Bırakın sigarayı, bedene zarar veren zemzem bile olsa içilmez.. Nureddin Yıldız

Ne yemeyeceğiz sorusunun birinci cevabı, alkol ve domuz değildir. Sana zarar veren hiçbir şeyi yemeyeceksin. Birinci cevap budur. Bizim yeme kültürümüz diyelim, çok çağdaş, modern bir kelime kullanmış olayım, bayağı iyi hoca olmuş olurum. Bizim yeme kültürümüz, yeme kültürümüz. Yeme terbiyemiz, yeme adabımız desem çok İmam-ı Gazâlî’ce olmuş olur. E bizde bu asırda yaşıyoruz böyle biraz biliyoruz yani bu teknolojiden. Bizim yeme kültürümüzün, 1 no’lu kuralı, zarar vereni yemeyeceksin! Zemzem suyu bile, sana zarar veriyorsa, içmeyeceksin! Hurmayı doktor sana yasakladıysa, Ramazan’da iftar ederken bile yemeyeceksin onu. Ya hurma sünnet değil mi? Sana haram. Kime sünnet? Kime zararı yoksa. Allah, bütün kulları, secdeye kapansın diye yarattı. Niye yarattık diye sorusunu sorduğumuz zaman secde edin diye diyor. Secde secde, kul Rabb’i için toprağa alnını koyacak. Ama belin ağrıyorsa sen secde yapma kafanı eğ yeter diyor, ima ile kıl diyor. Secdesinden bile Allah vazgeçiyor, senin yeterki belin ağrımasın diye. Damarların tıkanmış, nefes borun tıkanmış, solunum sistemin çökmüş, ciğerlerin çürümüş, nefes aldığın yerde araba egzozu gibi zehirli gaz çıkarıyorsun, ağzın burnun her yerin şişmiş turşu yiyorsun hala! Mü’min bu kadar basiretsiz olmaz, bu söze de gülmez Mümin. Gülünecek bir şey söylemiyorum. Hayatımızı, yaşam tarzımızı anlatıyorum. Kitaplarda, haram yiyecekler arasında turşu yok, doğru. Kavurma yok, doğru. Kitaplarda, Allah; وَلَا تَقْتُلُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ diyor. Sizi öldürecek işleri yapmayın diyor Allah. Nasıl bir insan, her gün bir parmağını kesse, bir bugün bu öbür gün bu parmağı her gün bir şeyini kesiyor sırayla. Buna ne diyoruz? Katil diyoruz. Ha intihar etmek için bir seferde kendisini öldürmüş, hergün bir parmağını bir damarını keserek kendisini sonunda iki ay sonra öldürmüş. Katil! Her gün bir lokma doktorun sana yasak ettiği şeyi yemen de nihayetinde hergün bir parmağını kesmen gibi. Sigara içmen de böyle, turşu yemen de böyle, sana yasaksa, filan bıldırcın etini yemen de böyle. Müslüman, kendisine, zarar veren şeyi yiyemez. Birinci yemek kültürümüz budur bizim. Peki bu zararı nasıl tespit edeceğiz? İki türlü tespit ederiz; Birincisi, yedin içtin, kıpırdayacak halin kalmadı, elin kalkmıyor. Sistem iyice yemek dolduğu için, vücudun, yeni gelen şey de pek hoşuna gitti. Haram. Yiyemezsin. Niye yiyemezsin? Çünkü kapasite bitti. Trafiğe çıkamayacaksın sen bu yükle. Trafiğe çıkamayacağın için yemen de yasak. Nasıl istiap haddinden fazla yük koyamıyorsun araca, üç kişilik koltuğa sekiz kişi koyamıyorsun, üç kaşıklık mideye de sekiz kaşık koymayacaksın. İstiap haddinden fazlası yasak. Yeme kültürümüzden konuşuyoruz. Nedir? Yeme kültürünün birinci kanunu dedik ki zararlı şey yemeyeceksin. Bu zararı nasıl tespit edeceğiz? E kapasite istiap haddi ile. İstiap haddi ile. İkincisi; Deneyerek, öğrendiysen ya da, tıp, tedavi esnasında sana şu yiyecek yasaktır dediyse, yemeyeceksin. Dolayısı ile insan, ne yer, ne yemezin, fetva kaynağı tıptır aslında. Veya kendisidir.

SİGARAYI GERÇEKTEN BIRAKMAK MI İSTİYORSUN? İŞTE FORMÜLÜ!

