PEYGAMBERİMİZİN (sav) CEHENNEMDE GÖRDÜKLERİ

peygamberimizin sallallahu aleyhi ve sellem cehennemde gördükleri Bir kavim gördüm karınları dağlar gibi şişmişti içine yılanlar akrepler dolmuştu orada hareket edip ızdırap veriyorlardı Bunlar ayağa kalkmak istedikleri zaman karınlarının büyüklüğünden ve yılanların Akreplerin hareketlerinden kalkmaya güçleri yetmiyordu yıkıyorlardı Bunlar kimlerdir dedim Bunlar ümmetin izden faiz yiyenlerdir Sonra bir kavim gördüm ki tam su sandıklarından ötürü susuzuktan bu yakınıp feryat ile su istiyorlardı onların bu isteklerine karşılık ateşten kadehlere kaynar sular verilip iç diye zorlanıyordu Onlar bu kadehi ağızlarına yakın götürdükleri zaman o suyun şiddetli kaynamasından yüzlerinin etleri pişip Kadehin içine düşüyordu içince de bağırsakları parça parça olup dübürlerinden dışarı dökülüyordu Bunlar kimlerdir dedim ümmetin izden şarap ve keyif verici şeyleri içenler dir bir ümmetin izden şarap ve keyif verici şeyleri içenler dir bundan sonra birtakım erkekleri ve kadınları gördüm bunları bakırdan fırınlar içine oturtmuşlardı altları ateşler alevler çıkıp başlarıyla beraber bütün vücutlarını bürüyordu gayet kötü kokular geliyordu ona Bunlar kimler dedim bunlar zina edenlerdir sonra cehennemde bir alay erkek ve dişi kimseler gördüm Bunların azabı birbirine benzemiyordu her birine bir başka türlü azap ediliyor bunları ateşten sopalar üzerinde asmışlar etleri pişip dökülüyor sadece kemik kalıyordu o Hak Teala onların etlerini bitiriyor Yine önceki gibi etleri pişip dökülüyordu Bazıları da ateşten zincirlerle bağlanmış lardı Böylece azap oluyorlardı Ama bunlar kimlerdir diye sordum Bunlar vücut sağlığı yerindeyken namazı terk edenlerdir sonra dil ve dudakları kesilen ve herkesin işte tekrar eski haline dönen bir kavme rastladım Bunlar kimlerdir diye sordum Bunlar insanları fitneye çağıran kimselerdir bir sonra bir alay adam gördüm Bunlar kendi yanaklarının etlerini koparıp ağızlarına koyuyorlardı yemeyip ağızlarında gizliyorlardı ama Zebaniler onlara yiyin diye zorlayıp istemeselerde yediriyorlardı tekrar koparıp ağızlarına alıyorlardı Zebaniler tekrar yemeleri için onları zorluyorlardı bu şekilde onlara azap ediliyordu Bunlar kimlerdir dedim Ama bunlar ümmetin izden şu kimseler gibidir ki insanların yüzlerine karşı ayıp lar lar Ayrıca arkalarından kötüleyip Gıybet lerini eder elleri dudakları kaşları ve gözleriyle işaret ederek insanları alaya alırlar Bundan sonra bir alay kadınlar gördüm Bunların Kimisi göğüslerinden asılmışlar Kimisi de ayaklarından baş aşağı asılmış lardı Bunlar feryat figan edip duruyorlardı Bunlar kimlerdir Bunlar zina edenler Ayrıca çocuklarını düşürüp katil işini işleyenler dir çocuklarını düşürüp katil işini işleyenler dir ve şöyle dedim ey MALİK! kapıyı kapa bakacak Takatim kalmadı Malik şöyle dedi ya resulallah mübarek gözünüzle müşahede ettiğiniz azapları gördüğünüz gibi ümmetin bize bildirin ümmetin izi çok çek indirin günahlardan Allah’ın emrine aykırı hareketten onları alıp Men edin Allah’a tam itaate teşvik edip ibadet yoluna getirin Allah’ın azabı şiddetlidir Cehennemi yedi tabakadır Bu gördüğünüz daha ilk tabakadır aşağı daha şiddetlidir Allah Ali İmran suresi 89. ayetinde şöyle buyuruyor Ancak bundan sonra Tevbe edenler Salih olarak davrananlar başka Çünkü Allah gerçekten bağışlayandır esirgeyendir Videoyu beğenip paylaşalım.


İngilizce

what our prophet saw in sallallahu and sallam hell I saw people their bellies were swollen like mountains İinto snakes the scorpions were full, they were moving there and they were suffering When they want to stand up the size of their bellies and of snakes Scorpions could not afford to get out of their movements were washing ı said who are these These are those who eat interest from the nation’s trail. Then I saw a group of people from thirst because of their full water chests they complained and wanted water with bellow n response to their wishes boiling water was given to glasses of fire and forced to drink When they take this goblet close to their mouths from the boiling of that water the meat of their faces is cooked Into the cup he falls inside the intestines are torn apart and It was falling I said who are these those who drink wine and joyful things from the ummah the ones who drink the enjoyable things after this I saw some men and women they placed them in copper ovens.fires flames come out and successfully together they were covering their bodies t smelled pretty bad Who did i say hese are adultery Then I saw a male and female mockery in Hell did not look alike Then I saw a male and female mockery in Hell did not look alike the meat is cooked and poured, only the bone remains Hak teala finishing their meats, as before, their meat was cooked and poured Others were tied with chains of fire, so that they would be tortured But I asked who are they when body health is in place are those who abandon prayers Then I came across a people whose tongue and lips were cut and everyone was back to work I asked who are they people who call people to fitna then i saw a taunt man They cut off the flesh of their cheeks they put it in their mouths they were hiding it in their mouths without eating but they were forced to eat them to eat them plucked again they put it in their mouth they were challenged to eat them again, so they were tortured I told him who are these these like those from your nation shame on people’s faces also worsen behind them hands pointing lips with eyebrows and eyes they make people mocked after that i saw a mock women some of them were hung from the breasts, some of them they were hung upside down from their feet they were crying out who are these these are adultery also are the ones who drop their children and process the killer business and I said O Malik, I don’t have any questions to close the door. Malik,said:Rasulallah as you can see the torments you witness with your blessed eye let your community know pull your nation too far from sins Encourage them to take full obedience to Allah by taking them from the act contrary to Allah’s order whether bring to the way of worship THE TORMENT OF ALLAH, IS SEVERE Hell is seven layers This is the first layer you see more severe down Allah says in surah Al-i Imran verse 89 ”But after that, those who repent Those who act righteous because God is truly forgiving, merciful”

GÜNAHKARLAR CENNETE GİRECEK! UMUTSUZLAR GİREMEYECEK

18 yaşında bir delikanlı ne günah işlemiş olabilir ki… Ebu Cehil’e bile açılması muhtemel kapıları kendisi için kapalı görecek? Şeytan böyle istiyor. Boynu bükük, umutsuz müslüman istiyor. O yüzden, Allah yoktur diyene de kafir deniyor, haşa Allah’ın oğlu var kızı var diyene de kafir diyor Kur’an, Allah’ın rahmetinden umut kesene de kafir diyor. “Allah benim Allah’ımdır!” diyeceksin. “Allah benim Allah’ımdır! Bir varil içki içtiğim gün de umutla kapısında yalvaracağım, gözyaşı dökeceğim Benim Allah’ımdır… Birileriyle değil. Direkt ben, “Ya Rab!” diyerek çağıracağın bir Allahtır O! Esselamu aleyküm ve rahmetullahu ve berakatühü Güzel kardeşlerim birinci cümlem şudur: Hepimiz biliriz ki, Allah boş ve gereksiz bir iş yapmaz. Böyle bir şey hiç yapmadı Allah. En değerli tuttuğu mahluku olan insan da… hiçbir şekilde Allah’ın gereksiz işlerinden biri olmaz. Yani Allah içimizden veya şu dünyadan hiçbir insanı “Ne biliyim kalabalıkta yaratılmış işte!” diye yaratmadı. Hiçbirimiz dolgu malzemesi değiliz bu dünyada. En yaşlımızdan en gencimize kadar hepimiz cennet adayıyız. Cennet adayı olmak en değerli tutulacak konumda olmak demek. Dolayısıyla arkadaşlar içimizden herhangi birimiz özellikle genç kardeşlerime… …hitaben bunu söylüyorum. Bir tanemiz kendimizi cennet standartları dışında… gördüğümüz dakika …şeytanın avuçlarındayız demektir. Çünkü Allah’a göre biz, cennet için yaratıldık. Şeytan ise cehennemlik olmamızı istiyor. Allah’ın bize çizdiği yörünge; kumar oynasak da, zina işlesek de adam öldürsek de 40 yıl namaz kılmasak da Allah’ın bize planladığı yörünge; cennet yörüngesidir. Bunun için, katil olan kullarına bile… …sarhoş olan kullarına bile… …hangi cinayeti işlerse işlesin bütün kullarına… “Ey kendilerine zulmeden kullarım! Benden umudunuzu kesmeyin” diye hitap ediyor. Onun için biz bu dünyada geçen sene filan haramı işleyip kötü müslüman olduğumuza takılıp kalmayız. Ya nereye takılıp kalırız? Allah’ın bize planladığı yeri biz kendimiz için uygun bulmamaya takılıp kalırız. O yüzden, ‘Allah yoktur’ diyene de kafir deniyor, haşa Allah’ın oğlu var kızı var diyene de kafir diyor Kur’an. Allah’ın rahmetinden umut kesene de kafir diyor. Kur’an ayeti bu. İman etseydi Ebu Cehil’e bile cennetin kapısını açacak mıydı Allah ? Açacaktı. Nitekim oğlu peygamber öldürmek isteyen adam İkrime, cennetin kapısını açtı mı ona Allah? Açtı. Kaç gavur yetişti Ebu Cehil’in eline su dökecek bu dünyada! 18 yaşında bir delikanlı… …ne günah işlemiş olabilir ki? Ebu Cehil’e bile açılması muhtemel kapıları kendisi için kapalı görecek. Eğer içimizde Allah’ın sıfatlarını “Say bakalım!” dediğimizde pek çoğumuz Allah’ın sıfatlarını sayıyor… …ki sayar… imanın şartlarını say dediğimizde sayıyor ve sayar ise sonra da “Kardeşlerim! ‘Ben bu gece ölürsem cennetteyim sabahleyin’ diyen ayağa kalksın.” dediğimde kimse kalkmıyorsa …”Bu bilginin içinde Gafur, Rahim olan Allah nerede?” derim ben. Hani Allah’a iman ediyorduk? Say Esma-i Hüsna’sını derken Allah’ın herkes sayıyor çocuklar bile sayıyor. “Umudun var mı Allah’ın cennetine girmeye?” deyince… …boyun bükülüyorsa yanlış rol oynuyoruz. Şeytan böyle istiyor. Boynu bükük, umutsuz müslüman istiyor. Halbuki biz cehenneme de adayız. Cennete de adayız. Cehennemden ödümüz patladığı kadar, Cennetle mutlu yatar mutlu kalkarız. Böyle bir ümmetiz biz. Allah böyle istiyor. Asık suratlı, boynu bükük, umutsuz müslüman; Peygamber (s.a.v)’in yetiştirdiği müslüman değildir. Öyle bir Müslüman terörist de olur, kendi camisini de bombalar, namazı da bırakır yarın, zina da işler…Umudu yok ki! Ölmüş eşek kurttan korkmazmış ya öyle olur o artık. Onun için kardeşlerim, evli olan kardeşlerime özellikle. Aman çocuklarınıza bu aşıyı yapın diye söylüyorum. Benim genç kardeşlerime de bundan sonra hayatınızı böyle yaşayın diye söylüyorum. “Allah benim Allah’ımdır!” diyeceksin, bu kadar. Allah benim Allah’ımdır! “Bir varil içki içtiğim gün de… umutla kapısında yalvaracağım, …gözyaşı dökeceğim benim Allah’ımdır!” Birileriyle değil, direkt ben. “Ya Rab!” diyerek çağıracağın bir Allah’tır O! Genç kardeşlerime ve bütün müminlere diyorum ki, bakınız su yerine içki tüketmiş yani içkiyi su gibi kullanmış bir nesil olan sahabinin önceki dönemi neslini hiç kimse yakalayamaz. Alkolden şimdi korkuyor insanlar. Fazla içersen siroz olursun diye. Onlar böyle bi korku taşımıyorlardı. Kolay kolay onların cahiliye dönemi günü kadar tüketemez kimse o melaneti. Bir kere ‘Sen benim Rabbimsin Allah’ım!’ dediler. “Evet, ben senin Rabbinim” sözünü kulaklarıyla duydular. Kıyamete kadar gerçek budur. Güzel kardeşlerim! Siz Ümmet-i Muhammed’in çocuğu olun! Ümmetten başkasıyla ilgilenmeyin. Toplayan olun, dağıtan olmayın. Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki; Bir müslüman öldüğünde… 4 mümin 1,2,3,4… 1000 falan değil ha, sadece böyle 1,2,3,4 mümin…. onun cenazesine gidip ‘Ya Rabbi, biz bunu iyi insan biliyorduk iyi mümin biliyorduk.’ …derlerse, öyle kabul eder Allah. Onu buyuruyor. Bu ne demek arkadaşlar? Bu ne demek? Birbirimiz hakkında “Sen önce hangi kızla dolaşmıştın?” “Sen daha önce hangi siteye girmiştin?” Biz birbirimizin bu tip ayıplarıyla uğraşmak için mümin olmadık. Birbirimizin güzel şahitleri olmak için yaratıldık. İslamiyet böyle bir din. Birbirimize hayırda, güzellikte, teşvikte destek olacağız. Bugün Müslümanlar olarak siz de görüyorsunuz ki: Birbirimizin frekans farklılıklarıyla bile uğraşarak enerjimizi bitiriyoruz. Mesela “Filanca hoca efendiden Kur’an okuyorsun sen.” Yahu Allah’ın kitabını okuyorsun. Öbür Müslüman sana diyorsa: “Oraya gitme, o adam filancalardan..” E Kur’an benden ama. Bu Kur’an Allah’ın kitabı. Gavurlara bile rahmet oluyor, filan hoca okutunca o Kur’an olmuyor… Böyle şey olur mu? Bir yerde Allah deniyor, “Onların yöntemi yanlış!” Allah demenin yanlışı doğrusu olur mu ya? Evet ben oraya gitmiyorumdur. Ben başka yerde okuyorum. Herkes bir şehirdeki bir okulda okumak zorunda değil ki! Diploması aynı olsun hangi okulda okursan oku. Müslümanlığımız kimsenin tekelinde değil. Din Allah’ın! Allah da benim Allah’ım! Bu şuurla devam ediniz. Sakalınız olmasa da… Geçen sene bir sabah namazı kaçırıp bugün onu kaza etmiş olsanız bile… Maa’zAllah geçmişinizde alkol bulunmuş olsa bile… Geçmişinizde filan haram bulunmuş olsa bile… …Allah’ın tertemiz mümin kullarısınız. Sizin içindir Cennet. Eğer Allah, “Baştan sona kadar… …tertemiz Ebu Bekir olanlar gibi cennete gelecekler. Başka türlü kimseyi almıyorum.” deseydi Cennet 5-10 kişiyi ancak alırdı. Ama nice kulları Allah’ın, çoook berbat bir geçmişten… …Cennete gidecekler. Bakışları bu olduğu için, böyle düşündükleri için. Kardeşlerim, ya Allah’ın sözüne, müjdesine inanıp cennete gideceğiz ya şeytanın aldatmalarına, tuzaklarına aldanıp Maa’zAllah onun peşinden gideceğiz. Geceniz mübarek olsun…Sözüm bitti. Allah’a emanet olun. Selamün aleyküm Cemaat: Aleyküm selam.


