İbadeti abartıp kendinizi yıpratmayın. Siz yorulursunuz ama Allah yorulmaz!

Bu ümmet, vasat ümmettir. Uç ümmet değiliz biz. Hiçbir işimiz de uç değildir. Aşırılık bizde yoktur. Namazda yoktur, oruçta yoktur, hacda yoktur, cihadda yoktur, bedenimizi yormakda yoktur. Hani, hani bir tane kadın, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’e övüldü, Aişe anamız dedi ki; ya Resulullah filanca kadın var ya, filanca kadın hani onun da tanıdığı bir kadın. Yahu kadını anlatıyorlar da, hiç ara vermeden namaz kılıyormuş. Uyku yok, hep namaz. Namaz namaz namaz. Övüyorlar. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’in huzurunda Aişe anamız övüyor. Bırakın, bırakın, bırakın buyurmuş. Bırak bırak bırak kadını. Siz, yorulursunuz, Allah yorulmaz. İnatlaşmayın buyurmuş. Dikkat edin! Yahu ben ölmeden de ümmetimden böyle saliha kadınlar çıktı, ne mutlu bana yaa, yaa.. al benden selam söyleyin, çok memnun oldu Peygamber deyin mi diyor, Allah’la yarışamazsınız! Siz bıkarsınız da, Allah sevap vermekten bıkmaz! Takatiniz kadar yapın, yıpranmayın buyurmuş. Kim için söylüyor bunu? Namazda aşırı giden bir kadın için. İsrafçı kadın. Namaz israfı yapıyor. Çünkü, sabaha kadar, namaz kılan kadın, akşama kadar dinlenen kadın olması gerekecek. Onun üç gün üst üste böyle dinlendiğini gören şeytan, kocası ile arasındaki gerekli yatırımı yapacak, aile çökecek, karı-koca’lıkları zayıflayacak. Kıyamet günü nikahlı bir kadın, sabaha kadar nafile namaz kıldığını göstererek, nikah faturası ödeyemez Allah’ın huzurunda. Çünkü Peygamberi ona ne demişti? Perşembe pazartesi nafile orucunu bile kocana izin tutarak tutacaksın buyuruyor. Kocandan izin alacaksın. Çünkü senin nikahının hakkını vermen, bir erkeğin iffetini muhafaza etmen, Ümmet-i Muhammed’in namus ordusunda mücahit olman demektir. Sen orduda görevlisin, ümmetin namus kalesini bekliyorsun, ama bireysel bir işinle, görevin arasında tercih yapıp, bireysel işini, görevini ezecek şekilde kullanıyorsun. Bu Allah’ı memnun etmez demiş oldu, o kadına, sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. İbadette de israf yok. İnsani ilişkilerimizde de israf yok. İnsanlar, büyük küçük ilişkisi görürler. Küçük, büyüğe hürmet etmelidir. Ama ayağını öpmeli değildir. İsraftır bu. Hürmette saygıda da israf. Biz Peygamberimize, Aleyhissâlatü Vesselâm onca muhteşem, hürmet ve saygıyı gösteririz. Ama, abartır da, Allah’ın oğludur haşa dersek, Cehennemi boylarız. Bu sevgi israfı çünkü. Hristiyanların İsa aleyhisselam’a, Yahudilerin de Üzeyir aleyhisselam’a yaptıkları gibi. Abarttılar, israf ettiler sevgiyi, ve orda boğulup kaldılar.

Allah, U dönüşlerini sever! – Nasreddin hoca ve üç papazın münazarası?

Bizim Allah’ımız ani dönüşleri çok sever. O kadar çok sever ki Hristiyanlıktan yahut da Yahudilikten İslam’a dönen bir adamı ne yapıyor Allah? Sıfır yapıyor sıfır! Yaptıkları iyiliklerin tamamını amel defterine yazıyor, yaptıkları kötülüklerin tamamını siliyor. Eğer o kötülükleri bir daha işlemeyeceğine dair o kul söz verirse günahların tamamını ne yapıyor? Sevaba tebdil ediyor. Kur’an bunlarla dolu, bu ayetlerle dolu. Allah U dönüşlerini sever. Sen de eğer böyle bir U dönüşü yaparsan, daim olduğun kötülük ve günah ne nispette olursa olsun… Allah’a U dönüşü yap. Geç değil! Nefes alıyorsun, aklın başında, yaşıyorsun ve hayatını kazanabiliyorsun. Şu hâlde Rabb’ine ellerini aç ve ona doğru koş. Şu kudsi hadis aklından çıkmasın. “Kulum bana bir karış gelirse ben ona bir kulaç giderim.” Kulaç kolları açma mesafesi demektir. Bir karış, bir kulaç… Yani kuldan çok küçük bir hareket Allah’tan çok büyük bir hareket demektir. “Kulum bana bir adım atarsa ben ona on adım atarım.” Hadisi kudsi devam ediyor. “Kulum bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim.” Allah böyle diyor. Kul diyor ki: “Ben Allah’a gidemem, yüzüm yok.” Sen hangi Allah’a iman ettin Müslüman, hangi Allah’a? Hristiyanların dönüşünden bir örnek vereyim. Selçuklu zamanında… Sultan Alâeddin, Allah ondan razı olsun. (Amin) Şimdi bizim atamız kimdir? Osmanlı. Osmanlı’dan önce kim vardı? Selçuklu. Toplamı kaç sene 950 sene. 940, 950 sene civarı bu ikisinin var oluşu. İslam’a sahabelerden sonra en çok hizmet eden iki kavim kimdir? Selçuklu ve Osmanlı. Resulullah ve sahabeden sonra en çok İslam’a bu kavimler hizmet etmiştir. Şimdi Selçuklu zamanında, Sultan Alâeddin zamanında yaşayan bir derviş var. Kim bu? Nasreddin Hoca. Allah ondan razı olsun. (Amin) Bu dönemde Hristiyan papazları, Hristiyanlığı tebliğ etmesi için Anadolu’nun her köşesine papazlarını gönderiyorlar, rahiplerini gönderiyorlar. Ve onlara kimsenin cevap veremeyeceği afaki bazı sualler öğretiyorlar. Gittiğiniz her yerde âlimleri çağırın, o beldenin ilim ehlini, hocalarını çağırın ve bu sualleri sorun. Cevap veremeyecekler. Siz de halka şunu söyleyeceksiniz: “İşte bunlar bu kadar bilgisiz insanlar. Bunları takip etmeyi bırakın. Hristiyan olun.” Nereye gitseler bu adamlar bu felsefeyle hareket ediyorlar. Ve oranın, o beldenin hocalarını, âlimlerini susturuyorlar. Nasreddin Hoca’nın beldesinde bulunan bir adam diyor ki: “Bunların hakkından gelse gelse bizim hoca gelir. Bizim hocayı bunların karşısına çıkartalım.” Üç papaza diyorlar ki: “Bizim bir hoca var, o sizinle görüşecek. Sizin soracağınız soruların cevabını o verecektir.” Papazlar diyor ki: “Tamam neredeyse gelsin.” Hoca bir geliyor, eşeğe ters binmiş. Bir adam eşeğe ters biner mi? Normal bir adam binmez. Bu anormal bir adam. Bu bir derviş olduğu için hikmetler fışkıran bir adam. Sadece İslam’ın şeriatını bilmiyor, derin manalara da vâkıf. Tasavvuf yoluna girdiği zaman bir adam Ebu Bekirleşir, Ömerleşir, Osmanlaşır, Alileşir. Allah onlardan razı olsun. (Amin) İlmin derununa vâkıf olmaya başlar. Sonra etraftaki insanların garip gördüğü şeyler söylemeye başlar. Çok derin sözler sarf etmeye başlar. Buna hikmet denir. Resulullah Aleyhisselam bunu nasıl tarif eder? Bir kulun az konuştuğunu ve insanlardan uzaklaştığını görürseniz ona yakınlaşın. Çünkü ona hikmet telkin ediliyor. Hikmet… Gizli bilgi. Allah’ın