FİL DİŞİ MACUNU DENEYİ – Sürpriz Sonlu

Kayıtta mıyız? Şunu kayıtta girdik mi? Bu kayıda girdik mi? Evet arkadaşlar bugün fil dişi macunu deneyi yapacağız. (Müzik) Heyecanlıyım ben de çünkü izlediklerime göre farklı eğlenceli bir durum. Bizde yani bir sürprizle karşılaşabiliriz Başlayalım mı? öncelikle malzemelerimizi tanıyalım mı? Hidrojen peroksit yani oksijenli su. Soğuk içiniz! şaka yaptım içmeyiniz. Şimdi bu deneyi öncelikle evde kendiniz tek başınıza yapmayın. Evet oksijenli suyu attık biraz. köpürtmedende bir damla alalım. Bu bildiğin sabun Yeter mi? Bu da gıda boyası. Çok güzel oldu. Ben bunu bir şey diye içiririm ha. Ramazan şerbeti diye. Evet, şimdi hidrojen peroksite ne atacağız? Potasyum ıyodür katacaz birazcık. Evet gözlüğümüzü takmamız gerekiyor şimdi. Kör gözlüğü yani bunu takınca görmüyon boş. Şöyle iyice ezdim ki iyi karışsın. Şimdi bu az mı? Bana az geldi. Sıcaklık veriyormuş beyler o yüzden dikkat etmek lazım. Hazır mıyız? Go. Renk işlemedi ya renk az geldi. Kokusu bir ilginç ha. Yine aynı deneyi farklı kaplarda yapacağız. Hidrojen peroksiti atıyoruz. Yani oksijenli su. Potasyum ıyodür cildi mi yakıyor? Bir şey yapıyor ama. Hastanelik olmayalım bak. Bak şimdi. Beyler atıyorum hadi. Aha bundan ciddi tırstım ha. Gözüme gelirse bak. Allah Allah. Ama baya bir yükseldi fark ettin mi onu? Bir şey diycem şimdi burayı nasııl temizliyeceğiz? Elim yanıyor yeni bir eldiven getirsenize. İnşaat eldivenimiz olsaydı daha iyiydi be. Eyvallah kardaşım. Bu baya turşu bidonu gibi oldu ha. (Türkü çığırdı zaar.) -Ağabey ne yapıyorsun? Ne? Deterjan bu. Al renk kalmadı artık ne renk çıkarsa. Bir şey diyeyim mi? Neredeyse elimi yakacak ha. (Arka tarafta korku nidaları.) O benim üstüme düşecek şimdi. -Çık, çık. Kaç, kaç. Çok iyi ya. Ağabey bir şey diyecem olay zıvanadan çııktı. En iyisi biz bunu hakikat kısmını anlatalım şimdi. Şimdi hakikat kısmına geçelim. Evrendeki mükemmel denge kesinlikle bir dengeleyecinin bir düzen koyucunun yani Allah’ın varlığına kesin bir delildir. Önce besin zincirinden bahsedelim. Şöyle düşün Furkan besin zincirindeki birçok hayvan, bitki türü veya bakteri eğer üremeleri önlenmezse Dünyayı istila etme istinadı var. Anlatabildim mi? Böyle bir kabiliyetleri var. Mesela fareler, bir ev faresi kolonisi bir yılda 400 birey sayısına ulaşabiliyor. İkinci yılda 65 bin bireye ulaşabiliyor. Eğer bir şekilde sınır koyulmazsa anlatabildin mi? Düşün eğer bu şekilde devam etse yani ürümelerinin önüne geçecek düşmanları olmazsa mesela yılanlar, kediler gibi etkenler olmazsa 4 yıl içinde iki karış boyunda fareyle dolar Dünyanın her tarafı. Fare çokluğundan toprağı göremeyecek hale gelirsin. Hatta birçok hayvanda bu var. 90 yılların başında bununla ilgili çok filim yapıldı Furkan. Mesela ”Katil Arılar” ”Katil fareler” ”Dünyayı İstila Eden Karıncalar” ”Fare Kapanı” falan. Böyle birçok film üretildi neden? Çünkü gerçekten bilimsel olarak bu mümkün. Eğer o düşmanlar olmazsa bir dengesizlik olsaydı biyolojide. O aynı bilim kurgu filmlerinde olduğu gibi Dünyayı istila edebilirdi karıncalar veya arılar. Çünkü bu istidat bu kabiliyet var onlarda. Bir zamanlar Avusturalya’ya bir kaktüs türü getiriliyor. Bu kaktüs bahçelerin etrafına çit görevi görsün diye dikilecek bir kaktüs. Dikmeye bir başlıyorlar, bir bakıyorlar. Bir bakıyorlar kısa bir zamanda İngiltere büyüklüğünde bir alanı kaplıyor. Yani o kadar ürüyor ki devamlı tohum atıyor. Büyüyor, büyüyor, büyüyor gelişiyor. İngiltere kadar bir yeri kaplıyor Avusturalya’da. Ve bir türlü önüne geçemiyorlar. Yani ürememesini sağlıyamıyorlar. Daha sonra araştırmalar yapıyor bilim adamları. O kaktüsün yetiştiği yere gidiyorlar, araştırıyorlar falan. Bir bakıyorlar ki aslında onun üremesini sınırlandıan bir böcekmiş. Bir tür böcek. O böceği alıyorlar. Orda yaşama koşulları oluşturuyorlar o böceğin yaşaması için. O şekilde ancak o kaktüs bitkisinin önüne geçiyorlar. Yoksa tarla bağ bahçe hiçbir şey bırakmyacak. Düşün yani o kadar hızlı büyümüş. Tamam mıyız burda? Şimdi bak küçücük bir böceğin yaptığını insan yapamıyor burda fark ettin mi? Ne kadar ince bir denge ve o dengeyi sağlayan ne kadar ufak bir böcek. Yani sence böcek bunu yaptığının farkında olabilir mi yani? Demek ki bu dengeyi sağlayan bir zat olmalı. Aynı zamanda şimdi bizim deneyimize dönelim. Havada ki oksijen oranından bahsedelim. Atmosferde %21 oranında oksijen var. Bu oksijen oranı birazcık fazla olsa Furkan bir çakmak çaktığında patlayabiliriz. O kadar ki çünkü oksijenin yakıcı bir etkisi var. Veya biraz oran düşük olsa bu sefer de nefes alamayız. Şimdi az önce yaptığımız deneyde ortaya oksijen ortaya çıkıyor. Aslında baktığın zaman oksijen temiz hava değil mi? Vücudumuza çok fayladı bir şey oksijen ama. Bu reaksiyonların çok fazla olduğunu düşünsene dolayısıyla atmosferdeki oksijen oranı artıcağından dolayı yine de dengeyi kaybetmiş olacağız. Yine hayatımızı kaybetmiş olacağız daha doğrusu en ufak bir ateş yaktığınızda patlaycak hale gelcez olacağız bu reaksiyonlar ÇOK olmuş olsaydı. Yani Dünya’da hayatın olabilmesi için çok dengelerin mükemmel bir şekilde devam etmesi gerekiyor Furkan. Bir sürü dengeye baktık. Hayvanlardan, bitkilerden işte denizlerden her türlü her yerde müthiş bir denge var. Bitkiler alemi, bakteriler alemi, yeryüzündeki bir sürü denge ve atmosferdeki dengeden bahsettik en son deneyimizle. Şimdi sence bu denge tesadüfen olumuş olabilir mi? Bence de olamaz. Evet böyle bir dengenin kesinlikle ve kesinlikle tesadüfen olması mümkün değil. Dolayısıyla bu dengeyi oluşturan bize burda bu kadaaar düşman arasında bu kadar olmazların arasında bizi olduran Bir Allah olmak zorunda. Bizi izlemeye devam edin.Beğenmeyi yorum yapmayı da unutmayın.

ALLAH’A İNANMAYANLARIN CEVAP VERMESİ GEREKEN 6 SORU – ORGANLAR

Bugün dışarıda eskilerden tanıdığım bir kardeşle denk geldim. Böyle kardeş selam verdi. Ben çıkarmakta zorlandım biraz. Sonra geldi ‘Abi eskiden gelip gidiyordum hayalhaneme.’ falan dedi. ‘Ne güzel, şimdi niye gitmiyorsun?’ dedim. ‘Hayatımın bakışı ve görüşü değişti. Artık Almanya’da makale yazıyorum.’ falan dedi. Herhalde üniversitede de vazife almış anladığım kadarıyla. Dedim ‘Çok güzel eyvallah, yap bunları tabi başarılı bir insan ol ama kabri unutma tek derdim bu benim.’ dedim, ‘Ben artık o kabre inanmıyorum abi.’ dedi. Allah Allah Başladık konuşmaya ‘Yani olabilir mi?’ ‘Şu kainat amaçsız ve gayesiz olabilir mi?’ ‘Senin için yapılmış bu kainat kadar masraf yok olmak üzere kurulmuş olabilir mi?’ Anlattık, anlattık, anlattık, konuştuk durduk. ‘Ben Allah’a düşmanlık ediyorum.’ dedi. Dedim ‘Kardeşim, sen az önce Allah’a inanmıyordun, yok olduğunu düşündüğün ve olmayan bir Allah’a nasıl düşmanlık edebilirsin ki?’ İnanın böyle durumlarda, yani inançsızlık durumunda kişinin derdi çok zeki olduğundan yeni bir yol bulma değil, bazı şeylerin mantıksız gelmesi değil. İnanın inanın, hiç biri. Yani zekayla mekayla hiçbir alakası yok. Tamamen garize-i beşeriye denen affedersiniz hayvani hislerin yeme, içme, şehvet gibi hayvani hislerin rahatça yaşanma arzusundan dolayı Allah (azze ve celle) inkar ediliyor neredeyse. Çok üzücü bir durum Öyle değil mi? Gerçekten problemlerin ekserisi böyle mantıklı bir çıkarım yaptı, yeni bir yol buldu… Çünkü ben soruyorum her seferinde diyorum ki ‘Kardeşim bak ben Allah’a inanıyorum, yeni bir yol bulduysan ben yanlıştaysam beni de bir düzelt.’ diyorum yani. Anladın mı? Anlatsın diyorum yani nasıl bir yol bulmuş. Hiçbir cevap yok yani. ‘Bu dünyada var olmamın ne amacı olabilir ki.’ diyor yani. ‘Her şeye de böyle derin derin bakmamak lazım.’ diyor. Kardeşim yediğin yemeğin bir amacı var, senin var olmanın amacı nasıl olmaz? Bu kadar şuursuzlukla nasıl hallolur? İnanılır gibi değil ve tamamen, bu kardeşte de tetkik ettim. Geçen yine gelmiş bir kardeş, başlamış işte hadislerin inkarından, altını kazdık, yok, ne hadisleri ya Allah’a inancında problem var. Bugün ahirete inanamayan bir adam niye inanamıyor? Allah’ın o ahireti yaratabilecek kudrette olduğunu bilmiyor yani. Problem hep orada. Nasıl bir Allah’a iman ettiğini tanıyıp bilmiyorlar yani sorun hep oralarda. Ama altını kazdığımda mantıkî hiçbir çıkarım olmuyor, hiçbir çıkarım. Hiçbir problem. Geçen gün de böyle yıllardır inanmayan bir tane arkadaş vardı. Yine onunla konuştuk hem de 1 saat 50 dakika konuştuk yani. En son dedim ki ‘Yav kardeş’ dedim ‘bak senin her meseleye bu kadar malumatın var, bu dünyaya senin kadar kaliteli ve güzel bir adam yok olmak için mi gelecek ya?’ Kardeşim bak ben şurada dünyanın en güzel arabasını alıp ertesi gün benzin döküp yaksam, demez misin ‘bu kadar masraf yaptığın araba boşu boşuna yakılır mı’ diye ya! ‘böyle saçmalık olmaz’ dersin. Peki senin kadar masraf yapılmış ve senin için bu kainat kadar masraf yapılmış bir şey yok olmak için masraf yapılmış olabilir mi ya! Olabilir mi hiç? Mümkün müdür böyle bir şey? Şimdi biz sizinle gitsek bir tane fabrika gezsek, fabrikayı gezicez ama 1 saat arabayla gezdik fabrikayı, bitmiyor. Böyle 1 saat boyunca. böyle diyorlar ‘Öff, bura inanılmaz bir fabrika’ Fabrika inanılmaz, masraflar yapılmış. Vidaları bile altından. Fabrika gez gez bitmiyor. Arabayla 1 saatte anca geziyoruz. Böyle bakmışız yani katrilyonlar masraflar yapılmış, içinde kim çalışıyor, 100.000 tane istihdam sağlanmış işçi çalışıyor, ya deriz ki ‘üff ne biçim fabrika yapmış adamlar ya, şehir kadar fabrika var’. Ondan sonra sorsak ‘Abicim bu fabrika ne üretiyor?’, dese ki ‘Bu fabrika günde 1 kamyon makarna üretiyor.’ O adam yemin etse bizi inandıramaz. İnandırır mı Yunus? Böyle bu kadar masraf yapılmış şeyin neticesi bu olabilir mi? Yemin etse inanmam ben o adama ha. Yemin etse. Vallahi de, tallahi de, şöyle böyle dese inanmam o adama. Neden? Çünkü dünyada bu masraf yapılmışsa bunun neticesinde, nispetinde daha büyük bir sonuç olması lazım. Bugün bir adam bir tane sandık çaksa, çaktığı çiviler de altından olsa, biz o adama ne deriz? ‘Ya arkadaş, bununla bunun nispeti birbirine eşdeğer değil. Bunun için altından çivi kullanılır mı?’ deriz öyle değil mi? Bunlar birbirine nispetli gelmiyor. E bu kadar masraf yapılmış, şu Dünya kadar ya! Sadece Dünya’nın 1.300.000 katı büyüklüğünde bir tane ışık koymuş yani tepeye. Değil mi. Güneş ışığı. Bu kadar masraf yapılacak, ne için? Yok olsun diye. Bu arkadaşların bunlara vereceği bir cevap olmadı, olmuyor da yani. Hep diyorlar ‘tesadüfen olabilir, şöyle olabilir, böyle olabilir…’ Ya sanki etrafımızda tesâdüfen olmuş çok şey var. ‘ Bir gün kapıyı çalıp bir tane dedemin dedesi girdi. – Ya dedemin dedesi sen ölmüştün. – Ben yenisiyim, tesâdüfen oldum. ‘ dedi de sanki tesadüfen olmuş bir örnek var önümüzde. Bu kadar mantıklı geliyor güyâ tesadüf. En son şunu diyebildi ‘Kardeş’ dedi ‘ben bu dünyaya gelmeyi kendim istemedim ki’ dedi. Sen kendin gelmediysen, demek ki gönderildin. Seni gönderen niye gönderdi arkadaş? Hangi amaca binaen gönderdi ya? Cık. Cevap yok. Sıkıntı Burada cevap çıkmıyor yani. Ve problem ne biliyor musun? ‘Mantıklı bir yol buldum. Allah’a inanma.’ Hayır, hayır, hayır. Affedersiniz garize-i beşeriye denen hayvani hislerle, rubûbiyet cihetiyle yani bana hüküm edilmesi cihetiyle, kimseye hesap vermeden bir dünyada yaşamak isteği. Bunun için bir Allah’ı inkar edip binlerce Allah’a iman etmek zorunda kalıyorlar. Yaa. Çok üzücü. Şurası çok elzem: Mesela biraz istisna konuşalım. Bir insan çok çok çok şiddetli bir trafik kazası geçirse, 300’le giderken, araba takla attı, istisnai de olsa hayatına devam eden adam var mıdır? Bir tane, iki tane vardır yani istisnai olarak. Peki kafasına silah basılmış, kurşun yemiş ama istisnai olarak hayatına devam eden adam var mıdır? Vardır değil mi? İbrahim Tatlıses var yani. (Gülüşmeler) Var değil mi? Var yani. Peki kanser olmuş, ama o kanseri yenip hayatına devam edip mutlu mutlu yaşamış bir adam var mıdır istisna bile olsa? – vardır Peki böyle inanılmaz bir şekilde iflas etmiş, batmış 100 katrilyon serveti batırmış ama 10 yıl sonra tekrar en zirveye çıkmış istisnai de olsa bir adam var mıdır? Vardır. Peki imansız gitmiş ama Cennet’i kazanmış istisnai de olsa bir adam var mıdır? Yok. (Gülüşme) Yok. Bunun istisnası yok. Bu o kadar önemli. Bura o kadar sıkıntılı. Anladın mı? O yüzden önemli olan bu dünyada Allah diyebilmek. Çünkü öbür dünyada her türlü dedirtiyorlar. Ama bunun istisnası yok, bu meselenin yani. Çok sıkıntı. Şimdi Risale-i Nur’da şöyle bir cümle geçiyor: ‘Basar’ yani göz manasında ‘Basar masnuâtı görüp’ yani sanatlı eserleri görüp ‘masnu’ sanatlı yaratılan, ‘basiret Sânii görmezse’ yani ‘gözün şu sehpayı görecek ama aklın da marangozu görmezse’ diyor. Anladın mı? ‘Basar masnuatı görüp de, basiret Sânii görmezse çok garip ve pek çirkin düşer.’ diyor. Öyle olmaz mı? Şimdi mesela hayalhaneme getirmiş usta bir sürü masaları falan. Benim gözüm bu sanatlı eserleri görüyor. Usta geliyor, parasını istiyor bunların. Ben diyorum ki ‘Allah Allah. Bunlar kendi kendine oldu. Ben hiç senin yaptığını hayal etmemiştim.’ Ne kadar çirkin düşer değil mi? Usta direkt kafayla dalar yani. ‘Ulan bu kadar masa yaptırdınız, beni mi tanımıyorsunuz?’ der. Değil mi? O usta bile karşılığını isterken, bunca sanatlı eseri yaratan Allah(a.c), ‘Basar masnuatı görüp de, basiret Sânii (yaratıcısını) görmezse çok garip ve pek çirkin düşer.’ der mi, demez mi? Şimdi görme kısmı burada çok önemli. Neden? Çünkü bir insanın inanmadığı bir şeyi başka inanmadığı bir şeyle ispatlayamazsın. Mesela adam dese ki ‘Ben Allah’a inanmıyorum.’ ‘Öyle mi kardeşim, dur sana Kur’an açayım.’ desen olmaz. Çünkü adam Allah’a inanmıyor, zaten Kur’an’a da inanmıyor. İnanmadığı bir şeyi inanmadığı başka bir şeyle ispatlayamazsın. Ama o adamın inanmadığı bir şeyi, yani yaratıcıyı inandığı ve gözünün gördüğü bir şeylerle ispatlayabilirsin. Bu yüzden görme denen kısım, kainatı temaşaa etme, müşahade etme denen kısım çok önemli. Kur’an sineğin kanadını, bir damla sudan olmuş bir insanı bile bize delil gösteriyor. Çünkü amaç bu. Bak gözünün önünde, görmüyör musun? Bugün biraz organlarımızdan konuşalım. Tüm canlılara ve tabiki kendime baktığımda, organların kusursuz bir şekilde yerli yerinde olduğunu düşünüyorum. Mesela bir ara dedim ki ‘Ya Mehmet şu baş parmağın yerinden çıksa ne yapardın?’ dedim. Benim araba kullanmam değişir, çatal tutma şeklim değişir, yumruk atma şeklim değişir, baş parmak burada olmadığından saat de buradan çıkar artık çünkü bu onun kemiği, benim artık saat takma şeklim değişir, düğme ilikleme şeklim değişir, voleybol oynama şeklim değişir, basket oynama şeklim değişir, yüzük takma şeklim değişir, kravat bağlama şeklim değişir, ayakkabı bağlama şeklim değişir, klavyede yazı yazma şeklim değişir, kalem tutma şeklim değişir, yani şu baş parmağı şuradan çıkarıp alırsan tarih değişir. Siz düşündünüz mü ne yapardım diye? – Yazı sistemi çöküyor. Değil mi? Sadece yazı olsa keşke. -Telefon tutulmuyor. Telefon ooo bak işte o çok kötü bu tam ölürüz telefon tutamazsak. Günde 70 kez ortalama telefon tutuyoruz.Her biri üçer dakikadan hesaplasan kendin şey yap. Şimdi dedim ki ”Yani bir başparmak belki varlığında farkında değilim.” İnsan yokluğunda farkında oluyor.Çok ilginç her şey zıttı ile biliniyor.Bu da olmaması ile biliniyor. Şimdi yerinden çıkarsam elimde kalıyor başparmak, problem yaşıyorum yani. Veya burnum şimdi bakıyorum. Burnum, dilim ya dilimde bir tat alma reseptörleri var. Mesela koskocaman fil dev gibi bir fil hergün aynı otu yiyor, hergün aynı otu yiyyor birgün şikayetlenmiyor. Benim dilime bakıyorsun tantuninin tadı ayrı, kebabın tadı ayrı, ciğerin tadı ayrı, muskanın tadı ayrı, cevizli sucuğun tadı ayrı, üzümün tadı ayrı, pekmezin tadı ayrı elamın tadı ayrı , armutun tadı ayrı. Yav sende nasıl tat alma barkotu var böyle? Her birine yeni barkot vurup geçiriyorsun Tantunin bile bin çeşitini bilirim hangi tantunici nerde iyi yapar, nerede kötü yapar. Tantuniye nane gider mi? Gitmez mi? Limaonu ne kadar sıkacaksın? Tuzu ne kadar dolduracaksın. Yanında hangi ayran hangi şalgam içilir? Acaba turşunun hangi mevsim olanı az önceki tantunin yanında yenir diye dilime bakıyorum. Bir fil de olmayan ceylan da olmayan kocakoca hayvanlarda varlıklarda canlılarda olmayan tat alma reseptörü bana verilmiş. Dilimdeki bu tat alma barkotlarını sürekli kodlayan ve yerine koyan Acıcı, tatlıyı, ekşiyi hepsini aynı et parçasında birleştiren yaratıcı kimdir? Yanağıma sürsem o tantuniyi lezzet almam, elime sürsem lezzet almam, gözüme sürsem lezzet almam. Neden aynı et parçalarından oluşmuş bu dilde o lezzet alma özelliği var acaba? Var mı sorun? -Acıktın mı abi? Fena. Antremandan çıktım. Eğer bu organların yaratıcısı Allah olarak bilinmez ise şu sorulara cevap vermek zorunda kalacağız. 1-Eğer bu organları atomlar yapıyorsa nasıl olurda kendisini bilmeyen beni bilmeyen, başparmağı nedir bilmeyen, şuur nedir bilmeyen, şefkat nedir bilmeyen, irade nedir bilmeyen atomlar el, ayak, burun, başparmağı gibi organları yapabilir. Sadece organların yapımını da bir köşeye koyalım. Bu organların beslenilmesi 96 bin kilometrelik damar yolunda her seferin de nasıl doğru bir şekilde olabilir? Bazen tantunide limonu sıkarken bile ayarı yapamayız. Limonun suyu kaşımıza gözümüze girerken. Nasıl olur da kalsiyum her seferinde dişime fosfor her seferinde gözüme gidiyor? Eğer kalsiyum bir yolunu karıştırıp gözü besleyeyim derse taş gibi gözüm olacak, fosfor yolunu karıştırıp dişi besleyeyim dese pamuk şekeri gibi dişim olacak. Bir daha belki tantuni yiyemeyeceğim. Var mı problem? -Var abi tantuni yiyemezsek. Sıkıntı.Aaa lan benim Sedef’e yemek sözüm vardı bugün. Neyse bugün toplantı var yarın götürürüm, cağ kebap. -Allah Allah Erzurumlu olduğumu öğrendiğim günden beri cağ kebap tantuniyle yanyana duruyor bende bir erzurumluluk bunu gerektirir. 2-Nasıl olur da Dünya şartlarından bile haberdar olmayan atomlar Dünya şartlarına uygun bu organları yapabilirler? Hiç Güneş görmemiş göz zerreleri Güneş’i görecek gözü, hiç ses işitmemiş kulak zerreleri sesi duyacak bir kulağı, hiç tantuni görmemiş dil zerreleri tat alacak bir dili, hiç koku koklamamış burun zerreleri koku koklayabilecek bir burnu, nasıl yapabilir? 3-Zerrelerde kalıp ve CNC makinesi yokken nasıl olur da bir Mehmet’i kalıptan çıkmış gibi yapabiliyor? Ve o Mehmet’in 5 yaşındaki hali, 15 yaşındaki hali, 25 yaşındaki halinin hiçbirinin beden elbisesi öbekiyle aynı değilken hani bu çalışan CNC makinesi. Nasıl oluyor da şu gömlek bile iki üç yıl dayanıp küçülüp büyürken beden elbisem her seferinde bana uyumlu dikilebiliyor? 4-Organların vücutta en uygun yerleri nasıl olur da belirlenebiliyor? Mesela burnumu alsam desem ki ‘Ya bu burun burada çok hikmetli durmayacak” Çıkardım elime adım burunu ama benim koku koklamaya ihtiyacım var değil mi? İnsanlar çünkü güzel kokulara mest olurlar. Bir yemeği bile yemeden önce ne yaparız şöyle? Bir koklarız böyle ‘Üff saç tava da ne olmuş be.” falan böyle değil mi? Ya da böyle arkadaşlarla sarılmadan önce ”Oğlum Ahmet leş gibi kokuyorsun lan gene antremandan mı geldin.” deriz.’ Veyahut deriz ”Üff ya Yunus bugün ne güzel kokuyorsun kardeş.” deriz öyle değil mi? Burnumu elime alsam bunca vazifesi olan, sadece bu kadar da değil. Bugün Erciyes’te kayak yapmaya gidelim.Havada -20 olsun. Şurdan -20 yi çekiyorsun tam buralarda vucüduna uygun bir şekilde hava ısınarak geri giriyor. Bu ve bunun gibi nice vazifeleri olan burunu elime alsam. Desem ki ”Buraya mı taksak.Yok burada iş görmez. Çok oynuyor her şeyi koklar.” Var mı önerisi olan? Burun elimde mesela nereye takalım? Şöyle anlıma taksam olmaz kafa atamam. Avcumun içine çok sıkıntı çıkar taharet alırken, çok problem çıkar. – Abi bırak bizi yapımcılar dahi bir canavar oluşturmaya çalışırken filimde her zaman burun bir şekilde yamuk yumukda olsa Burda oluyor değil mi? Yaa hiç görmediğimiz bir canavar ama burun hep -Onlar düşünüyor yani canavar yapmak için ama gene buraya koyuyorlar. Şimdi biz bu burnu burada beğenmeyip buradan çıkartsak. ”Ya bu atom zerreleri tam bunu bilememiş nereye koyayım?” desek. O burun elimizde kalır usta yaa. 5-Bu organların sayısı nasıl belirleniyor? Her bir atom herhalde yüzlerce İbn-i Sina’dan daha zeki olacak ki, burun bir iken kulağın iki oluşu güzel tespit edilebilmiş hayret. 6-Ben büyüdükçe değişen beden elbisemi hangi terzi dikiyor? Yaşım ilerledikçe büyüyen, kilo aldıkça genişleyen, spor yapdıkça sıkılaşan beden elbisemi diken terzi kimdir? Şimdi bu söylediklerimi bir bakteri için, bir fil için, bir yarasa için bir de Mehmet için düşünün. Her birinde cari olan meseleler bunlar. Sizce her mahluka en uygun beden elbisesini diken, en uygun organları yerli yerinde veren kimdir? Ve kim olabilir? Çölde giden bir deveye dikkat edin. O deveye önce çöl ortamına uygun 3 hafta suyu taşıyabilecek bir hörgüç verilmiş. Depo yedek depo yani. O deve çölde genellikle dikenli bitkilerden beslendiğinden dolayı yarık bir ağız verilmiş deveye, çölde bilirsiniz kum fırtınası bol olur o kum fırtınları girmesin diye şöyle şöyle kirpikler burnundan nefes alabilsin diye aynı dizaynda filtreli bir burun yapısı verilmiş. Devenin ayağı kuma batmaması için sürekli açılacak şekilde yaratılmıştır. Eğer o deveye atomlar hata etseydi devenin ayağı yerine bir at ayağı verseydi diğer verilen organların hiçbiri artık, hiçbir işe yaramayacaktı. Çünkü her adımında o çölde batacaktı o deve. Aynı devenin tam dizlerinin üzeri adeta bir boynuz kalınlığın da nasır kaplıdır.Neden? Çünkü o çöle uzandığında bir yerleri yanmasın diye. O devede o kadar kalın bir kürk var ki +50 veyahut -50 derece hiçbirinde fark etmez o deve yolda kalmaz. Bunca muazzam organı yerli yerinde deveye koyup dizayn eden yaratıcı Kimdir? Biz Ona ALLAH diyoruz. Yırtılan elimi bile gözümün önünde diken Rabbim bunu görüp de Seni göremediğim için affet.