Şüphelerden kurtaracağız. Günlük hayatımızı da, şüphelerden kurtaracağız. Bunun tek çaresi vardır. Mikroplu bölgeden uzak durmak. Mikroplu bölgeden uzak durmadıktan sonra, hiç kimseye, Allâh-u Teâlâ sana ben yardım edeyim bu şüpheler bu fitneler, sana gelmesin demiyor. Kul o noktadan uzak duracak. Bu arada, En’am suresinin 68. ayetini, inşallah ilk fırsatta tefsirinden okumak gayesiyle not alalım. وَاِمَّا يُنْسِيَنَّكَ الشَّيْطَانُ فَلَا تَقْعُدْ بَعْدَ الذِّكْرٰى مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ Hani şeytan sana, bir kereliğine bir şeyi unutturur, Müslüman kalitesini kaybettirirse, sen hemen zalimleri terket. Zalimlerle bir arada durma. وَاِمَّا يُنْسِيَنَّكَ الشَّيْطَانُ فَلَا تَقْعُدْ بَعْدَ الذِّكْرٰى مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ Sen baktın ki şeytan sana yanlış bir çizgi çizdi. Sen hemen Allah seni hatırlattı, kalbine Allah korkusu geldi, ayeti hatırladın, hadisi hatırladın, Müslüman olmanın kalitesini hatırladın. فَلَا تَقْعُدْ بَعْدَ الذِّكْرٰى مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ Zalim, yani Allâh-u Teâlâ’ya asi olanlar, nefislerine zulmedenler, imanlarına zulmedenlerle bir arada bulunma. Allâh-u Teâlâ, mü’min’e ne çözüm öğretiyor fitnelere fesatlara düşmemek için? O güruhla beraberliğini sonlandıracaksın. Onun için biz, sigarayı bırakmak isteyenlere, sigarayı nasıl bırakacakları konusunda soru sorduklarında ne tavsiye ediyoruz? Sigara içen arkadaşları terket diyoruz. Yüzde 50’sini bitirmiş olursun, biraz da gayret edersin sigara gider. Sigaracıların yanında, sigara bırakamayabilirsin. Yalan konuşmayı, bırakacak birisinin de, yalancıları bırakması lazım. Üzüm üzüme baka baka kararmaz. İnsan insanı taklit eder. Üzümün gözü yok kulağı yok, ne bakacak da o karardı diye ben de kararayayım diyecek. Ama insan insana bakıyor, ve onu taklit ediyor. Anamıza bakarak kaşık tutmayı öğrendik. Babamıza bakarak koşmayı öğrendik. Kötülükler de böyle öğreniliyor. Şüpheler de böyle öğreniliyor. Eğer, din konusunda iman, Allah, ahiret konusunda Peygamber, Ashâb-ı Kirâm konusunda, bir şüphe fitnesi, kıvılcımı zihnimize girdiyse, ilk test edeceğimiz yer, bu kimden bulaştı bana? Filan internet sitesine mi girdin? Sebep belli oldu. O siteyi, bir daha bulunmayacak şekilde karartmadığın sürece senin bilgisayarından, cep telefonundan, edebiyatını yapma bu işin. Kuru temenni karın doyurmuyor. Nereden bulaştı? Okuldaki filan arkadaştan. Acilen o arkadaşı terk edersin. Terk edemiyorsan, okulu terk edersin. Komşu çocuğuna mikrop bulaştırdı. Başka semte taşın. Mescid-i aksa’nın etrafında oturmuyorsun ya nereye gideceğim başka daha iyi yer yok diyeceksin. E dünyanın her yeri bozuk! Az bozuk olan yere gidersin. Demek zorundayız.

