Anal ilişki isteyen kocanızı boşayabilirsiniz hanımlar!

Her gün bize onlarca kadın mesaj gönderiyor. Kocaları müslüman kadınlar bunlar. Ama takvası zayıf dilde müslüman kadınlar. Kocam beni her gün dövüyor. Kocam benden ters ilişki istiyor. Beraber olmadığım zaman ters yoldan, beni dövüyor. Ben ne yapayım? Bak bütün kadın kardeşlerime sesleniyorum! Ters ilişki isteyen koca cinsi sapık demektir İslamiyette. Cinsi sapık! Muhammed Aleyhisselam hadis-i şeriflerinde: “Livata yapan erkeklere Allah ve melekleri lanet etmiştir.” buyuruyor. “Livata yapanlar, yani kadına ön yoldan değil, arka yoldan dışkı yolundan yaklaşanlar, Lut Aleyhisselamın kavmiyle beraber haşrolacaklardır.” Hadis-i şerifte. Kim ister o lanetli kavimle haşrolmayı kardeşler? O kavimde iki olay vardır. Bir: Erkeklerin erkek erkeğe livata yapması, kadınların da sevici olması. Beraber olmaları. İki tane insan var. Karı koca evliler beraber olmuyorlar. Başka kadınlarla ve erkeklerle beraber oluyorlar. Allah bu kavmi sadece bu olaydan dolayı helak etmiştir. İşte bugün kadınlar müslüman toplumda. Bunlar bana Fransadan gelmiyor. İspanyadan gelmiyor. Türkiye’den geliyor. Kocam benden bunu istiyor. Bu koca nereden bulmuş bunu? Böyle bir şey yoktu Türkiye’de. Nereden çıktı bu? Çünkü erotizme sapık sitelere ulaşmak çok kolaylaştı. Devletime sesleniyorum Allah rızası için. Bunları nasıl kapatıyorsunuz? Ne yapıyorsunuz bilmiyorum. Bir şeyler yapın ya! Bu insanlar bu gençler. Bırak gençleri 40 yaş ve üzeri bu sitelere girdiği için ne oluyor? Görmediği şeyleri görüyor. Sapık bir cinsellik! Livata. Bunu görüyor akşam eve geliyor. Karısına diyor ki: Arka yoldan seninle beraber olacağım. Ben kocayım benim dediğim olur. Kadın da diyor ki: Böyle bir şey olmaz. Ben böyle bir şey duymadım görmedim. İslamiyette de yasak olduğunu biliyorum. Tam emin değilim. Delil bilmiyorum diyor. Hemen hocalara soruyor. Kadınlar Fıkhi hakkınızı bilin. Bunu öğrenin. Kocanız sizden livata yollu ilişki istediği zaman boşanma hakkına sahipsiniz. İslamiyette kadın kocasını boşayamaz. Livata isterse cinsi sapık olmuş demektir. Kocasını boşayabilir. Ben artık sana varmam diyebilir. Hemen Kadıya gider. Kadı da bu olayı duyduğu anda hemen boşar. Sormaz yani geçiniyor musunuz geçinmiyor musunuz. Sormaz! Çünkü adam raydan çıkmış. Kadını kurtarmak için zulümden. Kadını hemen boşar. Boşamak için İslamiyette 4 defa git gel vardır. Kadıya 4 defa gider gelirler. Devamlı aralarını yapmaya çalışır. Ama bu olayda ara yapma falan yok. Adam gitmiş. Kopmuş olduğundan dolayı Kadı hemen boşar. Ablalar Fıkhi hakkınız bilin! Kocanız bunu yaptığı zaman hemen aile büyüklerini devreye sokun. Ya vazgeçsin yahut da ben bunu bırakıyorum deyin. Evden ayrılın! Zulme sessiz kalma mecburiyetiniz yoktur. Kimse kızının başından böyle sapkınca bir durumun geçmesini istemez. Şu halde ayrılabilirsiniz bu da sizin hakkınızdır.

Evlilik 50.000 TL, Zina 50 TL!

Allah için bu dünyada bazı keyiflerinden, bazı hazlarından, zevklerinden vazgeçemeyen bedenine tutulmuş, bedenine aşık olmuş adamlar! “Hocam, Allah benim içime bu zina isteğini verdiyse demek ki benim bunu tatmin etmem lazım.” Evlen kardeşim! Helal yolu var, haram yolu var. “Ama hocam evlilik 50.000 TL, zina 50 TL. Olaya bir de bu açıdan bak.” Olaya ben her açıdan bakıyorum. Her gün yüzlerce mesaj alıyorum. İnsanların içindeyim. Bütün insanların damarını, nabzını yokluyorum ben. Sen merak etme! O ellişer tl’yi biriktirirsen ve sistemli bir işte çalışırsan, köşeye bir şeyler biriktirirsen sen de eninde sonunda bu evliliği yaparsın kardeşim. Allah hiç ummadığın yerden sana rızık kapıları açar. Ama sen böyle yapmıyorsun. Aylığını bir alıyorsun hemen gidiyorsun zina yapıyorsun 50 TL’ye, 100 TL’ye. Ve bu mütemadiyen devam ediyor. Hiç evlenme isteğin ortaya gelmiyor. Neden? Çünkü zina ile zaten kendini tatmin ediyorsun. Allah böyle istemiyor! O isteğini yerine getirmeyeceksin, tatmin etmeyeceksin! Cinselliğe çok aç olacaksın ama kendini eşine saklayacaksın. Aynı şeyi kadından da istiyor. Asla kendini tatmin etmeyeceksin, başka erkekler ile beraber olmayacaksın, cinselliğe çok iştiyak sahibi olacaksın ama kendini kocana saklayacaksın. İşte buna mükemmel bir evlilik deniyor. Kendisini hanımına saklayan erkek, kendisini kocasına saklayan kadın. Bunlar birleşiyor ve ömür boyu ayrılmıyor. Öteki kızla erkek ne yapıyor? Bir flört dönemi yaşıyorlar. 3 sene. Modaymış şimdi. 3 sene flört yapmadan evlenilmezmiş. Uygun değilmiş. Diğer evlilikler gerici evliliğiymiş. Bak modern Müslüman olmayın! Bunlar modern Müslüman’lar. İki sene, üç sene flört yapıyorlar. Zina mina her şeyi yapıyorlar. Yapacak hiçbir şey kalmıyor. Sonra bir evleniyor, 6 ayda kızdan bıkıyor. Kıza diyor ki: “Hadi bakayım yolun açık olsun, ben senden sıkıldım.” Burada mağdur olan kim oluyor? Hep kız oluyor. Hep kız tarafı mağdur oluyor. Erkek ne oluyor? Boşuyor, gidiyor başka birisiyle evleniyor. İslam’ı bilmediğin zaman ihtiyaçlarının kölesi olarak yaşarsın. Allah böyle istemiyor!

Faiz neden haram kılındı?

