Hangi tarikatı – cemaati tercih edelim? / Bir fetva

Bismillâh elhamdülillah. Vessalatu vesselamu alâ Resûlillah. Bir tarikata, bir cemaate, bir vakfa, girmek istiyorum. Temel özellikleri ne olmalı? Bir, o girdiğin yer rabbani olmalı. Ne demek? Rabbi Allah’ı esas alıyor. Şeriatı ile, sistemi ile, cemaati ile, kardeşi ile Allah’tan yana, ithal fikirlerle bağlantısı yok. İki, kapsamlı düşünceler olmalı orada. İslamiyet’in bir köşesi alıp bırakmıyor, hayatın tamamını, ibadet, zikir, cihat, ekonomi, teknoloji, ziraat, her şey var. Üç, dengeliler. Ailesini ihmal edip, cihad ediyorum diye vakıfta durmuyor. Veya tersini yapmıyor. İbadeti, camisi, herşeyi denge ile oluyor. Dördüncüsü, realiter bir kuruluş olmalı. Hayal dünyasında olmamalı, uzayda yaşıyor olmamalı, yerin altında yaşıyor olmamalı. Dünyada hangi asırda, hangi fitnelerle, hangi internet çağında yaşadığını biliyor olmalı. Ve beşincisi, sebat eden bir kuruluş olmalı. Ne demek? Siyasi saldırı olur, ekonomik kriz olur, aileler arası problem olur, dün bir şey düşünüyorlardı, bugün değiştirmişler böyle kaypak bir zeminde, kaypak düşüncelerle, yol almayan, sebatlı. 10 sene önceki bu kapsamlı dengeli fikirleri, şimdi de devam ediyor gibi olmalı. Velhamdülillahi Rabbi’l-âlemin.

Hangi hocayı – cemaati tercih edelim? / Bir fetva

Bismillâh elhamdülillah. Vessalatu vesselamu alâ Resûlillah. Küçük bir grup olduklarını söyleyen genç kardeşlerimiz, şöyle bir soru yöneltiyor, diyorlar ki: Herkes, her grup, İslam için çalıştığını ve hak olduğunu, ehli sünnet olduğunu söylüyor. Biz kime, bu haktır, tamam bu ehli sünnettir, diye yönelelim? Yada belli kurallar var mıdır? Bunu tanımak için diyorlar. Cevap olarak diyoruz ki: Elbette vardır. Hangi grubu ele alacaksanız bakın, İslamiyet’i elif harfinden ye harfine kadar, yani a’dan z’ye kadar. Baştan sona mı alıyor, İslam’ın içinden bir bölüm seçip mi alıyor? çalışma alanında. İslamı Peygamber Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’e inen bütünlüğü ile kabul ediyor mu bir. İki, sözlerinde, tavırlarında, planlamalarında, Kur’an ve sünnet öncelikli mi? Yani Kur’an ve sünneti konuşuyor, Kur’an’da ayet, hadiste, örnek varsa onun dışına taşımıyor böyle mi? Üç, Mü’minlerin bütününü, günahlarına rağmen, farklılıklarına rağmen, kardeş görüyor ve kardeş uygulaması yapıyor mu? yoksa kendi eksenindekileri mi sadece kardeşi olarak görüyor? Dört, mal bağlantısı, ve o din grubu olma arasında bir gelgit var mı? Yani bu dini grup dediğin grubun malla bir ilişkisi var mı, kazanıyorlar mı? Din bunların kazancına ilave bir şey getiriyor mu? Ve beş, siyasi bir beklenti içindeler mi? Siyasilerin dümenine giriyorlar mı? Altı, 24 saat, din için çalışıyorlar mı? Yoksa haftada bir din mi konuşuyorlar? Bu ölçüleri ele aldığında, Ashab-ı Kiram’ı taklit etmek, onların peşinden gitmek isteyenleri yakalayabilirsin. Velhamdülillahi Rabbi’l-âlemin.

Müslümanın Sağ ve Sol Hassasiyeti Nasıl Olmalı? / Bir fetva

Bismillâh elhamdülillah vessalatu vesselamu alâ Resûlillah. Sünnet üzere yaşanan bir Müslümanlıkta, sağ elin ve sol elin kullanım alanlarına getirilmiş belli ölçüler var. Sağla yapmak, solla yapmak diye ifade var. Bu bir sünnettir. Bunları, bir özür yoksa, mesela mazallah sağ elinde bir sorun varsa, bu kural geçerli değil. Sol elinde bir özür varsa, engel varsa, yara varsa, kullanım sorunu varsa bu hariç, bunun dışında iyi bir Müslüman, bu kurala uymalı. Nedir bu kural? Abdeste, çift organlar yıkanırken, kol çift, ayaklar çift önce sağ yıkanır, sonra sol yıkanır. Ağıza ve buruna su verirken, sağ elle verilir, sol elle sümkürülür. İmamın arkasında, namaza durulduğunda bir kişi ise cemaat, imamın sağ tarafında durur. Mescide, yani camiye ve eve girerken sağ ayak önce sokulur, çıkarken de sol ayakla çıkılır. Tuvalete ve banyoya girerken, sol ayakla girilir, sağ ayakla çıkılır. Elbise giyerken önce sağ kol pantolonla sağ ayak, çıkarırken önce sol ayak çıkarılır. Tırnak keserken en sağdaki parmaktan başlanır en sola doğru gidilir. Sol elinde en büyük parmağı kalın parmağı kesilir, en son küçük serçe parmağında kesilir. İkram yapılırken, oturanlara, ikram eden kişinin en sağında kim varsa, ona ikram kapıdan girince sağda kim duruyorsa, su ikram ediliyorsa mesela o şekilde ikram yapılır. Yeme ve içmeler, sağ el ile olur. Sol el ile ağıza yemek götürülmez. Müslümanla musafa ederken, tokalaşma diyoruz biz şimdi, sağ eller uzatılır. Takviye için, sol el uzatılabilir. Bunlar, Medine’de Müslümanlık ve insanlık medeniyeti Kur’an, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in, sünnetidir. Müslümanca yaşamanın nezaket kurallarıdır. Velhamdülillahi Rabbi’l-âlemin.

