HİÇBİR ŞEY BANA LEZZET VERMİYOR – (Konfor Alanı)

Rahat zahmette, zahmet de rahattadır. Said Nursi tam olarak böyle diyor. Anladın mı, İhsan? Ne anladın? Şimdi var ya bu, ımm. Heyecanlı adam… Anladın değil mi abi beni sen? Yoo. -Gülerler- Ben hiçbir şey anlamadım. -Bence anladınız. Sinan, ne diyor bu? Ben anlamadım. Ben de hiçbir şey anlamadım. Müteheyyiç mi diyordu mesela? Onun sahibi olanlar işte… Tamam. Çalıştıkça rahatlar gibi bir şey diyordu. Bu bende oluyordu, önceki hayatımda da oluyordu. Bunu fark etmiştim… …boş duramadığımı. Onu diyor işte. Vaay. Peki öteki? Rahat zahmette, zahmet rahattadır. Zahmet rahattadır…Şey yani. Yatmak batıyor. -Güler- Özet bu kadar mı? Yatmak batıyor. Şimdi bir gün arabayla giderken böyle arkamdan son kasa, son model bir araba selektör yaptı. Neyse çektim köşeye. Bir baktım. Böyle çok kodaman, kallavi bir arkadaş. Tanıyorum arkadaşı. Kalabalık bir sülalenin çocuğu. Kendi karizma. Ticareti iyi. Her yerde sözü geçer falan. Öyle bir arkadaş. Dışardan görülüp bu kadar imrenilecek hayat yaşayan bu arkadaşı ben bir saat intihar etmesin diye ikna etmeye çalıştım. Neden? Çünkü o gözüken rahat ve ihtişamlı, görkemli hayatı var ya? Onun altında bir zahmet yatıyor. Fıtratına, nefsine ters hareket ettiğinden; yaratılış gayesine aykırı davrandığından dolayı ruhunun esas yaratılış sistemini bozuyor… …ve dünyada ne yaparsa yapsın tatmin olamayacağı, lezzet alamayacağı bir uçuruma, bir bataklığa doğru düşüyor. Dışardan görülünce böyle imrenilecek hayat yaşayan bir adamı bir saat intihar etmesin diye ikna etmeye çalıştım. Bunun tam zıttı olarak da Hayalhanem’de sürekli böyle insanların, buranın yoğunluğu, meşguliyeti, dertleri, sıkıntıları… Hiçbir şey olmasa, bugün huzurluyuz desek duvarın ortasından dam akıyor yani hiçbir şey olmasa. Böyle mutlu olduğumuzu düşündüğümüz zamanda bile hep Allah azze ve celle bir sıkıntı çıkarıyor ve şunu anlıyoruz: Hakikat yolunda gidenleri Allah üç kere üst üste güldürmüyor. Yani bazen birincide bir gülüyorsun böyle ‘haa’ falan diye bir bakıyorsun sağa sola, iyi, bir şey yok. İkincide ‘ha ha’ falan bir daha gülüyorsun. ‘Aa iyi, başıma bir şey gelmedi.’ Üçüncüde bir gırtlağına giriyor mutlaka. Allah azze ve celle üç kere üst üste güldürmüyor. Ama bunun neticesinde ne oluyor? Derdini dinlemek için denk geldiğimiz, buluştuğumuz insanların anlattığı dünyevi dertler… …bizim buradaki arkadaşlara artık dert olarak gelmiyor. Ne olmuş oldu yani? Zahmetin içindeki rahatı bulmuş oldular. Birinci örnekte rahat, zahmette hakikati ortaya çıktı. Güya rahat bir hayat yaşayayım diye ruhunu hiç beslemeyen bir adamla bir saat intihardan dönmesi için konuşmak zorunda kaldım. İkinci örnekte ise zahmet rahattadır meselesini anladık. Sürekli bir sıkıntı ve problemle uğraşan insanların ruhları terakki ettiğinden dolayı… …dışarda dert olarak insanların düşündüğü şeyler, boğulduğu sular; onların artık topuğunu dahi ıslatmaz hale geldi. Makul ölçüde aç kalırsa vücutta onarım başlar. Yeni bir dil öğrendiğinde zihninde yeni hücreler ve yeni alanlar oluşmaya başlar. Belli ölçüde stres yaşarsan vücudun savunma ve onarım mekanizmalarını daha ciddi oyuna sokmaya başlar. Yani konforun bozuldukça, hayatında arıza çıktıkça tekamül eder, gelişirsin. Hayatta mücadele edeceğimiz veyahut bize arıza çıkaran bir şey olmadığında ise tefessüh ederiz, yani çürümeye başlarız. Önüne aşılacak bir duvar çıktığında mücadele edip duvarı aşmak yerine önünde oturup ağlamayla vakit geçirirsen tefessüh eder, çürürsün. Ama insan genellikle kendisini, çevresini, geleceğini güvence altına alabileceği ve etliye, sütlüye karışmak istemediği bir konfor alanına kendisini hapseder. İnsanın başına gelebilecek en büyük bela ise bu konfor alanından çıkmayarak uyuşukluğa saplanma belasıdır. Yanlış bir şey yapsan onu düzeltmek için giriştiğin mücadele, muazzam bir tövbe sayılabilir. Ama şeytan ‘Otur bakalım şuraya, rahatını bozma.’ diyor ya, oturduğun yerden bir şeyleri düzeltebilme ihtimalin yok. Uyuşukluk seni çürütür. Konforun başka bir kıyafet giymiş hali de kişinin en çok garantiye almak istediği mesele olan istikbal endişesidir. ‘Ben geleceğimi lütfen garanti altına alayım.’ İnsan ne yapar en çok geleceğini garanti altına almak için? Memur olur. Kişinin memur olup geleceğini garanti altına alması aile için o kadar önemlidir ki o çocuğun ruhunu geliştirebileceği… …en önemli evrelerde asla gelişim sağlayabileceği alanlara çocuğu sürüklemez… …ve otur çalış, otur çalış, otur çalışla çocuğu memur yapmaya çalışır. Ahlak olmuş bu erteleme hastalığı olgunlukta da devam eder ve kişi eline gelen ilk parayla ne yapar? Ev alır. Daha önce hiç deprem yaşamamışsanız her şeyi eve yatırma kulağa biraz mantıklı gelebilir. Daha önce hiç deprem yaşamamışsanız. İnsan yarını öngörebilmenin rahatlatıcılığını iyi bir şey zanneder. Ama insan sistemi asla böyle çalışmıyor. Mesela sürekli aynı şeyi yersek bizde metabolik bir stres oluşturuyor. Sürekli aynı hareketleri yapmak kemik yapısını bozuyor. Dağlarda hiç hoplamayan bir çocuk, denge sistemini nasıl geliştirebilir ki? Yeni evliler koltuk almaya gittiğinde o pofuduk koltuklar hemen dikkat çeker. Elinize bir kitap alın ve o koltuklarda okumaya çalışın. Maksimum on beş dakika dayanabileceksiniz. Ama sert bir sedirde önünüze rahle koyarak okumaya çalışın, dikkatinizi muazzam toplayacaksınız. Çünkü konfor devreye girince beyin devreden çıkar. Ve biz hemen dinlenip rahatımıza bakmak isteriz. En konforlu yer mezar. Uykunun en rahat hali. Çalışan bir duyun bile yok ama entropi (düzensizlik) yasası gereği orada çürürsün. Canlılık ise bir mücadeledir. İnsan denilen makina tam manasıyla anlaşılabilse asla hazlarda huzur ve mutluluk aramazsın. Rabbini memnun edebilmek için sünnet-i seniyyeye ittiba ederek giriştiğin o zahmetli yolculukta nasıl bir mutluluk ve huzur olduğunu bilsen hayret ederdin. Gaye-i hayal ve ona giden yolda kişinin giriştiği o mücadele var ya, ölüyü dahi mezardan kaldırır. Şimdi sizden bir şey rica edeyim. Elinizi kaldırabildiğiniz yere kadar kaldırır mısınız? Şimdi biraz daha kaldırmanızı rica ediyorum. Bir parça daha şöyle rica edeyim, son böyle bir parça daha. Allah razı olsun. Şimdi aslında birinci verdiğim talimat çok kolay bir talimattı. Elinizi kaldırabildiğiniz yere kadar kaldırın. Ama siz hala bir dudak payı bıraktınız. İkincide tekrar kaldırın diye rica ettiğimde bir parça daha yükselttiniz. Öyle değil mi? Üçüncüde biraz daha dediğimde bir parça daha kaldırdınız. Niye? Çünkü bir konfor alanımız var. Onu bozmak istemiyoruz. Şöyle bir dudak payı illaki bırakıyoruz konfor alanında. Anlaman gereken şu: konfor alanını bozmalı ve sonuna kadar mücadele etmelisin. Eğer bir kere ağladıysan üç kere güleceksin. On yedi katlı binan yıkıldıysa on sekiz katlısını yapacaksın. Elli beş kez düştüysen elli altıncı kez ayağa kalkacaksın. Çünkü bazı savaşlar böyle kazanılır. Bir müşkül ve çözülmesi gereken bir sorun varsa beyin hemen ayılıyor ve onunla mücadele ederek gelişiyor. Tıpkı kol kaslarımızın ağırlık kaldırması gibi. Ama sorun ve dert yoksa anında çürümeye başlıyor. Tıpkı mezardaki gibi. Yani konfor bizi çürütür. Çünkü durgun bir deniz asla iyi bir gemici yetiştiremez. Selametle… Altyazı: Ceyda D.


İngilizce