İngilizce

What could an 18-year-old man have sinned … Why do they think that Allah never forgive them even that paths likely obvious the open to Abu Jahl? The devil wants this situation, the devil wants muslims to be unhappy and hopeless. Therefore, those who say that there is no Allah are called infidels. The Quran says infidels to those who say that Allah has a son or a daughter. It says unbelievers to those who does not hope for Allah’s mercy. You must say “Allah is my creater without beginning or the end!” “Allah is my creater without beginning or the end!” In the day that I having a drink, The person I will trust with hope and tear to his mercy is my Allah. You can’t treat like you always do with someone. Directly me., “Ya Rab!” He is an only creator that you will call like that in everytime! As-Salaam-Alaikum ve Rahmetullahi ve Berakatuh. (That means, “Peace be unto you.) My nice brothers, my first sentence is this: We all know that, Allah does not do unreasoning and anything unnecessary. Allah never did such a thing. Allah who has the most valuable creature is by no means one of the unnecessary works of Allah. Allah who has the most valuable creature is by no means one of the unnecessary works of Allah. so, Allah did not create no one in the world because of it calls “How can I know? It was just created unnecessary!” because of it calls “How can I know? It was just created unnecessary!” None of us are not as filling materials in this world. We are all candidates for paradise, from our oldest to the youngest. Desiring for paradise means being in the most valuable position. Thereby, brothers I am telling this to any of us, especially to our younger brothers. I am telling this to any of us, especially to our younger brothers. If one of us thinks that he does not worth of paradise in a minute If one of us thinks that he does not worth of paradise in a minute and that means we follow the devils path. Because, according to Allah, we were created for heaven. The devil wants us to be in hell. The predestinition that we must to follow drawn by Allah; whether if we gamble, commit fornication, kill a man or not pray for 40 years the destiny that Allah planned for us is the path of heaven. For that, even his murdered servants, even his drunken servants, whatever murder they committed, he address “O my servants who tyrannized over themselves! “Don’t give up on my mercy.” For this reason, we in this world do not think that things we sinned and so we are bad muslims. For this reason, we in this world do not think that things we sinned and so we are bad muslims. For this reason, we in this world do not think that things we sinned and so we are bad muslims. so What is the thing that we always think? We often think the place that Allah has planned for us does not to worth. We often think the place that Allah has planned for us does not to worth. Therefore, those who say ‘There is no creator’ are called infidels, The Quran says infidels to those who say that Allah has a son or a daughter. The Quran says infidels to those who say that Allah has a son or a daughter. It says unbelievers to those who does not hope for Allah’s mercy. This is one of the ayaat in Quran. if Abu Jahl had faith, would not Allah forgive? Allah would. As a matter of fact, did Allah forgive İkrime who’s son wanted to kill prophet? As a matter of fact, did Allah forgive İkrime who’s son wanted to kill prophet? Allah did. How many infidels have grown in this world that will be ahead of Abu Jahl! What sin could an 18-year-old boy have committed? What sin could an 18-year-old boy have committed? Why do they think that Allah never forgive them even that paths likely obvious the open to Abu Jahl? When someone said “You counts attributes of Allah.” If one of us counts attributes of Allah When someone said “You counts attributes of Allah.” If one of us counts attributes of Allah When someone said “You counts attributes of Allah.” If one of us counts attributes of Allah and I think everyone could this and when we said “say The six articles of the Islamic faith” and if it could and then When I said “Brothers! ‘the person who says if I die tonight, I will be in heaven in the morning ‘ have to stand up right now, whether nobody does not stand up, “Where is Gafur or merciful Allah, in this case?” I say. Does not we believe in God? when we said “Say 99 beatiful names of Allah.” everybody can counts, even children can. when we said “Say 99 beatiful names of Allah.” everybody can counts, even children can. “Do you have any hope to go in Allah’s paradise?” When we asked; if we blush, we are playing the wrong role. “Do you have any hope to go in Allah’s paradise?” When we asked; if we blush, we are playing the wrong role. The devil wants this. It wants muslims to be hopeless and unhappy. However, we are aspirants for hell. for heaven, too. we are afraid of hell, At the same time, we are hopeful and happy for heaven. We are ummah like this. Allah wants that. A sulky, sorrowful, hopeless muslim; It is not a Muslim raised by the Prophet (pbuh). It is not a Muslim raised by the Prophet (pbuh). Such a Muslim would be a terrorist, bombs its own mosque, leaves the prayer tomorrow, also fornicate… No hope! dead mice feel no cold. Therefore, my brothers and sisters, especially the married ones, I’m telling your kids to give this vaccine. I tell my young brothers to live your life like this from now on. I tell my young brothers to live your life like this from now on. “Allah is my creater without beginning or the end!” you say, that’s it. Allah is my creater without beginning or the end! In the day that I having a drink, The person I will trust with hope and tear to his mercy is my Allah. The person I will trust with hope and tear to his mercy is my Allah. You can’t treat like you always do with someone. Directly me. “Ya Rab!” He is an only creator that you will call like that in everytime! I speak to my young brothers and all the believers that no one can come to the fore the generation of the previous period of the the companions of the Prophet Muhammed, who have consumed drinks like water. So, they used to drink as much as drinking water. that no one can come to the fore the generation of the previous period of the the companions of the Prophet Muhammed who have consumed drinks like water. So, they used to drink as much as drinking water. that no one can come to the fore the generation of the previous period of the the companions of the Prophet Muhammed, who have consumed drinks like water. So, they used to drink as much as drinking water. People are afraid of alcohol now. because of if you drink too much, you will have cirrhosis. They had no such fear. No one can easily consume alcohol as much as in the day of their age of Ignorance. Once, ‘You are my Rab(Lord), my Allah!’ they said. They heard the word “Yes, I am your Lord” with their ears. They heard the word “Yes, I am your Lord” with their ears. This is truth until the day of judgement. Nice brothers! follow the Ummah of Prophet Muhammad! Do not interested in anyone except Ummah. Be a peacemaker, don’t be a mischief-maker. Our Prophet (pbuh) says that; When a muslim dies… if 4 muslims; 1,2,3,4… not 100 muslims, only 1, 2, 3, 4 mu’mins(muslims) go to his funeral and pray like ‘Ya Rab, we know this a good person, we know he is a good believer. ‘, Allah accept like that. He commands this. What does that mean bros? What is that meaning? “Which girl did you hang out with first?”, “Which site did you commit theft before?” We did not believe in Allah because of dealing with things that they did such shame. We were created to be tremendous witnesses of each other and to notice that beauty. Islam is this kind of a religion. We will support each other in goodness, beauty and encouragement. Today, as Muslims, you can see that we end our energy by dealing with each other’s embarresment. For example, “You are reading the Quran from the group of master.” You are reading the holy book of Allah. If the other Muslim says to you: “Don’t go there, from that group of fools.” but we read the same book bro. This is the last and real book of Allah. Even Quran have mercy on the non-muslims, and when somebody teaches it, there is no Qur’an. Even Quran have mercy on the non-muslims, and when somebody teaches it, there is no Qur’an. Is it possible? In somewhere people pray to Allah, and you “Their method is wrong!” Is it possible to say wrongly or properly Allah? Yes, I do not prefer them. I participate in elsewhere. Not everyone has to study at only a school in a city! Get the same certificate no matter which school you study at. Our Islam is not monopolized by anyone. The religion belongs to Allah! “Allah is my creater without beginning or the end!” Continue with this consciousness. Even if you don’t have a beard … Even if you missed a morning prayer last year and prayed instead of it today … Maa’zAllah even if you drank alcohol in the past … Even if you have fornicated in your past … … you are the immaculate(not perfect) believers of Allah. Heaven is for you. If Allah said, “They will come to heaven like those who are perfect like Abu Bakr from beginning to end. I do not take anyone else.” If Allah said, “They will come to heaven like those who are perfect like Abu Bakr from beginning to end. I do not take anyone else.” If Allah said, “They will come to heaven like those who are perfect like Abu Bakr from beginning to end. I do not take anyone else.” Heaven would only take 5-10 people. But many of his servants from a very terrible past … will go to the heaven. Because this is their opinion, because they think so. Because this is their opinion, because they think so. My brothers, we will either believe in Allah’s word and gospel and go to heaven, or we will go to hell by after being deceived by the devil’s deceit and traps. Maa’zAllah. May your night be blessed… My speech is over. Allah bless you and keep you safe. EsSalamu Alaikum Congregation(audience): Ve Alaikum EsSalam


