SÜNNETE UYGUN YEMEK YEME NASIL OLUR? & NUREDDİN YILDIZ

Sünnet üzere olan yemek çeşidini söylüyor.. Yemekten önce, ve yemekten sonra elleri yıkamak sünnettir. Mümkünse de, havluya tutmadan sofraya gelmek lazım. Mümkünse. Besmele ile başlamak, mühim sünnettir. Önünden yemek sünnettir. Böyle çorbanın karıştırır gibi her tarafından almak mekruhtur. Yaslanırken yemek yemek sakıncalı, ve üçte bir yemek yenecek. Şimdi oturacaksın, ben ne kadar yiyebilirim? Bu böreğin mesela, üç parçasını yerim, bir parçasını yiyip kalkacaksın. öbür parçasına su içeceksin, öbür parçasını boş bırakacaksın. Yani, kapasitenin üçte birini yiyecek ve içecek olarak kullanmak sünnete uygun edebe uygun olan yiyecektir. Yemekten sonra hamd etmek elhamdülillah! demek sünnettir. Bir sayfalık uzun dualar yapmak diye bir sünnet yoktur yalnız. Ve sıvı içerken de 3 nefeste içilecek. Bir bardaksa, bir bardağı üç nefeste içeceğiz. Ve oturarak su içmek sünnettir. Yemek yemek de aynı şekilde. Fakat ayakta su içmek haram değildir. Çünkü Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zemzemi ayakta içtiği görülmüştür ama edep, yani uygun olan, şeriat inceliklerine uygun olan, oturarak su içmektir. Fakat, her zaman oturma fırsatı olamayabilir, oturulacak yer uygun değildir mesela bir bayan oturursa, kalabalığın içinde, mahremiyet açısından dikkat çekebilir ayakta da su içilebilir, haram değildir.

KUR’AN DA KABİR AZABI VAR MI ? – GERÇEĞİ DUYUNCA ŞOK OLACAKSINIZ

Yıllardır İslam’ı tahrip etmeye çalışan oryantalistlerin anladığı ve sürekli üstüne düştüğü bir konu var. ‘Bu millet İslam’ı anlatan din adamlarını dinler biz en iyisi milleti ve İslam’ı yozlaştırmaya tam da buradan başlayalım.’ Bu mantilite ile biraz insanların aklını karıştırmayı seven bir modernist bakış açısı türüyor ve bu modernist bakış açısının insanların aklını karıştırmayı çok sevdiği konulardan bir tanesi de Kur’an’da kabir azabı var mıdır konusu. Bu bakış açısına sahip kişiler malesef Kur’an’ı Sünnetten kopararak bu meseleyi anlatmaya çalıştığından dolayı gün ve gün bu ve bunun gibi meselerle ilgili deformasyon ciddi seviyede artıyor. Bakara Suresinde ayetle sabittir mesela. E madem ölü hayvanın etini yemek haramsa biz pazardan balık alırken diri diri mi alıyoruz? Yoo, ölmüş bir balık alıp yiyoruz. Bu ve bunun gibi bir doğruyu anlamak ancak ve ancak sünnet ile mümkündür. Çünkü her doğrunun Peygamber aleyhisselam’ın hayatında bir vahiyle kıyası mutlaka mevcuttur. İnsan hayatının en zor şartlarından bir tanesi yetimliktir. Cenab-ı Allah Efendimiz aleyhisselamı yetimlikle başlattı ve O’na en sonunda devlet reisliği vardı. Efendimiz as bu ikisi arasındaki bütün evrelerde mükemmel bir şekilde tatbik edilebilecek örnek bir hayat sergiledi. Allah azze ve celle Kur’an’ı koruduğu gibi Efendimiz’in hayat-ı seniyyelerini de koruyarak mükemmel bir örnek teşkil edecek bir misali bizlerin gözünün önüne sundu. Örneğin Nietzsche mükemmel insan diye bir model çizer. Ama bu muhayyer bir varlıktır. Yani böyle onun çizdiği betimlemenin ”Aa bu adam da o hayatı yaşıyor.” diye gösterebileceğiniz bir örnek mevcut değildir. Hayatta Nietzsche’nin çizdiği o adamın davranışlarının emsali yok. Ama Efendimiz’in yemeğe ne ile başladığının bile müşahhas misaller hep önümüzde mecvuttur. Hadislerde mâna Allah’tan, lafız Peygamber aleyhissam’dandır. Kur’an’da mâna da lafız da Allah azze ve celle’dendir. Siz bu ve buna benzer meseleleri ele alırken bu manaları birbirinden koparmaya, bu manaları küstürmeye tecezzi etmeye çalışırsanız eğer o manalar nâkıs kalır ve elinize yapışır hale gelir. Başa çekeyim konuyu. Kur’an’da kabir azabı var mıdır gibi bir soruyu Efendimiz’in hayatını Kur’an’dan kopararak anlamaya çalışmak divaneliktir. Mümtehine 13’te şöyle beyan eder: Konuştuğumuz ayette kabirdeki kafirlerin Allah’tan ümit kestiğini anlatıyor ve onların ümit kesme halinin nasıl olduğunu bahsediyor. Madem ümit gibi bir konu söz konusu, demek kabirde yaşayanların kendilerine mahsus bir hayat seviyeleri, bir hayat mertebeleri var ki ümit gibi bir kavramdan bahsedilebiliyor. Hadi kabir azabını ve kabrin belki varlığını ordaki bir yaşantıyı inkar edenler birçok alimin sözüne gözünü kapatıyor. Bari ayet-i kerimelerden gözlerimizi kapamayalım ki açıkça kabir hayatını beyan eden ayetleri gönlümüz, aklımız idrak edebilsin. Tevbe 101’de şöyle söylüyor: Farkındaysanız ayette üç çeşit azaptan bahsediliyor. Birinci azap dünya, ikinci azap kabir, üçüncü son ve en büyük olan azap ise tabi ki cehennem azabıdır. İmam Taberi şöyle der. Madem son azap cehennem azabıdır, ondan önceki iki azaptan bir tanesi mutlaka kabir azabı olması gerekir. İbni Abbas, İmam Azam, İmam Katade Hasan-ı Basri, Ebu Malik hadislere dayanaraktan mutlaka bu iki azaptan bir tanesinin kabir azabı olduğunu bahsederken bir insan aklını kaybetmemişse eğer Kur’an’da kabir azabı nerde geçiyor diye bir soruyu soramaması lazım. Mü’min 46’da; (ekrandakini okur) Şimdi burada bahsedilen azap konusunu şöyle bir ayıracak olursak cehennem azabı konusundan ayetin en sonunda açıkça bahsedilmiştir. Öyleyse madem ayetin sonundaki azap, cehennem azabıysa o cehennem azabı gelmeden önce sabah akşam sokuldukları azap ne azabıdır? Kabir azabını inkar edenlere soralım: Eğer bu ayette bahsedilen bu sabah akşam sokuldukları azap kabir azabı değilse, sizce ne azabıdır? Bütün cumhur, yani İslam alimleri bunun da kabir azabı olduğu noktasında ittifak etmişken acaba bunun zıttını savunan bir modernist bakış açısı neye dayanarak savunuyor… Enteresan. Âl-i İmran 169: Ayette bahsedilen şehitlerdir ve İmam Şafi hükmeder ki onlara ölüm gelmediğinden dolayı onlar defnedilirken yıkanmaz ve cenaze namazları da kılınmaz. Şehidin ölü olmaması ve hali hazırda rızıklandırılması ispat eder ki demek ki onların yaşadığı, yaşantısına devam ettiği bir kabir, bir berzah alemi olmak zorunda. Zira şu anda kıyamet kopmamıştır. Cennet ve cehennem sakinlerini içine almamıştır. Peki şehitler şu anda cennette olmadıklarına göre nerededirler ve nerede rızıklandırılmaktadırlar? Tabi ki de cennet bahçesinin bir misali hükmünde olan kabir ve berzah hayatında. Üstad Bediüzzaman Hazretleri onlar için şöyle der: Mü’min 99-100’de şöyle söyler: Hz. Aişe validemiz bu ayetin tefsirinde şöyle söyler: ”Kabir ehlinden günahkar olanlara yazıklar olsun. Kabirlerinde onların yanına simsiyah yılanlar girer. Bir yılan baş ucunda, bir yılan ayak ucundadır. Ortasında bir araya gelinceye kadar onu kemirirler. İşte, Allah’ın tekrar dirilteceği güne kadar önlerinde dönmelerini engelleyen bir berzah vardır. ayetinde buyurduğu berzahtaki azap tam olarak budur.” Bu ayette yine kabirde hayat yoktur ve azap yoktur diyenlerin bu sözlerini çürütmeye delillerden başka biridir. Şimdi kabir hayatını ayan beyan ortaya koyan hadisleri izah etmeden önce bir şeye değinmek isterim. Zira bu hadisler kısmı çok önemli. Çünkü bu kabir azabı Kur’an’da geçmiyor meselesiyle insanların zihnini ifsad etmeye çalışanların yapmaya çalıştığı en büyük olay Kur’an ile Efendimizin hayatını tamamen koparacak ve Efendimizin hayatı, sahabelerin hayatı, mukarrebinin hayatı, evliyanın hayatının dereceleri çok çok çok kıymetsiz bir hale gelmesi lazım. Onların bu görüşleri için böyle olmalı. Onların hayatlarını çok değersizleştirmek istiyorlar. Şurayı tekrar tekrar vurgulatmak istiyorum. Tekrar tekrar. Kabir azabını ve kabir hayatını inkar eden arkadaşların bir ortak özelliği var mıdır? Vardır. O arkadaşlar hadisleri de inkar ederler. Bir Hadis-i Şerif’te şöyle söyler: Şimdi soralım. Ayrılanların ayak seslerini işitmek için dünya cihetiyle vefat eden insanın kabirde bir hayat mertebesine sahip olması gerekir mi gerekmez mi? Biz de işiteceğiz ha. Muhtemelen birbirimizinkileri duyacağız. Mesela ben sizden önce gidersem, inşaAllah sizler koyduğunuzda ayak seslerinizden, ‘Aman Ya Rabbi, kundura sesi geliyor. Kesin Fatih Star’dır.” falan diye, onların hepsini ayırt edebileceğimi düşünüyorum. Böyle peltek peltek bir yürüme varsa da, fıçık fıçık ‘Aa Sinan geliyor.’ fıçık fıçık Yorulmuş yine. Gece hale gitmiş çalışmaya. Bir hadiste der ki, Efendimiz aleyhisselam kabirleri ziyaret ettiğinde şöyle der: Şimdi kabir hayatını ve kabir azabını inkar edenlere tekrar sormak istiyoruz. Kabirde hayat yoksa Efendimiz as acaba kime sesleniyor? Çok da temiz yani örnekler, duru yani. Benim bir şüphem yoktu ama estağfirullah, çok kabirle ilgili meseleleri dinlemek insanın hoşuna da gidiyor yani. Ölüm bir cihetle çok lezzet verici bir şey yani. Dünyadaki dertlerin geçiciliğini kabir, ölüm sürekli vurguladığı için. Tabi bu Hz. Aişe validemizin rivayet ettiği hadisteki kabre girersek o kabir biraz… İki yılan bir- O biraz sıkıntılı bir kabir olabilir. Ciyo, senin bilek güreşinden elde ettiğin kaslar bile orada dayanmayabilir Ciyo baba. Risale’de bir cümle geçiyor. Diyor ki: …diyor. Çok güzel bir vurgu. Biz kamillikten değil de, kaytarmaktan hemen ölüm- Hadiste Hz. Peygamber bir mezarlıktan geçerken mezarlıkta yatan iki tane ölünün kabirde ufak şeylerden dolayı azap çektiğini gördü. (ekrandakini okuyor.) Koğuculuk yani nemmamlık, di mi? Laf taşıyıcılık. Bugün koğuculuğun en büyük örneği elindeki olayları tahkik etmeden insanlara sunan medya, gazete ve insanlar. Koğuculuk, laf taşıyıcılık, nemmamlık. En büyük örneği bu. Bak kabir azabının iki hikmetinin birinin vurgusu koğuculuğa geliyor. Diğeri ise idrardan sakınmıyordu. (ekrandakini dile getiriyor.) …umulur diye bir cevap veriyor. Başka bir hadiste… diye bahsediliyor. Bu hadisleri bizlere nakledenlerden birkaçını anlatmak istiyorum sizlere. Enes bin Malik, Ebu Hureyre, Hz. Aişe, İbni Mesud, Zeyd bin Sabit, Hz. Ebu Bekir’in kızı Hz. Esma Efendimizin hanımı Hz. Meymune, Cabir ibni Abdullah, Hz. Osman, Amr bin As, Zeyd bin Erkam, Ebu Katade, Hz. Ali, Ebu Musa El Eşari, Sahabenin büyük müfessirlerinden İbni Abbas, Abdullah ibni Ömer ve daha nice büyükler… Kabir azabı yoktur demenin altında işte bunca sahabenin, tabiinin, evliyanın bahsettiklerini günümüze kadar getirdiği bu silsileyi inkar etme gibi bir densizlik var. Bu hadisleri inkar etmek bu sahabeler Efendimiz hakkında yalan uydurmuş demekle aynı şeydir ve bu müfterilerin bu hadisler yalan demesi bunları nakleden 25 sahabe değil, günümüze kadar nakleden bunca insanı da içinde kapsadığından dolayı ortaya inanılmaz bir cinayet çıkıyor. Bu hadisleri sahabe efendilerimizden tabiin ile başlayan nesil nakletmiştir. İmam Buhariler, İmam Müslimler, İbni Maceler ve diğer birçok hadis alimi bu hadisleri eserlerinde cem etmiştir. Eğer bu hadisler uydurma ise bu alimlerden hiçbirisi gerçek alim değil demek haşa. Yani hadis alimlerinin bir bakışta anlattıkları uydurma hadisleri onlar yıllarca kucaklarında taşımışlar da hiç fark edememişler demek, haşa. Bir fende veyahut sanatta söz söylemek o alanın ancak mütehassısına düşer. Eğer çocuğunuz bir gün hasta olsa tıp ilmine hakim bir pratisyene mi götürürsünüz yoksa fizik alanında profesörlük hatta ordinaryuslük seviyesine ulaşmış birine mi götürürsünüz? Tabi pratisyen dahi olsa doktora götürürsünüz. Neden? Çünkü çocuğunuzun hastalığıyla ancak o alanda mütehassıs olmuş biri insan ilgilenebilir. Aynen öyle de bu alanda da söz söylemek bu alanın alim, müçtehid ve mütehassıslarına düşmektedir. Kabirle ilgili her birinin, İmam Azam’ın, Ahmed ibni Hanbel’in ve daha nicelerinin o kadar çok ispat niteliğinde sözleri var ki şimdi burada yer versek bu konuyu bitiremeyiz. Ya hu ben bunlara nasıl inanayım iyi de be adam derseniz de ben sizlere şunu sorayım. Şimdi siz acaba varlığına inandığınız yerlerin birçoğuna hatta tamamını gidip kendiniz gözlerinizle gördünüz mü? Astronomi alanında mütehassıs birisi bilmem kaç milyon ışık yılı uzaklıktaki bir yıldızın, bir gezegenin varlığını size sunuyor ve siz buna inanıyorsunuz. Başkalarına bunca ciddi güveniniz varken evliyaullah, mukarrebin ve sahabelere bu güvensizliğiniz acaba neredendir? Onların bir yalanına mı şahit oldunuz? Ah keşke onların hayatlarına birazcık göz gezdirebilseydiniz onların ittifak ettikleri konuların doğruluğunu bir nebze daha anlayacaktınız. Kabir azabı yok diyenlerin iddialarının birkaç tanesi şunlardır: Birincisi Kur’an’da kabir azabı geçmiyor demektedirler. Biz biraz önce sanki bunları çözdük ve ispatladık gibi. Kabirde azap yok diyenlerin iddialarından bir diğeri de şöyle komiktir. ”Kabirde yargılama olmadan ceza olur mu hiç, bu ne kadar komik bir şeydir.” derler. Bunu duydunuz mu hiç? Sen duydun mu hiç? Yargılama nerede var? (Hesap günü) Yani mahşer günü. Kabirde var mı yargılama? Sorgu? Sorgu var di mi? Evet, yargılama diyelim o zaman. Yargılama yok- Yargılama olmadan nasıl azap olur diyorlar. Sorgulama var. Evet.. Nasıl olur diyorlar? Var mı bir cevabınız? Anlatalım mı? Kur’an şöyle beyan eder: Hz. Nuh’un kavmi denizde boğulmuştur. Hz. Hud’un kavmi bir rüzgar ile helak edilmiştir. Hz. Salih’in kavmi şiddetli bir gürültü ile helak edilmiştir. —- Karun anlatılır, onu ve kavmini yerin dibine geçirdik diye. Firavun anlatılır, denizde boğduk diye. Nemrut anlatılır, hüsrana uğrattık diye. Görüyoruz ki Allah’ın sadece ahirette değil, dünyada da cezalandırdığı kişi ve kavimler vardır. Tüm bunlar kulun durumunu kişinin kendisine göstermek içindir. Yoksa Allah nihayetsiz ve ezeli ilmiyle kulun akıbetini zaten bilmektedir. Velev bunları da anlatmadık diyelim. Allah kimin zalim kimin salih olduğunu, kimin cennet kimin cehennem ehli olduğunu bilmiyor da bu bilgiye hesap gününden sonra mı vakıf olacak? Ne kadar komik di mi? Yargılama olmadan nasıl ceza verilir demek Cenab-ı Allah’ın ezeli ilmine bir iftiradır. Diyorlar ki bir kulun cezası bir kez verilir. Kulu tekrar tekrar cezalandırmak Allah’ın şanına yakışmaz. Bu yüzden hem cehennemde hem kabirde ceza verilmez derler. Öncelikle bizim Allah’a karşı bir hak iddiamız olamaz. Çünkü bizler de içinde olmakla birlikte bütün mülk umumen O’nundur. İster yüz kez ister iki yüz kez aynı cezayı verebilir mi? Evet, verebilir çünkü bu yetki O’nun selahiyetindedir. Şimdi insanları 3’e ayıralım. Bir: Direkt cennete gidecek olan ehli iman. İki: Direkt cehenneme gidecek olan Allah’ı inkar eden güruh. Üç: Önce cehenneme, ondan sonra cennete girecek olan günahkar müslümanlar. Kabir azabı aslında bu noktadan bakıldığında bir rahmettir. Çünkü onların daha ileride daha şiddetli bir şekilde göreceği birçok azaba öncesinde bir kefaret hükmü taşır. Duhan 56’da şöyle der: Onlar da buna binaen demek başka bir ölüm yoktur. Yani demek kabir hayatı da yoktur derler. Kişi dünyada ölür, kabirde diriltilir, sonra berzah hayatı yaşar ve tekrar ölmeden berzahtan cennet veya cehenneme geçer. Bu görüş İbni Mesud, İbni Abbas, İmam Katade ve Ebu Malik gibi alimlerin görüşüdür. Aynı düşünceyi taşıyan müfteriler ”Fatiha’da Allah din gününün sahibidir. Fatiha’da kabir azabından bahsetmez. Hatta kabirden de bahsetmez. Demek ki böyle bir mesele yoktur.” diye çok ilginç bir önerme ortaya koyarlar. Bunu duydunuz mu? Fatiha’da Allah azze ve celle için dünyanın sahibi de yazmaz. Fatiha’da yazmadığından dolayı -haşa- Allah dünyanın sahibi değildir mi diyeceğiz… Maalesef çok komik meseleler. Bu meselelerle birilerinin gündemini değiştirip aklını karıştırmaya çalışan insanların çok sevdiği özellikler meseleyle ilgisi olmayan ayetleri gösterir, ‘Bak burada kabirden bahsetmiyor.’ der. Dinleyen de ‘Üf be, adama baksana. Hep Kur’an’dan konuşuyor. Kesin doğrudur.’ der. Maalesef Cenab-ı Allah’ın sana verdiği irade ile, akıl ile sen bu noktalarda araştırmak, bu noktaların doğruluğuna vâkıf olmak zorundasın. Nasıl gördüğün rüyanın yatakla bir alakası yoksa inan bana kabirdeki azabın da mezarla hiç alakası yok. Selametle.

