“Şu üç şeyi yapan kişinin imansız ölmesinden korkulur…” Ebu Hanife

“En çok korkanlar alimlerdir”, dedik. Bu alimlerden bir kaç nakil yapalım inşallah. Bizim tabi bulunduğumuz alimlerden bir tanesi… Kimdir bu? İmam-ı Âzam Ebu Hanife. Hanifi mezhebine mensup olanlar, fıkhi kaidelerini kime göre yaparlar? İmam-ı Azam’ın ayet ve hadislerden çıkardığı hükümlere göre yaparlar. İmam-ı Âzam’a soruyorlar: “Ya imam! Hangi günah sebebiyle imanın yok olmasından korkulur?” Allah rızası için iyi dinleyin! Hangi günah sebebiyle bu imanın yok olması ve bizim kafir gitmemizden korkulur? İmam cevap veriyor: 1. “Allah’ın bağışladığı imanın şükrünü terk etmek.” Şimdi bak, buraya gelen kardeşlerin tamamı Müslüman. Allah’ıma hamd olsun Elhamdulillah Müslümanız. Doğduğumuz belde bir İslam beldesidir, ne kadar eksiklikleri olsa bile 5 vakit ezan okunuyor. Rabbime hamd olsun! Kıyamete kadar dindirmesin. Dedelerimiz anlatıyor: “Biz buraya geldik, Türkçe ezan duyduk.” diyor. Ben hayalini bile kuramıyorum yani, hayalini bile kuramıyorum… “Biz buraya geldik, camilerin ahıra çevirildiği zamanı gördük, camilerin satıldığı zamanı gördük.” diyor. Satmışlar tüccarlara, tüccarlar da ahıra çevirmişler camileri. Ezanlar Türkçe okunmuş, bu ülkede. Şu anda Arapça okunuyor, orijinal aslı ile okunuyor kardeşler. Bu bir nimet değil midir? Ne kadar eksik olsa da, ülkemizin ne kadar eksikleri olsa da ülkemiz Müslüman bir ülkedir. Resmi dini İslam’dır. Ve biz Müslüman olarak doğduk. Anamız, babamız eksik bile olsa, yeterli ilmi verememiş olsa bile, bize şehadeti öğrettiler Elhamdulillah! Şimdi bu iman nimetine şükredeceğiz. Allah’ım, sana şükürler olsun! 1- Bizi bir islam beldesinde dünyaya getirdin. 2- Ehli sünnet olan bir beldede dünyaya getirdin. Bir Vehhâbî değiliz, Arabistan’da doğmadık. Şu anda Arabistan’da doğanların %80’i Vehhâbî olarak doğuyor. Onu öğretiyor, bunu öğretiyor Vehhâbî’ye çeviriyor. Vehhâbî olunca ne oluyor? IŞİD’e gidiyor, terör örgütüne katılıyor. Vehhâbî olunca ne oluyor? “Bütün Dünya’daki Müslüman görülen ülkelerin tamamı kafirdir, sadece Suud Hükümeti ve Suud vatandaşları Müslüman’dır”, diyor. Böyle bir sapkın Müslümanlık ortaya çıkıyor. Böyle bir sapkın, paralel din ortaya çıkıyor; Vehhâbîlik dini. İngilizlerin kurduğu din. Allah’a şükredeceğiz; 1- İman nimeti , 2- Ehl-i sünnet nimeti. Şia denilen bir bela vardır şu anda ümmetin başında. Ümmetin en büyük düşmanı İngiliz, Fransız, Yahudi değildir, Şiadır. En büyük düşman budur. Bunlar sahabeye düşmandır. Bunlar sahabelere kafir derler, küfür ederler. İran’da doğabilirdik kardeşler. Bak, sen bu ülkede doğdun. Allah Resulü Aleyhisselamın methettiği hayırlı adamın, o hayırlı kumandanın soyundan geldin. Sen bir Osmanlı torunusun. Bunun için şükretmen lazım gelmez mi? İmam-ı Azam diyor ki şükretme nimetini yapacaksın. İman için Allah’a şükredeceksin! Hadi bir sual sorayım; Hanginiz sadece Allah rızası için “Allah’ım beni Müslüman olarak dünyaya getirdiğin için ve bir İslam beldesinde Dünya’ya getirdiğin için sana şükür olsun diye şükür secdesi yapıyorum.” dediniz? Kiminiz 20 yaşında, kiminiz 30 yaşında, kiminiz 40 yaşında. Kiminiz trilyonluk, kiminiz fakir. Hepiniz buradasınız kardeşler. Hanginiz sadece