İMAM HATİPLİ MERVE VE ŞEYTAN – ÇAKMA İMAM NİKAHI

İnsanoğlu yanlışlarına, hatalarına, kusurlarına onları doğru gibi göstermeye çalışılan teviller yapmaya, sürekli kıılflar bulmaya bayılırlar. Bu tevillerin en prefosyenellerini genellikle toplum ilişkisini en ciddi seviyede bozan yasak ilişkilerde görürüz. Bugün Behzat Ç.’yi izleyin üç bölümünün ikisi yasak ilişkiden dolayı cineyat. Behzat Ç.’de bile, yaa çünkü bu bir polisiye film. Son dönemlerde benim karşılaştığım en ciddi trend şu oluyor: Maddi durumu normalin biraz üstünde olan, yaşam standartları normalin biraz üstünde olan İslamı şekilcilik cihetin de yaşayan insanların eşlerini aldatarak ”Ne aldatması be abi ben ikinciyi imam nikahıyla aldım.” gibi bir tevil ile buna kılıf bulmaları oluyor. Bu katranı üstüne bulaştırdıktan sonra var olan aile ilişkileride maalesef artık temiz kalamıyor. Burada bahsetmek istediğim esas şeyi ciddi manada anlatmam lazım çünkü benim yanıma gelip bundan bahsedildiğinde inanın yıkılıyoruz ve çok üzülüyoruz. Evli olukları halde zina ediliyorlar. Bazen hem erkek hem bayan maalesef evli oluyor, bazen bu durumdan bir de çocuk ortaya çıkıyor. Hatta ve hatta biliyorum yani duyunca sizde şok olacaksınız ama çocuğu evli olan kadının, evli olduğu kocasından gibi göstermeye kadar giden, filmlere konu olacak olaylara şahit oluyoruz maalesef Bu durum biraz etrafdan duylunca da hemen imam nikahı urbası giydiriliyor. Ve çok kısa süre içerisinde hemen ben buna ”Boş ol.” derim Diye bir plan yapılıp. Eski aile düzenine tekra dönme niyeti taşınılıyor. Yani adeta baktığında ortada bir muta nikahı gibi bir şey görüyorsun. Çok daha üzücü bir şey söyleyeyim. Böyle bir durum ortaya çıktığında kişi bir pişmanlık duyuyor ama duyduğu pişmalık ”Yahu ben ahirette Rabbimin karşısına nasıl cıkacağım?” pişmanlığı değil. ”Yav benim yuvam bozulmasın.” ”Hanımın beni geri alsın.” pişmanlığı oluyor maalesef. Ne bileyim Alah’ın sana kızması hesaba katılınca diğer tüm dertler cam kırıkları gibi oluyor. Nikah; bir akit, bir sözleşme, bir anlaşmadır. Bunun için ortaya çıkması gereken bazı şartlar vardır. Birazdan sayacağımız şartlardan bir tanesi dahi olmazsa o nikah sahih olmuyor. Yani ”Evet, kendi irademle kabul ettim demeleri.” 4.madde tabi buda hanefi mezhebi hariç diğer mezheplere göredir. Bu şahitler ya iki erkek veyahut bir erkek iki kadın olmak zorundadır. Burada işin arkasında ciddi bir suistimal var. Namazın, abdestin şartlarını bilmeyen insanlar nefisleri doğrultusunda nikahın şartlarını olmadan başka birini yani zina diyebileceğimiz bir şekilde bir birliktelik yaşayabilmek için aklın ermeyeceği fetvaları kendi nefislerinden verebiliyorlar. Maalesef İslam namına hiçbir bilgisi olmayan niceleri az önce bahsettiğim nefsi durum için İmam Ebu Hanife eğer yaşasaydı onu hayterlere düşürecek seviyede içtihadlar verebilecek bir müçtehid makamını kendine koyuyor. Ne için? Nesfinin bu yasak ilişkiye girmesi için resmi kayıt yaptırmasam melekleri de nikahıma şahit tutsam gibi tevillerle belli başlı şekilde gönül eğlendiriyorlar. Ve kafada mutlaka şu plan oluyor: ”Benim gönlümün eğlencesi bittikten sonra bu iş çok kolay.” -Nasıl? Üç tane ”Boş ol.” ile ona da yol veririm. Yani üzülerek söylüyoruz bu işi tam bir muta nikahına çeviriliyorlar. Osmanlının son dönemlerinde aile hukuk karar namesi çıkarırlar. Ve Osmanlıda kadıya müracat edilmeden yapılan nikahların tamamını geçersiz saymışlar. Yani az önce saydığımız beş tane hüküm cem olacak, toplu olacak, bütün şartlar sağlanmış olacak bunun yanında Osmanlıda kadı yani ne demek? Bu dönemim belki hem hakimi hem de valisi hükmünde bir mertebe. Kadıya başvuru yapılmazsa o nikahları geçersiz saymışlar. Demek ecdat ta o zamandan birilerinin nefislerini bol teviflerle, bol nefsi kılıflarla karışaraktan yaşanacak sorunları görmüş. Bizim günümüzde yaşadığımız o sorunları ecdat o zamanda öngörmüş. İnanın bize günlük binlerce mesaj geliyor. Ve o mesajlar içerisinde o kadar üzücü mesajlar geliyor ki Birden birirsi mesaj yolluyor veyahut arıyor. ”Abi merhabalar ben imamhatipten Merve. Ben İbrahim ile çok iyi anlaşıyordum. Bildiğin gibi değil abi namazlarımızı kaçırmıyor. Birbirlerimizi devamlı sabah namazına kaldırıyorduk telefonla. Biz aramızda imam nikahı yaptık ve bu işi ilerlettik. Bir ömür boyu göz göze diz dize yaşayacaktık ama abi bir yerde anlaşamadık ve İbrahm beni boşadı. Ben bu hal ile genç yaşımda şimdi kim ile evleneyim abi.” Daha ilginç mesajlarda geliyor. Bir tanesi şöyle dedi. ”Abi ben yıllar önce nişanlanmıştım. Ve nişanlımla alışverişleri vs. işleri rahat yapabilmek için biz öncelikle aramızda evlendik. Yani nikah kıydık. O kişi ile anlaşamadık abi ayrıldık. Ama benim nikahımı geri vermedi. Ve ben şuan başka birisi ile evliyim. Ne yapmalıyım? Bu iş nasıl olacak.” Sahi kardeşim Allah’ın ayetleri Efendimiz Aleyhisselamın sünneti yerine sürekli nefsini, sürekli hissiyatını dinlerisen bu iş nasıl olacak?

