BU LAFLARLA ALLAH’I MI KANDIRACAKSIN! -Nankörlere Özel

Lokman suresinin 12 ayetini bütün müminler muhakkak ve muhakkak hatırlamalıdırlar. وَمَنْ يَشْكُرْ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ حَم۪يدٌ Kim Allah’ın şükreden kulu olursa, kendisi için şükreder. Nankörlük kim yaparsa, bilsin ki, Allah kimseye muhtaç değildir. Ebu Cehiller, Firavunlar, Nemrutlar, Karunlar, Hamanlar, Allâh-u Teâlâ’ya bir zarar mı verdiler? İbrahim suresinin 8. ayeti, Musa aleyhisselam, ümmetini uyarmış; وَقَالَ مُوسٰٓى اِنْ تَكْفُرُٓوا اَنْتُمْ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاًۙ فَاِنَّ اللّٰهَ لَغَنِيٌّ حَم۪يدٌ Musa dedi ki; Siz ve dünyadaki herkes, nankörlük yapsanız, kafir olsanız, Allah size muhtaç değil ki! Kime muhtaç Allah? Size muhtaç olsun! Hac suresinin 30. ayetini hatırlamak zorundayız; وَمَنْ يُعَظِّمْ حُرُمَاتِ اللّٰهِ فَهُوَ خَيْرٌ لَهُ عِنْدَ رَبِّه۪ۜ Allah’ın dinine, Kur’an’ına ve ayetlerine saygı gösteren bilsin ki, Allah katında, kazanç elde etmiş olur. Allah’ı kazandırmaz. Kur’an’a gösterilen saygı, namaza gösterilen titizlik, kişinin kendi lehinedir. Bu duygular gerçekten Allah’tan korkmamızı sağlar. Bu korku cehennemi var, yakacak, korkusu kadar, bu sevgiye nankörlük yapılmaz korkusudur aynı zamanda. Kulun, iyi düşünmesi gereken, gerçeklerden birisi de budur. Biz madem Allah’ı seviyoruz, ona nankörlük yapamayız. Yaparsak, bu sevgimizin doğru olmadığını göstermiş olur. Eğer gerçekten Allah’ı seviyorsak, gizli ve açık olduğumuz her yerde, Allah’a saygılıyız demektir. Hata ettiğimiz zaman, tövbeyi geciktirmeyiz demektir. O bizim, çarşıda, sokakta, caddede, evlenirken, boşanırken, okulda, iş yerinde, hayatın her yerinde, مَحْيَايَ وَمَمَات۪ي her yerde Rabbimizdir o bizim. Camilerde, Allah Rabbimiz, bankaya girerken, kim rabbimiz sorusunu, sordurmayız meleklere. Ve biliriz ki, biz onun kulları olduğumuz için, biz ibadet yaptığımız zaman, kabul ederse ibadetimizi, o onun lütufuyladır. Mecbur olduğundan değil. Hani, diyorlar ya, ben vergisini ödemiş adamım! Devlet beni korumak zorundadır! Bunu devletine söylersin. Çünkü devleti, sen ayakta tutuyorsun. Oy verdin, vesaire rey verdin, vergi verdin, vatandaşlık yaptın, devlet de seni koruyor. Allah’a, ben zekat verdim, sen de beni cennete koyacaksın -haşa- diyebilir misin? Zekat malını kim vermişti sana? Seni kim yarattı? Devleti sen ortaya çıkardığın için, devlet de vergi verirsen seni koruyacak. Ama Allah seni yarattı, rızıklandırıyor, öldürecek, tekrar diriltecek, insanoğlu, ibadetini kabul ederse Allah, mutluluktan gözyaşı akıtmalı. Hiçbir Mü’min, ibadetlerine karşı, böyle edep dışı bir söz kullanamaz. His içinde olamaz. Biz Allah’ın kuluyuz. Kabul ederse ibadetimizi, minnettarız Allah’a. Lütfedip kabul etti o. İbadetlerimizin ve imanımızın garantide olduğunu -haşa- hiç düşünemeyiz. Bunu düşündüğümüz zaman, imanın orijinali sallanıyor demektir. Neuzübillahi teala.

Perde için kocasına bağıran kadınlar! – Allah israf edenleri sevmez!

Kadın da iki sebepten kocasına bağırır. Bir; “Perdeleri değiştireceğim, para ver.” İki; “Kına varmış, yeni elbise alacağım, para ver.” İnsanlar için yaşayan, insanlar için yaşayan kadın… Sen bunun için yaratılmadın! Perdeler yırtılmamış, evimizin içini örtüyor mu? Örtüyor. Dışarıdan bakışları engelliyor mu? Engelliyor. Ee ne var şimdi yeni perde alsan ne olur? “Ya işte yeni modeller çıkmış.” Sen bunun peşinde koşturma, teknolojinin peşinde koşturma, yetişemezsin. Kardeşler! “Şu telefonun yenisi çıktı, bu bilgisayarın yenisi çıktı, ay iPad’in yenisi çıkmış.” Hiç boşuna koşturmayın, yetişemezsiniz. Ne kadar hızlı futbolcu olursanız olun, futbol topu kadar hızlı olamazsınız. Bu mümkün değildir, fizik kurallarına aykırıdır. O zaman sen ne yapacaksın? İhtiyacımı görecek kadar bana yeter. İhtiyacımı görecek kadar. Evinin perdesi yırtık değilse sen o perdeyi değiştirme. İsraf! Kuran diyor ki: “…velâ tusrifû” (A’râf, 31) “İsraf yapmayın, israf etmeyin. Allah israf edenleri sevmez.” Allah israf edenleri sevmez! Senin perdende hiçbir sorun yok. Sırf karşı komşun Naciye’ye hava atmak için perdeyi değiştirmek istiyorsun. “Naciye’yle her sabah camdan cama görüşüyoruz. Onun perdeleri iki yılda bir değişiyor. Benim hâlâ perdem altı sene önce evlendiğimiz gibi, aynı perde.” diyor. Yırtılmış mı? Bana somut gel somut. “Perden yırtıldı mı yırtılmadı mı?” “Yok, yırtılmadı.” “Değiştirme, ne gerek var?” “Ama bana hava atıyor. Camdan bir şeyi silkelerken perdeyi böyle okşuyor ve Naciye bana hava atıyor.” Naciye için yaşayan Ayşe. Sen, sen böyle olma! Sen hayata Naciye’ye hava atmak için gelmedin. Sen Allah’ın emirlerini yerine getirmek için geldin. O perdeyi alma, git çocuğuna