iman nimeti için şükür secdesi yaptınız? Allah bize nasip etsin. Amin. İmam devam ediyor, ikincisi son nefeste korkuyu terk etmek. Bak, o son nefes var ya, o gargaraya gelme durumu acaba son nefeste imansız gider miyim? Bu korkuyu kim terk ettiyse aramızda, kim emin olduysa , “Ya hocam ben 3 defa hacca gittim ya, benim dedem hacı, annem başörtülü. Kesin kurtardım paçayı ben.” Kim diyorsa bunu kardeş ayvayı yedin. Sen kendini emin görüyorsun. Yani sen kendini Peygamber gibi görüyorsun, bir Peygamber gibi görüyorsun. Böyle bir şey olur mu? Peygamberlik Muhammed Aleyhisselam ile bitmiştir. Kim derse ondan sonra Peygamber gelmiştir, Reşat halife Peygamberdir, yok bilmem Mihr bilmem ne Peygamberdir, vallahi bunlar sapıktır! Bunların tamamı sahte Peygamberlerdir. Allah’ın Resulü Aleyhisselam zamanında çıkan Müseyleme gibi… İlk sahte Peygamber odur. Müseylemetülkezzap… En büyük yalancı derler sahte Peygamberlere. Kur’an Efendimiz Aleyhisselam hakkında “hatemen nebiyyin” demiyor mu? Nebilerin sonuncususun sen demiyor mu? Bitti. Allah-u Teala mühürlemiş, bitti. Hatemül enbiya, Peygamberlerin mührüdür o. Sonuncusudur o. Ondan sonra kim diyorsa ben peygamberim, sapıktır! Sen neye güvenerek ben imanla gideceğim diyorsun? Neye güvenerek, hangi ameline güvenerek? “Ben hafızım hocam, paçayı kurtardım.” Sen kendini aldatıyorsun kardeşim. İmam Hatip’te bir hafız arkadaşım vardı. Hafızlıkla alakalı çok kuvvetli hadis-i şerifler vardır. Mesela Efendimiz Aleyhisselam ne buyuruyor? “Bir hafız, ailesinden cehennemi hak etmiş olan, cehenneme gidecek olan on kişiye şefaat etme hakkına sahiptir.” Hadis-i şeriftir. Ben de bir hafız arkadaşa dedim ki: “Kardeş, ailenden değilim ama dostluğumuz, arkadaşlığımız var. Ahirette bana şefaat eder misin?” “Ya hacı ben önce kendimi kurtarayım da, seni de düşünürüz.” dedi. Allah-u alem. Biraz bilinçli bir adam bak. Cahil bir hafız olsa ne der? “Kurtarırım sen korkma.” Kendisini kurtarmış da beni de kurtaracak, öyle bir şey yok. Son nefeste imanı kaybetme tereddütümüz ve korkumuz devamlı olarak olmak zorunda arkadaşlar. Devamlı olarak… Cehennem denilen bir mesele vardır. Cehennem… Allah bizi birçok ayette korkutur. Korku lazım mı? Lazım ki Allah Kur’an’a koymuş. Yoksa Kur’an’a koyar mı? Allah boş söz eder mi? Boş söz eder mi Allah-u Teala? Kur’an’da onlarca ayet var cehennemle alakalı. Mevla Teala Hazretleri Kur’an’da cehennemin kıvılcımlarını anlatıyor. Kıvılcım… Ateşten bahsetmiyorum bak. Kıvılcımlarından bahsederken bize iki tane misal veriyor. Cehennemin kıvılcımları; 1- Deve sürüleri gibidir. Develeri gördünüz mü hiç böyle belgesellerde, filmlerde? Develer… Deve sürüleri böyle yüzlerce deve gidiyor. Kıvılcım ve deve sürüleri. Allah-u Teala’nın verdiği misale bak. Artık ateş nasıldır? Sen hesap et! “Bahçemizin halinden baharımız hesap et.” diyor aşık. Bahçemdeki çiçekleri görüyor musun? Baharda ne olacak ona göre hesap et, diyor. “Ben sana kıvılcımı anlatıyorum” diyor Allah-u Teala. Ateşi sen hesap et! Başka bir örnekte ne diyor, başka bir ayette? “Saraylar büyüklüğündedir.” Cehennemin kıvılcımları, saraylar büyüklüğündedir. Allah’ım sen bize oraya girmeyi nasip etme! Amin. Sen bizi oradan koru Ya Rabbi! Amin. Biz