İstiğfar ve tövbe arasındaki fark nedir?

İstiğfar ve tövbeyi İslam âlimleri ikiye ayırmıştır. İstiğfar, tövbe. İstiğfar, günahların bağışlanmasını dilemek demektir. Peki tövbe ne demektir? Tövbe, değişmek demektir. Yönelmek demektir. Yeni bir yaşama başlamak demektir. Düne kadar namaz kılmayan bir adam, bir ilim meclisine gelir, oraya daim olur, istiğfar etmesini öğrenir, tövbe etmesini öğrenir. Ondan sonra ne başlar? Değişim başlar. Gayr-i ihtiyari, ister istemez o adamda bazı değişimler başlar. Bir adam kokucu dükkanına girdiği zaman, istediği kadar koku sürünmesin, o adamın üstüne güzel kokular siner. Çünkü kokucu dükkanına girdi. Bir adam kahvehaneye girdiği zaman, o adamın üstüne sigara kokusu siner. İstediği kadar sigara içmemiş olsun. Pis koku, temiz koku. Bir adam ilim meclisine, bir tasavvuf meclisine girdiği zaman, o adamda hâl değişimi olur kardeşler. Fark etmeden değişmeye başlar. Namazlar kolaylaşmaya başlar. Allah’ı zikir kolaylaşır, bir zevk hâline gelir. Tıpkı çay içmek gibi. Aranızda var mı çay içerken çok sıkılıyorum diyen? Ya bende bir huy var, kahve içerken çok sıkılıyorum, çok yoruluyorum hocam. Var mı? Yok. Aranızda var mı yemekten sonra baklava yerken çok sıkılıyorum hocam diyen? Yok. Çünkü bu zevktir. Karnın doymuş, ihtiyacın yok. Zevk için meyve yiyorsun, çay içiyorsun, tatlı yiyorsun. Bu bir zevktir. Dervişlere, tasavvuf yolunda ilerlemiş olanlara Allah Teâlâ bir haz ve zevk verir. Bu zevk, aynen anlattığım örnekteki olduğu gibidir. Zikretmek, çay içmek gibi gelir. Namaz kılmak, tatlı yemek gibi gelir. Hocam namaz kılmak ağır bir görevdir. Günde beş defa olan bir şeydir. Tatlı yemek gibi gelir. O adam namaz kılmadığı zaman, şeker komasına girmiş adam gibi olur. “Çabuk tatlı verin bana. Tatlı verin bana.” Bir esnaf arkadaşım var, şeker hastası. Şekerini devamlı olarak kontrol altında tutması lazım. Ceplerinde devamlı çikolata var. Hafif bir şekeri düştüğü anda başı dönmeye başlıyor yolda yürürken. Hemen çikolatayı açıyor. O Temel Reis’in ıspanağı gibi, çikolatayı yediği anda gözleri parlıyor. Hemen kendine geliyor. Şeker hastası bu. İşte Müslüman Allah’ı zikirden gâfil olduğu zaman, bitmiş bir şeker hastası gibidir. Bu adamın şekere ihtiyacı var. Allah’ı zikrettiği anda gücü, kuvveti yerine gelir. Ve işin güzel tarafı bundan haz alır. Çünkü bu adam bir tasavvuf meclisine gidiyor demektir. Bir ilim meclisine gidiyor demektir. Dolayısıyla bu ilim meclisleri insana önce tövbe etmeyi öğretir. O, orada kalmaz. İstiğfardan sonra değişmeyi öğretir. Yönelmeyi öğretir. Allah’a böyle dua edeceksin. Rasulullah’tan böyle şefaat isteyeceksin. Salavat-ı Şerife’yi böyle getireceksin. Nafile namazı böyle kılacaksın. Kazayı böyle bitireceksin. Hayatına böyle bir nizam vermen lazım kardeşim. Büyük çoğunluğa aldanma. Etrafında Müslüman’ım diyen büyük çoğunluğun namaz kılmaması seni aldatmasın. Onlar yanlış içindeler, onlar hata içindeler.

Tebliğ et!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir