Gece Gölgenin Rahatına Nasıl Bakılır – Cennet

öğrencisinizdir ve bir çok bakkalın veresiye defteri astolisti olarakdevam eder bütün alışveriş hayatınız, bir iş yerinde çalışan maaşlı bir işçisinizdir ve dışarıda ki alacaklılar maaşınızdan çok daha fazlasına taliptir. çocuğunuzu okutmak için satmaya razı olduğunuz ceket modası geçtiği için para bile etmiyordur artık. veyahut ne ceketi ne maaşı olan mazlum bir evin hanımısınızdır. üst düzey ekonomi profesörü gelse hiçbir teorem ile sizin evinizde ki parayla ay sonunu getiremezken siz aynı parayla üstüne üstlük bir de aile geçindiriyorsunuzdur. hayat zaten yeteri kadar yorucuyken kendinize ayıracak bir aynalık vakit dahi bulamazken. zihninizde nasıl daha fazla para bulabilirim düşüncesi her gününüzü korku flimlerine çeviriyordur. 1 ayda kazandığınız para iki günde nasıl biter. hiç anlayamadınız. veya başka şekilde çok fakirsiniz, ruh fakirisiniz mesela.çünkü ruhunuz çek defterinizden bile daha ufak kalmış. etrafınızda ölümünüzle birlikte ak baba gibi etinizden bir parça av olarak almak isteyen akrabalardan başka hiç samimi dost kalmamış. paranız arttıkça, ruhunuz daha fazla sıkışır olmuş mesela. geceleri bile güzeel rüyalar ve hülyalar yerine mal yüklü gideceği yere gitmesi gereken tırlar ve patlamaması gereken çekler uykunuzu bile kabusa çevirmiş adeta. ister kamyonlar dolusu paranız olsun, ister kamyona otostop çekecek kadar fakir olun. birinizin imtihanı sabırdı, e ötesinin ki ise şükür ama ikisi de imtihan dı işte. ve biliyor musun fark edemeyen her ruh fakirdir. ve biliyor musun ikisinde de bu sonsuz isteklerimiz bu sonlu dünyaya sığmıyor. ve şimdi hayal edin bir anda bir sebepten dolayı öldünüz. gözünüzü açtığınızda ise ALLAH sizden razı olmuş. beden hapishanesinden yani dünya zindanından kurtuluş vakti de gelmiş yanında. acıların artık cennet bahçelerinde , izledikçe şükür edeceğin birer dizi olmuş sadece. para derdin yok, sabah erken uyanma derdin yok, elektrik /su faturan yok. şu videoyu çekerken ki terleme sıkıntın bile yok. terledim ya (gülme) daha nasıl anlatabilirim diye düşünüyordum. böyle mesaj vereyim dedim. rabbiniz artık “gel kulum, şimdi kavuşma vakti, gel, gel de cemalimi temaşa et” diyor. kabir meleklerine kadar ulaşmış namınız, “o gencecik yaşta başkaları haramlara dalarken, Ömer’e, Ebubekir’e , Osman’a, Ali’ye, gencecik yaşında ki Musab’a benzemeye çalışan haramların içinde RABB’ini anlatmaya çalışan o genç sendin değil mi?” diyor öyle bi mekana gelmişsin ki yüzler çarşısında beğendiğini takıyorsun armut yiyorsun ve çilek tadı gelsin istiyorsun. o da oluyor biliyor musun Mahsun? (gülme) zaten hamileler için anlatıyoz bunu (gülme) tabii çok ilginç Hz. ALİ diyor bedenler çarşısı var diyor.geliyosun böyle yüz görüyorsun o hoşuma gitti onu giyiyorsun Böyle birden diyorsun işte pazular genişlesin. Böyle şişiyorsun. İşte şuraya 3 derece buraya 5 derece her türlü yapıştırıyorsun. Tabi burası hikmet dünyası. karpuz istersen ekersin beklersin toprağı yağmuru çamuru. ora kudret dünyası çık dedin mi karpuz. burada şu an 3 arkadaş var, 3 arkadaşla sarılmak için sıra bekliyorsun. orada 3 arkadaşla muhabbet edip sarılmak için sıra bekleme bile yok. artık telepati mi var ne varsa. aynı anda bütün hepsinin merkezden lezzetini alıyorsun. yani burda mesela senle konuşsam senin lezzetini alırım. ömerle ömer ömer pek lezzet vermez yunusla ayyy bunla cennette ne konuşcan. orada aynı anda üçünüzle beraber konuşcam aynı anda lezzeti alıyosun sen bile lezzet veriyon yani (gülme)nasıl bi cennet sen bile lezzet veriyon yunus. o kadar ölmemiz lazım. biraz fazla ölmemiz lazım.yani yunus ne kadar lezzet versin. sıfatını saklama bak da oraya sıfatını da görsünler. ama inanın bu halde cennete giremezsiniz. yaşınızın bile 33 olması lazım. 33 mersin plaka neden mersinde hizmet ediyoruz. yaaaaa vücudunuz hiç bir kıyafetin veremeyeceği kadar ince, narin ve yırtıksız. bıçakla kessen dahi yırtıksız. sesiniz bir anka kuşu gibi.(gülme) şimdi birisi dese ki duydun mu la Anka kuşu orada bittik. siz konuştuğunuzda davud (as) ile şarkı söyleyen cibal dağı gibi alem size senkronize olur. dünyada insanlar Yusuf’a bakarken ellerini keserdi. şimdi cennette sizi görenler soluklarını kesiyorlar. güzelliğinizden utanan güneşler dahi batmaya diziliyor. Ve inanın artık inşallah cennettesiniz. isteseniz bile eski dertlerinize üzülemiyeceksiniz ama çok şükür edeceksiniz. ve kulağınızda aynı cümleler fısıldanıcak. “bitti kulum inan hepsi bitti dertlerinin hepsi geçti , artık benimlesin ve inan artık güvendesin. ve anlarsın ki dünya meğer serapmış ve seni hepsinden kurtaracak olan tek şey rabbine kavuşmakmış. YA ALLAH.

Bunu İzleyen İstediği Derdinden Kurtulur ( Cemel Vakası )

Sabri Bey burda mı? O da yerinde, makamında… Sen orda dik ölecek gibisin Sabri Abi At gibi, ayakta böyle… hı hııh ahahahahh Geçen çocuklar bi şey bağlıyordu böyle çaput maput mu türbe diye sizler de iyisiniz inşallah abiler Allah yetiştirsin de inşallah yeni sezonda… …kendi yerimize geçelim Hakan. Allah’ın izniyle Gidip geiyo musunuz inşşata? Bakıyo musunuz? Gidiyosunuz de mi? Gidiyo musun abi? İsim neydi? – Salih Kaç tane oda var? Geçen bizim Utku gitmiş, diyo ki: “Abi yeni bir oda keşfettim.” diyor. yani… Bizim çocuklar da farkında değil hamdolsun Hakikaten böyle… Herhalde dünyada görülmemiş bir proje olucak… …orası. Çünkü orası böyle yurt falan değil ya abi hani “alo oğlum sizde kalabilir miyim?” tarzı değil ya… Ora bir sosyal yaşam alanı Yani insanların haramlardan daha tecrit edebileceği, gelip rahat yaşayabileceği işte Kenan Abi, hanımı kovduğu zaman orda rahat kahve içebileceği Sabri Abi’nin badem göbeği sergileyebileceği falan dimi Sabri Abi. Orda hangi köşede böyle… ….filizlenmeyi düşünüyorsun Sabri Abi? Konum aynı mı? Orda da yine sağ köşeye mi oturucan? Şükür oraya cam koyduk çıkarsın dışarı. hehehhee Elhamdülillah. Abiler, şimdi ben biraz arkadaşlara sorular sordum Dedim ki birader sizin bir derdiniz vardı de mi birader? isim neydi? -Rıdvan herkesin bir derdi vardır demi Rıdvan? ben de sordum arkadaşlara Murat abi dedim birader sizin derdiniz nedir? tasanız nedir? biraz söyleyin dedim abi biraz done aldım Ömer’in derdi kilolu olmasıymış abi iki tane de nedeni varmış birincisi ;canı sıkılınca yemek yiyormuş ikincisi de canı sürekli sıkkınmış:)) bu bizim Ömer’in derdiymiş başka bir öğretmen kardeş yazmış demiş ki kimi sevdiysek eş durumundan tayin istedi vaayyy tam KPSS cümleleri bunlar başka bir arkadaş yazmış bu biraz dertli benden ayrılan herkes uzun ilişkiye başlıyor acemi birliği miyim ben şerefsizler yazmış ohahahaha baya kopturmuş bi tanesi yazmış abi söyle bari dolandırmak için arasın artık yani nasıl yalnızlıktan kızıştıysa oğlan abi kız diye asıldığım kişi oooo bu ahahaha bu bize yayını kapattırır başka birtanesi yazmış abi sevdiğini göstermiyor diye sinirleniyordum meğer sevmiyormuş rahatladım yazmış:)) maşallah yaa şimdi abiler var mı böyle derdini anlatmak isteyen ? sabri abi senin ne derdin var? ha bu psikolojinin bir derdi olması lazım kendi başına bu hale gelemez var mı bi derdin sabri abi? hanım antepli yemekler güzel badem göbeği büyüyo var mı? tabi tabi al mikrofonu koca sabri reissin sen yaa yok mu bi derdin Sabri abi? sıkıntı yok diyorsun isim neydi abi? ömer gözlerini niye kaçırıyosun benden Ömer var mı bi derdin tasan? hiç mi? gamsız rahat salla baba öyle bir adam mısın hiç takmıyorsun kabir ahiret men rabbuke? onlarda mı? vardır yaa olmasa gelmezdin bugün yoksa başka bişey.. kız mı gönderdi? gitmezsen evlenmem diye ha tamam kendi rızanla geldin şimdi abiler benim de aslında bir derdim var ben dedim bugün derdimi size açayım beraber bi dertleniriz inşallah benim derdim, ümmetin ayrılığı ümmetin ihtilafı yani sürekli bizde bir ayrılıklar oluyor ve bu ayrılıklar şimdi bir hadisi hatırlatayım ümmetimin ihtilafında rahmet vardır ayrılıklarda yani Sabri abi bizler aynı gaye için farklı renklere bürünürsek murat abi sorun var mı? sıkıntı yok ama sürekli rakip olmak adına islama zarar verirsek böyle ayrılıklar nasıl olur abi? menfi ayrılık olur yani mesela ben biryerler açıldığında seviniyorum bir dernek açılıyo bir vakıf açılıyo çünkü hepsi Cenab-ı Allah için koştumaya çalışıyo öyle değil mi abi? ama keşke şöyle bir yeminleşme olsaydı murat abi çok arzu ederdim yani ümmet için açılan bu derneğin bu vakfın ümmeti daha fazla bölmeyeceğine yemin ediyorum diye keşke bir akit oldaydı Kenan abi çünkü bölündükçe bölündükçe Allah göstermesin bizler gücümüzü ve birliğimizi selam abi kaybeden bi hale geliyoruz yani bir adam Allah için bir açık yol bulmuştur yani mesela bir tanesi Kur’anın lafzını çok güzel muhafaza ediyordur başka bir tanesi hadis ilminde çok ileri gitmiştir başka bir tanesi siyerde başka bir tanesi Risale- nur’da ne kadar güzel demi abi? mesela ordu bir ama hava kara deniz diye ayrılıyor doğru mu? bu işlerde böyle ayrılsa herbiri kendi alanında kesb-i muharefet etse çok güzel yani saf Allah rızası varsa kenan abi problem var mı? problem yok saf Allah rızası için değil de birine rakip olmak için açıyorsa altında ihlas kalır mı böyle bir ayrılığın? kalmaz işte bunlar da ümmeti her geçen gün yaralıyor abi bakın bir ayette murat abi Cenab-ı Allah hazreti musa’ya firavun gibi bir bebek katilinin yanına giderken kavl-i leyyin ile yani şefkatli dille davran diyo daha biz bir arkadaş bizim görüşlerimizde olmazsa eğer ne sapık bırakıyoruz ne kafir bırakıyoruz ne münafık bırakıyaoruz ben böyle şeylere çok şahit oluyorum sizler de oluyor musunuz acaba? yani sadece benimle alakalı birşey değil demi abi? isim neydi? engin abi siz de oluyor musunuz böyle şeylere şahit? yani biri birinin görüşünden değil diye kendi güzelliklerini sergileyemeyip bak bunlar o kadar kötü o yüzden biz iyiz manasını çıkarmaya çalışan ekollere arkadaşlara bunlar üç beş tanedir yani hep böyle tamamı değil tabi böyle üç beş tane aklı yetmez arkadaşlar kendi görüşünden değil diye napıyor hacı? ne sapıklık bırakıyor ne kafir bırakıyor ne de münafık bırakıyor şimdi Murat abi müslimden bir hadis okuycam ama bu hadisi beraber çok iyi dinliycez dinliyor musun abi? abi bana bak daldın oraya bende kal hadiste diyor ki herhangi bir kimse din kardeşine kime? yani olay böyle herhangi bir insana değil müslümanlar içinde bir olay mı engin abi ? müslümanlar içinde herhangi bir kimse din kardeşine ‘eyy kafir derse ikisinden biri muhakkak küfre döner’ şimdi sen adama ‘ey kafir’ dedin selama abi adam da ayan beyan açık birşekilde dinden çıkmış birisi ama bak din kardeşine diyor çok ince var orda burda bir problem yok ama sen şahsi garazlarından hasetlerinden fesatlarından iyice adama doldun dolduğundan dolayı da ey kafir dediğin anda artık sen kafir oldun o saatten sonra engin abi aynı şeyi anlıyoruz demi hadisten farklı bir yorum anlamıyoruz heralde demi şimdi bu hadisin bir de şerhi var çok ince burası genelde aynı işi yapan insanlar birbirlerini fazla kıskanabiliyor kenan abi haset edebiliyo haset işin neticesinde bir insana kafirin vermediği zararı verdirebiliyor engin abi böyle bir hadise haset dediğin olay mesela ikisi aynı işi yapıyor sallıyorum adamın bi tanesi yirmi yıldır yapıyor tutuyor on yirmi kişiye anlayoyor oradan birileri çıkıyor son üç beş yılda tutuyor yüzlerce adama ilişiyor ya diyor ben bu hakikatleri bu hadisleri bu ayetleri ezbere biliyorum diyor benim daha çok adama anlatmam lazımken bunlar nasıl oluyor da bu kadar adama yetişebiliyor diye bi sinirleniyor bir haset basıyor burak abi hasedin sonucunda da yanına gelenleri nasıl tutucak? ya diyor altında ingilizi var ya üstünde şuyu var ya arkasında bu var yani arkasındakine takılıyo da önünde secde ettiğinden habersiz öyle takılıyor şimdi bir adama bunları isnad etmek yani altında şurası var burası var demek bir adama münafık demektir doğru mu abi? yani şunun adamı bunun için iş yapıyor demek münafık demek sen o adama münafık dediğin anda o adam münafık değilse sen ne oluyorsun ? münafık oluyorsun bakın bana inanın şu cümleme engin abi ahirette eğer korkudan murat etrafımızı görebilecek kadar bir Allah gözümüzü açmamıza müsaade ederse hani kendi imtihanımızın korkusundan bir etrafımıza bakmamıza Cenab-ı Allah müsaade ederse bu hadisten dolayı bir çok insanın imanını kaybettiğine şahit olucaksınız çünkü o kadar rahat söyleniyor ki mesela ben şahit oldum bi gün bir cenazeye gittim cenazede orda bir imam effendi hakkında birisi bir şey diyor yorum yapıyor yani işte şöyle böyle ya o da az münafık değil kardeş sen napıyorsun? sen imanını otuz kupana gazeteden mi aldın? adama bir şey olmaz çünkü senin birine gıybet edip dedikodu yapman kendi defterinla alakalı birşey sen o adama kafir ya da münafık dedikten sonra fatih o kişinin artık ahiretteki hükmü artık ne oluyor? ya kafir oluyor ya kendisi ya da münafık olark ölüyor ne kadar ince değil mi abi? yani bizler böyle çok rahat bu dünyada yapıyoruz ya bu cümleleri ahirette imanımızı kaybettirecek cümleler bunlar ve bunları kimler yapıyor abi? genellikle hasetle kıskançlıkla ben yapamadım o da yapamasın ben yapamıyorum o yapıyorsa kesin altında birşey vardır mantıklı adamlardan kaynaklı ayrılışlar oluyor maalesef ve farklı görüşteki insanlar birbirinin hakkında değil birbirleriyle görüşmeye başlamadan bunun çözümü yok Engin abi biliyor musun? yani farklı görüşler farklı renkler birbirleriyle ittihat etmesi lazım tamam meslekleri birleştiremezsin meşreplerini birleştiremezsin ama aynı masada