elbise al, ayakkabı al. Git çocuğuna yeni kitaplar al. Kocana bir ehlisünnet âliminin kitabını al, okusun. İslam’ı öğrensın kocan. Paranı boş yere harcama. Kadın da kocasına iki sebeple bağırır: Bir, perde; iki, yeni elbise alacağım. Bütün evli erkeklerin çektiği büyük bir sıkıntı. Bir gardırop denilen bir olay vardır, gardırop. Cehennem bekçisi gardırop! Bütün evli erkeklerin yatak odasında gardırop vardır. Garip bir şey söyleyeyim. Gardıropların 4’te 3.5’u hanıma aittir, 4’te 0.5’i erkeğe aittir. Bakın bu istisnasız bütün Müslüman erkeklerin evinde geçerlidir. İstisnasız! Hepimizin evinde ayakkabı bölümü vardır, ayakkabıların konulduğu yer. Bu ayakkabı konulan yerin 9/10’u kadınlara aittir, 1/10’u erkeğe aittir. Erkeğin ayakkabıları üst üstedir. Yan yana durmaz. Şu anda Müslümanların gardıroplarla ayakkabıları bu şekildedir. Benim bile bütün, evde elbiselerim üst üstedir. Derviş usulü. “Bu adam derviştir, sesi çıkmaz. Ne olur? Elbiselerimi yayayım.” Her kadının evinde yüz tane elbisesi var. Mübalağa etmiyorum bu rakamda, yüz tane elbisesi var ve hâlâ diyor ki: “Fatma’nın kınası var, kızını verdi. Oraya gideceğim, yeni elbise alacağım, para ver.” Koca diyor ki: “Hatun ödemeler var, bak faturalar geldi, ödeyeceğim.” Hemen kadın eşek moduna geçiyor. Aynı kocanın eşek moduna geçmesi gibi. Kadın eşek moduna geçiyor ve sesini yükseltmeye başlıyor: “Nasıl vermezsin? Ben senin için saçımı süpürge ettim.” Ses yükseliyor. Allah diyor ki: “Sesini yükseltme!” Sesini yükseltme! Ben sana bu kadar nimet verdim. Sağlığın var, kocan var, çocuğun var. Şu anda mahallelerde kocasız yaşayan, otuz yaşına gelmiş, kırk yaşına gelmiş bir sürü bekâr kadın var. Maddi imkânlar ciddi anlamda sıkıntılı olduğu için, ev kiraları, yeni ev almalar, daire almalar ciddi sıkıntılarda olduğu için ve kadınlarımız dizi manyağı olduğu için, çok yüksek nispette zengin kocalar aradıkları için evlerde bir sürü bekâr kız var. Bir sürü! Evlenmemişler! Sen, bir kocaya sahipsin. İki, iki tane çocuğun var. Üç, gardırobunda doksan tane elbisen var ve hala kocana bağırıyorsun. Ve diyorsun ki: “Bana elbise alacak para ver. Gidemem, eski elbiselerimle gidemem!” Doksan tane elbise var, hangisi bilir senin ne giydiğini ya! Doksan tane var. Beş sene önce giydiğin elbiseyi giy, olsun bitsin ya! Kardeşim bana mesaj atmış. “Hocam.” diyor, bak enteresan mesajları paylaşıyorum. “Hocam, son sekiz ya da dokuz aylık sohbetlerini kronolojik olarak Youtube’dan tamamını seyrettim. Bir tane bile atlamadım. Bir şeyi fark ettim. Lütfen, beni yanlış anlama ve niyetimi kötü düşünme. Seni çok seviyorum, sakın beni engelleme.” diyor. Başlangıçta benim yolumu yapıyor, sakın beni engelleme! Merakla bekliyorum. “Lütfen beni yanlış anlama ama beş tane gömlek giymişsin hocam.” diyor ya. “Sekiz ayda beş tane gömlek giymişsin hocam.” diyor ya. “Senin başka bir gömleğin yok mu?” diyor. “Kardeşim!” dedim, ben de cevap yazdım. Ama mesajı okuduğum zaman önce bir güldüm. Bir üç beş dakika güldüm. Adamın dikkat ettiği şeye bak. O kadar bilgi aktarmışım, o kadar ayet, hadis, o kadar menkıbe, o kadar latife, o kadar bilgi… Fıkıh, hadis, siyer, tasavvuf… O kadar bilgi vermişim, adamın takıldığı yere bak! “Beş tane gömlek var hocam.” diyor. “Sekiz ayda beş gömlek değiştirmişsin. Hep aynı gömlekler, başka bir şey yok mu?” diyor. “Kardeşim, öncelikle mesajında çok güldüğümü beyan etmek zorundayım.” dedim. “Allah razı olsun. Fakat sen yanlış kanala girdin galiba, ben manken değilim. Bu kanal mankenlik kanalı değil. Ben manken değilim.” Bunlar boş iş. Bu önemsiz bir iş, hiç önemsemem. Benim dolabımda beş tane gömlek var. Yaz kış altıma bir şey giyer o gömleği giyerim. Yazın da dört tane kısa kollu var, başka bir şeyim yok. Umrumda değil. Hayatım çok kısa. Bu planları yapamam, çok kısa bir hayatım var. Bu hayatta tek bir gayem var: Nasıl İslam’ı bir tane daha adama öğretebilirim? Neden? Sonsuz hayatı biliyorum. Ben bu kitabı okudum. Allah’ın kelimelerini okudum. Benim görmediğim, aklımın eremeyeceği binlerce mesele anlatıyor. Cennet ve cehennem. Bunlara akıl ermiyor. Binlerce mesele ve ben iman ettim. İman ettim ki Allah’ın dedikleri, cennet ve cehennemle alakalı, mahşerle, sıratla alakalı tamamı gerçektir. Yakini olarak iman ettim. “Ellezîne yu’minûne bil gaybi…” (Bakara, 3) ayetini okuyup geçmedim ben. “Mü’minler o kimselerdir ki görmediklerine iman etmişlerdir. Gayba iman etmişlerdir.” İman ettim. Şimdi, bu kitaba iman etmiş bir adam elbisesinin gösterişine bakmaz ki. Daha önemli işlerim var benim, bunları düşünemem. Adamın takıldığı nokta bu. Şimdi kadınlarımız da iki yerde çok fazla bağırıyor. Kocasına sesleniyor, seslerini yükseltiyor. Bu, bu