KIZLAR EVLENMEKTEN KORKAR OLDU. AMA NEDEN?

Çünkü hanımlar arasında birbirlerinden etkileşim anormal derecede yüksek. Örnek görmek istiyor hanım dünyası. Sadece kıyafetde değil, ibadetde, kıyafetde, akîdede, insani ilişkilerde.. Pek çok hanım kızıma niye evlenmiyorsun bu yaşa kadar? sorduğumda cevabı klasik oluyor. Teyzesi, işte şusu, busu bir sürü boşanmışı var. O boşanmışların etkisi altında kalmış. Evlenmeye korkuyor. Pek çok hanım adayı, anne adayı, ne olduğunu bilmediği halde doğumdan korkar. Başkalarının masallarından dolayı. Hanımlar arasında etkileşim çok yüksek. Bir sıkıntılı bir durum değil bu. Allah narin yaratmış, hassas yaratmış. Çok basit bir çizik iz yapıyor. Bu da bize iki görev veriyor ablalar; 1) Birine kötü örnek olurken aman dikkat edin. İyi örnek olurken de içiniz açılsın. Sayende namaza başladı oda arkadaşın. Eteğini uzattı. Kısa giyiyordu, uzun giydi. Kendin giydiğinde sevindiğinden fazla sevinebilirsin. Sana yazılacak bunlar çünkü. Örnekliğin birinci boyutu. 2) Ne edin, edin kendinize Ashab-ı Kiram’dan başka hiç kimsenin kızını, hanımını örnek almayın. Bu ümmetin başı dibine yetecek kadar büyük ümmettir. Size ne Nesibe’ler, Sümeyye’ler, Aişe’ler, Fatıma’lar yeter, fazlasını koyacak yer bile bulamazsınız. Bilhassa kadın dünyasına ait, kadın özel dünyasına ait gündemleri alırken etkilenmeye çok dikkat edin hanımefendiler. Çünkü hanım kızlar da şunu yoğun bir şekilde görüyoruz. “Vallahi doğru hocam amaa…” Aması ne biliyor musunuz yani? Ürküyor. Başkalarının etkisinden ürküyor. Ona baskı oluşturuyorlar. O, o baskıyı yenemeyeceğini düşünüyor. Ufkunuz Aişelerle, Hafsalarla, Nesibelerle, Sümeyyelerle, Zeyneplerle, Haticelerle dolu olduğu zaman sizi kimse ezemez. Siz de çünkü taklit ettiğiniz, örneklediğiniz kişilerin kopyası olacaksınız Allah’ın izniyle. Hanım Ablalar, doğal ekmek, köy yumurtası, tereyağı, katıksız tereyağı filan konuşurken Müslümanlığın da obezite olmasını, obezite müslümanlık yaşanmasının mümkün olduğunu vurguladık. Doğal Müslümanlık Allah’ın bizden beklediği Müslümanlıktır dedik. Doğal olmayanın ne kadar baş belası olduğunu cıvıttığını da hepimiz gördük. Ben kendi nefsim adına, sizler adına, Rabbimden niyaz ediyorum. Doğal Müslümanlığa bizi kavuştursun. Ruhumuzu da o şekilde alsın.

SAHABE ÜTOPYA DEĞİLDİR! HAYAL KAHRAMANI HİÇ DEĞİLDİR!

