Türkiye Şimdi de 400 Milyar Çekirgenin İstilası İle Karşı Karşıya !

İngilizce

THE GRASSHOPPER INVASION By taking 150 km way in a day grasshoppers have a capacity to consume food which could supply 35 thousands of people. In a square kilometre, their number is between 40 and 80 million. And now they are coming towards our country very fast. Is this a new disaster adding up to the other disasters of 2020? The news about “the grasshopper invasion is at the border of Turkey” pushed millions of citizens to search about the invasion of grasshoppers. Lately, Africa and Asia got invaded by grasshoppers. According to the news, The invasion which started in Africa also has reached out to Iran and Iraq, which are the neighbouring countries of Turkey. Food and Agriculture Organization of the United Nations told that the grasshopper invasion could cause a food crisis. The attempts to undertake the grasshopper invasion has been unsuccessful. The United Nations says that the number of the grasshoppers has reached out to 100 millions and their number can be multiplied by 500 in June. This grasshopper invasion is the worst one among the ones happening in Kenya since 70 years and in Somali since the last 25 years. Of course, the only disaster happening nowdays is not the grasshopper invasion. The year of 2020 has been continuing to surprise us each and every day. For instance, because of the Corona virus, the UEFA Champions League and Europe League have been postponed. Cristiano Ronaldo who is one of the best football players of the world has been in quarantine due to the suspicion of Corona. The famous actor Tom Hanks, too, has been in quarantine. La Liga told that all the competitions are postponed until a second decision. MBA is also postponed. Real Madrid has put all of its players in to quarantine. In short, the world says “STOP” to all the crowds and pushes humanity to loneliness. Look how Allah brings the whole world to heel by using a virus which actually has no power (even lifeless) and a grasshopper which has no strength by itself. Allah reminds and shows people how incapable/weak human being is but not aware of this. Üstad Bediüzzaman Said Nursi says in Risale-i Nur that, Bismihi Subhanehu “Through its impotence, weakness, poverty, and need, my life acts as a mirror to the power, strength, wealth, and mercy of the Creator of life.” Allah gives babies whatever they need with their families’ hands because of babies’ weaknesses. Allah sets the Sun up and down, sends the rain down to give the needs of plants which are the weakest creatures. Just like all these, the salvation of us humans will be by understanding our weakness, poverty and need towards Allah. If we don’t understand, Allah warns us in Quran-ı Kerim, “So We sent upon them the flood and locusts (grasshopper) and lice and frogs and blood as distinct signs, but they were arrogant and were a criminal people.”

Corona Virüs Türkiye’ye Gelecek Mi? Kabe Kapatıldı!

Tüm dünyanın dehşetle izlediği korona virüs salgınında ölü sayısı gün geçtikçe artıyor. İşin kötüsü daha da ağırlaşacak gibi görünüyor. Kapmızda bir salgın olduğunu biliyoruz. Peki Türkiye için risk ne? Bu süreçte bu virüsü taşıyan içimizde insanlar da olabilir. Merhaba arkadaşlar. Son günlerde bu korona virüsü üzerine pek çok spekülasyonlar yapılıyor. Ve insanlar merak ediyor. Dünya çapında bu kadar vakaya rastlanan Ve bu kadar çok kişinin ölümüne sebep olan bu virüs ”Acaba ülkemize de gelir mi ? Acaba bizim ülkemizde bizlere de bulaşır mı? Bizlerin de ölüm sebebi olur mu?” diye insanlar ciddi manada korkular yaşıyorlar. Hatta dükkanında maske satışı yapan bir arkadaşımla konuştum. Maskelerin fiyatları yani eskiden 7 TL sattıkları maskeleri şimdi 130 TL ye kapış kapış satıldığını hatta artık tedarik edemediklerini söyledi. Yani ciddi manada Türkiye’de de böyle bir korku var. Türkiye gündemine korana virüsü