kardeş, bu bayan ablalar hayvanlaşıyor. Tıpkı az önce zikrettiğim erkek gibi insanlıktan çıkıyor. Ama Allah bize ne diyor? “vagdud” (Lokman, 19) “Sınırlı tut.” “Sınırlı tut, sesini yükseltme.” Peşinden yaptığı benzetmeye bak: “…Seslerin en çirkini bağıran eşeğin sesidir.” (Lokman, 19) Şu misale bakın! Resulullah Aleyhisselam bir açıklama getiriyor. Bağıran iki tane hayvan söylüyor hadis-i şerifte. Övgüler ve selam Efendimiz’in üstüne olsun. (Amin) Diyor ki: “Bir yerde bir horozun öttüğünü işitirseniz…” Horozlar ne zaman ötüyor? Tam sabah namazında. “Allah’tan rahmet isteyiniz. Horozun öttüğünü işittiğiniz zaman, Allah’tan rahmet isteyiniz. Çünkü o melekleri görmüştür.” Hepsinin vazifesi nedir? Bizi sabah namazına kaldırmak. Yine Resulullah Aleyhisselam devam ediyor. “Bir yerde eşeğin anırdığını bağırdığını görürseniz, şeytandan Allah’a sığının.” “Euzübillahimineşşeytanirracim.” Neden? Çünkü o şeytanı görmüştür. Anladınız mı? Bilimin tespitini söyledim. İki sebepten dolayı eşek bağırır. Üçüncü sebep nedir? Bu da manevi tespit. Resulullah Aleyhisselam yapmış. “O şeytanı görmüştür.” Şeytanı gördüğü için bağırıyor. Şimdi… Bu eşektir, bu insan değildir. Buna gidip ben yarım saat sohbet yapsam, “Eşek kardeş, bağırma be!” Bak, Allah Teâlâ Kur’an’da diyor ki: “Bağırma.” Allah Ku’ran’da senden bahsetmiş eşek kardeş. Sesinin kötü çıktığından bahsediyor. Bak, eşeğin sesini bir ölçüyle yakınlaştırıyım. Testereyi aldınız ve bir tenekeyi kesiyorsunuz. Jırt, jırt, jırt… Tahta değil ha. Tahtanın kesiliş şekli keyif verir. Testere ile demiri yahut da tenekeyi kestiğinizi hayal edin. Çıkarttığı ses iğrenç bir sestir. İçiniz gıcıklanır. Dur daha kötü bir örnek vereceğim. Çocukken çok yaşadığım bir şey. Gazoz kapağını ayağının altına alıp sağa sola ittiren arkadaşlarınız. Hatırlayın o sahneyi. Çocuk bakkala gitmiştir, bir gazoz alır. Gazozun kapağını açar, yere atar. Ondan sonra gazoz kapağını ters bir şekilde, o tırtıklı yeri zemine gelecek şekilde atar, ayağını üstüne vurur. Ve sonra ileri iter, geri çeker. İleri iter, geri çeker. Muahkkak o çocuğun etrafındaki çocuklardan birkaç tanesinin içinde acayip duygular oluşur. Ve şöyle der: “Yapma şunu, yapma şunu!” O ses çok tiksinti verici bir sestir. Eşeğin sesi de aynen kulağımıza böyle gelir. İşte bağıran insanların sesi, edep ehline göre, İslam âlimlerine göre aynen bu eşeğinki gibi tiksinti vericidir.

Dinden çıkaran şarkı sözleri! Ne dinlediğinin farkında mısın?

Müzikte çok ciddi tehlikeler vardır. Özellikle günümüzdeki pop ve arabesk bu ikisini kafama taktım. Pop ve arabesk müzik. Küfür sözleri sakız gibi bu müziklerin içine sıkıştırmışlar. Hocam sen nereden biliyorsun bunları? Sen de az değilsin hocam ya! Kardeşim biz dağ başında evliyalık yapmıyoruz, biz insanların içindeyiz. Boyuna atölyeleri geziyorum ben, ticaretle uğraşıyorum elhamdülillah. Gezdiğim bütün atölyelerde son sen müzik çalıyor. İki tane müzik tarzı var Ya çok genç çalışanlar varsa pop müzik dinliyorlar ya hayattan bezmiş, karamsar, bitkin adamlarsa arabesk dinliyorlar. İki tane tarz gördüm ve kelimeleri dinliyorum ben kelimeler ne söylüyor bu adam, bu adam ne anlatıyor. Küfür kelimeleri sakız gibi uçuşuyor, sinek gibi uçuşuyor. Her tarafta sinekler olur ya yazın küfür kelimeleri şarkıların içine sokuşturmuşlar. Bilinç altımıza bizi kafir etmek için bazı kelimeler koymuşlar. Yani sevgiyi aşırı boyuta taşımak babında, öfkeyi aşırı boyuta taşımak babında. Ümitsizliği, karamsarlığı aşırıya götürmek babında küfür sözlerini bu müziklerin, bu şarkıların içine sıkıştırmışlar ve milleti kafir etmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. İnternetten araştırdım yine benim duyduğum, atölyelerde gezerken duyduğum birkaç tanesini birleştirdim. Buraya notlarımı aldım. Bu akşam bunları konuşacağız inşaallah. Evet, hikmetli sözler başlıyor. ”Seni sevmek ibadetim” Şarkıda duydum bunu ne demek bu? Bu şimdi namaz kılmıyor, zikir yok sohbet yok bir kızı sevmiş. Kız diyor ki buna ya diyor “yarın bir gün evleneceğiz sen namaz kılmıyorsun, cuma namazına gitmiyorsun” Ayşe be! ”Seni sevmek benim ibadetim.” Diyor. Kız da diyor ki tamam be beni çok seviyorsun namaz kılmasan da olur vardım sana Bu şarkı sözü bu. Adam bir kızı sevmeyi ibadet yapmış. Allah’ın var mı böyle bir ayeti. Peygamberimizin böyle bir sözü var mı? Resulullah aleyhisselam bütün hanımlarını severdi ama hiçbirine şöyle söylemedi. ”Ben namaz kılmıyorum ama seni sevmek ibadetimdir ya Aişe” böyle bir sözü var mı Efendimiz aleyhisselamın? ”Dertlerin kalkınca şaha bir sitem yolla Allah’a” vay bee! Şimdi şair, bu sözü yazan düşünüp düşünmüş, oturmuş düşünmüş düşünmüş çok hikmetli bir söz bulmuş. Dertleri bir