Eğer ahiret ve hesap günü olmasaydı, Allah’a, zalim Allah diyecektiniz!

Allah’ımız devam etti: “O Allah, gökleri ve yeri yarattı.” “…bil hakki.” “bir hak ile yarattı. Hakikati ortaya çıkartmak için yarattı, gerçeği ortaya çıkarmak için yarattı.” (Ankebut, 44) Bu hakikat nedir kardeşler? Hakları ödemek, hakkı ortaya çıkartmak nedir? Şimdi… Allah Teala hazretleri, bu dünyada fakiri yarattı, zengini yarattı. Fakir de var, zengin de var. Âlim de var, cahil de var. Her iki türden insan var. Sağlıklı da var, hasta da var. Şimdi, zenginlerden bazıları, fakirlerden bazılarına zulmediyor mu etmiyor mu bu dünyada? Zekâtını vermemek zulüm değil midir? Allah, sana bir nimet, bir mal, servet verdiği zaman senden ister ki yüzde iki buçuğunu her sene devran döndüğü anda, bir sene dolduğu anda fakir fukaraya dağıtacaksın. “Ben dünyada bu kadar fakir yarattım. Zenginlerin vereceği zekât, fakirlere yetmeseydi ben zalim bir Allah olurdum.” “Fakirleri yarattım ki sizi, zenginler, sınav ediyorum. O zekâtınızı vereceksiniz, bu fakirler aç kalmayacaklar.” Dünyada açlık olmazdı. Şu dünya nizamı, şu Birleşmiş Milletler… Boyuna toplanıyor toplanıyor, dağılıyorlar. Hiçbir halta çözüm bulamıyorlar. Yüz doksan tane ülke. Bir İslam kanunlarını ortaya koysalar dünyada bir tane aç kalmaz. Dünyada bir kişi açlıktan ölmez. Yapacağın tek şey, İslam kanunlarıyla bundan sonra hareket ediyoruz, de. İnsanlar huzuru bulur. İşte Osmanlı… Bırak fakir fukarayı, dağdaki kurtların bile rızkını düşünen bir devlet. Şu güce, kudrete bakın! Neden Allah böyle bir kuvvet verdi? Çünkü İslam’ı yaşıyor. İslam’ı yaşadığın zaman Allah güç kuvvet verir. Bazı kuvvetliler bazı zayıfları bu dünyada ezdi. Eğer Allah, ahiret âlemini yaratmasaydı zalim bir Allah olmuş olurdu. Çünkü burada adam mazlum, adam fakir; öbür adam zengin, bunun hakkını parasını bastırarak gasp ediyor. Bunun hakkına giriyor. Burada adam fiziki olarak kuvvetli; öbürü zayıf, cılız. Her gün iğne yemiş, her gün enerji haplarından içmiş, her gün spora gitmiş, yüz kilo olmuş. İri yarı. Buradaki adam elli kilo, fakir, bakımsız. Bakımsız olduğu için bu adam geliyor her akşam gelirken arkadaşlarının gözünün önünde adamı dövüyor. Bu zalim, bu mazlum. Şimdi bu dünyada, bu adam bundan hakkını alamıyor. Ahiret olmasaydı burada bir adaletsizlik olmuş olmayacak mıydı kardeşler? Neden ahiret var? Ahiretin varlığının en büyük delillerden bir tanesi bu ayettir. “Gökleri ve yeri yarattı.” “…bil hakki.” “hakkı ortaya çıkarmak için yarattı.” (Ankebut, 44) Eğer gökleri ve yeri yaratmasaydı ve insanları burada bir sınav etmeseydi o zaman zalim olanlar, mazlum olanlara karşı kârlı çıkmış olacaktı. Yaptıkları yanına kâr kalmış olacaktı. Adam kadına tecavüz ediyor. Bugün dünyada tecavüzün en çok işlendiği ülke hangisi kardeşler? İsveç. En çok ateistin olduğu ülke hangisi? İsveç. Dünyadaki en çok ateist, zaten resmi dini yok. İsveç ateisttir. En çok tecavüz nerde? İsveç’te. Bir sual daha sormam iktiza ediyor: En çok intihar vakası nerede? İsveç’te. Yaşam ferah, maddi gelir durumu en rahat yer İsveç. Neden peki en çok tecavüz burada, en çok intihar burada? Neden bu ülkede? Dinsiz bir yaşam. Bak! En zayıf, en kötü, en tahrif olmuş din bile Hristiyanlık ve Yahudilik… Onu bile yaşasalar ateizmden çok daha iyidir. Onu bile, tahrif olmuş dini bile yaşasalar. Bir de İslam’ı yaşasalar ne olacak? Çok daha huzurlu, çok daha bir yaşam ortaya çıkacak. En büyük delili ne olacak? Tecavüzler azalacak bir, ikincisi intiharlar azalacak. İnanç ne kadar zayıfsa ölme isteği o kadar fazla artar. Ben burdan kurtulmak istiyorum, bu dünyadan kurtulmak istiyorum, der. İnanç kuvvetli olduğu zamansa daha fazla ibadet yapma isteği ortaya çıkar. İslam ve İslamsızlık böyle bir şeydir kardeşler. İşte, İmam Razi Hazretleri ayetin bu kısmını tefsir ederken diyor ki: “Eğer Allah ahiret alemini yaratmamış olsaydı zalim bir Allah olmuş olurdu!” Bizim Allah’ımız asla zalim değildir.

Kâbe imamları neden her rekatta üstünü düzeltiyor?