Bakın! Faiz… Parasını faize yatırmış bir baba… Bir örnekle daha yakınlaştıracağım, çok iyi anlayacaksınız. Baba parasını faize yatırıyor. “Oğullarım ben öldükten sonra, şurada üç beş sene varım yokum… Bari paramla oğullarım rahat rahat geçinsin.” diyor. Bankaya, faize yatırıyor. Adam ölüyor. Çocukları bankadaki faizden gelen parayla gül gibi geçinmeye (!) devam ediyor. Günahlarının bir misli, faiz günahının bir misli, babaya da yazmaya devam ediyor. Bakın, İmam Caferi Sadık’tan bir nakil getirdim. Faizi Allah neden haram kıldı? İmam Caferi Sadık’a sordular: “Allah Teâlâ faizi niçin haram kıldı?” İmam buyurdu ki: “İnsanların birbirine iyilik yapmaları, ihsanda bulunmaları için, Allah onu haram etti. Faiz haram olmasaydı, birbirine karşılıksız iyilik yapan kalmazdı. Yapılan her iyiliğin karşılığı olarak dünyada menfaat bekleyen çok olurdu.” Bak, İslam neden yasaklıyor faizi? Borç denilen bir şey var İslam’da. Karz-ı hasen, borç… Ve İslamiyet’te borç, sadakadan daha üstündür. “Borcun sevabının on altı misli olduğunu gördüm. Sadakanın sevabının on katı olduğunu gördüm.” Bire on. “Ey Allah’ın Resulü sadaka veren hibe ediyor, borç veren tekrar alacak. Neden on altı katı sevap?” Muhammed Aleyhisselam buyuruyor ki: “Çok zaman sadaka isteyen ihtiyacı olmadığı hâlde sadaka ister. Ama borç isteyen yüzünü kızartır ve gerçekten ihtiyaç sahibi olduğu için ister.” Allah’ın Müslüman bir kulu, tam ihtiyaç sahibi bir adama bu yardımı yaparsa, Allah o kulu çok sever. Bundan dolayı sevabı diğerinden daha fazladır. Sadaka – borç ilişkisini bu hadisi şerifle anlayınız. Faiz neden haram? Çünkü insanların menfaatsiz bir şekilde birbirlerine hayır yapma durumu yok. Amerikan filmlerinden bir klişe… Johnny, Hans’a şöyle diyor. Johnny, Jason’a şöyle diyor, Hans Alman ismi. “Jason.” “Evet Johnny.” Bana bir iyilik yapar mısın? Aralarında geçen diyalog. Jason şöyle diyor: “Yaparım ama karşılığında ne alacağım?” Yani Allah rızası için iyilik yapmak diye bir şey yok. Ben sana bir iyilik yaparım ama karşılığında ne alacağım, diyor. Hemen peşinen karşılığında bir şey bekliyor. Gavurlarda, İslam’a inanmayanlarda karşılıksız iyilik yok. Muhakkak karşılığında bir şey beklemek zorundalar. Ama İslam böyle değil. İslamiyet’te bırak karşılıksız iyiliği, îsâr denilen bir şey vardır, îsâr! Ne demektir îsâr? Muhammed Aleyhisselam’ın en önemli hasletlerinden bir tanesi. Sen ihtiyaç sahibi iken bile, Müslüman kardeşin için yardımda bulunmak. Buna îsâr denir, îsâr…

İslam, kadına değer vermiyor mu?

Dolayısıyla, Allah’ımızın verdiği emirlerde hiçbir adaletsizlik mevzubahis olamaz. Sakın Allah’a adaletsiz demeyin! Ablalar, dinden çıkarsınız! Kocana adaletsiz diyebilirsin. Abine, kardeşine, babana adaletsiz diyebilirsin, aranızdaki tartışmadır. Allah’a adaletsiz diyemezsin! Kadınlara baskı yapmış, kadınlara daha çok baskı yapmış diyemezsin. Allahü Teala Hazretleri bir yuva kurmamızı emrediyor ve bu yuvada bütün yükü erkeğin sırtına yüklüyor. Kadını öyle bir koruyor ki, Mekke dönemindeki kadınları düşünün. Ezilen, aşağılanan bir kadın… Âdet olduğu anda ne kocayla beraber oturabiliyor, ne kocaya temas edebiliyor, dokunamıyor. Aynı sofraya oturamıyor, aynı yatakta yatamıyor adet olan bir kadın. Çünkü o lanetli, âdetli olduğu hâlde. Bozuk, müşrik kafası… İslamiyet ne diyor? Bir hanımı evine aldığın zaman, onunla evlendiğin zaman bütün ihtiyaçlarının tamamını erkek olarak sen karşılayacaksın. İki, çocukların oldu. Çocukların ihtiyaçlarının tamamını erkek olarak sen karşılayacaksın. Üç, hanım çocuğu emzirmek istemedi. Sen, çocuğu gıdalandıracaksın. Çocuğun bütün ihtiyaçlarını sen karşılayacaksın. Bir hizmetçi tutacaksın. Hanımın böyle bir mecburiyeti yok! Yani kadın İslamiyet’te evde bir sultan vazifesinde, bir kraliçe vazifesinde. Allah böyle yapmış kadını ve sen diyorsun ki: ”Adaletsiz…” Ben sana adaleti söyleyeyim: Ben evlenirken hanıma diyorum ki: ”Şu kadar sana mehir veriyorum, kabul ediyor musun?” diyorum evlenirken. Niye bu kadınlar bize mehir vermiyor? Benim gibi adamı bulmuşsun ya, sen bana mehir vereceksin abla! Kadına bakmam, küfür etmem, hayatımda hanımıma bir kere el kaldırmamışım, bir tane küfür etmemişim. Şehvet düşkünlüğüm yoktur. Tek kafamda bir şey var: Cihat, nasıl insanlara İslam’ı anlatırım? İçkim yok, kumarım yok, havayı, gösterişi hiç sevmem. Onun o arabası var, bunun… Umurumda değil! Sen benim gibi adamı bulmuşsun, bana mehir vermen lazım abla! Niye biz demiyoruz bunu? Allah sistemi koymuştur. Rasullulah Aleyhisselam ne buyuruyor? ”Erkekler, az bile olsa kadınlara mehir vermek zorundalar.” Niye kadınlar bize vermiyor? İslam böyle emretti. İslam böyle emretti ise demeyeceksin, ”Ya bu adaletsiz mi…” falan. Allah’ın sisteminde adaletsizlik olmaz! Adaletsizlik senin kafanda, sende problem var. Bundan dolayı kardeşler ve ablalar, Allah rızası için edebinize dikkat edin! Sakın ola kocanız, dedeniz, amcanız, ilmi vasfı ne olursa olsun size derse: ”Benim için başını aç.” Siz ona deyiniz ki: ”Senin için başımı açamam.” Eğer sen, Kur’an-ı Kerim deki o ayeti kaldırmaya gücün yetiyorsa, ben o zaman başımı açarım. Deyin bunu. Ama bunu diyemezse, kaldıramazsa bu ayeti ki kimse kaldıramaz! Siz ona deyin ki: ”Ben Allah’tan korkarım.” Zembilli Ali Efendi, şeyhülislam… Yavuz Selim Han dedi ki ona, Allah ona rahmet etsin (Amin): ”Bir ferman çıkartacağım, bana fetva ver. Fermanda şu olacak: Benim topraklarımda ne kadar gayrimüslim varsa, Müslüman olmayan ne kadar adam varsa 6 ay içerisinde ya beldemi terk edecek ya da hepsini kılıçtan geçireceğim. Buna bana fetva bul.” dedi. Bu hükmü vereceğim dedi, kanunnameye yazdıracağım ama bütün padişahlar Kur’an ve sünnete göre hareket eder. Şeyhülislama ne diyor? ”Bu konuda bana Kur’an ve sünnetten istidlal yap, fetva çıkart.” Şeyhülislam diyor ki: ”Sultanım, Allahü Teala Hazretleri bu kitapta diyor ki: ‘Lâ ikrâhe fî-ddîn.’ (Bakara, 256) Dinde zorlama yoktur. Sen bu kitaptan bu ayeti çıkartabilirsen, ben de sana fetvayı çıkartırım.” Çıkartabilir mi? Padişah, senden benden daha takvalıdır. Hayatta çıkartamaz! Şimdiki sapık hocalara bakmayın. Bunlar çok kolay bir şekilde istediği ayeti çıkartıyor. ”Bu ayetler bana göre şu anda Kur’an’da olmamalı, gereksiz, önemsiz, kadını aşağılayan ayetler…” Allah, kadını aşağılıyormuş. Sahtekâr sapıklar sizi. Sen şunu açık açık desene: ”Ben Kur’an’ın bir kısmını kabul etmiyorum.” Dök içini ya, mert ol biraz ya! Bırak sahtekârlığı, takiyeyi bırak! Açık açık konuş. Ama demiyor, gerçek yüzünü göstermiyor. Ehlisünnetim, diyor. Ben de ehlisünnetim. Eee? ”Kur’an’ın bir kısmı, ayetlerin bir kısmı kaldırılmalı.” Sana gel ben bir, sünnet edeyim ben seni, gel sen. Ehlisünneti ben sana göstereyim. Subhanallah! Kimlere kaldık?