Fransızca

Quel péché un garçon de 18 ans aurait pu commettre… pour voir les portes fermées pour lui, alors qu’elles sont susceptibles de s’ouvrir même à Abu Jahl ? C’est ce que veut Satan. Il veut un musulman triste et désespéré. C’est pourquoi, ceux qui disent qu’Allah n’existe pas sont appelés mécréants (Kafir) Loin de là, ceux qui disent qu’Allah a un fils ou une fille sont aussi appelés mécreants dans le Coran, Ceux qui désespèrent de la Miséricorde d’Allah sont aussi appelés mécréants. Tu dois dire: “Allah est mon Allah (mon Dieu)!” “Allah est mon Dieu!” Le jour où j’aurais bu un tonneau d’alcool je vais implorer son pardon avec espoir, je vais pleurer Mon Allah… Pas avec d’autres. Moi directement (sans intermédiaire) C’est un Dieu que tu vas appeler en disant “Ya Rab! (Ô Seigneur!)” Asselamou aleykoum ve rahmetullahou ve berakatuhu Mes chers frères et soeurs, ma première phrase est la suivante: Nous savons tous que… Allah ne fait rien de vide et d’inutile. Allah n’a jamais fait quelque chose de telle. L’Homme, qu’Il considère comme Sa créature la plus précieuse… …n’est en aucun cas une des œuvres inutiles d’Allah. Ainsi, Allah n’a créé aucun être humain, que ce soit parmi nous ou ailleurs dans le monde en Se disant “qu’en sais-je, untel a été sûrement créé … …dans le chahut” Aucun de nous n’est un matériel de remplissage dans ce monde. Du plus âgé au plus jeune, nous sommes tous candidats au paradis. Être candidat au paradis signifie Être dans la position (statut) la plus précieuse. Alors les amis Je dis ça à chacun d’entre nous… et en particulier à mes jeunes frères et sœurs. Si l’un parmi nous remarque qu’il n’est pas aux normes… du paradis, cela signifie qu’il est entre les mains de Satan (le diable). Parce que selon Allah, nous avons été créé pour le paradis. Mais Satan veut que nous peuplions l’enfer. La trajectoire qu’Allah nous a tracé, même si nous jouons aux jeux d’argent, même si nous commettons l’adultère, même si nous tuons une personne, même si nous ne prions pas pendant 40 ans, Le chemin qu’Allah planifie pour nous nous mène au paradis. C’est pourquoi, Allah s’adresse aussi Ses serviteurs qui ont tué, …à Ses serviteurs qui sont ivres… … quel que soit le meurtre qu’ils commettent à tous Ses serviteurs: “Ô serviteurs qui se persécutent! Ne perdez pas espoir (de Ma Miséricorde)” C’est pour cela que dans ce monde, nous ne nous attardons pas sur le fait d’avoir commis tel péché l’an dernier et nous n’en concluons pas que nous sommes de mauvais musulmans. Mais sur quoi nous attardons nous alors? Nous nous attardons sur le fait que nous ne méritons pas… …l’endroit (le paradis) qu’Allah nous a planifié C’est pourquoi, ceux qui disent qu’Allah n’existe pas sont appelés mécréants (Kafir) Loin de là, ceux qui disent qu’Allah a un fils ou une fille sont aussi appelés mécreants dans le Coran, ceux qui désespèrent de la Miséricorde d’Allah sont aussi appelés mécréants. C’est le verset du Coran Allah ouvrirait-il même la porte du paradis à Abu Jahl s’il avait la foi? Oui (Il lui ouvrirait). En effet, Ikrim (prénom), cet homme dont le fils a essayé de tuer un prophète Allah ne lui a-t-il pas ouvert la porte du paradis? Il lui a ouvert. Combien de mécréants ont grandi dans ce monde, des mécréants qui dépasseraient Abu Jahl! Un jeune homme de 18 ans… Qu’a-t-il pu commettre comme péché? pour voir les portes fermées pour lui, alors qu’elles sont susceptibles de s’ouvrir même à Abu Jahl ? Si nous disons: “Voyons voir, qui parmi nous… …connait les attributs d’Allah? Cite-les” Bon nombre d’entre nous les citerait …nous les réciterions… Si nous demandons de citer les conditions de la foi, s’il les cite et qu’il peut les citer… Et que par la suite nous disions: “Mes frères et soeurs! Celui qui affirme: “Si je meurs ce soir, j’irais au paradis” Qu’il se lève/montre” Si je dis ça et que personne ne se lève… Je dirais alors : “Où est, dans la connsaissance que vous avez, Allah qui est Gaffour (Pardonneur), Rahim (MIséricordieux)? N’avions nous pas la foi en Allah? Lorsque nous demandons de citer l’Asma-ul Housna (les noms d’Allah) tout le monde les citent, même les enfants. Mais lorsque nous demandons “Avez-vous espoir pour rentrer dans le paradis d’Allah?”… …si nous désespérons et nous nous attristons, c’est que nous nous trompons dans notre rôle. C’est ainsi que veut Satan. Il (Satan) veut un musulman triste et désespéré. Alors que nous sommes candidat à l’enfer. Nous sommes aussi candidat au paradis. Nous avons autant peur de l’enfer que… …nous sommes heureux pour le paradis Nous sommes ainsi comme Oummah. C’est ce que veux Allah. Le musulman grincheux, triste, désespéré n’est pas le musulman que le Prophète (s.a.w.) a élevé. Ce genre de musulman peut tantôt être un terroriste, il peut tantôt bombarder sa propre mosquée, il peut aussi arrêter la prière le lendemain, il peut aussi commettre l’adultère… il n’a pas d’espoir! Comme on dit, l’âne qui est mort n’a plus peur du loup (proverbe turc) Mes frères et soeurs, surtout ceux qui sont mariés, apprenez bien cela à vos enfants. C’est pour ça que je vous le dis. Je le dis aussi pour que mes frères et soeurs plus jeunes… … vivez votre vie de cette manière. Vous devez dire “Allah est mon Allah (mon DIeu)!” C’est tout. Allah est mon Dieu! “Même le jour où j’aurais bu un tonneau d’alcool… je vais supplier à Sa porte avec espoir, … je vais pleurer, c’est mon Allah!” Pas avec d’autres, moi directement. “Ya Rab (Ô Seigneur)!” C’est ainsi que tu t’adresse à ton Allah! Je dis à tout mes frères et soeurs, et à tous les mu’mins (croyants): Regardez cette génération qui a bu de l’alcool à la place de l’eau ce que je veux dire, c’est que cette génération a consommé l’alcool comme s’il buvait de l’eau c’est la génération avant les compagnons dont je vous parle Personne ne peut les rattraper dans cette habitude. De nos jours, les gens ont peur de l’alcool. Parce qu’en boire beaucoup induit une cirrhose. Ceux d’avant ne craignaient pas cela (la cirrhose). Aujourd’hui, personne n’oserait consommer cette boisson maudite autant que ces ignorants. Déjà, ils ont dit: “Ô Allah, tu es mon Seigneur!” Et en réponse à cela, ils ont éntendu “Oui, je suis ton Seigneur” de leurs propres oreilles. Ceci est la vérité jusquà l’apocalypse (Al-Qiyama). Mes chers frères et soeurs! Soyez les enfants de la Oummah (communauté) de Mohammmed ! Préoccupez-vous que de la Oummah. Soyez ceux qui réunissent, pas ceux qui dispersent. Notre Prophète (s.a.w) indique que … …lorsqu’un musulman meurt… 4 musulmans 1, 2, 3, et 4… Pas 1000 non, seulement 1,2, 3, 4 mu’mins (croyants)… si 4 mu’mins vont à son enterrement et disent: “Ya Rabbi, nous savons que c’était une bonne personne, que c’était un bon mu’min” … s’ils disent cela, alors Allah le reconnait. Il l’admet ainsi. Que signifie cela les amis? Qu’est ce que cela signifie? Nous ne sommes pas croyants pour demander : “Avec quelle fille es-tu sorti pour la première fois?” “Sur que site (internet) es-tu allé auparavant?” Nous ne sommes pas devenus mu’mins pour nous préoccuper des erreurs de ce style de nos semblables. Nous avons été créé pour être des bons témoins pour nos semblables. L’islam est une telle religion. Nous nous soutiendrons mutuellement dans la bonté, la beauté et l’encouragement. Aujourd’hui, en tant que musulmans, vous pouvez voir que nous finissons notre énergie en traitant les différences de fréquence des uns et des autres. Par exemple : “TOi tu lis le Coran de tel Imam” Hey!! Tu lis le Coran d’Allah. Si un autre musulman te dis: “Ne vas pas là-bas, cet homme est de telle communauté (islamique)…” Dis lui: MAIS le Coran est de moi ! Le Coran est le livre d’Allah. Il (le Coran) est une miséricorde même pour les mécréants, mais si c’est tel imam qui le lit… … ce n’est plus le Coran…Est-ce que cela est possible/acceptable? On invoque Allah à un certain endroit, “Leur façon d’invoquer est mauvaise/fausse!” Est-ce qu’il peut exister une mauvaise façon ou une meilleur façon d’invoquer Allah? Bien sûr, je n’y vais pas. Je lis (le Coran) ailleurs. Tout le monde ne peut pas étudier dans une même ville dans une même école! Tant que le diplôme est le même, peu importe l’école. Notre Islam/religion n’est monopolisé par personne. La religion est celle d’Allah. Et Allah est mon Allah/Dieu ! Continuez avec cette conscience. Même si vous n’avez pas de barbe… (= même si vos paroles ne sont pas reconnues autour de vous) Même si vous avez râté la prière du matin (Sobh) l’année dernière et que vous la rattrapez qu’aujourd’hui… Maa’zAllah (Qu’Allah bénisse), même si vous avez déjà consommé de l’alcool dans votre passé… Même si tel ou tel péché a été commis dans votre passé… …vous êtes les croyants immaculés d’Allah. Le paradis est pour vous. Si Allah avait dit: “Seules les personnes immaculées du début à la fin, comme Abu Bakr, iront au paradis; Autrement, Je ne laisse rentrer personne” Le paradis serait peuplé seulement de 5-10 personnes. Mais plusieurs serviteurs d’Allah, malgré leur passé trèèès misérable, …iront au paradis. Parce qu’ils le pensent, parce qu’ils y croient. Mes frères et soeurs, Soit nous croirons en la parole, la promesse d’Allah et nous irons au paradis… Soit, Maa’zAllah (qu’Allah bénisse), nous serons trompés et piégés par Satan et nous le suivrons (en enfer). Que votre nuit soit bénie… Ma parole s’est terminée. Qu’Allah vous préserve. Assalamou aleykoum La communauté: Wa alaykoum salam.

Cehenneme Girecek İlk 3 Grup!

Allah’ın sevgilisi Habibullah’ın Medinesinden Hepinize selamun aleyküm. Zaman çok şeyin müfessiridir Nice sahneleri tarih sahnesinde tefsir ettiğini Ve zamanın akışı içerisinde nice mesajlar bugüne verildiğini tarih bize gösteriyor Uhud’da nice yiğitler yere serilmiş Nice kahramanların kanı toprağa dökülmüştü Bunlardan biri de hiç şüphesiz Efendimiz (ASM)’ın arkasında bir dağ gibi duran Allahın aslanı Hz. Hamza’ydı Zaten Uhud’a giden yolda nice aslanlar kükremişti Bunlardan birisi de Abdullah İbn-i Cahş’tı Savaştan önce duasının makbuliyeti ile meşhur olan Sad Bin Ebi Vakkas ile bir anlaşma yaptı Ben dua edeceğim sen amin diyeceksin, sen dua edeceksin ben amin diyeceğim Var mısın? Dedi. Sad Bin Ebi Vakkas Efendimiz(ASM)’ın duasına mazhar olmuş Ve o ne dua ederse kabul olurdu. Sad Bin Ebi Vakkas çok iyi ok atardı İnsanlar onun oklarından korktuğu gibi aynı zamanda Onun beddua oklarından da kaçarlardı Abdullah önce Sad’a dedi ki ” Sen dua et ben amin diyeyim ” Sad açtı ellerini dedi ki; ” Yarabbi Uhud’da karşıma azılı bir müşrik çıkar O bana vursun ben ona vurayım o beni yaralasın ben onu yaralayayım Sonra ben ona öyle bir darbe vurayım ki onu cehenneme göndereyim Sonra da ganimetini islama kazandırayım. ” Abdullah amin demişti ve sonra deki ki; ” Şimdi ben sad sen amin diyeceksin. ” Abdullah İbn-i Cahş açtı ellerini dedi ki; ” Yarabbi Uhud’da karşıma öyle azılı bir müşrik çıkar ki Ben onu yaralayayım o beni yaralasın birbirimiz ile boğuşalım Sonra o bana bir darbe vursun ve beni öldürsün, şehid etsin. Yarabbi senin huzuruna geleyim sonra o benim cesedimde burnumu, kulaklarımı, dudaklarımı kessin. Sad deki ki; ” Ben buna nasıl amin diyebilirim ya Abdullah? ” ” Hayır! ” dedi ” Anlaşmayı bozma seninle bir anlaşma yapmıştık amin diyeceksin. ” Sad çaresiz boynunu büktü. Abdullah devam etti dedi ki ” Bu müşrik dudaklarımı, burnumu, kulaklarımı kessin ve Senin huzuruna Ya Rabbi bu günah işlediğim dudaklarımla, burnumla, kulaklarımla gelmeyeyim. ” Sen bana sor ” Ey Abdullah dudakların, burnun, kulakların nerede? ” Ben de diyeyim ki ” Ya Rabbi ben dudaklarla, o kulaklarla, o burunla nice günahlara nice hatalara girmiştim. Ya Rabbi senin yolunda onları feda ettim. Onları senin huzuruna getirmekten utandım Ve onları senin yolunda feda ettim. ” diyeyim. Sad amin demişti ve amin dediği gibi Uhud’da her şey birebir yaşanmıştı. Gerçekten de Uhud meydanın da Sad baktı ki Abdullah İbn-i Cahş aynı duasında söylediği gibi şeyleri yaşamıştı. Sahabeler Uhud meydanın’da Abdullah’ı görünce Allah’ın Resulüne gösterdiler. Ya Rasulullah Abdullah’a bakın nasıl da kahramanca düşmanın üstüne atılıyor Nasıl da müşrikleri bir bir yere seriyor Efendimiz (ASM) o savaşın hengamesi içerisinde Gülümsedi ” Abdullah cennetliktir İnşallah. ” Daha sonra sahabeler içerisinde Kuzman ismin de birisi vardı O da aynı Abdullah gibi düşmanın üstüne atılıyor Ve sırasıyla müşrikleri yere seriyordu. 1-2-3 derken 8-9 tane müşrik leşini cehenneme göndermişti. Sahabeler bunu görünce gururlandılar Ya Resulullah Kuzman’a bakın nasıl da kahramanca savaşıyor değil mi? Diye gösterince Efendimiz (ASM) bir anda kaşlarını çattı Bir anda Efendimizin morali bozuldu, hiddetlendi ve dedi ki; ” Kuzman cehennemliktir. ” Sahabe-i Kiram anlayamadı Neden Kuzman böyle kahramanca savaşırken cehenneme gitsin ki? Anlam veremediler. Efendimiz (ASM)’ın hiddeti biraz sonra geçmişti ama Savaşta şiddetlendiği için ashab soramadı Sahabe’nin içinde Hz.Katade Efendimiz (ASM)’in Kuzman’a söylediğinden habersiz Kuzman’ın yanında onu Şehid düşerken görmüştü. Ve yanına koşmuş “Sen kahramanca savaştın Ve şimdi de kahramanca Şehid düştün ve cennete gidiyorsun Ne mutlu sana ey Kuzman!” dedi. Kuzman ona hiddetle döndü Ne Allah için savaşması ne Muhammed için savaşması ne Şehidi? Ben medinedeki hurmalıklarım için ve kavmimin şerefi için savaştım! Katade dehşete kapılmıştı ” Nasıl olur? Nasıl Kuzman böyle bir şey söyleyebilir. ” Demişti. Ama evet Kuzman’ın dudaklarından aynen bu dökülmüştü. Düşünün neredeyse birbirinin tıpa tıp aynısı iki tane fiil var. Birisi Allah için kılıcını sallayan ve kılıcını paramparça edercesine düşmana saldıran. Abdullah İbn-i Caşh Var. Diğer tarafta Kuzman var. İkisi de müşrikleri gebertmiş. İkisi de nice müşrik’i cehenneme göndermiş Ve sonra da can vermişti bu yolda. Fakat Allah Rasulü(ASM) birisine o cennetliktir derken diğerine o cehennemliktir dedi. Neydi bunun hikmeti? Neydi bunun sebebi? Katade’nin şaşkınlığı geçmemişti ki bir süre sonra Kuzman Eline aldığı oku bir anda damarlarına sapladı ve orada intihar etti. Katade olan biteni anlayamadı ve Allah Resulü (ASM)’a koştu ve durumu söyledi. Allah Resulü (ASM) onun halini Allah tarafından bildirildiği için biliyordu. Evet bu bize bir ders veriyor tıpkı 21. Lema’da söylediği gibi Ama bizim tek derdimiz Allah için hareket etmek, Allah için yaşamak, Allah için adım atmak Buhari’de geçen meşhur bir hadis var ” Allahın huzuruna 3 güruh insan çıkarılır, 1. Güruh çok zengindir Ya Rabbi derler Biz Allah yolunda bize verdiğin malı senin için harcadık Cenab-ı Hak der ki; ” Hayır yalan söylüyorsunuz Siz size ne kadar cömert desinler diye harcadınız öyle de dediler Mükafatınızı dünya’da aldınız atın cehenneme diyor. ” ve onları cehenneme atıyor. 2. Güruh geliyor ” Ya Rabbi sen bize ilim vermiştin Ve biz bu ilmi senin yolunda seni anlatmak için harcadık, kullandık insanlara seni anlattık. ” Cenab-ı Hak diyor ki; ” Yalan söylüyorsunuz Siz size ne kadar güzel konuşuyor ne kadar güzel anlatıyor Ne kadar çok biliyor desinler diye harcadınız. Öyle de dediler. Mükafatınızı dünya’da aldınız atın cehenneme. ” Diyor. Ve cehenneme atılıyor. 3.Güruh insan çıkarılıyor Cenab-ı Hakkın karşısına Diyorlar ki; ” Yarabbi sen bize can verdin biz de bu canı senin yolunda harcadık Ve senin yolunda şehid olduk. Cenab-ı Hak diyor ki; ” Hayır yalan söylüyorsunuz Siz ne kadar kahramandır desinler diye Başka şeyler için savaştınız ve o yolda öldünüz Öyle de dediler mükafatınızı dünyada aldınız Atın Cehenneme. ” Diyor. İşte ihlasla yapılan bir amel ihlassız yapılan batmanlar amele müreccahtır. Ondan daha üstünüdür. Eğer başladığımız işe Allah için başlamazsak Allah için adım atmazsak, Allah için yürümezsek Allah için işlerimizi görmezsek bunlar size hiçbir mükafat hiçbir fayda sağlamayacak. Belki dünya’da kalacak belki ahirette bize zarar olarak gelecek. Elalem ne der diye yaşadığımız zaman Allah yaptığımız ameller hayır bile olsa Eğer O’nun için değilse O’nun rızası için değilse kabul etmeyecek. Cenab-ı Hak işte Abdullah ile Kuzman olmak arasında Bize Abdullah Bin Cahş gibi olmayı nasip etsin(amin) Medine’den, kainatın en sevgili yerinden Allah’a emanet olun, Selamun Aleyküm.