Niye Sevmiyorsun Ki Beni – Kadirşinas

İngilizce

what is the important one for you the Quran or your ideas or are you using Quran for improve to your ideas if you are making this that way is very dark way dude if the Quran is the important one we cannot choose the verses like “this verse is very important but the others isn’t like this”hasha we cant think like this especially when we are talking about the other muslims sentences of what we use are very efficient on our life and we can suppose like “ooh if this guy saying this it needs to be truth” or “ahh i saw this guy on the social media all these guys are harmful” or”look it that after three years they will show us their harmful face” we can use on a deformation we need to leave from the stories and we need to trust Quran so we need to say”my ideas are unimportant against Quran’s main diciplines” Allah say’s in the Quran If a wicked person comes to you with any news, ascertain the truth lest ye harm people unwittingly, and afterwards become full of repentance for what ye have done. infact all the chapters in the Quran are guides to us so we need to be more respective to Quran and we needn’t to search Quran to be harmful on muslims we need to look all the chapters as united and we need to open our hearts all of the verses unfortunately we’ve got another problem ofcourse it’s not on all the muslim groups maybe its making from 3-5 persons that type of person’s tell all the time who enter to islamic way new”the only right way is ours this type of groups got habits they always tell from the other group like”ohh they’re harmful they’re wrong” but they doesn’t tell about their pretty sides if u look their good sides may u cant find a their good sides but they need to improve themselves somehow they need to say “we are here” so they’re prefer to tell about themselves as good they’re making this with deformation about the other islamic group if a person using Quran for making himself good and if he uses Qor’an for deformation about the other people u must stop at there dude Allah says in the Quran”And hold fast, all together, by the Rope which Allah (stretches out for you), and be not divided among yourselves; and remember with gratitude Allah’s favor on you; for ye were enemies and He joined your hearts in love, so that by His Grace, ye became brethren; and ye were on the brink of the pit of Fire, and He saved you from it. Thus doth Allah make His Signs clear to you that ye may be guided” if we really be faithful we convert to be unity so why we’re splitting because we’re dont understand the Quran there’re a lot of islamic group and if its inside borders of ehl-i sünnet(hz.Mohammed’s way)it means we’ve got a lot of good kind of think how the military is united but it splits on ground,air and marine forces this is reason of another ways of islam well its like if a group tells to young guys it doesnt works on old people how a group works in first city and it doesn’t works on at the second city’s citizienship well infact all of this another islamic gruops has got another good taste’s if they’re in the ehl-i sunnah especially teenagers can be effected of this movements and when he tried second after first may he can think wrongful about the first one from the wrong management and he ask by himself “first one has got mistakes but the second is correct” but when he passed to the third one then he’ll be think all of this for the both of two if he pass to the 4’th movement of islam he will thinks all of three so we need to understand it struggle of islam won’t continue from one way and islam won’t be the only groups struggle we’re saying only one ways time century of happiness only at that time we had one source and he was Mohammed(pbuh) well that time we had a one way well how they’re a big persons for islam even if we tell the Abubekir the loyal if we talk about Omar the fair if we talk about the Ali the wise nobody can be prophet Mohammed(pbuh) cause the one way time was his time at his time islam was just one thing and all people got one nationality if people live a disagreement in themselves they always went to him all the problems solved from him and this was very possible but now we’ve got as muslims there are very different islamic groups and all these are in borders of ehl-i sunnah and if these groups live a disagreement nobody can solve problems like Mohammed(pbuh) yes we’ve got same Qor’an and sunnah but we’ve got another ideas on commentary of the Quran but do you know there’s a big wisdom on this commentaries and this unbeleivable wisdom as well as this wisdom is a kind of exam Allah says in the Quran “He it is Who has sent down to this the Book: In it are verses basic or fundamental (of established, clear meaning); they are the foundation of the Book: others are not entirely clear. But those in whose hearts is perversity follow the part there of that is not clear, seeking discord, and searching for hidden meanings in it, but no one knows its interpretation except Allah And those who are firmly grounded in knowledge say: “We believe in the Book; the whole of it is from our Lord:” and none will grasp the Message except men of understanding.” unfortunately some people still look to this subject like fanaticism of football unfortunately they says”the only right movement is mine and the others is wrong,they’ll go to the hell and you need to stay away from them” when you’ll be a ripe person you’ll be understand islamic struggles won’t be goods of only one group about this splitting and about brotherhood