incel. Örneğini anladım, eyvallah. Çayla bağla beni. Çay içerken. – Abi çayın çıktığı ağacı tefekkür ederek. Demek ki ben çayı içerken dahi “Ya Rab, midemle, damak tadımla burnumda aldığım kokuyla bu kadar alakadar bir çayı nasıl yarattın ya Vallahi subhanallah.” dediğim anda ne oldu? Çayı bir ibadete çevirdim mi? Çevirdim. Az önce ibadetine düşkün diyenlerin ibadetten algısı neydi? Sadece namaz ve oruçtu. Ama tekrar sorayım. İbadetin kelime köküne indiğinde namazın kelime köküne indiğinde, ibadetin içinde namaz kelime köküyle şey bile yok yani, aynı kökten doğma bile yok. Anladın mı? Biz sadece buralara sıkıştırmışız. Namaz ibadet mi? Evet, en önemli ibadetlerden, başlardan geliyor namaz. Peki namaz tek ibadet mi, oruç tek ibadet mi? Hayır değil. Çay içerken Rabbini tefekkür edebilme gibi bir ibadet unutuluyor. Anladın mı? Tam tartışma esnasında bir adamın Allah rızası için gönlünü kırmamaya çalışmak ibadet mi? İbadet. Peki ben ibadetin boynuna bir urban geçirsem ‘Kardeş ibadet, sen sadece namazsın, sadece oruçsun.’ Trafikte önüme kıran adamın anasına niye küfür etmeyeyim? O bana günah değil ki (!). Anladın mı demek istediğimi. İbadetin kafasına bir urban geçirsen sadece namazdır, sadece oruçtur desen ne oluyor bu sefer? Kısır bırakıyoruz, hayattan koparıyoruz. Ne oluyor bu sefer de, ‘ibadet dediğin camide olur.’ Sanki senin evini yaratan Allah değil. Öyle değil mi? Sanki sokakları yaratan (haşa) Allah değil. Doğru mu? Duş aldığımız alanı dahi yaratan sanki Cenabı Allah değil. “İbadet abd yani kulluk kökünden gelir. Bizde ibadet namaz, oruç olarak sıkıştırılmıştır. İbadet namaz demek değildir. Namaz bir ibadettir. İbadetine düşkün tabiri de namazı orucu iyi ama bak şimdi ben ibadeti neye sıkıştırmıştım şekilcilikte? Namaza oruca. O zaman ben o adamı sadece nasıl değerlendiririm? Namaz ve oruçla değerlendiririm. Öyle değil mi? Şimdi ben Fatih’i sadece sarışınlığıyla ele alsam sarışınsa iyi, esmerse kötü. Anladın mı demek istediğimi? Güneşte kızarsa yorumlayamam bile. Bu kadar kısır kalır olay. Öyle değil mi? “İbadetine düşkün tabiri de namazı, orucu iyi ama faiz oranlarına göre de her bankada farklı bir parası olan demektir. Adam camiden çıkarken hayatını kaydırabilecek bir kizbe” Kizb? -Yalan. “bulaşıyor, sırf ticaretim yürüsün diye.” Ama o adam ibadetine düşkün çünkü camiden çıktı. Oldu mu? Oldu mu Aslan? Olmadı değil mi? Hiç güzel olmadı. Adam günü geçmiş malı sana beş katı fiyatına, başka hiçbir yerde bulamazsın, tarihi de geçmemiştir diye iteliyor. Ama camiden çıkmış. Niye? İbadetine düşkün, güzel Müslüman. Oldu mu? Olmadı değil mi abi, güzel olmadı yani. Ashabın tamamı hafız mıydı? Şimdi yavaş yavaş girelim. Şimdi bakalım, İslam’ın özünü yaşatan, İslam’ın hakikatlerinin bir izdüşümü olan Kuran’da okuduğumuz gerçeklere müşahhas bir halde bize sunan Sahabeyi Kiram, ibadetine düşkün diye tabir edilen şekilci Müslümanlardan mıydı (haşa estağfurullah) yoksa gerçekten kulluk kıvamında kalabilenlerden miydi? Tabii ki de ikincisi. Nasıl olduğuna bakalım. “Ashabın tamamı hafız mıydı?” Değildi. “Hayır, 100 bin içerisinde 500 tanesi ancak hafızdı.” Sahabelerde Kuran’ın tamamını hıfzetmiş sayısı kaçtır? 100 bin içerisinde 500 tane. “Ama Kuran’a muhafızlardı. Yasin, Tebareke okuyup eve çekilenlerden değillerdi.” Her yaşadığı ayetin ayrıntılı bir şekilde manasını idrak edip mucibince tatbik etmeden öteki ayete geçmeyenlerdendi. Musab bin Umeyr, Yesrib’e kaç ayetle gidiyor? 17-18-19 diye rivayet ediliyor değil mi? 17 diyelim. Yesrib’den dönerken Yesrib’in adı ne oluyor? Medine’ye döndürerek dönüyor. Orada giden insanlar da böyle bildiğin normal ‘Aa Musab sen mi geldin, hoş geldin, beş geldin. Seni dinleyelim.’ diyen adamlar değil. Adamlar kılıçları çekmiş, Musab’ı bekliyorlar. Zaten ayarlar. ‘Ya biz de seni bekliyorduk.’ Musab diyor ki, ‘Sizin kılıcınız zaten keskin. Benim boynum zaten ipten ince. Bir vuruşta alırsınız. Ama hele bir beni dinleyin. Belki işinize yarayacak bir şey çıkar.’ diyor. Kolundaki tüy dahi korkudan kıpırdamadan öyle bir cesaretle gidiyor Musab bin Umeyr. Ve gittiğinde takribi 70 tane eskiden şaki olan insanı Muhammed (sav)’in önüne getiriyor. ‘Ya Resulullah, bunlar sana biat etmeye geldi.’ diye. Kaç tane ayetle yapıyor bunu? Biz (haşa) o dönemki safı ele alsak birçoğundan daha fazla ayet biliyoruz. Ama baktığında mucibince tatbik edemiyoruz. Günlük aksiyonel hayatımıza dökemiyoruz. Hep dikkatimiz dağınık. Hep aklımız başka bir yerde. Kafamızı kurcalayan şeyleri şöyle atıp itemiyoruz. Zaten ölüm var lan ne olacaksa olsun delikanlılığını atamıyoruz. Hep hesaplar, hep kitaplar, hep ne olacak. “İbnü’l Cevzi, fetva verebilecek düzeydeki sahabeleri araştırmıştır.” Yani fakih hükmünde. “Fetva verecek düzeydeki sahabe sayısını 100 diye açıklıyor.” Anladın mı? Osmanlı’daki kadı gibi düşün. Hakim yani. Kaçtan 100? 100 binden 100. “Hepsi kılıcını alıp Roma’ya mı koşmuş? Hayır. Hasan bin Sabit, pek kılıç tutmamış biriydi. Çoğuları kılıç tutamadığı için, Halid elinde kılıç parçalamaktan meşhur olmuştur zaten.” Halid bin Velid bir cihatta elinde 9 değil mi? 9 kılıcı parçalıyor. Her sahabe 9 kılıç parçalayabilseydi, Halid bin Velid 9 kılıç parçalıyor diye öne çıkar mıydı? Bercelona’da hepsi Messi olsaydı, Messi öne çıkar mıydı? Zaten sahabelerin her biri Halid bin Velid gibi kılıç sallayamadığından Halid bin Velid kılıç sallama özelliği ve istidadıyla öne çıkmıştır. Anladın mı demek istediğimi? Her birini Halid gibi 9’ar kılıç parçalamış diye düşünmemize gerek yok. Yani baktığımızda bir şey görüyoruz, sahabelerin her biri birbirinden farklı insanlar aslında. Az önce bir cihatta elinde 9 kılıç parçalamış Halid bin Velid, bir gün namaz kıldırırken Fatiha’yı karıştığı bir sahne var ortada. Anladın mı demek istediğimi? Ama sahabelerin özellikleri, huyları, istidatları birbirinden çok farklı da olsa bir tane ortak özellikleri var; ‘Allah’ dediğinde hepsinin kalbinin ritmi aynı atıyor. Bizim gibi böyle sallamıyor yani. ‘Ya Allah rızası mı ya, dur bir evin durumuna bakayım. Allah rızası mı, hanım kızar mı ona bakayım. Allah rızası mı, ya benim kredi vardı. Allah rızası mı, ya vallahi yorgunum. Allah rızası mı, ya çocukları da tatile götüreceğim, söz verdim.’ demiyorlar. Allah rızası dediğinde, tamamının kalbinin ritmi hiç değişmemiş. Allah rızası denildiğinde, Kuran’ın hakikatleri önde olduğunda evet her biri Kuran’a hafız olmamış ama tamamı Kuran’a muhafız olmuş. Canlarını ikinci bir tereddütü yaşamadan, tamamen İslam uğruna feda etmişler. Şimdi bizim sormamız lazım. Hayal’in eski zamanlarında, bir gün işler tıkansa evleri, arabaları satarız diyorduk. Bugün de diyebiliyor muyuz? Sor ya, sorman lazım. Bak diyemiyor musun? Allah, gönlünden bazı şeyleri almış, artık kayma vaktin gelmiş. Senin, Allah’ın eltaf-ı sübhaniyesine davetiye çıkaran, gönlündeki ilk günün aşkı, ilk günün şevki, ilk günün iştiyakı, ilk günün samimiyeti bozulmuş, bulaca olmuş demektir. Sor ya, gönlün cevabı verir. İnsan bilir kendinin ne mal olduğunu ya. Bugün sıkışsa, başkalarını beklemeden ta o ilk dönemlerde yapmaya meylettiğim fedakarlığı gene yapabilir miyim? Sormamız lazım bunları. Sahabenin kalp ritmi hiç değişmemiş dostum. “Hz. Ömer, Hz. Ali birer siyasi dehaydı. Ama Hz. Osman onlara siyaseten denk değildi. Bu, ayıp da değildi, günah da değildi. Bir istidat meselesiydi. Ebu Hureyre, Efendimiz’in (sav) hoparlörü gibiydi adeta. Ondan 500 bin hadis hıfzından nakletmiş bir sahabeydi.” Ebu Hureyre, onun lakabıdır biliyorsunuz. Ne demek Ebu Hureyre? Kedilerin babası demek. Neden? Cübbesinin buralarında sürekli yavru kediler gezdire gezdire Efendimiz (sav) ona ‘Ey Ebu Hureyre, Ey Ebu Hureyre’ diye diye lakabı baktığında ona müsellem olmuş. “Bahreyn’e vali tayin etmiş Ömer bin Hattab ve iki ay sonra tekrar çağırtmış.” Kimi? Ebu Hureyre’yi. “Demek hepsi siyasetçi değildi. Hiçbir şey hepsinde yok ashabın.” Anladın mı? Yani bütün özellikler ashabın tamamında var mı? Hayır, farklı farklı. “Bir şey hariç: takva.” Allah denildiğinde kalplerinin ritmi, Allah’a yürüyüş adım sayıları, Allah için denildiğinde feda edemeyecekleri hiçbir şeyin olmayışı. “Gerektiği şekilde harcayacak şekilde mal biriktirenleri de çoktu. Enes bin Malik naklediyor, ‘Hac esnasında Ömer’i gördüm. Arkasında saydım, cübbesinde 12 yama buldum.’ Ömer’in idare ettiği yerlerde şu an 16 tane ülke var.” Cübbesi yamalı bir zatın idare ettiği topraklarda şu an 16 tane ülke var. Düşünebiliyor musun? “Bizde de hala ‘filan kişi süper bir mücahitti. İbadetine çok düşkündü. Bir tek sabah namazına kalkamıyor, bir de yatsıyı bekleyemiyordu. Bir de, çok önemli değil ama faizi çok seviyordu ama insanlara ekmek vermek için o faizlere giriyormuş. Biraz da yalan, gıybeti vardı. Yoksa anlatsam on numara mücahit, on numara Müslümandı bu adam.’ ” Tam günümüz bu değil mi? Tam aynısı değil mi? “Her farzın bir de nafilesi vardır. Mesleği ilim anlatmak olan birisi, dayanamamasına rağmen nafile oruç tutsa ve şekeri düşse iki gün kendisini toparlayamaz bir hale gelse nafile için nice farzlardan uzak kalmış olur. En ciddi diğer bir sorun ise tatbikat.” Yani? Ne demek tatbikat? Efendim? Hayatına uygulamak. Mucibince tatbik etmek ne demek? İcap ettiği gibi yaşamak demek. Sahada olmak demek. Bazen Hayal’e yaşı ilerlemiş abilerimiz amcalarımız geliyor. Allah razı olsun. Allah ayaklarını kesmesin. Böyle buradaki kardeşlerin de, padişahlara, ecdada düşkünlüğü biraz fazla elhamdülillah. Ben de onlardan örneklemeler vermeyi de çok seviyorum. Bir gün, yine aynı padişahlarla ilgili bir mesele anlattıktan sonra ihtiyar abilerden bir tanesi yanıma yanaştı. Bir üç saat falan rehin aldı. Konuşma esnasında, İslam’ın bütün entelektüel konularına girip girip çıktık. Emeviler’e girdik, Abbasiler’e girdik, hadislerin nakline girdik, Osmanlı’nın yükselişine girdik, duraksamasına girdik, yıkılışına girdik. Envai çeşit padişahın çocukluğundaki eğitimlere girdik girdik çıktık. Ve bunun neticesinde sürekli, günümüzden memnuniyetsizliğini anlatıyordu abi. Konuyu şuraya getiremedim. ‘İyi de abiciğim sen ne yapıyorsun’a getiremedim bir türlü. Neden? Dünya işleri yoğundu, sürekli yeni bir iş sektörüyle uğraşıyordu. İki ya da üç tane çocuğu vardı, zaten dilinden düşüremedi, bitiremedi. Hep çocuklarım çocuklarım çocuklarım orada okuyor, çocuklarım aha buraya gitti tatile. Çocuklarım çocuklarım… Sanki çocuklarının biri Gazali, öteki de Farabi çıkacak yani. Öyle çocuklarım çocuklarım.. Sürekli gündemleri bunlar olduğundan dolayı, abi amel etmekten geri duruyor. Ama konuşmayı ne yapıyor, çok seviyor. İslam uğruna bir buğday tanesi dahi olsa mücadele etmeyen insanların İslam adına benimle konuşmaları da bana dünyalık bir muhabbetten farksız geliyor. İfade edebildim mi? “En ciddi diğer bir sorun tatbikat. Ali İmran 103’te şöyle buyuruyor. ‘Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, paramparça bölünmeyin.’ Ayetini okuyor ama birbirimizle boğuşuyoruz. Okumak her şeyi bitirmiyor çünkü. Bir doktor ameliyat nasıl yapılır diye bir kitabı okumakla hastanın başına geçip ameliyat edebilir mi? Edemez. Denizde nasıl yüzülür diye bir kitap okusan, kitapla birlikte seni suya atsak Hatta suyun içerisinde kitaptan kopya çekmek de serbest. Kitap ıslanır, seni daha çok batırır. Ama acaba seni yüzdürtebilir mi? Hayır yüzdürtemez. Müslüman okuyor, bir de okuduğunun hesabını verecek. Ama mucibince amel etmiyor, icap ettiği gibi okuduklarını tatbik etmiyor. Bu dini sadece kitap okuyarak evinizin rahat döşeklerinde öğrenemezsiniz.” Kim gibi? Sahabeler gibi. Hz. Osman’dan bir dönem gelip infak etmesini istiyorlar. Bu arada infak, çok ilginçtir, nifak kelimesinin zıttı gibi düşünsek yeridir. İnfak ile nifağı. Yani bir insanın malından infak edebilmesi o adamı nifak meselesine olabildiğince uzaklaştırıyor. Ama infak etmek demek, ‘abi zaten şurada bir 50 kuruş ayırmıştım şunu da bir infak edeyim.’ demek değil. Gece uykunu kaçıracak olan, verme hesabında olmadığın bir şeyi vermen infak. Öyle bir şey vereceksin ki, ‘ulan vermekle hata mı ettim? ettim mi, etmedim mi?’ diye o gece komple uykunun kaçması lazım. Ne kadar hikmetli de olsa vermemen. İfade edebildim mi? Ve bu verme için de şunu söyleyeyim. Bir kere verme bence yeterli olan değil. ‘Az da olsa devamlı olan’ hadisi var ya aylık şuyumun şuyu buranın diye vermedikten sonra o nefsi terbiye edemiyorsun. Bilgin olsun. Evinin aylık elektriğini ödeme zorunluluğun var mı? Burayı da ev gibi benimseyeceksin ve diyeceksin ki ne kazanıyorsan kazan, ne kadar durumun kötü olursa olsun bu 20 TL buranın mutfağının ekmek parası diyeceksin. Bunu kimsenin dedirtmesini bekleme. Bunu biz dedikçe, infak ettikçe nifaktan uzaklaşırız. Hz. Osman’a geliyorlar, ‘Ya Osman, şöyle şöyle bir hadise var da senden bir kısım infak talep ediyorduk.’ diyorlar. Hz. Osman diyor ki, ‘Ben diyordum ki, bir sorun mu var da şimdiye kadar gelip istemiyor bu adamlar diyordum.’ diyor. Şimdi Cüleybib diye bir sahabe var Medine’de, tamam mı. Bir gün Efendimiz’in (sav) huzuruna duruyor Cüleybib. Diyor, ‘Ya Resulallah.’ ‘Hoş geldin Cüleybib, buyur.’ ‘Ya Resulallah ben zina etmek istiyorum ya.’ diyor. Bak Efendimiz kadar saygı duyulan bir zatın gönlü ne kadar geniş ki bir genç gelip bu isteğini açıkça söyleyebiliyor. Bugün şeytan seninle içki nevinde uğraşsa, belki bize bile gelip ‘Abi ben içki içmek istiyorum.’ diyemezsin. Yıllardır birlikteyiz ama o kadar samimiyeti veremeyiz birbirimize ya. Bir de Muhammed (sav)’e bakar mısın ya. Geliyor ‘Ya Resulallah.’ ‘Buyur Cüleybib.’ ‘Ben zina etmek istiyorum.’ Böyle bir şey olabilir mi ya. Nasıl bir rahatlık değil mi? Ne kadar bir güzel bir şey yani. Gönül genişliği veriyor. İnanılır gibi değil ya. Şimdi böyle birini ziyarete gelsek, geri geri çıkalım huzurundan. ‘Eee ne sordun, ne konuştun, ne ettin?’ ‘Valla işte mübareği gördük.’ tamam yani gör güzel bir şey, o kötü bir şey değil de. Keşke o kardeşlik kısmında da birbirimize yardımcı olacak kıvamı da tutabilsek. Üstat hazretlerinin dediği gibi ‘Pederane ve mürşidane tavırlarda bulunmayızın.’ Çok acayip bir cümle değil mi? Kardeş olmadıktan sonra, birbirimizin kötü gününe yetişemeyiz. Birbirimizin kötü gününe yetişmedikten sonra da birbirimize pek hayrımız olmaz. Cüleybib Medine’de öyle başa bela. Ondan sonra Efendimiz’in (sav) huzuruna gidiyor. Diyor ‘Ya Resulallah ben zina etmek istiyorum.’ Efendimiz (sav) sırayla soruyor diyor ki, ‘Ya Cüleybib’ bu arada sahabeler sinirleniyor, hayırdır mayırdır. Efendimiz (sav) diyor, ‘İlişmeyin, bir konuşalım.’ diyor yani. Ondan sonra sırayla soruyor, ‘Ya Cüleybib, biri annenle bu kötü işi yapmak istese bu çirkin hareket hoşuna gider mi?’ diyor. Cüleybib genç delikanlı, ‘Gitmez Ya Resulallah.’ diyor. ‘Peki Cüleybib, birisi teyzenle bu kötü işi yapmak istese hoşuna gider mi?’ ‘Gitmez Ya Resulallah.’ ‘Peki Cüleybib, birisi bacınla bu kötü işi yapmak istese?’ ‘Gitmez Ya Resulallah.’ ‘E Cüleybib senin bu işi yapmak istediğin birisi de birisinin annesi, birisinin teyzesi, birisinin bacısı. Onların da hoşuna gitmez.’ deyince Cüleybib anlıyor meseleyi. On numara bir hayata dönüyor ondan sonra Cüleybib. Böyle efsane bir şekilde gidiyor Medine’de ama namı çıkmış yani. Bir şeyin şüyuu, vukuundan önce gelir. Hani, ‘Ya şu adam da şöyleymiş.’ Ama hiç vuku etmedi o olay. Gene de o dedikodu yayılır gider. Tabii Cüleybib’de de gitmiş yani öyle Medine’de namı kötü. Bir gün yine gidiyor ‘Ya Resulallah.’ diyor. ‘Ne oldu Cüleybib?’ diyor Efendimiz (sav). ‘Ben evlenmek istiyorum.’ ‘Evlen Cüleybib.’ ‘Hangi kapıya gitsem Cüleybib’e kız mı verilir diye beni kovalıyorlar.’ diyor Cüleybib. Efendimiz (sav) ondan sonra diyor, ‘Cüleybib Medine’de filankes eve git, benim selamımı söyle. Ondan sonra otur bir derdini anlat.’ diyor. ‘Eve gidiyor Cüleybib kapıyı çalıyor. Diyor ‘Size Peygamber (sav)’in selamını getirdim.’ Ev halkı coşuyor, seviniyor, ‘Ne diyorsun Muhammed (sav) bize selam mı gönderdi?’ ‘Ya göndermez mi. Size selam gönderdi, kızınızı da bana verecek.’ ‘Ne? Kızı mı? Cüleybib’e kız mı verilir.’ diyorlar. Ev ahalisi de şey yapıyor. Murad istediği kız da yan odadan duymuş Cüleybib’i. Diyor ki, ‘Resulallah’ın muradı benim de muradımdır. Ben kabul etmişim.’ Cüleybib ondan sonra o kızla evleniyor. Evlendikten sonra da sefere çıkıyor. Dur seferden önce şeyi anlatayım. O uygun gördü olayı var ya, kızla evleniyor. Ahzab suresi 36. ayetin bu hadiseden sonra indiği söyleniyor. Bu arada, ayetlerin sebebi nüzulu da farklı rivayet duyduğunuzda şaşırmayın ha. Yani biri bu hadise için deyip, bir tanesi hayır Uhud için dese şaşırmayın. O bir analitiği o işin. Tamam mı? Tek bir sebebi yok yani. Bir sahabe oradan anlıyor, öteki sahabe ondan anlıyor yani. Ona da şaşırmayın. Ahzab 36. ayetin Cüleybib’in bu hadisesinden sonra indiği söyleniyor. Ve şöyle geçiyor, ‘Allah ve peygamberi bir şeye hükmettiği zaman inanan erkekler ve kadınlara artık, içlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz.’ Hani diyor ya Cüleybib’e o kadınla evlen diye. ‘Allah’a ve peygambere başkaldıran şüphesiz apaçık bir şekilde sapmış olur.’ Bu ayet Cüleybib’in bu hadisesinden dolayı iniyor. Abi ondan sonra Cüleybib cihada gidiyor. Cihada gidiyor, Cüleybib cihatta şehit oluyor. Efendimiz (sav) cihat meydanına geldiğinde tabii herkes yaralı ve şehitleriyle ilgileniyor. Cüleybib’in sesini pek duyamıyor Efendimiz (sav). Ve soruyor etrafa, ‘Cüleybib nerede, Cüleybib nerede, Cüleybib nerede?’ diye. ‘Ya Resulallah şuradaydı, şuradaydı, şuradaydı..’ diye bir gidiyor, Cüleybib şehit olmuş. 7 tane öldürdükten sonra şehit oluyor. Efendimiz (sav) yere usulca eğiliyor. Şehit olan Cüleybib’e şöyle bir sarılıyor ve diyor ki; ‘Ya Rab, sen şahit ol Cüleybib bendendir ben de Cüleybib’tenim.’ diyor. Kulluk kıvamı ne anladın mı? Evet zamanında hatalar, yanlışlar yapmış bir sahabe. Ama kalp ritmi Efendimiz’in (sav) bir cümlesiyle nasıl değişmiş. Ve işin sonunda gencecik yaşında şehit olduktan sonra Efendimiz’in (sav) dediği son cümleye bak. ‘Ya Rab, sen şahit ol. Cüleybib bendendir ben de Cüleybib’tenim.’ diyor. Sizce bu ne demek? Kişi sevdiğiyle beraberdir hadisini düşünsen değil mi, Sevban ile Efendimiz’in (sav) yaşadığı o hadis, o hadise. O hadisi düşünsen ne gelir akla? Bendenim dedikten sonra, demek evinin bir yanın artık kimin olduğu belli demek. Vallahi kulluk kıvamı bu. Anladın mı demek istediğimi? Cihadı sonlandırmışlar. broşür değil ha, cihadı cihadı. Yaptığınız duyduğumuza yakışmıyor, yaraşmıyor. Buralarda tıkanırsanız, hafizanallah ‘Bunlar da benden değildi.’ de diyebilir. Garantisi yok yani. Burayı da bunun için okumak istemiştim, Cüleybib hadisesini. Çok acayip, değil mi? Darısı bize Fatih be. Bize de der inşallah yani. ‘Ya Rab, bu İbrahim ateşinde yanmamaya çalışan bu gençler bendendi, ben de bu gençlerdenim.’ Dese.. Selamun aleyküm. Ondan sonra var ya, ne dersi. Bir daha ders mi? Babamı tanımam yani. Vallahi dönüp. Acayip bir şey ya. İnşallah bizi de affeder.