İslam’da kadının önemi: Keşke biz de erkek olsaydık!

Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. İmam Râzî Hazretleri sebeb-i nüzulu anlatırken, ayetin neden indiğini anlatırken diyor ki: ”Ümmü Seleme anamız, Efendimiz Aleyhisselam’ın hanımı Rasullulah’a geldi. Dedi ki: ‘Ey Allah’ın Rasulü! Erkekler cihada gidiyor, hiçbir amel cihadın sevabı ile eşdeğer değildir. Erkekler cihat yaptığı için ve imamet onlarda olduğu için, imamlık yaptıkları için onlara mirastan 2 tane pay var, bize mirastan tek pay var. Keşke biz de erkek olsaydık.’ Ümmü Seleme anamız Efendimiz Aleyhisselam’a söylüyor. Şimdi, İslam’dan önce müşrik Arapları kadınlara mirastan pay vermezdi, çocuklara mirastan pay vermezdi. Miras yok! Hep sahip olan adamındır. Kadınlar bir hiçtir, değersizdir. Asla mirastan pay alamazlar! Ama Allah Kur’anla beraber ne dedi? ”Mirastan erkek çocuğuna iki pay, kız çocuğuna bir pay vardır.” (Nisa, 11) Şimdi, Ümmü Seleme anamız ne buyuruyor? ”Biz de keşke erkek olsaydık. Hem 2 pay alırdık hem de cihada gelirdik, savaşırdık, daha kuvvetli olurduk fiziki olarak. En büyük sevapları biz kazanırdık.” diyor. Rasullulah Aleyhisselam diyor ki: ”Hayır! Sen böyle deme. Allah buyurdu ki: ‘Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır, kadınlara kazandıklarından bir pay vardır.’ (Nisa, 32) Hamile olan bir kadın düşün, diyor Efendimiz Aleyhisselam. ”Bir kadın hamile kaldığı andan itibaren, bir erkeğin tüm gün boyunca kıldığı namazların ve oruçların sevabını alır.” diyor. Kadın hamile mi? Hamile. Saniye ve saniye namaz kılmış, zikir yapmış, oruç tutmuş sevabı alıyor. Hadis-i şeriftir. “Kadın, çocuğunu doğurduktan sonra, çocuğunu her emzirdiğinde, çocuğunu her emzirdiğinde, bir dağ büyüklüğünde sadaka vermiş sevabı alır.” Bir emzik ya… Bir süt damlası… “Çocuğuna verdiği her süt damlasında, bir can diriltmenin sevabını alır.” Hadisin devamı. Can diriltmek ne demektir kardeşler? Allah Teala ayet-i kerimede buyuruyor ki: ”Bir insanı ölümden döndürmek, bir canı kurtarmak, bütün insanlığı kurtarmak gibidir.” (Maide, 32 Hamile bir kadının aldığı sevabı düşünebiliyor musunuz? Verdiği her süt damlasıyla, ona bir can vermiş sevabı alır. Bir doktor gibi… İşte, kadınların da böyle mükafatları vardır, diyor. Başka bir hadis-i şeriften kadınların mükafatını söyleyeyim. Efendimiz Aleyhisselam buyurdu: ”Kadının cihadı, kocası ile iyi geçinmektir. Kocası ile iyi geçinmek, onun huysuzluklarına sabretmektir.” ”Hocam, huysuz olmayan koca ne olacak?” Huysuz olmayan koca yoktur! Mümkün değil! ”Hocam, sen yumuşak bir adama benziyorsun, sen huysuz olamazsın.” Erkekse, muhakkak kadınların beğenmeyeceği, evlendiği kadının beğenmeyeceği bazı huyları olacak, muhakkak. Mukadderdir bu. Allah, her iki tarafı da birbiri ile sınav edecek, imtihan edecek. Dolayısıyla kadınlarımız, bizim bu huylarımıza, hoşlarına gitmeyen huylarımıza sabrettikleri zaman cihat sevabı kazanırlar. Neden Rasullulah Aleyhisselam ”Cennet anaların ayakları altındadır.” buyuruyor? Neden cennet, hocaların ayakları altındadır buyurmuyor? Analar diyor, kadınlar diyor… İslam; hiçbir değeri olmayan, bir et parçasından, bir maldan bir farkı olmayan kadını alıyor ve cennetin ayaklarına serildiği bir varlık hâline getiriyor. İşte İslamiyet’te kadın budur. Peki neden 2 pay değil de 1 pay? Kadın, evden gidiyor. Başka bir koca ile evleniyor kız çocuğu. Bir pay alıyor. O evlendiği koca mirastan ne kadar pay alıyor? İki pay alıyor. Bir artı iki kaç eder? Üç eder. Baba, erkek evladına 2 pay veriyor. Erkek evladı da gidiyor bir kız alıyor, evleniyor. Kız da babasından 1 pay alıyor. İki artı bir kaç eder? Üç eder. İşte buna Allah’ın adaleti denir. Allah, asla kimseye adaletsizlik yapmaz!

