Vesveseden kurtulmanın yolları!

Nedir, o sebeplerden bir tanesi? Sol elle yemek. Yemek yiyoruz hepimiz. Müslüman yemeği nasıl yer? Sağ elle yer. Sol elle asla yemez. Çünkü; Efendimiz Aleyhisselamın şu hadisini bilir: Allah Resulü Aleyhisselam şöyle buyurdu: “Sol elle yemek yiyen, şeytanı yedirmiştir.” Hizmetimin başında; onu yedirmemiz gerektiğini, onu şişmanlatmamız gerektiğini konuştuk. Dolayısıyla, sol elle yemeyeceksin! Ve şeytanı kuvvetlendirmeyeceksin! Sen sağ elle yiyeceksin! Sultanım Aleyhisselama dedi ki bir tanesi: “Sol elle yiyorum, ey Allah’ın Resulü! Peygamberimiz dedi ki: “Yapma bunu. Sen sağ elle ye!” “Yapamıyorum ey Allah’ın Resulü!” dedi. “O zaman yiyemez ol” dedi. “Yiyemez ol!” Peygamberimiz Aleyhisselam böyle dediği için; adam bir daha sağ elini kullanamadı. Hep sol elle iş yaptı! Sağ eli kurudu. Müslüman kendisini zorlayacak! Çocukluktan itibaren, bebeklikten itibaren, yanındaki çocuklara diyecek ki: Sağ elini kullan! Sağ elle yemeye çalış! Hocam çocuk bu ne anlar? Hayır! O çocuk sol elle yediği zaman; alacaksın çikolatayı, öbür eline vereceksin! Sonra o tekrar sol eline verdiği zaman; alacaksın bir daha vereceksin! Bu cız diyeceksin! Anam şöyle yapardı: İğne alırdı. Bak! Bizim Arnavutların kadınları da bir acayiptir ha! Sol elle bir şey yiyeceğim zaman ben hatırlıyorum; iğne alırdı böyle elime “şıp” vururdu! Bu cız, bu kötü bu! Halbuki; bu sol el, yardımcı bir eldir bu! Bu elle yediğimiz anda; elime iğne vuruyor ki, anlıyorum ki bu acı veriyor! Bununla yemeyin! Sağ elle yemeye biz böyle alıştık. Besmelesiz yemek… Yemeğimizi besmelesiz yersek yine şeytana gider! Sonra kuvvetlenir. Bize tahakkum etmeye başlar! Vesveselerin çoğunlukla gelmesinin sebeplerinden bir tanesi de besmelesiz yemektir! Doyduktan sonra hamd etmemek! Bak! Bu çok yaptığımız bir şey! Doyuyorsun, doyuyorsun ondan sonra; “Allah’ım sana hamd olsun” demiyorsun! Niye? “Ben çalıştım, ben kazandım!” “Ben uğraştım, bütün hafta çalıştım, haftalığımı aldım. Eve nimet getirdim. Bu benim hocam! Ben yaptım bunu!” Sen yapmadın kardeşim! İspat edeyim: Salata yap! Kuyumcusun bak! Usta bir kuyumcusun! Kuyum işi, ince bir iştir. Herkes yapamaz! Bir tane salata yap da göreyim! Toprağın olmayacak, tohumun olmayacak! Salata yapacaksın! Var mı burada yapabilen salata? Yapamaz! Bak, ben hoca adamım, ben yapamıyorum. Salata yapamazsın, portakal yapamazsın! Bunları ancak Allah Teala yapar! Toprağı ve tohumu vesile eder ve bunları Dünya’ya getirir! Sen de çalışmanın neticesinde aldığın parayla; bunları satın alırsın! Bu nimeti senin önüne kim getirmiş oldu? Allah yarattı, Allah getirdi! Sen sadece sebepleri yerine getirdin! Şu halde, Allah’ına hamd etmeyecek misin? Bu nimetleri senin önüne getirdiği için… Hamd etmeyecek misin? Şuan Dünya’da nice zengin adam var; patates yiyor! Patates! İskender yiyemiyor, şiş kebap yiyemiyor! Patates yiyor! Allah midesine bir hastalık vermiş; binlerce nimet var, yiyemiyor! Ne oldu bu adama? Allah