SAHABE ÜTOPYA DEĞİLDİR! HAYAL KAHRAMANI HİÇ DEĞİLDİR!

Bugünkü sorunumuz kitap kıtlığı değil, okul kıtlığı değil, başörtüsü yasağı değil, Müslüman memur olamaz diye bir ayrımcılık yapma mantığı değil. Böyle bir sorun yok ortada. Ama ortada ne var? Hep bu saydığımız acaba bunlar sorun mudur? dediğimiz şeylerin fazlalığı bile var. Koyacak yer bulamayacağız neredeyse. Ama buna rağmen Müslüman, Müslümanla evlenince huzur bulamıyor. Müslüman, Müslümanla şirket kurunca sürdüremiyor. Müslüman, Müslümanla iki hanım arkadaş, beş hanım arkadaş Müslümanca bir arada durduklarında acaba bu benim sırrımı yayar mı, yaymaz mı diye endişesini gideremiyor. Halbuki bunların hepsi Müslüman üzerinde yansıması gereken Müslüman ahlakıydı. Ahlak olarak bunu oluşturmalıydı Müslüman. Ama gel gör ki biz başörtülüler olarak bir araya gelebiliyoruz. Sakallılar olarak bir araya gelebiliyoruz. Camide buluşabiliyoruz. Din eksenli konuları konuşmak üzere bir araya geliyoruz. Ama izlerimiz, yankılarımız başörtüsü, sakal, din yankısı değil, din izi değil. Bütün görüntümüze rağmen, bütün iddialarımıza rağmen bir sıkıntı yaşıyoruz. Nedir bu sıkıntı? Hâlâ Müslümanlık arayışı içerisindeyiz. Hâlâ ama hâlâ Ashâb-ı kiram hayal midir acaba? diye düşünüyoruz. Hepsini bir kenara bırakalım. Çöl şartlarında Allah’ın aradığı en güzel Müslümanlığı yaşamış bir nesil gerçek midir? diye merak ediyoruz. Yani inkar da edemiyoruz. Kur’an’da örnekleri var çünkü. Hayat feda etmiş adamlar. Allah, Allah. Mallarını, mülklerini al Ya Resûlullah demişler. Çocuklarını sanki poşete koyup, getirip emanet etmişler. Senin olsun demişler. Biz bir terlik verirken bile tereddüt ederiz. Doğurduğu çocuğu götürüp vermiş. Fedakarlığı gelince, şuraya gidilecek, şu yapılacak deyice, eşime bir sorayım diyen olmamış. Allah ve Peygamber’i istediyse eşe mi sorulur? Anaya, babaya mı sorulur? deyivermişler. Namaz kılmışlar, Kıldıkları namazlar bize masal gibi geliyor. Bir gecede şu kadar namaz kılmış. Yüz rekat namaz kılarmış filanca zat. Oturuyoruz hesap makinesi ile asgâri namaz kaç dakika sürer bir rekatı? Yüz şu kadar sürer. Ya bu abdeste gitmiş, gelmiş, ne okumuş? Hadi en kısa ayetleri okumuş. Bilgisayar bile bizim bilgisayarlarımızda şaşırıyor. bu ibadetleri nasıl yaptı diye. Ramazan’ı nasıl geçirdiler? diye yani ütopya aleminde bile cevap bulamıyoruz. Doğal Müslümanlıklarıyla gökleri delip arşa kadar yükseldiler.

Tebliğ et!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir