Cezası en çabuk gelen günah: Sıla-i rahimin koparılması!

Allah’ımız ise bize diyor ki: “Onlar sana şirki emretse bile, bana eş koşmanı, herhangi bir şeyi ortak koşmanı emretseler bile sen onlara itaat etme ama onlarla dünya hayatında güzel geçin.” Annen namaz kılmıyor. “Annem namaz kılmadığı için onu hiç sevmiyorum, hiç bir sözünü dinlemiyorum hocam.” Bırak namaz kılmamayı, bırak annenin başının açık olmasını, bırak annenin saçma salak diziler seyretmesini; Annen, Allah’a şirk koşan bir kadın bile olsa, “Ona dünyada sahip çık, iyilikle güzellikle ona sahip çık.” Ona yardımcı ol, dünya işlerinde ona yardımcı ol. Bu, Allah’ımızın annemiz hakkındaki hükmü, babamız hakkındaki hükmü. Ve sen diyorsun ki benim babam hiç namaz kılmadığı için, yaşı 60 olmasına rağmen hacca gitmediği için benim kalbim çok soğuk hocam. Ben de o tarikat cemaat işlerine girdim, dindar olarak çok kuvvetlendim. Annem babam hiç namaz niyazda işi yok. Fikirleri sol olduğu için ben onlarla görüşmeyi kestim. Caiz mi bu? Vallahi caiz değil. Sen şeytanın atına binmişsin. Muhammed aleyhisselamın hadisine bakın. Lütfen şu hadis kulaklarınıza küpe kalsın. Ebu Bekre radiyallahu anh anlatıyor: Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki; ”İşleyene daha dünyada cezası çarçabuk gelmeye en layık günah, -dünyada işledin ve hemen çarçabuk gelmeye en layık günahı söylüyor şimdi- zulümdür ve sıla-i rahimin kesilmesidir.” İki tane günah söylüyor. Bir, zulüm. Kim varsa dünyada mazluma zulüm eden, daha dünyadayken işlenmeye en layık, peşinen bela getirmeye en layık günah. Zulüm, bir. İki, sıla-i rahimin kesilmesi. Akraba ile muhabbetin, münasebetin kesilmesidir. Kim keserse akrabayla münasebeti, belayı beklesin daha dünyadayken. Muhammed aleyhisselam söylüyor. Bakın anne babadan bahsetmiyorum ben. Akraba diyor Muhammed aleyhisselam. Akraba böyle ise, başına belaları çağırıyorsan onlarla arayı koparttığın için. Annenle babanla arayı kopartırsan senin başına ne gelir? Hele hele ki anandan babandan bir lanet beddua yesen, senin başına ne gelir? Türkiye’de cin musallatı vakaları yüzde üç yüz arttı. Cin musallatı. Her hafta mesajlar geliyor. Cinler rahat bırakmıyor, cinler rahat bırakmıyor. Görüşen mi dersin, gece vakti karşısında oturup konuşan mı dersin, dayak yiyen mi dersin. Cinler cinler cinler. Musallat vakaları tavan yaptı. Neden? Analar babalar sabırsız, tahammülsüz, İslami edebi bilmiyor. Çocuklar; ana babalarına karşı hürmetsiz, saygısız. Anne baba kızdığı anda çocuğuna laneti okuyor. Lanet okuduğu zaman çocuğuna bir şey daha oluyor. Çocuğun üstündeki zırhı Allah Teala kaldırıyor. Ve çocuk cinleniyor. Cinlerin açık hedefi haline gelir. Cinler bizi nasıl görürler? İki şekilde görürler. Bir, üzerinde zırh olan normal insanlar. Allah’ın bir melek korumasıyla bir zırh, bir koruma ordusuyla bizi çevirdiği bir zırh. Anca onlar görür bunu. Bir de koruma ordusunu kaldırdığı insanlar. Anasından babasından lanet yemiş, Allah o melekleri o kuldan çekmiş. Koruma ordusunu, zırhı kaldırmış. Kaldırınca ne oluyor? Cinlerin açık hedefi. Bak bunun koruması yok ya bu salak bu. Salak bu. Saldıralım buna diyorlar. Ve cinler adamı ele geçiriyor. Her gün cinlerle konuşanlar, Namaz kıldığım zaman beni dövüyorlar diyenler, Bana küfrediyor diyenler, Benimle cinsi münasebete girmek istiyor diyenler. Binlerce şikayet. Halktan böyle şikayet mesajları geliyor. Neden? Anasıyla babasıyla muhabbeti kesmiş. Neymiş? İslam’ı yaşamıyormuş. Sen misin onların ilahı? Elbette ki üzülürüz. Kalbimiz üzülür. Elbette ki onların da alnının secdeye gitmesini isteriz. Ebedi hayatının kurtulmasını isteriz. Ama tercih… Allah bizi serbest bırakmış. Tercihimizi serbest bırakmış. Bırak; sen tebliğini yap, güzel bir şekilde İslam’ı anlat. İster yapsın ister yapmasın. Hidayet için Allah’a dua et. Yapmıyor diye bağlarını kopartma hakkın yok. Başını örtmüyor diye hanımını boşama hakkın yok. Böyle bir şey yok. Namaz kılmıyor diye kocandan ayrılmaya hakkın yok. Sabredeceksin. Ya Allah hidayet ederse seni geçerse? Ey hatun kişi! Ya senden daha sağlam Müslüman olursa? Bunları bilmiyoruz. Bundan dolayı Muhammed aleyhisselam diyor ki; Bu ceza, peşinen daha dünyadayken gelmeye en layık olan ceza; Bir, zalimin zulmüdür. İki, sıla-i rahimin terkidir. Bu cezanın dünyada gelmesi de ahiretteki cezaya kefaret değildir. Bakın burada, başımıza herhangi bir yaptığımız günahtan dolayı ceza geldiğinde ne oluyor? Ahiretteki cezaya kefaret oluyor. Mesela hırsız hırsızlık yaptı sonra gitti şeriat devleti bunun elini kesti. Genç adam başka bir kızla gitti zina yaptı. Şeriat devleti bunu mahkeme etti, yüz sopa vurdu. Yüz