ata benzetmiş. Muhtemel çok at yarışı oynuyor. Dertler böyle at gibi üstümüze üstümüze geliyor bazen aşırı geliyor üst üste biniyor ve şaha kalkıyor. Dertler şaha kalktığı zaman Allah’a sitem yollama hakkın vardır diyor. Devam et salla Allah’a Şarkı sözü, adam yazmış para kazanıyor bundan. Buyurun arabesk yine… ”kaderin böylesine yazıklar olsun” Kader nedir? Kader… Kader, Allah’ın olmuş ve olacak her şeyi bilmesi demektir. ”Allah’ın bilgisine yazıklar olsun” bu sözün manası budur. Ama bu cahil türkücü, şarkıcı yazmış oraya ”kaderin böylesine yazıklar olsun” başına gelmiş bir iki tane sıkıntı nohut gibi mevla bunu biraz pişirmiş Ama bu kafası çalışmayan nohutun içindeki taşlardan hâla tencerenin dibinde… Nohutlar yukarıda bunlar bana Allah’tan geldi diyor bu taşlardan taşlar yukarı çıkmaz. Tencerenin dibinde kalır. Çıkarttığı zaman bütün taşlar çöpe gider. Bu diyor ki ”böyle kader mi olur ya yazıklar olsun be” Yani ”Allah’ın bana verdiği sınavlara yazıklar olsun” hâşa ve kêlla ”Kadere küfreden bana küfretmiştir.” Kutsî hadisdir. Buyur buradan yak. ”Sevdim seni rabbim kadar” şarkı… Atölyede adam dikerken vay be ne yazmış adam be damardan be! Sanki uyuşturucu alıyor. Damardan, ”sevdim seni rabbim kadar” yani bir kızı bu kadar çok seversen bu sözleri söyleme hakkına sahipsin. Bunlar sana günah yazılmaz. Şarkının vermek istediği mânâ bu. Bizim sevgimiz çok berrak, çok masum, seni Rabbim kadar sevdim. (hâşa ve kêlla) Hah buyur devam ediyorum. Beterin beteri var. ”Sen gördüğüm en son ilahsın.” Yuh! Çüş! Yani o kadar çok ilah görmüş ki 8-10 tane ilah görmüş sonra bu kızı görmüş. Kıza diyor ki: ”Sen gördüğüm en son ilahsın.” Bundan para kazanıyor. Ben bir albüm yaptım ”en son ilahsın” albümü 200 bin sattı hocam. Öbür tarafta sana 200 bin’i gösterirler merak etme 200 bin tane melek sana gelecek 200 bin topuzla kafana kafana vuracaklar ”en son ilah gel bakalım en son ilah” iyiki var bu ilahların sonu var. 8 tanrı, 9 tanrı… hâşâ ve kellâ… Devam ediyor… ‘ ‘Off güzel Allah’ım, içimi ısıtan adam sanki senin aynandı.” Bu da kızın sapığı bu. Diğerleri erkek sapıktı, bu kız sapığı bak… Şimdi kız aşka gelmiş bir adamı çok beğenmiş, aşık olmuş, içini ısıtmış. Bu aşka düşmeden önce, bununla ilişkiye girmeden önce içi buz gibiymiş. ”Off güzel Allah’ım” bir de off ile başlıyor Allah’a hitap ediyor. ”İçimi ısıttı bu adam” sanki bu adam senin bir aynandı yani aynı sana benziyor be! Ehl-i Sünnet akaidinde Allah Teâlâ hazretlerini herhangi bir yarattığı şeye benzetene ne denir? Kafir denir. Buna Mücessime fırkası denir. Sapık fırkalardan birtanesidir. Ehl-i Sünnet içinde olmayan bir tarikat grubu vardır. 12 tarikatın dışındadır. Nedi bu? Kerramiyye… Bunlar mücessimedir. Nedir bunların özelliği nasıl inanıyorlar bunlar? Efendimiz (aleyhisselam) boşuna mı buyuruyor: ”Benim ve ashabımın yolunda gitmeyenlerin tamamı cehennemdedir.” Bak şimdi tarikat, bu da tarikat ama Ehl-i Sünnet dışı. Şöyle diyor: “Allahu Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de insandan bahsederken ‘biz insanı en güzel surette yarattık’ diyor.” Ayet bu, doğrudur. “Bu ayetten dolayı demek ki Allah insan suretindedir.” diyorlar. İnançları bu… Tarikat… Akaidi bilmediğin zaman, Allah’ın şeriatını bilmediğin zaman kayarsın, hemen kayıp düşersin. Buzlu bir havada dans yapan adam gibi. Lastik ayakkabı var dans yapıyor. Evladım yerler buzlu kafanı kırarsın. Ehl-i sünnet dışı bütün adamlar buzlu bir havada lastik ayakkabı ile dans yapan adam gibidir. Her an kayıp kafasını kırabilir. ”Sensiz ölürüm cennette” vay bee! Cennette ölüm var mı? Yok Bu ne diyor? Cennette ölürüm diyor. Yani cennete gittim kaza bela girdim içeriye bir baktım sen yoksun. Ben orada öldüm. Ben orada öldüm, benim işim bitti. Allah’ın cennetini hafife alıyor. Bak, Allah’ın ayetleri ile mi alay ediyorsunuz diyor zikrettiğim ayet-i kerimede. Bunlar Allah’ın ayetleri ile alay ediyorlar ve bunu şarkıların içine sıkıştırmışlar. Adam tramvayda dinliyor ben de yan taraftayım. Yan tarafta Felak ve Nas’ı okuyorum, karıştırıyorum. Yan tarafta adam diyor ki ”sensiz ne yapayım ben cenneti” duyuyorum adamın kulağından geliyor. Felak’ı okurken karıştırıyorum, Nas’ı okurken karıştırıyorum. Binlerce defa okuduğum sure. Ama öyle anormal kelimeler duyuyorum ki kafam karışıyor. Allah bunlara hidayet nasip etsin. Amin… Ya Rabbi sen kurtar bunları Amin… Buyurun bu da poptan… Bizi de boş sanmayın popu arabeski biliriz yani ha! Bakmayın poğaçacı gibi göründüğüme… Facebook’ta 150 tane arkadaşım var benim. ”Yaradanın boş vaktine gelmiş deli yosma” Hâşâ ve kella Yani Allahu Teâlâ kulları yaratırken hep iş başında ama bazen boş vaktine geliyor. Bazılarını yaratırken boş