direkt onun kalbine verdiği ilham. Tıpkı bir arıya verdiği gibi, bir karıncaya verdiği gibi. Şimdi hoca eşeğe ters binerek geliyor. Papazlar tabii gülmeye başlıyor. “Bu adam mı sorularımıza cevap verecek ya?” “Siz karışmayın. Sorularınızı aklınızda kurun, hoca şimdi gelsin soracağınızı sorun.” diyor. Hoca geçiyor karşısına, eşeği de yanında. Papazlardan bir tanesi ön tarafa çıkıyor. “Hoca! Hangi beldenize gittiysek, hangi âliminizle konuştuysak bize cevap veremediler. Sana bir iddiada bulunuyoruz. Eğer suallerimize cevap verirsen biz Müslüman olacağız. Suallerimize cevap veremezsen sen Hristiyan olacaksın.” Şimdi burada şart var. Ehli sünnet akidesinde, imanda şart mevzubahis mi? Yani şunu bana bulursan ben Hristiyan olacağım derse bu adam ne olur ehli sünnet akidesinde? Kâfir olur. Çünkü şart koştu. Sapık hocalardan, mezhepsizlerden bir tanesi ne yaptı televizyonda? “Bu Kur’an’da İsa Aleyhisselam’ın ineceğine dair bana bir tane işari bile olsa ayet söyle, ben Hristiyan olacağım.” dedi. Bunu dediği anda ne oldu? Kâfir oldu. İsa Aleyhisselam’ın ineceğine dair bir tane değil, iki üç tane ayeti kerime vardır. Ehli sünnet âlimleri bunu açıklamıştır. Hadislere hiç girmiyorum. Bunlar zaten Resûlullah’ı kabul etmediği için hadislere girmiyorum. Ben sadece ayetlerden bahsediyorum. Benim gördüğüm üç ya da dört tane ayeti kerimeyi şerh etmişler. Bu ayetler İsa Nebi’nin tekrardan nüzul edeceğine, vazifesine başlayacağına, Muhammed Aleyhisselam’ın ümmeti olarak geleceğine işarettir, diyorlar. Bu ne diyor Hristiyan’a? “Hristiyan papazla konuştum.” diyor bu sapık hoca. “Bir tane işari bile ayet bulursanız bu Kur’an’da İsa Aleyhisselam’ın ineceğine dair, ben Hristiyan olacağım.” diyor. Vallahi bunu söyleyen adam gavur olur o anda. Neden? İddiaya girdi. Yani adam bulsa ne olacak, Hristiyan mı olacaksın? Hristiyan demek, ne demek? Bir Allah yok, üç tane Allah var demek! Üç Allah var demek ne demek? Şirk demek. Bunun ötesi yok, son nokta, bittin! Artık bittin. Tövbe etmeden ölürsen ayvayı yedin! Son nefesten önce muhakkak tövbe etmen gerekiyor. Papazların gayesi ne? Üç Allah var. Bütün Anadolu’yu Hristiyanlaştırma gayreti içindeler. Hâlâ bunların diyalog kanadı şu anda, parelelcilerin diyalog kanadı papazlar gibi çalışıyorlar. Hristiyanlaştırmaya çalışıyorlar. Şimdi papaz dedi ki: “İddia bu, kabul mu? Hoca dedi ki: “Sen soruları sor, senin iddianı ben kabul edemem.” dedi. “Çünkü bu iddiaya girdiğim anda zaten dinden çıkıyorum. Sen soruları sor, ben cevabını vereceğim Allah’ın izniyle.” dedi. Papazın bir tanesi bir adım öne çıktı. Dedi ki: “Hoca, dünyanın merkezi neresidir?” Bilim ilerlememiş, hiçbir şey yok. Hoca dünyanın merkezini nereden bilsin? Hoca dedi ki: “Şu benim karakaçanı görüyor musun? Ön iki bacağının, sağ bacağının olduğu yer dünyanın merkezidir.” dedi. Papaz dedi ki: “Nereden biliyorsun, böyle şey olur mu ya?” “Kardeşim ölç! Ölç, dön, dolaş, gel. Ben eşeğimle beraber burada seni bekliyorum.” dedi. Papaz şok oldu! Adam bir iddia ortaya atıyor. Dünyanın merkezi burası, diyor. İnanmıyorsan kimin delili araştırması gerekiyor? Benim yalancı olduğum ortaya çıkartmak istiyorsan dünyayı gez, bir tur at, ölç! Değilse gel, dedi. Papaz geri çekildi. Diğeri öne çıktı. “İyi kurtardın paçayı. Dur bakalım bu suale cevap verebilecek misin?” dedi. “Kâinatta ne kadar yıldız var. Bana yıldızların