SIGARA NASIL HELÂL OLUR? ÇOK BASİT

Sigara, haram mıdır? helal midir? şüpheli midir? Eğer, sigara, kullanıcısı hiçbir sakınca görmüyor bundan, günde 1 paket sigara içen, bir tehlike görmez derse tıp, biz din olarak deriz ki, bunun üretildiği nesnede alkol veya domuz yağı gibi bir şey var mı? Yok. Bir sıkıntı yok sigara helaldir deriz. Eğer sigara, helal midir haram mıdır sorusunda cevap ararken doktor, tıp raporu diyelim doktor bireysel bir isim. Tıp raporu elimize geçip derse ki, günde bir paket, veya şu kadar sigara içen birisi, neticede gırtlak kanseri olur, ciğeri tıkanır, bu insan şöyle olur böyle olur. Yani insanın bedenine zararı, tıbbın verilerine göre kesindir dediği an, sigara haramdır. Şu anda sigara böyle midir? Öyle olduğunun doktorlar söylüyorlar. Paketin üstünde zaten öldürür, ananı ağlatır, helak olursun herşey yazıyor. Canavardır, şöyledir yazıyor paketinin üstünde yazıyor. Doktora sormaya da gerek kalmadı. Fare zehri gibi satılıyor dünyada. Fare zehri nasıl, öldürücüdür çocuklardan uzak tutun canlıdan uzak tutun sadece farelerin önüne koyun deniyor. O şekilde satılan birşey, herhalde helal değildir. Diyelim ki, diyelim ki, tıbbın bir kısmı, bu öldürücüdür diyor. Öbür kısmı da, stres için çok faydalı ama diyor. E zaten yeşil reçeteyle ilaç satıyoruz, sigarayı da yeşil reçeteyle tavsiye edebiliriz psikiyatri hastalarına falan. Hele diz ağrılarına iyi geliyor falan dedi. Şimdi tıptan gelen raporlar çelişmeye başladı. Biz haram demek için net veri istiyoruz tıptan. Şeriat açısından alkol ve domuz gibi bir sıkıntı yoksa sorun yok. Sağlığa havale ediyor şeriat. Sağlıktan da, ortada bir şey geliyor, helale mi yakın harama mı yakın anlayamıyoruz. Bu şüpheli bir kavram diyoruz. Şüphe standartlarına havale ediyoruz. Şüpheye geçen bir şey için haram demiyoruz, helal de demiyoruz, Allah’tan korktuğun kadar bundan uzak dur diyoruz. İmanı zayıf olan bundan, istifade ettiğinde sen büyük haram işledin demiyoruz, ama bunu terk edene, sen gerçekten takvalı bir Mümin’sin diyoruz. Şüpheliler bu. Şimdi bunu sigara üzerinden verdim. Doğal olarak sizler de, sigarayı bildiğiniz için bütün dünya bildiği zaten çok net anlaşıldı. Ama gelin bunu, çaya endeksleyelim. Çay, haram mı? helal mi? şüpheli mi? Çok rahat bir şekilde, çay helaldir deriz. Çünkü, çay normal bir yeşil bitkidir. Çayın, helal dışında kalmasını gerektirecek bir farkı ayrıcalığı yoktur. Mesele de yok. Ama bireysel olarak, tıp, mesela yine bilmeden söylüyorum, astım hastaları için çay hastalığı ikiye katlama nedenidir. Dediği an, bu harama dönüşür. O şahıs için. Şahsa özel bir uygulama bu. Zira haram ve helal, esnek bir kavram. A b c verilerine göre değişebiliyor. Bir araştırma hastanesi’nde, baş ağrısı tedavisi gören bir hastaya, doktor aylardır inceliyoruz, sen yediğin içtiğin şeyleri bize bir getir bakalım diyor. Adam da günde on bardak çay içiyorum diyor. Bunun üzerine nöroloji uzmanı diyor ki, bir ay çay içmeyeceksin diyor. Tekrar tahlil yapacağız tekrar inceliyeceğiz seni diyor. Doktor, helal ve haram koyamaz. Hoca da koyamaz zaten. Ama, çay bir ay içmeyeceksin dediği zaman, o hasta için, şüpheli konuma düşmüştür çay. Hastanın şahsı açısından. Bütün müslümanlar için değil. Bu hasta, doktorun bu uyarısına rağmen, günde on bardak çay içmeye devam ederse, başı da ağrırsa, Allah’ın onun için şüpheli bilmesini gerektirdiği bir işi yapmış olur. Haram işledin, rakı içtin sen çabuk tövbe et de demiyoruz ona. Ananın sütü gibi helal bir çay içtin de demiyoruz. Takvalı olacaksın ve bu şüpheden uzak duracaksın diyoruz..

Sigara içmek oruç bozmazmış! – Mealcilere her yol serbest!

Bak Allah’ımız bize ne diyor? ”O Allah size bu kitapta: “Allah’ın ayetlerine küfredildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze geçip dalıncaya dek onlarla oturmayın.” Herhangi bir yerde Allah’ın ayetlerine küfredildiğini işittiğinde onlar başka bir söze geçinceye kadar orada duramazsın Müslüman. Allah’ın ayetiyle sabit. ”Onlarla oturmayın.” diyor. “…Yoksa siz de onlar gibi olursunuz.” diye indirdi.” Onlarla oturduğumuz zaman ne oluyormuş? Biz de onlar gibi oluyoruz. İstersen sen etme. Adam yanında diyor ki: “Hadis diye bir şey yok, peygambere gerek yok, o neymiş ya.” Allah’ın ayetlerine küfretti. Resulullah’ı metheden ve onu övmemizi isteyen, ona tabi olmamızı emreden onlarca ayeti inkâr etti. Şimdi gelirken bir hacı abiyle görüştüm ve bana şöyle dedi: ”Mealistlerin son numarası…” Biliyorsunuz ülkemizde: ”Sadece hocamın yazdığı Kur’an mealini okurum. Ne Peygamberime tabi olurum ne sahabeye bakarım, hiçbir şeye bakmam bana meal yeter. Hocamın meali -50 TL’yi verip aldığım meal- bana yeter.” diyen tonla sapık türedi. ”Bunlara baktım.” diyor Hacı ağabey. ”Oruç tutuyor musunuz? dedim” diyor. Bu mealistler demiş ki: ”Tutuyoruz.” Ancak bunlar tuvalete gidiyor, bir geliyor koku geliyor. Ne kokusu? Sigara kokusu. Ramazan’da, geçtiğimiz Ramazan’da. Tuvalete gidiyor geliyor sigara kokusu var. Ne anlama geliyor bu? Tuvalette sigara içiyor. ”Hemen çevirdim.” diyor. ”Sen nasıl oruç tutuyorsun kardeşim, sigara içiyorsun ya.” “Mealist de bana şöyle dedi” diyor. ”Sigara haram değil ki. Sigara orucu bozmaz ki.” ”Ayet göster.” diyor. Bak bak, sapığa bak. Yaptığı yanlışı örtecek ya. ”Ayet göster.” diyor. Kur’an’da sigarayı haram kılan bir ayet var mı? Yok. Kur’an’da sigara dumanının orucu bozduğuna dair bir ayet var mı? Yok. Demek ki helal(!). Vay be. Vay be. Kardeş, o 19’cu sapığın sözleriyle sana cevap vereyim. 19 dinine tabi olan, Reşad Halife’nin peygamberliğini kabul eden bir sapık ne dedi? ”Kur’an’da hayvanlarla ilişkiye girmemizi yasaklayan hiçbir ayet yok.” Dikkat edin! ”Bana Peygamber lazım değil, benim kimseye tabi olmama gerek yok, Kur’an meali bana yeter.” dedin mi işte böyle olursun. Ne demek istiyor bu? ”Serbest. Bu Kur’an’da varsa yasak ben kabul ederim yoksa Peygamber onu demiş bunu demiş beni ilgilendirmiyor. Bana hadis söyleme, bana meal söyle.” Bu sapıklara dikkat edin bak! Bunlara tabi olmadığın zaman ne oluyor? Din uyduruyorsun, din uyduruyorsun. İşittin mi? Etrafında birisi var mı? ”Ben peygamberi kabul etmem, ben hadisleri kabul etmem.” Terk et orayı, terk et. Çünkü bu adam düşman. Bu adam İslam düşmanı, yıkmak için çalışıyor.