dayanamayız, biz zayıfız Allah’ım. Kardeşler, böyle bir yer var. Vakıadır. Allah’ın Peygamberi Aleyhisselam gitti, gördü. Ben gördüm kardeşim diyor. Onlarca hadis var Miraç’la alakalı mütevatir. “Ben gördüm ve sizi bundan sakındırmaya geri geldim.” diyor. Orda kalabilirdi, kalmadı. Rabbime hamd olsun geri geldi. Bize bu bilgileri anlattı Allah’ın Peygamberi Aleyhisselam. Şu halde, bu ateşten korkmak zorundayız. Ama bu ateşten korkarken tamamen bir ümitsizliğe, beis gitmememiz lazım. Hizmetimin başında bahsettiğim şeytanın o tuzağına düşmememiz lazım. “Sen bu kadar günah işledin, seni ancak cehennem paklar, seni ancak ateş paklar.” Bu şeytanın bir aldatmacasıdır. Hayır. Allah-u Teala Hazretleri, bazı insanları cehennem için yaratmamıştır. Mesela, mahallendeki İsmet, Necati, Ahmet cehennem için yaratıldı. Böyle bir şey yok. Allah, cehennemi bazı insanlar için yaratmıştır. O insanlar, Rabbimizin kurallarını dinlemedikleri zaman Allah onları korkutmak adına cehennem denilen bir hapishaneyi yaratmıştır. Dünyamızdan bir örnekle bunu yakınlaştırayım; Devlet, hapishane yapar. Bu hapishaneyi bizim mahallemizdeki İsmail, Necati ve Mehmet için mi yapıyor devlet? Hayır. Bazı isimleri fişlemiyor devlet. “Bu hapishane bitsin bak mahalledeki şu 10 kişiyi alacağım.” demiyor. Hapishane yapıyor. “Şu kurallarımı kim çiğnerse bu adamları hapse koyacağım.” diyor. Devletin sistemi bu. Allah’ın hapishanesi de cehennemdir ve bize bazı kurallar koymuştur ve bizi korkutmuştur. “Bu kurallarımı çiğnerseniz, bu mayın tarlalarına girerseniz, bak sizi buraya koyacağım.” Devletin hapishanesinde televizyon izleyebilirsin, yemek yersin, yıkanırsın, oturursun, yatarsın, uyursun, dinlenirsin. Allah’ın hapishanesinde azaptan başka bir şey yok kardeşim. Geçirilecek bir zaman değil o. Şu halde korku lazım mı? Kesin ve kesin lazım. Kesin lazım. Bu korkuyla, bu tereddütle beraber devamlı Allah-u Teala’ya yalvarmamız lazım. İmam-ı Azam Hazretleri ikinci korkmamız gereken meseleyi böyle anlatıyor. Üçüncüsü ise haram lokma yemeye devam etmektir. Kazancınızı nereden kazanıyorsunuz? “Aaa hocam ben ara sıra iddia middia, eşek yarışı oynuyorum ama haftalık da alıyorum. Bunları karman çorman yapıyorum, karıştırıyorum. Helal haramdan galip gelir hocam. Hepsi helal olur.” Kendi kendinize fetva vermeyin. Böyle bir fetva yok. Yok böyle bir şey. Bir damla, bir damla zehir önündeki bir bardak sütün içine atılsa süt mü galip gelir, zehir mi galip gelir? İşin biter kardeşim. İstersen dene. Yok latife yaptım. Ciddiye almayın, denemeyin. Gidersiniz bak. Bir damla zehir süte galip gelir. İntihar etmiş sayılırsın. Haram da malımıza karışan zehir gibidir, galip gelir. Fıkıhtan kaidesini vereyim. Bir adam bir yerden küçük bir miktar haram kazansa , haram alsa ve onu helal malının içine karıştırsa, bu adamın helal malının tamamı haram olur. Fıkıh kitaplarımızda. İbn-i Abidin Reddül Muhtar. Aç oku! İmam diyor ki: “Kazandığına, elde ettiğin paraya dikkat etmezsen, helal midir haram mıdır, dikkat etmezsen imansız gitme riskin var.” Devam ediyor; “Her kimde bu üç kötü haslet birlikte mevcut ise onun imansız gitmesinden korkulur.” Allah-u Teala Hazretleri bu üç kötü hasletten bizi korusun! Amin.

