Evlenmek İstiyorum Ama Para Yok! – A’Dan Z’Ye Evlilik

Evlilik videosu. Bu videoyu çekmek bile insana korku veriyor ya. Ben rahatım. Yani evlilik deyince insanın aklına direkt 100 bin geliyor. 100 bin… Evlilik? Hiç alakası yok aslında. Yani evliliğin para ile bir alakası yok. Nasıl yok ya? Var mı? O Bilal’de 80 binmiş. Bilal’de kafa 80 bin. Ve ben 100 bin, 150 bin. Ben de de 100 bin. Niye 10 bin ise? Ya tamam ben şunu söyleyeyim ya. Çok ağır geldi bu ben vazgeçtim. Kardeşim, 35 bine evliliğin taktiğini vereceğim ya. Var mı daha ötesi? 35 bine evleniyoruz kardeşim. Ben daha az olacağını düşünüyorum ve bunu da kanıtlamaya hazırım. Buna ne diyorsun? Eyvallah, tamam. Birazdan hesap kitap yaparız. Ortaya koyarız. Evliliğin başından sonuna kadar kaç para gidiyor? Neye, ne kadar masraf gidiyor? Hepsini tek tek yazdık. O yüzden evlenmeyi düşünen veyahut evlenme arefesinde olan arkadaşlar da bu konuda bizden destek alabilirler. Bir de hani şey de değil böyle… Neyse oraya gelince konuşuruz. “Evlenmek istiyorum ama para yok. Veyahut evleneceğim, eş seçimi yapacağım, doğru kişiyi seçip seçmediğimi nasıl anlarım? Yani doğru zannettiğim kişi, ya doğru kişi çıkmazsa, evlendikten sonra bambaşka bir insan çıkarsa karşıma? Veya kolay yoldan evlenme taktikleri var mı? Benim o kadar param yok, evim yok, arabam yok. Nasıl olacak? Yani evlenmek için çok para lazım. Yani uçuk kaçık rakamlar lazım. O zaman ben evlenemeyecek miyim? Evlenemeyeceksem…” deyip kendini psikolojik bunalımlara sokan arkadaşlar oluyor. Hani ne yapmalıyız, bu konuda nasıl bir adım atabiliriz? diye soru soranlar oluyor veyahut biz duyuyoruz. Hakikaten bazı şeyler var, aslında çok kolay fakat bizim gözümüzde, aklımızda büyüttüğümüz meseleler. O zaman şununla başlayalım: Evet Recep? Sonuçta ben hiç evlenmediğim için, evlenmeyen bir insan da bunu düşünebilir. Yani doğru eşini, doğru adayı nasıl bulacağım falan vs. diye? “Genelde gençken kardeşler şöyle bakıyorlar: Çok hissi yaklaşabiliyorlar. Yani ne demek istiyorum? Atıyorum “Evlenince çok güzel Instagram’a fotoğraflar atacağız, işte gezeceğiz, tozacağız, şu olacak, bu olacak, düğünlerimiz efsane geçecek. Çok mutlu süslü püslü…” 1-2 tane şey görüyor. Sahilde yürürken el ele tutuşmuş, bir fotoğraf atmışlar. Halbuki o… O bir an. Evet inşâAllah öyle güzel anlarında olur. Olmasın değil ama sonuçta karşı tarafında hataları var, senin de hataların var. Toz pembe hayalden ziyade hani gerçekçi kurmak lazım. Sonuçta ciddi bir işe de giriyorsun. O dediklerini yaşarsın, mutlu olursun eyvallah ama sonuçta anlaşabileceğin birisinin olması daha önemli bundan yani. Yoksa anlaşamadığın birisi var diyelim ya da hiç beğenmediğin ahlakı var. Beğenmediğin tavırıları var ama çok güzel fotoğraf çekiniyorsunuz. Bu sizi, ailenizi devam ettirmez değil mi? Tam tersi olsa daha iyi. Yani öncelikleri bence sıralamak lazım. Doğru bir eş arıyorum ama bence önce bunu bir düşünmek lazım. Temel konular nedir? Ne bileyim, kimisi için bazı şeyler vardır böyle kriterler vardır. Ya benim şu kriterim var, bu kriterim var. Bu çok da normaldir, doğaldır. Bazı kriterleriniz vardır ama çok da böyle ince detay, incik boncuk kriterlere girerseniz bu sefer evlilik yolunu kapatırsınız kendinize. Dediğin gibi böyle çok incik boncuğa takılmayacağız. Temel meseleler nedir o zaman ağabey? Yani onu sorayım. Uygun bir eşi bulduğumu nasıl anlayacağım? Kafamda belirleyeceğim temel mesele ne olacak ki bak bu temel meselelerime uyuyor, bunun dışında kalan meseleleri de hallederiz bir şekilde diyeceğim meseleler neler mesela? Temel meselelerden bir tanesi, atıyorum evlilikte bir şeyde anlaşmazlık yaşadınız, her daim “Bu benim imtihanımdır. Elhamdulillah.” der, ne olur kendini geri çeker, bu sefer karşı tarafı mutlu eder. Karşı taraf mutlu olunca, karşı taraf da seni mutlu eder ve bir şekilde o mutluluk sağlanır. Ben açık konuşayım Recep. Niye evliliğimi bu kadar geciktirdim? Ben 30 yaşında evlendim. Neden? İlmimi tamamlamak istedim. İmani ilmimi tamamlamadan ben bu evlilik işine girmek istemedim. Evliliğe adım atmak istemedim. Gerçekten önce dedim, dur bir dakika ya. Ben yarın öbür gün çocuk babası olacağım dedim yani. Evlat büyüteceğim bir şekilde. Veya işte ne bileyim bir aile reise olacağım. Bir aileyi yönetebilmem lazım. Dedin, kendi eksikliklerini düzelttin. Evet imani noktada, İslami noktada öncelikle kendimi belli bir seviyeye getirmek istedim. Yani nasıl bir eş istiyorsan, sen de onun gibi olmak istedin. Aynen öyle. Ben istiyorum; ben, eşim namazında, ibadetinde, takvasında, imani ve İslami esaslara layığıyla uyan ve hiçbir şekilde bunları ikinci plana atmayan bir eş istedim. Önce öyle olmam lazım. Evet, o zaman şu olacağız: Bediüzzamanın tabiriyle “Karı koca birbirine küfüv olmalı, denk olmalı.” diyor. Senin de öyle biri olman lazım ki denk geleseniz birbirinize. Aksi taktirde uyuşmazlıklar olacaktır. Çevremde de bizim yakınlardan arkadaşlar evlendi ve hepsinin evliliği böyle oldu. İslami noktada böyle birbirlerine tam denk olan evlilikler oldu. Ben hiçbir tanesinden daha bir tane şikayet duymadım. Şu an konuştuğumuz konu var ya, belki de bir çocuğun ne alaka evlilikte dediği şeyler çünkü çevrede ilk bahsedilen konu bu olmuyor. İlk konuşulan konu şu: “Arabası var mı, evi var mı, düğün yapacak mı, ne olacak, kaç bilezik?” Şu bu falan. Yani temel meselenin arka planında kalan meseleler. “Kaç gram altın?” “Kaç gram altın?” Yani bundan önce şunları bir kere şunu görüyoruz: Bu zamanda bir sürü senin o istediğin tarzda evlenen insan var. Yani düğün on numara. Evi var, arabası var, barkı var. Herkesi yedirmiş, içirmiş. Çok on numara bir düğün yapmış. Masraftan kaçınmamış diyelim. Senin istediğin gibi, daha doğrusu ailelerin istediği tarzda bir yuva. Bir bakıyorsun boşanma oranları çok yüksek. Ne eksik burada? Sen imani ve İslami olarak hazır mısın, değil misin? Onu düşün. Maddi olarak hazır olup olmadığını düşünme. Gerçekten birazdan hesap yapacağız yani. Bak göreceksin. Onlar nasıl çözülüyor göreceğiz. Bu