vaktinde yaratıyor. Bu da bir kıza aşık olmuş işte kız bununla beraber olmak istemediği zaman bunu aşağılayıcı kelimeler söyleyecek. Kelimeyi söylerken sapıtıyor. ”Sen onun boş vaktine gelmiş bir yosmasın” diyor kıza. Şarkı sözü… ”Cenneti değişmem saçının teline” ne kızmış bee! Bir göstersen bee! Kim bu kız çok merak ediyorum yaa. Bir adam nasıl oturup düşünüp böyle bir söz bulabilir yaa. Ben düşünüyorum, biz de şiir yazan bir adamız yani. Yüzlerce şiirimiz var elhamdülillah ama böyle sapıkça bir kelimeyi ben hayal edemem yaa. 10 sene otursam düşünsem böyle sapıkça bir kelime hayal edemem. Cennet o kadar basit bir yer ki senin saçının telinden, değişmem, istemiyorum ben cenneti yeter ki sen ol. Buyurun beterin beteri. ”Tapınacak kadınsın sen.” Bu da sevginin uç noktası. Kıza aşık olmuş, imandan o kadar uzaklaşmış ki ”sen tapılacak bir kadınsın” diyor. Allah’ın yanına başka bir ilah koyuyor, dişi tanrı. Hâşâ ve kellâ. ”Kızdım getirene beni dünyaya anama, Allah’ıma günahkar oldum.” Başına bazı sıkıntılar gelmiş, gerek dünyevî sıkıntılar, gerek psikolojik sıkıntılar bu sıkıntılara dayanamamış ağzını bozmuş. Dil nereye giderse kalp ona iman eder. Bak beni dünyaya getiren kim? Allah seni dünyaya getirdi. Bana bu kadar sıkıntı verdiğin için ben sana kızdım Allah’ım diyor. Hem anama günahkar oldum. Anasına da gitmiş saymış sövmüş. Hem de Allah’ıma günahkar oldum diyor. ”Allah’ına, Kitabına sövüp saydım.” Bu da aşık olmuş bir kıza, kız bundan kaçmış kıza küfür etmiyor. Ben sana o kadar aşığım ki gözümü kararttım, Allah’ına, kitapına sövüp saydım ben senin. Müslüman da makinada dikerken; “vay bee vay bee” Farkında değil gözü fermuarda kulağı şarkıda. İki dinliyor, üç dinliyor, dört dinliyor tak şarkı beyine giriyor. Farkında olmadan bu kelimeyi tekrar ediyor. Herhangi bir elfaz-ı küfrü farkında olmadan bile, kelimeyi düşünmeden bile zikrettiğin zaman ne olursun? Kafir olursun. Kafirlerin yeri Kur’an’da neresi geçiyor? ”fî nâri cehennem” ne demek bu? Cehennemdedir, onlar ateştedir. Bu da arabeskten: ”Kur’an’ıma kitabıma küstüm.” Bunun da başından bazı sıkıntılar geçmiş. Ya çocukken babası dondurma almadı, ya anası çok dövdü. ”Kur’an’ıma Kitabıma küstüm” diyor. Kur’an’a küserse bir adam ne olur? Allah’ın kitabına küsülür mü? Allah’ın hükümlerine küsülür mü? Ya Rabbi ben senin kitabına küstüm namaz kılmıyorum. Ramazan geliyor ama ben senin hükümlerine küstüm, Ramazan orucumu tutmayacağım Allah’ım. Olur mu böyle bir şey? Buyurun beterin beteri var geldi bir tane daha. ”Bir tanrıya taptım bir de sana taptım.” İlahı ne yaptı bu? İki yaptı, yanına koydu. 1- Allah’a, Tanrı diye hitap ediyor. 2- O Tanrı’nın yanına seni de koydum diyor. ”Ben ikinize de taptım. Benim böyle bir sevgim var, beni mâzur gör, sakın benden uzaklaşma, ben seninle evlenmek istiyorum, beraber olmak istiyorum.” diyor. ”Ben seni kendime ilah yapmıştım.” Bu da başka bir söz buyur buradan yak. Neresinden tutacaksın? Yine arabesk ”Yıkılsın minareler, açılsın meyhaneler” Gitti bu gitti. Sana minareyi gösterirler öbür tarafta gitti bu. Söze bak. Müslüman bir ülkede bir adamın yazabileceği bir söz mü bu? Gerçekten Allah’ın hükümlerinin yaşandığı bir yerde bu sözü edebilir misin? Adamın yüzüne tükürürler yaa sen ne yapıyorsun kardeşim? ”Yıkılsın minare” ”benim gözüme çok kötü görünüyor yüksek yüksek ne bu yaa” Onlar yıkılsın meyhaneler açılsın. Serbest, için, yiyin… Ateist sözüdür. Allah Allah… ”Hergün isyanım var benim kadere ne güldürdü ne öldürdü bir kere” Ben buna hergün isyan ediyorum diyor. Ne bir iyilik veriyor ne de öldürüyor. Canımı da alsa ona da razıyım diyor. Onu da vermiyor diyor. Boyuna sallıyor. Buyurun bu da türkü mürkü hava civası ”Bas bas paraları Leyla’ya, bir daha mı geleceğiz dünyaya” Ne kadar hikmetli değil mi? Bu, şu demek; ahiret diye bir şey yok. Yine ateist kafası. Allah, kitabında öldükten sonra bir yaşamdan bahsediyor mu? Yüzlerce ayet var. Peygamberimiz (aleyhisselam) hadislerinde ölümün hemen sonrasındaki ilk yaşamın kabir alemi olduğunu, daha sonra mahşer aleminin olduğunu, daha sonra cennet ve cehennem olduğunundan bahsediyor mu? Delil çok. Yüzlerce delil var. Bu ne diyor burada? Ya sen bas parayı zina mina ne yapıyorsan burda yap bu fırsat geçer gider öbür taraf diye bir şey yok. Ateistler aynen böyle düşünüyorlar şu anda. Burada eğlenebildiğin kadar eğlen nasılsa öbür taraf yok. Hah yine tasdikleyen bir söz. ”Aldanma öbür dünyaya sen bu hayatı yaşa.” Şarkı sözü. Bu daha masum diğerlerine göre daha masum ama kafir eder. Aldanma öbür dünyaya yani Allah ve peygamberi söylüyor ama yalan söylüyorlar sen aldanma, onlar yalancı hâşâ ve kellâ. Bunlar şarkılardaki sözler. Bir de halkın