DAYANAMADIM PATLADIM, HEMEN VAHABİ OLDUM!

Bir düğünde bir uyarı yaptım. Oradakilerin çok ağrına gitti. Şimdi düğünde, hoca olarak beni ayet-hadis konuşturacaklar, benden önce skeç yaptılar. Ne demekse skeç işte çıktılar birine uyduruk birşeyler giydirdiler. Bir defa insanları eğlendirmek için, Kanuni’nin Viyana’ya giderken giydiği kıyafetler, Osmanlı kıyafetinden birşey giydiriyorlar adama, palyaço olarak onu çıkarıyorlar. Yazıklar olsun! Benim ecdadımın, Balkanlarda şurada burada cihad için giydiği elbiseyi, senin düğününde eğlence malzemesi olarak giydiriyorlar palyaçolara. Bir defa orada hata başlıyor. Ondan sonra çıktı adam, milleti güldürmek için, damat adayını çağırdılar. İşte 3 çocuğun olsa ne yaparım? Ona dedirtmeye çalışıyor ki eve daha gelmem. 4 çocuğun olsa karıyı boşarım. Böyle birşeyler söylüyorlar. Diyelim 6 çocuğun oldu ne yaparsın? Damat orda daha önce anlaşmışlar. 6 çocuk mu diyor, bayılıyor damat. Yani öldüm gittim manasında. Tabi ben, bana söz verdiler çıktım. Bu kadar dalaleti gördüm, ondan sonra bana da konuş diyorlar. Ben de çıktım. Önce düğün sahibine dedim ama, ben hür bir adamım, diyanet memuru değilim çok rahat konuşurum dedim. Tabi hocam seni biz hususi çağırdık dediler. Tabi çıktım dedim ki; Kardeşler, düğününüzü karıştırmak istemezdim. Ama Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, “Çoğalın iftihar edeyim! Ümmet-i Muhammed büyüsün” diyor. O biliyordu çünkü bir gün Amerika gelecek, ümmetin 6 milyon çocuğunu 3 senede yetim bırakacak, bari çok çocuk olsun bunu biliyordu Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Ümmeti Muhammed’in çoğalmasını iftihar edecek siz ne hal lan bu? Oturmuşsunuz ümmet çoğalacak diye adamları ürkütüyorsunuz. Burada gençler var kadınlar kadınlar zaten onlar öbür tarafa, iki çocuktan fazla doğurunca intihar ediyorlar. Bir hocanın bulunduğu bir yerde, Kur’an ile başlamış bir düğün merasiminde siz oturuyorsunuz, çok çocuğu olanın ölmesi lazım mesajını veriyorsun, bu da İslami düğün oluyor değil mi? Beni de şahit mi getirdiniz bu işe? Ben biraz daha konuşursam aleyhinize olur dedim indim oradan. Tabii hemen vehhabîlik geldi peşimden. Vehhabî! Vehhabî! Vehhabî! Bir yerde bir müftü efendi ile oturuyoruz, müftü efendi dedi ki: Hoca dedi seni televizyonda gördüm dedi sen dedi biraz vehhabîlik var değil mi sende dedi. Dedim ki: Hoca efendi dedim. Bende biraz vehhabîlik olsa Allah’a sığınırım. Ben İmam-ı Azam’ın kapısının paspasıyım. Mezhebim belli benim. Sen bende biraz laiklik yok desene dedim göreyim seni. Hadi bakalım. De ki bana bende laiklik yok biraz. Kimseye de söylemeyeceğiz telefonlarda kapalı şakasını söyle bu sözün dedim. Dedi hakikaten bu vehhabîler çok konuşuyor dedi. Konuşma bu..

Azerbaycan’da Şii’lerin Sünnîlere zulmü devam ediyor!

“Selamün aleyküm, hocam ben eskiden bir Şii’ydim. Ve sonra sizin Youtube’da ki videolarınızı izledim, sayenizde ne kadar sapık bir yolda olduğumu anladım. Ehl-i sünnet yolunu tercih ettim ve bu yola döndüm.” Elhamdülillah. Şii ne demek kardeşler? Yahudi İbn-i Sebe’nin çıkardığı yeni bir din. İslam’ın içinde Hazreti Ali’yi sahabelerin en üstüne koymaktan, Hazreti Ali’yi Allah’ın yerine koymaya kadar 60 mezhebe bölünmüş bir akide, Şia. Kökeni neresidir? İran, Pers İmparatorluğu. Sahabelere düşmandır, halifelerimize düşmandır. Bu kardeşimiz nerede yaşıyor? Azerbaycan’da. Azerbaycan’ın yüzde yetmişi Şia’dır. Şia mezhebindendir. Ruslar İran’ı desteklediği için, İran çok kuvvetli olduğu için Azerbaycan’da Şii akidesini gönderdiği adamlarla, hocalarıyla yaymıştır. Yüzde otuz kadar bir Ehl-i sünnet vardır orada. Büyük çoğunluk Şii’dir. Bu kardeşimiz de orada zulüm gören Sünnilerden bir tanesidir. Şii’ymiş evvelde ama Sünni olmuş Elhamdülillah. “Ehlisünnet yolunu tercih ettim, bu yola döndüm. Yıllarca Şii’lerin namazlarını kıldım.” Şii’lerin namazı nasıl? Bir tane taş alıyorlar, taş. Taşı alıyorlar tam secde etikleri yere koyuyorlar. Dedim ki bunun delilini bana söyler misin? Ben Caferi’yim diyen bir kardeş bana mesaj gönderdi. Caferilik mezhebinde bir taşın üstünde secde ederiz hocam. ”Delilin ne kardeşim?” Delil ne demek? Ya ayet söyleyeceksin bana ya Muhammed Aleyhisselam’dan bir nakil ya da bir sahabeden nakil vereceksin. Delil budur, bana bu üç durumdan bir delil getirmen lazım. Muhammed Aleyhisselam ya da sahabilerinin secde ederken alınlarına taş koyduğu bir tek nakil, bir rivayet. ”Delil söyle.” dedim. -Delil yok hocam, dedi. Delilimiz şu; Hocalarımız, alimlerimiz bize derler ki: ”Muhammed Aleyhisselam ve sahabileri hayatları boyunca hep toprağa secde ettiler. Halıya ya da hasıra secde etmediler.” dedikleri için, biz de onların yaşadığı hali yaşamak adına secde ettiğimiz yere taş koyuyoruz, dedi. Dikkat ederseniz alınların burası hep simsiyahtır. Taşa alınlarını verdikleri için. Bu düpedüz bir zırvadır, bir yalandır. Muhammed Aleyhisselam ve sahabileri; Allah onlardan razı olsun, toprağa da secde ettiler, hasıra da secde ettiler, halı buldular halıya da secde ettiler. Şimdi bu üçü de varken, bu üçüne de secde etmişken sizin ne zorunuz var sadece toprağa diye? Madem toprak var kayıtlarınızda; o zaman toprak al bir avuç toprak, cebinde bir avuç toprak tut, ne zaman mescide girersen yere serpiştir, toprağa secde et. Taş var mı taş, taş? Yok. Ne Muhammed Aleyhisselam’da ne de sahabilerde taş yok. O zaman uydurdunuz! Allah’ın dininde olmayan bir şeyi uydurdunuz ve buna İslam’da bid’at denir. ”Her bid’at sapıklıktır, her sapık Cehennemdedir.” hadis-i şerifine muhatap oldunuz. Ben diyor: ”Namazlarımı Şiilere göre kılardım.” diyor. ”Şiiler gibi namaz kılardım.” diyor. Şiiler üç vakit kılarlar. Öğleyle ikindiyi akşamla yatsıyı cem ediyorlar. Sabahı ayrı kılıyorlar, beş vakti üçe indirdiler. Muhammed Aleyhisselam ve sahabilerini oradan da red ettiler. Halbuki bunların imamımız dediği İmam Ali, Allah’ın selamı onun üstüne olsun. Kaç vakit namaz kılardı? Beş vakit, ne ayaksın sen? Kime tiyatro yapıyorsun? Senin İmamın, İmam Ali beş vakit namaz kılıyor sen nereden çıkarttın bu üç vakti? Hep maske, hep takiye, hep yalan. “Artık sayenizde Sünni