HAYALİNİ ERTELEME UMRE’YE GEL

-Ağabey Allah nasip ederse yarın umreye gideceğiz, yola çıkacağız. Çok şükür. -Var mı talep, dua ? Vallaha hem gidip sevaba giriyorsunuz. Hem biz sizden kurtulacağız o cihette bir sevaba giriyorsunuz. Vallahi bol dua edin. Allah bizi bu yolda yürütsün, çürütsün, öldürsün inşaallah. Dört katlıya dua etsinler. Borçlar için harçlar için, eksikler için gedikler için, hepsi için dua şart. Duasız olmuyor. Medine’ye gidiyoruz.Peygamber Efendimizin (s.a.v.) yanına gidiyoruz. Allah şimdiden kabul etsin diyorum. Bana ilk şey demişlerdi ”İbadet etmekten ve Kuran okumaktan hiç yorulmayacağın bir yer.” diye. İnşaallah sizede gitmek nasip olur.Farklı bir his. -Şuan neredeyiz? Şuan İstanbul Atatürk Hava Limanındayız. Nereye gidiyoruz? İlk önce Medine’ye gideceğiz. Üç gün orada kalacağız. Ondan sonra Mekke’ye eçeceğiz. Allah herkese nasip etsin inşaallah. Şimdi Medine yolculuk.. -Bir şey mi diyeceksin ağabey? Medinye gididyoruz. Sinan’dan orda da kurtulamadım. Allah sonumuzu hayır etsin. Ciğaz nereye geldik? -Nereye Mekke’ye geldik. Hayır. -Medine mi? Evet. Bilmiyor muydun gerçekten? Küçüklüğümden beri karıştırıyorum ikisini de. Medine’ye varamadım ilahisi senin için bitmiştir artık. Mekke diye geldik Medine çıktı Allah Allah. Allah’tan Rio çıkmadı. -O daha kötüydü. Allah’tan İstanbul’a falan götürmedin yani. Karpuz kamyonunda das is karpuz?**??????????????????????????????? ANLAYAMADIM Bu arada bizim Kazım. Kendisi türkçe biliyor ama konuşmuyor öyle bir delikanlı yani. Almanca anlaşıyoruz. Almanca konuşuyorlar. Söyle lan sizde arkadan şey yapın.Söyleyin ben tekrar edeyim. Onu çekme o arkadan konuşsun. Cihan anlaşmam için birkaç bir şey söyle. Nereye gidiyoruz desene Alamanca konuşuyorlar. Nereye gidiyoruz? Kuran müzesine. -Az önce ingilizcesini söyledin ya. İngilizcesini söylüyor. Kuran’ın asıl amacı hidayettir, Kuran rehberdir. Kuran yaşamak için indirilen bir kitaptır. Şimdi aşağı yukarı 10 bin sahabenin olduğu kabristana gidiyoruz. Birazdan ekip olarak toplanacağız ve ortak bir noktadan çıkış yapacağız. Sahabe Efendilerimizi ziyaret edceğiz inşaallah. 10bin sahabe yatıyor. 10 bin… Baksana. Böyle mezar taşlarından kim olduğu çok anlaşılmıyor ama muhtemelen ümmetin en şereflileri burda yatıyor şu anda. Uhud da burda, attığımız her adımda bunların hayırları var. Mücadeleleri var. Ama isimsiz kahramanlar, baksana. İnşaallah onlarla beraber oluruz. Uhud dağı Resullallah Aleyhiselam’ın da bulunduğu, Müslüman ordusu ile Müşrik ordusunun arasında geçen savaşın yapıldığı, ayrıca Hz.Hamza’nın da şehit olduğu dağdır. Arfat dağı Hz.Adem ile Hz.Havva’nın buluştuğu yer. Biliyorsunuz cenetten gönderildikten sonra biri Sri Lanka’ya biri Mekke’ye sonra birbirlerini arıyorlar yıllarca en son burda Arafat dağında buluşuyorlar. Rahmet dağı ”Cebelü’r-rahme” diye geçiyor. Acının da başladığı yer, buraya gelmeden acı olmuyor. Heyecanlıyız.Her gelişimde sanki ilk heyecanım. -Ciddi misin? Evet.Kabe’yi özlüyoruz. İhramlıyız.İhram namazımızı kıldık. Kabeye gideceğiz. Hadi gidelim. Birazdan tavafa başlayacağız.Şurdan başlıycaz inşaallah. Şu yeşil ışıklar varya oradan başlıycaz 7 tur atacağız. Sonra şurdan araya gircez.Safa ile Merve, en son saçı keseceğiz. Sizede dua edeceğiz sizde amin deyin İnşaallah geldiğinizde nasıl bir yer olduğunu kendi gözünüzle görün. İnşaallah Allah sizede nasip eder. Hz.İsmail susuz kalıyor, Ona su arıyor. Su ararken işte bir Safa tepesine koşuyor bir Merve tepesine, arada işte tam o çok koştuğu yerler ışığın olduğu anlar. Orada koşuyor, hızlanıyor bi an ne yapacağını bilemiyor. En son işte Hz.İsmaili koyduğu yerden su fışkırıyor zemzem suyu Kaynağı buranın altı yani tam kabenin. -Bitmiyor değil mi ağabey? Bitmiyor. Nerden geldiği belli değil ama belli. Resulallah Aleyhissalatu Vesselam’ın miladi 571 tarihinde alemlere rahmet olarak gözlerini hayata açtığı o evin bulunduğu yer. Selamun Aleyküm şuan Hira mağrasının önündeyiz ilk ayetin indiği yer. Şuan Hira mağrasındayız ilk defa Cenabı Allah’ın en ssevdiği kuluyla konuştuğu ilk an. Yani Cebrail vesilesiyle tabi şu kayalar Resulallah’a selam veren kayalar. Gerçekten burası bambaşka Allah inşaallah inen ilk ayete uygun yaşamayı nasip eder. Okumayı, öğrenmeyi bunu hayat geçirmeyi bizlere inşallah nasip eder. Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam’ın ”Ne güzel kabristan” sözlerinden sonra CENNETÜ’l-MUALL ismini alan bu kabristan Hz.Hatice validemiz ile dedesi Abdülmuttalib, amca Ebu Talib, çocukları Kasım ve Abdullah ile dayısının ve süt annesininde meftun bulunduğu kabristandır. Vicdan azabıyla başlıyorsun. İtiyorlar ya birilerinin ezilmesine vesile olduğun için vicdan azabıyla başlıyorsun. Bir kere artık dedim ki ”Burada artık sıtratejik adımlar atman lazım.” Hani bekledim bekledim bak bir yerde dedim ki ”Şuradan sıyrılayım ben.” İnsanlarda rahatlasın falan ama şeyide düşünüyorum acaba nefsimde karışıyor mu? O aradan geçmeye çalışırken , geçtim. Bak yarım saattir herkes birbirinin kafasına basıyor. Ben şöyle birisini geçtim . Birisi durdu.”Haci sabir sabir.” dedi. Yav utandım insanların arasında. Ulan millet birbirlerini yiyor. -Bize gelince sabir. Durdu şeyi bıraktı.Sabir yaptı. Ya ordaki nöbetçi adam bile kolunu sokuyor oraya kendini zor tutuyor. O bile kendini zor tutuyor. Yav özel yapmışlar ha.Devlet yapmış onu. Elini koyuyor böyle o keçenin içine vallahi zor duryor başkanım. Birisi açıklama yapmaya çalışıyor köşede. Diyor ki ” Ya bir müsade etseniz şurdan bir geçsem. Asker böyle yapıyor. Sanki görmüyor musun kardeş? Benim halime bak. Ben kendi canımı kurtaramıyorum. Duha suresi okunuyor.

KUR’AN MEALİ İLE İLGİLİ DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR – Mealcilik

Evet şimdi abiler Canlar ciğerler kadının bir gün Hocaefendi’ye gitmiş Hocaefendi’den bir konuyla ilgili fetva istemiş Bu sefer de sormuş sana bu istediğin fetvayı Kur’an ve sünnete göre mi vereyim yoksa İmamı Azam Ebu Hanife’ye göre mi vereyim deyince kadında Tabii ki de imam Ebu Hanife’ye göre var fetva demiş hoca efendi bir Hayret etmiş Allah Allah demiş ya Sen bu soruyu kendinize sorun bir fetva istiyorsunuz fetvanın cevabını ve karşılığı neye göre istersiniz Kur’an’a ve sünnete göre mi istersiniz yoksa İmam Şafi’ye İmamı Azam Ebu Hanife Ahmet bir hamile İmam Malik’e göre mi istersiniz sorun bakalım içinde kadın cevap vermiş bana fetvayı İmam Azam Ebu Hanife’ye göre verdiğince Hayret etmiş Allah Allah sen İmamı Azam’ın görüşünü Kur’an ve sünnetten üstünü örtüyorsun demiş kadın cevap vermiş Hayır İmamı Azam Ebu Hanife’nin Kur’an ve Sünnet anlayışını senin Kur’an ve Sünnet anlayışına üstü tutuyormuş şimdi Kuran’ı okumak başka bir şey Kuran’ı bu hüküm istinbad etmek bambaşka bir şimdi ben bu Kur’an’dan bir hüküm çıkarmanın inceliklerini ne kadar zahmetli Yollar olduğunu anladığımda burada bu yolları bizim gibiler anca anlayabilir O gidilecek yollar bizim gibiler onların açtığı onlar hiçler geniş Yollar karşısında onların önemini Ben bir kez daha anladım Çünkü Kur’an’dan özellikle veyahut bir hadisten onu öyle derin mânâsıyla anlamak için hele hele hüküm çıkarmak için irfan Evet bu ayette Allah’ın muradı budur diyebilmek için bunu diyecek Kişinin bütün ayetlere Vakıf olduktan sonra bütün ayetlerin çıktığı manada bu ayette Buradan mı istiyor denebilir ancak birisi böyle ben 3 tane ayet buradan alayım iki tane daha this buradan alayım istediğim görüşüyor vurayım ve böyle bir hüküm çıkarayım ortaya ki bunu akılcılık cihetiyle yapmak istersen 3 adet alıp iki tane ayet yanına koyup Evet bu mana buradan anlaşılmıyor mu diye değil mi yarım yamalak bir şekilde bunun istediği şekle sokabilir Öyle değil mi o yüzden Kur’an’dan özellikle hüküm istimal etmek için hüküm çıkarmak için ve bu O da yollar açabilmek için ancak Kur’an’ın tamamına sünnetin tamamına Vakıf birisi bu işi Allah da onu güzel günü verdiyse o güzel ilmi verdiyse Ancak böyle bir kişi bu işe başarabilir Şimdi mesela İmam Azam Ebu Hanife Onun zaten neler çektiğini anlatmaya gerek yok değil mi Ümmet için o dönem Abbasi Devleti’nde imam Ebu Hanife’ye Kur’an mahluktur ne demek bu yani sonradan yaratılmıştır diyeceksin diyor ve bu birkaç kelimeden oluşan cümleyi söylemek için ki zaten Müslümanlık onu gerektirir bunu söylemek için Zindanda yıllarca işkence altında şehir ediyorlar koca imam şimdi imam Ebu Hanife’nin çok ilginç başka yönleri de var şimdi biz burada Mesela ne kadar dünya küreselleşmede Her Yer Köy gibi oldu demek küreselleşmek ten bana gerçekten Çat diye birkaç saat içinde Almanya’da sınır saat içinde oradan Çat diye birkaç saat içinde başka bir yerdesin Yani bir gün içerisinde üç dört ülkede aynı anda olduğunu oluyor vücut dışarı çıktığımızda yaşadığı sınırları dip dibe arabayla aynı anda bir günde üç ülke geçtik bir günde Yani dip dibe hücrelerde şimdi küreselleşen Köy gibi olan bir dünyada insanların iyi bilmesi daha kolay bir özellik ama İmamı Azam Ebu Hanife zamanında İnsanlara böyle kalabalık şekilde toplama çok zahmetli iken imam Ebu Hanife 40000 talebeyle Ders yapıyormuş 40000 ve asıl şurası Bana çok mertek geldi o dersleri yaptığı günlerden bir tane bir hüküm söylüyor ve sabaha kadar Kuran’ı Tekrar baştan gözden geçiriyor ve sabah talebelerine bu hükümde size bunu dedim ama asıl burada bu olduğunu sabah anladım diye bir de kendisini de düzeltebilir ya böyle de inanılmaz bir şey şimdi kim yapabilir bunu topluluk karşısında biri çıkacak birinin bir programda söylediği bir cümleyi üç gün sonra çıkacak diyecek ki ben bu cümleyi yanlış söylemişim Doğrusu buymuş diye işteki kalmadan karşıdan tepki almadan çok zor zahmetli olur babailik istiyorum yolu İslam’da ayetle Hatta hadisle Ondaki Murat’ı manayı anlama meselesi ve hüküm çıkarma meselesi başka ölçülerde sunulmuştur Kur’an’da bir ayeti muradını anlamanın en sağlıklı yolu tüm ayetleri bilen birisinin o ayete bana vermesidir O sebepten amel edilmesi gereken şey senin dar algıların dan iki üç ayet 23 acı çekmek değil ve mezhepler dir yaptıkları iş kolay gibi gözüküyordu egonun anladığını ben nasıl anlayamam diyebilir ya bir adam açmış okumuş anlamış arkadaş ben bunu nasıl anlamam yani bunu diyebiliriz Peki aynı şeyi egona bir Tıp veyahut bir ilaç yapımı için de söyleyebilir misin Eğer olanlarda değilsen oğlanlar da şu anda başka bir şey söylenebilir gittin eczaneye dediğim Sizin yaptığınız ilacı Eczacılar yapmasıyla onun kimya fabrikaları yapıyorsa Eczacı ancak onun muhteviyatında bir satabiliyor hadi diyelim gittin Eczacı kafa tutuyor musun Ne var yani oynadı nereden takip ediyorsunuz doğadan yani bilmem kaç gram şu bitki bilmem kaç gram şunda şunda sizinle var yani muhtevası bilmiyor bunların hepsini Aynısını ben de yaparım diye diye biliyorlar mı Eczacı diyemiyorlar bir doktora gittiğinde şu an buram ağrıyor dediğinde onu yaptığı bir teşhise zıttıyla karşılık verebiliyor musun manasını mahiyetini bilmesen bile veremiyorsun ne diyorsun tamam mutlu biliyorsun Niye Çünkü o alanın bir dahası onlar bir insan için takvimi 50 60 70 yıllık dünya hayatı için bir mütehassıs A bu kadar İtimat etmesi ama sonsuz bir hayat için Kur’an gibi derin bir ilim Kainat kitabı gibi Bu ellere içinde barındıran ve bu alanı yorumlayan alan sahiplerine mütehassısları eğitim at etmemesi hem de egosunu da bende onlar gibi anlayıp hüküm çıkarabilirim demesi ne kadar Güneş bir durum Halbuki buyuk hakikatlere muhatap olup oradan yaşayabilecek İslamı çıkarıp bize sunmuş uzaklar Çünkü bunların bu yaptıkları çok büyük bir şey biliyor musun benim gözümde Yusuf kubbeli Bina eski yapılarda var şöyle bir kubbe hükmüne geliyor her bir taş istinadı nereden alıyorum yanındaki taş Tamam peki oradan bir taş çeksen ne olur hepsi çok mu işte Kur’an’daki ayetlerin tamamı okul beni taşlar gibi birbirine dayandığından Hatta ayet ayet değil kelime kelime Hatta kelime kelime değil harf var olduğundan Kur’an’ın muazzam mucizesinin bir kısmı da buradan geliyor peki bütün ayetler birbirine belli taşlar gibi dayanmışsa oradaki arzu ettiğin bir taşın muradın hükmü anlayabilmek için neye de sahip olman lazım bütün taşların tamamını da sahip olmanız O yüzden özellikle hüküm çıkarma çok çok başka bir iş şimdiye kadar 350.000 tefsir yazılmış sonsuz manalar içeren kelâmı ilahinin bir bu manaları İslam geleneğinde ancak ve ancak bir tefsire muhatap olanlar tarafından anlaşılmış hepsi nedir hepsi Kur’an’ı anlama faaliyeti Allah’ın muradını keşfetme çabasıdır ne Al bir beşerin o ayetin lafından anladığını kendi yorumuyla aktarmasına derim elde ne var yorum var hiç Kur’an’ın tamamını verme ihtimali var mı asla Burada dikkat edilmesi çok önemli bir husus lütfen asla Meral okumayın demiyoruz sadece mücerret meal okuyarak Ben Kur’an’ın tamamını anlayacağım gibi bir yanılgı tamamen batıldır diyoruz