Cennetlikler ve Cehennemlikler ölecekler mi?

ayet: ”Ne mutlu bize ki artık bir daha ölmeyeceğiz değil mi?” Şimdi arkadaşlarına diyor ki, birbirlerine gaz veriyorlar, gaz. ”Ne mutlu bize ya. Şşş artık ölmeyeceğiz değil mi?” Oradakiler, cennet ehli. Kardeşler, cennete ve cehenneme girenlerin tamamı öleceklerini düşünüyorlar. Bakın şu andaki bilginiz orada yok. Şu andaki fikriyatınız orada olmayacak, öleceğini düşünüyorsun oraya gittiğin zaman ilk olarak. Hem cehennem ehli: ”Biz eninde sonunda öleceğiz. Bu kadar azabı görüyoruz burada, öleceğiz ve bitecek.” diyorlar. Cennet ehli de aynı: ”Tamam, bu kadar güzel nimetler içindeyiz de eninde sonunda öleceğiz nasılsa.” diyorlar. Ne zamana kadar? Muhammed Aleyhisselam’ın Hadis-i Şerif’i meseleyi bize açıklıyor. ”Ölüm, beyaz bir koyun suretinde cennetliklerin ve cehennemliklerin tam ortasına getirilir ve kurban edilir. Kurban edildikten hemen sonra bir melek şöyle münadi eder, şöyle nida eder: ”Ey cennet ehli! Bundan sonra size ölüm yoktur. Ey cehennem ehli! Bundan sonra size ölüm yoktur.” deyince bir tarafta sevinç çığlıkları… Artık ölüm yok. Buraya geldik, kapağı attık. Devlet kapısına kapağı attık, memur olduk artık. Bitti! Cennete girdin artık, Allah kapısı bu. Devlet kapısından bile kovulma ihtimalin var. Allah kapısından kovulma ihtimalin yok, kurtardın. Çığlıklar, zevk çığlıkları… Öbür tarafta: ”Yandık!” Ebedi olarak derilerin yanacak, eriyecek. Allah sana bir daha deri yaratacak. Eriyecek, bir daha deri yaratacak. Kur’an-ı Kerim’de cehennemin alevinden ve azabından bahsederken deriden bahseder Allah-u Teala, derileri. Acıyı en çok hisseden uzvumuz neresi? Deri, bedenimizin üstünü kaplayan deri. Acıyı en çok bu hisseder. Devamlı Allah, derilerinden azap edeceğini bildiriyor. Bu da Kur’an’ın bilimsel tespitlerinden bir tanesidir. Allah bizi o azaba düşenlerden etmesin kardeşler. (Amin) İşte, ne zaman anlıyorlar? O ölüm suretinde koyun kesildiği anda cennetlikler, cehennemlikler anlıyorlar ki biz ölümsüzüz artık. ”Önceki ölümümüzden başka ölüm yok. Azap da görmeyeceğiz.” Önceki ölüm neydi? Dünya hayatıydı. Yaşadı 40 sene, 50 sene, 60 sene, 20 sene, 10 sene… Allah-u Teala ne kadar ömür verdiyse. Dünya hayatında yaşadı ve son nefesini verdi. Neyi öldü? Bedeni öldü. Ruh ölümsüzdür. Beden ölür, ruh ölmez. ”Önceki ölümümüzden başka bir daha artık ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz.” Artık cennete kapağı attık. Azap bizim için geçerli değil. Orada yaptığın bir hareketten dolayı azaba gireceksin… O cennetteki ağaç Adem’in sınavıydı. Bizde o ağaç da olmayacak kardeşler. Cennette bir ağaç vardı, biliyorsunuz. Adem babamızla Havva anamız bu ağacın meyvesini yedikleri için Dünya’ya kovuldular. Bizde o ağaç da olmayacak. Sınav bitti. Son iki ayet: ”Şüphesiz bu, cennetteki nimetlere ulaşmak büyük bir başarıdır.” Başarı mı istiyorsun? Kariyer mi istiyorsun? Bitmeyen sınırsız bir maaş mı istiyorsun? Övgü, hürmet mi istiyorsun? İşte sana başarı. Bunun peşinde koştur. Dünya kariyeri için çalışıyorken daha fazlasını ahirete, sonsuz kariyere ver. Çünkü onun sonu yok, sınırı yok. Bitmiyor. Bu dünyadaki bütün kariyerin, en kaliteli kariyerin sonu var, bitiyor. Bursa’ya gittim, Emir Buhari’yi ziyarete. Hemen yanında, arka tarafta bana dediler ki: ”Hocam, bir sanatçı var Türkiye’nin en büyük şarkıcısı.” Dedim: ”Kim o ya?” Emir Buhari’nin arkasında, Emir Sultan’ın kabri böyle tıklım tıklım. Dedim: ”Bana bir gösterin bakayım. Bir göreyim.” Kabir pislik içinde. O sanatçının kabri pislik içinde. Bir tane ziyaretçi yok. Burada Allah’ın dostu Emir Buhari, Emir Sultan. Her gün 10 binler, 100 binler akın akın geliyor, Kur’an okuyor, dua ediyor. Öbür tarafta sanatçı, bakın bütün Türkiye’nin ve dünyanın tanıdığı bir sanatçı bu. Bir tane ziyaretçisi yok, bir tane Fatiha okuyanı yok. Hangi kariyer? Ebedi hayatın kariyeri. Sen Allah’ın dostu olursan Allah seni kıyamete kadar zikrettirir. Bugün biz, Yunus Emre’leri konuşuyoruz, Hacı Bayram’ları konuşuyoruz, İhramcızade İsmail Efendi’leri konuşuyoruz, Bediüzzaman Said Nursi’leri konuşuyoruz. Aramızda yüzlerce sene var. Neden konuşuyoruz bunları? Sadıklardan olursan Allah senin ismini kıyamete kadar unutturmaz. Bu iş böyledir. Son ayet: ”İşte çalışanlar böylesi için çalışsınlar.” Koştur, çalış. Bunun için çalış ama. Şu namaza gidiyorken esnaf kardeşine arada bir uğra: ”Kardeşim, bugün benle beraber öğle namazını kılar mısın?” Bir komşuluğun var, bir dostluğun var. Sinemaya davet ederken hatır kullanıyorsun, halı saha maçına davet ederken hatır kullanıyorsun. ”Gel eve beraber film izleyelim.” diyorsun, hatır kullanıyorsun. Ama namaz için, Allah için hatrını kullanmıyorsun. ”Hatrım yok mu ya? Gel bir öğle namazı kılalım beraber.” Her şey bir vakitle başlar kardeşler. Adam bir namaza gider, kalbine öyle bir hidayet tecellisi eder ki Allah-u Teala, senden daha sağlam namazlı bir adam olur. Senden daha sağlam Müslüman olur. Bak buraya gelen öyle kardeşler var ki aranızda bir arkadaşı buna vesile olmuş. ”Bir kere gel sohbete ya, hatrım için.” demiş. Vesile olan kişi sohbeti bırakıyor, namazı bırakıyor. O vesile olduğu, o bir kere meraktan, hatır için gelen adam var ya; 3 senedir, 4 senedir yanımızda. Öyle insanlar var şu anda burada. Kimin ne olacağını Allah bilir. ”En dipten en zirveye yarın benim başıma ne geleceğini ben bile bilmiyorum.” diyen Muhammed Aleyhisselam’ın ümmetiysen yarının için kesin olarak konuşmayacaksın. ”Ben bile yarın başıma ne geleceğini bilmiyorum.” diyor. Allah’ın peygamberi bu ya. Övgüler ve Selam üstüne olsun. (Amin) O bile bunu diyorsa… ”Benim bu kadar talebem var, bu kadar insana dervişliği öğrettim, zahitliğimde de ileri gidiyorum. Artık benim ayağım kaymaz, kurtardım ben.” ”Yarın bile ben başıma ne geleceğini bilmiyorum.” diyor Muhammed Aleyhisselam. Sen neyine güveniyorsun? Her insanın kusurları olur, günahları olur. Mesele; sevapların, günahlardan daha fazla gelmesi. Dengede, muhakkak teraziyi, sevapları yüksekte tutmak. Kardeşler bunun için çalışacağız. Allah’ımız öyle bitiriyor: ”İşte çalışanlar, bunun için çalışsınlar.” Mevla Teala Hazretleri anlamayı, idrak etmeyi hepimize nasip etsin. (Amin) Amin ya Muin.

Şeytanın vesvesesinden sıkıldın mı?