içindeki sözler var. Onlara da bir değineyim, kelimeleri söyleyeyim hem kapatalım. Halkın içinde çok zikredilen sözlerden. ”Allah baba” bunu duyuyor musunuz? O eski yeşilçam filmlerinde ben 25 sene önce hatırlıyorum. Bütün yeşilçam filmlerinde ”Sezercik Sezercik bir şey isteyeceğin zaman Allah babadan iste.” Size babayı gösterirler, babayı yediniz siz, siz babayı yediniz. O Türk filmlerinde boyuna Allah baba diye hitap ediyorlar, bizi hristiyanlaştırmaya çalışıyorlar. Kominist yönetmenler boyuna yeşilçam filmlerinin içine bu sözleri sıkıştırdı. Yeni neslin öncesindeki jenerasyon yaşlılar grubu ”Allah baba” tabirini öğrendi. Çok şükür şimdi insanlar pek bunu kullanmıyor. Allah’a baba diyen kim var dünyada şu anda? Hristiyanlar. Hristiyanlar bizimle nasıl alay ediyor şu anda? Siz Allah’ın kullarısınız. Kur’an’da, Allah’ın kulları diye hitap ediyor, siz de kendinize biz Allah’ın kuluyuz diye hitap ediyorsunuz ey müslümanlar. Biz ise Allah’ın çocuklarıyız. Hâşâ ve kellâ. Bunlar, Allah’a baba diyen adamlar. ”Yukarıda Allah var.” Bırak Hristiyanları, Müslümanım diyen adam da bunu söylüyor şimdi. Sapık fırkalardan kim var? Vehhabiler. İngiliz’in İslamı, Vehhabilik. Selefi diyorlar şimdi kendilerine. Ne diyor bunlar “Allah yukarıda, Muhammed aleyhisselam da hemen sağ tarafında… Reformistlerin atası İbn-i Teymiye… İki tane taht var diyor yukarıda. Bir yerde Allah oturuyor, hemen yanında da Muhammed aleyhisselam oturuyor. Hemen Hristiyan inancına getireyim. Madolyonu çevireyim. Hristiyan inancında Allah gökte tahtta oturuyor, yanında da İsa’ya yer açmış o da ufak bir tahtta oturuyor. Paralel. Paralel kelimesinden tiksiniyorum ama şimdi yolu geldi, üstüne geldi mecbur söylemem lazım. Vehhabilik ile Hristiyanlık paralel dindir. Birbirlerine çok benzerler. İkisi de Allah gökte der. Ehl-i Sünnet ne der? ”Allah mekandan münezzehtir.” Kim Allah’ı bir yere hapsetmeye çalışırsa bu diğer yerde olmadığı anlamına gelir. Kim Allah’ı bir yere oturtursa oturan varlık anlamına gelir. O bizim gibi demektir. Sapıkların atası İbn-i Teymiye ne dedi? Hutbeden inerken dedi ki: ”Allah, yedi kat göklerden yeryüzüne işte benim merdivenden indiğim gibi iner.” dedi. Cemaat ayağa kalktı, kitaplarımız anlatıyor. Sarığı düşünceye kadar İbn-i Teymiye’yi dövdü. Allah’a iniyor, yürüyor, benim merdivenden indiğim gibi bir de kendisinden örnek veriyor benim indiğim gibi o da iner diyor. Allah’ı yaratılmış bir kula benzetiyor. Bunu yapan adam kafir olur. Buna mücessime denir. Müşebbihe de denir. Benzetme, teşbih etme. İslamda böyle bir şey yoktur. Kim yaparsa bunu sapıktır. ”Kader utansın” yani sen ticarete atıldın başaramadın, öğrenciliğe atıldın başaramadın, polis olacaktın başaramadın sende suç yok kader utansın, Allah utansın. Kader utansın demek Allah utansın demektir. Küfür kelimelerdendir. Yine tiksindiğim bir söz: ”fala inanma falsız da kalma” bu kadar aptalca, bu kadar ahmakca bir sözü hayatımda duymadım. Hem fala inanma, hem de falsız da kalma. Şimdi o sosyal medya da boyuna fal sayfaları felan var insanlar günlük falınız deyip paylaşıyorlar. Ben de kimi görsem hemen ikaz ediyorum. Kardeşim bunlar adamı kafir eder. Hadis ile teyit edeyim. Allah’ın peygamberi aleyhisselam şöyle buyurdu: ”Her kim falcıya, büyücüye, kahine gider de söylediklerine iman ederse, ona inanırsa Muhammed (aleyhisselama) indirilen Kur’an’a inanmamış demektir.” Falcıya inanıyorsan Peygambere ve Kur’an’a inanmamışsın demektir. İnanmadığın zaman sana ne derler? Kafir derler. Dolayısıyla günlük falı hatırlatan hiçbir sayfaya hiçbir bağlılığımız olamaz, hiçbirisine itibar etmeyiz. Adamı kafir eder bu iş. Yine özellikle sohbetlerde bulunmayan Müslüman gruptan bu kelimeyi duyuyorum. ”Ne günah işledim ki tövbe edeyim.’ Benim hiç günahım yok.” Ya kardeşim sen peygamber misin? Günahı olmayan bir adam var mı bu dünyada? Allah bizi böyle yarattı. Dalacağız günah işleyeceğiz, unutacağız günah işleyeceğiz ama döneceğimiz ilahımızı bileceğiz. Allah’ım beni affet diyeceğiz. Biz günahkar kullarız, beşeriz. Ama bu adam ne diyor? Günahlarını gözünde ufaltıyor, küçültüyor, pasifize ediyor diyor ki benim bir günahım yok ki. Şeytanın büyük bir aldatmasıdır bu, büyük bir kandırmasıdır. Kulsan, insansan ve bir peygamber değilsen muhakkak hataların var, günahların var. Af dile kardeşim. Sünnetin yeri mi şimdi. Arkadaşlar gidiyorlar bir yere giderken bir tanesi diyor ki: ”Ya şimdi sünneti kılmayalım direk farza geçelim.” Böyle bir hakkımız var mı? Acelemiz varsa fıkıhda yeri vardır, böyle bir hakkımız vardır. Ama diğeri şöyle diyor: ”Sünnetin yeri mi şimdi.” Sünneti hafife alıyor. Efendimiz aleyhisselamın bir tek sünnetini hafife alan dinden çıkar. ”Misvak diye bir şey varmış ya ben itibar etmem böyle şeylere.” “Ne o ağaç dalını ağzımıza koyacağız falan diş fırçası var canım, ben onu kullanırım.” Ya kardeşim diş fırçasını kullan da misvağı araya karıştırma. Misvağı hafife aldığın zaman Peygamberimiz aleyhisselamın bir sünnetini hafife almış oluyorsun. Bu küfürdür, mürted olursun. İslam tarihinden bir örnek vereyim: İmam Şafii’nin bulunduğu bir mecliste bir alim ayağa kalktı. Şöyle dedi: Ulema toplanmış sofraya, kabak yemeği geldi. Alimlerden bir tanesi ayağa kalktı dedi ki: Kabak Resulullah aleyhisselamın en sevdiği yemektir. En çok kabağı severdi. Bu bizim arnavutların tatlı yaptığı kabak değil haa öbür kabak salatalığa benzeyen var ya o. Alimlerden biri ayağa kalkınca Resulullah aleyhisselamın en sevdiği yemek budur, sünnettir deyince başka birisi ayağa kalktı şöyle dedi: ”Ben de hiç sevmem.” Basit bir kelime. Bir adam kabağı sevmeyebilir. Böyle bir özgürlüğü var. Ama Resulullah’ın sünnetidir dedikten sonra, bu kelimeyi söylersen senin hükmün nedir? İmam Şafii ayağa kalktı bu sefer ilmin lideri dedi ki: Bu arkadaş şu anda mürted olmuştur. Dinden çıkmıştır. Tövbe etmezse öldürün. Adam hemen kalktı titreyerek tövbeler Rabbim beni affet dedi. Yanlış birşey yaptım dedi. Bazı kelimeler bazı yerlerde adamı öldürtür. Bazı yerlerde bir hiçtir. Ya ben kabağı hiç sevmem şu anda dersem hiçbir hükmü yok. Ama aranızdan bir kardeş dese ki hocam peygamberimiz kabağı çok severmiş, ben de şöyle desem: “Ben de hiç sevmem.” İşte bu küfürdür. Peygamberimiz aleyhisselama yapılmış bir hakarettir. Peygambere hakaret yapan Allah’a hakaret yapmış demektir. Allah bizi korusun. Amin… (Bismillahirrahmanirrahim) Yine bir başka söz. ”Yalansız iş mi var.” İnsanoğlu zayıfsa, sohbeti yoksa, ilmi yoksa bazı menfî durumlarda, menfaatine uyan durumlarda araya yalan sıkıştırıyor. Bir de bi kaplama yapıyor ona pembe yalan hocam pembe. Kırmızı varmış, beyaz varmış, pembe varmış. Bunlar kategorize edilmiş. Bu pembe yalan hocam yani zararı yok bunun, bunun faydası var. Yalanın faydası olur mu? Böyle birşey yok. Yalan yalandır. Ama bu adamın sığınma yeri ne? ”Yalansız iş mi var, yalan söylemeyen adam mı var.” Herkes söylüyorsa ben de söyleyebilirim. Böyle bir mazeret olabilir mi? Böyle bir günah işleme mazereti olabilir mi? ”Benim mahallemden 4 tane katil çıktı hocam. Demek ki ben de öldürebilirim.” Bu mazeret gibi bir mazeret olmuş olur yani. Böyle bir saçma mazeret yok. Yalan haramdır, kaçacaksın. Yine aynı. Esnaflar bunu çok yapıyor. ”Faiz yemeyen mi var hocam.” Faiz haramdır. Sen bunun haram olduğunu kabul edeceksin. Ama bunu meşrulaştırmak için insanları konuya atfetmeyeceksin. Çünkü insanların tamamı faiz yese faiz haramlıktan çıkmaz. Bu seni meşru kılmaz, haklı kılmaz. Faiz faizdir. Allah bana haram kılmıştır. Ben buna bulaşamam diyeceksin. Bunu meşrulaştırmak kaygısına düşmeyeceksin. Kafir olursun. Bir hacı amca geldi bana yıllar önce. Şöyle bir cümle kurdu. ”Bugünkü sistemdeki faiz olayının, faiz olduğuna ben inanmıyorum hocam.” dedi. Ya sen bunu sokaktaki esnaf arkadaşına söyleyebilirsin ama bir ilim adamının karşısında söylediğin zaman yüzüne tükürürler. Bugünkü sistemde ben inanmıyorum. Sen neye göre inanmıyorsun? Ayet mi var? Hadis mi var? Bundan bin yıl boyunca ben o faizi haram kıldım ey kullarım, bin yıl sonra serbest. Artık sistem değişecek. Böyle bir ayet var mı? Yok. E Kur’an’ın hükümleri kıyamete kadar geçerli olduğuna göre sen neye göre değiştirdin sen bunu. Uydurdun. Hevana göre ayet-i kerimeyi uydurdun ve dedin ki bugünkü bana göre faiz değil. İlahiyat hocası çıkmış televizyonda diyor ki bugünkü sistemde alınan para faiz değildir diyor. Eski Diyanet İşleri Başkanıymış. Yazıklar olsun kimlere kalmışız. ”Onda iman ne gezer.” Adam’ın bir tanesine kızıyor, öfkeleniyor, birtanesi de onu methedici konuşuyor. Bu da diyor ki ”Onda iman ne gezer yaa.” Kardeşim sen nereden biliyorsun, kalbini açıp baktın mı? Herkesin kalbinde ”La ilahe illallah, Muhammedün resulullah” diyorsa zerre kadar dâhi olsa iman vardır. Etrafındaki bir müslüman sû-i zan edip onda hiç iman yoktur derse, imanı varsa kafir olur. Bu başka bir müslümanın öbür müslümana kafir demesi hükmündedir. Onda iman yok demek kafir diyorsun. ”Kafir diyenin kendisi kafir olur.” Hadis-i şerif’ini ne yapacağız. Sahih hadis. ”İmalat hatası” Çok kullanılan bir kelime. Her mahallede muhakkak özürlü insanlar vardır. Allahu Teâlâ sağlamlara ibret olsun diye bir özürlü var eder. Şimdi etrafdaki cahil Müslümanlar ilmi yoksa şu cümleyi kuruyorlar. ”Bu imalat hatası” ”Allah hepimizi düzgün yarattı. Bunu yaparken karıştırdı.” Yani Allah âciz. Hâşâ ve kellâ. Adam kafir olur bu sözle. Ama