Şimdi benim hayatımda vesveseye düştüm dönem oldu lisede bunu yaşadığım dönemde de mücerret bir şekilde Meral okuyordu ne demek oluyor musun Sadece meal okuyarak İslam’ın tamamını anlayacağımı düşünüyorduk Yani İslam geleneğinde Önce yollar var ki yani bütün noktalarda İslam’a dair bölümü Bala gibi göreceksiniz de en ufak adımı atmak için bir ulemânın sana bir şehre açması şart Yani bu noktalarda Mesela bir Uhuvvet diyoruz kardeşlik diyoruz tebliğ ediyoruz falan üstat bu kadar basit dille anlatıyordu ya bu olay bu kadar basit geldi Evet arkadaşlar Ondaki o ayetleri o birbirine bakması içindeki o hükmü bir yanlış çıkardım Düşünsene yani ya da yanlış çıkan birinin eline düştüğünü düşünü eşit oluyor işte sonucu öyle olmuyor onlarda bellibaş ayetlerle mesaj zamanında Hz Ali efendimizin şehit edenler hakem olaylarında Muaviye ile düştüğü durumdan dolayı tekrar iman etti Onu dindışı belirlemişler İmam Ali ya düşündüğün 4 TL boş olduğum bize atar iman et yağ ediyorlar Bu nasıl yapıyorlar kurallar hüküm çıkararak yapıyorlar neye göre kendilerine göre ya bugün yani Kur’an’dan ayetten tamamından Böyle üç beş tane ayeti alıp istediğim manaya yorumlayabilmek o kadar kolay bir iş ki aklın şaşar Yani şu anda zaten bu sadece meali eline alan bir Hani Kur’an’ın kendisinden de kopararak bu modernizm kolay anlaşılma acılık vesaire getirdiği belli başlı hediyeler oluyor ardından bencilliğin de arttığı bir dönem insan gömleğine bile soy adını yazdırmak Tan keyif alıyor Ben ben ben Merkez benim hayatım denen bir dönemde Kuran’ı herkes anlayabilir şekilde insanlara sunar sanki Kuran’ı herkes anlayabilir burada hüküm çıkarma ve yol açma çok ayrı bir olay Bu ilacı herkes kullanabilen herkes yapamaz diyorum onun içeride birden fazla veya eksik olsa çekerken zehirli bu ne geçecek ki burada bir hüküm çıkarma kısmı senin benim elimi ulaşabileceği bir kısım değil ama istediğin birkaç ayeti istediğim birkaç adresi yan yana alıp bunu yorumlama kısmını çok basit yolu Bunu ancak kimler mukavemete bile temeline vurun insanlardan doğru sabiteleri almış kişiler ancak Mesela şimdi biz sahabenin dindeki yerini bilmeseydik olmuş usul esastan Mukadder Yani biz İslam öğretiminde bunla başlamasaydık sahabenin ne demek Enes abi sen ona benzemeye çalışacaksın Hangi birine tutsanız yıldız gibi sen ona hareket etmeye çalışacaksın ama yedi düvel toplansa bir sahabe edebilir mi yani ona benzemek için her şey yapacaksın ama makam olarak ben zaman imkansız hapları Yani bugün özellikle mucolit sahabe diye efendimize Selamlar aldıklarını direkt nakletmiş daha sonra o Efendimiz aleyhisselam da süreç uzadıkça ne olmuş daha böyle anlamlandırma yorumlama derinin ve derin emilmeden daha çok mânâ landırma değişim Efendimiz’in yakındayken onu anlamanın deliği başka biraz daha uzaklaşmış sonra artık bir anlama yani ve bu asla nasıl bakıyor dediği maliyet kendisini tefsir etme ihtiyacını sana veriyorum bu ayetler Hadi bir kitap değilmiş yani 23 çalışırsın de toplumsal birçok vakalara gelecek markalara geçmiş vakalara bina edilmişse Kur’an zaten kendisinin içerisinde temsil edilme ihtiyacı veriyor sana yani bu asrın Kur’an Eczanesinden kendi ilaçlarınızı Buyurun alın Çünkü Kuran’ı eczane sen ona Kendi ilaçları anlayacağı ediyorsun bu kadar ince hassas bir zamanlar Üzerinde Kurulu Bir Kuran’ı düşüyor birilerinin gelip böyle bebeklikten Hiçbir İslam mitolojisi bilmeden üç ayet oradan İki dışından aldığını düşün bir sahabeyi dünyanın en kötü adamı yapabilirler artık ne yapıyorlar da yani Çok kolay şeyler bunlar veren süre olmadıktan sonra Bunu anlamanı istiyorum Hadi bugün matematiğe başlayalım piramit Tepe başlayalım kabul olmaz yani Bak şimdi niye herkese az çok mu tedrisattan geçti yani İki kere iki dört bilmeden nasıl gideceksin yani Türüt şimdi Kur’an’ın Bu ince yolunu Bugün bizim konuşurken rahatça konuştuğumuzu Bir saniye kameti kıymetini söylüyorsun bir insana hitap ederken ne kadar hassas olduğunu söyleseler değil bu söyle bir konuşma esnasında kavganın caiz olmadığını biliyorsun Nereden biliyorsun yani sahurda Eğer bir tefsirde Bu ince dakika sonra kolaylık ve arka sunulmuş uzakların ne kadar önemli olduğunu ya ben bu derse yaparken buradaki karşı tarafın perişan edelim Ah verelim ya boş ver oraya vakit kaybetmeye gerek yok Bunun kıymetini anlatmaya var mıyız onu anlatalım ben zıttına baktığımda saf meali Ne demek olduğunu Kuran’ı sünnetlerden koparıldığında ne demek olduğunu anladım da benim başka birini duymama gerek yok ki zaten Bunun kıymetini anlıyor değer kuyumcu ysa elinde Zümrüt düşmüşsem başka bir şey ona ifade etmene gerek yok ama bir adam burada cisa elinde Zümrüt düşmüşse Vay onun halini ama burada zümrütü kalmadı adamın de meslek yaptığıyla ilgili suç mesleği sürekli tahribat sa bu işte modernizm değil mi o asırda rasyonalist naturalist Doğa içinden şey kendini halleder falan bu akımlardan etkilenmiş bu benlik Aslında uyumuşsun o benliğinin ortaya çıkması burada şekil olacaksa orada Yapacak bir şey yok şehrin anlayamayacaksın Kur’an’da kelime çeşitleri çok farklı Mesela ıstılahi kelimeler var terminolojik dediğimi Bir de direkt böyle lafının karşılığı olan kelimeler var Anladın mı Mesela bu kelimeleri kendi aramızda örnek değil mi Evet kelimesi bu kelime ne demek ölüm demek Mert kelimesini istediğini dile Ç o zaman kaybı yaşamaz ingilizce’ye çevir daire şey Türkçe’ye çevir ölümde Arapça çevirme başka bilen var mı Kürtçe Mırın Zazaca sonra şimdi bunu istediğini dile çevir bir problem yaşamazsınız niye bunu bir lafız karşılığı var ama zahiden kelimeler mesela matematikten örnek vereyim zekisin atıyorum Otomotiv fonksiyonları hatırlıyor musun ya şeydi formül sormayacağım konuyu hatırlıyorum size ki hemen soru yaptı Zeki bana o değil yani konuyu hatırlıyor musun şimdi fonksiyonlarla ilgili en az 20 30 40 50 100 tane denklem yapmışızdır değil mi ya Baksana fonksiyonları anlatıyorum vesaire şu diyorum üniversite sınavı birinde fonksiyonları Modüler Aritmetik de birleştirip soru sormuşlardı Ben o gün dedim Bunu soran sanatlar dedi gerçekten Bilmem burada Oil giren varmı Sorun önemseyen Kim ağabey kurallara şimdi aksiyon dediğin yüzlerce böyle formül karşılığında netice aldım bir matematiğin alanı opsiyonu tam Türkçesini bilen var mı tanrıçası dönüşüm demişim ben bu bilgi vereyim sana adama göz geldi derse eşler bugün konumuz Fonksiyon ve Valla Baba ne demek Fox’un dönüşüm demek seni almaya o herkes bütün problemleri imkan var mı ya Niye Çünkü bu akşam kelimesi ıstılahi Bir Mana ne demek terminolojik onun alanında mütehassıs larla ders alması zorunlu olan bir kelime Kur’an’da mesela rububiyet Türkçesini söyleyeyim terbiye edicilik demek rububiyet kendiniz bir insan Bu kelimenin karşılığında terbiye edicilik mânâsıyla bu kelimeyi nasıl anlayabiliriz hayattaki olaylara Bak mesela bir şaşırıyoruz ya şimdi güneşte sürekli hayvan patlamalar ve şaşırıyor Ya abi Biz klimayı açınca sıcak soğuk dengesini ayarlayamıyoruz dünyanın milyon küçük atlıyor Güneş her yıl patlamaları ile bize ısı ve ısısını çekmesi sonucu soğukluk yaşıyoruz mevsimlerin insan diyor ki ağabey mide niye aynı ölçüleri koruyor yaz Niye hep yazdı akışını Yani bir Coşkun bugün iki kat patlasın bir şurada bir şey diye ejderha böyle tükürmüş yatıyor diye böyle bir şey alsın mesela onun neden dengesini sağladığını cevabı Allah rububiyeti terbiye edici oluyor mesela Ecmel Vera ile geziyoruz diyelim burada bütün bardaklara salça oluyor böyle her şeyi çok seviyor böyle için evde ne kadar saklama kabı varsa Üstüne çıkıp çıkıp Çat düşüyor Bu çok Teşekkür alıyor diye falan böyle şimdi tam elini uzatsa Ben eline vurur ederim Ecmel terbiyeli olurum o terbiyeyle biliyorsun hat Hudut sınırı bilmek Ceylan’ın beden elbisesiyle benim beden elbisemin farkı rububiyet oluyor ihtiyacı binaya benim bedenimi sen böyle terbiye edilmiş ve ben büyük kilo aldıkça zayıfladıkça terbiyesi devam ediyor Öyle değil mi Ceylan’ın ki de aynı şekilde terbiye edilmiş şimdi buradan rububiyet demiyorum sen buraya bir odun sobası yapsam Ama odun da onu yaksam Uğur sen de orada izlesen hemşireyiz yani Ey Hemşerim diye hitap ettiği hemşireyiz dedim diye hitap edersin bana ya bu kadar devam yok mesela Hemşehrim ne yapıyorsun falan oğlum soba var geldi sobaya Bir şey demeyecek misin odun sobası yapmışım içinde odun yapıyorum Başka garip bir şey değil mi yani odundan odun sobası yapıp içinde olduğunu yaksan herkes sana güzel değil mi Çimen etmiyor muyum diyorum Her de pişiyor Evet sobada pişiyor işte Etin içinde et pişirmesi ruyete giriyor ya çok garip bir şey sadece rububiyet nedir bu manayı konuşacak olsak sabahlara kadar başka hiçbir ders yapamayız Arapçada 30000 böyle terminoloji kelime geçiyor Şimdi hadisleri de katalım biraz eski sana bin kere söyledim Bana öyle bakma diye ya Desem gerçekten bir kere söylemiş miyim demek bugün mecaz oluyor şimdi bir hadiste bir manayı anlamak için Ekstra neler lazım O hadiste geçen o kültürü ayrıntılı tanıman lazım yine bütün ayrıntılı tanıyan mesela Benim dedem köyde doğmuş köyde büyümüş Köyü vefat etmiş ya bu ne yapıyorsun Bir kimya laboratuvarında çalışan birisinden daha çok oturacak görmüştüm ben onu daha fazla görmesi onlar gibi ilaç yapabileceği anlamına mı geliyor Allah’ın mütehassısı olacaksın Bir de hususi şimdi herkes Çat diye Ben doktor mu şunu hemen olayım olabiliyor musun Hayır onu ayrı bir yetenek ayrı bir tat var çoğu zaman ilmin yetiyor bakan görmeye gitmiyor yani orada tıkanıyorum geri çekiyorsun kendini gibi gibi Çünkü bu kadar dediğin kelimeler sacı kelime konuştuk a bunu cümlesi var onun manası var bütün çıkarma olayı var o kadar derin yapılar barındıran bir Kuran’ı Evet bu manası var Bunu demek istiyor falan diye gerçekten insan kendisinde selahiyeti nasıl görüyor hayret ediyorum oluyor mesela Eskiden Dünyada yaşayan insanlar şöyle yukarıdan baktığında güneşi görmüş Güneş nasıl gündüz geliyor gece gidiyor hareket ediyor Şimdi onu İnsanlar bir bakış açısıyla güneşe baksalar ne derler dünyamı dönüyorlar Güneş dönüyorlar Güneş duruyorlar değil mi Bu meallim bir bakış açısı oldu yani gördüğüm neyse o demektir aradan yıllar geçtikten sonra bu işin mütehassısları devreye girmiş astronomi cihetiyle fen cihetiyle bir dikten sonra bir ölçmüşler bir bakmışlar ne dönüyor demişler Hayır ya Güneş dönmüyor bir güneşin etrafında dönüyor Demişler bu da bu işin ne oluyor meal ile tefsir arasındaki fark bu kadar uçurum seviyede içtim kadar mı önemli bu kadar öğrenmiş Yani senin mealden anlamaya çalışın olayla tefsirdeki onun Murat’ı arasında uçurumlar vardır mı İşte İsmi Azam müsait okuduk da talim ettiği 30 lira Orada mesela bazen sayfalarca 7.30 8.00 saatler yaptığımız oldu aralıksız 18 saat boyunca yaptığımız derste okuduğumuz yerin başını hatırlayan var mı rabbinin yoluna hikmetle çağırmak bir ayete bakıyor bir A7 muradını anlamak için 7-8 saat burada Mütalaa müzakere yapıyoruz ve binde birini anlayabiliyor muyuz emin değilim yani sen bu kadar derin manalar barındıran muhteviyat barındıran bir ayet için diyeceksin ki bunu meali benim karşımda olsun Ben o Keskin bakışımla baktığımda ne burada diyor ben bunu anlarım Hatta üç tanesini yanyana alır döküm çıkabilecek komik değilmi bir deste yaparken mühendis var Eczacılar doktoru var matematikçi var maliyeti var mimarı var iktisatçısı var fizyoterapisti var talebesi var ya bu kadar adam var bu kadar adamı anladığımız ben söylüyorum sana al e-posta Diğerleri de kaynatalım pozitif ilimlerin ek kaynak kitabı bilmediğim meal Kur’an da denebilir ama Kur’an dönemez okyanustaki bir bardak su kazandırmaya meal veya tefsir okuduk kendimiz oradan bir ders çıkarabildi kaynak çıkarabiliriz ama hüküm çıkaramayız bunu da vurgulamak zorundayız Çünkü hüküm çıkarmak çok ayrı bir alandır işi mütehassısı mı Yapabilir Ha senin bebeklerde sorun var diye işin ancak tıp alanında mü kansızmı yapabilir Çünkü çıkarmadan müfessiri olmanın ötesinde Fatih olman gerekiyor hüküm istihbaratında Yani en büyük mu istinbât etmek için sadece nefes ile olmakta değil vakit olmam gerekiyor muhaddis olman lazım şimdi bu sloganları çıktı ya Kuran’ı yurtkuran tek başına yeter Kur’an Müslümanlığı kur’ancılık ne demek Bu sadece Kur’an’a Hadi sünnet hepsini köşeye Afedersiniz Bırak hiçbir sıkıntı olmaz Kur’an’a herkes okuyor Bütün İslam anlayabilir bu kelimeleri ne demek istediğini o insanların neler yapmak istediğini nasıl tarif etmek istediğini anlama seviyor bu kelimeleri bir konuyu anlatırken bile kullanamazsın Sen kullanarak ne ediyorsun diye seni tepeler Belki de şu an anlayamıyorum ciddi bu noktada kurayım Niye Çünkü lafı çok üstüne hızlı yani Zaten direkler Sağ ol fırından başlıyor kardeşim Kur’an her şeyi yeter şimdi kim Hayır etmezdim kardeşim ayette geçiyor yaş kuru ne varsa apaçık bir Kuran’dır ay etmek Emrah Hayır diyecek Anladın mı demek istedim işte tek ayet çektiğinde boğuluyor Kur’an tek başına bütün hayatımıza Yeter mi yetmez ve yetmez mi Sen namaz kılacak Kur’an’da namaz vakti var peki namazının ayrıntılarını nasıl anlayabilirsin mesela soralım Kuran’ı açalım ve bakalım Namazın nasıl kılınacağı bahsedilmiş nereden biliyoruz nasıl kılınacağını sünnetten biliyoruz Efendimiz Aleyhisselam bildirmiş bize civril Emine Allah azze ve celle demiş git Habibi Zişan namazı göster demiş cibril-i Emin efendimize selamlarımızı gösteriyor ben zarar sana bize gösteriyor yani bugün sünnetçi kopardığın bir Kur’an sonucunda Sen namazı kılmaz Kur’an sünnet kıyas İcma değil mi İslam’ın özünü yani sadece Kur’an’ın meali okuyup bütün İstanbul çözüm böyle bir şey yok ya İstanbul kendi genetiği uyandım namaz vakitleri hangi vakitler Buyur konuşalım nereden anlayacak namaz vakitlerini sünnetten amca Nereden alacaksın Hadi buyur bakalım namazı bölükmeşe namaz vakitlerini konuşalım nereden bulacaksın sünneti kopardığın da oradan mı geliyorsun işte orada yaşayamıyoruz zekat hiç geçiyor Tamam sünnetleri koparalım Haraç nedir Cizye nedir üşümedi kırılabilir Buyur açıklama silah namazı hata yaptık servis edeceğiz ve hatta bir adam farz namazını üçüncü rekatta yetişti ne yapacak çok güzel çok güzel çok derinden Yani yaşanabilecek bildiğin kalamaz elinde sünneti kopardı anda az önce mesaj at Örneğin nasıl yapacaksın zekatı yani sünnetleri çıkardığını anda ne oluyor elinde hiçbir şey kalmıyor hafizanallah 10000 muhaddis 4 yüzyılda hadisleri toplayacak ve sen bir günde onların hepsini al anlayacaksın bana ne güzel dünya [Müzik] abone ol