Bırakın sigarayı, bedene zarar veren zemzem bile olsa içilmez.. Nureddin Yıldız

Ne yemeyeceğiz sorusunun birinci cevabı, alkol ve domuz değildir. Sana zarar veren hiçbir şeyi yemeyeceksin. Birinci cevap budur. Bizim yeme kültürümüz diyelim, çok çağdaş, modern bir kelime kullanmış olayım, bayağı iyi hoca olmuş olurum. Bizim yeme kültürümüz, yeme kültürümüz. Yeme terbiyemiz, yeme adabımız desem çok İmam-ı Gazâlî’ce olmuş olur. E bizde bu asırda yaşıyoruz böyle biraz biliyoruz yani bu teknolojiden. Bizim yeme kültürümüzün, 1 no’lu kuralı, zarar vereni yemeyeceksin! Zemzem suyu bile, sana zarar veriyorsa, içmeyeceksin! Hurmayı doktor sana yasakladıysa, Ramazan’da iftar ederken bile yemeyeceksin onu. Ya hurma sünnet değil mi? Sana haram. Kime sünnet? Kime zararı yoksa. Allah, bütün kulları, secdeye kapansın diye yarattı. Niye yarattık diye sorusunu sorduğumuz zaman secde edin diye diyor. Secde secde, kul Rabb’i için toprağa alnını koyacak. Ama belin ağrıyorsa sen secde yapma kafanı eğ yeter diyor, ima ile kıl diyor. Secdesinden bile Allah vazgeçiyor, senin yeterki belin ağrımasın diye. Damarların tıkanmış, nefes borun tıkanmış, solunum sistemin çökmüş, ciğerlerin çürümüş, nefes aldığın yerde araba egzozu gibi zehirli gaz çıkarıyorsun, ağzın burnun her yerin şişmiş turşu yiyorsun hala! Mü’min bu kadar basiretsiz olmaz, bu söze de gülmez Mümin. Gülünecek bir şey söylemiyorum. Hayatımızı, yaşam tarzımızı anlatıyorum. Kitaplarda, haram yiyecekler arasında turşu yok, doğru. Kavurma yok, doğru. Kitaplarda, Allah; وَلَا تَقْتُلُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ diyor. Sizi öldürecek işleri yapmayın diyor Allah. Nasıl bir insan, her gün bir parmağını kesse, bir bugün bu öbür gün bu parmağı her gün bir şeyini kesiyor sırayla. Buna ne diyoruz? Katil diyoruz. Ha intihar etmek için bir seferde kendisini öldürmüş, hergün bir parmağını bir damarını keserek kendisini sonunda iki ay sonra öldürmüş. Katil! Her gün bir lokma doktorun sana yasak ettiği şeyi yemen de nihayetinde hergün bir parmağını kesmen gibi. Sigara içmen de böyle, turşu yemen de böyle, sana yasaksa, filan bıldırcın etini yemen de böyle. Müslüman, kendisine, zarar veren şeyi yiyemez. Birinci yemek kültürümüz budur bizim. Peki bu zararı nasıl tespit edeceğiz? İki türlü tespit ederiz; Birincisi, yedin içtin, kıpırdayacak halin kalmadı, elin kalkmıyor. Sistem iyice yemek dolduğu için, vücudun, yeni gelen şey de pek hoşuna gitti. Haram. Yiyemezsin. Niye yiyemezsin? Çünkü kapasite bitti. Trafiğe çıkamayacaksın sen bu yükle. Trafiğe çıkamayacağın için yemen de yasak. Nasıl istiap haddinden fazla yük koyamıyorsun araca, üç kişilik koltuğa sekiz kişi koyamıyorsun, üç kaşıklık mideye de sekiz kaşık koymayacaksın. İstiap haddinden fazlası yasak. Yeme kültürümüzden konuşuyoruz. Nedir? Yeme kültürünün birinci kanunu dedik ki zararlı şey yemeyeceksin. Bu zararı nasıl tespit edeceğiz? E kapasite istiap haddi ile. İstiap haddi ile. İkincisi; Deneyerek, öğrendiysen ya da, tıp, tedavi esnasında sana şu yiyecek yasaktır dediyse, yemeyeceksin. Dolayısı ile insan, ne yer, ne yemezin, fetva kaynağı tıptır aslında. Veya kendisidir.