Takva elbisesi giyememiş milletlerden bir tanesi şu anda kimdir? Amerika’nın sadık hizmetkârı Suudi Amerika. Suudi Arabistan mıydı? Ama değişti artık o. Suudi Amerika oldu. Biz vehhabiliği de bıraktık ılımlı İslam’a geçtik diyen Suudi Amerikalılar. Geçen hafta bir video paylaşmıştım. Etiyopya’nın başbakanı bir konuşma yaptı. Birleşik Arap Emirlikleri’nden meslektaşıma dedim ki: Bize mali imkân verin, bize bazı hocalarınızı gönderin, din adamlarınızı gönderin… Ülkemizde medreseler açalım ve orada bize Arapçayı öğretsinler. Arap Emirliklerindeki adam bana dedi ki diyor: Ne gereği var gelsin sizin din adamlarınız bizim ülkemize, biz onlara İslam’ı öğretiriz, demişler vehhabi Araplar. Ben de onlara dedim ki diyor: Siz İslam’ı terk ettiniz, biz sizden İslam’ı öğrenecek değiliz. Sizden istediğimiz tek bir şey var: Bize mali kuvvet verin, mali destek yapın, ülkemizde medrese açalım, hocalarınız gelsin bize sadece Arapçayı öğretsin. Arapçayı öğretin, biz o öğrendiğimiz Arapça ile Kur’an’ı, tefsirleri, hadisleri okuyacağız, ezberleyeceğiz… Sonra size geleceğiz terk ettiğiniz İslam dinini size öğreteceğiz. Bizim işimiz bu. Siz İslam’ı terk edeli uzun zaman oldu. Siz İngiliz’in dinine gireli uzun zaman oldu, diyor bu Etiyopya’nın başbakanı. Allah bin kere razı olsun. Âmin. Bütün ümmete tercüman oldu bu adam. Bütün ümmete! Bu kadar kısa ve net bir şekilde adamın suratına tokat atan hızlı bir silahşor ilk defa gördüm bak böyle, tık! Hani böyle “Nasılsın, iyi misin?” falan diyor ya böyle. “Tak” tokatı bırakıyor, ters. Bruce Lee tarzı. Mahvetti adamı. İşte bak bu vehhabi Araplardan vehhabiler hakkında o kadar fazla videom var ki şimdi benim videoların altına İngilizce dublaj da yapıyorlar… Bu Arabistan hükümeti benim videoları seyrederse bak oradan beni çıkartmazlar. Herhalde orada şehit olabilirim haberiniz olsun kardeşler gitmeden önce hepinizle helalleşeceğim. Burada ne olacak bilmiyoruz çünkü. Bunlar Ehl-i Sünnet’i sevmezler. Kâbe imamları neden her rekâtta üstünü düzeltiyor? Çok sorulan, ülkemizdeki Müslümanlar tarafından bize çok sorulan suallerden bir tanesidir. Bunu nakledeceğim inşallah kayıta girecek. Bir daha da bana bu suali sormazsınız artık. Hocam selamün aleyküm hayırlı geceler inşallah. Kâbe imamları neden her seferinde kıyamda, secdede, rükûda üstünü düzeltiyor? Biliyorsunuz cübbeleri üzerlerinde her eğilmelerinde her kalkmalarında devamlı surette cübbelerini düzeltiyorlar, sonra başlarındaki şeyi düzeltiyorlar. İki el ile ama bütün işleri iki el ile yapıyorlar. Tek elle değil. Kardeşimiz de bu konudaki rahatsızlığı diğer yüzlerce kardeşimiz gibi dile getiriyor. Ve aleyküm selam kardeşim. Suud hükümetinin resmi mezhebi İngiliz yapımı vehhabiliktir. Biliyorsunuz bunun tarihçesi 200 yıla dayanır. İngilizler kurdu bunu, ajan Hempher’le beraber. İbn Abdülvehhâb’ı kandırdılar, aldattılar. Yeni biz mezhep kurdular Osmanlı’yı yıksınlar diye. Vehhabiler mezhepsizdirler. Bu mezhebin özelliği ne? Selef âlimlerine tabi olmuyor, ayet ve hadislerden peygamber, sahabe nasıl mana çıkartıyorsa, müçtehitler nasıl mana çıkartıyorsa biz de mana çıkartırız. Onlar öyle anlamış olabilir, biz farklı anlıyoruz. Mezhepsiz demek bu demektir. Onun da aklı var, benim de aklım var. Abdullah ibni Mes’ud’da adam, ben de adam. Muhammed Mustafa da adam (Sallallahü aleyhi ve sellem) ben de adam. O da anlıyor, ben de başka bir şekilde anlıyorum. Bunu kim diyorsa bunun adına mezhepsiz denir. Dini Muhammed Aleyhisselâm ve talebelerinden daha iyi bildiğini iddia eden ahmak ve cahil adam. Vehhabilik nedir? Vehhabilik de bunun gibidir. Ben bu hadisten şu manayı alıyorum.. Ben bu ayetten şu manayı alıyorum. Ona göre amel ediyorum. Diyorlar ve kendi aralarında kırk mezhebe bölünüyorlar. Vehhabilik şu anda kırk ayrı mezheptir. Hepsi birbirine kâfir der. Şii’lik şu anda altmış ayrı mezheptir. Hepsi birbirine kâfir der. Dört hak mezhebi kabul etmeyen, burun çevirenler iyi anlamış, idrak etmiş olsun. Ayet ve hadislere, kişisel levhalarına ve keyiflerine göre mana vermeye alışık olduklarından… Allah Teâlâ karşısında böyle edep dışı görünümler çokça olabiliyor. Namaz demek Allah’ın huzurunda durmak demektir. Son namazın olarak hayal edeceksin. Bu benim son namazım olabilir, her an gidebilirim. Son namazın olan bir namazda kırk defa kaşınır mısın ya? Cep telefonuyla oynayan, mesaj göndereni bile gördüm videolarda. Bana göndermiş kardeşim. Arka tarafta cep telefonuyla mesaj gönderiyor. Tık tık tık. Belki de köy oyunu oynuyor bilmiyorum. Namazdasın Allah’tan kork ya! Onlardan örnek alan bizim ülkemizdeki bazı hocalar mevlitlerde dua ettirirken bir elinde cep telefonu diğer gideceği mevlite mesaj gönderiyor. Diğer eli de açık dua ediyor. Bu elle dua ediyor bu elle de mesaj göndermeye devam ediyor. Adam aynı anda üç tane iş yapıyor. Allah’ım bu mevliti veren kimse bu mevliti yapan kimse bunlara cehennem yüzü gösterme diyor… Ama buradan da diğer adamı bağlamaya devam ediyor. İnsanda biraz utanma olur ya! Bu ne kepazelik ya! Görüyorlar o tarafta, Arabistan’daki adamlar bunu yapıyorsa diyor biz de yaparız gayet makuldür diyor. O din onlarınki değil onlar dini terk edeli uzun zaman oldu. Din Allah Resulü ve sahabilerin yaşadığı gibidir. Allah’ın selamı onların üstüne olsun. Din, Selçuklu ve Osmanlı’nın yaşadığı gibidir. Allah onlardan razı olsun. Âmin. Onlar doğru yaşadığı için Allah dünyaya hâkim kıldı. Kim dini doğru yaşarsa Allah onu dünyaya hâkim kılar. Osmanlı! Örnek ortada. Kim geliyorsa karşısına böyle geliyor. Sultan tahtına oturmuş, kılıcı sağ tarafta. Sultanın karşısına hangi devlet reisi gelse böyle geliyor. Sultanım, emriniz nedir? Bugün hangi devlet reisi bizim liderimizin karşısında el pençe divan duruyor. Böyle bir şey yok. O zaman vardı çünkü İslam yaşanıyordu. Tam manasıyla İslam yaşanıyordu. İnşallah rabbim bize o günleri geri getirir. O kuvveti tekrar bize iade eder. İnşallah. Rabbimiz hidayet etsin ve bu seleficileri de 14 asırlık ana caddeye Ehl-i Sünnet’e döndürsün. Âmin. Not: Abdullah ibni Mes’ud’un piri olduğu 14 yıllık Hanefi mezhebinde, biliyorsunuz Hanefi ve Maliki mezheplerinin piri kimdir? Abdullah ibni Mes’ud’dur. Allah ondan razı olsun. Muhammed Aleyhisselâm’ın en sevdiği dört Abdullah’tan bir tanesidir. Din, dört Abdullah ile kuvvetlenecek. Hadis-i Şerif’tir. Bir tanesi kim? Abdullah ibni Mes’ud. Bir tanesi kim? Şafiî ve Hanbeli mezheplerinin piri Abdullah