Elon Musk’ın Moralleri Alt Üst Eden Tweeti! – Dünya Nereye Gidiyor? – Fatih Yağcı

Düşünsene, Twitter’a girdin, birkaç kelimelik bir tweet yazdın ve gönderdin. 15 Milyar Dolar para kaybettin. Dünya’nın parasını 15 Milyar Dolar’ın işte hisse değerlerini düşüren bir cümle oluyor bu. Kim o? Elon Musk. Tesla’nın kurucusu. Daha Dolar bak TL’ye çevirdim. 156 Milyar 645 Milyon 500 Bin TL’lik parayı, atmış olduğu bir Tweet’le adam kaybediyor. Ne yazmış, insan merak ediyor değil mi? Şu… Türkçe’sini okuyorum. “Tesla hisseleri çok pahalı bence.” Bu. “Tesla-hisseleri-çok-pahalı-bence.” 5 kelime. Bu mesaj üzerine Tesla’nın hisse değerleri 144 Milyar Dolar’dan 129 Milyar Dolar’a sert düşüş gösterdi. Hatta ABD Menkul Kıymetler Borsa Komisyonu da şu anda bir soruşturma açabilirmiş ki daha önce böyle bir şey olmuş. 33.4 Milyon takipçisi varmış adamın. Daha önce sen böyle bir şey yaşadın, bari kullanma Twitter’ı diyesin geliyor değil mi? Belki de bir tweet’le de o kadar para kazanıyordur. O da ayrı bir mesele. Daha önce de Tesla’nın borsadaki geleceğine dair bir tweet atmış ve ABD Menkul Kıymetler Borsa Komisyonu, 20 Milyon Dolar para cezasına çarptırmış. Yani adamın yediği ceza bile 20 Milyon Dolar. Ya düşünsene ağabey, biz… 15 Milyar Dolar kaybediyorsun, hadi onu anladım neyse… Ama hayatına normal bir şekilde devam edebiliyorsun. Ya şurada 200-300 TL’miz kaybolsa yolda, hayat bize zindan olur. Bir tweet atsan mesela, 3 bin lira paran gitse, onun acısıyla ömrün boyu yaşarsın. Hayatın boyunca kendini affetmezsin belki ama… Düşün, adam bir tweet atıyor ve 15 Milyar Dolar para uçuyor, hisseleri düşüyor şirketin ve hayat devam edebiliyor. Yani çayını, kahvesini tekrar içip, çaydan kahveden tekrar lezzet alabiliyor. Ne kadar hissesi onun bilmiyorum ama sonuçta şirketi bayağı bir değer kaybediyor ama hayat devam ediyor yani hakikaten enteresan. Aynı adam Elon Musk, bir açıklama daha yaptı bu Corona Virüs olaylarıyla alakalı. Demiş ki karantina önemlerinin, sosyal mesafenin ana yasaya aykırı olduğunu savunmuş ve bunun faşistçe olduğunu öne sürmüş. Ve şöyle demiş: “Amerikalılara kahrolası özgürlüklerini geri verin!” Hani böyle Türkçe’ye çevirilen yabancı filmlerde kahrolası kelimesi gibi. “Amerikalılara kahrolası özgürlüklerini geri verin!” demiş. “İnsanlara anayasal hakları aykırı olarak zorla evlerine hapsediyorsunuz.” demiş. Corona virüs tedbirlerine… “Yanlış ve korkunç yollarla insanların özgürlüklerini ellerinden alıyorsunuz. Bu, insanları Amerika’ya getiren ya da Amerika’yı inşa ettiği değerlere aykırı.” diye bir açıklama yapmış, konuşmuş. Benim çok garibime gitti yani bu açıklaması. Çünkü Amerika’da her gün 1000 kişi, 2000 kişi, 3000 kişi ölüyor ve şu anda rakamlar 100.000’e doğru yaklaşıyor. Milyonlarca insan… Hatta bir tahmine göre 30 Milyon insanın bu işten işsiz kalacağı söyleniyor. Yani Amerika şu anda batıyor. Şimdi bu kadar insanın öldüğü bir ortamda ki tedbirlerin şu anda alınmasına rağmen günde 1000 kişi, 2000 kişi, 3000 kişi ölüyor. Tedbir alınmasa, o toplamda olmasını bekledikleri 100 bin ölü, Vietnam Savaşı’nın 2 katı kadar ölü, 500 bin, 600 bin, 1 milyon olacak belki de. Ama adam bütün bunlara rağmen çıkıyor ve diyor ki: “Corona virüsle aldığınız tedbirler özgür Amerika’ya, bu anayasaya aykırıdır.” Ya dedim nasıl bir kafa yani… Şu an tedbirler alındığına rağmen bile bu kadar insanlar ölüyorsa, tedbir alınmadığı zaman ne kadar insanın öleceğini öngöremiyor musun yani? Neden böyle bir açıklama yapıyor? Düşündüm, düşündüm sonra altında çok farklı bir psikolojinin yattığını fark ettim. Yani insan bazen kendi özgürlükleri ve kendi zevki ve rahatı uğruna Dünya’nın yanması bile onun umurunda olmuyor. Yani Dünya’daki bütün insanlar yansın, böyle acılar çeksin, sana bir şey olmasın mı yoksa sana bir şey olsun, biraz zarar gör ama Dünya’daki insanlara bir şey olmasın mı? Tercihini yaparken her insan sizin gibi, bizim gibi düşünmüyor arkadaşlar. İşte bize medeniyetin, şu anki medeni olmayan medeni düzenin bize anlatmış olduğu sistem bu. “Ben hazzımı, ben zevkimi, ben keyfimi alayım, başkası açlıktan ölmüş mü, kalmış mı, acı mı çekiyor? Hiç bunlar benim umurumda değil.” Bize şu anda verilen Dünya düzeni bu arkadaşlar. Hani bizi Komünizm mutlu eder mi? Etmez. Kapitalist düzen, sömürge düzeni mutlu eder mi? O da etmez. Şimdi Komünizm’in çıkışına bir bakın, Komünizm en güzel nereden yakalıyor insanları? “Sen fakirsin, acı çekiyorsun, karnın aç. Bak millet zevk-ü sefa içinde, zenginliklerin içinde yaşıyor. Niye biz böyle acı içinde yaşıyoruz? Biz bu coğrafyada, biz bu ailede doğmuşuz, o başka bir ailede doğmuş. Niye böyle?” Peki İslamiyet’in içinde, Komünistlerin asıl aramış olduğu şey var mı? Evet var. 40’ta 1 zekat var. Yeni hasattan 10’da 1, birikmiş maldan 40’ta 1 zekat veriyorsun. Ahmet Akgündüz’ün bir açıklaması var. İslam Hukuku Profesörü. Diyor ki: “Bugün alem-i İslam’daki zenginler, zekatının zekatını verse Dünya’da aç insan kalmaz.” Yani 40’ta 1’in 40’ta 1’ini verse. Demek ki bu zekat düsturunun veya bu Müslüman değilse zekat deme sen bunun adına. İnsani yardım faaliyetleri de. Demek ki bu paylaşım kültürünün oturmamasından kaynaklı olarak Dünya’da bir problem var. Yani düşünsene, Afrika’da şu an açlık sınırında yaşayan insanlar, Dünya’nın farklı yerlerinde evsiz bir şekilde çok düşük hayat standartlarında yaşayan, bir yudum suya muhtaç olan insanlar var. Savaş mağdurları var. Etrafında annesini, babasını kaybeden insanlar var. Evet birtakım insanlar gülerken, Netflix’te sezon sezon dizileri bitirip, komedi bölümlerine kahkaha atarken, bir kısım insanlar Dünya’nın bir yerlerinde acı çekiyor. Şimdi sen böyle eğlenirken, yanında birisi acı çekse, kıvransa, çığlıklar atsa yediğin yemekten lezzet alabilir misin? Bir insan en fazla 40 gün aç yaşayabiliyor biliyorsun. Adam 38 gün boyunca gözünün önünde kıvransa, rahat rahat yiyebilir mi? Yardımcı olmasa bile kendi iştahı kaçar değil mi? E gözümüzün önünde olmayınca bir yerlerde bir şeyler olmuyor mu zannediyoruz? Bir yerlerde acı çeken insanlar var. O yüzden Dünya barışı sağlanmalı diye bağırıyoruz, bununla ilgili içerikler üretiyoruz. O yüzden zekatın bir düstur şeklinde uygulanması gerektiğini, sadaka gibi mevzulara riayet edilmesi gerektiğini o yüzden anlatıyoruz. Afrika’nın fakirliğinin sebebi ne biliyor