olmadıktan sonra onlar çözülse ne? Evet. Bak eş seçiminde Bediüzzaman hazretlerinin bir cümlesi var. Hatta bir iki cümle var burada. Tavsiyesi gibi. Tavsiye beni çok etkilemişti yani hakikaten olay bu dedim ya. Ben buna göre bakacağım eşime dedim yani. Benim için konu kapanmıştır dedim. Nasıl bir modelle evlenmek istiyorum. Aslında güzel bir tavsiye olacaktır. Güzel mi olmalı veyahut işte ne bileyim, hali, tavrı… Bak diyor ki: “…çabuk bozulan hüsn-ü suretine muhabbetini bağlama.” Dış görnüşüne muhabbetini bağlama. “Olay dış görünüşte değil.” diyor yani. Dünya güzelidir, on numara güzel bir kızdır fakat kalbi, ruhu, hali, tavrı, ibadetleri vs. gerçekten kötüdür. Veyahut anlaşamayacağın bir insandır. Bir noktadan sonra onun sireti, suretine yansımaya başlar. Yani dünyanın en güzel kızı bile olsa 6 ay sonra, 1 yıl sonra iç güzellikleri yani manevi halleri, onlar senin karşında canlanacak. Hangi nazarla bakacaksın evleneceğin kadına yani nasıl seçeceksin? “Bu bundan daha güzel, bunun boyu daha kısa, bu daha uzun.” Hayır kardeşim. Hüsnü suretine değil bak; yaş, boy, güzellik. Elbette yani bunlar da aranızda uçurum farklar olmayacak. Ben seni ilk gördüğümde, atıyorum takım elbise ile görmüşümdür. Kılık kıyafetin güzeldir. Kafamda oturturum, bir profil oluşur. İskender ağabey, hani böyle delikanlı bir adam. Giyimine, kuşamına hakikaten güzel bir insan. Diksiyonu falan da çok güzel dedim. Ama ben seninle yaşamaya başladım. Aradan bir hafta geçti. Aynı yerde yatıyoruz, kalkıyoruz, aynı yemekleri yiyoruz falan. Bir noktadan sonra senin dış güzelliğin ben de tamamen önemsizleşiyor. Ben senin hâl ve tavırlarına önem vermeye başlıyorum. O saatten sonra senin dış güzelliğinin de çok bir önemi kalmıyor. Hatta bazen görüyor insanlar değil mi? Diyor ki: “Çocuk da çok güzel, kız da çok güzel. Ayrılmışlar.” Belki de ayrıldığı çocuk, birçok hani dış güzelliğe önem veren birisi nazarında iyi bir profil. Belki ayrıldığı kız bir erkek için, güzellik bakımından güzel bir profil. Ama bir bakıyorsun, uyuşmamışlar. O kadar güzeli nasıl bırakabiliyor falan muhabbetleri dönüyor bazen. Demek ki o güzellik başta evet senin için önemlidir, ön plandadır fakat sen ona alıştıktan sonra aynı yemek, aynı yerde yatıp kalkmak, aynı zamanda, aynı mekanda vakit geçirmek bir noktadan sonra onları hiçe indirecek. Sen artık onun ahlakına bakmaya çalışacaksın. Atıyorum bir tartışmada verdiği tepki, bir zor duruma düşdüğünüz evlilikte, imtihan sonuçta, zorluğa düşdüğünüz orda takındığı tavır. Sana karşı konuşması, üslubu. Belki sinirlendiği zaman senin kalbini kıracak şekilde konuşuyor vs. Bunlar artık onun fiziksel yapısını bir dışa atacak, sen artık o pis özellikleri, o kötü karakteri görünce de ya bu nasıl bir eş, ya bu nasıl şey deyip bu sefer ayrılmaya… Bu sefer hani ikinci evliliğinde de artık adam ne yapıyor? Güzelliğe bakmıyor. Neye bakıyor? Karaktere. Ayrılıp boşananlardan bunu çok duyduk. “Kalbi temiz olsun, kalbi güzel olsun. Fiziksel yapısı geçici.” Bunu çok duydum ben yani. Hatta aileler çocuklara nasihat verirken yaparlar bunu. Bunun dışında evleneceğiniz kişinin, yakın arkadaşlarına veyahut çevresine mutlaka ve mutlaka o kişi hakkında sorular sor, o kişi hakkında bilgiler alın. Yani, ya zaten gidipte Facebook’ta, Twitter’da, sağda, solda, Instagram’da bir eş adayı bulursan zaten sen kusura bakma… O direkt hüsn-ü suret. O zaten sosyal medyadan evlilik hani inanılmaz potansiyel birisidir. Adam yazıyor işte ayet, hadis, Kur’ân, sünnet, takva, maneviyat falan ama hayatında haramlar var. Yani sen bir bakıyorsun, “Ya ne kadar işte dindar birisi.” Bir miting oluyor, Allah-u Ekber diye bağırıyor adam, namaz kılmıyor. Yani namazı terketmiş. Yani yakın çevresi zaten biri aracılığıyla elbet görüşeceksiniz. Aracı olan kişiden şunu talep edersiniz: Yani bir arkadaşına veyahut bir tanıdığına “Onun hakkında ben şu soruları sormak istiyorum ve cevabını almak istiyorum.” diye, birkaç tane soru mutlaka yakın çevresine, arkadaşlarına mutlaka sorun. Var mı örnek bir soru ağabey? Mesela kişi belki o an hatırlamaz ama şunu mutlaka sorun dediğin bir soru? Ya mesela benim hakkımda sana sormuşlardı, hatırlıyor musun? İyi veya kötü özelliklerini söyler misin? demişlerdi sen de böyle bayağı bir… Yazmıştım. Evet. Hatırladım biraz, evet. Yani böyle hakkaniyetli bir tanıdığı varsa, ona sormanız daha güzel olur. O bir problem olmamıştı yani. Kötü özelliklerim de var. Her insanın var ağabey yani. Bu işin şeyi yok ki. Mesele zaten onu büyütmemek. Yani ciddi boyutta bir kötü özellik mi… Atıyorum yani mesela sakızı cak cak çiğniyor. Bu kötü özellik kategorisine girmez yani. Dediğin gibi çok da detaya girme. Temel meselelerde bir problem var mı… Aynen öyle. Şimdi gelelim, “Tamam ağabey. Biz biriyle anlaştık, her şeyimiz tamam…” Dengiz biz. “…dengiz. Peki ağabey hani para olayını nasıl yapacağız? Evlilik az buz bir para değil.” “100 bin.” diyenler var. Evliliğin gayesine tamamen zıt şeyler. Yani evlenince mutlu olacaksın ama öyle bir konuşuyor ki çevren sanki “Tamam yapmayayım ya.” Sana çok ciddi söylüyorum, ben evlenme niyetine girdim dedikten sonra ehli iman olan arkadaşlarım bana şunu sordu: “Ya hani hazır hissediyor musun kendini? Hani İslami olarak, imani olarak?” Evet dedim, problem yok. Ama maalesef şu tarzda sorular soran çok fazla oldu: “Kaç paran var?” Evlenme niyetine girmişim. Yani “Nasıl yapacaksın, araban var mı, ev hani, bulaşık makinesi, buzdolabı, halını nasıl yapacaksın, yerde mi yatacaksın, ne yiyeceksiniz, duvarları mı yiyeceksiniz?” Ciddi var mı böyle? Var var var. “Duvarları mı yiyeceksiniz?” diye soran var. Sinirlendi fark ettiniz mi? Sonra ben ne yaptım biliyor musun Recep? Oturdum, aldım elime kağıdı kalemi bana birazcık böyle yakın olan birileriyle, “Ya tamam İskender bir şekilde olur vs.” diyenlerle oturduk konuştuk. “Ya işte ne kadarın var?” Şu kadar var, bu kadar var. Böyle yaparız, şöyle yaparız… Başladık yazmaya işte. Koltuk takımı, yemek odası… Ya bak yine şu an yazdım. Şu an bizi