İngilizce

Today I came across a brother I know from past at outside. Brother gave a salute. I had a difficulty in recognizing of him Then he came, “Brother I used to come and visiting to Hayalhanem.” he said. I said “How beautiful, why aren’t you coming now?”. “The look and view of my life has changed. I am writing articles in Germany anymore.” He said something. As far as I understand, probably he has taken a mission at the university. I said, “Very good, of course you may to do them, be a successful person, but do not forget the grave, thats my only concern.” He said “I don’t believe that tomb anymore, brother.'” We started talking I mean, can it be? Can this universe be purposeless and aimless? Can it be this universe builded for dissapear that there was no cost as much as made for you?’ We told, we told, we told, we talked together He said “I am hostile to Allah” I said, “Brother, …” “… you just didn’t believe in Allah, …” “… how can you host to Allah that you think is gone and is not there? ‘ Believe me, in such cases, i mean in the case of disbelief, the person’s problem is… … not finding a new way because he is so clever, … not that some things seem illogical. Believe me, none of them. I mean it has nothing to do with intelligence or something else Its entirely called “garize-i beşeriye” Excuse me that, Person getting denied of Allah… … because of the desire to live comfortably … … with like animal desires such as eating, drinking, lust . It is a very sad situation Is not it? Really most of the problems made not such a logical inference, nor found a new way … Because I ask every time I say, “Brother look, I believe in Allah, If you found a new way, fix me if I’m wrong. ” Do you understand? I say so what kind of way did he find? There is no answer. “What could be the purpose of my existence in this world.” he says. “We shouldn’t look at everything with deep meaning.” he says. Brother, the food you eat has a purpose, How is possible the purpose of your existence can not be? How to deal with such unconsciousness? Unbelievable and completely, I also studied on this brother. Another brother who has come again, started from the denial of hadiths (tradition), we look at meaning, No ! what hadiths There is a problem in their belief in Allah. Why can’t a man who cannot believe in the hereafter believe in today? Because he does not know that Allah has the power to create that hereafter. The problem is always there. They don’t know what kind of faith in Allah. the problem is always there. But when I check meaning of it, they have no logical implications, none. No problem. The other day There was one friend who did not believe in such years. We talked with him again and talked for 1 hour 50 minutes. At last I said, ” brother listen” ” you know so much about everything, ” ” Will a man who is as good as a quality and beautiful as you come to disappear into this world? ” Look, brother, If I take the most beautiful car in the world and I pour gas and burn it the next day, don’t you say, ‘Is the car you pay so much for nothing?’ don’t you say, nonsense like this. Well, you have done as much as you have costed for you Could there be any expense like you for extinction? Could it ever be? Is it possible such a thing? Now we will visit a factory with you, We will visit the factory, but we traveled for 1 hour by car, it does not end. Such for 1 hour. they say “wow it’s an amazing factory here” The factory is incredible, costs incurred. Even screws are made by gold. The factory tour does not end. We travel in an hour by car. We looked like this, that is, quadrillions have been coasted, 100,000 employed workers are working in there, We say, “What kind of factory have the guys built, the factory so big like city.” After that, we asked, “What is this factory produced?'” They said, “This factory produces 1 truck of pasta per day.’ If that man swears of it, he can’t make us believe. Will it make us to believe, Yunus? Could this be the result of such a costly factory ? I do not believe if he swears. If he swears. I swear to Allah, I don’t believe if he said so. Why is that? Because if this expense has been made in the world, as a result of this, there should be a larger result. If a man nails to chest today, What do we say to that man, if the nails he nailed are made of gold? “Friend, this is not equivalent to this. ” Is a golden nail used for this? ‘ We say, isn’t it? These are not relative to each other. So much money has been spent, as much as the Earth! He just put one light, 1.300.000 times the size of the Earth. Sunlight right ? There will be a lot of expenses, for what? Just to disappear. There was no answer from these friends to them, it does not. They always say, ‘It could happen by coincidence, it could be like this, it could be like this …’ Either there is a lot that happened around us by coincidence, isn’t ? One day the door knocked and my grandpa’s grandfather entered inside. – Or grandpa’s grandfather you were dead. – I’m new, by coincidence. he said, as if there was an accidental example before us. It sounds so logical. At the end, he was able to say that – Brother … … I didn’t want to come into this world myself,’ he said. If you didn’t come by yourself, that means you were sent. Who ever sent, Why did he send you? For what purpose did he send you? Silence. No answer. Trouble So there is no answer here. And you know what the problem is? ‘I found a logical way. Don’t believe in Allah. ‘ No no no. Excuse me with the animal feelings called “garize-i beşeriye”, with “rububiyet” mean without judging anyone for the judgment of me desire to live in a world. Therefore, they have to deny one Allah and believe in thousands of Allah. Yeap. Very sad. This is very important: For example, let’s talk some exceptions. If a person has a very, very, very severe traffic accident, While going with 300 km, car rolled over, Is there any man who lives, even if he is exceptional? There is one, two, that is, exceptionally right. Well, a gun was pointed on his head, he got bullets on head but is there any man who exceptional lives? Are there, right? There is İbrahim Tatlıses. (Laughter) there are. Right? So there is. Well, it has cancer, but a man who has overcome that cancer and continued his life and lived happily Are there any exceptions? – there are Well, it’s incredibly bankrupt, sunk he bankrupt 100 quadrillion fortunes but Is there any man, even if he was exceptional, who reached the top ten years later? Has. Well it went without faith but won Heaven Is there a man, albeit exceptional? No. (Laughter) No. There is no exception to this. This is so important. It’s so troubling here. Did you understand? That’s why it is important to be able to say Allah in this world. Because they make you say all kinds in the next world. But there is no exception, that is the matter. So much trouble. Now there is a sentence in Risale-i Nur: ‘Basar’ means in the eye “Seeing Basar Masnati”, that is, seeing the artworks created with ‘masnu’ art, ‘if prudence does not see Sânii’ that is, if your eye will see the coffee table but your mind does not see the carpentry, he says. Did you understand? ‘If Basar sees the masnati and does not see Sînii prudence, it will be very strange and ugly. says. Isn’t that so? Now, for example, a lot of masters who have brought my dreams to my dreams. My eyes see these artworks. The master is coming, he wants their money. I say ‘Allah Allah. These happened on their own. I never imagined you did it. ‘ How ugly falls, right? The master dives directly in the head. ‘You made so many tables, don’t you know me?’ he says. Is not it? Even that master wanted his money, Allah (ac), who created so many works of art, ‘If Basar sees the masnati and does not see the clairvoyant Sânii (creator), it will be very strange and ugly.’ Does it say or not? Now the sight is very important here. Why is that? Because you cannot prove something that a person doesn’t believe in with something else. For example, if the man said, “I do not believe in Allah.” ‘Is it my brother, let me open the Quran to you.’ no pattern. Because the man does not believe in Allah, he does not believe in the Koran anyway. You can’t prove something you don’t believe in something else you don’t believe in. But you can prove something that man does not believe, that is, the creator with something he believes in and sees. So the part called vision, The part called “watching the universe” is very important. The Koran shows us the wing of the fly, even a person made of a drop of water. Because this is the goal. Look before your eyes, don’t you see? Let’s talk a little bit about our organs today. When I look at all living things and of course myself, I think the organs are perfectly in place. e.g I said sometime, “What would you do if Mehmet got out of your thumb?” I said. My driving changes, the way we hold forks changes, the way I punch it changes Since the thumb is not here, the watch is out of here now because it’s his bone, the way I wear a clock now changes, the way of button sewing changes, the way I play volleyball changes, the way I play basketball changes, the way I wear a ring changes, the way I tie a tie changes, how I wear shoes changes, the way I type on the keyboard changes, the way I hold a pencil changes, so if you take that thumb out of here, the date changes. Did you think what would I do? – Writing system crashes. Is not it? I wish it was just writing. -The phone is not held. Phone ooo look it is so bad we die this full if we can’t hold the phone. We hold an average phone 70 times a day. Do something yourself, each calculated from three minutes. Now I said, “So I’m not aware of a thumb maybe.” He is aware of the absence of people. Everything very interesting is known for its opposite, which is known for its absence. Now if I take it out, I have my thumb, I have a problem. Or I’m looking at my nose now. I have a taste receptor in my nose, slice or slice. For example, a huge elephant like a giant elephant eats the same grass every day, He eats the same grass every day, and he does not complain. You look at my tongue, the taste of tantuna is different, the taste of kebab is different, the taste of the liver is different, the taste of amulets, the taste of sausage with walnuts, the taste of grapes, the taste of molasses the taste of elam is different, the taste of pear is different. What kind of taste barcode do you have? You hit each new barcode I know even a thousand varieties of tantun, which promoter does where and how bad. Does Mint go to Tantuni? Doesn’t it go? How much will you bore lima? How much will you fill the salt. Which turnip drink is served with which buttermilk? I wonder what season of pickle is eaten next to the previous tantun. In an enormous animal, without an elephant or a gazelle, the taste receptor was given to me. Continuously coding and replacing these flavor barcodes in my tongue Who is the creator who combines bitter, sweet and sour in all the same piece of meat? If I put it on my cheek, I wouldn’t taste that tantun, If I put it in my hand, I will not taste If I put it in my eyes, I don’t get any flavor. Why does this language, which consists of the same pieces of meat, have that flavor feature? Any problem? -Are you hungry? Bad. I left the workout. If the creator of these organs is not known as Allah we will have to answer these questions. 1-If these organs make atoms, they don’t know how they don’t know me, who does not know what his thumb is, who does not know what is consciousness, atoms that do not know compassion, do not know what will can make organs such as hands, feet, nose, thumb. Let’s just put the construction of the organs in a corner. How can the nutrition of these organs be accurately in the 96,000-kilometer veinway every time? Sometimes we cannot even adjust the tantuni when squeezing the lemon. As the juice of lemon enters our eyebrows. How come calcium to my tooth every time, phosphorus to my eyes? If I mix a way of calcium and feed the eye, I will have a stone eye, If I mix the phosphor path and feed the tooth, I will have tooth like cotton candy. Maybe I will not be able to eat tantuni again. Is there a problem? – If we can’t eat tantuni, brother. Boredom. Oh, I had a promise to Sedef today. Anyway, I have a meeting today, I’ll take it tomorrow, cag kebab. -Gee Since the day I learned I was from Erzurum Cağ kebab stands next to me with your tantun a provision requires this. 2-How is it that atoms that are not even aware of Earth conditions Can they make these organs suitable for world conditions? Eye particles that have never seen the sun will see the sun, an ear that will not hear any sound, will hear sound, language that has never seen tantuni; How to make a nose that can smell odors, how can it do? 3-With no mold and CNC machine in the granules how can he make a Mehmet as if he was out of the mold? And that Mehmet’s 5-year-old, 15-year-old, 25-year-old While none of the body suits are the same as the heap, this is the working CNC machine. How come even this shirt lasts two or three years and grows smaller? Can my size dress be sewn to me every time? 4-How can the most suitable places of organs in the body be determined? For example, if I say I take my nose, ‘What if this nose won’t look very wise here’ I took it off my step nose but I need to smell it, right? People are enchanted by good smells. What do we do before eating a meal? We smell like this It’s like, “What about the hair pan?” Or before you hug such friends We say, “My son Ahmet, you smell like a carcass, did you come from training again?” Or we say, “Uff ya Yunus, how beautiful do you smell, brother?” If I take my nose in my hand, it’s not just that much. Let’s go skiing in Erciyes today, get -20 in the air. You are pulling from -20 right here, the air is warming back in accordance with your body. Let me take the nose that has many duties like this and that. I say, “We are trapped here. No, it doesn’t work here.” He plays a lot and smells everything. ” Is there any suggestion? For example, where should we wear the nose? I wouldn’t mind if I remember that. I get a lot of trouble in my hand, while taking a bid. – Let us even make us try to build a monster Even if my nose is always crooked It’s happening here, right? It’s a monster we’ve never seen, but the nose is always -They are thinking so to make a monster, but they put it here again. Now if we don’t like this nose here, we get it out. If we say, “What if these atomic particles didn’t know exactly where to put them?” That nose remains in our hands, master. How is the number of these organs determined? Each atom will probably be smarter than hundreds of Ibn Sina, While the nose is one, the two of the ears are beautifully astonished. 6-Which tailor sews my changing body dress as I get older? Growing as I grow older, expanding as I gain weight, Who is the tailor who sews my body dress that tightens as I do sports? Now what I’m saying is for a bacteria, for an elephant, imagine for a bat and for Mehmet. These are current issues in each. In your opinion, sewing the most suitable size dress for every creature, who gives the most suitable organs in their native place? And who can it be? Watch out for a camel going in the desert. The camel was first given a hump that could carry water suitable for the desert environment for 3 weeks. The warehouse is a reserve warehouse. The camel was given a cleft mouth because that camel was generally fed from thorny plants in the desert, You know, in the desert, there is plenty of sandstorm. lashes like this so that no sandstorms enter A filtered nose structure is given in the same design so that it can breathe through your nose. The camel’s foot is created to open continuously so that it does not sink into the sand. If the atoms went wrong on that camel If he gave a horse foot instead of the camel’s foot None of the other given organs would work anymore. Because every step, that camel would sink in the desert. The full knees of the same camel are covered with a callus thickness of a horn. Because when he reaches to the desert, so that they do not burn somewhere. There is such a thick fur in that camel that it is +50 or -50 degrees does not matter in any of those camels do not stay on the road. Creative who camels and designs so many great organs Who? We tell him We say Allah. My My Rabb, who even puts my torn hand before me, can see it and Forgive me for not seeing you.