sayısını söyle.” dedi. Hoca şöyle cevap verdi: “Benim bu karakaçanın üstünde ne kadar tüy varsa, ne kadar kıl varsa Dünya’nın tepesindeki yıldızların sayısı da bu tüyler kadardır.” dedi. “Bu Allah’ın bir hikmetidir!” dedi. Papaz dedi ki: “Böyle uydurma olur mu ya? Bu nasıl sallama!” dedi. “Kardeşim dedi bana itimadın yok mu? Yoksa say! Eşek burada, geç say! Hakkal yakîn olarak sana gösteriyorum. Eşeği sana gösteriyorum.” dedi. Tabii ki sayamaz! Papaz geri çekildi. Geldi üçüncüsü. Bir adım öne attı ve şöyle dedi: “Hoca, benim sakallarımda kaç tane kıl var? Sana rakam soruyorum.” dedi. Hoca şöyle cevap verdi: “Benim eşeğin kuyruğunda kaç tane kıl varsa senin sakallarında da o kadar kıl var.” dedi. “İtimadın yok mu bana? Bir kıl eşeğimin kuyruğundan kopartalım bir kıl senin sakalından kopartalım. Bir oradan, bir buradan. Göreceksin, sakalsız kaldığın anda anlayacaksın ki sözüm doğrudur.” dedi. Papazlar dedi ki: “Sen bizi alt ettin. Sen sadece akıl yürütmeyle, ince hikmetle bizi alt ettin. Biz senin yerlerin ve göklerin sahibi olduğunu söylediğin tek ilaha iman ettik.” Ne oldu şimdi bu papazlar? U dönüşü., yüz seksen derece. Şimdi gidiyorken düz, yüz seksen derece ne oluyor? Tam tersi dönüş oluyor. Bu adamlar dümdüz cehenneme gidiyordu. Dümdüz! Gidiyorken ne yaptılar? “La ilahe illallah Muhammedun Resulullah.” dediler. Bunu dediği zaman ne oldu? Cehennemden yolu döndü cennete. Elin papazı elli sene, altmış sene Hristiyanlığa hizmet etmiş, üç tane Allah var diyen, sakal yarım metre adam; bir tövbe ediyor, Allah sıfıra çeviriyor. Sen otuz senedir Müslümansın, orucunu tutuyorsun, namazları yarım yamalak kılıyorsun, teravihlere gidiyorsun, zekât veriyorsun seni affetmiyor. Sen Allah’ı tanımıyorsun! Şeytan sana Allah’ı tanıtmıyor. Şeytan sana Allah’ı başka bir şekilde anlatmış. Sen Allah’ı şeytandan öğrenme, gel benden öğren. Sen Allah’ı şeytandan öğrenme! Gel bu kitaptan öğren, gel Resulullah Aleyhisselam’dan öğren. Övgüler ve selam Efendimin üstüne olsun.

Allah, kiminle evleneceğimizi bilmez mi?

Yine, günümüzde sapık hocaların çok savunduğu bir mesele… Buna şahit oldum internetten bazı videoları izlerken. Sapkın profesörlerden bir tanesine, yine Mutezile akımını benimsemiş gibi görünen Vehhabi kafalı profesörlerden bir tanesine internet üzerinden bir tane adam telefon açıyor. Diyor ki: ”Hocam, bir sualim var.” Telefonun ucundaki cevaplayacak olan profesör şöyle diyor: ”Kardeşim, buyur.” ”Hocam, ben evlenmek niyetindeyim. Benim kim ile evleneceğimi Allah bilir mi bilmez mi?” Soru bu! Hocanın verdiği cevap şu: ”Allah senin kim ile evleneceğini bilmez. Eğer bilirse seni zorlamış olur.” Kaderi anlayamamış sapık adamlardan bir tanesi. Kader ilmini çözememiş, ehl-i sünnet âlimlerinden kopmuş, mezhepsiz, mesnetsiz sapıklardan bir tanesi, işte! Ne diyor? Bilmez! Şimdi, soruyu soran şöyle diyor, ilave ediyor: ”Hocam, yani çok garip bir şey söylediniz. Peki mezhep imamlarımızın bu konudaki görüşü nedir?” Bak, sen kopuksun. Madem kopmuşsun bari mezhep imamlarımızdan bana bir delil getir, diyor. Profesör şöyle diyor: ”Boş ver onları ya!” Aynen dinledim bak cevap bu: ”Boş ver onları ya!” Kim o boş ver dedikleri? İmam-ı A’zam, İmam Şafii, İmam Ahmed, İmam Malik. ”Boş ver onların kader görüşlerini, benim dediğim doğrudur.” Onların hepsi yanlış, peygamber dönemine en yakın olanlar, milyonlarca hadis