musunuz arkadaşlar? Afrika’nın zenginliği. Afrika’nın fakirliğinin sebebi, Afrika’nın zenginliği. Yani ne demek bu? Afrika’nın kaynak olarak çok üst düzey bir ülke olması. Petrol, altın ve elmasta inanılmaz kaynaklara sahip. Peki ağabey o zaman niye fakir bunlar? İşte zengin oldukları için fakir. Yani o yüzden sömürge devletlerinin onlara çökmesi, Orta Doğu’daki savaşların sebebi şey mi? “Orta Doğu’ya özgürlük ve demokrasiyi götüreceğiz.” Bu mu, kim inanıyor buna ya? Buna Amerikalılar bile inanmıyor artık. Orada birtakım kaynakların sömürülmesi lazım. Niye? 1 insan, 50 insan kadar tüketirse ne olur? Şunu söylemeye başlar: “Kendi ülkemdeki kaynaklar bana yetmiyor, başka ülkelerin kaynaklarına dadanacağım.” Bunu söylüyorsun. Halbuki hayatındaki israfı tüketmediği, çöpe attığı şeyleri çöpe atmasa, kendi tükettiği miktar da ona yetecek. İşte bu açlık yüzünden, bu israf yüzünden Dünya ağlıyor. İşte bu yüzden Afrika’da kakao bahçelerinde çalışan işçilerin hayatında bir kere bile çikolata yemediği bir Dünya düzeninin içinde yaşıyoruz. Peki sizi rahatsız etmiyor mu? Beni rahatsız ediyor. Hatırlamadığım zaman normal bir şekilde hayatıma devam edebiliyorum ama hatırladığım zaman insanın gerçekten bir neşesi kaçıyor. Bediüzzaman hazretleri bir tespitte bulunuyor. Diyor ki: “Dünya’daki bütün bu ihtilallerin sebebi, bütün bu kargaşaların sebebi 2 cümledir: Birincisi: Bunun açılımı nedir? Faizdir. Faiz sistemi şöyle bir sistem arkadaşlar: Zenginin durduk yere zenginleştiği, parasını çevirdiği, fakirin de daha da fakirleştiği bir sistem. Yani zenginle fakirin arasındaki uçurumu, gelir dağılımı eşitsizliğini en çok açan şey nedir? İşte bu faiz sistemidir. Onlar zenginleşir, fakirler çalışır, daha da dibe batarlar. Onun dışında 2 cümlesi Bediüzzaman hazretlerinin tespiti. Diyor ki: Yani bu hangi bakış ya, bu hangi medeni düzen? İşte bu şu an Dünya’daki medeni düzen arkadaşlar. Dünya’nın birbirini kemirmesindeki, Dünya’nın birbirine hayatı berbat etmesindeki, savaşların olmasındaki sebep. Ya şöyle düşünüyorum, İslamiyet’in ortaya koymuş olduğu düsturlara bakıyorum, şu anki medeni düzenin düsturlarına bakıyorum. Hakikaten mimsiz medeniyet deniyor ya, mimi çıkardığın zaman ne kalıyor? Deniyet kalıyor. Deniyet alçaklık demek. Mimsiz medeniyet. Şu anki düzene bakıyorum ve İslamiyet’in 1400 sene önce getirmiş olduğu düzene bakıyorum, ne kadar üstün olduğunu tefekkür ediyorum. Şu anki medeni düzen insanları mutlu etmiyor. Mutlu değil şu an insanlar. Dünya’nın refah seviyesi… En yüksek ülkelerinde bile insanlar mutlu değil. İntihar oranları oralarda çok yüksek. Mesela zina. Değil mi? Şu anda medeni düzenin bize önermiş olduğu sistem bu. Sağda, solda bütün dizilerde özendirilmeye çalışılan, filmlerde özendirilmeye çalışılan şey. Yani evlilik dışı ilişki. Bu insanı mutlu edebilir mi? Yani bir insana desen ki “Ya kızın 5-6 tane erkekle cinsel hayat yaşıyor.” Ya bir baba bundan mutlu olabilir mi ya? Ama şu anda normalleştirilmeye çalışılıyor. Anlatabiliyor muyum? “Bu normal bir şey. Ne var ya?” gibi. İçki mesela. Değil mi? Alkol veya esrar, uyuşturucu… Amsterdam gibi birçok yerde uyuşturucunun serbest olduğu, uyuşturucunun yasak olduğu yerlerde de uyuşturucuya müsamahalı davranıldığı bir Dünya’da yaşıyoruz. Gözünüzün önünde değil mi? Yani alkolü kullanan birisi, akli melekelerini kaybedip akıl dışı bir şey yapabilir. Hapishanede yatmış bir tane tanıdığım vardı, demişti ki: “İçeride yatanların tamamına yakını, kafası yerinde değilken o suçu işlemiş.” Bu sefer ne oluyor? Senin özgürlüğün, benim özgürlüğümün sınırlarına içine girip bana müdahale ettiğin zaman o özgürlük olmuyor. Ama medeni düzen, kendi zevk almak için, kendi hayatını daha iyi, daha böyle kafası güzel geçirmek için buna müsaade ediyor. Yani şu andaki düzen, nefisperest bir düzen. Mutluluğu arzuluyor gibi, özgürlüğü arzuluyor gibi gözükse de aslında insanların elinden mutluluğu almış. Yani içki müptelası olan insanlar mutlu mu? Geçen kumarla alakalı bir video izledim. Kumar oynamak bir hastalık arkadaşlar. Adam anlatıyor bunu… Kumarhane düzeneği nedir? Diyor ki: “Her zaman kasa kazanır. Hiçbir zaman gelip de kumar oynayan birisinin zengin olması mümkün değil.” Yani şöyle bir illet: Parayı kazandığın zaman onun tadını aldığın için daha fazla oynamaya başlıyorsun. Daha fazla oynayınca da, oradaki algoritmaya göre eninde sonunda senin kaybetme ihtimalinin yüksek olduğu bir şeye yatırım yaptığın için sen kaybediyorsun, kasa kazanıyor. Kaybettiğin zaman kumarda ne oluyor? “Tekrar kazanacağım ve o enayilik psikolojisinden çıkacağım.” diye daha hırsla saldırmaya başlıyorsun. Ve adam bunun bir hastalık olduğunu anlatıyor. Adamın biri gelmiş bunların takıldığı kumarhaneye. Kaybetmiş, her şeyini kaybetmiş. Eski zamanda olan bir şey bu. Kumarhane sahibi de böyle racon sahibi bir adam. Sonra adam parası kalmayınca gidiyor eve, tekrar geliyor. Açıyor böyle kanlı küpeler var. Kumarhane sahibi diyor ki: “Ne yaptın sen?” “Gittim eve. Karımın küpelerini istedim, vermedi. Ben de kulaklarından asıldım, kan revan içinde aldım getirdim. Hadi oynamaya devam edeceğiz.” diyor. Kumarhane sahibi de işaret çakıyor. Adamı bir temiz, bir temiz sopadan geçiriyorlar. Ağzına, burnuna, her yerine. Sonra da küpeleri alıyorlar, gönderiyorlar. Adama da kumar oynama yasağı getiriyorlar. Eskiden racon sahibi insanlar bu işi yapıyormuş. Peki kumar oynatıyorsunuz da insanları mutlu ediyor mu? Mutlu etmiyor. Kaybediyorlar, her zaman kaybediyorlar. Ve onların etrafındaki aileler de kaybediyorlar. Peki bu medeni sistemin bize önermiş olduğu bir şey mi? Evet. İşte ben şuna şaşırıyorum: Ya bizi mutlu etmeyen bir sistem bize öneriyorsunuz. Afrika’daki birtakım insanlar sömürülsün, birtakım insanlar mutlu olsun diye… Ya hani etik değerleriniz ya? Hani ahlak felsefesinden bahsederdiniz; erdemli olmak, işte Dünya barışı… Yani güzel bir söz var. Aynası iştir, kişinin lafa bakılmaz değil mi? Ama İslamiyet’te bakar mısınız 1400 sene önce, insanların bedeviyette olduğu bir dönemde kurallar geliyor. Bunlar, bunlar, bunlar yapılcak, bunlar, bunlar, bunlar yapılmayacak. Faiz haramdır, işte zekat 40’ta 1’i vereceksin gibi düsturlar. İşte zina ile ilgili hükümler… Bir sürü mesele. 