we’ve got excellent two verse one of them is “they became divided only after Knowledge reached them it came from just between in their enmity and their ambition” it means just a thin can be split peoples after knowledge its just ambition well knowledge can be innocent till they are racing against themselves but after that jealously the main subject is goes to very different point the real knowledge need to be like in this verse “Say: “Whether ye believe in it or not, it is true that those who were given knowledge beforehand, when it is recited to them, fall down on their faces in humble prostration” it means the real knowledge is makes people modest it doesn’t turns to an argue if you havent got the real knowledge knowledge doesn’t like usable from you it doens’t make you cry and it doesn’t make you sadder for another peoples faithless if you havent got the real knowledge you are just a chatty you’re not another thing it means you know a lot of islamic great persons a lot of commentary of Quran but it doesn’t changes you’re cruel this is indepent thing from academic information heart shakes and you cannot stop yourself and you find yourself at prostrarion well guys we’re talking on this subject a lot of times for example some people be effected on when a person read Qor’an from his mind or risale-i nur or another commentaries of Qor’an like İbn-i kesir’s commentary or hadith’s that group of people thinks like”ooh look at this guy he’s got knowledge” or “ohh this guy has got verses on his memorization and whatever he say it needs to be truth” but they’re making mistake when they’re think like that but as we know there’re a lot of faithless people can read Qor’an perfectly well its not our main criteria well if a person can talk wery well its about his abilities is it true if a person saying verses from his memorization its about his mind well this abilities doesn’t makes people the wise one it means some people doesn’t talk like wise but they’ll enter to heaven but some chatty’s always talk’s like wise but they’ll go to hell like faithless because they aren’t act with their islamic knowledge well it’s possible do you understand like “look it that guy he’s translating Arabic verse to Turkish” these are very well abilities but if that guy is faithful or if that guy smothering with his lore that knowledge is very harmful for muslims i repeat today as we know lot of faithless people can read Qor’an very well they can prey as well as you and me we should think from this side we’re making mistakes century after century from we aren’t think like this Bediüzzaman Said Nursi Says at the commentaries of Quran “you can say the best way is my way,but you cannot say the only right way is my way well it means for example Mr.ulusoy who is the best mom in the world?” Mrs.Hatice(Mohammed’s(pbuh)wife) ahh you’re using joker dude 😀 you need to say from other moms who is the best mom for you Suna Ulusoy she’s your mom well is she the only good mom in the world? nope Yunus has got another good mom 😀 well we cant like that hah? for example if you ask me i have got the best mom in the world but it doesn’t means the other are bad well we need to look islamic ways like that if you ask me the best way is Hayalhanem’s way to me but the only no i can’t talk like that well people could love his job and his islmaic way so he can stand at there may he can give his life to there so then we can say the best way is my way but you can’t say the only good way is my way and even if you love there it doesn’t means the other ways are bad you must to understand this bro so at this point we need to follow the truth wo needn’t to be a fan of a group for example Yunus there’s a İslamic building at Mersin and another one at İstanbul or another where maybe it’s at Urfa it doesn’t matter for example there’s an agreement Mersin’s İslamic guys and Urfa’s but very big problem OK there’s very harmful guys u understand and think about it Urfa’s people will be a fan of Urfa’s guys and Mersin’s people for Mersin OK it means nobody didn’t understand anything about islam we’re not fans of football distances are unimportant for us or loving another guy tis is unimportant too we need to go to the truth but all the peoples statut’s are different why? because its about money for example Mersin is right OK there’s a lot of harmful thing maden in Urfa OK harmful for ummah but there’s guys line up with Urfa why do you know? because Urfas guy say to himself “i was talking with those guys or i was made my trade with those guys too”so he afraid for that and that guy left Allah’s consent for these but at the truth Allah’s consent is the most important thing you musnt left that for anything it’s like just beeing fenerbahçe’s or galatasaray’s fan well is it important for that guy memorization of Quran it won’t save him it means people must to go where is the thruth distance isn’t important for thruth if its important 100.000 companions doesn’t went another faithless lands it means the truth what’s the orders of Quran when a people got mistakes you must to say to your friend from 30 years “dude u have got mistakes to Quran” do you know Omar the fair was like that so people said for him “Beeing friend with Omar but when a person want a friend that person goes direct to him” because your friend must to talk direct about for your hereafter for example I describe myself a ex naugthy boy because i lived my life at clubs and i beleive if I’m working for Islam this came from from our brotherhood and I’m happy with that