FLÖRTÜMLE EVLENENE KADAR GÖRÜŞMEME KARARI ALDIK!

Bir tane hidayet mesajı okuyayım. Hem duamızı yapalım. “Hocam, iki aya yakındır sizi izliyorum. Sohbetlerinizin %40’ını izlemişimdir. Ve bir aydır da namaz kılmaya başladım.” Allah’a şükürler olsun. %40! Youtube kanalımızda beş bin tane videomuz vardır. Bu kardeş %40’ını izlemiş, elhamdulillah. İlme kendisini çok iyi vermiş. “Bir aydır salı günleri sohbetinize gelmekteyim.” Hamd olsun. Demek ki o dönemde sohbetimize de gelmiş. “Ortalama iki buçuk senedir görüştüğüm bayan arkadaşım var. Ve flörtün tam anlamıyla haram olduğunu idrak ettikten sonra dün yine sohbet sonrası, arkadaşımla evlenene kadar görüşmemeye, konuşmamaya karar verdik.” Elhamdülillah, flört zinasından da, flört belasından da bu kardeşim kurtulmuş. İlmi olmasaydı, sohbetlere gelmeseydi idrak edemeyecekti, anlayamayacaktı. Sohbete geldiği için, öğrendiği için son vermiş. Allahü Teâlâ hakkınızda hayırlısı ise, sizi ilerde evlenebileceğiniz, yuva kurabileceğiniz dönemde birleştirsin kardeşim. Sana böyle dua ederim. “Görüşmemeye, konuşmamaya karar verdik. Çünkü şu an için maddi ve manevi engellerimiz var.” Şu an için engellerin varsa, sen bu kızı isteyemeyeceksen hemen kopartacaksın. İleriye tehir edeceksin. “Bir yıl sonra şu zaman sana yazacağım.” diyeceksin. Durumun var mı, yok mu? Yoksa yine bir sene daha görüşmeyeceğiz, diyeceksin. Kıza talip çıktıysa o da durumunu bildirecek. “Talip çıktı, sözlendim. Olay bitti, bir daha beni rahatsız etme.” Bu olay bu şekilde kapanacak. Flört gitmeyecek. Sen zaten iki yıl içinde, dört yıl içinde evlenme durumun yoktur. Hâlâ okuyorsun. Kızla evleneceğim diye birbirinizi niye oyalıyorsunuz? Niye şehvetlerinizi tatmin ediyorsunuz? Bu bir nefs oyunu, şehvet oyunu. Flört dönemi… Nefsinizi tatmin ediyorsunuz, şehvetinizi tatmin ediyorsunuz. Evleneceğim yalanlarıyla birbirinizi kandırıyorsunuz. Üç yıl dört yıl bu şehvet oyunları süregidiyor. Zina, flört gırla gidiyor. Sonra kopuyorsunuz, ayrılıyorsunuz. Ve iki tarafta yaralı, parçalanmış bir şekilde hayatına devam ediyor. “Çünkü şu an için maddi ve manevi engellerimiz var. Yaza inşallah bu iş olacak. Sizden Allah nice nice razı olsun.” Amin kardeşim. “Sizi, Peygamber Efendimiz’e Rabbim komşu eylesin.” Amin sevgili kardeşim. “Şimdi sizden, ikimiz için bolca dua istiyorum.” Duanızı yaptım kardeşim. “Bizden duanızı esirgemeyin. Salı günü görüşmek dileğiyle. Allah’a emanet olun hocam.” Tabii bu hidayet mesajları çok geriden geldiği için, aylar önceden geliyor bazen. Ramazan geçmiş beş altı ay, ben ramazan hidayet mesajını o anda okuyorum, altı ay sonra okuyorum. Çünkü çok fazla birikmiş hidayet mesajı var. Ben sırası gelince, sıraya koydum. Karışma olmasın diye o şekilde okuyorum. Dolayısıyla sohbete geldiği dönemden bir hidayet mesajı bu. İnşallah, önümüzdeki salı değil ama ramazandan sonra, bayramdan sonra Allah nasip ederse, biraz rahatlarsak