Hadisler güvenilir mi?

Şimdi sevgili kardeşim, hadis ilmi hicri yüzüncü yılda tebdil edilmeye başlandı. Efendimiz Aleyhisselam’ın sözlerini kağıtlara, derilere yazmış olan sahabilerden toparlandı. Sahabilerden sonraki tabiinden toparlandı ve kitaplara kayıt altına alınmaya başlandı. Bu kayıt altına alınma işleminde çok ciddi bir süzgeçten geçirildi. Nedir bu süzgeç? Bu hadisleri kimler rivayet etti? Hadis ilmi öyle uydurma bir ilim mi? “Ben böyle duymuştum.” deyip de yazılan bir şey mi bu Hadis ilmi? Nasıl? Hadisleri kim rivayet etti, silsilede zincirde kimden geliyor bu hadis? Bir hadisi rivayet eden kişiler, o kitaplara yazılmak zorunda. Bu hadisi Ebu Ubeyde, Ömer’den işitti. Bu hadisi Ömer, RESULULLAH’tan işitti, bu hadisi RESULULLAH buyurdu. Buna silsile denir. Silsilede kaç kişi var Ebu Ubeyde, Ömer, RESULULLAH. İki kişi RESULULLAH’tan aldığını nakletti. Şimdi hadis âlimi ne yapar? Hadis âlimi burada iki kişiyi zikreder. Buna ‘hadis silsilesi’ denir. Bu kitaplar zamanla tedvin edildi, yazıldı ve bize bırakıldı. Peki, hadis ilmine gerek yoktur, hadisler güvenilir değildir, diyenlerin amacı nedir? Dini bozmaktır! Tek gayeleri dini bozmaktır. KUR’AN bize yeter perdesi arkasında, peygambersiz bir din anlayışıdır. Hâlbuki ALLAH’ın kitabı KUR’AN’da peygambere tabi olmak zorunda olduğumuzu söyleyen yüzden fazla ayet vardır. KUR’AN diyor ki: “Peygambere tabi olun.” Sen diyorsun ki: “KUR’AN’a tabi olun.” KUR’AN’a tabi olalım, tamam. KUR’AN’ı açtığımız zaman diyor ki: ”…atîûllâhe ve atîûr resûl’ ‘(Nisa, 59) ”ALLAH’a tabi olun, Resul’e tabi olun ” Hem diyorsun ki KUR’AN’a tabi olun hem diyorsun ki hadise gerek yoktur. Burada bir çarpıklık yok mudur? Hadislere gerek yoktur diyen, hadisleri şüpheli gibi göstermeye çalışanlar şunu demiş olurlar: “Biz bu dini, bu dinin indiği Peygamber MUHAMMED’den Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, daha iyi anlıyoruz! Çünkü biz KUR’AN’a bakıyoruz, KUR’AN’ı okuyoruz ve hüküm veriyoruz.” Be kardeş! Bahsettiğin kişi bir peygamberdir. Sen vahiy alamazsın, ben vahiy alamam. Bu dini, bu KUR’AN’ı, bu ayetleri vahiy almış kişiden daha iyi kimse anlayamaz. Vahyi almış kişiyi bizzat dinleyen kişilerden daha iyi de kimse anlayamaz. Şu hâlde kim derse ki ben bu dini; RESULULLAH’tan, sahabiden ve tabiinden daha iyi anlarım, ben bu KUR’AN’ı onlardan daha iyi bilirim, vallahi bunlar sapıktır. Bu günümüzde hadise gerek yoktur, hadisler güvenilir değildir diyenlerin tamamı, KURAN’ı peygamberden ve sahabiden daha iyi anladığını iddia edenlerdir. ALLAH bunlara hidayet nasip etsin. (Amin) Amin. Büyük bir sapıklık içindedirler. Bunların amacı insanları KUR’AN’a sevk etmek değil, dini bozmaktır. Tıpkı Hristiyanlığın bozulduğu gibi. Hazreti İSA’dan gelen bütün sözleri yok saydılar. İncil bize yeter dediler sonra kendi sözlerini İncil’e aktardılar. Ve İncil bir hikaye kitabı oldu, bozuldu KUR’AN’ın deyimiyle. Aynen İslam’ı da, KUR’AN’ı da İncil ve Tevrat gibi bozmak