ocak ayında düştü. Ocak ayından beri , şimdi biz mart ayındayız hala gündemimizde. Neden bu kadar çok konuşuluyor? Neden bu kadar çok merak ediliyor? Çünkü ; Dünya çapında özellikle en sarsılmaz dediğimiz ekonomileri sarsacak , dünya çapında pek çok siyasi gelişmeye sebep olan bir virüs. Hatta biliyorsunuz son zamanlarsa Suudi Arabistan Umre’yi kapattı. Pek çok ülkeyi ilgilendiren pek çok hadise yaşanıyor. Zaten ufak ufak da onlardan da bahsederiz. Öncelikle bu virüs Çin’in Wuhan şehrinde yayıldı. Wuhan şehri 20 milyon kadar nüfusu bulunan bir şehir. Daha sonra virüs hızla yayılınca ve pek çok ölüme sebep olunca Pek çok şehir karantina altına alındı , şehirlere giriş çıkışlar yasaklandı, kara yolları , hava yolları kapatıldı ve insanlar bazen evlerinde hapsedildi bunu görüyoruz. Tabi bizim aklımıza hemen Doğu Türkistan’daki yapılan zulümler geldi. Buna yönelik Cenab-ı Hak’ın gönderdiği bir tokat olabilir mi? Evet olabilir. Ama bunun da ötesinde başka mesajları da var İsterseniz zaten onu da biraz sonra konuşuruz. Dünya çapında 92.000 görülmüş.Bu vakaların içinde 3.000 den fazla ölüm hadisesi var ve 48.000 kişi sağlığına kavuşmuş. Şimdi bakınca dünya nüfusuna oranla bazı insanlar çok az olduğunu söylüyor. Ama ilerleyen günlerde nasıl olacak tabi bunu gözlemlemek lazım. Daha önce de Dünya’nın 3’de 1’ini , her üç insandan birisini öldüren ”kara veba” salgını tarihte bundan belki 600 sene kadar evvel tarihe damgasını vurmuş büyük bir olay olarak yerini almıştı. O da enteresandır yine Wuhan kentinden çıkmıştı. Demek ki bir salgın olsan dünyaya yayılacağın ilk yer Wuhan olması gerekiyor herhalde. Avrupa nüfusunun da yarısı bu kara vebadan ölmüştü. Yani bu çok ciddi manada dünyayı sarsmıştı. Hatta pek çok edebi eserde yerini alan unutulmaz bir hatıra oldu insanlık tarihinde. Şimdi de yine” acaba benzer bir virüs , benzer bir tehlike insanları tehdit mi ediyor?” diye her yerde önlemler alınıyor. Çin gibi devasa ekonomiye sahip sarsılmaz, bizi kimse yıkamaz tarzında duruşu olan bir ekonominin bugün ne hale geldiğini görüyoruz. Ciddi manada dünya çapında bazı şeylerin yer değiştirdiğine şahit oluyoruz. Aslında bu bize şu mesajı veriyor Demek ki insan olarak biz ne kadar aciziz , gözle göremediğimiz mikroskopta ancak görebildiğimiz kadar küçük bir mikrop bizi ve yıkılmaz sandığımız şeyleri yıkıp geçiyor. Bu noktada aslında bazen Allah insanın acizliğini fark ettiriyor. Dünya çapında bu hastalık ciddi manada hızla yayılıyor. Acaba ülkemize ne zaman gelecek? Tabi öncelikle şunu söyleyelim. Genelde çocuk ve bebeklerde ölüm oranı şuan %1 civarında. Genellikle ölüm oranları yaşça 60’ın üzerindekilerde daha yüksek oranda gözüküyor. Şuan dünyada biliyorsunuz Çin’de en fazla ölüm vakaları var. Bakınca zaten o coğrafyada daha hızlı yayılıyor. Bize yakın olan coğrafyaya bakacak olursak İran’da 77 ölüm vakası var ve hastalığın hızla yayıldığını yani devlet görevlilerinin de yeteri kadar tedbir almadığını insanlar söyleyerek şikayette bulunuyorlar. Hatta enteresan bir durum. Korona virüsü ile ilgili açıklama yapan sağlık bakanı yardımcısı korana virüse daha sonra yakalanıyor. Hatta İran’da sanayi ve ticaret bakanı da korona virüse yakalanmış.Bu da enteresan bir bilgi yani. Gündemde sıkça adını duyduğumuz bir başka ülke de 79 ölüm vakası ile İtalya Avrupa’da da korona virüsü hızla yayılıyor.Her yerde tedbirler alınsa da Özellikle toplu taşımaların içinde, özellikle toplu kalabalığın yaşadığı yerlerde bu virüs hızla yayılıyor. Neden? Çünkü; solunum yolu ile insanlara bulaşıyor. İlk belirtileri neler? Öksürük ,yüksek ateş halsizlik gibi belirtileri var. Aslında ilk bakışta normal her sene yakalandığımız griplere benziyor. Fakat yüksek ateşiniz var ise veya çevrenizde de bu tarz belirtiler varsa hem kendinizin hem de çevrenizin sağlığı için hemen bir hastaneye,bir sağlık birimine başvurun. Çünkü; medyada çok fazla konuşulunca insanlarda bir