Meleklerin sana sarılmasını ister misin?

Hadisin başında diyor ki: ”Allah’ın evlerinden bir evde toplanırsa.” Şimdi kardeşler, hepiniz buraya gelmişsiniz, toplanmışsınız. Nefsi olarak geçirebileceğiniz bir akşamı; evinizde yatarak, çay içerek, televizyon seyrederek, boşu boşuna geçireceğiniz bir akşamı Allah’a feda ettiniz ve cihat meydanına (ilim meclisine) geldiniz. Burası ne olmuş oluyor? Allah’ın evlerinden bir ev. Her mescit, Allah’ın evlerinden bir ev demektir. Namaz kılınan, ilmi müzakere yapılan her yer Allah’ın evidir. Buraya geldiniz mi? Geldiniz. Allah’ın Peygamberi diyor ki: ”Melekler gelir ve onları kuşatırlar.” Şu anda gözümüzün görmediği bu ortamda Allah’ın melekleri var ve bizi kuşatmış vaziyetteler. Allahu Teala, bu meleklerle beraber bir şeyi daha indiriyor. Nedir o? Feyiz. Feyiz indiriyor. Kalpler muhabbetle doluyor. Göğüsler genişliyor. Akıl kuvvetleniyor. Gözlerin nuru artıyor. Hafıza güçleniyor. Feyiz, bu demektir. Feyiz, bu işe yarar. Efendiler, bu dünyada yaptığımız her iyi amelin iki yönü vardır. Bak, geçen hafta her kötü amelin iki tane yönünü anlattım. Bu hafta şunu anlatayım: yaptığımız her güzel işin iki tane yönü vardır. 1- Ahirete bakan yönü; 2- Dünyaya bakan yönü. Ahirete bakan yönü matematik kısmıdır. Ne demek istiyorsun hocam? Yaptığımız her iyiliğe on mislinden yedi yüz misline kadar sevap yazılır. İki tane meleğimiz var yine görmediğimiz hadis-i şeriflerde anlatılan. Kirâmen Kâtibin melekleri. Şimdi, bu kötülükleri yazıyordu ya; bu da neyi yazıyor? İyilikleri yazıyor ama bu, ahirete bakan yönü. Buradaki iyilikler birikiyor, birikiyor; o andaki ihlasımıza, samimiyetimize göre x10, x50, x500; 700’e kadar çıkabiliyor. Buraya yazılıyor. Nereye taalluk ediyor? Ahirete. Teraziye girecek. Terazide bir tane iyiliğimiz fazla geldiği zaman Allah’ın izniyle cehennem köprüsünün (sırat köprüsünün) üstünden şimşek hızıyla ya da rüzgar hızıyla geçip gideceğiz cennetimize. Rabbim, bize nasip etsin. Amin. Kardeşler bu, sevabın ahirete bakan yönüdür. Dünyaya bakan yönü ne? Yaptığımız her iyilik bize bir feyiz kazandırır, bir sekinet getirir, bir göğüs genişliği getirir, bir inşirah verir. Bundan dolayı manevi sıkıntısı olan, ruhi bunalımı olan Allah’ı zikretsin. Namaza başlasın. Sigarayı bıraksın. Küfür etmeyi terk etsin. Yalanı bıraksın. Bol bol secde (şükür secdesi) yapsın.

Sigarayı bırakamayanlar izlesin!