izleyen veya “Ağabey ben nasıl yapacağım?” diyen kardeşlerim için yazdım. + Bir evde bulunması gereken herhalde bütün temel şeyleri yazdın. – Bütün her şeyi tek tek yazdık. Hesabını çıkardık. Bu neymiş ya? dedim. Bu kadar basitmiş yani dedim olay bu. Neler çıkardın, bir sayar mısın? Bak, bir ev için tamam mı? Koltuk takımı, yemek odası, yatak odası. Bunlar şart. Evet. Koltuk takımı olacak ve şu an bu yazdığım hesaplar Türkiye’nin en iyi firmalarından birisinden alınmış fiyatlar yani. Fiyatlar böyle çok uçuk kaçık değil. Hatta bir buna böyle ekstra şeyler eklersen, fiyat bir anda çıkabiliyor. Atıyorum, koltuk takımı yanına televizyon konsolu vs. Ben eklemedim böyle bir şey. Çünkü ben evimde televizyon olmasını istemiyorum. Benim evimde de televizyon yok. Senin bu yaptığın hesaplama o zaman şu yani: Minimal bir yaşam. Minimalden de kastım şu: Kardeşim, ben evime gireyim. Yaşayabileceğim kadar şeylerim olsun, ondan sonra ben ekstraları sonradan alırım. Evet. Bu niyetle girdim ama bu konuda şöyle bir şey var: Gerçekten de eşimin anne ve babası, bu konuda bana böyle hakikaten çok güzel destek oldular. Yani Allah bin kere razı olsun. “Hani ya şu niye eksik?” Bir kere olsun demediler. Sadece annesi babası şuna çok böyle dikkat etti: “Bu çocuk gerçekten ahlaklı bir çocuk mu, bu çocuk benim kızımı üzer mi?” Bak bunun dışında hiçbir şekilde… Allah razı olsun. Bana şey yapmadılar yani, “Maddi konuları nasıl yapacaksın, şu ne olacak, bunu yapabilecek misin?” Bu konulara girmediler. Ama öbür konuda beni didik didik ettiler. Çok böyle dikkatli baktılar ki yapmaları da gerekiyordu yani. Şunu diyen aileler var: “Biz de ona dikkat ediyoruz canım.” diyenler olacaktır. Ama buna ikinci, üçüncü planda dikkat ediliyor. Yani temel olarak… “Ya bu çocuk namaz kılıyor mu, imanı yerinde mi, İslami şeylere uygun bir çocuk mu?” “Ahlakı nasıl?” Bunlar çok önemli şeyler. Çünkü Kur’ân okur, namaz kılar ama Kur’ân ahlakını yaşamaz, problem olur. Ne bileyim, çok cimridir şeydir böyle. Veya farklı huyları, halleri vardır. Bize şunu sordular: “Hani var mı ihtiyaç? Biz yapalım gerekirse.” gibilerinden belki o tarz bir soru geldi. Ya biz ondan dolayı değil hani televizyon ile alakalı işimiz yok dedik, o yüzden almıyoruz dedik, çıkardık. Veya yemek odası. Yemek odasında bir tane masa, altı tanede sandalye aldım. Bunun dışında bir şey almadık. O da zaten yemek masası. Ya ekstra bir şey de var, böyle tabak çanağını vesaireni koyman için kocaman devasa bir konsul oluyor. Arkasında bir ayna oluyor, falan böyle süs. Eşime de dedim ki yani böyle şeye ihtiyacımız var mı gerçekten şu an için? “Gerek yok böyle bir şeye.” dedi. “O zaman almayalım.” dedi yani. “İhtiyaç olursa ileride düşünür, alırız. Ne acelimiz var.” dedi yani. Temelimizi halledelim dedik. Çok güzel bir şey oldu bence. Bunu yani evlenceğiniz kişi ile bazı şeyleri açık açık konuşmanız lazım. Yani bir dakika dur, benim bütçem bu. Yapabileceklerim bunlar. Oturup eşiniz olacak kişi ile anlaşmanız lazım. Her konuyu da konuşabilmeniz lazım. Daha sonra onu ailelere taşırsınız. Ya bakın biz böyle yapacağız. Tamam, olay biter. Yemek odası, yatak odası dedin. Yatak odası ise, yatağı, komodini ve gardırobu, üçü içinde. Daha sonra buzdolabı, buzdolabını koydun, çamaşır makineni koydun, ocağını, fırınını koydun. Tamam. Bulaşık makineni koydum, bak hepsinin fiyatlarını tek tek yazdık. Hepsi bu arada A ++ falan oluyor. Herkesin anlayacağı şekilde söyle. Bunlar biraz pahalı. Markaları, kaliteleri de iyi kalite. Tamam. Kitaplık, masa. Ekstra bir oda oluyor. İki artı bir evde. Bir oda boş kalıyor. O odaya bir kitaplık koyarsın, bir tanede masa koyarsın. Çalışma masası. Perdeler, halı, ütü, süpürge, nişan masrafları, nikah masrafları, bir de ev. Kira yani. Evin, evet ilk girişte bir kira veriyorsun, depozite veriyorsun. Daha ne istiyorsun evde? Tabak, çanak? Tabak, çanak öyle çok fazla bir şey tutmuyor. Onu yazmadım ama bir 12 kişilik almıştım. 300 liraya mı neye almıştım yani. Onlar da 500 lira olsun yani. Düğünü katmıyorum çünkü ben düğün yapmadım. Düğün yapmayacağmız şekilde konuşmuştuk hatta. Ama ona rağmen yine yüksek bir miktar yazdım. Ha çalgılı çengili düğün yapacağım diyorsan, o zaten İslami bir şey değil. Biz onu zaten konuşmuyoruz. Öyle bir şeyi de kesinlikle tasvip etmiyoruz. Yani düşünsene herkes orada oynuyor, ediyor veyahut düğün yaptığın zaman şöyle bir dezavantajın var: İster istemez insanlar o rahat giysilerini, giyimlerini giyip öyle geliyorlar. Saçma sapan sahneler çıkar ortaya diye düşünüyorum ben yani. Maalesef çıkıyor da yani. Ben nikah yaptım. Allah’ıma şükürler olsun. Gayet güzel oldu. Hepsi içinde 33.400 lira. Başından sonuna kadar evlendin. Nişanını yaptın, nikahını yaptın, evini, eşyanı her şeyini tamamladın. 33.400 lira ve bunlar yüksek kaliteli. Ben bunun bir de düşük kalitesini hesapladım. Yani biraz daha kaliteni düşürürsen, bu fiyat 28 bine, 29 bine kadar düşüyor yani. Bir de ben genç bir çocuk olarak diyeyim, temsilen. Yine bana çok geliyor o para. Benim o parayı toparlamam demek… Diyelim evlenme niyetine girdim ama ben o parayı toparlayana kadar zaten… Birdenbire ben bunu yapamam diyorsan, o zaman evlenmiyorsun. Bu mudur yani? Yine aynı yere geldik. Ama elalem ne der? Aa doğru. 33 bin, 35 bin olmazsa? El-alem ne der? Doğru. Ne yiyeceksin? Duvarları yerim. Tabii öncelikle evlenecek bir insanın, bir adamın evini geçindirebilecek derecede asgari ücret bile olsa, bir işi olması lazım. İşin varsa zaten, evlenmeden önce birazcık dişini sıkarsan, 6 ay içerisinde 10 bin lira para biriktirebilirsin Dişini sıkabilirsin, biraz zorlarsın kendini. 