maalesef halkımızın içinde bu kelimeler kullanılıyor. Allah’a âciz deniliyor. İmâl ederken yanlış yaptı deniliyor. Yahut da bazılar şöyle diyor: ”Melekler yaparken karıştırdı.” Karıştırdı. Bu tıpkı Yahudilerin; “Peygamberlik, Yakup aleyhisselama verilmeyecekti, abisine verilecekti Cebrail şaşırdı.” demesi gibi. ”Tabiat yarattı” Tabiat ana Üniversite gençlerinin çok kullandığı bir kelime. Ben tabiata, ben kozmoza inanıyorum. Kozmoz ne demek? Evren. Yani bu evren kendi kendine var olmuş. Bütün sistemi bu evren yapıyor, ortaya koyuyor. Rüzgarların esmesi, güneşin doğup batması evrenin işi bu. Bir ilah falan yok, her şey kendi kendine oluyor. Yaratılan bir hayvan varsa bunu tabiat yaratıyor. Ya tabiatın kafası yok, tabiatın aklı yok. Tabiat, bir yaratıcı tarafından programlanmıştır. Tıpkı bir windows programı gibi. Herhangibir adam dese ki, windows programı kendi kendine olmuştur. Bu adam mantıklı bir adam mıdır? Hayır kardeşim bunu Gates diye bir adam yaptı. Bill Gates, windows programını yaptı. Dünyadaki bilgisayarların %95’i şu anda windows ile çalışıyor. Hiçkimse şunu diyemez. Bu windows kendi kendine oluştu. Bu bilgisayar kendi kendine oluştu. Hayır, bu evreni, bu tabiatı, bu kanunları, bu rüzgarın esmesini, güneşin vaktinde doğmasını, vaktinde batmasını Allah programladı. Windows’u programlayan adam gibi. Allah’ın programı kıyamete kadar böyle gidecek. Kıyamette program değişecek. Güneş doğudan doğarken dünya tersine dönmeye başlayacak ve nereden doğacak? Batıdan doğacak. Bu son alamettir. Son söz. ”Ahirete gidip gelen mi var.” Bunu da özellikle yaşlılarımız çok kullanıyor. Esnafların içinde ben işitiyorum. Ya hocam boyuna hadis söylüyorsun, ayet söylüyorsun, ahirete gidip gelen var mı ya? Var. Vallahi var. Efendimiz (aleyhisselam) gidip geldi mi gelmedi mi? Gördüğünü bize anlattı mı anlatmadı mı? Miraçla alakalı onlarca hadis var, ayetler var. Cenneti cehennemi anlatıyor. İsrâ Suresi’nin ilk ayet-i kerimesi; ”Ayetlerimizden bir kısmını göstermek için kulumuz Muhammed’i getirdik Mescid-i Aksaya” diyor. (İsrâ Suresi 1. Ayet) İsrâ Suresi’nin hemen başında. Göstermek için. Neyi gösterecek Mevlamız? Cehennem demişti daha önce şimdi cehennemi Muhammed aleyhisselama gösterecek. Miraç gecesinde gösterdi. Rasulullah (aleyhisselam) gitti orada kalmadı geri geldi ve gördüklerini bize anlattı. Gidip gelen mi var? Var. Sen inanmıyorsun. Her şeyin bir karşılığı var. Elektrik faturasının bile bir karşılığı var. Ödemezsen kesiyorlar. Öbür tarafta gösterirler sana gidip geleni. Orada görürsün. Allah’ın kelimesiyle başladık onun kelimesiyle bitirelim. ”İnsanlardan öyleleri vardır ki hiçbir bilgiye dayanmaksızın Allah’ın yolundan saptırmak için sözün boş olanını satın almaktadırlar ve onu bir eğlence konusu edinmektedirler.” “İşte onlar için aşağılatıcı bir azap vardır.” (Lokman Suresi 6. Ayet) Allah’ım sen bizi koru. Amin… Dikkat buyurun ayette “satın almaktadırlar” diyor. Sözün boş olanını satın almaktadırlar. Boyuna bu şarkı sözlerini, bu boş kelimeleri ateist kitaplarındaki, komünist kitaplarındaki bu tabirleri Müslüman gençler gidip satın alıyorlar, para veriyorlar buna ve bu boş sözlerle iktifa ediyorlar. Zannediyorlar ki hayat bu. Hayır kardeşim. Burası bir bekleme salonudur. Az sonra dişini çekecekler, seni hesaba çekecekler. İçtiğin çayın keyfine aldanma çay bitecek. Şekeri çok güzel tutturmuşlar deme bitecek. Ne zevk yaşıyorsan burada o bitecek ve dişini çekmeye alacaklar seni. Beteri ondan sonra başlayacak. Uyuşturucunun saati bittiği anda gece vakti dişin zonklamaya başlayacak. Orası kabir alemidir. Melekler gelecekler ve topuzu kafana kafana vuracaklar. Hadisi şerifin deyimiyle; ”Asi olan kula Münker ve Nekir öyle bir topuz vurur ki insanlar ve cinler hariç bütün mahlukat o topuzdan ortaya çıkan şiddetten bağıran adamın sesini işitirler.” İki grup hariç diyor. İnsanlar ve cinler hariç. Melekler, şeytanlar, hayvanlar. Bunların tamamı o inlemeyi işitirler. Mesela yolda bir adam başka bir adama sopayla vurduğu zaman ne yapıyor? Gayri ihtiyari bir inleme yapıyor, ahh diye bağırıyor niye acı var acı. Bu vurulan şeyin bir topuz olduğunu düşünün. Vuran varlığın da insanlardan çok daha kuvvetli olan melekler olduğunu düşünün. Allah, azap vermek için o melekleri yaratmış. Münker ve Nekir. Nasıl canhıraş bir şekilde bağırır. Hesap edin. Bu bekleme salonu geçicidir. Allah Teâlâ dişimizi acısız bir şekilde çektirmeyi, hesabımızı kolay bir şekilde vermeyi bize nasip etsin. Amin… İmanla, selametle, güler yüzle ahirete gitmeyi bize nasip etsin. Resulullah aleyhisselatu vesselamı kabrimizde bize yoldaş etsin. Mahşer günü livâü’l-hamd sancağında buluşmayı bize nasip etsin.