Şimdi, hüsün ve kubuh diye bi kavram var. Hüsün güzellik demek, kubuh ise çirkinlik demek. Şimdi bu aslında itikatta, İmam Maturidi ve İmam Eşari arasında bayağı bir yorumladıkları bir konu olmuş. Yani İslam güzel güzeldir lan filan öyle basit olmamış yani Şimdi Hüsün dediğin olay, mesela Cenab-ı Allah onu güzel yarattığı için mi biz güzel deriz? Yoksa bizim aklımız ve fıtratımız onun güzel olduğunu anladığı için mi güzel deriz? … gibi birçok yorum farklılıkları olmuş. İşte çirkinlik te, yani bunu Kuran çirkin dediği için mi biz bunun çirkin olduğuna çirkin diyoruz? Yoksa , hayır Kuran çirkin demese de , ben akılla onu Allah öyle yarattığı için, mahiyetini öyle beyan ettiği için ben onun çirkin olduğunu anlardım diye mi çirkin diyoruz? … diye böyle akıllara zarar birşey var, hani böyle beyin fırtınası meselesi var Şimdi bu güzellik konusu aslında, onu ele alıcak olursak böyle biz güzelliğin mana ve mahiyetini bilemediğimiz için … … etrafımızda his ve hevesatımızın tabii olduğu , hoşuna giden ne varsa biz buna güzel diyoruz. Ve çoğu zaman haram bişeye de güzel diyoruz. Neden? O an için bizi eğlendirebiliyor Bir günlük eğlendirebiliyor, bir aylık eğlendirebiliyor, bir yıllık eğlendirebiliyor, ama işin neticesinde merhametsizce bi azap hükmünde bir üzüm tanesi yedirip on tane tokat vurduruyor bize. Şimdi Risale-i Nur’da güzellikle ilgili ibr cümle geçiyor: Evet, herşey ya hakikaten güzeldir, ya bizzat güzeldir, veya neticeleri itibariyle güzeldir. Mesela gündüz bizzat güzeldir, gece ise neticesi itibariyle güzeldir. Biraz daha açalım bunu, mesela meyveyi size versem yersiniz seversiniz kimi muz, kimi kivi, kimi çileği sever Meyve bizzat güzeldir ve vücuda da faydası vardır ama ilacın tadını çok beğendim ne güzel bir ilaç diyen duymamışsınızdır. Çünkü ilaç neticesi itibari ile güzel birşeydir. Barış bizzat güzeldir, yani gördüğünüz anda barış ortamını çok seversiniz ama savaş neticesi itibariyle güzeldir. Bazen bu vatanı-milleti kurtarmak için , bir Çanakkale direnişine ihtiyacınız olur. Ve neticesi itibariyle güzel olduğunu bildiğiniz için o savaşa girişirsiniz. Var mı buraya kadar problem? Buralarda kadar problem yok demek ki hayatımızda güzellik kavramını biz alıp üçe ayıracağız. Birincisi bizzat güzel, ikincisi neticesi itibariyle güzel, üçüncüsü de hakikaten güzel olacaktır. Bizzat güzeli anladık, gördüğümüz anda, yediğimiz anda, tattığımız anda, konuştuğumuz anda güzeldir. Neticesi itibariyle güzeli de anladık, olay anında güzel değil ama neticesi olarak güzeldir. Peki Hakikaten güzel ne demektir? Ben Risale-i Nur’da dikkat ettiğimde hakikat kelimesi geçtiğinde; bir metodoloji için geçiyorsa, ben onu sahabe hayatı anlatıyor diye kodladım. Cenab-ı Allah’ın Esmasının bir tarifi için geçiyorsa Hakikat kelimesi, bak Mehmet şimdi varsayalım ahiret desin bütün perdeler kalktı, gayb ayan-beyan oldu sana, o şekilde tefekkür et diye hayal ettim. Hakikat kelimesini böyle iki yorum yaptım kendimce. Hakikaten güzelliği ise yorumlarsak, şöyle diyebiliriz belki de: Mesela Hazreti İsa Ulul Azim bir peygamberdir, asli vazifesi de insanlara cennet yolunun tarifidir desek, herhalde abes etmiş olmayız Ama gel gör ki birçok insan Hazreti İsa’nın vesilesi yani o esbab olması ile cehenneme de gitmiş bir yol bulmuştur. Ne gibi? Mesela teslis dediğimiz üçleme yaparak şirke girmiştir, burda kimi kullanarak yapmıştır? Hazreti İsa’yı kullanarak cehenneme bir yol yapmıştır. Kimisi döneminde onun peygamberliğini reddetmiştir, ve reddettiği için şirke girmiş, cehennemine vesile olmuştur. Efendimizin asli vazifesi insanların ahirete gidişine bir yol oluşturmak, onların imanına vesile olmak desek abes konuşmuş olmayız herhalde. Ama birçok insanın Efendimiz Aleyhisselam’ı inkar etmesi onun da cehennemine vesile olmasına sebep olmuştur Mesela kimisi ona büyücü demiştir, cehenneme bir yol açılmıştır. Kimisi ona şair demiştir, o peygamber olamaz demiştir, haşa, cehennemine bir sebep olmuştur. Demek bir şey, bir kişi hakikaten güzelse imana kabiliyeti olan istidadlara cennet çiçeği açtırıp, firdevs-firdevs kokusuna sebep olacakken … … şerli tohumların cehennemine vesile olmak zorundadır. Anlaşıldı mı ya? Yani birşey hakikaten güzelse ayraç ta olması lazım. Hakikaten güzel birşeyi herkes sevebilir mi ? Sevemez. Mesela, piyasada yalaka tipler var böyle, herkes seviyor onları di mi ? Böyle hakikati bilenler haricinde. Oraya gider ona göre konuşur, oraya gider ona göre konuşur, herkesin gönlünü yapayım diye bir şirincilik oynar. Ama birşey hakikaten güzelse Cenab-ı Allah’ın yeryüzü halifeliğini temsil ettiğinden dolayı, şerli şeyler onu sevemez ve sevemeyeceğinden o hakikaten güzel olan kişi bir ayraç vazifesi görür. Ve böylece ne olur? Onu gerçekten sevenlerin cennetine vesile olurken, onu sevemeyen; niye sevemiyor? Hakikati sevemediği için onu sevemiyor. Mesela Efendimiz Aleyhisselam onu sevemediğinden dolayı o şerli tohumun da cehennemine vesile olması lazım. Yani Efendimiz hakikaten güzel olduğundan Ebubekir’in cennetini ziyadeleştirirken, Ebucehil’in cehennemin dibine gitmesine vesile olması zorunludur. Neden? Çünkü Efendimiz Aleyhisselam Hakikaten güzeldir. Oldu mu? Yani böylece eğer biz de o niyet ve dua ile hakikaten güzel olabilirsek, yani şahs-ı manevi olarak bizi de herkesin sevmemesi lazım. Böyle gönlü naif, ahirete istidadı olan kalpler bizi severken, ağzından salya akan, insanların ifsatına sebep olan sürekli dili gıybet, itira ve dedikodularla dolan olan insanların da bizi sevmemesi lazım Selametle … – Var mı problem? – Yok – Bitti, inşaAlah anlaşılmıştır. Yine kısa bir video oldu
Tebliğ et!