Alhamdulillah and i can’t explain all subjects of islam I’m not enough but i want to be help my brothers.I’m a men like that now you need to beleive me when ı see another Islamic groups at another subjects or islamic ways and I’m very proud with that well I be happy unbeleivable and I tell to myself Alhamdulillah there’re a group a that way we’re working on social media or another strange guys at university we’re working on these areas but when i see another islamic groups at another areas I be happy with that well if you collect all of the colours you can be product the rainbow do you understand well I’m looking all of these groups like organs of body for example think about it my foot is hurt and it’s bleedin but my hand laughing from there infact if foot bleed after that hand will hurt from bloodless we must to look like that OK we’re on the same ship well if a guy death at Kenya it won’t mekes me happy it’s foolishness we need to be sad we’re a body if there bleed it means all the body bleeds well I dont understand how muslim’s doesn’t think like that well I always tell this storie I was preying at mall’s mosque a guy came to my side and he said”ohh Mehmet bro I saw you at internet” and I said “come to our center maybe we can drink tea uh” but he said no because “I have contact with another Islamic group” look at that status it’s completely different thing can you beleive that we can’t drink tea as muslims if a atheist guy become a muslim we’re hugging with them but we can’t doing this as muslim how muslims can do that it’s not obeying rules of Quran Allah says in the Quran “The Believers are but a single Brotherhood” we’re nothing outside of brothers what are you doing with your main bro you need to make that with muslims you need to hug you need to love him need to prey for him or you need to drink his soup his tea… if you don’t do that devil are entering between us some of the harmful guys be removed from their group it means their cruelty return back to them well they makes a cruelty to muslim after that some of wises understands this status and removing them for this harmfulness after that when they’re stay alone they always lies classic you know it’s like “uh my story’s like Joseph(pbuh) i fallen to a pit” but it doesn’t means all of these liars are rightful for example in our village snakes live at the pits if you look to that just Joseph(pbuh)rise from pit but all the snakes live at there and also you’ll fall to the pit but you won’t be rightful how it can be i dont know

KUR’AN DA KABİR AZABI VAR MI ? – GERÇEĞİ DUYUNCA ŞOK OLACAKSINIZ

Yıllardır İslam’ı tahrip etmeye çalışan oryantalistlerin anladığı ve sürekli üstüne düştüğü bir konu var. ‘Bu millet İslam’ı anlatan din adamlarını dinler biz en iyisi milleti ve İslam’ı yozlaştırmaya tam da buradan başlayalım.’ Bu mantilite ile biraz insanların aklını karıştırmayı seven bir modernist bakış açısı türüyor ve bu modernist bakış açısının insanların aklını karıştırmayı çok sevdiği konulardan bir tanesi de Kur’an’da kabir azabı var mıdır konusu. Bu bakış açısına sahip kişiler malesef Kur’an’ı Sünnetten kopararak bu meseleyi anlatmaya çalıştığından dolayı gün ve gün bu ve bunun gibi meselerle ilgili deformasyon ciddi seviyede artıyor. Bakara Suresinde ayetle sabittir mesela. E madem ölü hayvanın etini yemek haramsa biz pazardan balık alırken diri diri mi alıyoruz? Yoo, ölmüş bir balık alıp yiyoruz. Bu ve bunun gibi bir doğruyu anlamak ancak ve ancak sünnet ile mümkündür. Çünkü her doğrunun Peygamber aleyhisselam’ın hayatında bir vahiyle kıyası mutlaka mevcuttur. İnsan hayatının en zor şartlarından bir tanesi yetimliktir. Cenab-ı Allah Efendimiz aleyhisselamı yetimlikle başlattı ve O’na en sonunda devlet reisliği vardı. Efendimiz as bu ikisi arasındaki bütün evrelerde mükemmel bir şekilde tatbik edilebilecek örnek bir hayat sergiledi. Allah azze ve celle Kur’an’ı koruduğu gibi Efendimiz’in hayat-ı seniyyelerini de koruyarak mükemmel bir örnek teşkil edecek bir misali bizlerin gözünün önüne sundu. Örneğin Nietzsche mükemmel insan diye bir model çizer. Ama bu muhayyer bir varlıktır. Yani böyle onun çizdiği betimlemenin ”Aa bu adam da o hayatı yaşıyor.” diye gösterebileceğiniz bir örnek mevcut değildir. Hayatta Nietzsche’nin çizdiği o adamın davranışlarının emsali yok. Ama Efendimiz’in yemeğe ne ile başladığının bile müşahhas misaller hep önümüzde mecvuttur. Hadislerde mâna Allah’tan, lafız Peygamber aleyhissam’dandır. Kur’an’da mâna da lafız da Allah azze ve celle’dendir. Siz bu ve buna benzer meseleleri ele alırken bu manaları birbirinden koparmaya, bu manaları küstürmeye tecezzi etmeye çalışırsanız eğer o manalar nâkıs kalır ve elinize yapışır hale gelir. Başa çekeyim konuyu. Kur’an’da kabir azabı var mıdır gibi bir soruyu Efendimiz’in hayatını Kur’an’dan kopararak anlamaya çalışmak divaneliktir. Mümtehine 13’te şöyle beyan eder: Konuştuğumuz ayette kabirdeki kafirlerin Allah’tan ümit kestiğini anlatıyor ve onların ümit kesme halinin nasıl olduğunu bahsediyor. Madem ümit gibi bir konu söz konusu, demek kabirde yaşayanların kendilerine mahsus bir hayat seviyeleri, bir hayat mertebeleri var ki ümit gibi bir kavramdan bahsedilebiliyor. Hadi kabir azabını ve kabrin belki varlığını ordaki bir yaşantıyı inkar edenler birçok alimin sözüne gözünü kapatıyor. Bari ayet-i kerimelerden gözlerimizi kapamayalım ki açıkça kabir hayatını beyan eden ayetleri gönlümüz, aklımız idrak edebilsin. Tevbe 101’de şöyle söylüyor: Farkındaysanız ayette üç çeşit azaptan bahsediliyor. Birinci azap dünya, ikinci azap