“There is comfort in inconveniences and inconvenience in comfort” -That’s what Said Nursi says -Did you get it Ihsan? -What does it mean then? -You know how there are nervous people…. -You know what I mean right!? -No, not at all… -Laughs- -Didn’t understand a word What is he saying, I didn’t get it -Dude, I didn’t get it either -Was he saying the nervous one in the book? The ones who are always nervous… -Okay? -Nerves go away as you work on it. This used to happen to me as well -I couldn’t stand still, that’s what the quote talks about -Really, how about “There is comfort in inconveniences and inconvenience in comfort” -Sleeping stinks -In summary, sleeping stinks -I was driving one day, behind me a guy with a brand new car was flashing me -i pulled over, he was a very high status dude -I knew him -Son of a big family, has charisma, great in business -People admire him -I tried to convince this guy for an hour not to commit suicide even though his life looks perfect. Why? -Underneath that comfortable and luxurious life, there lies such an inconvenience -Because he’s always acting against the purpose of his creation, it messes up the true reason why his own soul was created -Whatever entertainment he does, it pushes him further to a cliff where he doesn’t enjoy anything -Such a man where if you look on the outside, you’d be so jealous but I tried to convince him not to commit suicide for an hour -Quite contrarily, here there’s so much stuff to do, so many issues, problems, things we have to fix -Even on the best days with no issues, the roof starts leaking… -Even when we think we’re so happy, Allah (c.c) gives us a problem to deal with and we understand that: -God does not allow those on the right path to laugh for more than 3 times -After the first laugh, you check your surroundings to see if everything’s still okay -After the 2nd one, you laugh again but have to be even more cautious -After the 3rd laugh, some problems will find you. Allah never allows for 3 consecutive laughs in this world -What happens as a result of this? When people come to us with those wordly problems, materialistic issues… -It doesn’t feel like an issue to us -How is that possible? -Because they found comfort in the inconvenience… -In the first example, comfort brought out the truth from inconvenience -I spent an hour with a dude who was trying to live life comfortably trying to stop him from suicide -In the 2nd example, we learned that there’s comfort in inconvenience -Those small issues that drown normal people immensely, don’t bother us even a tiny bit If the body stays hungry for a right amount of time, repair mechanism begins When you learn a new language, new neurons and connections are made in the brain If you undergo mild, healthy amount of stress, your body will improve its defense and repair mechanisms So, as your comfort zone is broken, you’ll improve yourself and mature When there’s nothing in life that challenges us, we will start to decay and lose most of our abilities When there’s a wall in front of you, instead of trying hard to jump over it, if you sit there and just cry, you’ll decay… But people want to protect themselves where they’re not challenged by the status quo, they’ll imprison themselves in this comfort zone The worst thing that can happen to a person is being stuck in this comfort zone and falling into the trap of sluggishness If you do something wrong, your fight to fixing this could be a cause for your forgiveness by God But the devil says: “Sit there and don’t mess with anything. You can’t fix anything on your own anyway” -Sluggishness/laziness will destroy you Another issue of comfort is in worrying about the future. This is where people try to avoid any risks -“Let me guarantee my future please” -What do most people do to guarantee their future? -They become government employees (9-5 workers) -For the family, guaranteeing the future and become a 9-5 worker is so crucial