tedirginlik oluşuyor. Bu tedirginlikten dolayı insanlarda ters tepki oluşabilir. Hastalığa yakalandığını fark edip hastaneye gitmemek gibi. Sakın böyle bir şeye kapılmayın derim. Şimdi esas konumuza da yavaş yavaş geliyoruz. Şimdi Türkiye’nin coğrafyasının etrafında hemen hemen her ülkede görüldü. Şimdi Irak’da , İran’da görüldü. Pek çok yerde görüldü. Şimdi ”acaba Türkiye’de görülür mü? Acaba Türkiye’de görülecek mi?” Ben bundan daha ötesi bir şey söyliyeyim. Zaten halihazırda bu salgının bir ayağı Türkiye’de yayıldı. Hem de ocak ayından beri. Nedir o ayak? Virüs gibi yayılan yanlış bilgiler. İnsanları paniğe itecek ,insanların korkuya kapılmasına sebep olacak , sürekli gelecek kaygısı duymalarına sebep olacak , huzursuz yaşamalarına sebep olacak bir korku insanlar arasında yayılıyor. Hani bir vesvese diyebilirim buna. Genellikle de komplo teorileri var bu işin perde arkasında. Sürekli komplo teorisi üreten ve bundan ne çıkarı var bilmiyorum ama zevk alan insanlar var. Peki Türkiye’ye tam anlamıyla ne zaman gelecek bu virüs. Allah belki bu virüsü Türkiye’ye hiçbir zaman sokmayabilir. Belki Türkiye’de görülebilir. Bu da mümkündür. Ne yapıcaz? Dikkat edeceğiz.Hem kendi sağlığımıza dikkat edeceğiz.Hem kişisel temizliğimize dikkat edeceğiz. Ama her şeyden öte şunu bileceğiz. ”İnsan bir kere ölür” derler ya hani. Ecel birdir değişmez. Kaderimizde ölüm bir sefer var. Biz bu işin korkusuna kapılırsak , Allah’a tevekkül etmezsek Üstümüze düşeni yerine getirme noktasında tembelliğe düştüğümüz gibi aynı zamanda çok fazla elimizdeki şu hayatın kaçacağına dair bir korku yaşarsın. Sanki hiç ahirete gitmeyecekmişiz gibi , sanki bu dünyada ebedi kalmamız gerekiyormuş gibi bir psikolojiye girersek biz bundan zarara uğrarız. Çünkü bir gerçek var. Evet. Hepimiz bir gün öleceğiz. Belki korona’dan öleceğiz , belki başka bir sebepten öleceğiz bilmiyoruz. Cenab-ı Hak bizim için kader planında bir ömür tayin etti. Ve bu ömür herhangi bir esbap ile bitecek. O yüzden aslında diyorlar ya ”Korkunun ecele faydası yok.” Çok fazla korkuya kapılıp da paniğe kapılıp da insan hayatını çekilmez ve yaşanmaz bir hale getirmesinin de her halde bir mantıklı tarafı yok. Şunu bileceğiz. Hey şeyin dizgini Allah’ın(c.c) elindedir. Biz üstümüze düşeni yaparız. Bunun aşısını , tedavisini tıbben , bilimsel olarak bulmaya çalışırız. Kendi temizliğimize dikkat ederiz ki insanlar zaten baktığın zaman uzmanlar tarif ettiğinde sanki o kişisel temizlik bizzat abdesti tarif ediyor gibi Evet. Bu bizi teşvik etsin. Abdest alalım namaza başlayalım. Çünkü arkadaşlar şu bir gerçek. Bakın kısacık hayatımız için bu kadar paniğe kapılıyoruz. Bu kısacık , hani en fazla yaşayacağımız kaç sene olabilir ki. Bunun da zaten 3’de 1’i uykuyla geçiyor , başka şeylerle geçiyor. Yani kısacık şu dünya hayatımızın muhafazası için bu kadar çalışıyoruz. O hayatımızı koruma , o hayatımızda düzgün yaşamak , zarar görmemek için bu kadar o hayatın muhafazasına koşturuyoruz. E karşımızda ebedi bir hayat var. Sonsuz bir hayat var. Onun muhafazasına , orada saadet içinde yaşamaya neden çalışmıyoruz. Aslında bu bize bir ders veriyor , bir mesaj veriyor. ”Ey insan kendine gel!”diyor. Bak ne kadar aciz olduğunu fark et seni ancak sonsuz kudret sahibi olan bir Allah(c.c) koruyabilir. Ve hayat senin kontrolünde değil. Sen ebedi bir aleme gideceksin. O alemde göreceğin rahat ve lezzet bu dünyada yaptıklarına bağlı. Hakiki lezzet ve saadet hep diyoruz ya kabrin öbür tarafındadır. Onun için çalışmak gerekir. Aslında şöyle kamuoyuna baktığımızda bize bariz bir ders olduğunu görebiliriz. İstikbalde Cenab-ı Hak bizi başka musibetlerle imtihan edebilir. Bütün hepsine karşı bizim Allah’a tevekkül edip Allah’a yönelmemiz gerekiyor. Bunları bir vesile olarak görüp ebedi hayatımıza yatırım yapmamız gerekiyor. Geç olmadan fırsat varken Allah’a koşun ”Fafirrū İlallāh”sırrınca Allah’a firar edin. Allah’a Emanet olun.

