SELÂMUN ALEYKÜM GENÇLER!

Bu ümmetin, genç yüreklerine, genç delikanlılarına, Allah’ın mübarek ismi selamı anarak söze başlıyorum. Ey gençler! Size selamünaleyküm diyorum, ama, yolda karşılaştığımız birine mecburen selamünaleyküm diyerek söze başladığımız gibi değil! Selam, Allah’ın adıdır. O sizin üzerinizde olsun demek için esselamu aleyküm diyorum. Allah’ın himayesinde olun diye diyorum. Allah sizi fitneden, fesattan, afetten, hastalıktan, muhafaza etsin diye diyorum. Çünkü bir insanın üstünde Allah’ın selamı varsa o güvendedir. İnsan Allah’ın selamı ile beraberse, ona melekler Allah’ın selamını getirdiyseler, onu ateş yakmaz. Onu su boğmaz. Onu hastalık çökertmez. Onun için, ey Allah diyen gençler! Ey sabah namazı kılan gençler! Ey Kuran’ı Allah’ın kitabı diye okuyan gençler! Allah’ın selamı üzerinize olsun diyorum. Çünkü siz, Allah’ın selamı ile hayat sürdüğünüz sürece, Allah’ın selamını himayeniz, girdiğiniz korunma çadırınız, gibi gördüğünüz sürece, sizi, üniversite imtihanı bitiremez. Siz, puan kaybetmek derdinde olmazsınız. Siz, acaba birisi beni sever mi, sevmez mi, endişesi ile uykusuz kalmazsınız. Allah size yeter. Allah, sizi korur. Allah, size cennetini söz verdiği gibi, dünyayı da söz verir. Biz, kağıt parçalarına, babasının emekliliğine, ve vaatçilerin vaatlerine güvenenden çok, Allah’ın selamına güvenen Allah’ın rahmetine sığınan gençleri, bizim de yaşlılar olarak rahmet sebebimiz görüyoruz. Yarın, onlar insanlığı ve Müslümanlığı, biiznillah koruyacakları için, belki bugün bizim nefes alma, bugün bizim insan olarak, Müslüman olarak, bu topraklarda yaşadık deme hakkımız olacak. İnşallah-u Teâlâ

SABAH NAMAZINA KALKAMAYANLARA ALLAH MESCİDİ AKSAYI MI TESLİM EDER?

Onun için aziz kardeşlerim, Kudüs’ü konuşmak da bir vebaldir. Abdestsiz Kur’an tutulmayacağı gibi, ciddiyetsiz Kudüs de konuşulmaz. Kudüs, ne zaman evlerimizi fethederse Allah’ın izniyle, yani o anlayış yüreklerimizi doldurursa, ekonomimize yön verirse, o zaman biz, Kudüs için hizmet etmeye aday duruma geldik demektir. O zaman, o zaman, insanları toplayacak İHH’ya bile gerek yok, yüreklerimiz vakıftır Allah’a zaten o gün. İHH’ya da gerek yok. İHH, temelini attığı için ecrini alsın gitsin o gün, Tekirdağ’a bile yeter bu ümmet o zaman. Allah’ın izniyle. Kardeşlerim, Kudüs’ü konuşmak ciddiyet istiyor, sadakat istiyor. Sağımızda solumuzda melekler, geçen sene konuştuklarımızı biliyorlar. 10 sene önce konuştuklarımızı biliyorlar. Seçim meydanlarında konuşulanları da biliyorlar. Törenlerde yapılan edebiyatları da biliyorlar. Ve her konuşulan sözün, şimdiki sözün de, geçen senekinin de, hesabını soracaklar bir gün. Yalan haram! Kudüs üzerinden yalan haram değil mi? Kudüs’ü fethetmek için form doldurmak, sabah namazına kalkmaktır. Yataklarını feth edemeyenlere, Allah Mescid’i Aksa’yı mı teslim eder? İlk fetih yataklardır. Ezanla beraber, sıcacık da olsa terk edilen yataklar. Yalan konuşmaktansa, haram işle meşgul olmaktansa, göze haram değdirmektense, karanlıklarda kalmayı tercih eden yürekli Müslüman, imanına sadık Müslüman, Kudüs’ün fethettiği Müslümandır. Allah’ın rahmet eli, yardım eli, o Müslümanın üzerindedir. O gencin üzerindedir. Diplomaların fethettiği çocuklar, Kudüs için çalışamazlar. Bir sevda uğruna, 40 yalan konuşanlar, 41. yalan olarak Kudüs’ü konuşmasınlar. Bari Kudüs bulaşmasın bu işe. Kardeşlerim, Allah’a duamız Kudüs’ün fethedilmesini bize göstersin diye olmalı ama, Ey Rabbim! Kudüs bizi fethetsin de, biz de onu fethetmeye hazır olalım! diye de dua edelim. Allah’a emanet olun. Selamunaleyküm.

KADIN KADINA DA OLSA FOTOĞRAF ÇEKEMEZSİN!