ATEİST SORDU: MÜKEMMEL YARATILDIYSAM NEDEN SÜNNET OLUYORUM?

Hayatımda ilk kez beyaz çorap giydim. Bir gaza geldim ama bakalım. Hep aynı aynı siyah çorabı giyince, hep aynısını giydiğimi zannediyorlar iki yıldır ama. Benim ayağım üşüyor. O yüzden üşütmeyen bir çorap buldum, aynısından 20 tane aldım. Beyaz çorabım çıkıyor mu Sinan? -Bakıyoruz abi hemen. (gülüşmeler) Gözüküyor mu? -Gözüktü abi. Ateizmin yani inançsızlığın en büyük zaaf ve problemlerinden bir tanesi de onlarda yaratıcının yokluğuna dair hiçbir delil ellerinde yoktur. Yani sürekli, bir inananla denk geldiklerinde sorular yöneltirler ama asla ‘Yahu bu da yaratıcının yokluğuna delildir.’ diye ellerinde bir ispat sunamazlar. Şimdi aslında onların içinde bulunduğu durum yaratıcının yokluğuna delil arama durumu değil, bir memnuniyetsizlik durumu. Mesela, siz koskocaman bir tane sultanın bulunduğu bir bölgede yaşayan bir kişi olsanız. Ve o padişahın belli başlı hükümleri olsa. Yani mesela ne diyelim, akşam 8’den sonra dışarı çıkmayı yasak koyuyor padişah. Ve sen bir gün arkadaşınla konuşuyorsun. ‘Kardeşim, bu padişah akşam 8’den sonra dışarı çıkmak yasak diyor mu?’ ‘Evet diyor.’ ‘Ya saçma değil mi kardeşim. Ben neden akşam 8’den sonra dışarı çıkamayayım ki?’ diye bir itirazda bulunuyorsun. Aynı padişah, başka bir hüküm daha ortaya koyuyor. Mesela ne diyelim, Artık cumartesi günleri somon balığı yemek yasaktır diyor. Sen de gidiyorsun, diyorsun ki, ‘Ya bu kadar proteini bol bir balığı, nasıl olur da padişah cumartesi günleri yasaklar? Yani neden pazar değil de cumartesi yasaklıyor? Kardeşim sence saçma değil mi?’ diyor. Dikkat ederseniz ortaya sunulan itirazların hiçbiri padişahın yokluğuna bir delil değil. Padişahın belli başlı hükümleri var ve bu kişiler bu hükümlerden memnuniyetsizce davranıyorlar. Şimdi ateizmin bize yönelttiği sorulara bakalım. Bu sorularda da Allah Azze ve Celle’nin yokluğuna karşı bir delil yok ki. Hep memnuniyetsizlik var. ‘Allah Azze ve Celle neden sakatları yaratıyor?’ Bakın dikkat edin, bu bir yokluk şeyi değil. Ortada bir hüküm var ve bu hükümden bir memnuniyetsizlik var. ‘Allah neden beni 100 yıl önce değil de şimdi yarattı? Gezegenler neden bu halde?’ Bakın dikkat edin yani bu soruların hiçbirinde yaratıcının yokluğuna dair bir ışık, bir emare, bir işaret mevcut değil. Bunların tamamında, az önceki verdiğimiz örnek gibi yani bir sultanın hükümlerinden memnuniyetsizlik nasılsa yaratıcının inkarı değil, ondan ve hükümlerinden memnuniyetsizliğin soruları bunlar yani. Asla inkara delil olamaz bunlar, asla. Yani maalesef dışarıdan öyle görünmese de, bu arkadaşlar inanın akıllarından ziyade hisleriyle hareket ediyorlar. Yani böyle mantıki çıkarımlarla ‘Evet yaratıcı var/yok’ değil, ‘Ya ben bunu sevmedim arkadaşım, benim nefsimin hoşuna gitmedi.’ Yani böyle, biraz da dikkat ederseniz şey oluyor hani. Ben, ben, ben.. ‘Ben niye köle olayım? Ben niye kul olayım? Bana niye bu yapılabilir?’ Yani sonuç olarak akli ve mantıki çıkarımlar değil, aslında hissi yaklaşımlar var. ‘Dünyaya sakat gelenlerin hakkı yenmiyor mu?’ diye bir soruyla birlikte başlayalım. Birinci olarak, şu cümleyi bir iyi öğrenmemiz lazım. ‘Eğer mülk sahibi Allah Azze ve Celle’yse, mülkünde de istediği gibi tasarruf eder.’ Bunu bir anlamamız lazım. Şimdi mesela, ben bir gün sizi evime yemeğe davet etsem, ardından sizden birisi gelip dese ki, ‘Ya Mehmet, senin bu duvarlarını artık biz pembeye boyamak istiyoruz. Işıklarını da sökelim yerden olsun. Duşakabini de tavana koyalım, sen artık tavanda duş al.’ falan dese, ‘Hayırdır lan?’ derim. Niye, çünkü mülk benim. Mülk benimse eğer, mülk sahibi mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Yani diğeri ona karışamaz. Madem dünyanın ve evrenin mülkü Allah Azze ve Celle’ye aitse tabii ki de istediği gibi tasarruf edecektir. Şimdi sakat doğanların suçu nedir gibi bir soruda, mesela gözleri olmayan bir çocuğun hakkının yenebilmesi için o çocuğun yaratılmadan önce de gözlere sahip olması şarttır. Haksızlık, ödenmeyen bir haktan dolayı ileri gelir. İnsanın Rabb’ine karşı öne sürebileceği ne hakkı var ki onun karşılığını alamadığından dolayı bir memnuniyetsizlik, bir haksızlık var diyebilsin? Benim, ben diyebilmem için bile, önce beni bir ben yapması lazımken sen ne hak talep edebilirsin? Mesela şöyle hayal edelim, birisi kapıdan girdi. Biz de burada dört kişiyiz. Geldi hepimize 50’şer lira altın verdi. Sinan sana 50, Cio sana 50, Yunus sana 50 altın verdi. Bana da geldi 5 altın verdi. Bir sebebin karşılığında mı verdi bunu? Hayır, durduk yere verdi. Ben de memnuniyetsizlikte bulundum dedim ki, ‘Allah Allah ya, onlara 50’şer altın veriyorsun da bana niye 5 altın veriyorsun mübarek adam?’ dedim yani. Bak durduk yere altın veriyor. Bu adamdan benim böyle bir hak talep edebilme şansım var mı? Asla yok. O adam kafama vurur, ‘Ver lan memnun değilsen.’ der, 5 altını da alır, onu da alır sizlere dağıtır. E benim yaratılışımda benim bir hak talep edebilme şansım yok ki. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Ben de onun bir mülkü, bir memluküyüm. O zaman madem tasarruf hakkı O’nundur, ister bu gözü buraya koyar, ister koymaz. İster bu parmağı buraya koyar, ister koymaz. İster bu kolu buraya koyar, isterse de koymaz. Çünkü tasarruf mülk sahibine aittir. İkinci meseleye şöyle bir giriş yapalım. Cenabı Allah, bazen insanın bir ayağını alır ama onun karşılığında ona ahireti verir. Ama biz bu tür meselelerde ahiret yok gibi hayal ettiğimizden ‘Hayır ben her şeyi dünyada istiyorum, bir hak mı var dünyada istiyorum, adalet mi var, dünyada istiyorum.’ Bunların hepsini dünyada istediğimizden yani 60 yıllık, takribi diyelim, bir dünya var bir de sonsuz bir ahiret var. Bütün hesabını buraya göre yapıyorsun yani, bunları hiç yan yana düşünmüyorsun. E böyle nasıl mantıklı bir çıkarımda bulunabileceksin? Şimdi burası bana ait 1 milyon dolarlık bir kafe olsun. Mülk benim. Ondan sonra, çalışan bir çocuğa bir gün vicdanım depreşiyor ve diyorum ki, ‘Evlat gel buraya. Sen bu 10 bin m² büyüklüğünde 1 milyon dolarlık benim kafemi al, diş fırçasıyla 24 saat içerisinde temizle. Yerleri, tuvaletleri, klozetleri. Diş fırçasıyla bu kafeyi tamamen temizledikten sonra, tam bir gün sonra tam 24 saat sonra, ben zaten göçüp gidiciyim bu kafenin bütün mülkünü artık sana vermek istiyorum.’ diyorum. 24 saat içinde kafeye hangi müşteri gelirse gelsin o çocuğa çok acıyan gözlerle bakar. Der ki, ‘Aman Ya Rabbi ne vicdansız adam, sahibine bak sen. Diş fırçasıyla tuvaletlerine kadar, bardaklara kadar bir diş fırçasıyla bu çocuğa 10 bin m²lik alanı temizletiyor. Ama tam 24 saat sonra, tamı tamına 24 saat sonra o çocuğun üzünülecek bir hali kalabilir mi sizce? Kalmaz. Çektiği 24 saatlik bir zahmet sonucunda elde ettiğine bakabilir misiniz? Hiç kimse bu denklemdeki o çocuğa üzülmez, bilakis mutlu olur, hatta imrenir. ‘Ya keşke bana da yapsalardı da benim de böyle bir kafem olsaydı.’ diye. Aynı mantıkla, Allah Azze ve Celle dünyada kısa bir süre içerisinde kol, el, diz, göz, belli başlı şeyleri senden yoksun kılabilir. Ama bunun karşılığında az önceki kafe örneği gibi, sana hiçbir hakkın hakkın olmadığı halde sonsuz bir hayattan kasırlar, sevdiklerinle muhabbetler verecekse nasıl bir vicdansızlık, sen buna itiraz ediyorsun ha? Allah, ayağını almakla o kimseye zaafını, aczini, fakrını bildirir. Belki kulluğunu unutacaktı, kulluğunu hatırlatır. Kalbini kendisine yöneltip, bütün duygularını inkişaf ettirir. Yani çok az bir şey almakla, çok bir şey vermiş olur. Demek zahirde olmasa, biz anlayamasak bile hakikatte o alınan ufak parça, Allah’ın büyük bir lütfudur aslında. Çünkü bu oyunun bir amacı var; Rabb’ini tanı, O’nu bul, O’na itaat et. Ve bu, oyunun amacına onu sevkediyorsa, işte oyunu kazandıracak hamle belki burasıdır. Soruyu soran arkadaş şu soruyla devam ediyor. Devam ediyor derken, yani aynı soru geldi. Hani, zihinde varsayımsal olarak değil. ‘Tamam Mehmet abi, bunlarda problem yok. Peki Allah her şeyi mükemmel yaratmışsa, ben neden sünnet oluyorum ki?’ Şimdi burada bir tane problem var. Onu çözdük mü hepsini çözeceğiz. Mükemmellik kelimesinin onlardaki karşılığıyla gerçek karşılığı arasında hiçbir ilişki yok. Bütün problem burada. Mükemmellik ne demek? Onlar, kendilerine göre arıza ve sorun çıkarmayan her şeye mükemmel diyorlar. Ama mükemmel demek, bir şeyin yaratılış gayesine hizmet etmesi demektir. Peki ya gaye nedir? Marifetullah, yani Rabb’ini tanımak. Tekrarlamak istiyorum. Bir şeyin mükemmelliği onun sürekli varlıkta ve sorunsuz şekilde kalmasını gerektirmez. İnsan en mükemmel varlıktır ama ölüme mahkumdur. Mükemmellik kavramında, her varlığın kendisine mahsus yanlarına dikkat etmek zorunluluğu var. Bir devenin boynunu bir filin kuyruğuyla kıyaslayamazsın. Biri için uzunluk, diğeri içinse kısalık makbuldür. Bir karıncanın ince belini, Hacivat Karagöz oyunundaki kuklalar için kullanmak komiklik olur. Fakat karıncalar için o ince bel, tam bir mükemmelliktir. Tekrar hatırlatmak istiyorum. Mükemmellik demek, bir şeyin sorun çıkarmaması demek değil, amacına hizmet etmesi demektir. Senin gözünde sağlık mükemmelliktir, benim gözümdeyse hastalık kadar sağlık da mükemmelliktir. Neden? Çünkü yaratılış gayeme sağlık kadar hastalık da hizmet eder. Eğer ben hasta olmasaydım, biri de deseydi ki ‘Senin yaratıcın Şafi’dir, şifa vericidir.’ Hasta olmayan bir Mehmet, şifa vermek ne demek nasıl anlayacaktı? Demek ki hastalık mükemmel bir şey. Tokluk kadar açlık da mükemmelliktir. Eğer ben hiç acıkmasaydım, birisi de ‘Senin Rabb’in Rezzak’tır, rızık vericidir.’ deseydi acıkmayan bir Mehmet, rızık vermek ne demek nasıl anlayacaktı? Demek açlık, amacına hizmet edip Rabb’ini tanıttırdığından dolayı mükemmel bir şey. Kainatın her tarafında aynı mükemmelliği aramak yanlıştır. Her şey zıttıyla bilinir kaidesince ilahi hikmet, güzelliği, çirkinlikle bildirmeyi uygun görmüştür. Risalei Nur’da çok güzel bir cümle var, çok güzel. ‘Güzelin güzelliğini arttıran, çirkinin çirkinliğidir.’ der. Mesela bir araba almak için bir mağazaya gideriz. Bilirsiniz o satış yapan arkadaşlar da kabiliyetli arkadaşlardır. Böyle ‘Ya şu arabayı alsam mı? Ama kararlı mıyım, kararsız mıyım?’ muallakta kalırsın. Sana o arabadan daha kalitesiz üç tane modeli anlatır. Der ki, ‘Bu model şöyle, ama sizin seçtiğiniz arabanın frenleri daha böyle. Bu araba böyle ama sizin seçtiğiniz arabanın şanzımanı, rot balansı çok çok daha kaliteli. Bu araba böyle ama sizin arabanın camında hız göstergesi de mevcuttur.’ diye bir sunum yapar. Sizce neden o arabanın sunumunu yapmak yerine daha kalitesizlerin sunumunu yaparak sizi tatmin etmeye çalışır? Çünkü güzelin güzelliğini arttıran, çirkinin de çirkinliğidir. Söz gelimi, gecenin karanlığı, ayın mehtabını çok daha güzel gösterir. Bu yüzden mehtaplı geceler, aşıkların divanına geçmiştir. Şeyde de var değil mi? ‘Sessiz sessiz ağlar gibisin, vay aman Güneş doğar kaybolursun vay aman Yakamozsun sen’ Telif yer miyiz buradan? Bu kötü sesle yemeyiz lan. Cidden yer miyiz? Işığa güzel, geceye çirkin dersek, mehtabın güzel ışığının güzelliğini arttıran şey gecenin karanlığının çirkinliği olmuştur. Böyle olmasa nasıl kıyaslama yapacaksın, böyle olmasa mertebeler nasıl ortaya çıkacak? Demek ki senin soruda sünnet olmaya kusur diye sorduğun şey, hayır bir kusur değildir. Sen güzelliği ve mükemmelliği sadece fiziksel olaylara sıkıştırdığın için anlayamadığın bir şeydir. Kaldı ki sonradan kesilmesi istenen tek şey sünnet yeri de değildir. Tırnaklarımız, saçlarımız, koltuk altı gibi belli bölgedeki kıllarımız. Bunların hepsi sonradan uzar ve sonradan kesilir. Hatta bir bebeğin göbek kordonu da kesilenler listesindedir. İnsanın güzelliği ve mükemmelliği sadece biyolojik ve fiziksel olgularla sınırlı olmayıp, ruhi, kalbi, nesebi, ahlaki değerler gibi psikolojik, sosyal ve manevi boyutların da güzellik ve mükemmelliği vardır. Bu pencereden baktığımızda, senin kusur gibi gördüğün kesilme ve sair gibi faaliyetler Cenabı Allah’ı anlama ve tanıma noktasına bir basamak, bir merhale, bir pencere daha oluyorsa eğer işte o mükemmelliğin ta kendisidir, asla kusur değildir. Çünkü yaratılış gayesine hizmet etmektedir. İnanmayan arkadaşlarda bir diğer zaaf da şudur; Kafasında birçok soru vardır, hani başta konuşmuştuk bunu. Onlarda bir ispat değil, bir soru var. Bu soruları onlara geri yönelttiğinde onlardan da bir dayanak alamazsın. Mesela sultanın hüküm ve kurallarındaki memnuniyetsizlik örneği gibi, ‘Ya bu gezegenlerin dizilimi neden böyle? Neden ben oraya zıplayamıyorum? Neden böyle yapamıyorum?’ falan gibi bir soru yönelttiğinde sen de ona sorsan, ‘Peki tamam. Sence gezegenlerin dizilimi nasıl olsun ve neden böyle olsun?’ E sen de bir karşılık alamıyorsun. Yani bunu da bir düşünmek lazım. Bir çocukluk arkadaşım var. Ateist. Böyle yılda bir kez, iki yılda bir kez denk gelip görüşürüz onunla. Oturur bir çay içeriz. İstişare ederiz ortalıkta. Bir gün böyle bir mesele açtı yine konulardan. Tabii bu meseleleri konuşuyoruz sürekli. Bir gün şey demişti, ‘Memhmet seni 6 yıl önce tanımış olsaydım iman ederdim.’ demişti. O bana bir ümit ışığı oldu. Yani o yüzden, o daha nefes almaya devam ediyor. Bırakamadım onu o yüzden. Bir gün yine oturduğumuzda şöyle bir konu açtı. Dünyada zulüm var dedi, çocuklar ölüyor dedi, şöyle dedi böyle dedi. Allah niye buna müsaade ediyor dedi. ‘Kardeş bir dakika.’ dedim. ‘Bir dakika. Sen Allah’a inanıyor musun?’ dedim. ‘İnanmıyorsun. Hayır inanmıyorsun. (haşa) madem bir yaratıcıya inanmıyorsun, (haşa) o yaratıcı olgusunu dünyadan çıkaralım mı? Çıkardık tamam. Var mı şu an dünyada yaratıcı (haşa)? Hayır yok. Peki bu zulümleri kim yapıyor?’ ‘İnsanlar birbirine yapıyor.’ dedi. ‘Tamam yaratıcıyı geri koyalım.’ dedim (haşa). ‘Şimdi kim yapıyor? Gene insanlar birbirine yapıyor. Neden inanmadığın bir Allah’a suç atıp duruyorsun ki?’ dedim. İşte inanmayan arkadaşların diğer bir zaafı da ortaya çıkıyor. Şöyle ki, beğenmedikleri ve suçlayacakları hangi mesele varsa, inanmadığı bir yaratıcıya suç atıp duruyor. ‘Sizin Allah’ınız niye böyle yaptı?’ diye. Hani yoktu? Niye suçu ona atıp duruyorsun? (haşa)