10 bin lira para biriktirdikten sonra 6 ayın sonunda evlenme niyetine girebilirsin kardeşim. Ne olur? 10 bin liran var cebinde, nişanını rahat rahat yaparsın. Zaten nişandan sonra o eşin olacak kişiyi tanıma süresi olacak. O süreçte de para biriktirmeye zaten devam edeceksin ve evlilik yaklaştığı için ister istemez sana destek olanlar olacak ve hani emin ol Allah da yardım ediyor. Yani sen o niyete girmedikçe o kapılar açılmıyor ve açılmayacak yani. Şunu düşünme: “Ya ulan evleneceğiz ama para yok.” Sen bir niyetine gir, Allah yardım ediyor kardeşim. Ben bunu herkesten duydum ve sana da kesinlikle söylüyorum. Ya bir Bismillah de, Allah rızası için ben bu evliliğe adımımı atıyorum de, Cenab-ı Allah sana o kapıları açacaktır. Hiç ummadığın yerden gelen paralar. Bazılarını biliyorum. Ben bu para falan diyorum ama ya benim işim çok daha kolay oldu. O kadar kolay oldu ki yani hiçbir şey hesapladığım gibi olmadı. Bazı şeyler hesabımın üstüne çıktı ufak tefek. Fakat bazı şeyler o kadar kolay, o kadar rahat oldu ki ben de anlamadım. Gerçekten anlamadım. Allah öyle bir rahmet ediyor, öyle bir merhamet ediyor ki, benim kulum ahir zamanda her şeyi elinin tersi ile itip, Allah kerimdir. Rabbim emretmişse ben bu yola giriyorum deyip, ben bu adımı atıyorum deyip adımı atmışsa, ben de kuluma yardım ediyorum dedi. Ben yani bunu resmen hissettim evlilik sürecimde ve size de tavsiyem budur. Dediğim gibi 6 ay bir para biriktirirsin, o kadar da olur yani onu… Görüşme sürecinde de birikir dediğin gibi ağabey. Görüşme sürecinde de biriktirirsin elinden geldiğince. E tabii burada da şunu da söylemek lazım yani: Evet biz nişanımızı yaptık, belli bir süre nişanlılık evresi geçer. 3 ay olur, 6 ay olur. O süreçte de yavaş yavaş evinin malzemelerini vesairlerini toplamaya başlarsın. Yani bu hesabı birebir tutturacağım diye beklemek zorunda da değilsiniz. Ben sadece şunu diyorum 10 bin lira toplayın ve Bismillah deyin girin. Ha şu da var: Yani altın meselesi var, düğün meselesi var. Bunları dediğim gibi eş adayınızla konuşup, o şekilde çözmeniz lazım. Senin dediğin tarzda evlilik, benim gördüğüm kadarıyla bu zamanda şu anda şunu diyorlar: “Keşke öyle olsa ağabey.” “Ya böyle kızı nereden bulacağım. Böyle aileyi nereden bulacağım.” diyor. “Nereden bulacağım böyle kızı? Bir sürü istekleri var, şuyu var, buyu var.” Var kardeşim, var. Yani o kadar çok hanım kardeşimiz ve erkek kardeşimiz var ki bunu isteyen. Ya ben bir an evvel evlenmek istiyorum. Ama o kadar çok şey var ki gelenek görenek… Gözünüzde büyütmeyin kardeşim. Ben zaten şunu anlamıyorum ağabey mesela: İki kişi evlenecekse senin ona taraftar ve destek olman gerekmiyor mu? Yani çünkü sen yuva kuran, bir de Allah için evlenen birine sen taraftar olursan, onların sevaplarından da hisse alırsın. Sen onlara yardım ettin. Allah katında çok hoş bir davranış ama benim gördüğüm şu oluyor: Daha da zorlaştırılıyor olay. Şunu da alsın, bunu da alsın. Yardım yok yani, şey çocuğu sıkıntıya sokmak ya da kızı sıkıntıya sokmak. Evlenecek arkadaşlar kesinlikle bazı şeylerde dobra dobra oturun, konuşun. Yani ailesiyle “Benim böyle bir bütçem var ama nişandan sonra bu kadar biriktireceğim.” Bir miktar da, taksitli alırsınız eşyaların bir kısmınıda gerekirse. İlk aşamaya geçince ben buraların çok problem olacağını düşünmüyorum. O bahsettiğin suret siret meselesi. Ya mesela sorsa kendi annesine babasına nasıl evlendiniz? “Valla ne bileyim, biz evlenirken işte bir perdemiz vardı, bir tane yatağım vardı.” Evet çok duyuyorsun böyle şeyler. “İşte bir tabağım, çanağım vardı. Öyle evlendik.” Sonra bir bakıyorsun, ev çok güzelleşmiş zamanla. Kendileri öyle evlendiği için, “Aman benim kızımın şunu da olsun. Aman benim kızımın bunu da olsun. Aman şöyle, aman böyle.” Kardeşim, kusura bakmayın. Hem hanım kardeşlerime, hem erkek kardeşlerime söylüyorum. Olmasın kardeşim. Şu da olmasın, bu da olmasın. Böyle olun. Bu da olmasa olur. Bu şart değil. Şu? bu da şart değil. İstemiyorum. Bir de hani dedim ya 35 bin lira. Bu paranın tamamı senden çıkmayacak zaten. Ya emin ol, tamamen durumu çok kötü berbat olan, kızın da hiçbir şey vermeyeceği bir evliliği konuştuk. Hani 35 bin lira öyle. Sonuçta bunların hepsini sen almayacaksın. Bunlar yardımsız hali. Kimsenin yardım etmediğini düşünürsek. Tabii. Atıyorum, baban destek olabilecekse, baban destek olacak. Kızın babası destek olabilecekse, o destek olacak. Atıyorum bazı şeyleri de taksitle aldın. Evlendikten sonra sana destek olarak bir sürü takı gelecek, onlardan da ödeyebileceksin yani. Yoksa bu devirde, gerçekten herkes için söylüyorum. Adam 100 bin lira lazım… Şimdi sen evlenmek için 100 bin lirayı topluyorsun, o 100 bin lirayı kolay toplamadığın için… Ben şimdi bu parayı kolay toplamadım, o zaman bana layık bir kız arıyorum diyeceksin. Bu sefer aradaığın kişiyi bulamaycaksın. En basiti bir taslak söyleyeyim, yanlışım varsa düzelt. Bu dediğin senaryo gerçekleşmez derse de, gerçekleşmez dersin. Örnek veriyorum, ben kenara 10 bin lira falan koydum. Çünkü düğün salonu benim bildiğim belediyeden yaparsan, 300 lira falan. Evet. Nişan evinde yaparsan, hiçbir masrafı yok. Ben nişana, nikaha falan onlara toplam 5 bin yazmışım. Daha ucuzu da gelebiliyor. Çünkü böyle evlenen tanıdıklarım da var. Diyelim ki ben böyle evlendim. 300 liraya nikah, hadi diyelim 1000’e kapatayım. Fazla söyleyeyim. Ama zaruret varsa tabii 300’e de razı olmak lazım da. 1000 diyelim biz ona. Düğünde yapılan şeylerin aynıları gerçekleşiyor. Yani iki kişi orada duruyor, bütün tanıdıklar, sevdikler o ortamda şahit oluyorlar, evet diyorlar. Sana 1 saat süre veriyorlar. Fotoğraf çekimin oluyor, takı törenin oluyor, evet hayır oluyor, herkes orada oluyor. Evet herkes takısını da takıyor ve dağılıyorlar ve çok güzel bir şey. Şu an cebinde 100 bin lirası olan kaç kişi var? Zor. Bu ne demek biliyor musun? Seni borca sokacağım demek. 