Cübbeli Ahmet Hoca kumpası çöktü! – FETÖ tuzakları başlarına döndü!

Altı aylık bebeğini Facebook’tan sattı. Bu Facebook ne işlere yarıyor, görüyor musunuz? Bak! Facebook hem melek olabilir, hem şeytan olabilir kullanan kardeşler. İslam’a davet edersen insanları, o facebook melek olur. Yapan kişi bir ateist olabilir. Facebook’u kuran kişi Yahudi’ymiş önceden, sonra tövbe ettim diyor Yahudiliğe, ateist oldum diyor 🙂 Baktım nerede bir felaket varsa, nerede bir zulüm varsa, Yahudi var. Bıraktım diyor Yahudiliği. Dine inanmayı bıraktım, ateist oldum diyor Facebook’u yapan kişi. Şimdi, bu Facebook’u iki şekilde de kullanabilirsin. Ya kadın kız peşinde koşturmak için kullanırsın. Ya ateist sayfalarını geliştirmek için kullanırsın, insanları dinsiz yaparsın, cehenneme sürüklersin. Yahut da insanları İslam’a sevk edersin. Olay Bolivya’da geçiyor. Bu adamlar ise neyde kullanıyor. İnsan ticaretinde. Bebek yapmışlar, bakmak istemiyor ve onu satıyor para karşılığında. Bolivya’da Facebook ilanıyla altı aylık bebeğini sattığı tespit edilen anne ile bebeği satın alan kadın tutuklandı. Facebookta durum güncellemesi var ya üst tarafta. Biz ne yazıyoruz oraya? Bu akşam Kerem Hocanın sohbeti vardır, saat bilmem dokuzda. Durum güncellemesi… Bu ne yazmış durum güncellemesine? “Altı ay önce bir tane çocuk doğurdum, paraya ihtiyacım var, satmak istiyorum. Alacak kişiler bana özelden mesaj atsın.” Facebook durum güncellemesi… Beyin bitmiş. Bolivya’da facebook üzerinden, bebek alım satımı yapan iki kadının tutuklandığı bildirildi. Yetkililer altı aylık kız bebeğini sosyal medya ilanıyla 250 dolara… 250 dolar! 2500 falan değil ha! Çocuğu 250 dolara satmış. 250 dolara satan anne ile, bu bebeği satın alan iki kadının, insan kaçakçılığı suçundan tutuklandıklarını belirtti. Bak! Satana ceza var, satın alan da ceza aldı. İkisini de tutukluyor. Sen biliyorsun bunun suç olduğunu, çocuk sahibi olamıyorsan normal yöntemlerle, gidersin devlete başvurursun diyor. Bakım yurtlarından bir tane çocuğu evlat edinebilirsin. İslamiyet’te yoktur ama diğer batıl dinlerde vardır. Evlat edinebilirsin. Bu şekilde satın alamazsın diyor. Santa Cruz’un çocuk koruma yetkilisi Rosie Valencia: Bebeğini satın alan 18 yaşındaki kadının, bebeği; kendisini terk eden adama karşı, koz olarak kullandığını söyledi. Bebeği satan ne diyor? Bu bebeği benden satın alan kadın, bir adamla ilişkiye girmiş. Bir dönem ilişkisini sürdürmüş sonra adam demiş ki ben senden ayrılıyorum. Kadın da buna demiş ki, benim senden çocuğum var benden ayrılamazsın. E çocuk yok. Çocuğu nereden almış? 250 dolara bu kadından almış. Komplo, komplo, komplo… İnsan ticareti komploları… Şimdi, ehl-i sünnet hocamız, Ahmet hoca ne oldu? İnsan ticaretinden dolayı -insan ticareti değil düzeltiyorum- fuhuş için kadın ticaretinden dolayı paralel örgüt tarafından bir sene hapis yattı. Ne oldu mahkemenin sonucu? Allah’a hamd olsun beraat etmiş. Geçen hafta kardeşlerim haberini verdiler. Ehl-i sünnete kurulan bir komplo… Ehl-i sünnetten bir hocanın üzerine, herhangi bir hocanın üzerine bir yafta bir iftira atıldığını zaman bu iftira kime atılmış olur? Bütün ehl-i sünnete, ümmetin yüzde doksanına. Bu iftira atıldıktan sonra ülkemizdeki mezhepsizler, reformistler, vehhabi selefiler, şiiler ne dediler? Ne kadar sarıklı cübbeli hoca varsa, hepsi p… dır. İşte bakın davayı görüyor musunuz dediler. Üstüne atılan dava var. Kadın ticaretinden dolayı bu adam bir sene yattı. Sonuç ne oldu? Hakimlerin hepsi içeride. Hakimler bir değişiyor, bir bakıyorlar delillerin hepsi uydurma, hepsi kurgu. E peki, bu yatılmış bir sene ne olacak? Ahirete kaldı. Ahirete kaldı. Allah zulmetmez. Allah, haksızlık etmez. Burada belki bu zulmü işleyenler bu şantaj montajlar bu resimleri, bu videoları montajlayanlar kurtulabilir. Bu şebekenin bir çoğu, bu yaptığı işten sıyrılabilir. Sıyrılamayacağı bir yer var. Mahşer günü… Mahşer günü bunun hesabını verecekler. Elhamdülillah. Hocamız beraatını almış. Parelelciler de yavaş yavaş, bu şantaj montajları yapan paralelciler, yavaş yavaş içeriye tıkılmaya devam ediyor. Benzer bir tehdidi, bir sene önce almıştım. Tehdidi yapan kişi şöyle demişti. Fake bir hesaptan bana mesaj yolladı. Dikkat et! yakında senin de kasetin çıkmasın hoca. Diye, bana mesaj yollamıştı. Bir sene yada bir buçuk sene önce. Ben de buna bir cevap yazdım. Benim ne kasetim çıkacak ki? Benim bulsanız bulsanız ‘Oğluyla pes oynarken yakalandı.’ Anca bu kasetimi bulursunuz dedim. Oradan da size malzeme çıkmaz. Bir buçuk sene oldu hala malzeme çıkartamadılar. Demek ki bir malzeme çıkmadı bu Arnavut’tan. Hala uğraşıyorlar. Bundan sonra çıkartma ihtimalleri de düşük. Bizim gibi kurcaladıkları sohbetlerine baktıkları hayatlarını inceledikleri yüzlerce hoca var. Ufak bir açık bulurlarsa hemen şantaj montaj, birleştirme, yapma etme…. Kadın ticareti… Bak bak! hocaya attıkları iftiraya bak. Normal bir iftira da değil. Fuhuş için kadın ticareti. Kadınlar ne hocayı görmüş, ne hoca kadınları tanıyor. Kimsenin birbirinden haberi yok. Ama hoca fuhuşçu. Hoca kim? Nakşibendi, Ehl-i sünnet, Hanefi mezhebine mensup, Maturidi akidesinde. Haa, Ne demek bu? Ülkemizdeki Müslümanların yüzde doksan beşi, yüzde sekseni Hanefi Maturidi. Büyük kısmı tarikatçı, tarikatçıların da büyük kısmı Nakşibendi’dir. Nakşibendilerin tamamı böyledir işte! Bu imajı ve bu algıyı vermek… Tuzakları başlarına döndü. Allah ne kadar tuzak kuran varsa, tuzaklarını başlarına çevirsin. Amin. Mevla Teala diyor ki: “Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır. Onların tuzakları varsa, Allah’ın da tuzağı vardır.” Döndü mü tuzakları başlarına? Döndü elhamdülillah. Döndü elhamdülillah. Bunların da suçu ne? İnsan ticareti. Valencia; adamın polisi araması üzerine, kadınların gözaltına alındıkları ifade etti. Bu şantaja uğrayan adam polisi arıyor, iki tane kadın gözaltına alınıyor. Yetkililer, bebeğini satan 32 yaşındaki kadının, bebeğin doğum masraflarını karşılamak için bu yola başvurduğunu açıkladı. Bebek senin evinde mi ? Evinde. Demek ki, doğum masrafı olayı palavra. Hastaneden almışsın çocuğu. Ama suçu hafifletmek için ne yapıyor? Doğum masrafları için sattım diyor. Başka bir amacım gayem yoktu diyor. Asıl amacı gayesi şantaj yapıp, adamı tekrar kendisine bağlamak.