Almanca

Heute bin ich einem Bruder begegnet, den ich von früher kenne. Er hat mich gegrüßt. Ich hatte Schwierigkeiten ihn wieder zu erkennen. Er kam und sagte: “Bruder ich war früher oft im Hayalhanem.” “Wie schön, warum kommst du jetzt nicht mehr?”, sagte ich. “Meine Sicht auf das Leben hat sich verändert. Jetzt schreibe ich Artikel in Deutschland.”, antwortete er. Er wurde an der Universität eingestellt, soweit ich das verstanden habe. Ich sagte: ” Wie schön. Natürlich sollst du arbeiten und erfolgreich sein. Aber vergiss das Grab (Kabir) nicht. Das ist meine einzige Sorge um dich.” “Ich glaube an dieses Grab (Kabir) nicht mehr Bruder!”, sagte er. Allah Allah Wir haben angefangen uns darüber zu unterhalten. Kann es wirklich sein? Kann dieses Universum ohne Ziel und Zweck sein? Wurde der ganze Aufwand, um für dich so ein Universum zu erschaffen, nur mit dem Ziel betrieben am Ende nicht mehr existent zu sein? Erzählt, erzählt, erzählt, geredet geredet… “Ich bin Allah feindlich gesinnt!”, sagte er. Ich sagte: “Bruder, vorhin hast du gesagt, du glaubst nicht an ihn. Wie kannst du einem Gott (Allah c.c) der nicht existiert feindlich gestimmt sein?” Wenn ein Mensch, so wie in diesem Fall, in Unglauben fällt, dann ist der Grund dafür nicht das er durch seine überragende Intelligenz einen besseren Weg gefunden hat. Auch nicht, dass ihm manche Dinge unlogisch vorkommen. Glaubt mir, keins davon ist der Grund. Das hat mit Intelligenz nichts zu tun. Der Grund heißt Impulsivität (Garize-i Beseriye) weil tierische Triebe wie Essen, Trinken und Lustbefriedigung bequem auserlebt werden wollen leugnen sie Allah (azze ve celle) Eine sehr traurige Situation. Oder? Die große Menge dieser Probleme führen zu dieser Schlussfolgerung. Ich erzähle es den Leuten, jedes mal “Bruder, ich glaube an Allah, wenn du einen neuen Weg gefunden hast und ich falsch liege, dann bitte zeig du mir den Weg.” Verstehst du? Ich will ihn dazu bringen, dass er mir erzählt welchen Weg er gefunden hat. Nichts. Keine Antwort. “Zu welchem Zweck sollte ich bitte erschaffen worden sein”, sagen sie. “Man muss ja nicht hinter allem einen tieferen Sinn suchen”, sagen sie. Bruder, selbst deine Nahrung existiert zu einem bestimmten Zweck. Wie kann es sein, dass du existierst ohne einem bestimmten Zweck zu dienen. Wie kann man mit dieser Bewusstlosigkeit leben? Nicht zu glauben. Das habe ich bei diesem Bruder feststellen können. Ein anderer Bruder letztens, leugnete die Hadithe (Überlieferungen Muhammeds s.a.v.) Wir haben nachgehakt. Das Problem sind nicht die Hadithe. Sondern der Glaube an Gott (Allah c.c.) Wenn heute eine Person nicht an der Leben nach dem Tod (Ahiret) glaubt, woran liegt das? Er weiß nichts über die Macht, die in der Lage ist ein Leben nach dem Tod (Ahiret) zu erschaffen. Hier liegt immer das Problem. Sie kennen den Gott nicht, an den sie zu glauben versuchen. Das Problem liegt immer hier. Wenn du weiter nachbohrst bei diesen Menschen, steckt null Weisheit und Logik dahinter. Nicht ein Problem. Letztens, auch wieder ein Bruder der seit Jahren nicht glaubt. Wir haben auch mit ihm ungefähr eine Stunde lang geredet. Am Schluss hab ich zu ihm gesagt: “Schau, du hast so viel Kenntnis, über so viele Dinge. Ein Mann von deiner Qualität und Schönheit, wird doch nicht auf die Welt kommen sein, um am Ende aufzuhören zu existieren. Stell dir vor, ich kaufe heute das schönste und teuerste Auto der Welt. Am nächsten Tag schüttle ich Benzin darauf und zünde es an. Würdest du mich nicht fragen: “Wenn du das Auto sowieso vernichten wolltest, warum dann überhaupt so viel Aufwand?” “Das ist purer Blödsinn”, würdest du sagen. Es war ein Aufwand, so groß wie das ganze Universum, nötig, damit es ein DICH geben kann. Der ganze Aufwand, nur um dich zu vernichten? Kann das sein? Ist so etwas überhaupt möglich? Stell dir vor, du und ich gehen heute eine Fabrik besuchen. Wir wollen uns die Fabrik anschauen. Fahren eine Stunde in der Fabrik herum. Aber sie ist zu groß. Eine Stunde lang Eine unfassbare große und prächtige Fabrik. Selbst die Schrauben dort sind alle aus Gold. Wir besichtigen aber es hört nicht auf. Wir merken schnell hier wurden Quadrillionen investiert. Hunderttausende arbeiten hier. Wir würden sagen: “Wahnsinn, was für eine Fabrik sie gebaut haben, so groß wie eine Großstadt. Und dann würden wir einen Zuständigen fragen: “Was produziert ihr hier?” Und er würde antworten: “Eine LKW-Ladung Nudeln am Tag.” Dieser Mann könnte einen heiligen Schwur ablegen, würdest du ihm glauben? So viel Aufwand mit diesem lächerlichen Zweck? Ich würde ihm nicht glauben, selbst wenn er es schwören würde. Selbst wenn er schwört. Vallahi, Tallahi.. keine Chance. Ich glaube ihm nicht. Warum? Weil, wenn auf dieser Welt so viel Aufwand betrieben wird, dann muss der Zweck dazu größer sein als der Aufwand. Wenn ein Mann eine Obstkiste bauen soll und er dafür Nagel aus purem Gold verwendet, was würden wir zu diesem Mann sagen? “Kumpel, das Maß und Verhältnis dieser beiden Dinge stimmt nicht überein” “Man benutzt für eine Obstkiste keine Nageln aus Gold” Diese zwei Dinge sind unverhältnismäßig zueinander. So viel Aufwand für diese Welt. Alleine um sie zu wärmen und zu belichten, wurde eine Lampe installiert, die 1.300 000 mal größer ist als dieser Planet. Die Sonne. So viel Aufwand wofür? Nur zum Verschwinden? Diese Freunde, von denen ich erzählt habe, haben leider keine Antwort drauf. Sie sagen: “Könnte Zufall oder ähnliches sein.” Als ob ständig Dinge um uns herum einfach so zufällig entstehen. Als ob eines Tage der Opa von meinem Opa an die Tür klopft und ich sage: “Oh Opa von meinem Opa, du warst doch tot” “Ich bin ein Neuer der zufällig entstanden ist” Als ob wir irgendein Beispiel von etwas haben, welches einfach so ohne Zweck zufällig entstanden ist. So logisch kommt manchen Menschen der Zufall vor. Am Ende konnte der besagte Freund nur noch folgendes sagen: “Bruder, ich habe mich entschieden auf diese Welt zu kommen” Wenn du selber nicht beschlossen hast zu kommen, dann wurdest du geschickt. Der, der dich geschickt hat, hat dich zu welchem Zweck geschickt? In welcher Absicht wurdest du geschickt? Stille… Keine Antwort… Bedrückung… Hier kommt keine Antwort mehr Weißt du was das Problem ist? “Ich habe einen logischen Weg gefunden. Glaub nicht an Gott (Allah c.c.) Nein, Nein, Nein. Der Wille des Menschen ein impulsiv getriebenes Leben (Garize-i Beseriye) ohne Rechtfertigung, als Reaktion auf die Eigenschaft Gottes (Allahs c.c.) zu herrschen und zu bestimmen (rububiyet), zu leben und zu führen. Die Konsequenz ist dann, dass sie aufhören müssen einem Schöpfer zu dienen, und anfangen müssen an tausende falsche Götter zu glauben. Sehr traurig. Folgendes ist unabdingbar: Reden wir über Ausnahmen. Eine Person erfährt einen gewaltigen Autounfall. mit 300km/h Das Auto überschlägt sich mehrmals. Gibt es Menschen auf der Welt, auch wenn sie die Ausnahme sind, die sowas überleben? Ja, auch wenn die Wahrscheinlichkeit dafür äußerst gering ist, gibt es welche. Was ist mit Menschen, die eine Kugel in den Kopf bekommen? Gibt es welche, die das unbeschadet überleben. ja, oder? Wir haben Ibrahim Tatlises (berühmter Sänger in der Türkei der einen Kopfschuss überlebt hat) Gibt es oder? Oder die an Krebs erkrankt sind? Gibt es Menschen, die das überleben und glücklich weitermachen mit ihrem Leben? Wenn auch selten? Ja Gibt es auf der Welt Menschen an unfassbaren Summen pleite gegangen sind. Menschen die Millionen in den Sand gesetzt haben, aber es schaffen nach 10 Jahren wieder auf die Beine zu kommen? Ja auch die gibt es. Gibt es irgend jemanden der ohne Glauben an Allah gestorben und das Paradies gewonnen hat? Auch wenn selten, auch wenn ausnahmsweise, gibt es Einen? Keinen Einzigen! Gibt es nicht. Keine Ausnahme. So wichtig ist die Sache. Dieser Punkt ist so beschwerlich. Verstehst du? Deshalb ist es so wichtig in diesem Leben in der Lage zu sein Allah zu rezitieren. Im nächsten Leben, wird das sowieso jeder machen. Da gibt es keine Ausnahme. Das ist ein großes Problem. Im Risale-i Nur steht folgender Satz: “Wenn das Auge die Kunstwerke sehen kann, aber den Künstler dahinter nicht, ” Das heißt du siehst den Tisch, bist aber nicht in der Lage diesen Tisch geistig auf einen Schreiner zurückzuführen. Verstehst du? Wenn das Auge (basar) die Geschöpfe sieht aber der Scharfsinn (basiret) den Schöpfer nicht erkennt, passt es nicht zusammen, wird komisch und hässlich. Ist das nicht so? Ein Schreiner bringt uns viele Tische ins Hayalhanem. Mein Auge sieht die Tische. Der Schreiner kommt und will sein Geld für die Tische. Und ich sage: “Nein diese Dinge sind von alleine entstanden. Ich habe dich nicht gesehen und mir auch nicht vorgestellt, dass du sie gemacht hast.” Wie hässlich die Situation wird oder? Der Schreiner würde mir direkt einen Kopfnuss verpassen. “Ich habe euch so viele Tische gemacht und jetzt kennt ihr mich nicht?” Oder ? Wenn selbst der Schreiner eine Gegenleistung erfordert, würde dann Allah (a.c.), der so viel Kunst erschaffen hat, nicht sagen, wenn das Auge die Kunst sieht aber nicht den Künstler, so wird es sehr hässlich und komisch. Das “Sehen” ist hier der wichtigste Punkt. Warum? Weil du einem Menschen, eine Sache an die er nicht glaubt, nicht beweisen kannst, mit einer anderen Sache, an die er auch nicht glaubt. Zum Beispiel sagt ein Mensch: ” Ich glaube nicht.”. Dann kannst du diesem Menschen nicht sagen: “Gut, dann lese ich dir jetzt den Koran vor” Weil der Mann glaubt nicht an Allah, also glaubt er erst Recht nicht an sein Buch. Der unsinnige Versuch einen Menschen zu etwas zu bekennen, mittels einer Sache zu der er sich ebenfalls nicht bekennt. Aber du kannst ihm etwas beweisen, was er mit seinen eigenen Augen sehen kann. Deswegen ist das Sehen, die Betrachtung und Vorstellung des Universums ein sehr wichtiger Teilaspekt des Ganzen. Der Kur´an führt uns sogar die Flügel einer Fliege oder aus einem Tropfen Wasser entstandenen Menschen als Beweis vor. Weil das der Sinn ist. Schau mal, siehst du es nicht? Lasst uns ein bisschen über Organe reden. Wenn ich die Lebewesen, mich eingeschlossen, betrachte, dann erkenne ich, dass jedes Organ in seiner exakten Position sitzt. Zum Beispiel: Ich hab mich einmal gefragt: “Mehmet, was würdest du machen, wenn du keine Daumen mehr hättest” Die Art wie ich Auto fahre würde sich verändern, wie ich eine Gabel halte würde sich verändern, jemandem eine Faust zu geben würde sich verändern nicht mal meine Armbanduhr könnte ich noch tragen. Die Art meine Uhr zu tragen, würde sich ändern. Die Arte wie ich mich zuknöpfe, würde sich ändern. Die Art Volleyball zu spielen, würde sich ändern. Die Art Basketball zu spielen, würde sich ändern. Die Art einen Ring zu tragen, würde sich ändern. Die Art eine Krawatte zu binden, würde sich ändern. Die Art Schuhe zu binden, würde sich ändern. Meine Art an der Tastatur zu tippen , würde sich ändern. Die Art einen Stift zu halten, würde sich ändern. Das heißt, wenn du den Daumen wegnimmst, ändert sich die Geschichte. Habt ihr euch gefragt, was ihr dann machen würdet? Du kannst nicht mehr so schreiben wie davor. Wenn es nur die Schrift wäre… Du kannst nicht mal das Handy in der halten. Wir würden doch sterben, wenn wir unsere Handys nicht mehr in der Hand halten könnten. Im Durchschnitt nehmen wir bis zu 70 mal das Handy in die Hand. Wenn du jedes Mal mit 3 Minuten multiplizierst… Rechne es auch. Also ist mir dieser Daumen, solange er da ist, nicht bewusst. Aber wenn ich ihn verlieren würde, dann wäre mir das mehr als nur bewusst. Sehr interassant. Alles wird durch sein Gegenteil definiert. In dem Fall die Existenz & Nicht-Existenz. Ein großes Problem, wenn er nicht mehr da ist wo er sein soll. Oder meine Nase. Ich habe so viele Rezeptoren in der Nase und Zunge, die in der Lage sind, so viele verschiedene Geschmäcker zu empfinden. Ein Elephant, rießen groß, frisst jeden Tag das Gleiche. Nicht einen Tag beschwert er sich. Aber bei uns schmeckt Tantuni (Wrap mit Lammfleich) anders, Kebab anders, Teigtaschen anders, Sucuk mit Walnüssen anders, Weintrauben anders, Marmelade anders Apfel anders, Birnen anders. Wie viele Barcodes zur Geschmacksempfindung wir haben. Wir einfach vom Barcode gescannt. Selbst die unterschiedlichen Arten von Tantuni (Lammwrap) kann ich erkennen. Wer macht sie gut? Wer macht sie schlecht? Kommt in die Tantuni Minze rein oder nicht? Wie viel Zitrone? Wie viel Salz? Wird dazu Ayran oder Salgam getrunken? Ich überlege mir welches saisonale Gemüse eingelegt, am besten dazu passt. Ich verfüge über Geschmacksrezeptoren, die weder einem Elefanten, noch einem Reh, noch jedem anderen Lebewesen zur Verfügung stehen. Wer ist also der Erschaffer, der meine Rezeptoren derart vielfältig codiert hat? Wer ist also die Macht, die süß, sauer, bitter auf einem Stück Fleisch zusammenfügt? Wenn ich die Tantuni mir ins Gesicht schmiere, kann ich kein Geschmack empfinden. Nicht wenn ich es mir in die Hand schmiere. Nicht wenn ich es mir ins Auge stecke. Warum hat gerade dieses Stück Fleisch (Zunge), diese besondere Gabe? Gibt es ein Problem? Hast du Hunger Bruder? Ja, schlimm. Ich komme gerade vom Sport. Wenn der Schöpfer dieser Organe, nicht Allah ist, dann müssen wir auf diese Fragen eine Antwort finden. 1.FRAGE: Wenn diese Organe durch Atome entstehen, wie kommt es dass sie, ohne Wissen was sie selber sind, was ich bin, was ein Daumen ist, was ein Bewusstsein ist, was Güte ist, was Wille ist in der Lage sind Hand, Fuß, Nase, Daumen usw. zu bilden? Lassen wir mal die Entstehung von Organen auch beiseite. Wie kommt es , dass diese Organe durch ein 96000 km langes Blutgefäßsystem jedesmal korrekt genährt werden. Manchmal finde ich nicht mal die richtige Dosis, wenn ich Zitrone über das Tantuni presse. Oder bekomme den Zitronensaft ins Auge dabei. Wie schafft das Calcium jedes mal meine Zähne zu versorgen, während Phosphor jedes Mal meine Augen versorgt. Wäre das umgekehrt, würde das Auge sich erhärten wie ein Stein. Und meine Zähne wären durch den Phosphor wie Zuckerwatte. Vielleicht werde ich dann nie wieder Tantuni essen können? Gibt es ein Problem? Ja, Bruder. Wenn wir kein Tantuni mehr essen können. Aah ich hatte heute versprochen mit Sedef Essen zu gehen. Egal, wir haben heute ein Meeting, mach ich morgen. Seit ich weiß, dass ich aus Erzurum bin, steht Cag Kebap mit Tantuni auf dem selben Level. Das erfordert das. 2.FRAGE: Wie kommt es, dass Atome die nichts von den Bedingungen der Welt wissen, den Bedingungen entsprechend diese Organe bilden? Augenzellen, die noch nie Licht gesehen haben, sehen nur mit Licht Ohrzellen, die noch nie einen Ton gehört haben, bilden ein Gehör Zungenzellen, die noch nie Tantuni gekostet haben, aber schmecken können Nasenzellen, die noch nie etwas gerochen haben, aber eine Nase bilden die riechen kann? 3.FRAGE: Wenn die Zellen über keine Form- und CNC-Maschinen verfügen, wie können sie dann einen Mehmet formen? Wo ist diese CNC Maschine, die den 5, 15, 25 jährigen Zustand von Mehmet ständig verändert, ohne das Körperkleid wechseln zu müssen? Wie kommt es, dass selbst dieses Hemd, in zwei bis drei Jahren eingeht oder ausleiert aber mein Körperkleid mir immer passt, seit meiner Geburt? FRAGE 4: Wie wird die exakte Lage der Organe bestimmt? Angenommen, ich könnte meine Nase entfernen. Aber ich hab immer noch das Bedürfnis zu Riechen. Weil Düfte Menschen betören. Was machen wir, bevor wir Essen? Wir riechen daran “Uff das Fleisch ist so gut geworden”, so in der Art oder? Oder bevor wir unsere Freunde umarmen, “Alter Ahmet, du stinkst wie noch mal was. Kommst du vom Training?”, würden wir sagen. Oder wir würden sagen: “Yunus du riechst gut Bruder.” Wenn ich meine Nase, deren Aufgabe nicht nur aus riechen besteht in die Hand nehme, Komm wir gehen heute nach Erciyes (Berg) um Ski zu fahren. Und sagen wir die Temperatur beträgt -20°C. Von hier atmest du die -20°C kalte Luft ein. Auf dem Weg zur Lunge wird sie erwärmt, angefeuchtet und zusätzlich gefiltert. Wenn ich meine Nase, die diese und noch viel mehr Aufgaben erfüllt, in die Hand nehme. Und sagen würde: ” Hmm, sollte ich sie hier instalieren? Ne, hier nützt sie nichts. “Weil die Hand zu mobil ist und alles riechen würde” Hat jemand einen Vorschlag? Ich hab die Nase in meiner Hand, wo soll ich sie hinhängen? Wenn ich sie mir auf die Stirn tackere, dann kann ich niemandem mehr eine Kopfnuss geben. Wenn ich sie in meine Handinnenfläche installiere, dann bekomme ich Probleme auf dem Klo. “Bruder obwohl Filmproduzenten in ihren Filmen ständig versuchen, Monster darzustellen ist selbst deren Nase, auch wenn andere Form, immer da wo sie sein soll.” Immer hier oder? Ein Monster erfunden was keiner kennt, aber die Nase ist da wo sie sein soll. Sie versuchen eine völlig entstellte Kreatur zu erschaffen, aber trotzdem ist die Nase immer hier. Wenn wir jetzt diese Nase unschön finden, und sie von hier wegnehmen. Nach der Logik: ” Diese Atome haben sich in ihrer Position verteilt” Dann stehst du einfach nur mit der Nase in der Hand da, Chef. 5.FRAGE: Wie wird die Anzahl dieser Organe definiert? Jedes Atom müsste schlauer sein, als hunderte von Avicennas, da wir zwar eine Nase haben, aber 2 Ohren brauchen. 6.FRAGE: Wenn ich wachse und älter werde, welcher Schneider passt mein Körperkleid dem jeweiligen Zustand an? Je älter ich werde, je mehr ich an Gewicht zulege, umso größer wird dieses Kleid während ich andere Tätigkeiten wie Sport mache, wird sie enger. Bitte, denkt euch diese Tatsachen aus der Perspektive eines Bakteriums, eines Elefanten, einer Fledermaus und eines Mehmets. Alle haben das Leben gemeinsam. Der, der jeder Kreatur die passende Körperkleidung näht und die passenden Organe ihren Positionen zuteilt ist wer? Wer kann das sein? Achtet mal auf ein Kamel der in der Wüste läuft. Zunächst wurde ihm ein Höcker gegeben, der in der Lage ist für bis zu 3 Wochen Wasser zu speichern. Ein Depo quasi. Da diese Tiere sich hauptsächlich von Pflanzen mit Stacheln ernähren, ist ihre Oberlippe gespalten. Ihr wisst in der Wüste gibt es viele Sandstürme. Kamele haben Wimpern die ineinander greifen, um ihre Augen vor dem Sand schützen zu können. Damit das Tier noch atmen kann, wurde ihm nach dem gleichen Prinzip eine Nase, mit einem speziellen Filtrationssystem gegeben. Die Füsse sind tellerförmig gespreizt, um das Einsinken in weichem Sand zu verhindern. Wenn diese Atome eine Fehler gemacht hätten, und ihm Pferdehufen verpasst hätten, würden auch die übrigen Organe ihren Zweck verlieren. Weil er bei jedem Schritt in den Boden sinken würde. An Stellen (Knie, Ellenbogen, Brustbein) wo Kamele den heissen Wüstensand berühren, haben sich dichte, knorpelige Schwielen entwickelt. Warum? Diese schonen die Gelenke und halten übergroße Hitze von der Bauchhöhle fern. das Kamel rennt mit einem dichten Fell durch die Wüste bei 50°C oder bei -50°C Egal welche Temperatur, das Kamel bleibt nicht auf der Strecke. Der Schöpfer, der diese vielen schönen Organe, alle an ihrem perfekten Platz designet hat, ist WER? Wir nennen ihn ALLAH Die aus Nichts, Alles erschaffende unendliche Macht Ich habe gesehen, wie du meine Verletzung vor meinen Augen nähen kannst, aber dich hab ich nicht gesehen. ALLAH verzeih mir.

HAFIZA GELİŞTİRİCİ 3 MÜKEMMEL TEKNİK – (Özel Video)