istediklerinden dolayı hadisleri devreden çıkartmak istiyorlar. Sorum şu: Bu KUR’AN’ı bize kim getirdi? MUHAMMED Aleyhisselam getirdi. MUHAMMED Aleyhisselam’ın ağzından çıkan ayetleri MUHAMMED Aleyhisselam mı yazdı yoksa etrafındaki sahabiler mi yazdı? Sahabiler yazdı. Bu kitabı, KUR’AN denilen kitabı, Peygamberimiz Aleyhisselam mı topladı, Efendimiz Aleyhisselam’ın vefatından sonra sahabiler mi topladı? Peygamberimiz zamanında ‘mushaf’ denen bir şey yok yani şu andaki KUR’AN yok. Kağıtlar var, suhuflar var. Ebubekir Sıddık zamanında bu suhuflar toplanıyor ve KUR’AN hâline, mushaf hâline getiriliyor. Şimdi o sahabiler kağıtları getirdiler, birleştirdiler bir mushaf haline getirdiler. O sahabilere mushaf hâline getirdiği zaman KUR’AN hakkında güveniyorsun ama aynı sahabiler, yine diğer hadis kağıtlarını getirip birleştirdiler ve hadis ilmini ortaya koydular. Bu konuda güvenmiyorsun. Senin derdin nedir? KUR’AN’ı getirirken güvenilirler ama hadisleri getirirken güvenilir değiller. Senin başka bir derdin var, sen dini bozmak istiyorsun. Sen peygambersiz bir din istiyorsun. Kardeşim, bunların amacı budur.

Sapık hocalar, kör dişçiye benzer! – Sağlam dişi çeker ????

Atalarımız şöyle bir söz söylemiştiir “Yarım doktor Candan eder,yarım Hoca dinden eder”. Bak adama televizyonda program vermişler. Sohbet yapıyor,Müslümanlar da dinliyor. Televizyon koca televizyon kanalı bu adamı koymuşsa diyor.”demek ki doğru bir adam” ama bir sürü sapık fetva söylüyor. Kader yoktur diyor,kadere inanmak zorunda değilsin diyor, imanın altı şartından bir tanesini yok sayıyor. Yahudi Hıristiyanlar da cennete girebilir diyor, Allah’ımızın açık ayetlerini yok sayıyor. Hoca! Kabir azabı yoktur diyor. Onlarca hadisi yok sayıyor Peygamberimizi aradan çıkartıyor, devreden çıkartıyor. Şehitlerin tamamını yok sayıyor.Kabir azabı yok diyor ya. Ahirette dirilmek sadece ruhlardır,cennet ve cehennem sadece ruhadır diyor,Beden dirilmeyecek diyor. Açık ayeti inkar ediyor. Ne sapıklar var ne sapıklar!Bunların durumunu bir şeye benzeteyim; Bir kardeşim dişçiye gitmiş. Oturmuş dişçiye demiş ki kardeşim bak çürük olan dişim bu. Dişçi demiş ki tamam. Tak uyuşturucu basmış iğneyi ondan sonra tak çekmiş. Bir bakmış eyvah kardeşim sağlam dişi çektim. Şimdi çocuğun da ağzı açık aletlerle uyuşturucu da yemiş konuşamıyor şöyle diyor.”haıhpharo”. Dişçiye böyle diyor. Dişçi de şöyle diyor.”Kardeşim merak etme bunun parasını almayacağım”. Hem sağlam dişi çekmiş hem de iyilik yapıyor,bunun parasını almayacağım diyor. Bu sapık hocalar da buna benzer Adamın itikadı sağlamdır tamam namazı niyazı yoktur ama itikadı sağlamdır, hocayı bir dinler itikadı bozulur. Kadere inanmak zorunda değilmişiz kadar bir şey yokmuş der kafir olur. Şefaat diye bir şey yokmuş der kafir olur ama o güne kadar şefaat İnanıyordu . Efendimiz aleyhisselam’ın hadislerinden üç beş tanesi işitmişti. Cuma vaazlarına çıkan imamlardan o güne kadar duydu ki “Peygamberimiz günahkar da olsak