sınav ediyor, imtihan ediyor! Güzel nimetleri yeme özelliğini ondan almış! Ama biz her şeyi yiyebiliyoruz. O zaman hamd edeceksin! Rahmetli babacığım derdi ki: Her doyduğumuzda şöyle derdi: “Allahım biz doyduk. Sen doymayanları da doyur!” Amin! Bu çok güzel bir duadır. Biz doyduk elhamdülillah! Sağlığımız yerinde, yedik doyduk! O doymayanlar var bu Dünyada. Biz bunu biliyoruz! Bak şu anda Suriye’de fetva vermişler: “Kedi köpek yenilebilir.” Suriye’nin Ehl-i sünnet alimleri fetva vermişler. Normal şartlarda bu caiz midir? Caiz değildir! Ama aç insanlar! Aç! Hiçbir şey bulamamışlar. Halk gidiyor, alimlere diyor ki: -Ya hocam! Hiçir şey yok! Sokakta bulduğumuz kedileri, köpekleri kessek yiyebilir miyiz? Yiyebiliriz! Domuz olsa yenir mi? Köpekle kedi varsa yenmez! Köpekle, kediler biterse bir domuz kalsa; şimdi bilmiyorum Suriye’de var mı? Fetvadan söylüyorum. Domuz olsa; millet de açlıktan ölme durumu olsa, yiyebilir mi? Ölmeyecek kadar yiyebilir! Fıkıhtaki hüküm budur. Ama insanlar ne hale gelmiş görün! Kedi köpek yemeye fetva vermişler! Bizim sofrada 5 çeşit var. Allah bize izan versin! Amin. Yine, başka bir vesvesenin artması meselesi; ayakta bevletmek! Yine müslümanlar; hacısı, hocası bak! Hacısı, hocası ayakta bevlediyor! Şahit oluyorum, esnafların içindeyiz. Hacı adam 4 defa Hacca gitmiş. Ayakta bevlediyor! Dükkanına gidiyorum çay içmeye, laf arasında diyorum ki: -Hacı abi, ayakta bevletmek çok kötü bir şey! Hiç onunla alaka yok ama! Ona söylemiyorum. Efendimiz Aleyhisselam bir hadis buyurdu. Halbuki konuyla alakası yok! “Kabir azabının en şiddetlisi; ayakta bevledenlere gelir Hacı abi! Ben bunu işittim. Ve bıraktım Hacı abi! -Ya tabi tabi! Ben de hiç yapmam hocam!” diyor. “Ben de asla yapmam!” diyor. Bir de yalan söylüyorsun ya! Ayıpları yüzüne vurmakta İslam’da uygun olmadığı için ben ortaya konuşuyorum. Bari bir üstüne alın! “Evet, hocam, yapmamak lazım.” de biz de anlayalım kardeşim. “Ben hayatta yapmam hocam” diyor. “Ayakta bevletmek” demek; idrarın üstümüze sıçraması demek. İdrarın üstümüze sıçraması demek; abdestimizin geçersiz olması demek! Namaz kıldığını söylüyorsun, abdest geçersiz! Necis elbiseyle kılıyorsun! Bu olmaz! Sonra şeytanlar boyuna yanında gezip duruyor. Uyuşturucu satıcıları gibi! Devamlı yanındalar. Vesveseyi sen arttırdın, sen yaptın bunu! Yine bir madde: Abdestsiz gezmek… Biz tasavvuf yolunun yolcuları ne yaparlar? Tıpkı Efendimiz Aleyhisselam ve sahabeleri gibi… Gün içinde bulunabildiğimiz kadar abdestli bulunuyoruz. Yapabildiğimiz kadar bunu yaparız. -Hocam ben yapamam! – Kardeşim, ben yapıyorum! Burada çoğunluk yapıyor. Biz de insanız. Senin gibi benim de elim var, ayağım var. Bende yiyorum, ben de uyuyorum! Ben yapabiliyorsam, sen de yaparsın! Tek bir şartı var: Kendini alıştırmaya çalışacaksın! Yapabildiğin kadar! Yarın 2 saat dur. Öbür gün 4 saat dur. Olsun git bir daha al! Ne kadar abdestli durursan, o kadar zırhlı durmuşsun demektir. Abdest, zırh demektir. Bu