1400 sene önce direkt en gelişmiş hali geliyor. Hani yavaş, yavaş gelişen telahuk-u efkarla değil de zınk diye. Haa insanlar, telahuk-u efkara muhtaçtır. Fikirlerin birleşmesiyle gelişmesi… Ok, mancılık. Ama Allah buna muhtaç olmadığı için, 1400 sene önce şu anki Dünya düzeninin ve Dünya barışının nasıl sağlanabileceğini Allah Kur’ân-ı Kerim’inde vermiştir. Bu arada bu anlattığımız şeyler teori değil yani uygulayalım çok güzel olacak ya, bak göreceksiniz değil. Daha önce uygulanmış. Endülüs Emevi Devleti, Osmanlı’nın o şaşaalı döneminde uygulanmış, başarıya ulaşmış, insanları mutlu ve huzurlu etmiş, gerçekten fakirle zenginin arasındaki uçurum kapanmış. Hatta sadakayla ilgili insanların sadaka verecek, insanların zekat verecek insan bulma konusunda zorlandıkları bir dönem yaşanmış. Peki ne yapabiliriz, Dünya barışı nasıl sağlanabilir? Gerçekten ben de çok dertlendim. O Esed’in zindanlarında acı çeken insanları görünce ne yapılabilir diye… İşte bu yapılabilir kardeşim. Bu faaliyetlerin yapılması lazım. Yani şu Kur’ân’ın hakikatlerinin, İslam’ın hakikatlerinin Müslüman olmayanların kalbine girip, onların şu düsturlarla hemhal olup Müslümanca düşünmesi lazım. Yani bizim yeni çıkacak Elon Musk’ları İslam kültürüne göre, İslam medeniyetine göre büyütmemiz bütün olayı çözecektir. İnşâAllah İslam’ın hakim olduğu bir Dünya düzenini dua ediyoruz, arzuluyoruz. Ve bunu hem kavli, hem fiili olarak da duasını yapıyoruz. Allah’a emanet olun.

Kuran’da Penguenler, Uzay Gemileri Geçiyor Mu? – Kuran Evrensel Midir?

“Kur’ân-ı Kerim evrensel bir kitap mıdır yoksa bölgesel bir kitap mı? Evrenselse neden develerden bahseder de kutup ayılarından ya da penguenlerden hiç bahsetmez? Sonuçta tüm hayvanları Allah yaratmadı mı? Veya neden ileride çıkacak helikopterden, atom altı parçacıklardan bahsedilmemiş?” Bunlar bu dönemde sıkça gelen sorular arasında. Artık imani meseleleri delilleriyle bilmemiz gereken bir çağdayız. Peki Kurân-ı Kerim’in evrenselliği ispatlanabilir mi? Gelin hep beraber bakalım. Evrensellik bütün insanlığı ilgilendiren, tüm insanlar için geçerli olan anlamlarında kullanılır. Peki sizce bir fikir evrenselliğe nasıl ulaşır? Öncelikle merkezde o fikrin kabul edilmesi gerekir. Mesela suya atılan bir taş düşünün. İlk önce merkezde küçük bir dalga oluşur. Devamında gitgide dalgalar büyümeye başlar. Aslında bir fikrin herkese yayılması, evrenselliğe ulaşması da merkezde oluşan böyle küçük bir dalgayla başlar. Devamında büyüyen dalgalar gibi fikir de genişleyerek artık yayılır. Ama merkezdeki bu dalgayı hiç oluşturamazsak, devamındaki yayılmadan da bahsedemeyiz. İşte İslamiyet ve Kur’ân hükümleri için de olaya böyle bakmamız lazım. Yayılımdaki merkez, Arap Yarımadası’ndaki insanlardır. Kur’ân da bu merkeze ulaştıktan sonra tüm insanlığa yayılarak evrenselliği de yakalamıştır. Peki anlatılan bilgileri daha ilk kişiler bile anlayamayıp kabullenemeselerdi, o zaman bu hikmetli bir iş olur muydu? Mesela helikopterden veya atom altı parçacıkların isimlerinden bahsetse ya da hiç duyulmadık hayvanların isimlerinden bahsedilseydi, anlaşılması zor olmaz mıydı? Düşünsenize karşınızda 300 kişilik bir grup var ve siz onlarla hiç konuşmuyorsunuz, bulunduğunuz zamandan bahsetmiyorsunuz. Halbuki bilgiler öncelikle ilk hitap edilen kesime kolaylıkla ulaşmalı, devamında tüm zamanlara ve insanlara işaretlerle hitap etmelidir. Yani öyle bir kitap olmalı ki tüm insanlar onun temel mânâlarını anlayabilmeli ve bilgide derinliği yakalayanlar ise içinde birçok mânâlar bulabilmelidir. İşte Kur’ân da aynen böyle bir kitaptır. Hem merkezdeki insanlara en ikna edici şekilde ulaşabilmiş, hem de tüm insanlığa bu bilgileri ulaştırmıştır. Düşünün, Kur’ân hakkında 350.000 tane tefsir yazılmış. İçinde nice derin mânâlar yakalanabilmiştir. Anlaşılır ifadelerle genel meselelere değinen Kurân, derin mânâları da işaretler ile bildirmiştir. Mesela Hz. Musa (as)’ın kıssası gibi bazı olayları anlatmış ve bunu da tüm insanlar için büyük mânâların, büyük düsturların bir işareti yapmıştır. Kurân’ın bu yöntemle evrenselliğe ulaştığının delili de bir avuç insan ile başlayan dinin, şu anda 1.5 milyardan fazla inananı ile Dünya’nın en hızlı büyüyen dini olmasıdır. ‘Kurân neden tüm hayvanlardan bahsetmemiş, mesela neden penguenlere hiç değinmemiş?’ diye sorular da geliyor. Buradan da demek ki evrensel değildir diye bir sonuç çıkarılmış. Halbuki Kur’ân bir zooloji, bir hayvan bilimi kitabı değildir ki bütün hayvanlardan tek tek bahsetsin. Veya ‘Neden gökyüzündeki bilgilerden ayrıntılarıyla detaylı bir şekilde bahsetmemiş?’ diye soruluyor. Halbuki Kur’ân yine bir astronomi kitabı da değildir. Kur’ân, evrenin mânâlarını insana anlatan bir mânâ kitabıdır. Kur’ân her şeye kıymeti nisbetinde bir makam verir. Mesela evrenden bahsederken maddesel özelliklerinden daha çok, mânâlarını ön planda tutar. Yani Kur’ân insandan kainatı okumasını istiyor. Temelde amacı budur. Evrenden yaratılışındaki mânâ ve sanatkârına işaret eden anlamlar için bahseder. Mesela Güneş’ten bahsederken; ‘Güneş, Dünya’nın çapının 109 katına eşittir.’ gibi maddesel özelliklerinden ayrıntılı olarak bahsetmez. Daha çok Güneş’e bakıp çıkarmamız gereken derslerden bahseder. Mesela Güneş’in Allah’ın emri altında çalışan bir asker gibi olduğundan ve insanlar için aydınlatıcı bir ışık, bizler için bir ikram, bir nimet olarak yaratıldığından bahseder. Yani aslında bu soruları sormak, Kur’ân’ın alanının ve amacının tam anlaşılmadığını gösteriyor. Mesela matematiğin temel amacı ve önemi adında bir kitap düşünelim. Matematiğin önemini anlatan ve herkese yönelik hazırlanmış bir kitap olsun. Şimdi insanlar gelip itiraz etseler; “Neden matematik hakkındaki bütün konular bu kitapta anlatılmamış? Toplamadan çıkarmaya, türevden integrale kadar her şey ayrıntılı ayrıntılı neden burada anlatılmamış?’ deseler mantıklı olur mu? Tabii ki hayır. Ya da Biyoloji bölümü öğrencisi gelip, “Biyolojiyle alakalı tüm bilgiler neden bu kitapta anlatılmamış?” dese, tamamen mantıksız bir yaklaşım olur. Çünkü kitabın hem alanı farklı, hem de alan içindeki amacı farklı. Kur’ân’da temelde dört kavramı ele alır. Bunlar: Tevhid, nübüvvet, haşir ve adalettir. Kur’ân, kainatın yaratılış hikmetini anlatmak ve insanın en temel görevlerini bildirmek üzere konuları anlatır. O yüzden ‘Kurân’da kainattaki bütün bilgiler, tüm ayrıntılarıyla isim isim neden zikredilmemiştir?’ sorusu da mantıksız olur. Çünkü kitabın asıl alanı ve amacı farklı. Düşünün, 124.000 peygamber gelmesine rağmen, Kur’ân’da sadece 28 peygamberden bahsedilir. Demek Kur’ân en kıymetli kişiler olan peygamberlerin bile hepsini zikretmemişken, “Kainattaki tüm ayrıntılardan, tüm hayvan ve bitki çeşitlerinden neden bahsedilmemiştir?’ denilir mi? Ayrıca her şeyden tek tek bahsedip de ciltlerce kitap halinde bir eser olsaydı, bu sefer herkese ulaşabilip evrensel bir kitap olabilir miydi? Bu da ayrı bir konu. Her dönemin insanlarını uyarıp bilgilendirir. Zaten evrensellik dediğimiz de budur. Kurân sadece 21. yüzyıla hitap edip sürekli yeni buluşlardan bahsederek, eski zamanlara hitap etmeseydi bu hikmetsiz olurdu. Bu sefer de geçmiş dönemdeki insanlar çıkıp, “Bu kitap bize hitap etmiyor. Evrensel değildir.” diyebilirlerdi. Özellikle televizyon, internet, uçak, elektirik gibi medeniyet harikalarından açık açık bahsetseydi, geçmiş dönemdeki insanlar için hiçbir anlam ifade etmeyecekti. Belki de yeni gelişmeler keşfedilene kadar kitabın ütopik, karışık ve gerçeklikten uzak olarak algılanmasına sebep olacaktı. Hem de her dönem için ibret alınacak, ders çıkarılacak örnekler ve mânâlar verilmemiş olurdu. Veya düşünsenize günümüzdeki buluşlardan açık açık bahsedilmesi, bizim için de imtihan sırrına ters bir hareket olmaz mıydı? Gökyüzünün tamamen karanlığa bürünüp de bir anda 500 yıldızın belirerek ‘La ilahe illallah’ yazdığını düşünün. Herkesin ister istemez kabul edeceği, imtihan sırrını ortadan kaldıracak bir olay olurdu. Demek ki en mantıklısı herkesi ilgilendiren konuları temelde ele alıp ileride gerçekleşecek olaylardan da işari olarak haber vermektir. Mesela örneklerde kullandığımız evrenin genişlemesi gibi Kur’ân mucizeleri de, bu işari mânâlar bölümünde düşünülebilir. Demek ki geniş çapta düşünürsek, mantık ilmiyle tartarsak şu sonuç çıkıyor. Öncelikle hedef, hitap edilen her kesim için anlaşılır bir kaynak oluşturmak ve devamında işaretlerle bilgileri vermek olmalıdır. Kur’ân kıssalarında tüm insanların hayatlarını yönlendirecek öğütler vardır. Hem de kişilerin hangi tarihte, hangi bölgede yaşadığı fark etmeksizin her hayat şartına uygun olarak doğru yolu gösterir. Zaten öğüt her insan için faydalıdır. Bu yüzden Kur’ân’ın belli tarihlerde inip oradaki olayları anlatması veya geçmiş kıssalardan bahsetmesi evrenselliğini değiştirmez. İnsan hayatında karşılaştığı her durumda, her türlü sıkıntı da bir danışman, bir yol gösterici aradığı gibi; Kur’ân da o dönemde bahsettiği olaylarla veya bahsettiği peygamber kıssalarıyla her döneme hitap ederek, insanlara bir örnek, bir öğüt ve yol gösterici olmuştur. Mesela hastalanan insanların çektiği sıkıntıya nasıl sabredileceğinin örneği, Hz. Eyüp (as)’ın yaşadıklarıyla bize anlatılır. Ve bu her dönemde, her insanın ihtiyaç duyduğu evrensel bir konudur. Veya evlat acısıyla ömür geçirmenin örneği, Hz. Yakup (as) ile anlatılır. Ve bu duruma düşen her insan için bir yol gösterici olur. Veya haram sevdayla nasıl mücadele edileceğinin örneği, Hz. Yusuf (as) ile her topluma örnek olarak gösterilir. Ya da toplum tarafından dışlanma ve yalnızlıkla mücadele örneği, Hz. Nuh (as) ve Hz. İbrahim (as) ile bizlere anlatılır. Yani her dönem ve her insan için yaşanılabilecek bu duygusal durumlar ve bunlara verilen en faydalı çözümler Kur’ân’ın evrenselliğinin göstergesi değil de nedir? Şimdi Kur’ân hükümlerini bir düşünelim. Kur’ân’da kişisel, sosyal ve toplumsal hayatın nasıl olması gerektiği ile ilgili birçok hüküm vardır. Bu hükümler her dönem ve her insan için en iyi çözümü bize anlatmıştır. Mesela namazda insana hem ruhsal, hem bedensel açıdan faydaların bulunması… Veya oruçta hem sağlık açısından, hem toplum için insanların birbirini anlaması açısından birçok faydaların bulunması… Veya faiz yasağıyla toplumları bitiren bir meselenin yasaklanması ve böylece toplumun düzene sokulması… Ya da zekat sistemiyle tüm insanlar arasında maddi dengenin sağlanması… Veya hac ibadetiyle insanların tek çatı altında toplanıp sosyalleşmesi ve birlikteliğin oluşması… Dil, renk, ırk fark etmeden insanların bütün olup kaynaşmaları gibi birçok kuralla insanların en faydalı ve en iyi şekilde yönetilmesi de ve böylece toplumların düzeltilmesi de evrenselliğe delildir. Buraya kadar Kur’ân’ın evrensel olduğunu ispatladık. Şimdi Kur’ân’ın evrensel olmadığını iddia edenlere birkaç soru soralım. Kur’ân-ı Kerim eğer evrensel bir kitap olmasaydı, şu an sayısı en çok artan din İslamiyet hiç olur muydu? Veya Kur’ân eğer evrensel bir kitap olmasaydı; her kıtadan, her bölgeden, her tarzda insanlar İslamiyet’i kabul edip hayatlarına kolaylıkla geçirebilirler miydi? Veya Kur’ân sadece indiği topluma hitap etseydi, uygulanabilirliği de yüzyıllar geçtikçe azalıp Müslümanların sayısında da bu süreçte ciddi bir azalış olması gerekmez miydi? Veya İslamiyet’in hangi hükmünü uygulamaya çalıştınız da uygulanamadı? Ya da hangi hüküm, hangi toplumda hikmetli ve güzel sonuç vermedi? İslamiyet’in hangi anahtarı herhangi bir kapıyı açamadı da ‘Evrensel değildir.’ denilebilsin? Zaten bu videoyu şu anda izlemeniz, 1400 sene önce gelen bir dini hâlâ kolaylıkla yaşayanları bizzat görmeniz ve İslam hakkında ikna edici, akla yatkın ve çürütülemez yüzlerce ispatlar duymanız, onun günümüze hitap ettiğine yani:

Ağlamama Challenge (Gözyaşlarınızı Tutamayacaksınız)

halit amcamız var şimdi seneye bir daha kurban alırsa burada yani buraya bağışlarsa seni keseriz olurmu meeeeeee hayır halit abi senden razı değil herhalde kabul etmiyor ne olursun ya şşş halit abimiz iyi bakmış memnun olmazmı olmaz diyiyor yapacak bir şey yok kaçıyor evet kaçıyor kurbanın peşine düştük şu an yakalayacağız bunun eğitiminimi aldın türk olmak eğitim almayı gerektirmiyor direk atlıyorsun yani içgüdüsel bir şey abi sen şimdi ne diyiyon 71 tane mi aldın kuzu evet bir tane sendenmi yani şimdi bir tane de benden 72 hanımefendi hoşgeldiniz adınız neydi irem şimdi sen nereden geldin irem nerelisin HALEP haleplisin kaç yaşındasın irem sen 6 yaşındasın okula gitmiyorsun dimi daha gitmiyorsun camiye gidiyorsun kuran okumayı biliyormusun bize bir sure okurmusun buradan maşaAllah yani bizim gerçekten oradan iyi okudu ama bayrama geldik hiç şeker meker yok ha tamam çay şekeri getir varmı yardım eden falan var mı ?