İngilizce

It’s my first time wearing white socks I feel unstoppable… Been wearing black socks for 2 years so they think I never change them My feet are cold, I found socks that keep me warm and bought 20 pairs Capture my white socks -Let’s see Can you see them? -“Yes, we got ’em” One of the biggest problems and weaknesses with atheism is that, They’ve absolutely no proof that God doesn’t exist Every time they face a believer, they always ask questions but these are never proofs for God’s nonexistence. They never provide any evidence Their position is not to look for evidence for God’s nonexistence It’s a matter of dissatisfaction… For example, if you were a person who lived in the same town as a great leader And if this leader had certain rules, For example, -“It is forbidden to go out after 8pm” You discuss this with your friend -“Does our leader forbid going out after 8? -“Yes, he does”. “Isn’t this rule non-sense? -“Why should I be stopped from going out after 8? The same leader brings another restriction: For example; -“Eating salmon on Saturdays are prohibited”… You say to yourself -“How could he ban the consumption of a fish with so much protein on Saturdays? -“Why not Sunday or Monday?! You say -“Isn’t this weird!?” Be careful, none of these arguments are evidence for the non-existence of the leader There are certain laws that the people are rejecting and they’re dissatisfied Let’s look at the questions that Atheism brings forward? There’s no proof there for God’s non-existence! It’s just dissatisfaction… -“Why did God create the disabled?” Not a proof for non-existence There’s a law and people are dissatisfied with it -“Why didn’t God create me 100 years ago instead of today? -“Why are the planets aligned this way?” You see, none of these are circumstantial evidences for God’s non-existence All of these are examples of, Dissatisfaction upon the Creator’s laws. Not a rejection of the Creator’s existence These can not be evidences for rejection, never! Although it may not look like it, these people are reacting with their emotions and not with their logic These are not logical conclusions leading to the approval/disapproval of God’s presence More like -“I don’t like this, my inner desires don’t enjoy this Creator idea” Pay attention, it’s mostly -“Me, me,me” -“Why should I be a slave? -“Why should I obey?!” These are not conclusions derived by logic but more emotional approaches They asked me -“Is it not fair to be born disabled?” First of all, we have to learn this sentence: “If wealth/property is owned by God, then he can do so as he wishes with that property We’ve to grasp this For instance, If I invited you over for dinner and you told me that: -“We want to paint your walls pink in color!” -“Also, let’s remove those lightning fixtures” -“Let’s hang your bath from the ceiling so you shower in the air…” I’d say “What the heck dude?” Why? Because it’s my property, I should be able to do as I wish with my property You can’t interfere with my belongings If all of the property is owned by God, of course he’ll do as he wishes with that property! Coming to the question of unfairness for the disabled In order to say it’s unfair to be a blind kid, that kid should’ve had eyes prior to creation as well Injustice comes from personal rights not being served or given What right do we have against the Creator? How can we be entitled to these rights? How can we be dissatisfied against God for rights that we’re not even entitled to? Even for me to claim certain rights, I’ve to be initially created from non-existence How can you be entitled to these rights? Imagine this; someone walked through the door, there’s 4 of us here Imagine he gave each of us 50 gold coins Sinan 50 for you, Cio 50 for you, Yunus 50 for you, But when it comes to my turn, he gives me just 5 coins Was this given for a reason? -No, he gave it away without a cause I go -“Dude, you gave 50 coins to everyone but gave me just 5!” “Why’d you give me only 5 coins brother man?” Look, he’s giving away free coins. Can I be entitled to 50 coins? Did I deserve this? No, not at all. He can take these coins back any minute. He can take back my 5 coins and give it to others again. Similarly, I wasn’t entitled to be created, how can I ask for additional entitlements? God can do as he wishes with his property I’m also part of God’s property If he’s free to do as he wishes, if he wants he can put a functioning eye there If he wants, he can put a finger here or won’t put a finger here If he wants, he can place an arm here, or he won’t Because he’s free to make decisions with his property Let’s talk about the second issue; Sometimes almighty Allah can take away someone’s leg but will give the heaven in return But we discuss these issues as if life-after-death doesn’t exist We say “I want everything on Earth, give it to me now” Let’s see, there’s a roughly 60 year of life on Earth and then there is an infinite afterlife. You make all your calculations according to this world, never put the two together. How can you make a logical decision within that frame Imagine this place as a cafe worth 1 million dollars, owned by me. Then I pick one worker and I say “come here” I say -“You take this 10,000 square meter, million dollar worth cafe and clean it all up using a single toothbrush in 24 hours” “Clean the floors, bathrooms, the walls, clean it all in 24 hours and when you’re done… -“Exactly 24 hours later, this whole property will be all yours. I’ll give it away since I’m getting old and will retire. For the 24 hour period, people who visit will feel so bad for the poor worker They’ll say “oh Gosh, what a cruel man, torturing this kid with all this work. He’s making him clean 10,000 square meter place with a single toothbrush” But exactly 24 hours later, should we feel sorry for that kid anymore? Of course not. He was exhausted for 24 hours but look at his grand prize. No one would be sorry for the kid, some would even be jealous for him.They’d say “I wish I could work 24 hours and then own a million dollar cafe!” With the same logic, almighty Allah can take away your arm, leg, knee, eye or certain things away from you for temporarily. But in return, if God is giving you prizes from an infinite universe like palaces, beaches, getting back your loved ones etc., even though you don’t have any right to claim these… How can you claim that this is cruel? How can you reject these kind gestures? By taking away a leg, God helps him/her realize their helplessness and their weaknesses. Maybe he was going to be disobedient, this will be a reminder Maybe it’ll allow his/her heart to turn to God and develop all of their true sensations By taking away a little, God may be giving away a lot. It may not appear so, but in reality, small piece that was taken away can be such a great blessing Because this game has a purpose; find, understand and obey your own creator. If disability causes one to grasp the purpose of this game, this may be the missing piece for them to win the game. After answering this, another question comes to mind: -“Alright, I understand all that but if God has created everything perfectly, then why do I have to be circumcised?” There is a major problem here, if we can solve it, we can solve all these puzzles There is no relationship between the word “perfection” in their minds and “perfection” in reality… That’s the gist of the issue. What is “perfection”? They call things with no issues or problems “perfect” But “perfection” is something that serves and handles its exact purpose for creation… What is purpose then? Understanding God… Let me repeat, perfection doesn’t mean that object will be without issues or in existence forever Mankind is the most perfect creature but has to obey to death… In perfection, every creature has to stay consistent with their specific characteristics You can’t compare a camel’s neck to an elephant’s tail. Long length is optimal for one but short length is optimal for the other It’d be funny to use an ant’s thin thorax to make a puppet for a kid’s show But for ant’s that thin thorax is indeed “perfection” I want to remind you again; Perfection is not an object with no apparent issues, it’s that object in accordance with its true purpose In your eye, health can be perfection But for me, disease can be as much of a perfection as health Why? Because disease is in line with your purpose of creation as much as health If I never got sick and someone said: -“Your creator loves to care and give health” If I never got sick, how could I grasp what giving health/caring means? Then disease is indeed perfection Hunger is as much perfection as being full. If never got hungry, and someone said: -“Your creator is Rezzaq (The-all provider)” How could I grasp this great provider if I never got hungry? So hunger is perfection because it serves its purpose and makes you grasp our creator We shouldn’t look for the same perfection everywhere in the universe With the rule of “everything is recognized by their mere opposites”, divine wisdom lets us grasp beauty with the presence of the ugly There’s a great sentence in Risale-i Nur (Infamous Quran tafsir by Said Nursi) -“What increases the beauty of the beautiful is the ugliness of the ugly”… For ex., we go to dealers to buy a car. You know these salesman are darn good at their job… You won’t be able to decide between which car to purchase but then the dealer will show you 3 models worse than the car you like. He’ll say: Here’s this model but the one you chose has better brakes This car is good but your choice has much better road balance This car is good but yours has a digital speed indicator Why do you think instead of discussing your original choice, is he showing you the lesser models? Because -“What increases the beauty of the beautiful is the ugliness of the ugly”… Great quote: “The darkness of the night makes the moonshine even more magnificient” That’s why nights with the full moon are commonly featured in love poems There’s also… (Starts singing a famous Turkish song) -“You seem to cry quietly, oh dear, Sun will rise and you’ll be gone, oh dear -“You are the sea sparkle…” Will this be blocked by copyrights dude? With this voice of a serial killer, we shouldn’t 🙂 Really? Response: It will If we say light is beautiful and the night is ugly, then realize, what makes the moonshine beautiful is the ugliness of night’s darkness. If that’s not the case, how could you compare? How could you rank or order things? So circumcision is not a fault as the questioner claims… You can’t grasp this because you’re limiting beauty and perfection to physical phenomena Also, that’s not the only body part that we have to alter We’ve to cut our nails, hair, underarms etc. All of these get longer and we eventually cut them. We even have to cut the umbilical cord… Mankind’s beauty and perfection is not limited to biological and physical traits… Our perfection includes the heart, the soul, ethics, psychological and social traits. These all have a beauty and perfection of their own Looking at it from this window, actions that you see as faults such as circumcision If they’re getting you one step closer to understanding and recognizing God then this indeed is perfection itself. It’s not a fault whatsoever… Because it’s serving the purpose of its creation Non-believer friends have another frailty as well; They’ve many questions in their minds, like we discussed before None of these are evidences, just mere questions. When you reflect these questions back, you can’t get a solid response either Just like the example of the leader’s restrictions, -“Why are the planets aligned this way?” -“Why can’t I jump here? -“Why can’t I do such and such? If you return these questions back and say “Okay, how should the planets be aligned and why should it be like that?” You won’t be able to get a respond either, we should recognize that as well. I’ve a childhood friend who is an atheist Once in the blue moon we come together and chat Drink some tea together, discuss things One day, similar topic was discussed as we always do He said -“If I met you 6 years ago, I would’ve started worshiping” That was a glimpse of hope for me, that’s why I’m still in touch with him, there’s still a speck of life there He told me one day: -“There’s violence on Earth, kids are dying etc. etc. -“Why is God allowing this?” I said “One second, do you actually believe in God? No, you don’t. If you don’t believe in a creator… Let’s assume that there’s no God for a second (may God protect us) Assume that there’s no God as we speak… No God… Then who is committing this violence? He said -“Mankind is commiting this violence”… Now let’s put God back in, now who’s committing the violence? “Still mankind committing the violence” Why do you keep blaming a God that you don’t even believe in!? This is another weakness of the non-believer Any situation that they don’t like, they throw the blame onto the creator… In the form of -“Why did your God do this” Wasn’t God a fake idea? Then why are you scapegoating God?