zırhla yaşarsan, abdestli olarak ölürsen şehit gittin! Şehadet getiremesen bile, abdest hürmetine şehit sayılıyorsun. Böyle bir nimet var mı? Bu nimeti nasıl kaçırırsın? Şu halde, şeytana karşı bir zırh istiyorsan; abdestli gez! Küfür etmek! Müslümanlar, dervişler! Ağzını bozan müslümanlara dikkat edin! Bunların vesvesesi çoktur! Vesvesesi devamlı artar! Neden? Çünkü; devamlı ağzını bozuyor, devamlı şeytanın istediğini yapıyor. Şeytan diyor ki: “Şöyle küfret!” “Tamam!” diyor. Basıyor. Şeytan diyor ki: “Böyle küfret!” Bu, “tamam!” diyor. Basıyor. Şeytana devamlı kuvvet geliyor. “Bravo be! Senin gibi bir evladım, çok mutluyum senden. Çok memnunum senden!” “Senin gibi bir evladım var, bir dostum var!” Şeytanı sevindirmeyin kardeşim! Sevindirmeyin! Allah Resulü Aleyhisselam şöyle buyurdu: “Küfreden kul, Cennetin kokusunu alamaz.” Bırak girmeyi, Cennetin kokusunu alamaz! Ne yapan kul? Küfreden kul! Son madde: Harama bakmak! Gözleri sakındırmak! Şu andaki müslümanların çoğunluğu; büyük günahlardan kendisini savunuyor, elhamdüllilah! Ama bu harama bakmak var ya! Küçük görünüyor. Fakat; bu harama bakmak; bizi şehvetlendiriyor! Bizi tahrik ediyor ve nefsimizi kuvvetlendiriyor. Şeytanımızı da kuvvetlendiriyor! Vesvese artıyor! Sonra bir bakıyorsun; zinaya gitmişsin! Sonra bir bakıyorsun; flörte çıkmışsın! Nereden geldi bu? Harama bakmak; her şey buradan başlar! Bu gözüne sahip ol! Harama gitmezsin! Efendimiz Aleyhisselamın hadisiyle kapatalım: “İblisin, köpek burnu gibi burnu vardır. Ve onu Ademoğlunun kalbine koymuştur. Ona şehvet ve lezzetleri hatırlatır” Kim hatırlatıyor bize? Lezzetleri, şehvetleri? Cumartesi şehvet ve lezzet günüdür. Bu cumartesiyi özellikle, alem günü olarak telakki etmişler. Hafta sonu haftalığı alıyorlar, cumartesi akşamı. Pazar günü nasılsa tatil dinlenme günü. Geceleyin, sabaha kadar alemlere akıyorlar! Kim hatırlatıyor bunlara bunu? Şeytan, köpek gibi burnunu onların kalbine koyar; şehvetleri ve lezzetleri hatırlatır. Ve Allah hakkında şüpheye düşürecek vesvese verir. “Yerleri kim yarattı? Allah. Gökleri kim yarattı? Allah. Allah’ı kim yarattı?” Hâşâ ve kellâ! Bu şeytandandır! Onun hakkında şüpheye düşürecek vesveseyi veriyor. Kul: “Eûzü billahis-semî’il alîmi mineşşeytânirracîm” “Sığınırım, her şeyi işiten Rabbime. Kovulmuş olan şeytanın şerrinden.” derse… Ve Eûzü billâhi en yahdurûn. Sığınırım Rabbime, hazır bulunanların şerrinden” derse… İnnallahe hüvessemî’ul alim. Muhakkak ki o Allah; her şeyi işitir ve bilir.” derse… Hortumunu kalbinden çeker! Bu kısacık duaları, öğrenebilirsek, anlayabilirsek , gün içinde bunu bir kaç defa söylersek; bu köpek burnu gibi burnu olan şeytan burnunu buradan çeker! Vesvesesi zayıflar! Zayıfladığı zaman; biz kuvvetleniriz Allah’ın izniyle! Allah Teala, bu şiddetli düşmana karşı, bu “aduvvun mubîn”e karşı, bu bize karşı apaçık düşman şeytana karşı biz kullarını galip etsin! Aldananlardan etmesin, imanını kaybedenlerden etmesin! Amin Ya Muin!