çok güzel bir iftar edebilirsin ya bunda bir mahsur yok Allah’ın ipine sım sıkı sarılın ayeti hafızları bile bugün cem edip bir araya getiremiyorsa demek ki gönüller boşalmış şekilcilik çok ön plana çıkmış bana biri dese ki kardeş bu asrın hastalıklarından bir tane söyle derim ki vallahi şekilcilik derim yaa ben Engin abi şahsen şöyle bir kardeşinim şurda birisi bana sabaha kadar abdestin hikmetlerini anlatsa bir birim etkileniyorsam şurada bir tane genç çocuk namazı kaçmadın diye karda abdest alıyorsa bin tane beni o etkiliyor işte yani benim artık kulaklarım doydu hafız benim gözlerim aç yani insanlar sadece saf bilgi isteyecek olsa abi napar? bilgisayarlar hepimizden daha bilgili bugün burda benden daha güzel bilgi verir bir bilgisayar benden daha güzel anlatır ama biz şekilcilikte ciddi manada boğuluyoruz şimdi ben düşünüyorum bir çok Allah razı olsun insanlar staadyumları dolduruyo bir yerlere gidiyo hep Allah’ı anlatıyoruz demi Sabri abi biz de dahil buna hayalhanem çok iyi de onlara kötü hayır hayır biz de de kabahat var biz bunu bulmaya çalışmamız lazım bakıyorsun stadyumlar doluyo ümmet için birşeyler çalıştaylar yapılıyor yapılıyo mu Kenan abi? yapılıyor demi peki bu kadar insan bu çalışmayı yapıyosa ve biz hala ittihat edemiyorsak demek ki bu çalışma yapanlardan biz de dahil olmak üzere bi sıkıntı var ben geçenlerde düşündüm Kenan abi dedim ki stadyumda böyle efsane şekilde siyer anlatan bir adam evet Hazreti Muhammed öyleydi dediği zaman acaba Hz.Muhammed (a.s) ı mı anlattı yoksa Hz.Muhammed böyle anlatılır diye kendisini mi anlatıyor? demek ki işin altında sıkıntılar var engin abi bizler de dahil olmak üzere biliyorsunuz bizim bir inşaat projemiz var Engin abi o kadar ciddi bir hayalim var ki dua ediyorum bir ramazan günü o terasta farklı meslek ve meşreplerden ehli sünnet dairedeki insanları o masaya toplamak ben onlara hizmet eden olmak istiyorum çaylarını çorbalarını ikramlarını eden açacak bir tanesi Kuran’dan tefsir yapacak bir tanesi hadis ilminde iyi bir adamdır o hadisi tefsir edecek başka bir tanesi bir siyer anlatacak ve fatih inşallah biz de onlara hizmet eden adamlar oluruz diye çook büyük dualarım var şimdi abiler bu ayrılıklar varya ümmetin ihtilafları ayrılıkları bu ayrılıklar Hz. Ali döneminde inanılmaz bir ayrılık örneği var murat abi ama bu gün beni çok iyi dinlemeniz lazım cemel vakasını anlatıcam hayatınızda duymadığınız bir vaka inanılmaz bir vaka beraber tahkik edicez hazır mısın engin abi? bütün dikkatlerini bana ver hazırsın demi birader gözlerin bende kaçırma sakın gözlerini Hz.Ali zamanında başlayan muharebelerin mahiyeti nedir? hz.Ali zamanında ne muharebeler oluyor ? hep siyaseten bu arada burda hep siyaset demek insan yönetme sanatı gibi düşünün olur mu abi? birlikleri toplama sanatı gibi düşünün hz. Ali zamanında başlayan muharebelerin mahiyeti nedir? soru oluyor o muharebelerde ölen öldüren oluyor mu murat abi? oluyor muhariblere ve o harpte ölen ve öldürenlere ne nam veririz? yani orada birileri ölüyor değil mi? yani ölenlere şehit mi diyelim haşa bu adam kafir gitti bak bir müslümana kıydı mı diyelim? bunu konuşacağız abi hazırsın demi? el cevap cemal vakası denilen hangi vaka ? cemal vakası denilen hz. Ali ile hz. Talha ,hz. Zübeyir, hz. aişe sıddık arasında olan muharebe şimdi anladınız mı kimle kimin arasında olduğunu bu muharebelerin? burda kim var? hz.Ali burda kim var Engin? hz.TAlha,hz.aişe ve hz zübeyir Talha zübeyir ve Ali kim biliyor musun abi? aşere-i mübeşere’nin üçü cennetle müjdeli bak hamza abi bilgiye bak yani bu adamlar cennetle nnüjdelenmişler peki Hz. aişe sıddık kim? peygamber efendimizin eşi en çok hadis muhaddislerden biri Cenab-ı Allah’ın cibrille selam gönderdiği bir zat bu tarafta kim var murarebede? hz.Ali burda kimler var abi? hz.Talha, hz.Zübeyir , hz.Aişe bunlar birbiriyle savaşta bulunmuşlar sabri abi bak vakayı iyi düşün ama murat abi az önce konuştuklarımı unutmayacaksın hani dedim ya bizler birbirimize sataşıyoruz bulaşıyoruz bak bundan büyük bir birbiriyle zıt olma örneği var mı? bir tarafta Hz.Ali bir tarafta hz. Talha, hz.zübeyir, hz.Aişe bunlar karşı karşıya geliyor olan muharebe adalet-i mahza ile adalet-i izafiyenin mücadelesidir. şöyle ki şimdi iki tane kelime çalışacağız. çalışacağımız kelimelerin birincis adalet-i mahza mahz demek ta kendisi demek adalet-i mahza diyince abi adaletin tam işte ta kendisi diyceksin Engin abi oldu mu? adalet-i mahza diyince ne diyoruz? adaletin ta kendisi öteki de murat abi adalet-i izafiye izafi biliyorsun görece demek diğeri de belli başlı kuramları temel alarak yeni bir kuram oluşturan adalet çeşidi bu adalet-i izafiyede unutmayacağımız bir kelime var Murat abi hazır mısın? ehvenüş-şer diye bir kelimevar iki tane şer var ortada ve bunun az olanı tercih etmek demek adalet-i izafiyenin kemiği bu mesela düşün ben buraya bir tane arkadaş getirmişim selam abi ilk defa sohbete getirmişim şeyhmuz diye bir psikopat getirmişim düşün adam bu zamana kadar kim yan baksa kafasından girmiş kolunu çıkarmış böbreğini deşmiş dalağını yerine … hep böyle bıçak manyağı etmiş taramış sıvamış sıkmış böbreğini dalağını her tarafını bir tarafa böyle psikopat bir adam getirmişim tam içerde çocuğun bir tanesi şaka yapıcam diye şeyhmuzcum naber bebişim diye makas alıyo bundan hayal et şimdi böyle bir adam normalde ne yapar keser biçer doğrar öyle değil mi? yani kelleyi gövdeden ayırır mı çavuş? ayırır bu adamda içinden vicdana geliyo ve diyor ki ben daha yeni Mehmet’le konuşup tövbe etmiştim bu çocuğa kıymayım ama sinirliyim diyor sinirini çıkarmak için çat diye duvara bir yumruk atıyor şimdi çocuğu mu bıçaklasın? duvara yumruk mu atsın? şerlerden hangisini tercih etti? düşük olanı buna ne deniyor? ehvenüş-şer tekrar soruyorum Kaan abi adalet-i mahza ne demek? ta kendisi peki adalet-i izafiye ne demek? -o da göreceli olan iki tane yanlıştan en iyisini seçmek eyvallah abi şimdi hz. Osman’ın yemenli bir yahudi tarafından şehit edildiğini biliyorsınız el-gafike diye bi tane yahudi tarafından şehit edildikten sonra ibn-i Sebe diye bir münafık var bunu unutmamamız lazım bugün çok terin öğreneceğiz birader hazırsın demi? kimmiş o yahudinin adı? ibn-i sebe ibn-i Sebe yedinin oğlu demek yani yedi babalı anladın mı? bu bir küfür gibi birşey aslında onların dilinde ibn-i Sebe diye bi münafık var diyor ki yahu diyor hz.Osman emevi hz.Ali de haşimilerden demi ebu talibinoğlu peygamber(a.s)amcasıın oğlu değil mi? ya onları ben birbirine düşüreyeim hz.Ali hilafet için hz . Osman’ı öldürttü diyim diyor önce bunu deniyor Resul yemiyo yemedikten sonra ibn-i Meymun diye bir tane adamı hz. Ali’nin yanına gönderiyor ya Ali sen böyle büyüksün şöyle büyüksün senin halife olman lazım sen başımızda olmazsan yapamayız diyor hz.Ali buna da gelmiyor kabul etmiyor bu da yemeyince Medine’de topluyor abi ibn-i Sebe insanları ve kendinize halife seçin diyor insanlar ısrarla kimi halife istiyorlar? hz.Ali’yi ve Hz.Ali orada halife oluyor. var mı buraya kadar sıkıntı? olay nerden başlıyor? hz.Osman’ın şehit edilmesi devamında ne oluyor? Hz.Al halife oluyor bundan sonra ortalık kopuyor Doğan işte Hz Ali efendimiz halife olduktan sonra Hz. TAlha ve hz.Zübeyir Hz.Ali’nin yanına geliyor diyor ki kitabın hükmünü icra et ne demek istiyor biliyor musun Engin abi? Hz.Osman’ın katillerini bul diyor peki Hz.Osmanın katilleri nerde? biliyor musun? başka kabilelere sığınmışlar o kabiledeki insanlar da onları almışlar mı? almışlar peki kabiledeki insanların tamamı düşman mıdır? değildir Hz.Talha ve Zübeyir diyor ki biz o kabilelere gidip Hz.Osman’ı şehit edenleri bulmamız lazım buna Adalet-i izafiye denir işte Hz.Ali de diyor ki bana biraz müsaade edin bir sükuneti toplayalım çünkü bir ayatte beyan ediyor ki birinin hatasıyla başkası mesul olamaz diyor bana biraz müsaade edin ben insanların hangisi suçlu hangisi değil bunları ayırt edeyim ayırt ettikten sonra söz veriyorum kitabın hükmünü icra edicem diyor buna da adalet-i mahza deniyor oldu mu tam oturdu mu? tam oturdu bir daha alıyorum en baştan ilk vaka nerden başlıyor? Hz.Osman şehit ediliyor sonra Hz.Ali halife seçiliyor daha sonra Hz. Talha ve Zübeyir gelip ne diyor? kütübün hükmünü icra et bize Hz.Osman’ın şehit edenlerin tamamını bul diyor peki şehit edenlere o an saldırsa suçsuzlar da gidebilir mi arada? demek ki Hz.Talha ve Hz Zübeyir’in bu arada Hz.Aişe’nin de görüşü bu istediklerine ne deniyor? adalet-i izafiye peki Hz.Ali diyor ki birinin suçuyla başkası mesul olamaz bana müsaade edin bir sükunet gelsin sükunet geldikten sonra söz veriyorum insanların suçlu olanlarını bulacağım buna ne deniyor abi? adalet-i mahza güzel oldu mu buraya kadar Hz.Talha, Hz.Zübeyir, Hz.Aişe dayanamıyorlar bu işe ve bir kuvvet topluyorlar abi topladıkları kuvvetle Basraya kadar gidiyorlar amaçları ne? Hz.Osman’ı şehit edenleri yakalayacaklar ve oraya bir yüklenecekler anlaşılıyor değil mi buraya kadar? peki devletin başında kim var? Hz.Ali efendimiz peki öyle rahat bırakabilir mi devleti? devletin iki tane başı olabilir mi? olamaz Hz.Ali de ordusunu topluyor ve o da Basra’ya gidiyor çünkü iç karışıklık çıkar anladın mı abi? ve bir elçi gönderiyor elçiyle Hz. TAlha,Zübeyir ve Aişe validemiz konuşuyor elçi diyor ki bakın Hz Ali sizden sükunete kadar beklemenizi rica ediyor diyor siz bekledikten sonra size söz veriyor kim suçluysa kim bu işin altındaysa teker teker Hz.Ali hepsini bulacak diye en son ikna ediyor ibn-i Sebe’nin neydi ibn-i Sebe? aklınızın şaşacağı derecede profosyonel bir münafık ibn-i Sebeni işine gelmiyor napıyor biliyor musun? Hz.Alinin çadırına baskın yaptırıyor ve baskında da diyor ki Aişe Talha Zübeyir yaptırdı hem Aişe Talha Zübeyir ‘in çadırına baskın yaptırıyor kim yaptırdı diyor? Ali yaptırdı diyor ve Hz.Ali; hz.Talha, Hz.Zübeyir ve Hz.Aişe validemiz bir cihada tutuşuyor on bin şehit var on bin bak Engin abi tarafları iyi belleyelim kaç şehit var? cemal vakası dediğimiz hadise bu anlıyon demi Şahin? on bin tane şehit var var mı içinizde haşa bu haksızdı bu kötüydü diye bu dördünden birine birşey söylemek isteyen? ben diyemem haşa Hz.Ali’ye ya da Hz.Aişe’ye Hz.Talha’ya Hz.Zübeyir’e bak Allah cennetle müjdeliyor Var mı içinizde bunlara birşey demek isteyen? ben çok duydum ha Engin abi yani onların bir tanesine haşa estağfurullah kafir diye isnat edeni islam toplumuna zarar veriyor diye isnad edeni çok duydum vaka anlaşılıyor mu? cemel vakasında kaç şehit var? ON BİN şehit var el-cevap cemel vakası denilen Hz.Ali ile Hz.Talha ve Hz.Zübeyir ve Aişe sıddıka arasında olan muharebede adalet-i mahza ile adalet-i izafiyenin mücadelesidir. şöyle ki üstad birisine kötü dedi mi haşa? dikkatli dinle bak abi çok dikkatli dinlemekzorundayız bu işi Hz.Ali adalet-i mahzayı esas edip neyi esas ediyo Hz.Ali? adalet-i mahzayı esas edip şeyheyn zamanındaki gibi şeyheyn demek hz. Ömerle Hz.Ebubekir efendilerimiz dönemine şeyheyn dönemi denir eğer hadis için kullanılırsa buhari müslim demek anektod bilgi kalsın şeyheyn zamanındaki gibi kim oluyor Hamza abi şeyheyn? hz.Ömer ve Hz.Ebubekir o esas üzerine gitmek için içtihat etmiştir muarızları ise hz.ali’nin muarızları kimdi? hz.Talha,Hz.Zübeyir ve Aişe sıddık muarızları ise şeyheyn zamanındaki saffet-i islamiye adalet-i mahzaya müsaitti diyor yani Hz.Ömerle Ebubekir döneminde insanlar suçu olduğu zaman ertesi gün geliptiraf ediyor suçunu ki ahirete kalmasın böyle mükemmel bir islamiyet yaşanıyor ve diyor ki onların döneminde bu kadar mükemmel islam yaşanırken diyor Selam abi adalet-i mahza uygulayabilirsiniz sıkıntı yok diyor fakat zamanla islamdaki zayıf bazı kavimler neyde zayıflar abi? islamiyetleri zayıf bazı kavimler islamiyete girdikleri için islamiyete napıyorlar giriyorlar nasıl karakterler giriyor? islamı zayıf dindarlığı zayıf kavimler giriyor adalet-i mahzanın tatbikatı çok müşkil olduğundan ehvenüş-şerr-i ihtiyar denilen adalet-i nisbiye esası üzerine içtihat ettiler. şimdi burada duracağız abi neden hz.Ali adalet-i mahzayı savunmuş anladık mı abi? şeyheyn zamanı gibi diyor peki hz.Talha,Zübeyir,Aişe neden savunmamış anladık mı ? şeyheyn zamanı gibi değil diyor islamı kötü birçok kavim girdi burda uygulayamazsın adalet-i mahzayı diyor ama bu hükümleri kafalarına göre koydular mı yazdı kitapta? hayır içtihat ettiler yazdı şimdi Murat abi iki kelime daha öğreneceğiz dikkatler bende mi? bakın bunlar ahiret için dinliyon demi birader isin neydi? mehmet bak iyi dinle çok önemli kabir için bunlar şimdi içtihat ne demek? içtihat şu demek belli başlı hükümlerden ortaya yeni bir hüküm çıkarmaya içtihat denir peki içtihadı hekes yapabilir mi? kim yapabilir? -alimler hayır müçtehitler alim de değil üst bir mertebe içtihat yapana ne deniyor ? müçtehitler yapabilir mesela bir tane beyin cerrahı profosör Murat abi bir ameliyata girdi elinden geleni yaptı ve adamı kaybetti bir suçu var mı? peki hala maaş almaya devam eder mi? edebilir işte müçtehit makamını böyle düşün peki bizim tantunici şeyhmuz dayı tuttu beyin ameliyatına girdi adamı da kurtardı ceza alır mı? alır çünkü onun ameliyata girme yetkisi yok şimdi beni iyi dinliycen hz.Ali efendimiz müçtehit mi? sahabelerin her biri müçtehit bilginiz olsun bu makamda peki Hz.Talha,Hz.Zübeyir,Aişe sıddık müçtehit mi? müçtehit şimdi beni iyi dinle abi islamda öyle bir rahmet var ki birisi müçtehit makamındaysa ve doğru isabetli bir karar alırsa iki sevap yanlış karar alırsa bir sevap alır noldu? hadi