that…. …they’ll never push the child to fields where he can improve his soul -Sit down and study, sit and study… They’ll try to make him obedient This delaying the future becomes embedded in the person and what do they usually do with their first income? -Buy a house If you’ve never seen an earthquake, then investing in a home may sound good That’s if you’ve never experienced an earthquake People think that the comfort of being able to predict the future is a good thing But that’s not how the human body works For ex., if you eat the same food all the time, metabolic stress develops Doing the same moves damages your function If a kid never jumps or hops, how can he improve his balance? When newly-weds go for shopping, they buy those giant puffy couches Get a book and try to read on those couches You won’t last 15 minutes dude But if I put a book in a small desk while sitting on a tough chair, you’ll concentrate better Because when you’re out of the comfort zone, your brain will work differently But we’ll want to rest and enjoy ourselves The most comfortable place on Earth is the grave… The most relaxed form of sleep… You won’t have a working organ but because of the law of entropy, you’ll even decay in the grave Being alive is a struggle/challenge If we understood the machine called the human body, we’d never look for happiness in Earthly pleasures You’d be shocked to see that the tough, enduring journey you took, in the path of Sunnah and in teaching the right path, would give you much more joy and happiness. The divine purpose and the challenges that you take for that purpose can bring the dead back to life… That’s how powerful it is Let me ask for a favor from you guys -Can you raise your hand as much as you can? -Now I want you to raise it a bit more.. -Now, just a tiny bit more, tiny bit… -God bless you -My first command was very simple right? “Raise your hand as high as you can” -But you still left a little bit of wiggle room -After the 2nd command, you raised it a bit more.. Is that correct? -After the 3rd command, you raised it a bit more -Why? -Because we’ve a comfort zone that we don’t want to mess with -We always leave some room within that zone -Just grasp this: You should leave you comfort zone and fight until the end If you cried once, you’ll laugh 3 times If your 17-story high building has collapsed, you’ll build an 18-story high one If you fell 55 times, you’ll get up for the 56th time Because that’s how certain wars are won… If there is a problem that has to be overcome, your brain becomes alert and starts challenging the situation. Sort of like weightlifting But if there are no challenges or issues, it starts to decay and weaken itself So comfort decays us… “Because still waters can never prepare a good sailor”… -Stay with peace…


Almanca

Die Leichtigkeit ist in der Bemühung, in der Bemühung ist die Leichtigkeit. Said Nursi beschreibt es so. Hast du es verstanden? Was verstehst du davon? Also wenn man aufgeregt ist, hmm.. verstehst du wie ich das meine? Ich hab nichts verstanden. Sinan, was meint er? Ich hab es auch nicht verstanden. Also bei aufgeregten Menschen.. Ja? Also desto mehr sie arbeiten, desto bequemer ist es für sie.. Und das Zitat? Ich glaube so in etwas wie “Wenn es einem zu gut geht also zu bequem ist, dann geht es einem psychisch nicht mehr gut. Also kurz gesagt; zu viel Komfort schadet. Als ich eines Tages mit dem Auto fuhr merkte ich wie das Auto hinter mir, ein sehr neues und teures Modell, mit seinen Blinkern Warnhinweise gab. Ich bin an den Fahrbahnrand gefahren und merkte das es ein Bekannter war, ein sehr großer Mann. Er kommt aus einer großen Familie. Sehr charismatisch, Groß in der Wirtschaft tätig. Kann