Şimdi benim günlük hayatta yaşadığım olaylar ve sahneler, bu salonda bu masada oturduğum gibi sakin gerçekleşmiyor. Şu an bir ders işleyeceğiz Ve ben bu derse hazırlanıp geldim öyle değil mi, saatlerdir odadayım okuma yapıyorum, ders çalışıyorum ve zihnim nasıl? Zihnimi bunun zıddıyla meşgul edebilecek bir olay var mı? Hiçbir olay yok. Yani saatlerdir okumuşsun gelmişsin burda anlatıyorsun. Bu ne demek biliyor musun? Benim bu konu ile ilgili şu an için imtihan olmam çok zor demek. Ama ben bu bilgileri aldıktan sonra bunları aksiyona ve amele dönüştürme zorunluluğum var değil mi müslümanlığın şiarı ne olur bu? malumatı, muamelat’a dönüştürme şartı değil mi. Ayette de öyle geçiyor ya, amenu ve amilus salihati İnsan önce iman ediyor inanıyor ve onunla salih amel işliyor, öyle değil mi. Hatta Üstad salih amelin hayatı ve olmazsa olmazı olan İhlas için ne diyor, Ameliniz de rızay-ı İlahi olması lazım. Demek bu iş amel de görünecek bir iş. Şimdi ben çıktım sokağa, benim bu işlediğim iman derslerini sokakta da yaşay bilemem lazım, özellikle nerede yaşayabilmem lazım? Yani sokakta bir bahçede oturup tefekkür ederken bunda da bir problem yok. Elma düşündüm armut düşündüm portakal düşündüm bunlar Allah azze ve celle ile bir rabıta kurdum ilişkilendirdim yine bir problem var mı? bir problem yok. Demek ben bu bilgileri kriz döneminde kullanmak zorundayım. Benim bu bilgileri kriz döneminde kullanabilmem için biraz sonra işleyeceğimiz üç tane beynin, hafızanın, aklın çalışma sisteminden eritip kalpte ki iman potama akması lazım. Hangi bilgileri iman bilgilerini. Dışarda giderken birden çat dedi bir bisiklet geçerken bana vurdu bir araba geçerken bana vurdu, acaba bu bilgileri tam bu kriz zamanın da ben kullana bilecek miyim? Tam böyle koltuğum da oturmuş kahvemi yudumlarken bir telefon geldi Çok sevdiğim biri bu dünyadan göçmüş gitmiş. Acaba tam o esnada imana dair şimdiye kadar işlediğim ve çalıştığım bu bilgileri tam orada kullanabilecek miyim. Mesela tam namaza duracaksın, sabah namazına kalkmışsın ya da yatsı namazına duracaksın. İçerden bir ses, sünneti kılma ya da bugünlük tesbihat yapma, bu cümleleri ediyordur mutlaka. Şimdi bu cümleleri içeriden duyuyoruz Bunun acaba herkezi nedir? Kelam-ı nefsidir. Peki tam o anda Her insan buna aldanıyor mu, hayır her insan aldanmıyor. Buna mukabele edebilen adamlar var mı, var. Peki nasıl mukabele ediyor. Tam o esnada demek içerden başka bir ses daha geliyor -Kardeşim sabah namazının iki rekat sünneti dünya daki her şeyden daha hayırlıdır diye Efendimiz Aleyhisselam buyurmuştur. Peki bu sindirilmiş bir ses olarak geldiğinde ne yapıyorsun Hemen o sabah namazının sünnetine durabiliyorsun. Peki bu ses nerenin sesi? Bu ses vicdanın sesi. Vicdanın bu sesi sana telaffuz edebilmesi için önce bilmesi gerek, doğru mudur? Önce bilecek, akıla alacak akıl da sindirecek sindirecek kalpte ki iman potasında eritebilecek. Ondan sonra eğer bu cümleler bu sözler ve Risale-i Nur da yazan envai çeşit hakikatler Senin imanın olmuşsa, sana bir hayat katabilecek. Evet ya hu değil bu hal, ben kar da -20 derece de olsam kar ile abdest alıp yine o sabah namazının sünnetini kılabilirim. Ben zor koşullar altında olsam, her gün etim çiğnense yine gıybet etmeden durabilirim. Acaba senin iman sistemin ve iman sisteminde bulunan kullanman gereken malumatlar yani, şuuraltı müktesebatın acaba buna dayanıklı mı? Demek altta bir iman var ama dedim ya imanın bunu kullanabilmesi için bilmesi lazım. Yani ne lazım abi, bir bilgi yığını lazım. Bu bilgi yığınına biz bugün şuuraltı müktesebatı diyeceğiz. Demek iman, benim burda bunu yapmam lazım diye bir cümleyi nerden çekip alıyor, şuuraltı müktesebatından. Şimdi bizim aklımızın zihnimizin, havsalamızın bellek çeşidi var. Bu bellek çeşidi tam 3 çeşit bellektir. Birincisine duyusal kayıt belleği diyeceğiz. İkincisine, kısa süreli bellek diyeceğiz. Üçüncüsüne de USB, uzun süreli bellek diyeceğiz. Bir, duyusal kayıt belleği. Şimdi duyu sal Tam böyle ismiyle müsemma düşün hiç zahmete girmeyelim. Duyusal kayıt belleği, kaç duyun var 5 tane duyun var. Demek duyusal kayıt belleği denen belleğin birinci bölümü, bizim 5 duyumuzla alakadar bir şeydir. Bunda, bu duyusal kayıt belleğinde hafıza yeteceği sınırsızdır. Yani, duyusal kayıt belleğine sınırsız sayıda bilgi girişi olabilir mi, olabilir. Bu gözle, kulakla, dokunma ile olabilir, koklama ile olabilir ama genellikle bizim gibi insanlar ders çalıştığında nasıl oluyor, kulakta var gözde oluyor ekseriyette, bunda biraz daha yoğunlaşa biliriz. Duyusal kayıt belleğinden bir insana hiç birşey yapmayıp sadece sokakta yürüyen bir insana yaklaşık gün içerisinde 2 milyon bilgi girişi olur. Buna koku, dokunma bunlar da dahil. Hani ismiyle müsemma dedik ya duyusal diyor Beş duyun var, beş’i de dahil o zaman. Bir günde insana 2 milyon bilgi girişi oluyor. Bu 2 milyon bilginin.. yaklaşık biz günlük 2 bin tanesinin farkına varıyoruz. Tam böyle yemek hazır oluyor o anda aç oluyorsun bir etkileşim oluyor. Dışarıda tonla insan görüyorsun, aa Süleyman, tanıdık olan gözüne çarpıyor öyle değil mi. Evdeyken bir çok ses duyuyorsun, inga aa bebek uyandı diye onun sesini duyuyorsun. Tam oda da çalışma yaparken gır gır bir ses duyuyorsun bir düşünüyorsun, aa bu ses benim çaydanlığın sesi demek çay olmuş falan diyorsun. Bu arada gününün çoğunu yazma ve çizme ile geçiren bir insan için bu 2 milyon rakamı 10 milyona çıkıyor. Ciddi, Ciddi rakamlar. Şimdi duyusal kayıt belleğinde bir tane dezavantaj var, nedir bu? Bir bilgi sana ulaştığında senin hafızan da kalma süresi 1 ila 3 saniyedir. Mesela biz şöyle olay yaşıyoruz derste Anahtar bir cümle oluyor, bu cümleyi tekrarlıyorum, tekrarlıyorsunuz. Dışarı çıkıp 2 dakika sonra sorduğumuz da 2 dakika önce çok güzel bir şekilde sunum yapabildiğin cümleyi Abi neydi diye hatırlayamıyorsun. İşte bu sebepleri neler acaba. Duyusal kayıt belleğini odanız da ki dolap gibi düşünün Alır koyarsınız. Bilginin işlenmesi burda var mıdır? Hayır yoktur. Sadece bilgi girer, bilgiyi alırsın bilgi doldurursun. O zaman duyusal kayıt belleğinden sonra, Kısa Süreli Bellek. KSB dediğimiz kısa süreli bellek var. Şimdi kısa süreli bellekte kapasite duyusal bellek gibi değil, sınırlıdır. Yani beyin de yaklaşık 7 ila 9 birim arasında lob açılır, manen böyle. Ve sen ancak onları o şekilde ezberleye bilirsin. Mesela benim kendi telefon numaram 7 den de 9 dan da büyük. Doğru mu abi? Şurda bir insan kafası var Gördünüz mü abiler, Ben ortasını koydum 8 tane. Mesela benim telefon numaram bu 8 haneye sığar mı koyuncu, buraya sığmazsa benim bunu ezberleyememem lazım. Beyin bu sefer ne yapıyor, öbek öbek ezberlemeye başlıyor. Mesela bir telefon numarası sallayalım 0555 555 55 55 diyelim. Bunu tek tek hıfz etmeye çalıştığın an da buralara sığması imkansız. Beyin bunu ne yapıyor öbek öbek ezberliyor. 0555’i tek bir öbeğe yazıyor, yuvarlağı dolduruyor. 555’i ikinciye yazıyor, 55’i üçüncü ye yazıyor 55’i dördüncüye yazıyor. Bizim beynimizin çalışması böyle olduğundan telefon numaralarını farkındaysanız bu boşluklarla yazarız sürekli. Demek o yazı çeşidimiz beynimizin mekanizması uyumlu olsun diye. Tabi kimisin de ciddi bir hıfz yeteceği vardır. Duyusal bellekten bilgiyi alır İlk 1, 3 saniye içerisinde, burada 11 haneli bilgiyi tek bir öbeğe yerleştirebilecek bir hafıza vardır. Özellikle biz bu hafıza çeşidine ne diyoruz, fotografik hafıza diyoruz. Merhum Said Nursi Hazretleri gibiler Şöyle bir gazeteyi alıp sayfayı çevire çevire gazetenin tamamını okudukları vaki. Nasıl bir hafıza yeteceği var onlarda Fotoğrafik hafıza. Burayı bilgisayarın Ram’i gibi düşünün Bizim edit yaparken işlem yapan yer bilgisayarın Ram’i doğru mu? Burası da bilgisayarın Ram’i gibi beynin işlem yapan temel mekanizması burasıdır. Kısa Süreli Bellek. Şimdi duyusal bellekten bili girdi. 2 milyon bilgi girişi var 2 binini seçebildim, ardından kısa süreli belleğe 2 binini birden atabiliyor muyum, atamıyorum 7 ila 9 arasında attım. Kısa süreli belleği, ben güzel bir şekilde bullandığım an da o bilgileri artık uzun süreli belleğe geçiriyor. Evet diyor bu bilgide ben bir anlam buldum, bir hatıra buldum, bir formül buldum, bir anı buldum diyerekten uzun süreli belleğe geçiriyor. Peki, ben şu an seninle konuşurken koyuncu sence hangi bellekten konuşuyorum, kısa süreli bellekten konuşuyorum. Yani kısa süreli bellek lazım olan ne kadar bilgi varsa, bizim ardiyemiz gibi Ne yapıyor, tekrar uzun süreli bellekten alıyor bilgiyi. Şu aşağıda ki tabloyu da, keçi boynuzuna benzeyen bir tablo var Zihninize çizerseniz güzel olur. Kısa süreli belleğe, çok önemli bilgi olan şey burası tefekkür makinasıdır yani bu üç bellek çeşidinden makina olarak kullandığın birisiyle konuştuğun zaman aklıma gelmiyor, aklıma geliyor dediğin olaylar var ya işte tam buralar bu kısa süreli belleğin işleridir. Bilgiyi işler bir tefekkür makinasıdır. Buranın tefekkürünü iyi sağlayabilmen için lazım olan en ince şey, aralıklı tekrardır. Yani bir insan şu an 500 defa ezberleyeceği cümleyi söylese ayrı, saat başı söylese çok daha maslahatlı ve faydalı olacaktır. Çünkü kısa süreli belleğin çalışma prensibin de aralıklı ve bol tekrarlar mevcuttur. Bilgi hayata transfer edilmek zorundadır. Ne demek bu, dışardayım krizli bir olay yaşadım o kadar imani bilgiler depom da var mı, var yılladır okuma yapıyorum ama kullanabilecek miyim? İşte o transfer edilip edilmeme Kısmını da birazdan birlikte görelim. Uzun Süre Bellek, burda kapasite sınırsız ama nasıl sınırsız biliyor musun? Yani hayatında hiç bir bilgisayar hard diskin de görmediğin yer yüzünde ki bütün ansiklopedileri toplasan içindeki bilgilerden fazla şekilde sınırsız bir yetenek ve kapasite var, Uzun Süreli Belleğin hard diskin de. Sürekli anlatıp duruyorlar ya insan belleğin de Şöyle şahaneler var efsaneler var, gerçekten az bile anlatıyorlar. İnsan beyni, henüz anlaşılamamış tahmin edilememiş, belki sınırları çok nadide insanlar tarafından zorlanabilmiş ki ben kendi hayatım da bunlara Enbiyalar veyahut Evliyalar diyorum. Öyle değil mi. Onlara baktığın da muazzam bir kapasite yeteceği var. Mesela Üstad Hazretleri 130 parça Risale-i Nur eserinde ki o ilginç ve ince bilgileri yazarken yanında sadece Kur’an’ı Kerim varmış, peki onca bilgi ve malumatı nerden alıyor acaba, demek Uzun Süreli Bellek dediğimiz Şuur altı muktesebatı muazzam bir şekilde kaliteli bilgilerle dolu. Şimdi burada saklama süresinde problem var mı hayır saklama süresi de sınırsız. O yüzden adı Uzun Süreli Bellek demek saklama da bir problem yok ama senin tefekkür makinan da problem varsa onu getirmede bir problem var. Yani o bilgiler orda mı hep orda şuur altı müktesebatından duruyor mu duruyor, ama sen o bilgileri geri getirebilmek için tefekkür makinanı güzel kullanmak zorundasın. İçselleştirme, iman olarak akması yani. Biz uzun süreli belleğe şuur altı muktesebatı diyeceğiz. Uzun Süreli Bellek, 3’e ayrılıyor Birincisi, anısal bellektir. Anısal bellek dediğimiz kısım muazzam bir şey, unutulması çok zor bir şey. Aradan yıllar geçse ben size desem ki, Ya Uğur hatırlıyor musun 3 yıl önce bir ders yapmıştık. Desem. Hatırlaman çok zor değil mi, tam bu derste Ben elimde ki cam şişeyi kafanda kırsam senin bir de yetmez gibi çat diye kafa atsam Bir de alıp tavanda ki ışıkları patlatacak kadar seni havalara fırlatsam. Bir de elektrik versem senin bu günü Bak doğduğun günü unutursun, hastaneye şuursuz düşer serum yer herşeyi unutursun, annenin babanın adını unutursun bu günü unutamazsın. Neden, Çünkü anı kadar kuvvetli bir hatırlatıcı yoktur. Dersler de karşılıklı konuşmamız, meseleyi içselleştirmeye çalışmamız. Lan Sinan bu unutulur mu oğlum, diye birbirimize çıkışmalarımızın sebebi, hiç bir şey dersten önemli değil biz de anısal olarak bunun yer etme zorunluluğudur. Demek USB de, Uzun Süreli Bellekte en kuvvetli bellek çeşidi anısal bellektir. Anısal bellek dediğimizin diğer adı aslında Otobiyografi dir. Yani benim, bir yaşantı alanım var bir yaşam tarzım var bir Fenomenolojik alanım var. Ben öğrendiğim bilgileri ne kadar kendi otobiyografimle özümsersem o kadar aklımda kalır. Mesela, Adanalı Nuri’nin bana söylediği bir cümleyi ve Nuriyi hatırlamam için benim Adana da ki bir hatıram ile seni birleştirirsem zihnim de bu çok kalıcılık gösterir. Anlata bildim mi demek istediğimi. Mesela biz Tarihçe-i Hayatta Üstad hazretlerinin hayatını okuyoruz. Afyon vesair bir kaç şehri gezdik ya ben sürekli o gezdiğim hatıralar ile okuduğum yerleri birleştirmeye çalışıyorum. Afyon hayatını okuduğum da Afyonda ki hatıralarımla birleştirdiğim anda o bilgi çok ciddi mana da kalıcılık sağlıyor. 1. Anısal bellek dedik 2.si Anlamsal bellektir. Anlamsal bellek aslında akademik bellek demektir. Denklemler, formüller bunun gibi manalar içerir bazı kütleri içerir, terimseldir. Bunun da aslında USB de yeri vardır. Ama bunu geri çağırmak biraz daha zahmetlidir. Anısal yani hatıra belleği kadar kolay değildir, teorik bellek çeşidi. O yüzden teorik mana da öğrendiğimiz şeyleri Yine kendi hayatımızdan belli parçalarla özümsersek çok daha rahat olur. Mesela, ülfet alışkanlık gibi bir manası vardır. Bir insan ülfetin kelime anlamını Ya hakikaten aldığım telefondan 3 ay da sıkıldım, gibi bir hatıra ile bağlaştırır ise unutması daha zor olur. 3.sü ne, İşlemsel bellek denir. İşlemsel bellek bu da unutulmaz. Psikomotor olaylardan oluşur. Mesela şimdi bana 10 yıl araba vermeyin 10 yıl sonra verin ben o araba kullanmayı unutmam Veyahut bisiklet kullanmayı da unutmam, nasıl unutmuyorsun arkadaş yani bu sende meleke olmuş ama nasıl unutulmuyor. İşte uzun süreli bellekte yeri var ama ne şekilde yeri var Psikomotor tavırlar da işlemsel bellek olarak yeri var. Bu bilgilerden sonra ben ana meseleme geleyim. Dışarıdayım geziyorum, Ankaraya ödül almaya gittik. Tam araba da dar bir alanda dar alan da bir şeyleri çözmeye çalışmak çok zahmetli gerçekten. Yürüyemiyorsun, edemiyorsun, çay içemiyorsun, muhabbet edemiyorsun. En fazla yapabildiğin şey kornaya basmak o da kim anlar dışarıdan otobandasın kornaya basıyorsun kim anlayacak. Şimdi tam o esnada birisi böyle mücadelesi kuvvetli olmayan bir şey söylese bana dese ki – Abi şu yolda da bir risale okuyalım – dese Şuur altı müktesebatımın sağlamlığı ölçüsünde ben bunu kabul ederim ya da bundan kaçarım. Şuur altı müktesebatın da bu bilgiler katman katman üst üste duruyor. Şimdi benim Risale okumam sürekli yaptığım bir şey ya, diyelim ki Risale okumuşum Yemek yedim, su içtim, arkadaşı aradım yine Risale okudum, yine benzer şeyler oldu. Şuur altımın iki katman üç katman altında Risale okumak mevcud Birisi bana araba da dese ki Mehmet Risale okuyalım. Nefsim de araya girse sallasa iki üç katman altta zaten Risale okuma var bir problem yok, tam böyle arabayla giderken nefsimin çok ağrına gidecek bir olay yaşasam ki yaşadık. Birden çok üzüldüğümüz bir olay yaşadık. Tam yolda giderken gır gır işi şamata yapmaya çalışıyorum biraz nefes alalım manasında. Hani şu karbondioksitimizi atalım manasında demek o kadar hak da yok. 3 saat 4 saat boyunca araba da onu nasıl edelim bunu nasıl edelim, ona buna zarar olmasın diye saatlerde telefonda görüşme yapıyoruz. Şimdi bu daha ciddi bir sallantı demek aslında insan için öyle değil mi, bir imtihan yani bu onların imtihanı olduğu gibi benim imtihanım. Tam o esnada bağırıp kızıp bir yerleri mi kıracağım yada sağlıklı ve isabetli bir davranışta bulunabilecek miyim, bunu kararını nasıl vereceğim biliyor musun? Şuur altı muktesebatı az önce Risale okuma gibi az sallanmıyor bu sefer, daha çok sallanıyor. Ve daha çok sallandığın da benim o bilgilerim artık üç değil belki otuz kırk katman aşağı inecek kadar yıkılıyor. O aşağıya indiği anda otuz kırk katman altında da hala hakikat saklıysa Ben o kriz olayıyla muhteşem bir şekilde baş edebilrim. Ama ben Risale okusam, Namaz kılsam, hakikatle uğraşsam 5 katman yaptım altıncı katmana gıybet koydum 7 8 9.. ördüm karıya kıza baktım haram baktım gözümle zina işledim, devam ettim. Bu sefer kulağımın gereksiz olduğu günümün malayani ve boş geçirdiğim, şarkılar türküler ve gereksiz muhabbetlerle doldurdum, Fenerbahçeden bahsettiler. Galatasaraydan bahsettiler. Ulan şu arsalar da pahalanmış dediler. Yeni şunların modelleri çıkmış dediler doldurdum. Yani ben bir olay yaşadığım an da, sağlam bir olay yaşadığım an da kırk katman boyunca şuur altım inip kırk katmanın altına kadar hepsin de hakikat çıkması gerekirken üç katman hakikat var, yolda bir şeylerden bahsetmişiz dördüncü katman da birden o harama nazar etmişim ya yıkılıyorum ve daha derin katmanlara inemiyorum artık ve ben başıma gelen bu krize mukabele de bulunamıyorum. Mukabele de bulunamadığından dolayı da sürekli şuur altını böyle saçma salak dolduran insanlar da asla İslam birinci mesele olamıyor. Sebebini anladın mı? Çünkü bir iki tane geliyor burdan sohbetten cümle duyuyor, bir katman çıktı iki katman çıktı. Bir telefon açıyorlar abi Çek’in yazıldı diyorlar. Bir deprem yaşıyor şuur altında elli katman aşağıya iniyor. Elli katmanın tamamında arkadaşlarıyla dünya ve istikbal endişesi uğruna ettiği boş ve malayani sohbetler var, asla İmani bir dayanak mevcut olmuyor. Anlaşıldı mı, çok iyi oturdu mu? Adam kapıdan geliyor sohbet dinliyor. Sohbetten çıkıyor, belki sohbette on tane katmanı güzel doldurmuş. O esnada adama diyorsun ki, Abi namaz kılman lazım, haklısın kılmam lazım diyo. Niye on katman dolu. Yani sen onun nefsini sarsacak bir cümle ediyorsun nefsi bir iki katman sarsılıyor ama altı hep iman dolu niye bir saat boyunca ders dinlemiş burda. O adam diyorsun Abi bak Ramazan geliyor Ramazanını da şöyle kuranını tam okuyarak bir hatim ederek değerlendir. Nefis pek istemiyor 4 5 katmanı sallıyor ama on katman vardı dimi cepte. Ya tamam sen haklısın sıkıntı yok, diyor. Ondan sonra dışarı çıkıyor, ev derdi iş derdi istikbal endişesi, nefsin diğer arzuları doluyor katman katman. O arada bir tane sohbet izliyor yine 2 3 katman güzellik geliyor. Ondan sonra böyle nefis neyin merkezi, lezzet merkezi dünyevi lezzetler almak için dikkatini de sürekli oraya veriyor, dünya cihetiyle belli başlı başka katmanlar doluyor. O arada twitter dan güzel bir söz duyuyor, bir katman bile etmiyor yarım katman. Koyuyor köşeye, Tam kriz dediğimiz bir olay yaşıyor bir an da Patron aramış işten atmış onu Rezzakın Allah olduğunu anlaması için yüz katman sağlam gitmesi gerekiyordu. Ama daha üçüncü katman da yine dünyayı kattığından bütün dünyası yıkılıyor tevekkül mekanizması kalmıyor. Allah azze ve celle ile meseleleri asla intisab ettiremiyor. Demek bir insanın kriz ile yaşadığı bir olaya mukabele de bulunabilmesi için sürekli ama sürekli Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol… Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol. Yatsa kalksa Sussa, müslümanın susması tefekkür manasında sussa tefekkür etse, yatarken bir şey okusa kalksa bir şey okusa, yolda vakit geçirirken kendine yarayacak bir hakikati dinlese, vücudunun ve zihninin en yorulduğu an da evrad cihetinde Kur’an Cevşen okusa, o insan o katmanları ne kadar sağlamlaşır, belki binlerce katman sağlamlık yaşar. O esnada değil dışarıda afaki yaşadığı bir olay Azrail as gelip senin canına ben bugün talibim dese, ya hu bende zaten buna hazırdım. Perde-i gayb açılsa yakınım daha ziyadeleşmeyecek şekilde katmanlarım doluydu. der, Hz Ali gibi. Şimdi ders aldım burdan çıktın, malayani boş işle uğraşma katmanın sıkıntıya giriyor. Burda doldurdun yirmi otuz katman, dışarı çıktın instagrama girdin yalnızsın yani bir adamın imanı da gerçekten en güzel yalnızken belli yoluyor. Allah orda var mı yok mu tam orda çıkıyor. Tam o esnada gözünü haramla doldurdun, ne oldu 3 5 katman bu sefer o hakikatin üzerine haram bindi. Sonra geceyi uyumadan 2 sayfa daha okudun, iki katman daha hakikat bindi. Bir kriz yaşadın deprem yaşadın, beklenmedik bir olay yaşadın. Birden sevdiklerinle imtihan yaşadın, Ailenle imtihan yaşadın. Nefsinle imtihan yaşadın, bir sallandı üçüncü katmanda harama bakmışsın, buna mukavemet edebilecek imanının o bilgiyi çekip ya hu böyle yapalım diyebileceği. Bilgiyi nerden çekiyordu iman, şuur altı müktesebatından şuur altı müktesebatında yani uzun süreli belleğinde bu katmanları tam sağlam bir şekilde inşa edebildin mi edemedin mi? Oldu mu? Hani beni pür dikkat dinle derler ya. Ne kadar pür hakikat o katmanları doldurursan işte o gün senin hayatında birinci mana ancak İslam olacaktır. Ve ne zaman o katmanları saçma salak zevklerinle eğlencelerinle doldurup ne olduğu belli olmayan bir şuur altı müktesebatına sahip olursun. O gün İslam birinci değil, hiçinci melselen ve davan olacaktır. Sübhaneke la ilmelena illa ma allemtena inneke entel alimul hakîm ve âhıru da´vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîn El Fatiha maassalavat.

NAMAZA KONSANTRE OLAMAMANIN 6 SEBEBİ

Namaza konsantre olamıyorsun, çünkü biraz sonra anlatacağım şeyleri henüz bilmiyorsun. Namaz kılacağımız yerde ses ve görüntü olarak bizim dikkatimizi dağıtacak, namazdan huşûmuzu bölecek maddelerin bulunması. Aklınızı bir şeye odaklayabilmek için duyu organlarımızdan gelen veri akışını da durdurmak zorundayız. Hatta hususiyetle sabah namazı, akşam namazı, yatsı namazlarında bu namazları kılarken ortamın ışığını kapatırız ki dışarıda o namazlar o vakit için ayarlanmışsa, bizde aynı manayı bulunduğumuz yerde duyabilelim diye. Sebebi bu. Çok güzel değil mi? Ha tabi tabi evet. Secdeyi görecek kadar bir ışık lazım yani. Zifiri karanlık değil. Müzik açanlar oluyor, biliyor musun? Hem de heavy metal falan açıyormuş. Yani böyle ilahi Hani ♪ Sordum sarı çiçeğe ♪ olsa, hani diyeceksin ki bir şeyi bir şeyle manalandırmış. Çok ilginç arkadaşlar var piyasalarda ya. Efendimiz’e üzerinde nakışlar bulunan bir kıyafet hediye edilir. Bir vakit o kıyafetle namaza durduktan sonra kıyafeti çıkartıp geri iade eder. ”Bu kıyafet beni namazda çok oyaladı. Bana eski kıyafetimi verin.” der. Açlık, uyku, tuvalet gibi fiziksel ihtiyaçlarımızı karşılamadan, direkt namaza durmak bizim aklımızı hep başka yere sürüklüyor. Efendimiz (asm) ”Yemek hazır olduğunda, bir kişinin lavabo ihtiyacı onu sıkıştırdığında namaz yoktur.” buyurmuş ve geceleri teheccüd kılmak isteyen Ashabına da şunları söylüyor: ”Sizden biri namaz kılarken uyuklamaya başlarsa namazı bıraksın ve uykuya geçsin.” Çoğu zaman yeniden abdest almaktan üşendiğimizden dolayı, sıkışmış bir halde namaza duruyoruz veyahut sofra hazırken ”Bir an önce namaza durayım ki rahat rahat yemeğimi yiyeyim.” diye bir ferahlığa aldanıyoruz ama bu tür duygu ve düşüncelerle hareket ettiğimiz tavır, aslında gözümüzün nuru hükmünde olan namazın kıymetini düşürüyor, ve o namaz, namaz olmaktan çıkıyor. Allah bizi muhafaza etsin. İnşaAllah sadece bir yat-kalk hareketi olmuyordur. Namazda yaptığımız fiillerin, hareketlerin ne anlama geldiği noktasında, böyle bir düşüncemiz yok. Bu da namaza olan konsantremizi iptal edebiliyor. Mesela namaza ilk duruş esnasında iftitah tekbiri alırken, ellerimin tersiyle mâsivâyı, dünyayı senin rızan olmayan her şeyi, namazımı etkileyebilecek ne varsa tamamını elimin tersiyle itiyorum ve bu şekilde iftitah tekbiri getiriyorum diye murat etsek, sanki uçurumun kenarına seccademizi sermişiz ve artık dünya bizim için yok olmuş gibi bir namaza da konsantre olabileceğiz ama bunun için, hareketlerimize de bir mana vermek gerekiyor. El bağladığımız anda, kimin huzurunda olduğumuzun bir göstergesi değil midir acaba elimizi bağlamamız? Bir nefes bir sultanın huzuruna çıksa ve el bağlasa bu ne demektir? Huzurundayım. Sen beni görüyorsun. Ben de bunu biliyorum ve ne dersen odur. Emir terakki ediyorum. Rüku olması, O’na olan bir itaatimizi sunmamız değil midir? Secde etmek, O’na yaklaşmak ve itaatimizde en son sınıra çıkmak manasını taşımaz mı? Selam verirken de ilk namaza başlarken alakayı kestiğimiz ne kadar esbap varsa, onlarla yeniden alaka kurmaya hazır olduğumuzun göstergesi değil mi adeta? Ne güzel değil mi? Başka bir problem, şeytanın bize sürekli vesvese vermesi ve bizim bununla nasıl baş edeceğimizi bilmememiz. Bu konu aslında 1-2 dakikaya sığabilecek bir konu değil lakin en basiti, bilirsen vesvesen yok olur. Yani Risale-i Nur’da geçen bir ibare. ”İlim onu tart eder. Yok eder, parçalar. Cehl onu davet eder.” Bilmemek onu davet eder. Vesvesenin mahiyetini bilseniz sadece sizi yormak için oluşan sesler, görüntüler bütünü olduğunu şeytanın bu dürtüleri kullanabildiğini bilseniz ”Ya bu zaten şeytandanmış, benim sığınacağım yer Rabbimdir.” deyip çok rahat baş edebileceksiniz. Dediğim gibi kısa birkaç saniyeye sığabilecek bir mesele değil ama namazda ciddi problemlerimizden bir tanesi. Tam namaz kılarken, konsantre olurken insan öyle sesler duyduğunu zannedip, böyle görüntüler gördüğünü zannediyor ki, namazda şu hareketlerle namaz sonlanıyor yani. Ha bir de konsantreyi ciddi bozuyor. Efendimiz (asm) bir hadiste: ”Kişi namaza başladığında unuttuğu ne varsa şeytan gelip o an ona hatırlatır ve kişi en son kaçıncı rekatta olduğunu unutur.” buyuruyor. Öyle olmuyor mu hakikatten? Yani 3 yıl önce birine söz vermişsin. İşte ”Şu saatimin kordonunu sana vereceğim.” diye O namazda akla geliyor. 3 yıllık mesele yani. Allah Allah Tam böyle hiç akla gelmeyecek olay, şuur altının böyle en derinlerinde, Titanik gibi batmış gitmiş, aklına gelmiyor belki ya da bir anda hiç canın çekmez yani O akşam ne pişmişse onu yersin. Tam namazdayken böyle bir anda ”Şimdi şöyle bir sufle olsa, supangle olsa, tantuni olsa” falan diye ha? Şöyle bir Antep’ten ters çevrilince tereyağı damağa yapışan bir baklava Lan orada nasıl aklına geliyor? Yemek sofrası değil ki o. Namaz. Şeytan da demek böyle bir yetenek var. Lümme-i şeytaniyeden vesveseler ile Problemlerimizden bir tanesi de şu: Namaza dururken, hatta en başında kimin huzurunda olduğumuzu bence çok iyi bilmemiz lazım. Hatta Bediüzzaman Hazretleri namaza durmadan önce, iftitah tekbirine birkaç defa hazırlandığı söyleniyor. Yani tam o konsantreyi yakalamadan, o ”Allah-u Ekber” i de peşinden getirmiyor. Ne zaman algısı, vücudundaki bütün atomlar etraftaki atomların titreşimiyle rezonans bulsa, tam iftitah tekbiri Allah-u Ekber’i o zaman getirdiği beyan ediliyor. Hatta vakıa şöyledir: Bir gün tam namaza durduğu bir esnada iftitah tekbirinden sonra, evin hafif bir titrediği söylenir. Neden? Çünkü dilinden çıkan Allah-u Ekber ile evdeki atomların titreşimi birbirine uyum sağlayıp bir rezonans hali gösterdiğinde, ev de dayanamıyor. O da titriyor demek ki. Sahabe Efendilerimizden, hatta tâbiînden bir kısmı namaza duracağı zaman renkten renge girdiği oluyor ve ona ”Neden bu haldesin?” diye sorulduğunda ”Ben biraz sonra kimin huzuruna çıkacağım biliyor musun?” Konsantre olamamamız da başka bir etken de son namazımız olduğunu düşünmüyoruz. ”Ömrümüzde senet var. Geleceğim garanti altında ve daha önümde birçok ibadet var.” gibi bir vehme, bir kuruntuya kapılıyoruz. Düşünün az sonra ölüm riski çok yüksek bir ameliyata gireceksin. Kalp atışının devam edip etmeyeceği meçhul. Tam ondan önce kıldığın namazı hayal etsen ve bütün namazlarda aynı lezzeti yakalamaya çalışsan nasıl olur? Efendimiz (asm) kendisinden tavsiye isteyen bir Sahabeye, ”Namaza duracağın zaman o namazı ömrünün son namazı bil.” diye nasihat eder. Bu konuların ve konuştuğumuz bütün parçaların tamamına birden kuvvet verecek olan şeye ”İman” dersek eğer, namazdaki huşu ve konsantrenizde en büyük problem demek ki iman zafiyeti hastalığı oluyor. çünkü neye, niçin, nasıl, ne şekilde inandığımıza, iman ettiğimizi yeterince bilsek, sürekli görülüyor olduğumuz mülahazasıyla hareket eder, namazı da öyle kılarız. Bir insanın bu ufka yaklaşması için de mutlaka ve mutlaka iman zafiyeti hastalığını çözmesi için, gündelik gereksiz bütün işlerle, bütün muhabbetlerle, bütün dedikodu ve gıybetlerle ilişkisini keserek, kendisini okuma, Kur’an, tefekkür cihetinde programlar yapması şarttır. Bu dünyada yaşarken Rabbini hakkıyla tanıyıp, Mârifetullâh ilmini öğrenemeyeceksen, ölünce mi öğrenmeyi bekliyorsun?