Azerice

Halit əmimiz var indi Gələn il yenidən qurban alarsa burda buna görə burada hədiyyə etsək səni kəsərik olar? meeeeeee yox halit qardaş sizi qəbul etmir yəqin ki razı deyil nə olar e yaxşı baxdı halit qardaş xoşbəxt olmazdı olmaz deyir heç nə edə bilmərik qaçırıq bəli qaçırıq hazırda qurbanı qovuruq Tuturuq bunu təhsilinimi aldın? Türk olmaq təlim tələb etmir.Siz birbaşa tullanırsınız. buna görə instinktiv bir şeydir Qardaş İndi nə deyirsiniz, 71 quzu almısınız? bəli bir dənə səndənmi yəni indi bir dənədə məndən 72 salam xanim xoş gəldiniz adiniz ne idi – İrem İndi haradan gəldiniz, haradansınız? – Halep Haleplisən neçə yaşın var? 6 yaşın var, məktəbə getmirsən, elə deyilmi? hələ getmirsənş Məscidə gedirsən Quranı necə oxumağı bilirsinizmi bizi burada bir müddət oxuya bilərsiniz mashaAllah buna görə həqiqətən bizim Uğurdan yaxşı oxudu Ancaq bayrama gəldik, şəkər məkər yox, hə Əmi şəkər yoxdur mu? Vallah yox ok çay şəkəri gətirin Çay üçün şəkər varmı? Vallah o da yox Köməyiniz varmı? kömək edən varmı? Xala: biz evdə 5nəfərik Başqa kömək edən yoxdur Əmi nə oldu? Beser havadan təyyarə ilə bomba atdı Türkiyə bizi sahibləndi digər ölkələrdən daha çox sahibləndilər Burada necə dolanırlar Əlhəmdulillah bir oğlum çalışır (işləyir) oğlunun yaşı neçədir? Əmi-:16 kiminsə ən böyük sıxıntısı bizim sadə sadə fədakarsızlıqlarımızdır bunu anladıq..

KUR’AN MEALİ İLE İLGİLİ DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR – Mealcilik

Evet şimdi abiler Canlar ciğerler kadının bir gün Hocaefendi’ye gitmiş Hocaefendi’den bir konuyla ilgili fetva istemiş Bu sefer de sormuş sana bu istediğin fetvayı Kur’an ve sünnete göre mi vereyim yoksa İmamı Azam Ebu Hanife’ye göre mi vereyim deyince kadında Tabii ki de imam Ebu Hanife’ye göre var fetva demiş hoca efendi bir Hayret etmiş Allah Allah demiş ya Sen bu soruyu kendinize sorun bir fetva istiyorsunuz fetvanın cevabını ve karşılığı neye göre istersiniz Kur’an’a ve sünnete göre mi istersiniz yoksa İmam Şafi’ye İmamı Azam Ebu Hanife Ahmet bir hamile İmam Malik’e göre mi istersiniz sorun bakalım içinde kadın cevap vermiş bana fetvayı İmam Azam Ebu Hanife’ye göre verdiğince Hayret etmiş Allah Allah sen İmamı Azam’ın görüşünü Kur’an ve sünnetten üstünü örtüyorsun demiş kadın cevap vermiş Hayır İmamı Azam Ebu Hanife’nin Kur’an ve Sünnet anlayışını senin Kur’an ve Sünnet anlayışına üstü tutuyormuş şimdi Kuran’ı okumak başka bir şey Kuran’ı bu hüküm istinbad etmek bambaşka bir şimdi ben bu Kur’an’dan bir hüküm çıkarmanın inceliklerini ne kadar zahmetli Yollar olduğunu anladığımda burada bu yolları bizim gibiler anca anlayabilir O gidilecek yollar bizim gibiler onların açtığı onlar hiçler geniş Yollar karşısında onların önemini Ben bir kez daha anladım Çünkü Kur’an’dan özellikle veyahut bir hadisten onu öyle derin mânâsıyla anlamak için hele hele hüküm çıkarmak için irfan Evet bu ayette Allah’ın muradı budur diyebilmek için bunu diyecek Kişinin bütün ayetlere Vakıf olduktan sonra bütün ayetlerin çıktığı manada bu ayette Buradan mı istiyor denebilir ancak birisi böyle ben 3 tane ayet buradan alayım iki tane daha this buradan alayım istediğim görüşüyor vurayım ve böyle bir hüküm çıkarayım ortaya ki bunu akılcılık cihetiyle yapmak istersen 3 adet alıp iki tane ayet yanına koyup Evet bu mana buradan anlaşılmıyor mu diye değil mi yarım yamalak bir şekilde bunun istediği şekle sokabilir Öyle değil mi o yüzden Kur’an’dan özellikle hüküm istimal etmek için hüküm çıkarmak için ve bu O da yollar açabilmek için ancak Kur’an’ın tamamına sünnetin tamamına Vakıf birisi bu işi Allah da onu güzel günü verdiyse o güzel ilmi verdiyse Ancak böyle bir kişi bu işe başarabilir Şimdi mesela İmam Azam Ebu Hanife Onun zaten neler çektiğini anlatmaya gerek yok değil mi Ümmet için o dönem Abbasi Devleti’nde imam Ebu Hanife’ye Kur’an mahluktur ne demek bu yani sonradan yaratılmıştır diyeceksin diyor ve bu birkaç kelimeden oluşan cümleyi söylemek için ki zaten Müslümanlık onu gerektirir bunu söylemek için Zindanda yıllarca işkence altında şehir ediyorlar koca imam şimdi imam Ebu Hanife’nin çok ilginç başka yönleri de var şimdi biz burada Mesela ne kadar dünya küreselleşmede Her Yer Köy gibi oldu demek küreselleşmek ten bana gerçekten Çat diye birkaç saat içinde Almanya’da sınır saat içinde oradan Çat diye birkaç saat içinde başka bir yerdesin Yani bir gün içerisinde üç dört ülkede aynı anda olduğunu oluyor vücut dışarı çıktığımızda yaşadığı sınırları dip dibe arabayla aynı anda bir günde üç ülke geçtik bir günde Yani dip dibe hücrelerde şimdi küreselleşen Köy gibi olan bir dünyada insanların iyi bilmesi daha kolay bir özellik ama İmamı Azam Ebu Hanife zamanında İnsanlara böyle kalabalık şekilde toplama çok zahmetli iken imam Ebu Hanife 40000 talebeyle Ders yapıyormuş 40000 ve asıl şurası Bana çok mertek geldi o dersleri yaptığı günlerden bir tane bir hüküm söylüyor ve sabaha kadar Kuran’ı Tekrar baştan gözden geçiriyor ve sabah talebelerine bu hükümde size bunu dedim ama asıl burada bu olduğunu sabah anladım diye bir de kendisini de düzeltebilir ya böyle de inanılmaz bir şey şimdi kim yapabilir bunu topluluk karşısında biri çıkacak birinin bir programda söylediği bir cümleyi üç gün sonra çıkacak diyecek ki ben bu cümleyi yanlış söylemişim Doğrusu buymuş diye işteki kalmadan karşıdan tepki almadan çok zor zahmetli olur babailik istiyorum yolu İslam’da ayetle Hatta hadisle Ondaki Murat’ı manayı anlama meselesi ve hüküm çıkarma meselesi başka ölçülerde sunulmuştur Kur’an’da bir ayeti muradını anlamanın en sağlıklı yolu tüm ayetleri bilen birisinin o ayete bana vermesidir O sebepten amel edilmesi gereken şey senin dar algıların dan iki üç ayet 23 acı çekmek değil ve mezhepler dir yaptıkları iş kolay gibi gözüküyordu egonun anladığını ben nasıl anlayamam diyebilir ya bir adam açmış okumuş anlamış arkadaş ben bunu nasıl anlamam yani bunu diyebiliriz Peki aynı şeyi egona bir Tıp veyahut bir ilaç yapımı için de söyleyebilir misin Eğer olanlarda değilsen oğlanlar da şu anda başka bir şey söylenebilir gittin eczaneye dediğim Sizin yaptığınız ilacı Eczacılar yapmasıyla onun kimya fabrikaları yapıyorsa Eczacı ancak onun muhteviyatında bir satabiliyor hadi diyelim gittin Eczacı kafa tutuyor musun Ne var yani oynadı nereden takip ediyorsunuz doğadan