sopa vurduğu zaman ne oluyor? O tövbe yerine geçiyor. Kefaret. Tıpkı orucu bozmaktaki altmış gün kefaret gibi. Ahirette altmış gün kefaret tutan bir adam, ahirette orucunu bozduğu için ceza görecek mi? Görmeyecek. Kefaret oldu o. Dünyada çektiğimiz belalar da ahirette göreceğimiz musibetlerin azabın kefaretidir. Ahirette Allah göstermeyecek demektir. Ama Muhammed aleyhisselamın bu hadiste; bu iki zümreye, bu iki kişiye söylediği bir şey var. Dünyada çektikleri, gördükleri belalar var ya ahirette de onlara kefaret olmayacak. Ahirette bir daha görecekler diyor. Unutmayın! Bir zalim, iki sıla-i rahimi kopartan. Anası, babası, akrabalarıyla bağını kesen. Ben amcamla görüşmeyi kestim, Ben dayımla görüşmüyorum, Teyzeoğullarıyla görüşmüyorum, bitti artık benim benim işim. Dünyevi küçük meselelerden dolayı, şeytan ona fitne koymuş buna fitne koymuş. Bağları kopartmışlar. Kardeşlerimizi biz seçmiyoruz. Anamızı babamızı biz seçmiyoruz. Akrabalarımızı biz seçmiyoruz. Kişiler, arkadaşlarını seçebilirler. Ama akrabaları seçmek; bu, ihtiyari kaderden değildir. Izdıraridir. Allah bizi mecbur bırakır bazı akrabalar sahip olmamıza. Ve bize der ki: Sabredeceksin. Bağları kopartmayacaksın. Bağları koparttığın zaman belalarım seni bekliyor. Bela okları üstüne akın akın gelir. Cinler, şeytanlar seni dost edinir diyor. İşte bizim ölçümüz kuran ve sünnettir kardeşler. Bunlara uyduğumuz zaman huzur içinde yaşarız.

Yeni bir sahte tarikat: Üveysilik ve Üveys Zikri!

Birçok insan vardır şu anda ülkemizde, birçok grup vardır, cemaat vardır, tarikat vardır, oluşum vardır, siyasi partiler vardır. Sizi Allah yolundan alıkoymak isterler. Köşe başında dururlar. Doğru yol bizim yolumuz derler. Bizim bu tarafa gelin derler. Ama hakikatte sizi götürmek istedikleri yer neresidir? Şeytanın yoludur, yani ateştir. Son zamanlarda çokça aldığım mesajlar; yeni bir sahte tarikat türemiş kardeşler. Bu tarikatın ismi ne? Üveysilik tarikatı. Üveysilik tarikatı… Bu konuda yüzlerce mesaj aldım bak mübalağa etmiyorum. Yetmiş seksen tane aldığım zaman hemen bir yazı yazma ihtiyacı hissettim. Fakat yazı yazmama rağmen yüzlerce mesaj alınca ne yaptım? Video çekmek zorunda kaldım. Şimdi bu tarikat hakkında yazdığım yazıyı burada nakledeceğim. Küçük yorumlar yapacağım hem hizmetimizi kapatacağız inşallah. Üveysilik yolu hak mıdır? Üveys zikri nedir? Bir tarikatın hakiki bir tarikat olması için ne lazımdır kardeşler? Bir silsile içinde olması lazımdır Ya Nakşibendi silsilesi ya Kadiri silsilesi; silsilesinin tepesinde de Muhammed Aleyhisselam olmak zorunda. Bu tarikatınsa bir silsilesi yok. Biz rüyalarda velilerle, şeyhlerle görüşüyoruz. Onlardan alıyoruz. Hiçbir silsileye girmemize hiçbir hoca tutmamıza gerek yoktur diyorlar. Böylelikle insanları kandırmaya ve kendi tarikatlarından uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Biliyorsunuz ülkemizde bir grup var; tarikat, cemaat düşmanlığı yapıyor.Tarikatlar şirktir, cemaatler şirktir; herkes ayrı takılsın, tek takılın. Topluluk halinde yapmayın. Allah Kur’an’da bizi her zaman cemaate, topluluğa teşvik ediyor. Bunlar ne diyor? Cemaatlerde bulunmayın, tek başınıza hareket edin. Okuyun Kur’an mealini kafanıza göre hüküm verin diyorlar. Bir grup alabildiğine tarikatları, cemaatleri kötülerken bir grup da, bu Üveysi grubu; yeni çıkmış sahte tarikat da Tarikata girmiş olan Müslümanları caydırmak için, kendi tarikatlarına adam devşirmek için sahte bir tarikata sevk etmek istiyorlar bizi. Kardeşim sormuş: ”Selamünaleyküm Hocam bir sorum vardı müsaade ederseniz. Üveysi yolu ehli sünnet yolu mudur? Bir arkadaşım var bana dedi ki: Annem rüyasında Peygamberimiz Aleyhisselam’ı görmüş. O da Aşk-ı Üveysi kitabını oku demiş. Doğru mudur? Allah razı olsun güzel hocam.” Bu kardeşimiz sual sormuş. Ve aleykümselam. ”Allah’a ulaştıran yollar mahlukatının nefesleri adedincedir.” der İmam Rabbani (rahmetullahi aleyh) Bu yollardan biri de Üveysilik yoludur. Veysel Karani Rahimehullah, Muhammed Aleyhisselam’ı göremeden ona aşık ve tabii olduğu için bu yola Üveysilik yolu denmiştir. Biliyorsunuz Hz. Veysel gidemiyor, görüşemiyor sahabeler gibi. Uzaktan ona karşı bir muhabbet serdettiği için Efendimiz Aleyhisselam hırkasını Hz. Üveys’e gönderiyor. Allah ona rahmet etsin. İslam tarihindeki en meşhur tarikat kollarından olan Nakşibendi yolu da aynı zamanda bir Üveysilik yoludur. Üveysilik meşrebiyle Nakşibendi tarikatına bağlanmak isteyen bir Müslüman, tarihte yaşamış herhangi bir mürşid-i kâmilden etkilenmiş ise Onun talebesi olmak kastıyla Allah rızası için iki rekat nafile namaz kılar ve sevabını bu mürşidin ruhuna hediye