İngilizce

You can’t concentrate on salah Because you don’t know what I’m about to tell yet Existence of distracting and materials as sound and image in the place of our salah In order to focus our mind on something we must stop the data transmission from our sense organs And especially Fajr prayer asr prayer isha prayer while performing these salahs we turn off the lights because if those prayers are meant to be performed on those times then we could find the same meaning where we are thats the reason isn’t it very beautiful just enough light is needed to see the prostration of course of course just enough to see the sujood not pitch darkness do you know some people turn the music on yes i’ve heard of that and heavy metal stuff not even heavenly music there are very interesting people out there a cloth with embroidery on it is being gifted to out prophet (pbuh) just after praying with that cloth 1 time he takes the cloth off and gives it back he says this cloth stalled me a lot, give me back my old cloth please praying without satisfying our needs of hunger, sleep,toilet always distracts us our beloved prophet (pbuh) said “when the meal is ready or when someone feels the need to go to the toilet then there’s no salah” and says these words to his companions who wishes to perform tahajjud at nights “if one of you starts to feel the need to sleep during prayer,stop the prayer and go to sleep most of the times, we pray while need to visit toilet, because of laziness about wudhu again or sometimes, when the meal is ready we feel like if we pray first, we can eat the meal comfortably but the attitude that we do with this kind of feelings and thoughts, actually devalues the salah which is the noor of our eyes and that prayer isn’t a prayer anymore, Allah protect us, I hope that salah doesn’t turn into just a body movement we don’t know about what does the acts we do in prayer mean this can repeal our concentration about salah for example, when we’re starting to salah, when we perform takbir with the back of our hands putting everything back except Allah and world everything that Allah doesn’t like I put back everything that can effect my salah And if I perform takbir like this as if we put our praying mat on the edge of a cliff and dunya disappear for us (we can concentrate a salah like all this happen) but to do that, we need to put meanings on our actions too when we tie our hands isn’t it a sign of who we’re in the presence of if a citizen come up to a sultan and tie his hands that means I’m in your presence you see me and I’m aware of that and whatever you say I accept that this is an order Performing ruqu is a sign of our loyalty, isn’t it? Prostration means being close to him and being loyal to him at the highest rank, isnt it? and when giving salaam how many reasons that we cut attention when we were starting prayer we are ready to bond with them again, isn’t it? isn’t that very beautiful? 🙂 another problem is shaytaan is giving us a lot of waswasa and we don’t know how to deal with it actually this topic is hard to explain in a few minutes but basicly, if you have knowledge your waswasa goes away it’s mentioned in Risale-i nur Collection that knowledge repulses it and ignorance invites it if you know importance of waswasa that it’s only a compilation of voices and images just to tire you down if you were to know that shaytaan can use these urges you can say that “these things are from shaytaan already and i seek refuge only my Rabb” and you can easily handle with it as I said, it’s not a topic to tell in just a few minutes but it’s a serious problem in our salahs when we pray salah, we assume that we see such images and hear such voices that we actually end the prayer doing these moves 🙂 and of course it distracts us a lot too our prophet(pbuh) said in a hadith: ”When a person starts to perform prayer shaytaan reminds him of whatever he forgot and eventually he forgets in which raqaat he currently is Isn’t that really true? Sometimes you remember that a promise you gave 3 years ago and this comes to your mind in salah 🙂 such an unthinkable event deep inside of your mind, sunken like titanic maybe you were never going to remember or suddenly, when you’re not even craving anything you eat that what cooked in your home in that evening. When you are in salah, suddenly you start to think about souffle, supangle, tantuni 🙂 or maybe you think of a baklava from Antep that its butter sticks to your palate when you twist it in your mouth how can something like that come to my mind there? that’s not a dining table, that’s a praying mat 🙂 so shaytaan has this ability it means one of our problems is that we should know who we come in the presence of at the beginning of the prayer Badiuzzaman used to get ready for the takbir few times before starting salah so he doesn’t say Allahuakbar before fully concentrating when his perception, all the atoms in his body finds harmony with the atoms around that’s when he would say Allahuekber and according to sayings, one time he was about to perform salah after he took the takbir it is said that the house shook a little because when the Allahuakbar that comes out of your tongue matches with the atoms in your house and shows a state of resonance the house can’t stand it seems.. Some of them from the sahaba when they were about to perform salah they feel an extreme stress and fear and other people ask “why are you in such a state?” they would answer “do you know whom I’m about to be in the presence of?” and another thing about why we can’t concentrate is.. that we don’t assume that is may be our last prayer like we have a contract about our life like our future is guaranteed and like we have a lot of prayers to do in the future imagine that you’re about to enter a surgery with a very high death risk you don’t know if your heart is going to keep beating imagine the prayer just before going to that surgery and try to catch the same feeling with all your prayers.. How would that be? Our prophet (pbuh) answered to a sahaba which asked him about advice He said “when you’re about to perform salah assume that prayer as if it is your last prayer” If we were to name the solution to all of the topics that we just talked if we were to name that as “imaan” then we understand that the biggest problem for concentrating the salah is the lack of imaan that we have Because if we fully know who do we pray, why do we pray and how do we pray then we would act as if we’re constantly seen and pray according to that it is a must to cut all ties with unnecessary works,unnecessary talks and gossips and start making plans on reading, qur’an, tafakkur if you’re not going to know your Rabb well and learn the knowledge of ma’rifatullah in this world are you expecting to learn when you die?

BENİ İKNA EDEMEZSİN DİYEN DEİST MÜSLÜMAN OLDU – Sokak Röportajı

İngilizce

+what is your religious belief Kaan Brother? -I’m Deist. -I think, religions are unnecessary. -I think, religions are trying to impose something entirely to keep people together. -Islam and Christianity, all religions are the same with this . -Religious beliefs are really mixed. +If I prove that the Qur’an is right book…. – OK, I listen to all what you say but I totally believed this belief -deism-. – Maybe you can say “you blindly believed”. +Eşhedü en la ilahe illallah -Eşhedü en la ilahe illallah +ve eşhedü enne -ve eşhedü enne +Muhammeden -Muhammeden +abdühü ve resulühü -abdühü ve resulühü +what is your religious belief Kaan Brother? – my religious belief? oww I think, religions are really mixed. -I’m Deist. – I don’t believe in religions. +Why Bro? -I think, religions are trying entirely to keep people together. -Islam and Christianity, all religions are the same with this . -They are trying to impose something to people. – There is a God, but I do not think, there are religions to prevent chaos. This is my religious belief. -Maybe my opinion would be different, If the faith didn’t use for control to people -But they separate people by using religious you are like this and the other is like that + For example when I was teenager, I researched DEİSM . + I had questions in my mind lead me to deism, I was thinking Islam is wrong and I researched DEİSM +How was it in you? I researched Islam, Christianity .. … I listened knowledgeable people in my around with this topic It does not sound sensible religion could not make me believe And I said religions entirely superstition + If ı prove Quran is right book, here bro, Do you change your mind? How so, what does right book? So, example a person can not write it, the Quran was written by dwine power If I prove… Well, I can listen maybe you can say right something but I totally adopt this belief. -Maybe you will say “you blindly believed” + yeahh +Bro, I understand your problem bro because I had something problem with that topic +But you can think ; for example teaching is sacred. Right? – Yes. exactly It like this +But every year maybe dozens of perverts, Right? +However, these abusive people don’t make us to become distant to teaching +Am I right bro? -Yes you are right, exactly +OK, I agree with you, Muslims and Christians are not enough for their religions and they are dont follow them +religion is explained and misrepresented +They live the religion wrong -Probably you think I shouldn’t be affected by people, you’ll say that +We must not become estranged from religion, with this reason because it’s not sensible + Because you know, we not became estranged from teaching in last example + Do you know we will do what? +Now I will say verses that cannot be written by a person in Qur’an and I’ll explain thats to you OK? OK, Now there is some verses in Qur’an, He say +”We are shrinking the earth” +If he say “we shrunk the earth” we say yes, earth is geoit and ıt’s can be reduced +We would accept +But do you know ? when he say “we are shrinking the earth” what happen? + The world is getting smaller and smaller +OK? – OK +Now, what do we need to observe cosmos? – Telescope or something +Yes, we need a telescope, right? +If we had a telescope for observe cosmos … or, ıf before 1400 years had a telescope + examples in space were acceptable, right bro? – Yes, ıt was acceptable. I agree with you +But topic is the shrinking of the world, we need computers or satellite + always it need to control by people + Now, we know there was telescope in the past +However, they have never sent satellite to space +We know that too. -Yes +About 5-6 years ago …a research is being done that the world is getting smaller …at Benedictine University +They sending out a satellite from earth … and the earht is observed from this satellite … and they proved “the earth shrinks 1 mm a year” -Yes, ıt can be right. +before 1400 years ago from now +without sending satellite into space … a man say “came a book, came revelations … and there are thats in this revelations + A person cannot write that, can you understand bro? -Yes, that can be right +I contiune …Qur’an says a baby has three dark stages in the mother’s wombbefore birth …Scientists proved this 5 or 6 years ago 1. Trimester, 2.Trimester, 3. Trimester What do we need to look at the mother’s worm – we need device + We need ultrasound, is not it? … If a person says this thing when there was no ultraspund, this opinion isn’t his +I continue bro +There is a star called Pulsar star. …Maybe you herad -Yes, I heard …Qur’an mention this star called Tarık Star …Tarık Star comes from root of “Tark”, meaning to knock on the door …Scientest reserach about Pulsar. ….and you know, we don’t hear some voices ….Like ultrasonic voices +They measure voices of the star with a device for hear ultrasonic voice .. The voice like knocking the door +Even if there was a telescope at that time, there wasn’t device to hear ultrasonic sounds ıf a person says such verses, these verses are not his …This can be divine, is not it? -You say right and there are many such things??? +There are many proved things ….There is seas don’t mixed each others. …There is a verses ‘we sent down iron’ +There are many verses like this ….Could i explain? -We need a god for such things happen. – There are many things like Deism and Ateism. -I said I respect everthing endlessly -There is a god certainly. I think this things should have meaning, these can be right, I do not deny -Praying isn’t suitable for me I’m not interested in praying. +Yess one’s interest is football; and the other’s interest is not football and he says ” bro, I love basketball.” If you say it is not my interest this is different thing. Like you support Galatasary but you say I support Fenerbahçe. there is a constitution in Turkey. Right? it is different to not comply with and refuse the constitution. Am I right? Punishmnet is different in both. If you refuse constitution you are terrorist, but if you don’t comply with constitution you can get penalty +Is it right? – It is right I am saying ‘denying religionis different, not practicing religionis different’ If you accept, you can find a way of salvotion. Don’t say “I’am deist” ya Do you know what we should do? I think we should say”Shahada” OK? You can say later or we can say now You can login to some institution with paperwork, paperwork of Islam is ” Shahada” I bear witness that there is no god but Allah, and I bear witness that Muhammed (phub) is the servant and Messenger of Allah Saying this is the rectuitment phase. If you want, tell me. Let me hear and relax bro**** -Tell me, I will repeat. +Eşhedü en la ilahe illallah -Eşhedü en la ilahe illallah +ve eşhedü enne -ve eşhedü enne +Muhammeden -Muhammeden +abdühü ve resulühü -abdühü ve resulühü That’s it Bro*


Almanca

Welchen Glauben hast du Bruder, Kaan Bruder? Ich habe mir den Glauben des Deismus komplett angeeignet. Religionen sind komplett nur leerer Glaube! LEERER GLAUBE! Ich glaube, dass Religionen nur etwas sind, um Menschen zusammenzuhalten. Also alle versuchen etwas aufzuzwingen. Sei es der Islam oder das Christentum, alle sind für mich gleichgültig. Die Glaubensangelegenheit ist sehr kompliziert… Wenn ich beweisen würde Bruder, dass der Qur’an das einzig wahre Buch ist..? Also ich würde dir in allen Fällen zuhören, aber ich habe nun diese Ansicht komplett angeeignet. Also vielleicht würdest du über mich sagen: Der glaubt einfach blind . Ich bezeuge: Es gibt keinen Gott außer Allah, -Ich bezeuge: Es gibt keinen Gott außer Allah, Und ich bezeuge, -Und ich bezeuge, dass Muhammad, – dass Muhammad, der Diener und Gesandte Allahs ist. -der Diener und Gesandte Allahs ist. Genau so Bruder, lass dich umarmen Bruder. Welchen Glauben hast du Bruder, Kaan Bruder? Meine Religion? Ehrlich gesagt ist meine Ansicht zur Religion sehr kompliziert. Ich habe den Glauben des Deismus komplett angeeignet. Ich glaube nicht sehr an Religionen. Warum Bruder? – Ich glaube, dass Religionen nur etwas sind, um Menschen zusammenzuhalten. Also sei es der Islam oder das Christentum, alle drücken für mich dasselbe aus. Also alle versuchen etwas aufzuzwingen, aber ich sage :,, Ja es gibt einen Gott, einen Schöpfer, jedoch denke ich nicht, dass es Religionen gibt. Ich denke, dass sie einfach für das Hindern eines Chaos kreiert wurden. Das ist mein Glaube. Aber ehrlich gesagt, wäre die Religion nicht dafür genutzt, um Menschen zu kontrollieren, hätte ich vielleicht eine andere Ansicht, jedoch ziehen sie die Menschen mit der Religion zu viel an eine Stelle an, zerspalten sie zu sehr. Indem sie z.B. sagen: ,,Du bist so, du bist jenes…” Zum Beispiel hatte ich als eine Person, die den Deismus in der Zeit der Oberschule recherchiert hat, sehr viele Fragen, die mich zum Deismus drängten. Ich dachte, dass das im Islam falsch sein könnte. Somit habe ich den Deismus recherchiert. Wie ist es bei dir passiert? Ich habe geschaut. Ich hab mir das Christentum angeschaut, den Islam hab ich mir angeschaut, Ich habe in meiner Umgebung Leuten zugehört, die darüber Wissen haben und mir kam es nicht glaubwürdig. Also, mich haben die Religionen in dieser Hinsicht nicht angezogen. Dann habe ich gesagt, dass die Religionen nur leere Glauben sind. Wenn ich beweisen würde Bruder, dass der Qur’an das einzig wahre Buch ist, würde sich deine Ansicht ändern? Was meinst du mit einzig wahrem Buch? Also wenn ich beweise, dass es nicht von einem Menschen geschrieben sein kann, sondern dass es von einer göttlichen Kraft geschrieben wurde. Also ich würde dir in allen Fällen zuhören. Es gibt auch bestimmt Stellen, wobei du Recht hast. Jedoch habe ich mir diese Ansicht komplett angeeignet. Also vielleicht würdest du über mich sagen: Der glaubt einfach blind. Vielleicht würdest du das sagen.. Schau Bruder ich hab das Problem verstanden, weil ich hatte auch dieselben Probleme an diesen Stellen, Jedoch stell dir es so vor; Z.B. ist der Lehrerberuf ist geehrt oder? Ganz genau. Aber jedes Jahr in unserem Land tauchen über zehn, hundert, tausende von Vergewaltigern, Belästiger, sexuell Belästiger unter den Lehrern auf, richtig ? Und jedoch haben wir niemals bei diesen widerwertigen Situationen eine Distanzierung zum Lehrerberuf eingenommen, stimmt’s Bruder? Stimmt, genau haben wir nicht. Deshalb sage ich: Ja ich stimme dir zu, dass Muslime oder andere Praktizierende sie falsch ausleben. Es wird falsch aufgezwungen, falsch erzählt, falsch gelebt. Also du bist der Meinung, dass man davon nicht beeinflusst werden sollte? Ja genau, dass wir bei der Religion beeinflusst werden ist etwas unlogisch Bruder, weil bei dem Lehrerberuf in dem vorherigen Beispiel wurden wir nicht beeinflusst. Weißt du was wir machen. Ich werde dir die Verse im Islam aus dem Qur’an sagen, erklären, die zeigen, dass der Qur’an nicht von einem Menschen geschrieben sein kann, okay Bruder? Also es gibt zwei Verse im Qur’an. In diesen beiden Versen sagt Allah: ,, Wir verkleinern die Erde.” (Enbiya/44, Ra’d/41) Wenn er sagen würde wir haben sie verkleinert, dann könnten wir sagen: Okay ein Geoidobjekt wurde von beiden Seiten gehalten und verkleinert, dies könnten wir akzeptieren. Aber weißt du was das bedeutet, wenn er sagt wir verkleinern es sagt? Das bedeutet das die Erde immer verkleinert wird, okay? – Okay. Jetzt; was brauchen wir um das Weltall zu beobachten? Meinst du ein Teleskop? – Genau wir brauchen so etwas wie ein Teleskop, richtig: Hätten wir ein Teleskop um das Weltall zu beobachten oder gäbe es vor 1400 Jahren ein Teleskop, könnte man die Beobachtungen des Weltalls akzeptieren, stimmt’s Bruder? Stimmt. Aber wenn es darum geht, dass die Erde sich verkleinert benötigen wir ein Satellit, Computers und eine ständige Verfolgung, richtig? Nun; wir wissen, dass es damals Teleskope gab. – Ja. Aber ein Satellit wurde noch nicht ins Weltall damals geschickt. Das wissen wir auch. -Jua In der Berliner Universität, vor ca. 5-6 Jahren, wurde eine Recherche über das Verkleinern der Erde durchgeführt. Ein Satellit wird von der Erde geschickt, die Erde wird beobachtet und es wird bewiesen, dass die Erde sich jedes Jahr um 1 mm, schau sehr klein, 1 mm sich verkleinert. Vor 1400 Jahren, ohne einen Satellit ins All zu schicken, behauptet jemand, dass er ein Buch, eine Offenbarung herabgesandt bekommt und in dieser Offenbarung stehen diese Sachen drin. Das kann ein Mensch nicht schreiben Bruder. Weißt du was ich mein? Du hast Recht. Dazu sag ich nichts. Lass fortfahren. Zum Beispiel bevor ein Kind auf die Welt kommt, sagt der Qur’an Al Kerim, dass das Kind im Mutterbauch 3 Phasen (Trimester) erlebt. Dies wird ebenfalls vor ca. 5-6 Jahren bewiesen. Das erste, zweite und dritte Trimester, auch die wurden erst neu bewiesen. Was brauchen wir um in den Bauch der Mutter zu schauen? – Ein Gerät. Wir brauchen einen Ultraschall, stimmt’s. Wenn in einer Zeit, wo es keinen Ultraschall gab, jemand dies sagt, kann es nicht seine Idee sein. Ich mache weiter Bruder. Es gibt einen Stern namens Pulsar. Hast du bestimmt schon mal gehört. – Ja hab ich. Im Qur’an kommt er als Tarikstern vor. Der Tarikstern kommt vom Wortstamm tark. Das bedeutet an der Tür klopfen. Die Bedeutung ist die Tür klopfen von dem Namen des Verses. Es wird eine Recherche gemacht Bruder. Wie du weißt können wir einige Geräusche nicht hören. Ultrasonic-Geräusche. Um diese ultrasonic Geräusche zu hören, werden die Geräusche des Pulsarsterns mit einem Gerät gemessen. Es kommen Geräusche, die eines Türklopfen ähneln. Wenn in dieser Zeit, auch wenn es einen Teleskop gibt, als es keinen einzigen Gerät gab, um ultrasonic Geräusche zu hören, jemand diese Verse sagt, bedeutet dies, dass diese nicht ihm gehören. Sie müssen göttlich herabgesandt sein, stimmt’s. Du sagst es auf jeden Fall richtig. Es gibt sehr viel solcher Aussagen, die gesagt werden. Natürlich hab ich die nicht selber gelesen. Es gibt auch sehr viele Bewiesenes. Dann gibt es auch noch den Fakt, dass die Meere sich nicht vermischen, der Vers über das herabgesandte Eisen. Es gibt noch viele ähnliche Verse wie dies. Kann ich mich ausdrücken? -Es muss einen Schöpfer geben, damit diese Sachen entstehen. Wie ich gesagt habe es gibt vieles; Es gibt den Atheismus, den Deismus, es gibt vieles. Es gibt Leute, die an keinen Gott glauben. Wie ich gesagt habe, ich habe vor allen unendlichen Respekt. Wie ich gesagt habe, ich glaube an einen Schöpfer. Auf jeden Fall müssen diese Sachen eine Bedeutung haben. Und das es so steht, ist bestimmt auch richtig. Diese Sachen verleugne ich auch nicht. Sei es das Beten zum Beispiel, ist nichts für mich. Aber wie ich gesagt habe, wenn ich sage, dass es nicht so ganz mein Interessenbereich ist, wäre es am besten. Es gibt bestimmt einiges Richtiges, aber das ist genau so wie beim Fußball. Während der eine sich dafür interessiert, hat der andere kein Interesse dafür. Der sagt dann:,, Bruder ich mag Basketball mehr.” Stell dir das so vor. Hmm ja Bruder, wenn du sagst, dass es nicht dein Interessenbereich sei, ist es etwas Anderes, Aber während du für die Mannschaft Galatasaray bist gleichzeitig sagst, dass du für Fenerbahce bist, das ist etwas Anderes Bruder, weißt du, was ich mein? In der Türkei gibt es ein Grundgesetz stimmt’s? Das Grundgesetz nicht zu akzeptieren ist etwas Anderes, als sie nicht zu befolgen, richtig? Bei beiden bekommst du eine andere Strafe. Wenn du das Grundgesetz nicht akzeptierst bist du ein Terrorist, richtig? Aber wenn du sie nicht befolgst, kannst du bei bestimmten Straftaten, bestimmten Fehlern vielleicht mit einer Geldstrafe entkommen, richtig? Und ich sage Bruder; Die Religion abzulehnen ist anders, als sie nicht zu befolgen, richtig ? Wenn du sagst:,, Ich akzeptiere!” könnte es für dich eine Rettung geben, aber wenn du von vorne rein ablehnst.. -Genau, ich habe auch diese Absicht es zu akzeptieren. Sag nicht, dass du ein Deist bist. Weißt du was wir deshalb machen sollten? Ich finde, dass wir die Glaubensbekenntnis sagen sollten, okay? Du kannst sie jetzt sagen oder später. Wenigstens-wie man auch in bestimmten Vereinen sich mit Papieren anmeldet -genauso hat die Glaubensbekenntnis die Funktion einer Anmeldung. Also sie sagt: Ich bezeuge, dass es keinen Gott außer Allah gibt und wieder bezeuge ich, dass Muhammad sein Diener und Gesandter ist, richtig? Dies verbal mit Wörtern zu sagen ist der Eintritt in diese Sache, okay? Wenn du willst sag die Glaubensbekenntnis Bruder, damit ich sie höre und tief Luft holen kann Bruder. Wenn du sie wiederholst wäre es besser. Sag du sie auf und ich wiederhole sie. 🙂 Eshedü en la ilahe illallah Eshedü en la ilahe illallah ve eshedü enne ve eshedü enne Muhammeden Muhammeden abduhu ve rasluluh. abduhu ve rasuluh. Ja genau so Bruder, lass dich umarmen Bruder. 🙂