ibni Ömer. Hz. Ömer’in oğlu. Bir tanesi Abdullah ibni Abbas. Tefsirin piridir. Bir tanesi Abdullah İbni Amr İbni’l-As. Bu da fakihtir. Dört Abdullah. Bunları unutmayın. Allah Teâlâ ellerini öpmeyi nasip etsin bize cennette. Âmin. Âmin. İşte, 14 asırlık Hanefi mezhebinde Abdullah ibni Mes’ud‘un piri olduğu Hanefi mezhebinde… Namaz içinde iki el ile yapılan herhangi bir keyfî amele amel-i kesir denir ve namaz bozulur, iade lazımdır. Secdeye gittin, takke düştü. Sen şimdi ne yaptın? Dur, takvadan eksilmeyeyim dedin, takkeyi aldın iki elle başına koydun. Ne oldu namaz? Gitti. O namazı iade etmen lazım. İmam namaz kıldırıyor. Sen de aceleci bir adamsın. Komuta göre hareket etmiyorsun. İmamdan önce rükûya gidiyorsun, imamdan önce secdeye gidiyorsun. Bu hafta camide… Ya cumaydı ya cumartesiydi tam hatırlamıyorum şimdi belki de pazardı bir cenazemiz vardı. Namaz kıldırdım cemaati. Namaz kıldırmadan önce cemaate iki üç bilgi verdim. İmam kardeşlerimizin hiç vermediği bilgiler. Önce Muhammed Aleyhisselâm’ın bir hadisini söyledim. Saf konusundaki titizliği nereden geliyor âlimlerimizin, hocalarımızın? Muhammed Aleyhisselâm’ın şu hadisinden gelir. Safları sıklaştırın. Adımlarınız bir ilerde bir geride olmasın. Yoksa kalpleriniz de bir ilerde bir geride olur. Bu Hadis-i Şerif’tir. Saflar sık olacak ve dümdüz olacak, ip gibi. Neden? Çünkü bazıları ilerde bazıları geride olursa kalpler de birbirine yakın olmaz. Fikirler değişir. Anlaşmazlıklar olur. Müslümanlar içinde anlaşmazlık olduğu zaman işte bugün ümmetin haline bakın. Öldürülen tek insanlar Müslümanlardır. Anlaşmazlıklar çok. Çünkü saflar bir ilerde bir geride. Bir türlü tek saf olamıyoruz. Peşinden bir şey söyledim cemaatteki kardeşlerimize. Dedim ki: İmamdan önce kimse rükûya gitmesin, imamdan önce kimse secdeye gitmesin. Namazları ifsat olur ve iade lazım gelir. Bugün cemaatimizde gördüğüm en büyük sıkıntılardan bir tanesi imamdan önce secdeye ve rükûya giden ihtiyarlar. Gençler değil. Özellikle ihtiyarlar bunu yapıyor. Ya bu imam niye rükûda fazla kalıyor ya diyor ondan önce kalkıyor. Bu imam niye secdeye gitmiyor ayakta niye duruyorsun ya diyor inattan, sırf inattan secdeye gidiyor. İmamdan önce. Ve giderken de dizlerini yere vuruyor kasti olarak. İmamın kalbine kalbine vuruyorum diyor. Sana öbür tarafta bir topuzla vuracaklar hacı amca. Hayal edemezsin. İnatla olur mu bu? Sen namazı imama mı kılıyorsun? Allah’a kılıyorsun. Allah da bu namazın şekillerini kurallarını Muhammed Aleyhisselâm’a Cebrail (As.) vasıtası ile öğretti. Onlar nasıl yaptıysa aynı şekilde yapacağız. Muhammed Aleyhisselâm ikaz etti: Sakın sizden kimseyi… Ben artık yaşlandığım için ağır ağır kıldırabiliyorum. Sakın sizden kimseyi benden önce rükûya gittiğini görmeyeyim. Benden önce secdeye gittiğini görmeyeyim. Sakın! Hadise budur. İki elle herhangi bir şeyi yaptığınız zaman, pantolon çektiniz mesela secdeye giderken. Ne oldu kardeş namaz? İfsat oldu. Ama bunlar ayağa kalkıyor, düzeltiyor, ön tarafını düzeltiyor. Bazıları havaya bakıyor. Biliyorsunuz vehhabilik akidesinde tıpkı Hristiyanlar ve Şiiler gibi Allah yukarda oturur (hâşâ ve kellâ). Ehl-i Sünnet akidesinde Allah mekândan münezzehtir. Bid’at fırkalar ile bizim aramızdaki en büyük farklardan bir tanesidir. Allah’ın kütlesi, şekli yok ki mekânı olsun. Mekânı olması için bir kütlesi olması lazım, hacmi olması lazım, şekli olması lazım. Allah’ın şekli yoktur. Yaratılmış olan hiçbir şeye benzemez. Dolayısıyla Allah Teâlâ bu insanlara hidayet nasip etsin. Âmin. Şimdi vehhabiliği bıraktık diyorlar artık. Biz daha ılımlı İslam’a geçtik. Bu sefer fetö’nün İslam’ına geçtiler daha beteri. Vehhabilikten daha beter bu. Ilımlı İslam ne demek? Hadislere ayetlere istediğimize göre mana veririz değil, artık şuna geçtiler ayetlerin bir kısmı kabulümüzdür… Ama bir kısmı reddimizdir. Çünkü bugüne hitap etmiyor. Ilımlı İslam bu demek. Dilimli İslam. Bazı ayetleri dilimleyeceğiz. Bir kısmını kabul edeceğiz, bir kısmını reddedeceğiz. Buna fetö İslam’ı denir. Amerika’dan Vatikan’dan sahte Müslümanlara öğretilen fetö İslam’ı. Şu anda ılımlı İslam’a geçtiler. İmamların son görüntülerine bakacağım. Bir sene içinde iki sene içinde bakalım imamlarda bir değişiklik olacak mı? Daha relax mı olacaklar? Başka bir namaz mı yapacaklar? Çünkü bunların akidesinde üç noktaya bakarak namaz kılma olayı var biliyorsunuz. Üç noktaya bakın ve namazı öyle kılın. Kıyam, rükû, secde. Sadece gözlerle kılacaksın diye saçma sapan bir akideleri var fetö İslam’ının. Neden düzelemiyorlar? Çünkü ego göbekleri var. Ego. Bu din Arabistan’a indi. Arabistan’a indiği için biz dünyadaki bütün Müslümanlardan daha üstünüz, daha hayırlıyız, daha özeliz… Ve hepsi bizden İslam’ı öğrenmek zorundadır dediler. Ve bu ego göbeğinden sebep önlerini göremediler, rögar çukuruna düştüler. Şu anda Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan gibi vehhabi akidesinde olan Müslümanlar rögar çukurunda kıvranıyorlar ve yukarıya el uzatmış şöyle diyorlar: Kurtarın Bizi! Kurtarın Bizi! Biz de bunlara diyoruz ki: Hani kuldan yardım istemek şirkti ey vehhabi? Vehhabilerin akidesinde biliyorsunuz bir kul başka bir kuldan yardım isterse… Ya kardeş klimam bozuldu gel şunu tamir et ya derse bu müşriktir. Yardım istemeyecek ondan. Kliması bozluğu zaman oturacak klimanın yanında: Allah’ım benim klimamı düzelt ya… Allah’ım klimamı düzelt. Buna vehhabi akidesi denir. Kulların herhangi birisinden, herhangi bir yardım istediğinde kendisini müşrik sayar. Allah hidayet nasip etsin bunlara. Âmin. Allah kurtarsın. İki tane arkadaş yolda gidiyordu biri rögar çukuruna düştü iki vehhabi. Rögar çukuruna düşen vehhabi dedi ki yukardakine: Kardeş, medet! İmdat kardeş, kurtar beni! Yukardaki de dedi ki: Sen benden yardım istedin, Allah’tan başkasından yardım istediğin için müşriksin artık, rögar çukurunda koku ala ala öleceksin, dedi. Buna reformist kafası, vehhabi kafası denir. Allah neden ahmaklaştırdı bunları? Bütün ümmete müşrik dersen, Allah beynini alır. Beynin burada durur, fiziksel olarak ağırlık buradadır. Yarım kilo, bir kilo. Ama Allah içerdeki cevheri çekip alır. Cevheri çekip aldığı zaman ahmak olursun. Üç defa hacca gitmiş babasına, oy verdiği için ahmak diyen… iki defa hacca gitmiş abisine devletten ehliyet aldığı için (araba kullanma ehliyeti ya) müşriksin sen diyen ahmak vehhabi. Allah’ım sen bu insanları kurtar Ya Rabbi. Âmin.