SIGARA NASIL HELÂL OLUR? ÇOK BASİT

Sigara, haram mıdır? helal midir? şüpheli midir? Eğer, sigara, kullanıcısı hiçbir sakınca görmüyor bundan, günde 1 paket sigara içen, bir tehlike görmez derse tıp, biz din olarak deriz ki, bunun üretildiği nesnede alkol veya domuz yağı gibi bir şey var mı? Yok. Bir sıkıntı yok sigara helaldir deriz. Eğer sigara, helal midir haram mıdır sorusunda cevap ararken doktor, tıp raporu diyelim doktor bireysel bir isim. Tıp raporu elimize geçip derse ki, günde bir paket, veya şu kadar sigara içen birisi, neticede gırtlak kanseri olur, ciğeri tıkanır, bu insan şöyle olur böyle olur. Yani insanın bedenine zararı, tıbbın verilerine göre kesindir dediği an, sigara haramdır. Şu anda sigara böyle midir? Öyle olduğunun doktorlar söylüyorlar. Paketin üstünde zaten öldürür, ananı ağlatır, helak olursun herşey yazıyor. Canavardır, şöyledir yazıyor paketinin üstünde yazıyor. Doktora sormaya da gerek kalmadı. Fare zehri gibi satılıyor dünyada. Fare zehri nasıl, öldürücüdür çocuklardan uzak tutun canlıdan uzak tutun sadece farelerin önüne koyun deniyor. O şekilde satılan birşey, herhalde helal değildir. Diyelim ki, diyelim ki, tıbbın bir kısmı, bu öldürücüdür diyor. Öbür kısmı da, stres için çok faydalı ama diyor. E zaten yeşil reçeteyle ilaç satıyoruz, sigarayı da yeşil reçeteyle tavsiye edebiliriz psikiyatri hastalarına falan. Hele diz ağrılarına iyi geliyor falan dedi. Şimdi tıptan gelen raporlar çelişmeye başladı. Biz haram demek için net veri istiyoruz tıptan. Şeriat açısından alkol ve domuz gibi bir sıkıntı yoksa sorun yok. Sağlığa havale ediyor şeriat. Sağlıktan da, ortada bir şey geliyor, helale mi yakın harama mı yakın anlayamıyoruz. Bu şüpheli bir kavram diyoruz. Şüphe standartlarına havale ediyoruz. Şüpheye geçen bir şey için haram demiyoruz, helal de demiyoruz, Allah’tan korktuğun kadar bundan uzak dur diyoruz. İmanı zayıf olan bundan, istifade ettiğinde sen büyük haram işledin demiyoruz, ama bunu terk edene, sen gerçekten takvalı bir Mümin’sin diyoruz. Şüpheliler bu. Şimdi bunu sigara üzerinden verdim. Doğal olarak sizler de, sigarayı bildiğiniz için bütün dünya bildiği zaten çok net anlaşıldı. Ama gelin bunu, çaya endeksleyelim. Çay, haram mı? helal mi? şüpheli mi? Çok rahat bir şekilde, çay helaldir deriz. Çünkü, çay normal bir yeşil bitkidir. Çayın, helal dışında kalmasını gerektirecek bir farkı ayrıcalığı yoktur. Mesele de yok. Ama bireysel olarak, tıp, mesela yine bilmeden söylüyorum, astım hastaları için çay hastalığı ikiye katlama nedenidir. Dediği an, bu harama dönüşür. O şahıs için. Şahsa özel bir uygulama bu. Zira haram ve helal, esnek bir kavram. A b c verilerine göre değişebiliyor. Bir araştırma hastanesi’nde, baş ağrısı tedavisi gören bir hastaya, doktor aylardır inceliyoruz, sen yediğin içtiğin şeyleri bize bir getir bakalım diyor. Adam da günde on bardak çay içiyorum diyor. Bunun üzerine nöroloji uzmanı diyor ki, bir ay çay içmeyeceksin diyor. Tekrar tahlil yapacağız tekrar inceliyeceğiz seni diyor. Doktor, helal ve haram koyamaz. Hoca da koyamaz zaten. Ama, çay bir ay içmeyeceksin dediği zaman, o hasta için, şüpheli konuma düşmüştür çay. Hastanın şahsı açısından. Bütün müslümanlar için değil. Bu hasta, doktorun bu uyarısına rağmen, günde on bardak çay içmeye devam ederse, başı da ağrırsa, Allah’ın onun için şüpheli bilmesini gerektirdiği bir işi yapmış olur. Haram işledin, rakı içtin sen çabuk tövbe et de demiyoruz ona. Ananın sütü gibi helal bir çay içtin de demiyoruz. Takvalı olacaksın ve bu şüpheden uzak duracaksın diyoruz..