olarak kılıyorum namazlarımı.” ”Hocam ben 18 yaşındayım Azerbaycan’da yaşıyorum. Burada Şiiler hiç Sünni camisi bırakmadılar. Camilerin hepsini kapattılar ya da Şii camisine dönüştürdüler.” Şiilerin, İran’ın destelediği Şiilerin güçsüz olduğu yerlerde takiye yaparlar. -Biz kardeşiz falan, bizi ayırmayın şudur budur… Takiye! Maske takarlar. Güçlü oldukları yerlerde sekiz-on tane Şii görürsen, sen orada bir tane Ehl-i sünnet isen hemen küfretmeye başlarlar. ”Ebubekir kâfir, Ömer kâfir, Ali, Aişe… Bunların hepsi kâfir.” derler. Ama sen yüz kişilik bir grubun içindeysen Ehl-i Sünnet, üç tane Şii varsa: ”Biz kardeşiz ayrı gayrımız yok. Biz sahabelere küfretmeyiz.” derler. Hayatları takiye, yalan ve maskedir. Asla aldanmayın! Zayıf oldukları her yerde; ”Biz kardeşiz.” derler. Güçlü oldukları her yerde en önce Müslümanları öldürürler. Bakın şu anda Yemen diye bir yer var. Suudi Arabistan’ın hemen güneyinde, Ehl-i sünnetin çoğunluk olduğu bir yer. Yemen’de şu anda millet açlıktan ölüyor. Sebebi ne? İslam’ın en büyük düşmanı olan iki fırka. Bir, Şia. İran destekli Şia. İki, Suudi Arabistan destekli Vehhabi Seleficiler. Bunlar savaş halinde. Öldürdükleri kimler? Oradaki halkı öldürüyorlar. Ehl-i sünnet Müslümanları öldürüyorlar. Bir soykırım var şu anda, kafirler öldürmüyor ha dikkat edin! ”Ben Müslümanım.” diyen adamlar öldürüyor! İran diyor ki: ”Siz öldürün. Şii yapın orayı, yapamazsanız hepsini öldürün.” Vehhabi Selefi Suudi Arabistan, Amerika’nın hizmetkârı. O da diyor ki: ”Hepsini öldürün, Vehhabi olmayacaklarsa.” Adamlar orada kıtlık içinde. Türkiye diyor ki: ”Biz gıda götürelim.” Müsaade etmiyorlar her taraf kapalı. Bütün dünya seyrediyor. Müslüman öldürülüyorsa problem yok, soykırım olsun önemli değil! ”Sayıları ne kadar az olursa bizim için o kadar iyi…” diyorlar. İşte Şia bir yere girerse, Vehhabi Seleficilik bir yere girerse, orada İslam’ı bitirmek için, Ümmeti bitirmek için her şeyi yaparlar. Örnek Yemen, örnek Suriye, örnek Irak. “Bununla beraber Sünnilere çok baskı yapıyorlar, sıkıştırıyorlar. Esaslı olmayan yalan konuşmalar yapıyorlar.” Yalan biliyorsunuz Şia akidesinde yalan ve takiye vaciptir, sevaptır. Yani onlarda yalan söylemek sevaptır, yaptığın zaman ibadete giriyorsun. İslamiyet’te ise mümin zina edebilir, günah işleyebilir. Namazsız olabilir, her türlü günahı işleyebilir. Ama yalan söyleyemez çünkü yalanla iman bir arada olmaz buyuruyor Muhammed Aleyhisselam. Diğer günahlarına tövbe eder bir daha yapmamaya kast ederse Allah affeder. Ama yalan hiçbir zaman olamaz diyor mü’minde Muhammed Aleyhisselam. Şia akidesi ise Muhammed Aleyhisselam’ı yalanlıyor. Ve şöyle diyor: ”Takiye, sahtekarlık, maske takmak ve yalan söylemek vaciptir.” Böyle insanlarla konuşup nasıl anlaşabilirsin ki? Nasıl yan yana gelebilirsin? Hz. Ömer’e, Hz. Ayşe annemize iftiralar, küfürler yağdırıyorlar. Bizzat kendi kulaklarıyla duymuş bu kardeşimiz. Her zaman duyduğu meseleyi de sıkıntı içinde bize söylüyor. Ve mahalle baskısı şimdi bu Şii’likten Sünniliğe döndüğü için mahalle baskısı görecek, kurtulamaz. Müthiş bir mahalle baskısı etrafındaki insanlardan; ”Sen kâfir oldun, sen imam Ali’nin yolunu terk ettin. Muhammed’in yoluna girdin.” falan diye baskı yapacaklar buna. Sallallahu Aleyhivessellem “Bunlara nasıl karşı koymalıyım? Nasıl direnmeliyim? Kendimden örnek verecek olursam onlar kendini doğru görüp, beni kâfir gibi görüp bir kaç defa da dövdüler hocam.” diyor. Allah-u Teala bu kardeşimizi kurtarsın, bu zalimlerin elinden kurtarsın. Oradaki bütün Ehl-i sünnet Müslüman kardeşlerimize yardım etsin. Akideyi güçlendirebilmek için oradaki halkı irşat etmeleri gerekiyor. İrşat edebilmen için, önce bir kendini irşat etmen lazım. İlim öğrenmen lazım. İlim öğrenmenin yolu ikidir. Bir, kitap okuyacaksın. Ehl-i Sünnet akidesini anlatan kitaplar; Kur’an, Sünnet, İcma, Kıyas. İki, sohbet dinleyeceksin. Devamlı Ehl-i Sünnet alimlerini dinleyeceksin. Elhamdülillah bu iki konuda ister internetten kitapları ücretsiz indirip okuyabilir. İsterse internete girer YouTube’a, Ehl-i sünnet alimlerin, hocaların vaazlarını dinleyip kendisini geliştirebilir. Bu konuda imkan çok kolay, şu anda imkan çok kolay çalışan Müslüman yok! Hepsi tembel, hepsi uyuşuk, uyuyor. Hepsinin derdinde nasıl zengin olabilirim var. Ahireti kazanmak için hiçbir Müslümanın çalışması yok. Mahallesindeki o içkicileri kurtarmak için, o kumarbazları, o zinakârları kurtarmak için Müslümanlarda hiçbir gayret yok. Umurunda değil. ”Bana ne diyor. Ben zengin olayım mahallemdekiler ölsün, gavur gitsinler umurumda değil.” Allah şu Müslümanlara feraset versin. Amin.

Ebu Hanzala’ya nasihat!

Hidayet mesajı okuyayım. Hem gidelim kardeşler. Yasin kardeşim sabote mi ediyorsun sohbetimi ya? 🙂 Problemin nedir kardeşim ya? 🙂 “Rüyamın anlamına bakarken karşıma çıktınız hocam.” “Önce tıklamadım.” YouTube’a giriyorsun… Biliyorsunuz YouTube’da her kanalda, her mesele var. Bu da neye girmiş bu kardeşimiz? Rüyasının anlamına bakmak için girmiş. Bizim rüya sohbetimize denk gelmiş. Bakmış şöyle tipimize… “Önce tıklamadım.” “Cübbeli’yi dinledim.” Cübbeli Ahmet Hoca’yı söylüyor. “Çünkü herkes sizi kötülediğinden dolayı korktum.” Sübhanallah, beni kim kötülüyor ya? Kardeşim, bizi şu beş sınıftan başkası kötülemez: Bir, Mealciler. Muhammed bize hitap etmiyor, biz sadece Kur’an mealine, hocamızın yazdığı Kur’an mealine bakarız, diyen reformistler. Bunlar bizi kötüler. İki, Vehhabi Seleficiler, DAEŞ’çiler. Bunlar bizi kötüler. Üç, Şia. Kur’an eksiktir diyen, sahabilere kâfir diyen, on sahabi hariç binlerce sahabenin hepsi münafıktır, kâfirdir diyen Şia, bana düşmandır. Dört, Fetöcüler. Bunlar bana düşmandır. Çünkü biz 2010 yıllarında bunlara reddiye yapmaya başladık. Yahudi, Hristiyanlar cennete girecek dediği anda biz şüphelendik. Burada ciddi problem var, Kur’an’ın bir kısmını reddetme var, Muhammed Aleyhisselama yalancı deme, var olduğundan dolayı biz reddiye yapmaya başladık. Oradan itibaren bize kafayı taktılar. Fetöcüler bize düşmandır. Dört tane düşman. Beş, komünistler, ateistler, faşistler. Bunlar bize düşmandır. Bunlardan