100 bin liralık bir evlilik hayal ediyorsanız kardeşim, eşinizi borca sokacaksınız veyahut kredi çekecek, faize girecek. Ben o kadar çok görüyorum ki. Ne yapıyor çocuk, ev eşyalarını alabilmek için? Kredi çekiyor ve faize girdi. Niye? Kız çünkü “Şunu da istiyorum, bunu da istiyorum.” dedi. Kız neden onu dedi peki? Normalde kızların bir çoğuna sor, “Ben bir şey istemem.” der ama evlilik yaklaştıkça ablası “Şuyunuz yok mu?” der, Annesi “Şu niye yok?” der. Bilmem kim, halasının bilmem nesi şu… Sen niye karışıyorsun. O kadar çok karışan oluyor ki. Hiç tanımadıkların devreye giriyor. Bu sefer kız onların söylediklerinden etkileniyor. “Erkek kız niye şöyle yaptı? Kız bak biz geldikte, eve geldikte bize ikinci çayımızı koymadı.” Var mı böyle şeyler? Var var oğlum. Neler neler var ya. Nelerden, nelerden evlilikler bozuluyor. Sağa sola bakmayın. Anneler ve babalar gerçekten güzel şeyler, tavsiyeler de verirler. Bunlarda problem yok ama o üçüncü şahıslar işin içine bir girdi mi kardeşim, onlardan korkun ve onları mümkün mertebe… Zorlaştırıyorlar. Genel olarak bence zorlaştıran herkesi bir filtrelemesi lazım. Bu beni zorlaştırıyor. Çünkü evleneceğim ben, bir derdim olmaması lazım. Huzurlu bir yuvaya giriyorum ben. Mutlu olmam lazım. Bir başlıyorum; kredi, faiz, borç onu kapatana kadar full aleminde bu var. Bence şu an evlilik kararı alır millet ha. Evet bak şimdi ağabey. Ne diyorsunuz? Keyifse, istekse 100 bini, 90 bini bulur. Bulur kardeşim. Ya kabullenemiyorlar ya. 35 bin liraya, 50 bin liraya evliliğin yapılabileceğini kabullenemiyorlar. Altın meselesine takılıyorlar. Onu da gidip kayınpederinizle veyahut eş adayınızla konuşup, bir çözümünü bulmak lazım. Evet. Üstad hazretleri diyor ki: Mimsiz medeniyeti kısaca açayım. Mimi çıkarırsan medeniyet değil, deniyet kalıyor. Deniyet de alçaklık anlamına geliyor. Şimdi neden öyle bir tabir kullanıyor şu an ki medeniyet için? Zaruri hacat yani olmasa ölürsün, yaşayamazsın. Bu ihtiyaçlar dörtken, bunu medeniyet yirmiye çıkarmış. Yani aslında zaruri olmayan ihtiyaçlar, “…hacat-ı zaruriye hükmüne geçmiş.” Tiryakilik, gelenek, görenek bunlarla. “Zaruret var, zorundayız. Bunu yapmalıyız. Bu olmazsa olmaz.” Gelenek, görenek belası. Yani Üstad aşağıda diyor ki: “Ekmek yemek, yaşamak gibi zarurî ihtiyaçlar haricinde başka hangi zaruret var?” Demek ki mesele benim ihtiyacım kadarını karşılayayım, yaşayayım, evimizde ekmek pişsin demek değil. İşin içine zaruri olmayan, binlerce şey girmiş. O yüzden sana 100 bin liralık fatura çıkıyor, o yüzden sana 50 bin liralık fatura çıkıyor. Bence 50 bin lira da çok. Zarureti konuşuyorsak… Ya evlilik dediğin şey evini güzelleştirmek değil, kızla arsa inşa etmeye girmiyorsun ya. Amacın o değil senin. Senin amacın, ahirette beraber olabileceğin bir hanımla, dünyada dahi sana dost olabilecek bir hanımla birleşip, güzel bir yaşantı. Sonsuzda bile devam edebilecek bir yaşantı sağlamak. Sen neye takılmışsın? “Yaşantımızın geçeceği alanı çok güzelleştirmemiz lazım.” Amenna güzel olsun ama bu seni çok zora sokuyorsa, çok sıkıntıya sokuyorsa birazda kanaat et be kardeşim. Yani biraz daha aza alış yani. Yeme, içme, barınma. Demiyorum ben evin dökük olsun, yıkık olsun, göçük olsun. Hayır demiyorum bunu ama senin ayağını yorganına göre uzattığın evde belki güzel bir ünite olmayabilir. Belki güzel bir yemek masası olmayabilir, evet yerde yiyebilirsin. Kötü bir şey mi? Hayır değil kesinlikle yani. Bunları baz alırsan sen, çok daha minimal bir yaşam ve çok daha mutlu olarak yaşarsın. Ama öteki türlü aklıma şu da geldi: Yani biz fakir diyoruz ya fakir. Fakir ağabey ihtiyacı olana denilir değil mi? Adam 10 bin lira alıyordur ama istekleri, arzuları çoktur. İhtiyacı olarak görür onları. Bu adam fakirdir ağabey. Hâlâ ihtiyacı var. 10 bin giriyor cebine, yetmiyor diyor ya adam. Çok gördük ya, ben çok gördüm bunu mesela. “Yetmiyor 5 bin.” diyor. Öteki de şaşırıyor. “Ya 5 bin nasıl yetmiyor?” diyor. Çünkü niye? Onun istek ve arzuları daha oraya ulaşamadığı için, “5 bin nasıl yetmiyor?” diyor. Belki onun da cebine 5 bin girse, o da gözünü başka yerlere dikecek ve ihtiyacından dolayı o da fakir bir hayat yaşayacak aslında. Diğer adama bakıyorsun, kanaat ediyor değil mi? Yediği ekmeğe kanaat ediyor, şükür ediyor bir de. Diğeri şikayeti açar. “Şu ben de niye yok, bu ben de niye yok?” Biraz Allah’a haşa şekva eder gibi. Allah’ım bana bunu niye vermedin? “Bak başkasının hayatı şöyle. Ona onu vermişsin. Ben de niye yok?” gibi, şekvaya açıyor. Diğer adam elindekine kanaat ediyor, hem şükrü artıyor. “Elhamdulillah. Daha kötü olanlar var.” diyor. Biz yine ekmek yiyoruz ya. “Ekmek bulamayanlar var.” diyor. Adam şükür ediyor. Sokakta yatan var. Evet, sokakta yatan var ve o adam zenginleşiyor şu an. Niye? İhtiyacı yok. İhtiyacı kalmıyor o saatten sonra. Dolayısıyla hanımı da mutlu oluyor, kendi de mutlu oluyor, evi de yuvası da mutlu oluyor. Öteki adam binlerce şeyi var, kanaat yok hâlâ fakir. Kesinlikle zenginliğin şeyle alakası yok. Para ile alakası yok. Hiçbir şekilde alakası yok ve bu medeniyetin dayatmış olduğu bu zamanda maalesef herkesin ister istemez etkilendiği bir şey. Bir de şey var, şuna çok takılıyorlar. “Bu maaşla nasıl geçindireceksin evini?” Ben bu konuya da maruz kalmıştım. Ama şunu gördüğümde içim çok rahatlamıştı. Evliliğine gayet güzel bir şekilde devam ettiren… Bir kişi değil bu arada bu, birkaç kişi var benim böyle tanıdığım. Adam şunu diyor: “Valla kiramı veriyorum. Yemem içmem gayet güzel, normal. Öyle şeyimiz yok. Herhangi borcumuz harcımız kalmıyor. Elektiriğimizi, suyumuzu, faturamızı da rahat bir şekilde yatırabiliyoruz. Yetiyor yani, ben hiçbir problem yaşamadım.” diyor. Ama kanaat eden, kabul eden… Şükür yok ki. Allah’ın verdiğine şükür etmiyorsun bir kere. O kapı kapanıyor yani. Yani şu değil: İlla 4 bin lira, 5 bin lira maaşı olacak. Yok kardeşim, kesinlikle ve kesinlikle. Yani herhangi bir işe gir, Ya Allah de Bismillah de, Cenab-ı Allah kapıları açar. Evet diyelim, var mı başka söyleyeceğimiz bir şey? Bence bütün meseleleri yatırdık üç aşağı, beş yukarı. Bir de kaçırma var, ücretsiz. Yoruma yazın arkadaşlar başka sorularınız varsa bu konu ile alakalı. Yine gerekirse bir video daha çekebiliriz. Belki ikinci seri olur bu. İkincisi gelir. “Yani ağabey iyi gaza getirdiniz ama ben adım attım ama şu noktada tıkandım.” diyorsanız, siz yorumlara yazın. Oturalım konuşalım. Tabii kılıçsız battal gaziler de çıkmasın. Bir kılıcı olması lazım biraz. Evet, Allah rızası için El-Fatiha maassalavat…