eder. Bu silsileden herhangi bir mürşid-i kâmile bağlanmak istiyorsan Allah’ım ben sana bu mürşid vesilesiyle kavuşmak istiyorum diyorsan; Kur’an diyor ya Lokman suresinde: ”Bana yönelen kimsenin yoluna uy.” Ben bu ayet-i kerimeye göre sana yönelmiş olan bir mürşid ile sana gelmek istiyorum Allah’ım diyorsan; Onlardan herhangi birinin ruhuna rabıta edeceksin. İki rekat Allah’a nafile namaz kılacaksın. Peşinden de dua edeceksin. Allah’ım ben kendime mürşid-i kâmil olarak İmam Rabbani Hazretleri’ni edinmek istiyorum. Ben mürşid-i kâmil olarak Ebubekir Sıddık’ı edinmek istiyorum diyebilirsin duanın sonunda. Bu Üveysi olarak ona bağlandığın anlamına gelir. Artık onun yolundasın demektir. Namaz sonu duasında ise şöyle der: ”Allah’ım senin kitabın Kur’an-ı Kerim’i ve Peygamberin Muhammed Aleyhisselam’ı daha iyi tanımak ve anlayabilmek için bu salih kulunu kendime mürşid edinmek istiyorum. Sadıklarla beraber olun buyurdun. Onlarla olmak istiyorum. Bana yönelen kimsenin yoluna uy buyurdun. Onların meşrebinde sana yakınlaşmak istiyorum. Beni ve mürşidimi mahşer günü Muhammed Aleyhisselam’ın livâ-i hamd sancağı altında haşret.” diye dua eder. Burada en çok dikkat edilmesi gereken mesele şudur ki; günümüzde hak tarikatlar olduğu gibi ne yazık ki batıl tarikatlar da mevcuttur. Kur’an ve sünnetten kıl kadar ayrılmayan gerçek mutasavvıfların kitaplarından okudukları bilgileri kendilerine uyarlayan Ve Allah’ın kanunları anlamına gelen şeriata uymayarak yeni bir din ihdas eden nice sahte tarikat erbabı tarih boyunca mevcut olmuş ve kıyamete kadar da olacaktır. Gerçek tarikatlar kıyamete kadar olacak, sahte tarikatlar da kıyamete kadar olacak. Ayrıştıracaksın. Biz Müslümanların buradaki ölçüsü tabii olunacak olan mürşidin adının ya da kerametlerinin büyüklüğü değil Kur’an ve sünnete ne kadar bağlı olduğu olmalıdır. Yeni türemiş olan bir gruptan ayrılan ve bize şikayetlerle müracaat eden bazı kardeşlerden işitiyorum ki bugün kendilerine Üveysiyiz diyen bazı tarikatçılar türemiş. Ve sohbetlerinde kadın erkek karışık oturuyor, sigara ve nargile eşliğinde sohbet dinliyor. Ve bizim cemaatte dişilik, erkeklik yoktur, Hepimiz aynıyız türünden uydurma fetvalarla şeriatın açıkça haram saydığı meselelerde birbirlerine yakınlaşabiliyorlarmış. İki hafta önce kardeşim mesaj gönderdi. Bunlardan ayrılmış. Hocam ben kız arkadaşımla beraber sohbetine gittim. Kol kola girdik, el ele tutuştuk oradaki hocayı dinledik. Hoca orada ayet söylüyor, tarikatının büyüklüğünden bahsediyor, kendi söylediği zikrin yapılmasını, kendi sohbetlerinin izlenmesi gerektiğini söylüyor. Ama hep kadınlar erkekler karışık ve hep birbirimize sarılıyoruz. Ah ne kadar güzel sohbet ediyor değil mi aşkım? diyoruz. Allah’ım, Allah’ım… Var mı İslamiyet’te böyle bir şey? Yok. Adamın havada uçtuğunu görsen, bak o sohbeti yapan sahte şeyh havada uçsun, bunlar da burada kız erkek karışık yan yana otursun. Şimdi biliyorsunuz yeni bir grup türedi. Kadınlar her hafta bir camiye gidiyorlar. Biz nasıl her hafta İstanbul’da bir camiye gidiyoruz sabah namazında. İstanbul’un farklı bir camisine gidiyoruz kardeşlerle beraber, yeni bir imamla tanışıyoruz, yeni bir cemaatle sabah namazını icra ediyoruz. Bir kızlar türemiş üniversiteden. Bu kızlar ne yapıyor? Her hafta bir camiye gidiyorlar. Camilerde erkeklerin yanında duruyorlar namaza. Ben bu kızları, bu ablaları uyarıyorum. Sakın benim yanımda namaza durmayın, çıngar çıkartırım. Çok sakin, yumuşak bir adamım ama kusura bakma senin yüzünden benim namazımın bozulmasını göze alamam. Ben abdestimi almışım namaza gelmişim. İki adım geride dursan… İslamiyet’te, Muhammed Aleyhisselam’ın bize anlattığı dinde, bize öğrettiği, gösterdiği dinde… Bu dinde numune Muhammed Aleyhisselam’dır. Bu Kur’an Kerem Hoca’ya uymak farzdır demiyor, Muhammed Aleyhisselam’a uymak farzdır diyor. Muhammed Aleyhisselam’ın mescit usulü nasıldı? Erkekler önde, çocuklar arkada, kadınlar en arkada. Bu usulde kadınlar istediği her camiye gelebilir, hiç sıkıntı yok. Ama sen gelir de benim yanımda namaza durursan, sen fitne çıkartmak istiyorsun. Sen dış güçlerin tazyikiyle, desteğiyle fitne çıkartmak istiyorsun. Kargaşa olsun, iç savaş çıksın. Dış güçlerin müdahalesi kolaylaştırılsın istiyorsun. Bunlarla röportaja kim geliyor biliyor musun? CNN geliyor, İngiliz kanalı. CNN mi BBC mi artık tam bilmiyorum, karıştırıyorum onları. İngiliz kanalı geliyor bunlarla röportaja. Niye bana gelmiyor röportaja İngiliz kanalı? Benim neyim eksik? Vehhabi hocayı içeriye attılar şimdi. Bu ümmetin tamamına müşrik diyen bir tane Vehhabi hoca, şimdi içeride. İngiliz kanalı geliyor, bu Vehhabi