”Allah’ım bize müsaade et de salih ameller işleyelim.” diyorlar. Peşinden devam ediyorlar: ”Bu zamana kadar işlediğimiz amellerin dışında.” Bakın! Bu ayette o kişiler neyi kabul etmiş oluyor? Bugüne kadar işledikleri amellerin bozuk olduğunu kabul etmiş oluyor. ”Bu amellerden başka ameller işleyeceğiz.” diyorlar ve ”Salih ameller işleyeceğiz.” diyorlar. Yani bu ayetten biz aslında ne anlamış oluyoruz? Herkesi cehenneme koyan, kendi işlediği amellerdir. Oraya girdikten sonra anlıyorlar; biz çok yanlış şeyler işlemişiz. Sana burada dediler ki: ”Gitme o iddia bayiine.” ”Gitme!” dediler sana. Sen ne dedin: ”Arkadaşım gidiyor, hatırını kırmak istemiyorum.” Gitmişken bir tane de sen oynadın ve 20-30 TL bir buldun, şeytan ağzına balı bir çaldı; artık şimdi her hafta haftalığının yarısını o kumarhanelere veriyorsun. Bekliyorsun, hala kazanacağın günü bekliyorsun. ”Kör şeytan bu sefer bana ver.” diyorsun. Kör şeytan! O şeytan seninle boyuna oynuyor. Seninle boyuna makara yapıyor. Şimdi, Hasan-ı Basri hazretlerine geliyorlar, talebeleri şikayette bulunuyorlar. Biliyorsunuz, tabiinin büyük alimlerinden bir tanesidir Hasan-ı Basri hazretleri. Diyorlar ki: ”Ya şeyh! Biz, bu şeytandan çok incindik. Bize devamlı vesvese veriyor. Bize devamlı bu dünya hakkında vesvese veriyor.” ”Şununla bir konuşsan da, bir rüyana falan gelirse ya da bir yakaza halinde falan görüşürsen, bize bir yöntem öğret; şundan kurtulalım.” ”Bizim yakamızı bıraksın.” ”Bizim ibadetimize falan karışmasın.” Şeytanın işi bu: ibadetimize karışır, bozmaya çalışır. Şeyh efendi de (Hasan-ı Basri hazretleri de) şöyle diyor, bak! kelimesi kelimesine getirdim: Gülümsüyor talebelerine ve şöyle diyor: ”Şimdi buradaydı o şeytan. O da sizden şikayet etti.” Bunlar şeytandan şikayet ediyor, şeytan da bunlardan şikayet ediyor. Dedi ki: ”Şu adem oğullarına nasihat et efendi hazretleri. Eyle de benim hakkıma tamah etmesinler.” Şeytan diyor ki: ”Benim hakkım var bu dünyada, tamah etmesinler. Şu senin etrafındaki insanlara söyle, nasihat et.” ”Kendi haklarına razı olsunlar.” Hak Teala beni huzurundan kovduğu zaman, dünyayı ve cehennemi bana mülk kıldı. Kovduğu zaman, biliyorsunuz, sen git, huzurumdan çekil, sen artık mühlet verilenlerdensin, dünyada hüküm sür. Cehennem de senin mülkündür. Bakın, dünyayı ve cehennemi şeytana mülk verdi ve ona müddet verdi kıyamete kadar. Bu mülk kime ait olmuş oldu? Şeytanın mülkü olmuş oldu geçici olarak. O da kendisinin olduğunu zannediyor ama geçici. Kıyamet gelecek çünkü. Cenneti ve kanaati ise onlara verdi. Biz müslümanlara neyi verdi? Dünyada kanaat edin, size verdiğim rızıklara kanaat edin, sabredin. ”Sabrın sonucunda ebedi ahiret yurdunu; cenneti size vereceğim.” dedi. Bu, onun lütfuyla verilmiş olan bir şey, ibadetimizle değil. Sizden kimse ibadetiyle cennete giremez. Muhammed aleyhisselamın sözüdür. Dikkat buyurun! Aranızdan hiç kimse; ey sahabelerim, ey dava arkadaşlarım, hiç kimse ibadetiyle cennete giremez. Sahabeler şaşırdı. Ey Allah’ın Resul’u, sen de mi? Evet, ben de ibadetimle cennete giremem Allah’ın lütfu olmadıkça. Kur’an’daki o cennete girenler, ne söylüyor? Lütfunla bizi bu ebedi istirahat yurduna soktun, Allah’ım sana şükürlere olsun. Lütfunla! Bak, ibadetimizle yok. Kur’an’da ibadetimizle soktun yok, lütfunla var. Allah’ın lütfu olmazsa; ibadetimiz, bir tane gözümüzün karşılığı etmiyor. Dolayısıyla denk gelemiyor ebedi yurtla, cennete denk gelmiyor. Denk gelmediği için cennete giren kullar ilk ne diyor? Allah’ım sana şükürler olsun, bizi lütfunla buraya soktun. Muhammed aleyhisselam diyor ki: ”Ben bile ibadetimle girmeyeceğim, Allah’ın lütfuyla gireceğim.” Şu halde gururlanacak bir şey yok. Şimdi Allah bu kitapta bize kanaati ve cenneti mülk kıldığını söylüyor, yeter ki O’na itaat edelim, O’na tâbi olalım. Şeytan diyor ki: ”Şimdi bunlar kendi haklarını bıraktılar, benim mülküme tamah ediyorlar.” Bu namaz kılmayanlar, bu piyango bileti alanlar, bu yılbaşı kuyruğunda beş bin kişi vardı diyor kardeşim, bana resim çekmiş, resim gönderdi. Hocam, Sirkeci’ye gittim, işim var. Bir tane orada biletçi var, bilet satıyor. Vallahi, yemin ediyorum hocam, beş bin kişi vardı sırada. ”Cehenneme girmek için sıraya girmişler hocam.” diyor. Beş bin kişi ya! Bu adamların beş yüz tanesini sohbete getiremezsin. Neden? Sohbette alabileceği bir para falan yok. İnsan hemen alabileceği, gözle görünen bir meta istiyor. Ahiret diyorsun, ebedi yurt, Allah verecek diyorsun. Burada Allah’ın istediği ilimleri öğren ve buna göre yaşa, Allah verecek diyorsun. Hayır, ben ilerde olacak şeyi istemiyorum, ben hemen burada, dünyada istiyorum, peşinciyim ben diyor. Allah, bu insanlara izan versin, akıl fikir versin. Bu insanlar bugün cehennemin peşinde koşturuyor, para vererek bunu yapıyorlar. Para vererek zinaya gidiyor, para vererek meyhaneye gidiyor, para vererek kumar oynuyor, para vererek hafta sonu izleyeceği maçın iddiasını oynuyor; bunların hepsi için para veriyor. Verdiği paralar bunu nereye götürüyor? Nereye bilet alıyor? Cehenneme bilet alıyor. Bak! Tamah ettin. Cehenneme tamah ediyorsun. Niye cebindeki parayı cehenneme gitmek için koştura koştura veriyorsun ki? Senin hiç mi kafan çalışmıyor? ”Ben de onların imanlarını almayınca dünyayı kendilerine vermiyorum.” dedi. Ne demiş şeytan? ”Ben de onların imanlarını almadıkça bu dünyayı onlara vermiyorum.” Sen ne karşılığında neyi vermek istediğinin farkında mısın? İman demek: ebedi yaşamı kaybetmek demek. İmansız gidersen ebedi yaşamı kaybedersin. Son nefes! Hayatımızdaki en önemli an son nefestir. Bunu kaybettiğin anda işin bitmiş demektir. Her insan evden çıkarken bir şeyi yanına almak zorunda. Neyi alır yanına? Anahtar. Evin anahtarını yanına almadan çıkarsan dışarıdan içeriye giremezsin. Muhakkak anahtar yanında olmak zorunda. Dünya denilen evden de dışarıya çıkarken muhakkak kelime-i şehadet anahtarı bizim cebimizde olmak zorunda. Bu anahtarı yanımıza almazsak, anahtarsız çıkarsak cennet yurduna asla giremeyiz. Bizim yurdumuz, bu anlatılan cehennem adamları gibi, ebedi olarak ateş olur kardeşler. Ama bu anahtarı cebine alabilmen için ne yapman lazım? Bir çalışma, bir gayret içinde olman lazım. Kendini hep şehadete hazırlaman lazım dünya hayatının içinde. Dilini zikre alıştırmazsan son nefeste şehadet getiremezsin. Bu, bir tekvandocunun durumuna benzer. Tekvandocuya, hocası diyor ki: ”Bak! İki ay sonra müsabakalar var. Yediğinize dikkat edin. Uykunuza dikkat edin. İdmanları kaçırmayın.” Bu tekvandocu kardeş de, yaşanmış bir hadisedir, ”Ben nasılsa çok iyi bir durumdayım, atik bir adamım, tecrübeliyim, akranlarıma karşı üstün gelirim; bu beşinci ya da altıncı müsabakam, turnuvam.” ”Ben muhakkak bu madalyayı alacağım.” diyor ve ne yediğine, içtiğine bakıyor, ne uykusuna dikkat ediyor, ne de idmanlara gidiyor. Müsabakaya bir çıkıyor, ilk raunda çıkartıyor üç dakika. İkinci raunt bir başlıyor, bunun dili dışarıda. Bir sportif faaliyette en önemli şey, zekadan da önemlisi kondisyondur. Adamın kondisyonu, nefes yetisi biterse istediği kadar zekası, tecrübesi olsun, adamı dağıtırlar. İstediği kadar kaliteli bir adam olsun. Kondisyonun yoksa bitersin. Hemen daha ilk turda eleniyor. Son nefes de bunun gibidir. Bir çalışma yapman gerekiyor, kendini hazırlaman lazım. Bu namazlar, bu oruçlar, bu zikirler ne için? Bunların tamamı ne için? Bizi son nefese hazırlamak için. Bunlar varsa son nefeste, şeytanı gördüğün anda: ”Ben senin zaten şerefsiz olduğunu biliyorum.” dersin. Ama bunlar yoksa şeytanı gördüğün anda: ”Aaa, bu benim kurtarıcım mı acaba? Peygamberim olmasın bu ya?” Tanımıyor, Allah tanımasına izin vermiyor. Orada bir illüzyon yapacak şeytan; nur yüzlü, ak sakallı bir dede olacak gelecek sana. Şeytan nur yüzlü, ak sakallı bir dede olarak gelir. Bak, rüyada iki şekilde gelir: salih kula çirkin bir adam suretinde gelir ama zayıf bir kula nur yüzlü ak dede olarak gelir ve şöyle der: ”Artık senin namaz kılmana gerek yok evladım.” ”Sen erdin artık.” Salih kul uyandığı zaman ne der? Vallahi bu şerefsiz, şeytandı. Çünkü o biliyor. O biliyor ki, Muhammed aleyhisselamdan bile namaz kalkmamış, ben kimim ya! O biliyor bunu. Ama cahil kul ne diyor? ”Tamam. Ben zaten namaz kılmıyordum, kalbim temizdi. Bu salih amca da, bu ak sakallı amca da girdi teyit etti, artık delilim de var.” Hocalar bana sorduğu zaman: ”Niye namaz kılmıyorsun kardeşim? Rüyama ak sakallı dede girdi.” diyebilirim artık. Kurtardım ben. Vallahi büyük cehalet. Büyük cehalet! Allahu Teala bu insanlara hidayet versin, izan versin.

Dünyada engelli ve özürlü olanların ahiretteki durumu ne olacak?

Ahirete gittiğimiz anda vücudumuzdaki bütün noksanlıklar, eksiklikler bitecek. Kör olarak doğmuş bir adam mesela; ahiret aleminde uyandığı anda gözleri açılacak. Uyuyamama hastalığı olan bir kişi ahirette uyanacak. Aynen bunun gibi de dünyada iken acı hissetmeyen bir insan, ahiret alemine vardığı anda bu eksikliği, bu bedeni eksikliği Allah ondan alacak ve sağlıklı olacak. Cehennem azabını da bu şekilde görecek.

Adli Tıp Uzmanının ibretlik rüyası: “Beni erkeklerin yıkamasına izin verme kızım!