şimdi gel de birine laf söyle Allah sevap veriyor yaa nasıl makam görüyor musun? böyle makam gördün mü? biri müçtehit makamında doğru karar verirse iki sevap peki tutmadı isabet etmedi yanlış karar verdi bir sevap neyden dolayı? makamı müçtehit çünkü demek ki bu iki taraftan haşa kötü yaptı denilebilir mi? mümkünatı yok denilmesinin imkanı yok bakın çok ince bir şey daha söyliycem size peygamber (a.s) yanında sahabeler zamanında bir sesi yükseldi diye ayet indi mi? indi sesinizi yükseltemezsiniz onun yanında diye ayet indi peki uhutta sahabeler bir içtihat yaptı bir karar yaptı peygamber (a.s) da o karara uydu zahiren bir mağlubiyet oldu peki ayet inip uyarı aldılar mı? almadılar demek ki sahabelerin bir fikir beyan etmesi hak katında meşru birşey ya ses yükseldi diye ayet indiren Cenab-ı Allah uhuttakine niye indirmedi çok ilginç mantık demi abi? bi burdan düşünsene demek ki hak katında sahabelerin içtihat etmesi meşru birşey devam ediyorum ben de mi dikkatler bozmayın haa çok önemli mesele cemel vakası münakaşa-i içtihadiye siyasete girdiği için demi bu siyasete giriyor mu? giriyor normalde ilmi içtihatlarda farklılık olsa birbirine git sık denir mi? hayır ama burda devlet yönetimi var anladın mı demi? fitnenin büyümemesi için Hz.Ali’nin müdahale etmesi şart mıydı? şarttı muharebeyi intaç etmiştir madem sırf lillah için sadece ne var burda? iki tarafta da mı? evet sadece Allah rızası için islamiyetin faydası için içtihat edilmiştir ve içtihattan muharebe tevellüt etmiş şimdi bitirmek üzereyim Kenan abi iyi dinle bir muharebe oldu mu? oldu mu Engin abi? adı neydi muharebenin? cemel vakası Murat abi kaç şehit var? elbette hem katil orda öldüren hem maktül ikisi de cennet ehlidir var mı bu iki zümreden birisine laf edebilecek bir babayiğit? bak abi yok tabi ki demi aklı olan biri laf edemez buna şimdi bak Murat abi çok ilginç bir olay var cebri determinizma planında şimdi burada ölen de öldüren de demi yani? şehit olan da karşı tarafta ikisi de cennet ehli mi? peki bu kimin imtihanı? işte bu olayı duyan ve seyredenlerin çenesinin imtihanı bizlerin yani kimlerin imtihanı Sabri abi? onların mı? bizim imtihanımız peki cemaatler arasında bişey olduğu zaman gruplar arasında birşey olduğu zaman o bıdı bıdı konuşanlar işte onların imtihanı çünkü o işlerin başındaki insanların bir alim vasfı varsa onlar farklı görüşte bulunabilirler mi? bulunabilirler anlaşamayabilirler mi? anlaşamayabilirler belki müçtehitlik makamları var ama aşağıda laf taşıyan o bıdı bıdı … yapıp herkese laf söyleyenler işte bu vakalar onların imtihanı olacak cebri determinizma planında kader planında yani o nokta nokta herşey tane tane dizilen o kader planında cenab-ı Allah bazen hiç kavga etmeyecek iki tane adamı birbirine düşürür adamların aklı başına geldiğinde derki Allah Allah ben bu konudan Enginle kavga etmezdim ki Engin de der ki Allah Allah ben Mehmet kardeşe tutup karşı gelmezdim niye böyle oldu? onlar da anlayamaz Allah öyle bir yaratır ki onların hisleri akıllarını örtmüştür ve farkında olmadan birbirlerine girmişlerdir ve Allah ikisini de mesul tutmaz kimi mesul tutar biliyor musun Engin abi burda seyredenleri müslümanca davranacak mı bu Murat? gıybet edecek mi bu Can? bizim yaşadığımız hadise burada seyredenlerin imtihanı olur ve şurayı unutma ŞERRİN İÇİNDEKİ HAYRI GÖRMEK HERKESÇE UYGUN DEĞİLDİR. murat abi Cenab-ı Allah bu imtihanları Emrah kendisi bilmek için yaratmıyor bizi bize bildirmek için yaratıyor bence şu dillerimizi olabildiği kadar sıkı tutalım başkalarının yaşadığı imtihanlar bizim cehennemimize sebep olmasın usta lillahilteala el-fatiha

HAYATINIZI DEĞİŞTİRECEK 28 DAKİKA – TAİF

bugün sizleri ders değil dert vermek için çağırdım, Halid Bin Velid der ki; “korkakların evi yıkılsın” der bizlerin ulaşacağı çok fazla gönül var ulaşacağı çok fazla yürek var kapı kapı dolaşmamız gereken çok fazla menzil var ama bizler rahatımız bozulur diye korkuyoruz adeta felçli tavuk gibi İslam uğruna hareket etmekten geri durar bir hale düşmüşüz şimdi bir gün hastanede felçli bir hasta yatarmış hastane yanmış birden hemşireler o korkuyla kaçıp giderken bütün odalara girip bağırmış! Çağırmış! ” hastane yanıyor görmüyor musun? Kalksana!! Kaçsana!” diye o felçli adamın odasına da girmiş bağırmış! “Kaçsana be adam hastane yanıyor! Görmüyor musun?” Görmez olur mu! O kaçması gerektiğini bilmez olur mu? ama felçli vücudu onu yerinden kaldırmıyor beyni kaçmalısın! diye sinyal veriyor ama elleri ayakları beli bacağı tamamen o sinyalleri reddediyor. Biz aynı böyle bir hale düşmüşüz ve bizi bu hale düşüren en ciddi sebep Korkularımız!!! Korkularımız!!! Rahatımız bozulur diye, istikbalimiz inkıta uğrar diye evimin rahatı huzuru bozulur diye bir Peygamberlik vazifesini eda etmekten gönüllere girmekten evlere ulaşmaktan korkar olduk Efendimiz(s.a.s) 6 çocuğunu elleriyle toprağa veriyor. ardından bi’setin 10. yılında hüzün yılı diye geçen Hz. Hatice validemizin ve amcası Ebu Talib’in öldüğü yıla denk geliyor. vefat ettiği yıla denk geliyor. ki o yıl müşrikler O’na tamamen taarruz ve hücum edecekler Efendimiz(s.a.s) acıları ve korkularına yenilip evinde hapis kalmıyor. Haşaa!! Zeyd Bin Haris’i alıyor yanına Nereye gidiyor? Taif’e gidiyor Ne için gidiyor? “İslamı mayalayabileceğim bir yurt bir yuva daha bulabilir miyim?” diye gidiyor şimdi biz bunları dinlerken Haşa! hikaye gibi dinlemeyeceğiz! Sizler evden bu sohbete İman dersine farz hükmünde olan İman meselelerini öğrenmenin dersine gelirken üşeniyor musunuz? sizi bu üşenmeye en büyük sebep koyan nedir? neyinizin korkuları? neyinizin endişeleridir? Efendimiz(s.a.s)’in başına bunca hal gelmiş hala Taif’e gidecek kuvveti nereden bulmuş? Bir gün Aişe validemiz; Efendimiz(s.a.s)’a sorar! Der ki; “Ya Muhammed; Senin Uhud’da Mubarek dişin kırıldı, başın kanadı, vücudundan kanlar aktı! Söylesene! Uhuddan daha zor bir gün yaşadın mı?” “Yaşamaz mıyım ya Aişe!” “Taifte medet için gittiğim akrabalarımca alay edildim! Kovuldum! beni küçük serseri çocuklara taşlattılar hayatımda bundan daha zor! bundan daha ağır! bir gün yaşamadım” der Aişe validemize Nübüvvetin yani Peygamberliğin 10. yılıdır, ve Peygamberliğin Sinan! 10. yılında, Efendimiz(s.a.s) hüzün yılı denen o yılı yaşar Noluyor hüzün yılında? O’nu sürekli koruyan ve kollayan Hatice validemizle Ebu Talip amcası vefat ediyorlar ve O’nu koruyan 2 tane gölge dayanak yok oluyor Mekkedeki müşrikler öyle bir hücum ediyor! Yücel abi, öyle bir hücum ediyor ki! artık bir ara İslamı tebliğ edemez bir hale geliyor Mekkede. Ne yapayım? Ne yapayım? Ne yapayım? diye dertleniyor! Düşünüyor Zeyt Bin Harise’yi alıyor yanına geleceğin ordu komutanı. İslamı mayalamak için Taif’e doğru gidiyor. Taif, Mekke’den 120 km mesafede ileride bir belde bağları bahçeleri ile meşhur bir belde. Taif beldesi.. “Yahu! Ben düşündüm dedim ki Taifte akrabalarımın yanına giderim diye düşünüyor Efendimiz(s.a.s), dayı oğulları Taifte. Sakif kabilesi.. Ama biliyor ki; o kadar zahmetli, o kadar sıkıntılı, o kadar arıza adam var, Yahu! Hz. Hamza’yı alsana yanına, Ya Hz. Ömer’i alsana yanına.. Öyle değil mi? Neden Zeyd Bin Harise’yi alıyor yanına? Diyor ki “Başıma bir hal, bir iş gelirse; bu davayı devam ettirecekleri arkada bırakayım.” diyor o cihette Zeyd Bin Harise’yi alıyor. Ömerleri, Ebubekirleri, Osmanları, Alileri, Hamzaları geride orada bırakıyor. Efendimiz(s.a.s) bir rivayete göre yürüyerek 120 km , Zeyd Bin Harise ile birlikte gizlice Taif’e gidiyor. Taifte Efendimiz(s.a.s)’in dayı oğulları var Sakif Kabilesinden.. O Sakif kabilesinin büyükleri ile oturuyor Efendimiz(s.a.s) 10 gün boyunca onları İslama davet ediyor “Gelin şu şirkin bataklığından, küfrün bataklığından kurtulun” diye onlara anlatıyor duruyor anlatıyor duruyor… Bırak Sakif kabilesinin Kemal! reddetmesini. Efendimiz(s.a.s)’e o kadar küstahça cümleler ediyorlar ki; duysanız ağzınız açık kalır. Bir yerde diyorlar ki; “Allah bula bula Peygamber seni mi buldu?” diyorlar.. Haşa!! Başka bir yerlerde diyorlar ki; “Allah göndere göndere Abdulmuttalib’in yetimini Peygamber mi gönderdi?” diyorlar.. Bak kıyasla Sabri abi! Hiç böyle hakaretlere mağruz kaldınız mı? Allah(c.c)’ı anlatabilmek için… Başka bir yerlerde diyorlar ki; o dönem için çok büyük bir yemin; “Sen Peygambersen bende Kabe’nin örtüsünün hırsızıyım” diyorlar.. Çok ağır bir yemin.. Çok ağır bir yemin… Sen İslamı anlatmaya gideceksin!! Ya bırak bunları!! Biz yanımızdaki adam ne der ? Ticaret yapamaz mıyız? diye anlatamayan adamlarız.. Allah aşkına.. Bir kıyaslayın ya! Bu Peygamber(s.a.s) bize örnek gelmedi mi ya? Sen kendini kiminle kıyaslayacaksın ya’ Bu olaylar böyle dururken.. Dükkan bırakamıyoruz dükkan!!! Taş yemek nerde!!! Efendimiz(s.a.s) Sakif kabilesinin büyüklerine diyor; “Bari sizden rica ediyorum, geldiğimi ve size anlattığımı hiç kimseye anlatmayın.” Dururlar mı? Küfür bataklığına, şirk bataklığına saplanmış adamlar anlatmadan durular mı? Durmuyorlar.. Efendimiz(s.a.s) dışarı çıkar çıkmaz o bölgedeki, Taifteki ne kadar serseri ve çocuk varsa.. Yücel abi anladın mı kimin olduğunu?? Kim var abi? Ve çocuk var…Şurdaki kardeşlerimi düşün! Bu kardeşlerim gibi çocuklar, 3,5 km Peygamber(a.s)’i taşlamışlar… 3,5 km taş yiyor.. Zeyd Bin Harise açıyor elini siper oluyor! Zeyd Bin Harise vücuduna gelen taşla acı çekmiyor! Gelmeyen ve Efendimiz(s.a.s)’e isabet eden taşlarla acı çekiyor.. “Nasıl ben bu taşa siper olamadım” diye.. yaşanılan hadiseye bak, birde uğraştığın rahatına bak!!! Efendimiz(s.a.s) 3,5 km’yi bitiremiyor. Ayakları kan revan içerisinde kalmış.. Birçok yerde birçok zaman oturmak zorunda kalıyor. O kışkırtılmış, ifal edilmiş serseriler ve çocuklar; alıyorlar ve zorla ayağa kaldırıyorlar , taşlamaya devam ediyorlar.. Taşla!! Allah(c.c)’ı anlatmak için ha Ahmet!!! Biz dışarda haramdan gözümüzü alamıyoruz, iş yerinden gelemiyoruz.. Sen bu dersi kıyaslamayacaksan dinleme!! sende nefsine kıyas yapacaksın, bende yapacağım ben kıyas yapıyorum, işin içinden çıkamıyorum. 3,5 km hiç dayı oğullarınız tarafından taşlatıldınız mı yaa?? Nefes alamaz hale geliyor, nefes alamaz!! Taifte bir üzüm bahçesi buluyor hemen kendini o üzüm bahçesine atıyor Efendimiz(a.s). Zeyd Bin Harise ile birlikte Bir nefes alayım diye üzüm bahçesine atıyor kendisini 3,5 km… 3,5 ayakları kan revan içerisinde 3,5 sen enden gelmeye üşeniyorsun! evden gelmeye!! İman dersi dinlemeye üşeniyorsun 3,5 km elini açıyor bir münecatta bulunuyor; diyor ki; “Allah’ım güçsüz kaldığımı çaremin tükendiğini insanların beni hor gördüğünü sana şikayet ediyorum.. Ey merhamet edenlerin en merhametlisi; Sen gerçekten merhamet edensin.. Beni kime bıraktın? Beni bir yabancının eline mi bıraktın? Yoksa bana zulmedek bir düşmanın eline mi saldın? Ey Allah’ım Allah’ım!! Senden bana bir gazap gelmesin de!! Ben bu başıma gelenlere razıyım.. yine de Sen bana afiyet verir, bu dertlerden beni kurtarırsan.. bunu da hoş karşılarım.. Ey Rabbim ! görevimi yapamadım diye senden bana bir gazap inecek başıma bir felaket gelecek olursa Ben yine Sen’in dünyayı ve ahireti aydınlatan Yüzünün nuruna sığınırım… Beni himaye edecek Sensin Allah’ım, Sen bu görüntüden hoşnut isen Benim hiçbir şikayetim yok.. zaten Senden başka hiçbir güç ve kuvveetim de yoktur Allah’ım….” Ettiği münacatta hala başkalarına beddua etmiyor. Kendi nefsinden başka hiçbir şeyi şikayet etmiyor. Biz başımıza ufacık bir iş gelse Allah’ın imtihan için yarattığı senin ne kadar samimi olduğunu ortaya çıkarabilecek bir olay bir imtihan gelse orada bile bütün suçları dışarı atarken; nefsinden başka şikayet ettiği hiç kimse ve hiçbir şey yok Efendimiz (a.s)’ın. Üzüm bahçesine, bir üzüm bağına sığınıyor. Üzüm bağının sahipleri; Utbe bin Rabia, Şeybe bin Rabia. Bu iki ismi unutmayın. Ebu Cehil meşrebinden Utbe ve Şeybe isminde iki tane herif. Alçak herif ! Bunlar önce bakıyor haline ve Efendimiz (a.s)’ın haline başta üzülüyorlar. Addas isminde bir köleleri var. Kölelerinin eliyle bir kase üzüm gönderiyorlar gitsin de üzüm yesin diye. Efendimiz (a.s) köle Addas’ın elinden üzümü alıyor, ağzına atıyor ve ağzına atarken “Bismillah” diyor. Köle Addas diyor ki: “Allahallah bu nasıl bir söz ! Daha önce hayatımda hiç duymadım böyle bir söz.” diyor. “Ey Addas sen nerelisin?” diyor. “Ben ninovalıyım” diyor. “Aaa desene sen Yunus bin Metta’nın hemşerisisin” diyor. Addas şaşırıyor, “Sen Yunus bin Metta’yı nerden biliyorsun?” diyor Efendimiz (a.s)’a. “Yunus bin Metta da bir peygamberdir ve diğer peygamberler gibi benim kardeşimdir” diyor. Addas yapışıyor, Efendimiz (a.s)’ın elini ayağını öpmeye başlıyor. Sahiplerinin yani Utbe ve Şeybe’nin yanına dönünce Utbe ve Şeybe yüzüne tükürüyor Addas’ın, sen ne rezil bir adam ne bedbaht bir kölesin nasıl olur da böyle bir adamın eline ve ayağına yapışırsın diye tükürüp hakaretler ediyorlar Addas’a. Addas diyor ki “Vallahi ben yeryüzünde bundan daha hayırlı bir adam görmedim” diyor. Addas iman ediyor. Şimdi Taif’e gittiğinizde bir mescit göreceksiniz Addas mescidi diye. O kölenin isminde mescit var şu an Addas diye. Efendimiz (a.s)’ın uğraşları netice bulmuş mu? Bulmuş değil mi ? Efendimiz (a.s) soluklanacak ufacık bir zaman bulunca o üzüm bağından üzüm bahçesinden kalkıyor. Kalkmadan önce Utbe ve Şeybe’yi de anlatayım size. Kim bu Utbe ve Şeybe? Hatırlar mısınız? Mekke’de Efendimiz (a.s) kabenin yanında namaz kılıyor, namaz kıldıktan sonra elini açıyor “Ümmetim ümmetim” diye dua ediyor ve yine namaza duruyor. O