kabir, üçüncü son ve en büyük olan azap ise tabi ki cehennem azabıdır. İmam Taberi şöyle der. Madem son azap cehennem azabıdır, ondan önceki iki azaptan bir tanesi mutlaka kabir azabı olması gerekir. İbni Abbas, İmam Azam, İmam Katade Hasan-ı Basri, Ebu Malik hadislere dayanaraktan mutlaka bu iki azaptan bir tanesinin kabir azabı olduğunu bahsederken bir insan aklını kaybetmemişse eğer Kur’an’da kabir azabı nerde geçiyor diye bir soruyu soramaması lazım. Mü’min 46’da; (ekrandakini okur) Şimdi burada bahsedilen azap konusunu şöyle bir ayıracak olursak cehennem azabı konusundan ayetin en sonunda açıkça bahsedilmiştir. Öyleyse madem ayetin sonundaki azap, cehennem azabıysa o cehennem azabı gelmeden önce sabah akşam sokuldukları azap ne azabıdır? Kabir azabını inkar edenlere soralım: Eğer bu ayette bahsedilen bu sabah akşam sokuldukları azap kabir azabı değilse, sizce ne azabıdır? Bütün cumhur, yani İslam alimleri bunun da kabir azabı olduğu noktasında ittifak etmişken acaba bunun zıttını savunan bir modernist bakış açısı neye dayanarak savunuyor… Enteresan. Âl-i İmran 169: Ayette bahsedilen şehitlerdir ve İmam Şafi hükmeder ki onlara ölüm gelmediğinden dolayı onlar defnedilirken yıkanmaz ve cenaze namazları da kılınmaz. Şehidin ölü olmaması ve hali hazırda rızıklandırılması ispat eder ki demek ki onların yaşadığı, yaşantısına devam ettiği bir kabir, bir berzah alemi olmak zorunda. Zira şu anda kıyamet kopmamıştır. Cennet ve cehennem sakinlerini içine almamıştır. Peki şehitler şu anda cennette olmadıklarına göre nerededirler ve nerede rızıklandırılmaktadırlar? Tabi ki de cennet bahçesinin bir misali hükmünde olan kabir ve berzah hayatında. Üstad Bediüzzaman Hazretleri onlar için şöyle der: Mü’min 99-100’de şöyle söyler: Hz. Aişe validemiz bu ayetin tefsirinde şöyle söyler: ”Kabir ehlinden günahkar olanlara yazıklar olsun. Kabirlerinde onların yanına simsiyah yılanlar girer. Bir yılan baş ucunda, bir yılan ayak ucundadır. Ortasında bir araya gelinceye kadar onu kemirirler. İşte, Allah’ın tekrar dirilteceği güne kadar önlerinde dönmelerini engelleyen bir berzah vardır. ayetinde buyurduğu berzahtaki azap tam olarak budur.” Bu ayette yine kabirde hayat yoktur ve azap yoktur diyenlerin bu sözlerini çürütmeye delillerden başka biridir. Şimdi kabir hayatını ayan beyan ortaya koyan hadisleri izah etmeden önce bir şeye değinmek isterim. Zira bu hadisler kısmı çok önemli. Çünkü bu kabir azabı Kur’an’da geçmiyor meselesiyle insanların zihnini ifsad etmeye çalışanların yapmaya çalıştığı en büyük olay Kur’an ile Efendimizin hayatını tamamen koparacak ve Efendimizin hayatı, sahabelerin hayatı, mukarrebinin hayatı, evliyanın hayatının dereceleri çok çok çok kıymetsiz bir hale gelmesi lazım. Onların bu görüşleri için böyle olmalı. Onların hayatlarını çok değersizleştirmek istiyorlar. Şurayı tekrar tekrar vurgulatmak istiyorum. Tekrar tekrar. Kabir azabını ve kabir hayatını inkar eden arkadaşların bir ortak özelliği var mıdır? Vardır. O arkadaşlar hadisleri de inkar ederler. Bir Hadis-i Şerif’te şöyle söyler: Şimdi soralım. Ayrılanların ayak seslerini işitmek için dünya cihetiyle vefat eden insanın kabirde bir hayat mertebesine sahip olması gerekir mi gerekmez mi? Biz de işiteceğiz ha. Muhtemelen birbirimizinkileri duyacağız. Mesela ben sizden önce gidersem, inşaAllah sizler koyduğunuzda ayak seslerinizden, ‘Aman Ya Rabbi, kundura sesi geliyor. Kesin Fatih Star’dır.” falan diye, onların hepsini ayırt edebileceğimi düşünüyorum. Böyle peltek peltek bir yürüme varsa da, fıçık fıçık ‘Aa Sinan geliyor.’ fıçık fıçık Yorulmuş yine. Gece hale gitmiş çalışmaya. Bir hadiste der ki, Efendimiz aleyhisselam kabirleri ziyaret ettiğinde şöyle der: Şimdi kabir hayatını ve kabir azabını inkar edenlere tekrar sormak istiyoruz. Kabirde hayat yoksa Efendimiz as acaba kime sesleniyor? Çok da temiz yani örnekler, duru yani. Benim bir şüphem yoktu ama estağfirullah, çok kabirle ilgili meseleleri dinlemek insanın hoşuna da gidiyor yani. Ölüm bir cihetle çok lezzet verici bir şey yani. Dünyadaki dertlerin geçiciliğini kabir, ölüm sürekli vurguladığı için. Tabi bu Hz. Aişe validemizin rivayet ettiği hadisteki kabre girersek o kabir biraz… İki yılan bir- O biraz sıkıntılı bir kabir olabilir. Ciyo, senin bilek güreşinden elde ettiğin kaslar bile orada dayanmayabilir Ciyo baba. Risale’de bir cümle geçiyor. Diyor ki: …diyor. Çok güzel bir vurgu. Biz kamillikten değil de, kaytarmaktan hemen ölüm- Hadiste Hz. Peygamber bir mezarlıktan geçerken mezarlıkta yatan iki tane ölünün kabirde ufak şeylerden dolayı azap çektiğini gördü. (ekrandakini okuyor.) Koğuculuk yani nemmamlık, di mi? Laf taşıyıcılık. Bugün koğuculuğun en büyük örneği elindeki olayları tahkik etmeden insanlara sunan medya, gazete ve insanlar. Koğuculuk, laf taşıyıcılık, nemmamlık. En büyük örneği bu. Bak kabir azabının iki hikmetinin birinin vurgusu koğuculuğa geliyor. Diğeri ise idrardan sakınmıyordu. (ekrandakini dile getiriyor.) …umulur diye bir cevap veriyor. Başka bir hadiste… diye bahsediliyor. Bu hadisleri bizlere nakledenlerden birkaçını anlatmak istiyorum sizlere. Enes bin Malik, Ebu Hureyre, Hz. Aişe, İbni Mesud, Zeyd bin Sabit, Hz. Ebu Bekir’in kızı Hz. Esma Efendimizin hanımı Hz. Meymune, Cabir ibni Abdullah, Hz. Osman, Amr bin As, Zeyd bin Erkam, Ebu Katade, Hz. Ali, Ebu Musa El Eşari, Sahabenin büyük müfessirlerinden İbni Abbas, Abdullah ibni Ömer ve daha nice büyükler… Kabir azabı yoktur demenin altında işte bunca sahabenin, tabiinin, evliyanın bahsettiklerini günümüze kadar getirdiği bu silsileyi inkar etme gibi bir densizlik