Şimdi, şu ibret mesajını da okuyayım hem kapatayım. Kardeşim kaç dakikam var, ona göre kendimi ayarlamam lazım? “8 dakika.” Peki kardeşim 18 dakikada inşallah ben bu işi çözeceğim. Bismillah Bu, adli tıp uzmanı bir bayan kardeşimden gelmiş olan bir mesajdır. Sadece ibret almam için, anlattığım meselelerin tahakkuk ettiğini görebilmem için, imanımın nurunun artmasını istediği için, bu bayan kardeşim, bu mesajı bana göndermiş. “Hocam ben adli tıp uzmanıyım. Size başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum.” Adli tıp ne yapar kardeşler? Cesetler gelir, otopsi yapar. Bu ceset eceliyle mi öldü yoksa içeride bir zehir var mı, bir darbe almış mı, boğazı sıkılmış mı falan, otopsi yapar bu. Şimdi diyor, başımdan geçen bir olay var diyor. Sana bunu nakledeceğim. “İşim gereği her gün ölüme bakıyorum.” Çok önemli bir meslek bu. Her gün ölüleri görüyor o morgda. “İnancımdan, inşallah Rabbim hoşnuttur.” İnşallah kardeşim. “Başım açık geziyorum ama 14 yaşımdan beri namazımı, orucumu bırakmıyorum.” Bakın, bu bayan kardeşimiz dinin bir emrini yani Allah’ımızın Kur’an’da örtünün dediği bir emri yerine getirmiyor ama diğer iki emri yerine getiriyor. İki emir ne? Oruç ve namaz. Tıpkı örtünmek de bu iki emir gibi farz olan emirlerdir. Bu kardeşim ikisini yapıyor. İnşallah Allah bu kardeşime örtünmeyi de nasip etsin. (Âmin) Bu kardeşimin etrafındaki arkadaşları eğer cahillerse şöyle derler: “Ya senin başın açık, senin namazın olmaz ki. Senin başın açık, orucu boşuna tutuyorsun, Allah kabul etmez ki.” Bu tamamen cahil zırvasıdır. İbadetlerde Allah, ya hep ya hiç demez. İmanda ya hep ya hiç vardır, ibadetlerde ya hep ya hiç yoktur. Yapabildiğin kadarını Allah değerlendirir, buna göre bizi hesaba çeker. Bu bayan kardeşimiz de; emir belki ağır geldi, zor geliyor yapamıyor ama 14 yaşımdan beri namazımı, orucumu bırakmam diyor. Allah şu ibadetlerin hürmetine kardeşime tesettürü de nasip etsin. (Âmin) “Geçen sene bir rüya gördüm.” “Başı açık kadından ne olur ya, o rüyamı görür, kalbi temiz olur mu…” Allah kime, ne rüyası vermiş. İnsanlara bakarken dış görünüşüne bakmayın. Aranızdan binlercesine gelmemiş bir rüyayı Allah bu kardeşime verdi, bakın. “Geçen sene bir rüya gördüm.” Yazılar kaymaya başladı. “Bir ses, “Kızım, beni erkeğe gösterme. Yarın beni getirecekler kızım, vebalim sende.” dedi.” Bir teyzenin sesini duymuş. “Kızım beni erkeğe gösterme. Yarın beni sana getirecekler.” “Beyaz, başörtülü, nur yüzlü bir teyze.” Teyzeyi de rüyasında görmüş. “Uyandım, hayırdır inşallah dedim. Sabah işe geldim. Cesetleri, ceset torbalarından çıkartmaya başladık.” Her gün üç, beş tane geliyor bunlara. Torbalarından çıkartıyorlar, faaliyete başlıyorlar. “Aaa! Bir baktım, rüyamda gördüğüm teyze. Huzurevinde ölmüş. Oğlu inceleme talep etmiş.” Biliyorsun, şüphe varsa aile inceleme talep edebiliyor. İnceleme talep edildiği anda otopsi. Bedenini kesiyorlar, biçiyorlar, araştırma yapıyorlar. Oğlu anasını bırakmış huzurevine. “Ölüm saatine baktım, rüyayı gördüğüm saatti.” Allahü Teâlâ rüyayı gördüğü saatte kadının canını almış ve ruhunu, bu ablanın ruhuna misafir olarak göndermiş ve konuşmuş “Ben yarın geleceğim sana.” diyor. “İçim kötü oldu.” O anda bir karıncalanma olur, bir heyecanlanma olur, kalbi normalden daha fazla atar çünkü anormal bir şey oluyor. Dünyevi şeylerle gördüğümüz algıların dışında anormal bir şey oluyor. Berzah âleminden ve ahiret âleminden bir şey başımızdan geçiyor; bunlar olduğu zaman kalbimiz normalden daha hızlı atar. Bu hafta, Rabbim nasip etti; Ankara’dan dönerken kardeşlerim beni Yunus Emre’nin kabrine götürdüler. Kabirde ne yaparsın? Beş dakika oturursun, Kur’an okursun, duanı edersin, çıkarsın. Kabrin başına geçtim. Ellerimi açtım, Kur’an’ımı okudum, hediyemi yaptım ama bir şey var. Gözlerimi kapatıp kabrin başında Yunus’un karşısında durmaktan kendimi alıkoyamadım, durmaya devam ettim. Yarım saat mübareğin karşısında gözlerim kapalı durdum. Buna, rabıta hâli denir. Rabıta iki türlüdür: Bir, ölüm rabıtası. Kişi öldüğünü hayal eder. İki, rabıta-i şerif, mürşit rabıtası. Bir sâdıkın, bir sâlihin ya da Peygamberimizin karşısında olduğunu hayal etmen. Orada, mübareğin karşısındayken, dualarımı okuduktan sonra rabıta yaptım Yunus Emre’nin ruhuna. Mübareğin karşısında; sanki karşıma geldi ve beni bir mıknatıs gibi çekti. Yarım saat boyunca ayakta, ellerim açık bir şekilde durdum. O kadar büyük bir lezzet aldım ki, haz aldım ki; bu olayı üç, dört farklı yerde daha yaşadım. Bir, Merkez Efendi’nin kabrinde. Benim çokça gittiğim cami, Merkezefendi Camii’dir. Büyük Bir Allah dostudur, Mûsâ Muslihuddin -Allah ona rahmet etsin (Âmin)- İki, Sivas’ta üstadım İhramcızâde İsmail Efendi’nin kabrinde. Orada da yarım saat, bir saat civarı rabıtadan çıkamadım. Üç, Muhammed aleyhisselâmın kabrinin yanında. Cennet bahçesinde kafayı bir gömdüm, bir saat. Kafayı bir kaldırdım bir saat geçmiş. Bana göre iki dakika, üç dakika ama saate bakınca bir saat geçtiğini fark ettim. Bakın, zaman donuyor o anda. Sevdiğim bir sâdıkın yanında olduğum zaman, aşık olduğun bir insanın yanında olduğun zaman, zaman donuyor. Şimdi, sen nişanlının yanına gittiğin zaman, evlendiğin hanımının yanına gittiğin zaman, çok sevdiğin, aşık olduğun hanımının yanına gittiğin zaman; yeni evlisin, cicim ayları iki gün, üç gün beraber olmuşsunuz sonra gitmişsin şehir dışına, bir hafta sonra tekrar dönmüşsün. Karın senin burnunda tüter mi tütmez mi? Daha yeni evlisin, cicim ayları, daha kavgaların başlamamış, gerçekçi ol. Kavgalar başlamamış, cicim ayları, hanımın senin burnunda tüter. Döndüğün zaman da onunla bir muhabbete geçersin iki saat, üç saat böyle ama zannedersin ki yarım saat, yirmi dakika geçti. Hâlbuki üç, dört saat geçti. Zaman su gibi akıp gidiyor onların yanında. Bu hâli yaşadım Yunus Emre’nin karşısında da. Bırakmadı. Ruhu, ruhumu bırakmadı. O kadar büyük lezzet aldım, haz aldım. Şimdi, bu ablamıza da ruhu gelmiş o teyzenin, haberdar ediyor. “Bak, yarın benim bedenim sana gelecek.” diyor. “İçim kötü oldu.” Bir değiştim diyor. “Erkek arkadaşlara, bu işlemi ben yapayım dedim ve teyzenin otopsisini yaptım.” Orada yine sınavdaydı. İstese başından savabilirdi, korkabilirdi. Ama imanı var, işareti de almış, fırsatı kaçırmamış. Abla uyanık çıktı. Erkeklerden birisine diyebilirdi, siz yapabilirsiniz. Ama kadın ne demişti: “Benim bedenimi erkeklere gösterme.” Çok namuslu, çok sâlih, çok sâliha bir kadın olduğu için Allah, ruhunu bu ablamıza işaretçi olarak gönderdi. “Her yerinden nur akıyor gibi geldi bana hocam.” Kadının yüzüne baktım diyor, sanki her tarafından nur akıyor gibi. Bu nasıl olur? İbadetle olur. Bu kadın ibadetli bir kadın. Kesin, başka bir yolu yok. “Hani ölüyü yıkarken, ölü yardım eder derler ya aynen öyle, teyze de sanki bana yardım etti.” İşlerimi yaparken, onu kesip, biçerken sanki bana yardım etti. “Masaya dökülen birkaç saç telini dahi topladım, teyzenin saçlarının içine koydum.” Sıkıştırmış saçlarının içine, dışarıda saç teli kalmasın diye. “Başörtüsünü ve kıyafetlerini kanun gereği torbaya koyarız.” Elbiselerini torbaya koyuyorlar. “Başında bırakamadım. İşlem bitti ve ceset torbasına koyup teslim ettik. Oğlu ve gelini vardı, “Başınız sağ olsun, mekânı cennet olsun.” dedim.” Oğlu ve geline gitmiş. Başınız sağ olsun, mekânı cennet… Her Müslümana bunu söylersiniz değil mi kardeşler? “Oğlu bana: “Bırakın bu safsatayı. Cennet, cehennem bu dünyada. Anneme bunu anlatamadık, bari siz anlayın.” tarzında bir şeyler söyledi.” Oğlu şimdi fıkha göre ne söyledi? Elfâz-ı küfür. Kâfir eden sözlerden bir tanesini söyledi. Safsata… Cennet ya da cehennem hakkında bir insan dese ki; cennet var, cehennem var ya da biri dese ki; cennet ayetleri, cehennem ayetleri… Karşısındaki adam da dese ki; bu safsata, ne olur o adam? Beş defa hacca gitmiş olsun, her sene 100.000 TL zekât vermiş olsun bu adam, bu kendisini Müslüman sanan kişi, bunu dediği anda, safsata dediği anda kâfir eder, dinden çıkmış olur. İşte bu oğul da ne yaptı? “Safsata bunlar. Anneme anlattım, anlattım, anlamadı ya…” O senin annen başkasının rüyasına girdi. Sen annene bakmadın. Annen senin rüyana girmesi lazımdı. Sen de Müslümanlık olsaydı ne olurdu, çocuğunun rüyasına girerdi. Ve derdi ki, anneme otopsi yapmanıza gerek yok. Ama gitti bu anne kimin rüyasına girdi? Müslüman kızın rüyasına girdi. Bize de büyük bir ibret oldu. “…tarzında bir şeyler söyledi. Anneniz neden huzurevindeydi, dedim.” Şimdi kız lafı sokmuş. Sen madem anneni çok seviyorsun, annene aşıksın neden huzurevindeydi annen. Bir Müslüman annesini huzurevine bırakır mı? Bu benim annem. Ben bebekken benim pisliklerimi annem temizledi; şimdi o muhtaç onun pisliklerini ben temizleyeceğim, diyeceksin. Huzurevi nedir ya! Onu batılılar yapar. Batılı adam, anası geldi mi 55 yaşına; maaşını alır huzurevine verir, al benim anama bak der. Müslüman bunu yapamaz. Anasını, babasını başkasının eline bırakmaz. Müslüman bilir ki kimse benim baktığım gibi bakmaz. Bir batılı baba, oğlu 18 yaşına geldiğinde der ki: “Seninle artık benim işim bitmiştir, sen artık reşit oldun. Ne hâlin varsa gör, evimden çık.” Bir Müslüman baba ise böyle bir şey söyleyemez. 18 yaşına geldiği anda babanın üzerine Allah bir mükellefiyet yükler. Nedir o? Ev dizecek ve oğlunu evlendirecek. Her baba, bu mükellefiyete sahiptir. Oğlu çalışırsa daha iyi. Babalar oğullarından destek alacak. Oğullar da, “Ya babamın üzerinde böyle bir mecburiyet var, ben çalışmam.” derse, babası tokadı basabilir. Hayır, çocuk da çalışacak baba da gayret gösterecek. Ve baba oğlunun imanının yarısını kurtarması için onu evlendirecek. Bu evladın babası üzerindeki hakkıdır. İslamiyet bunu emrediyor. Batılıların dininde, tahrif edilmiş dinde böyle bir şey yok. 18 oldu mu; “Hadi git, ne yaparsan yap, sen evleneceksin, banane.” diyor. Ama Müslüman baba mükellef bırakılmıştır. Oğlunu evlendirmek zorundadır. “Neden huzurevindeydi, dedim. Orada yaşıtlarıyla mutlu olsun diye, dedi.” Bak şimdi, bak, bak, bak… Ne kadar zeki bir adam. -Niye anneni huzurevine veriyorsun? -Yaşıtlarıyla orada mutlu olsun. Sen iki tane bayramda gideceksin annene, ya gideceksin ya gitmeyeceksin; adam ateist belli, bayramda falan da gitmez. Yılbaşında gider anca bu. Noel Baba kıyafeti ile annesine gider ziyarete kırmızı, kırmızı. Müslüman olsaydı bayramlarda giderdi. Yılbaşında bir kere gidecek, diyecek ki: “Anneciğim ben seni çok özledim, seni çok seviyorum.” -Ee, niye beni burada bırakıyorsun? -Yaşıtlarınla mutlu ol diye bırakıyorum. Kim yer bunu be, kim yer bunu. Sen anca bununla altı yaşında çocuğunu kandırırsın. Hiçbir Müslümanı kandıramazsın, Allah’ı kandıramazsın, meleklerini kandıramazsın. “…mutlu olsun diye dedi. Geldiği huzurevi de Ankara’nın en lüks huzur evi, çok pahalı bir yer.” Adam zengin bir adammış demek ki. “Ünlüler, zenginler falan var. Oğlunun Ostim’de fabrikası varmış. O kadar zenginlikte anacığını oraya terk etmiş hocam. Akşam eve gidince teyzenin ruhuna Yasin okudum.” Şimdi bu abla bir de eve gidiyor; vazifesini yaptı ya vazifesini bitirdi, şimdi Yasin okuma vazifesi yok, oğlunun yapmadığı şeyi bu abla yapıyor. Gidiyor evine, bir de Yasin okuyor ruhuna. Muhammed aleyhisselâm buyurdu: “Ölüleriniz üzerine Yasin okuyunuz.” Bu hadisten dolayı abla Yasin okuyor. Türk milletinde bu âdettir. Ölmek üzere olan ya da ölmüş kim varsa biz hemen Yasin okumaya başlarız. Delili bu hadis-i şeriftir. “…teyzenin ruhuna Yasin okudum. O gece teyzeyi rüyamda, annemle birlikte Kâbe’de gördüm hocam.” Elhamdülillâh. Elhamdülillâh. Bu nedir? Kadın imanı kurtarmış, bir. İki, anası da imanı kurtarmış. Allah yaptığı iş karşılığında annesi hakkında da bir delil veriyor. Annesini de Kâbe’de o teyzeyle beraber Kâbe’yi tavaf ederken görüyor. Kurban olduğum Allah’ım. Rabbim bize nasip etsin gitmeyi. (Âmin) Kasım’da inşallah umreye gideceğiz. Bakın, bazı yaptığımız işler vardır, mükâfatını daha dünyadayken alırız. Bu ablamızdan Allah bin kere razı olsun. Bir daha duamı tekrar ediyorum, Allah’ım sen şu sâlih ameller hürmetine bu ablama tesettürü nasip et. (Âmin) Âmin ya Muîn. Ne kadar güzel. “Annemle beraber Kâbe’de tavaf ederken gördüm.” diyor. “Annem iki sene evvel rahmetli olmuştu. Abdestini aldı, namaza duracakken fenalaştı ve kaybettik. Sizinle paylaşmak istedim hocam.” Kardeşim Allah senden bin kere razı olsun. (Âmin) Sadece bizimle değil, buradaki bütün genç kardeşlerimle ve bu videoyu izleyecek on binlerle, yüz binlerle bu hadiseyi paylaşmış oldun. İnşallah ibret olur. Yüzlerce, binlerce Müslüman kardeşimin de hidayetine vesile olmuş olur, inşallah. Âmin ya Muîn. Aranan hazinenin yolunu gösterdim sana, belki sen kavuşursun biz varamadıksa da. “Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak beni yaratan Allah’ıma aittir.” (Hûd 51) Velhamdülillahi Rabb’il âlemîn. El-Fâtiha.

Allah, mahşerde bizi nasıl karşılayacak?