KUR’AN MEALİ İLE İLGİLİ DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR – Mealcilik

Evet şimdi abiler Canlar ciğerler kadının bir gün Hocaefendi’ye gitmiş Hocaefendi’den bir konuyla ilgili fetva istemiş Bu sefer de sormuş sana bu istediğin fetvayı Kur’an ve sünnete göre mi vereyim yoksa İmamı Azam Ebu Hanife’ye göre mi vereyim deyince kadında Tabii ki de imam Ebu Hanife’ye göre var fetva demiş hoca efendi bir Hayret etmiş Allah Allah demiş ya Sen bu soruyu kendinize sorun bir fetva istiyorsunuz fetvanın cevabını ve karşılığı neye göre istersiniz Kur’an’a ve sünnete göre mi istersiniz yoksa İmam Şafi’ye İmamı Azam Ebu Hanife Ahmet bir hamile İmam Malik’e göre mi istersiniz sorun bakalım içinde kadın cevap vermiş bana fetvayı İmam Azam Ebu Hanife’ye göre verdiğince Hayret etmiş Allah Allah sen İmamı Azam’ın görüşünü Kur’an ve sünnetten üstünü örtüyorsun demiş kadın cevap vermiş Hayır İmamı Azam Ebu Hanife’nin Kur’an ve Sünnet anlayışını senin Kur’an ve Sünnet anlayışına üstü tutuyormuş şimdi Kuran’ı okumak başka bir şey Kuran’ı bu hüküm istinbad etmek bambaşka bir şimdi ben bu Kur’an’dan bir hüküm çıkarmanın inceliklerini ne kadar zahmetli Yollar olduğunu anladığımda burada bu yolları bizim gibiler anca anlayabilir O gidilecek yollar bizim gibiler onların açtığı onlar hiçler geniş Yollar karşısında onların önemini Ben bir kez daha anladım Çünkü Kur’an’dan özellikle veyahut bir hadisten onu öyle derin mânâsıyla anlamak için hele hele hüküm çıkarmak için irfan Evet bu ayette Allah’ın muradı budur diyebilmek için bunu diyecek Kişinin bütün ayetlere Vakıf olduktan sonra bütün ayetlerin çıktığı manada bu ayette Buradan mı istiyor denebilir ancak birisi böyle ben 3 tane ayet buradan alayım iki tane daha this buradan alayım istediğim görüşüyor vurayım ve böyle bir hüküm çıkarayım ortaya ki bunu akılcılık cihetiyle yapmak istersen 3 adet alıp iki tane ayet yanına koyup Evet bu mana buradan anlaşılmıyor mu diye değil mi yarım yamalak bir şekilde bunun istediği şekle sokabilir Öyle değil mi o yüzden Kur’an’dan özellikle hüküm istimal etmek için hüküm çıkarmak için ve bu O da yollar açabilmek için ancak Kur’an’ın tamamına sünnetin tamamına Vakıf birisi bu işi Allah da onu güzel günü verdiyse o güzel ilmi verdiyse Ancak böyle bir kişi bu işe başarabilir Şimdi mesela İmam Azam Ebu Hanife Onun zaten neler çektiğini anlatmaya gerek yok değil mi Ümmet için o dönem Abbasi Devleti’nde imam Ebu Hanife’ye Kur’an mahluktur ne demek bu yani sonradan yaratılmıştır diyeceksin diyor ve bu birkaç kelimeden oluşan cümleyi söylemek için ki zaten Müslümanlık onu gerektirir bunu söylemek için Zindanda yıllarca işkence altında şehir ediyorlar koca imam şimdi imam Ebu Hanife’nin çok ilginç başka yönleri de var şimdi biz burada Mesela ne kadar dünya küreselleşmede Her Yer Köy gibi oldu demek küreselleşmek ten bana gerçekten Çat diye birkaç saat içinde Almanya’da sınır saat içinde oradan Çat diye birkaç saat içinde başka bir yerdesin Yani bir gün içerisinde üç dört ülkede aynı anda olduğunu oluyor vücut dışarı çıktığımızda yaşadığı sınırları dip dibe arabayla aynı anda bir günde üç ülke geçtik bir günde Yani dip dibe hücrelerde şimdi küreselleşen Köy gibi olan bir dünyada insanların iyi bilmesi daha kolay bir özellik ama İmamı Azam Ebu Hanife zamanında İnsanlara böyle kalabalık şekilde toplama çok zahmetli iken imam Ebu Hanife 40000 talebeyle Ders yapıyormuş 40000 ve asıl şurası Bana çok mertek geldi o dersleri yaptığı günlerden bir tane bir hüküm söylüyor ve sabaha kadar Kuran’ı Tekrar baştan gözden geçiriyor ve sabah talebelerine bu hükümde size bunu dedim ama asıl burada bu olduğunu sabah anladım diye bir de kendisini de düzeltebilir ya böyle de inanılmaz bir şey şimdi kim yapabilir bunu topluluk karşısında biri çıkacak birinin bir programda söylediği bir cümleyi üç gün sonra çıkacak diyecek ki ben bu cümleyi yanlış söylemişim Doğrusu buymuş diye işteki kalmadan karşıdan tepki almadan çok zor zahmetli olur babailik istiyorum yolu İslam’da ayetle Hatta hadisle Ondaki Murat’ı manayı anlama meselesi ve hüküm çıkarma meselesi başka ölçülerde sunulmuştur Kur’an’da bir ayeti muradını anlamanın en sağlıklı yolu tüm ayetleri bilen birisinin o ayete bana vermesidir O sebepten amel edilmesi gereken şey senin dar algıların dan iki üç ayet 23 acı çekmek değil ve mezhepler dir yaptıkları iş kolay gibi gözüküyordu egonun anladığını ben nasıl anlayamam diyebilir ya bir adam açmış okumuş anlamış arkadaş ben bunu nasıl anlamam yani bunu diyebiliriz Peki aynı şeyi egona bir Tıp veyahut bir ilaç yapımı için de söyleyebilir misin Eğer olanlarda değilsen oğlanlar da şu anda başka bir şey söylenebilir gittin eczaneye dediğim Sizin yaptığınız ilacı Eczacılar yapmasıyla onun kimya fabrikaları yapıyorsa Eczacı ancak onun muhteviyatında bir satabiliyor hadi diyelim gittin Eczacı kafa tutuyor musun Ne var yani oynadı nereden takip ediyorsunuz doğadan yani bilmem kaç gram şu bitki bilmem kaç gram şunda şunda sizinle var yani muhtevası bilmiyor bunların hepsini Aynısını ben de yaparım diye diye biliyorlar mı Eczacı diyemiyorlar bir doktora gittiğinde şu an buram ağrıyor dediğinde onu yaptığı bir teşhise zıttıyla karşılık verebiliyor musun manasını mahiyetini bilmesen bile veremiyorsun ne diyorsun tamam mutlu biliyorsun Niye Çünkü o alanın bir dahası onlar bir insan için takvimi 50 60 70 yıllık dünya hayatı için bir mütehassıs A bu kadar İtimat etmesi ama sonsuz bir hayat için Kur’an gibi derin bir ilim Kainat kitabı gibi Bu ellere içinde barındıran ve bu alanı yorumlayan alan sahiplerine mütehassısları eğitim at etmemesi hem de egosunu da bende onlar gibi anlayıp hüküm çıkarabilirim demesi ne kadar Güneş bir durum Halbuki buyuk hakikatlere muhatap olup oradan yaşayabilecek İslamı çıkarıp bize sunmuş uzaklar Çünkü bunların bu yaptıkları çok büyük bir şey biliyor musun benim gözümde Yusuf kubbeli Bina eski yapılarda var şöyle bir kubbe hükmüne geliyor her bir taş istinadı nereden alıyorum yanındaki taş Tamam peki oradan bir taş çeksen ne olur hepsi çok mu işte Kur’an’daki ayetlerin tamamı okul beni taşlar gibi birbirine dayandığından Hatta ayet ayet değil kelime kelime Hatta kelime kelime değil harf var olduğundan Kur’an’ın muazzam mucizesinin bir kısmı da buradan geliyor peki bütün ayetler birbirine belli taşlar gibi dayanmışsa oradaki arzu ettiğin bir taşın muradın hükmü anlayabilmek için neye de sahip olman lazım bütün taşların tamamını da sahip olmanız O yüzden özellikle hüküm çıkarma çok çok başka bir iş şimdiye kadar 350.000 tefsir yazılmış sonsuz manalar içeren kelâmı ilahinin bir bu manaları İslam geleneğinde ancak ve ancak bir tefsire muhatap olanlar tarafından anlaşılmış hepsi nedir hepsi Kur’an’ı anlama faaliyeti Allah’ın muradını keşfetme çabasıdır ne Al bir beşerin o ayetin lafından anladığını kendi yorumuyla aktarmasına derim elde ne var yorum var hiç Kur’an’ın tamamını verme ihtimali var mı asla Burada dikkat edilmesi çok önemli bir husus lütfen asla Meral okumayın demiyoruz sadece mücerret meal okuyarak Ben Kur’an’ın tamamını anlayacağım gibi bir yanılgı tamamen batıldır diyoruz Şimdi benim hayatımda vesveseye düştüm dönem oldu lisede bunu yaşadığım dönemde de mücerret bir şekilde Meral okuyordu ne demek oluyor musun Sadece meal okuyarak İslam’ın tamamını anlayacağımı düşünüyorduk Yani İslam geleneğinde Önce yollar var ki yani bütün noktalarda İslam’a dair bölümü Bala gibi göreceksiniz de en ufak adımı atmak için bir ulemânın sana bir şehre açması şart Yani bu noktalarda Mesela bir Uhuvvet diyoruz kardeşlik diyoruz tebliğ ediyoruz falan üstat bu kadar basit dille anlatıyordu ya bu olay bu kadar basit geldi Evet arkadaşlar Ondaki o ayetleri o birbirine bakması içindeki o hükmü bir yanlış çıkardım Düşünsene yani ya da yanlış çıkan birinin eline düştüğünü düşünü eşit oluyor işte sonucu öyle olmuyor onlarda bellibaş ayetlerle mesaj zamanında Hz Ali efendimizin şehit edenler hakem olaylarında Muaviye ile düştüğü durumdan dolayı tekrar iman etti Onu dindışı belirlemişler İmam Ali ya düşündüğün 4 TL boş olduğum bize atar iman et yağ ediyorlar Bu nasıl yapıyorlar kurallar hüküm çıkararak yapıyorlar neye göre kendilerine göre ya bugün yani Kur’an’dan ayetten tamamından Böyle üç beş tane ayeti alıp istediğim manaya yorumlayabilmek o kadar kolay bir iş ki aklın şaşar Yani şu anda zaten bu sadece meali eline alan bir Hani Kur’an’ın kendisinden de kopararak bu modernizm kolay anlaşılma acılık vesaire getirdiği belli başlı hediyeler oluyor ardından bencilliğin de arttığı bir dönem insan gömleğine bile soy adını yazdırmak Tan keyif alıyor Ben ben ben Merkez benim hayatım denen bir dönemde Kuran’ı herkes anlayabilir şekilde insanlara sunar sanki Kuran’ı herkes anlayabilir burada hüküm çıkarma ve yol açma çok ayrı bir olay Bu ilacı herkes kullanabilen herkes yapamaz diyorum onun içeride birden fazla veya eksik olsa çekerken zehirli bu ne geçecek ki burada bir hüküm çıkarma kısmı senin benim elimi ulaşabileceği bir kısım değil ama istediğin birkaç ayeti istediğim birkaç adresi yan yana alıp bunu yorumlama kısmını çok basit yolu Bunu ancak kimler mukavemete bile temeline vurun insanlardan doğru sabiteleri almış kişiler ancak Mesela şimdi biz sahabenin dindeki yerini bilmeseydik olmuş usul esastan Mukadder Yani biz İslam öğretiminde bunla başlamasaydık sahabenin ne demek Enes abi sen ona benzemeye çalışacaksın Hangi birine tutsanız yıldız gibi sen ona hareket etmeye çalışacaksın ama yedi düvel toplansa bir sahabe edebilir mi yani ona benzemek için her şey yapacaksın ama makam olarak ben zaman imkansız hapları Yani bugün özellikle mucolit sahabe diye efendimize Selamlar aldıklarını direkt nakletmiş daha sonra o Efendimiz aleyhisselam da süreç uzadıkça ne olmuş daha böyle anlamlandırma yorumlama derinin ve derin emilmeden daha çok mânâ landırma değişim Efendimiz’in yakındayken onu anlamanın deliği başka biraz daha uzaklaşmış sonra artık bir anlama yani ve bu asla nasıl bakıyor dediği maliyet kendisini tefsir etme ihtiyacını sana veriyorum bu ayetler Hadi bir kitap değilmiş yani 23 çalışırsın de toplumsal birçok vakalara gelecek markalara geçmiş vakalara bina edilmişse Kur’an zaten kendisinin içerisinde temsil edilme ihtiyacı veriyor sana yani bu asrın Kur’an Eczanesinden kendi ilaçlarınızı Buyurun alın Çünkü Kuran’ı eczane sen ona Kendi ilaçları anlayacağı ediyorsun bu kadar ince hassas bir zamanlar Üzerinde Kurulu Bir Kuran’ı düşüyor birilerinin gelip böyle bebeklikten Hiçbir İslam mitolojisi bilmeden üç ayet oradan İki dışından aldığını düşün bir sahabeyi dünyanın en kötü adamı yapabilirler artık ne yapıyorlar da yani Çok kolay şeyler bunlar veren süre olmadıktan sonra Bunu anlamanı istiyorum Hadi bugün matematiğe başlayalım piramit Tepe başlayalım kabul olmaz yani Bak şimdi niye herkese az çok mu tedrisattan geçti yani İki kere iki dört bilmeden nasıl gideceksin yani Türüt şimdi Kur’an’ın Bu ince yolunu Bugün bizim konuşurken rahatça konuştuğumuzu Bir saniye kameti kıymetini söylüyorsun bir insana hitap ederken ne kadar hassas olduğunu söyleseler değil bu söyle bir konuşma esnasında kavganın caiz olmadığını biliyorsun Nereden biliyorsun yani sahurda Eğer bir tefsirde Bu ince dakika sonra kolaylık ve arka sunulmuş uzakların ne kadar önemli olduğunu ya ben bu derse yaparken buradaki karşı tarafın perişan edelim Ah verelim ya boş ver oraya vakit kaybetmeye gerek yok Bunun kıymetini anlatmaya var mıyız onu anlatalım ben zıttına baktığımda saf meali Ne demek olduğunu Kuran’ı sünnetlerden koparıldığında ne demek olduğunu anladım da benim başka birini duymama gerek yok ki zaten Bunun kıymetini anlıyor değer kuyumcu ysa elinde Zümrüt düşmüşsem başka bir şey ona ifade etmene gerek yok ama bir adam burada cisa elinde Zümrüt düşmüşse Vay onun halini ama burada zümrütü kalmadı adamın de meslek yaptığıyla ilgili suç mesleği sürekli tahribat sa bu işte modernizm değil mi o asırda rasyonalist naturalist Doğa içinden şey kendini halleder falan bu akımlardan etkilenmiş bu benlik Aslında uyumuşsun o benliğinin ortaya çıkması burada şekil olacaksa orada Yapacak bir şey yok şehrin anlayamayacaksın Kur’an’da kelime çeşitleri çok farklı Mesela ıstılahi kelimeler var terminolojik dediğimi Bir de direkt böyle lafının karşılığı olan kelimeler var Anladın mı Mesela bu kelimeleri kendi aramızda örnek değil mi Evet kelimesi bu kelime ne demek ölüm demek Mert kelimesini istediğini dile Ç o zaman kaybı yaşamaz ingilizce’ye çevir daire şey Türkçe’ye çevir ölümde Arapça çevirme başka bilen var mı Kürtçe Mırın Zazaca sonra şimdi bunu istediğini dile çevir bir problem yaşamazsınız niye bunu bir lafız karşılığı var ama zahiden kelimeler mesela matematikten örnek vereyim zekisin atıyorum Otomotiv fonksiyonları hatırlıyor musun ya şeydi formül sormayacağım konuyu hatırlıyorum size ki hemen soru yaptı Zeki bana o değil yani konuyu hatırlıyor musun şimdi fonksiyonlarla ilgili en az 20 30 40 50 100 tane denklem yapmışızdır değil mi ya Baksana fonksiyonları anlatıyorum vesaire şu diyorum üniversite sınavı birinde fonksiyonları Modüler Aritmetik de birleştirip soru sormuşlardı Ben o gün dedim Bunu soran sanatlar dedi gerçekten Bilmem burada Oil giren varmı Sorun önemseyen Kim ağabey kurallara şimdi aksiyon dediğin yüzlerce böyle formül karşılığında netice aldım bir matematiğin alanı opsiyonu tam Türkçesini bilen var mı tanrıçası dönüşüm demişim ben bu bilgi vereyim sana adama göz geldi derse eşler bugün konumuz Fonksiyon ve Valla Baba ne demek Fox’un dönüşüm demek seni almaya o herkes bütün problemleri imkan var mı ya Niye Çünkü bu akşam kelimesi ıstılahi Bir Mana ne demek terminolojik onun alanında mütehassıs larla ders alması zorunlu olan bir kelime Kur’an’da mesela rububiyet Türkçesini söyleyeyim terbiye edicilik demek rububiyet kendiniz bir insan Bu kelimenin karşılığında terbiye edicilik mânâsıyla bu kelimeyi nasıl anlayabiliriz hayattaki olaylara Bak mesela bir şaşırıyoruz ya şimdi güneşte sürekli hayvan patlamalar ve şaşırıyor Ya abi Biz klimayı açınca sıcak soğuk dengesini ayarlayamıyoruz dünyanın milyon küçük atlıyor Güneş her yıl patlamaları ile bize ısı ve ısısını çekmesi sonucu soğukluk yaşıyoruz mevsimlerin insan diyor ki ağabey mide niye aynı ölçüleri koruyor yaz Niye hep yazdı akışını Yani bir Coşkun bugün iki kat patlasın bir şurada bir şey diye ejderha böyle tükürmüş yatıyor diye böyle bir şey alsın mesela onun neden dengesini sağladığını cevabı Allah rububiyeti terbiye edici oluyor mesela Ecmel Vera ile geziyoruz diyelim burada bütün bardaklara salça oluyor böyle her şeyi çok seviyor böyle için evde ne kadar saklama kabı varsa Üstüne çıkıp çıkıp Çat düşüyor Bu çok Teşekkür alıyor diye falan böyle şimdi tam elini uzatsa Ben eline vurur ederim Ecmel terbiyeli olurum o terbiyeyle biliyorsun hat Hudut sınırı bilmek Ceylan’ın beden elbisesiyle benim beden elbisemin farkı rububiyet oluyor ihtiyacı binaya benim bedenimi sen böyle terbiye edilmiş ve ben büyük kilo aldıkça zayıfladıkça terbiyesi devam ediyor Öyle değil mi Ceylan’ın ki de aynı şekilde terbiye edilmiş şimdi buradan rububiyet demiyorum sen buraya bir odun sobası yapsam Ama odun da onu yaksam Uğur sen de orada izlesen hemşireyiz yani Ey Hemşerim diye hitap ettiği hemşireyiz dedim diye hitap edersin bana ya bu kadar devam yok mesela Hemşehrim ne yapıyorsun falan oğlum soba var geldi sobaya Bir şey demeyecek misin odun sobası yapmışım içinde odun yapıyorum Başka garip bir şey değil mi yani odundan odun sobası yapıp içinde olduğunu yaksan herkes sana güzel değil mi Çimen etmiyor muyum diyorum Her de pişiyor Evet sobada pişiyor işte Etin içinde et pişirmesi ruyete giriyor ya çok garip bir şey sadece rububiyet nedir bu manayı konuşacak olsak sabahlara kadar başka hiçbir ders yapamayız Arapçada 30000 böyle terminoloji kelime geçiyor Şimdi hadisleri de katalım biraz eski sana bin kere söyledim Bana öyle bakma diye ya Desem gerçekten bir kere söylemiş miyim demek bugün mecaz oluyor şimdi bir hadiste bir manayı anlamak için Ekstra neler lazım O hadiste geçen o kültürü ayrıntılı tanıman lazım yine bütün ayrıntılı tanıyan mesela Benim dedem köyde doğmuş köyde büyümüş Köyü vefat etmiş ya bu ne yapıyorsun Bir kimya laboratuvarında çalışan birisinden daha çok oturacak görmüştüm ben onu daha fazla görmesi onlar gibi ilaç yapabileceği anlamına mı geliyor Allah’ın mütehassısı olacaksın Bir de hususi şimdi herkes Çat diye Ben doktor mu şunu hemen olayım olabiliyor musun Hayır onu ayrı bir yetenek ayrı bir tat var çoğu zaman ilmin yetiyor bakan görmeye gitmiyor yani orada tıkanıyorum geri çekiyorsun kendini gibi gibi Çünkü bu kadar dediğin kelimeler sacı kelime konuştuk a bunu cümlesi var onun manası var bütün çıkarma olayı var o kadar derin yapılar barındıran bir Kuran’ı Evet bu manası var Bunu demek istiyor falan diye gerçekten insan kendisinde selahiyeti nasıl görüyor hayret ediyorum oluyor mesela Eskiden Dünyada yaşayan insanlar şöyle yukarıdan baktığında güneşi görmüş Güneş nasıl gündüz geliyor gece gidiyor hareket ediyor Şimdi onu İnsanlar bir bakış açısıyla güneşe baksalar ne derler dünyamı dönüyorlar Güneş dönüyorlar Güneş duruyorlar değil mi Bu meallim bir bakış açısı oldu yani gördüğüm neyse o demektir aradan yıllar geçtikten sonra bu işin mütehassısları devreye girmiş astronomi cihetiyle fen cihetiyle bir dikten sonra bir ölçmüşler bir bakmışlar ne dönüyor demişler Hayır ya Güneş dönmüyor bir güneşin etrafında dönüyor Demişler bu da bu işin ne oluyor meal ile tefsir arasındaki fark bu kadar uçurum seviyede içtim kadar mı önemli bu kadar öğrenmiş Yani senin mealden anlamaya çalışın olayla tefsirdeki onun Murat’ı arasında uçurumlar vardır mı İşte İsmi Azam müsait okuduk da talim ettiği 30 lira Orada mesela bazen sayfalarca 7.30 8.00 saatler yaptığımız oldu aralıksız 18 saat boyunca yaptığımız derste okuduğumuz yerin başını hatırlayan var mı rabbinin yoluna hikmetle çağırmak bir ayete bakıyor bir A7 muradını anlamak için 7-8 saat burada Mütalaa müzakere yapıyoruz ve binde birini anlayabiliyor muyuz emin değilim yani sen bu kadar derin manalar barındıran muhteviyat barındıran bir ayet için diyeceksin ki bunu meali benim karşımda olsun Ben o Keskin bakışımla baktığımda ne burada diyor ben bunu anlarım Hatta üç tanesini yanyana alır döküm çıkabilecek komik değilmi bir deste yaparken mühendis var Eczacılar doktoru var matematikçi var maliyeti var mimarı var iktisatçısı var fizyoterapisti var talebesi var ya bu kadar adam var bu kadar adamı anladığımız ben söylüyorum sana al e-posta Diğerleri de kaynatalım pozitif ilimlerin ek kaynak kitabı bilmediğim meal Kur’an da denebilir ama Kur’an dönemez okyanustaki bir bardak su kazandırmaya meal veya tefsir okuduk kendimiz oradan bir ders çıkarabildi kaynak çıkarabiliriz ama hüküm çıkaramayız bunu da vurgulamak zorundayız Çünkü hüküm çıkarmak çok ayrı bir alandır işi mütehassısı mı Yapabilir Ha senin bebeklerde sorun var diye işin ancak tıp alanında mü kansızmı yapabilir Çünkü çıkarmadan müfessiri olmanın ötesinde Fatih olman gerekiyor hüküm istihbaratında Yani en büyük mu istinbât etmek için sadece nefes ile olmakta değil vakit olmam gerekiyor muhaddis olman lazım şimdi bu sloganları çıktı ya Kuran’ı yurtkuran tek başına yeter Kur’an Müslümanlığı kur’ancılık ne demek Bu sadece Kur’an’a Hadi sünnet hepsini köşeye Afedersiniz Bırak hiçbir sıkıntı olmaz Kur’an’a herkes okuyor Bütün İslam anlayabilir bu kelimeleri ne demek istediğini o insanların neler yapmak istediğini nasıl tarif etmek istediğini anlama seviyor bu kelimeleri bir konuyu anlatırken bile kullanamazsın Sen kullanarak ne ediyorsun diye seni tepeler Belki de şu an anlayamıyorum ciddi bu noktada kurayım Niye Çünkü lafı çok üstüne hızlı yani Zaten direkler Sağ ol fırından başlıyor kardeşim Kur’an her şeyi yeter şimdi kim Hayır etmezdim kardeşim ayette geçiyor yaş kuru ne varsa apaçık bir Kuran’dır ay etmek Emrah Hayır diyecek Anladın mı demek istedim işte tek ayet çektiğinde boğuluyor Kur’an tek başına bütün hayatımıza Yeter mi yetmez ve yetmez mi Sen namaz kılacak Kur’an’da namaz vakti var peki namazının ayrıntılarını nasıl anlayabilirsin mesela soralım Kuran’ı açalım ve bakalım Namazın nasıl kılınacağı bahsedilmiş nereden biliyoruz nasıl kılınacağını sünnetten biliyoruz Efendimiz Aleyhisselam bildirmiş bize civril Emine Allah azze ve celle demiş git Habibi Zişan namazı göster demiş cibril-i Emin efendimize selamlarımızı gösteriyor ben zarar sana bize gösteriyor yani bugün sünnetçi kopardığın bir Kur’an sonucunda Sen namazı kılmaz Kur’an sünnet kıyas İcma değil mi İslam’ın özünü yani sadece Kur’an’ın meali okuyup bütün İstanbul çözüm böyle bir şey yok ya İstanbul kendi genetiği uyandım namaz vakitleri hangi vakitler Buyur konuşalım nereden anlayacak namaz vakitlerini sünnetten amca Nereden alacaksın Hadi buyur bakalım namazı bölükmeşe namaz vakitlerini konuşalım nereden bulacaksın sünneti kopardığın da oradan mı geliyorsun işte orada yaşayamıyoruz zekat hiç geçiyor Tamam sünnetleri koparalım Haraç nedir Cizye nedir üşümedi kırılabilir Buyur açıklama silah namazı hata yaptık servis edeceğiz ve hatta bir adam farz namazını üçüncü rekatta yetişti ne yapacak çok güzel çok güzel çok derinden Yani yaşanabilecek bildiğin kalamaz elinde sünneti kopardı anda az önce mesaj at Örneğin nasıl yapacaksın zekatı yani sünnetleri çıkardığını anda ne oluyor elinde hiçbir şey kalmıyor hafizanallah 10000 muhaddis 4 yüzyılda hadisleri toplayacak ve sen bir günde onların hepsini al anlayacaksın bana ne güzel dünya [Müzik] abone ol