sich überall durchsetzen. Diese von außen so starke und respektierte Person musste ich ca. eine Stunde lang versuchen davon zu überzeugen, dass sie sich nicht das Leben nimmt. Warum? Weil unter diesem bequem und einfachen Leben sehr viel Arbeit steckt. Wenn man gegen seine menschliche Veranlagung, seinen eigentlichen Lebenssinn handelt, dann bringt man das Gleichgewicht der Seele durcheinander. Und so kommt es, dass man an nichts auf der Welt noch Freude verspürt und dadurch in ein riesiges Loch fällt. Diese Person die von außen so bewundernswert erscheint musste ich versuchen zu überreden damit sie sich nicht das Leben nimmt. Im Gegensatz dazu stehen wir Menschen in diesem Bildungscenter mit all dem Stress, der Verantwortung, der Not, dem dauerhaften Betrieb hier.. Wenn wir dann eines Tages mal vollkommen friedlich sind und es keine Probleme gibt, fängt es plötzlich an an durch das Dach zu sickern. Selbst wenn wir denken das wir glücklich sind zeigt uns Gott ein Problem auf und wir merken; Wenn sich jemand auf dem richtigen Weg befindet, dann lacht er keine 3 mal hintereinander. Manchmal lacht man zum ersten Mal “Haa” und guckt sich um und sieht das alles in Ordnung ist, Beim zweiten Mal lacht man dann “Haha” und freut sich das alles noch friedlich ist, Aber beim dritten mal passiert auf jeden Fall etwas und man ist zu beschäftigt um zu lachen. Aber was haben wir davon? Wenn jemand der hier her kommt von seinen ganzen Problemen in diesem Leben berichtet, dann kommt es uns Arbeitern hier gar nicht mehr als Problem vor. Was ist also passiert? Sie haben in der Bemühung, in der Arbeit die Leichtigkeit und Ruhe gefunden. Im ersten Beispiel war es anders; da sorgte die Leichtigkeit und Bequemlichkeit für die Unruhe. So neigte eine Person zum Suizid, die es vernachlässigt hat die eignen Seele zu füttern und an sich zu arbeiten, weil sie ein bequemes Leben genießen wollte. Im zweiten Beispiel aber haben die Menschen die in ständiger Arbeit und Bemühung waren mit ihrer Seele den Einklang gefunden, so dass sie gegenüber Problemen von denen andere Menschen die Lebenslust und – Mut verlieren, abgestumpft sind und ihren inneren Frieden gefunden haben. Wenn der Körper zu einem vernünftigen Maß hungrig bleibt, fängt die Zellerneuerung an. Wenn man eine neue Sprache lernt, bilden sich viele neue neurologische Verbindungen im Gehirn. Wenn man zu einem bestimmten Grad Stress ausgesetzt ist, fangen die Abwehrmechanismen und Reparaturmechanismen des Körpers an effektiver zu arbeiten. Das bedeutet also; desto mehr man aus der Komfortzone raus kommt, desto mehr Problemen man begegnet, desto mehr wächst man daran. Wenn wir aber bestimmte Sachen nicht mehr benutzen oder herausfordern, dann bilden sie sich zurück. Wenn vor dir eine Mauer steht und du statt sie zu erklimmen dich davor setzt und einfach weinst, dann bildest du dich nicht weiter.Du bildest dich zurück. Aber wir Menschen lieben es uns, unsere Umgebung, unsere Zukunft in Sicherheit wissen und uns in eine Komfortzone einzusperren. Das schlimmste was uns Menschen passieren kann, ist es nicht aus dieser Zone raus zu kommen und faul und träge zu werden. Wenn du etwas falsch machst und dafür kämpfst es wieder gut zu machen, dann ist es eine enorme Reue. Aber der Teufel und unser Schweinehund sagen zu uns; “Setz dich, entspann dich”.. Du wirst niemals etwas verbessern können von dem Platz aus wo du gemütlich sitzt. Eine andere Art von dieser Komfortzone ist es die dafür sorgt, dass man versucht die Zukunft unter Garantie zu haben. “Bitte lass mich meine Zukunft garantiert haben.” Was macht man dazu um sich das zu garantieren? Man wird Beamter. Das ist so fortgeschritten dieser Gedanke, es ist so wichtig