esnada küfrün karanlığında boğulmuş Ebu Cehil rahat duramıyor, yanındaki 5-6 kişiyi kışkırtıyor “Ne yapalım, Ne yapalım ?” diye… ve Efendimiz (a.s) namaz kılarken üstüne deve işkembesi bırakıyorlar. İşte o 6 kişiden 2 tanesi Utbe ve Şeybe’dir. O üzüm bağının sahibi 2 kardeş. Onlar Efendimiz (a.s)’ın üzerine deve işkembesi bırakıyor ve köşeye geçmiş kahkahalarla gülüp eğleniyorlar. O esnada Efendimiz (a.s)’ın kızı Fatıma koşarak “Babacığım babacığım!” diye ağlıyor Efendimiz (a.s)’ın yanına gidiyor ve hala onun mübarek yüzünden damlayan deve işkembesini silmeye çalışıyor. Efendimiz (a.s)’ın ettiği tek cümle var: “Ya Fatıma endişelenme! Allah (c.c) babanı zayi etmeyecektir.” Yolumuz onun yoluysa; çizgimiz onun çizgisiyse, attığımız adımlar Şeriat-ı Garra-yı Muhammediye ise, bizler de endişe etmemize gerek yok Allah (c.c) O’nun yol ve istikametinde gideni asla zayi etmeyecektir. Ayağa kalkınca elini açıyor, O 6 kişiye 3 kez beddua ediyor ve diyor ki “Bu altısı tam şuralarda ölecektir.” diyor. Altısı birden Ebu Cehil dahil tam gösterdikleri yerde Bedir’de öldürülüyorlar. Efendimiz (a.s)’ın zatını bir bulut takip ediyor böyle üstünden. Bir bakıyor bulutun içinden Cebrail (a.s) çıkıyor: “Ya Muhammed! Rabbin başına gelenleri gördü ve sana bu dağ meleğini gönderdi, eğer istersen eğer bir işaret verirsen iki dağı birden Taiflilerin üzerine paramparça edecek bu dağ meleği.” Taifte başına o kadar iş gelen Efendimiz (a.s); taş yiyor, hakaret işitiyor, korkmuyor… bu olaydan korkuyor. “İstemem” diyor. “İstemem, Onlara bunu yapmayın. İsterim ki ilerde onların içinden İslamı yaşayabilecek bir nesil çıkar. Ben onların içinden İslamı yaşayacak bir neslin sümbüllenmesini isterim.” diyor. Böyle bir şefkat böyle bir mülayemet hayatınızda gördünüz mü? Şahit oldunuz mu? Tanık oldunuz mu? Bizler; son asrın çocukları! twitter’dan bir açık bulup karşıdakini tekfir etmeye uğraşan adamlar.. böyle bir şefkati nasıl anlayacağız? Nasıl anlayacağız? Böyle bir mülayemeti nasıl anlayacağız? Bu şefkat bu merhamet varya demiri eritir demiri! Buzulları eritir tuz buz eder. Su yapar, ırmak yapar, yüreğin ateşiyle ısıtır. Tebahhur eder, bulut eder, rahmet olarak tekrar bize yağdırır..Muhammed Mustafa (a.s) böyle bir zattır. Kardeşinin en ufak açığıyla onu gömmeye çalışan bizlere bak bir de örnek almaya çalıştığımız Efendimiz (a.s)’a bak. “İstemem” diyor. “Ya o kavimden bir kişi iman ederse nasıl olacak?” diyor. “İstemem” diyor. Efendimiz (a.s)’ın o mübarek duaları kabul oluyor. Taif şu an bir İslam bölgesi ve orada Mescid-i Addas dediğimiz Köle Addas’ın mescidi dahi var. Taif’te yaşanılan o zahmetli sıkıntılardan sonra Efendimiz (a.s)’a iki büyük müjde iki büyük sürpriz geliyor. Birincisi nedir? Ne oluyor? Miraç hadisesi oluyor. Ne demek Miraç? Miraç yükselmek demek. Demek ki şöyle bir Adetullah var. Adetullah odur ki; Taif’ten sonra Miraç gelir. Yani Taif’te taşlanmayana Miraç yoktur. İkinci büyük müjde nedir? Efendimiz (a.s) neden Taif’e gelmişti? Çünkü Mekke’de İslamı mayalayabileceği bir diyar bulamadığından Taif’e gelmişti. Peki Taif’te zahiren o an başarabildi mi bunu? O an için başaramadı, çok kısa bir süre sonra Allah (c.c) nerenin kapısını açtı? Yesrib’in kapısını açtı. Yesrib şimdi ne oldu? Medine oldu. Bir İslam yurdu oldu. Demek ki Allah (c.c), bir kapı kapar ise hiç beklemediğin bin tane kapıyı açıyor, seni oralardan mutlu mesut ediyor. Şimdi kendimizi bir kıyaslayalım. Ama Harbi Kemal! Delikanlıca kıyaslayalım. Böyle harbi harbi kıyaslayalım. Yani çizgi film izler gibi kıyaslamayalım. Hiç İslamı anlatmak uğruna bir hakaret yediniz mi? Size birileri bir yumruk attı mı? Sizin o kıymetli bedenleriniz Efendimiz (a.s)’ın mübarek bedeninden daha mı kıymetli? Hiç 10 gün boyunca aralıksız moraliniz bozuldu mu neden anlamıyorlar neden anlatamıyorum diye ? Sizin moraliniz Efendimiz (a.s)’ın mübarek moralinden daha mı kıymetli? Sevr sultanlığı oluyor taşlardan kendisine yastık yapıyor, gökyüzünü döşek yapıyor. Sizin bizim evlerimiz, uykumuz O’nun rahatından daha mı kıymetli? Taif’te yürürken sağdan taşlıyorlar, soldan taşlıyorlar, önden arkadan taşlıyorlar. Dizlerinin altı ayakları komple kan oluyor, Zeyd bin Harise önünde siper oluyor. Sen hiç İslam uğruna bir taş yemeyi göze aldın mı acaba? Dayıoğulların tarafından taşlatıldın mı hiç acaba? Sen mahallede yürürken, -insanın düşünse aklına gelmeyecek bir imtihan- mahallenin çocukları tarafından taşlanılabilecek kadar hiçbir imtihana maruz kaldın mı acaba? Kalamayız. Biz korkularımızın, rahatımızın esiriyiz. Rahatımız elimizden gidecek diye korkuyoruz. Patronla aramız bozulacak diye korkuyoruz. Gelecek endişesinden istikbalimiz inkıtaa uğrar diye korkuyoruz. Allah (c.c) sana bir makam nasip ediyor. Eğer bir olan Allah’a iman ediyorsan o makamı veren de Allah’tır. Bulutu kim gönderdi? Allah. Yağmuru kim gönderdi? Allah Makamı kim verdi? “Ya biraz çabalayıp dayıoğlu lazım” diyorsun ha? Nasıl Tevhid bu? Nasıl iman bu? Tam Allah (c.c) sana bir makam verdiğinde İslam için faydalı olacak o imzayı atman gerekirken atamıyor kendini geri çekiyorsan, sen de o korku virüsünün esiri olmuşsun. Neden korkuyorsun? İki laf iki taş yemekten mi korkuyorsun? Sen Taif’te taş yemiş bir peygamberin ümmeti değil misin? Yeri geldiğinde Taif’te taş yemek de sünnet değil mi acaba? Biz korkularımızın esiriyiz. Elimizden rahatımızı, ekmeğimizi alırlar diye Rezzak olarak iman ettiklerimizden korkuyoruz. Halid bin Velid diyor ki: “Korkakların evi yıkılsın” diyor. Ben Risale-i Nur tefsirini her gün okuyorum. Okumamın en büyük sebeplerinden bir tanesi Efendimiz (a.s)’ın hayatında neye denk gelmişsem Risale-i Nur’da da benzer bir hikayeye mutlaka denk geliyorum. Said Nursi Hazretleri aynı şekilde bir taşlanma vakası yaşıyor ve vakanın durumuna bak; Önce bir hadis-i şerifle başlıyor, Risale-i Nur’da diyor ki “Eşeddül belâ âlel enbiya sümmel evliya fel emsel fel emsel” Yani “Belanın en şiddetlisi önce peygamberlere sonra evliyalara sonra da mertebesine göre diğer insanlara gelir” sırrıyla enbiyanın varisi olanların türlü türlü belalara uğramaları hikmet-i İlahiye iktizasından olmasıyla, o zümre-i mübareke gibi Üstadımız dahi nice belalara hedef olmuştur. Hatta Kastamonu’ya ilk teşrif ettikleri zaman. Üstad hazretleri Kastamonu’ya götürülüyor, 8yıl boyunca Kastamonu’da yeri geldiğinde hücrede yeri geldiğinde karakolun karşısında göz hapsinde tutuluyor Üstad hazretleri. Tam Kastamonu’ya ilk geldiği yıllarda aşağıda camiye gidiyor namaz kılacağım diye.. Tam camiye gittiğinde abdest alacakken Kastamonu’daki serserileri ve küçük çocukları kışkırtıyorlar, Üstad’a taş attırıyorlar. Şimdi bir insana İslam için bir imtihana nasıl gireceksin desek, her şeyi hesaplar, ama çocuklardan taş yemeyi hesaplayabilir mi? Bu hesaplanacak bir şey değil. Sen imanı için uğraştığın çocuklardan taş yiyorsun. bunu nasıl hesaplayabileceksin? ve Üstad işin devamında diyor ki “O çocuklar Yasin suresinde anlamadığım bir ayetin keşfine sebep olduklarından dolayı ben onların duacısıyım.” diyor. Hatta Kastamonu’ya ilk teşrif ettikleri zaman çocuklar, bir bedbaht şaki tarafından teşvik edilip abdest almak için çeşmeye çıktıkları vakit taş atmışlar…Kime taş atıyorlar? Üstad Hazretlerine. Fakat, Üstadımız daima gördüğü eza ve cefalara ulü’i-azmane sabır ve tahammül eder. Hem safa-i sadre ve selamet-i kalbe malik olduklarından sürekli kendini Allah(c.c)’ın huzurunda bildiğinden ve öyle muamele ettiğinden o çocuklara dahi hiddet etmeyip buyurdular ki: “Bunlar -yani bu taş atan çocuklar- Sure-i Yasin’den mühim bir ayetin (13. ile 27. ayet) nüktesini keşfime sebep oldular” diye, onlara dua ederlerdi. Şuradaki adam bize omuz atsa kafasını koparır eline veririz. Üstad hazretleri taş yiyor, hala ne yapıyor? Dua ediyor.Niye? Çünkü bir gündemi, çünkü bir davası var. “O taşlarla ben Yasin suresini keşfettim ya bu çocuklara dua ettim.” diyor. Onların gidip başını okşuyor ve çocuklar kısa bir süre sonra biraz büyüdüklerinde her gün gelip aralıksız Üstad’ın elini öpüyorlar. Aynı merhamet nerede tecelli etmiş gördün mü? Aynı olay ve vaka nerede tecelli etmiş gördün mü? Peki aynı olayların kitaplarını okuyarak sen başına neyin gelmesini bekliyorsun? Aynı olayları yaşayacağız. Neden aynı olayları yaşayacağız biliyor musunuz? Arkadaki abiye verebilir misin? Sakallı, gözlüklü, yakışıklı kullanmadığı için Allah (c.c) saçlarını almış o abiye…Abi isim neydi? -Rıdvan. Rıdvan abi nereden geldiniz? -Konya’dan geldik. Hoşgelmişsiniz. Abi neden aynı dertleri yaşamak zorundayız bir tahminin var mı Rıdvan abi? -Allah’ın rızasını ve cenneti kazanabilmek için. Bak zorundayız diyorsam demek bir Nas olması lazım doğru mu? Yani bir ayette geçmesi lazım doğru mu Rıdvan abi? Peki hangi ayet bir tahmin var mı Rıdvan abi? Bakara 214. ayet desem biraz çağrıştırır mı? Siz bildiniz mi abi? Bir şeyler canlandı mı kafanda? Niye aynı dertleri yaşamak zorundayız? -“Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?” Çok güzel. İşte bu ayet abi, Bakara 214. Allah razı olsun. Bakara 214. ayette bizim bütün korkularımıza karşılık diyor ki: “Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?” Ayeti görüyor musun? “Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman? diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah (c.c)’ın yardımı pek yakındır.” Bu ayette ne diyor biliyor musun? Hayatınızda korktuğunuz ne varsa köşeye alın diyor. Bütün korkulardan daha ciddi ve daha büyük bir korkuyla gelin kıyaslayın, diyor. Rıdvan abi yine senle birlikte gidebilir miyiz? Şimdi bu dünyada her şeyin bir istisnası hemen hemen var. Arabada 300 km hızla gidip kaza yapıp yaşayan bir istisna vardır değil mi? Vardır abi, ben araştırdım, var. Peki kafasına silah yiyip yaşayan bir istisna var mı? İbrahim Tatlıses. Hatırlasana! Hiç magazin de mi takip etmiyorsun? Onun da istisnası var. Peki iflas etmiş, sıfırı görmüş çok kısa sürede daha ciddi zengin olmuş bir istisna var mıdır? Vardır değil mi? Peki kanser olmuş, vücudunun her yerine metastaz yapmış daha sonra kanserden kurtulup senden benden sağlıklı yaşamış bir istisna var mıdır? Vardır. Hayatında en sevdiklerini kaybetmiş ama ondan sonra daha mutlu bir hayat yaşamış, belki imana tabi olmuş bir istisna var mıdır? Vardır. Peki imansız olup cennete gidebilen bir istisna var mıdır abi? Yoktur. Dünyada her şeyin alternatifi var kardeş! Hepsinin istisnası var. Ama imanı kaybettiğinde ikinci bir istisnası ve alternatifi yoksa sizden öncekilerin başına gelenler senin benim başıma gelmeden, onların dertlerine benzer bir dert senin hayatına sirayet etmeden aynı dert gece senin de uykunu kaçırmadan cennete girmek yok. Nasıl yapacağız bu işi? Her şeyin istisnası varken bunun istisnası yok. Bizler korkuların esiri olmuşuz ve bilmiyoruz ki bizim korkularımızı tek suistimal etmeyecek zat Allah azze ve celledir. Kim ki Allah (c.c)’ın mehabetinden, Ondan duyduğu haşyet ve korkudan dolayı bütün ağyarı elinin tersiyle itiyorsa, işte esas ve gerçek şekilde hürriyetini eline almış insanlar onlardır. Allah azze ve celle bizi bu korkularla sabredenlerle sabretmeyenleri ayırmak için imtihan edecek. Hani köy çocukluğu var mı sende Rıdvan abi? Harman yerinde böyle vururlar, havaya atarlar rüzgar varken. Niye? Sap saman uçsun, içi dolu taneler yere düşsün diye değil mi? Biz de sürekli böyle eleklerden elene elene imtihan olacağız. Neden? Allah (c.c) sabredenle sabretmeyeni görecek ve ayırt edecek. Bizden öncekilerin yaşadıkları benzer sıkıntıları hangimiz hayatımızda Allah (c.c) için kaldırabileceğiz? Bunları görecek. Nuh (a.s)’ı düşün, İsa (a.s)’ı düşün… Zekeriyya (a.s)’ı ikiye kesmişler, Yahya (a.s)’ı şehit etmişler. Sahabelerin başına gelmeyen hiçbir şey kalmamış. Senin ve benim hayatımda, bizzat senin ve bizzat benim hayatımda onların dert ve sıkıntılarına benzeyen dert ve sıkıntılar yoksa bu ayete göre nasıl cennete gitmeyi hayal ediyoruz? Yunus Emre diyor ki: “Bu yol uzaktır, menzili çoktur, geçidi yoktur derin sular var.” diyor. Yol uzak diye geçidi yok diye menzili çok diye uçurumlar var diye, bu hakikatleri duyduktan sonra duymamış gibi davrananlar, bildikten sonra bilmemiş gibi davrananlar, dünyevi korkulardan dolayı ayağını geriye atıp geri adım atıp dönenler, nereden dönerse dönsün “dönek” diye yazılacaktır. Allah (c.c) böyle istiyor. Taif’te taş yemezsen Ben sana Miraç’ı göstermeyeceğim diyor. Ahir zamandayız abi ve dönem korku çağı. İnsan işsiz kalmaktan korkuyor, eşsiz kalmaktan korkuyor, kendi nefsimi ve hazlarımı tatmin edemem diye korkuyor. Etraftakiler ne der, ya benle arkadaşlık etmezse diye korkuyor. Ya benim müslüman kimliğimi ve tebliğ mücadelemi görüp benle ticaret etmezlerse diye korkuyor. Bir Allah (c.c)’tan korkmayan, etrafı ilah edip binler ilahtan korkuyor. Ve Halid bin Velid bunlara karşı diyor ki: “Korkakların evi yıkılsın!” diyor. Korkaklıkta ar, ilerlemekte şeref ve itibar var. İnsan korkmakla kaderin önüne geçemez.


İngilizce