şefaat hakkı vardır İnşaAllah bize de eder onu razı edersek” diyordu ama o gün o sapık dişçi hocayı bir seyretti televizyonda dedi ki tamam Şefaat yokmuş ya kafir oldu. Sağlam diş gitti. Bu sapıkların durumu buna benzer bir misal daha getireyim. Menkıbe kitaplarımızda bu olay anlatılır. Çobanın bir tanesi koyun güdüyordu yüzlerce koyunu vardı bir akşam koyunları sahiplerine teslim etmeye gittiğinde bir baktı bir tane koyun fazla. Yahu dedi bu nereden geldi? muhakkak bana Allah’tan gelmiştir. Hemen nefsine uyduğu zaman insanın işi Mevla’ya bağlar ve kurtarmaya çalışır şeytani bir fetvadır. Burada ilahi bir muhabbet var ben koyunları iyi güttüğüm için muhtemel bu koyun Mevla’mdan bana gelmiştir ya havadan Koç gelir mi? O ancak İsmail Aleyhisselam’a olur sen Peygamber misin? Adam kendi kendine böyle fetva verdi ama vicdan el vermedi. Dedi ki ben bunu bir iki gün bekleteyim İmama sorayım gitti Hoca’ya. Hocam,ben bu koyunu iki gündür üç gündür besliyorum. Koyunları sahiplerine teslim ettim bir tane fazla geldi tam kesecektim yiyecektim vicdanım müsaade etmedi. Bu koyun bana helal midir değil midir ?Hocam fetva istiyorum. Hoca diyor ki Dur bakayım kardeşim kafana göre olmaz kitaba bakacaksın. Tak açıyor kitabı hoca buldum diyor. nedir hocam diyor? İmamuhu helaluhü,bulanuhu haramuhü. İmama helal bulana haram diyor. (Gülüşmeler) Çoban söyle diyor.” Ya hocam İyi güzelde ben iki üç gün bu koyuna baktım yedirdim içirdim diyor.köşesinden bucağından bir şey bize düşmez mi diyor. Bir dakika diye kafamıza göre olmaz kitaba bakayım buldum diyor. “Vela bacak Vela saçak külü imamın olacak”. (Gülüşmeler) Hepsi imamın Sana hiç bir şey yok . Nefsine göre hareket edin hocaya gidersen böyle sapıtırsın. Sapıtırsın mezhep imamına gerek yok, sahabilere gerek yok. Hadislere gerek yok Ee hocam detayları nereden öğreneceğiz ?Benim kitaplarımı al. Kitaplarımı al ucuzdur. Allah size Hidayet etsin be(Amin) Allah sizi bulunduğunuz bataklıktan kurtarsın inşallah bak beddua etmiyorum Beddua etmiyorum,hayır dua ediyorum. Hele bir tanesi var. Yüzüklerin efendisinde bir karakter var Saruman bilir misiniz? Tipii aynı Saruman’a benziyor bu kadar itici kötü karakter,kötü büyücü. Aynı buna benziyor tiksinti veriyor. İslamı anlatan bir adamdan tiksinir misin ya? Mümin ferasetle bakar. Bir adam İslam’ı anlattığı zaman kalbi ona akar muhabbet duyar ama bu adam İslam anlattı mı tiksiniyorsun. neden? çünkü bozuyor. Çünkü Allah Resulü Aleyhisselam’ı aşağılıyor devreden çıkartıyor. Ona yalancı diyor hocam öyle şey olmaz ya Kardeşim şefaat yoktur diyen adam Peygamberimize yalancı diyor demektir bu kadar basit. Sırf benim ezberinde yirmi tane hadis vardır şefaatle alakalı yirmi tane hadis sadece benim gibi aciz bir adamın bildiği. Belki araştırsam kırk tane elli tane bulurum o kadar ayeti inkar ediyor o kadar hadisi inkar ediyor. Diyor ki ben Peygamber’e yalancı demem. Allah Teala bu gibi sapkınlara hidayet versin,izan versin inşallah.(Amin)