İngilizce

dear brothers, we are starting now one day a woman went to cleric asked for a fetwa from the cleric(müslims) cleric asked will i give this fatwa according to the Quran and sunnah? or will I give according to imam-ı azam ebu hanife of course the woman said give according to imam-ı azam ebu hanife cleric was suprised for example ask yourself this question you want fatwa how do you want your answer to be according to the Quran and sunnah do you want or according to the imam-ı şafi, imam-ı azam ebu hanefi, ahmet bin hambel,imam-ı mali do you want ask yourself when woman said according to imam-ı azam, cleric was suprised Do you think the view of Imam-Azam is more important than Quran and Sunnah? ” woman answered–no,I find imam-ı azam’s understanding of the Quran and sunnah better than your understanding of the and sunnah.👍👌 reading the Quran is something different derive idea from Quran is somthing different When I understand that it is difficult to derive ideas from the Quran also we just understand this challenge once again I understood their importance for they give a lead Because in order to fully understand a verse, it is necessary to have knowledge of all verses. Let’s get 2 verses from here, let’s get 3 sunnah from here,Let me present the opinion,there is no such thing .no one can give a definitive conclusion with 1-2 verses and sunnah. so To make certain judgments from the Qur’an, it is necessary to being a foundation(so know) all verses. imam-ı azam made a lot of effort for her ummah for example abbasi state in the time imam-ı azam fell into dungeon for not saying “Quran is a creature” died in the dungeon after years of persecution he was a very good muslim ebu-l hanife had many different features the global world has improved a lot, right? you are in germany in a few hours after a few hours later you are somewhere else so you can be in 3-4 countries in 1 day sometimes we had this We visited 3 countries close to the borders in one day It’s easier for people to get together imam-ı azam’s in time When it was very difficult to bring people together, the imam brought together 40,000 student 40.000 student another feature is Another feature is that she reads the Quran from the beginning when she thinks she gave wrong information from the Quran. when he taught the wrong information he made a lot of effort to fix it. which cleric makes this maturity Which Teacher realizes that the information she says is wrong and explains it in the program 3 days later. this situation is very difficult this situation want bravery There are conditions for producing meaning from verses The best way to understand the meaning of verses is that someone who knows all the verses makes sense of this verse so what I’m trying to explain They interpreted not to a few verse they created sects.their work looks easy, right? their job is not easy at all your ego can think how you can’t do what they do if you are not familiar with the pharmacy, egon can say the same sentences for the pharmacy When you go to the pharmacy, can you ask your pharmacist how she made this medicine and what she put in it? can you tell the pharmacist, you can’t say can we challenge the doctor’s diagnosis we don’t object even if we don’t know its meaning what do you saying? you are saying” okay doktor” why? because they are experts in this field in their short life they are very relying on to their field but for an eternal life deep knowledge like the Quran, containing these deep topics like the universe guide their not rely to experts who interpret this area “I can interpret it like them” says ego a very ridiculous situation these experts gave us the meanings of difficult-to-understand sentences a very big thing they did in my view there is a building that stones are formed by referring to each other Well, when you pull a stone from there, the building collapsed the Qur’an = building all the verses(even all words, letters) in the Quran=the each stone in the building this is one of the wonderful miracles of the Qur’an if all the verses are interconnected like stones, To understand the judgment of a stone there, you must have the judgment of all stones so interpreting is a very different and difficult task 350,000 commentaries have been written until today The meaning of some of the Qur’an, which contains endless meanings, can only be interpreted by experts. what is commentary(tafsir) TAFSİR means activity of understanding Allah(god) TAFSİR is an effort to discover God’s purpose MEAL(it is arabic so it is not english) is to convey what she understands from the verse with her own interpretation what is in the MEAL? there are comments is it possible for him to give the whole Quran.Never the point to be considered here I am not saying never read MEAL The Quran is not understood only by reading the MEAL. now There was an delusion period in my life I lived this period in high school I was just reading tafsir at that time do you know what this means I thought that I would understand all of Islam just by reading MEAL there are very difficult ways in islamic tradition you will think I’m exaggerating but in such cases for even to take a step You need a leader our master tells in simple language but this is not that simple interconnectedness of verses in Quran, the meaning it contains, imagine we misunderstood or you are go to someone who misunderstands same result,right? for example those who killed Hz.Ali in the time, due to an incident related to muaviye in the referee case for believe in God again they determined his out of religion can you think?imam-i aliye they did this they are saying” believe in religion”to imam-ı ali who contributed a lot to our religion how they do it they are giving a meaning to quran according to what according to them nowadays according to of 2-3 verses from the Quran it is so easy to impose meaning You will be surprised Currently, there are a lot of people who care about MEAL only. modernism and easy understanding are among the main gifts of this situation. then a period when selfishness also increased the people even enjoys printing her surname on a his shirt me,me my life at a time called ,in such a period If you say to people as “Anyone can understand the Quran” Anyone can understand the Qur’an anyway, but I say it is very different to interpret the Quran I say ” everyone can use the medicine but everyone can not medicine create” if you are create wrong to medicine, medicine turn to poison The Quran is not something everyone can comment on It is very simple to create your own interpretation from the few verses and hadiths you want,but this is very wrong Do you know who can resist this? people who have received the right information from the right people can resist for example If we didn’t know the place of the Companions in religion methods comes before basis so,If we didn’t start our Islamic teaching with this What does the Companions mean? you will try to behave like her whichever you hold, like a star you will try to imitate Could it be like a Companion even if the whole world is brought together? you will do everything to look like her but impossible to be in her position[ because Those who are in the assembly of our Prophet (alayhissalatu vesselam) are called the Companions(sahabe).] there are companions known as mukalit sahaba who directly conveyed what they received from our prophet What happened as the process after the death of our prophet was prolo nged? situations such as understanding,situations such as understanding and interpretation have increased and interpretation have increased Going deeper doesn’t mean adding more meaning when the prophet is close to our master, the depth of understanding it is different as we get a little further away you want to add meaning what do you think this verse means to this century because the verses did not come as a finished book According to the social events that have taken place, and will take place, it has become a whole in 23 years so the Quran makes us need commentary so take your own medicines from this century’s Quran pharmacy Quran a pharmacy you need to take your own medicines from her from such subtle, delicate verses without knowing any Islamic mythology Imagine that someone who knows nothing adds her own interpretation based on 3 verses and 2 hadiths. can make a companion(sahabe) the worst man in the world and they are already doing those are easy things why is that there is no way to understand when it isn’t method let’s start to maths today from zero we start with the derivative integral Do you accept almost everyone went through this teaching,right? How can you learn the derivative and integral without knowing 2 * 2=4 imagine that we talked about this detailed way of Quran today comfortably (i don’t understand this word) how sensitive we are when addressing a person, right? for example during a religious speech you know that fighting is not right how do you know fine information like this is easily explained in tafsir (risale-i nur) while telling you this lesson I don’t humiliate the other side when I explain how important those people are never mind, no need to waste time on that topic the important thing is to explain the value of tafsir we must explain this when we look at the opposite of that when I understand what pure tafsir means and what the Qur’an means apart from sunnah I don’t need to listen to anybody (i don’t understand ” kametikemet like a word”) If you are a jeweler and have an emerald, we don’t need to tell you about emeralds if you are a wrecker and have an emerald what can this man do now but the emerald has no crime here the problem is related to the man’s profession, right? there are different kinds of words in the Quran for example there are “istilahi words” ,this means words that not everyone can understand and there are words that get the exact meaning of the word,do you understand? Let’s exemplify these words among us for example “mevt word” what is the meaning of this word means death the word mevt is the same in all languages translate to english ” death” translate to turkish ” ölüm” translate to arabish “mevt” Does anyone know another language translate to kurdihs “mırın” translate it to the language you want, no problem why? because this word has exact meaning but There are words called “istılahi” i give example from maths before zeki ,do you remember maths? do you remember functions I don’t ask a formula do you remember subject? dont worry😂,I will not ask you to solve question I asked if the subject remembered in general we wrote at least 90-100 equations related to functions, right? also we’re just talking about pure functions for example i never forget in the university exam they asked the function and modular arithmetic in the same question I said “question like a piece of art” I’m really saying I don’t know if anyone is facing that question now You are saying “Who cares about this question, the Qur’an is more important than that”😂 now function is a field of mathematics Do you know the exact meaning of “function” not transformation(dönüşüm)? now I gave this information to you your maths teacher came to class teacher–hi guys, topic today”function” students–okay teacher students–what does function mean? teacher–that means transformation can you solve all the questions with this information? this is impossible,right? why? because this word doesn’t has exact meaning so “istılahi” how words terminological words so, we have to learn from experts of the field of that word for example “rububiyet” word from Quran, there are the rububiyet adjective adjective of Allah the meaning of this word means educatory (interpreter–I really had a hard time finding the English of the word :)) how can we understand this word with “educator” meaning Let’s look at the events in the universe Helium eruptions occur continuously in the sun, which is 100 times the size of the world we are very surprised that despite the size of the sun, it sends constant heat to the world but, We cannot achieve heat balance in our homes even with air conditioning, the formation of seasons, etc. right? people are saying “why does sun always explode to the same extent?” Why are summers always the same, why are winters always the same for example, let the sun blast twice today (like the dragon’s flame spread) The answer to how the sun is balanced is based on this attribute of Allah. so, allah’s “rububiyet” adjective for example imagine we’re walking here with my daughter she plays with all the cups here also she likes to play with kitchen tools the other day she pressed to all plates with her foot in us house and fell to the ground 👶 and şhe gives herself effect “aha”😂😂 (laughing) If şhe try to touch the cups, what do I say by hitting her hand? I say “be decent ” do you know “the decent” i use here means “know your limit” The difference of Ceylan’s body dress from my body dress is based on this “rububiyet”. due to your need. Dressage of my body dress go on as long as i losing weight or gain weight right? Gazelle’s body suit continues the same as mine this is also called “rububiyet” for example if i make wood fireplace here if i flame fireplace uğur, you are watching me too we are from the same city call me “O citizen” how would you address me? uğur(his friend)—O citizen (laughing) is that all? no more? for example O citizen! how are you? uğur—How is it going my son,wood fireplace is burning here don’t you say anything for fireplace? uğur–you made a very beautiful fireplace I made a fireplace from wood and I’m burning wood in it uğur–I say “are you crazy” go on uğur–I say “your psychology is broken” Isn’t it strange? If you make a fireplace from wood and burn wood in it, everyone will laugh at you,right? now, am i eating meat? i am eating where is it cooking? meat is cooking in the fireplace so, God’s cooking meat in meat is called rububiyet. do you understand me? something very strange If we talk about “rubub”, we cannot teach any other lessons. there are 30 thousand terminological words in arabic like this Let’s add hadiths “Oh zeki, I said 100 times don’t look at me like that” if i say did i really say 100 times Isn’t that a figurative meaning? now,to understand the meaning in any hadith what do we need extra? we also need to know the culture in that hadith in detail. for example, my grandfather was born in the village grew up in the village died in he village do you know what this means? my grandfather saw more weed,bugs than someone working in the chemistry lab well,Does his seeing more herbs mean he can do better medication? you also need to be an expert in the field this is a particular issue now, If someone says “I want to be a doctor right away” can s e be a doctor right away? no s e can’t be doctor, requires a separate skill often you know enough but you can’t stand seeing blood you’re stuck on that and you have to retreat so deep works -we just talk about deep words,there are also deep sentences,deep meaning,interpretation I do not understand how some judgments are given to the Qur’an with very deep meanings I don’t really understand how people see this authorization in themselves for example in the old times of the world when people looked in the air, they saw the sun how is the sun? it comes in the mornings and goes in the nights. so,in motion well,what do those people say when they look at the sky do they say the sun is turning or do they say earth is turning audiences–they say “the sun is turning” right? this Meal’s will be a perspective 20 years later the experts of this field came into play with the field of astronomy, with the field of science As a result, experts conducted experiments and observations what did the experts say? experts—no, the sun is not turning we are (world)turning around the sun- they said this is the tafsir of this work The difference between Meal and tafsir is as big as the cliffs is it so important? it’s so important so, with the meaning you are trying to understand from the Meal its meaning in tafsir is as different as the mountains We read the risale-ismi azam , right? sometimes we spend 7-8 hours of classes here, we read pages of books uninterrupted Anyone remember the beginning of our lesson for 8 hours? viewer- Nahl suresi 125. verse we negotiate 7-8 hours to understand the meaning of a verse We talked a very small amount of the meaning it contains. for the verse with such deep meaning you will say May this verse’s Meal be in front of me Let me understand what it means with my sharp look even, I take 3 of them and make judgments is not it funny while we do these lessons there are here engineer, doctor, pharmacist, mathematician, financier, architect, economist, physiotherapist, university student bla bla there are so many men I telling you things we understand with many men ultimately the science of universe in others isn’t it positive science? yeah “the Meal is from quran but Meal isn’t quran” Meal is as much as a glass of water in the ocean “we read Meal or tafsir and we can learned a lesson from their we can learn moral lesson but we cannot judge!!. we have to highlight that too because judging is a very different field. the expert of field just can do it “your kidneys have problems” only the doctors can say this sentence In addition to being a good commentator in making judgments, it is also necessary to be a scholar of fiqh. just being a good commentator is not enough to make a judgment you must be your fiqh scholar audience–it is necessary to be a muhaddis some slogans occurred quranism, quraniyyun the Quran alone is enough, quran muslimism what does this mean bases only on the Quran sorry, Put aside the hadith and sunnah there is no problem If everyone reads only the Quran, everyone understands Islam. if you don’t understand how they wants to destroy, what these people want, the meaning of these words you cannot use these words even when describing a topic They may say you are talking bad about the Qur’an maybe they can beat you 🥴 now the people who understand this are serious quranism… why is that because this word is a very high word a word that already started the race 10 steps ahead “my bro, Quran is enough for everything” who will say “no can’t be enough” brother, the Qur’an is telling us clearly “whatever is wet and dry is clearly in this quran” this is a verse from the Quran who will say no do you understand what i mean? if you write a comment from a single verse, it is like this is Quran enough for our whole life not enough what for? for example you will to pray(namaz) quran is telling this(namaz,pray) well, how can you understand how prayer is performed? for example, i’m asking Let’s open the Quran and see Did it tell you how to pray? no, it didn’t well, where do we know how to pray?🤔 we know from the sunnah our prophet (pbuh) has informed us Allah said to Gabriel, “teach prayer to hz.muhammed(sav)” gabriel teaches our prophet(sav) to pray our prophet (pbuh) is showing us so today, If you separate the sunnah from the Quran, you cannot pray Quran-sunnah-comparison (islamic law)-ijma(islamic law),right? The essence of Islam consists of these you cannot just read the meaning of the Qur’an and solve all Islam no such thing!😠 the structure of Islam is like this when is the prayer time? let’s talk where will you understand your prayer time? you will understand from sunnah Divide prayer times by five..random..LOL how do you know When we separate circumcision from the Quran, everything is broken the alms..Is it mentioned in the Qur’an? yes, it is let’s separate from sunnah what is tribute? what is cizye? what is tax? what is 1\40? spit it out audience–for example, we made a mistake while praying what will we do? very beautiful, very deep meanings Things change when leaving circumcision recent alms example how will you do alms? When you remove the sunnah, you have nothing in your hands 10,000 experts will gather hadiths in 400 years and you will deny them all in one day what a beautiful world subscribe to channel because they will show you the right way if you watched this video, you did awesome something we wait everyone to hayahanem