Fransızca

quelle est votre croyance religieuse Kaan Brother? -Je suis Déiste. -Je pense que les religions ne sont pas nécessaires. -Je pense que les religions essaient d’imposer quelque chose entièrement pour garder les gens ensemble. -Islam et christianisme, toutes les religions sont les mêmes avec ça. -Les croyances religieuses sont vraiment mélangées. + Si je prouve que le Coran est le bon livre …. – D’accord, j’écoute tout ce que tu dis mais je croyais totalement à cette croyance -déisme-. – Vous pouvez peut-être dire “vous avez cru aveuglément”. + Eşhedü en la ilaha illallah – Eşhedü en la ilaha illallah + et ashedü enne -et hehedü enne + Muhammad sans -Muham + abduh et son apôtre -abduhü et son apôtre + quelle est votre croyance religieuse Kaan Brother? – ma croyance religieuse? oww je pense que les religions sont vraiment mélangées. -Je suis Déiste. – Je ne crois pas aux religions. + Pourquoi Bro? -Je pense que les religions essaient entièrement de garder les gens ensemble. -Islam et christianisme, toutes les religions sont les mêmes avec ça. -Ils essaient d’imposer quelque chose aux gens. – Il y a un Dieu, mais je ne pense pas, il y a des religions pour empêcher le chaos. Ceci est ma croyance religieuse. -Peut-être que mon opinion serait différente, si la foi n’utilisait pas le contrôle aux gens Mais ils séparent les gens en utilisant des religieux tu es comme ça et l’autre est comme ça + Par exemple, quand j’étais adolescent, j’ai fait des recherches sur DEİSM. + J’avais des questions dans mon esprit me conduisant au déisme, je pensais que l’islam est mauvais et j’ai fait des recherches sur DEİSM + Comment était-ce en toi? J’ai fait des recherches sur l’islam, le christianisme .. … J’ai écouté des gens bien informés autour de moi avec ce sujet Cela ne semble pas raisonnable la religion ne pouvait pas me faire croire Et je dis que les religions sont entièrement superstition + Si je prouve que le Coran est le bon livre, ici bro, changez-vous d’avis? Comment, qu’est-ce que le bon livre? Ainsi, par exemple, une personne ne peut pas l’écrire, le Coran a été écrit par le pouvoir dwine Si je prouve … Eh bien, je peux écouter, vous pouvez peut-être dire quelque chose de bien, mais j’adopte totalement cette croyance. -Peut-être que vous direz “vous avez cru aveuglément” + ouais + Bro, je comprends votre problème bro parce que j’ai eu un problème avec ce sujet Mais vous pouvez penser; par exemple, l’enseignement est sacré. Droite? Oui. exactement comme ça + Mais chaque année, peut-être des dizaines de pervers, non? Cependant, ces personnes abusives ne nous font pas devenir éloignés de l’enseignement Ai-je raison frère? -Oui tu as raison, exactement + OK, je suis d’accord avec vous, les musulmans et les chrétiens ne suffisent pas pour leurs religions et ils ne les suivent pas + la religion est expliquée et déformée + Ils vivent mal la religion -Tu penses probablement que je ne devrais pas être affecté par les gens, tu diras que + Nous ne devons pas nous éloigner de la religion, pour cette raison parce que ce n’est pas sensé + Parce que vous savez, nous ne nous sommes pas éloignés de l’enseignement dans le dernier exemple + Savez-vous que nous ferons quoi? + Maintenant, je vais dire des versets qui ne peuvent pas être écrits par une personne dans le Coran et je vais vous expliquer cela LA FLÈCHE? OK, maintenant il y a quelques versets dans le Coran, il dit + “Nous rétrécissons la terre” + S’il dit “nous avons rétréci la terre” nous disons oui, la terre est géoit et elle peut être réduite + Nous accepterions + Mais le savez-vous? quand il dit “nous rétrécissons la terre” que se passe-t-il? + Le monde devient de plus en plus petit + OK? – LA FLÈCHE + Maintenant, de quoi avons-nous besoin pour observer le cosmos? – Télescope ou quelque chose Oui, nous avons besoin d’un télescope, non? + Si nous avions un télescope pour observer le cosmos … ou, si avant 1400 ans avait un télescope + des exemples dans l’espace étaient acceptables, n’est-ce pas? – Oui, c’était acceptable. je suis d’accord avec toi + Mais le sujet est le rétrécissement du monde, nous avons besoin d’ordinateurs ou de satellites + il doit toujours être contrôlé par les gens + Maintenant, nous savons qu’il y avait un télescope dans le passé Cependant, ils n’ont jamais envoyé de satellite dans l’espace + Nous le savons aussi. -Oui + Il y a environ 5-6 ans … une recherche est en cours sur le fait que le monde se rétrécit … à Benedictine University + Ils envoient un satellite de la terre … et la boucle est observée depuis ce satellite … et ils ont prouvé que “la terre rétrécit de 1 mm par an” Oui, ça peut être vrai. + avant il y a 1400 ans + sans envoyer de satellite dans l’espace … un homme dit “est venu un livre, est venu des révélations … et il y a des thats dans ces révélations + Une personne ne peut pas écrire ça, pouvez-vous comprendre mon frère? Oui, ça peut être vrai + Je contiune … Le Coran dit qu’un bébé a trois stades sombres dans l’utérus de la mère avant la naissance … Les scientifiques l’ont prouvé il y a 5 ou 6 ans 1er trimestre, 2e trimestre, 3e trimestre De quoi avons-nous besoin pour regarder le ver de la mère – nous avons besoin d’un appareil + Nous avons besoin d’une échographie, n’est-ce pas? … Si une personne dit cette chose quand il n’y a pas eu d’ultraspund, cette opinion n’est pas la sienne + Je continue frère + Il y a une étoile appelée étoile Pulsar. … Peut-être vous herad -Oui, j’ai entendu … Le Coran mentionne cette étoile appelée Tarik Star … Tarık Star vient de la racine de “Tark”, ce qui signifie frapper à la porte … Scientest recherche sur Pulsar. …. et vous savez, nous n’entendons pas de voix …. Comme des voix ultrasoniques + Ils mesurent les voix de l’étoile avec un appareil pour entendre la voix ultrasonique .. La voix comme frapper à la porte + Même s’il y avait un télescope à ce moment-là, il n’y avait pas d’appareil pour entendre les sons ultrasoniques si une personne dit de tels versets, ces versets ne sont pas les siens. … Cela peut être divin, n’est-ce pas? -Tu dis bien et il y a beaucoup de telles choses ??? + Il y a beaucoup de choses prouvées …. Il y a des mers qui ne se mélangent pas. … Il y a un verset «nous avons envoyé du fer» + Il y a beaucoup de versets comme celui-ci …. Puis-je expliquer? -Nous avons besoin d’un dieu pour que de telles choses se produisent. – Il y a beaucoup de choses comme le Déisme et l’Atéisme. -J’ai dit que je respecte tout sans fin -Il y a certainement un dieu. Je pense que ces choses devraient avoir un sens, elles peuvent avoir raison, je ne nie pas -La prière ne me convient pas Je ne suis pas intéressé à prier. + Oui son intérêt est le football; et l’intérêt de l’autre n’est pas le football et il dit “frère, j’adore le basket-ball”. Si vous dites que ce n’est pas mon intérêt, c’est autre chose. Comme vous soutenez Galatasary mais vous dites que je soutiens Fenerbahçe. il y a une constitution en Turquie. Droite? c’est différent de ne pas respecter et de refuser la constitution. Ai-je raison? Punishmnet est différent dans les deux. Si vous refusez la constitution, vous êtes terroriste, mais si vous ne vous conformez pas à la constitution, vous pouvez être sanctionné Est ce juste? – C’est correct Je dis “nier la religion est différent, ne pas pratiquer la religion est différent” Si vous acceptez, vous pouvez trouver un moyen de salut. Ne dites pas “je suis déiste” Savez-vous ce que nous devons faire? Je pense que nous devrions dire “Shahada” LA FLÈCHE? Vous pouvez dire plus tard ou nous pouvons dire maintenant Vous pouvez vous connecter à une institution avec la paperasse, la paperasse de l’Islam est “Shahada” Je témoigne qu’il n’y a pas d’autre dieu qu’Allah, et je témoigne que Muhammed (phub) est le serviteur et le messager d’Allah Dire ceci est la phase de rectuitment. Si tu veux, dis-moi. Laisse-moi entendre et relaxer mon frère **** -Dis-moi, je vais répéter. + Eşhedü en la ilaha illallah-Eşhedü en la ilaha illallah + ve Eşhedü enne -et Eşhedü enne + Muhammeden -Muhammeden + abduhü et son apôtre -abduhü et son apôtre C’est ça Bro *


Farsça

برادر کان باور دینی چیست؟ من دییست هستم. من فکر میکنم دین ها غیر ضروری اند. فکر میکنم دین ها سعی میکنند چیز هایی به ما تحمیل کنند تا مردم رو در کنار هم نگه دارند. اسلام و مسیحیت همه دین ها در این مشترک اند. باور های دینی خیلی قاطی پاتی هستن. اگر اثبات کنم که قرآن کتاب حق است… باشه.من گوش میدهم اما من کاملا به دییسم باور کرده ام. شاید میگین کور کورانه باور کرده… اشهد ان لا اله الا الله اشهد ان لا اله الا الله و اشهد ان و اشهد ان محمد محمد عبده و رسوله عبده و رسوله باور دینی ات چی هست برادر کان؟ باور دینی ام؟خداییش خیلی مسئله در هم رفته ای است. من دئیست هستم. من به هیچ دینی ایمان ندارم. چرا برادر؟ من فکر میکنم دین ها ابزاری هستن تا مردم را در کنار هم بگیرن. اسلام و مسیحیت.تمامی دین ها در این مشترک اند. آنها میخواهد چیزهایی رو به مردم تحمیل کنن. این جا خدایی هست.اما من باور نمیکنم دین ها وجود دارند فقط برای جلوگیری از آشوب تشکیل شده اند.این باور من است. شاید نظر من عوض میشد اگر ادیان رو برای برای کنترل مرم استفاده نمی کردند. اما آنها با استفاده از دین بین مردم تفرقه ایحاد کردند. تو شبیه این هستی و اون شبیه آن برای مثال به عنوان فردی که در نوجوانی دئیسم رو تحقیق کردم سوال هایی داشتم که من را به طرف دئیسم کشید.من فکر میکردم اسلام اشتباهه و در مورد دئیسم تحقیق کردم. تو چطوری شروع کردی؟ من در مورد اسلام و مسیحیت تحقیق کردم… افراد مطلع در اطافم را با این عنوان گوش دادم. خیلی باور کردنی نبود. از این جهت دین ها واسم زیاد جذاب نشدن و من گفتم که کلا دین ها باور پوچن. اگه من اثبات کنم که قرآن کتاب حق است آیا نظرت عوض میشه؟ چطور یعنی کتاب حق؟ خب.برای مثال یک شخص نمیتواند آنرا بنویسد.توسط یک قدرت الهی نوشته شده است. اگر اثبات کنم… خب.من گوش میدم شاید بتونی یه جیزای درست بگی اما من کلا به این دین باور کرده ام. شاید بگی که”کور کورانه باور کردی” آره رفیق.من مشکل رو فهمیدم چون من خودمم در این نکات مشکلاتی داشتم اما اینطور فکر کن.تعلیم(معلم بودن)مقدس است. درسته؟ کاملا اونطوری است. اما هر سال صد ها معلم منحرف دیده میشه. درسته؟ هر طور که هست.این افراد شیاد مسبب دوری من از یادگیری نمیشن درست میگم؟ آره درست میگی.کاملا باشه.من باهات موافقم.مسلمانان و مسیحی ها به اندازه کافی دینشان را تعقیب نمیکنند. دین ها اشتباه در زندگی اعمال میشن آنها دین هایشان را اشتباه زندگی میکنن. احتمالا تو میگی من باید تحت تاثیر اینگونه افراد قرار نگیرم. یعنی دلسردی از دین در اینجا یکم بی منطقیه. چون میدونی در مثال قبلی از یادگیری (معلم بودن)دلسرد نمیشیم. میدونی چیکار کنیم؟ حالا من آیاتی رو میگم که چرا قرآن نمیشه توسط یک شخص نوشته شه و بهت توضیح میدم. باشه؟ اوکی.چند تا آیه در قرآن هست که میگن “ما خشکی ها را منقبض (کوچک)میکنیم” اگه میگفت “ما کوچکش کردیم”ما میگفتیم که آره زمین یه جسم کروی است و میشه با فشار کوچیکش کرد. ما اینو قبول میکردیم اما میدونی؟ وقتی میگه ” ما زمین ا کوچک میکنیم”چی مشه؟ زمین رفته رفته کوچک و کوچک تر میشود باشه؟ باشه. حالا ما به چیزی جهت دید فضا نیاز داریم؟ تلسکوپ یا چیزی دیگه آره ما تلسکوپ نیاز داریم دسته؟ اگه من تلسکوپ واسه دید فضا داشته باشم یا اگه من 1400 سال قبل تلسکوپ داشتم… مثال ها موجود در فضا میشه قبول کرد. درسته داداش؟ آره.مورد قبول من باهات موافقم. اما موضوع کوچک کردن .ما نیاز به کامپیوتر و ماهواره داریم. همیشه لازم است تا توسط انسان کنترل شن. حالا.م میدونین قدیما تلسکوپ بوده. اما هیچ وقت به فضا ماهواره فرستاده نشده اینو هم میدونیم آره حدود 5_6 سال قبل یه تحقیق اینو تایید کرد که زمین داره کوچک تر میشه در دانشگاه بندیکت اونا ماهواره ای به بیرون از زمین فرستادند و زمین از ماهواره مورد مشاهده قرارگرفت… و اثبات کردند که”زمین سالیانه 1 م.متر کوچکتر میشود” آره.میتونه درست باشه. از 1400 سال قبل تا حالا بدون ارسال ماهواره به فضا یه مرد گفت که”یک کتاب. یک وحی آمده است” و در وحی اینا نوشته میشن… یه شخی نمیتونه بنویسه .فهمیدی داداش؟ آره میتونه درست باشه ادامه میدم… قرآن میگه که جنین سه مرحله تاریک در رحم مادر قبل از اینکه متولد شه داره… دانشمندان 5_6 سال قبل اثبات کردند… دوره سه ماهه اول.دوره سه ماهه دوم.دوره سه ماهه سوم چه چیزی نیاز داریم تا رحم مادر رو ببینیم؟ به یه دستگاه ما به اولتراسون نیاز داریم.مگه نه؟ اگه یه شخص در یه عصر اینو را بگه غیر ممکن است اینا فکر های اون باشه ادامه میدم یه ستاره است به اسم پولسار شاید شنیده باشی؟ آره شنیدم… قرآن میگه اسم آن ستاره تاریق(یا طارق) است ستاره طارق ریشه اش از “طرق”به معنی زدن در است دانشمندان در مورد پولسار تحقیق کردند… و میدونی بعضی صدا ها را ما نمیشنویم مثل صدا های فراصوت آنها صدای ستاره را با یه دستگاه که میتونه صدا های فراصوت رو بشنوه اندازه میگیرن صدا آن شبیه زدن در است… حتی اگه تلسکوپ باشه چون دستگاهی بای شنیدن صداهای فراصوت نیست اگه یه شخص چنین آیاتی رو میگوید .این آیات متعلق به او نیست باید الهی باشه درسته؟ راست میگی و چیز هایی خیلی زیاد شبیه این است اینجا چیز های خیلی زیاد اثبات شده ای است مثل دریا ها در هم قاطی نمیشوند یا آیتی است که “ما آهن را نازل کردیم” آیاتی خیلی زیادی شبیه این است تونستم توضیح بدم؟ ما به خدایی برای این کارا نیاز داریم همونطور که گفتم چیز های زیادی مثل آتئیسم و دئیسم است. همونطور که گفتم به همه چیز احترا بینهایت قائل هستم. مطلقا خدایی است. من فکر میکنم این چیزا باید معنی داشته باشن و درست هم هستن.من انارو انکار نمیکنم نماز خوندن واسم خیلی جذاب نیس اما بهتره بگم نماز خوندن زمینه مورد علاقه ام نیس کاملا زمینه مورد علاقه ات فوتباله. و دیگری از فوتبال خوشش نمیاد و میگه “من از بسکتبال خوشم میاد” اگه بگی زمینه مورد علاقه این متفاوته داداش.مثل اینکه وقتی طرفدار گالاتا سارای هستی بگی من فنر باغچه ایم. در ترکیه یک قانون اساسی است درسته؟قبول نکرن قانون اساسی یه چیز دیگه است تابع نبودن اون یه چیز دیگه. درسته؟هردو مجازات دارند. اگه تو قانون اساسی را رد کنی ترورست میشی اما اگه قانون شکنی کنی تو مجازات میشی. درسته؟ درسته. منم میگم که”انکار دین با تطبیق آن متفاوت است” اگه قبول کنی یه راه نجات است به خودت دئیست نگو میدونی چیکار کنیم؟ فکر میکنم بایدکلمه شهادت رو بگیم. باشه؟میتونیم الانم بگیم یا بعدا هم میتونی بگی. همونطور که تو به یه سازمان با یه مدرک وارد میشی به اسلام هم با شهادت وارد میشی. شهادت میدهم که الهی جز الله نیست و شهادت میده که محمد (ص)بنده و پیام آور اوست. گفتن این مانند مرحله ورود است اگه میخوای بگو تا منم بشنوم و خیالم راحت شه… به من بگو.من تکرار کنم +اشد ان لا اله الا الله-اشهد ان لا اله الا الله+واشهد ان -و اشهد ان+محمد-محمد+عبده و رسوله-عبده و رسوله همینه داداش

Türkiye’nin Konuştuğu Hasan’ın Hikayesi

Doğma büyüme Ankaralıyım ama aslen Çankırı Ilgazlıyım. Ben 1.5 senedir dışarda kalıyorum. Sokakta yaşıyorum evet, ben Yani param olursa otelde kalıyorum ama param genelde olmuyor. Şey, haftada bir kere falan anca oluyor. Allah’a çok şükür ama oluyor yani haftada bir kere de olsa otelde kalabiliyorum, sıcak bir battaniye yorganın altında yatabiliyorum. Duşumu alıyorum, çorap, çamaşır alıyorum. Allah insanları sınar ve Allah bana taşıyamayacağım yükü vermiyor. Ben şu an şey, genelde metronun dibinde yatıyorum. Kepenkler kapandığı zaman, gece 1’de kapanıyor. Yere karton seriyorum, havalandırma sıcak üflediği için orda yatıyorum ben. Allah insanlara taşıyamayacağı yükü vermez Ve benim de bir yerde hayatım değişecek Benim de evim olacak, işim olacak, düzenli bir hayatım olacak. Ben buna çok inanıyorum. Çınaraltı logosu Bir iki gün önce sosyal medyada Hasan’ın videosunu görmüşsünüzdür Hasan, bizim kendi şehrimizde -Ankara’da- yaşayan ve sokaklarda kalan, metroda kalan bir kardeşimiz. Ama o hikayede aslında bir cesaret, bir inanç, bir şükredişin bir nimetlendirilişin hikayesini de aynı zamanda görmüştük. Güzel Hasan kardeşimizin o videoda söylemiş olduğu iki tane kelimeyi hatırlatmak istiyorum size. Bunlardan bir tanesi: “Allah insanları sınar.” Diğeri de: “Allah insanlara taşıyamayacağı yükü vermez.” Evet, Bediüzzaman hazretleri Risale-i Nurda: İman tevhidi tevhid teslimi teslim tevekkülü ve tevekkül de saadet-i dareyni (iki dünya mutluluğunu) iktiza eder(gerektirir) diyor. Yani ne demek istiyor? Hasan öyle bir Cenab-ı Hakk’a iman etmiş ki onun varlığından ve birliğinden öyle bir emin olmuş ki kardeşim. Bu emin oluşu onu tevhide ve o tevhid de, -yani Allah’ı birlemek de- onu teslime götürmüş. Evet tevekkül eden adamın kalbi, aklı, ruhu, kardeşim rahat olur, sakin olur. Bütün yüklerini Cenab-ı Hakk’a bırakmıştır. Hasan’da ne vardı? Bakıyorsunuz, sanki bizim giydiğimiz kıyafetler gibi şeyler giymiyor bizim yaşadığımız evlerde yaşamıyor hatta otelde haftada bir gün kalıyordu. Peki o videoda Hasan’da gördüğümüz şey, o sıcaklık neydi? İşte Cenab-ı Hakk’a olan iman, Cenab-ı Hakka olan teslimiyeti, tevekkülüydü. Bu yüzden de işte kardeşim saadet içindeydi, mutluydu. Çünkü kalbi huzurluydu. Tevekkül neydi? Tevekkül peygamber efendimiz (aleyhisselatu vesselamın) hadis-i şerifinde bahsetmiş olduğu “Eğer siz, Allah’ı hakkıyla tevekkül ederseniz sabahları karınları aç olarak gidip akşamları tok olarak dönen kuşların rızıklandırılması gibi rızıklanırsınız.” diyor peygamber efendimiz (aleyhisselatu vesselam). Kuş demişken: Hiçbir kuş yoktur ki, çırpınmadan gökyüzüne ulaşmış olsun. Evet kardeşim, bazen çırpınmamız gerekiyor, mücadele etmemiz gerekiyor ki; hürriyete, tevekküle ulaşabilelim. Cenab-ı Hakk ne diyor: “Fefirrû ila(A)llâh.” ( Zariyat suresi 50.ayet.) Yani Allah’ a firar edin. Allah’a uçun. Evet, yükleri olan bir kişi nasıl uçabilir ki? Tevekkül işte böyle bir şey kardeşim “Yüklerini yere bırakmak.” “Yüklerini Allah’a bırakmak.” Hangi yükün varsa fark etmez Allah’a teslim olup Allah’a tevekkül eden kişi İşte Hasan’ın yaşamış olduğu hakiki -böyle- saadeti, mutluluğu kazanmış olur. Hasan, hem tevekkülü hem ümidi hem de kanaati, yani bu üç tane ana manayı çok iyi bir şekilde denklemine oturtmuştu. Hasan biliyordu ki Cenab-ı Hakk’a ellerini açtığı zaman, dua ettiği zaman Allah onun duasına icabet edecek. Çünkü Hasan umutluydu hem de ümitliydi. Kanaat demişken, kanaate Üstad ne diyor: “En büyük hazine, en büyük zenginliktir.” diyor. O videoda bahsetmiş olduğu otel odasında bir gün kalması veya yatacak yerinin soğuk olması, hava üfleyen klimanın orda yatması, Aslında Hasan bunlara kanaat etmişti ve şu anda da bu kanaatinin neticesini görmüştü Hasan. Birisi ona yardım elini uzatmıştı, Allah onun duasına icabet etmişti. Tevekkül böyle sadece olumlu manada değil, yani her halde, her anlamda Allah’ı kendine vekil kılmak kanaat etmektir yani. Çünkü sen biliyorsun sonucunu Allah’a bırakmışsın tevekkül etmişsin. Olumlu veya olumsuz olarak fark etmez o duruma kanaat etmek gerekiyor, o duruma şükretmek gerekiyor. Hatırlıyorsanız videoda Hasan ne diyor: “Allah beni şu an sınıyor.” “Allah benim yüzüme bakacak bir yerde.” “İnşallah ben de güzel bir hayat yaşayacağım.” Evet kardeşim, Hasan umudunu hiçbir zaman kaybetmemişti. Her gün belki her an Allah’a dua ediyordu. Üstad hazretleri Risale-i Nur eserinde: “Dua eden adam anlar ki birisi var, onun hatırat-ı kalbini işitir. Her şeye eli yetişir, her arzusunu yerine getirebilir. Aczine merhamet eder, fakrına medet eder. İşte ey aciz insan ve ey fakir beşer! Dua gibi hazineyi rahmetin anahtarı ve tükenmez bir kuvvetin medarı olan bir vesileyi elden bırakma. Ona yapış, ala-yı illiyine çık.” diyor. Evet, işte mesele bu abi. İman ettiysek, tevhide ulaştıysak, teslim olduysak, tevekkül ettiysek işte neticesinde saadet-i dareyne (iki dünya mutluluğuna) ulaşmış oluyoruz. Hasan da biliyor ki Cenab’ı Hakk var ve onu işiyor. Onun kalbinin sesini işitiyor Onun ihtiyaçlarını -giyecek olsun, barınak olsun, yiyecek olsun fark etmez- onun ihtiyaçlarını biliyor ve ona yardımını ulaştırdı. Ona yardımcı olacak vesileleri ulaştırdı. İşte kardeşim, aynen bunun gibi Hasan sadece önümüzde bir temsil. Burdan bizim ne almamız gerekiyor? Aynı şekilde duayı hiçbir zaman elden bırakmamamız gerekiyor. Duaya devam etmemiz gerekiyor. -Ki belki böyle dualarımız her zaman kabul olmayabilir ama duanın kaza vakti de vardır kardeşim. Senin duaların da şu an kabul olmayabilir ama kaza vakti gelmemiştir belki de. Onun için duayı devamlı etmek gerekiyor. Neticede kardeşim şöyle bir check-up yapalım bir düşünelim Sahip olduklarına bir bak. Acaba Hasan gibi gecenin soğuğunda bir kaldırımda mı yatıyorsun? Yoksa sıcak bir yatakta rahat bir döşekte mi yatıyorsun? Hasan bir klimanın altında ısınmaya çalışıyor, sen ise her gün her an her saniye sıcak bir odada yatıyorsun. Hasan sadece haftada bir gün otel odasında kalıp rahat edebiliyor, sen ise her gün rahat ediyorsun Şimdi soruyorum kardeşim: “Hasan’ın şükrettiği şeylerden sen şikayet mi ediyorsun?” Çünkü ne diyor bir sözde biliyor musun: “Nimet şükrü görmezse gider.” Hasan elinde bulundurduğu nimetlere şükretti ve Cenab-ı Hakk ona daha güzel daha latif daha çok imkanı olan nimetleri gönderdi. “HARABAT EHLİNİ HOR GÖRME ZAKİR, DEFİNEYE MALİK VİRANELER VAR.” Çınaraltı logosu

Bizde Söz Namustur! – Ahde Vefa

Arkadaşlar burada devekuşu yumurtası gibi bir şey var O bu ne olmuş ya böyle? Niye böyle? Yaladınız mı bunu? Efendim? Bu limon kardeşim Şaka şaka greyfurt diyecektim pardon Çınaraltı logosu Hz. Ömer zamanında 3 tane genç varmış Hz. Ömer’in huzuruna gelmişler ve aralarındaki bir kişiyi göstererek demişler ki: “Ya Emirü’l Müminin, biz bu kişiden davacıyız. Biz bu kişiden had uygulanmasını, kısas uygulanmasını istiyoruz, davacıyız. Bizim babamızı öldürdü.” Hz.Ömer hemen o kişiye dönüyor soruyor: “Durum doğru mu, gerçekten böyle mi, babalarını mı öldürdün, niye öldürdün?” Durumu tahkik ediyor tabi ki. O kişi diyor ki: “Evet Ya Emirü’l Müminin, babalarını öldürdüm ama durum şöyle oldu: Ben geldiğim yerde zengin bir insanım, malvarlığım çok, çok da güzel bir atım var. Yani bu atı gören dönüp bir kez daha bakıyor, bir kez daha bakmak istiyor, öylesine göz alıcı bir at. Bu atla bu gençlerin bahçesinin yanından geçerken bir şekilde engel olamadım Atı kontrol edemeyince bahçeden bir meyve ısırdı ve kopardı. Gençlerin babası da bu durumu görünce çok sinirlendi fazla bir tepki verdi, bir hışımla çıktı ve eline kocaman bir taş alıp atıma doğru fırlattı. Atımı başından yaraladı, atım yere düştü ve öldü. O benim en sevdiğim malım olduğu için, en sevdiğim hayvan olduğu için dayanamadım, ben de (nefsime çok dokundu çok ağır geldi) bir taş alıp ona fırlattım. Daha sonra onun babası da başına o taş isabet edince o da vefat etti. Bu şekilde oldu olay.” Hz. Ömer diyor ki: “Öyle ise sen suçunu kabul ediyorsun. Evet sen bu kişiyi öldürmüşsün” “Evet.” diyor, “Kabul ediyorum.” Öyleyse sana kısas uygulanacak. Gençler babamızın kanı yerde kalmasın diyorlar ve dava ediyorlar. -Bu ölüm cezasını kabul ediyor musun? +”Evet.” diyor, “Kabul ediyorum, babalarını öldürdüm, suçluyum.” “Öyle ise uygulanacak.” diyor. Genç diyor ki: “Son bir arzum var, yerine getirilmesini istiyorum.” “Nedir?” diyorlar arzun. Diyor ki: “Bana 3 gün müsaade edin, bizim malımız mülkümüz çok fakat bu malı, mülkü, bu serveti saklayabilecek bir yer bulup sakladım. Benim de kardeşim geride mirası bırakabileceğim tek kişi yetim bir çocuk.” Şimdi ona bu malı ulaştırmam lazım ama saklı olduğu için yerini bulamadığı için ulaştıramam. Siz bana 3 gün müsaade edin bu yetimin hakkını ortada bırakmayalım, mağdur etmeyelim, gideyim ben ona o sakladığım yerden malı mülkü çıkartıp vereyim. O da kurtulsun, sonra ben de geleyim. Vaat ediyorum geleceğim. Hatta burada bir kişiyi de kefil bırakayım.” diye genç böyle o yetimin hakkını savundu. Dediler ki: “Kimi kefil bırakacaksın arkanda?” Şöyle, o genç, etrafında sahabelerin simalarına tek tek bakarak birisinin üstünde gözlerini durdurdu ve parmağıyla onu gösterdi. Gösterdiği kişi hiç tanımadığı bir sahabeydi “Amr bin As” (r.a) Sahabelerin en seçkinlerinden olan Amr bin As’ı kefil olarak gösterdi. Bu kişi benim yerime kalır, dedi. Amr bin As’a sordular: “Kalır mısın, kefil olur musun? “Evet olurum.” dedi. “Ama bu genç gelmezse onun bedeline senin kanın akacak, kabul ediyor musun?” Evet, dedi. “Kabul ediyorum.” Genç gitti. Beklediler. Bir gün geçti, iki gün geçti, üç gün geçti. Tam vaadedilen süre dolmaya başlayınca sahabenin büyükleri geldiler, dediler ki: “Yapma etme, Amr bin As çok değerli bir sahabedir. Onun yerine bu gençlere diyet ödeyelim, kan bedeli ödeyelim.” Gençlere bunu teklif ettiler fakat gençler bunu kabul etmedi, “Hayır, biz babamızın ille de kanının bedelini isteriz, ille de babamızın karşılığında bir kişiyi isteriz.” Böyle diyince, Amr bin As dedi ki: “Benim sözüm sözdür. Hayır, sözümüzü verdik. Ben idama hazırım. Buyurun işte boynum.” dedi. Böyle cesaret gösterince sahabeler duygulanmıştı. En yakın arkadaşlarından birisi, hatta Allah Rasulü (sav) en yakın arkadaşlarından birisi bu şekilde, belki hiç alakası olmayan bir meseleden dolayı, belki canını verecekti. Daha sonra, tam idama hazırlıklar yapılırken uzaktan kalabalık yarıldı ve esas ölümle mahkum edilen genç uzaktan çıktı geldi. Hz. Ömer dedi ki: Ey genç! Gelmemek için çok geçerli bir sebebin vardı, yerine de kefil vardı neden geldin? Dedi ki: “Ahde vefasızlık etti dedirtmemek için geldim.” “AHDE VEFASIZLIK ETTİ DEDİRTMEMEK İÇİN GELDİM.” Bir Müslüman asla ahde vefasızlık etmez. Verdiği sözü yutmaz, çiğnemez. İşte sözü tutmak bu kadar önemlidir müminin dünyasında. Canı bedeline, kanı pahasına ahdini tutar. Bize sahabe döneminden bir ders. Hz.Ömer çok duygulandı. Dedi ki: “Bu kadar kahramanca bir hareket yaptın, seni tebrik ediyorum.” Döndü Amr bin As’a sordu: “Sen hayatında hiç tanımadığın bu adam yerine neden kefil oldun?” Hz. Ömer böyle sorunca Amr bin As dedi ki: “Bu kadar insan varken bana baktı ve beni seçti. İnsanlar içinde insanlık ölmüş dedirtmemek için ben de bu işi kabul ettim.” İşte Müslümanların canı pahasına korumaya çalıştıkları ahlaki değerler. Gençler bu manzarayı görünce onlar da bir ibret dersi aldılar. Kalplerine bir nur düştü. Dediler ki: “Ya Emirü’l Müminin! Biz konuştuk da karar verdik Aramızda anlaştık. Biz davayı geri çekiyoruz, hiçkimsenin kanı aksın istemiyoruz. Babamızın bedelinin ödenmesini istemiyoruz, geri çekiyoruz.” Hz.Ömer dedi ki: “Az önce babamızın kanı yerde kalmasın diye sürekli ısrarcıydınız. Neden vazgeçtiniz?” Dediler ki: “Bu manzarayı gören kalbin titrememesi mümkün mü? Merhamet göstermemesi mümkün mü? Müminlerde merhamet kalmadı demesinler diye geri çektik.” İşte üç tane duruş, üç tane tavır. Peki, onlar bu tavırları gösterirken onlar duruşları sergilerken bugünün insanlarına baktığımız zaman, acaba aramızda rastgele seçtiğimiz 3 kişiden bu duruş ortaya çıkıyor mu çıkmıyor mu? Eğer ortaya çıkmıyorsa, bizde olaylara bakış eksikliği bakış problemi var demektir. Bakın Bediüzzaman hazretleri diyor ki: “Benim 40 senelik hayatımda, 30 senelik tahsil hayatımda öğrendiğim şu 4 kelimedir.” diyor. Nedir o 4 kelime? Birisi niyet, birisi nazar, birisi mana-yı ismi birisi de mana-yı harfi Yani Mana-yı ismi ne demek? Her şeye zahir gözüyle bakmak. Mesela burada bir limon var. Bu, arkadaşlar kavun değil, bu ananas değil. Ayva zannediyorlar genelde. Neredeyse kafamın büyüklüğünde Arkadaşlar bu özel bir çeşit. Sen kulağını tıka, arkadaşımızın tiki var. Bu, -ingilizcesini söylesem olur mu?- Limona tiki varmış da. Bu arkadaşlar Özür diliyorum 🙂 Sen kulağını tıka ben limon dedikçe 🙂 İstemdışı oluyor valla 🙂 Bu, kafam büyüklüğünde olan şey, arkadaşlar limon. Ben senin için bundan sonra ayva diyeceğim tamam mı? Arkadaşlar bu ayva dediğimiz Müslümanları kandırmayalım 🙂 Abi ben ayva diyim, siz anlayın ne demek istediğimi. Kardeşim renkten renge giriyor. O yüzden ben buna ayva diyeceğim. Şimdi baktığınız zaman mana-yı ismi gözüyle, yani sadece bunun zahirine baktığımız zaman burada bir meyve görüyoruz Siz ne olduğunu biliyorsunuz, ben ayva diyeceğim ayva görüyorsunuz. Ama Perde arkasında o zahiri gördüğümüz işte, maddelerin Buna rengini veren pigmentlerinden tut içindeki onun sıvısının barındırdığı özelliklerine kadar bu onun zahiri özellikleridir. Bir de perde arkasında bunun hangi esmaya dayandığı yani Cenab-ı Hakk’ın isimlerinden hangisine intikal ettiğimiz bu işin mana-yı harfidir işte. Yani Allah’a bakan yönü. Bu çok önemli. Kainatta herkes zaten Elmaya elma, armuta armut Bu meyveye, adını koymak istemediğimiz bu meyveye 🙂 o gözle bakıyor. Kediye kedi veya bir file fil gözüyle bakıyorsun ama perde arkasında Allah’ın hangi isimleri tecelli ediyor diye tefekkür edersen o bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten daha üstündür. İşte eğer biz bu bakışı kazanırsak kainata Allah’ın sanat eseri gözüyle bakabilirsek kainatı okumaya başlarsak Efendimizin (asm) sahabelere yaptırdığı bu tevhid talimini doğru anlarsak işte o zaman bütün kainat Allah’ın bir eseri gözüyle, yazılmış bir kitap gibi bize kendini okutmaya başlar. Biz onu okudukça, -E sahabeleri sahabe yapan neydi? Efendimizden (asm) aldıkları bu La İlahe İllallah dersiydi.- Baktığımız zaman bu limon aslında, -hani ayetlerde geçiyor ya: “Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ı tespih eder.” Canlı cansız her şey Allah’ı zikrediyor, tespih ediyor. Biz duymuyoruz ama perde arkasında her birisi La ilahe İllallah diyor, Subhanallah diyor, Elhamdulillah diyor, Allahu Ekber diyor. Nasıl diyor? İşte bu bakışı kazanırsak, okumayı öğrenirsek ve kainata mana-yı harfiyle bakarsak işte o zaman sahabelerin o anlatmaya doyamadığımız güzel ahlakları bizde de tecelli etmeye başlayacak. Niye biliyor musun? Çünkü onları o hale sokan, o hassasiyetlere getiren Allah aşkını elde etmeye başlayacağız. Allah’ı tanıdıkça kalbimizde bir sönmeyecek alev, bir Allah aşkı ateşi yanmaya başlayacak. O Allah aşkının ateşiyle işte şu sorularına cevap bulacaksın: Abi, sabah namazına kalkamıyorum. Abi, namazlarımda huşu duyamıyorum. Şu ibadetimi yapamıyorum, şu konuda iradem çok zayıf Sürekli şu konuda günah işliyorum ama tövbe etmeye o günah yine iflah olmadan devam etmeme sebep oluyor. Tövbe etsem de tekrar o günaha düşüyorum. Bu gibi bütün arızalarımız imanın güçlenmesiyle çözülür. İman nasıl güçlenirmiş? Allah’ı tanımakla. Allah’ı tanıdıkça peşinden gelen Allah aşkı ve işte ahlaka sirayet ediyor. Bugün bütün Müslümanlarda gördüğümüz problemleri alt alta koyun Ne görüyorsunuz kardeşim? “Müslümanların şu problemi var.” dediğiniz ne varsa hepsinin temelinde şu limona o gözle bakamamak vardır. Sahabelerle bizi ayıran temel noktayı Bediüzzaman hazretleri fark ettiği için bakın bize nasıl bir dersle bakmayı ve görmeyi öğretiyor. Diyor ki: “Gel! Bütün bu ovaları, bu meydanları bu menzilleri süslendiren şeyler üstünde dikkat et. Bizi nereye sevkediyor kardeşim: Dikkat et! Dikkat çok önemli, senin namusun gibidir dikkat. O yüzden İslam düşmanları seni gaflete ve dikkatsizliğe itmeye çalışır. Sen de inadına ne yapacaksın? Dikkatini bir zırh gibi giyineceksin. “Bak!” diyor. Kur’an sana “bak!” diyor. Sürekli seni bakmaya teşvik ediyor. “Fenzur” diyor kaç ayetin başında değil mi? Bak! Bir nazar et, gözünü çevir bir bak. Bakmazsan ne oluyor? İşte bakmazsan kör olmaya başlıyorsun. Görememeye başlıyorsun. Allah hesabına bakmayınca, gözlerin kör bakmaya başlıyor. İşte bize bakmayı öğretiyor. Diyor ki: “Gel bütün bu ovaları Bu meydanları, bu menzilleri süslendiren şeyler üstünde dikkat et! Boş bakma, dikkat et. Bunun perde arkasında bir şey var.” Yani insan doğmuş, büyümüş, 15 yaşına gelmiş, artık ülfet peyda etmiş. Alışkanlık besliyor. Artık gördüğü bir gül onu şaşırtmıyor. Fevkalade bir çiçeğin kokusu onu şaşırtmıyor. Bir arının uçuşu, bir sineğin kanadını çırpması Bir ineğin kan ve pislik arasından bir damla kan bir damla pislik karışmadan bembeyaz sütü akıtması onu şaşırtmıyor. Normal görüyor. Basit bir isim takıyor. İsim takınca sanki olayı çözdü 🙂 Adiyat perdesine atıyor. Halbuki senin gözünün -bir et parçası olan gözünün- görmesi ne kadar mucizeyse, güneşin orada asılı durması da o kadar mucizedir, bir çiçeğin kokması ve et parçası olan burnunun onu koklaması o kadar mucizedir. Bir limonun tadına baktığın zaman dilinin ondan tat almasını sağlayan mekanizmayı diline koyan ile limona dilinin tadabileceği tadı yerleştiren Zat’ın aynı Zat olduğunu bilmeden, bulmadan Nasıl Allah’ın bir olduğunu iman ederek şehadetle söyleyebilirsin ki? Bu ifadelerini halin, aklın, hayatın yalanlıyor. Çünkü sen Allah’ın bir olduğu öyle dilinin ucuyla söylüyorsun. Kainata şöyle bir bak, ikinci elin karışma ihtimali var mı? Bir kalemle iki kişi yazı yazabilir mi? Yazamaz. Bütün kainat La ilahe İllallah diyor. Şu limon bütün diliyle bize bağırıyor, kendi lisanıyla bize bağırıyor: “Ey insanlar! Bana bakın!” diyor. “La ilahe İllallah diye bağırıyorum. Beni duyun!” diyor. “Beni görün.” diyor, “Beni okuyun.” diyor. İşte mana-yı harfi bu demek. Onun bu sessiz çığlıkları bize ders veriyor. “Bakın, Allah birdir!” diyor. “Benim bağlı bulunduğum ağacın dallarını, yapraklarını fotosentez ile çalışarak bir besin ürettiren ve bana fayda sağlattıran aynı zamanda senin vücuduna bu limonu faydalı hale getirten bir ilah var.” İkinci bir el karışsa her şeyi karıştırır. Zaten hakimiyetin şe’ni gayrın müdahalesini reddeder de mi? Bir padişah bile, -ikinci bir el kendi saltanatına karışsa- kardeş katli vaciptir demiş bazı dindar padişahlar. Dindar olmasına rağmen kardeşinin katlini vacip ilan etmiş sırf saltanatı korumak için. Öbür türlü ne oluyor? İşte bir Cem Sultan olayıyla 17.000 kişi ölmüş mesela. Saltanata ikinci bir el karıştı diye. E dünyalık işlerde bu böyle. Kainatta en ufak bir elin karışabileceği boşluk var mı? Kainat o kadar hassas bağlarla birbirine bağlanmış ki hiçbir el karışamayacak derecede iş, adeta fabrikanın çarkları gibi işliyor. Bu limon bize haykırıyor işte. Bak diyor: “Beni yaratan kim ise dalımı yaratan da O. Benim yapraklarımın güneş ile bağlantısını sağlayan, o fotosentezi işlettiren aynı el.” diyor. “Benim bağlı olduğum toprak ve benimle beraber bütün türlerimin bütün cinslerimin bağlı olduğu toprağın sahibi aynı el.” diyor. “Beni yaratan kim ise güneşi yaratan da O.” Ne kadar büyük bir bağlantı var. Ne diyor üstad: “Sivrisineğin gözünü halkeden, Güneş’i de o halketmiş, o yaratmıştır.” Sivrisineğin gözünün görebilmesi için güneş lazım. Güneş olsa, göz olmasa ışığın ne anlamı var? Görecek bir göz lazım değil mi? İşte limon bize bağırıyor. Bak mesela limonda ne özellikler var? Bakıyorsun mesela C vitamini var. Antioksidan özelliği varmış limonun. E limon yediğin zaman bağışıklığın kuvvetleniyor. Kanın sulanıyor. Başka? Baş ağrısına, boğaz ağrısına tedavi. Özellikle böbreklere çok faydalı, böbrek taşına çok faydalı, karaciğere çok faydalı, sindirim sistemine çok faydalı. Kansere karşı, romatizmaya karşı, diş etine karşı stres hormonunu azaltmasına karşı bir sürü özellikler Cenab-ı Hakk bunun içine koymuş. Sadece o değil. E tadı diline göre, kokusu burnuna göre, şekli gözüne göre dizayn edilmiş. İçindeki faydalar da vücuduna göre dizayn edilmiş. Demek ki bunu yaratan kimse seni yaratan aynı Zat. Bunu yapan o odun parçası olamaz. Bu harikulade sanatı odundan bilmek odunluktur. Odunun da akıbeti yanmaktır. İşte kainata sadece mana-yı ismiyle bakan mana-yı harfiyle bakmayan adam böyle körlükler yaşadığı için böyle nankörlükler yaşadığı için perde arkasındaki eli görmüyor. Düşünsene mesela. Şunu perde varsay. Ben böyle bir kalemi aldım, kalemle yazı yazıyorum. Perde arkasındaki eli görmeyen adam bu perdenin yazdığını iddia etse ne kadar ahmakane durum olur. Desen ki: “Ya kardeşim! Sen görmüyorsun ama o perdenin arkasında bir el var. O el kalemi tutuyor. Senin görmemen onun olmadığı anlamına delalet etmez ki.” O sana dese: “İspat et.” Nasıl ispat edersin? “Ya o kalemin bu şiiri yazabilecek bir ilmi yok. İlim olabilmesi için hayatı olması lazım, kalem cansız, hayatı yok. Kudreti yok. Bıraksan perdeyi yere düşer, gücü yok. Hikmeti yok. Faydaları gözetemez, bilemez. Merhameti yok. O şiiri yazabilecek hissiyatı yok.” Böyle uzar gider. Demek ki bu sıfatlara sahip bir Zat olabilir. Her şeyi bilen, -Güneşi de bilen, toprağı da bilen- toprağı da yaratan; hükmü, gücü bulutlara, fırtınalara, her şeye yeten bir Zat olabilir ancak. İşte bu limon başlı başına bağırıyor. “La ilahe İllallah” diyor. “Allah’tan başka ilah yoktur.” diyor. Haykırıyor bize. Başka? Bütün bu işleri yapabilmesi için kusursuz bir limon yapabilmesi için “Subhan” olması lazım. Kusursuz olması lazım. Bütün kainata sözünü geçiren “Subhan” bir Zat olabilmesi lazım. Kendi başına Subhanallah diyor. Kimden kime ne kadar övgü varsa hepsi Allah’a aittir. Böyle bir işi yapmak övülmeye layıktır. Elhamdulillah diyor. Ve kendi lisanıyla bağırıyor: “Allahu ekber” Bu işi yapan sonsuz büyüklükte bir Zat ancak olabilir. O’nun büyüklüğünden bahsettiğimiz zaman her şey sonsuz küçüktür. İşte bize bütün bu bakışları kazandıran şu satırları dinleyelim: Evet gel, bütün bu ovaları bu meydanları bu menzilleri süslendiren şeyler üstünde dikkat et! Her birisinde o gizli Zat’tan haber veren işler var. Adeta her biri birer turra, birer sikke-mühür, birer hatem gibi o gaybi Zat’tan, o gizli Zat’tan haber veriyorlar. İşte gözünün önünde bak! Bir dirhem pamuktan ne yapıyor? Pamuk nedir? Tohuma işarettir. Mesela zerre gibi bir afyon büzrü, bir dirhem gibi bir zerdali nüvatı çekirdeği, bir kavun çekirdeği nasıl çuhadan daha güzel dokunmuş yapraklar, patiskadan daha beyaz ve sarı çiçekler, şekerlemelerden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. Meyveleri hiç bu gözle görüp bu gözle yediniz mi? Baksanıza, şunun ambalajını yapan Zat nasıl bir ilme sahip! “Hadi kardeşim şöyle bir işi yap.” desen -bütün ateistlerden de destek alabilirsin- “Yap kardeşim.” desen yapamazlar. Bir elmayı, bir portakalı, bir limonu yapmaktan acizler. Tavuklar dese ki: “Siz misiniz ateistler?” “Tamam.” dese, “Bundan sonra yumurtlamıyoruz. Hadi ateistler bir araya gelin yumurtlayın bakalım.” Yumurtlayabilirler mi? Yapamazlar abi. Senin o hakir gördüğün tavuk, haberi yok ne iş yaptığından. Ya, sen bedavaya götürüyorsun. “İşte romatizmama şu iyi geliyor, karnımın açlığına bu iyi geliyor, şuraya bu iyi geliyor bu iyi geliyor.” diyerek bedava diye götürüyorsun. Hiç mümkün mü kardeşim, senden hesap sorulmasın, bedel istenmesin? Bu kadar mucizeleri senin için çalıştıran, bütün kainatı “La ilahe İllallah” diye bağırttıran bir Allah elbette, sen bu koca musikaya karşı, bu koca zikre karşı kör ve sağır kalırsan, onların zikirlerini duymaz ve tasdik etmezsen, onların her emrine itaat ettikleri sonsuz kudret sahibi olan Rabb’e itaat etmezsen, arı balını yaparken sen de kendi balın olan secdeni yapmazsan işte cehennem de seni çağırıyor. Cehennem de bu itaatsizliğini, bu secde etmeyip başkaldırışını cezalandırmak için sabırsızlıkla bekliyor. Allah muhafaza. Rabb’im böyle bir yanılgıdan bizi korusun. Ve bütün kainat böyle sana Rabb’ini tanıtmak için adeta haykırıyor, La ilahe İllallah diye bağırıyor. Sen bunu görmezsen, seni bu kadar sevdiğini ilan eden Zat’ı sen de secde ederek o sevgisine mukabele ederek sevdiğini göstermezsen sevildiğini bildirip sevdiğini ilan etmezsen ne kadar büyük bir körlük, ne kadar büyük bir nankörlük oluyor Ve bugünün insanıyla ve Asr-ı Saaddet’teki ve ondan sonraki halifelerin Hulefa-i Raşidin dönemindeki kalite farkını ortaya koyuyor. Onları o seviyeye çıkaran yoldan biz de gitmezsek bize kalite kazandıran tevhid gözlüğünü takmazsak işte biz bugünün dünyasında yuvarlanıp gideriz, sürekli dizimizi dövmeye başlarız. Rabb’im o günlerin hasretini sizlerin güzel ahlakıyla dindirsin inşallah. El- Fatiha. Çınaraltı logosu

Suriyeli Çocuktaki İmana Şok Olacaksınız!