“Osmanlı şeker bile üretemedi” diyen Kemal Kılıçdaroğlu izlesin!

Şimdi kardeşler bakın Atamız Osmanlı, şeker bile üretemedi diyenler, iyi dinlesinler bu videoyu! Şu verilen akustiğe bakın! Yüzlerce yıl önce yapılmış olan bir imaret… Akustiği veren şey de şu ince kesitler… Hiç bir mikrofon bağlantısı falan yok. Normal bir camide, ses sistemi düzenlenmiş, en kaliteli siteme getirilmiş bir yerde verilecek olan ses kalitesini şu yer veriyor, sadece bir yapım ile bir kesim ile… Şimdi bir sure okuyacağım. Allah aşkına dinleyin. Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim وَالضُّحٰىۙ ﴿١﴾ وَالَّيْلِ اِذَا سَجٰىۙ ﴿٢﴾ Yemin olsun, kuşluk vaktine; Kararıp sakinleştiğinde geceye ki; مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰىۜ ﴿٣﴾ Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı وَلَلْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْاُو۫لٰىۜ ﴿٤﴾ Elbette işin sonu senin için öncesinden daha hayırlı olacaktır. وَلَسَوْفَ يُعْط۪يكَ رَبُّكَ فَتَـرْضٰىۜ ﴿٥﴾ Rabbin sana mutlaka lutuflarda bulunacak, sen de memnun olacaksın. اَلَمْ يَجِدْكَ يَت۪ـيـماً فَاٰوٰىۖ ﴿٦﴾ O seni yetim bulup barındırmadı mı? وَوَجَدَكَ ضَٓالاًّ فَهَدٰىۖ ﴿٧﴾ Seni yol bilmez halde bulup yol göstermedi mi? وَوَجَدَكَ عَٓائِلاً فَاَغْنٰىۜ ﴿٨﴾ Ve seni yoksul bulup zengin etmedi mi? فَاَمَّا الْيَت۪يمَ فَلَا تَقْهَرْۜ ﴿٩﴾ O halde sakın yetimi ezme! وَاَمَّا السَّٓائِلَ فَلَا تَنْهَرْۜ ﴿١٠﴾ El açıp isteyeni de sakın boş çevirme! وَاَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ ﴿١١﴾ Rabbinin lutuflarını şükranla an. sadakallahül azim Adamlar yapmış. Allah bin kere razı olsun.

Hırsızlık yapanın eli kesilir mi?

Zina eden bir adamın, şeriatta cezası nedir? Zina eden bir adam, eğer bekârsa halkın önünde 4 şahit olmak suretiyle… 4 şahit tutulmasının sebebi çok zor olması içindir. Çünkü ceza müeyyide çok ağır, 4 kişinin görmesi çok anormal. Bir adamın zina hakkında getirilmesi için kadıya 4 tane şahit olması lazım. Bu adam bekârsa, 4 tane de şahit varsa bu adama 100 tane sopa vurulur. Ve 1 yıl İslam beldesinden sürgün edilir. Şeriatla yönetilen yani Allah’ın sistemiyle yönetilen bir ülkede. Hırsızlık. Hırsızlığın cezası nedir fıkıhta? Belli bir miktarı geçtiği zaman çalınan para yahut da eşya, belli bir miktarı geçtiği zaman o hırsız yakalandığı anda bir eli kesilir. Hangi eli kesilir? Daha çok kullandığı eli hangisiyse o kesilir. Bakın zayıf el değil, sağlam el hangisiyse o kesilir. Neden Allah Teala Kur’an’da böyle bir hüküm verdi? Çünkü insanlar hırsızlık yapmaya yeltenmesin, çok ağır gelsin, sonuçları korkutucu olsun diye. Dikkat buyurun! Resulullah aleyhisselamın bi’setinden sonra peygamberlik ve İslam devleti reisliği kaç sene sürdü? 23 sene. Peşinden 4 halife, 5 halife. Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Hasan. Allah onlardan razı olsun. (Amin) Kaç sene sürdü? 30 sene. Artı 23, 53 sene. 53 senede kaç tane hırsızlık vakası var? Tarih kitaplarını inceleyin. 53 senede toplam 15 tane hırsızlık vakası, 15 tane el kesme vakası. 53 senede. Yüz binlerce insan yaşıyor İslam beldesinde. Milletin gözünün önünde elini kesersen bu adam çalabilir mi bir daha? Onu gören diğer hırsızlar çalabilir mi, yeltenebilir mi? El gidecek ya, şeytan bile vesvese vermez. Hırsıza şeytan bile “hırsızlık yap” diye vesvese vermez. Çünkü o el günah işlemeye yarıyor. Elini kesseler bir daha günah işletemeyecek. Bu hüküm böyle bir hükümdür. Allah Teala bizi bazı şeylerle korkuttuğu zaman cezasını çok sert gösterir, ahirete kalmasın diye. Ahiret azabını görmeyelim diye. İşte şeriat adaleti ortaya koyan bir nizamdır. Çalanın yanına kâr kaldığı bir nizam değil. Şeriat, Allah’ın hükmü; zengini kollayan, fakiri çöpe atan bir nizam değildir. Allah’ın hükmünde, şeriatta zengin de aynı şekilde hesap görür, fakir de aynı şekilde hesap görür. İslam tarihinden bir örnek vereyim kardeşler; (Bismillahirrahmanirrahim) Kardeşler, Allah’ın Peygamberi aleyhisselama bir dava geliyor. Bakın. Adalet, zayıf sineklerin takılıp kaldığı kuvvetli kargaların, kuvvetli şahinlerin ve atmacaların delip geçtiği bir örümcek ağı değildir. Adalet şeriattadır. Bakın şimdi Allah’ın Peygamberi aleyhisselama. Resulullah aleyhisselama geldiler dediler ki: “Bizim beldemizde bir kadın hırsızlık yaptı, yakalandı, itiraf da etti. Fakat kadın çok soylu bir kadındır. Bunu nasıl kurtarabiliriz ya Allah’ın Resulü?” Şimdi, olayı Resulullah aleyhisselama söyleyemiyorlar, kime söylüyorlar? Resulullah’ın çok sevdiği bir sahabi efendimize. Diyorlar ki: “Bunu ancak sen Allah Resulü aleyhisselama söyleyebilirsin. Sana hatırı geçer. Senin de ona hatırın geçer. Yumuşatabilirsen biraz, bu kadını elinin kesilmesinden kurtarabiliriz.” Sahabi efendimiz Resulullah aleyhisselama gider. Durumu anlatır. Allah’ın Peygamberi ayağa kalkar. Çok sakin bir insandı bizim peygamberimiz. Ama şeriatı çiğneme noktasında birisi en ufak bir meyil, en ufak bir imada bulunduğu anda hemen alnının tam ortasındaki damar kabarır. Ayağa kalkar ve öfkelenir. Buna Allah için celallenmek denir. Resulullah aleyhisselama bu sahabi efendimize ne buyurdu? “Sen, benden Allah’ın hükmünü çiğnememi mi istiyorsun? Allah’ın hükmüne karşı birini kayırmamı mı istiyorsun? Sen benden şeriatı uygulamamamı mı istiyorsun? Şeriattan kaçmamı mı istiyorsun?” Sahabinin yüzü kıpkırmızı olur. Sonra Allah’ın Peygamberi aleyhisselama devam eder. “Sizden önceki kavimlerin helak olmasının sebebi; onların arasında bir zayıf günah işlediği zaman cezası hemen verilirdi, bir kuvvetli günah işlediği zaman kayırılırdı, atlatılırdı, görmezden gelinirdi. Allah bundan dolayı o kavimleri helak etti. Allah adına yemin ediyorum ki hırsızlık yapan kızım Fatıma bile olsa elini keserim.” Bunun adı şeriattır. Bunun adı adalettir. Adam kayırmak yoktur. O yaparsa hırsızlığı serbest, bu yaparsa görmeyebiliriz. Bir kereden bir şey olmaz. Şeriatta böyle bir şey yok. Cezayı ortaya koyan olay nedir? Suçtur. Suç. Suç işlenmişse Allah’ın kitabına bakacaksın. Kardeşim, bu suçun cezası budur. Var git cezanı sen düşün. Şu anda ülkemizde şeriat olmadığına göre aramızdan kim bu cezayı verebilir? Kimse veremez çünkü şu anda bu ülke demokrasiyle yönetiliyor. Kan da dökemeyeceğimiz için. Yasaktır İslam’da baş kaldırma, bağilik yapma, asilik yapma, fitne çıkartma, kan dökme. Ne yapacağız? Sabredeceğiz. Sabırlı bir şekilde insanlara İslam’ı öğreteceğiz. Ve Allah’ın dinini anlamaları için tebliğde bulunacağız. Osmanlı’nın son dönemlerinde cennet mekân Sultan Abdülhamit Han’a halk geliyor. Ayaklanmış halk, İttihat Terakki bir taraftan bastırmış, solcular Abdülhamit zayıflamış. Halk Abdülhamit’in sarayına geliyor ve diyor ki “Şeriat istiyoruz! Atalarımızın sistemini istiyoruz! Allah’ın hükmüyle bizi yönet! Şeriatı getir bize ey Abdülhamit! Ey Sultan!” Sanki Abdülhamit Han aldı şeriatı bir tarafa götürdü. Her taraftan baskı var. İçerisi ajanlarla dolmuş, vatanı satan satana. Mübarek tutmaya çalışıyor. Abdülhamit Han ne buyurdu? “Kardeşler, şeriat sizin evinizde. Şeriat sizin işinizde. Şeriat sizin hayatınızda. Eğer siz şeriatı gerçek manada yaşarsanız o şeriat ülkemize, dünyaya hakim olur. Bakın atalarımıza. Sistemlerini şeriat üzerine kurdular, Allah’ın hükmü üzerine kurdular. Ve 400 yıl dünyaya hükmettiler. Bir imparatorluk oldular. Çağ kapattılar, çağ açtılar. Şu hâlde, sen eğer kalbinden şeriatın gelmesini istiyorsan yani Allah’ın yönetim sisteminin gelmesini istiyorsan yaşayacaksın. Sen hem İslam’ı yaşamıyorsun hem de “ben şeriatın gelmesini istiyorum.” diyorsun. Sen sahtekârsın. Hizmetin içinde söylediğim o toprağım gibi. O arkadaşım, kardeşim gibi. “Hocam biz oradan ibadet için geldik, İslam’ı yaşamak için geldik.” Yaşamıyorsun kardeşim, yaşamıyorsun. Sohbete gel diyoruz, gelmiyorsun. Kitap oku diyoruz, okumuyorsun. Namaz kıl diyoruz, kılmıyorsun. Sen kimi kandırıyorsun? Sen ancak kendini kandırabilirsin, Allah’ı kandıramazsın. Bu aldatış hareketlerin seni hesaptan kurtaramaz ki, hesaptan kurtaramaz. Allahü Teala Müslüman kardeşlerimize hidayet nasip etsin. (Amin) Bu, Allah’ın hükmü, yönetim şekli olan şeriatı, bu nizamı anlamayı idrak etmeyi bize nasip etsin. (Amin) Amin.

“Şu üç şeyi yapan kişinin imansız ölmesinden korkulur…” Ebu Hanife

“En çok korkanlar alimlerdir”, dedik. Bu alimlerden bir kaç nakil yapalım inşallah. Bizim tabi bulunduğumuz alimlerden bir tanesi… Kimdir bu? İmam-ı Âzam Ebu Hanife. Hanifi mezhebine mensup olanlar, fıkhi kaidelerini kime göre yaparlar? İmam-ı Azam’ın ayet ve hadislerden çıkardığı hükümlere göre yaparlar. İmam-ı Âzam’a soruyorlar: “Ya imam! Hangi günah sebebiyle imanın yok olmasından korkulur?” Allah rızası için iyi dinleyin! Hangi günah sebebiyle bu imanın yok olması ve bizim kafir gitmemizden korkulur? İmam cevap veriyor: 1. “Allah’ın bağışladığı imanın şükrünü terk etmek.” Şimdi bak, buraya gelen kardeşlerin tamamı Müslüman. Allah’ıma hamd olsun Elhamdulillah Müslümanız. Doğduğumuz belde bir İslam beldesidir, ne kadar eksiklikleri olsa bile 5 vakit ezan okunuyor. Rabbime hamd olsun! Kıyamete kadar dindirmesin. Dedelerimiz anlatıyor: “Biz buraya geldik, Türkçe ezan duyduk.” diyor. Ben hayalini bile kuramıyorum yani, hayalini bile kuramıyorum… “Biz buraya geldik, camilerin ahıra çevirildiği zamanı gördük, camilerin satıldığı zamanı gördük.” diyor. Satmışlar tüccarlara, tüccarlar da ahıra çevirmişler camileri. Ezanlar Türkçe okunmuş, bu ülkede. Şu anda Arapça okunuyor, orijinal aslı ile okunuyor kardeşler. Bu bir nimet değil midir? Ne kadar eksik olsa da, ülkemizin ne kadar eksikleri olsa da ülkemiz Müslüman bir ülkedir. Resmi dini İslam’dır. Ve biz Müslüman olarak doğduk. Anamız, babamız eksik bile olsa, yeterli ilmi verememiş olsa bile, bize şehadeti öğrettiler Elhamdulillah! Şimdi bu iman nimetine şükredeceğiz. Allah’ım, sana şükürler olsun! 1- Bizi bir islam beldesinde dünyaya getirdin. 2- Ehli sünnet olan bir beldede dünyaya getirdin. Bir Vehhâbî değiliz, Arabistan’da doğmadık. Şu anda Arabistan’da doğanların %80’i Vehhâbî olarak doğuyor. Onu öğretiyor, bunu öğretiyor Vehhâbî’ye çeviriyor. Vehhâbî olunca ne oluyor? IŞİD’e gidiyor, terör örgütüne katılıyor. Vehhâbî olunca ne oluyor? “Bütün Dünya’daki Müslüman görülen ülkelerin tamamı kafirdir, sadece Suud Hükümeti ve Suud vatandaşları Müslüman’dır”, diyor. Böyle bir sapkın Müslümanlık ortaya çıkıyor. Böyle bir sapkın, paralel din ortaya çıkıyor; Vehhâbîlik dini. İngilizlerin kurduğu din. Allah’a şükredeceğiz; 1- İman nimeti , 2- Ehl-i sünnet nimeti. Şia denilen bir bela vardır şu anda ümmetin başında. Ümmetin en büyük düşmanı İngiliz, Fransız, Yahudi değildir, Şiadır. En büyük düşman budur. Bunlar sahabeye düşmandır. Bunlar sahabelere kafir derler, küfür ederler. İran’da doğabilirdik kardeşler. Bak, sen bu ülkede doğdun. Allah Resulü Aleyhisselamın methettiği hayırlı adamın, o hayırlı kumandanın soyundan geldin. Sen bir Osmanlı torunusun. Bunun için şükretmen lazım gelmez mi? İmam-ı Azam diyor ki şükretme nimetini yapacaksın. İman için Allah’a şükredeceksin! Hadi bir sual sorayım; Hanginiz sadece Allah rızası için “Allah’ım beni Müslüman olarak dünyaya getirdiğin için ve bir İslam beldesinde Dünya’ya getirdiğin için sana şükür olsun diye şükür secdesi yapıyorum.” dediniz? Kiminiz 20 yaşında, kiminiz 30 yaşında, kiminiz 40 yaşında. Kiminiz trilyonluk, kiminiz fakir. Hepiniz buradasınız kardeşler. Hanginiz sadece iman nimeti için şükür secdesi yaptınız? Allah bize nasip etsin. Amin. İmam devam ediyor, ikincisi son nefeste korkuyu terk etmek. Bak, o son nefes var ya, o gargaraya gelme durumu acaba son nefeste imansız gider miyim? Bu korkuyu kim terk ettiyse aramızda, kim emin olduysa , “Ya hocam ben 3 defa hacca gittim ya, benim dedem hacı, annem başörtülü. Kesin kurtardım paçayı ben.” Kim diyorsa bunu kardeş ayvayı yedin. Sen kendini emin görüyorsun. Yani sen kendini Peygamber gibi görüyorsun, bir Peygamber gibi görüyorsun. Böyle bir şey olur mu? Peygamberlik Muhammed Aleyhisselam ile bitmiştir. Kim derse ondan sonra Peygamber gelmiştir, Reşat halife Peygamberdir, yok bilmem Mihr bilmem ne Peygamberdir, vallahi bunlar sapıktır! Bunların tamamı sahte Peygamberlerdir. Allah’ın Resulü Aleyhisselam zamanında çıkan Müseyleme gibi… İlk sahte Peygamber odur. Müseylemetülkezzap… En büyük yalancı derler sahte Peygamberlere. Kur’an Efendimiz Aleyhisselam hakkında “hatemen nebiyyin” demiyor mu? Nebilerin sonuncususun sen demiyor mu? Bitti. Allah-u Teala mühürlemiş, bitti. Hatemül enbiya, Peygamberlerin mührüdür o. Sonuncusudur o. Ondan sonra kim diyorsa ben peygamberim, sapıktır! Sen neye güvenerek ben imanla gideceğim diyorsun? Neye güvenerek, hangi ameline güvenerek? “Ben hafızım hocam, paçayı kurtardım.” Sen kendini aldatıyorsun kardeşim. İmam Hatip’te bir hafız arkadaşım vardı. Hafızlıkla alakalı çok kuvvetli hadis-i şerifler vardır. Mesela Efendimiz Aleyhisselam ne buyuruyor? “Bir hafız, ailesinden cehennemi hak etmiş olan, cehenneme gidecek olan on kişiye şefaat etme hakkına