bilenler… İmam Ahmed bin Hanbel, bir milyon hadisi ravileriyle beraber ezbere bilir. Dört mezhep imamı içinde en çok hadis bilen İmam Ahmed bin Hanbel’dir. Hadis ilminde zirvedir. Sen diyorsun ki: ”Ben İmam Ahmed bin Hanbel’den daha iyi bilirim. İmam-ı A’zam’dan daha iyi bilirim.” Diyorsun ve bunları aşağılıyorsun. Televizyona çıktı ehl-i sünnet hocalarından bir tanesi, Diyanet’e bağlı. Allah razı olsun, inşallah. Allah razı olsun! Bir sual sordu bu sapık profesöre, münazaraya çıkmışlar. ”Hocam, elimde bir kağıt var. Bu kağıt, sizin bir kardinale yazdığınız mektuptur.” dedi. Bu sapık profesör, kardinale bir mektup yazıyor. Mektuba şöyle başlıyor: ”Ekselansları (falanca) Kardinal Hazretleri” ”Ekselansları (falanca) Kardinal…” Ne demek ekselansları? Hazretleri, mukaddes insan, yüce insan demek. Üç tane Allah var diyen bir adama karşı hitabetine bakın: ”Ekselansları…” diye başlıyor. Ama hayatlarını tevhid yoluna harcamış olan mezhep imamlarına karşı nasıl tabirde bulunuyor? ”Boş ver onları ya!” Allah’ın dinine hizmet eden mezhep imamlarına: ”Boş ver onları!” Üç tane Allah var diyen, bu kadar sakal bırakmış adama: ”Ekselansları…” Bu nasıl bir sapıklık? Bu nasıl bir ikiyüzlülük? Bu nasıl bir İslam’ın arkasından bıçak sallama? Bu nasıl bir hainlik? Bu nasıl bir ajanlık? Sen neyin peşindesin? Allah hidayet etsin! (Amin) Amin ya Muin.

Hristiyanlıkta baba, oğul ve kutsal ruh inancı! – Teslis şirktir!

Çin’e gitti esnaf arkadaşım. Diyor ki: “Hocam Çin’de sahabe kabri ziyaret ettim.” Ben de düşünüyorum. Bu adamın Çin’de ne işi var? Uçak yok! Aylar sürer, bir adamın oraya gitmesi aylar sürer. Şu anda uçakla yirmi dört saatte gidiliyor. Bu insan Kabe’de oturup namaz kılmak varken, Kabe’de oturup Allah’ı zikretmek varken, ilim öğrenip bulunduğu mekanda durmak varken, Çin’e niye gitmiş bu insan? Tek bir derdi var. Cehenneme doğru koşturan insanları, Allah’a doğru sevk etmek. Tek derdi bu. Ama senin Müslümanın, mahallesindeki Hristiyanlaşmış Müslümanları İslam’a sevkedemiyor. Hristiyan, kendi dinine sevk ediyor ama Müslüman İslam’a sevk edemiyor. Neden? İlmi yok. İlmi yok! Karşındaki adam şöyle diyor: “Biz üç tane Allah’a inanıyoruz. Baba, oğul, kutsal ruh.” Hristiyanların inancında ne vardır? Teslis vardır. Şöyle derler: “Baba ilahtır. Oğul İsa’dır, o da ilahtır. Anne Meryem, o da ilahtır.” Baba şahıstır, oğul şahıstır, anne şahıstır. Ama aslında üç değildir. Üçü birdir. Teslis inancı budur. Bir, artı bir, artı bir eşittir bir derler. Matematiği kökten inkar ederler. Müslümanları kandırırlar. Neden kanar Müslüman? Çünkü İncil’in arasında elli dolar görüyor. Çünkü çok kolay bir şeriat görüyor karşısında. Madem Yahudi ve Hristiyanlar da cennete girecekmiş (!) Sapık bir grup türedi ya şimdi, diyorlar: “Yahudi ve Hristiyanlar da cennete girecek.” Vay arkadaş ya… Nereden çıktı bu? Bin dört yüz senedir bir tane İslam alimi böyle bir şey söylememiş. Siz bunu nereden çıkarttınız? Ayetler ve hadisler tam tersini söylüyor. “fi nari cehennem…” (Tevbe, 35) Yahudi ve Hristiyanlar ve puta tapanlar, “fi nari cehennem…” (Tevbe, 35) Onlar cehennemdedir. “…hum fiha ḣalidûn.” Ebedi olarak ateşte kalacaklardır. Allah Teâlâ onlar hakkında, cehennemdedirler ve ebedi olarak ateşte kalacaklardır, diyor. Müslüman diyor ki: “Yok hocam onlar da girecekmiş.” Müslümanlar söylüyor! Bunlar da kitap okuyor. Bunlar da namaz