Bugünkü sorunumuz kitap kıtlığı değil, okul kıtlığı değil, başörtüsü yasağı değil, Müslüman memur olamaz diye bir ayrımcılık yapma mantığı değil. Böyle bir sorun yok ortada. Ama ortada ne var? Hep bu saydığımız acaba bunlar sorun mudur? dediğimiz şeylerin fazlalığı bile var. Koyacak yer bulamayacağız neredeyse. Ama buna rağmen Müslüman, Müslümanla evlenince huzur bulamıyor. Müslüman, Müslümanla şirket kurunca sürdüremiyor. Müslüman, Müslümanla iki hanım arkadaş, beş hanım arkadaş Müslümanca bir arada durduklarında acaba bu benim sırrımı yayar mı, yaymaz mı diye endişesini gideremiyor. Halbuki bunların hepsi Müslüman üzerinde yansıması gereken Müslüman ahlakıydı. Ahlak olarak bunu oluşturmalıydı Müslüman. Ama gel gör ki biz başörtülüler olarak bir araya gelebiliyoruz. Sakallılar olarak bir araya gelebiliyoruz. Camide buluşabiliyoruz. Din eksenli konuları konuşmak üzere bir araya geliyoruz. Ama izlerimiz, yankılarımız başörtüsü, sakal, din yankısı değil, din izi değil. Bütün görüntümüze rağmen, bütün iddialarımıza rağmen bir sıkıntı yaşıyoruz. Nedir bu sıkıntı? Hâlâ Müslümanlık arayışı içerisindeyiz. Hâlâ ama hâlâ Ashâb-ı kiram hayal midir acaba? diye düşünüyoruz. Hepsini bir kenara bırakalım. Çöl şartlarında Allah’ın aradığı en güzel Müslümanlığı yaşamış bir nesil gerçek midir? diye merak ediyoruz. Yani inkar da edemiyoruz. Kur’an’da örnekleri var çünkü. Hayat feda etmiş adamlar. Allah, Allah. Mallarını, mülklerini al Ya Resûlullah demişler. Çocuklarını sanki poşete koyup, getirip emanet etmişler. Senin olsun demişler. Biz bir terlik verirken bile tereddüt ederiz. Doğurduğu çocuğu götürüp vermiş. Fedakarlığı gelince, şuraya gidilecek, şu yapılacak deyice, eşime bir sorayım diyen olmamış. Allah ve Peygamber’i istediyse eşe mi sorulur? Anaya, babaya mı sorulur? deyivermişler. Namaz kılmışlar, Kıldıkları namazlar bize masal gibi geliyor. Bir gecede şu kadar namaz kılmış. Yüz rekat namaz kılarmış filanca zat. Oturuyoruz hesap makinesi ile asgâri namaz kaç dakika sürer bir rekatı? Yüz şu kadar sürer. Ya bu abdeste gitmiş, gelmiş, ne okumuş? Hadi en kısa ayetleri okumuş. Bilgisayar bile bizim bilgisayarlarımızda şaşırıyor. bu ibadetleri nasıl yaptı diye. Ramazan’ı nasıl geçirdiler? diye yani ütopya aleminde bile cevap bulamıyoruz. Doğal Müslümanlıklarıyla gökleri delip arşa kadar yükseldiler.