Today i didn’t call you to give a lesson, i called you to give trouble Halid Bin Velid says; “Let the houses of the cowards collapse” There are lots of hearts… to reach for us There are lots of stations that… we must go But we are afraid of to disturb our comforts We’re standing at the back side… …for Islam… …just like a paralytic chicken… …without any movements… So, one day there was a paralytic patient in the hospital… …and suddenly the hospital burned When the nurses running away fearfully They were entering to all the rooms and shouting like “run, the hospital is burning!.. …don’t you see?! Stand up!… run away!!!” They also entered to that paralytic patients room and shouted… …” Oh man run away the hospital is burning!… …don’t you see?!” Of course he sees it. How can’t he know to run away?! but his body is paralytic it can’t make him… … to stand His brain gives signals like;… …”you have to run!” But his hands, feet… …back and leg… completely refuses those signals We’re in a situation just like this… …and the most serious reason why we are like this is… our fears!!! our fears!!! Just not to disturb our comforts… …just not to obstruct our future… …just not to deteriorate the comfort and the peace of our houses… …we got scared… …to do such a Prophetic mission… … to enter into the hearts… … to reach to the houses Our Prophet (pbuh) burries… …his own 6 children… …and then… The 10th year of Bi’sed, it’s the year of sadness It’s the year of which our mother Saint Hatice’s… …and his uncle… …Ebu Talip’s.. …died… …passed away… …so the polytheists had chance to attack and assault him Our Prophet (pbuh) didn’t stuck himself… … in his house because of his… …sadness and fear. Never! Zeyd Bin Haris takes him with him. Where is he going? He’s going to Taif For what is he going? He is going for to find… …a nest, a house to spread… …the Islam Now… …when we’re listening these… …we won’t listen like… we’re listening a story! Do you feel lazy when you’re coming… …to the faith lesson… … to the lesson to learn the immanent faith? What is the biggest reason to make you lazy? What kind of fear? What kind of worry? Where did our Prophet (pbuh) find the power to go to Taif when… he had such problems like these? One day our mother Aişe asks to… …our Prophet (pbuh) ! She says;… …Oh Mohammed… … your sacred tooth got broken at the Uhud… …your head got bleed… …blood flowed from your body! Tell me! Did you have a harder day than Uhud? “Of course i had Aişe!… …In Taif… …where i went for help… …from my relatives… …they made fun of me! I got fired! They made the punk kids throw stones to me… …in my life, i have never lived harder… …and more difficult day than this”… …said to our Mother Aişe It’s the 10th year of the Propherhood… …and at the 10th year of the Prophethood Our Prophet (pbuh) lives … …the year which called… …the year of sadness What happened in sadness year? Our mother Hatice who protected him all the time… … his uncle Ebu Talip.. …are passing away. And 2 shadows which protects him are disappearing The polytheists in Mekka attacking him! Yücel bro, it is such an attack! Sometime he even can’t notify Islam in Mekka He gets into a trouble and thinks like “what should i do? what should i do? what should i do?” He takes Zeyd Bin Harise by him… …he is the commander of the future army They’re going to Taif to spread the Islam Taif is a town which is 120 km far from Mekka… …it’s famous with its vineyards and gardens The town of Taif Our Prophet (pbuh) thinks like “I can go to… my relatives in Taif… …the sons of His uncle are in Taif. The tribe of Sakif But he knows that there are lots of tough, troubled, bad people out there Just take Saint Hamza with you, take Saint Omar with you… …right? Why are you taking Zeyd Bin Harise with you? He says; “If i live something bad here, i leave the people behind… …who can keep the case on. That’s why he takes Zeyd Bin Harise He leaves Omar, Ebubekir, Osman, Ali, Hamza behind According to a rumor our Prophet (pbuh)… … he’s going 120 km with Zeyd Bin Harise… …on foot to Taif In Taif, there are the sons of our Prophet”s (pbuh) uncle The Sakif tribe Our Prophet (pbuh) is sitting with the greats of that tribe He is inviting them to Islam for 10 days “Come and get rid of from that bog of shirk… …and the bog of denying” He keeps to explain them all the time Kemal, never mind about the refusing of the tribe of Sakif… …they say something very arrogant to our Prophet (pbuh);… …if you hear what they say, you would be shocked… Some of them say; “So, did Allah send you as a Prophet huh?! (despise)” Far from it!!! Some of them say;… …”So, God sent the orphan of Abdulmuttalip as Prophet ?! ” (despise) Brother Sabri compare yourself! Did someone ever tell you such insults like these? To explain the Allah (c.c)… Some of them say, it’s a very big oath for that period;… …”If you’re the Prophet then i’m the thief of the curtain of the Kaaba!” It’s a very big oath. It’s very heavy oath. You will go to explain the Islam… Oh come one!! For God’s sake… We’re the men who can’t explain just because we have doubts… …to don’t know what people would think about us! To afraid of to can’t make the trade Just compare yourselves! Didn’t the Prophet (pbuh) come as an example for us?! With who would you compare yourself when we have… …situations like that?! We can’t even leave our workplaces!!! Don’t tell me about eating stone… Our Master (pbuh) says to the greats of the Sakif Tribe; “I’m asking you to not tell anybody that i came here and the things i explained to you” Would they stop?! They are the men who stucked in the bog of deny and the bog of shirk… …would they stop without telling anybody?! They don’t. When our Master (pbuh) goes out… …the all punk kids over that area… Brother Yücel did understand who are they? Who are they bro? They are kids… Just think about my brothers over here! The kids just like my these brothers, they are throwing stones for 3,5 km to our Prophet (pbuh)… He’s getting stones for 3,5 km… Zeyd Bin Harise opens his arms to be a shield to Him Zeyd Bin Harise doesn’t suffer because of these stones He suffers because of the stones that our Prophet (pbuh) gets, because of he can’t prevent them “How couldn’t i prevent these stones” he says. Look at the event… … and look at the comfort that you’re trying to handle Our Prophet (pbuh) can’t finish 3,5 km His feet are all over in blood He had to sit somewhere… …too many times Those provoked punks and kids;… …taking him making him to stand…. …and continue to stoning him Ahmet, to explain the Allah (c.c) !!! We can’t even take our eyes on the haram (the forbidden things in religion)… …we can’t come from the work If you don’t compare yourself, don’t listen this lesson You and i will compare for our nafses I’m comparing but i can’t find a solution… …have you ever stoned by the sons of your uncle for 3,5 km?! He (pbuh) can’t even breath, can’t breath!!! He find a grape garden in Taif… …He immediately gets into that grape garden…. with Zeyd Bin Harise Just to breath he gets into that grape garden. 3,5 km… 3,5…. His feet are all over in blood You’re lazy to come from home! From home!!! You are lazy to listen faith lesson 3,5 km He (pbuh) opens his hands… …and he has a invocation… …he says;… …”My Allah… …I’m complaining about … …my remedy is exhausted… …and that people… …despise me… …Oh the most merciful of …those who have mercy;… …You are truly merciful… …Who did You leave me with?… …Did You leave me to a foreigner?… …Or did you leave to the one who is an enemy to me?… …Oh my Allah… …My Allah!!!… …Don’t get me a wrath from you… …I accept the things happened to me… …but even so if You give me welfare… …and save me from these problems… …I would take it kindly too… …Oh my Lord !… … I would still take refuge in the light of Your Face,…. … which illuminates the world and the hereafter… …If a wrath will come from You because … …I couldn’t do my mission… …My Allah, You’re the One who will protect me… …if You pleased to that image… …I have no complaining… …My Allah, I have no power and strength … but You…” The invocation that He has, he still doesn’t curse He complains about nothing… …but his nafs Even when we have a very insignificant thing… …we’re blaming something else … …like when Allah created something… … for an exam that will… … find out how sincere we are. But He has nothing and nobody to complain about… but His nafs! Our Propthet’s (pbuh)… …He takes shelter in a grape garden, a vineyard. The owner of the vineyard; Utbe bin Rabia, Şeybe bin Rabia. Don’t forget these two names Two men called Utbe and Şeybe just like Ebu Cehil Scoundrel men! They get sad at the first when they look at to our Master (pbuh) They have a slave called “Addas” They send a bowl of grape with their slave… …to make Him to eat the grape. Our Master (pbuh)… …takes the grape from the slave Abbas and eats it… …and before He eats it, he says “Bismillah”. The slave Addas says;… “For God’s sake, what kind of word is it?! I haven’t heard it before… …in my entire life” “Oh Addas where are you from?” He (pbuh) says. “I’m from Ninova” says Abbas. “Oh why don’t you just just say… …fellow townsman with Yunus bin Metta” He (pbuh) says. Addas gets surprised. He says “how do you know Yunus bin Metta?” Our Prophet (pbuh) says;… “Yunus bin Metta is also a Prophet and just like… …the other Prophets, he’s also my brother.” Addas holds Him and starts to kiss… …our Prophet (pbuh) hand and foot When he returns to his owners Utbe and Şeybe… …they spit on Addas’s face… “how contemptible, unfortunate slave you are… …how can you kiss that Man’s hand?!”… …and they insult him Addas says “I swear to God, i have never seen a person such a good Man like this before” That moment, Addas believes him. Now, when you go to Taif, you will see Mosque… …called “Addas Mosque” There is a mosque with the name of that slave Abbas The struggle that our Prophet (pbuh) had, had an result right? When our Prophet (pbuh) finds a time to breath… …he leaves from that vineyard Before He leaves there, let me explain to you Utbe and Şeybe Who are Utbe and Şeybe? Do you remember? Our Prophet (pbuh)… …He prays beside the Kaaba, after praying… …He opens His hands and prays like “my ummah, my ummah” and starts to pray again. During this time… …Ebu Cehil who is in darkness of denying… …can’t just stand and he takes 5-6 people around him and… provokes them. He says “What should we do?! What should we do?!”… …and when our Prophet (pbuh) was praying… …they leave a camel rumen on Him So, the two people of these six people are Utbe and Şeybe… …the owner brothers of that vineyard They leave a camel rumen on our Prophet (pbuh)… …and they just go to the corner and laugh and have fun with laughter During that time, our Prophet’s (pbuh) daughter Fatımah runs and… …cries like “My Daddy! My Daddy!” She goes to our Prophet and… …tries to erase the camel rumen dripping from… … her blessed face There’s only one word that our Prophet (pbuh) have… …”Oh Fatımah, don’t worry!… Allah (c.c) won’t let your Father to destroy.” If our way is His way,… …if our line is His line, if the steps that we take is… …the great and brilliant sharia brought by Muhammad (pbuh)… …we also don’t need to worry. Allah (c.c) won’t lose the people… …who follows His road and line When He stands up, He opens His hands… …He curses to those 6 people and says;… “These six will die exactly there!” These six including Ebu Cehil die exactly where He showed at the battle of Badr A cloud follows our Prophet (pbuh)… over him. He takes a look at the cloud and… …angel Gabriel appears: “Oh Muhammad! Your Lord saw what happened to you… … and he sent this mountain angel… …if you want him destroy the people of Taif,… …it’s enough to make a sign and… …he will shatter these two mountain on them” Our Prophet (pbuh)… …who lived too much thing in Taif,… …He stoned, insulted but doesn’t scare He just scared from this event… He says “I don’t want it! I don’t want it!… …Don’t do this to them!… …I want a generation… …from them… … who can live Islam… …I want a generation… … to sprout from them … …who can live Islam.” Have you ever seen such a kindliness, gentleness like this in your life? Have you ever witnessed? We are; children of the last century! We are the men who try to find a mistake from twitter and try to blame people like they are denying. How can we understand such a compassion like this? How can we understand? How can we understand such a gentleness like this? This kindness and compassion can melt an iron !!! It can melt… the glaciers. It makes them water,… river, it heats with the fire of the heart. It makes them evaporate, makes them cloud and … …makes them rain to us back as a mercy. Muhammad Mustafa (pbuh)… …is a person like this.Look at us… …who try to find every little mistake mistake from our brothers and … …look at the Prophet (pbuh) that we try to see as an example. “I don’t want it!” he says. He says: “What if someone from that tribe believes?” He says: “I don’t want it!” Our Prophet’s (pbuh) those blessed prays… …acceptted. Now, Taif is a Islam region and the slave Addas has a… …a mosque there, that we called… … “al-masjid al-Abbas”. There are two big surprises and evangels … …to our Prophet (pbuh) … …after the hard problem… …that He lived. What is the first one? What’s happening? The miraj event (the Prophet Mohammed’s ascension) is happening. What does miraj mean? It means “ascension”. So that means there’s an Adetullah (Adetullah: the unchangeble orders of Allah that how to act in the nature for all the alives and lifeless things) It’s the Adetullah; after Taif… Miraj comes. So there is no Miraj for… …who didn’t stoned in Taif. What is the second big evangel? Why did our Prophet (pbuh) come to Taif? Because there was no region Mecca to spread Islam,… …so that’s why he went to the Taif So, did he get succes to spread it in Taif? Not for that time. Where did Allah (c.c)… …open its door after a short time? He opened Yesrib’s door. What happened to Yesrib nowadays? It became Madina It became a house of Islam. So that means… …if Allah (c.c) shuts a door… …He opens back thousands doors that you didn’t expected! He makes you happy witH these doors Now, let’s compare ourselves. But for real Kemal! Compare like a man! Don’t compare like you’re watching cartoons Have you ever insulted for… …to explain Islam? Did anyone punch you? Are your bodies more precious than … …our Prophet’s (pbuh) … …blessed body? Did you ever get upset for like, “Why don’t they understand?