tekrar ilim meclisimizi açtığımızda, o salı seninle görüşürüm. Ve bana bu konuşmamızı hatırlatırsan kardeşim, sana güzelce bir sarılırım. Bir daha yüzüne güzel bir dua yaparım. Allah yuvanızı harekete geçirsin ve sizi nikahlandırsın, diye güzel bir dua yaparım kardeşim. Allah dualarımızı kabul etsin. (Amin) Gecemizi bereketli kılsın. (Amin) Bir dua edelim, hatimler var. Yasinler var, zikirler var. Bunların duasını yapmamız lazım bu gece için. Hastalarımız çok fazla benden talepte bulundu. Bu kardeşlerimiz için dua etmemiz lazım. Siz de “amin” diyeceksiniz kardeşler. Amin Elhamdülillahi Rabbil’âlemîn. Essalâtü vesselâmü alâ Resûlinâ Muhammedin ve ala Âlihî ve Sahbihî ecma’în. İlahi Ya Rabbi, Allah’ım, Efendim! Ya Rabbel Âlemin! Senin rızan için buraya geldik. İlim halkamızı, ilim meclisimizi kurduk. Bizlerden razı ol, hoşnut ol Allah’ım. (Amin) Hayatımızın sonuna değin, bize emekliliği nasip etme ya Rabbi! (Amin) Şu güzel işten, şu ilim öğrenme ve öğretme işinden, talebelikten ve hocalıktan bizi çekip alma Allah’ım! (Amin) Şu nimet üzere hayatımızı devam ettirmeyi ve son nefesimizi vermeyi bize nasip et ya Rabbi! (Amin) Allah’ım şu anda ülkemizin her tarafında ve dünyanın her tarafında Müslüman kardeşlerimiz, bu virüs belasıyla mücadele etmeye çalışıyorlar, hayatta kalmaya çalışıyorlar. Allah’ım sen en kısa zamanda, irade ettiğin en evvel, en acil, tez zamanda şu virüs belasını en başta ülkemizin üzerinden çekip al ya Rabbi! (Amin) Bizi eski rahatlığımıza, eski sıhhatimize kavuştur ya Rabbi! (Amin) Bu verdiğin beladan sonra ibret almayanlardan değil, ibret alan ve hayatına çeki düzen verenlerden et bizi Allah’ım! (Amin) Zinadan, fuhuştan, içkiden, kumardan, kulüpçülükten, faiz belasından bu milleti, bu devleti, bu ülkeyi kurtar Allah’ım! (Amin) Elimizi, ayağımızı bu pisliklerden çek ya Rabbi! (Amin) Nuh’un gemisini tekrar temizleyebilmeyi bize nasip et Allah’ım! (Amin) Ya Rabbi! Okuduğumuz ve anlattığımız şu ayet-i kerimeleri idrak edebilmeyi, kolay bir şekilde anlayabilmeyi ve yaşayabilmeyi, hayatımıza monte edebilmeyi bize nasip et Allah’ım! (Amin) Hastane köşelerinde şu anda can vermemeye direnmeye çalışan ne kadar Müslüman kardeşim varsa Şafi isminle tecelli et, hepsini şifaya kavuştur Allah’ım! (Amin) Başlarında bekleyen ya da evlerinde bekleyen, korku içinde evine sinmiş olan ne kadar Müslüman kardeşim varsa kalplerine iman nurunu ver. Şaban ve ramazanla beraber kalplerine ibadet etme isteği ver Allah’ım! (Amin) Bu insanlara namaz kılmayı kolaylaştır Allah’ım! (Amin) Bu insanlara zikretmeyi, oruç tutmayı kolaylaştır Allah’ım! (Amin) İslam’ı yaşamayı bu insanlara kolay kıl Allah’ım! (Amin) Nefislerini terbiye et. Şeytanlarını onlardan uzaklaştır Allah’ım! (Amin) Ya Rabbi! Bugüne gelinceye kadar okunmuş olan binlerce Yasin-i şerif var. Tebârake var, Amme var. Yapılmış olan zikirler var. Çekilmiş olan yetmiş binden fazla Tevhid