İngilizce

dear brothers, we are starting now one day a woman went to cleric asked for a fetwa from the cleric(müslims) cleric asked will i give this fatwa according to the Quran and sunnah? or will I give according to imam-ı azam ebu hanife of course the woman said give according to imam-ı azam ebu hanife cleric was suprised for example ask yourself this question you want fatwa how do you want your answer to be according to the Quran and sunnah do you want or according to the imam-ı şafi, imam-ı azam ebu hanefi, ahmet bin hambel,imam-ı mali do you want ask yourself when woman said according to imam-ı azam, cleric was suprised Do you think the view of Imam-Azam is more important than Quran and Sunnah? ” woman answered–no,I find imam-ı azam’s understanding of the Quran and sunnah better than your understanding of the and sunnah.???????? reading the Quran is something different derive idea from Quran is somthing different When I understand that it is difficult to derive ideas from the Quran also we just understand this challenge once again I understood their importance for they give a lead Because in order to fully understand a verse, it is necessary to have knowledge of all verses. Let’s get 2 verses from here, let’s get 3 sunnah from here,Let me present the opinion,there is no such thing .no one can give a definitive conclusion with 1-2 verses and sunnah. so To make certain judgments from the Qur’an, it is necessary to being a foundation(so know) all verses. imam-ı azam made a lot of effort for her ummah for example abbasi state in the time imam-ı azam fell into dungeon for not saying “Quran is a creature” died in the dungeon after years of persecution he was a very good muslim ebu-l hanife had many different features the global world has improved a lot, right? you are in germany in a few hours after a few hours later you are somewhere else so you can be in 3-4 countries in 1 day sometimes we had this We visited 3 countries close to the borders in one day It’s easier for people to get together imam-ı azam’s in time When it was very difficult to bring people together, the imam brought together 40,000 student 40.000 student another feature is Another feature is that she reads the Quran from the beginning when she thinks she gave wrong information from the Quran. when he taught the wrong information he made a lot of effort to fix it. which cleric makes this maturity Which Teacher realizes that the information she says is wrong and explains it in the program 3 days later. this situation is very difficult this situation want bravery There are conditions for producing meaning from verses The best way to understand the meaning of verses is that someone who knows all the verses makes sense of this verse so what I’m trying to explain They interpreted not to a few verse they created sects.their work looks easy, right? their job is not easy at all your ego can think how you can’t do what they do if you are not familiar with the pharmacy, egon can say the same sentences for the pharmacy When you go to the pharmacy, can you ask your pharmacist how she made this medicine and what she put in it? can you tell the pharmacist, you can’t say can we challenge the doctor’s diagnosis we don’t object even if we don’t know its meaning what do you saying? you are saying” okay doktor” why? because they are experts in this field in their short life they are very relying on to their field but for an eternal life deep knowledge like the Quran, containing these deep topics like the universe guide their not rely to experts who interpret this area “I can interpret it like them” says ego a very ridiculous situation these experts gave us the meanings of difficult-to-understand sentences a very big thing they did in my view there is a building that stones are formed by referring to each other Well, when you pull a stone from there, the building collapsed the Qur’an = building all the verses(even all words, letters) in the Quran=the each stone in the building this is one of the wonderful miracles of the Qur’an if all the verses are interconnected like stones, To understand the judgment of a stone there, you must have the judgment of all stones so interpreting is a very different and difficult task 350,000 commentaries have been written until today The meaning of some of the Qur’an, which contains endless meanings, can only be interpreted by experts. what is commentary(tafsir) TAFSİR means activity of understanding Allah(god) TAFSİR is an effort to discover God’s purpose MEAL(it is arabic so it is not english) is to convey what she understands from the verse with her own interpretation what is in the MEAL? there are comments is it possible for him to give the whole Quran.Never the point to be considered here I am not saying never read MEAL The Quran is not understood only by reading the MEAL. now There was an delusion period in my life I lived this period in high school I was just reading tafsir at that time do you know what this means I thought that I would understand all of Islam just by reading MEAL there are very difficult ways in islamic tradition you will think I’m exaggerating but in such cases for even to take a step You need a leader our master tells in simple language but this is not that simple interconnectedness of verses in Quran, the meaning it contains, imagine we misunderstood or you are go to someone who misunderstands same result,right? for example those who killed Hz.Ali in the time, due to an incident related to muaviye in the referee case for believe in God again they determined his out of religion can you think?imam-i aliye they did this they are saying” believe in religion”to imam-ı ali who contributed a lot to our religion how they do it they are giving a meaning to quran according to what according to them nowadays according to of 2-3 verses from the Quran it is so easy to impose meaning You will be surprised Currently, there are a lot of people who care about MEAL only. modernism and easy understanding are among the main gifts of this situation. then a period when selfishness also increased the people even enjoys printing her surname on a his shirt me,me my life at a time called ,in such a period If you say to people as “Anyone can understand the Quran” Anyone can understand the Qur’an anyway, but I say it is very different to interpret the Quran I say ” everyone can use the medicine but everyone can not medicine create” if you are create wrong to medicine, medicine turn to poison The Quran is not something everyone can comment on It is very simple to create your own interpretation from the few verses and hadiths you want,but this is very wrong Do you know who can resist this? people who have received the right information from the right people can resist for example If we didn’t know the place of the Companions in religion methods comes before basis so,If we didn’t start our Islamic teaching with this What does the Companions mean? you will try to behave like her whichever you hold, like a star you will try to imitate Could it be like a Companion even if the whole world is brought together? you will do everything to look like her but impossible to be in her position[ because Those who are in the assembly of our Prophet (alayhissalatu vesselam) are called the Companions(sahabe).] there are companions known as mukalit sahaba who directly conveyed what they received from our prophet What happened as the process after the death of our prophet was prolo nged? situations such as understanding,situations such as understanding and interpretation have increased and interpretation have increased Going deeper doesn’t mean adding more meaning when the prophet is close to our master, the depth of understanding it is different as we get a little further away you want to add meaning what do you think this verse means to this century because the verses did not come as a finished book According to the social events that have taken place, and will take place, it has become a whole in 23 years so the Quran makes us need commentary so take your own medicines from this century’s Quran pharmacy Quran a pharmacy you need to take your own medicines from her from such subtle, delicate verses without knowing any Islamic mythology Imagine that someone who knows nothing adds her own interpretation based on 3 verses and 2 hadiths. can make a companion(sahabe) the worst man in the world and they are already doing those are easy things why is that there is no way to understand when it isn’t method let’s start to maths today from zero we start with the derivative integral Do you accept almost everyone went through this teaching,right? How can you learn the derivative and integral without knowing 2 * 2=4 imagine that we talked about this detailed way of Quran today comfortably (i don’t understand this word) how sensitive we are when addressing a person, right? for example during a religious speech you know that fighting is not right how do you know fine information like this is easily explained in tafsir (risale-i nur) while telling you this lesson I don’t humiliate the other side when I explain how important those people are never mind, no need to waste time on that topic the important thing is to explain the value of tafsir we must explain this when we look at the opposite of that when I understand what pure tafsir means and what the Qur’an means apart from sunnah I don’t need to listen to anybody (i don’t understand ” kametikemet like a word”) If you are a jeweler and have an emerald, we don’t need to tell you about emeralds if you are a wrecker and have an emerald what can this man do now but the emerald has no crime here the problem is related to the man’s profession, right? there are different kinds of words in the Quran for example there are “istilahi words” ,this means words that not everyone can understand and there are words that get the exact meaning of the word,do you understand? Let’s exemplify these words among us for example “mevt word” what is the meaning of this word means death the word mevt is the same in all languages translate to english ” death” translate to turkish ” ölüm” translate to arabish “mevt” Does anyone know another language translate to kurdihs “mırın” translate it to the language you want, no problem why? because this word has exact meaning but There are words called “istılahi” i give example from maths before zeki ,do you remember maths? do you remember functions I don’t ask a formula do you remember subject? dont worry????,I will not ask you to solve question I asked if the subject remembered in general we wrote at least 90-100 equations related to functions, right? also we’re just talking about pure functions for example i never forget in the university exam they asked the function and modular arithmetic in the same question I said “question like a piece of art” I’m really saying I don’t know if anyone is facing that question now You are saying “Who cares about this question, the Qur’an is more important