Türkler nasıl Müslüman oldu?

Bakın! Bu gece Mevlit gecesi. Rasullullah’ın doğum gecesi bizim bir bayramımızdır. O olmasaydı biz şu anda putperesttik Allah’u alem. Türk milletinin hidayeti nasıl olmuştur? Türk milleti, Selçuklu’dan önce en çok bilinen ismi ile Büyük Hun İmparatorluğu’dur. Ama putperesttir. Büyük Hun İmparatorluğu putperesttir. Daha hâlâ Müslüman olmadı. Müslüman olmasının sebebi ney? Yaptığımız bir iyi iş. Hunların yaptığı iyi bir iş, iyi bir amel. Neydi o amel? Çinliler Araplara, Müslüman Araplara savaş açtı. Rasullullah aleyhisselam Türklerden bahsettiği hadislerinde ne buyurdu? Daha Müslüman değiliz. Bak Allah’ın peygamberine: “Türkler size saldırmadıkça siz onlara saldırmayın.” Bu Rasullullah’ın buyruğudur, sallallahu aleyhi ve sellem. Araplarla aramızda hiçbir savaş olmamıştır. Ta ki Çinliler, Müslüman Araplara saldırıncaya kadar. Hun Türkleri kime tapıyor? Allah’a tapmıyor, gök tanrı denilen bir inanışta. Gök tanrı. Yine tek tanrı ama gökte oturduğunu varsayıyorlar. Tıpkı şimdiki Hristiyanlar, Vehhabi Şiiler gibi. Gökte oturan bir ilah. Öyle hayal ediyorlar. Bu sapık bir inançtır. Allah’ı yarattıklarına benzetmek demektir. Birçok kaide, Müslüman olmamamıza rağmen birçok kaide onlarla benzerlik gösterdiği için Araplarla Hun Türklerinin arası yakın. Ne zaman ki Çinliler, putperest Çinliler Araplara savaş açıyor, Araplar bizden yardım istiyor. Bizimkiler de gidiyor yardım ediyor. Ve savaşı, Araplar ve Hun Türkleri kazanıyor. Sonra Araplarla olan sıcak ilişkiler ticarete dökülüyor. Araplar gelip Hun Türklerinin mekanlarında medreseler açıyorlar. İlim meclisleri açıyorlar ve İslam’ı tebliğ ediyorlar. Hiç ters karşılanmıyorlar. Ve İslam gittikçe gelişiyor. Liderlerimiz, Türklerin o an başında olduğu liderler; ters bakmadığı için, Müslümanları kesip doğramadığı için İslam kolay bir şekilde aktarılıyor. Ve hiçbir zorlama olmadan, hiçbir baskı olmadan Hun Türkleri Müslüman oluyorlar. Ve sonra Selçuklu ve sonra Osmanlı geliyor. Kıyamete kadar Allah’ın izniyle Müslüman olarak yaşamaya devam edeceğiz. Allah bizi bozmasın. (Amin) Bu hidayettir. Allah hidayeti insanların vesilesiyle bizim kalbimize koymuştur. O insanlara yardım etmeseydik… Bakın teklif geldi. Hun Türklerine teklif geldi. Hun Türkleri şöyle deseydi: “Bu sizin meselenizdir, bizi ilgilendirmez.” Yardım etmeseydik sıcak olmayacak, ilişkiler sıcaklaşmayacaktı, yakınlaşma olmayacaktı. Onlar bize ilim adamlarını göndermeyecekti, biz İslam’ı öğrenemeyecektik. Belki de hâlâ putperesttik. Ama yapılan iyi bir iş, daha dünyada iken kalbimizin İslam’a açılmasına vesile olabiliyor. Bunu anlatmak istiyorum. Dolayısıyla kardeşler, bir kardeşinizin sohbete başlamasını istiyorsanız bir iyilik yapın. Getirin. Davet edin. Bir kardeşinizin namaza başlamasını istiyorsanız bir iyilik yapın. Çay ocağına davet ediyorsun, kahveye davet ediyorsun, maça davet ediyorsun. Bir namaza davet et ya. “Kardeş bugün gel benle beraber ikindiye gidelim be. Allah için hadi.” Davet yapın. Kalbine İslam’ı sokmak, bizim işimiz değildir. Görünmeyen bir elimiz yok. Allah Teala Hazretleri “ol” der kalbi tamamen İslama açılır. O adam öyle bir hâle gelir ki senden, benden daha Müslüman olur.

Facebook’ta, “ilişkisi başladı” utanmazlığı! Ne ayaksın oğlum sen?