başka, Ehli Sünnet olan bütün Müslümanlar bizi sever. Dostlarımızın sayısı çok fazla, düşmanlarımızın sayısı azdır. Ama devamlı surette plan kuruyorlar. Herhâlde bu düşmanlar dediği bunlardan bir tanesidir. Vehhabiler mesela benim hakkımda video yapmışlar iki üç tane video yapmışlar. Müşrik hoca, laik hoca, demokratik hoca gibi video yapmışlar. Allah Teâlâ aldı bunların hocasını, hapse attı. Ve daha dünyadayken öyle bir rezillik verdi ki bunların hocasına… Bunların hocası ne dedi? Bu ülkede memur olan, bu ülkede askere giden, bu ülkede vergi veren ne kadar insan varsa hepsi müşriktir, hepsi kâfirdir. Yetmiş milyonun tamamına kâfir dedi. Allah ne yaptı? “Avukat olursan kâfirsin, hâkim olursan kâfirsin, polis olursan, asker olursan kâfirsin, ehliyet alırsan kâfirsin…” dedi bunların hocaları. Allah ne yaptı? Allah bir adamın helakini dilerse daha dünyada rezil eder. Bu adam, gitti hapse girmemek için avukat tuttu. Oğlum sen demiyor musun avukat kâfir, avukat müşrik? Avukata vekâlet verdiğin zaman kâfir olursun fetvasını sen verdin mi vermedin mi Vehhabi? Verdin. Daeşliler benim kardeşim dedin mi demedin mi? Dedin. Kerem Hoca müşrik, kâfir; Daeşliler senin kardeşin he. Dünyada Müslüman kesmekten, Yahudi ve Hristiyan’a hizmet etmekten başka, tek hiçbir gayesi yok. DAEŞ… Amerika’nın ve Yahudilerin, İngilizlerin yarattığı yeni bir Frankenstein. DAEŞ… Bunlar senin kardeşin; Biz, kelleyi koltuğa almışız 20 senedir İslam’ı anlatıyoruz, nasıl insanları cehennemden kurtarırız bunun planını yapıyoruz, ben müşrik. Allah, adamı daha dünyada rezil eder, yerin dibine sokar. Gitti avukata para verdi, “müşrik avukat kardeş beni kurtarır mısın?” dedi. Kurtarabildi mi? Kurtaramadı. Cezaevinde. Allah Teâlâ hidayet nasip etsin. Beddua etmiyorum. Onlar bize küfrediyor, biz onlara hidayet diliyoruz, hidayet duası yapıyoruz. Onlar bize lanet okuyor, biz onlara hidayet duası yapıyoruz. Allah Teâlâ bu kardeşime, bidat ehli olmasına rağmen Müslümandır, kardeşimdir, Orada, o dört duvar arasında hidayet nasip etsin. (Âmin) Şu kalbindeki Müslümanlara olan düşmanlığı, ümmet-i Muhammed’e olan düşmanlığı gidersin. (Âmin) Kinini yok etsin. (Âmin) Tekrardan on dört asırlık ana caddeye, ehlisünnet ve’l-cemaate döndürsün. (Âmin) Yahudi’nin, Hristiyan’ın kölesi olmaktan kurtarsın bu kardeşlerimizi. (Âmin) Kardeşim, biz sizin kurtulmasını istiyoruz ya. Fena mı olur o üç tanrıcılara köle olmaktan kurtulup da, Allah ve Resulüne itaat etmeniz, fena mı olur. Safları sıklaştırırız, gücümüz, kuvvetimiz artar. Ama üç tanrıcılarda para var, üç tanrıcılarda güç var. “Onlar bizi destekliyor, yerlerimizi tutmamız için kiralarımızı üç tanrıcılar veriyor.” diyorsunuz, onları destekliyorsunuz, bize kâfir diyorsunuz. Bunlar bize düşmandır. Bize, Ehli Sünnet olan kimse düşman olmaz. Bütün cemaatlerden hayır dua alıyorum. Bizim derviş kardeşlerden daha fazla etrafımdaki insanlar, sohbetlerimi izleyen insanlar bana dua ediyor. Allah hepsinden razı olsun. (Âmin) “Herkes sizi kötülediğinden dolayı korktum fakat sonra devamlı ve devamlı karşıma çıktığınız için videolarınızı izlemeye başladım.” Zorlen, zorlen… 🙂 Benim videolar devamlı çıkıyor orada karşısına. “Ya kim bu ya, tamam be…” en sonunda tıklamış bir tane. Zaten tıklayış, o tıklayış. Beni bir kere tıklarsan, daha bırakamazsın canım. Kardeş ne diyor? “En sonunda tıkladım hocam.” diyor. Sübhanallah. “Dini videolar izlediğim için konuşmalarınız çok akıllıca. Zaten örnekleriniz de harika. Allah sizden razı olsun hocam. Sizden öğrendiğim her bilgiyi aileme anlatıyorum. Çok memnun kaldım. Allah sizden razı olsun.” Kardeşim Allah senden razı olsun. Bak, şimdi bu kardeş önce bir toparlanmış, bir şekil değişimi olmuş, İslamiyeti yaşamaya başlamış, orada kalmamış artık bir davetçi… Ben halife olmak istiyorum diyor. Allah’ın, Rasulünün ve Kur’an’ın yeryüzündeki halifesi olmak istiyorum diyor. İslam davetçisi… Efendimiz Aleyhisselam buyurdu: “İslam davetçisi Allah’ın, Peygamberin ve Kur’an’ın yeryüzündeki halifesidir.” İşte sana halife olmak için bir yol. Öğrendiğin her şeyi komşuna anlat, arkadaşına anlat, pes oynadığın arkadaşına anlat, işe beraber gittiğin dostuna anlat, eve git hanımına anlat… Kapat o diziyi televizyondaki; tak kumandayı al, diziyi kapat. Hızlı bir şekilde, hızlı bir el hareketiyle pilleri çıkart. Tık tık tık. “Hay Allah ya bak pillerde… Neyse kapatalım” de. Bir numara yap ya, her şeyi ben mi öğreteceğim ya. Kapat o televizyonu, öğrendiğin meseleleri anlat. Anlattığın zaman sen Allah’ın ve Resulünün yeryüzündeki halifesi olursun. Bu kardeş de ne yapmış? Sadece öğrenmekle kalmıyor, öğrendiğim her şeyi diyor aileme anlatıyorum. “Recep bak, bugün şöyle öğrendim, hoca böyle anlattı falan dur şu videoyu izleyelim ya.” Oyun videosu izleyeceğine arkadaşına bizim videoları seyrettiriyor. Bu sefer o da bağımlı oluyor. İslam ilimleri öyle bir şeydir ki, öyle bir bağımlılık yapar ki bunun sonu yok. Devamlı daha fazlasını istersin. Dur şu kitabı da okuyayım, dur bu sohbeti de seyredeyim, dur şu bilgiden eksiğim, bunda da kendimi geliştireyim. Hep daha ileriye gidersin. Biz sekiz yaşında bu ilimleri okumaya başladık. Ve okudukça, öğrendikçe cahilliğimiz daha fazla arttı. Anladık ki biz olayın daha içine dahi girememişiz. İslam ilimleri çok derin bir okyanus, bize Allah’ın verdiği bir damla. Yirmi senedir ben o bir damlayı anlatıyorum, daha hâlâ bitiremedim, ikinci damlaya geçemedim. O kadar, o kadar derin bir damla ki, daha hâlâ o damlayı anlatıyorum. Ve her sohbetimde başka başkadır. Hep başka ayetleri anlatırım, hep başka hadis-i şerifleri zikrederim ve bitmez. Allah’ın ilmi; denizlerin tamamı mürekkep olsa, ağaçların tamamı kalem olsa Allah’ın ilmini yazarak bitirecek değildir. Mevlâ Teâlâ Hazretleri ibret almayı, idrak etmeyi, anlamayı bize nasip etsin. (Âmin) Âmin ya Muin. Aranan hazinenin yolunu gösterdim sana, belki sen kavuşursun biz varamadıksa da. Kardeşler, ben buna karşılık bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak beni yaratana aittir. Velhamdülillahi Rabb’il âlemîn el-Fâtiha.

Ölüden himmet istenir mi?