sahiptir.” Hadis-i şeriftir. Ben de bir hafız arkadaşa dedim ki: “Kardeş, ailenden değilim ama dostluğumuz, arkadaşlığımız var. Ahirette bana şefaat eder misin?” “Ya hacı ben önce kendimi kurtarayım da, seni de düşünürüz.” dedi. Allah-u alem. Biraz bilinçli bir adam bak. Cahil bir hafız olsa ne der? “Kurtarırım sen korkma.” Kendisini kurtarmış da beni de kurtaracak, öyle bir şey yok. Son nefeste imanı kaybetme tereddütümüz ve korkumuz devamlı olarak olmak zorunda arkadaşlar. Devamlı olarak… Cehennem denilen bir mesele vardır. Cehennem… Allah bizi birçok ayette korkutur. Korku lazım mı? Lazım ki Allah Kur’an’a koymuş. Yoksa Kur’an’a koyar mı? Allah boş söz eder mi? Boş söz eder mi Allah-u Teala? Kur’an’da onlarca ayet var cehennemle alakalı. Mevla Teala Hazretleri Kur’an’da cehennemin kıvılcımlarını anlatıyor. Kıvılcım… Ateşten bahsetmiyorum bak. Kıvılcımlarından bahsederken bize iki tane misal veriyor. Cehennemin kıvılcımları; 1- Deve sürüleri gibidir. Develeri gördünüz mü hiç böyle belgesellerde, filmlerde? Develer… Deve sürüleri böyle yüzlerce deve gidiyor. Kıvılcım ve deve sürüleri. Allah-u Teala’nın verdiği misale bak. Artık ateş nasıldır? Sen hesap et! “Bahçemizin halinden baharımız hesap et.” diyor aşık. Bahçemdeki çiçekleri görüyor musun? Baharda ne olacak ona göre hesap et, diyor. “Ben sana kıvılcımı anlatıyorum” diyor Allah-u Teala. Ateşi sen hesap et! Başka bir örnekte ne diyor, başka bir ayette? “Saraylar büyüklüğündedir.” Cehennemin kıvılcımları, saraylar büyüklüğündedir. Allah’ım sen bize oraya girmeyi nasip etme! Amin. Sen bizi oradan koru Ya Rabbi! Amin. Biz dayanamayız, biz zayıfız Allah’ım. Kardeşler, böyle bir yer var. Vakıadır. Allah’ın Peygamberi Aleyhisselam gitti, gördü. Ben gördüm kardeşim diyor. Onlarca hadis var Miraç’la alakalı mütevatir. “Ben gördüm ve sizi bundan sakındırmaya geri geldim.” diyor. Orda kalabilirdi, kalmadı. Rabbime hamd olsun geri geldi. Bize bu bilgileri anlattı Allah’ın Peygamberi Aleyhisselam. Şu halde, bu ateşten korkmak zorundayız. Ama bu ateşten korkarken tamamen bir ümitsizliğe, beis gitmememiz lazım. Hizmetimin başında bahsettiğim şeytanın o tuzağına düşmememiz lazım. “Sen bu kadar günah işledin, seni ancak cehennem paklar, seni ancak ateş paklar.” Bu şeytanın bir aldatmacasıdır. Hayır. Allah-u Teala Hazretleri, bazı insanları cehennem için yaratmamıştır. Mesela, mahallendeki İsmet, Necati, Ahmet cehennem için yaratıldı. Böyle bir şey yok. Allah, cehennemi bazı insanlar için yaratmıştır. O insanlar, Rabbimizin kurallarını dinlemedikleri zaman Allah onları korkutmak adına cehennem denilen bir hapishaneyi yaratmıştır. Dünyamızdan bir örnekle bunu yakınlaştırayım; Devlet, hapishane yapar. Bu hapishaneyi bizim mahallemizdeki İsmail, Necati ve Mehmet için mi yapıyor devlet? Hayır. Bazı isimleri fişlemiyor devlet. “Bu hapishane bitsin bak mahalledeki şu 10 kişiyi alacağım.” demiyor. Hapishane yapıyor. “Şu kurallarımı kim çiğnerse bu adamları hapse koyacağım.” diyor. Devletin sistemi bu. Allah’ın hapishanesi de cehennemdir ve bize bazı kurallar koymuştur ve bizi korkutmuştur. “Bu kurallarımı çiğnerseniz, bu mayın tarlalarına girerseniz, bak sizi buraya koyacağım.” Devletin hapishanesinde televizyon izleyebilirsin, yemek yersin, yıkanırsın, oturursun, yatarsın, uyursun, dinlenirsin. Allah’ın hapishanesinde azaptan başka bir şey yok kardeşim. Geçirilecek bir zaman değil o. Şu halde korku lazım mı? Kesin ve kesin lazım. Kesin lazım. Bu korkuyla, bu tereddütle beraber devamlı Allah-u Teala’ya yalvarmamız lazım. İmam-ı Azam Hazretleri ikinci korkmamız gereken meseleyi böyle anlatıyor. Üçüncüsü ise haram lokma yemeye devam etmektir. Kazancınızı nereden kazanıyorsunuz? “Aaa hocam ben ara sıra iddia middia, eşek yarışı oynuyorum ama haftalık da alıyorum. Bunları karman çorman yapıyorum, karıştırıyorum. Helal haramdan galip gelir hocam. Hepsi helal olur.” Kendi kendinize fetva vermeyin. Böyle bir fetva yok. Yok böyle bir şey. Bir damla, bir damla zehir önündeki bir bardak sütün içine atılsa süt mü galip gelir, zehir mi galip gelir? İşin biter kardeşim. İstersen dene. Yok latife yaptım. Ciddiye almayın, denemeyin. Gidersiniz bak. Bir damla zehir süte galip gelir. İntihar etmiş sayılırsın. Haram da malımıza karışan zehir gibidir, galip gelir. Fıkıhtan kaidesini vereyim. Bir adam bir yerden küçük bir miktar haram kazansa , haram alsa ve onu helal malının içine karıştırsa, bu adamın helal malının tamamı haram olur. Fıkıh kitaplarımızda. İbn-i Abidin Reddül Muhtar. Aç oku! İmam diyor ki: “Kazandığına, elde ettiğin paraya dikkat etmezsen, helal midir haram mıdır, dikkat etmezsen imansız gitme riskin var.” Devam ediyor; “Her kimde bu üç kötü haslet birlikte mevcut ise onun imansız gitmesinden korkulur.” Allah-u Teala Hazretleri bu üç kötü hasletten bizi korusun! Amin.