İngilizce

Belief Obedience When a child died or a child was bereaved him parents, him siblings, one of him relatives, (death as a biological reality) how do you explain the child that death? Honestly “your mother will disappear, putrefy, rotten and scorpions, snakes, centipedes will eat her.” Can you say that? But is not it in real life? Science says it. This is the truth. “Your mother will dissociate into atoms. Plant, tree, animal will be manure They will be food for us.” Can you explain like this? What can you bind up his terrifying wounds with? All scientists come together, they can’t give psychological support given to that child by Islam All doctors, psychologists come together, (under the name of science), tell it the truth. They leave the child in torment. Let’s see brothers the influence of belief in the hereafter on a child aged 6-7 with this video. Alhamdulillah, Alhamdulillah! Nothing happened to anyone Because this is the will of Allah, the Lord of the worlds. the Lord of the worlds’s predestination, no one else dies except the ones he wrote. He wrote that three of my siblings will die, they died. May Allah accept them martyr, may have mercy upon. Amin! My sister was with me. I said her, come and ride with me, she didnt come. She didn’t want to ride because the Lord of the world wrote that she would die. He wrote to take her to heaven. He wrote like this. The day my grandma said that to my brother will not you come to us. Will not you come to me? Alhamdulillah , nothing happened to my brother. He is at my grandparents’ house. What did happen to you? My head was completely split like that, they cured my injury. Well, you hadn’t died. Because that was the Lord’s of the worlds will. masha’Allah the Lord of the worlds wrote everythings who will die, who will live. This is Allah’s of One will. One and Only. Yes, One and Only. For example, denial, non-prayer a infidel, so neither maghrib nor isha praying someone. Oh my Allah! I ask for forgiveness from the mighty Allah. Infidel is staying like that. Anyway, he does not care about us… Oh May Allah Allah wrote that he will die. Infidel will go to hell. E.g. Allah has written that a religious believer was going to die too. Where will he fly? He will fly to heaven, won’t he? If Allah wills. If Allah wills. (Inshallah) If Allah wills, we will continue to resist with tenacity at here. masha’Allah Till the end we will continue to resist with tenacity at here. Inshallah. ALEPPO IS OURS! OURS! Here is not bashar’s. Not bashar’s! He is under my foot (slipper), Inshallah. The child is too young. Maybe in Musa(?) ages. They cannot speak 99% of the people who are aware of these events like by this child used words and founded sentences, The Doomsday (Near-death years and days), in Turkey. But what is he saying with him belief in the hereafter and him consciousness? “My sister died, she flied.” Saying. “Allah wrote and willed like that in destiny.” Saying. “What about unbelievers, non-prayers? I’m sorry for them.” Said. “My siblings got rid of the world.” In fact he’s thinking the fate of people who live without praise. Look at the child consciousness. And look at mischief-makers at here. May Allah protect. Now I’m repeating about his consolation “Which science can give consolation?” “Which psychologist can cure to the child?” Look now “It is only with the thought of Paradise that children, who form almost a half of mankind, can endure all the deaths around them, which appear to them to be grievous and frightening, and strengthen the morale of their weak and delicate beings. With the thought of Paradise they find hope in their vulnerable spirits, prone to weeping, and may live happily. The frequent deaths before their unhappy eyes of other children like themselves” -Seeing his sister’s death, he says that my sister, my brother died. “The frequent deaths before their unhappy eyes of other children like themselves or of grown-ups will otherwise destroy all their resistance and morale, making their subtle faculties, such as their spirits, hearts, and minds, weep together with their eyes; they will either decline utterly or become crazy, wretched animals.” -Would that be? Happens. We talk to many atheists, brother. We are talking to children aged 14-15. We talk to atheists aged 30-40 Do you know what is that trauma? They always had family problems while they was young. Dying a close relative. Happening many events like that -giving examples- His psyche begins to be a torment tool. With the thought of Paradise they find hope in their vulnerable spirits prone to weeping, and may live happily. For example, thinking of Paradise, a child may say: “My little brother or friend has died and become a bird in Paradise…” -What did the boy say? Flied to Paradise said. Who is flying? Birds Look at this boy’s consciousness. May Allah destines to us like that consciousness.(Up to %1) Alhamdulillah- “…become a bird in Paradise. He is flying around Paradise and living more happily than us.” “And my mother died, but she went to the mercy Divine, She will take me in your lap and will love me in heaven And I will see my compassionate mommy” For all of these he can live in a manner worthy of humanity. Elhamdullillah t/n: i couldnt be sure some sentences, because of this, i didnt translate.


Arnavutça

IMAN Nenshtrimi Kur nje femije vdes Ose nje femije kur humb nenen bababin apo ndonje te aferin e tij Si do te ja tregosh vdekjen biologjike atij femiut Ne te vertet atij femiut duhet thuhet : Nena yte do te zhduket , do te kalbet , do ta hane akrepet , insektet A mund ti thuash Por raeliteti eshte keshtu Keshtu e thot shkenca Kjo eshte e verteta Nena yte do te ndahen ne atome , do te behet bime , dru , pleh a mund t’ia tregosh keshtu Me qka mund t’ia sherosh ato plaga te tmershme A ka ndonje mundesi Mbeshtetjen psikologjike qe ia jep Islami atij femiut te gjith shkenctaret e botes le te mblidhen nuk mund t’ia japin Le te mblidhen te gjith doktoret , psikologet nuk mund t’ia japin Nese ia tregojne te verteten shkencore ate fimije e len ne vuajte te madhe Ja besimi ne boten tjeter i nje femiut te vogel 6 apo 7 vjet qfar ndikimi ka krijuar ta shohim ne kete video Elhamdulilah , elhamdulilah Askujt nuk i ndodhi asgje Sepse Zoti i boterave Allahu ashtu urdheroi Nuk vdes askush tjeter pervec atyre qe e kane pasur te shkruar nga Zoti i boterave E ka shkruar te vdesin te tre vellezerit e mi dhe ata vdiqen Allahu i befte rahmet dhe i pranofte si shehid ( deshmor) Motra ime ishte me mua i thash eja ulu ngat meje nuk erdhi Nuk erdhi sepse Zoti i boterave e kishte shkruar qe te vdiste E kishte shkruar qe te hyje ne xhenet e keshtu e ka shkruar Gjysha ate dite i kishte thene vellaut tim a nuk do te vini me ne A nuk do te vini afer meje Elhamdulilah vellaut tim si ndodhi asgje Ai eshte tek shtepia e gjyshit Ty qfare te ndodhi Koka kryesisht me ishte plagosur edhe ma mjekuan Po ti nuk paske vdekur Sepse ashtu deshti Zoti i boterave Sy te kam (mashallah) Kush do te jetoje kush do te vdese e ka shkruar Zoti i boterave Kjo eshte deshira e tij (Allahut) Nje dhe tek qe eshte po… Shembull nje mohues qe nuk ben namaz nje kafir, qe se fal as jacine as akshamin ai ben kufer shemull mbet ashtu kafir … sidoqofte neve nuk na intereson per kafiret … Allahu e ka shkruar qe te vdes ai Do te hyje ne xhehenem Shembull e ka shkruar qe te vdes nje besimtar Ku do te fluturoje ? Ne xhenet apo ? Nese do Allahu Me lejen e Allahut ne do te vazhdojme me kembengulje qe te qendrojme ketu Do te qendrojme ketu deri ne fund me kembengulje HALEPI ESHTE I YNI! I YINI! NUK ESHTE I BESHARIT . NUK ESHTE I BESHARIT Nese do te donte Allahu beshari do te ishte nder kemben time Mosha e femiut eshte shume e vogel Ndoshte ne moshen e Musaut Fjalet qe i perdor ai femij Ne kohet e fundit 99% e njerzve qe jetojne ne Turqi te informuar nga kjo gjendje nuk mund te flasin keshtu Por besimi i atij femiut per boten tjeter qfare thot vellau im vdiq ai fluturoi Allahu e ka caktuar Allahu keshtu ka dashur thote Po ato qe mohojme thote ato qe nuk falin namaz Mua ato me dhimbsen Vellezerit e mia shpetuan nga kjo bote Po ato qe mbeten ne kete bote e nuk jane falenderues qfar do ti ndodhe atyre mendon Shikoje diturine e ketij femiut dhe njerzve qe jane ketu Allahu na ruajte Tani ne lidhje me kete d.m.th ngushlimin e ketij femiut po e perseris cila shkenc mund te ia jep Cili psikolog mund t’ia jep’ate tajtim Femijet te cilet e perfaqesojne nje te katerten e njerzimit mund te jetojne si njerez me besimin e botes tjeter Dhe pajen njerzimin mund ta mbajne vetem me kabrijet Apo po te mos ishte besimi i ketij femiut per boten tjeter po te mos ishte ajo dije Duke fjetur I dorezuar ne shqetsime Me lojerat Femijerore do ta kishte jetuar nje jete te prape Sepse cdo moment rreth tij duke vdekur femij sikurse ai Shif e she vellaun motren e tij te vdekur Cdo moment duke vdekur femij sikurse ai Tek imani i tij fisnik Ne mendjen e tij dhe deshirat e medhoje qe i mba ne zemren e tij per te ardhmen te paarsyeshme , te padurueshme , qe ndjehet shpejt , qe shpejt dorezohet , i krijon nje tejesir te tille qe jeta dhe mendja e tij atij femiut te pafuqishm mjet denimi dhe kur do ta torturoje a behet keshtu , behet me shume ateiste flasim vellezer , flasim edhe me femije 14 dhe 15 vjec Flasim edhe me ateistin 34 vjec a edi cila eshte ajo trauma qe e ka kaluar Te gjithe problemet familjare qe i ka kalur si femije qe e ka humbur ndonje te afert shum ndodhin kesi lloj gjerash ja ndodhi keshtu , ne familje me dodhi keshtu , pesova ndeshje , ashtu keshtu ajo mendje fillon te behet mjet vuejtes Ne kete koh te tille siq jeton ky femije me mesimin e imanit te botes tjeter Keto shqetesime qe jane fshehur nder lodra per te mos i pare nje gezim dhe nje gjeresi e ndjen dhe thote ky vellau im apo shoku im vdiq , u be nje zog i xhenetit . Qfar tha fluturoi ne xhenet apo , kush fluturon ? Zogjte. A e shihni kete ndergjegje te keti femiut , Allahu na mundofte te pakten 1% te ndergjegjes te ketij femiut o vella , Elhamdulilah u be nje zog i xhenetit , ben qejf me mire se ne dhe shetitet dhe nena ime vdiq por shkoi ne meshiren hyjnore perseri do te me mare ne preher ne xhenet do te me doje do te rrij me vellaun motren time do te flas dhe me deshiren qe ta shohe nenen e tij te meshirshme jeton me nje humanizm qe i takon nje njeriut . Elhamdulilah Nje fjale e ahiretit e ndalon kete femije nga nje gjendje te ketille te keqe Abonohu ketu

SEN BİR ÖLÜSÜN! KENDİNİ NE ZANNEDİYORSUN?

Aziz kardeşlerim. İmanımızın ne olduğunu açarak görmeye çalışıyoruz. Bir nokta çok önemli; Allah’ın Celle Celâlühü hiçbir ihtiyacı haşa, olmadığı ve olmayacağı halde, bizi kulluğuna kabul etmiş olması, يَا عِبَادِيَ الَّذ۪ينَ اَسْرَفُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ diye Ey! Hata eden kullarım! diye hatamıza rağmen, bizi, kul olarak kabul buyurması, ihtiyacı olduğundan, adam topladığından değil haşa. Lutfettiğinden. Keremi bol olduğundan. Rahim olduğundan. Allah bize, kulluk payesi vermiştir. Abone toplamıyor. Üye toplamıyor Allâh-u Teâlâ. Yaratıyor, kulluk kapısını da açık tutuyor. O bizden kul olarak razı oldu ve kulluğunun resmi belgesi olarak da, Müslümanlık verdi bize. Elhamdülillâh. Müslümanlığa böyle bakıyoruz. O bize bunu yaptı. Bizim de onu ilahımız olarak yüzde yüz kabul etmemiz gerekir. Bu, Lâ İlâhe İllallah dediğimiz zamanki gerçektir bu. Herkes Lâ İlâhe İllallah demiyor mu? Diyor da, ağzı diyor, eli diyor, cebi diyor, kulağı diyor, gözü diyor, kafası diyor, yaşadığı sistem diyor, toprağı diyor, yemeği diyor, arkadaşı diyor, çevresi diyor mu? Ağızların dediği Lâ İlâhe İllallah’ı, bedenlerimiz, tavırlarımız da diyor mu? Diyorsa, o zaman kazandık. O zaman kulluk sisteminin içine girdik demektir. Elhamdülillâh. O zaman, Allah’ın büyüklüğü ile, azameti ile, bizim cılızlığımızı anladık demektir. Karşılaştırabiliyoruz demektir. Eğer sıkıştığımız yerde, onun dininden Kur’an’ından ve şeriatından taviz verebiliyorsan, kadın tesettüründen, erkek kredi konusundan, herkes bir yerinden genç gençliğinden, menfaati kadar kırpıyor, buna rağmen de Allah’ın kuluyuz diyorsa, bu söz, yerine oturana kadar bizim ömrümüz biter. Allah’ın, kulu olmaktan, lezzet duymak zorundayız. Târık suresinin, 5. ve 10. ayetleri arasında, Allâh-u Teâlâ, şu dünyaya, demokrasi, insan hakları, haklar, hürriyetler, medeniyetler getiren, insanoğlu, ölümlü insan. Getirdiğin demokrasiyi getiren nerede şimdi? Toprağın altında çürüdü. Sen bana övdüğün şeye bak. Getirdiğin makina, fabrika, para, uygarlık, medeniyet, yasa, kasa, banka, nerede bunların ilk icat edenleri? Toprağın altında. Yahu ölünün varlığını övüyorsun sen bana. Bir gerçek var! Hangi Allah’a karşı, onun dinini, şeriatını, cennetini, ahiretini, sıratını, kabir dediği şeyi, hangi Allah’a karşı sen düşünmüyorsun da, kendini ne zannediyorsun? Sen, ölü adayısın. Bir gün öleceksin. Yanındaki yüz arkadaşın da, ölü adayları. Ölüme adaylar bir aradasınız siz. Dedeleriniz ölü, onların babaları çürümüş, onların babalarından kemik de kalmamış toprağın altında. Yüz sene sonra, sizi ananlar da, çürümüş ölü diye anacaklar bunu bil..

Sen De Mi İkiyüzlüsün? (NAMAZ) – Serkan Aktaş

Tahmin ediyorum ki çevrenizde hatta en yakınınızda dahi iki yüzlü , sahtekar , yalan söyleyen insanları barındırmazsınız. Öyle insanları gördüğünüz zaman , başkalarını da onlardan uzak tutmaya çalışırsınız. Bu akrabanız dahi olsa, ailenizden birisi dahi olsa. Çünkü onlar zararlıdır, yani dili ve hâli aynı şeyi söylemiyordur. Mesela şöyle söylemek istiyorum İnsanlar duygularını Lisan-ı Hâl ve Lisan-ı Kâl yani hâl diliyle ve diliyle ifade ederler. Şimdi diliyle ve hâliyle söylediği birbirini tutarsa biz bu insanlara dürüst deriz, doğruyu söylüyor deriz, ve iki yüzlü demeyiz bunlara. AMA hâli başka bir şekilde ve dili başka şekilde davranıyorsa biz bu insanlara iki yüzlü deriz. yalancı deriz, sahtekar deriz. ve onlara itibar etmeyiz onlara güvenilmez, ve onlardan uzak dururuz. Talha kardeşime dilimle “Seni çok seviyorum.” desem bu lisan-ı kâl olur. Yani dilimle bunu ifade etmiş oldum. Aynı şekilde ona dilimle seni seviyorum demeden de ona iyi davranarak, ona sevdiği tarzda hareketler yaparak, Ayakkabısını boyayarak, güzel yemekler yaparak, güzel, taze çay vererek, ikram ederek veya istediği lokantaya gidip ona en güzel yemekleri ısmarlayarak ve ona tebessümlü bir hâlde bulunsam ” Seni seviyorum. ” demeden de hâl ve davranışımla seni sevdiğimi ifade etmiş oldum mu ? Evet. Peki ben bu anda dürüst müyüm ? Dürüstüm. Çünkü dilim ve hâlim aynı şeyi söyledi. Bunun tam tersini düşünelim ” Talha senden nefret ediyorum,seni sevmiyorum. ” diyorum böyle dediğimi düşünün arkadaşlar yine Lisan-ı Kâl ile ne yaptım dilimle sevmediğimi ifade etmiş oldum. şimdi davranışlarımla da aynısını sergileyebilirim. Benden yemek ister bayat yemeği veririm, O benden tebessüm beklediği anda hep somurtuk bir vaziyette yani suratım asık bir vaziyette ona bakıp, veya çay istediği zaman bayatlamış, buz gibi çayı vererek, uykun geldiğinde ” Git nerde uyursan uyu, şu tuvaletin önünde uyuyabilirsin. ” tarzında, Talha sana bu davranışlarda bulunsam aynı şekilde ” Seni sevmiyorum. ” demeden de, ” Nefret ediyorum. ” demeden de hâl ve tavrımla aynısını göstermiş oldum sana Yani yine dürüst oldum farkında mısınız ? Olumsuz bir hâdise olsa dâhi bir dürüstlük sergiledim burda. Peki sormak istiyorum beni izleyen kardeşim. Allah’ı seviyor musun ? Elbette bu soruyu duyduğunda bana verdiğin tepkiyi tahmin edebiliyorum. ” Elhamdülillah Müslümanım, elbette seviyorum. ” diye karşılık verdin ve bu karşılığı dilinle söyledin. Peki hâl ve tavrınla namaz kılmadığın anda ben sana yardımcı olayım mı ne demeye çalıştığını ? yani haşa ve kella Beş vakit ezan okunduğu zaman yani acaba şunu mu söylüyor namaz kılmayan birisi ” Ya ben gerizekalı değilim ki , aptal bir adama bir şeyi beş kere söylersin, yani kaçmıyoruz bir yere eğer ailemle aram bozulursa, eğer işlerim yolunda gitmezse, ve sınavlarımdan kötü not alırsam, ve dostlarımdan gerekli olan teselliyi bulamazsam kaçmıyoruz ya elbette caminin yerini biliyoruz çıkar gelirim.” demekten farkı oluyor mu sence ? Evet, bunu dilin söyleyemez ama namaz kılmadığında o lakayt davranışlarınla hâl ve tavrın sanki bunu söylüyor gibi. O zaman şimdi videodan sonra aynanın karşısına geçip DÜRÜSTLÜĞÜNÜ SORGULAR MISIN ? – Altyazı: Murat ÖZBAYIK


İngilizce

I guess that you escape from people who are hypocrite,forger,liar-even if these are your closest ones. When you see them, you also warn the other people about them. Yes,you do – even if these hypocrite,forger,liar people are your relatives, are from your family. Because they are harmful. By harmful,I mean that what they say and what they do don’t match. For example I wanna say that, people express their feelings with their body languages and words. Now, if a person’s behaviours match with his/her words, we call them “honest”. We say that “He’s saying the truth.” And we don’t call them as “hypocrite”. But, if their behaviours and words don’t match we call them “hypocrite”. We call them as “liar”, “forger”. And we don’t respect them, they are unreliable. And we keep them away from us. If I tell my bro Talha(cameraman) that I love him,this is verbal way to express my feeling. I also can express my love for him without words. By behaving him good, by doing acts which will make him happy, for example by dying his shoes, by cooking him good meals,serving fresh tea,or paying for his dinner at his favourite restaurant and smiling to him. I’ve expressed my love for you without words,right Talha? Yes. So am I honest at that moment(about my claim)? I’m honest. Because my words and behaviours match. Let’s think the opposite. Talha I hate you. I don’t love you, I say to you. Let’s asuume that I tell him this. Again, with my words, I express that I don’t love him. And now, I can express it with my behaviours. I can give him stale meal when he wants delicious one, I can sulk while he’s expecting a smiling face. Or I can give him cold,stale tea instead of fresh,hot one. Or I can break his heart by saying “Go and sleep wherever you want,I don’t care, you can sleep even in front of the WC” when he’s sleepy. Talha,in the same way, I can express my feelings without saying “I hate you, I don’t love you” I can express it just with my behaviours,right? So I’m still honest, are you aware of that? – even if it’s a negative behaviour, I’ve displayed honesty. All right, I want to ask you my brother,you – who is watching me at the moment, Do you love Allah? Of course I can imagine the reaction that you give to me when you hear this question. “Alhamdulillah, I’m Muslim, I ,of course, love Allah!” , you’ve responded me. And you’ve given that respond with your tongue. (with verbal way) Would you like me to help you to understand what you actually want to say when you don’t pray (your salah)? (God forbid) When the Adhan calls out 5 times in a day,does someone who don’t pray say that “I’m not stupid, you say something 5 times only to an idiot man” “I don’t escape, if I fall out with my family, if I go bankrupt if I fail in my exams and if my friends don’t console me I don’t escape,right? Of course I know where the mosque is. I’ll come one day if all these “if”s don’t accure.” Do you think that is there any difference between saying these and not praying your salah? Yes, your tongue can’t (dare to) say this, but it’s like, as if your unconcerned behaviours say this when you don’t pray. Then, my friend, I request you to interrogate your honesty after this video. Just stand by a mirror and do it. “They (think to) deceive Allah and those who believe, but they deceive not except themselves and perceive (it) not.” (Surah Al-Baqarah, Verse:9)