kılıyor. Diyorlar ki: “Yahudi ve Hristiyanlar da cennete girecek. Bu nasıl bir şey hocam?” Efendiler! Cahil Müslüman kadar tehlikeli bir adam dünyada yoktur. Cahil Müslüman’ın İslam’a verdiği zararı, kafir bile veremez. Kafir bile veremez! İşte bundan dolayıdır ki İngilizler, Osmanlı Hicaz’a, Arabistan bölgesine sahipken, Osmanlı’yı yıkamadıkları ve zarar veremedikleri için Arabistan’da Necid bölgesinde, Abdulvehhap denen sapık bir adamı bulmuş ve Vehhabilik mezhebini kurdurarak, İslam’ı bölmeye çalışmıştır. Alternatif bir din üretmeye çalışmıştır. Neden? Dini az bilen, hükümleri tam olarak bilmeyen insanlara, Vehhabilik denen yeni bir akımı beyan edelim, farklı bir din söyleyelim. Daha kolay bir din. “Hadisleri reddeden, bize sadece Kur’an yeter.” diyen bir din, Vehhabilik dini. Kendi görüşlerinin dışında olan bütün Müslümanlara kafir diyen bir mezhep, Vehhabilik mezhebi. Kanlı bir mezhep. “Vehhabiliğe girmeyen insanların tamamının kanı, canı, malı ve namusu bize helaldir.” diyen kanlı bir mezhep. “Böyle bir mezhep kuralım ve İslam’ı bölelim.” demişler. Ve cahil Müslümanlar arasında başarılı olmuşlardır. İşte Müslümanlar, “Sadece ben kendi inancıma bakarım, komşum ne yaparsa yapsın.” diyen Müslümanların birçoğu, savunmada kaldıkları için buna aldanmışlardır.

İsa Mesih, Allah’ın oğludur sözü açık bir iftira!

Direkt olarak Allah’ın oğlu demeleri, Allah’ın oğlu demeleri. Ama Allah’ımız, bu iftirayı Kur’anda çürütüyor, reddediyor. Şöyle buyuruyor; “O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır.” Bak şimdi. Örnekleri yokken yaratandır. Biz birşey yapmak istediğimiz zaman, bize bir örnek lazımdır. Mesela; bir adam bizden bir çanta isterse, biz ona deriz ki kardeşim nasıl bir çanta istiyorsun? O adam da bize der ki, numunesini getireceğim. Örnek. O adam bize numuneyi getirmedi mi, biz o adamın kafasındaki numuneyi, örneği bilemeyiz. Örnek getirecek bize, örneği getirir, biz de o örneği alırız, sökeriz, aynı çantayı yaparız. Ona teslim ederiz. Allah’ımız burada gücünü anlatıyor. Diyor ki; Yerleri ve gökleri örneksiz yarattım. Bunu yaratırken bir örneğe ihtiyacım yok çünkü benim ilmim sınırsız. Size verdiğim gibi sınırlı bir ilmim yok benim sınırsız. Örneksiz yaratandır ayet devam ediyor. Onun bir eşi olmadığı halde nasıl bir çocuğu olabilir? Şimdi, aranızdan herhangi bir evli kardeş dese ki, hocam benim bir oğlum var. Ama bu çocuğu evlenmeden yaptım. Bir kadına ihtiyacım olmadan yaptım dese, bu adamı Bakırköy’e kapatırlar mı kapatmazlar mı? Olur mu böyle bir şey? Mümkün mü? Bir hanım lazım sana nikahlanacağın bir kadın lazım. Onunla anlaşacaksın Hayatımın sonuna kadar sana ben bakacağım Ey Hatun! Benimle evlenip, bu İslam’a, bu davaya hayırlı nesiller yetiştirmeye var mısın yok musun? Dedin mi nikahlandın demektir. Bunu yaptıktan sonra çocuk sahibi olabilesin, eğer Allah verirse. Bunu yapmadan çocuk sahibi olamazsın. Olamazsın. Şimdi Allah’ımız diyor ki; Allah’ın bir eşi yok ki çocuğu olsun. Çocuğu olabilmesi için denk kuvvette bir eşi olması lazım. Yani bir hanımı olması lazım. Hanımı yok. Hristiyanlar bunu da kapatıyor. Heee bir hanım olması lazım ne yapalım? “Meryem Allah’ın hanımıdır.” Haşa ve Kella. İnkar ediyoruz ve kabul etmiyoruz tam aksini söylüyoruz. Böyle bir şey olmaz. Haşa ve kella. Bu iftiradır. Kafir olmalarının bir sebebi de oğlu ve hanımı var demeleridir.