ile… Taraftarları çok az. Takipçi çok az. Önüne gelene kafir diyor. Kendisine tabii olan bir avuç dışında bütün ümmet müşrik. İngiliz kanalı ya! Ta oradan gelmiş bu adamla röportaj yapıyor. Ne işi var İngilizin bu adamla? Güçlendirmek istiyor. İçerideki sahte akımları güçlendireyim, sağlam Müslümanları bozayım. İç savaş çıkartayım ben de müdahale edeyim, ülkeyi ele geçireyim. Bütün plan bu. Bu kızlar da aynı bunlar gibi kullanılıyor. Fitne çıkartmak, kargaşa çıkartmak istiyorlar. Yeni bir FETÖ projesi gibi. Sakın FETÖ’nün bittiğini zannetmeyin. FETÖ bitmiş falan değil. Hala güçlüler. Her gün o haberlerde okuyorum. Otuz tane FETÖ’cü yakalandı, kırk tane. Arkadaş bitmiyorlar ya! Topluyoruz topluyoruz bitmiyorlar. Bataklıktaki sivrisinekler gibi boyuna ürüyorlar, bitmiyorlar. Allah bizi bunlardan kurtarsın. Amin. İşte bu sahte tarikatlar da böyle. Bir gece rüyamda… Bu da başka bir mesaj: Bir gece rüyamda diyor, ayrılan bir kardeş yine bana yazmış. Mübalağa etmiyorum, vallahi şu ana kadar dört yüz ya da beş yüz tane mesaj almışımdır. Sadece bu sahte Üveysi tarikatından dolayı. Rüyamda diyor beyaz sakallı bir hacı amca geldi diyor rüyama. Dedi ki ”Evladım senin aşkın ve muhabbetin çok artmıştır, namaz mükellefiyeti artık senden kalkmıştır.” Bu hacı amcalar bana hiç gelmiyor. Benim namaz borcum yok ya! 16 yaşımdan beri ben namaz kılarım Allah’ıma hamd olsun. Bir vakit namaz borcum yok. Niye bana gelmiyor bu hacı amcalar hep size geliyor? Ne diyor peki bunların başındaki sahte şeyh? ”Evladım ne kadar güzel, işte sen de olmak istenilen mertebeye geldin. Artık namaz kılmayabilirsin.” Bunu deyince hocam başımızdaki hocalar, abiler, ablalar ben de namazı bıraktım diyor. Ama diyor eski huzurum yok, eski muhabbetim, aşkım yok. Olmayınca da araştırmalar yaptım, senin yazını gördüm diyor sitenden. Ondan sonra da senin sosyal medya hesabını buldum. Şimdi seninle konuşuyorum, bana bu işi söyle diyor. Bu hacı amca kimdi? Niye beyaz sakallı, niye nur yüzlü? Kardeşim şeytan denilen bir olay var ya. Bin bir surat diye filmler duymadınız mı siz hiç? Adam kendi basit imkanlarıyla taklit yapıyor, maske yapıyor. Bin bir surata bürünüyor. İnsanları aldatıyor. Şeytan maske falan takmaz. Şeytan şekil değiştirebilir tıpkı cinler gibi. Allah ona böyle bir kuvvet vermiştir. Şeytan da rüyana gelir, çok nur yüzlü salih bir zat kılığında rüyana gelir ve sana der ki: ”Artık bundan sonra Ramazan orucu sana düşmüştür. Zekat vermek sana düşmüştür. Allah senin kalbinin temiz olduğunu bana söylemiştir evladım. Müjde olsun.” Sen de şimdi zayıf, sahte bir Müslümansan ne yaparsın? İşte bu be! Bitirdim artık, oldum ben! Ne oldun oğlum? Ya kardeşim, senin mürşidin Muhammed Aleyhisselam ise, Muhammed Aleyhisselam’dan namaz düştü mü düşmedi mi? Sorum basittir. Hayatının sonuna kadar, yatakta yatıyorken bile ima ile namazını kıldı mı benim peygamberim? Son on üç günü atakta ima ile kıldı namazını, o kadar ağırlaştı hastalığı. İma ile kıldı mı namazını? Kıldı. Oruçtan, zekattan düştü mü? Hiç düşmedi hayatının sonuna kadar. Muhammed Aleyhisselam’ın üzerinden bu ibadet düşmüyor da sen kimsin be! Hiç senin kafan çalışmıyor mu? Ama hocam bu kadar rüyalar falan… Ya rüya ile iş olur mu? Rüya dinde delil değildir. Şeytanlar karıştığı için dinde delil değildir. O bir işarettir, rüyayı gören adına bir işarettir. Ölçüsü de şeriata uyup uymamasıyla orantılıdır. Şeriata uymuyorsa rüya geçersizdir. Bir beldeye atanan hocanın sahte hoca mı gerçek hoca mı olduğunu anlamak için oradaki dervişlerden bir tanesi diyor ki hanımına: ”Sen git diğer hanım kardeşlerle hocaya soru sor. Kadınlar soru sorduğunda, en son sen de bir soru sor. Bakalım hoca sahte hoca mı, gerçek hoca mı.” Hocam, dün gece rüyamda, çok salih bir zat rüyama geldi dedi ki: Kocan İsmail’i boşa, bu hoca çok mübarek bir hocadır, hemen bununla nikahlan.” dedi. Yarın git bu hocayla nikahlan dedi. Hocam benim sizinle nikahlanmam lazım. Çok salih bir zat rüyama geldi dedi hocaya. Hoca da ne dedi kadına? Çok mübarek bir rüya görmüşsün. Sahte hoca… Çakal… Kolpaçino… Çok mübarek bir zatı görmüşsün. Hemen kocana de ki seni hemen boşasın. Bir kere boşadım kelimesini söylemesi yeterlidir. Yarın gel, dini nikahımızı da ben kıyacağım, seni nikahıma alacağım. Deyince kadın hocaya ne diyor? ”Sen ne utanmaz adamsın be! Sen bilmez misin bir kadın kocasından ayrıldıktan sonra yüz gün yani iddet dönemi boyunca başka bir erkekle evlenemez. Kur’an hükmüdür bilmez misin?!” Deyince hoca anlıyor ki burada bize ekmek çıkmaz. Burada dervişler, kadınları bile böyleyse kocaları kim bilir nasıldır. Buradan bize ekmek çıkmaz