Evi terk eden kadının nikahı düşer mi? / Bir fetva

Bismillâh elhamdülillah. Vessalatu vesselamu alâ Resûlillah. Aile içinde tartışma olmuş, kadın sinirlenip çantasını alıp babasının evine gitmiş. Kocası da gittiğin gibi geri gelirsin demiş. Kadın da geri gelmemiş. Bir ay, iki ay, üç ay, dört ay, bir sene, iki senedir kadın babasının evinde, erkek, gelirsen bu evde ailemiz devam eder, ben seni gelip almayacağım demiş. Uzun bir zaman geçmiş. Bu bir boşanmış olma durumu oluşturur mu? Eğer erkek seni boşadım diye bir mesaj göndermediyse, veya direkt söz söylemediyse yani talak vaki olmadıysa, bir mahkemeye müracat edilip mahkeme aralarındaki nikah akdini feshedip yani kaldırmadıysa, kadın kocasına kızıp, babasının evine gitti orada uzun zaman kaldı diye aradaki nikah kalkmaz. Velhamdülillahi Rabbi’l-âlemin.

MASTÜRBASYONUN HÜKMÜ NEDİR ? – KURTULMAK İÇİN KESİN YÖNTEM

Azerice

İNSAN ÖLECEYİNİ BİLİMİR YAŞAYACAĞINI SANARAQ ÖLÜR ÖLMEDEN ÖNCE ONLARA ÇATMAĞIMIZ ÜÇÜN VİDEONU BEYENİP PAYLAŞIN BELİ ÇOX PİS BİR MESELE VAR QADIN DOSTLARIMIZIN BACILARIMIZIN ARTIQ BİR EŞYA SATMAQ ÜÇÜN CİNSEL OBYEKT KİMİ İSTİFADE EDİLDİYİ BİR DÖVRDEYİK MEN HEQİQETEN ÇOX TEECÜBLENİREM BELE ŞEYLERİ GÖRDÜKDE MESELEN İSLAMLA ELAQELİ BAŞADÜŞÜLMEYEN EN SADE MESELEYİ QADINA DEYER VERMEDİYİ ÜÇÜN BU QEDER CİDDİ TEXRİB EDEN İNSANLAR GEREK AVROPADAN OLSUN TÜRKİYEDEDE ÇOX VAR BİR CİPS REKLAMINDADA BİR QADIN TEXRİB EDİLİR BİR MAŞIN TEKERİ SATAN ADAM BİR QADINI TEXRİB EDİR BURDADA BEZİLERİ BU QADININ GÖZELLİYİNİN ÖN E ÇEKMEK İSTEDİYİNİDE DEYE BİLER AMMA TEESÜFKİ BU BELE DEYİL

SEN TEMİZ KAL NASİBİNİ ALLAH KORUR – BOŞANMA İSTATİSTİKLERİ

Birgün Behlül Dana hazretleri elinde bir çubukla oturmuş kumdan evler yapıyor. O sırada da Harun Reşit evinden iniyor ve Behlül Dana’yi görüyor. Diyor ki: ” Behlül Dana elinde bir çubuk kuma ev çizip duruyorsun. Ne yapıyorsun?” Behlül Dana bu evleri çizerek sattığını söylüyor. “Nasıl yani? Çizdiğin evi mi satıyorsun?” “Evet satıyorum.” O sırada Harun Reşit’in eşi camdan bu olayı dinliyor ve diyor ki “Behlül Dana hazretleri ev satıyorsa mutlaka bir hikmeti vardır.” Soruyor: “Behlül Dana sattığın ev ne kadar?” “Bir dirhem ablacığım.”diyor. “Ben alıyorum.”diyor. Olayı izleyen Harun Reşit:”Ulan deli birdi bizim hanım da katıldı iki oldu.” ” Allah akıl fikir versin.”diyerek çekip gidiyor. Ertesi gün bir rüya görüyor. Rüyasında cennetler içerisinde bir cennet, sarayları içerisinde bir saray. O kadar göz dolduruyor ki o saray kendisi bile inanamıyor. Ya cennette bu kadar güzel saray olurmuymuş diyor. Bir bakıyor kapının önünde tanıdık bir yüz. Behlül Dana hazretleri içeriye birisini buyur ediyor. Bir bakıyor bir dirheme ev sattığı eşi. Hemen uyanıyor rüyadan. Anlıyor olayı. “Ya bu olay meğer böyle bir şeymiş.” Ertesi gün hemen koşa koşa Behlül Dana hazretlerinin olduğu yere gidiyor. Bir bakıyor aynı yerde Behlül Dana elinde bir çubukla kumdan ev çizmeye devam ediyor. Ve soruyor “Behlül Dana bugün de satılık evin var mı?” “Evet,var Harun Reşit.” “Peki, kaçadır Behlül Dana?” “Yüz bin altına Harun Reşit.” “Dün bir dirheme sattığın evi nasıl olurda bugün yüz bin altına satmak istersin be adam?”deyince. “O malı görmeden önceydi.”der. Bakara suresinde bir ayet geçer. Der ki:”Onlar ki, gayba iman ederler.” Evliliğin büyüsü de tam burada. Yani gayba iman etmekte. Rabbinin hem dünyada vereceği huzur, hem de cennetteki vaadine güvenerekten bu dünyada temiz başlama kısmı inan cok önemli. Çok kaybettik bunu. Ondan sonra kırılmış yumurtadan civciv çıkarmaya çalışıyoruz, çıkmıyor. Insanlar evlenmeden önce “Roma’yı yakarız.”derler. Evlendikten sonra kombiyi bile yakmazlar. Ama evlenmeden önce ahiretlerimizi cayır cayır yakıyoruz be dostum. Günümüzde evlilik iki kişinin tek tek değilde bir araya gelerek mutsuz olma sanatına verilen bir isim gibi oldu adeta. Evlilikte bana sorarsanız bu tür sorunların yaşanması bu işe temiz başlamamaktan kaynaklanıyor da olabilir. 2018 yılında 142.488 adet çiftin geçinemeyerek boşandıkları bildiriliyor. Hatta hatta Aydın’ın Karasu ilçesinde 109 çift evlenirken, bunun 65’inin tekrar boşandığı bildiriliyor. Bu rakamlardan anlıyoruz ki evliliğe başlamak kadar sürdürebilmek çok önemli bir rol oynuyor. Peki sen bugün evlilik için tercihini neye göre yapiyorsun? Iş yerindeki duruşu, yoldaki endamı, parfüm kokusu, makyajı? Inan o kadar süslensem beni bile beğenirsin. Sen olaylara sathi bakıyorsun ve bilmiyorsun nefsi ve hissi şeylerin sonu hüsrandır. Islam size aşık olmayı haram kılmadı. Bir kişiyi istemeyi, beğenmeyi size yasaklamadı. Islam sizin temizliğinize zarar gelmemesi için seni ve aileni alıp korur. Sizin sevginize rehberlik eder.Ahirette de küçük düşmenizi engeller. Eger onu bu kadar çok seviyorsan senin kadar onun da Allah’a hesap vermek zorunda olduğunu bildiğin halde neden onun böyle şüpheli bir ilişkiye girmesinde sakınca görmüyorsun. Yoksa onu bundan kurtaracak kadar sevmiyor musun? Vay benim delikanlım, delikanlılık ta bu hale geldi demek.Yazık…


