SIGARA NASIL HELÂL OLUR? ÇOK BASİT

Sigara, haram mıdır? helal midir? şüpheli midir? Eğer, sigara, kullanıcısı hiçbir sakınca görmüyor bundan, günde 1 paket sigara içen, bir tehlike görmez derse tıp, biz din olarak deriz ki, bunun üretildiği nesnede alkol veya domuz yağı gibi bir şey var mı? Yok. Bir sıkıntı yok sigara helaldir deriz. Eğer sigara, helal midir haram mıdır sorusunda cevap ararken doktor, tıp raporu diyelim doktor bireysel bir isim. Tıp raporu elimize geçip derse ki, günde bir paket, veya şu kadar sigara içen birisi, neticede gırtlak kanseri olur, ciğeri tıkanır, bu insan şöyle olur böyle olur. Yani insanın bedenine zararı, tıbbın verilerine göre kesindir dediği an, sigara haramdır. Şu anda sigara böyle midir? Öyle olduğunun doktorlar söylüyorlar. Paketin üstünde zaten öldürür, ananı ağlatır, helak olursun herşey yazıyor. Canavardır, şöyledir yazıyor paketinin üstünde yazıyor. Doktora sormaya da gerek kalmadı. Fare zehri gibi satılıyor dünyada. Fare zehri nasıl, öldürücüdür çocuklardan uzak tutun canlıdan uzak tutun sadece farelerin önüne koyun deniyor. O şekilde satılan birşey, herhalde helal değildir. Diyelim ki, diyelim ki, tıbbın bir kısmı, bu öldürücüdür diyor. Öbür kısmı da, stres için çok faydalı ama diyor. E zaten yeşil reçeteyle ilaç satıyoruz, sigarayı da yeşil reçeteyle tavsiye edebiliriz psikiyatri hastalarına falan. Hele diz ağrılarına iyi geliyor falan dedi. Şimdi tıptan gelen raporlar çelişmeye başladı. Biz haram demek için net veri istiyoruz tıptan. Şeriat açısından alkol ve domuz gibi bir sıkıntı yoksa sorun yok. Sağlığa havale ediyor şeriat. Sağlıktan da, ortada bir şey geliyor, helale mi yakın harama mı yakın anlayamıyoruz. Bu şüpheli bir kavram diyoruz. Şüphe standartlarına havale ediyoruz. Şüpheye geçen bir şey için haram demiyoruz, helal de demiyoruz, Allah’tan korktuğun kadar bundan uzak dur diyoruz. İmanı zayıf olan bundan, istifade ettiğinde sen büyük haram işledin demiyoruz, ama bunu terk edene, sen gerçekten takvalı bir Mümin’sin diyoruz. Şüpheliler bu. Şimdi bunu sigara üzerinden verdim. Doğal olarak sizler de, sigarayı bildiğiniz için bütün dünya bildiği zaten çok net anlaşıldı. Ama gelin bunu, çaya endeksleyelim. Çay, haram mı? helal mi? şüpheli mi? Çok rahat bir şekilde, çay helaldir deriz. Çünkü, çay normal bir yeşil bitkidir. Çayın, helal dışında kalmasını gerektirecek bir farkı ayrıcalığı yoktur. Mesele de yok. Ama bireysel olarak, tıp, mesela yine bilmeden söylüyorum, astım hastaları için çay hastalığı ikiye katlama nedenidir. Dediği an, bu harama dönüşür. O şahıs için. Şahsa özel bir uygulama bu. Zira haram ve helal, esnek bir kavram. A b c verilerine göre değişebiliyor. Bir araştırma hastanesi’nde, baş ağrısı tedavisi gören bir hastaya, doktor aylardır inceliyoruz, sen yediğin içtiğin şeyleri bize bir getir bakalım diyor. Adam da günde on bardak çay içiyorum diyor. Bunun üzerine nöroloji uzmanı diyor ki, bir ay çay içmeyeceksin diyor. Tekrar tahlil yapacağız tekrar inceliyeceğiz seni diyor. Doktor, helal ve haram koyamaz. Hoca da koyamaz zaten. Ama, çay bir ay içmeyeceksin dediği zaman, o hasta için, şüpheli konuma düşmüştür çay. Hastanın şahsı açısından. Bütün müslümanlar için değil. Bu hasta, doktorun bu uyarısına rağmen, günde on bardak çay içmeye devam ederse, başı da ağrırsa, Allah’ın onun için şüpheli bilmesini gerektirdiği bir işi yapmış olur. Haram işledin, rakı içtin sen çabuk tövbe et de demiyoruz ona. Ananın sütü gibi helal bir çay içtin de demiyoruz. Takvalı olacaksın ve bu şüpheden uzak duracaksın diyoruz..

İstiğfar ve tövbe arasındaki fark nedir?

İstiğfar ve tövbeyi İslam âlimleri ikiye ayırmıştır. İstiğfar, tövbe. İstiğfar, günahların bağışlanmasını dilemek demektir. Peki tövbe ne demektir? Tövbe, değişmek demektir. Yönelmek demektir. Yeni bir yaşama başlamak demektir. Düne kadar namaz kılmayan bir adam, bir ilim meclisine gelir, oraya daim olur, istiğfar etmesini öğrenir, tövbe etmesini öğrenir. Ondan sonra ne başlar? Değişim başlar. Gayr-i ihtiyari, ister istemez o adamda bazı değişimler başlar. Bir adam kokucu dükkanına girdiği zaman, istediği kadar koku sürünmesin, o adamın üstüne güzel kokular siner. Çünkü kokucu dükkanına girdi. Bir adam kahvehaneye girdiği zaman, o adamın üstüne sigara kokusu siner. İstediği kadar sigara içmemiş olsun. Pis koku, temiz koku. Bir adam ilim meclisine, bir tasavvuf meclisine girdiği zaman, o adamda hâl değişimi olur kardeşler. Fark etmeden değişmeye başlar. Namazlar kolaylaşmaya başlar. Allah’ı zikir kolaylaşır, bir zevk hâline gelir. Tıpkı çay içmek gibi. Aranızda var mı çay içerken çok sıkılıyorum diyen? Ya bende bir huy var, kahve içerken çok sıkılıyorum, çok yoruluyorum hocam. Var mı? Yok. Aranızda var mı yemekten sonra baklava yerken çok sıkılıyorum hocam diyen? Yok. Çünkü bu zevktir. Karnın doymuş, ihtiyacın yok. Zevk için meyve yiyorsun, çay içiyorsun, tatlı yiyorsun. Bu bir zevktir. Dervişlere, tasavvuf yolunda ilerlemiş olanlara Allah Teâlâ bir haz ve zevk verir. Bu zevk, aynen anlattığım örnekteki olduğu gibidir. Zikretmek, çay içmek gibi gelir. Namaz kılmak, tatlı yemek gibi gelir. Hocam namaz kılmak ağır bir görevdir. Günde beş defa olan bir şeydir. Tatlı yemek gibi gelir. O adam namaz kılmadığı zaman, şeker komasına girmiş adam gibi olur. “Çabuk tatlı verin bana. Tatlı verin bana.” Bir esnaf arkadaşım var, şeker hastası. Şekerini devamlı olarak kontrol altında tutması lazım. Ceplerinde devamlı çikolata var. Hafif bir şekeri düştüğü anda başı dönmeye başlıyor yolda yürürken. Hemen çikolatayı açıyor. O Temel Reis’in ıspanağı gibi, çikolatayı yediği anda gözleri parlıyor. Hemen kendine geliyor. Şeker hastası bu. İşte Müslüman Allah’ı zikirden gâfil olduğu zaman, bitmiş bir şeker hastası gibidir. Bu adamın şekere ihtiyacı var. Allah’ı zikrettiği anda gücü, kuvveti yerine gelir. Ve işin güzel tarafı bundan haz alır. Çünkü bu adam bir tasavvuf meclisine gidiyor demektir. Bir ilim meclisine gidiyor demektir. Dolayısıyla bu ilim meclisleri insana önce tövbe etmeyi öğretir. O, orada kalmaz. İstiğfardan sonra değişmeyi öğretir. Yönelmeyi öğretir. Allah’a böyle dua edeceksin. Rasulullah’tan böyle şefaat isteyeceksin. Salavat-ı Şerife’yi böyle getireceksin. Nafile namazı böyle kılacaksın. Kazayı böyle bitireceksin. Hayatına böyle bir nizam vermen lazım kardeşim. Büyük çoğunluğa aldanma. Etrafında Müslüman’ım diyen büyük çoğunluğun namaz kılmaması seni aldatmasın. Onlar yanlış içindeler, onlar hata içindeler.

Üzerimdeki yorgunluğu nasıl atabilirim?