diyor, kaçıyor. Adamın sahtekar mı olduğu sağlam mı olduğu şeriata uymasından belli olur. Şeriata, Allah’ın kitabına uyuyorsa o adama uy. O adam sağlamdır. Ama uymuyorsa kaç o adamdan. Birbirlerine yakınlaşabiliyorlarmış. Yine bu sahte yolun yolcuları yeni gelenleri kendilerine bağlamak için bizim dışımızdaki bütün cemaat ve tarikatlar kıyamete kadar batıldır. Bak bak bak! Kendi cemaati, sahte tarikatı gerçekmiş. Bizim dışımızdaki bütün cemaatler var ya Nakşibendi, Kadiri, Mevlevi… bunların tamamı kıyamete kadar batıldır. Türünden zırvaları da salık buyuruyorlarmış. Gidin bunların sahte şeyhlerine sahte müritlerine söyleyin; benim zaten bir tarikatım var. Zaten zikrim var, Kur’an okuyorum, namaz kılıyorum, her hafta ilim meclisine gidiyorum. Ben niye terk edeyim burayı? Bunlar ne diyor? Hepsi batıl. Onların hepsi bozuk, batıl. Bize uymazsan kurtulamazsın. Sen peygamber misin ya! Uymazsak kurtulamayacağımız olan tek mürşit Peygamberdir (sallallahu aleyhi ve sellem) Bunun dışında hiçbir mürşid-i kâmil ya da alim şunu diyemez: Bana uymazsan kurtulamazsın. Hayır! Muhammed Aleyhisselam’ın sünnetine ve Kur’an’a uymazsan kurtulamazsın. Ancak bunu söyleyebilirsin. Kedicikler cemaatine çok benzeyen bu grubun iki adım sonra varacağı yer Mehdilik ve yeni peygamberliktir. Allah bunları kurtarsın. Bak şu anda hala sahte şeyh falan muhabbeti devam ediyorlar. İki adım sonrasını söylüyorum, bu sadece bir mümin basiretidir: Bir adım sonra Mehdi olacak bunların şeyhleri, iki adım sonra da peygamberliğini ilan edecek. Ya dolaylı yoldan ya da direkt olarak. Bazıları dolaylı yoldan ilan ediyor, bazıları direkt. Mesela Amerika’daki sahte peygamber Reşad Halife direk ben elçiyim dedi, ben Allah’ın peygamberiyim dedi. Yine şu anda Amerika’daki sahte peygamber Edip Yüksel, bu direk söyleyemiyor. İşte ben de öyleyim, ben de elçiyim diyor; peygamberim diyemiyor Ama okuduğum yazılarında falan Allah’tan vahiy aldığını açık açık söylediğini gördüm ve hakkında yazdığım yazıda da bunu nakletmiştim. İki adım sonra buraya varacaksın. Başka bir şeye varamazsın. Çünkü Allah’ın yollarından saptırmak istiyorsun. Allah’ın yollarından birilerini saptırmaya çalıştığın zaman Allah’ın laneti adamın üstüne gelir. Lanet geldiği zaman da Ehl-i Sünnet ve’l Cemaatten ayrılırsın. İşte örnekler ortada. Namaz kılmana gerek yok. Flörtün ile hayatına devam edebilirsin, yeter ki kalbinde evlilik niyeti olsun. İstediğin kadar üç beş sene gez, tokalaş, öpüş problem yok. Kalbinde iyi niyet olsun yeter(!) Allah’ın kitabına ve peygamberinin yoluna uymayan bu tür batıl gruplara karşı bütün Ümmet-i Muhammed’i uyarmak biz tebliğcilerin başlıca vazifesidir. Konuyu üstadım İhramcızade’nin bir sözü ile bitireyim. Üstadım diyor ki: ”Şeriatı gözetmeyenin tarikatı olmaz. Bu yolun evveli şeriattır, ortası şeriattır, sonu yine şeriattır.” Bak bu tarikatlar var ya bu tarikatlar, bu tarikatların tamamının ne gayesi var? Başı şeriattır, ortası şeriattır. Ben çok ilerledim yükseldim, yüceldim. Sonu da şeriattır! İstediğin kadar yüksel, yücel… İstediğin kadar miraç basamaklarını yüksel… Şeriata uymuyorsan, bir gram, bir karınca kadar ayrılıyorsan sen sapıttın. Ölçü bu kadar basittir. “Gardaşlarım, bizim tarikatımız ne kadar büyürse büyüsün, ne kadar incelirse incelsin şeriattan kıl kadar ayrılmasına imkan yoktur.” “Şeriatta kıl kadar noksanı olanın havada uçtuğunu görürseniz vurup kanadını kırın. İstidraçtan başka bir şey değildir.” Şeytan aldatmacası, şeytan kerametine istidraç denir. “Şeriattan kıl kadar ayrıldığımızı görürseniz de bizi terk edin.” Mürşid-i kâmil budur. Kıl kadar gördün mü beni şeriattan ayrıldım, terk et beni kardeşim. Cehenneme gidiyorum ben, seni de sürüklemeyeyim. Ayet ile bitirdim: ‘ ‘Böylece biz Kur’an’ı Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan Allah tarafından senin için ne bir dost vardır ne de bir koruyucu.” (Ra’d Suresi 37. Ayet) İşte ayet çok açıktır kardeşler. Hevana uymayacaksın. Muhammed Aleyhisselam’a Allah diyor ki sana şeriat verdik. Sen buna uyacaksın. Hevana uyma. Kim varsa hevasına uyan bana göre böyle diyen, benim keyfim budur, bana uymak zorundasınız diyen, hevasına uymuş demektir. Kendi kitaplarını satmak için taklalar atıyor. Kendi tarikatına adam toplamak için, paralarla cebini doldurmak için taklalar atıyor demektir. Buraya giden kardeşlerimizin bir çoğu elhamdülillah yazılarla, sohbetlerle falan uyanmış. İnşallah kalan kısmı da uyansın. Allah bu kardeşlerimizin hepsine hidayet etsin, kurtarsın. Ülkemizde ve Dünya’da ne kadar sahte tarikat ve cemaat varsa hepsine Ehl-i Sünnet akidesine, 14 asırlık İslam’a dönmeyi nasip etsin. Amin.