für die Familien das man die Zukunft sicher hat, das man dem eigenen Kind in der Zeit in der es seine wichtigste Entwicklung durchmacht nicht beisteht und hilft seinen Sinn im leben zu finden oder seine Potenziale aufzeigt und hilft diese auszubauen sondern es dazu drängt sich hinzusetzen und zu lernen, hinzusetzen und zu lernen. Diese Art von Denken ist schon zu einem Wert in der Gesellschaft geworden, also wird was mit dem ersten Gehalt gemacht? Ein Haus gekauft. Falls ihr noch nie von einem Erdbeben betroffen wart, dann klingt es sehr logisch all sein Geld in ein Haus zu investieren. Falls ihr noch nie ein Erdbeben erlebt habt. Menschen glauben es sei was gutes die Leichtigkeit davon zu haben, dass wir wissen was morgen auf uns zu kommt. Aber so funktionieren wir nicht. Wenn wir z. B. jeden Tag das gleiche essen würden, dann würde unser Kreislauf außer Kontrolle geraten. Die gleiche Bewegung ständig immer wieder auszuführen schadet dem Knochenbau. Wie kann ein Kind sein Gleichgewichtssinn entwickeln, wenn es niemals in der Höhe steht. Wenn man in ein Möbelhaus geht, zieht besonders die weichen Sitzkissen viel Interesse auf sich Nimmt euch ein Buch zur Hand und versucht zu lesen, ihr werdet es maximal 15 Minuten durchhalten. Aber wenn ihr auf einem harten Untergrund sitzt, das Buch vor euch auf dem Tisch, dann werdet ihr ein maximales Konzentrationsvermögen erreichen. Wenn Komfort und Bequemlichkeit einsetzt, setzt das Gehirn aus. Und wir wollen uns sofort ausruhen und entspannen. Der bequemste Ort ist das Grab. Die entspannteste Art von Schlaf. Nicht mal ein Sinn arbeitet aber wegen dem Gesetz der Entropie verfaulen wir dort, wir, unsere Zellen bilden uns zurück. Lebendig zu sein hingegen ist ein Kampf. Wenn wir Menschen uns ganz verstehen würden, dann würden wir merken dass wir niemals in der Lust den Frieden und die Ruhe suchen. Wenn du wüsstest wie es die Seele mit Ruhe füllt wenn man sich bemüht und versucht Gott zufrieden mit einem zu stellen und die Angewohnheiten der Propheten umzusetzen, du würdest staunen. Wenn man für den Sinn des eigenen Lebens arbeitet und diese Arbeit und Bemühung auf sich nimmt. Ich will euch jetzt um etwas bitten. Könntet ihr eure Hand so hoch strecken wie es nur möglich ist? Ich bitte euch jetzt darum sie etwas mehr zu heben. Ich bitte euch noch um so ein kleines Stückchen mehr, so ein letztes Stückchen. Möge Gott zufrieden mit euch sein. So; eigentlich war meine erste Bitte eine sehr leichte. Die Hand so hoch heben, wie es nur geht, Aber trotzdem habt ihr noch ein Stückchen übrig gelassen. Als ich euch zum zweiten mal geben habe, habt ihr sie noch ein Stück gehoben. Stimmt´s? Als ich euch zum dritten mal gebeten habe, habt ihr sie noch ein Stückchen gehoben. Warum? Weil wir eine Komfortzone haben. Wir wollen sie nicht verlassen. Immer so ein kleines Stückchen Komfortzone lassen wir immer. Was ich sagen will ist das; du musst aus dieser Komfortzone raus und bis zum ende kämpfen. nicht aufgeben. Wenn du ein mal weinst, wirst du drei mal lachen. Wenn dein 17-stöckiges Haus zusammen gebrochen ist, musst du ein 18-stöckiges bauen. Wenn du 55 mal hinfällst, musst du 56 mal aufstehen. Denn einige Kriege kann man nur so gewinnen. Wenn es ein Hindernis, eine Schwierigkeit, ein Problem zum lösen gibt, dann wird das Gehirn sofort wach und entwickelt sich während es versucht es zu lösen. Genauso wie unsere Armmuskeln sich entwickeln wenn wir Gewichte tragen. Aber wenn es keine Probleme oder Hindernisse gibt, entwickelt es sich zurück und zerfällt. So wie unsere Zellen im Grab. Also lässt uns der Komfort zurück entwickeln. Denn ein ruhiges Meer wird niemals einen guten Seefahrer ausbilden. Möge Gott euch Frieden geben.