Nedir vara’ Sıkıntılı ortamdan uzak durmak demek. Bunun vara’ ın en güzel örneklerinden biri, çok güzel, arkadaşlar, misafirler oturuyoruz muhabbet, arkadaşlar saat 11 oldu, ben sabah namazına kalkacağım, şimdi 12’ye kadar oturursam sabah namazım sıkıntıya girer siz oturun isterseniz, hadi selamünaleyküm. Vara’ bu işte. Evet o saatte oturmak haram değil. Ama sabah namazının riske girmesini düşünerek, akşam keyfinden feragat etmek vara’. İşte tâbiîn dediğimiz nesil bu nesildir. Vara’ sahibiydiler diyoruz. Biz takva sahibi olursak Allahuekber! Uçtuk demektir. Yani ne demek takva? Görünen harama elini sürmüyorsun. Ona şükrediyoruz biz. Vara’ nedir? Bırakın sürmeyi, o semte yanaşmıyor. Uzaktan tedbir alıyor. Yani çevresini güvence altına alıyor, namazı güvence altına alıyor. Bunun için işte kadın kadına da olsa oturduğu ortamda, kendisini salmıyor. Bunun abisi var, gider abisine anlatır beni diyor. Kadın kadına da olsa, fotoğraf çekemezsin burada diyor. E ben arkadaşız.. Sen arkadaşsın ama abin benim arkadaşım değil. Baban benim arkadaşım değil. Senin cep telefonundaki bir fotoğrafın hiçbir yerde bir garantisi yok. Vara’ bu işte.

Hocalar, sigaranın haram olduğunu bildiği halde neden gizliyorlar?

Bir hocaefendi dedi ki benim elini öpmem gereken düzeyde bir hoca efendi, dedi ki Nurettin bizim talebeler dedi, senin internette sigaraya haram dediğini bana gösterdiler dedi. Estağfurullah dedim. Ben fıkıh konseyinin böyle bir kararı var, onu iletiyorum dedim, ben bir şeye haramdır, helaldir diyecek konumda değilim dedim. Ya aslında doğru söylüyorsun da dedi, biliyorsun bizim dedi doğuda dedi hocalar dedi hep sigara içerler, bizim dedi bunu söylememiz çok zor dedi. Yani aslında o da haram olduğunu düşünüyormuş da, onun meşrebindeki hocalar, içiyorlarmış, dolayısıyla şimdi bu öyle söylerse onlara aykırı davranmak olurmuş. Halbuki Ebu Hanife Rahmetüllahi aleyh doğru bildiği şeyleri söyleme pahasına, kırbaç yedi. Bizim ümmetimizin farkı Ebu Hanife gibi alimler yetiştirme farkıdır. Biz Peygamber Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’e varis yetişsin isteriz. Aradaki fark çok önemli.

HERKES EVİNDEKİ ŞEYTAN EŞYALARINI CAMDAN ATSIN!

Bir başka mesele kardeşlerim özellikle, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimizin Müslim’de rivayet edilen bir hadis-i şerifi var. Evine senin için bir döşek al, hanımın için bir döşek al, misafirin için bir döşek al. Üç şey sayıyor bakın dikkat edin. Bu bir mecazi ifade, döşek mobilya demek yani. Senin bir döşeğin olsun, sana yetecek kadar mobilya olsun, Hanımın için gerekli mobilyalar var, onun için olsun, misafir için olsun, dördüncüsünü şeytana alırsın dikkat et buyuruyor. Ev güvenliklerimizden birisi de mobilya fazlalığı olmayacak. Çünkü fazla mobilya, tapınmayı beraberinde getiriyor. Güvenlik sorunu bu. İlgi alanımızı artırıyor. İbadete ayıracağımız vakti daraltıyor. Çocuklarımıza ilgimizi kısıyor. Ben yani ben ve çocuklarım için ihtiyaçlar, hanım için, yani kadınsı bir ihtiyaç da var evde demek ki. Ne erkek, ne de çocukların lazım olmadı ama kadına ihtiyaç var. Çamaşır makinesi kadının ihtiyacı, mutfak malzemeleri kadının ihtiyacı, onu da al, misafir gelecek bir uzanacağı çekyat da onun için olsun, şeytana bir şey alma buyuruyor. Ben bugünden itibaren herkes evindeki şeytan eşyalarını camdan atsın demiyorum, ev bomboş olur sonra. Onun için, diyorum ki bari bundan sonra şeytana ihtiyaç olacak şeyleri almayalım evlerimize. Sallahu ve selleme ala seyyidina Muhammed ve ala elihi ve sahbihi ecmain. Velhamdülillahi Rabbi’l-âlemin.

HAYATINIZDA DÜŞÜNMEK İSTEMEDİĞİNİZ BİR OLAY VAR MI? (15/16)

Kesinlikle, Kur’an ve dayak kelimelerinin, bir arada karalama kağıdına bile yazılmasının bir cinayet olacağını düşünüyorum. Eğer bugün hafız sayısı bir milyon değilse, dayak ve Kur’an kelimesi aynı ortamda bulunabildiği içindir diye düşünüyorum. Yani, imkanım olsa, kudretim olsa, Kur’an’la temas eden çocuğa abdestsiz bile tutulmaması gerekir derdim. Nerde kaldı ki sopa, nerde kaldı ki hakaret, bu bedeli, Kur’an ödüyor sonra. Ondan dolayı. – Bir örnek var mı hatırladığınız? Bir mi? Siz sayı bilmiyorsunuz. Sayı bilmiyorsun 🙂 Her hafızın, 90’lı yıllara kadar yetişen her hafızın yüzlerce böyle hatırası vardır, en azından gözü önünde cereyan etmiş olaylar olarak. Bunlar ilk sahabi neslinin bilmediği şeyler. Sonrak nesiller de bilmedi, İşte bahsettiğimiz olağanüstü şartlardan kaynaklandı bunlar. Diye düşünüyorum.