yani bilmem kaç gram şu bitki bilmem kaç gram şunda şunda sizinle var yani muhtevası bilmiyor bunların hepsini Aynısını ben de yaparım diye diye biliyorlar mı Eczacı diyemiyorlar bir doktora gittiğinde şu an buram ağrıyor dediğinde onu yaptığı bir teşhise zıttıyla karşılık verebiliyor musun manasını mahiyetini bilmesen bile veremiyorsun ne diyorsun tamam mutlu biliyorsun Niye Çünkü o alanın bir dahası onlar bir insan için takvimi 50 60 70 yıllık dünya hayatı için bir mütehassıs A bu kadar İtimat etmesi ama sonsuz bir hayat için Kur’an gibi derin bir ilim Kainat kitabı gibi Bu ellere içinde barındıran ve bu alanı yorumlayan alan sahiplerine mütehassısları eğitim at etmemesi hem de egosunu da bende onlar gibi anlayıp hüküm çıkarabilirim demesi ne kadar Güneş bir durum Halbuki buyuk hakikatlere muhatap olup oradan yaşayabilecek İslamı çıkarıp bize sunmuş uzaklar Çünkü bunların bu yaptıkları çok büyük bir şey biliyor musun benim gözümde Yusuf kubbeli Bina eski yapılarda var şöyle bir kubbe hükmüne geliyor her bir taş istinadı nereden alıyorum yanındaki taş Tamam peki oradan bir taş çeksen ne olur hepsi çok mu işte Kur’an’daki ayetlerin tamamı okul beni taşlar gibi birbirine dayandığından Hatta ayet ayet değil kelime kelime Hatta kelime kelime değil harf var olduğundan Kur’an’ın muazzam mucizesinin bir kısmı da buradan geliyor peki bütün ayetler birbirine belli taşlar gibi dayanmışsa oradaki arzu ettiğin bir taşın muradın hükmü anlayabilmek için neye de sahip olman lazım bütün taşların tamamını da sahip olmanız O yüzden özellikle hüküm çıkarma çok çok başka bir iş şimdiye kadar 350.000 tefsir yazılmış sonsuz manalar içeren kelâmı ilahinin bir bu manaları İslam geleneğinde ancak ve ancak bir tefsire muhatap olanlar tarafından anlaşılmış hepsi nedir hepsi Kur’an’ı anlama faaliyeti Allah’ın muradını keşfetme çabasıdır ne Al bir beşerin o ayetin lafından anladığını kendi yorumuyla aktarmasına derim elde ne var yorum var hiç Kur’an’ın tamamını verme ihtimali var mı asla Burada dikkat edilmesi çok önemli bir husus lütfen asla Meral okumayın demiyoruz sadece mücerret meal okuyarak Ben Kur’an’ın tamamını anlayacağım gibi bir yanılgı tamamen batıldır diyoruz Şimdi benim hayatımda vesveseye düştüm dönem oldu lisede bunu yaşadığım dönemde de mücerret bir şekilde Meral okuyordu ne demek oluyor musun Sadece meal okuyarak İslam’ın tamamını anlayacağımı düşünüyorduk Yani İslam geleneğinde Önce yollar var ki yani bütün noktalarda İslam’a dair bölümü Bala gibi göreceksiniz de en ufak adımı atmak için bir ulemânın sana bir şehre açması şart Yani bu noktalarda Mesela bir Uhuvvet diyoruz kardeşlik diyoruz tebliğ ediyoruz falan üstat bu kadar basit dille anlatıyordu ya bu olay bu kadar basit geldi Evet arkadaşlar Ondaki o ayetleri o birbirine bakması içindeki o hükmü bir yanlış çıkardım Düşünsene yani ya da yanlış çıkan birinin eline düştüğünü düşünü eşit oluyor işte sonucu öyle olmuyor onlarda bellibaş ayetlerle mesaj zamanında Hz Ali efendimizin şehit edenler hakem olaylarında Muaviye ile düştüğü durumdan dolayı tekrar iman etti Onu dindışı belirlemişler İmam Ali ya düşündüğün 4 TL boş olduğum bize atar iman et yağ ediyorlar Bu nasıl yapıyorlar kurallar hüküm çıkararak yapıyorlar neye göre kendilerine göre ya bugün yani Kur’an’dan ayetten tamamından Böyle üç beş tane ayeti alıp istediğim manaya yorumlayabilmek o kadar kolay bir iş ki aklın şaşar Yani şu anda zaten bu sadece meali eline alan bir Hani Kur’an’ın kendisinden de kopararak bu modernizm kolay anlaşılma acılık vesaire getirdiği belli başlı hediyeler oluyor ardından bencilliğin de arttığı bir dönem insan gömleğine bile soy adını yazdırmak Tan keyif alıyor Ben ben ben Merkez benim hayatım denen bir dönemde Kuran’ı herkes anlayabilir şekilde insanlara sunar sanki Kuran’ı herkes anlayabilir burada hüküm çıkarma ve yol açma çok ayrı bir olay Bu ilacı herkes kullanabilen herkes yapamaz diyorum onun içeride birden fazla veya eksik olsa çekerken zehirli bu ne geçecek ki burada bir hüküm çıkarma kısmı senin benim elimi ulaşabileceği bir kısım değil ama istediğin birkaç ayeti istediğim birkaç adresi yan yana alıp bunu yorumlama kısmını çok basit yolu Bunu ancak kimler mukavemete bile temeline vurun insanlardan doğru sabiteleri almış kişiler ancak Mesela şimdi biz sahabenin dindeki yerini bilmeseydik olmuş usul esastan Mukadder Yani biz İslam öğretiminde bunla başlamasaydık sahabenin ne demek Enes abi sen ona benzemeye çalışacaksın Hangi birine tutsanız yıldız gibi sen ona hareket etmeye çalışacaksın ama yedi düvel toplansa bir sahabe edebilir mi yani ona benzemek için her şey yapacaksın ama makam olarak ben zaman imkansız hapları Yani bugün özellikle mucolit sahabe diye efendimize Selamlar aldıklarını direkt nakletmiş daha sonra o Efendimiz aleyhisselam da süreç uzadıkça ne olmuş daha böyle anlamlandırma yorumlama derinin ve derin emilmeden daha çok mânâ landırma değişim Efendimiz’in yakındayken onu anlamanın deliği başka biraz daha uzaklaşmış sonra artık bir anlama yani ve bu asla nasıl bakıyor dediği maliyet kendisini tefsir etme ihtiyacını sana veriyorum bu ayetler Hadi bir kitap değilmiş yani 23 çalışırsın de toplumsal birçok vakalara gelecek markalara geçmiş vakalara bina edilmişse Kur’an zaten kendisinin içerisinde temsil edilme ihtiyacı veriyor sana yani bu asrın Kur’an Eczanesinden kendi ilaçlarınızı Buyurun alın Çünkü Kuran’ı eczane sen ona Kendi ilaçları anlayacağı ediyorsun bu kadar ince hassas bir zamanlar Üzerinde Kurulu Bir Kuran’ı düşüyor birilerinin gelip böyle bebeklikten Hiçbir İslam mitolojisi bilmeden üç ayet oradan İki dışından aldığını düşün bir sahabeyi dünyanın en kötü adamı yapabilirler artık ne yapıyorlar da yani Çok kolay şeyler bunlar veren süre olmadıktan sonra Bunu anlamanı istiyorum Hadi bugün matematiğe başlayalım piramit Tepe başlayalım kabul olmaz yani Bak şimdi niye herkese az çok mu tedrisattan geçti yani İki kere iki dört bilmeden nasıl gideceksin yani Türüt şimdi Kur’an’ın Bu ince yolunu Bugün bizim konuşurken rahatça konuştuğumuzu Bir saniye kameti kıymetini söylüyorsun bir insana hitap ederken ne kadar hassas olduğunu söyleseler değil bu söyle bir konuşma esnasında kavganın caiz olmadığını biliyorsun Nereden biliyorsun yani sahurda Eğer bir tefsirde Bu ince dakika sonra