İHLAS “3” SAYISINI UNUTMAKTIR

Hanım kardeşlerim, ihlas, kulun, Allah ile ibadet ortamında, üçüncü kişilerin bulunmaması demektir. Kul ile Allah, ibadet zemininde buluşurlar. Kul, ibadetler yapar, Allah da ibadetini kabul eder kulun. İbadetin kıvamı, ihlasla ölçülür. İhlas nedir? üçüncü kişi yoktur. Bu üçüncü kişi, insan olabilir, para olabilir, şöhret olabilir, menfaat olabilir, beklenti olabilir, çıkar olabilir, her şey olur! Ashâb-ı Kirâm’ın doğal müslümanlığında bunların hiçbiri yoktur. Hiçbiri bir yere tayin edilmek için Peygamber Aleyhisselâm’ın mescidinde ibadet yapmaya kalkmadı. Çıkarı ve menfaati için yapanlar münafık olarak tescillendiler zaten. Doğal bir müslümanlıkları oldu. Tek beklentileri Allah’ın cennetiydi. O cennette ancak ihlasla, yani üçüncü kaynakları karıştırmadan, Allah ve kul, başka bir kimse olmadan, başka bir kavram karışmadan, yapılan ibadetler olunca, Allah cennetini veriyor. Peki bu ne kadar mümkündür? Cevap; Elbette bu tıpkı doğal ekmek mümkün olduğu kadar mümkündür. Bu doğal ekmeği biz bugünkü hayat şartında ne kadar mümkün kılabiliyoruz? E yüzde şu kadar. 500 sene önce ne kadardı yine yüzde o kadardı. Doğal buğday elde etmek için, hayvan gübresini de tarlaya atıyorlardı. Doğallığa, yüzde yüz doğallığın engeli çok. Toprak tek başına kaldığında, ona gübre atmadığında, ona su vermediğinde, çok cılız bir buğday veriyor. 1 günlük ekmek bile çıkaramayabilirsin. Ama hiçbir zaman, tehlike oluşturacak boyutta olmamıştı bu katkı. Yani yüzde 50’yi geçmemişti. Yüzde 20’si gübreden oluşuyordu. Şimdiki sorunumuz bizim, doğal ekmeğimizin, yüzde 70’inin katkı olmasından kaynaklanıyor. Eğer biz jelatinsiz yoğurt yiyemiyorsak, bundan rahatsızız. Yoksa önceki ineklerin sütleri, şu kadar oranda yağlıydı, şimdikiler bu kadar oranda çok bir sorun değil bu. Ama şimdi yoğurt, peynir gibi görünsün diye jelatin katıklı bize verildiği için, sorun yaşıyoruz biz. Ashâb-ı Kirâm’ın ibadetleri de, sıfır riyâlı, sıfır karışımlı, yani yüzde 100 ihlaslı mıydı sorusuna evet diyemiyoruz. Çünkü Allâh-u Teâlâ, toprağa böyle bir üfürüyorsun, istediğin gibi buğday veriyor sana şeklinde bir kanun koymadığı gibi, illa ona bir katkı vereceksin de sana buğday verecek şeklinde bir kanun koyduğu gibi, yaşadığımız müslümanlık için de, iman ettin, tövbe ettin, bir daha da bu sürece girmek istemiyorsun, e ciddisin tamam bundan sonra senin ihlas sorunun yok. Böyle değil. Böyle olması mümkün değil, böyle bir vaadi Allah’ın hiçbir kuluna yoktur. Belki Peygamberler, bundan müstesnadırlar. Peygamberlerin dışında aleyhimüsselam, hiçbir insan, ihlas konusunda yüzde yüz garantili değildir. Ashâb-ı Kirâm’ın da mücadelesi vardı. Mücadele edip dik durmaya çalıştılar, Allah onlardan razı olsun. Ama sorun nerde? İbadetteki saflık oranı, hiçbir zaman yüzde 50’nin altına düşmedi onlarda onun için sahabi oldular zaten. Biz saflık oranını yüzde 50’nin üstüne çıkarmaya çalışmak zorunda kalıyoruz. Bizim beklentilerimiz, katkımız, doğallığımızı öldürüyor..

GELECEK KAYGISI YEDİ BİTİRDİ BİZİ

Uzunca bir hadis-i şerifin son bölümünde Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz buyuruyor ki; “Bir grup Allah’ın evlerinden bir evde Kur’an okumak ve ondan ders çıkarmak için toplandıklarında onların üzerine sekinet iner, rahmet onları kuşatır, melekler çevresinde toplanırlar. Allah onları kendi katında zikreder ve kimi ameli kurtarmıyorsa onu soyu kurtarmaz .” Hadisi şerif bugün Kur’an’a iman eden müminler olduğumuz halde Kur’an’ın bereketini kalbimizde neden hisssedemiyoruz? sorusunu irdeleme nedenimizdir. Elhamdülillâh İman ehliyiz, Elhamdülillâh, Kur’an’ımız var diyoruz. Fakat bir huzursuzluk , bir endişe fırtınası, bir gelecek kaygısı, bir şüpheci akıl, bir melekleri yokmuş gibi zannetme dalgası hepimizi kasıp kavuruyor. Halbuki Kur’an-ı Kerim arapça bilene de, bilmeyene de hatta onu okuyabilene de okuyamayana da bir rahmet kaynağı olmalı idi, çünkü önceki nesillere Kur’an-ı Kerim bunu yaptı. Ashâb-ı Kirâm’ı (Allah onlardan razı olsun) incelediğimizde görüyoruz ki Ashâb-ı Kirâm Kur’an-ı Kerim’i gıda gibi hazmetmişler.

PANDEMİ YÜZÜNDEN İŞİ VE MORALİ BOZULANLAR İZLESİN!

Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Güneş ve Ay tutulması gibi mucizeler olduğunda.. haydi namaza koşun! namaza koşun! Allah’ın ayetleri görünüyor (buyurmuş) yani büyük bir olay oluyor gökyüzünde evde cemaatle namaz kılarız İnşallah camilerimizde namaz kılarız ayrı bir mesele bir de bir namazdan söz ediyor stresten çatlayacağım ya ben şu kötü haber, bu kötü haber aklımı oynatacağım ya ne edeyim ben? balkona geçip sigara mı içeceğim? televizyonun karşısına geçip haberleri izleyip biraz daha yüksek tonajlı mı çıldıracağım? yok yok namaza gideceğim abdest alacağım hususi bir abdest iki rekat Allah rızası için namaz kılacağım çok kazası olan, sabah namazı diye 2 rekat kaza namazı kılsın ondan sonra Rabb’ime hamd ederim اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ اَلرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۙ مَالِكِ يَوْمِ الدّ۪ينِۜ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُۜ اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۙ صِرَاطَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّٓالّ۪ينَ Amin! sonra canım Peygamberime salavât ederim أَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰى اِبْرَاهِيمَ وَعَلٰى اٰلِ اِبْرَاهِيمَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ اللَّهُمَّ بَارِكَ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيم إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيد derim sonra da bilmiyorsam Arapça dualardan Peygamber Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’in dualarından Allah Türkçe bilir merak etme Türkçe de bilir, Kürtçe de bilir İngilizce de bilir Çince de bilir her dili bilir Allah duyar السميع bir Allah’dır O السميع dir Allah Celle Celâlühü başlarım Ya Rabbi! Ya Rabbi! çatlayacak gibiyim her saat başı bir kötü haber duyuyorum artık ayaklarım yere basmıyor Ya Rabbi! kalbim yerinde durmuyor beni rahatlat beni huzurunda kabul buyurduğun kullarından et ne diyeceksen Rabbim! dükkanımı 2 haftadır açamadım ben kiramı nasıl ödeyeceğim? bana bir kapı aç Ya Rabbim! çocuklarım beni çok üzüyorlar olayları anlamıyorlar beni bunaltıyorlar onlara da rüşdlerini göster akıllılıklarını göster bana da sabır ver Ya Rabbi! Ya Rabbi! başımızda bu kadar belalar var eşimle başım gene derde girdi bizi bu ara rahat ettir şeytanı aramızdan al Ya Rabbi! ne diyeceksen herkesin derdi başka herkesin yüreğini yakan ateş başka namaza koşan aradığını bulur Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Güneş tutulduğu için gökyüzü kapkara oldu da Ashâb-ı Kirâm titremeye başladılar büyük ihtimalle tansiyonları yükseldi nabızları arttı belki 120 oldu nabızları gök başımıza mı düşüyor? ne oluyor? yağmur yağacak bir şeye benzemiyor kapkara oldu gece gibi oldu gündüz Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem.. haydi namaza koşun! haydi namaza koşun! buyurdu ama şüphesiz iman eden için bu secdeyi, Rabbinin önünde yaptığını bilen için

ALLAH YAMUK MÜSLÜMAN GÖRMEK İSTEMİYOR!