Her sabah uyandığında senden 8 şey isteniyor!

Bir sabah namazdan sonra evine dönerken, yolda birine rastlar. Adam önce selam verir. İyi dilek ve duada bulunduktan sonra da… Hayırlı sabahlar manasında; -Nasıl sabahladın Üstadım? der. Şimdi İmam’a soruyor, -Nasıl sabahladın? Birisi bize sorduğu zaman, ”Nasıl sabahladın?” Biz nasıl cevap veriyoruz? -Ya akşamleyin bir pilav yedim, pilavı fazla kaçırdım akşam… Bir ‏sağa dön, bir sola dön, uyku tutmadı sabaha kadar be… Bizim sabahlayışımız bu! Şikayet, şikayet, şikayet… Allah’tan şikayet, Peygamberden şikayet , hanımdan şikayet, çocuktan şikayet, hep şikayet! Şimdi İmam nasıl sabahlamış? Bir adam müctehid olduğu zaman, İslam alimi olduğu zaman, nasıl tefekkür sahibi… Hz. İmam, nasıl sabahladığını şöyle anlatır: -Sekiz tane şeyin benden istendiğini düşünerek sabahladım. Adam şaşırır! -Ey imam! Kim sizden sekiz tane şey isteyebilir ki… Sizin kimseyle takışık bir işiniz yoktur? İmam tebessüm eder ve saymaya başlar; -”Bak! Benden her sabah kimler, neler istiyorlar” der ve izahate başlar; Bir; Rabbim benden farzını istiyor. Her gün Allah bizden farzını istiyor mu, beş defa? Huzuruna bekliyor bizi… Bakın, Allah bizim uykumuza bile karışıyor. İsteyen bir adam, ülkemizde saat on ikiye kadar uyuyabilir mi gündüz? Bir adam 12’ye kadar uyuduğu için hapise atarlar mı? “Sen niye sabah namazına kalkmadın lan, kalk! Hapise gidiyorsun.” Var mı ülkemizde böyle kanun? Yok… Sabah namazına kalkmak zorundasın dört buçukta! Allah senin uyku vaktine bile karışıyor; ”Benim için kalkacaksın ondan sonra istersen öğle vaktine kadar uyu…” Bak, Allah uykumuza bile karışıyor. Böyle bir dinin sahibiyiz kardeşler… Öyle, ”Allah beni yarattı ama bana karışmasın.” yok! Allah her gün benden farzını istiyor. İki; Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem benden sünnetini istiyor. Muhammed Aleyhisselam’ın gün içinde üç bin dört bine yakın sünneti vardır, yapabileceğimiz. Biz Müslümanlar, elimizden geldiği kadar bu sünnetlere ittiba etmeye çalışırız. Kim, ne kadar fazla yaparsa sevabı o kadar fazla olur. Alacağın mükafat, nimet o kadar fazla olur. Sünnet’e en çok ittiba eden Sahabe kimdir? Hz. Ömer’in oğlu desem size, kim dersiniz? Halifemiz Ömer radiyallahu anhın çok oğlu vardı. Ama bir tanesi, İslam tarihinde öne çıkmıştır. Kimdir o? Abdullah İbn Ömer… Abdullah İbn Ömer, Allah ondan bin kere razı olsun. Sahabenin fakihlerindendir. Şafiler, Hadisleri Abdullah İbn Ömer’den aldılar. Biz Hanefiler Hadisleri kimden alırız? Abdullah İbn Mes’ud. Bizim silsilemiz odur. İmam-ı Azam peşinden… Hocası Hammad… Üstadı kim? İbrahim Nehai, Üstadı kim? İbn Mes’ud radiyallahu anh. Silsile böyle gider. Şimdi Abdullah İbn Ömer’in Sünnete bağlılığına bakın. Nerede Resulullah Aleyhisselam hayatında bir tek sefer bile bir şey yapsa… Bir tek sefer bile olsa, mesela; Muhammed Aleyhisselam bir yere doğru seyahat ederken bir ağacın kenarında oturdu. Abdullah İbn Ömer bunu duysun. Oradan giderken muhakkak o ağacın kenarında bir kere oturur. Bir kaç dakika bile olsa bulunur. Etrafındaki insanlar derler ki; “Niye burada oturuyorsun?” -Çünkü benim Peygamberim bir kere burada oturmuş. Bana bu nakledildi. Bu sünneti yapmadan ölmeyeyim. Bir yerde bir akarsu varsa, Efendimiz Aleyhisselam oradan bir şeyler içtiyse, Abdullah İbn Ömer muhakkak oraya gider, hayatında bir kere bile olsa, “bu sünnetten de geriye kalmayayım” diye. Gider o akar suya, Efendimiz Aleyhisselam içtiği gibi suyu içer. Buna ”Sünnete Tabiiyet” denir. Neden sabahabe bir yıldız? Neden böyle? Çünkü Sünnete çok ittiba etmişler, Abdullah İbn Ömer bunların en önde gelenlerindendir. Ölüm döşeğine yattı, son dönemlerinde yatalak oldu elini, kolunu, ağzını, gözlerini kıpırdatamıyor. Son dönemlerinde… arkadaşları geldi ona abdest aldırdılar. Namazını ima ile gözlerle kılacak. Fakat abdesti aldırdıktan sonra, Abdullah’ta bir sıkıntı ortaya çıktı. Bir rahatsızlığı var. Fakat söyleyemiyor. Dili kitlenmiş, vücudu hareketsiz, sadece gözleri hareket ettirebiliyor. Başka bir arkadaşı geldi, dedi ki: “Siz ne yaptınız Abdullah’a?” Dediler ki: “Abdest aldırdık.” -Ama bir sıkıntı var burada, nasıl aldırdın abdesti tarif et bana. “Şöyle yaptık, böyle yaptık.” Dedi ki arkadaşı Abdullah İbn Ömer’in arkadaşı: -Kulakların arkasını mesh ettiniz mi? Muhammed Aleyhisselam’ın Sünnetidir. Biz abdest alırken ne yapıyoruz? Elleri yıkıyoruz. Serçe parmakları kulağın içine koyuyoruz. Peşinden de baş parmakları mesh ediyoruz, arka tarafı… Sünnettir. -Kulakları, baş parmaklarınızla kulaklarının arkasını mesh ettiniz mi? “Etmedik… Bu sünneti yapmadık… hastadır diye yapmadık.” -”Yapacaksınız! Abdullah, Muhammed Aleyhisselam’ın yerine getirmediği, Muhammed Aleyhisselam’ın yaptığı ve bunun yapmadığı bir tane bile sünnet yoktur. Rahatsızlığı bundan dolayıdır.” dedi, gitti ellerini ıslattı, kulaklarının arkasını mesh etti, Abdullah İbn Ömer rahatladı. Sahabe budur, din bize bu insanlardan geldi kardeşler… Ama bugün televizyonlara çıkan etiketli adamlar diyor ki: “Sahabeye ne gerek var ya, onlar anlamışsa biz de anlarız. 14 asırda bizlere bir sürü şeyler nakletmişler, gerek yok, aç Kur’an Mealini oku yeter.” Peygambere lüzum yok, sahabeye lüzum yok, mezheplere lüzum yok, hadislere lüzum yok… Adem’den de önce başka Adem’ler olabilir… Meryem tecavüze uğramış olabilir… Adem’in de babası vardı… Bana göre evrime inanmakta sorun yok… Bir sürü sapık sapık görüş ortaya çıkıyor. İşte sahabeden ayrılırsan! Muhammed Aleyhisselam’dan ayrılırsan, yeni yeni dinler ortaya çıkartırsın… İmam diyor ki: “Resulallah benden sünnetini istiyor. Her gün o Peygamberin bende hakkı var. Bu dini bana getirdi. Ve O’nun sünnetini yerine getirmem lazım.“ Üçüncü madde; Aile çoluk çocuk günlük masrafını istiyor. Burada gelen kardeşlerin büyük çoğunluğu evlidir. Kime bakmak zorundayız biz, İslamiyete göre? Hanıma, çocuğa bakmak zorundayız. Onların masrafı biz erkeklere aittir. Aile benden sabah uyanır uyanmaz bunları istiyor, hanım ne diyor? “Hadi, hadi işe geç kaldın çabuk git, perde alacağım daha, bana maaş getirmen lazım, perde alacağım.” Kadının derdi perde ya, perde. Faturaları düşünmüyor kadınlar. Perde alacağım, elbise alacağım. Naciye’nin kınası var dört elbiseyle çıkmam lazım. Kadınlar böyle… Abla yapmayın bunu abla yapmayın, şu kocaya biraz destek, biraz yardımcı olun ya. Dört; nefis kendine tabi olmamı istiyor. Allah farzını istiyor, Rasulullah Sünnetini, nefis ne istiyor? Şeytan kanılı; -”Bana tabii olacaksın.” diyor. Peki nefsimiz bizi nereye götürmek istiyor? Allah’a isyana ve ateşe, onun tek bir derdi vardır. -Ateşe gidelim! Orada güneşlenmek, orada tenimizin bronzlaşması çok daha caziptir. Nefis bronzlaşmayı sever kardeşler… Denize gidecek kardeşleri uyarıyorum bak! O bronzlaşmayı seven kardeşler var ya… Denize gidiyorsunuz bir de paralar veriyorsunuz orada. -“Hocam bizim gittiğimiz yerde fazla çıplak yok.” Falan numarası yapmayın bana. Çıplaklar her tarafta var, her tarafta var. Denizlerden mesafeli durun biraz. Havuz falan olabilir, sadece erkeklerin bulunduğu havuzlar. Avret mahalinizi örter, girebilirsiniz ama denizlerde sıkıntı var kardeş! Ne kadar takvalı olsan bile, o çıplaklar her tarafında geziyor senin. Şu halde kovadan suları dökme bak, ben de taekwondocuyum. O hoca sopayla vuruyor ama ben sopa kullanmam! Silahsız ve tehlikeliyim aynı zamanda, dikkatli ol! Allah bizi korusun kardeşler ya (amin). Beş; şeytan arkasından gitmemi istiyor. Nefs, ona tabi olmamı istiyor, şeytan da kendisine tabi olmamı istiyor. Biliyorsunuz nefsin mürşidi kamili kimdir? Şeytandır! Ona aklı şeytan verir. Altı; Kiramen Katibin melekleri, iyi şey yazdırmamı istiyor. Bakın iki tane meleğimiz var. Sağdaki amir, soldaki memur. Bu çift kazık, bu tek kazık onbaşı. Bu ne diyorsa, bu uymak zorunda! Şimdi, soldaki melek günahları yazıyor ama vazifesi olduğu için yazıyor. Ne istiyor bizden? Günahları yazma vazifesi olmasına rağmen istiyor ki; ”Bana bir şey yazdırma, hep sağdaki yazsın.” Bizim Cennet’e gitmemizi istiyor. Çünkü bu meleklerimiz var ya bizimle beraber Cennet’e gidecek. Kardeşler! Hepimizin vücudunda 360 tane melek var. Ve bu melekler bize gece gündüz nasıl dua ediyor? -“Allah’ım bu kulunu Cennet’ine al” Neden? Onun da menfaati var. Bizimle beraber onlar da Cennet’e gidecek. Bundan dolayı kardeşler… Yedi; geçen günler ihtiyarlamamı istiyor, zaman bizim aleyhimize işliyor. Ve devamlı bizim ihtiyarlamamızı, bedenimizden kurtulmamızı ve ruh olarak Rabbimize kavuşmamızı istiyor. Zaman bizim düşmanımız değil! Zaman her geçen gün bizim Allah’a kavuşmamızı istiyor. Allah’a kavuşmak da şu beden ülkesine girmişken mümkün değil. Bedenden kurtulmadan, ruh buradan sıyrılmadan, müşahede yoktur. Allah’a kavuşmak yoktur. Beden bizim en büyük engelimizdir. Allah ruhu bu beden içine hapsetmiştir ve bir özlem içinde devamlı Allah’ı arar ruh. Tatminsizdir, hep sonsuzluğu ister. Hasta olmayacağı, acıkmayacağı, ağlamayacağı, hüzünlenmeyeceği, devamlı mutlu olacağı, istediği her şeyin bir anda önünde olacağı bir yerde olmak ister, içimizdeki ruh. Ama bu bedenle ve bu dünyada mümkün değil! Neden bunu istiyor? Cennet diye bir yer olduğu için bunu istiyor. Cennet’in var olduğu delili nedir? İçimizde bu istek var. Sonsuz olarak yaşamak isteği, ölümsüzlük isteği… İşte bu ruhtur, işte bu Cennet’in varlığının delilidir. Sekiz; son olarak da Hazreti Azrail hazır olmamı istiyor. Azrail Aleyhisselam herkesin canını almaya gider. Ama Müslümanlardan hazır olmasını ister. -”Eninde sonunda geleceğim… Ama hazır olarak sana hazır bir şekilde gelmek istiyorum. Beni gördüğün anda şoka girme, dilin tutulmasın… Beni tanı… Öleceğini bil, buna göre hazırlık yaparsan şoka girmezsin. Ben sana güzel bir suretle görünürüm. Güzel bir suretle göründüğüm zaman şehadeti çok kolay söylersin. Şehadeti söyledin mi paçayı kurtardın. Allah’ım sen bize nasip et ya Rabbim (amin). Bakın! Bütün veliler bütün alimler en çok korktuğu şey ne biliyor musunuz? Son nefes, son nefes… Daha çok korktukları hiçbir şey yok… Aç kalır mıyız? Çocukların bakımını nasıl yapacağız? Bu çocukları nasıl evlendireceğim? Hacca gidebilir miyim acaba? Boş, boş,… Bu korkular geçici! Bir korku var ki son nefesini kaybeden her şeyini kaybeder. Ebedi hayatını kaybeder. Şu halde, o farz namazlarından sonra yaptığınız dualar var ya kardeşler… Son nefesi muhakkak arada zikredin. -“Allah’ım şu kitabın Kur’an hürmetine, isimlerin sıfatların hürmetine, şu son nefesimde bana şehadet getirmeyi nasib et Allah’ım (amin).” Bunu söyleyin kardeşler. İmam diyor ki: -Azrail hazır olarak ölmemi istiyor. İşte ben bütün bu isteklerin muhatabı olarak sabahlamış bulunuyorum, her sabah bu sualler cevap bekliyor. Hz. İmamı dinleyen adam düşünmeye başlar bir kaç saniyelik tefekkürden sonra sorar: -Ya İmam, bu saydığın şeyler sadece senden mi isteniyor, yoksa benden de isteniyor mu? Sadece senden mi yoksa benden de isteniyor mu? İmam tebessüm eder ve şöyle der: “Orasını ben bilmem artık, sen düşün.” Bu tekliflere muhatap olan sadece müctehid bir alim olan İmam-ı Şafi mi? Yoksa bütün Müslümanlar mı? Aklı olan bütün Müslümanların, aynı teklife bizde muhatabız. Aynı sekiz istek sabah, her sabah uyandığında senden de isteniyor kardeşim, benden de isteniyor… Şu halde bir seçim yapacaksın, ya hazırlık yapacaksın… ya da kolay yolu tercih edeceksin; ”Bana ne ya.” diyeceksin. Allahu Teala bizleri aldananlardan, kananlardan, sapanlardan etmesin kardeşlerim (amin). Bak! Kolay yolu tercih etmeyin! Kolay yol Ateizmdir, Deizmdir, Mealizmdir, Vehhabizmdir, Şiizmdir bunlar kolay yoldur. Siz zor olan yolu tercih edin, 14 asırlık İslamı tercih edin! Kim bu 14 asırlık dinden bir gram, bir karınca kadar ayrılırsa… Vallahi sapar! Vallahi yanılır! Şu halde dualarımızda muhakkak; -”Allah’ım ayaklarımızı şu Ehli Sünnet caddesinden kayırma ya Rabbi (amin)” diye de dua etmemiz lazım.