Dalaleti çağıran nasıl çağırıyor? Bir örnek daha vereyim. Bir adam nasıl dalaleti çağırır? Facebook denilen bir olay var şimdi. Sosyal mesajlaşma ağı. Facebook! Bu Facebook’ta bazı arkadaşlar, bazı gençler var. Bir kızla konuşmaya başlıyor. Birkaç sohbetten sonra araları ısınıyor. Ondan sonra Facebook’ta şöyle bir yazı yazıyor: ‘İlişkisi başladı.’ Falanca kızla ilişkisi başladı. Ne ilişkisi bu kardeş? Evli misiniz? Ne ilişkisi bu? Müslüman’ın, nikahlı olmadığı bir kızla ilişkisi caiz mi? Bu ilişki çok farklı manalar alır. Görüşme, konuşma, çıkma, gezme, mesajlaşma… Bunların tamamına ilişki denir. Bu ilişkilerin tamamının sonucunda bir ilişki vardır. Cinsel ilişki! İş oraya gitmedikçe iki tarafta tatmin olmaz. Kadın ve erkeği Allah cinselliğe düşkün olarak yaratmıştır. Bu iş konuşmayla, oturmayla, kalkmayla bitmez! İkisinin de kafasında tek bir şey vardır. İş oraya ne zaman gidecek? Cinsellik böyle bir şey. Bunu inkâr edemezsin. Bu cinselliği iki şekilde yaparsın. Bir, nikahla; iki, zinayla. Zinayla yapan ateşe koşar, dalaleti çağırır. Zina yapa yapa, yapa yapa kalbi kararır ve dalalet ehli olur. Artık zina onun için normal bir fiil haline gelir. Öyle bir şekle gelir ki ertesi gün, zinayı yaptıktan hemen sonraki gün çalıştığı iş yerindeki arkadaşlarına gider. “Akşamleyin şöyle zina yaptım, böyle zina yaptım. Böyle bir kız buldum. Böyle kandırdım, böyle aldattım.” der. Övüne övüne Allah’a nasıl isyan ettiğini anlatır. Bu adam dalalet ehli demektir. Şimdi suçlu Allah mı? Bu adamı Allah mı sapıttırdı? Seçimi bu adam yaptı. Sen orada niye ilişkisi var diye yazıyorsun. Bir Müslüman, Facebook kullanan bir Müslüman, oraya iki şey yazabilir. Bir, nişanlandı; iki, evlendi. Yok ilişkisi başladı, yok şu kızla görüşüyor, yok bu kızla çay içmeye gitti. Müslüman beş vakit namaz kılıyor. Hafız! Bir kızla çıkmaya gidiyor. Yemek yemiş, yemeğin resmini çekiyor. Seyfi çekiyor seyfi! Haram fiil işliyorsun. Nikahın düşen, nikahın olmadığı bir kızla yemek yiyorsun. Hafızsın, beş vakit namaz kılıyorsun. Allah’tan kork! Hafız demek ne demek? Bütün adamlar, bütün etrafındaki insanlar sana ayrı bir gözle bakar. “Bu adam bunu yapıyorsa ben hayli hayli yaparım ya!” der. Senin bir yaptığını o üç yapmak ister. Çünkü hafız bunu yapıyor demek ki normal bir şey, der. İnsanların değer ölçüsü Kur’an ve sünnet değil ki. İnsanların değer ölçüsü, seviye o kadar düşmüş ki ilmi seviye; mahallende bir hoca varsa, küfrediyorsa ben de küfrederim. Mahallende bir sarıklı, cübbeli varsa sakal bu kadar… Bu adam da küfrediyor demek ki caiz! Ben de küfrederim. Ölçü bu olmuş. Ölçü bu değil! Mahallendeki sarıklı, cübbeli değil ölçü. Ölçü Kur’an ve sünnettir. O adam küfrediyor onun alçaklığı, onun aşağılıklığı… Cahil! Anlamamış. Sohbete gitmiş, gelmiş, zikir çekiyor. Anlamamış, İslam’ı anlamamış. Küfrediyor! Aman şeyhim beni duymasın, Allah duyarsa duysun, diyor. Şeyhinin yanında küfredebilir misin sen derviş kardeş? Aaa edemem! Edemem, utanırım! Ee Allah’ın yanında küfrediyorsun. Allah her an seni işitmiyor mu görmüyor mu? Allah’ın her an işittiği ve gördüğü bir mekanda küfretmek demek, Allah’ın yanında küfretmek demektir. Bu nasıl bir utanmazlık! Bu kardeşler cahil olduğu için böyle bir iş yapıyor. Şu hâlde, yaptığımız iş Kur’an ve sünnete uyuyorsa hidayete doğru gidiyoruz demektir. Yaptığımız iş, Allah’ın razı olmadığı bir işse dalalete doğru gidiyoruz demektir. Orada yazıyor, ilişkisi başladı. Alt tarafa da bir tanesi mesaj atmaz mı! “Hayırlı olsun Ahmet.” Vay arkadaş ya! Bak, elfâz-ı küfürdendir haa, dikkat edin! Basit bir kelime, hayırlı olsun. Neye hayırlı olsun diyor bu? Zina yapıyorsunuz ya, bir kızla çıkıyorsunuz ya… El zinası var, göz zinası var, dil zinası var, temas zinası var. Zina sadece yatmak demek değildir. Efendimiz Aleyhisselam zinayı şekillendirmiştir, detaylandırmıştır. Nikahın düşen bir kızla yapmış olduğun bütün muhabbetler, bunların tamamına söz zinası, dil zinası denir. Ona yapmış olduğun bütün bakışlar, göz zinası demektir. Elini tutman, el zinası demektir. O kızla buluşmaya gitmen ayak zinası demektir. Bunlar hep Hadis-i Şeriflerde geçer. Şimdi, bu adam bir kızla ilişkiye başladığını Facebook’ta beyan ediyor sen de altına mesaj yazıyorsun: “Hayırlı olsun kardeş. Allah bir yastıkta kocatsın.” Ya evlenmedi bu adam, nikahı yok bu adamın. Bu adam harama gidiyor. Sen de harama giden bir adama diyorsun ki: “Hayırlı olsun.” Fıkıhtan bir ölçü getireyim size. Böyle daha iyi anlarız. Bir adam, içki içse… İçki içerken şöyle yapsa: “Bismillah” Bu adamın hükmü nedir? Kâfirdir! Neden? İçki içtiği için değil, içki içerken Allah’ın adını andığı için. Allah’ı hafife aldığı için. İçki içmek adamı kâfir etmez, fâsık eder. Fâsık, açıktan günah işleyen demektir. Bu adam; Allah’ın adını anarak, Allah’a isyan ettiği için Allah’ı hafife aldı demektir. Tahfif, küfrü gerektirir. Şimdi, orada iki tane genç haram fiil işliyor sen de alta yazıyorsun: “Hayırlısı olsun kardeş.” Gitti… Gitti! Şehadet getir, bir gusül al, tövbe et. Allah’ın sevaplarını sana tekrar iade etmesi için Allah’a yalvar. Çünkü haram bir fiile hayırlı olsun diyen, çok fena bir iş yapmış demektir. Çok fena! Mesela yolda bir kız gördün, yarı çıplak geziniyor. “Güzele bakmak sevap be İsmail.” dedin. Kız güzel. Her tarafını da açmış, çıplak vaziyette gidiyor. Sen de dikkatleri kıza çekmek için yanındaki adamı coşturmaya çalışıyorsun. “Güzele bakmak sevaptır.” Kıza bakmak haram. Sense sevap diyorsun. Haram olan bir şeye sevap diyen dinden çıkar. Elfâz-ı küfürdendir. Bu adam dalalete doğru koşturuyor demektir. Yürümüyor, koşturuyor demektir! Kardeşler! Allah Teâlâ dilimizi, gözümüzü, gönlümüzü kendisine asi olacak fiillerden korusun. (Amin) Amin.

Şehvet duygumuz olmasaydı ne olurdu?