Kardeşlerim peki nedir bu dümdüz olmak? bir.. yüzde yüz tartışmasız iman sahibi olmaktır gerçekçi bir iman biri çıkıp bir televizyonda filan âyet aslında şöyleymiş deyince sen acaba öyle mi ya? bir soralım bir müftüye diyorsan imanda sorun var senin birisi Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’in hanımlarına, analarımıza dil uzatırken yahu hoca doğru değil bunlar değil mi? diyorsan bile sen eğri Müslümansın kendi namusunla ilgili bir itham yapılsa, dünyayı yıkarsın Resûlullah’ın namusu acaba diye soruluyor ve sen soruyorsun, doğru mu bu diyorsun senin ananla ilgili, eşinle ilgili sorulsa, yok canım öyle değil bile demezsin sen demek ki imanda kalite sorunu var yüzde yüz iman olacak Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’in Hadis-i Şerifleri herhangi bir Müslümanın oyuncağı olmadığını bilen bir Müslüman olacaksın Ümmet-i Muhammed’in Ebû Hanîfe ile, Şâfiî’ ile, Mâlik ile, Ahmed bin Hanbel ile açtıkları o çığırın helal, mübarek ve gerçek olduğunu düşüneceksin çağlar, modernizasyon ve kitleler senin imanın üzerinde oynama yapamayacaklar iman buna diyoruz biz Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’in sünneti Allah’ın kitabı Kur’an senin sağ gözün ve sol gözün gibi olacak bir.. iki.. haram senin için kurşun demek olacak gözüne mi sıkalım kurşunu, kulağına mı sıkalım? dendiğinde ulan deli misiniz? gözüme de sıksan, kulağıma da sıksan beynime gidiyor bu kurşun ve öleceğim der gibi internetten müstehcen bir şeye bakınca harammış ama ben haberlere bakıyorum demeyeceksin bak gözüne sıkılmasına izin veriyorsun haram haramdır alkolünden, kumarından, zinasından, faizinden, yalanından, rüşvetinden vakıf adına bile alsan rüşvet haram ne için alırsan al Müslümandan al, gavurdan al rüşvet haram her türlü harama karşı kilitli Müslüman olacaksın dosdoğru olacağız ya peki bir kerecik bir haramcık olursa biraz bükülmüş olursun o birazcık bükülme 10 metre gidince seni başka yöne çevirir merak etme çünkü bütün eğrilikler, küçücük bir eğrilik ile başlar kesinlikle haramlarla bağlantın olmayacak olduysa kaliteli bir tövbe ve istiğfarla onu sileceksin meleklerde silecekler onu kayıtlardan ki.. sonra sana hoş geldin demeye gelsinler ve üç.. Allah’ın farz ettiği şeylerle asla ve kat’a tavizin olmayacak farz mı? bitti ne demek farz? ciğerim demek kalbim, böbreğim demek peki namazı mı kastediyoruz? bunu herkes biliyor başka bir şey daha kastediyorum annen ve babanın kapısında durmak da farz Emr-i bi’l ma’rûf ve nehy-i anil münker de farz farzlar sadece namazdan ibaret değil e ben sadece namaz kılabiliyorum tamam, karşılığında cennete girersin inşallah ama sana müjdeli bir ölüm yok biz müjdeli ölüm kalitesinde bir Müslümanlık konuşuyoruz ve dördüncüsü.. bir Müslüman olarak hayırların olacak senin nedir hayırların? paran varsa paradan, paran yoksa ağzından, elinden, insanlar hayır görecekler kendisi için yaşayan Müslüman olamazsın ümmeti için yaşayan Müslüman olacaksın kendin de o ümmetten olduğu için kendin de istifade edeceksin becerinden kabiliyetinden bunların hiçbirini yapamıyorsan nafile ibadetler yapacaksın fazladan oruç tutacaksın fazladan Kur’an okuyacaksın fazladan zikir yapacaksın ama boş duran Müslüman olmayacaksın ve bir başkası Dengeli Müslüman olacaksın aşırı gitmek yok namazda da, oruçta da, zekatta da, hiçbir şeyde aşırı gitmek yok geri kalmak da yok, hızlı gitmek de yok neden? çok hızlı gidersen şeytan seni bir trafik kazasında bitirir 10 senede yetişecek çocuğunu, 10 günde yetiştirmeye kalkarsam sen uyuşturucu kullanan çocuğun babası olursun fark edemezsin bunu dengeli, adım adım ben nasıl bileceğim dengeli gitmeyi? ee doktora sağlığını sorduğun gibi çocuk yetiştirmeyi de soracaksın kendi tutumlarını da soracaksın hocaya soracaksın âlime soracaksın kim kime ulaşıyorsan soracaksın ve en önemli şartımız Müslüman insan üç günlüğüne Müslüman olmadığı gibi, üç günlük projelere de girmez وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَأْتِيَكَ الْيَق۪ينُ “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.” (Hicr/99) ölüm gelinceye kadar mücadeleye devam bunu başka türlü yaptığın zaman yani ölüm gelinceye kadar değil de, Hacca gidince Mekke’de full Müslüman, uçuyor mübarek yahu yani iyi ki kanatları yanında değil uçacak, oradan Mekke’den Arafat’a uçarak gidecek İstanbul’a geldiğinde, neredesin sen ya? Mekke’de değil miydin dün? o adam ne oldu? mevsimlik kulluk yok ömürlük kulluk var bizde inşaallah وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَأْتِيَكَ الْيَق۪ينُ “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.” (Hicr/99) son, ölüm geldiği dakikaya kadar mücadele nerede mücadele? haramlara karşı mücadele, farzları yerine getirmeye karşı mücadele, aile işinde mücadele, çevrede mücadele, Emr-i bi’l ma’rûf’da mücadele, anaya babaya hizmette mücadele, Allah nerede görmek istiyorsa bizi her yerde mücadele devam Biiznillâhi teâlâ bunu yapan mü’min Allah’ın izniyle اِنَّ الَّذ۪ينَ قَالُوا رَبُّنَا اللّٰهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَـتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلٰٓئِكَةُ اَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَاَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّت۪ي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin!” (Fussilet/30) dür üstüne melekler yağmur gibi inecekler onun korkma be, ne.. biz seni götüreceğiz diyecekler bu müjde kardeşlerim melekler için değil meleklerin zaten cennet, cehennem diye bir dertleri yok bu kim için? sadece Ashâb-ı Kirâm için mi? hayır! Rabbim Allah’tır! deyip dosdoğru devam eden herkes için Biiznillâhi teâlâ herkes için

