Evi terk eden kadının nikahı düşer mi? / Bir fetva

Bismillâh elhamdülillah. Vessalatu vesselamu alâ Resûlillah. Aile içinde tartışma olmuş, kadın sinirlenip çantasını alıp babasının evine gitmiş. Kocası da gittiğin gibi geri gelirsin demiş. Kadın da geri gelmemiş. Bir ay, iki ay, üç ay, dört ay, bir sene, iki senedir kadın babasının evinde, erkek, gelirsen bu evde ailemiz devam eder, ben seni gelip almayacağım demiş. Uzun bir zaman geçmiş. Bu bir boşanmış olma durumu oluşturur mu? Eğer erkek seni boşadım diye bir mesaj göndermediyse, veya direkt söz söylemediyse yani talak vaki olmadıysa, bir mahkemeye müracat edilip mahkeme aralarındaki nikah akdini feshedip yani kaldırmadıysa, kadın kocasına kızıp, babasının evine gitti orada uzun zaman kaldı diye aradaki nikah kalkmaz. Velhamdülillahi Rabbi’l-âlemin.

İMAM HATİPLİ MERVE VE ŞEYTAN – ÇAKMA İMAM NİKAHI

İnsanoğlu yanlışlarına, hatalarına, kusurlarına onları doğru gibi göstermeye çalışılan teviller yapmaya, sürekli kıılflar bulmaya bayılırlar. Bu tevillerin en prefosyenellerini genellikle toplum ilişkisini en ciddi seviyede bozan yasak ilişkilerde görürüz. Bugün Behzat Ç.’yi izleyin üç bölümünün ikisi yasak ilişkiden dolayı cineyat. Behzat Ç.’de bile, yaa çünkü bu bir polisiye film. Son dönemlerde benim karşılaştığım en ciddi trend şu oluyor: Maddi durumu normalin biraz üstünde olan, yaşam standartları normalin biraz üstünde olan İslamı şekilcilik cihetin de yaşayan insanların eşlerini aldatarak ”Ne aldatması be abi ben ikinciyi imam nikahıyla aldım.” gibi bir tevil ile buna kılıf bulmaları oluyor. Bu katranı üstüne bulaştırdıktan sonra var olan aile ilişkileride maalesef artık temiz kalamıyor. Burada bahsetmek istediğim esas şeyi ciddi manada anlatmam lazım çünkü benim yanıma gelip bundan bahsedildiğinde inanın yıkılıyoruz ve çok üzülüyoruz. Evli olukları halde zina ediliyorlar. Bazen hem erkek hem bayan maalesef evli oluyor, bazen bu durumdan bir de çocuk ortaya çıkıyor. Hatta ve hatta biliyorum yani duyunca sizde şok olacaksınız ama çocuğu evli olan kadının, evli olduğu kocasından gibi göstermeye kadar giden, filmlere konu olacak olaylara şahit oluyoruz maalesef Bu durum biraz etrafdan duylunca da hemen imam nikahı urbası giydiriliyor. Ve çok kısa süre içerisinde hemen ben buna ”Boş ol.” derim Diye bir plan yapılıp. Eski aile düzenine tekra dönme niyeti taşınılıyor. Yani adeta baktığında ortada bir muta nikahı gibi bir şey görüyorsun. Çok daha üzücü bir şey söyleyeyim. Böyle bir durum ortaya çıktığında kişi bir pişmanlık duyuyor ama duyduğu pişmalık ”Yahu ben ahirette Rabbimin karşısına nasıl cıkacağım?” pişmanlığı değil. ”Yav benim yuvam bozulmasın.” ”Hanımın beni geri alsın.” pişmanlığı oluyor maalesef. Ne bileyim Alah’ın sana kızması hesaba katılınca diğer tüm dertler cam kırıkları gibi oluyor. Nikah; bir akit, bir sözleşme, bir anlaşmadır. Bunun için ortaya çıkması gereken bazı şartlar vardır. Birazdan sayacağımız şartlardan bir tanesi dahi olmazsa o nikah sahih olmuyor. Yani ”Evet, kendi irademle kabul ettim demeleri.” 4.madde tabi buda hanefi mezhebi hariç diğer mezheplere göredir. Bu şahitler ya iki erkek veyahut bir erkek iki kadın olmak zorundadır. Burada işin arkasında ciddi bir suistimal var. Namazın, abdestin şartlarını bilmeyen insanlar nefisleri doğrultusunda nikahın şartlarını olmadan başka birini yani zina diyebileceğimiz bir şekilde bir birliktelik yaşayabilmek için aklın ermeyeceği fetvaları kendi nefislerinden verebiliyorlar. Maalesef İslam namına hiçbir bilgisi olmayan niceleri az önce bahsettiğim nefsi durum için İmam Ebu Hanife eğer yaşasaydı onu hayterlere düşürecek seviyede içtihadlar verebilecek bir müçtehid makamını kendine koyuyor. Ne için? Nesfinin bu yasak ilişkiye girmesi için resmi kayıt yaptırmasam melekleri de nikahıma şahit tutsam gibi tevillerle belli başlı şekilde gönül eğlendiriyorlar. Ve kafada mutlaka şu plan oluyor: ”Benim gönlümün eğlencesi bittikten sonra bu iş çok kolay.” -Nasıl? Üç tane ”Boş ol.” ile ona da yol veririm. Yani üzülerek söylüyoruz bu işi tam bir muta nikahına çeviriliyorlar. Osmanlının son dönemlerinde aile hukuk karar namesi çıkarırlar. Ve Osmanlıda kadıya müracat edilmeden yapılan nikahların tamamını geçersiz saymışlar. Yani az önce saydığımız beş tane hüküm cem olacak, toplu olacak, bütün şartlar sağlanmış olacak bunun yanında Osmanlıda kadı yani ne demek? Bu dönemim belki hem hakimi hem de valisi hükmünde bir mertebe. Kadıya başvuru yapılmazsa o nikahları geçersiz saymışlar. Demek ecdat ta o zamandan birilerinin nefislerini bol teviflerle, bol nefsi kılıflarla karışaraktan yaşanacak sorunları görmüş. Bizim günümüzde yaşadığımız o sorunları ecdat o zamanda öngörmüş. İnanın bize günlük binlerce mesaj geliyor. Ve o mesajlar içerisinde o kadar üzücü mesajlar geliyor ki Birden birirsi mesaj yolluyor veyahut arıyor. ”Abi merhabalar ben imamhatipten Merve. Ben İbrahim ile çok iyi anlaşıyordum. Bildiğin gibi değil abi namazlarımızı kaçırmıyor. Birbirlerimizi devamlı sabah namazına kaldırıyorduk telefonla. Biz aramızda imam nikahı yaptık ve bu işi ilerlettik. Bir ömür boyu göz göze diz dize yaşayacaktık ama abi bir yerde anlaşamadık ve İbrahm beni boşadı. Ben bu hal ile genç yaşımda şimdi kim ile evleneyim abi.” Daha ilginç mesajlarda geliyor. Bir tanesi şöyle dedi. ”Abi ben yıllar önce nişanlanmıştım. Ve nişanlımla alışverişleri vs. işleri rahat yapabilmek için biz öncelikle aramızda evlendik. Yani nikah kıydık. O kişi ile anlaşamadık abi ayrıldık. Ama benim nikahımı geri vermedi. Ve ben şuan başka birisi ile evliyim. Ne yapmalıyım? Bu iş nasıl olacak.” Sahi kardeşim Allah’ın ayetleri Efendimiz Aleyhisselamın sünneti yerine sürekli nefsini, sürekli hissiyatını dinlerisen bu iş nasıl olacak?

DİNİ NİKAHI BOZAN 5 BÜYÜK HATA

Boşanmak için gerekli olan kelimeleri erkeğin hanımına söylemesiyle Yani ‘talak’ ile Yani 3 kez ”Sen boşsun” demesiyle İş bitmiştir. Evlilikte 3 bağ vardır , üçü de kırıldığı anda artık o evlilik bitmiştir. İşin en çok dikkat edilmesi gereken yer şurası, İslam’da şaka kaldırmayan birkaç hadise vardır, İşte bir tanesi de bu ciddi işe bakar ve kişi boşanmayla ilgili cümleleri ; sinir,öfke,şaka hali ne haliyle söylerse söylesin , bunun geri dönüşüne asla bir geçerlilik sağlamaz. Hadiste şöyle beyan eder: ”Üç şey vardır ki,ciddisi de ciddi , şakası da ciddidir. Nikah,talak ve ricat. Adam dedi ki ”Vallahi ben çok sinirliydim , hiç bilmeden ettim. Bir anda gaza geldim hanımıma dedim ki ‘Sen boşsun boşsun boşsun’ dedim” Başka bir tanesi de dedi ki:”Vallahi ben şaka olsun diye söyledim. Birden böyle bir gaza gelmiştim hanımıma dedim ki: ‘Ulan sen de artık boşsun boşsun boşsun’ dedim.” Ne ettiysen ettin , ne için dediysen dedin. Sonucu bu işte. Demek bu işin evvelinde dilini terbiye etmeyi de öğrenmek zorundasın. Sahabelerden birisi gelir: ”Ya Resulallah ! Bazen istemeden bazı sözler ağzımdan çıkıyor, ne yapayım ?” der. Allah Resulu ”Yediklerine dikkat et . Çünkü yediklerine haram karışırsa azaların sana karşı isyankar olur.” der. Çok acayip hadis de mi ? İnsan haram yedi mi , azalarını kontrol edemiyor. Uçkuruna kadar belki . Kontrol edemiyor yani Bazen böyle içimiz panikli endişeli oluyor ya , o kontrol de bu kontrole dahil. O kontrol edilmemenin en büyük sebebi yediğimize haram karışması oluyor. Hafizenallah İnsan bu öfke anıyla Babanın evine git, defol git , cehenneme git ! Ben senin kocan değilim artık gibi kinayeli sözleri boşanmak niyetiyle söylerse , bunlar da birer talak sayılır. Ah kardeşim ah ,dönüşü çok sıkıntı Mesela gaza geldin , 3 kere verdin ‘boş’u Tamam mı , sinir şaka hiç farkı yok hiç ! İslam’da şaka kaldırmayan bir yer yani. Ardından, senin o hanımın başka biriyle evlenmek zorunda Evlendiğiyle zifaf etmek (gerdek) zorunda. Ondan sonra bir şey olur boşanırsa sen tekrar evlenebilirsin. Sıkıntı de mi ? Ya Zina işliyor yani , artık evlilik değil o. Haram bir şey o , ona evlilik denmiyor yani. Adam gaza gelmiş sinirlenmiş , 3 kez söylemiş Sonra bir şey olmaz diyor devam ediyor ya Artık , senin gözünde bir şey olmaz da işte , dini nikah senin babanın malı değil Allah’tan , başkasına ait. Mesela boşanma esnasında 3 tane ‘boş’u art arda söylemek sünnete aykırı. 1 kez söyleyebilir sünnete göre. İnsan , hanımına başka zamanlarda toplamda 3 kez ‘boş ol’ dese , veyahut 1 seferde 3 kez ‘boş ol’ dese , artık evlilikleri bitmiş demektir. İslam’da mezhepler hülle şartı ile yapılan evliliğin kesinlikle haram olduğunu beyan etmiştir. Yani 3 talak ile boşadı ve pişman oldu , geri dönebilmek istiyor orada da bir sahte evlilik yapıyor işte buna hülle deniyor bu, İslam’da mevcut değil. Hadiste şöyle geçiyor :”Talak ,Allah’ın en sevmediği helaldir.” Ama iş zorunlu bir hale gelir artık mecbur kalınırsa , talağın , sünnete uygun bir hali vardır. Biz yine orada da onu uygulamak zorundayız. Ben bu sünnete uygun hallerin bir tanesini söyleyeyim , siz devamını geri kalanını araştırırsınız. Erkek boşanma esnasında kızgın olmayacak yani kızgın olduğu bir esnada boşanma uygun değil , ve boşadığı zaman sadece bir tane talakını kullanacak tek bir sefer diyecek ‘boş ol’ diye. Diğer haklar yani 2 kez boş ol deme hakkı köşede duracak. İslam sana burada hem ciddi manada düşünme hem geri dönebilme payı bırakıyor , ki bizler hatalı insanlarız ve yaptığımız yanlışlardan çok defa pişman olup geri dönebilecek kapılar aramışızdır ve insan bunu en kuvvetli evliliğinde arar. İşte evlilik için aranmak adına bunun boşanma kısmı bir gün lazım gelir , iktiza ederse ; sünnete uygun yapmak icap eder. Diğer madde bana en önemlilerinden birisi gibi geliyor Çünkü bu asrın imtihanlarından birisi ,insan dedikoduyu-gıybeti çok seviyor, boşandım diye bütün sırlar asla ifşa edilmez ! O sözler sizin namusunuzdur. Adamın bir tanesi boşanacak olmuş ve meraklılar sormuş: ”Ya hayırdır neden boşanıyorsun ?” Adam ”Ben hanımımla sırrımı size ifşa edemem” diye cevap vermiş. Adamın yanına gelmişler boşandıktan sonra , tekrar sormuşlar: ”Yav evliyken söylemedin bari şimdi söyle , neden boşandın ?” Adam cevap vermiş : ”Ben , yabancı bir kadının sırrını size ifşa edemem” demiş. İşte delikanlılık görüyor musun ? Bizde hemen bir şey oldu mu kendini haklı çıkarmak için sırları ifşa edilir. Evet bitti , bu kadar…


İngilizce

By saying the words needed to divorce someone By saying the word talaq Saying the word talaq 3 times Will be the end of the road… There are 3 things that binds marriages, if all 3 are broken, then the marriage is done Most important thing is There are a few things that you cant joke around in Islam Divorce is one of them No matter what the situation is, when angry, feeling a rage or joking around etc. There’s no way to return from it There are 3 things which are serious, and even their jokes are serious 1) Niqah 2) Talaq 3)Regress The guy said: -“I was very mad for a second, I told her talaq 3 times in a row” Another man said -“I said it just as a joke, I told her talaq 3 times For whatever reason you said it, this is the result… So we have to learn to train our tongues as well One of the sahaba comes and says: -“Sometimes things come out of my mouth and I can’t control it, what should I do? Prophet S.A.V. replies: -“Be careful of consuming haram because if you do, your body parts will revolt against you!” Crazy hadith right? When you consume haram, you can’t even control your own body parts You know how you feel panic? That control is part of this to We can’t control it because of haram With that anger, saying things like… Go to your father’s home! Go to hell! I’m not your husband anymore! If you say these with the intention to divorce, these are talaq as well. -“Is there any way to go back?” The return is near impossible brother So you’re angry and said talaq 3 times, Anger, joking around etc. it doesn’t matter Your wife has to marry another man She has to have a wedding with him Only if she divorces then you can marry her Big problem right? -“Then there are those who stay married?” Then its haram, its a sin, its not a marriage anymore You say it 3 times then continue like nothing happened… Religious marriage is not your property so you’ve to be careful During the divorce, you should only say talaq 1 time actually, according to sunnah If someone says talaq 3 times in different periods or says it 3 times consecutively, then their marriage is officially over Its banned to marry someone temporarily so you can re-marry your ex spouse If you got divorced with talaq but regretted it… And you do a fake marriage temporarily… This is banned in Islam Hadith says: “Talaq is the halal that Allah does not like the most” But when it’s truly necessary, there is talaq according to Sunnah Let me tell you one of those and you can research the rest The man can’t be angry during the divorce It’s not appropriate nor allowed And should use talaq only once during the divorce Only will say it once The other 2 talaqs will be saved for the future Islam gives you a time to think and to be able to reverse the decision We make mistakes and we regret our decisions all the time This happens a lot during the marriage When the time comes and it’s truly necessary, it should be performed according to Sunnah The other clause is critically important as well Especially during our times We love to talk about others in today’s age You can’t giveaway all of the secrets just because you were divorced! That’s your honor! One day a man wanted to divorce and curious people asked why that was… He replied: -“I can’t expose my secret between me and my wife” They came upto him and asked again… -“You didn’t tell us when you were married, now you should tells us!” The guy replied: -“I can’t expose a secret of a foreign woman to you either!” That’s the sign of a true man We expose the biggest secrets that we have to save ourselves when anything bad happens… That’s it, end of the story… (Ceviri: Amerika’daki bir tantuni sevdalisi)

CİNSEL İLİŞKİDE GUSÜL HEMEN Mİ ALINMALI?

Bir erkek, hanımıyla cimada bulunursa, İslamiyet’e göre cima da bir ibadettir. Çünkü haram yollardan bunu karşılama durumu varken erkek ve kadının, nikah ile karşıladıkları için; Allahu Teala bunlara bir ecir verir. Cima ettikten sonra erkek ve kadının yapabileceği iki durum vardır: Bir, hemen gider güsul alırlar ve yatarlar. İki, sabah ezanına kadar beklerler, imsak vaktine kadar beklerler. Sabah imsak vakti girdiği anda ya da ezanı duydukları anda giderler, güsul abdesti alırlar. Namazı kılarlar, yatarlar. İki şekilde de bunlara günah yoktur. Yine halk arasında cahilce bir deyim: “İlişkiye girdiğin zaman hemen güsul alman lazım yoksa bütün gece günah yazar!” “Hele cünüp olarak ölürsen, kesin kafirsin!” Halk arasındaki cahil, uydurma fetvalardan bir tanesi! Takva göstergesi yapacağım diye Allah’ın dininde olmayan bir şeyi uydururlar! Yahu bu senin helalin! Cünüp oldun, helal yoldan cünüp oldun. Sen kendi kendini tatmin etmedin ya da zina etmedin! Helalinle beraber oldun! Sabah namazına kadar da vaktin var! Sahabe, Aişe anamıza geliyor diyor ki: “Ey Allah’ın peygamberinin hanımı: Muhammed aleyhisselamla sen cima yaptıktan sonra hemen mi gusül alırdınız?” “Yoksa sabaha kadar bekler miydiniz?” Aişe anamız diyor ki: “Muhammed aleyhisselam ya hemen gusül alırdı, ibadete geçerdi. Bazen de sabah ezanına kadar beklerdi, sabah gusül alırdı, namaza giderdi. Sahabe de diyor ki: “Bize bu rahatlığı veren Allah’a hamd olsun!” Bu İslamdır! Allah’ın yasaklamadığı bir şeyi sen nasıl yasaklıyorsun insanlara? Bir de korkutmak için: “Kesin kafir gidersin bak. Cünüp olarak bir adam öldü mü, kesin kafir!” Vallahi yalan! Yalan! Müslüman her şekilde temizdir! Olabilir, o anda eşiyle ilişkiye girmiştir. Ya da rüyalanmıştır. Sabah uyandı, tam kahvaltısını yapıyorken kalp krizi geçirdi öldü. Sonra güsul abdesti alacaktı. Ne oldu bu şimdi? Bu adam gavur mu gitti? Üç defa da Hacca gitmişti. Ya bu cahil onlar var ya! Bilmeyen bir adama öğretmek kolay. Zaten ben bilmiyorum, diyor. Ne verirsen alır, kabul eder. Ama bildiğini zanneden bir adama öğretmek… İşte bu çok zor!

Adnan Oktar örgütü çöktü! Kedicik her şeyi itiraf etti!

Herkes gittiği yolu çek edecek. Benim gittiğim bu sohbet meclisi: 1-İslama uyuyor mu?, 2-Ehl-i sünnet mi ehl-i bid’at mı? Vehhabi seleficisi var, şiicisi var, mealcisi var, sahte peygamberi var, sahte mehdisi var. Muhammed aleyhisselam on dört asır önce söyledi: ”Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, yetmiş ikisi cehennemde.” Bunları kontrol edeceksin, çek edeceksin. Ben nereye gidiyorum. Ben kimden ilim öğreniyorum. Kedicik her şeyi anlattı: ”Çıplak namaz kıldırmışlar.” Biliyorsunuz, fetöcülerde üç noktaya bakarak namaz fetvalarını burada anlatmıştım. Askerlere, avukatlara, hakimlere fetva vermiş hocaları. Namazları üç noktaya bakacaksınız orada, olduğunuz yerde bakacaksınız böyle üç noktaya 1- kıyam, 2- rükû, 3- secde. Tesbihatları içinizden söyleyeceksiniz. Abdest almakta suya gerek yok, botları falan çıkartmaya gerek yok; duvara elinizi sürün, teyemmüm edin yeter. Gizleyin kendinizi diye Allah’ın dinini tahrif ettiler. Bunlar ne yaptı? Bunlar bir adım ileriye gitmiş Adnan grubu. Çıplak namaz kılabilirsiniz. Fantezinin bir üst kademesi artık. Fanteziler devamlı artıyor. Subhanallah! Allah’ım ya Rabbim. Milliyet’ten aldım bu haberi. Adnan hoca soruşturması bütün hızıyla sürerken bu yapıya ilişkin geçmiş dönemde açılan soruşturmalardaki bilgiler de ortaya çıkmaya devam ediyor. Adnan Oktar ve adamları hakkında açılan ancak 2013’de zaman aşımından düşen davanın dosyasındaki gizli tanık ifadeleri örgütün o dönemdeki faaliyetlerinde ışık tutar mahiyette. Biliyorsunuz, 2013’te buna bir daha açtılar. Şikayetler, toplamaya çalıştılar bilgileri, yeterli gelmedi. Yargıda bir çok hakimi ve avukatı olduğu için zaman aşımına uğrattı, farklı davalar açtı. Kendisine dava açanlar aleyhine. Zaman aşımına uğruyor, çakıştırıyor davaları, zaman geçiyor beş sene ve davalar düşüyor; sistemi bu. Bu olmasın diye bir daha bu sefer devlet yetkilileri daha sistemli, daha ince teknik takip yaptılar. İki yıldan beri araştırmışlar, bütün bilgileri, delilleri toplamışlar, bütün ifade ve şikayetleri birleştirmişler ve davayı şimdi açtılar. Ben üç dört tanesi okudum en çarpıcı olanı, en şaşırdığımı buraya getirdim gizli tanık ifadesi. Cemaatin içinde bir süre kalmış ve kaçmış. Bu soruşturmada üç numaralı gizli tanık olarak ifaden veren bir mağdur, Adnan hoca grubunun içinde kaldığı dönemde yaşadıklarını bütün ayrıntılarıyla anlatıyor. ”Telkinlere inandım.” İfadelerdeki detaylar yapılanmanın içendeki çarpık ilişkileri ve yapının nasıl işlediğini de ortaya koyuyor. Örgüte çocuk yaşta girdiği anlaşılan ve örgüt içindeki kırktan fazla kişiyle ilişkiye girdiğini söyleyen gizli tanığın ifadeleri şöyle. Bu kız örgüte giriyor çocuk yaşta sonra kırktan fazla erkekle ilişkiye giriyor. İfadeye başlıyor: ”On altı yaşımdayken sonradan Adnan hoca grubundan olduğunu öğrendiğim bir şahısla tanıştım.” ”Bana dini telkinlerde bulundu, ibadet etmem gerektiğini ve bu ibadeti herkes tarafından bilindiği şekilde değil de günde iki vakit; sabah akşam ikişer rekat halinde ve her rekatta birkaç kelime söyleyerek yapabileceğimi söyledi.” Sapıklık, bir. Normal, aklı başında bir müslüman olsa biraz sohbet dinlemiş, biraz kitap okumuş, biraz mürekkep yalamış bir müslüman olsa bu kendisine ibadet etmesi gerektiğini söyleyen kişiye ne der? Tamam. İbadet önemli bir şey yaratılış gayemiz. Peki, nasıl ibadet etmem lazım? Ne diyor: İbadet, böyle insanların yaptığı gibi değil günde beş vakit falan yok ibadet. Bu, yanlış. On dört asırdan beri gelen ibadet sistemi yanlış. Bizim hocamızın ve bizim yaptığımız gibi ibadet yapacaksın. Nasıl yapacağız? Sabahleyin bir namaz, akşamleyin bir namaz. Birkaç kelime bile şükretsen, orada bir şeyler söylesen sen namazlarını kıldın mı kıldın, Allah seni sever diyor. Bu kardeşimiz, bu kız kardeşimiz biraz akıllı olsa yahut da etrafından birisine danışsa ya böyle bir namaz var mı hocam? Bir mesaj gönderse ya. Kardeşim, böyle bir sapıklık yoktur, kaç. Size dünyada kim diyorsa ki namaz beş vakit değildir üç vakittir, namaz iki vakittir. Vallahi Allah’ın ve peygamberin yolundan sapmıştır. On dört asırlık dini değiştiriyor demektir. Hatta çırılçıplak da yapabileceğimi söyledi. Bak! Bak! “Senin kalbin temiz olsun, için temiz olsun yeter ki namazı kılmak iste, çırılçıplak bile olsan namazı kılabilirsin.” demişler. Peki, İslamiyet’in hükmüne bakalım. Bir kadın tesettürünü giydi namaz kılarken, biliyorsunuz, kadınlar dış elbisesi giyerler, hatları belli olmayacak şekilde giyinirler, saçlarının tamamı kapalı olmak zorundadır, saçının bir kısmı bile görünse namazı bozulur; iade lazımdır. Kadın, diyelim ki namaz kılarken namazı bitirdi. Bir baktı saçının bir kısmı açıkmış; aynada gördü, gider hemen namazını iade eder. Olay, bu kadar ciddi iken bu, ne diyor? Çıplak bile kılabilirsin, Allah ona bakmaz. Oooo ne kadar güzel. Sevgi dini. Bizim dinimiz sevgi dini. Vay be! Bana mantıksız gelmişti ama yapılan telkinlerle ben de buna inanmaya başladım. Başlangıçta mantıksız geliyor ama sonra devamlı telkin, öbür genç geliyor böyle söylüyor, biliyorsunuz, Adnan Oktar grubunda on beş yirmi tane genç var: kız tavlama grubu bunlar. Bunların tek bir işi var, çalışmazlar. Gençlere altlarına en kaliteli arabalardan Yahudilerden aldıkları paralarla (en büyük maddi desteği Yahudiler veriyor), birer tane en pahalı saat, en kalite takım elbiseler ve en üst kalite arabalar. “Bunlarla gezeceksiniz. Okul giriş çıkışlarına bakacaksınız, dershane giriş çıkışlarına bakacaksınız, özellikle zengin kızları, bunları tavlamaya çalışacaksınız.” diyorlar. On altı yaşında kıza gelmiş arabasıyla bir iki tur atmış, yemeğe çıkartayım, kahve içelim falan kızı tavlamış. Peşinden de dini yüzünü kullanıyor. Bu gibi yapılar insanların kalbine girebilmek için, etki edebilmek için dini kullanıyorlar. Hocam, neden din konusunda hassasız? Çünkü Allah bizi dini arayış içinde yarattı. Dünyanın neresinde olursan ol, hayatında hiç İslam namına, din namına bir şey duymamış ol, kalbinde bir yaratıcıya açlık hissedersin. Ruhunda var bu açlık, Allah bizi böyle muhtaç yarattı. Muhakkak bir arayış içindeyiz. Allah bize her şeyi vermiş olsun, bütün nimetler önümüzde olsun, tatmin olmayız. Çünkü biz Allah’a kulluk için yaratıldık. Bu, içimizdeki boşluğu ya hak din İslamı yaşayarak dolduracağız ya da böyle sapık sapık cemaatlere, tarikatlara gireceğiz ve ebedi hayatımızı helak edeceğiz. Erkek arkadaşımın telkinleri sonucunda kendisinin grubundaki diğer arkadaşlarıyla birlikte olmamın sevap olacağına inanmaya başladım. Arkadaşı şimdi buna ne yapıyor: üç gezme, beş gezme cinsel ilişkiye giriyorlar. Sonra, artık şimdi benim cemaatimdeki diğer erkeklerle de cinsel ilişkiye girmen lazım, bu çok sevaptır. Nikahsız bir şekilde cinsi münasebet zina mıdır? Kur’an’da büyük günahlar anlatılırken zinadan bahsedilir. Her günahtan kaçın der Allah. Her günahı yapmayın, haramdır, cezası vardır der, zina için sadece der ki: “Yaklaşmayın.” Kaçın falan demez, yaklaşmayın bile. Çünkü onun yanına yaklaştığın anda mıknatıs etkisinin, o cinsel çekimin seni içeri düşürmesi ihtimali çok yüksek olur ve düşersin. Hacısı, hocası bile düşer. Bu yüzden ne yapacaksın? Uzak duracaksın, yaklaşmayacaksın. Bu ne yapıyor? Bir kere o çocukla zina ediyor, artık bir kere kapı açıldı diyor, nasılsa bir kere zina ettik. Devamlı zinanın peşi sıra devamlı geliyor. Sonra onunla bitmiyor. Benim cemaatteki diğer kardeşlerle de zina et. Bunlar, senin ahiret kardeşindir. Çok büyük sevap kazanacaksın diyor. Hastalık kaptım. Bu dönemde arkadaş grubunun üyesi olan birçok kişiyle çeşitli şekillerde ilişkiye girdim. Çeşitli şekilleri artık hayal gücünüze bırakıyorum. Her şekilde ilişkiye girmiş. Bu ilişkiler sebebiyle cinsel hastalıklara yakalandım. Farklı farklı insanlarla. Neden İslam tek evliliği tavsiye ediyor? Hastalık kapmamamız için, sağlık açısından da bu en önemlisi. Allah, Kur’an’da tek eşliliği tavsiye eder. Çok eşlilik ancak bir ruhsattır. Sıkıntı olursa, hanımında bir hastalık olursa. Cinsellikten kesilirse zinaya düşmemen için adaleti sağlayabileceğine inanıyorsan ikinci bir hanım alabilirsin. Büyük şartları var, ağır şartları var. Bu yüzden yüz tane Müslümanın doksan sekizi tek eşlidir. Hastalıklara yakalandım. Tedavi gördüm. Bu hastalıklara diğer bazı kızlar da yakalanmıştı. Doktor, bu hastalığın sebebini çok eşlilik olarak açıklamıştı. Grubun içinde cariye olarak bilinen kızların evine gidip gelmeye başladım. Abi olarak nitelendirilen Adnan hocanın yazdığı iddia edilen kitaplar sürekli okutuluyordu. Ben on beş yirmi sene kadar önce (o zaman Adnan diye ismi yoktu, Harun Yahya diye isimler vardı. Kitaplar basılıyor ve ücretsiz dağıtılıyordu her tarafta.)… …elime bunun yedi sekiz tane kitabı geçti ve hepsini okudum. Kardeşler, kitapları tamamen ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarından, nakillerinden oluşuyor. Ehl-i sünnet alimlerinden ne okuduysam bunun kitaplarında da nakilleri gördüm, hep oradan almış, alıntılar yapmış. Hiç bize aykırı bir şey yok. Ama son dört beş seneye geldiğimizde adam tamamen bir evrim geçirdi, cemaat tamamen bir evrim geçirdi ve dış güçlerin maşası haline geldi tamamen. Kardeşler olarak nitelendirilen grubun evlerinde de sürekli ilişkiler oluyordu. Buradaki falanca falanca adlı kızlar da aynı şeyi yapıyorlardı. Tevrat, Antalya’dan çıkacak. Adnan hocadan yüz senede bir gelen kurtarıcı olarak bahsediliyordu. Biliyorsunuz, kendi cemaatinin içinde bu adama ne diyorlar? Mehdi. Spiker diyor ki buna: “Sen, mehdi misin?” “Hayır ama öyle diyorlar.” diyor. “Ben mehdiyim demiyorum ama bana da öyle diyorlar” diyor. “Bakın mesela alnım şöyle, gözüm böyle, duruşum şöyle.” diyor. Yani ben istemem ama yan cebime koy demek gibi. Ben demiyorum mehdiyim ama sen diyorsan da olur yani, olur yani. “Ne bir ayete uyuyor ne bir hadise uyuyor, ben mehdiyim.” diyor. Yüzyılda bir gelen kurtarıcı! Erkeklerle ilişkilerin kardeşlere ve Adnan hocaya itaatin bir gereği olduğu, bunun bir hizmet olduğu ve karşılığının da öbür dünyada görüleceği söyleniyordu. Fetöyü hatırlayın. “Halkı öldürürseniz hem onlar şehit olur hem de siz, bu öldürmenizin karşılığında öbür dünyada büyük mükafatlara nail olacaksınız.” demediler mi bunlar on beş temmuzda? Emirler gelmedi mi komutanlarından? Büyük mükafat var, öldürebildiğiniz kadar öldürün. Tankların altında yüzlerce adamı ezmediler mi bunlar? Arabaları falan eziyorlar, o görüntüler gözümün önünden gitmiyor. Koca tank arabanın üstünden geçiyor, arabanın yarısında insanları eziyor, öbür yarısında kalanlar ezilmiyor. Sağ tarafında ezilen arkadaşını görüyor, paramparça olmuş, tank ezmiş. Bunları, Allah rızası için yapıyorlar kardeşler! Tıpkı vehhabi seleficilerin Allah rızası için canlı bomba olması ve müslümanları katletmesi gibi. Allah rızası için! Onların arasından ayrılanın da cehenneme gideceği söylenerek sürekli baskı yapılıyordu. Hangi cemaat size diyorsa ki: “Bizim cemaatten ayrılırsan cehenneme gidersin.” Bu, cemaat değildir artık. Artık mafyadır o. Mafya! Bu işi mafya yapar. Bizim gruba girersen bir daha çıkamazsın. Bunu mafya yapar. Dünyada sadece senin cemaatin mi var ya? Muhammed aleyhisselama tabi oluyorsa, onun ümmetiyse, ehl-i sünnet olan hangi cemaate gitse kurtulur. Kur!an ve sünnet bizi cemaatlere sevk eder her zaman ama ille bu cemaat demez. Kur’an ve sünnete uysun, bulun orada, kurtulursun. Ama orada anlaşamadığın bazı insanlar var, ayrılırsın başka bir cemaate gidersin. Kriter şudur: ehl-i sünnet olsun yeter, kurtulursun. Doğru yerdesin. Ama bulunduğun yer sana diyorsa ki: “Bizim cemaatten ayrılırsan ayvayı yedin, kesin cehennemdesin.” Sen, sapık bir yerdesin, sapık bir yerdesin. Grup üyelerine ağırlığın cinselliğe değil dini bilgilere verilmesi gerektiğini söylediğimde, abinin bu konuları daha iyi bildiğini, sadece itaat etmem gerektiğini söylediler. Şimdi kız da tereddüt ediyor: boyuna ilişkiye giriyoruz bu nasıl tarikat ya, boyuna zina yapıyoruz ya. Daha fazla biraz sohbet edelim, biraz bir şey yapalım, dini bilgiler konuşalım. Hayır, bizim hocalarımız bu işi daha iyi bilir, bunda büyük bereket var, sen gel benimle. Allah’ım yarabbim. Oyuncak ettiniz Allah’ın dinini, oyuncak ettiniz. Lüksün cazibesi. Evlerdeki koltuklar, genelde altın varaklı aynalar, plazma televizyonlar, şirketlerde de genelde deri koltuklar kullanılarak lüks ve cazip bir hava oluşturuluyordu. Özellikle yatak odalarında, yatağın karşısında aynalı bir dolap olurdu. Yatağın tam karşısında aynalı bir dolap oluyormuş. Kişinin kendi boyun bölgesi ve bazı mahrem noktalarına bakması haram kabul edildiğinden, bu bölgelerin ancak aynaya bakılarak görülebileceği söyleniyordu. Kendi boynuna bakması kişinin haram mıdır kardeşler? Değildir. İslamiyette böyle bir şey yok. Nereden çıktı bu? Ama aynadan bakıyorsan o zaman helalmiş. Yani kendi boynuna bakmak, kendi bazı bölgelerine bakmak haram ama aynadan bakıyorsan helal oluyormuş. Sapık sapık fetvalar. İslamı bilmezsen din uydurursun. Dine uymazsan din uydurursun. Bir gün Orta Doğuya hakim olunacağı, Antalya bölgesinden Tevratın en eski halinin çıkacağı, bunun da bizim kutsal kitabımız ile aynı olacağı söyleniyordu. Bak! Bak! Tevratı bekliyorlar. Kim bekliyor Tevratı? Gerçek Tevratın ortaya çıkmasını kim bekliyor? Yahudiler, şimdiki İsrail, Siyonistler. Bekliyorlar ki o ahid sandığını bulalım, gerçek Tevrat da orada olsun, dünyaya hakim olalım, onu bekliyorlar. Bu grup da kimin hizmetkarı? Yahudilerin hizmetkarı olduğu için, biliyorsunuz, canlı yayında otuz üçüncü derece italyanlardan masonluk beraatı almış bir adamdır bu. Otuz üçüncü dereceye herkesi getirmezler. Çok büyük fedakarlıklar yapmış olması lazımdır. Şimdi, bunların beklentisi ne? Antalya’dan Tevrat çıkacak, Kur’an’ın hükümlerini terk edeceğiz, Tevrata uyacağız ve dünyaya hakim olacak Adnan hoca cemaati. Kardeşler, abiyi hayvanlarla konuşurken gördüklerini söyleyerek onu gözlerinde büyütmeye çalışıyorlardı. Abi – Adnan hoca. Bir gün hocamız bahçede oturuyorken, yanındaki çıtırlarla çay, kahve içiyorken yanına bir kedicik geldi, küçük kedi geldi. Kedici kucağına aldı hocamız ve onunla konuşmaya başladı. İnanır mısınız, hocamız konuşurken kedi ağladı. Böyle böyle, saçma sapan kerametler uyduruyorlar. Etrafındaki insanlara da yedirmeye çalışıyorlar. Son paragraf: ince bel kontrolü. Evdeki beş kişiyle birlikte Adnan hocanın vani köydeki evine gittik. Gitmeden önce kardeşlerden birisi bana: “Açık, dekolte bir elbise giyerek gitmemi” söyledi. “Hocamızın karşısına çıkacaksın; normal bir elbiseyle çıkmaman lazım açık, dekolte, çekici ve alımlı olman gerekiyor.” demişler. Ancak ben kapalı bir kıyafetle gittim. Adnan hoca geldiğinde yine kardeşlerin telkiniyle ayağa kalktım. Adnan hoca oturduğu yerden beni yanına çağırdı. Elleri ile bellerimizin inceliğini kontrol etti. Gelmiş, kızı yanına çağırmış, kıza bakmış, belini tutmuş eliyle: “hımm yeteri kadar ince olduğunu düşünmüyorum, biraz daha zayıflaman lazım.” demiş. İstediği gibi kontrol yapabiliyor kızlarla yani. Cansız mankenler gibi ve bu adama hoca diyorlar. Ve bu adama din önderi, dini önder diyorlar. Yıllar boyu televizyonunda ahlaksızlık satan bir adam. Dudağımı eliyle aşağı yukarı ittirip, ağzıma baktı. Almış dudağını, çekmiş şöyle aşağı yukarı, ağzının içene bakmış. Kitaplarını okumamızı, kardeşleri dinlememizi, şirket işlerinde yardımcı olmamızı söyledi. Bir kadın ve erkeğin yalnız oldukları zaman ilişkiye girmeleri yasaktı. Dikkat buyurun. Kadın ve erkek yalnız oldukları zaman ilişkiye girmeleri yasakmış. Yani teke tek kaldılar mı burada haremlik selamlık meselesi var, mahrem bir durum söz konusu; teke tek kalmaları yasak. Eeee. İlişki sırasında bir erkek odaya rahatlıkla girip çıkabiliyordu. Başka bir erkek girip çıkabilirse orada serbest. Bu sefer haramlık ortadan kalkıyor. Yani toplu cinsellik, toplu sex serbest ama teke tek olmaz. Bizim edebimize, ahlakımıza uymaz. Utanmaz herif. Ya böyle bir şey olabilir mi ya! Allah’ım neler duyacağım yarabbim ya. Bizi ailelerimizden soğutmak için ailelerimizin münafık olduğu söyleniyordu. Aynı usul kimde var bugün? Aynı usul. Ailen münafık, ailen müşrik, ailen kafir usulu kimde var? Vehhabi selefiler. İlk telkinleri ne? Senin baban, annen üç defa hacca gitmiş olmasına rağmen oy kullandığı için müşriktir, artık onlara itaat etmek zorunda değilsin, ayrıl onlardan, gel bize. Bir iki aylık bir eğitimden sonra seni Suriye’ye göndereceğiz, DAEŞ’in hizmetine gireceksin, şehitlik kesin, kesin şehitsin. Vallahi niyazi olursun. Şehit olmazsın. İslam düşmanlarının tamamı cehenneme gider. Daeş dediğimiz terör örgütü tıpkı pkk gibi, tıpkı fetö gibi batı menşeli, batının kulu kölesi bir terör örgütüdür. Tek amaçları vardır: İslam’ın parçalanması, bölünmesi ve son kale olan Türkiye’nin de Irak gibi, Suriye gibi paramparça olmasıdır. Amaçları bu. Elhamdülillah. Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı falan bunların planları bozduk. Daha doğuya doğru devam edeceğiz. Şimdi Münbiç var sonra daha doğusu var. Üç tanrıcıları, ateşe tapanları ve daeşlilerin tamamını temizleyeceğiz bu dünyadan, hepsini cehenneme göndermeyi Allah bu ellere nasip etsin inşallah. Amin Ya Mu’în. Birinin tercih edilmesi gerekirse kendilerinin tercih edilmesi gerektiği ancak aileler tarafından para verilir ve bu paralarda kardeşler için harcanırsa ailelerin sevaba gireceği anlatılıyordu. Şimdi aileler bunlara para veriyorsa, aileniz çok zengin olduğu zaman, size para verdiği zaman paraların büyük kısmını kardeşlerinize bölüştürün, onlara verin. “Bu, çok büyük bir sevaptır.” diyorlar. Adamlık dini diye bir kitapları vardı. Bizim için ölçü bu kitaptı. Dış dünyayla temasa geçmeye başladığımda, yaptığım şeylerin ne kadar korkunç şeyler olduğunu anladım. Bu şahıslarla irtibatı koparttım. Milliyet.com.tr nin haberi. Allahu Teala ne kadar içine düşmüş olan, tuzağa düşmüş olan müslüman erkek ve kız kardeşimiz varsa hepsini bu sahte tarikatlardan kurtarsın.

Karı koca ve cinsel yaşam… – Batı, aileyi yok etmek istiyor!

Muhammed Aleyhisselam Allah’ın Peygamberi. Daha üstün bir rütbe yok. Devamlı ibadette, bacakları devamlı şişinceye kadar namaz kılıyor, ümmetim, ümmetim diyor. Ama sende kendini affettirmek için hiçbir gayret yok, hiçbir telaş yok. Hep bir batılılaşma, hep bir batıya özenme… ‘Biz batılı olacağız, onlara benzeyeceğiz.’ Batı nedir, size özetleyeyim batıyı. Hollanda’dan Müslüman kardeşim mesaj gönderdi: “Hocam…” “Hollanda’da kızların bekâretini kaybetme yaşı on iki ile on dört arasıdır.” Hollandalı kızların bekâretini kaybetme yaşı on iki ile on dört arasıdır. Bir Hollandalı kız; okulda ya da okulun dışında, seyahatte, gezmelerde erkek arkadaşıyla, flörtüyle gezmede bekaretini kaybettiği zaman evine gelir, annesine ve babasına durumu anlatır, annesi ve babası bekâretini kaybetmesi şerefine parti verir. İşte senin övündüğün, senin taklit etmek istediğin Batı budur. Hangi aklı başında bir Müslüman, kızının, o yaştaki bir kızının nikahsız bir şekilde cinsi beraberlikle bir tecrübe kazanmasını ister? Böyle berbat bir ilişkiyle hayata, en önemli anına adım atmasını ister? Hangi aklı başında Müslüman bunu ister? Ama Batılılar için bu parti yapılacak bir şeydir, bir mezedir. “Aa kızım, aferin kızıma be, kim bilir ne kadar zevk almıştır benim kızım.” Batı budur. Batı’nın gelişimi budur işte. Taklit etmek için koşturduğun, çalıştığın Batı budur. Batı, kadının özgürlüğünü istemez, kadına ulaşmanın özgürlüğünü ister. Perdeler arkasından bunu söyler. “Kadın özgür olsun, bırakın kadını çıplak gezsin.” Hayır, onun tek bir istediği şey var: İstediği kadınla, istediği anda zina edebilmek. Batılıların baktığı tek şey budur. Girdiği her ortamda çıplak kadın görmek ister. Onun vücudunun her tarafına rahat bir şekilde bakabilmek ister. İşte Batı’nın özgürlük anlayışı budur. Kadınların bedenlerini bir teşhir aracı olarak kullanmayı çok sever batı. Kardeşler, bu Müslüman kardeşiniz her inanıştaki adamın inanışına saygı duyar, asla rencide etmez, hakaret etmez, küfretmem. Ateist, deist, agnostik fark etmez benim için. O adam bana İslam’dan konu açmadıkça ben ona baskı yapmam. Tercih onun. Allah kafasından şimşek çaktırmıyor, kafasından aşağı bir şimşek indirmiyor ateist olduğu için. Ben mi onu döveceğim ya. Ben onu Müslüman etmek zorunda mıyım? Hayır. Hidayet Allah’tan. İster kabul eder ister etmez. Bana din hakkında bir sual sorarsa, ben açıklamasını yaparım. Tereddütlerini, şüphelerini gidermek için İslam’ın hükümlerini bildiririm kendisine. Ama baskı yapmam. Çünkü dinde zorlama yoktur. Ateistlere, komünistlere falan bu şekilde saygı gösteren, inanmamalarına bile saygı gösteren biz; kadın teşhircilerine karşı ve İslam’a küfredenlere, İslam’a hakaret edenlere karşı bir o kadar şiddetliyiz. Nükleer bir öfkemiz vardır bunlara karşı. Özellikle kadın teşhircileri, benim en sevmediğim adamlardır. Bu adamların dillerine pelesenk olmuş cümle şudur: “Biz, kadınların özgürlüğünü istiyoruz.” “Daha rahat hareket etsinler, kendileri çalışsınlar, çıplak gezsinler, rahat giyinsinler…” “İnsanlar onlara karışmasın.” “Sadece kocalarının kadını olmak yerine, bütün erkeklerin kadını olsunlar.” diyorlar. İşte ben, bu adamlardan tiksiniyorum. Kadının sahibinin bir koca değil, onlarca kocası olması gerektiğini söyleyen zihniyetten tiksiniyorum. Hayatımın sonuna kadar bunlara reddiye yapmaya devam edeceğim. Nikaha karşı olanlar, on yedi yaşında, on altı yaşında, on sekiz yaşında, yirmi yaşında bir kızı