Çok sorulan bir sualdir: “Ölüden himmet istenir mi?” Bazı kullar ne yapıyor? Peygamberin kabrine gidiyor. Bir velinin kabrine gidiyor. Şehit kardeşinin kabrine gidiyor ve ondan himmet istiyor. “Bana dua et kardeşim. Allah işlerimi yoluna koysun.” Buna himmet istemek denir. Bana yardım et, demektir himmet. Ölüden himmet istenir mi? Mealci ne diyor? -Şirktir. Vehhabi/Selefici -İngiliz Müslümanı- ne diyor? -Şirktir. İslam ne diyor? İslam diyor ki: “Kim ölü kim diri?” “Velâ tekûlû limen yuktelu fî sebîli(A)llâh” Allah’ın kitabı şöyle diyor: “Siz onlara sakın ölüler demeyiniz.” “Velâ tekûlû” “Sakın demeyin”, “limen yuktelu fî sebîli(A)llâh” “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz.” “bel ahyâun” “Bilakis onlar diridirler”, “velâkin lâ teş’urûn” “Siz bunun şuurunda değilsiniz.” Şuur, şuurlu Müslüman nereden geliyor? -Arapça’dan. “teş’urûn” Farkında değilsiniz, demektir. Şuur, farkındalık demektir. Sen bunun farkında mısın değil misin? Allah, bazı kulları adına Kur’an’da diyor ki: “…Onlar ölü değil.” “Siz onlara ölü diyorsunuz ama onlar ölü değil. Siz birer cesetten ibaretsiniz. İçinize ben ruh verdim. Bu cesetlerden sıyrıldığınız zaman gerçek yaşama gideceksiniz, berzah alemi.” Şu hâlde, sen geçtiğin zaman peygamberinin kabri karşısına… Allah nasip ederse Kasım 15 gibi biz umreye çıkacağız inşallah. Rabbim o yerleri görmeyi nasip etsin. (Amin) Muhammed Aleyhisselam’ın karşısına geçeceğiz. Ne diyeceğiz? Sahabilerin yaptığını yapacağız: “Esselatü vesselamü aleyke ya resulullah.” Ne demek? “Salat ve selam sana olsun ey Allah’ın peygamberi.” “Sana” tabirini biz kime kullanırız? Ölülere mi kullanırız? Dirilere kullanırız. “Sana” tabiri dirilere kullanılır. Konuştuğun insana “sana” dersin. “Sen” diye hitap edersin. Biz her gün namaz kılmıyor muyuz kardeşler? Namazda Ettehiyyatü’de ne okuyoruz biz? “Esselâmü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve rahmetullâhi ve berakâtüh.” Her namazda, “Ettehiyyatü” okumadan namaz yoktur. “Ettehiyyatü”süz namaz olmaz. “Esselâmü aleyke” “Sana selam olsun.”, ‘eyyühen-Nebiyyü” “Ey Allah’ın nebisi!” “ve rahmetullâhi” “Allah’ın rahmeti de senin üzerine olsun.”, “ve berakâtüh” “ve onun bereketi de senin üzerine olsun.” Biz her namazda ilk oturuşta ve son oturuşta Muhammed Aleyhisselam’ı karşımıza alıyoruz ve ona selam veriyoruz. Bu mealcilerle bu vehhabiler “Ettehiyyatü” okumasınlar. Ben uyarıyorum, madem şirk! Madem ölüye selam vermek şirk, ondan dua istemek şirk, okumayın kardeşim! Siz inanmıyorsunuz Allah’ın dinine. Allah’ın kitabına inanmıyorsunuz siz. Onlar ölümsüzdür, diyor. Siz: “Hayır, Allah burada yanlış yapmış olabilir.” diyorsunuz. İnanmadığınız şeyi niye söylüyorsunuz? Niye okuyorsunuz? Burada bir iki yüzlülük yok mu? Biz iman ettiğimiz için okuyoruz ve okumaya da devam edeceğiz. “Esselâmü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve rahmetullâhi ve berakâtüh.” Ettehiyyatü yoksa namaz da yoktur. Muhammed Aleyhisselam’ın kabri karşısına geçeceğiz, yine salat ve selam getireceğiz Efendimiz Aleyhisselam’a. Biz, lakayt bir şekilde onun kabrine gidip elini, kolunu sallayıp altınlara bakan adamlar gibi değiliz. Biz, Muhammed Aleyhisselam’ın karşısına Şeyh Şamil gibi yapamasak bile -o sürünerek gitmiştir- kalbimizi en azından süründüreceğiz. “Layık bir ümmet olamadık sana, ey Allah’ın peygamberi!” -sallallâhu aleyhi ve sellem- diyeceğiz. Şu hâlde, ölüden himmet istenir mi? -İstenir, çünkü o ölü değil. Allah’ın peygamberine ölü diyen çarpılır be! Ahmaktır o! Ancak İngiliz Müslümanı Vehhabi/Seleficiler bir de Mealciler der: “O öldü, işi bitti onun. Ne şefaat ne dua ne hayır duası ne istiğfar, bize hiçbir şey yapamaz o.” Anca onlar söyler. Allah şehitlere “ölümsüzdür” diyor Kur’an’da. “Şehit mehit yok onlar da gitti, onlar da öldü.” der. Onların akidesi bu. Yunus Emre’nin sözünü hatırlayın. “Ölen hayvan imiş, aşıklar ölmez.” Başka bir veli şöyle diyor: “Biz aşığız, biz ölmeyiz, karanlıklarda kalmayız, çürüyüp toprak olmayız, bize leylü nehar olmaz. (bize gece gündüz olmaz.)” Bunu neye dayanarak söylüyor? Çünkü biz Allah’ın dinine hizmet eden sadıklardanız, elhamdülillah. Öldüğümüz zaman Allah ruhumuzu kabirde hapis bırakmayacak. Ve ruhumuz, tıpkı kabrimize gelip bizim adımıza istiğfar eden, Kur’an okuyanlar olduğu gibi bizim ruhumuz da o gelenler adına Allah’a istiğfar edecek ve dua edecek. Efendimiz Aleyhisselam ne buyuruyor hadislerinde? “Kabirde yatanın diriye yardımı, ona dua etmek ve onun adına istiğfar etmekle olur.” Buna himmet denir. Şu hâlde ölüden himmet istenir mi? Kur’an ve sünnet diyor ki: “İstenir.” Sen Kur’an ve sünnete tabi değilsen “Ben kabul etmem.” diyebilirsin. O senin dinindir, o senin inancındır “Lekum dînukum veliye dîn” “Senin dinin sana, benim dinim bana.” Ben Müslüman’ım diyenlerden daha mutlu, daha mesut, daha felaha ermiş bir adam bu dünyada yoktur, elhamdülillah.

Kâbe imamları neden her rekatta üstünü düzeltiyor?

Takva elbisesi giyememiş milletlerden bir tanesi şu anda kimdir? Amerika’nın sadık hizmetkârı Suudi Amerika. Suudi Arabistan mıydı? Ama değişti artık o. Suudi Amerika oldu. Biz vehhabiliği de bıraktık ılımlı İslam’a geçtik diyen Suudi Amerikalılar. Geçen hafta bir video paylaşmıştım. Etiyopya’nın başbakanı bir konuşma yaptı. Birleşik Arap Emirlikleri’nden meslektaşıma dedim ki: Bize mali imkân verin, bize bazı hocalarınızı gönderin, din adamlarınızı gönderin… Ülkemizde medreseler açalım ve orada bize Arapçayı öğretsinler. Arap Emirliklerindeki adam bana dedi ki diyor: Ne gereği var gelsin sizin din adamlarınız bizim ülkemize, biz onlara İslam’ı öğretiriz, demişler vehhabi Araplar. Ben de onlara dedim ki diyor: Siz İslam’ı terk ettiniz, biz sizden İslam’ı öğrenecek değiliz. Sizden istediğimiz tek bir şey var: Bize mali kuvvet verin, mali destek yapın, ülkemizde medrese açalım, hocalarınız gelsin bize sadece Arapçayı öğretsin. Arapçayı öğretin, biz o öğrendiğimiz Arapça ile Kur’an’ı, tefsirleri, hadisleri okuyacağız, ezberleyeceğiz… Sonra size geleceğiz terk ettiğiniz İslam dinini size öğreteceğiz. Bizim işimiz bu. Siz İslam’ı terk edeli uzun zaman oldu. Siz İngiliz’in dinine gireli uzun zaman oldu, diyor bu Etiyopya’nın başbakanı. Allah bin kere razı olsun. Âmin. Bütün ümmete tercüman oldu bu adam. Bütün ümmete! Bu kadar kısa ve net bir şekilde adamın suratına tokat atan hızlı bir silahşor ilk defa gördüm bak böyle, tık! Hani böyle “Nasılsın, iyi misin?” falan diyor ya böyle. “Tak” tokatı bırakıyor, ters. Bruce Lee tarzı. Mahvetti adamı. İşte bak bu vehhabi Araplardan vehhabiler hakkında o kadar fazla videom var ki şimdi benim videoların altına İngilizce dublaj da yapıyorlar… Bu Arabistan hükümeti benim videoları seyrederse bak oradan beni çıkartmazlar. Herhalde orada şehit olabilirim haberiniz olsun kardeşler gitmeden önce hepinizle helalleşeceğim. Burada ne olacak bilmiyoruz çünkü. Bunlar Ehl-i Sünnet’i sevmezler. Kâbe imamları neden her rekâtta üstünü düzeltiyor? Çok sorulan, ülkemizdeki Müslümanlar tarafından bize çok sorulan suallerden bir tanesidir. Bunu nakledeceğim inşallah kayıta girecek. Bir daha da bana bu suali sormazsınız artık. Hocam