Eşcinsel imamdan olay sözler! “Livata haram değil!”

Eşcinsel imamdan olay sözler! Ben burada ateist imamı okudum, hatırlıyor musunuz? Ateist imam! Ya hocam, ateist imamı olur? Profesyonel bu. Profesyonel bir imam. Ben, olaya profesyonel bakıyorum. İnanmak, inanmamak önemli değil. Maaşımı alırım, namazımı kıldırırım, işime bakarım. Bu, ondan bir kademe düşük. Eşcinsel imam! Bunu da gördüm ya şu dünyada, daha artık gözüm açık gitmez. Daha başka bir sapıklık tahmin etmiyorum. ABD’li eşcinsel imam Abdullah: ”Kur’an’ın eşcinsellerin cezalandırılmasını özellikle belirtmediğini söyledi.” Kur’an, eşcinsellerin cezalandırılmasını özellikle belirtmemiş. Yani ne demek istiyor burada? Kur’an’da eşcinselliği yasaklayan hiçbir ayet yok. Vallahi yalan söylüyor. Yalan. Lut aleyhisselamın başından geçen olayları hiç okumamış. Yahut da okumuş; üstüne alınmamış. Anlatıyor burada; evet, bazı şeylerden bahsediyor ama bizi alakadar etmiyor. Bizden değil bu. Bizden bahsetmiyor Allah. O zamanla alakalı; tarihselci. Ülkemizde bazı sapık ilahiyatçılar var. Nedir bunlar? Tarihselciler. ”Ayetlerin büyük çoğunluğu peygamber zamanını anlatıyor; bu zaman için geçerli değil.” ”Dolayısıyla yahudi de kardeşimizdir, müslümandır; hristiyan da müslümandır, hep beraber kol kola, el ele tıpkı eşcinseller gibi cennete.” diyorlar. Bunlar tarihselciler. Ayık olun. Bol miktarda mutezile içerir bu sapıklar. Şimdi bu imam Abdullah diyor ki: ”Kur’an’da hiçbir ayet yok.” Abdullah’ın açıklaması çoğunluğu müslüman ülkelerdeki onur yürüyüşlerinde alınan sert tedbirlerden sonra geldi. Bu eşcinseller yürüdükten sonra, bu bir bakmış; binlerce eşcinsel insan yürüyüş yapıyor falan: ”Aaa, ben de eşcinselim; benim de artık bunu açıklamam gerekiyor.” demiş. Oradan, bir kalabalıktan cesaret almış ve eşcinsel olduğunu açıklamış. Söz, şu: ”Kur’an’ın hiçbir kısmında eşcinsellerin cezalandırılmasından bahsedilmez.” diyen Abdullah… …”Tarihçiler de, Muhammed peygamberin eşcinselliğe dair hiçbir söylemini bulmamıştır.” diyerek tezini savunuyor. İkisi de yalandır. Ayetlerde Allahu Teala hazretleri, Lut aleyhisselamın ağzından bu olayın ne kadar rezalet bir iş olduğunu anlatıyor. Lut aleyhisselam kavmine diyor ki: ”Siz, kadınları bırakıp, erkeklere gidiyorsunuz öyle mi? Allah’a yemin olsun; siz, sizden önce hiç kimsenin yapmadığı aşağılık bir şeyi yapıyorsunuz, aşağılık bir şeyi yapıyorsunuz.” Lut aleyhisselamdan önce ne kadın kadına, ne erkek erkeğe eşcinsellik yok. İlk o peygamberin döneminde oldu bu livata (eşcinsellik). Allah ayette aşağılıyor. Allah’ın peygamberi ayette: ”Bu, çok tahkir edici (çok kötü bir şey).” diyor; bu imam üstüne alınmıyor: ”Yok öyle bir şey, Kur’an’da yasaklayan hiçbir şey yok.” diyor. Rasulullah aleyhisselama dönelim. O konu hakkında birçok hadis-i şerif var. Aklıma gelen bir iki tanesini söyleyeyim. Efendimiz aleyhisselam buyurdu: ”Bir erkek üç defa livata yaparsa, bir daha o işi bırakamaz. Livata, erkek erkeğe ilişki demektir. Erkek, kötü bir erkekle yakınlaştı. Yakınlaşması ilerledi, aynı odada kaldılar; şehvetten konuşma, zinadan konuşma, şu, bu, yakınlıkları ilerledi ve eşcinsel ilişkiye girdiler. Livata yaptılar. Bu olayı diyor Efendimiz aleyhisselam üç defa yaparlarsa, bir daha bırakamazlar. Bu, artık bir hastalık haline gelir. Şimdi eşcinsellerin savunduğu tez nedir: ”Biz doğuştan itibaren böyleyiz. Biz hasta doğduk. Bu, bizim isteğimizle olmuş bir şey değil.” Bu, yanlıştır. Sen, o şartlara kendini zorladın. Kötü insanlarla beraber oldun, birkaç defa bu olayı yaptın ve Peygamberimiz aleyhisselamın tespitiyle: bunu üç defa yaptıktan sonra artık bırakamaz oldun. Tıpkı üç defa damarına uyuşturucu, eroin enjekte eden adam gibi. Bu eroini üç defa enjekte ettikten sonra senin işin bitti. Evde satmadık hiçbir şey bırakmazsın. Her şeyi satarsın. Tek bir planın olur: eroin bulmam lazım. Eşcinsellik de bunun gibidir. Şimdi, burada suçlu Allah mı, sen mi? Sen yaptın. Sen! Bu eşcinsel imam suçu kime atıyor? ”Allah beni böyle yarattı.” Efendimiz aleyhisselam buyuruyor yine: ”Allah, livata yapan erkeğe ve kadına lanet etsin.