Bu Videoyu İzlemeye Cesaretin Var mı?

Hayatta bazen hatalar yapabiliyoruz. Her insan hata yapar. Ama asıl mesele, yaptığımız hata değil, bu hatalardan ders çıkartabiliyormuz? Bu hatalar bazen final sınavına çalışmamak. İflas Etmek.Yemeği yakmak,İşten kovulmak gibi bünyevi(burayı anlayamadım özür dilerim)meseleler olabiliyor. Ama bu meselelerin elbette bize kabir kapısına kadar arkadaşlık ettiğini ve bunların telafisi olduğunu elbette biliyoruz. Beki ya uhleviciyet(burayı da anlamadım çok özür dilerim) yaptığımız hatalar hani şu asla telafisi olmayan hatalar Mesela bugün,asla laf söylettirmedim Ben Canımdan Çok Seviyorum Dediğin RABBİNİ SENİ 5 DEFA Haydi kurtuluşa kul ol!Haydi Huzuruma gel diyip Müddessir Suresinde onlara sorarlar Sizi cehenneme sokan sebeb neydi diye. Onlar cevap verir”Bizler Namaz Kılanlardan Değildik”diye uyardığı halde Rabbinin Huzuruna Gittin mi? Yoksa İşin,Sevdiğin Arkadaşların,Saatlerce Başından Kalkmadığın Bilgisayar Oyunları Sevdiğin Rabbin’den Daha mı Önemli ?Daha mı Yanına gidilesi birşey? Şuanda sana helal olmayan sevgilinle gezerken el ele tutuşup gözlerinin içine baka baka seni sonsuza kadar seveceğim yalanının ta kendisi olduğunu Sadakat:Henüz tanışmadığın eşini düşünerek hareket etmektir sözünü bildiğin halde ilerideki eşine ihanet ettiğini, Rabbinin ziynaya yaklaşmayın ayetiyle sana haram sevdayı yasakladığını ne çabuk unuttun. Buz gibi suyla yıkanırken kabir kapısından içeri girdikten sonra “Anne,Baba,Dostlarım Neredesiniz ?” “Yardım Edeniniz Yok mu ?” diye sesin kısılana kadar feryat ettikten sonra. Kimseden cevap gelmediğini görünce keşke dünyadayken herkes benim gibi yapıyor herkes dünyaya dalmış sözünü söylemeseydim. ÇÜNKÜ HERKES BANA KABİR KAPISINA KADAR ARKADAŞLIK ETTİ. Keşke Rabbimin ayaklarımın altına cennetini başıma ise ayetini koyduğunu. Ya beni sevdiğini ve çok değer verdiğini unutup tesettürsüz olamasaydım. Keşke beni defalarca uyardığı halde haram sevdaya bulaşmayıp helalimi bekleseydim. “Rabbim beni bir daha dünyaya gönder” diyeceğimi ne çabuk unuttun. Unutma Kardeşim Bir Daha Dünyaya Gönderilme Fırsatımız Olmayacak. O Yüzden Keşke Dememek İçin Unutma. Hayatına Yeni Bir Sayfa Aç