Yakup Aleyhisselam ölmeden önce çocuklarına ne diyor? Ey evlatlarım! Ben öldükten sonra kime tapacaksınız? Yakup Aleyhisselamın son sözleri soru ile bitiyor. Evlatları ne diyor? Atalarımız; Yakub, Eyyub ve Şuayb’ın tek ve bir olan ve Rahman olan Allah’ına tapacağız. Başkasına tapmayacağız. Bak, demek ki atalara tapmak, ataların ilahına tapmak, ataların yoluna gitmek güzel bir şey. Ama bir şart var; Ataların Allah yolundaysa… Eğer atan Muhammed Aleyhisselam’sa, Yakub Aleyhisselam’sa, Şuayb Aleyhisselam’sa; sen doğru yoldasın. Ama atan sana diyorsa ki: “Sigara içmeyen erkek, erkek değildir.” Bu ata sıkıntılı bir ata, bu atada problem var. Atan sana diyorsa ki: “50’den sonra namaza başla. Evladım biz Yugoslavya’dan buraya geldik, böyle gördük. Babalarımız 50 yaşına geldi, hacca gitti geldi, namaza başladı.” Bu ata takip edilmez, problem var. Çünkü namaz İslam’da 12 yaşındadır. Kişi 12 yaşından 15 yaşına kadar buluğa erer, buluğa erdiği anda Allah onu muhattap kabul eder. Ve namaza başlamak zorundadır. Atan bunu diyorsa bu atayı takip et. Bunu demiyorsa, seni sigaraya ve bilumum kötü ahlaka sevk ediyorsa; bu ata tehlikelidir. Bu Allah yolları, bu tasavvuf meclisleri özellikle kişiyi sigaradan alıkoyar. Rabbime hamd olsun, sohbetlerimize gelen kardeşlerin büyük çoğunluğu terk etti. Allah-u Teala diğer kardeşlere de bırakmayı nasip etsin. Aranızdan kim varsa niyetlenmiş, ben bunu bırakmak istiyorum, bir tetikleyici güç arıyorum. Bu niyette olanlar bana bir su getirsinler. Allah’ın kelimelerini okuyacağım, Allah’ın ayetlerini okuyacağım, dua edeceğim. İnşallah bu suyu içtiğinizde Mevla çok kolaylaştıracak. Hiç bırakamam diyen insanlar bıraktı, Elhamdulillah. Sizde bırakırsınız, çok şahit olmuşumdur. İnşallah bundan sonraki hayatımızda daha çok şahit olacağız. Kardeşler, bu çok kötü bir ahlaktır. Kişinin kendisine verdiği zarardan öte; bir de kul hakkı boyutu vardır işin. Namaza gittin, yanındaki adamdan koku geliyor, pis bir koku. Buna kul hakkı denir. Çünkü namazda seni rahatsız ediyor. Namaz esnasında namaza durduğun anda, Kabe’ye yöneldiğin anda; bu koku seni rahatsız ediyorsa, o kokuyu sana veren kişi kimse kul hakkına girmiş demektir. Bu böyle bir rezalettir! Ama bu sigaranın öyle müptelası adamlar var ki; sigarasız duramıyor. Onu bir hayat mekanizması haline getirmiş, onun bir anlamı yok diyor. Ramazan’da kardeşim paketi havaya kaldırdı ve şöyle dedi: “İşte hayatımın anlamı.” Paketi havaya kaldırdı ya, ve kurduğu cümleye bak, ne kadar hikmetli bir cümle! “İşte hayatımın anlamı bu!” Sigara paketi. Böyle iş olur mu? Senin hayatının anlamı bu paket mi? Yani en büyük zevkin bu mu? Bu olmasa ben boşlukta yaşayan bir adamım, hiçbir şeyden zevk almıyorum abi, vay be! Öbür esnaf arkadaşım da almış üç tane paketi, iftara var üç saat, elemanına da diyor ki: “Git bana sigara al bakkaldan”, daha üç saat var iftara. Bunlar hep Ramazan’da şahit olduğum olaylar. Üç tane paketi alıyor, masada otururken paketler ile oynuyor böyle. Adam mutlu oluyor, ondan mutlu oluyor. Biz çocukken kibrit kutularını üst üste koyardık, oyun oynardık, çocuk kafası. 