Allah, bizi eğlence olsun diye mi yarattı?

İbadet edilmeyi sahipleniyor bizim Allah’ımız. Bu kadar nimeti sahiplendi, ondan sonra ibadet edilmeyi de sahipleniyor. Tamam, ben size bu kadar nimet verdim ama bir şey istiyorum. Bu nimetlerin karşısında bir şey istiyorum. Bak şimdi! “Görmedin mi? Göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, Güneş, Ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanlardan bir çoğu hep Allah’a secde ediyor.” (Hac, 18) Bu saydıklarımın tamamı Allah’a secde ediyor. “Bir çoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa artık ona ikram edecek yoktur.” (Hac, 18) Secde edenler, secde etmeyenler… İnsanların bir çoğu secde ediyor ama bir çoğu etmiyor, diyor. Etmeyenlere azap hak olacaktır, onlar azaba düçar olacaklardır. Yalnız ayetin başında Mevla ne diyor? Hayvanların tamamı, bitkiler, yer gök, her ne varsa bunların tamamı secde ediyor. Allah Teala bu ayette bizden ne istiyor? Secde edeceksin, secde edeceksin! Kapında, evine hırsız girmesin diye bekleyen köpeğin bana secde ediyor, beni zikrediyor. Eğer sen bana sece etmiyorsan o köpeğin sahibi olarak, sen o köpekten aşağıdasın. Yeşillik yedirdiğin ve daha çok süt vermesini istediğin koyunlarını koruyan kollayan çoban köpeğin, sana hizmet ediyor ey kulum! Ve o kulun sen bilmeden, farketmeden beni zikrediyor, bana secde ediyor. Sen ey çoban! Bana secde etmiyorsan, benim adımı anmıyorsan sen üzerine azabı almaya hak kazanmış bir adamsın demektir. Allah’ımız bize bunları beyan ediyor ve ibadet edilmek istiyor. Onun ibadete ihtiyacı yok, bizim ibadete ihtiyacımız var. Olay budur kardeşim. Amacı neymiş? Onu da anlatayım hem kapatalım. “Biz, gök ile yeri ve aralarındaki şeyleri boş bir eğlence için yaratmadık.” (Enbiyâ, 16) Bak bu, amaçsız olarak yarattı, diyenler var ya, bu ayet onlara kapak olsun. “Gökleri, yeri ve içindeki şeyleri boş bir eğlence olsun diye amaçsız olarak yaratmadık. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik elbette onu katımızdan edinirdik.” (Enbiyâ, 16-17) Yapacak olsaydık, böyle yapardık. Şimdi Allah Teâlâ diyor ki: Ben eğlenmek isteseydim, bu kadar gücüm, kudretim var. Yapmayı istediğim bir şeyi ‘Ol!’ diyorum ve oluyor. Eğer eğlenmek isteseydim katımdan eğlenirdim, kendime başka eğlenceler bulurdum. Ama ben yerleri, gökleri ve içindeki her şeyi yarattım. Bunu bir eğlence olsun diye amaçsız olarak yaratmadım, bir şey istiyorum, bir şey bekliyorum. Övülmek istiyorum, geçen hafta övülmeyi anlattım. Bir: Allah övülmeyi sever, onu övmek zorundayız. Kul olarak birinci vazifemiz bu. İki: Övülmeyi bir adım ileriye götürüp acziyetimizi beyan etmek zorundayız. Yağmur istiyorum Allah’ım. Senden çocuk istiyorum Allah’ım. Senden hayırlı iş ve rızık istiyorum Allah’ım. Senden âlim bir evlat istiyorum Allah’ım. Bu beyandır, acziyeti beyandır. Allah’tan istemek demektir. Bir kul ki istemiyor, kendini müstağnî görüyor, ihtiyaçsız görüyor; bu kul ilahlığını iddia ediyor, demektir. Bir kul ki acziyetini beyan ediyor ve benim sana ihtiyacım var, senden isterim ancak senden isterim… “İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn.” (Fâtiha, 5) “Ancak senden ister ve senden yardım dileriz.” diyorsa bu kul kendini müstağni görmüyor. Bu kul kendini kul olarak görüyor demektir. İşte Allah’ımız amaçsız olarak yaratmadığını bu ayet-i kerime ile bize dillendiriyor. Mevla Teâlâ; uyanmamızı, anlamamızı, idrak etmemizi ve yaşamamızı bize nasip etsin. (Amin) Amin.