Kandil Gecelerine Bakışımız Nasıl Olmalıdır?

ben adı çıkmış birisiyim Ashâb-ı Kirâm’dan başkasına hayran değilim elhamdülillah ama Ashâb-ı Kirâm’ın birincisinden sonuncusuna kadar hayranıyım Rabbim onlardan herhangi biri ile beni buluştursun Cennette başka bir temennim de yoktur Ashâb-ı Kirâmın yaptıklarını ibadet ve cihat görürüm yapmadıklarını da bilmem Ashâb-ı Kirâm da kandil kutlaması yoktur yüreklerine Kur’an’ı kandil gibi takıp Allah yolunda kâinatı dolaşmak vardır ne yazık ki İslam Ashâb-ı Kirâm’dan uzaklaştıkça Müslümanlar da Ashâb-ı Kirâm’la aralarında asırlar girdikçe kandiller türedi Kur’an’ın Nuru’nun kıymeti azaldı insanlar 5 kandil gecesini abarttılar 365 günün 360’ını keyfine göre, 5’ini de kandile göre yaşadılar ben de diyorum ki eğer başka bir şey yapılmıyorsa gerçekten güzel, bari 5 geceyi kurtaralım hayır bu diğer gecelerin karanlıkta geçmesinin sebebi olacaksa ne demek istediğim inşallah anlaşılıyordur yani bu meleklere vereceğimiz bir rüşvet içinse bize kandil gecesi lazım değil bari o gece meyhaneye gitmesin insanlar deniyorsa elhak güzel bir şey ama biz bütün gecelerimizi Rabbimizin kulluğu için geçirmek zorundayız özellikle Kadir gecesi Kur’an-ı Kerim’le sabittir ama diğer gecelerin rüşveti değildir Kadir Gecesi atılım gecesidir bu geceleri atılım gecesi istiğfar edip yeniden bir hayata dönme gecesi olarak ihya edeceksek bu muhteşem bir kandil olur hayır diğer gecelerde bildiğimizi yapacağız da, o gece sadece televizyonu kapatacaksak bunun da bir ekonomik değeri olabilir, bundan da anlamam bunu başka bir hocaefendiye sorabilirsiniz

Ebced hesabının dinî yönü var mıdır?

Bismillâh elhamdülillah Vessalatu vesselamu alâ Resûlillah Ebced hesabı diye bir hesaptan söz ediliyor. Bunun dini bir boyutu, yönü var mıdır? Bazı kitaplarda Ashâb-ı Kirâm’a kadar uzatılmış bir şekilde ebced bilgisi, ebced tefsiri diye bir bilgiden söz edilir. Bunun Peygamber Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’e ulaşan net ve açık bir bilgi olarak hiçbir dayanağı yoktur. Bir alim, öbür mütefekkir bunu gündeme getirmiş olabilir. Dini bir yönü yoktur. Velhamdülillahi Rabbi’l-âlemin