var. Allah’ım! Okunmuş olan Hatm-i şerifler var. İnd-i ilahiyende bu kadar ibadetlerin, bu kadar okunmuş olan zikirlerin ve Kur’an ayetlerinin tamamını kabul et ya Rabbi! (Amin) Hasıl olan sevabın bir mislini en evvel Efendim Muhammed Aleyhisselam’ın ruhuna hediye ettim. Ulaştır, haberdar et Allah’ım! (Amin) Ebû Bekir Sıddîk, Ömer, Osman, Ali, Hasan ve Hüseyin Efendilerimiz’in ruhlarına hediye ettim. Sen vasıl et ya Rabbi! (Amin) Adem Nebi’den Efendim’e gelinceye kadar İslam’a hizmet etmiş bütün peygamberlerin ruhlarına ayrı ayrı hediye ettim. Sen ulaştır, vasıl et ya Rabbi! (Amin) Burada ellerini açmış Müslüman kardeşlerimin geçmişlerinin ruhlarına, ekran başında bizi izleyen Müslüman kardeşlerimin geçmişlerinin ruhlarına, hayattakilerin amel defterine hediye ettim. Sen ulaştır, haberdar et ya Rabbi! (Amin) Kabirlerinde azap gören hangi kulun varsa okunmuş olan ayetler hürmetine, azaplarını üzerlerinden kaldır Allah’ım! (Amin) Dünyada açlık çeken ne kadar Müslüman kardeşim varsa, ne kadar insan, kulun varsa hepsinin üzerindeki açlığı kaldır. Rızkımızı bol bol ver ya Rabbi! (Amin) Amin! Amin! Bi hürmeti Tâ-Hâ ve Yâsîn. Velhamdülillahi Rabbil alemin. El Fâtiha.

Ebu Hanzala’ya nasihat!

Hidayet mesajı okuyayım. Hem gidelim kardeşler. Yasin kardeşim sabote mi ediyorsun sohbetimi ya? 🙂 Problemin nedir kardeşim ya? 🙂 “Rüyamın anlamına bakarken karşıma çıktınız hocam.” “Önce tıklamadım.” YouTube’a giriyorsun… Biliyorsunuz YouTube’da her kanalda, her mesele var. Bu da neye girmiş bu kardeşimiz? Rüyasının anlamına bakmak için girmiş. Bizim rüya sohbetimize denk gelmiş. Bakmış şöyle tipimize… “Önce tıklamadım.” “Cübbeli’yi dinledim.” Cübbeli Ahmet Hoca’yı söylüyor. “Çünkü herkes sizi kötülediğinden dolayı korktum.” Sübhanallah, beni kim kötülüyor ya? Kardeşim, bizi şu beş sınıftan başkası kötülemez: Bir, Mealciler. Muhammed bize hitap etmiyor, biz sadece Kur’an mealine, hocamızın yazdığı Kur’an mealine bakarız, diyen reformistler. Bunlar bizi kötüler. İki, Vehhabi Seleficiler, DAEŞ’çiler. Bunlar bizi kötüler. Üç, Şia. Kur’an eksiktir diyen, sahabilere kâfir diyen, on sahabi hariç binlerce sahabenin hepsi münafıktır, kâfirdir diyen Şia, bana düşmandır. Dört, Fetöcüler. Bunlar bana düşmandır. Çünkü biz 2010 yıllarında bunlara reddiye yapmaya başladık. Yahudi, Hristiyanlar cennete girecek dediği anda biz şüphelendik. Burada ciddi problem var, Kur’an’ın bir kısmını reddetme var, Muhammed Aleyhisselama yalancı deme, var olduğundan dolayı biz reddiye yapmaya başladık. Oradan itibaren bize kafayı taktılar. Fetöcüler bize düşmandır. Dört tane düşman. Beş, komünistler, ateistler, faşistler. Bunlar bize düşmandır. Bunlardan başka, Ehli Sünnet olan bütün Müslümanlar bizi sever. Dostlarımızın sayısı çok fazla, düşmanlarımızın sayısı azdır. Ama devamlı surette plan kuruyorlar. Herhâlde bu düşmanlar dediği bunlardan bir tanesidir. Vehhabiler mesela benim hakkımda