40 yaşına gelmiş adam, çocuk kafası. Sigara paketi ile oynuyor ve hayal ediyor: “Akşamleyin bir iftar olsa da bir içsem şunu” diyor. Bundan zevk alıyor. Siz hiç iftarda sigara içerken bayılan adam duydunuz mu? Ben duydum. Esnaf arkadaşım gitmiş iftara, hocam diyor davet edildim, iftara gittim. Adam diyor suyu içti, çorbadan bir kaşık aldı hemen paketi çıkardı, sigarayı yaktı. Sigarayı bir çekti, yarısına kadar. Tek nefes… Yeteneklere bak, ne yetenekler var! O yarışmaya girse kesin birinci olur. Tek nefes! “Benim bir yeteneğim var hocam” diyor. “Hem sigara içip hem burnumdan sigara çekiyorum, hem ağzımdan soda içiyorum, aynı anda” diyor.Yeteneğe bak! Şimdi bu adam iftara bir gitmiş, bu Arnavut sigarayı bir almış ağzına, bir nefes çekmiş yarısına kadar getirmiş. Yarısına kadar bir getirdi gözler kaymaya başladı. Adam lup saldalyeden aşağı düştü diyor, gözümün önünde. Ben hemen paniğe kapıldım, diyor. Telefonu çıkarttım acili arayacağım ki ambulans gelsin. Adam bayıldı, gitti gidiyor. Ailede kimsede bir telaş yok, baktım herkes oturuyor. Sakin ol, sakin ol bir şey yok. Her zaman olan şey. Adam her iftarda sigara içiyor ve her iftarda bayılıyor. Şu aşka bakın. Şu fenâ fil sigaraya bakın. Tasavvufta bir tabir vardır: “Fena fil ihvan”, ihvanda fani olma, ona benzeme, aynileşme. “Fena fil mürşid, fena fil şeyh” Şeyhte, tabi olduğun mürşidde fani olma. “Fena fil resul” Resulullah’ta fani olma. Şimdi bu Arnavut, sigarada fani olmuş. “Fena fil sigara!” Sigara içerken gözleri kayıyor, adam kendini kaybediyor. Ya Allah bizi bu illetten kurtarsın kardeşim! Bir de en sinir olduğum nokta var, esnaf arasında. Bizim handa yirmi tane sigara içen adam var. Bizim alt katta yirmi tane… Koca alt katta yirmi tane sigara içen adam var, iki tane çakmak var. Bu pisliği içiyorsun bari çakmağını yanında bulundur be kardeşim! Birisi sigara içeceği zaman dükkan dükkan dolaşıyor, çakmak sende mi, çakmak sende mi? Her gün çakmak sende mi kelimesini otuz defa söylüyorlar birbirlerine, Allah’tan korkun ya! Ya üç milyon ver bir tane çakmak al, bilmiyorum şimdi fiyatını da bilmiyorum da. Kaç lira kardeşim çakmak? “1 lira.” Tamam içen belli oluyor. 1 lira diyor bak. Ben devamlı alıyorum hocam, diyor. Her gün kırk defa, otuz defa çakmak sende mi, çakmak sende mi muhabbeti. Bırak kardeşim şu işi ya! Bırak ya! İsraf bu israf, haram! Efendimiz Aleyhisselam bak ne buyuruyor Sultanım Aleyhisselam: “Nehir yanında bile olsanız; suyu israf etmeyiniz.” Hadis-i şerife bak ya! Nehirin israfı olur mu? Su akıyor zaten, bunun israfı olur mu? Peygamberimiz Aleyhisselam boş söz etmez. Necm Suresinde Allah-u Teala boşa mı buyuruyor? “O hevasından konuşmaz, onu her sözü bir vahiyledir.” (Necm 3) Nehir kenarında abdest alıyorsun, suyu israf etme. Sağa sola dağıtma. O nehir bir yere gidiyor, onun görevi var. Suyu kirletme! Senden sonra gelecek olan adamlar oradan faydalanacaklar. Bak, bu hadis-i şerif öyle önemli hadis-i şeriftir ki, bu hadis-i şerif ile bizim Müslümanlar amel etmiyor. Paralarını sigaraya veriyorlar ve duman olarak çöpe atıyorlar. Ama Danimarka’daki gayri Müslimler, o Hristiyanlar bu hadis-i şerifi almışlar, bütün o su paketlerinin üstüne yazmışlar. İslam Peygamberi Muhammed dedi ki, Sallallahu aleyhi ve sellem. Onlar öyle salat selam getirmezler. İslamın Peygamberi Muhammed dedi ki derler, Aleyhisselatu vesselam. Nehirin kenarında bile olsanız suyu israf etmeyiniz. Bütün su paketlerinin üzerinde bu hadis-i şerif yazar. Elin gavuru Peygamberimiz Aleyhisselam’dan ibret almış, israf etmeyin diyor. Müslümanlar paraları havalara atıyor. Bundan yirmi sene önceki o bomba atıp, yağmur yağdırmaya çalışan adamlar gibi. Yağmur bombası için milletten para topladılar, vergi aldılar, ek vergi çıkardılar. Yağmur bombalarını havaya atacağız, Amerika’dan bomba alacağız, yağmur yağacak. Paraları havaya attılar. Sigara içen ne kadar adam varsa aynı kafa yapısına sahip demektir. Allah rızası için; hanımınızın parasını, çocuğunuzun parasını, ailenizin, milletinizin, vatanınızın parasını, dininizin parasını havaya atmayınız, dumana atmayınız kardeşim! Allah hepinizi kurtarsın.