… …Why can’t i explain?” Is your moods more precious than… …our Prophet’s (pbuh) blessed mood? Sevres sultanate is happening,… …He is making the pillow from stones… …He is making the sky as a mattress Your, our houses, … …our sleeps are more precious than His… …comfort? When he was walking in Taif, they were stoning Him… from the right side, left side, from the front and… …back. Under His knees, his feet.. …become completely in blood Zeyd Bin Harise tries to be a shield to Him Have you ever take a risk to be stoned… …to explain the Islam? Have you ever stoned by your uncle’s sons? Have you ever gotten into a test… -is a test that you can not think of if you think- …when you are walking in the neighborhood… …and stoned… by your neighborhood’s kids? We can’t! We’re the prisoners of our fears and comfort We’re afraid of to lose our comfort We’re afraid of to lose the good relation with our boss We’re afraid for our future and… to prevent our future Allah (c.c) predestine a position for you If you believe to the One and Only Allah, He is the One who gives you that position Who sent the cloud? Allah. Who sent the rain? Allah. Who gave the position? You say: “after a little bit effort,… … we need a discrimination” What kind of faith is it? What kind of believe is it? When Allah (c.c) gives you a position and … …that position is useful for Islam, … …when you need to sign it but… … you are stepping back, … …that means you are also the prisoner of the fear virus What do you afraid of? Are you afraid of stoning or hearing something bad? Aren’t you the Ummah of Prophet who get stoned in Taif? When it’s time, isn’t it sunnah… …to get stoned in Taif? We’re the prisoners of our fears We’re afraid of to they may take our comforts, our breads… …even when we believe the Allah is the Rezzak (Rezzak:Allah the provider of the needs of men and the beasts.) Halid Bin Velid says:… “”Let the houses of the cowards collapse” I’m reading the commentary of Risale-Nur everyday One of the biggest reasons… …that why i read it, whatever i have come across… … in the life of our Prophet (pbuh), i definitely come across… … a similar story in Risale-i Nur Master Said Nursi lives… …the same stoning event and… …look at the event; first it starts with a hadith, … …in Risale-i Nur says: “Esheddul belâ… …âlel enbiya summel evliya fel emsel… …fel emsel” So it means: “The most violent trouble comes… …to the Prophets first, then to the saints and then, … comes to other people according to their rank.” according to this… …it’s one of the wisdoms of Allah, … … the heirs of the Prophet are the targets… … to the too many troubles. Our Master was also the target to the too many troubles just like those Blessed People Although it was the first times that… he went to Kastamonu. They take the Master to the Kastamonu… …for 8 years sometimes in solitary confinement… …sometimes at the opposite the police station… …Master is held under eye arrest. When it was his first years in Kastamonu… … he goes to a mosque to pray… …when go goes to mosque and perform ablution… …they provoke the punks… …and the little kids… …they make them stoning the master. Now, when you tell a person… “you will get into a test for Islam” he would… …calculate everything,… …but can he calculate the stoning by the kids? This is not a calculatable thing. You are stoning by the kids… …that you try to deal with their faith How can you calculate this? and after that master says: “I’m thankful… … for those kids…to be a reason to understand… …to be a reason to understand… an ayah from the Surah of Yasin And also when it was his first minutes in Kastamonu,… …he went to a fountain to perform ablution… …and there, a bandit provoked the kids… …and they stoned him Who are they stoning to? To the Saint Master But our Master has a very strong patient… … to that kind of troubles and cruelty… …and tolaretes them just like. He always… …has peace in his heart and feels like… …he’s in the presence of Allah (c.c) and acts like it… …he didn’t even get mad at those kids and said:… …”These kids… … -so the kids who was stoning-… …they made me to understand an Ayah… …from the Surah of Yasin (13th and 27th Ayahs)”… …and he prayed for them If a man shoulders us, we would tear off his head… … and gave it to her hand. They are stoning Saint Master but still what is he doing? He is praying. Why? Because he has an issue, a case to struggle He says: “With those stones, i discovered the meaning of Surah of Yasin… …and prayed to these kids” He caresses their head and after a short time… …when they grew up a little bit,… …they come continuously every day and kiss the Master’s hand. Did you see, where did the same mercy appear? Did you see, where did… …the same event appear? So, what do you expect to happen to you when you’re reading… …the books of the same event? We’ll live the same events. Do you know why will we live the same events? Can give it to the brother that at the back? To the handsome brother with… …beard and glasses. What’s your name bro? -Rıdvan Rıdvan brother, where did you come from? -We came from Konya Welcome Bro do you have any guesses, why do we have to live the same troubles? For to get the consent of Allah and to go the heaven Look if i say “we have to”, it has to be clear right? So it has to be in a Ayah (verse), right? So, which Ayah? Do you have any guees bro? Does it evoke if i say “Bakara’s 214th Ayah”? Did you get it, brothers? Did you remember it? Why do we have to live the same events? -“Or do you think that you shall enter the Garden (of bliss) without such (trials) as came to those who passed away before you? ” Very good. That Ayah bro. Bakara 214. God bless you To the all fears that we have… …in the 214th Ayah of Bakara, it says:… “Or do you think that you shall enter the Garden (of bliss) without such (trials) as came to those who passed away before you? ” Do you understand the Ayah? “They encountered suffering and adversity,… …and were so shaken in spirit that even the Messenger and… …those of faith who were with him cried:… “When (will come) the help of Allah.” Ah! Verily, the help of Allah is (always) near!” Do you know what does this Ayah mean? It means: “Never mind all the fears that you have in your life… …Come and compare it with a fear… …which is more serious and bigger ” Bro Rıdvan let’s do it together There is an exception in this life almost for everything There is an exception when you have a car accident with… …300 km and still living, right? Yes there is bro… …i searched it. What about someone shot by his head … …with a gun and still living? Remember, İbrahim Tatlıses! Don’t you ever follow the magazines? It also has exception. What about an exception like, someone who go bankrupt and… …after a very short time get richer? It might be right? What about an exception like, … someone who is cancer and it spreads to everywhere in his body… … then he gets well and … …now healtier than you and me? It might be. What about an exception like,… … someone who lost his loved ones and then lived a happier life… …maybe had faith that he haven’t before? It might be. So what about an exception like, a person who has no faith and can go to the heaven ? No way. In the world, everything has a opportunity bro! They all have exceptions but when you lose your faith… …if there is no second exception… …and opportunity…. …you can not enter heaven… before the things happens to me and you that happened to those before you if you don’t have any problems in your life like they have …if your sleep doesn’t disturb by… …the same problem What do we do? When everthing has an exception but this. We’re the prisoners of the fears but we don’t know… …that Allah is the only one who … won’t abuse our fears Those are the people who… …doesn’t want the strangers… …because of Allah’s (c.c) greatness and fear… …has the real fredoom… …in the best way Alllah (c.c) will test the people… … to seperate who has patient to those fears… …and who has not. Rıdvan, are you a peasant boy? In the threshing floor, they throw it in the air when it’s windy Why? To make tahem fall to the ground and … …seperate the wheat and chaff, right? We will always be in the tests to seperate the people kinds Why? Allah (c.c) will see and distinguish the people… …who has patient and who has not. Which one of us … can handle the problems for Allah (c.c)… like the people had before us? He will see these Think about Noah, Jesus… They cut Zachary into two pieces They made Yahya martyr There’s nothing left to happen to the companions of prophet muhammad According to this Ayah, … …if there is no similar problem and troublelike they had … … in your and my life how can we imagine to go to heaven? Yunus Emre says: “This road is far, … …it has lots of stations, it has no thoroughfare,… … it has really deep water After hearing these truths the people who act like they didn’t hear… …after learning this truths the people who act like they know nothing… …just because the road is far, it has no thoroughfare,… … it has lots of stations and… because of it has cliffs The people who because of their worldly fears… …step back, it doesnt matter from where they stepped back … …will called like “renegade” Allah (c.c) says:… …”if you’re not stoned in Taif… …I won’t show you Miraj” We’re at the end of the world bro and the peried is the period of fear. People are afraid of to be jobless, People are afraid of to be single, People are afraid to not satisfy… …their nafses and pleasures People are afraid to what the people say about them… … and don’t be friend with them They’re afraid of ” what if they don’t trade with me … …if they see my Muslim ID and my struggle of explaining the Islam.” They don’t scare from the One and Only Allah (c.c) but… … they scare from the people around them which they made divinize. And to that kind poeple Halid Bin Velid says:… “Let the houses of the cowards collapse” There is shame in cowardice,… but there is honor and dignity in moving forward. One cannot prevent fate by fear.

EVET KORKUYORUZ VE DAHA ÇOK KORKACAĞIZ! TÂ Kİ..

Aziz kardeşlerim. Bu tufandan, kurtulmanın tek çaresi, yani bu dünyanın, avuçlarımızın içine sığacak kadar, cebimize girecek kadar, masamıza konacak kadar küçük, ve şirin hale gelmesi, eşlerimizle aramıza girmesi, çocuklarımızla aramıza girmesi, arkadaş kardeşlerimizle aramıza girmesi, işimize gücümüze bu dünyanın bu şekilde müdahale etmesi, bütün bunlara karşı tek çare, Allah’ın, korumuş olmasıdır. اِلَّا مَا رَحِمَ رَبّ۪يۜ Ancak rabbim kimi korursa, o korunmuş olacaktır. Demek ki, bir kere, şu kıyamete doğru gidişimizi, gözlerimizle görüyoruz. Hiç kimse kıyamete çok asırlar var, diyemiyor. Diyemez. Kafirler bile herhalde dünyanın sonu geldi, diyorlar artık. Müslümanlar, zaten böyle inanıyorduk. Elhamdülillah. Ama, bir de biz, kıyamete yakın fitnelerin, belaların, musibetlerin, sıkıntıların, streslerin, yoğun olduğu bir zamana geldiğimize göre bundan elli sene öncesine göre, ondan da yüz sene öncesine göre ondan da iki yüz sene öncesine göre, kademeli bir şekilde yükselen bir ateş bulutunun altındayız. Yani her geçen sene, bir önceki seneden, daha büyük dertler, daha büyük korkular getiriyor. Bizim de madem Müslümanız, Allah’a sığınma, oranımız elli sene öncesine göre, daha fazla olmalı, yüz sene öncesine göre, çok daha fazla olmalı, iki yüz sene öncesine göre, haydi haydi çok daha fazla olmalı. Madem dışarıdaki soğuk arttı, benim ısıtıcının ayarını, bir tık yükseltmem lazım. Dışarıda yirmi dereceydi, ben yirmi dereceye göre ısı ayarı yapmıştım. Onbeş’e düştü, ayarı yükselteceğim yoksa üşürüm. On dereceye düştü, bir tık daha yükselteceğim, beş dereceye düştü, ben üç tık yükseltmek zorundayım. Üşürüm yoksa. Bizim müslümanlığımız, takvamız, Allah’a yakınlığımız, eğer elli sene önceki hayata göre internetin olmadığı, sosyal medyanın olmadığı, çocukların ana babalarına isyanı devlet garantisinde göremedikleri bir zamana göre, aynı Müslümanlığı yaşarsak biz daha takva, daha yakın, daha samimi, daha ihlaslı, bir Müslümanlık yaşayamazsak, elli sene önce, üşümeyenler gibi olamayız, biz üşürüz. Çünkü kıyamete doğru gidiyoruz, kıyamete doğru giderken, fitnelerin, belaların, sıkıntıların, dertlerin, korkuların, dozajı artıyor. Ben, Allah’a yakınlığımı, aynı düzeyde tutamam. Soğuk çoğaldı, ısıyı çoğaltmam lazım. Eskiden belki beş vakit namaz yeterdi, şimdi ona ilave yapmak lazım. Eskiden 3 sahife Kur’an okumak bir günde yeterdi, beş sahife yapmak lazım, on sahife yapmak lazım. Aksi takdirde, aksi takdirde, kazandığımızı zannederken kaybederiz. Allah muhafaza buyursun.

Karantinadakileri Bekleyen Büyük Tehlike!