video yapmışlar iki üç tane video yapmışlar. Müşrik hoca, laik hoca, demokratik hoca gibi video yapmışlar. Allah Teâlâ aldı bunların hocasını, hapse attı. Ve daha dünyadayken öyle bir rezillik verdi ki bunların hocasına… Bunların hocası ne dedi? Bu ülkede memur olan, bu ülkede askere giden, bu ülkede vergi veren ne kadar insan varsa hepsi müşriktir, hepsi kâfirdir. Yetmiş milyonun tamamına kâfir dedi. Allah ne yaptı? “Avukat olursan kâfirsin, hâkim olursan kâfirsin, polis olursan, asker olursan kâfirsin, ehliyet alırsan kâfirsin…” dedi bunların hocaları. Allah ne yaptı? Allah bir adamın helakini dilerse daha dünyada rezil eder. Bu adam, gitti hapse girmemek için avukat tuttu. Oğlum sen demiyor musun avukat kâfir, avukat müşrik? Avukata vekâlet verdiğin zaman kâfir olursun fetvasını sen verdin mi vermedin mi Vehhabi? Verdin. Daeşliler benim kardeşim dedin mi demedin mi? Dedin. Kerem Hoca müşrik, kâfir; Daeşliler senin kardeşin he. Dünyada Müslüman kesmekten, Yahudi ve Hristiyan’a hizmet etmekten başka, tek hiçbir gayesi yok. DAEŞ… Amerika’nın ve Yahudilerin, İngilizlerin yarattığı yeni bir Frankenstein. DAEŞ… Bunlar senin kardeşin; Biz, kelleyi koltuğa almışız 20 senedir İslam’ı anlatıyoruz, nasıl insanları cehennemden kurtarırız bunun planını yapıyoruz, ben müşrik. Allah, adamı daha dünyada rezil eder, yerin dibine sokar. Gitti avukata para verdi, “müşrik avukat kardeş beni kurtarır mısın?” dedi. Kurtarabildi mi? Kurtaramadı. Cezaevinde. Allah Teâlâ hidayet nasip etsin. Beddua etmiyorum. Onlar bize küfrediyor, biz onlara hidayet diliyoruz, hidayet duası yapıyoruz. Onlar bize lanet okuyor, biz onlara hidayet duası yapıyoruz. Allah Teâlâ bu kardeşime, bidat ehli olmasına rağmen Müslümandır, kardeşimdir, Orada, o dört duvar arasında hidayet nasip etsin. (Âmin) Şu kalbindeki Müslümanlara olan düşmanlığı, ümmet-i Muhammed’e olan düşmanlığı gidersin. (Âmin) Kinini yok etsin. (Âmin) Tekrardan on dört asırlık ana caddeye, ehlisünnet ve’l-cemaate döndürsün. (Âmin) Yahudi’nin, Hristiyan’ın kölesi olmaktan kurtarsın bu kardeşlerimizi. (Âmin) Kardeşim, biz sizin kurtulmasını istiyoruz ya. Fena mı olur o üç tanrıcılara köle olmaktan kurtulup da, Allah ve Resulüne itaat etmeniz, fena mı olur. Safları sıklaştırırız, gücümüz, kuvvetimiz artar. Ama üç tanrıcılarda para var, üç tanrıcılarda güç var. “Onlar bizi destekliyor, yerlerimizi tutmamız için kiralarımızı üç tanrıcılar veriyor.” diyorsunuz, onları destekliyorsunuz, bize kâfir diyorsunuz. Bunlar bize düşmandır. Bize, Ehli Sünnet olan kimse düşman olmaz. Bütün cemaatlerden hayır dua alıyorum. Bizim derviş kardeşlerden daha fazla etrafımdaki insanlar, sohbetlerimi izleyen insanlar bana dua ediyor. Allah hepsinden razı olsun. (Âmin) “Herkes sizi kötülediğinden dolayı korktum fakat sonra devamlı ve devamlı karşıma çıktığınız için videolarınızı izlemeye başladım.” Zorlen, zorlen… 🙂 Benim videolar