selamün aleyküm hayırlı geceler inşallah. Kâbe imamları neden her seferinde kıyamda, secdede, rükûda üstünü düzeltiyor? Biliyorsunuz cübbeleri üzerlerinde her eğilmelerinde her kalkmalarında devamlı surette cübbelerini düzeltiyorlar, sonra başlarındaki şeyi düzeltiyorlar. İki el ile ama bütün işleri iki el ile yapıyorlar. Tek elle değil. Kardeşimiz de bu konudaki rahatsızlığı diğer yüzlerce kardeşimiz gibi dile getiriyor. Ve aleyküm selam kardeşim. Suud hükümetinin resmi mezhebi İngiliz yapımı vehhabiliktir. Biliyorsunuz bunun tarihçesi 200 yıla dayanır. İngilizler kurdu bunu, ajan Hempher’le beraber. İbn Abdülvehhâb’ı kandırdılar, aldattılar. Yeni biz mezhep kurdular Osmanlı’yı yıksınlar diye. Vehhabiler mezhepsizdirler. Bu mezhebin özelliği ne? Selef âlimlerine tabi olmuyor, ayet ve hadislerden peygamber, sahabe nasıl mana çıkartıyorsa, müçtehitler nasıl mana çıkartıyorsa biz de mana çıkartırız. Onlar öyle anlamış olabilir, biz farklı anlıyoruz. Mezhepsiz demek bu demektir. Onun da aklı var, benim de aklım var. Abdullah ibni Mes’ud’da adam, ben de adam. Muhammed Mustafa da adam (Sallallahü aleyhi ve sellem) ben de adam. O da anlıyor, ben de başka bir şekilde anlıyorum. Bunu kim diyorsa bunun adına mezhepsiz denir. Dini Muhammed Aleyhisselâm ve talebelerinden daha iyi bildiğini iddia eden ahmak ve cahil adam. Vehhabilik nedir? Vehhabilik de bunun gibidir. Ben bu hadisten şu manayı alıyorum.. Ben bu ayetten şu manayı alıyorum. Ona göre amel ediyorum. Diyorlar ve kendi aralarında kırk mezhebe bölünüyorlar. Vehhabilik şu anda kırk ayrı mezheptir. Hepsi birbirine kâfir der. Şii’lik şu anda altmış ayrı mezheptir. Hepsi birbirine kâfir der. Dört hak mezhebi kabul etmeyen, burun çevirenler iyi anlamış, idrak etmiş olsun. Ayet ve hadislere, kişisel levhalarına ve keyiflerine göre mana vermeye alışık olduklarından… Allah Teâlâ karşısında böyle edep dışı görünümler çokça olabiliyor. Namaz demek Allah’ın huzurunda durmak demektir. Son namazın olarak hayal edeceksin. Bu benim son namazım olabilir, her an gidebilirim. Son namazın olan bir namazda kırk defa kaşınır mısın ya? Cep telefonuyla oynayan, mesaj göndereni bile gördüm videolarda. Bana göndermiş kardeşim. Arka tarafta cep telefonuyla mesaj gönderiyor. Tık tık tık. Belki de köy oyunu oynuyor bilmiyorum. Namazdasın Allah’tan kork ya! Onlardan örnek alan bizim ülkemizdeki bazı hocalar mevlitlerde dua ettirirken bir elinde cep telefonu diğer gideceği mevlite mesaj gönderiyor. Diğer eli de açık dua ediyor. Bu elle dua ediyor bu elle de mesaj göndermeye devam ediyor. Adam aynı anda üç tane iş yapıyor. Allah’ım bu mevliti veren kimse bu mevliti yapan kimse bunlara cehennem yüzü gösterme diyor… Ama buradan da diğer adamı bağlamaya devam ediyor. İnsanda biraz utanma olur ya! Bu ne kepazelik ya! Görüyorlar o tarafta, Arabistan’daki adamlar bunu yapıyorsa diyor biz de yaparız gayet makuldür diyor. O din onlarınki değil onlar dini terk edeli uzun zaman oldu. Din Allah Resulü ve sahabilerin yaşadığı gibidir. Allah’ın selamı onların üstüne olsun. Din, Selçuklu ve Osmanlı’nın yaşadığı gibidir. Allah onlardan razı olsun. Âmin. Onlar doğru yaşadığı için Allah dünyaya hâkim kıldı. Kim dini doğru yaşarsa Allah onu dünyaya hâkim kılar. Osmanlı! Örnek ortada. Kim geliyorsa karşısına böyle geliyor. Sultan tahtına oturmuş, kılıcı sağ tarafta. Sultanın karşısına hangi devlet reisi gelse böyle geliyor. Sultanım, emriniz nedir? Bugün hangi devlet reisi bizim liderimizin karşısında el pençe divan duruyor. Böyle bir şey yok. O zaman vardı çünkü İslam yaşanıyordu. Tam manasıyla İslam yaşanıyordu. İnşallah rabbim bize o günleri geri getirir. O kuvveti tekrar bize iade eder. İnşallah. Rabbimiz hidayet etsin ve bu seleficileri de 14 asırlık ana caddeye Ehl-i Sünnet’e döndürsün. Âmin. Not: Abdullah ibni Mes’ud’un piri olduğu 14 yıllık Hanefi mezhebinde, biliyorsunuz Hanefi ve Maliki mezheplerinin piri kimdir? Abdullah ibni Mes’ud’dur. Allah ondan razı olsun. Muhammed Aleyhisselâm’ın en sevdiği dört Abdullah’tan bir tanesidir. Din, dört Abdullah ile kuvvetlenecek. Hadis-i Şerif’tir. Bir tanesi kim? Abdullah ibni Mes’ud. Bir tanesi kim? Şafiî ve Hanbeli mezheplerinin piri Abdullah ibni Ömer. Hz. Ömer’in oğlu. Bir tanesi Abdullah ibni Abbas. Tefsirin piridir. Bir tanesi Abdullah İbni Amr İbni’l-As. Bu da fakihtir. Dört Abdullah. Bunları unutmayın. Allah Teâlâ ellerini öpmeyi nasip etsin bize cennette. Âmin. Âmin. İşte, 14 asırlık Hanefi mezhebinde Abdullah ibni Mes’ud‘un piri olduğu Hanefi mezhebinde… Namaz içinde iki el ile yapılan herhangi bir keyfî amele amel-i kesir denir ve namaz bozulur, iade lazımdır. Secdeye gittin, takke düştü. Sen şimdi ne yaptın? Dur, takvadan eksilmeyeyim dedin, takkeyi aldın iki elle başına koydun. Ne oldu namaz? Gitti. O namazı iade etmen lazım. İmam namaz kıldırıyor. Sen de aceleci bir adamsın. Komuta göre hareket etmiyorsun. İmamdan önce rükûya gidiyorsun, imamdan önce secdeye gidiyorsun. Bu hafta camide… Ya cumaydı ya cumartesiydi tam hatırlamıyorum şimdi belki de pazardı bir cenazemiz vardı. Namaz kıldırdım cemaati. Namaz kıldırmadan önce cemaate iki üç bilgi verdim. İmam kardeşlerimizin hiç vermediği bilgiler. Önce Muhammed Aleyhisselâm’ın bir hadisini söyledim. Saf konusundaki titizliği nereden geliyor âlimlerimizin, hocalarımızın? Muhammed Aleyhisselâm’ın şu hadisinden gelir. Safları sıklaştırın. Adımlarınız bir ilerde bir geride olmasın. Yoksa kalpleriniz de bir ilerde bir geride olur. Bu Hadis-i Şerif’tir. Saflar sık olacak ve dümdüz olacak, ip gibi. Neden? Çünkü bazıları ilerde bazıları geride olursa kalpler de birbirine yakın olmaz. Fikirler değişir. Anlaşmazlıklar olur. Müslümanlar içinde anlaşmazlık olduğu zaman işte bugün ümmetin haline bakın. Öldürülen tek insanlar Müslümanlardır. Anlaşmazlıklar çok. Çünkü saflar bir ilerde bir geride. Bir türlü tek saf olamıyoruz. Peşinden bir şey söyledim cemaatteki kardeşlerimize. Dedim ki: İmamdan önce kimse rükûya gitmesin, imamdan önce kimse secdeye gitmesin. Namazları ifsat olur ve iade lazım gelir. Bugün cemaatimizde gördüğüm en büyük sıkıntılardan bir tanesi imamdan önce secdeye ve rükûya giden ihtiyarlar. Gençler değil. Özellikle ihtiyarlar bunu yapıyor. Ya bu imam niye rükûda fazla kalıyor ya diyor ondan önce kalkıyor. Bu imam niye secdeye gitmiyor ayakta niye duruyorsun ya diyor inattan, sırf inattan secdeye gidiyor. İmamdan önce. Ve giderken de dizlerini yere vuruyor kasti olarak. İmamın kalbine kalbine vuruyorum diyor. Sana öbür tarafta bir topuzla vuracaklar hacı amca. Hayal edemezsin. İnatla olur mu bu? Sen namazı imama mı kılıyorsun? Allah’a kılıyorsun. Allah da bu namazın şekillerini kurallarını Muhammed Aleyhisselâm’a Cebrail (As.) vasıtası ile öğretti. Onlar nasıl yaptıysa aynı şekilde yapacağız. Muhammed Aleyhisselâm ikaz etti: Sakın sizden kimseyi… Ben artık yaşlandığım için ağır ağır kıldırabiliyorum. Sakın sizden kimseyi benden önce rükûya gittiğini görmeyeyim. Benden önce secdeye gittiğini görmeyeyim. Sakın! Hadise budur. İki elle herhangi bir şeyi yaptığınız zaman, pantolon çektiniz mesela secdeye giderken. Ne oldu kardeş namaz? İfsat