kolaylık ve arka sunulmuş uzakların ne kadar önemli olduğunu ya ben bu derse yaparken buradaki karşı tarafın perişan edelim Ah verelim ya boş ver oraya vakit kaybetmeye gerek yok Bunun kıymetini anlatmaya var mıyız onu anlatalım ben zıttına baktığımda saf meali Ne demek olduğunu Kuran’ı sünnetlerden koparıldığında ne demek olduğunu anladım da benim başka birini duymama gerek yok ki zaten Bunun kıymetini anlıyor değer kuyumcu ysa elinde Zümrüt düşmüşsem başka bir şey ona ifade etmene gerek yok ama bir adam burada cisa elinde Zümrüt düşmüşse Vay onun halini ama burada zümrütü kalmadı adamın de meslek yaptığıyla ilgili suç mesleği sürekli tahribat sa bu işte modernizm değil mi o asırda rasyonalist naturalist Doğa içinden şey kendini halleder falan bu akımlardan etkilenmiş bu benlik Aslında uyumuşsun o benliğinin ortaya çıkması burada şekil olacaksa orada Yapacak bir şey yok şehrin anlayamayacaksın Kur’an’da kelime çeşitleri çok farklı Mesela ıstılahi kelimeler var terminolojik dediğimi Bir de direkt böyle lafının karşılığı olan kelimeler var Anladın mı Mesela bu kelimeleri kendi aramızda örnek değil mi Evet kelimesi bu kelime ne demek ölüm demek Mert kelimesini istediğini dile Ç o zaman kaybı yaşamaz ingilizce’ye çevir daire şey Türkçe’ye çevir ölümde Arapça çevirme başka bilen var mı Kürtçe Mırın Zazaca sonra şimdi bunu istediğini dile çevir bir problem yaşamazsınız niye bunu bir lafız karşılığı var ama zahiden kelimeler mesela matematikten örnek vereyim zekisin atıyorum Otomotiv fonksiyonları hatırlıyor musun ya şeydi formül sormayacağım konuyu hatırlıyorum size ki hemen soru yaptı Zeki bana o değil yani konuyu hatırlıyor musun şimdi fonksiyonlarla ilgili en az 20 30 40 50 100 tane denklem yapmışızdır değil mi ya Baksana fonksiyonları anlatıyorum vesaire şu diyorum üniversite sınavı birinde fonksiyonları Modüler Aritmetik de birleştirip soru sormuşlardı Ben o gün dedim Bunu soran sanatlar dedi gerçekten Bilmem burada Oil giren varmı Sorun önemseyen Kim ağabey kurallara şimdi aksiyon dediğin yüzlerce böyle formül karşılığında netice aldım bir matematiğin alanı opsiyonu tam Türkçesini bilen var mı tanrıçası dönüşüm demişim ben bu bilgi vereyim sana adama göz geldi derse eşler bugün konumuz Fonksiyon ve Valla Baba ne demek Fox’un dönüşüm demek seni almaya o herkes bütün problemleri imkan var mı ya Niye Çünkü bu akşam kelimesi ıstılahi Bir Mana ne demek terminolojik onun alanında mütehassıs larla ders alması zorunlu olan bir kelime Kur’an’da mesela rububiyet Türkçesini söyleyeyim terbiye edicilik demek rububiyet kendiniz bir insan Bu kelimenin karşılığında terbiye edicilik mânâsıyla bu kelimeyi nasıl anlayabiliriz hayattaki olaylara Bak mesela bir şaşırıyoruz ya şimdi güneşte sürekli hayvan patlamalar ve şaşırıyor Ya abi Biz klimayı açınca sıcak soğuk dengesini ayarlayamıyoruz dünyanın milyon küçük atlıyor Güneş her yıl patlamaları ile bize ısı ve ısısını çekmesi sonucu soğukluk yaşıyoruz mevsimlerin insan diyor ki ağabey mide niye aynı ölçüleri koruyor yaz Niye hep yazdı akışını Yani bir Coşkun bugün iki kat patlasın bir şurada bir şey diye ejderha böyle tükürmüş yatıyor diye böyle bir şey alsın mesela onun neden dengesini sağladığını cevabı Allah rububiyeti terbiye edici oluyor mesela Ecmel Vera ile geziyoruz diyelim burada bütün bardaklara salça oluyor böyle her şeyi çok seviyor böyle için evde ne kadar saklama kabı varsa Üstüne çıkıp çıkıp Çat düşüyor Bu çok Teşekkür alıyor diye falan böyle şimdi tam elini uzatsa Ben eline vurur ederim Ecmel terbiyeli olurum o terbiyeyle biliyorsun hat Hudut sınırı bilmek Ceylan’ın beden elbisesiyle benim beden elbisemin farkı rububiyet oluyor ihtiyacı binaya benim bedenimi sen böyle terbiye edilmiş ve ben büyük kilo aldıkça zayıfladıkça terbiyesi devam ediyor Öyle değil mi Ceylan’ın ki de aynı şekilde terbiye edilmiş şimdi buradan rububiyet demiyorum sen buraya bir odun sobası yapsam Ama odun da onu yaksam Uğur sen de orada izlesen hemşireyiz yani Ey Hemşerim diye hitap ettiği hemşireyiz dedim diye hitap edersin bana ya bu kadar devam yok mesela Hemşehrim ne yapıyorsun falan oğlum soba var geldi sobaya Bir şey demeyecek misin odun sobası yapmışım içinde odun yapıyorum Başka garip bir şey değil mi yani odundan odun sobası yapıp içinde olduğunu yaksan herkes sana güzel değil mi Çimen etmiyor muyum diyorum Her de pişiyor Evet sobada pişiyor işte Etin içinde et pişirmesi ruyete giriyor ya çok garip bir şey sadece rububiyet nedir bu manayı konuşacak olsak sabahlara kadar başka hiçbir ders yapamayız Arapçada 30000 böyle terminoloji kelime geçiyor Şimdi hadisleri de katalım biraz eski sana bin kere söyledim Bana öyle bakma diye ya Desem gerçekten bir kere söylemiş miyim demek bugün mecaz oluyor şimdi bir hadiste bir manayı anlamak için Ekstra neler lazım O hadiste geçen o kültürü ayrıntılı tanıman lazım yine bütün ayrıntılı tanıyan mesela Benim dedem köyde doğmuş köyde büyümüş Köyü vefat etmiş ya bu ne yapıyorsun Bir kimya laboratuvarında çalışan birisinden daha çok oturacak görmüştüm ben onu daha fazla görmesi onlar gibi ilaç yapabileceği anlamına mı geliyor Allah’ın mütehassısı olacaksın Bir de hususi şimdi herkes Çat diye Ben doktor mu şunu hemen olayım olabiliyor musun Hayır onu ayrı bir yetenek ayrı bir tat var çoğu zaman ilmin yetiyor bakan görmeye gitmiyor yani orada tıkanıyorum geri çekiyorsun kendini gibi gibi Çünkü bu kadar dediğin kelimeler sacı kelime konuştuk a bunu cümlesi var onun manası var bütün çıkarma olayı var o kadar derin yapılar barındıran bir Kuran’ı Evet bu manası var Bunu demek istiyor falan diye gerçekten insan kendisinde selahiyeti nasıl görüyor hayret ediyorum oluyor mesela Eskiden Dünyada yaşayan insanlar şöyle yukarıdan baktığında güneşi görmüş Güneş nasıl gündüz geliyor gece gidiyor hareket ediyor Şimdi onu İnsanlar bir bakış açısıyla güneşe baksalar ne derler dünyamı dönüyorlar Güneş dönüyorlar Güneş duruyorlar değil mi Bu meallim bir bakış açısı oldu yani gördüğüm neyse o demektir aradan yıllar geçtikten sonra bu işin mütehassısları devreye girmiş astronomi cihetiyle fen cihetiyle bir dikten sonra bir ölçmüşler bir bakmışlar ne dönüyor demişler Hayır ya Güneş dönmüyor bir güneşin etrafında dönüyor Demişler bu da bu işin ne oluyor meal ile tefsir arasındaki fark bu kadar uçurum