(hadis-i şerif)” Hani yoktu. Ama bunlar görmek istemediği için, yaşamlarına müdahale ettiği için ayet ve hadislerden bazıları; müdahale ediyorsa bu ayetleri kaldıralım, bu hadisleri kaldıralım. ”O zamanla alakalı.” diyorlar, işten sıyrılmaya çalışıyorlar. Aktarılan habere göre: diğer imamların ve müslümanların tanışmayı reddettiği Abdullah, hiçbir imam ve hiçbir müslüman bununla tanışmak istemiyor; kaçıyor. Bak! ben, bizim diyanete sesleniyorum: bu tarz ateist imammış, yok eşcinsel imammış; bizim arnavutların camisine vermeyin. Sakın. Her tarafa verebilirsiniz; bizim arnavutlar bu işlere anormal ters bakarlar. İmam kalmaz ortada; haberiniz olsun. Ben uyarıyorum; bunlar tehlikeli adamlar. Herkesin tanışmayı reddettiği Abdullah; kadın ve erkeklerin yan yana namaz kılmasına izin vermesinden ötürü eleştirilere maruz kalıyor. Buyurun buradan yakın. Bir tane daha çam devirdi. Abdullah’a göre: kadınlarla erkekler yan yana, kardeş kardeş namaz kılabilirmiş. İslamiyette var mı kadın erkek yan yana namaz? Muhakkak aralarında setre olacak. Bir perde yahut bir tahta olacak, bir bölme olacak yahut da bölme yoksa, Rasulullah aleyhisselamın sistemi olacak: erkekler, çocuklar, kadınlar en arkada. Efendimiz aleyhisselamın mescidinin usulü budur. Ama bu Abdullah ne yapıyor? ”Kadınlar da aynıdır, müslüman kardeşiz biz ya yan yana” diyor; kadınlarla erkekler yan yana namaz kılıyor. Fıkıhta ne oluyor? Fıkıhta: erkeğin yanında, sağında ya da solunda ya da önünde bir kadın varsa, erkeğin namazı kabul olmuyor. Şimdi, bu Abdullah’ın mescidine giden kaç tane erkek varsa boşuna gidiyorlar, haberleri yok. Aynı zamanda imam Abdullah, kadınların namazı yönetmesine de izin veriyor. Buyurun, bir tane daha çam gitti, bir tane daha. Kadınların namazı yönetmesi ne demek? Kadınlar da imamlık yapabilir demek. Peki, İslamda kadınlar imamlık yapabilir mi? Tahrimen mekruhtur. Kadının imamlığı yoktur. Nafile namaz kılıyorken bile kadınlar, bir tane kadın öne geçip imamlık yapamaz; ayrı ayrı kılacaklar. Hüküm, budur. Abdullah buradan da girmiş. Mezhepsiz, reformist bir adam. Eşcinselliğe ne uygun? Ehl-i sünnet vel cemaat uymaz. Ne yapacağız biz? Reformist olalım. İslamın bir kısmını alalım, bir kısmını reddedelim. Bu şekilde, istediğimiz kaba uydururuz. İmam Abdullah: ”Biz, insanları toplumsal cinsiyetine veya cinsel yönelimlerine veya müslüman veya gayr-i müslim olmalarına göre sınırlandırmıyoruz…” Ne kadar geniş görüşlü bir adam be! Ne kadar ince yürekli bir adam! Budist ol sen ya. Hepsi, bütün insanlar güzel, herkes güzel, müslümanları yakmak serbest; budist ol sen. ”…ve insanlar ibadet etmek için geliyorlar camiye.” diyor. Abdullah, on beş yaşındayken ebeveynlerine açılmış ama otuz üç yaşına kadar müslüman olmamış. İmam olduktan sonra AIDS’den dolayı ölen bir eşcinsel müslümanın cenazesinde namaz kıldırmış. Diğer imamlardan hiçbiri merhumun cesedini yıkamaya yanaşmamış ve bu, Abdullah’ı derinden etkilemiş. Vay be! Ne kadar ince bir hareket! Şimdi, eşcinsel bir adamın cenazesi yıkanır mı, namazı kıldırılır mı? İslama göre kıldırılır. Müslümandır; fasıktır, büyük günahkardır. Onun günah olduğunu inkar etmedikçe müslümandır. Allah affeder yahut affetmez, Allah’ın bileceği iş. Ama imamlar tepki olsun diye belki yıkamamışlar, namazını kıldırmamışlar. Bu da ne yapmış? İmamları görmüş böyle: ”Aaa, siz eşcinsellere böyle mi yapıyorsunuz? Ben daha fazla eşcinselim bundan sonra be, size inat değil mi ya?” Bunun inadı olur mu ya? Sen, Allah ile mi inat yapıyorsun? Fıtratını bozuyorsun, kişiliğini, insanlığını bozuyorsun. İşid’in eşcinsel erkekleri çatıdan aşağıya atan militanların fotoğraflarını ve videolarını hala düzenli olarak yayınlıyor. İşid düşmanıymış. İşid eşcinselleri buluyormuş, böyle yukarıdan aşağıya atıyormuş, çatılardan. Bu da görüyor bunları, eşcinselleri attığını falan, ”İşid’e karşıyım ben, ben sağlam müslümanım.” diyor. Buna rağmen yakın zamanda Paris’te eşcinsellere açık olan bir cami açıldı. Allahu Ekber ya! Zaten bu, müslüman bir ülkede