İngilizce

Once upon a time his royal highness Behlul Dane was drawing houses on sand using a wooden stick At that moment Harun Resid leaves his home and notices Behlul Dane He says: -“Behlul Dane you’ve been drawing homes on sand with a wooden stick in your hand. What are you doing? Behlul Dane says: “He has been selling these houses by drawing them on sand” -What do you mean you’re selling homes that you drew on sand? -“Yes indeed” At that moment Harun Reshid’s wife hears this incident through the window and says: -“If his highness Behlul Dane is selling those houses, surely there is a wisdom behind it!” she asks -“how much is house?” he replies -“1 dirhem (Small silver coin) sister” -“I’ll buy one!” While watching this incident Harun Reshid says -“There was 1 mad person, now there’s 2 of them including my wife” -“May Allah give them a sound mind” and leaves the place. and the next night he has a vivid dream; he sees a heaven within a heaven a palace within a palace, so magnificent that he can’t even believe it with his own eyes! and says -“How come there’s such a beautiful palace in heaven?” And he notices a familiar face in front of the door In the meantime, his excellency Behlul Dane invites someone over to this palace,and realizes that its his own wife who’s walking into the palace. He suddenly wakes up and finally understands what had happen and the next day he runs to his excellency Behlul Dane and sees him at the same spot he keeps drawing houses on the sand with the stick in his hand and asks -“Behlul Dane do you have any houses for sale today?” -“Yes Harun Reshid”. Harun asks:”Well how much is it? -“For 100,000 gold coins Harun Reshid -“How can you ask for 100,000 gold coins for the house that you sold yesterday for 1 small silver coin!?” Behlul Dane replies: -“That was before you saw the property!” There is a verse in Surah Al-Baqarah that says “Those are the ones who believe in the existence of that which is beyond the reach of perception” Power of marriage is in believing in beyond reach of perception By believing in the the peace that Allah gives in this world and trusting in the award given in heaven, starting “clean” in this world is really important and we surely lost this battle, its like trying to hatch a chick from a broken egg Before marriage people say “I’ll burn Rome for you” but after marriage they won’t even heat up the boiler… But we’re burning our afterlives even before marriage in our time, the word marriage has become the art of becoming miserable together instead of being miserable separately and if you ask me, this sort of problems happen because we don’t start with a “clean slate” In 2018: 142,488 couples divorced because they couldn’t get along Even in Aydin/Karasu (town in Turkey) 109 got married and 65 of those got divorced From these figures we understand there is important role in continuing a marriage as well as getting married in the first place Today how do you make your decisions in regards to marriage? Status in the workplace? Good looks? Smell of their perfume? Their makeup? Trust me, if I was to decorate myself that much, you’d even be attracted to me brother 🙂 (laughter) You see things very materially, but don’t realize that emotional decisions and things involving inner desires always end up in disappointment! Islam did not prohibit someone to love another, or to like or desire someone. Islam tries to make sure nothing harms your cleanliness. Islam wants you to stay pure It protects you and your family It guides your love and stops you from getting embarrassed in the afterlife If you love a person so much… While knowing that a person will also be questioned in the afterlife Why don’t you see any harm letting that person get into such suspicious relationship? Don’t you love that person enough to protect him/her afterlife? What a stud! I guess being an honorable man turned into this. Shame on us…

DİNİ NİKAHI BOZAN 5 BÜYÜK HATA

Boşanmak için gerekli olan kelimeleri erkeğin hanımına söylemesiyle Yani ‘talak’ ile Yani 3 kez ”Sen boşsun” demesiyle İş bitmiştir. Evlilikte 3 bağ vardır , üçü de kırıldığı anda artık o evlilik bitmiştir. İşin en çok dikkat edilmesi gereken yer şurası, İslam’da şaka kaldırmayan birkaç hadise vardır, İşte bir tanesi de bu ciddi işe bakar ve kişi boşanmayla ilgili cümleleri ; sinir,öfke,şaka hali ne haliyle söylerse söylesin , bunun geri dönüşüne asla bir geçerlilik sağlamaz. Hadiste şöyle beyan eder: ”Üç şey vardır ki,ciddisi de ciddi , şakası da ciddidir. Nikah,talak ve ricat. Adam dedi ki ”Vallahi ben çok sinirliydim , hiç bilmeden ettim. Bir anda gaza geldim hanımıma dedim ki ‘Sen boşsun boşsun boşsun’ dedim” Başka bir tanesi de dedi ki:”Vallahi ben şaka olsun diye söyledim. Birden böyle bir gaza gelmiştim hanımıma dedim ki: ‘Ulan sen de artık boşsun boşsun boşsun’ dedim.” Ne ettiysen ettin , ne için dediysen dedin. Sonucu bu işte. Demek bu işin evvelinde dilini terbiye etmeyi de öğrenmek zorundasın. Sahabelerden birisi gelir: ”Ya Resulallah ! Bazen istemeden bazı sözler ağzımdan çıkıyor, ne yapayım ?” der. Allah Resulu ”Yediklerine dikkat et . Çünkü yediklerine haram karışırsa azaların sana karşı isyankar olur.” der. Çok acayip hadis de mi ? İnsan haram yedi mi , azalarını kontrol edemiyor. Uçkuruna kadar belki . Kontrol edemiyor yani Bazen böyle içimiz panikli endişeli oluyor ya , o kontrol de bu kontrole dahil. O kontrol edilmemenin en büyük sebebi yediğimize haram karışması oluyor. Hafizenallah İnsan bu öfke anıyla Babanın evine git, defol git , cehenneme git ! Ben senin kocan değilim artık gibi kinayeli sözleri boşanmak niyetiyle söylerse , bunlar da birer talak sayılır. Ah kardeşim ah ,dönüşü çok sıkıntı Mesela gaza geldin , 3 kere verdin ‘boş’u Tamam mı , sinir şaka hiç farkı yok hiç ! İslam’da şaka kaldırmayan bir yer yani. Ardından, senin o hanımın başka biriyle evlenmek zorunda Evlendiğiyle zifaf etmek (gerdek) zorunda. Ondan sonra bir şey olur boşanırsa sen tekrar evlenebilirsin. Sıkıntı de mi ? Ya Zina işliyor yani , artık evlilik değil o. Haram bir şey o , ona evlilik denmiyor yani. Adam gaza gelmiş sinirlenmiş , 3 kez söylemiş Sonra bir şey olmaz diyor devam ediyor ya Artık , senin gözünde bir şey olmaz da işte , dini nikah senin babanın malı değil Allah’tan , başkasına ait. Mesela boşanma esnasında 3 tane ‘boş’u art arda söylemek sünnete aykırı. 1 kez söyleyebilir sünnete göre. İnsan , hanımına başka zamanlarda toplamda 3 kez ‘boş ol’ dese , veyahut 1 seferde 3 kez ‘boş ol’ dese , artık evlilikleri bitmiş demektir. İslam’da mezhepler hülle şartı ile yapılan evliliğin kesinlikle haram olduğunu beyan etmiştir. Yani 3 talak ile boşadı ve pişman oldu , geri dönebilmek istiyor orada da bir sahte evlilik yapıyor işte buna hülle deniyor bu, İslam’da mevcut değil. Hadiste şöyle geçiyor :”Talak ,Allah’ın en sevmediği helaldir.” Ama iş zorunlu bir hale gelir artık mecbur kalınırsa , talağın , sünnete uygun bir hali vardır. Biz yine orada da onu uygulamak zorundayız. Ben bu sünnete uygun hallerin bir tanesini söyleyeyim , siz devamını geri kalanını araştırırsınız. Erkek boşanma esnasında kızgın olmayacak yani kızgın olduğu bir esnada boşanma uygun değil , ve boşadığı zaman sadece bir tane talakını kullanacak tek bir sefer diyecek ‘boş ol’ diye. Diğer haklar yani 2 kez boş ol deme hakkı köşede duracak. İslam sana burada hem ciddi manada düşünme hem geri dönebilme payı bırakıyor , ki bizler hatalı insanlarız ve yaptığımız yanlışlardan çok defa pişman olup geri dönebilecek kapılar aramışızdır ve insan bunu en kuvvetli evliliğinde arar. İşte evlilik için aranmak adına bunun boşanma kısmı bir gün lazım gelir , iktiza ederse ; sünnete uygun yapmak icap eder. Diğer madde bana en önemlilerinden birisi gibi geliyor Çünkü bu asrın imtihanlarından birisi ,insan dedikoduyu-gıybeti çok seviyor, boşandım diye bütün sırlar asla ifşa edilmez ! O sözler sizin namusunuzdur. Adamın bir tanesi boşanacak olmuş ve meraklılar sormuş: ”Ya hayırdır neden boşanıyorsun ?” Adam ”Ben hanımımla sırrımı size ifşa edemem” diye cevap vermiş. Adamın yanına gelmişler boşandıktan sonra , tekrar sormuşlar: ”Yav evliyken söylemedin bari şimdi söyle , neden boşandın ?” Adam cevap vermiş : ”Ben , yabancı bir kadının sırrını size ifşa edemem” demiş. İşte delikanlılık görüyor musun ? Bizde hemen bir şey oldu mu kendini haklı çıkarmak için sırları ifşa edilir. Evet bitti , bu kadar…