“İnne-l-ebrâra…” (İnfitâr, 13) Muhakkak ki ebrâr, iyiler… Arapça’da ‘birr’ iyilik demektir. Birr… Ebrar, iyilik yapanlar, iyi olanlar. O iyiliği çoğaltanlar, o iyiliği daim bir hâle getirenler; çok fazla çoğaltmasa bile az yapanlar ama istikrarlı yapanlar… Bakın, iyilik yapanlar ikiye ayrılıyor: Bir, çok çok yapmaya çalışanlar. Nafileyi ne kadar fazla arttırırsa Allah ile olan yakınlığı o kadar artıyor. Bir de çok yapmıyor. Bir kısım da çok yapmıyor, iyilerden bir kısım, az yapıyor ama istikrarla yapıyor. Allah ikisine de ebrar diyor. Bunların ikisi de iyidir. İkisi de benim sevdiğim kullardır. Ben ikisinden de memnunum, diyor. ”İnne-l-ebrâra lefî na’îm’.’ (İnfitâr, 13) O ebrar var ya, onlar Na’îm cennetindedirler. Cennetlerin merkezinde, nimetlerin en bol olduğu cennete, Na’îm cenneti denir. Bir kul dünya hayatında yaptığı seçimlerle iyiliği kötülüğünden fazla getirirse, ölümünde Müslüman olarak ölürse terazisi günah terazisinden fazla gelir. Sevap terazisi bir tane bile günah terazisinden fazla geldiği anda ne oluyor? Bu kul direkt olarak sıratın üstünden geçiyor, cehenneme düşmüyor. Günahı fazla gelirse sevaptan ne oluyor? Cehennemin üstünden geçerken ayağı kayıyor, sıratın üstünden geçerken cehenneme düşüyor. Günahları nispetinde yanıyor ondan sonra cennete gidiyor. Bir tek şart vardır: İman şartı vardır. Şimdi, Allah’ımız ebrarı methediyor bu ayeti kerimede ve onlara na’îm cennetleri vereceğini söylüyor. Bir sonraki ayette ne buyuruyor Mevla? ”Ve-inne-lfuccâra…” (İnfitâr, 14) Ve muhakkak ki ‘fuccar’ facir olanlar, günah koleksiyonu yapanlar, günahta istikrarlı olanlar… ”…lefî cahîm.” (İnfitâr, 14) Çok alevli ‘cahîm’ denilen bir ateşin içindedirler. Birileri nimetlerin içinde, cennet nimetlerinin içinde, birileri ateşin içinde. Bunu kim yapıyor? Sonucu kim belirliyor? Allah Teâlâ belirliyor. Peki, sonuca giden yolda seçimleri biz yapıyoruz. Sağ tarafı mı seçeceğiz, sol tarafı mı seçeceğiz? Allah Teâlâ bu iki yolun köşesinde bizi özgür bırakıyor. Ve diyor ki : Seçim senindir. Ben, hayrı işlemene de seni serbest bıraktım, şerri işlemene de seni serbest bıraktım. Bu yolun köşesine geldiğinde, yol ayrımına geldiğinde seçim yapmakta özgürsün, diyor. İster şeytanı takip edersin, ister salihleri, sadıkları takip edersin. Salihleri ve sadıkları takip edersen ‘birr’e doğru gidersin, iyiliklere doğru gidersin. Şeytan ve şeytan havarilerini, kötü arkadaşları takip edersen ‘cahim’e gidersin, alevli ateşe gidersin. Bu iki ayeti tefsir eden İmam Razi, Allah ondan razı olsun, Tefsur-ul Kebir’de bir olay anlatıyor. Halife Abdülmelik, Mekke’den Medine’ye geçerken, Rasullullah Aleyhisselam’ın kabrini ziyarete giderken İbn Hazm denilen bir âlime gidiyor. Bütün halifeler muhakkak âlimlerine hürmet göstermişlerdir. Bütün önemli, kritik meselelerde ulemaya danışmışlardır. Ben bu işi yapacağım da, bu maslahatta Allah’ın hükmü nedir? Allah’ı razı etmeyecek bir iş yapar mıyım? Ben bu hükmü ortaya çıkartırsam, yeni bir kanun koyarsam bu kanundan Allah razı olur mu, olmaz mı? Muhakkak etrafındaki şeyhülislama, âlime bunu danışırlar. Danışmadan şahsi kanaatlerle iş yapmazlar. Yapanların burnu yerden kalkmaz. Hüküm ancak Allah’ındır. İbn Hazm’a gidiyor. Diyor ki: ”Ey Allah’ın âlim kulu! Mahşer gününde Allah’a kavuşmamız, gidişimiz nasıl olacaktır? İnsanların O’na kavuşması, gidişi nasıl olacaktır?” İbn Hazım diyor ki: ”Salih olan kimseler, birr’e sahip olan, iyilikte istikrar sağlayan Müslümanlar, onların Allah’a kavuşmaları, gurbete çıkmış olan bir adamın ailesine kavuşması gibi olacaktır.” Ailesi, gurbete çıkmış olan bir askeri nasıl karşılar? Baklavalarla, böreklerle… Göz yaşlarıyla, sevgi gözyaşlarıyla, muhabbetle… Bir buçuk sene askerde kalmış. Şimdi bir sene oldu gerçi. Bir sene sonra askerden evine geliyor bu adam, bu asker. El üstünde tutuyorlar. Ne kadar tutuyorlar? iki ya da üç gün el üstünde tutuyorlar. O hasretin giderilmesi iki üç gün sürüyor sonra kimse yüzüne bakmıyor. Yaşamış bir adam olarak bunu söyleyebilirim yani. Hele ilk izine geldiğimizde bütün aile bireyleri, bütün sülale beni el üstünde tutuyordu. İki ya da üç gün kendimi kral gibi hissettim Arnavutların arasında. Kral gibiydim. Ne kadar hürmetkâr, ne kadar kaliteli bir adammışım ben ya, dedim. Sonra sıradan bir adama döndük, iki üç gün sonra. Dünyadaki rütbeler hep böyledir kardeşler, bakın unutmayın! Dünyadaki rütbeler geçicidir. Allah sizi ne kadar yükseltirse yükseltsin, bir gün aşağıyı gösterir. Neden böyle yapıyor? Burası kalıcı değil! Bunu bizim hafızamıza ve kalbimize kazımak için bir yükseltiyor, bir alçaltıyor, bir yükseltiyor, bir alçaltıyor. Şu hâlde biz ne yapacağız? Kalıcı olan yerde rütbe sahibi olmaya çalışacağız. Kalıcı olan… Çünkü orada bir rütbe sahibi oldun mu düşmek yok. Burada ne rütbe sahibi olursan ol, düşebiliyorsun. Bir şeyler oluyor, kader sırrı, Allah Teâlâ seni imtihan ediyor ve düşmene izin veriyor. Bunu sakın kötü olarak algılama. Burada zahiri rütbesi nice düşen adam vardır ki Allah’a olan yakınlık rütbesi artmıştır. Bir adam var Mısır’da. Muhammed Mursi… Allah ona rahmet etsin. (Amin) Zalimlerin zindanından kurtarsın inşallah. (Amin) Bu adam neydi? Mısır’ın cumhurbaşkanıydı. Ehl-i sünnet akidesinde hafız bir lider, hafız bir adam. Bu adamı aldılar, Amerika’nın desteklediği bir Yahudi torunuyla darbe yaptılar. Sisi denilen bir diktatörle, darbe yaptılar. Adamı aldılar, hapse attılar vatana ihanetten. Adam şu anda hapiste. Zahiri rütbesi gitti. Cumhurbaşkanıydı, devletin bir numarasıydı. Zahiri rütbesini bir gecede bitirdiler. Aynen 15 Temmuz’da bizde yapmak istedikleri gibi. Yine bir Amerikan darbe girişimi ama Allah Teâlâ tokadı bastı, izin vermedi. Bak oradakine izin verdi, buradakine bazı sebepler ortaya koydu, izin vermedi. İzin vermek, Allah’ın hükmündedir, Allah’ın iradesindedir. Bizi bu zorluklarla sınav etmeyi dileseydi izin verirdi, onlar başarılı olurdu. Ama bizi bunlarla sınav etmek istemedi, bizi galip getirdi küffara karşı. Bu da yine bizim kazanç sınavımız. Şimdi şımaracak mıyız? Bu galibiyeti kendimizden mi bileceğiz yoksa olayı Allah’a mı atacağız? Allah bizi galip getirdi diyeceğiz. Bu olay baştan sona incelendiğinde tamamen Allah’ın bir yardımıdır. Gecenin 4’ünde 3’ünde olacak darbe, saat 10’a getiriliyor mecburen, korkmalarından dolayı. Saat 10’a getiriliyor, dört beş saat geriye alıyorlar. Gecenin 10’unda darbe mi olur? Bu memleket on tane darbe gördü. Saat 10’da darbe olur mu? Ama adamlar panikledi, Allah Teâlâ kalplerine korku verdi, paniklediler. Akşam 10’da köprüyü tuttu ahmaklar. Bizim millet de sokağa çıkınca kaçmaya başladılar. Dünya rütbesi gitti Muhammed Mursi’nin. Ama şimdi gel görün, gidin ona sorun. “Hapiste kendini nasıl hissediyorsun?” Hapse düşen hangi Müslüman varsa ona gidin sorun. “Maneviyatın nasıl?” Allah ile çok yakın olduğunu söyleyecektir. Zahiri rütbelerden kurtulduğun zaman Allah’a olan yakınlığı artar. Musibetlerin sayısı, üzerine gelen okların sayısı arttıkça Allah’a olan yakınlığın artar. Hep şunu hissedersin. Etrafımdaki insanlar beni terk etti ama Allah benimledir. Ayetin deyimiyle: ”De ki: Allah bana yeter.” (Tevbe, 129) ”Allah bana yeter.” İşte… Bu âlime gitti, dedi ki: “Gidişimiz nasıl olacak?” Ebu Hazm dedi ki : “Ailesine dönüşü gibi olacak.” Öyle karşılanacak. Ailesi nasıl onu el üstünde tutuyor? Birr’e sahip ise bir kul, istikrarlı bir şekilde Allah’a kulluk yaptıysa, haramlardan mümkün mertebe sakındıysa, tövbelerini eksiltmediyse mahşere gittiğinde ailesinin onu karşılaması gibi karşılayacak. Allah ve melekleri ve peygamberler… Bakın sadece bizim peygamberimiz değil, bütün peygamberler ona imrenerek bakacaklar. Hadis-i şerifler bunu anlatıyor. Bunun sebebi nedir? Bütün peygamberler ve melekler o kula neden imrenerek bakıyor? Çünkü o kul, dünyadayken sadece Allah rızası için kardeş edindi. Allah yolunda kardeş edindi. Sadece Allah rızası için. Bundan dolayı imrenerek bakıyorlar. ”Bir de füccar vardır sultanım.” diyor halifeye, Ebu Hazm. ”Füccarın karşılanışı nasıl olacak peki?” diyor. Onun karşılanışı çok şiddetli! Çok şiddetli… Düşmanın esiri yakalaması gibi. Yahut da bir efendisinden kaçan bir kölenin, efendisi tarafından yakalanması gibi. Şimdi biz kullar, Allah’ın kulları, inanalım ya da inanmayalım Allah’ın kulu muyuz, değil miyiz? Amerikalı adam da, üç tane ilaha inanan adam da Allah’ın kulu mu, değil mi? Bütün dünyadaki insanlar, ateisti de deisti de Allah’ın kuludur. Kabul ediyorlar, etmiyorlar… Bir buçuk milyarı, “Biz tek olan ilaha inanıyoruz.” diyor. Diğer beş buçuk altı milyarı farklı ilahlarımız var diyor. Ama bunların tamamı kabul etse de etmese de Allah’ın kuludur. Şimdi öldüğümüz zaman, mahşere gittiğimiz zaman hepimizi Allah Teâlâ karşılayacak. Ama bazılarını, ailesinin gurbetten sonra, hasretten sonra karşılaması gibi; bazılarını da kendisinden kaçan köleyi efendinin karşılaması gibi. Dünyadayken Allah’tan kaçan köleleri, Allah nasıl karşılayacak? Sen niye benden kaçtın? Ben sana el verdim, ayak verdim, göz verdim, kulak verdim. Sen neden benden kaçtın? Neden hesap vereceğin günü hesap etmedin? Sana bunları Zeus vermedi, Jupiter vermedi, tanrın İsa vermedi. Sana bunların tamamını ben verdim. Sen neden benden başka ilahlar edindin? Allah hesap soracak.

Cennette Huri kızları ve evlilik? – Kadınların ödülü ne olacak?