oldu. Ama bunlar ayağa kalkıyor, düzeltiyor, ön tarafını düzeltiyor. Bazıları havaya bakıyor. Biliyorsunuz vehhabilik akidesinde tıpkı Hristiyanlar ve Şiiler gibi Allah yukarda oturur (hâşâ ve kellâ). Ehl-i Sünnet akidesinde Allah mekândan münezzehtir. Bid’at fırkalar ile bizim aramızdaki en büyük farklardan bir tanesidir. Allah’ın kütlesi, şekli yok ki mekânı olsun. Mekânı olması için bir kütlesi olması lazım, hacmi olması lazım, şekli olması lazım. Allah’ın şekli yoktur. Yaratılmış olan hiçbir şeye benzemez. Dolayısıyla Allah Teâlâ bu insanlara hidayet nasip etsin. Âmin. Şimdi vehhabiliği bıraktık diyorlar artık. Biz daha ılımlı İslam’a geçtik. Bu sefer fetö’nün İslam’ına geçtiler daha beteri. Vehhabilikten daha beter bu. Ilımlı İslam ne demek? Hadislere ayetlere istediğimize göre mana veririz değil, artık şuna geçtiler ayetlerin bir kısmı kabulümüzdür… Ama bir kısmı reddimizdir. Çünkü bugüne hitap etmiyor. Ilımlı İslam bu demek. Dilimli İslam. Bazı ayetleri dilimleyeceğiz. Bir kısmını kabul edeceğiz, bir kısmını reddedeceğiz. Buna fetö İslam’ı denir. Amerika’dan Vatikan’dan sahte Müslümanlara öğretilen fetö İslam’ı. Şu anda ılımlı İslam’a geçtiler. İmamların son görüntülerine bakacağım. Bir sene içinde iki sene içinde bakalım imamlarda bir değişiklik olacak mı? Daha relax mı olacaklar? Başka bir namaz mı yapacaklar? Çünkü bunların akidesinde üç noktaya bakarak namaz kılma olayı var biliyorsunuz. Üç noktaya bakın ve namazı öyle kılın. Kıyam, rükû, secde. Sadece gözlerle kılacaksın diye saçma sapan bir akideleri var fetö İslam’ının. Neden düzelemiyorlar? Çünkü ego göbekleri var. Ego. Bu din Arabistan’a indi. Arabistan’a indiği için biz dünyadaki bütün Müslümanlardan daha üstünüz, daha hayırlıyız, daha özeliz… Ve hepsi bizden İslam’ı öğrenmek zorundadır dediler. Ve bu ego göbeğinden sebep önlerini göremediler, rögar çukuruna düştüler. Şu anda Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan gibi vehhabi akidesinde olan Müslümanlar rögar çukurunda kıvranıyorlar ve yukarıya el uzatmış şöyle diyorlar: Kurtarın Bizi! Kurtarın Bizi! Biz de bunlara diyoruz ki: Hani kuldan yardım istemek şirkti ey vehhabi? Vehhabilerin akidesinde biliyorsunuz bir kul başka bir kuldan yardım isterse… Ya kardeş klimam bozuldu gel şunu tamir et ya derse bu müşriktir. Yardım istemeyecek ondan. Kliması bozluğu zaman oturacak klimanın yanında: Allah’ım benim klimamı düzelt ya… Allah’ım klimamı düzelt. Buna vehhabi akidesi denir. Kulların herhangi birisinden, herhangi bir yardım istediğinde kendisini müşrik sayar. Allah hidayet nasip etsin bunlara. Âmin. Allah kurtarsın. İki tane arkadaş yolda gidiyordu biri rögar çukuruna düştü iki vehhabi. Rögar çukuruna düşen vehhabi dedi ki yukardakine: Kardeş, medet! İmdat kardeş, kurtar beni! Yukardaki de dedi ki: Sen benden yardım istedin, Allah’tan başkasından yardım istediğin için müşriksin artık, rögar çukurunda koku ala ala öleceksin, dedi. Buna reformist kafası, vehhabi kafası denir. Allah neden ahmaklaştırdı bunları? Bütün ümmete müşrik dersen, Allah beynini alır. Beynin burada durur, fiziksel olarak ağırlık buradadır. Yarım kilo, bir kilo. Ama Allah içerdeki cevheri çekip alır. Cevheri çekip aldığı zaman ahmak olursun. Üç defa hacca gitmiş babasına, oy verdiği için ahmak diyen… iki defa hacca gitmiş abisine devletten ehliyet aldığı için (araba kullanma ehliyeti ya) müşriksin sen diyen ahmak vehhabi. Allah’ım sen bu insanları kurtar Ya Rabbi. Âmin.

Adnan Oktar örgütü çöktü! Kedicik her şeyi itiraf etti!

Herkes gittiği yolu çek edecek. Benim gittiğim bu sohbet meclisi: 1-İslama uyuyor mu?, 2-Ehl-i sünnet mi ehl-i bid’at mı? Vehhabi seleficisi var, şiicisi var, mealcisi var, sahte peygamberi var, sahte mehdisi var. Muhammed aleyhisselam on dört asır önce söyledi: ”Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, yetmiş ikisi cehennemde.” Bunları kontrol edeceksin, çek edeceksin. Ben nereye gidiyorum. Ben kimden ilim öğreniyorum. Kedicik her şeyi anlattı: ”Çıplak namaz kıldırmışlar.” Biliyorsunuz, fetöcülerde üç noktaya bakarak namaz fetvalarını burada anlatmıştım. Askerlere, avukatlara, hakimlere fetva vermiş hocaları. Namazları üç noktaya bakacaksınız orada, olduğunuz yerde bakacaksınız böyle üç noktaya 1- kıyam, 2- rükû, 3- secde. Tesbihatları içinizden söyleyeceksiniz. Abdest almakta suya gerek yok, botları falan çıkartmaya gerek yok; duvara elinizi sürün, teyemmüm edin yeter. Gizleyin kendinizi diye Allah’ın dinini tahrif ettiler. Bunlar ne yaptı? Bunlar bir adım ileriye gitmiş Adnan grubu. Çıplak namaz kılabilirsiniz. Fantezinin bir üst kademesi artık. Fanteziler devamlı artıyor. Subhanallah! Allah’ım ya Rabbim. Milliyet’ten aldım bu haberi. Adnan hoca soruşturması bütün hızıyla sürerken bu yapıya ilişkin geçmiş dönemde açılan soruşturmalardaki bilgiler de ortaya çıkmaya devam ediyor. Adnan Oktar ve adamları hakkında açılan ancak 2013’de zaman aşımından düşen davanın dosyasındaki gizli tanık ifadeleri örgütün o dönemdeki faaliyetlerinde ışık tutar mahiyette. Biliyorsunuz, 2013’te buna bir daha açtılar. Şikayetler, toplamaya çalıştılar bilgileri, yeterli gelmedi. Yargıda bir çok hakimi ve avukatı olduğu için zaman aşımına uğrattı, farklı davalar açtı. Kendisine dava açanlar aleyhine. Zaman aşımına uğruyor, çakıştırıyor davaları, zaman geçiyor beş sene ve davalar düşüyor; sistemi bu. Bu olmasın diye bir daha bu sefer devlet yetkilileri daha sistemli, daha ince teknik takip yaptılar. İki yıldan beri araştırmışlar, bütün bilgileri, delilleri toplamışlar, bütün ifade ve şikayetleri birleştirmişler ve davayı şimdi açtılar. Ben üç dört tanesi okudum en çarpıcı olanı, en şaşırdığımı buraya getirdim gizli tanık ifadesi. Cemaatin içinde bir süre kalmış ve kaçmış. Bu soruşturmada üç numaralı gizli tanık olarak ifaden veren bir mağdur, Adnan hoca grubunun içinde kaldığı dönemde yaşadıklarını bütün ayrıntılarıyla anlatıyor. ”Telkinlere inandım.” İfadelerdeki detaylar yapılanmanın içendeki çarpık ilişkileri ve yapının nasıl işlediğini de ortaya koyuyor. Örgüte çocuk yaşta girdiği anlaşılan ve örgüt içindeki kırktan fazla kişiyle ilişkiye girdiğini söyleyen gizli tanığın ifadeleri şöyle. Bu kız örgüte giriyor çocuk yaşta sonra kırktan fazla erkekle ilişkiye giriyor. İfadeye başlıyor: ”On altı yaşımdayken sonradan Adnan hoca grubundan olduğunu öğrendiğim bir şahısla tanıştım.” ”Bana dini telkinlerde bulundu, ibadet etmem gerektiğini ve bu ibadeti herkes tarafından bilindiği şekilde değil de günde iki vakit; sabah akşam ikişer rekat halinde ve her rekatta birkaç kelime söyleyerek yapabileceğimi söyledi.” Sapıklık, bir. Normal, aklı başında bir müslüman olsa biraz sohbet dinlemiş, biraz kitap okumuş, biraz mürekkep yalamış bir müslüman olsa bu kendisine ibadet etmesi gerektiğini söyleyen kişiye ne der? Tamam. İbadet önemli bir şey yaratılış gayemiz. Peki, nasıl ibadet etmem lazım? Ne diyor: İbadet, böyle insanların yaptığı gibi değil günde beş vakit falan yok ibadet. Bu, yanlış. On dört asırdan beri gelen ibadet sistemi yanlış. Bizim hocamızın ve bizim yaptığımız gibi ibadet yapacaksın. Nasıl yapacağız? Sabahleyin bir namaz, akşamleyin