İngilizce

By saying the words needed to divorce someone By saying the word talaq Saying the word talaq 3 times Will be the end of the road… There are 3 things that binds marriages, if all 3 are broken, then the marriage is done Most important thing is There are a few things that you cant joke around in Islam Divorce is one of them No matter what the situation is, when angry, feeling a rage or joking around etc. There’s no way to return from it There are 3 things which are serious, and even their jokes are serious 1) Niqah 2) Talaq 3)Regress The guy said: -“I was very mad for a second, I told her talaq 3 times in a row” Another man said -“I said it just as a joke, I told her talaq 3 times For whatever reason you said it, this is the result… So we have to learn to train our tongues as well One of the sahaba comes and says: -“Sometimes things come out of my mouth and I can’t control it, what should I do? Prophet S.A.V. replies: -“Be careful of consuming haram because if you do, your body parts will revolt against you!” Crazy hadith right? When you consume haram, you can’t even control your own body parts You know how you feel panic? That control is part of this to We can’t control it because of haram With that anger, saying things like… Go to your father’s home! Go to hell! I’m not your husband anymore! If you say these with the intention to divorce, these are talaq as well. -“Is there any way to go back?” The return is near impossible brother So you’re angry and said talaq 3 times, Anger, joking around etc. it doesn’t matter Your wife has to marry another man She has to have a wedding with him Only if she divorces then you can marry her Big problem right? -“Then there are those who stay married?” Then its haram, its a sin, its not a marriage anymore You say it 3 times then continue like nothing happened… Religious marriage is not your property so you’ve to be careful During the divorce, you should only say talaq 1 time actually, according to sunnah If someone says talaq 3 times in different periods or says it 3 times consecutively, then their marriage is officially over Its banned to marry someone temporarily so you can re-marry your ex spouse If you got divorced with talaq but regretted it… And you do a fake marriage temporarily… This is banned in Islam Hadith says: “Talaq is the halal that Allah does not like the most” But when it’s truly necessary, there is talaq according to Sunnah Let me tell you one of those and you can research the rest The man can’t be angry during the divorce It’s not appropriate nor allowed And should use talaq only once during the divorce Only will say it once The other 2 talaqs will be saved for the future Islam gives you a time to think and to be able to reverse the decision We make mistakes and we regret our decisions all the time This happens a lot during the marriage When the time comes and it’s truly necessary, it should be performed according to Sunnah The other clause is critically important as well Especially during our times We love to talk about others in today’s age You can’t giveaway all of the secrets just because you were divorced! That’s your honor! One day a man wanted to divorce and curious people asked why that was… He replied: -“I can’t expose my secret between me and my wife” They came upto him and asked again… -“You didn’t tell us when you were married, now you should tells us!” The guy replied: -“I can’t expose a secret of a foreign woman to you either!” That’s the sign of a true man We expose the biggest secrets that we have to save ourselves when anything bad happens… That’s it, end of the story… (Ceviri: Amerika’daki bir tantuni sevdalisi)

Kadın, evinde sultanken, çarşıda hizmetçi olmak için yalvarmaya başladı!

Ama şimdi ne yaptılar? Çok yanlış politikalardan bir tanesi; kadınları ticarete, kadınları iş hayatına sevk etmeye başladılar. Ve ne oldu? Erkekler işsiz kalmaya başladı, kadınlar çalışan oldu. Bir milyon kadına iş verdiler, bir milyon adamı işsiz bıraktılar. Şu dengesizliğe bakın! Sonuç ne oldu? Bir milyon kadın, bir milyon işsiz erkeğe bakmaz. Çalışan kadın çalışmayan erkekle evlenir mi? Evlenmez! Ama bir milyon çalışan erkek, dört milyon çalışmayan insana bakar. Bir karısı iki tane de çocuğu, dört kişilik bir aileye bir milyon çalışan erkek bakar. Ama bir milyon çalışan kadın, bir milyon çalışan kendisinden başka kimseye bakmaz. Dengeyi bozdular. Sonra ne oldu? Fuhuş arttı, zina arttı, kumar arttı, evliliklerde boşanmalar arttı. Adam hayatı boyunca çalışmış, işten çıkartmışlar. Kadın başka bir işe giriyor bu sefer. Adam iki ay evde duruyor, çalışmıyor. Kadın çalışıyor. Zoruna gidiyor sabah erken kalkmak, işe gitmek. Adam evde yatıyor ya, zoruna gidiyor. “Ben boşanma davası açacağım.” diyor. “Hayırdır hatun!” “Sen evde yatıyorsun, ben çalışmaya gidiyorum.” diyor. “Ya hatun, on sene ben çalıştım, bu eve on sene ben baktım. Ee çıkarttılar işten. Ben mi sana dedim git çalış, işe gir diye? İşe girdiğin zaman kibirleniyorsun, beni aşağılıyorsun ve şimdi boşanma davası açıyorsun.” Dengeyi bozdular! Dengeyi bozdular! Bir de demezler mi zeki kayınvalideler, İslam ilimleri okumamış zeki kayınvalideler, İslamsız kayınvalideler? Demezler mi? Çalış kızım çalış kocanın parasına muhtaç olma! Kızlarının evde çocuklarına bakmasını istemiyor. Oraya yönelmesini istemiyor, çalış diyor. Dışarıya git, bir iş bul, çalış diyor. Kocanın parasına muhtaç olma, muhtaç olma ona! Bizim gururumuz var, yediremeyiz gururumuza. Peki! Çalış diyorsun, kızına boyuna gaz veriyorsun. Sonra çalıştıktan sonra biraz köşeye birikim yapıyor, kibirleniyor, kocayı boşuyor. Ondan sonra kocadan tazminat alıyor. On sene tazminat alıyor. Evli olduğun adamın parasını almak ağırına gidiyor. Evli olmadığın, boşadığın adamın parasını almak ağırına gitmiyor. Şu çarpıklığa bakar mısınız Allah aşkına ya! Biliyorsunuz ülkemizde bir kanun vardı. Değiştirmişler elhamdülillah, biraz daha yumuşatmışlar onu. Nafaka, süresiz nafaka kanunu vardı. Bir erkekle bir kız, altı ay evli kalsa, üç ay evli kalsa, boşasa erkek bunu; o kız kırk yıl boyunca evlenmese başka birisiyle, bu erkek kırk sene boyunca o kıza nafaka ödemek zorunda. Şu rezalete bak, tamamen haram! Kul hakkı! İslam’da iddet dönemi kadar, o üç aylık dönem kadar nafaka verirsin. O dönem kadına bakarsın. İddet bittiği anda kadına nafaka verilmez. Mehir vardır İslamiyet’te. Mehrini verirsin bağlar kopar, bağlar biter. Ama böyle saçma sapan kanunlar çıkarttılar. Şimdi onu biraz daha yumuşatmışlar. Kaç sene evli kalırsan o kadar nafaka vereceksin. Yirmi sene mi evli kaldın? Yirmi sene nafaka vereceksin gibi bir sisteme getirmişler. Hâlâ kul hakkı! Hâlâ kadınlarımıza haram para yedirmeye devam ediyorlar. Allah bu başımızdakilere izan versin. İslam ilimlerini öğretsin ki bu yanlış kanunları değiştirsinler. Burada arıza var. Nasıl ki güzel işlerini takdir ediyorsak… On işlerinden dokuz tanesi güzel. Ama arada İslamiyet’e uymayan işlerini de bildirmek zorundayız. İnşallah Rabb’im ilimlerini arttırsın ki bu yanlışlarını düzeltsinler. İnşallah. Yani Muhammed Aleyhisselam şahit, Allah’ın bir olduğuna şahit. Sahabeleri de şahit olan insanı görmüş, sevmişler ve ona benzemeye çalışıyorlar. Benzedikçe muhabbetleri ve aşkları artıyor. Bize düşen ne burada kardeşler? Bize düşen de Muhammed Aleyhisselam ve sahabilerini okumak, dinlemek ve benzeşmeye çalışmak. Benzemezsek huzuru asla bulamayız. Mümkün değil bulamayız.