Bilinçli atmosfer, Allah var diyor!

Allah’ı görmek istiyor Müslüman kardeşim tamam… Ayet-i Kerime’de ilk hitap olarak Yahudilere hitap ediyor ama, her ayet aynı zamanda bize de hitap eder. Ey Müslüman kardeşim! Allah’ı görmek istiyorsun. Allah’tan işaret bekliyorsun ve yapmak istediğin o hayırlı işe bir türlü adım atmıyorsun. Kardeş, Kur’an geldi haberin yok mu? Kur’an’ı bize öğreten Peygamber Muhammed Aleyhisselam geldi, vazifesini yaptı, gitti. Haberin yok mu? Daha neyi bekliyorsun? Cihad etmek için, insanlara İslam’ı anlatmak için daha neyi bekliyorsun? “Yok, ben gece rüya görmezsem tebliğ yapmam.” Evlenmeye niyetim var, yaşım 35 ama ben açık bir rüya istiyorum hocam.” Ne istiyorsun kardeşim sen? “Rüyamda açık bir şekilde, Allah bana evleneceğim kızı göstermezse evlenmem.” Bu ahmaklıktır. Ahmahlık! Sen peygamber değilsin. Böyle saçma iş olmaz. “Evlenmek benim sünnetimdir. Evlenmeyen benden değildir.” Sen bu hadisi bilmiyor musun? Muhammed Aleyhisselam’ın sözü. “Benden değildir.” diyor ya! Yok bu hala vahiy bekliyor(!) Rabbi görmek isteyen koyuna dikkat versin. Otu, süte çeviren kimyagere ne dersin? Koyuna bakıyor musun koyuna? “Allah’ı görmek istiyorum.” Bak koyuna! Ot yiyor, sahibi koyunları çıkartıyor meraya. Yeşilliği yiyor. Yeşil bu ya, ot! Sonra alıyor onu içinde bir iki saat öğütüyor. Sonra sahibi alıyor memelerini çekiyor. Yeşil çıkmıyor, yeşil! Ne çıkıyor biliyor musun? Süt, beyaz. Öyle bir nimet ki; bir adam hayatı boyunca başka hiçbir şey yemese, sadece süt olsa nimet olarak süt ile yaşar. Tıpkı bal gibidir. Sadece süt ile yaşar. Bebek, Bebekler nasıl yaşıyor iki sene boyunca? Süt, anne sütü içen bir bebekle anne sütü içmeyen mamayla beslenen bir bebeğin zekası seviyesi bile, bir olmuyor. Bakın, sair şartlar, dış ortamın yediği içtiği meseleler, sair durumlar bebeğin aklına kadar nüfuz ediyor. Anne sütü içen bebek, anne sütü içmeyen bebek… Allah böyle yaratıyor ve sen o Allah’ı görmek istiyorsun. Allah’ı görmek istiyorsan yarattığına bakacaksın. Güneş, Güneş’ten misal getireyim. Allahu Teala Güneş diye bir yıldız var etti. Galaksimizin en kuvvetli, en enerji dolu yıldızı. Enerji merkezidir Güneş. O olmasaydı yaşayamazdık. Şimdi, Güneş’ten Dünya’mıza ne geliyor? 1-) Işık, 2-) Isı. Bu ikisinden bir tanesi olmazsa yaşam biter. Isı ve ışık geliyor. Bir tane daha bir şey geliyor, nedir o? Radyasyon rüzgarları. Radyasyon rüzgarları. Şimdi Allah Teala Dünya semasının üstüne bir atmosfer yaratmış, bir koruyucu kalkan; bir koruyucu tabaka… Bilim bunu tespit ediyor. Dünya semasında Dünya’mızı koruyan, bir koruyucu kalkan. Şimdi bu tabaka öyle akıllı bir tabaka ki; ışığı alıyor, ısıyı alıyor, radyasyon rüzgarlarını almıyor. İtiyor. “Sen gelme! Işık gel! Isı gel!” Radyasyon sen çık, sen gelme!” diyor. Allah aşkına yaratılmış olanda akıl ne gezer? Bunu bir programlayan olması lazım gelmez mi kardeşler? Programlayan olması lazım gelir bunu. Programlayan olmadan, düğmeyi açıp kapayan olmadan onu bina eden, inşa eden olmadan o çalışmaz, onun aklı ermez. Hiçbir ağaç kendi kendine rahleye dönüşmez. Hiçbir ağaç. Ağaç ne kadar kaliteli olursa olsun, kendi kendine rahle olmaz. O ağacı birisi alacak, bir marangoz alacak şekilden şekle sokacak. Bazı işkencelerden, bazı yöntemlerden geçirecek ve onu bir rahleye ya da bir masaya çevirecek. Bir çevirici, bir yapıcı, bir bina edici olmadıkça kendi kendine ortaya gelmez kardeşim, ortaya gelmez. İşte biz böyle bir dinin müntesipleriyiz. Biz böyle bir ilahın kullarıyız. Bize kendisini göstermiyor çünkü gösterse sınav bitecek. Bize işlerini gösteriyor. Bize kendisi tarif eden anlatan bir öğretmen veriyor. Her kavme bir peygamber gönderdik diyor Allahu Teala. Bize gelen peygamber kim? Muhammed Aleyhisselam’dır. Bakın, İsveç’te dört ya da beş yıl önce çıkan bir tasarı, ayakta bevletmek, tuvaletlerde ayakta bevletmek yasaklandı. İsveç’te! Ayakta bevletmek hangi şeriatta yasaktır? İslamda yasaktır, Neden? Muhammed Aleyhisselam “Kabir azabının en büyüğü ayakta bevledenlere, idrarından sakınmayanlara gelir.” buyuruyor sallallahu aleyhi vesellem. Ne zaman söyledi bunu? On dört asır önce. Vahiy alan işte işaret bekleyen odur. Peygamber işaret bekler, vahiy bekler ama sen peygamber değilsin neyi bekliyorsun harekete geçmek için Müslüman? “Namaz kılacağım ama hocam, rüyamda babamı görmezsem başlamam.” Sübhanallah, Sübhanallah! Peki, peki bu kardeşe sorun: “Kardeş öğle yemeği için öğle vakti geldiğinde, hani öğle paydosuna çıkıyorsun ya? Hiç dedin mi: “Ya akşamleyin rüyamda, ölmüş olan babamı görmezsem bugün öğle yemeği yemeyeceğim.” Dedin mi hiç? Niye orada işaret beklemiyorsun? Para kazanmak için ay sonu maaş almak için “rüyamda ölmüş olan dedemi görmezsem -büyük bir zat idi- O dedemi görmezsem, çalışmaya gitmeyeceğim.” Niye demiyorsun?” İşine gidiyorsun, yemeğini yiyorsun. Bütün şartları yerine getiriyorsun ama dini konuları yapmaya gelince, Allah’ın istediği şeyleri yapmaya gelince Allah’tan işaret bekliyorsun. Daha ne işareti bekliyorsun kardeşim? Muhammed Aleyhisselam geldi haberin yok mu? On dört asır önce diyor ki: “Ayakta bevletmeyin.” Aişe anamız(radıyallahu anha) efendimiz Aleyhisselam’ı tarif ediyor: “Resulullah Aleyhisselam’ın hayatında bir kere bile ayakta bevlettiğini görmedim.” Hayatını onunla geçiren insan… Şu halde Allah’ın peygamberi hiçbir bilimsel bulgu olmamasına rağmen bizi men ediyor. Bilimsel bulgular 50 yıl önce ortaya çıktı. “Ayakta bevletmek, prostat kanseri olma ihtimalini yüzde bilmem kaç arttırıyor.” Diye. Bilimsel bulgu, ama senin peygamberin bilimsel konuşmadı. Senin peygamberin dedi ki “Ben sana böyle diyorum. Sen bunu yap, ibadetine zarar vermesin.” Olayın bir de fiziksel kısmı var: Senin bedenen sıhhatli olmanı sağlar. Bütün ibadetler, Allah’ın ve peygamberinin bize emrettiği bütün ibadetlerin; 1) Zahiri yolu vardır, bedenimize faydası vardır. 2) Manevi durumumuza faydaları vardır. Sevap olarak yazılır, Günahlarımız temizlenir. Ahlaki olarak bizi düzeltir. Senin böyle bir peygamberin var, Sen daha ne gibi bir işaret bekliyorsun Müslüman?

Dua istemek, şirk koşmak olur mu?

Bir tane daha örnek okuyayım: “Hocam, ben dua istemenin doğru olmadığını düşünüyorum.” Ben, düşünüyorum, bana göre, bence… Nereye gitti bu? İslam’daki bir hükmü kaldırdı. Rasulullah’ın bir sünnetini kaldırdı. Tek bir fantezisiyle, tek bir düşüncesiyle, bana göresiyle. Rasulullah Aleyhisselam’ın bir tane sünnetini kaldırdı. Bak devam ediyor: “Hocam, ben dua istemenin doğru olmadığını düşünüyorum. Dua istenmez alınır.” Ne bu şimdi? Nereden geldi bu? Vay arkadaş ya! “Dua istenmez alınır.” Rasulullah Aleyhisselam dua istiyor kardeşi Ömer’den. Allah onlardan razı olsun. (Amin) Rasulullah Aleyhisselam’a Hazreti Ömer geliyor: “Ey Allah’ın Rasulü umre yapacağım, müsaaden var mıdır?” diyor. Rasulullah buyuruyor ki: “Bu kardeşine de dua eder misin?” Ne oldu şimdi? Yanlış mı bu? Bu diyor ki: “Bana göre doğru değil hocam.” Ya Rasulullah yapmış. “Sana göre” Sen kimsin? Bugünkü sapık hocalar aynı bu kardeş gibi. “Bana göre.” Az önce söylediğim Hadis-i Şerifte: “Ey Allah’ın Resulü bana dua eder misin?” diyen sahabi. Bu iki hadiste; rütbesi altta olan üsttekinden dua isteyebilir, rütbesi üstte olan alttakinden dua isteyebilir, hükmü ortaya çıkıyor. Rasulullah’ın mı rütbesi daha üstün Ömer’in mi rütbesi daha üstün? Rasulullah bir peygamberdir. Hiçbir sahabi yanına yaklaşamaz. Ama üstteki olan alttakine ne diyor? “Bu kardeşine de dua eder misin?” diyor. Nakil bu, ölçü bu, sen akılla hüküm veriyorsun. Devam ediyor kardeşimiz: “…Dua istenmez alınır. Ne dersiniz hocam bu düşüncelerim hakkında? Hatam varsa öğrenmekten mutluluk duyacağım.” Bak bu kardeş, açık gönüllü bir kardeş. Önce yanlışa düşmüş ama diyor ki: “Yanlışım varsa beni düzelt.” Daha üstün bir akla, daha ilimli bir akla teslim oluyor. Ve “yanlışım varsa bilmek isterim hocam.” diyor. Soru soracağın zaman hüküm vermeden sor kardeşim. Bu edeptir. “Hocam bu konu hakkında ne dersin?” “Bu konu hakkında şöyle duydum. Doğru mudur yanlış mıdır?” Bu da güzeldir. Ama “benim bu konudaki kanaatim bu, sen ne dersin?” dediğin zaman, sana derler ki: “Naklin nedir? Bu konudaki kanaatin bu ama delilin nedir? Delil?” “Dua istemenin doğru olmadığını düşünüyorum.” Delil? Ben sana Rasulullah’tan iki tane delil getirdim, Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Sen de bana delil getirmen lazım. -Yok. “Ben böyle düşünüyorum.” Böyle düşünüyorum delil değildir. Sen Edille-i Şer’iyye’den bir tanesi değilsin. Edille-i Şer’iyye dörttür: Kitap, sünnet, icma, kıyas. Bütün hükümlerimiz, dine dayalı bütün sözlerimiz, bu dört delil içinden gelmek zorundadır. Bunlardan gelmediği zaman ne oluyor? Hevâmızdan gelmiş oluyor.

Facebook’ta, “ilişkisi başladı” utanmazlığı! Ne ayaksın oğlum sen?

Dalaleti çağıran nasıl çağırıyor? Bir örnek daha vereyim. Bir adam nasıl dalaleti çağırır? Facebook denilen bir olay var şimdi. Sosyal mesajlaşma ağı. Facebook! Bu Facebook’ta bazı arkadaşlar, bazı gençler var. Bir kızla konuşmaya başlıyor. Birkaç sohbetten sonra araları ısınıyor. Ondan sonra Facebook’ta şöyle bir yazı yazıyor: ‘İlişkisi başladı.’ Falanca kızla ilişkisi başladı. Ne ilişkisi bu kardeş? Evli misiniz? Ne ilişkisi bu? Müslüman’ın, nikahlı olmadığı bir kızla ilişkisi caiz mi? Bu ilişki çok farklı manalar alır. Görüşme, konuşma, çıkma, gezme, mesajlaşma… Bunların tamamına ilişki denir. Bu ilişkilerin tamamının sonucunda bir ilişki vardır. Cinsel ilişki! İş oraya gitmedikçe iki tarafta tatmin olmaz. Kadın ve erkeği Allah cinselliğe düşkün olarak yaratmıştır. Bu iş konuşmayla, oturmayla, kalkmayla bitmez! İkisinin de kafasında tek bir şey vardır. İş oraya ne zaman gidecek? Cinsellik böyle bir şey. Bunu inkâr edemezsin. Bu cinselliği iki şekilde yaparsın. Bir, nikahla; iki, zinayla. Zinayla yapan ateşe koşar, dalaleti çağırır. Zina yapa yapa, yapa yapa kalbi kararır ve dalalet ehli olur. Artık zina onun için normal bir fiil haline gelir. Öyle bir şekle gelir ki ertesi gün, zinayı yaptıktan hemen sonraki gün çalıştığı iş yerindeki arkadaşlarına gider. “Akşamleyin şöyle zina yaptım, böyle zina yaptım. Böyle bir kız buldum. Böyle kandırdım, böyle aldattım.” der. Övüne övüne Allah’a nasıl isyan ettiğini anlatır. Bu adam dalalet ehli demektir. Şimdi suçlu Allah mı? Bu adamı Allah mı sapıttırdı? Seçimi bu adam yaptı. Sen orada niye ilişkisi var diye yazıyorsun. Bir Müslüman, Facebook kullanan bir Müslüman, oraya iki şey yazabilir. Bir, nişanlandı; iki, evlendi. Yok ilişkisi başladı, yok şu kızla görüşüyor, yok bu kızla çay içmeye gitti. Müslüman beş vakit namaz kılıyor. Hafız! Bir kızla çıkmaya gidiyor. Yemek yemiş, yemeğin resmini çekiyor. Seyfi çekiyor seyfi! Haram fiil işliyorsun. Nikahın düşen, nikahın olmadığı bir kızla yemek yiyorsun. Hafızsın, beş vakit namaz kılıyorsun. Allah’tan kork! Hafız demek ne demek? Bütün adamlar, bütün etrafındaki insanlar sana ayrı bir gözle bakar. “Bu adam bunu yapıyorsa ben hayli hayli yaparım ya!” der. Senin bir yaptığını o üç yapmak ister. Çünkü hafız bunu yapıyor demek ki normal bir şey, der. İnsanların değer ölçüsü Kur’an ve sünnet değil ki. İnsanların değer ölçüsü, seviye o kadar düşmüş ki ilmi seviye; mahallende bir hoca varsa, küfrediyorsa ben de küfrederim. Mahallende bir sarıklı, cübbeli varsa sakal bu kadar… Bu adam da küfrediyor demek ki caiz! Ben de küfrederim. Ölçü bu olmuş. Ölçü bu değil! Mahallendeki sarıklı, cübbeli değil ölçü. Ölçü Kur’an ve sünnettir. O adam küfrediyor onun alçaklığı, onun aşağılıklığı… Cahil! Anlamamış. Sohbete gitmiş, gelmiş, zikir çekiyor. Anlamamış, İslam’ı anlamamış. Küfrediyor! Aman şeyhim beni duymasın, Allah duyarsa duysun, diyor. Şeyhinin yanında küfredebilir misin sen derviş kardeş? Aaa edemem! Edemem, utanırım! Ee Allah’ın yanında küfrediyorsun. Allah her an seni işitmiyor mu görmüyor mu? Allah’ın her an işittiği ve gördüğü bir mekanda küfretmek demek, Allah’ın yanında küfretmek demektir. Bu nasıl bir utanmazlık! Bu kardeşler cahil olduğu için böyle bir iş yapıyor. Şu hâlde, yaptığımız iş Kur’an ve sünnete uyuyorsa hidayete doğru gidiyoruz demektir. Yaptığımız iş, Allah’ın razı olmadığı bir işse dalalete doğru gidiyoruz demektir. Orada yazıyor, ilişkisi başladı. Alt tarafa da bir tanesi mesaj atmaz mı! “Hayırlı olsun Ahmet.” Vay arkadaş ya! Bak, elfâz-ı küfürdendir haa, dikkat edin! Basit bir kelime, hayırlı olsun. Neye hayırlı olsun diyor bu? Zina yapıyorsunuz ya, bir kızla çıkıyorsunuz ya… El zinası var, göz zinası var, dil zinası var, temas zinası var. Zina sadece yatmak demek değildir. Efendimiz Aleyhisselam zinayı şekillendirmiştir, detaylandırmıştır. Nikahın düşen bir kızla yapmış olduğun bütün muhabbetler, bunların tamamına söz zinası, dil zinası denir. Ona yapmış olduğun bütün bakışlar, göz zinası demektir. Elini tutman, el zinası demektir. O kızla buluşmaya gitmen ayak zinası demektir. Bunlar hep Hadis-i Şeriflerde geçer. Şimdi, bu adam bir kızla ilişkiye başladığını Facebook’ta beyan ediyor sen de altına mesaj yazıyorsun: “Hayırlı olsun kardeş. Allah bir yastıkta kocatsın.” Ya evlenmedi bu adam, nikahı yok bu adamın. Bu adam harama gidiyor. Sen de harama giden bir adama diyorsun ki: “Hayırlı olsun.” Fıkıhtan bir ölçü getireyim size. Böyle daha iyi anlarız. Bir adam, içki içse… İçki içerken şöyle yapsa: “Bismillah” Bu adamın hükmü nedir? Kâfirdir! Neden? İçki içtiği için değil, içki içerken Allah’ın adını andığı için. Allah’ı hafife aldığı için. İçki içmek adamı kâfir etmez, fâsık eder. Fâsık, açıktan günah işleyen demektir. Bu adam; Allah’ın adını anarak, Allah’a isyan ettiği için Allah’ı hafife aldı demektir. Tahfif, küfrü gerektirir. Şimdi, orada iki tane genç haram fiil işliyor sen de alta yazıyorsun: “Hayırlısı olsun kardeş.” Gitti… Gitti! Şehadet getir, bir gusül al, tövbe et. Allah’ın sevaplarını sana tekrar iade etmesi için Allah’a yalvar. Çünkü haram bir fiile hayırlı olsun diyen, çok fena bir iş yapmış demektir. Çok fena! Mesela yolda bir kız gördün, yarı çıplak geziniyor. “Güzele bakmak sevap be İsmail.” dedin. Kız güzel. Her tarafını da açmış, çıplak vaziyette gidiyor. Sen de dikkatleri kıza çekmek için yanındaki adamı coşturmaya çalışıyorsun. “Güzele bakmak sevaptır.” Kıza bakmak haram. Sense sevap diyorsun. Haram olan bir şeye sevap diyen dinden çıkar. Elfâz-ı küfürdendir. Bu adam dalalete doğru koşturuyor demektir. Yürümüyor, koşturuyor demektir! Kardeşler! Allah Teâlâ dilimizi, gözümüzü, gönlümüzü kendisine asi olacak fiillerden korusun. (Amin) Amin.

Tüp bebek caiz mi? – Evlenmemek ve yaratılış dengesi

Bir cemaat varmış, talebeleri evlenmiyorlarmış. Bu cemaatin müritleri “bizde evlenmek yasak” diyorlar. Niye kardeşim? “Biz kendimizi Allah yoluna verdik.” Vallahi İslam’da böyle bir şey yoktur. Siz, kimden bu ilmi kimden bu bilgiyi aldıysanız siz yanlış bir adamdan bilgi almışsınız. Ve bu bilgi tamamen yanlıştır, İslam’a zıttır. Allah’ın Peygamberi on iki evlilik yapmıştır. Evlilik Allah’ın Peygamberi Aleyhisselam’ın en kuvvetli sünnetlerinden bir tanesidir. En güçlü sünneti sohbettir sonra evliliktir. Peygamber Aleyhisselam’dan daha mı takvalısınız? Siz kendinizi ondan daha mı çok Allah’ın dinine verdiniz? Bu nasıl bir sapıklık? Ama çalışmayı sevmiyor ya çalışmak istemiyor, insanlardan emir almak istemiyor. “Evlenmek büyük bir mesuliyet demektir, nerden baksan elli, altmış bin lira para lazım o da dairen varsa. Daire yoksa iki yüz bin temiz lazım.” diyor ve kaçıyor. Kolaya kaçıyor, evlenmiyor. Ne olacak bu kızlar? Kim alacak bunları? Evde mi kalacak bunlar? Allahu Teala bir denge kurmuştur. Bu dengede erkek ve kadınların beraber olması vardır. Fıkıhta bir kaide var: Tüp bebekle bebek sahibi olmak caiz midir? Bazı şartları vardır, bu şartları yerine getirirsek caiz olur. Nedir o? Anne ve baba evli olacak. Spermler babadan olacak, yumurtalar anneden olacak. Yok, yumurtalar bu anneden olmadı başka bir annenin yumurtalarını alalım, bu annenin rahmine koyalım, olursa bu tüp bebek caiz değil. Çocuk, gayrimeşru çocuk olur. Şimdi bu tüp bebek uygulamasında bir fıkhi kaide vardır yine. Nedir o? Çocuğun cinsiyetini belirleme. X ve Y kromozomlarını belirleme durumu. Bazı kromozomları hücrelere aktarıyorlar ve çocuğu dişi olursa hücrelere bakıyorlar, dişiyi ve erkeği görebiliyorlar. Anne yumurtası içindeyken spermleri görebiliyorlar bunu ve ne yapıyorlar? Anne ile baba erkek istiyorsa erkek yumurtaları tutuyor, dişi yumurtaları öldürüyor. İslam’a göre caiz mi bu? Caiz değil, bu haramdır. Çocukların cinsiyetini belirlemek caiz değildir. Neden? Allah’ın kurduğu dengeye müdahale etmek olur. Nedir bu denge? Nerede hangi beldede ne kadar ne kadar kız doğacak, hangi beldede ne kadar erkek doğacak, bunların tamamına Allah karar vermiştir. Izdırari kaderdendir, zorlayan kaderdendir. Hadise budur kardeşler. Buna müdahale etme hakkımız ve yetkimiz yoktur. Efendimiz Aleyhisselam Veda Hutbesi’nde ne buyuruyor, bak bu aşırıcılara? “Biz evlenmeyiz, biz Allah’ın dinine hizmet için kendimizi adamışız.” diyenlere: “Kendi nefsinize de zulmetmeyiniz, nefsinizin de sizin üzerinizde hakkı vardır.” Neden bahsediyor? Bizim nefsimizden bahsediyor. Nedir bizim nefsimizin üzerimizdeki hakkı? Yemek yiyeceksin. Yemek yemezsen nefsinin hakkını vermemiş olursun. Ama bu yemeği yerken, on çeşit yersen ve mideyi zorlamadan acı gelmeden yemeği bırakmazsan, hakkı vermeyi bırak eziyete dönüştürmüş olursun. İşte bu da aşırıcılıktır. Elbise alacaksın, giyinmen gerekiyor. Müslüman temiz giyinir ve güzel giyinir. Ama bu giyimi yaparken aşırı lükse gidersen ve insanlara daha iyi görüneyim, hava cıva yapıyım muhabbetine gidersen yine kendine zulmetmiş olursun. İslam’ın istemediği bir şekle girmiş olursun. Elbiseni al, temiz güzel elbise al, aşırıya gitme. Aşırıya gitme. Millete etiket havası atma. “Bu markayı aldım, dört yüz kağıt verdim kardeş. Bir haftalığı ben buraya yatırdım ya, bir haftalık yatırdım ya.” Deme bunu ya deme bunu. Bu etiket sevdası nedir? Bu isim sevdası nedir? Bunlar israftır. Kur’an israfı haram kılmıştır. Elli liralık ayakkabıyla da gezersin, dört yüzlük ayakkabıyla da gezersin. Sen israfa gitme. Sadece bir etikete para verme. Dolayısıyla Efendimiz Aleyhisselam’ın Veda Hutbesi’nde zikrettiği meseleyi çok iyi anlamak lazım. Nefsimize zulmetmeyeceğiz. Gıdalarını vereceğiz, ihtiyaçlarını vereceğiz, evleneceğiz. “Aranızdan gücü yetenler hemen evlensin.” Rasulullah Aleyhisselam buyurdu. Bak burada bize bir emir vardır. Gücün var çalışıyorsun, helalinden kazanmayı da seviyorsun. Borca gir, harca gir bir an evvel evlen ve bu dininin yarısını kurtar. Sakın ola ki kolaya kaçma. Evlenmem demek kolaya kaçmak demektir. İşte bu bilmeyenlerin dedikleri şey budur. Kolaya kaçıyorlar. Bu olmaz kardeşim.1400 senede gelmiş milyon tane âlim varsa bunların yüzde 99.9’u evlenmiştir. İki üç tanesi evlenmemiştir. Allahu alem belki hastalıkları vardır. Allah bilir. Evlenmemek anormal olandır, normal olan evlenmektir.

Her İftar Öncesi Bu Duayı Mutkala Okuyalım (Fotoğraflı)

Şimdi, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem buyuruyor ki; “Size bir dua öğreteceğim, oruçlu kişi bu duayı okursa, eğer sofra başında okursa, çoluk çocuğunuza da öğretin” buyuruyor. “Allah bu duayı çok seviyor.” diyor. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem kendisi için; “Ben de çok seviyorum, bu öyle duadır ki” buyuruyor Sallâllâhü Teâla Aleyhi ve Sellem. Oruçlu kişi iftardan önce iftar yaklaştı, bir kaç dakika kaldı. Hurmayı hazırlayın. Zeytinle değil haa. O kadın çıktı, kadın bir doktor.. Peygamber diyor zeytinle.. Hiçbiri, uydurma rivayette bile yok. Zeytinle yok. Uydurmada da görmedim yani. Hurma, yoksa su. Hurma, yoksa su. Sünnetimiz bu. Sünnetle ve amel edeceğiz inşallah. “Anasından doğmuş gibi günahtan sıyrılır, dünya ve ahiret bütün işleriniz bu dua ile yoluna girer. Allah ve Resûlü bunu çok sever.” Dualarım, ramazan risalesinin 380. sayfada ramazan. Dergide de var. Dergide bulursunuz, ben yazmışım. 380. sayfada. Şimdi cem’i hatalarımızdan “Estağfirullah, Estağfirullah Estağfirullah el azim ellezi la ilahe illa hü el hayyel kayyume ve etubü ileyh” Bu mübarek dua ile sizi iftara teslim edelim inşallahürrahman. Siz de benimle birlikte takip edin. Ama emir var. “Çocuklarınıza öğretin” buyurdu Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Mutlaka çoluk çocuk birlikte sofrada bunu dergiden kitaptan bulun yani. Ama biz bu gece beraber başlayalım. Yâ Azîm (Yâ Azîm) Yâ Azîm (Yâ Azîm) Ente ilâhî (Ente ilâhî) lâ ilâhe ğayruke (lâ ilâhe ğayruke) iğfirli (iğfirli) ezzenbel azîm (ezzenbel azîm) feinnehû (feinnehû) lâ yağfiru (lâ yağfiru) ezzenbel azîm (ezzenbel azîm) illel azîm (illel azîm) Ey büyük Allah! İlahım ancak sensin! Senden başka hiçbir ibadete layık ilah yok! Ya Rabbi çok büyük günahlarım var! O büyük günahlarımı mağfiret eyle! (amin) Bu saatte, iftar saati boyunlarımızı cehennemden azad eyle! (amin) Beraatlarımızı ihsan eyle! (amin) Büyük günahları ancak, Büyük Allah affedebilir. (Celle Şânuhü ve Celle Celâlühü) Böylece şimdi dualarınızı hazır edin kalbinizde siz de kendiniz dua edin. Ne dua ederseniz, bir dua verilmiş size. Kabul olacak. Bir dua var Her iftarda bir dua var! Bir tane dua eden içinizden, kalbinizle niyet edin. Allah niyetlerinizi kabul eylesin. Amin. Sallâllâhü Aleyhi Seyyidina Muhammed ve Alâ Ali Seyyidina Muhammed