İnsanın fıtratında Allah Teâlâ, hem erkekte hem bayanda, dişide cinsi münasebet isteği koymuştur. Bizim içimize Allah Teâlâ bu isteği vermiştir. İsteseydi böyle bir imtihan vermeyebilirdi. Şehvet denilen sınavla bizi sınav etmeyebilirdi. Ama Rabb’imiz böyle bir sınav verdi. Bu kuvveti içimize koydu, birbirimize mecbur olalım diye. Kadın ve erkek birbirine mecbur olsun diye. Şimdi, erkeğin önünde eğer İslam fıtratına uyarsa bir seçenek var. Bu şehvet isteğini kapatabilmek, örtebilmek, tatmin edebilmek için bir seçenek var. Tek seçenek. Nedir o? Nikah. Nikah helaldir, zina haramdır. Ama erkek fıtratının bozulmasını müsaade ederse, kötü arkadaşlarla beraber olursa, karşı cinsle yakın irtibat halinde bulunursa başka iki yolla bu cinsi isteğini ortadan kaldırabilir. Bu serbestliği de vardır. Bu iki yol nedir? Bir; zina, bedeni zina. İki; el zinası, istimna. Bedeni zina, bildiğiniz karşı tarafla anlaşmalı olaraktan birbirini tahrik etmeler ve ondan sonra nikahsız bir şekilde cinsi münasebete girmeler. Büyük günahlardan bir günah işleme. Fıtratını bozmuş demektir bu adam. Allah’ın dediği meşru yolu seçmedi, şeytanın dediği naneyi yedi. Çok kötü bir yola girdi, fıtratını bozdu. Zina öyle bir tatlı gelir ki bu adama artık evlenmek istemez. Çünkü haram, haramdaki ilişki, haramdaki şehvet duygusu; helalinle yaptığın şehvetten, birleşmeden, cinsi münasebetten daha lezzet vericidir. Daha fazladır. Bu şeytandan gelir. İkinci yol nedir? İstimna. Yani kadın ya da erkeğin kendi kendini tatmin etmesi duygusu. Bu da İslam’da caiz olmayan bir meseledir. İnsanlar bu yola tevessül edip fıtratını bozarsa yine evlenme ihtiyacı ortadan kalkar. Allah neden yasak etti bunları? Çünkü bu yola tevessül etme. Şehvetin biriksin, şehvetin kuvvetlensin, kendini evlenmek zorunda hisset. Yükün altına gir ve bir kadınla nikahlan. İşte bu İslam fıtratıdır. Bu fıtratı yerine getirmezsen sapıtırsın, bozulursun. Bozulduktan sonra bir gün sen de toprağın altına gireceksin. O toprağın altında nice yiğitler var. Nice ağalar paşalar var, belinde iki tane silahla gezen adamlar var, nice reisler var toprağın altında. Solucanlar tarafından yeniyor şu anda, solucanlar parçalıyor. Dur reis şuradan da biraz kopartayım, diyor. O ağalar paşalar, o belinde silahla gezenler de hiçbir şey diyemiyor. “Aman akrep kardeş beni sokma, beni sokma, ben çok itibarlı bir adamdım.” diyemiyor. Toprağın altında nice paşalar var, nice başbakanlar var. Nice cumhurbaşkanları var, kemiriliyor. Çıyanlara karşı gelemiyor. Efendiler, bu bizim de başımıza gelecek. Bu toprağın altına girecek miyiz, girmeyecek miyiz? Gireceğiz. O zaman buraya bir hazırlık lazım gelir. Bu hazırlık İslam’a uymaktır. İslam’a uymadığın zaman Twitter Müslüman’ı olursun, Facebook Müslüman’ı olursun. Hafta arası haberleri seyrettim. İntihar vakası gördüm. Onu da anlatayım, kapatalım. İki tane kız, bir su kanalının yanında oturuyorlar. Okuldan çıkıyorlar. Okul çantalarının içine… İnşallah onlar bizim yaptığımız okul çantaları değildir. Okul çantalarının içine not bırakmışlar. “Mutsuzuz.” İkisi de aynı notu bırakmış, çantalarının içine atmışlar. Hani boş gitmeyelim, bir iki mesaj bırakalım muhabbeti. İkisi de beraber ya Allah bismillah kanala atlamışlar. Tabii sesi duyunca, bağırış çağırışı duyunca… İntihar eden herkes pişmandır. Kesin ve kesin intihar etmeye teşebbüs eden herkes intihar işini yaptıktan sonra pişmandır. Bunlar da başlamışlar bağırmaya. Bağırırken oradan birileri duyuyor. Koştura koştura onlar da suya atlıyorlar, kızlardan bir tanesini çok şükür kurtarıyorlar. Kız dışarı çıkıyor ama diğerini kurtaramıyorlar. Diğeri suda sürükleniyor, boğularak ölüyor. İntiharla gitmiş oluyor. Bıraktıkları not ne? Mutsuzuz! Niye mutsuz? Çünkü kalbini İslam’la tatmin etmemiş. Kalbini boş şeylerle tatmin etme peşinde. O gün o erkekle gezmiş, öteki gün öbür erkekle gezmiş, o ona kızmış, bu buna küsmüş. O ona demiş ki: “Niye o erkekle gezdin?” Hiçbir nikah bağı olmadan hep birbiriyle gezen erkekler ve kızlar… Kadınlı erkekli gezmeler… Nikah bağı yok, bu görüşmeler haram! Kalp devamlı kirleniyor, fıtrat devamlı bozuluyor. Sonra ne oluyor? Ondan sonra mutsuzum! Çünkü kalp haramla tatmin olmaz, kalp Allah’ın diniyle tatmin olur. Onu tatmin etmenin başka bir yöntemi yoktur. Mutsuz oluyor, keyifli olmuyor, kaygılı oluyor. Ne yapalım, nasıl kurtulalım? İntihar edelim. Şeytan geliyor, kuruntuyu kafasından veriyor, diyor ki: “İntihar edelim.” Kızlar da karar veriyor intihar etmeye ve atlıyorlar. Atlamadan önce bir tanesi Facebook’una mesaj yazmış. Bak mesajı getirdim, ne kadar hikmetli. ”Varlığımla terbiye olmayanı, yokluğumla terbiye ederim.” Vay be! Ne kadar ibretlik bir söz değil mi? Tamam bütün dünya terbiye oldu. Bravo, intihar ettin, çok güzel bir mesaj bıraktın. Bunu gören erkek, bunu gören o çocuk, bunu okuyacak biraz üzülecek. “Vay be! Hakikaten beni terbiye etti.” diyecek. İki gün sonra üç gün sonra unutacak seni. Sen öldüğünle kalacaksın. Kabrinde kıyamete kadar Hadis-i şeriflerle beyan edilmiş üzere, beyan edilmiş olduğu üzere, kıyamete kadar intihar ediş şeklinle yani boğulmayla azap göreceksin. Eğer imanlı olarak öldüysen inşallah af olursun. İnşallah. Ama imansız gittiysen kimse seni kurtaramaz. Bu sözü yazmış Facebook’una üç beş dakika önce. Tamam, mesajımı da bıraktım. Er odur ki dünyada koyar bir eser, esersiz kişinin yerinde yeller eser. ”Benim de eserim bu, terbiye ettim milleti, mesajı da bıraktım, boş gitmedim.” diyor. Lup! Suyun içine atlıyor. Ondan sonra? Ondan sonra intihar etmiş olarak gidiyor. Bütün millete haberlerde konu oluyor. İki gün sonra herkes unutur. Mesele şudur: Fıtratını bozduğun zaman sapıkça fikirlerde olursun. Fıtratını bozduğun zaman tatmin olmazsın. Kendini dünyevi şeylerle tatmin etmeye çalışırsın ama tatmin olmazsın. Geçen hafta ateş misalini verdim. Hiçbir erkek kalbini haram zina işleriyle tatmin edemez. Bütün bu haram zina işleri, bütün bu karı kız işleri, odun demektir odun! Odunu istediğin kadar ateşe koy, tatmin olmazsın. Siz hiçbir orman yangını gördünüz mü, ateş şöyle desin: “İsmail, tamam kardeşim bak ormanın yarısına kadar yedik, içtik, ormanı bitirdik, bundan sonrasını yemeyelim yeter be! Bir dahaki yaza artık, bir dahaki yaza yeriz kalanını.” Böyle bir ateş gördünüz mü? Ateş yakaladımı ormanı bitirir, kül eder. Ateş yakaladı mı bir yeri bitirir, yok eder. Bu ateştir. Nefis böyle bir şeydir, doymaz, tatmin olmaz. Üç tane kız arkadaşın olsa dördüncüyü ister. Gözü hep dışardadır. Bu nefsi tatmin edemezsin, iş sapkınlığa gider. Avrupa’da niye aile içi ilişkiler arttı? Niye eşcinsel ilişkiler arttı Avrupa’da? İki tane kız arkadaşı oluyor, üçüncü kız arkadaşını buluyor. İstediği her zaman zina yapabiliyor. Tatmin olmuyor, daha ötesini istiyor. “Dur ya, bir erkek erkeğe deneyeyim, bakayım.” diyor. Fıtrat bozulmuş kardeşim. Bu adamların fıtratı bozuldu. Avrupa’nın fıtratı bozuldu. Yahudi’nin fıtratı bozuldu, ateistin fıtratı bozuldu. Müslümanlar, bizim fıtratımız bozulmasın. İslam’ı yaşayalım ki Allah bizi bozmasın. (Amin) Allah’ımız ayeti kerimede buyuruyor ki: “Ey Habibim sen onların üzerine bir muhafız değilsin.” (En’âm, 107) Bak bu ayet-i kerime çok önemlidir. “Sen onların üzerine bir vekil de değilsin.” (En’âm, 107) Ne demek bu? Bize tebliğini yaptı mı? Vallahi yaptı, şahidiz. Ayet ortada, binlerce hadis ortada, binlerce mucize ortada, tebliğ açık. O görevini yaptı ama Allah’ımız diyor ki: “Sen kendini yıpratma. Boşu boşuna kendini yıpratma, sen muhafız değilsin ki onların başına. Tebliğini yaptın, onlar nasıl yaşarsa yaşasın.” Allah’ın Peygamberi Aleyhisselam görevini yaptı. Soru şu? Ey Müslüman, sen görevini yapıyor musun? Sen Allah’ın peygamberinin sana tebliğ ettiğini insanlara karşılıksız, çeksiz, senetsiz, menfaatsiz tebliğ ediyor musun? Allah Teâlâ bizleri, hayatının sonuna kadar İslam’ı karşılıksız olarak tebliğ eden kullardan etsin. (Amin) Amin.