Karantina sürecinde evde nasıl vakit geçirmeliyim, nelere dikkat etmeliyim? Eve kapandığım halde beni bekleyen bir tehlike var mı? Bu videoda sizin için cevapladık. (Kalemle çizme sesi (sürtünme)) (müzik sesi) Korona virüs salgını sebebiyle dünya genelinde yüz binlerce insan hastalandı. Virüs kiminde kalıcı hasar bırakırken pek çok ülkede binlerce ölüme sebep oldu. Dünya genelinde ekonomik ve sosyal etkileri o kadar büyük oldu ki açıkçası pek çoğumuz bunu ön görememiştik belki de. Daha önce tecrübe etmediğimiz bir yaşam şekline geçiş yaptık. Virüsün hızlı yayılmasına engel olabilmek için karantina uygulamaları yapılıyor. Sokağa çıkma yasakları uygulanıyor, her kes bu süreçte haftalardır evlerinde. Bu da beraberinde bir takım zorlukları getiriyor. En büyük zorluk ise alışkanlıklarımızın değişmesi. Dışarı çıkıp gezmeye, dolaşmaya, arkadaşlarımızla buluşmaya o kadar alışmışız ki, evde kaldığımız zamanı belki de hapis gibi hissedenlerimiz de oluyordur mutlaka. Dolayısıyla evde geçirilen sabır döneminde süreci iyi yönetemeyen kişiler maalesef süreçten zararlı çıkabilir. İnsan ruhu büyük bir amaç ve gaye üzerine yaratılmıştır. Rabbini bulmak ve ebedi hayatına hazırlık yapmak gayesi ruhunun daima aradığı bir hakikattir. Ruhun da gıdası bu arayıştadır. Kur’an da geçen “Kalpler yalnızca Allah’ı anmakla tatmin olur.” ayeti bize aradığımız cevabı veriyor. Eğer insan bu amacı bulamazsa derin bir ruhi boşluk ve depresyona düşer. Rabbini tanımayan insan ruhundaki bu arayışı tatmin edemediği ve o boşluğu dolduramadığı için kendini başka şeylerle oyalayarak meşgul etmeye çalışır. Zaten batıl olanın, hak olmayanın da böyle bir özelliği vardır. Sen kendini hak ile meşgul etmezsen, batıl seni işgal eder. (gümbürtü) İnsan aradığı cevabı bulamazsa kendini nefsani şeylerle meşgul etmeye hatta kendini sarhoş etmeye çalışır. Ta ki düşünmekten kurtulsun. (Gümbürtü sesi) ve buna yalnızlık da eklenirse şeytan devreye girer. Yalnız kalan insan şeytana adeta oyuncak olur. Ve insanın bu savunmasız halinden istifade eden şeytan insanı günahlara iter. Üstad Bediüzzaman der ki: “Sıkıntı sefahatin muallimidir.” İnsan boş kaldıkça şeytan doldurur derler. Evet ibadetle, ilimle meşgul olmadıkça, dizi film izledikçe, bilgisayar oynadıkça bir süre sonra ruh kararmaya başlar. Ve insanı içten içe sıkar. İnsan onda boğulur, nefes almak ister. Eğer ibadetle, nefes de alamazsa yavaş yavaş günaha meyli artar ve Allah muhafaza bazı müstehcen videoların veya görüntülerin ağına düşer. (Giyotin sesi ve çınlama) Zaten bu izlenilen diziler ve filmler adeta buna hazırlık için düzenlenmiş tuzaklar gibi. İnsan düştükçe düşer ve sonuçta fırsata çevirebileceği bu zamanları aleyhine çevirir. Evet aslında bir açıdan bakıldığında bu süreç bir fırsata dönüştürülebilir. Evde kaldığımız bu süreç zaman bulamadığımız nice hedeflerimiz için bize sunulmuş bir fırsata da dönüşebilir. Hangimizin ruh detoksuna ihtiyacı yoktu ki? Şehir hayatı ve koşuşturmaca bizi yormuştu. İşte sana fırsat, değerlendiresin diye önünde. Rabbine yakınlaş, konuş Rabbinle. Derdini ona dök. Hani hep bahanen di ya. Zaman bulamıyorum diyordun. Fırsat olsa neler yaparım da vakit yok diyordun. İşte vakit. Haydi! Dizinin, filmin karşısında uyuklaşanlar gibi olma.(Gümleme sesi) Kalk! Ser seccadeni ve huzura koş. O seni bekliyor zaten. Musibetle ve imtihanlar sana atılmış bir kement gibi seni ilahi aşka çeken vesilelerdir. Eğer imtihanlar olmasa hatırlar mıydın Rabbini? Unutmuştun değil mi? İşte sana fırsat! Yüzünü dönme vaktin gelmedi mi? Her şeye vakit ayırdın ama vakti verene ayıracak vaktin olmadı. (Kuvvetli gümleme sesi) Ama hala geç değil. Yönel Rabbine, aç yüreğini. Göreceksin kalbine huzur dolacak. Her göz yaşın aktığında, her damlasında hüzünlerin sevince dönecek. Biliyorum belki de yüzüm yok ona koşmaya diyorsun. Merak etme. O zaten senin her halini biliyor. Kalbindeki o sızıyı da biliyor. Senin samimiyetle huzuruna gelmeni bekliyor. Gell kulum!! Gell seni affedeceğim! Geç kalmadan gel diyor. Ne kadar günahın olursa olsun o seni tövbenle kabul ediyor. Söyle; bu kadar sonsuz merhamet seni çağırırken gitmemek, Rabbine olan sevgine ihanet değil midir? Öyleyse gel açalım ellerimizi ve yalvaralım. “Ey bu yerlerin hâkimi, senin bahtına düştüm, sana dehalet ediyorum ve sana hizmetkârım ve senin rızanı istiyorum ve seni arıyorum. Ey Rabbi Rahimim ve ey Hakık-ı Kerimim, benim su-i ihtiyarımla ömrüm ve gençliğim zayi olup gitti. Ve o ömür ve gençliğin meyvelerinden elimde kalan elem verici günahlaar, zillet verici elemler, dalalet verici vesveseler kalmıştır. Ve bu ağır yük ve hastalıklı kalp ve hacâletli yüzümle kabre yakınlaşıyorum. Hususan benim gibi nefs-i emmareyi taşıyanların şu dünya çok gaddardır, mekkârdır, bir lezzet verse bin elem takar çektirir. Bir üzüm yedirse yüz tokat vurur. El emaaan, el eman. Ya Hannan, Ya mennan beni günahlarımın hacâletinden, utancından kurtar. Beni günahların ağır yüklerinden halâs eyle. Günahların çirkin yüzünden ve mâsiyetin vahşi şeklinden ve o mekânın darlığından bütün kuvvetimle nidâ ediyorum. El Emaaaan, el eman Ya Rahmaaan, Ya Hannaan, Ya Mennaan, Ya Deyyan, Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar. Yerimi genişlettir. İlahî, senin rahmetin melceimdir. ve Rahmetllil âlemîm olan Habîbin (s.a.v.) senin rahmetine yetişmek için vesilemdir. Senden şekva değil, belki nefsimi ve halimi sana şekva ediyorum. Eğer ki Kemâl, Rahmetinle onu kabul etsen mağfiret edip, rahmet etsen zaten o senin şânındır Çünkü Rahman ve Rahimsin. Erhamürrâhiminsin. Eğer kabul etmezsen senin kapından başka hangi kapıya gideyim? Hangi kapı var? Senden başka Rab yok ki dergahına gidilsin. Senden başka hak Mâbud yoktur ki ona iltica edilsin.” Selametle. Altyazı M.K.

Dertlerini Sana Sevdirecek 11 Yöntem! – Serkan Aktaş

Çayımı bekliyorum. Kusura bakmayın Sen kralsın. Sen kral, biz .. paketçi O zaman başlayalım. Derdin sana dermandır. Yetmez mi? Bunu konuşacağız. Harbiden derdimiz bize dermanmış. Biz derman olan şeyi başımızdan defetmeye çalışıyoruz Bu yaptığımız acaba doğru mu ? Onun üzerine konuşup İnsan tabi bu dünya hayatında, nasıl ki nefes alıp veriyor Yiyor içiyor. Değil mi ? uyuyor – yatıyor kalkıyor bu hayatta Herkesin yaptığı ve yapmak zorunda olduğu işler E şimdi. Bunun gibi Aynı şekilde insanın hayatı Dertlere, sıkıntılara, musibetlere hastalıklara da maruz kalıyor Bu da aslında yaşamın şartlarından birisi Çünkü niye? Çoğu derste diyoruz ya Tek düze bir yaşam, yaşam değildir İnişli çıkışlı olursa, o hayat kaliteli olur diye. ve şu da çok önemli Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam buyuruyor. ve üstad da bunu Mehmet almış Risale-i Nur da bi’ yerde bir abiye mektupta söylüyor ya. Tabi bu küsme meselesi Kesben değil. Kalben küsme.. Kalben küstürme. Çünkü niye? Abi Adetullah dairesinde bi sebeplere müracaat etmek zorundayız. Onlarla yaşamak zorundayız. Buradaki mesele, Kalben Bağlanmamak Yani dünyayı sabit görmemek. Kendini de dünyada sabit görmemek. ve dünyaya Cenab-ı Hak tarafından bakıp öyle kıymet vermek İşte Böyle kıymet verelim diye Bazen sıkıntılara, musibetlere, hastalıklara giriftar oluyoruz dertlere giriftar oluyoruz. O yüzden Bu dertlerden Nasıl sıyrılırız? Acaba sıyrılmak doğru mu? ve ya bunlarla mücadele noktasında Sabır noktasını nasıl kullanmalıyız. Hakikat tarafından nasıl bakmalıyız. Onu Konuşacağız Allahın(c.c) varlığına ve birliğine iman etmek Yani Cenab-ı Hakkın bir olmasındaki hikmet nedir ? Bir olması ve benim sıkıntılarımın olması nasıl bağdaştırılır Burası Çok Önemli Diyor ki; İnsan, Allahın bir olduğuna inanırsa Şöyle söyler Vahdehû Allah birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma, Onlara tezellül edip minnet çekme, Onlara temelluk edip boyun eğme, Onlara dalkavukluk yapma Kendini onlara beğendirmeye, minnet altına giripte kendini rezil etme. Dikkat et! Onların arkasına düşüp zahmet çekme, Onlardan korkup titreme. Çünkü Sultan-ı Kainat birdir, herşeyin anahtarı O’nun yanında, Her şeyin dizgini O’nun elindedir, her şey O’nun emriyle halledilir. O’nu bulsan, her matlûbunu (isteğini) buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun. İşte insan, bunu hayatına bir rehber yapması lazım. Yahu, Evet ya benim sıkıntılarım var ve bu sıkıntılar kimin elinde? benim derdim var bunlar kimin elinde ? Bu kainatın dizgini kimin elinde? diye insan bunu tahayyül ederek yaşasa Zihnine yerleştirse Hayat felsefesi yapsa Sıkıntılara ve dertlere bakış açısı hemen birden değişecek zaten. Bir kul. Namazında ne diyor kardeşim ? ” Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden resulullah ” hah. Eşhedü enla ilahe illallah Sen. Gerçekten şahitlik ediyor musun? Cidden görür gibi bunu söyleyebiliyor musun? Eğer bunu görür gibi söylüyorsan, o zaman şöyle demen lazım. ”HALIK ve REZZAK ONDAN BAŞKA YOKTUR” Çünkü sen şahittin Allah’ın var olduğuna O’ndan başka ilah olmadığına. Halık ve Rezzak ”O” ise İnsanın hayatında zarar ve menfaat vardır. o zarar ve menfaat kimin elindedir? Allah(c.c) ‘nın elinde değil mi? O zaman sana gelen zararın menfaat kısmı Allah’ın elinde ise Sen niye tevekkül edip, Allah’a teslim olup, duayla o kapıyı çalmıyorsun? Kalbi imanla bezenmiş olan bir adam, bir sıkıntı geldiği zaman şunu söyler: Bu sıkıntı Rabbimden geliyor. Rabbimden gelmişse Derdi veren oysa Dermanı da ondadır diye Safi, darasız bir şekilde ona teslim olmaktır. Elhamdülillah. Mesela bir terzi örneğini veriyor Bediüzzaman Hazretleri. Hastalar Risalesinde de bunu söylüyor dimi mi? 24.Mektupta da söylüyor. Bunu ordan isteyen kardeşlerim okuyabilir. Şimdi şurası çok önemli. Mesela ben bir terzi olayım. Terziyim ama herkes tarafından tanınan bir terziyim. Kainattaki değerli taşlarla, Altınıdır, zümrüttür, elmastır Bunlarla, süslendirilmiş bir gömlek dikiyorum. Bir elbise dikiyorum Tamam mı bir ceket dikiyorum, artık ne diyorsan ve bundaki o sanatları görmek ve göstermek istiyorum ben Bunun içinde bana bir model lazım. O model de kim olsun. Mehmet olsun Mehmette miskin, cebinde beş kuruş parası olmayan, avare bir şekilde gezen bir şahıs olsun. Ona diyorum ki ”Gel. bana bir saatlik modellik yap. Sana 10.000 TL vereyim İyi paramı ? bir saatlik. Çok zor bi iş değil dimi? (Mehmet: Çok iyi para) İyi para Sonra bak o elbiseyi ona giydir. Sana giydirdim. Yani seni ileri geri yaptırıyorum, otur kalk diyorum Bazen bakıyorum Bir yerler uzun kalmış orayı kısaltıyorum tekrar dikiyorum falan filan Sana biraz zahmet veriyorum. Biraz meşakkat çekiyorsun Haa bu arada Parasını peşin almış ha. Tak 10.000 TL yi vermişim. Bana dese ki : ”Bana zahmet verdin, oturup kaldırmakla beni perişan ettin beni güzelleştiren bu elbiseye zarar verdin” demeye hakkı var mı? Yok Neden? Çünkü ücretini aldı. Oraya modellik yaptı. Doğru değil mi kardeşim E şimdi. İnsan kendine baksın Cenab-ı Hak ta isimleriyle esmalarının sıfatlarını bizde göstermiyor mu? Bizde kainat sergisinde, Cenab-ı Hakkın isimlerine, o esmasına bir model değil miyiz kardeşim? Ve bize ücret olarak zaten yokluk aleminden varlık alemine getirerek hayatı vermemiş mi? Bu kadar güzellikleri bize vermemiş mi? Sen sadece bir iki hadiseden dolayı neden şikayet ediyorsun? Öyle değil mi Açlıkla neyi anlıyoruz biz? Onun Rezzak ismini anlıyoruz. Aynı şekilde hastalıklarla gelen sıkıntılarla Cenab-ı Hakkın Şafi ismini tanıyoruz biz. Olaya böyle bakmak lazım. O Nefret ettiğin hadiselerin arkasında o kadar güzellikler saklı ki İnsan keşke bunu görebilse Olaya da şöyle baksana Mesela bu elimdeki bir ayna olsa Mehmet, Bu ayna, Güneşe tutsan kaç tane ayna görürsün bunda? 