var. Bu hadisleri inkar etmek bu sahabeler Efendimiz hakkında yalan uydurmuş demekle aynı şeydir ve bu müfterilerin bu hadisler yalan demesi bunları nakleden 25 sahabe değil, günümüze kadar nakleden bunca insanı da içinde kapsadığından dolayı ortaya inanılmaz bir cinayet çıkıyor. Bu hadisleri sahabe efendilerimizden tabiin ile başlayan nesil nakletmiştir. İmam Buhariler, İmam Müslimler, İbni Maceler ve diğer birçok hadis alimi bu hadisleri eserlerinde cem etmiştir. Eğer bu hadisler uydurma ise bu alimlerden hiçbirisi gerçek alim değil demek haşa. Yani hadis alimlerinin bir bakışta anlattıkları uydurma hadisleri onlar yıllarca kucaklarında taşımışlar da hiç fark edememişler demek, haşa. Bir fende veyahut sanatta söz söylemek o alanın ancak mütehassısına düşer. Eğer çocuğunuz bir gün hasta olsa tıp ilmine hakim bir pratisyene mi götürürsünüz yoksa fizik alanında profesörlük hatta ordinaryuslük seviyesine ulaşmış birine mi götürürsünüz? Tabi pratisyen dahi olsa doktora götürürsünüz. Neden? Çünkü çocuğunuzun hastalığıyla ancak o alanda mütehassıs olmuş biri insan ilgilenebilir. Aynen öyle de bu alanda da söz söylemek bu alanın alim, müçtehid ve mütehassıslarına düşmektedir. Kabirle ilgili her birinin, İmam Azam’ın, Ahmed ibni Hanbel’in ve daha nicelerinin o kadar çok ispat niteliğinde sözleri var ki şimdi burada yer versek bu konuyu bitiremeyiz. Ya hu ben bunlara nasıl inanayım iyi de be adam derseniz de ben sizlere şunu sorayım. Şimdi siz acaba varlığına inandığınız yerlerin birçoğuna hatta tamamını gidip kendiniz gözlerinizle gördünüz mü? Astronomi alanında mütehassıs birisi bilmem kaç milyon ışık yılı uzaklıktaki bir yıldızın, bir gezegenin varlığını size sunuyor ve siz buna inanıyorsunuz. Başkalarına bunca ciddi güveniniz varken evliyaullah, mukarrebin ve sahabelere bu güvensizliğiniz acaba neredendir? Onların bir yalanına mı şahit oldunuz? Ah keşke onların hayatlarına birazcık göz gezdirebilseydiniz onların ittifak ettikleri konuların doğruluğunu bir nebze daha anlayacaktınız. Kabir azabı yok diyenlerin iddialarının birkaç tanesi şunlardır: Birincisi Kur’an’da kabir azabı geçmiyor demektedirler. Biz biraz önce sanki bunları çözdük ve ispatladık gibi. Kabirde azap yok diyenlerin iddialarından bir diğeri de şöyle komiktir. ”Kabirde yargılama olmadan ceza olur mu hiç, bu ne kadar komik bir şeydir.” derler. Bunu duydunuz mu hiç? Sen duydun mu hiç? Yargılama nerede var? (Hesap günü) Yani mahşer günü. Kabirde var mı yargılama? Sorgu? Sorgu var di mi? Evet, yargılama diyelim o zaman. Yargılama yok- Yargılama olmadan nasıl azap olur diyorlar. Sorgulama var. Evet.. Nasıl olur diyorlar? Var mı bir cevabınız? Anlatalım mı? Kur’an şöyle beyan eder: Hz. Nuh’un kavmi denizde boğulmuştur. Hz. Hud’un kavmi bir rüzgar ile helak edilmiştir. Hz. Salih’in kavmi şiddetli bir gürültü ile helak edilmiştir. —- Karun anlatılır, onu ve kavmini yerin dibine geçirdik diye. Firavun anlatılır, denizde boğduk diye. Nemrut anlatılır, hüsrana uğrattık diye. Görüyoruz ki Allah’ın sadece ahirette değil, dünyada da cezalandırdığı kişi ve kavimler vardır. Tüm bunlar kulun durumunu kişinin kendisine göstermek içindir. Yoksa Allah nihayetsiz ve ezeli ilmiyle kulun akıbetini zaten bilmektedir. Velev bunları da anlatmadık diyelim. Allah kimin zalim kimin salih olduğunu, kimin cennet kimin cehennem ehli olduğunu bilmiyor da bu bilgiye hesap gününden sonra mı vakıf olacak? Ne kadar komik di mi? Yargılama olmadan nasıl ceza verilir demek Cenab-ı Allah’ın ezeli ilmine bir iftiradır. Diyorlar ki bir kulun cezası bir kez verilir. Kulu tekrar tekrar cezalandırmak Allah’ın şanına yakışmaz. Bu yüzden hem cehennemde hem kabirde ceza verilmez derler. Öncelikle bizim Allah’a karşı bir hak iddiamız olamaz. Çünkü bizler de içinde olmakla birlikte bütün mülk umumen O’nundur. İster yüz kez ister iki yüz kez aynı cezayı verebilir mi? Evet, verebilir çünkü bu yetki O’nun selahiyetindedir. Şimdi insanları 3’e ayıralım. Bir: Direkt cennete gidecek olan ehli iman. İki: Direkt cehenneme gidecek olan Allah’ı inkar eden güruh. Üç: Önce cehenneme, ondan sonra cennete girecek olan günahkar müslümanlar. Kabir azabı aslında bu noktadan bakıldığında bir rahmettir. Çünkü onların daha ileride daha şiddetli bir şekilde göreceği birçok azaba öncesinde bir kefaret hükmü taşır. Duhan 56’da şöyle der: Onlar da buna binaen demek başka bir ölüm yoktur. Yani demek kabir hayatı da yoktur derler. Kişi dünyada ölür, kabirde diriltilir, sonra berzah hayatı yaşar ve tekrar ölmeden berzahtan cennet veya cehenneme geçer. Bu görüş İbni Mesud, İbni Abbas, İmam Katade ve Ebu Malik gibi alimlerin görüşüdür. Aynı düşünceyi taşıyan müfteriler ”Fatiha’da Allah din gününün sahibidir. Fatiha’da kabir azabından bahsetmez. Hatta kabirden de bahsetmez. Demek ki böyle bir mesele yoktur.” diye çok ilginç bir önerme ortaya koyarlar. Bunu duydunuz mu? Fatiha’da Allah azze ve celle için dünyanın sahibi de yazmaz. Fatiha’da yazmadığından dolayı -haşa- Allah dünyanın sahibi değildir mi diyeceğiz… Maalesef çok komik meseleler. Bu meselelerle birilerinin gündemini değiştirip aklını karıştırmaya çalışan insanların çok sevdiği özellikler meseleyle ilgisi olmayan ayetleri gösterir, ‘Bak burada kabirden bahsetmiyor.’ der. Dinleyen de ‘Üf be, adama baksana. Hep Kur’an’dan konuşuyor. Kesin doğrudur.’ der. Maalesef Cenab-ı Allah’ın sana verdiği irade ile, akıl ile sen bu noktalarda araştırmak, bu noktaların doğruluğuna vâkıf olmak zorundasın. Nasıl gördüğün rüyanın yatakla bir alakası yoksa inan bana kabirdeki azabın da mezarla hiç alakası yok. Selametle.