than that”???? now function is a field of mathematics Do you know the exact meaning of “function” not transformation(dönüşüm)? now I gave this information to you your maths teacher came to class teacher–hi guys, topic today”function” students–okay teacher students–what does function mean? teacher–that means transformation can you solve all the questions with this information? this is impossible,right? why? because this word doesn’t has exact meaning so “istılahi” how words terminological words so, we have to learn from experts of the field of that word for example “rububiyet” word from Quran, there are the rububiyet adjective adjective of Allah the meaning of this word means educatory (interpreter–I really had a hard time finding the English of the word :)) how can we understand this word with “educator” meaning Let’s look at the events in the universe Helium eruptions occur continuously in the sun, which is 100 times the size of the world we are very surprised that despite the size of the sun, it sends constant heat to the world but, We cannot achieve heat balance in our homes even with air conditioning, the formation of seasons, etc. right? people are saying “why does sun always explode to the same extent?” Why are summers always the same, why are winters always the same for example, let the sun blast twice today (like the dragon’s flame spread) The answer to how the sun is balanced is based on this attribute of Allah. so, allah’s “rububiyet” adjective for example imagine we’re walking here with my daughter she plays with all the cups here also she likes to play with kitchen tools the other day she pressed to all plates with her foot in us house and fell to the ground ???? and şhe gives herself effect “aha”???????? (laughing) If şhe try to touch the cups, what do I say by hitting her hand? I say “be decent ” do you know “the decent” i use here means “know your limit” The difference of Ceylan’s body dress from my body dress is based on this “rububiyet”. due to your need. Dressage of my body dress go on as long as i losing weight or gain weight right? Gazelle’s body suit continues the same as mine this is also called “rububiyet” for example if i make wood fireplace here if i flame fireplace uğur, you are watching me too we are from the same city call me “O citizen” how would you address me? uğur(his friend)—O citizen (laughing) is that all? no more? for example O citizen! how are you? uğur—How is it going my son,wood fireplace is burning here don’t you say anything for fireplace? uğur–you made a very beautiful fireplace I made a fireplace from wood and I’m burning wood in it uğur–I say “are you crazy” go on uğur–I say “your psychology is broken” Isn’t it strange? If you make a fireplace from wood and burn wood in it, everyone will laugh at you,right? now, am i eating meat? i am eating where is it cooking? meat is cooking in the fireplace so, God’s cooking meat in meat is called rububiyet. do you understand me? something very strange If we talk about “rubub”, we cannot teach any other lessons. there are 30 thousand terminological words in arabic like this Let’s add hadiths “Oh zeki, I said 100 times don’t look at me like that” if i say did i really say 100 times Isn’t that a figurative meaning? now,to understand the meaning in any hadith what do we need extra? we also need to know the culture in that hadith in detail. for example, my grandfather was born in the village grew up in the village died in he village do you know what this means? my grandfather saw more weed,bugs than someone working in the chemistry lab well,Does his seeing more herbs mean he can do better medication? you also need to be an expert in the field this is a particular issue now, If someone says “I want to be a doctor right away” can s e be a doctor right away? no s e can’t be doctor, requires a separate skill often you know enough but you can’t stand seeing blood you’re stuck on that and you have to retreat so deep works -we just talk about deep words,there are also deep sentences,deep meaning,interpretation I do not understand how some judgments are given to the Qur’an with very deep meanings I don’t really understand how people see this authorization in themselves for example in the old times of the world when people looked in the air, they saw the sun how is the sun? it comes in the mornings and goes in the nights. so,in motion well,what do those people say when they look at the sky do they say the sun is turning or do they say earth is turning audiences–they say “the sun is turning” right? this Meal’s will be a perspective 20 years later the experts of this field came into play with the field of astronomy, with the field of science As a result, experts conducted experiments and observations what did the experts say? experts—no, the sun is not turning we are (world)turning around the sun- they said this is the tafsir of this work The difference between Meal and tafsir is as big as the cliffs is it so important? it’s so important so, with the meaning you are trying to understand from the Meal its meaning in tafsir is as different as the mountains We read the risale-ismi azam , right? sometimes we spend 7-8 hours of classes here, we read pages of books uninterrupted Anyone remember the beginning of our lesson for 8 hours? viewer- Nahl suresi 125. verse we negotiate 7-8 hours to understand the meaning of a verse We talked a very small amount of the meaning it contains. for the verse with such deep meaning you will say May this verse’s Meal be in front of me Let me understand what it means with my sharp look even, I take 3 of them and make judgments is not it funny while we do these lessons there are here engineer, doctor, pharmacist, mathematician, financier, architect, economist, physiotherapist, university student bla bla there are so many men I telling you things we understand with many men ultimately the science of universe in others isn’t it positive science? yeah “the Meal is from quran but Meal isn’t quran” Meal is as much as a glass of water in the ocean “we read Meal or tafsir and we can learned a lesson from their we can learn moral lesson but we cannot judge!!. we have to highlight that too because judging is a very different field. the expert of field just can do it “your kidneys have problems” only the doctors can say this sentence In addition to being a good commentator in making judgments, it is also necessary to be a scholar of fiqh. just being a good commentator is not enough to make a judgment you must be your fiqh scholar audience–it is necessary to be a muhaddis some slogans occurred quranism, quraniyyun the Quran alone is enough, quran muslimism what does this mean bases only on the Quran sorry, Put aside the hadith and sunnah there is no problem If everyone reads only the Quran, everyone understands Islam. if you don’t understand how they wants to destroy, what these people want, the meaning of these words you cannot use these words even when describing a topic They may say you are talking bad about the Qur’an maybe they can beat you ???? now the people who understand this are serious quranism… why is that because this word is a very high word a word that already started the race 10 steps ahead “my bro, Quran is enough for everything” who will say “no can’t be enough” brother, the Qur’an is telling us clearly “whatever is wet and dry is clearly in this quran” this is a verse from the Quran who will say no do you understand what i mean? if you write a comment from a single verse, it is like this is Quran enough for our whole life not enough what for? for example you will to pray(namaz) quran is telling this(namaz,pray) well, how can you understand how prayer is performed? for example, i’m asking Let’s open the Quran and see Did it tell you how to pray? no, it didn’t well, where do we know how to pray????? we know from the sunnah our prophet (pbuh) has informed us Allah said to Gabriel, “teach prayer to hz.muhammed(sav)” gabriel teaches our prophet(sav) to pray our prophet (pbuh) is showing us so today, If you separate the sunnah from the Quran, you cannot pray Quran-sunnah-comparison (islamic law)-ijma(islamic law),right? The essence of Islam consists of these you cannot just read the meaning of the Qur’an and solve all Islam no such thing!???? the structure of Islam is like this when is the prayer time? let’s talk where will you understand your prayer time? you will understand from sunnah Divide prayer times by five..random..LOL how do you know When we separate circumcision from the Quran, everything is broken the alms..Is it mentioned in the Qur’an? yes, it is let’s separate from sunnah what is tribute? what is cizye? what is tax? what is 1\40? spit it out audience–for example, we made a mistake while praying what will we do? very beautiful, very deep meanings Things change when leaving circumcision recent alms example how will you do alms? When you remove the sunnah, you have nothing in your hands 10,000 experts will gather hadiths in 400 years and you will deny them all in one day what a beautiful world subscribe to channel because they will show you the right way if you watched this video, you did awesome something we wait everyone to hayahanem

Bizde Söz Namustur! – Ahde Vefa

Arkadaşlar burada devekuşu yumurtası gibi bir şey var O bu ne olmuş ya böyle? Niye böyle? Yaladınız mı bunu? Efendim? Bu limon kardeşim Şaka şaka greyfurt diyecektim pardon Çınaraltı logosu Hz. Ömer zamanında 3 tane genç varmış Hz. Ömer’in huzuruna gelmişler ve aralarındaki bir kişiyi göstererek demişler ki: “Ya Emirü’l Müminin, biz bu kişiden davacıyız. Biz bu kişiden had uygulanmasını, kısas uygulanmasını istiyoruz, davacıyız. Bizim babamızı öldürdü.” Hz.Ömer hemen o kişiye dönüyor soruyor: “Durum doğru mu, gerçekten böyle mi, babalarını mı öldürdün, niye öldürdün?” Durumu tahkik ediyor tabi ki. O kişi diyor ki: “Evet Ya Emirü’l Müminin, babalarını öldürdüm ama durum şöyle oldu: Ben geldiğim yerde zengin bir insanım, malvarlığım çok, çok da güzel bir atım var. Yani bu atı gören dönüp bir kez daha bakıyor, bir kez daha bakmak istiyor, öylesine göz alıcı bir at. Bu atla bu gençlerin bahçesinin yanından geçerken bir şekilde engel olamadım Atı kontrol edemeyince bahçeden bir meyve ısırdı ve kopardı. Gençlerin babası da bu durumu görünce çok sinirlendi fazla bir tepki verdi, bir hışımla çıktı ve eline kocaman bir taş alıp atıma doğru fırlattı. Atımı başından yaraladı, atım yere düştü ve öldü. O benim en sevdiğim malım olduğu için, en sevdiğim hayvan olduğu için dayanamadım, ben de (nefsime çok dokundu çok ağır geldi) bir taş alıp ona fırlattım. Daha sonra onun babası da başına o taş isabet edince o da vefat etti. Bu şekilde oldu olay.” Hz. Ömer diyor ki: “Öyle ise sen suçunu kabul ediyorsun. Evet sen bu kişiyi öldürmüşsün” “Evet.” diyor, “Kabul ediyorum.” Öyleyse sana kısas uygulanacak. Gençler babamızın kanı yerde kalmasın diyorlar ve dava ediyorlar. -Bu ölüm cezasını kabul ediyor musun? +”Evet.” diyor, “Kabul ediyorum, babalarını öldürdüm, suçluyum.” “Öyle ise uygulanacak.” diyor. Genç diyor ki: “Son bir arzum var, yerine getirilmesini istiyorum.” “Nedir?” diyorlar arzun. Diyor ki: “Bana 3 gün müsaade edin, bizim malımız mülkümüz çok fakat bu malı, mülkü, bu serveti saklayabilecek bir yer bulup sakladım. Benim de kardeşim geride mirası bırakabileceğim tek kişi yetim bir çocuk.” Şimdi ona bu malı ulaştırmam lazım ama saklı olduğu için yerini bulamadığı için ulaştıramam. Siz bana 3 gün müsaade edin bu yetimin hakkını ortada bırakmayalım, mağdur etmeyelim, gideyim ben ona o sakladığım yerden malı mülkü çıkartıp vereyim. O da kurtulsun, sonra ben de geleyim. Vaat ediyorum geleceğim. Hatta burada bir kişiyi de kefil bırakayım.” diye genç böyle o yetimin hakkını savundu. Dediler ki: “Kimi kefil bırakacaksın arkanda?” Şöyle, o genç, etrafında sahabelerin simalarına tek tek bakarak birisinin üstünde gözlerini durdurdu ve parmağıyla onu gösterdi. Gösterdiği kişi hiç tanımadığı bir sahabeydi “Amr bin As” (r.a) Sahabelerin en seçkinlerinden olan Amr bin As’ı kefil olarak gösterdi. Bu kişi benim yerime kalır, dedi. Amr bin As’a sordular: “Kalır mısın, kefil olur musun? “Evet olurum.” dedi. “Ama bu genç gelmezse onun bedeline senin kanın akacak, kabul ediyor musun?” Evet, dedi. “Kabul ediyorum.” Genç gitti. Beklediler. Bir gün geçti, iki gün geçti, üç gün geçti. Tam vaadedilen süre dolmaya başlayınca sahabenin büyükleri geldiler, dediler ki: “Yapma etme, Amr bin As çok değerli bir sahabedir. Onun yerine bu gençlere diyet ödeyelim, kan bedeli ödeyelim.” Gençlere bunu teklif ettiler fakat gençler bunu kabul etmedi, “Hayır, biz babamızın ille de kanının bedelini isteriz, ille de babamızın karşılığında bir kişiyi isteriz.” Böyle diyince, Amr bin As dedi ki: “Benim sözüm sözdür. Hayır, sözümüzü verdik. Ben idama hazırım. Buyurun işte boynum.” dedi. Böyle cesaret gösterince sahabeler duygulanmıştı. En yakın arkadaşlarından birisi, hatta Allah Rasulü (sav) en yakın arkadaşlarından birisi bu şekilde, belki hiç alakası olmayan bir meseleden dolayı, belki canını verecekti. Daha sonra, tam idama hazırlıklar yapılırken uzaktan kalabalık yarıldı ve esas ölümle mahkum edilen genç uzaktan çıktı geldi. Hz. Ömer dedi ki: Ey genç! Gelmemek için çok geçerli bir sebebin vardı, yerine de kefil vardı neden geldin? Dedi ki: “Ahde vefasızlık etti dedirtmemek için geldim.” “AHDE VEFASIZLIK ETTİ DEDİRTMEMEK İÇİN GELDİM.” Bir Müslüman asla ahde vefasızlık etmez. Verdiği sözü yutmaz, çiğnemez. İşte sözü tutmak bu kadar önemlidir müminin dünyasında. Canı bedeline, kanı pahasına ahdini tutar. Bize sahabe döneminden bir ders. Hz.