Kandil geceleri, dedemiz Osmanlı tarafından sistemleştirilmiştir

Dedemiz Osmanlı, hep bu Kandil gecelerinde çok büyük ihtimam göstermiştir. Bunun tek bir sebebi vardır. Peygamberimiz (sav) Aleyhisselam’ın şu hadisine müştehak olmak, Tek sebebi budur. Ne buyuruyor Sultanım Aleyhisselâm? Unutulmuş olan bir sünnetimi ihya edene 100 şehit sevabı vardır. Kandil geceleri zaman geçtikçe halk tarafından unutuldu. Peygamberimizin (sav) hadislerinde geçen, Berat gecesi unutuldu! Kadir Gecesi unutuldu! Regaip gecesi unutuldu! Ceddimiz Osmanlı ne yaptı? Hemen alimlerini, ulema heyetini topladı. Biz bunu nasıl ihya edebiliriz? Çünkü hadis var. 100 şehit sevabı var! Ben buna müştehak olmak istiyorum. Bu müjdeye nail olmak istiyorum. Bir fetva bulun. Bir sistem yapın. Bir konuşma yapın aranızda. Biz bu geceleri nasıl halka yayabiliriz? Halkın unutmamasına nasıl vesile olabiliriz ? Diye padişahlarımız, dedelerimiz, fetva heyetini topladılar. Ve bu 5 geceye Mevlit Kandili üç ayların dışındadır. Yani Peygamberimizin (sav) doğum gecesidir. Bir Müslüman’ın beş tane özel gecesi vardır. 365 gün içinde. Bu 5 geceye, Ceddimiz Osmanlı aşırı ihtimam göstermiştir. Saray nezdinde büyük kutlamalar yapmıştır. Dünyadaki en kaliteli hafızları getirip Kur’an okutmuştur. Dünyadaki en kaliteli hatipleri getirip sohbet yaptırmıştır. Neden? Çünkü, Peygamberimizi (sav) nasıl daha fazla methedebiliriz? İslamı nasıl daha fazla yüceltebiliriz? Bu gecelerde yapacağımız dua adedini nasıl daha fazla arttırabiliriz? Tek gaye, amaç bu. Elhamdülillah ki Bunları bir sisteme bağladılar. Ve bu zamana kadar, bu 5 tane kandil gecesi, bize gelmiş bulundu. Allah Teâlâ kıyamete kadar kutlamayı nasip etsin. – Amin Amin, Ecmain. Şu anda dünyada bu 5 geceyi kutlayan en fazla ihtimam gösteren ülke hangi ülkedir? Türkiye’dir. Sebebi nedir? Osmanlı’dır. Bu adet bize ceddimizden kalmıştır. Gecelerin bereketli olması hadislerle sabittir, ama insanlar hadislere olan sadakatini, bağlılığını kaybettiği için bu gecelere artık ihtimam vermemeye başlamıştır. Vermedikleri zaman da Osmanlı sultanları, alimlerle beraber bu gecelerin önemini hadis ve ayetlerle zikrederek, beyan buyurmuştur. Bize ne düşer? Bize aktarmak, anlatmak düşer. Bize yaşamak düşer. Normal günde ne kadar dua ediyorsak, bu gecelerde daha fazla dua etmek düşer. Bu geceler özel gecelerdir.