Sigaraya haram deme; Hakkında nâs yok!

Kardeşler, yeni bir fetva söyleyeyim size. Sapkın, reformist hocalardan bir tanesi, “Sigara içmek haramdır.” demiş. Benim de çok karşı olduğum bir şey. Bütün gelen kardeşlerimize, bırakması için çok dua etmişimdir, çok yol göstermişimdir. Rabbime hamdolsun, on kardeşimden yedisi bırakmıştır. İnşallah tamamı bırakır. (Amin) Yüzde yetmiş başarı şansımız, dualarımız yüzde yetmiş tutuyor. Yüzde otuzluk eksiklik benden midir sizden midir Allah-u alem. Ben üstüme alıyorum, bendendir diyorum. Kardeşler, hoca fetva vermiş: “Sigara içmek haramdır.” Bu fetvasını geldiler bize sordular. “Hocam, sigara içmek haram mıdır?” Biz de genel hükmü söyledik. Kardeşim, bir olaya İslam’da haram diyebilmek için ya hakkında bir ayet olacak ya da bir hadis olacak. Sigara hakkında, Efendimiz zamanında sigara denilen bir şey olmadığı için ne bir ayet vardır ne de bir hadis vardır. Bundan dolayı bin dört yüz yıl içinde gelmiş olan hiçbir Ehl-i sünnet âlimi, sigaraya haram diyememiştir. Ancak tahrimen mekruh demiştir. Bu kadar bizden üstün Ehl-i sünnet âlimleri tahrimen mekruh demişse bizim gibi onlardan çok daha düşük seviyeye sahip ilim ehli insanlar nasıl haram der? Bu haddi aşmak değil midir, bu edepsizlik değil midir? “Ama hocam, hocamız bir kıyas yaptı.” Neymiş kıyas? Kıyas şu: “Sen Peygamberimiz Aleyhisselam’ın karşısında olsan sigara içebilir misin?” “İçemem, utanırım.” “İşte bak! Peygamberimiz Aleyhisselam’ın karşısında yapamadığın herşey haram demektir.” Kıyası görüyor musunuz? Kur’an ve sünnete bağlı olmadan hüküm vermeye başladığın zaman kıyasla hareket edersin. Kafana göre bazı yakınlaştırmalar yaparsın ve insanları böyle ikna etmeye çalışırsın. Bunun hiçbir ilmi dayanağı yok. Bu basit bir kıyastır. Bir fıkra anlatıp haklı olduğunu beyan etmen gibidir. Böyle iş olur mu? Sen bu insanları neyle kandırmaya çalışıyorsun? Şimdi bir temsil getireyim. Madem sen kıyas yapıyorsun, ben de bir kıyas yapayım. Efendimiz Aleyhisselam’ın karşısında biz abdest bozabilir miyiz? Tuvalete gidebilir miyiz? “Dur ey Allah’ın Rasülü! Ben şu köşeye geçeyim, sen de burada dur, beni seyret.” diyebilir misin? Diyemezsin! Şimdi bu ne anlama geliyor? Abdest bozmak haram diyebilir miyiz? Böyle kafa olur mu ya? Efendimiz Aleyhisselam’ın karşısında bir adam hanımıyla cima edebilir mi? “Dur sen burada, biz hanımla cima yapacağız.” Olur mu? Olmaz! Bu ne anlama geliyor? O hocanın kafasına göre cima yapmak haramdır. Çünkü ne dedi o? Allah’ın peygamberinin karşısında yapamayacağın her şey haramdır. Hükme bak! Kardeşim, bu cahilliktir. Bu keyfine göre din uydurmak demektir. İşte Allah’ın peygamberinden kopuk, peygambersiz bir Müslüman olursan gideceğin yer burasıdır. Allah bunları da kurtarsın.(Amin)

Mastürbasyon yapmanın hükmü nedir?

Arkadaşın sorusu, elle boşanmaya caizlik olabilir mi diye? Arkadaşlar o zaman çok efkarlanıyorum Yemen olaylarından Suriye’deki olaylardan ben delireceğim bir miktar alkol kullanayım diyene ne demeliydim ben? Ona da izin vereyim mi? Sadece doktorun belli hastalıklardan dolayı elle boşalmak zorundasın dediği evli insanlar bile var. Tıbbi bir konu bu. Bir arıza, bünye arızası. Onu, şeriatımız doktorun emrini, müftünün emri kabul eder İslam. Uzman bir doktorun emri, müftünün emridir. Şeriat’ımız böyle bir şeriattır. Ama uzman olacak tabi. Artı, zindana düşmüş, veya zindanvari bir yerde bulunan bir Müslümana da şeriatımız bu konuda ruhsat veriyor. Fetvası bu. Ancak ben kardeşlerim olarak, ağabeyiniz sıfatı ile, şeriatımızın ayıp, utanma diye kabul etmediği bir konu olduğu için size söylüyorum. Gençlerin abisi olmakla iftihar ediyorum. Kıyamet günü işime yarayacağını düşünüyorum. Gençlere en pratik cevaplarımdan biri arkadaşlar, buna bulaşan evlendikten sonra da kurtulamayabilir bundan dikkat edin! Aile huzursuzluklarının, evlendikten 6 ay sonra, ulan boş bir karı ile evlenmişiz biz diye kabadayılık numaralarının temel nedenlerinden biri bu hastalıktır. Sigara gibidir. Doktora gider, hastanenin önünde son çekişini yapar, söndürüp öyle gider onkoloji bölümüne. Doktor da sigaraya devam ediyor musun? Abi ara sıra işte, ara sıra dediği, hastanenin önünde bile içiyordur. İnsanoğlunun alışkanlıklarını bırakması çok zor arkadaşlar. Bu alışkanlıklar, ne kadar erken yaşta başlarsa, o kadar geç yaşta bitiyor. Bazen de bitmiyor. Yaşın geçi yok çünkü. Yaş 60 deyince, hala genç olabiliyor insanların kafası. Yani bu hastalığı, hastalık bu. Evlilikten sonrasının temel sorunlarından biri olarak kabul edebiliyorsa kafa o zaman ona bir çare buluruz. Yani bir açık kapı bulunabilir. Boşanma en basit sonucu olabilir bu hastalığın.