Evindeki büyük koltuklar yüzünden namaz kılamıyoruz misafirlikte!

Bazı kardeşler bizi evlerine davet ediyor. Evlerine gidiyoruz, oturuyoruz yemek yiyoruz, ezan okunuyor vakit geliyor. Kalkıyoruz on beş, yirmi kişi namaza. Ama ne görelim? Evde koltuklardan dolayı namaz kılacak yer yok. Kardeşler! bir Müslüman evleneceği zaman ilk olarak evinde düşünmesi gereken oda, ibadet odasıdır. İbadet odasında koca koca koltuklar olmaz. İbadet odasında sedir olur, yer döşeği olur. Bir de beni aldatmaya çalışıyor bu kardeşler. -Hocam bunlar Osmanlı koltuğu. Biliyorlar ceddime karşı hissiyatımı biliyorlar, muhabbetimi aşkımı biliyorlar. “Hocam bunlar Osmanlı koltuğu görüyorsun.” Bir de yumuşatmaya çalışıyorlar beni böyle. On beş kişi gidiyoruz, beş kişi namaz kılamıyoruz. İki ayrı cemaat, üç ayrı cemaat yapmak zorunda kalıyoruz. Kardeşler! Bu Allah’ın istediği bir ev değil. Bu evde insan oturacak, bu evde insan ibadet yapacak. Evin içinde ibadet yapacağız ki eve melekler doluşsun. Evin içinde namaz kılıp da melekleri doldurmazsak şeytanlar doluşur. Bu evin içerisinde bir şeyler doluşacak. Ya cinler, şeytanlar ya da melekler. Efendimiz aleyhisselam hadis-i şerifte ne buyuruyor? “Evlerinizi kabristana çevirmeyin, evlerinizde de namaz kılın.” Hadis-i şeriftir. Şu hâlde namazların bir kısmını camide cemaatle kılıyorken bir kısmını da evinle cemaatle kıl. Hanımını arkana almak istemez misin? Çocuğunla beraber cemaat yapmak istemez misin? Aynı yirmi yedi derece… O ev bir şenlensin, bir melekler akın akın gelsinler, kanatlarını gersinler, sana dua etsinler istemez misin? İsterim ama hocam, hanımla üç kişi olamıyoruz. O koltuktan olamazsın ki! Bir insan boyu koltuk ya. Koltuğa oturuyorum bacaklarımı kıramıyorum yani bacaklarım uzun kalmak zorunda. Allahu Ekber! Mübarekler böyle Osmanlı koltuğu olur mu? Ben ceddimizi biliyorum. Bizim ceddimiz sedirde otururdu. Böyle koltuk olmaz. Aldatmışlar, sizi kandırmışlar. Muhtemel koltukçu paralelciydi, kandırmış bunları. Böyle iş olmaz kardeşim ya Allah rızası için evlerinize dikkat edin. Almışsınız koltukları, bir kere olan olmuş. Beş, on sene sabredeceksiniz. O koltukları değiştirme zamanı geldiği anda hanımları dinlemeyin. Hanımların tek derdi vardır: Gösteriş, gösteriş, gösteriş. -Aman komşum Fatma Fransız koltuğu almış ben Osmanlı koltuğu alayım. Hanımın derdi bu. O bakmaz ki evinde cemaatle bir namaz kılar mıyız, bu evde bir sohbet olur mu? Bir gün bir hocayı davet edelim bir iki ayet, hadis söylesin. O bakmaz buna. Tek derdi var. Komşusu Naciye’ye evindeki halıları göstermek, perdeleri göstermek, koltukları göstermek. Kadın bu. Hele ki birde Arnavutsa Allah yardım etsin kardeşim. Allah yardım etsin.

Hristiyanlıkta baba, oğul ve kutsal ruh inancı! – Teslis şirktir!