bir namaz. Birkaç kelime bile şükretsen, orada bir şeyler söylesen sen namazlarını kıldın mı kıldın, Allah seni sever diyor. Bu kardeşimiz, bu kız kardeşimiz biraz akıllı olsa yahut da etrafından birisine danışsa ya böyle bir namaz var mı hocam? Bir mesaj gönderse ya. Kardeşim, böyle bir sapıklık yoktur, kaç. Size dünyada kim diyorsa ki namaz beş vakit değildir üç vakittir, namaz iki vakittir. Vallahi Allah’ın ve peygamberin yolundan sapmıştır. On dört asırlık dini değiştiriyor demektir. Hatta çırılçıplak da yapabileceğimi söyledi. Bak! Bak! “Senin kalbin temiz olsun, için temiz olsun yeter ki namazı kılmak iste, çırılçıplak bile olsan namazı kılabilirsin.” demişler. Peki, İslamiyet’in hükmüne bakalım. Bir kadın tesettürünü giydi namaz kılarken, biliyorsunuz, kadınlar dış elbisesi giyerler, hatları belli olmayacak şekilde giyinirler, saçlarının tamamı kapalı olmak zorundadır, saçının bir kısmı bile görünse namazı bozulur; iade lazımdır. Kadın, diyelim ki namaz kılarken namazı bitirdi. Bir baktı saçının bir kısmı açıkmış; aynada gördü, gider hemen namazını iade eder. Olay, bu kadar ciddi iken bu, ne diyor? Çıplak bile kılabilirsin, Allah ona bakmaz. Oooo ne kadar güzel. Sevgi dini. Bizim dinimiz sevgi dini. Vay be! Bana mantıksız gelmişti ama yapılan telkinlerle ben de buna inanmaya başladım. Başlangıçta mantıksız geliyor ama sonra devamlı telkin, öbür genç geliyor böyle söylüyor, biliyorsunuz, Adnan Oktar grubunda on beş yirmi tane genç var: kız tavlama grubu bunlar. Bunların tek bir işi var, çalışmazlar. Gençlere altlarına en kaliteli arabalardan Yahudilerden aldıkları paralarla (en büyük maddi desteği Yahudiler veriyor), birer tane en pahalı saat, en kalite takım elbiseler ve en üst kalite arabalar. “Bunlarla gezeceksiniz. Okul giriş çıkışlarına bakacaksınız, dershane giriş çıkışlarına bakacaksınız, özellikle zengin kızları, bunları tavlamaya çalışacaksınız.” diyorlar. On altı yaşında kıza gelmiş arabasıyla bir iki tur atmış, yemeğe çıkartayım, kahve içelim falan kızı tavlamış. Peşinden de dini yüzünü kullanıyor. Bu gibi yapılar insanların kalbine girebilmek için, etki edebilmek için dini kullanıyorlar. Hocam, neden din konusunda hassasız? Çünkü Allah bizi dini arayış içinde yarattı. Dünyanın neresinde olursan ol, hayatında hiç İslam namına, din namına bir şey duymamış ol, kalbinde bir yaratıcıya açlık hissedersin. Ruhunda var bu açlık, Allah bizi böyle muhtaç yarattı. Muhakkak bir arayış içindeyiz. Allah bize her şeyi vermiş olsun, bütün nimetler önümüzde olsun, tatmin olmayız. Çünkü biz Allah’a kulluk için yaratıldık. Bu, içimizdeki boşluğu ya hak din İslamı yaşayarak dolduracağız ya da böyle sapık sapık cemaatlere, tarikatlara gireceğiz ve ebedi hayatımızı helak edeceğiz. Erkek arkadaşımın telkinleri sonucunda kendisinin grubundaki diğer arkadaşlarıyla birlikte olmamın sevap olacağına inanmaya başladım. Arkadaşı şimdi buna ne yapıyor: üç gezme, beş gezme cinsel ilişkiye giriyorlar. Sonra, artık şimdi benim cemaatimdeki diğer erkeklerle de cinsel ilişkiye girmen lazım, bu çok sevaptır. Nikahsız bir şekilde cinsi münasebet zina mıdır? Kur’an’da büyük günahlar anlatılırken zinadan bahsedilir. Her günahtan kaçın der Allah. Her günahı yapmayın, haramdır, cezası vardır der, zina için sadece der ki: “Yaklaşmayın.” Kaçın falan demez, yaklaşmayın bile. Çünkü onun yanına yaklaştığın anda mıknatıs etkisinin, o cinsel çekimin seni içeri düşürmesi ihtimali çok yüksek olur ve düşersin. Hacısı, hocası bile düşer. Bu yüzden ne yapacaksın? Uzak duracaksın, yaklaşmayacaksın. Bu ne yapıyor? Bir kere o çocukla zina ediyor, artık bir kere kapı açıldı diyor, nasılsa bir kere zina ettik. Devamlı zinanın peşi sıra devamlı geliyor. Sonra onunla bitmiyor. Benim cemaatteki diğer kardeşlerle de zina et. Bunlar, senin ahiret kardeşindir. Çok büyük sevap kazanacaksın diyor. Hastalık kaptım. Bu dönemde arkadaş grubunun üyesi olan birçok kişiyle çeşitli şekillerde ilişkiye girdim. Çeşitli şekilleri artık hayal gücünüze bırakıyorum. Her şekilde ilişkiye girmiş. Bu ilişkiler sebebiyle cinsel hastalıklara yakalandım. Farklı farklı insanlarla. Neden İslam tek evliliği tavsiye ediyor? Hastalık kapmamamız için, sağlık açısından da bu en önemlisi. Allah, Kur’an’da tek eşliliği tavsiye eder. Çok eşlilik ancak bir ruhsattır. Sıkıntı olursa, hanımında bir hastalık olursa. Cinsellikten kesilirse zinaya düşmemen için adaleti sağlayabileceğine inanıyorsan ikinci bir hanım alabilirsin. Büyük şartları var, ağır şartları var. Bu yüzden yüz tane Müslümanın doksan sekizi tek eşlidir. Hastalıklara yakalandım. Tedavi gördüm. Bu hastalıklara diğer bazı kızlar da yakalanmıştı. Doktor, bu hastalığın sebebini çok eşlilik olarak açıklamıştı. Grubun içinde cariye olarak bilinen kızların evine gidip gelmeye başladım. Abi olarak nitelendirilen Adnan hocanın yazdığı iddia edilen kitaplar sürekli okutuluyordu. Ben on beş yirmi sene kadar önce (o zaman Adnan diye ismi yoktu, Harun Yahya diye isimler vardı. Kitaplar basılıyor ve ücretsiz dağıtılıyordu her tarafta.)… …elime bunun yedi sekiz tane kitabı geçti ve hepsini okudum. Kardeşler, kitapları tamamen ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarından, nakillerinden oluşuyor. Ehl-i sünnet alimlerinden ne okuduysam bunun kitaplarında da nakilleri gördüm, hep oradan almış, alıntılar yapmış. Hiç bize aykırı bir şey yok. Ama son dört beş seneye geldiğimizde adam tamamen bir evrim geçirdi, cemaat tamamen bir evrim geçirdi ve dış güçlerin maşası haline geldi tamamen. Kardeşler olarak nitelendirilen grubun evlerinde de sürekli ilişkiler oluyordu. Buradaki falanca falanca adlı kızlar da aynı şeyi yapıyorlardı. Tevrat, Antalya’dan çıkacak. Adnan hocadan yüz senede bir gelen kurtarıcı olarak bahsediliyordu. Biliyorsunuz, kendi cemaatinin içinde bu adama ne diyorlar? Mehdi. Spiker diyor ki buna: “Sen, mehdi misin?” “Hayır ama öyle diyorlar.” diyor. “Ben mehdiyim demiyorum ama bana da öyle diyorlar” diyor. “Bakın mesela alnım şöyle, gözüm böyle, duruşum şöyle.” diyor. Yani ben istemem ama yan cebime koy demek gibi. Ben demiyorum mehdiyim ama sen diyorsan da olur yani, olur yani. “Ne bir ayete uyuyor ne bir hadise uyuyor, ben mehdiyim.” diyor. Yüzyılda bir gelen kurtarıcı! Erkeklerle ilişkilerin kardeşlere ve Adnan hocaya itaatin bir gereği olduğu, bunun bir hizmet olduğu ve karşılığının da öbür dünyada görüleceği söyleniyordu. Fetöyü hatırlayın. “Halkı öldürürseniz hem onlar şehit olur hem de siz, bu öldürmenizin karşılığında öbür dünyada büyük mükafatlara nail olacaksınız.” demediler mi bunlar on beş temmuzda? Emirler gelmedi mi komutanlarından? Büyük mükafat var, öldürebildiğiniz kadar öldürün. Tankların altında yüzlerce adamı ezmediler mi bunlar? Arabaları falan eziyorlar, o görüntüler gözümün önünden gitmiyor. Koca tank arabanın üstünden geçiyor, arabanın yarısında insanları eziyor, öbür yarısında kalanlar ezilmiyor. Sağ tarafında ezilen arkadaşını görüyor, paramparça olmuş, tank ezmiş. Bunları, Allah rızası için yapıyorlar kardeşler! Tıpkı vehhabi seleficilerin Allah rızası için canlı bomba olması ve müslümanları katletmesi gibi. Allah rızası için! Onların