Ömer çok duygulandı. Dedi ki: “Bu kadar kahramanca bir hareket yaptın, seni tebrik ediyorum.” Döndü Amr bin As’a sordu: “Sen hayatında hiç tanımadığın bu adam yerine neden kefil oldun?” Hz. Ömer böyle sorunca Amr bin As dedi ki: “Bu kadar insan varken bana baktı ve beni seçti. İnsanlar içinde insanlık ölmüş dedirtmemek için ben de bu işi kabul ettim.” İşte Müslümanların canı pahasına korumaya çalıştıkları ahlaki değerler. Gençler bu manzarayı görünce onlar da bir ibret dersi aldılar. Kalplerine bir nur düştü. Dediler ki: “Ya Emirü’l Müminin! Biz konuştuk da karar verdik Aramızda anlaştık. Biz davayı geri çekiyoruz, hiçkimsenin kanı aksın istemiyoruz. Babamızın bedelinin ödenmesini istemiyoruz, geri çekiyoruz.” Hz.Ömer dedi ki: “Az önce babamızın kanı yerde kalmasın diye sürekli ısrarcıydınız. Neden vazgeçtiniz?” Dediler ki: “Bu manzarayı gören kalbin titrememesi mümkün mü? Merhamet göstermemesi mümkün mü? Müminlerde merhamet kalmadı demesinler diye geri çektik.” İşte üç tane duruş, üç tane tavır. Peki, onlar bu tavırları gösterirken onlar duruşları sergilerken bugünün insanlarına baktığımız zaman, acaba aramızda rastgele seçtiğimiz 3 kişiden bu duruş ortaya çıkıyor mu çıkmıyor mu? Eğer ortaya çıkmıyorsa, bizde olaylara bakış eksikliği bakış problemi var demektir. Bakın Bediüzzaman hazretleri diyor ki: “Benim 40 senelik hayatımda, 30 senelik tahsil hayatımda öğrendiğim şu 4 kelimedir.” diyor. Nedir o 4 kelime? Birisi niyet, birisi nazar, birisi mana-yı ismi birisi de mana-yı harfi Yani Mana-yı ismi ne demek? Her şeye zahir gözüyle bakmak. Mesela burada bir limon var. Bu, arkadaşlar kavun değil, bu ananas değil. Ayva zannediyorlar genelde. Neredeyse kafamın büyüklüğünde Arkadaşlar bu özel bir çeşit. Sen kulağını tıka, arkadaşımızın tiki var. Bu, -ingilizcesini söylesem olur mu?- Limona tiki varmış da. Bu arkadaşlar Özür diliyorum 🙂 Sen kulağını tıka ben limon dedikçe 🙂 İstemdışı oluyor valla 🙂 Bu, kafam büyüklüğünde olan şey, arkadaşlar limon. Ben senin için bundan sonra ayva diyeceğim tamam mı? Arkadaşlar bu ayva dediğimiz Müslümanları kandırmayalım 🙂 Abi ben ayva diyim, siz anlayın ne demek istediğimi. Kardeşim renkten renge giriyor. O yüzden ben buna ayva diyeceğim. Şimdi baktığınız zaman mana-yı ismi gözüyle, yani sadece bunun zahirine baktığımız zaman burada bir meyve görüyoruz Siz ne olduğunu biliyorsunuz, ben ayva diyeceğim ayva görüyorsunuz. Ama Perde arkasında o zahiri gördüğümüz işte, maddelerin Buna rengini veren pigmentlerinden tut içindeki onun sıvısının barındırdığı özelliklerine kadar bu onun zahiri özellikleridir. Bir de perde arkasında bunun hangi esmaya dayandığı yani Cenab-ı Hakk’ın isimlerinden hangisine intikal ettiğimiz bu işin mana-yı harfidir işte. Yani Allah’a bakan yönü. Bu çok önemli. Kainatta herkes zaten Elmaya elma, armuta armut Bu meyveye, adını koymak istemediğimiz bu meyveye 🙂 o gözle bakıyor. Kediye kedi veya bir file fil gözüyle bakıyorsun ama perde arkasında Allah’ın hangi isimleri tecelli ediyor diye tefekkür edersen o bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten daha üstündür. İşte eğer biz bu bakışı kazanırsak kainata Allah’ın sanat eseri gözüyle bakabilirsek kainatı okumaya başlarsak Efendimizin (asm) sahabelere yaptırdığı bu tevhid talimini doğru anlarsak işte o zaman bütün kainat Allah’ın bir eseri gözüyle, yazılmış bir kitap gibi bize kendini okutmaya başlar. Biz onu okudukça, -E sahabeleri sahabe yapan neydi? Efendimizden (asm) aldıkları bu La İlahe İllallah dersiydi.- Baktığımız zaman bu limon aslında, -hani ayetlerde geçiyor ya: “Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ı tespih eder.” Canlı cansız her şey Allah’ı zikrediyor, tespih ediyor. Biz duymuyoruz ama perde arkasında her birisi La ilahe İllallah diyor, Subhanallah diyor, Elhamdulillah diyor, Allahu Ekber diyor. Nasıl diyor? İşte bu bakışı kazanırsak, okumayı öğrenirsek ve kainata mana-yı harfiyle bakarsak işte o zaman sahabelerin o anlatmaya doyamadığımız güzel ahlakları bizde de tecelli etmeye başlayacak. Niye biliyor musun? Çünkü onları o hale sokan, o hassasiyetlere getiren Allah aşkını elde etmeye başlayacağız. Allah’ı tanıdıkça kalbimizde bir sönmeyecek alev, bir Allah aşkı ateşi yanmaya başlayacak. O Allah aşkının ateşiyle işte şu sorularına cevap bulacaksın: Abi, sabah namazına kalkamıyorum. Abi, namazlarımda huşu duyamıyorum. Şu ibadetimi yapamıyorum, şu konuda iradem çok zayıf Sürekli şu konuda günah işliyorum ama tövbe etmeye o günah yine iflah olmadan devam etmeme sebep oluyor. Tövbe etsem de tekrar o günaha düşüyorum. Bu gibi bütün arızalarımız imanın güçlenmesiyle çözülür. İman nasıl güçlenirmiş? Allah’ı tanımakla. Allah’ı tanıdıkça peşinden gelen Allah aşkı ve işte ahlaka sirayet ediyor. Bugün bütün Müslümanlarda gördüğümüz problemleri alt alta koyun Ne görüyorsunuz kardeşim? “Müslümanların şu problemi var.” dediğiniz ne varsa hepsinin temelinde şu limona o gözle bakamamak vardır. Sahabelerle bizi ayıran temel noktayı Bediüzzaman hazretleri fark ettiği için bakın bize nasıl bir dersle bakmayı ve görmeyi öğretiyor. Diyor ki: “Gel! Bütün bu ovaları, bu meydanları bu menzilleri süslendiren şeyler üstünde dikkat et. Bizi nereye sevkediyor kardeşim: Dikkat et! Dikkat çok önemli, senin namusun gibidir dikkat. O yüzden İslam düşmanları seni gaflete ve dikkatsizliğe itmeye çalışır. Sen de inadına ne yapacaksın? Dikkatini bir zırh gibi giyineceksin. “Bak!” diyor. Kur’an sana “bak!” diyor. Sürekli seni bakmaya teşvik ediyor. “Fenzur” diyor kaç ayetin başında değil mi? Bak! Bir nazar et, gözünü çevir bir bak. Bakmazsan ne oluyor? İşte bakmazsan kör olmaya başlıyorsun. Görememeye başlıyorsun. Allah hesabına bakmayınca, gözlerin kör bakmaya başlıyor. İşte bize bakmayı öğretiyor. Diyor ki: “Gel bütün bu ovaları Bu meydanları, bu menzilleri süslendiren şeyler üstünde dikkat et! Boş bakma, dikkat et. Bunun perde arkasında bir şey var.” Yani insan doğmuş, büyümüş, 15 yaşına gelmiş, artık ülfet peyda etmiş. Alışkanlık besliyor. Artık gördüğü bir gül onu şaşırtmıyor. Fevkalade bir çiçeğin kokusu onu şaşırtmıyor. Bir arının uçuşu, bir sineğin kanadını çırpması Bir ineğin kan ve pislik arasından bir damla kan bir damla pislik karışmadan bembeyaz sütü akıtması onu şaşırtmıyor. Normal görüyor. Basit bir isim takıyor. İsim takınca sanki olayı çözdü 🙂 Adiyat perdesine atıyor. Halbuki senin gözünün -bir et parçası olan gözünün- görmesi ne kadar mucizeyse, güneşin orada asılı durması da o kadar mucizedir, bir çiçeğin kokması ve et parçası olan burnunun onu koklaması o kadar mucizedir. Bir limonun tadına baktığın zaman dilinin ondan tat almasını sağlayan mekanizmayı diline koyan ile limona dilinin tadabileceği tadı yerleştiren Zat’ın aynı Zat olduğunu bilmeden, bulmadan Nasıl Allah’ın bir olduğunu iman ederek şehadetle söyleyebilirsin ki? Bu ifadelerini halin, aklın, hayatın yalanlıyor. Çünkü sen Allah’ın bir olduğu öyle dilinin ucuyla söylüyorsun. Kainata şöyle bir bak, ikinci elin karışma ihtimali var mı? Bir kalemle iki kişi yazı yazabilir mi? Yazamaz. Bütün kainat La ilahe İllallah diyor. Şu limon bütün diliyle bize bağırıyor, kendi lisanıyla bize bağırıyor: “Ey insanlar! Bana bakın!” diyor. “La ilahe İllallah diye bağırıyorum. Beni duyun!” diyor. “Beni görün.” diyor, “Beni okuyun.” diyor. İşte mana-yı harfi bu demek. Onun bu sessiz çığlıkları bize ders veriyor. “Bakın, Allah birdir!” diyor. “Benim bağlı bulunduğum ağacın dallarını, yapraklarını fotosentez ile çalışarak bir besin ürettiren ve bana fayda sağlattıran aynı zamanda senin vücuduna bu limonu faydalı hale getirten bir ilah var.” İkinci bir el karışsa her şeyi karıştırır. Zaten hakimiyetin şe’ni gayrın müdahalesini reddeder de mi? Bir padişah bile, -ikinci bir el kendi saltanatına karışsa- kardeş katli vaciptir demiş bazı dindar padişahlar. Dindar olmasına rağmen kardeşinin katlini vacip ilan etmiş sırf saltanatı korumak için. Öbür türlü ne oluyor? İşte bir Cem Sultan olayıyla 17.000 kişi ölmüş mesela. Saltanata ikinci bir el karıştı diye. E dünyalık işlerde bu böyle. Kainatta en ufak bir elin karışabileceği boşluk var mı? Kainat o kadar hassas bağlarla birbirine bağlanmış ki hiçbir el karışamayacak derecede iş, adeta fabrikanın çarkları gibi işliyor. Bu limon bize haykırıyor işte. Bak diyor: “Beni yaratan kim ise dalımı yaratan da O. Benim yapraklarımın güneş ile bağlantısını sağlayan, o fotosentezi işlettiren aynı el.” diyor. “Benim bağlı olduğum toprak ve benimle beraber bütün türlerimin bütün cinslerimin bağlı olduğu toprağın sahibi aynı el.” diyor. “Beni yaratan kim ise güneşi yaratan da O.” Ne kadar büyük bir bağlantı var. Ne diyor üstad: “Sivrisineğin gözünü halkeden, Güneş’i de o halketmiş, o yaratmıştır.” Sivrisineğin gözünün görebilmesi için güneş lazım. Güneş olsa, göz olmasa ışığın ne anlamı var? Görecek bir göz lazım değil mi? İşte limon bize bağırıyor. Bak mesela limonda ne özellikler var? Bakıyorsun mesela C vitamini var. Antioksidan özelliği varmış limonun. E limon yediğin zaman bağışıklığın kuvvetleniyor. Kanın sulanıyor. Başka? Baş ağrısına, boğaz ağrısına tedavi. Özellikle böbreklere çok faydalı, böbrek taşına çok faydalı, karaciğere çok faydalı, sindirim sistemine çok faydalı. Kansere karşı, romatizmaya karşı, diş etine karşı stres hormonunu azaltmasına karşı bir sürü özellikler Cenab-ı Hakk bunun içine koymuş. Sadece o değil. E tadı diline göre, kokusu burnuna göre, şekli gözüne göre dizayn edilmiş. İçindeki faydalar da vücuduna göre dizayn edilmiş. Demek ki bunu yaratan kimse seni yaratan aynı Zat. Bunu yapan o odun parçası olamaz. Bu harikulade sanatı odundan bilmek odunluktur. Odunun da akıbeti yanmaktır. İşte kainata sadece mana-yı ismiyle bakan mana-yı harfiyle bakmayan adam böyle körlükler yaşadığı için böyle nankörlükler yaşadığı için perde arkasındaki eli görmüyor. Düşünsene mesela. Şunu perde varsay. Ben böyle bir kalemi aldım, kalemle yazı yazıyorum. Perde arkasındaki eli görmeyen adam bu perdenin yazdığını iddia etse ne kadar ahmakane durum olur. Desen ki: “Ya kardeşim! Sen görmüyorsun ama o perdenin arkasında bir el var. O el kalemi tutuyor. Senin görmemen onun olmadığı anlamına delalet etmez ki.” O sana dese: “İspat et.” Nasıl ispat edersin? “Ya o kalemin bu şiiri yazabilecek bir ilmi yok. İlim olabilmesi için hayatı olması lazım, kalem cansız, hayatı yok. Kudreti yok. Bıraksan perdeyi yere düşer, gücü yok. Hikmeti yok. Faydaları gözetemez, bilemez. Merhameti yok. O şiiri yazabilecek hissiyatı yok.” Böyle uzar gider. Demek ki bu sıfatlara sahip bir Zat olabilir. Her şeyi bilen, -Güneşi de bilen, toprağı da bilen- toprağı da yaratan; hükmü, gücü bulutlara, fırtınalara, her şeye yeten bir Zat olabilir ancak. İşte bu limon başlı başına bağırıyor. “La ilahe İllallah” diyor. “Allah’tan başka ilah yoktur.” diyor. Haykırıyor bize. Başka? Bütün bu işleri yapabilmesi için kusursuz bir limon yapabilmesi için “Subhan” olması lazım. Kusursuz olması lazım. Bütün kainata sözünü geçiren “Subhan” bir Zat olabilmesi lazım. Kendi başına Subhanallah diyor. Kimden kime ne kadar övgü varsa hepsi Allah’a aittir. Böyle bir işi yapmak övülmeye layıktır. Elhamdulillah diyor. Ve kendi lisanıyla bağırıyor: “Allahu ekber” Bu işi yapan sonsuz büyüklükte bir Zat ancak olabilir. O’nun büyüklüğünden bahsettiğimiz zaman her şey sonsuz küçüktür. İşte bize bütün bu bakışları kazandıran şu satırları dinleyelim: Evet gel, bütün bu ovaları bu meydanları bu menzilleri süslendiren şeyler üstünde dikkat et! Her birisinde o gizli Zat’tan haber veren işler var. Adeta her biri birer turra, birer sikke-mühür, birer hatem gibi o gaybi Zat’tan, o gizli Zat’tan haber veriyorlar. İşte gözünün önünde bak! Bir dirhem pamuktan ne yapıyor? Pamuk nedir? Tohuma işarettir. Mesela zerre gibi bir afyon büzrü, bir dirhem