açılmaz. Kafir ülkelerde açılır. Sapıtsın müslümanar diye, garip garip şeyler açıyorlar. Açık bir eşcinsel olan imam Muhsin Henrik Güney Afrika’da Cape Town’da düzenli bir şekilde namaz kıldırıyor ve aynı zamanda eşcinsellik ve İslamın çelişki içinde olmadığını düşünüyor ve insanlara bunu anlatıyor. Allah aşkına ya. Bu nasıl bir sözdür ya! Eşcinsellik ve İslam çelişki içinde değildir! Birbirini kınamaz! Subhanallah. Bu bizim sokakta koşturan, yürüyen o yüzlerce eşcinsel vardı ya, gidin onlara bir sorun: şeriat hakkında ne dersiniz? Hani diyor ya bu: ”Çelişki içinde değil, birbirini kötülemez.” O eşcinsellere sorun: İslam hakkında ne dersin? Şeriat hakkında ne dersin? ”Öcü işi, o. Çağ dışı kalmış, geride kalmış bir akıl; biz, onu kabul etmiyoruz. Allah’ın bizi yönetmesini kabul edemeyiz.” hepsi bunu der. Hepsi, İslama karşı. Hem İslama gelin: Kur’an ve sünnet eşcinselliği yasaklamış ama ger gör ki bu imam diyor ki: ”Birbirini reddetmez, gül gibi geçinir giderler.” Bu, senin fantezin imam kardeş, senin fantezin. Sen sapıtmışsın. Allahu Teala, bu kardeşimize hidayet nasip etsin. Amin.

Kadının Kocasına Bedduası

Bismillâhirrahmânirrahîm Elhamdülillah. Vessalatu vesselamu alâ Resûlillah. Kadın kocasına beddua edebilir mi? Ederse, tutabilir mi? Biz dua eden bir ümmetiz. Beddua eden ümmet olmamalıyız. Rahmet Peygamberinin ümmeti dua eder. Bu birinci mes’ele. İkinci mes’ele, evde kadın var, kocası var. Çocuk var, çocuğun babası var. Sokakta muhtar var, karakol var, Devlet var, jandarma var, polis var. Bu üstünlük ve altlık ifade eden kavramlar, insanlar arasındadır. Bütün insanlar da Allah’ın kuludurlar. Dolayısıyla küçük büyüğe “Efendim” diye hitap eder, etmelidir. Bir büyüklük, ve altlık var ortada. Hitap Allah’a olduğu zaman kul, Allah ile bağlantıya geçtiği zaman, dua veya beddua olarak büyüklük küçüklük en büyük olan Allah ile, gerisi hep Allah’ın önünde kul olma alanına taşınmış olur. Dolayısıyla kadın erkeğin eşidir. Derdini Allah’a açamaz denemez. Kadın da, erkek de, babaanne de, çocuk da dua da eder, beddua da eder. Annenin bedduası çocuğuna tutar mı? Fena tutar! Peki, çocuk annesini Allah’a şikayet edemez mi? Eder tabi! Yapmalı mı? Yapmamalı. Ayrı bir konu. Ama Allah bütün kullarının Allah’ıdır. Kadının kocasına karşı da Allah’ıdır, Rabbidir; çocuğun annesini şikayet ederken de Rabb’ine şikayet etmiş olur çocuk. Kadın, kocasına beddua ederse, bu bedduada haklıysa, dosyalara konur bu Ne zaman cevabı verilir? Onu Allah bilir. Erkek de beddua etse hemen tutacak diye bir şey yok. Çünkü dualar, beddualar, Allah’ın murad ettiği, uygun bulduğu zamanda dosyalardan çıkarılır, yerlerine konur. Velhamdülillahi Rabbi’l-âlemin. Fetva Meclisi

Bir günahı işleyen Müslüman’a lanet edilebilir mi?

Bismillâh elhamdülillah Vessalatu vesselamu alâ Resûlillah Lanet etmek demek Allah’ın rahmetinden uzak ol! demektir. Yani rahmetten kovulmasını istemektir bir insanın. dolayısıyla biz Müslüman olarak günahlara, günahın sebebi olan şeytana lanet ederiz ama günahkar Müslüman’a lanet etmeyiz. Allah bu günahı işleyen filana lanet etsin diye yaşayan ama müslüman olduğunu bildiğimiz bir insana lanet ettiğimiz zaman, beddua ettiğimiz zaman onun Allah’ın rahmetinden nasibi olmamasını istiyoruz demektir. Halbuki bizim vazifemiz Allah’ın rahmetine insan toplamaktır. Allah’ın rahmetinden kovmak değildir. Bunun için günaha lanet ederiz, günahkara hayır dua ederiz. Islah olsun diye. Velhamdülillahi Rabbi’l-âlemin

Kâfirlere lanet etmekte serbest miyiz?

Bismillâh elhamdülillah Vessalatu vesselamu alâ Resûlillah Kur’an’ın kâfirdi bu dediği ve kavim olarak bunlar kâfirdiler, zalimdiler dedikleri insanlara lanet edilir. Kur’an da zaten onlara lanet ediyor. Ebû Leheb’e, Ebû Cehil’e lanet edilir. Ama bir kâfirin nasıl öldüğünü bilme ihtimalimiz çok zayıf. Ancak yüzde bir, belki binde bir olacak kadar muhtemel olduğu için, belki iman edip ölmüştür ihtimalinden dolayı, hakkında nas yani hadis, ayet bulunmayan kafirler için lanet etmemeyi tercih ederiz. Velhamdülillahi Rabbi’l-âlemin