Allah-u Teâlâ Hazretleri biz erkekleri, özellikle biz erkekleri, cennetten bahsederken en çok ne ile şevklendirmeye çalışır? Cennet nimetlerini anlatırken tabi ki bütün nimetleri okuruz, hoşlanırız ama huri ayetlerine geldiğimiz anda gözlerimiz parlamaya başlar. Çok keyiflenmeye başlarız. Bu neden böyledir? Erkeklerin şehvetini Allah Teâlâ çok kuvvetli yapmıştır ve ahirette bir menfaat olarak bize hurilerden bahsetmiştir. Ayet ve hadislerde çok huri ayet ve hadisi vardır. Neden Allah Teâlâ böyle yapıyor? Sen burada namusunu korursan ben sana orada çok daha güzellerini vereceğim diyor. Bakın! Bir kardeşim bir sual yazmıştı bana, birkaç hafta önce cevapladım. Burada nakletmeden geçemeyeceğim. Soru: Selamun aleyküm hocam. Bir arkadaşım soruyor; Nebe suresi 33. ayet-i kerimeyi açıklayabilir misiniz hocam? Bize bu ayette ne anlatılmak isteniyor? Şimdi ayetlere bakalım. Nebe suresinde 31 ve 34, 3 tane ayet. ”Şüphesiz Allah’ a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileri ile bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.” Nebe suresi ayetleridir. Şimdi… Tamam; bahçeler, üzümler, köşkler, nehirler… Allah Teâlâ birçok ayette bunları anlatıyor. Peki Allah neden bize göğüsleri çıkmış genç, yaşıt güzel kızlar diyor? Neden? Bütün nimetlerin yanında bayan nimeti, eş nimeti, hanım nimeti çok ayrı bir güzelliktir. Çok ayrı bir çekiciliğe sahiptir. Ve erkekler kadınlara düşkün olarak yaratılmıştır. Şimdi, ayet-i kerimeleri verdik. Bu ayetler, Allah Teâlâ’nın kendisine itaat eden ve haramlarından sakınanlara vaat ettiği cennetindeki ; Köşk, baldan nehir, yaşlanmama, hastalanmama ve ölümsüzlük gibi nimetlerinden biri olan genç eşleri(hurileri)… Huriler ödülünden de bahseden ve Müslümanları bu sonsuz ödülleri kazanabilmek adına daha çok çalışmaya teşvik eden ayetlerdendir. Allah-u Teâlâ özellikle bunlardan bahsediyor ki; burada sana ne teklif gelirse gelsin, zina etme yolunda ne teklif gelirse gelsin kabul etmeyeceksin. Reddedeceksin. Çünkü Allah sana ahirette çok daha güzellerini verecek. Bak şimdi! Bir kaç ayet-i kerime okuyacağım, kısa ayetler. Huriler ile alakalı özellikle. Müslüman, genç, erkek kardeşler! Zina teklifi alan kardeşler! Zina sadece yatağa gitmek demek değildir. Çıkalım mı? Benimle internetten flört eder misin? Zina! Akşamleyin gezip bir çay içmeye gidelim mi? Zina! Zina iki bedenin birleşmesi değildir. El ele tutuştun mu, bu zinadır. Gözün karşındaki bayanı görüyor mu, buna göz zinası denir hadislerde. Onunla konuşuyor musun, yazışıyor musun, bunlara dil zinası denir. Yazdığın her kelime senin yazmanla beraber melek tarafından kopyalanıyor. Kopyalıyor, yapıştırıyor. Kopyalıyor, yapıştırıyor. Teknoloji ilerledi artık. Meleğin yazmasına gerek yok. Kopyalıyor, yapıştırıyor 🙂 Bunlar da zinadır. Bunlardan sakınırsan ne olacak? Ahirette Allah sana çok daha güzellerini verecek. Bak şimdi! ”Onlar, koltuklara yaslanıp kurularak birçok meyveler ve içecekler isterler. Ve yanlarında da bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt dilberler vardır.” (Sâd suresi). ”Bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş.” Ne demek bu? Hocam cennette kıskançlık olmayacak zaten. Olmayacak ama bir erkek eşinin bakışlarının sadece kendisinde olmasını ister. Aynı şey kadın için de geçerlidir. Bir kadın kocasının bakışlarının kendisinden başkasına gitmesini istemez. Kıskançlık vardır. Onu kimse ile paylaşmak istemez. Cennette de Allah-u Teâlâ’nın erkeklere vereceği huri nimetinde, hurilerin gözleri kocasından başkasını görmeyecektir. Başka bir ayet: ”Biz o cennet kadınlarını Ashab-ı Yemin’den olan, kocalarına düşkün bakireler kıldık.” Allah neden bunu anlatma ihtiyacı hissediyor? Bakireler… Allah erkekleri teşvik için, şevklendirmek için, bak dünyada haramlardan sakın dediği için bakireler tabirini kullanıyor. Ama kime? Ashab-ı Yemin’ den olanlara, sağ tarafçılara, sağcılara, kendisini haramlardan sakınanlara. Bunlara ”Ashab-ı Yemin” denir. Söz verdi ezelde: Dünyaya gönderdim, ona imkanlar verdim. Parası vardı, arabası vardı, evi vardı, etrafında onunla cinsi münasebete girmek isteyen kızlar da vardı. Reddetti. Ashab-ı Yemin. Bundan olduğu için biz ona bu eşleri verdik diyor. Şimdi! Bu yazımıza bazı kardeşlerimiz yorumlar göndermişler. Enteresan yorumları yazıyorum biliyorsunuz kardeşler. Buraya getiriyorum okuyorum. Şimdi üç tane kardeşimizin yorumu var. Bakın nasıl anlamışlar… Halil kardeş: ”Bunlar çalışmaya teşvik eden ayetler, çok çalışmalıyız.” 🙂 Hurileri okudu ya şimdi, çok çalışmalıyız diyor. Murat kardeş (soy isimlerini söylemiyorum utanmasınlar): Şehvetine yenilip günaha girmekten alıkoyan vaatler bunlar. Yani aklı başında biri, bir kız için hurileri riske atmaz 🙂 Şimdi dünyada bir kızdan teklif geliyor. Aylar önce tövbe etmişsin, sohbete başlamışsın, namaza başlamışsın. Kız şehvetlenmiş. Tak! Kime? En son cinsel münasebette bulunduğu adama… Tövbe ettiği adam olmasına rağmen bozmak ister onu. Şeytan da kimi hatırlatır ilk olarak? Tövbe etmiş olan kimse o arkadaşlar içinde, kıza ilk olarak onu hatırlatır. ”Bunu boz, boz bunu, boz bunu! Devamlı sol taraftan gelir onun ismini söyler: Recai, Recai, Recai’yi ara. Namaz kılıyor, Recai’yi ara! 🙂 Kız da Recai’ye telefon açar. Beraber olabilir miyiz bu akşam? Gel bir yemek yiyelim sonra benim eve gideriz. Evde kimse yok. Teklif geldi. Bir kız için ahiretteki huriler… Seçim senin kardeşim. Buradaki peşin, çok cazip. Kimse beni görmüyor diyeceksin. Ama seni gören bir zaat var. Biri bizi gözetliyor. Devamlı biri bizi gözetliyor. Kaçacak yerin yok. Bizim kardeşlerden bir tanesine eski bir arkadaşı -tövbe etmeden önceki arkadaşı- telefon açmış. Oo İsmet ne yapıyorsun ya? İsmi değiştiriyorum kardeşler. İsmet ne yapıyorsun? Falan… Telefon açmış, davette bulunacak kardeşimize. Kardeşimiz bir bakmış, evvelce görüştüğü kız, beraber olduğu kız. Kardeş şimdi kanmamak ve aldanmamak için telefonu nasıl açmış? Ve aleykümselam ve rahmetullah ve berakatüh. Niye böyle açıyor? “Ben artık değiştim, ben başka bir yoldayım artık. Sakın! Nasıl bir teklifle geleceksen gel, böyle gelme bana. Ben artık uçtum.” diye bir set çekmiş. Elhamdulillah reddettik hocam diyor. Hemen ben bunu söylediğim anda diyor telefondan bir ses geldi “Dıııııt” Anladım ki diyor paçayı kurtardım elhamdulillah. Orada şöyle desen ne olur? Sağol, sen nasılsın iyi misin? Akşam beraber bir kahve içmeye çıkabilir miyiz? Ya bilmem ki şimdi ben tövbe de ettim ama… 🙂 Der misin böyle bir şeyi? Söylemez. Söylemez bunu. O muhabbete girdiğin anda tövbeyi falan söylemezsin. Ya şimdi akşam namazı var. Namaz kılacağım, arkadaşlarla beraber sohbete gideceğiz. Demez bunu. Olayı buraya getirmeyeceksin. Konuşmayı baştan keseceksin kardeş. Baştan kesmezsen bu kız seni aldatır. Allah kadınları çok çekici yaratmıştır. Şimdi kadınların bana en çok sorduğu soru: ”Erkeklere Allah, hurilerle evlenme nimeti vereceğini Kur’an’ da birçok ayette biz görüyoruz. Ama kadınlara erkekler nimetlerini vereceğini görmüyoruz.” Kur’an’da hiç bundan bahsetmez Allah Teala. Allah kadınlara ne verebilir? Hizmetçiler var. Ama farklı farklı erkeklerle evlenme durumu kadınlarda yok. Fıtrata aykırıdır. Bir kadının birden fazla kocası olması fıtrata aykırıdır. İnsan fıtratına aykırıdır. Ne verecek Allah Teâlâ? Allah Kur’an’da herhangi bir şey vereceğinden bahsetmediği için bu ne demektir? Erkeklere vereceği güzellikten çok daha büyük bir güzellik verecek. Ne olabilir? Tefsirlere baktım. Allah, cemalini kadınlara erkeklerden daha çok gösterecek olabilir. Cennete gittiğimizde Allah bize nasip ederse inşallah, oradaki en büyük nimet hangisidir? Sakın huriler demeyin ha! Oradaki en büyük nimet Allah’ın cemalini görmektir. Daha büyük bir nimet yoktur. Şimdi, oradaki dereceler neye endeksli? Allah’ın cemalini kim daha çok görecek, kim daha az görecek. Kimi her gün görür, kimi her hafta görür, kimi her an O’ na bakar. Her an O’ na bakar. Hadis-i şerifte Muhammed Aleyhisselam ne buyuruyor? “Cennette bir makam vardır ki orada ne köşk vardır, ne huri vardır. O makama çıkanlar devamlı surette Allah’ın cemalini seyrederler. Demek ki bundan daha üstün bir şey yok. İşte müfessirler, bazıları diyor ki; Allah, kadınlara cemalini daha fazla gösterebilir. Erkeklerden daha fazla gösterebilir. Onlara verilecek olan nimet de bir ihtimal bu olabilir. Allahualem, doğrusunu Allah bilir. Bir kardeşin daha yorumu var. Onu da okuyayım kapatalım. Mustafa kardeş: Tam da bugün arkadaşlarla bu konuyu konuştuk ya! Bir için kendini feda edeceksin, Allah sana yetmiş tane huriyi verecek. Bu kardeşin de yorumu bu. Bir tane kadın için kendini feda edeceksin, zina etmeyeceksin onunla, yakınlaşmayacaksın, flörtü bitireceksin, ben tövbe ettim diyeceksin. Allah sana yetmiş tane huriyi verecek. Yetmiş tabirini nereden söylüyor? Sahih hadislerde kendi hanımının dışında iki tane huri vereceğini söylüyor Muhammed Aleyhisselam. İki ayrı huri ile Allah evlendirecek ama kendi hanımının dışında. Zayıf hadislerde yetmiş iki huri ile evlendirileceğini söylüyor. İki hurinin diğer yetmiş kadından daha güzel olduğunu söylüyor. Bu zayıf hadisi okumuş bu kardeşimiz. Kafasında yetmiş diye kalmış. Burada diyor, kendini bire feda edeceksin diyor, ahirette yetmişi alacaksın. Bu iyi bir ticaret diyor. Kardeşler! Allah hepimize imanla ölmeyi nasip etsin. İmanla gidersek inşallah, şu cehennemden kurtulalım. Allah dostuna diyorlar ki ahirette hangi nimetleri istersin cennette? Allah dostu ne diyor? ”İmanla gideyim şu cehennemden kurtulayım, küçük bir bahçe bile bana yeter. Küçük bir bahçe bile… yeter ki imanla gideyim.” Kardeşler! Cehennem çok dehşetli! Çok dehşetli! Allah, Efendimiz Aleyhisselam’ın hadislerinde geçen ”şimşek hızı ile geçerler” tabirini bize göstersin. Sıratın altına cehennem kuruluyor, üstünde bir köprü kıldan ince kılıçtan keskin. Bazıları buradan şimşek hızı ile geçiyor, bazıları rüzgar hızı ile, bazıları bir ferrari arabası hızı ile, bazıları da kağnı gibi geçiyor. Ağır Ağır, her an düşebilirim, her an düşebilirim! Hangisini istiyoruz biz? Şimşek hızı, rüzgar hızı. Allah’ım sen bize bunu nasip et. Amin.

Allah, evreni neden yarattı? – Evren bir öğretmendir, eğitir…

Allah, evren denilen bu kitapla, bu öğretmenle bizi eğitmek ister. Hani Musa Aleyhisselam sordu ya: “Ya Rabbi, ne gerek vardı güneş, ay, yıldızlar, dünya, imtihan, ahiret, cennet, cehennem, günah, sevap bunlara ne gerek vardı? Sen zaten yerlerin ve göklerin ilahısın. İnsanlara bir şeyler ispat etmeye ihtiyaç var mıydı? Zaten kimin nereye gideceğini de biliyorsun. Bütün bunları yaratmaya gerek var mıydı? Allah-u Teala buyurdu: “Ey Musa, falanca beldede bir tarla sahibi ihtiyar bir kulum var. Başaklarını biçemiyor. Sen git ona yardım et, başaklarını biç.” Musa Aleyhisselam ihtiyarın yanına gitti. İhtiyar 70 yaşında bir adam. Tırpanı var, tarla başaklar vermiş buğdayları alacak ama gücü yok. Oğulları da yok. Allah’ın peygamberi Musa Aleyhisselam yanına geldi dedi ki: “Allah beni vazifelendirdi, senin tarlanı ben biçeceğim.” “Aa ben Rabbime dua etmiştim, Allah en sevdiği kulu bana gönderdi ey Musa.” dedi. Musa Aleyhisselam bütün tarlayı tek başına birkaç gün içinde biçti. Sonra ne yaptı biliyor musunuz? Tarla işleriyle, başak buğday işleriyle uğraşanlar bilirler. Başağı, buğdayı biçtikten sonra yeni üretim makinalardan yoksa elinde ne yaparsın? Tırpanı eline almak zorundasın. Tırpan. Bizim Yugoslav muhacirleri ne yapardı orada? Tarlaları biçerdi ondan sonra tırpanı alırlardı, rahmetli dedeciğim anlatıyor. “Ramazan’da bizim tuttuğumuz orucu, orda aldığım hazzı asla burada almadım evladım.” derdi. Dede derdim niye öyle diyorsun? Ramazan’da biz o başakları biçtikten sonra tırpanlarla başakları havaya atardık. Rüzgar geldiği anda samanları bir tarafa atıyor. Buğdaylar yerde kalıyor. Başağı havaya atıyoruz, rüzgar samanları bu tarafa atıyor, buğdaylar yere düşüyor. Başakları kesmekle bitmiyor. Buğdayları ayırman lazım. Sonra buğdaylar çuvallara konulur ve değirmenlere götürülür. Değirmende onu överler, ezerler sonra ne hâle gelir? Un hâline gelir. Undan da her şeyi yaparsın. Arnavutların en çok yaptığı şey neydi? Börek. Arnavutlar bol yağlı böreği çok iyi yaparlar, mahirdirler bu konuda. Şimdi, Musa Aleyhisselam ne yaptı biçti mi? Biçti. Sonra tırpanla havaya atmaya başladı. Havaya atıyor, rüzgar bir geliyor samanları ileriye atıyor, buğdaylar daha ağır olduğu için yere düşüyor. Allahü Teala bu sefer sordu: “Ey Musa tarlayı biçtin mi?” dedi. “Biçtim Allah’ım.” “E peki niye sen bu samanları havaya atıyorsun?” “Ya Rabbi, insanlar saman yemez. Samanlar bir tarafa ayrılsın, buğdaylar bir tarafa ayrılsın diye yapıyorum. İnsanların faydalanacağı, hayvanların faydalanacağı. Ayırmak için yapıyorum.” “Ey Musa dünyayı yarattım, sınavları yarattım, hayvanları yarattım, cinleri, melekleri yarattım. Hepsini, cennete gidecekleri ve cehenneme gidecekleri ayırmak için yarattım. Tıpkı senin buğdayla samanı ayırmak için hamle yaptığın gibi.” Boş mu sandın bunların tamamını? Bunların hepsinin bir hikmeti vardır. Allah cehenneme gidecekleri ve cennete gidecekleri seçmek için ve kendilerinin yüzüne ahirette söylemek için. O kamera görüntüsüyle sen bu bu bu günahları işledin mi kulum? Bak burada görünüyor kamera HD, Ultra HD 8K. Burada benim bildiğim en çok 4K var. Orada artık 4000k mı görürüz nasıl görürüz bilmiyorum. Ultra HD Allah Teala yaptığımız fiilleri bize gösterecek. Sonra kul itiraz edemeyecek. Ben samanmışım ya Rabbi kabul ediyorum. Öbür kul gelecek: “Rabbim sana hamdolsun ben buğdaymışım. Beni eğittin, beni öğüttün, insanlara faydalı bir hâle getirdin. İnsanlara İslam’ı anlatan ve öğreten bir kul hâline getirdin. Ben bunun için küçük bir çalışma yaptım, sen benim göğsüme genişlik verdin, göğsümü açtın. Sana hamd-ü senalar olsun ya Rabbi.” Öbür saman olan ne diyecek? “Allah’ım beni kandırdılar. Komünist geldi beni kandırdı, Kemalist geldi beni kandırdı, ateist geldi beni kandırdı. Dediler ki: “Bu ülkeyi yıkman için bu ülkeye acı vermen lazım, bomba patlatman lazım. Asker, polis, çoluk çocuk bakmaman lazım. Kafamdan Muhammed Aleyhisselam’ı çıkarttılar. Okullarda bana Muhammed Aleyhisselam’ı unutturdular. Arapların peygamberi dediler, onlara ait dediler. Yerine Lenin’i koydular, Stalin’i koydular, Mao’yu koydular. Ne kadar komünist, ateist adam varsa onları bir kahraman gibi gösterdiler. Ben Muhammed Aleyhisselam’ı unutunca, ona tabi olmayı bırakınca vatanıma ihanet ettim, dinime ihanet ettim, bayrağıma, ezanıma ihanet ettim. Koydum bombayı üstüme, gittim patlattım.” Bu saman, bu buğday. Allah bu ikisini ayırmak için bütün bu kainatı yaratmıştır. Her şey bir sınav yeridir. Kul bir seçim yapacak. Ya ben şeytana tabi olacağım ya ben Rabbime tabi olacağım. Şeytan mı Allah mı karar vereceksin.