Evlilikten önce konuşulacak şeyler konuşulmalıdır

Bismillâh elhamdülillah Vessalatu vesselamu alâ Resûlillah. Yeni evlenecek gençler, kız veya erkek. Nişanlanmadan önce, sözleşmeden önce, kendi itikadi durumunu, ekonomik durumunu ve beklentilerini, kalıtsal hastalıklarını ve sağlık durumunu, aile bağları ile bağlantısını, ve gelecek planını, özetini, doğru bir şekilde karşı tarafa söylemesi gerekir. Çünkü bunlar yarın, doğrusu öğrenildiğinde sorun oluşturacak, evliliği sarsacak şeylerdir. Aynı şekilde kadınlar da, genç kızlar da evlenecekleri zaman çalışma ile ilgili planlarını, evde bekleyip beklemeyeceğini, annesini babasını akrabalarını ziyaret düzeyini, bunları söylemelidirler. Mesela, ben haftada bir annemde bir gece kalmak isterim, diyen genç bir kızın evlilik beklentisi başka şeydir, kocamın evine geldim arasıra gerektiğinde anneme giderim diyebilecek genç kızın beklentisi, başka şeydir. Bunlar zamanında sözden önce söz edilmelidir. Doğru cevaplar verilmelidir. Sonra evliliği sallayan tehlikeler olduğu unutulmamalıdır. Velhamdülillahi Rabbi’l-âlemin

Evlendiğim kadın bakire değilse ne yapmalıyım?

Şimdi, evlendiği zaman eşinin ilk cimâdan itibaren kanaması olmazsa, bir kızlık zarının kanaması durumu söz konusu olmazsa, kanı görmezse eşine soracak. ”Benden önce birisiyle bu ilişkiye girdin mi girmedin mi?” Eşi, girmedim, diyorsa kan olmasa bile bakire sayılır, hayatına devam eder. Ama girdim, diyorsa kocası ihtiyar sahibidir. İster boşar, ister devam eder.

Sülük tedavisi caiz mi?

Evet, sülük tedavisi caizdir. Bunun ile alakalı bir çok hadisi şerif vardır. Sıhhati tespit edilmiş, teşhis edilmiş, onaylanmıştır. Hem günümüz ilmi çalışmaları, ilmi verileri ile, hem de Muhammed aleyhisselam zamanındaki sahabelerin uygulamaları ile sülük tedavisi faydalıdır.