ÇOCUK KÜFRETTİ DİYE AĞZINA ACI BİBER SÜRENLER İZLESİN!

İnsan insana baka baka kararıyor insan insana baka baka beyazlıyor iyileri görüyorsun, iyi oluyorsun kötüleri görüyorsun, kötü oluyorsun neden biz çocuklarımıza kaşık tutma kursu diye bir kurs verdirmiyoruz ama ama onlar bir yaşında kaşık tutuyorlar? çünkü bizi kaşık tutarken görüyorlar evde yeni bir kaşık eğitimine gerek yok yürümeyi çocuk zaten babasını ve annesini ağabeyisini, ablasını yürürken gördüğü için ilk takatında fırlayıp yürümeye çalışıyor yürüme kursu engelliye verilir yürüme kurşuna gerek yok kötülükler de iyilikler de toplumda böyle alışılıyor bir anne Allahuekber diye müezzinin sesini duyar duymaz seccadeye kapanan anne ise, baba böyle bir baba ise, o evdeki çocuğu Kur’an kursuna, camiye göndermeye bile gerek yok er geç o çocuk namaz kılacak Allah’ın izni ile yürümeyi öğrendiği gibi namaz kılmayı da öğrenmiş ama anne ve baba ezan okunduktan saatler sonra çocuk uyuduktan sonra yatsı namazına gidiyorlarsa, ya da yatsı namazını kılmayı taa çocuk görmeyecek kadar geç vakite erteliyorlarsa, çocuk namaz ciddiyeti görmediği için onu bir camiye göndermek lazım namaz ciddiyeti öğrensin ona kitaplar, resimli kitaplar alman lazım göre göre göstere göstere eğitim herhangi bir kitabın eğitiminden çok daha fazladır insanlar kaç senedir dünyada kitaptan okuyarak bir şey öğreniyorlar? kaç senedir insanlar yemek kitapları, yemek programları izleyerek yemek yapıyorlar? düne kadar kitap yoktu video yoktu ama insanlar birbirlerini görerek, genç kızlar annelerini görerek, yemek yapmayı öğreniyorlardı, dikiş yapmayı öğreniyorlardı biz birbirimizin kölesiyiz birbirimizin güneşiyiz biz birbirimiz için varız Allah-u Teâlâ böyle bir düzen kurmuş sadece anne baba değil, toplum eğiticidir neden çocuk küfür eder? ilk defa küfür etmeyi çocuk nasıl öğrenebilir ki ya? küfreden bir arkadaş bulmadıkça çocuk ya da baba ağzını açtığında kurşun gibi laflar çıkarmıyorsa çocuk nereden küfür etmeyi öğrenecek? ne bilir çocuk küfür nedir ya? onun için çocuk küfür etti diye çocuğun ağzına biber sürecek yerde o çocuğu kiminle arkadaşlık yaptırdın onu bul kendi ağzına biber sür sen çocuğu niye takip etmedin? kiminle oturuyor, kalkıyor? toplumun ürünüdür çocuklar büyükler, hepimiz toplumun ürünüyüz yani doktorlar istediği kadar sakıncalıdır, zararlıdır, kanser yapıyor, öldürüyor desin yemekten sonra bir sigara getir dedin mi 10 kişi orada sigara içiyorsa, 11. kişi nasıl ben içmiyorum diyecek? yav erkek değil misin, yak bir cigara ya denir insana biz birbirimizin mahkumuyuz onun için Allah kötülüklerin çiçek açtığı bir dünyada zakkum çiçeği açtığı bir dünyada kötülüklerin imanın sönük kalacağını bildiği için toplumu ve insanı böyle yarattığı için Allah Peygamberine ne dedirtiyor? kötülüklerle mücadele edeceksiniz diyor mücadeleniz kadar da Allah sizden razı olacak e ben polis miyim? polislik yap demiyor ki Allah-u Teâlâ polis olmak başka bir şey, güç kullanmak başka bir şey el semboldür burada kudret çapını gösteriyor el alıp buradan şuraya koymanı tarif ediyor dil bir semboldür yani bir düşük bir el %100 kudreti gösteriyor dil %80’i gösteriyor mesela kalp %15’leri gösteriyor %20’leri gösteriyor belki yani ne kadar kapasiten yetiyor bunu Allah biliyor yani gidip de İsrail’de Kur’an devleti olun diye miting yap demiyor ki kimseye Allah-u Teâlâ böyle bir şey demiyor ki ama evde niye Kur’an mantıklı çocuk yetiştirmedin? bunu soruyor çünkü Tel Aviv’de bir şey yapamayacağını senin Allah biliyor emretmiyor sana zaten git orada birşey yap diye o Devlet işi siyasetçilerin işi Mü’min’in işi biraz daha kendi çapında yani biz gerçekten yapamadıklarımızla yapmaya üşendiklerimiz arasındaki farkı Allah anlamıyor mu zannediyoruz biz? niye kendi kendimizi kandıralım ki?