devamlı çıkıyor orada karşısına. “Ya kim bu ya, tamam be…” en sonunda tıklamış bir tane. Zaten tıklayış, o tıklayış. Beni bir kere tıklarsan, daha bırakamazsın canım. Kardeş ne diyor? “En sonunda tıkladım hocam.” diyor. Sübhanallah. “Dini videolar izlediğim için konuşmalarınız çok akıllıca. Zaten örnekleriniz de harika. Allah sizden razı olsun hocam. Sizden öğrendiğim her bilgiyi aileme anlatıyorum. Çok memnun kaldım. Allah sizden razı olsun.” Kardeşim Allah senden razı olsun. Bak, şimdi bu kardeş önce bir toparlanmış, bir şekil değişimi olmuş, İslamiyeti yaşamaya başlamış, orada kalmamış artık bir davetçi… Ben halife olmak istiyorum diyor. Allah’ın, Rasulünün ve Kur’an’ın yeryüzündeki halifesi olmak istiyorum diyor. İslam davetçisi… Efendimiz Aleyhisselam buyurdu: “İslam davetçisi Allah’ın, Peygamberin ve Kur’an’ın yeryüzündeki halifesidir.” İşte sana halife olmak için bir yol. Öğrendiğin her şeyi komşuna anlat, arkadaşına anlat, pes oynadığın arkadaşına anlat, işe beraber gittiğin dostuna anlat, eve git hanımına anlat… Kapat o diziyi televizyondaki; tak kumandayı al, diziyi kapat. Hızlı bir şekilde, hızlı bir el hareketiyle pilleri çıkart. Tık tık tık. “Hay Allah ya bak pillerde… Neyse kapatalım” de. Bir numara yap ya, her şeyi ben mi öğreteceğim ya. Kapat o televizyonu, öğrendiğin meseleleri anlat. Anlattığın zaman sen Allah’ın ve Resulünün yeryüzündeki halifesi olursun. Bu kardeş de ne yapmış? Sadece öğrenmekle kalmıyor, öğrendiğim her şeyi diyor aileme anlatıyorum. “Recep bak, bugün şöyle öğrendim, hoca böyle anlattı falan dur şu videoyu izleyelim ya.” Oyun videosu izleyeceğine arkadaşına bizim videoları seyrettiriyor. Bu sefer o da bağımlı oluyor. İslam ilimleri öyle bir şeydir ki, öyle bir bağımlılık yapar ki bunun sonu yok. Devamlı daha fazlasını istersin. Dur şu kitabı da okuyayım, dur bu sohbeti de seyredeyim, dur şu bilgiden eksiğim, bunda da kendimi geliştireyim. Hep daha ileriye gidersin. Biz sekiz yaşında bu ilimleri okumaya başladık. Ve okudukça, öğrendikçe cahilliğimiz daha fazla arttı. Anladık ki biz olayın daha içine dahi girememişiz. İslam ilimleri çok derin bir okyanus, bize Allah’ın verdiği bir damla. Yirmi senedir ben o bir damlayı anlatıyorum, daha hâlâ bitiremedim, ikinci damlaya geçemedim. O kadar, o kadar derin bir damla ki, daha hâlâ o damlayı anlatıyorum. Ve her sohbetimde başka başkadır. Hep başka ayetleri anlatırım, hep başka hadis-i şerifleri zikrederim ve bitmez. Allah’ın ilmi; denizlerin tamamı mürekkep olsa, ağaçların tamamı kalem olsa Allah’ın ilmini yazarak bitirecek değildir. Mevlâ Teâlâ Hazretleri ibret almayı, idrak etmeyi, anlamayı bize nasip etsin. (Âmin) Âmin ya Muin. Aranan hazinenin yolunu gösterdim sana, belki sen kavuşursun biz varamadıksa da. Kardeşler, ben buna karşılık bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak beni yaratana aittir. Velhamdülillahi Rabb’il âlemîn el-Fâtiha.