gibi bir zerdali nüvatı çekirdeği, bir kavun çekirdeği nasıl çuhadan daha güzel dokunmuş yapraklar, patiskadan daha beyaz ve sarı çiçekler, şekerlemelerden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. Meyveleri hiç bu gözle görüp bu gözle yediniz mi? Baksanıza, şunun ambalajını yapan Zat nasıl bir ilme sahip! “Hadi kardeşim şöyle bir işi yap.” desen -bütün ateistlerden de destek alabilirsin- “Yap kardeşim.” desen yapamazlar. Bir elmayı, bir portakalı, bir limonu yapmaktan acizler. Tavuklar dese ki: “Siz misiniz ateistler?” “Tamam.” dese, “Bundan sonra yumurtlamıyoruz. Hadi ateistler bir araya gelin yumurtlayın bakalım.” Yumurtlayabilirler mi? Yapamazlar abi. Senin o hakir gördüğün tavuk, haberi yok ne iş yaptığından. Ya, sen bedavaya götürüyorsun. “İşte romatizmama şu iyi geliyor, karnımın açlığına bu iyi geliyor, şuraya bu iyi geliyor bu iyi geliyor.” diyerek bedava diye götürüyorsun. Hiç mümkün mü kardeşim, senden hesap sorulmasın, bedel istenmesin? Bu kadar mucizeleri senin için çalıştıran, bütün kainatı “La ilahe İllallah” diye bağırttıran bir Allah elbette, sen bu koca musikaya karşı, bu koca zikre karşı kör ve sağır kalırsan, onların zikirlerini duymaz ve tasdik etmezsen, onların her emrine itaat ettikleri sonsuz kudret sahibi olan Rabb’e itaat etmezsen, arı balını yaparken sen de kendi balın olan secdeni yapmazsan işte cehennem de seni çağırıyor. Cehennem de bu itaatsizliğini, bu secde etmeyip başkaldırışını cezalandırmak için sabırsızlıkla bekliyor. Allah muhafaza. Rabb’im böyle bir yanılgıdan bizi korusun. Ve bütün kainat böyle sana Rabb’ini tanıtmak için adeta haykırıyor, La ilahe İllallah diye bağırıyor. Sen bunu görmezsen, seni bu kadar sevdiğini ilan eden Zat’ı sen de secde ederek o sevgisine mukabele ederek sevdiğini göstermezsen sevildiğini bildirip sevdiğini ilan etmezsen ne kadar büyük bir körlük, ne kadar büyük bir nankörlük oluyor Ve bugünün insanıyla ve Asr-ı Saaddet’teki ve ondan sonraki halifelerin Hulefa-i Raşidin dönemindeki kalite farkını ortaya koyuyor. Onları o seviyeye çıkaran yoldan biz de gitmezsek bize kalite kazandıran tevhid gözlüğünü takmazsak işte biz bugünün dünyasında yuvarlanıp gideriz, sürekli dizimizi dövmeye başlarız. Rabb’im o günlerin hasretini sizlerin güzel ahlakıyla dindirsin inşallah. El- Fatiha. Çınaraltı logosu

İslam İçin Kolunu Koparan Sahabe! (Şehit Sahabeler)

Allah’ın Rasulü,nün (a.s.m.) Medine’sinden, Allah’ın sevgilisi (a.s.m.), Allah’ın Habibi’nin Medine’sinden selamün Aleyküm. (Fonda arapça müzikler var) Kalem sürtünme sesi) Medine’nin, özellikle Mescid-i Nebevî’nin bu bahçesinde dolaşırken, burda sahabelerin yürüdüğü manzaralar aklınıza gelecektir. Burada onların evlerinin bulunduğu, sokaklarının arasından geçtiği hissiyatı sizde canlanacaktır. Ve burda yüzünüze esen meltem aynı Allah’ın Nebisi’nin (a.s.m.) Nebiler Nebisi’nin (a.s.m.), Fahr-i Alem’in (a.s.m.) yüzüne esen meltemle aynısı olduğu aklınıza gelecektir. Burda aynı gök kubbenin altında Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’la bizzat konuşarak, onunla bizzat selamlaşmanın mümkün olduğu bir atmosferin içindesiniz. Elbette kendinizi huzur dolu, huşu dolu hissediyorsunuz. Yüreğiniz Rasulullah Aleyhisselatü Vesselam’ın aşkıyla çarpıyor Burda okuduğumuz Kur’an elbette ki kendi vatanınızda, kendi evinizde Kur’an’dan çok daha farklı, çok daha lezzetli oluyor. E zaten burda 1 namaza 1000 namaz sevabı veriliyor. Burda hatrınıza; Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın hayatını okuduysanız, siyeri okuduysanız; o Siyer_i Nebi’den pek çok sahne geliyor. Burda Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın huzuruna gelip müslüman olan bedevî’nin savaş ganimetlerini görünce “Ya Rasulallah (a.s.m.), bu nedir?” diye sorması geliyor mesela aklımıza. Rasulullah Aleyhisselatü Vesselam ona cevap vermiş. Demiş ki: “Bu savaştan senin kazandığındır. Müslüman oldun ve bunu kazandın.” demişti. O da “Ya Rasulallah (a.s.m.), ben bunun için değil, şuramdan bir ok yemek üzere müslüman oldum. (Gök gürültüsü sesi) Şehit olmak için müslüman oldum. O vaad edilen Allah’ın rızasını kazanmak için müslüman oldum.” demişti. Ve gerçekten de Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam ona demişti ki: “Sen eğer doğru söylersen Allah’da seni doğru çıkartır.” ve gerçektende o bedev’i’nin gösterdiği yerden ok yemiş bir şekilde bir sonraki gazvede şehit olduğu manzarası aklınıza gelecektir belki. Veya bir başka manzarada, bizim asla yapamayacağımız, gösteremeyeceğimiz bir kahramanlık örneği aklınıza gelecektir. Mesela: Bir sahabe savaş esnasında kolu kopuyor; o kopan kolunu Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın yanına getiriyor. “Ya Rasulallah (a.s.m.), kolum koptu.” diye. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam mübarek tükürüğünü sürüyor, mübarek nefesini veriyor ve dua ediyor, o kolu takıyor ve kol aynı eskisi gibi oluyor. Belki eskisinden daha kuvvetli oluyor. Normalde bu bizim başımıza gelse ne yaparız arkadaşlar? Kendi nefsinize sorun. Ben kendi nefsime sorunca nefsim şöyle bir şey diyor: “Geçersin bir köşeye oturursun. Ben yapacağımı yaptım. Artık kolum kopmuş. Allah için yapabileceğim fedakârlığı ortaya koymuşum.” der çekilirsiniz kenara. Ama o öyle yapmıyor. Kolu takıldığı gibi alıyor kılıcını, savaşın en çetin yerine doğru koşuyor ve şehit olana kadar çarpışıyor. İşte sahabelerin yiğitliği, sahabeyi sahabe yapan, onları farklı kılan şuur bu. Bir başka sahabeyi hatırlayalım mesela. O savaş esnasında artık kolu büyük ölçüde kopmuş, kemik de kopmuş. Sadece azıcık bir et parçası kolunu tutar vaziyette. Ne yapıyor? Bakıyor ki savaşta mücadele verirken o artık onun savaşmasına engel oluyor, zahmet veriyor. Eğiliyor, ayağıyla eline basıyor, kalktığı gibi kolunu koparıyor ve savaşa devam ediyor. Şehit olana kadar çarpışıyor. İşte sahabelerin yüksek şuuru. Şimdi normalde işte Kur’an bizim ezberimizi bozuyor. İşte mesela biliyoruz ki evsiz insanlar başarılı değildir veya saraylarda yaşayan insanlar başarılıdır. Ama Kur’an bize tam tersini söylüyor. Bize diyor ki Kur’an hayır diyor Hazreti Musa (a.s.) esas kazananlardandır. Kendisi evsizdi ama firavun saraylarda yaşıyordu. O kaybetmişti. Bize bunu Kur’an öğretiyor. Kur’an bize bu dersi veriyor ve ezberimizi bozuyor bu şekilde. Bir gün Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam namaz kıldırırken, namaz esnasında Cebrail (a.s.) gelmiti ve “Ya rasulallah (a.s.m.) Allah buyuruyor ki senin mesinin üstünde ayağındaki mesin üstünde necaset var. Allah mesini çıkarmanı emrediyor.” Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam namaz esnasında iki ayağını birbirine sürttürerek mesini ayağından çıkarmıştı. Selam verdiğinde döndü bir baktı, bütün sahabeler eksiksiz olarak hepsi ayağındaki mesleri çıkarmışlardı. Sebebini sormaksızın “Semi’na ve ata’na” (işittik ve itaat ettik) diyorlardı. Asla Hazreti Musa’ya (a.s.) yahudilerin dediği gibi “Semi’na ve asayna” (işittik ve isyan ettik) demiyorlardı. Yani Hazreti Musa (a.s.) “Allah Filistine savaşarak girmemizi emrediyor.” dediğinde; onlar, yahudiler demişlerdi ki (Yankılı bir sesle) “Sen ve Rabbin gidin savaşın, biz burada oturacağız.” demişlerdi. (Gümleme sesi) “İşittik ama isyan ettik.” demişlerdi. (Giyotin sesi) Fakat Ashab-ı Kiram asla isyan etmiyordu “Semi’na ve ata-na.” diyordu. Mesela ensarın büyüklerinde Sâd Bin Muaz (r.a.) (yankılı sesle) “Ya Rasulallah sen şu Kızıldeniz’i göstersen ve bize dalın desen biz hiç düşünmeksizin senin pelşinden dalarız. (Gümleme sesi) İşte malımız, işte canımız. Dilediğin gibi harca Ya Rasulallah. Biz sanasenin yolunda ölmek üzere beyat ettik.” diyor. İşte böyle bir bağlılıkla bağlılardı. Mesela bir gün Hazreti Ömer (r.a.), Medine’ye Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın geldiği istikametlerden birisinden gelirken olduğu yerde duruyor, bir halka çiziyor, olduğu yerde bir dairenin etrafında yürüyor, sonra tekrar geldiği noktaya, başladığı noktaya geri dönüyor, yürümeye devam ediyor. Etrafındakği sahabeler soruyor “Ya Emir-el Mü’minin neden böyle yaptınız?” Hazreti Ömer (r.a.) diyor ki “Ben de bilmiyorum, Rasulullah’ı (a.s.m.) aynen böyle yaparken görmüştüm ve sırf onun sünnetine, onun ayağının izine basmak, onun hizasından tekrar edebilmek, onun izinden gidebilmek için böyle yaptım.” diyor. İşte sahabenin duruşu. Şimdi bize bir mesaj veriyor aslında bu duruşlar. Yani bizler acaba Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın izinden hem maddeten, hem manen, hem fiziksel olarak, hem de îmanî boyutta acaba Efendimizin (a.s.m.) izinden gidebiliyor muyuz? Onun kıldığı namazı kılarak, onun inandığı gibi Allah’a inanarak, onun okuduğu gibi Kur’an’ı okuyarak onun izinden gidebiliyor muyuz? Allah’ı, onun yarattığı kainatı, onun verdiğiğ mesajları okuyabiliyor muyuz? İmanımızı yükselterek de, ümmetin derdine koşarak, Efendimizin (s.a.v.) bizden beklentisini yerine getirebiliyor muyuz? Şimdi düşünün; Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam şu an hayatta olsa ve sizden bir şey istese, bütün malınızı ortaya koymaz mısınız? Bırakın bir şey istemesini sadece bir tebessümü için bütün malınızı vermez miydiniz? Canınızı ortaya koymaz mıydınız? Bırakın bir tebessümünü, bir mesela ayağının izi için, onun bir eşyası için; mesela diyelim Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın kullandığı terlik sizin evinize verilecek bütün malınızı vermez miydiniz? Sevdanız varsa kalbinizde verirdiniz. Şimdi Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın hayatta olduğunu farzedin ve sizden bir şey istediğini farzedin. İşte Efendimizin (a.s.m.) hadisleri böyledir. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam sizden Mü’min kardeşinizin derdiyle dertlenmenizi istiyor, sizden Allah’a zikredici bir dil ile şükredici bir kalp ile ibadet ederek, ona hakiki kul olmaya çalışarak yönelmenizi istiyor. Peki sizler onun isteğini geri mi çevireceksiniz? Yoksa ona olan sevdamız, sevda iddiamız boş bir laftan mı ibaret? İşte bunları düşünelim. Burası bol bol düşünmenin, bol bol huzuru tadarak Rasulullah Aleyhisselatü Vesselam’a kalbimizi emanet etmenin ve vatanımıza dönerken kalbimizi burda bırakmanın, yakıcı sevdanın, yakıcı hasretin yeri. Burası sevdanın başkenti, aşkın başkenti. Burası Medine! Medine’den Selamün aleyküm. Allah’a emanet olun. Altyazı M.K.

SAHABE ÜTOPYA DEĞİLDİR! HAYAL KAHRAMANI HİÇ DEĞİLDİR!

Bugünkü sorunumuz kitap kıtlığı değil, okul kıtlığı değil, başörtüsü yasağı değil, Müslüman memur olamaz diye bir ayrımcılık yapma mantığı değil. Böyle bir sorun yok ortada. Ama ortada ne var? Hep bu saydığımız acaba bunlar sorun mudur? dediğimiz şeylerin fazlalığı bile var. Koyacak yer bulamayacağız neredeyse. Ama buna rağmen Müslüman, Müslümanla evlenince huzur bulamıyor. Müslüman, Müslümanla şirket kurunca sürdüremiyor. Müslüman, Müslümanla iki hanım arkadaş, beş hanım arkadaş Müslümanca bir arada durduklarında acaba bu benim sırrımı yayar mı, yaymaz mı diye endişesini gideremiyor. Halbuki bunların hepsi Müslüman üzerinde yansıması gereken Müslüman ahlakıydı. Ahlak olarak bunu oluşturmalıydı Müslüman. Ama gel gör ki biz başörtülüler olarak bir araya gelebiliyoruz. Sakallılar olarak bir araya gelebiliyoruz. Camide buluşabiliyoruz. Din eksenli konuları konuşmak üzere bir araya geliyoruz. Ama izlerimiz, yankılarımız başörtüsü, sakal, din yankısı değil, din izi değil. Bütün görüntümüze rağmen, bütün iddialarımıza rağmen bir sıkıntı yaşıyoruz. Nedir bu sıkıntı? Hâlâ Müslümanlık arayışı içerisindeyiz. Hâlâ ama hâlâ Ashâb-ı kiram hayal midir acaba? diye düşünüyoruz. Hepsini bir kenara bırakalım. Çöl şartlarında Allah’ın aradığı en güzel Müslümanlığı yaşamış bir nesil gerçek midir? diye merak ediyoruz. Yani inkar da edemiyoruz. Kur’an’da örnekleri var çünkü. Hayat feda etmiş adamlar. Allah, Allah. Mallarını, mülklerini al Ya Resûlullah demişler. Çocuklarını sanki poşete koyup, getirip emanet etmişler. Senin olsun demişler. Biz bir terlik verirken bile tereddüt ederiz. Doğurduğu çocuğu götürüp vermiş. Fedakarlığı gelince, şuraya gidilecek, şu yapılacak deyice, eşime bir sorayım diyen olmamış. Allah ve Peygamber’i istediyse eşe mi sorulur? Anaya, babaya mı sorulur? deyivermişler. Namaz kılmışlar, Kıldıkları namazlar bize masal gibi geliyor. Bir gecede şu kadar namaz kılmış. Yüz rekat namaz kılarmış filanca zat. Oturuyoruz hesap makinesi ile asgâri namaz kaç dakika sürer bir rekatı? Yüz şu kadar sürer. Ya bu abdeste gitmiş, gelmiş, ne okumuş? Hadi en kısa ayetleri okumuş. Bilgisayar bile bizim bilgisayarlarımızda şaşırıyor. bu ibadetleri nasıl yaptı diye. Ramazan’ı nasıl geçirdiler? diye yani ütopya aleminde bile cevap bulamıyoruz. Doğal Müslümanlıklarıyla gökleri delip arşa kadar yükseldiler.