İslam İçin Kolunu Koparan Sahabe! (Şehit Sahabeler)

Allah’ın Rasulü,nün (a.s.m.) Medine’sinden, Allah’ın sevgilisi (a.s.m.), Allah’ın Habibi’nin Medine’sinden selamün Aleyküm. (Fonda arapça müzikler var) Kalem sürtünme sesi) Medine’nin, özellikle Mescid-i Nebevî’nin bu bahçesinde dolaşırken, burda sahabelerin yürüdüğü manzaralar aklınıza gelecektir. Burada onların evlerinin bulunduğu, sokaklarının arasından geçtiği hissiyatı sizde canlanacaktır. Ve burda yüzünüze esen meltem aynı Allah’ın Nebisi’nin (a.s.m.) Nebiler Nebisi’nin (a.s.m.), Fahr-i Alem’in (a.s.m.) yüzüne esen meltemle aynısı olduğu aklınıza gelecektir. Burda aynı gök kubbenin altında Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’la bizzat konuşarak, onunla bizzat selamlaşmanın mümkün olduğu bir atmosferin içindesiniz. Elbette kendinizi huzur dolu, huşu dolu hissediyorsunuz. Yüreğiniz Rasulullah Aleyhisselatü Vesselam’ın aşkıyla çarpıyor Burda okuduğumuz Kur’an elbette ki kendi vatanınızda, kendi evinizde Kur’an’dan çok daha farklı, çok daha lezzetli oluyor. E zaten burda 1 namaza 1000 namaz sevabı veriliyor. Burda hatrınıza; Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın hayatını okuduysanız, siyeri okuduysanız; o Siyer_i Nebi’den pek çok sahne geliyor. Burda Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın huzuruna gelip müslüman olan bedevî’nin savaş ganimetlerini görünce “Ya Rasulallah (a.s.m.), bu nedir?” diye sorması geliyor mesela aklımıza. Rasulullah Aleyhisselatü Vesselam ona cevap vermiş. Demiş ki: “Bu savaştan senin kazandığındır. Müslüman oldun ve bunu kazandın.” demişti. O da “Ya Rasulallah (a.s.m.), ben bunun için değil, şuramdan bir ok yemek üzere müslüman oldum. (Gök gürültüsü sesi) Şehit olmak için müslüman oldum. O vaad edilen Allah’ın rızasını kazanmak için müslüman oldum.” demişti. Ve gerçekten de Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam ona demişti ki: “Sen eğer doğru söylersen Allah’da seni doğru çıkartır.” ve gerçektende o bedev’i’nin gösterdiği yerden ok yemiş bir şekilde bir sonraki gazvede şehit olduğu manzarası aklınıza gelecektir belki. Veya bir başka manzarada, bizim asla yapamayacağımız, gösteremeyeceğimiz bir kahramanlık örneği aklınıza gelecektir. Mesela: Bir sahabe savaş esnasında kolu kopuyor; o kopan kolunu Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın yanına getiriyor. “Ya Rasulallah (a.s.m.), kolum koptu.” diye. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam mübarek tükürüğünü sürüyor, mübarek nefesini veriyor ve dua ediyor, o kolu takıyor ve kol aynı eskisi gibi oluyor. Belki eskisinden daha kuvvetli oluyor. Normalde bu bizim başımıza gelse ne yaparız arkadaşlar? Kendi nefsinize sorun. Ben kendi nefsime sorunca nefsim şöyle bir şey diyor: “Geçersin bir köşeye oturursun. Ben yapacağımı yaptım. Artık kolum kopmuş. Allah için yapabileceğim fedakârlığı ortaya koymuşum.” der çekilirsiniz kenara. Ama o öyle yapmıyor. Kolu takıldığı gibi alıyor kılıcını, savaşın en çetin yerine doğru koşuyor ve şehit olana kadar çarpışıyor. İşte sahabelerin yiğitliği, sahabeyi sahabe yapan, onları farklı kılan şuur bu. Bir başka sahabeyi hatırlayalım mesela. O savaş esnasında artık kolu büyük ölçüde kopmuş, kemik de kopmuş. Sadece azıcık bir et parçası kolunu tutar vaziyette. Ne yapıyor? Bakıyor ki savaşta mücadele verirken o artık onun savaşmasına engel oluyor, zahmet veriyor. Eğiliyor, ayağıyla eline basıyor, kalktığı gibi kolunu koparıyor ve savaşa devam ediyor. Şehit olana kadar çarpışıyor. İşte sahabelerin yüksek şuuru. Şimdi normalde işte Kur’an bizim ezberimizi bozuyor. İşte mesela biliyoruz ki evsiz insanlar başarılı değildir veya saraylarda yaşayan insanlar başarılıdır. Ama Kur’an bize tam tersini söylüyor. Bize diyor ki Kur’an hayır diyor Hazreti Musa (a.s.) esas kazananlardandır. Kendisi evsizdi ama firavun saraylarda yaşıyordu. O kaybetmişti. Bize bunu Kur’an öğretiyor. Kur’an bize bu dersi veriyor ve ezberimizi bozuyor bu şekilde. Bir gün Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam namaz kıldırırken, namaz esnasında Cebrail (a.s.) gelmiti ve “Ya rasulallah (a.s.m.) Allah buyuruyor ki senin mesinin üstünde ayağındaki mesin üstünde necaset var. Allah mesini çıkarmanı emrediyor.” Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam namaz esnasında iki ayağını birbirine sürttürerek mesini ayağından çıkarmıştı. Selam verdiğinde döndü bir baktı, bütün sahabeler eksiksiz olarak hepsi ayağındaki mesleri çıkarmışlardı. Sebebini sormaksızın “Semi’na ve ata’na” (işittik ve itaat ettik) diyorlardı. Asla Hazreti Musa’ya (a.s.) yahudilerin dediği gibi “Semi’na ve asayna” (işittik ve isyan ettik) demiyorlardı. Yani Hazreti Musa (a.s.) “Allah Filistine savaşarak girmemizi emrediyor.” dediğinde; onlar, yahudiler demişlerdi ki (Yankılı bir sesle) “Sen ve Rabbin gidin savaşın, biz burada oturacağız.” demişlerdi. (Gümleme sesi) “İşittik ama isyan ettik.” demişlerdi. (Giyotin sesi) Fakat Ashab-ı Kiram asla isyan etmiyordu “Semi’na ve ata-na.” diyordu. Mesela ensarın büyüklerinde Sâd Bin Muaz (r.a.) (yankılı sesle) “Ya Rasulallah sen şu Kızıldeniz’i göstersen ve bize dalın desen biz hiç düşünmeksizin senin pelşinden dalarız. (Gümleme sesi) İşte malımız, işte canımız. Dilediğin gibi harca Ya Rasulallah. Biz sanasenin yolunda ölmek üzere beyat ettik.” diyor. İşte böyle bir bağlılıkla bağlılardı. Mesela bir gün Hazreti Ömer (r.a.), Medine’ye Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın geldiği istikametlerden birisinden gelirken olduğu yerde duruyor, bir halka çiziyor, olduğu yerde bir dairenin etrafında yürüyor, sonra tekrar geldiği noktaya, başladığı noktaya geri dönüyor, yürümeye devam ediyor. Etrafındakği sahabeler soruyor “Ya Emir-el Mü’minin neden böyle yaptınız?” Hazreti Ömer (r.a.) diyor ki “Ben de bilmiyorum, Rasulullah’ı (a.s.m.) aynen böyle yaparken görmüştüm ve sırf onun sünnetine, onun ayağının izine basmak, onun hizasından tekrar edebilmek, onun izinden gidebilmek için böyle yaptım.” diyor. İşte sahabenin duruşu. Şimdi bize bir mesaj veriyor aslında bu duruşlar. Yani bizler acaba Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın izinden hem maddeten, hem manen, hem fiziksel olarak, hem de îmanî boyutta acaba Efendimizin (a.s.m.) izinden gidebiliyor muyuz? Onun kıldığı namazı kılarak, onun inandığı gibi Allah’a inanarak, onun okuduğu gibi Kur’an’ı okuyarak onun izinden gidebiliyor muyuz? Allah’ı, onun yarattığı kainatı, onun verdiğiğ mesajları okuyabiliyor muyuz? İmanımızı yükselterek de, ümmetin derdine koşarak, Efendimizin (s.a.v.) bizden beklentisini yerine getirebiliyor muyuz? Şimdi düşünün; Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam şu an hayatta olsa ve sizden bir şey istese, bütün malınızı ortaya koymaz mısınız? Bırakın bir şey istemesini sadece bir tebessümü için bütün malınızı vermez miydiniz? Canınızı ortaya koymaz mıydınız? Bırakın bir tebessümünü, bir mesela ayağının izi için, onun bir eşyası için; mesela diyelim Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın kullandığı terlik sizin evinize verilecek bütün malınızı vermez miydiniz? Sevdanız varsa kalbinizde verirdiniz. Şimdi Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın hayatta olduğunu farzedin ve sizden bir şey istediğini farzedin. İşte Efendimizin (a.s.m.) hadisleri böyledir. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam sizden Mü’min kardeşinizin derdiyle dertlenmenizi istiyor, sizden Allah’a zikredici bir dil ile şükredici bir kalp ile ibadet ederek, ona hakiki kul olmaya çalışarak yönelmenizi istiyor. Peki sizler onun isteğini geri mi çevireceksiniz? Yoksa ona olan sevdamız, sevda iddiamız boş bir laftan mı ibaret? İşte bunları düşünelim. Burası bol bol düşünmenin, bol bol huzuru tadarak Rasulullah Aleyhisselatü Vesselam’a kalbimizi emanet etmenin ve vatanımıza dönerken kalbimizi burda bırakmanın, yakıcı sevdanın, yakıcı hasretin yeri. Burası sevdanın başkenti, aşkın başkenti. Burası Medine! Medine’den Selamün aleyküm. Allah’a emanet olun. Altyazı M.K.