ÇOCUK DOKTORU OLAN KARDEŞLERİM İZLESİN!

Hani bir, mağara hadisi var Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’den dinlediğimiz. Hani 3 kişi bir mağaraya kapanıyorlar, sonra işte yağmurdan kurtulmak için. Heyelan oluyor yukarıdan taşlar geliyor, mağaranın kapısını kapatıyorlar. Adamlar bakıyorlar ki bu taşları itmek mümkün değil, biz burada ölüp gideceğiz dağbaşı kimse bizi buradan kurtaramaz. Diyorlar ki, hadisi şerif, sahih hadis-i şerif, dua edelim de Allah bunları kaldırsın buradan yukarıdan indiren Allah buradan da kaldırır. Ne dua edelim diyorlar, herkes yaptığı, güzel amellerden birini bahsetsin diyor, herkes yaptığı güzel amellerden birini söylüyor. ve Allah o taşı oradan kaldırıyor, diyor, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Ben çocuk doktorlarına diyorum ki, bir gün başınız belaya girerse bir işten, duadan başka çareniz olmadığını da anlarsanız. O zaman ellerinizi açın deyin ki, Ya Rabbi! Acısını dindirmeye beni vesile kıldığın, hastaneye benim muayenehaneme geldiğinde feryatlar içindeki çocukları, oynarken, tebessüm ederken, muayenehanemden geri göndermiştim, sen beni bana buna vesile kılmıştın. 3, 5, 10 çocuk, bunların sebebi ile, beni mağfiret et ya Rabbi de, sen o kayaların kapattığı, kapıyı açan dualar gibi bir dua yapmış olursun. Sen çünkü, can sen çünkü, Allah’ın üflediği, ruh olan insan kurtarmıştın. Bir okulda, sınıfta kalacağı belli, bir medresede Kur’an okumadığı için çıkacağı belli, bir çocuğa, özel alaka gösterip, o alaka sayesinde, çocuğu okumakla, kitapla, insanlık ile buluşturan öğretmen, o çocuk belki seni bir daha hatırlamadı. İyi bil ki, sen en dara düştüğün gün, o çocuğu Hızır Aleyhisselam dedikleri, vakıa gibi Allah karşına çıkaracak senin. Çünkü sen, bir canı, dalalete düşmekten kurtarmıştın. Ebedi helakten kurtarmıştın. Sadece ölümden değil, ebedi helakten kurtarmıştın.

AFET GELMEDEN ÖNCE HERKES TEDBİR ALMAK ZORUNDADIR!

Müslüman, sağlığını, malını, ailesini ve çevresini, baştan sona kadar felaketten ve sıkıntıdan koruyacak tedbirlerle yaşayan Müslümandır, yaşayan insandır. Bunun için gerekli sebepleri kullanmak zorundadır Müslüman. Müslüman, mesela, çocuğunu balkondan kaldırıp atamayacak birisi olduğu gibi, bir hastalığa düşmesine sebep olacak yanlışı yapması da Müslümanın aleyhinde bir suçtur. Müslüman, başına, kendisi, çocuğu, ailesi, çevresi açısından, sağlığı açısından, bela gelmesin diye insanoğluna Allah ne kadar teknik, bilim, fırsat verdiyse, tamamını kullanmaya mecburdur. Sabah namazını kılmaya mecbur olduğu gibi. Yalan konuşmamaya mecbur olduğu gibi, Müslüman, sağlığı, malı, çocukları, çevresi ile ilgili tedbir almak zorundadır. Evham ve vesveseli değildir Müslüman. Ama tedbirlidir. Eğer, Müslüman zamanında tedbir almazsa; bir afet, hastalık, bela geldiğinde, tedbir o zaman için, o gün için gerekli tedbir eksikliği yaparsa, bunda muhakkak hesap verir. Müslüman hantal ve pısırık ve tembel ve vurdumduymaz birisi değildir. Bu birinci kural. Eğer bu, tıpsa tıp. Eğer bu, mühendislikse mühendislik. Eğer bu, muhasebeyse muhasebe. Hangi açıda ise Müslümanın güveni, o noktada, çok ciddi olmak zorundadır. Çünkü biz dünyada şehit olup gidelim diye arzumuz olur, ama yaşarken, bir nefes fazla yaşayıp bir sabah namazı daha fazla kılmak için uğraşır bir insanız. Şehitlik, ne zaman gelecekse ecelimiz, o kategoriden gelsin diye beklediğimiz bir şeydir. Yoksa, şehitlik adı altında hantallık, dinimizin emretmediği bir şeydir.

112’DE GÖREV YAPAN HANIM VE ERKEK KARDEŞLERİM İZLESİN!

112 ambulansında veya merkezinde görev yapan hanım ve erkek kardeşlerime, şoför, sağlık görevlisi, doktor, her kimse.. Personel, santrale bakan.. Bir yerde bir çocuk kuyuya düşmüş. Gelin kurtarın diye anons edildiğinde, bir kaza var, yetişin dendiğinde, bir yerde yangın var, birisinin yüzü yanmış hastane yetiştirin, biri kalp krizi geçirmiş burada ambulans bunu çabuk götürsün dendiğinde, sakın! sakın! Aklını başına al ve o çocuğu kurtarmaya gitme. Bütün insanlığı kurtarmaya niyet ederek git. Ben bu kardeşlerime derim ki, siz sabahleyin abdestinizi alın. Zor durumda olmadıkça da hep abdestli dolaşın. Çünkü siz, öyle büyük bir ibadet pozisyonundasınız ki! Ya Allah. Ya Allah! Velev ki yardıma gittiğiniz yerde size bir ton sopa atsınlar. Yanlış tuttun, yanlış ettin diye. Heyecanından sana hakaret etsin, boş ver görme sen. Sen görme. Ama çekirdek yediğin için, merkezdeki telefona bakmadın da 10 dakika sonra baktığında ya da o arada işte pirzola yiyordunuz da, mangal yapıyordunuz da, gideriz canım falan, trafik tıkalı deriz. Dediğinde, o orada sakat kaldı, öldü. Ya Rabb! Ne yapacaksın kıyamet günü? فَكَاَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَم۪يـعاًۜ Bütün insanlığı 112’den öldürmüş birisi olarak dirileceksin. Böyle mukaddes görevler, insan kurtaran, insana hizmet eden acil görevler ibadettir. Namazda sakız çiğnenmediği gibi, bu ibadetde de sakız çiğnemeye benzer laçkalıklar yapılmamalıdır. Maaş alıyor, helali hoş olsun. Dünyanın en bereketli parasını alıyorsun sen. O maaş bereketli bir maaştır. Hakkını ver korkma! Hakkını ver korkma! hiçbir görev çıkmadı üç gündür, e ribatta bekliyorsun. O da görev. Aynı sevap Allah’ın izniyle. Bir, hemşire hanım veya erkek, pansuman yaparken bütün insanlığın pansumanını yapıyor gibi kabul etmesi lazım.