dini nikah ile alan bir adama hakaret edenler, nikah ile ilişkiye girenlere hakaret edenler, aşağılayanlar, bu kitabın hükümlerini reddedenler ama on beş yaşında on dört yaşında bir kızla, bir flörtle cinsi münasebette bulunan ve zina eden çocukları kutsayanlar, buna özgürlük diyenler, buna gelişmişlik diyenler, işte bu adamlarla hayatımızın sonuna kadar mücadele etmeye ve savaşmaya devam edeceğiz. Kadını aşağılayan bu insanlarla mücadeleye devam edeceğiz. Bir erkekle bir kadın evlenirken, nikah sözü verirken bir şeyde daha söz verirler. En zor gününde seninle beraber olacağım, namazımızı beraber kılacağız, aç kalsak beraber aç kalacağız, çocuğumuza beraber bakacağız, hayatımın sonuna kadar senden başka hiçbir kadına elimi uzatmayacağım, zina yapmayacağım söz veriyorum. Kadın da aynı sözü erkeğine verir. Bir şeye daha söz vermiş olurlar. Nedir o? “Hayatımın sonuna kadar seni zinadan koruyacağım ey karıcığım.” “Hayatımın sonuna kadar seni zinadan koruyacağım ey kocacığım.” Buna da söz vermiş olurlar. Evliliğin temelinde aslında ne vardır? İki taraf da birbirini zinadan korumak zorundadır. İki taraftan herhangi birisinin şehveti o anda fazla olursa, diğeri onu reddetmemelidir. İslamiyette bu, büyük günahlardandır. Kocanın şehveti fazla olduğunda kadın onu reddetmeyecek. Kadının şehveti fazla, kocaya ihtiyacı var; eve gel işim var diyor kadın. Telefon açıyor. Koca ne diyor? “Ya maç var, maça gideceğim ya.” Ya ne maçı? Kemal Sunal’ın bir filmi vardı. Şimdi, çok eskiden izlediğim için tam olayı hatırlamıyorum fakat bir kısmını hatırlıyorum, sadece bir an var. Bu bir harami. Dağda karısıyla evlenmiş fakat daha cima yapamamış. Zifaf gecesine girememiş, dağa kaçmış. Haramilerle beraber dağda yaşıyor. Bu bir şarkı söylüyor orada. Çok dertlenince harami arkadaşları diyor ki o yol kesenler: “Hadi be gidelim köye, senin kadınını alalım, seni de zifafa koyalım.” diyor Kemal Sunal’a. Bu da diyor ki: “Tamam be hasret bitsin artık.” diyor. Köye bir gidiyorlar; köyde bunları, bu haramileri kahvehanenin önünde karşılıyorlar. “Oo hoş geldiniz” falan… Haramilere, teröristlere müthiş bir karşılama yapıyorlar. Oturuyorlar orada biraz muhabbet, sohbet falan; çay içiyorlar orada bir tane. Şimdi, Kemal Sunal zifafa girecek az sonra, çayı içiyor, bir tane çayı bitiriyor tam kalkacak; “benim gitmem lazım” diyor, “acil işim var” diyor, “eve gitmem lazım” diyor. Şimdi, yanındaki arkadaşı diyor ki: “Ya otur” diyor, “çay var burada ya” diyor, “çay var burada” diyor. “Ya ne çayı kardeşim çayla bir mi ya. Evde hanım beni bekliyor ya.” diyor. Şimdi, kadın kocasına telefon açıyor, diyor ki: “Bey, eve gelmen lazım. Enerjim yüksek boyutta, spor yapmamız gerekiyor.” Bey, ona ne dese beğenirsin? “Hatun, halı saha maçımız var. İddialı bir maç bu ya, halı sahada maç yapacağım.” diyor ve evine gitmiyor. Hadis-i şeriflerde kadının kocasına sırtına dönmesi meselesi vardır. Melekler lanet eder diyor ona. “Kocası, karısını yatağa çağırdığında kadın tandırda yemeği bile olsa”, diyor hadis-i şerifte Efendimiz Aleyhisselam, “tandırda yemeği bile olsa kocasının davetine icabet etsin.” Başka bir hadis-i şerifte, “sırtını kocasına dönerse, melekler ona sabah kadar lanet eder…” Peki bu hadis-i şerifler kadın için geçerli de erkek için geçerli değil mi? Erkeğin şehvete ihtiyacı olduğu gibi kadının da bazen şehvete ihtiyacı olabilir, o da insandır. Ama kadın, kocasını çağırdığı zaman, kocası ne diyor? “Halı saha maçım var.” diyor. “Arkadaşlarımla PES turnuvam var.” diyor. Ya da “maça gittim, Fenerbahçe-Beşiktaş derbisini seyretmeye gittim.” diyor. Bu olur mu? Sonra eve geliyor. Saat on iki buçukta, birde enerji tükenmiş, bağırmış, çağırmış, küfretmiş, enerji tükenmiş; hanımına sırtını dönüp yatıyor. Aynı şey bu erkek için de geçerli değil mi? Aynı hadis bu erkek için de geçerli değil mi kardeşler? Kadın ve erkek birbirlerini zinadan korumaya da yemin etmişlerdir evlilikle beraber. İşte Batı neyi istiyor? Bu beraberliği, birliği yıkmak istiyor, aile mekanizmasını yok etmek istiyor. Soyları kurudu. Almanya’dan, Hollanda’dan, Belçika’dan, Fransa’dan, İngiltere’den, dünyanın her tarafından bana mesajlar geliyor Müslüman kardeşlerimden. Soyları kurudu. Almanya’da her sokakta bir tane yaşlı evi var. Her sokakta bir yaşlı evi… Bitmiş. Askerlerin tamamı paralı. Bizim gibi ölüm için askere koşturan gençler yok. Hepsi paralı asker, lejyoner. Bizde bir 15 Temmuz oluyor; adamın silahı milahı hiçbir şeyi yok, tankın altına yatıyor. Böyle dengesiz bir millet yani. Ama onlarda bütün askerler paralı. Genç nesil yok çünkü. Genç nesil bitmiş. İşte Batı, kendi başına gelen soy kuruması durumunu Müslümanların da başına vermek istiyor. Bak, iki milyara bir milyarken şimdi Müslümanlar oldu 1.6 milyar Hristiyanlar hala 2.1 milyar. Sayımız gittikçe artıyor; soykırım yapmalarına rağmen, bize soykırım yapmalarına rağmen. Sayımız gittikçe artıyor ve Hristiyanlara yaklaşıyoruz. Bunun yok olması için aileyi bitirmek istiyorlar. Dizilerle, filmlerle, evlilik dışı ilişkilerle, zinayı ve flörtü genişleterek bitirmek istiyorlar. Buna karşı duracaksın. Muhammed Aleyhisselama benzeyeceksin. Sahabilerine benzeyeceksin ve dini on dört asırlık ana caddede yaşayacaksın. Bunu yaşarsan, Batı sana karşı asla galip gelemez. İşte örnek, sahabiler; işte örnek, atamız Osmanlı. Allah onlara rahmet etsin. (Âmin)