Arkadaşlar talebe de, alim de insandır. Ettir, kemiktir. Yorulmaz, bitmez, tükenmez, Peygamber bile olmaz. Hastalanmış Peygamberimiz var bizim. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Aişe’sine kendini dinlettirmiş, biraz rahatlat beni Aişe diyen Peygamberimiz var. Ölüm sancısından dolayı ızdırap duyan Peygamberimiz var. Et ve kemik, alimin de yapısıdır. Talebenin de yapısıdır. Bu sebeple, hovardaca kullanılan bedenler Ravvihu enfüsekum seaten fesea. Bunun seaten ve seaten diye de yaygın rivayeti var. Yani, adım adım, zaman zaman, dinlenmesini de bilmek lazım arkadaşlar. Bu dinlenmenin mantığı, kaç yaşındaydınız siz? 25 Kaç yaşında sen kısa sûreleri ezberledin? 10 yaşında 15 senedir فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ diyor, şimdi bana soru soruyor. فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ ne demek? Bir iş bitince, öbürüne geç demek. Bu Müslüman Halet-i Ruhiyesidir. İş ile dinlenmek. Çok basit bir misal arkadaşlar; Kardeşimizin Nuru’l-İzahtan imtihana gireceğini, 200 sayfaya bu gece çalıştığını kabul edelim. Kesin yorulacaktır. Çay içerse akılsızlık eder. Bu akşam çay içen sabahleyin 10 puan düşük alırsa şaşmayın siz. Az düşünmek için çay içmek iyi bir malzemedir. Çay uykuyu bile bozuyor. İdrar yollarını etkiliyor. Allah İmam Nevevi’ye rahmet etsin. Kıyamet günü gezdiği yerlerden geçmek bize de nasip etsin. Yanında dururuz dersek biraz, mübalağalı bir istek olur gibi geliyor da hani.. koridorların kenarından filan biz de dolaşalım. Salatalık yemezmiş arkadaşlar. Halbuki Suriye salatalıkların iyi yetiştiği bir yermiş o zaman. Niye yemediği sorulduğunda da, bu çok tuvalete götüren bir şey, beni ikide bir tuvalete götürüp abdestle meşgul etmesini istemiyorum demiş. Şimdi, arkadaşlar açın bakın ansiklopedilerden %95’i suymuş salatalığın. Buna Nevevi’nin kerameti mi dersiniz, bilmiyorum kerametin bol olduğu bir zamandayız yani, bir isim bulun. Çay içerek değil, ama mesela kardeşimizin muhakkak yazı yazma kabiliyeti vardır. Dersten yorulduğunda, şöyle bir yazı denemesi yaparak, jimnastik yaparak.. Ben şahsi kanaatimi, uygulamamı söyleyeyim.. Çok yorulduğum zaman yürümek beni dinlendirir. Çok ciddi, ciddi dinleniyorum yürürken. Masanın üstünde 10 dakika uyumak böyle yeniden yaratılmış kadar heyecan veriyor bana, rahatlıyorum. Ben öyle uyguluyorum. 10 dakika, 15 dakika yetiyor bana. Yarım saat yürüdün mü, akşam oldu uyudum, sabah oldu kalktım gibi oluyor. Ama bu bünyeden bünyeye değişebilir. Yemek hariç her şey doğru bir dinlenme tarzı olabilir. Yemek, kendisi bir bela. Onunla nasıl dinleneceksin? Bir gün bir doktor arkadaşa dedim ki yahu elma yiyerek kilo vermem mümkün mü? dedim. Asitli filan diye.. Ya dedi hoca adamsın dedi hiç yiyerek dedi zayıflanır mı ya unut dedi. 🙂 Şimdi arkadaşlar, kardeşimizin sorusu doğrudur. Hiçbir insan 5 saat üst üste bir şeye dikkat edemez. Çok basit bir test yapın. Şunda motifler var mesela görüyorsunuz. Bu mushaf zaten buna zevkle bakıyoruz da.. Herhangi bir motifli birşeye, motifli bir halıya duvara hiç sağa sola kaydırmadan gözünüzü 5 dakika aralıksız bakın, başımızın döndüğünü göreceksiniz. 5 dakikalık yoğunluğu 5 saate böldüğünüzde de fark etmeden durum budur. Bir insan inşaatta çalışırken de yorulur, kitap okurken de yorulur. Çünkü yorulan kaslardan önce beyindir. Ne yapmak lazım? Sporunu vesairesini dinlenme malzemesi olarak kullanmak lazım ama e dinlenmek işten daha yoğun olursa, bu gülünç olur tabii. 1 saat çalışıp, 5 saat dinleniyorsan biraz gülünç olur. Yani 1 saat çalışıp, 20 dakika dinlenilebilir. Üçüncü bir tarz arkadaşlar, tavsiyem; Pek çok Hocaefendi’nin uyguladığını gördüm. Rabbim lütfetti çok hoca gördüm. Çok alim ile oturdum kalktım. Korkuyorum kıyamet günü bunların hesabı beni ezecek diye. Evlerine girdim, bana evlat muamelesi yaptılar.. Yani çok ama.. 10, 20, 100 falan değil.. Birkaç yüz hocaefendi gördüm. Kendim zaten bir alimin çocuğuyum. Evimiz de öyle bir alimlerin uğrak yeri gibi bir evdi Elhamdülillâh. Bazı alimler de muhabbetle dinleniyorlar. Babamın arkadaşları vardı, çok bunaldım hoca bir yarım saat gelelim sana derlerdi, yarım saat onlar kendi aralarında bir şeyler şakalaşırlardı, Ya Allah yeniden giderdiler. Yani bu bir tarz arkadaşlar. Böyle menhiyattan bir şey olmadığı sürece herkes dinlenme tarzını kendisi belirlemelidir. Ama bunun temel felsefesi فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ dır. Birini bitirince, öbürüne geçiştir.