1 tane görürsün. Peki 2’ye bölsem bunu? 2 tane görürsün bin parçaya bölsem yere koysam bin parçayı Bin tane güneşim olmuş olur. İşte aynı şekilde Cenab-ı Hak seni dertlerle sıkıntılarla bazen böyle bin parçaya bölüyor Her parçada sende ismini gösteriyor. Senin sevinmen lazım Cenab-ı Hakkın isimlerine esmasına model oldun. Beni ne kadar çok sıkıntıya sokarsa o kadar çok ismi bende tecelli ediyor. Elhamdülillah ya! İnsan böyle baksa, insanda dert sıkıntı kalır mı kardeşim? Yani iman gözlüğünü takıp ta o pencereden baksa insan neye üzülür ki? Buna sabredemediğine üzülür. Ha bu arada musibet istenilmez. Verildiği zaman da ona şükredilir. Hamdolsun! Çünkü neden Bazı evliyalar musibet sıkıntı gelmeyince, ”Acaba biz ne yaptıkta bize böyle sıkıntı gelmiyor? ” Çünkü onlardaki sıkıntılar musibetler yani bir şükür vesilesi Allah’ı tanıma vesilesi O yüzden sana gelen sıkıntılar musibetlerle o dertlerle Haa demek ki bazı şeyleri hatırlama zamanı değil, olaya bu pencereden bakmak lazım Elhamdülillah İşte insan bunu anlaması lazım biz biraz hoddam, biraz bencil olduğumuz için hep kendi nefsimize bakan tarafıyla bakmak istediğimiz için öyle görmek istediğimiz için Hemen olayları görünen yüzüyle değerlendiriyoruz. Abi sen bunu bilemezsin ki Cenab-ı Hakkın Kader planında Senin görebildiğin yer belli olduğu için Senin o hayır zannettiğin şer olabiliyor. Ama Cenab-ı Hak bunu görüyor. Seni o yoldan kurtarıyor seni o yoldan çeviriyor bu sıkıntılarla Ama önemli olan zaten bunun farkına varmak İşte sıkıntılar musibetler, başımıza gelen o haller bunun bir nevi bize habercisi oluyor aslında Ve bir diğer kısmını söylüyorum. o da Asıl musibet dine gelen musibettir diyor abiler. Diğerleri Rahmani bir ikazdır. Cenab-ı Hakkın Şefkatli bir şekilde bize uyarısıdır. Şimdi asıl musibet dine gelen musibetse diğerleri neydi? Tekrar ediyorum orayı çok önemli Cenab-ı Hakkın şefkatli bir şekilde Rahmani ikazlarıdır. Bu Rahmani ikazlarıda bize nerde anlatıyor Koyun örneğini vermiyor mu abi? Bugün düşünsene burada mesela böyle koyunlar olsun ben çoban olayım O koyunlar uçuruma doğru giderken ve başkasının tarlasına hücum vaziyetinde olduğunda çoban bunları görürse Onlara taş atar değil mi? Taş atar ki uçuruma gitmesinler ve başkasının tarlasına hücum etmesinler tecavüz etmesinler diye Şimdi! Burada çok önemli bir kavram var Bu olayı zaten oturtursak hayatımıza çoğu şey çözülecek Kardeşim uçuruma doğru giden koyunlara Hani başları önde otlanıp gidiyorlar ya Çobanda ben olsam. Tak diye taş atsam. Şimdi taş kafana gelse , kafan kanasa bacağın incinse, belin incinse N’aparsın? Ama o anda devam eder misin yoksa nerden taş geldi diye arkanı dönüp bakar mısın? İşte o taş gelenler uçurumdan kurtuluyorlar arkalarına dönüp bakıyorlar taş nerden geldi diye Ve o büyük uçurumdan kurtuluyorlar. Ölümden kurtuluyorlar. Bir kısmına taş gelmiyor onlara hiç. Hiç sıkıntı gelmiyor, musibet gelmiyor Onlarda diyor ki Bak gördünüz mü siz ona itaat ediyorsunuz onun sözünü dinliyorsunuz.. Onun her dediğini yapıyorsunuz bak başınızdan sıkıntı musibet eksik olmuyor. Bak bize. Biz onu dinlemiyoruz. Ona itaat etmiyoruz. Hayatın her türlü keyiflerini lezzetlerini alıyoruz. ve tadıyoruz, tattırıyoruz. Bak ne kadar keyifliyiz. Siz öyle perişan olun diyorlar Halbuki nereye gidiyorlar? Uçuruma doğru gitmiyorlar mı ? İşte insan. Aynı şekilde. O Allah yolunda gitmeye çalışan insanların başına sıkıntılar gelmiyor mu? Geliyor. Ve işte bazen de biz isyan ediyoruz Diyoruz ki: Allah’ım biz sana n’aptık ki bunlar bizim başımıza geliyor? Biz ne yaptık ta.. Yani biz o sana inanmayanlar, sana itaat etmeyenler gibi değiliz. Biz güzellikler içinde yaşamaya çalışırken sen bize her türlü sıkıntıyı veriyorsun. Bir önceki Ayet i hatırla. İleri tarafını bilmiyordun işte uçuruma gidiyordun Allah seni ondan kurtardı. Başına sıkıntı gelmeyenler nereye gitti? Bu dünya hayatını güzel gördüler değil mi kardeşim. Hastalanmayarak, sıkıntı çekmeyerek… Bu dünyada kazanmış gibi görünüpte asıl kaybedenler onlar olmadı mı? Varsın dünya onların olsun. Ahiret bizim olsun. Varsın onlar çok böyle mutlu mesut hiç bir şekilde derdi musibete sıkıntıya giriftar olmadan yaşasın Ama biz bunlardan mahrum kalmayalım. Çünkü bir demirin dahi bir sanat eseri olması için Dövülmesi lazım, ısıtılması lazım yakılması lazım, soğutulması lazım değil mi? Belki kırılması lazım. Belki ikiye bölünmesi lazım Aynı şekilde.. Kum tanelerinden oluşan o cam parçası o vazolar O zaman demekki İnsan da İnsan-ı Kamil olması için bu gibi hallere giriftar olmak zorunda. Bunları yaşamak zorunda çünkü o zorluklar bizi insan yapıyor. O meşakatler bizi insan yapıyor. O sıkıntılar Allah’ın kapısına bizi itiyor. o yüzden İnsan şikayet etmeyecek. İnsan sabredecek. Bütün mesele bu zaten Elhamdülillah! Ve şunu da söyleyelim. Asıl musibet dine gelen musibet demiştik ya O zaman bu dine gelen musibet ne? Dünyevi musibetler dünya hayatımızı bize kaybettirirken Öyle görünüyor da. Halbuki o da değil. dünya hayatını da bize kazandırıyor. Amma velakin İnsan, namazını kılmazsa.. Günahlara girdiği zaman pişmanlık hissetmezse ve Allah’a karşı tövbe etmezse o üzüntüyü duymazsa bundan daha büyük musibet yok. Çünkü o musibet ona ebedi hayatını kaybettiriyor. O yüzden sendeki musibet hangisi Daha hayatında haram helal seçemiyorsan Daha namazlarını kılamıyorsan Başka musibet arama zaten. Başka dert arama Dünyanın en büyük derdi, en büyük musibeti senin başına gelmiş farkında değilsin sen Yaa.. Beterin beteri var. Böyle bakmak lazım. Yani diyor ya: Senin kolun kırıksa kolu olmayana bak. Senin bir gözün görmüyor, İki gözü görmeyene bak Onunla alakalı da çok güzel bir yer var onu da okumak istiyorum Risale-i Nur dan Sen, kendinden yukarı mertebelerdeki sıhhatli olanlara bakıp şikayet edemezsin. Belki sen, kendinden sıhhat (sağlık) noktasında aşağı derecelerde bulunan biçare hastalara bakıp şükretmekle mükellefsin (sorumlusun) Senin elin kırık ise, kesilmiş ellere bak. Bir gözün yoksa, iki gözü olmayanlara bak ve Allah’a şükret. Bak kendi hayatına. Her zaman senden daha kötüsü var Senden yukarıda olanlara bakıpta şikayet etme, Aşağıda olanlara bak haline şükret. Evet bu dünya çünkü geçici. Yerinde durmuyor. Hayatı veren O’dur. Buna biz iman ettik. Hayatı veren O’dur dedik. O zaman hayatı veren O’ysa, bu hayatı rızık ile idame eden de O değil midir ? Cenab-ı Hak değil mi? Hayata lazım olan şeyleri izhar eden bize veren de O değil mi Ve hayatın, meyvelerinin yüzde 99’u neticesi Cenab-ı Hak’ka bakmaz mı? Amenna Hayatımız O’nun elinde mi, Buna inandık mı biz. İnandık O zaman fani ve aciz olan beşer şunu anlaması lazım ‘ki bize hitabı da öyle oluyor zaten Ey insan! Hayatın ağır tekâlifini ağır tekliflerini işlerini, o sıkıntılarını omuzuna alıp zahmet çekme Hayatın fenâsını düşünüp hüzne düşme Yalnız dünyevî, ehemmiyetsiz meyvelerini görüp, dünyaya gelişinden pişmanlık gösterme Bunları yapma diyor. Belki, o sefine-î vücudundaki hayat makinesi Bak. Sefine-î vücud ne demek? Vücut gemisindeki bu hayat makinesi, kime aittir ? Hayy-ı Kayyûma aittir Cenab-ı Hakka aittir Senin hayatına lazım olan şeyleri tedarik eden de yine O’dur. O zaman sen kendi üstüne düşen vazifeyi yap. Acizliğini anla fani olduğunu anla. O sıkıntıların da Allah’ın elinde olduğunu anla. O’na teslim ol be kardeşim. O’na teslim olduğun zaman zaten ardı gelecek bunun ama Sen gerçekten teslim oluyor musun? Yani sebeplere müracaattan sonra Cenab-ı Hakka teslim oluyor musun Yoksa yine neticeleri sebeplerden mi bekliyorsun? Böyle olduğu zamanda zaten asıl tevekkül olmuyor. Şöyle bir ibare geçiyor Risale-i Nur da diyor ki: Çok güzel birşey değil mi? Yani insan sıkıntılara, musibetlere giriftar olduğunda Haa demek ki ben bazı şeyleri yanlış yapıyordum belki de Hatalar yapıyordum. Cenab-ı Hak beni Ahirette yanına temiz almak için bu dünyada bedelini ödetiyor bu sıkıntılara o yüzden ben düşüyorum. Ve ardından şunu söyleyecek: ”Haa ne kadar büyük bir sıkıntı geliyorsa, ardından gelecek mükafatta o nisbette büyük oluyor.” Bazen o hayır cihetindeki o büyük mükafatlar Dünya gözüyle görünmeyebilir. ‘ki zaten dünya gözüyle görünse ne olur ki abi kısacık bir hayatta ahiretin meyvesini yemek olmaz ki bu adama kaybettirir. Ama ahirette o meyveyi yemek Baki dir. Bitmez, sürekli devam eder. O yüzden insan sıkıntıya düşünce kendinde hata araması lazım. Yani demek ki birşeyler yanlış gidiyordu. Kader benim bunu yaşamama fetva verdi Ben kadere teslim olmalıyım. Sonuçta bu sıkıntıyı veren Allah’tır Demek zaten insana kazandırıyor. Elhamdülillah! Mülk sahibi mülkünde istediği gibi tasarruf eder değil mi? Burası benim olsa, buraları istediğim gibi maviye de boyayabilirim yeşile de boyayabilirim. Kimse gelip bana hesap soramaz. Hesap sorsa tapusunu gösteririm. Orada tasarruf hakkının bende olduğunu ispat ederim. E şimdi insan kendi hayatına bakması lazım. Bu mülk senin mi? Bu mülk sana emaneten verilmiş Elini, ayağını, gözünü, burnunu bir tezgahtan satın almamışsın bir yerde yaptırmamışsın. Biri kaybetmişte yolda bulmuş değilsin. Sana emaneten verilmişse emanet verenin izni dairesinde kullanmak lazım. ve bazende bize verdiklerinin kıymetini anlamamız için N’apıyor ? Elimizden alıyor İnsan çünkü; Kaybettiği zaman bazı şeylerin değerini anlıyor. O yüzden insan şunu diyecek. Evet ya! Yeme içme gibi basit bir şeyde dahi senin tasarrufun ne kadar ki? Tek bir tasarrufun var ha.. ”Yemek yemeyi ve içmeyi istemek” Gerisindeki fiiliyatları yaratan Allah Yediğin gıdalarda vücudunun istenilen yerlere dağılımını sen yapmıyorsun, yapamazsın zaten Nereye ne lazım bunu sen bilmiyorsun. Karaciğerin 500 ‘e yakın görevi var. Bunlardan Allah aşkına bana 30 tanesini say desem Kaç tanesini sayabileceksin? Demek ki bu beden senin değil sana emaneten verilmiş. Bir damla suyun içinden yaratılmışsın sen. Bir damla suyun içinde 80 yıllık – 100 yıllık hayatın derç edilmiş. E bırakta bu hayatı oraya derç eden hayat onun olduğu için gerisini de o sana ayarlayacak zaten. Sen yeter ki Teslim ol. Abi Ölüm! Mehmet ölüm gibisi var mı kardeşim ya? İnsan harbiden böyle, ölümü düşününce çok rahatlıyor. bazen biz hanımla konuşuyoruz böyle Dertler sıkıntılarımız olduğundan değil ha. Çevreye bakıyoruz, dışarıya bakıyoruz. Tabi kendimize de bakıyoruz. Diyoruz ki: ”Bir insan, ne kadar dertli olursa olsun Dünya, bütün hepsi dert olup o adamın başına yüklense dahi Hepsini sıfırla çarpacak bir kavram var bir hakikat var.” Ölüm bütün sıkıntılarını sıfırla çarpacak Ama işte o ölüme doğru hazırlanmak, düzgün hazırlanmak.. Burası senin elinde. O yüzden bence, ölüm çok büyük bir nimet ‘ki öyle zaten Bencesi yok bu işin ve en büyükte sebepler dairesinde bir kurtarıcı. Beni ferahlatıyor ya ölümü düşünmek. Tek korkumuz işte Cenab-ı Hakkın huzuruna lâyıkıyla gidebilcez mi Bir mü’min zaten ölümden hangi cihetten korkar? O’nun huzuruna temiz gidebilmek Emanete hîyanetlik etmeden gidebilmek Budur derdimiz zaten. Dedik ya: Derdi veren Allah olduğu gibi, dermanı veren de Allah tır. Demiyor mu: (Bakara, 2/286) Allah sabredenlerle beraber midir? Allah sabredenlerle beraber ise, biz buna iman ettiysek Burada şu oluyor bu sefer Abi ben sabrediyorum sabrediyorum. Olmuyor Hayır. Sen sabrı yanlış kullanıyorsun. Sen, o sabır noktasını geçmişe ve geleceğe dağıttığın için Hali hazırdaki sıkıntıya veremiyorsun. Öyle değil mi? Bak burda nasıl oluyor biliyor musun Semme, burdan bir saldırı oluyor sana Bütün kuvvetini oraya doğru vermen lazımken, sen diyorsun ki ya soldan da, ve ya işte ya sağdan da gelirlerse diye ordunu oralara dağıtıyorsun Merkez zayıf kalıyor. İşte Sabır kuvveti de böyle. O yüzden senin hakiki ömrün, bulunduğun gündür. Sen bir sıkıntın bi musibetin varsa bulunduğun ana bakacaksın Hepsini bulunduğun ana sarfetmeye çalış. Geçmişe ve geleceğe dağıtma. Dağıtırsan, Sende malesef dağılırsın kardeşim. Şunu demek istiyorum Yani insanın bazen böyle manevi cephesi zayıflayabilir. Sıkıntılara düşebilir. Bu sıkıntılar onu ümitsizliğe de götürebilir. O zaman da Zümer Suresi 53.Ayet Zümer Suresi 53.Ayet Bunu Hatırlamak lazım. O’na sığınıyorum ben. Kalbim huzur buluyor ya. Elhamdülillah! Birde bu sıkıntılar içindeyken Allah(c.c) ‘ı unutmamak. Namazlarını kılmak, İbadetlerini etmek, Allah ‘la irtibatını artırmak Çünkü bu sıkıntılar, musibetler hep Allah ‘la olan irtibatımızı artırmak için Hiç sıkıntıda olmayanlar Allah ‘ı unutuyorlar ya Bu dünyayı lezzetli görüyorlar. Ahireti unutuyor. Kabri unutuyor Vazifesini unutuyor. Bu insanlara özenme, Bu insanlara özenme çünkü Eğer hastalık kötü birşey olsaydı, sıkıntılar kötü birşey olsaydı En sevdiği abidi olan, kulu olan Habibi olan Efendimiz aleyhissalatu vesselam ‘a hastalık vermezdi. Ona sıkıntı vermezdi Değil mi kardeşim, Müşrikleri ona bela etmezdi başına. Ama ne yaptı? O, İşin maiyetini bildiği için sabretti. ‘ki evliyalar asfiyalar ve diğer peygamberler de buna giriftar olmuşlar. O yüzden musibet istenilmez. Verilirse de şükredilir. Video yu izlediysen kardeşim Kendine faydalı taraflarını gördüysen Ve ya işte Ben bunları biliyordum da diyebilirsin Belki bilmeyenler vardır. Belki ihtiyacı olanlar vardır. O yüzden video nun daha farklı kitlelere ulaşması için video yu beğenmeyi ve yorum yapmayı unutma. Çok mu şey istedik? Değil de mi? O zaman varsa imkanın Ne diyelim bi de paylaşın artık ÇAY HOUSE SİZİN KANALINIZ!