Çin’e gitti esnaf arkadaşım. Diyor ki: “Hocam Çin’de sahabe kabri ziyaret ettim.” Ben de düşünüyorum. Bu adamın Çin’de ne işi var? Uçak yok! Aylar sürer, bir adamın oraya gitmesi aylar sürer. Şu anda uçakla yirmi dört saatte gidiliyor. Bu insan Kabe’de oturup namaz kılmak varken, Kabe’de oturup Allah’ı zikretmek varken, ilim öğrenip bulunduğu mekanda durmak varken, Çin’e niye gitmiş bu insan? Tek bir derdi var. Cehenneme doğru koşturan insanları, Allah’a doğru sevk etmek. Tek derdi bu. Ama senin Müslümanın, mahallesindeki Hristiyanlaşmış Müslümanları İslam’a sevkedemiyor. Hristiyan, kendi dinine sevk ediyor ama Müslüman İslam’a sevk edemiyor. Neden? İlmi yok. İlmi yok! Karşındaki adam şöyle diyor: “Biz üç tane Allah’a inanıyoruz. Baba, oğul, kutsal ruh.” Hristiyanların inancında ne vardır? Teslis vardır. Şöyle derler: “Baba ilahtır. Oğul İsa’dır, o da ilahtır. Anne Meryem, o da ilahtır.” Baba şahıstır, oğul şahıstır, anne şahıstır. Ama aslında üç değildir. Üçü birdir. Teslis inancı budur. Bir, artı bir, artı bir eşittir bir derler. Matematiği kökten inkar ederler. Müslümanları kandırırlar. Neden kanar Müslüman? Çünkü İncil’in arasında elli dolar görüyor. Çünkü çok kolay bir şeriat görüyor karşısında. Madem Yahudi ve Hristiyanlar da cennete girecekmiş (!) Sapık bir grup türedi ya şimdi, diyorlar: “Yahudi ve Hristiyanlar da cennete girecek.” Vay arkadaş ya… Nereden çıktı bu? Bin dört yüz senedir bir tane İslam alimi böyle bir şey söylememiş. Siz bunu nereden çıkarttınız? Ayetler ve hadisler tam tersini söylüyor. “fi nari cehennem…” (Tevbe, 35) Yahudi ve Hristiyanlar ve puta tapanlar, “fi nari cehennem…” (Tevbe, 35) Onlar cehennemdedir. “…hum fiha ḣalidûn.” Ebedi olarak ateşte kalacaklardır. Allah Teâlâ onlar hakkında, cehennemdedirler ve ebedi olarak ateşte kalacaklardır, diyor. Müslüman diyor ki: “Yok hocam onlar da girecekmiş.” Müslümanlar söylüyor! Bunlar da kitap okuyor. Bunlar da namaz kılıyor. Diyorlar ki: “Yahudi ve Hristiyanlar da cennete girecek. Bu nasıl bir şey hocam?” Efendiler! Cahil Müslüman kadar tehlikeli bir adam dünyada yoktur. Cahil Müslüman’ın İslam’a verdiği zararı, kafir bile veremez. Kafir bile veremez! İşte bundan dolayıdır ki İngilizler, Osmanlı Hicaz’a, Arabistan bölgesine sahipken, Osmanlı’yı yıkamadıkları ve zarar veremedikleri için Arabistan’da Necid bölgesinde, Abdulvehhap denen sapık bir adamı bulmuş ve Vehhabilik mezhebini kurdurarak, İslam’ı bölmeye çalışmıştır. Alternatif bir din üretmeye çalışmıştır. Neden? Dini az bilen, hükümleri tam olarak bilmeyen insanlara, Vehhabilik denen yeni bir akımı beyan edelim, farklı bir din söyleyelim. Daha kolay bir din. “Hadisleri reddeden, bize sadece Kur’an yeter.” diyen bir din, Vehhabilik dini. Kendi görüşlerinin dışında olan bütün Müslümanlara kafir diyen bir mezhep, Vehhabilik mezhebi. Kanlı bir mezhep. “Vehhabiliğe girmeyen insanların tamamının kanı, canı, malı ve namusu bize helaldir.” diyen kanlı bir mezhep. “Böyle bir mezhep kuralım ve İslam’ı bölelim.” demişler. Ve cahil Müslümanlar arasında başarılı olmuşlardır. İşte Müslümanlar, “Sadece ben kendi inancıma bakarım, komşum ne yaparsa yapsın.” diyen Müslümanların birçoğu, savunmada kaldıkları için buna aldanmışlardır.

Biz geyik miyiz, kafa tokuşturuyorsun? Ülkücü kardeşim? 😂

Geçen bir müşterim geldi. Musâfaha ettik. Musâfaha ettiğimiz zaman ne diyeceğiz? ”Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed.” Bununla tak Musâfaha ettik. Bu böyle yaptı. Tak! (Gülüşmeler) Beynimde şimşek çaktı. “Hacı abi, Allah aşkına yapma.” dedim. “Sünnettir hocam.” dedi. Bana sünneti öğretiyor. Tak diye kafama çaktı. Öteki tarafa geldim, bu tarafa omzumu uzatmaya çalışıyorum. Kurtarayım, kafamı çekiyorum. Tak kafayı koydu yine. (Gülüşmeler) Kardeşim, biz geyik değiliz. Biz Müslümanız. Kafa tokuşma var mı bizim İslam’ımızda? Bizim dinimizde var mı böyle bir şey? Bilmediğin zaman sünneti, edebi bilmediğin zaman, kafana göre şeyler uydurursun. Hocam bizim ceddimiz böyle. Ya bizim ceddimizi bana anlatma, bizim ceddimiz bunu yapmaz. Bizim ceddimiz Osmanlı sünnete göre hareket eder. Sünnette bu yok! Bana bir tane rivayet göster, iki tane sahabenin tokuştuğu rivayet. Yok böyle bir şey! Biz koç değiliz, biz geyik değiliz. Allah aşkına efendiler! Musâfaha edeceğiz, ondan sonra omuzlar birbirine değecek, öpüşmek olmayacak. Sarılmak da, uzun zaman görüşmezsek yahut kardeşimiz uzun bir mesafeden gelirse sarılmak olacak. Her zaman sarılmak uygun değildir.

Kandil geceleri, dedemiz Osmanlı tarafından sistemleştirilmiştir

Dedemiz Osmanlı, hep bu Kandil gecelerinde çok büyük ihtimam göstermiştir. Bunun tek bir sebebi vardır. Peygamberimiz (sav) Aleyhisselam’ın şu hadisine müştehak olmak, Tek sebebi budur. Ne buyuruyor Sultanım Aleyhisselâm? Unutulmuş olan bir sünnetimi ihya edene 100 şehit sevabı vardır. Kandil geceleri zaman geçtikçe halk tarafından unutuldu. Peygamberimizin (sav) hadislerinde geçen, Berat gecesi unutuldu! Kadir Gecesi unutuldu! Regaip gecesi unutuldu! Ceddimiz Osmanlı ne yaptı? Hemen alimlerini, ulema heyetini topladı. Biz bunu nasıl ihya edebiliriz? Çünkü hadis var. 100 şehit sevabı var! Ben buna müştehak olmak istiyorum. Bu müjdeye nail olmak istiyorum. Bir fetva bulun. Bir sistem yapın. Bir konuşma yapın aranızda. Biz bu geceleri nasıl halka yayabiliriz? Halkın unutmamasına nasıl vesile olabiliriz ? Diye padişahlarımız, dedelerimiz, fetva heyetini topladılar. Ve bu 5 geceye Mevlit Kandili üç ayların dışındadır. Yani Peygamberimizin (sav) doğum gecesidir. Bir Müslüman’ın beş tane özel gecesi vardır. 365 gün içinde. Bu 5 geceye, Ceddimiz Osmanlı aşırı ihtimam göstermiştir. Saray nezdinde büyük kutlamalar yapmıştır. Dünyadaki en kaliteli hafızları getirip Kur’an okutmuştur. Dünyadaki en kaliteli hatipleri getirip sohbet yaptırmıştır. Neden? Çünkü, Peygamberimizi (sav) nasıl daha fazla methedebiliriz? İslamı nasıl daha fazla yüceltebiliriz? Bu gecelerde yapacağımız dua adedini nasıl daha fazla arttırabiliriz? Tek gaye, amaç bu. Elhamdülillah ki Bunları bir sisteme bağladılar. Ve bu zamana kadar, bu 5 tane kandil gecesi, bize gelmiş bulundu. Allah Teâlâ kıyamete kadar kutlamayı nasip etsin. – Amin Amin, Ecmain. Şu anda dünyada bu 5 geceyi kutlayan en fazla ihtimam gösteren ülke hangi ülkedir? Türkiye’dir. Sebebi nedir? Osmanlı’dır. Bu adet bize ceddimizden kalmıştır. Gecelerin bereketli olması hadislerle sabittir, ama insanlar hadislere olan sadakatini, bağlılığını kaybettiği için bu gecelere artık ihtimam vermemeye başlamıştır. Vermedikleri zaman da Osmanlı sultanları, alimlerle beraber bu gecelerin önemini hadis ve ayetlerle zikrederek, beyan buyurmuştur. Bize ne düşer? Bize aktarmak, anlatmak düşer. Bize yaşamak düşer. Normal günde ne kadar dua ediyorsak, bu gecelerde daha fazla dua etmek düşer. Bu geceler özel gecelerdir.