arasından ayrılanın da cehenneme gideceği söylenerek sürekli baskı yapılıyordu. Hangi cemaat size diyorsa ki: “Bizim cemaatten ayrılırsan cehenneme gidersin.” Bu, cemaat değildir artık. Artık mafyadır o. Mafya! Bu işi mafya yapar. Bizim gruba girersen bir daha çıkamazsın. Bunu mafya yapar. Dünyada sadece senin cemaatin mi var ya? Muhammed aleyhisselama tabi oluyorsa, onun ümmetiyse, ehl-i sünnet olan hangi cemaate gitse kurtulur. Kur!an ve sünnet bizi cemaatlere sevk eder her zaman ama ille bu cemaat demez. Kur’an ve sünnete uysun, bulun orada, kurtulursun. Ama orada anlaşamadığın bazı insanlar var, ayrılırsın başka bir cemaate gidersin. Kriter şudur: ehl-i sünnet olsun yeter, kurtulursun. Doğru yerdesin. Ama bulunduğun yer sana diyorsa ki: “Bizim cemaatten ayrılırsan ayvayı yedin, kesin cehennemdesin.” Sen, sapık bir yerdesin, sapık bir yerdesin. Grup üyelerine ağırlığın cinselliğe değil dini bilgilere verilmesi gerektiğini söylediğimde, abinin bu konuları daha iyi bildiğini, sadece itaat etmem gerektiğini söylediler. Şimdi kız da tereddüt ediyor: boyuna ilişkiye giriyoruz bu nasıl tarikat ya, boyuna zina yapıyoruz ya. Daha fazla biraz sohbet edelim, biraz bir şey yapalım, dini bilgiler konuşalım. Hayır, bizim hocalarımız bu işi daha iyi bilir, bunda büyük bereket var, sen gel benimle. Allah’ım yarabbim. Oyuncak ettiniz Allah’ın dinini, oyuncak ettiniz. Lüksün cazibesi. Evlerdeki koltuklar, genelde altın varaklı aynalar, plazma televizyonlar, şirketlerde de genelde deri koltuklar kullanılarak lüks ve cazip bir hava oluşturuluyordu. Özellikle yatak odalarında, yatağın karşısında aynalı bir dolap olurdu. Yatağın tam karşısında aynalı bir dolap oluyormuş. Kişinin kendi boyun bölgesi ve bazı mahrem noktalarına bakması haram kabul edildiğinden, bu bölgelerin ancak aynaya bakılarak görülebileceği söyleniyordu. Kendi boynuna bakması kişinin haram mıdır kardeşler? Değildir. İslamiyette böyle bir şey yok. Nereden çıktı bu? Ama aynadan bakıyorsan o zaman helalmiş. Yani kendi boynuna bakmak, kendi bazı bölgelerine bakmak haram ama aynadan bakıyorsan helal oluyormuş. Sapık sapık fetvalar. İslamı bilmezsen din uydurursun. Dine uymazsan din uydurursun. Bir gün Orta Doğuya hakim olunacağı, Antalya bölgesinden Tevratın en eski halinin çıkacağı, bunun da bizim kutsal kitabımız ile aynı olacağı söyleniyordu. Bak! Bak! Tevratı bekliyorlar. Kim bekliyor Tevratı? Gerçek Tevratın ortaya çıkmasını kim bekliyor? Yahudiler, şimdiki İsrail, Siyonistler. Bekliyorlar ki o ahid sandığını bulalım, gerçek Tevrat da orada olsun, dünyaya hakim olalım, onu bekliyorlar. Bu grup da kimin hizmetkarı? Yahudilerin hizmetkarı olduğu için, biliyorsunuz, canlı yayında otuz üçüncü derece italyanlardan masonluk beraatı almış bir adamdır bu. Otuz üçüncü dereceye herkesi getirmezler. Çok büyük fedakarlıklar yapmış olması lazımdır. Şimdi, bunların beklentisi ne? Antalya’dan Tevrat çıkacak, Kur’an’ın hükümlerini terk edeceğiz, Tevrata uyacağız ve dünyaya hakim olacak Adnan hoca cemaati. Kardeşler, abiyi hayvanlarla konuşurken gördüklerini söyleyerek onu gözlerinde büyütmeye çalışıyorlardı. Abi – Adnan hoca. Bir gün hocamız bahçede oturuyorken, yanındaki çıtırlarla çay, kahve içiyorken yanına bir kedicik geldi, küçük kedi geldi. Kedici kucağına aldı hocamız ve onunla konuşmaya başladı. İnanır mısınız, hocamız konuşurken kedi ağladı. Böyle böyle, saçma sapan kerametler uyduruyorlar. Etrafındaki insanlara da yedirmeye çalışıyorlar. Son paragraf: ince bel kontrolü. Evdeki beş kişiyle birlikte Adnan hocanın vani köydeki evine gittik. Gitmeden önce kardeşlerden birisi bana: “Açık, dekolte bir elbise giyerek gitmemi” söyledi. “Hocamızın karşısına çıkacaksın; normal bir elbiseyle çıkmaman lazım açık, dekolte, çekici ve alımlı olman gerekiyor.” demişler. Ancak ben kapalı bir kıyafetle gittim. Adnan hoca geldiğinde yine kardeşlerin telkiniyle ayağa kalktım. Adnan hoca oturduğu yerden beni yanına çağırdı. Elleri ile bellerimizin inceliğini kontrol etti. Gelmiş, kızı yanına çağırmış, kıza bakmış, belini tutmuş eliyle: “hımm yeteri kadar ince olduğunu düşünmüyorum, biraz daha zayıflaman lazım.” demiş. İstediği gibi kontrol yapabiliyor kızlarla yani. Cansız mankenler gibi ve bu adama hoca diyorlar. Ve bu adama din önderi, dini önder diyorlar. Yıllar boyu televizyonunda ahlaksızlık satan bir adam. Dudağımı eliyle aşağı yukarı ittirip, ağzıma baktı. Almış dudağını, çekmiş şöyle aşağı yukarı, ağzının içene bakmış. Kitaplarını okumamızı, kardeşleri dinlememizi, şirket işlerinde yardımcı olmamızı söyledi. Bir kadın ve erkeğin yalnız oldukları zaman ilişkiye girmeleri yasaktı. Dikkat buyurun. Kadın ve erkek yalnız oldukları zaman ilişkiye girmeleri yasakmış. Yani teke tek kaldılar mı burada haremlik selamlık meselesi var, mahrem bir durum söz konusu; teke tek kalmaları yasak. Eeee. İlişki sırasında bir erkek odaya rahatlıkla girip çıkabiliyordu. Başka bir erkek girip çıkabilirse orada serbest. Bu sefer haramlık ortadan kalkıyor. Yani toplu cinsellik, toplu sex serbest ama teke tek olmaz. Bizim edebimize, ahlakımıza uymaz. Utanmaz herif. Ya böyle bir şey olabilir mi ya! Allah’ım neler duyacağım yarabbim ya. Bizi ailelerimizden soğutmak için ailelerimizin münafık olduğu söyleniyordu. Aynı usul kimde var bugün? Aynı usul. Ailen münafık, ailen müşrik, ailen kafir usulu kimde var? Vehhabi selefiler. İlk telkinleri ne? Senin baban, annen üç defa hacca gitmiş olmasına rağmen oy kullandığı için müşriktir, artık onlara itaat etmek zorunda değilsin, ayrıl onlardan, gel bize. Bir iki aylık bir eğitimden sonra seni Suriye’ye göndereceğiz, DAEŞ’in hizmetine gireceksin, şehitlik kesin, kesin şehitsin. Vallahi niyazi olursun. Şehit olmazsın. İslam düşmanlarının tamamı cehenneme gider. Daeş dediğimiz terör örgütü tıpkı pkk gibi, tıpkı fetö gibi batı menşeli, batının kulu kölesi bir terör örgütüdür. Tek amaçları vardır: İslam’ın parçalanması, bölünmesi ve son kale olan Türkiye’nin de Irak gibi, Suriye gibi paramparça olmasıdır. Amaçları bu. Elhamdülillah. Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı falan bunların planları bozduk. Daha doğuya doğru devam edeceğiz. Şimdi Münbiç var sonra daha doğusu var. Üç tanrıcıları, ateşe tapanları ve daeşlilerin tamamını temizleyeceğiz bu dünyadan, hepsini cehenneme göndermeyi Allah bu ellere nasip etsin inşallah. Amin Ya Mu’în. Birinin tercih edilmesi gerekirse kendilerinin tercih edilmesi gerektiği ancak aileler tarafından para verilir ve bu paralarda kardeşler için harcanırsa ailelerin sevaba gireceği anlatılıyordu. Şimdi aileler bunlara para veriyorsa, aileniz çok zengin olduğu zaman, size para verdiği zaman paraların büyük kısmını kardeşlerinize bölüştürün, onlara verin. “Bu, çok büyük bir sevaptır.” diyorlar. Adamlık dini diye bir kitapları vardı. Bizim için ölçü bu kitaptı. Dış dünyayla temasa geçmeye başladığımda, yaptığım şeylerin ne kadar korkunç şeyler olduğunu anladım. Bu şahıslarla irtibatı koparttım. Milliyet.com.tr nin haberi. Allahu Teala ne kadar içine düşmüş olan, tuzağa düşmüş olan müslüman erkek ve kız kardeşimiz varsa hepsini bu sahte tarikatlardan kurtarsın.