seviyede içtim kadar mı önemli bu kadar öğrenmiş Yani senin mealden anlamaya çalışın olayla tefsirdeki onun Murat’ı arasında uçurumlar vardır mı İşte İsmi Azam müsait okuduk da talim ettiği 30 lira Orada mesela bazen sayfalarca 7.30 8.00 saatler yaptığımız oldu aralıksız 18 saat boyunca yaptığımız derste okuduğumuz yerin başını hatırlayan var mı rabbinin yoluna hikmetle çağırmak bir ayete bakıyor bir A7 muradını anlamak için 7-8 saat burada Mütalaa müzakere yapıyoruz ve binde birini anlayabiliyor muyuz emin değilim yani sen bu kadar derin manalar barındıran muhteviyat barındıran bir ayet için diyeceksin ki bunu meali benim karşımda olsun Ben o Keskin bakışımla baktığımda ne burada diyor ben bunu anlarım Hatta üç tanesini yanyana alır döküm çıkabilecek komik değilmi bir deste yaparken mühendis var Eczacılar doktoru var matematikçi var maliyeti var mimarı var iktisatçısı var fizyoterapisti var talebesi var ya bu kadar adam var bu kadar adamı anladığımız ben söylüyorum sana al e-posta Diğerleri de kaynatalım pozitif ilimlerin ek kaynak kitabı bilmediğim meal Kur’an da denebilir ama Kur’an dönemez okyanustaki bir bardak su kazandırmaya meal veya tefsir okuduk kendimiz oradan bir ders çıkarabildi kaynak çıkarabiliriz ama hüküm çıkaramayız bunu da vurgulamak zorundayız Çünkü hüküm çıkarmak çok ayrı bir alandır işi mütehassısı mı Yapabilir Ha senin bebeklerde sorun var diye işin ancak tıp alanında mü kansızmı yapabilir Çünkü çıkarmadan müfessiri olmanın ötesinde Fatih olman gerekiyor hüküm istihbaratında Yani en büyük mu istinbât etmek için sadece nefes ile olmakta değil vakit olmam gerekiyor muhaddis olman lazım şimdi bu sloganları çıktı ya Kuran’ı yurtkuran tek başına yeter Kur’an Müslümanlığı kur’ancılık ne demek Bu sadece Kur’an’a Hadi sünnet hepsini köşeye Afedersiniz Bırak hiçbir sıkıntı olmaz Kur’an’a herkes okuyor Bütün İslam anlayabilir bu kelimeleri ne demek istediğini o insanların neler yapmak istediğini nasıl tarif etmek istediğini anlama seviyor bu kelimeleri bir konuyu anlatırken bile kullanamazsın Sen kullanarak ne ediyorsun diye seni tepeler Belki de şu an anlayamıyorum ciddi bu noktada kurayım Niye Çünkü lafı çok üstüne hızlı yani Zaten direkler Sağ ol fırından başlıyor kardeşim Kur’an her şeyi yeter şimdi kim Hayır etmezdim kardeşim ayette geçiyor yaş kuru ne varsa apaçık bir Kuran’dır ay etmek Emrah Hayır diyecek Anladın mı demek istedim işte tek ayet çektiğinde boğuluyor Kur’an tek başına bütün hayatımıza Yeter mi yetmez ve yetmez mi Sen namaz kılacak Kur’an’da namaz vakti var peki namazının ayrıntılarını nasıl anlayabilirsin mesela soralım Kuran’ı açalım ve bakalım Namazın nasıl kılınacağı bahsedilmiş nereden biliyoruz nasıl kılınacağını sünnetten biliyoruz Efendimiz Aleyhisselam bildirmiş bize civril Emine Allah azze ve celle demiş git Habibi Zişan namazı göster demiş cibril-i Emin efendimize selamlarımızı gösteriyor ben zarar sana bize gösteriyor yani bugün sünnetçi kopardığın bir Kur’an sonucunda Sen namazı kılmaz Kur’an sünnet kıyas İcma değil mi İslam’ın özünü yani sadece Kur’an’ın meali okuyup bütün İstanbul çözüm böyle bir şey yok ya İstanbul kendi genetiği uyandım namaz vakitleri hangi vakitler Buyur konuşalım nereden anlayacak namaz vakitlerini sünnetten amca Nereden alacaksın Hadi buyur bakalım namazı bölükmeşe namaz vakitlerini konuşalım nereden bulacaksın sünneti kopardığın da oradan mı geliyorsun işte orada yaşayamıyoruz zekat hiç geçiyor Tamam sünnetleri koparalım Haraç nedir Cizye nedir üşümedi kırılabilir Buyur açıklama silah namazı hata yaptık servis edeceğiz ve hatta bir adam farz namazını üçüncü rekatta yetişti ne yapacak çok güzel çok güzel çok derinden Yani yaşanabilecek bildiğin kalamaz elinde sünneti kopardı anda az önce mesaj at Örneğin nasıl yapacaksın zekatı yani sünnetleri çıkardığını anda ne oluyor elinde hiçbir şey kalmıyor hafizanallah 10000 muhaddis 4 yüzyılda hadisleri toplayacak ve sen bir günde onların hepsini al anlayacaksın bana ne güzel dünya [Müzik] abone ol


İngilizce

dear brothers, we are starting now one day a woman went to cleric asked for a fetwa from the cleric(müslims) cleric asked will i give this fatwa according to the Quran and sunnah? or will I give according to imam-ı azam ebu hanife of course the woman said give according to imam-ı azam ebu hanife cleric was suprised for example ask yourself this question you want fatwa how do you want your answer to be according to the Quran and sunnah do you want or according to the imam-ı şafi, imam-ı azam ebu hanefi, ahmet bin hambel,imam-ı mali do you want ask yourself when woman said according to imam-ı azam, cleric was suprised Do you think the view of Imam-Azam is more important than Quran and Sunnah? ” woman answered–no,I find imam-ı azam’s understanding of the Quran and sunnah better than your understanding of the and sunnah.???????? reading the Quran is something different derive idea from Quran is somthing different When I understand that it is difficult to derive ideas from the Quran also we just understand this challenge once again I understood their importance for they give a lead Because in order to fully understand a verse, it is necessary to have knowledge of all verses. Let’s get 2 verses from here, let’s get 3 sunnah from here,Let me present the opinion,there is no such thing .no one can give a definitive conclusion with 1-2 verses and sunnah. so To make certain judgments from the Qur’an, it is necessary to being a foundation(so know) all verses. imam-ı azam made a lot of effort for her ummah for example abbasi state in the time imam-ı azam fell into dungeon for not saying “Quran is a creature” died in the dungeon after years of persecution he was a very good muslim ebu-l hanife had many different features the global world has improved a lot, right? you are in germany in a few hours after a few hours later you are somewhere else so you can be in 3-4 countries in 1 day sometimes we had this We visited 3 countries close to the borders in one day It’s easier for people to get together imam-ı azam’s in time When it was very difficult to bring people together, the imam brought together 40,000 student 40.000 student another feature is Another feature is that she reads the Quran from the beginning when she thinks she gave wrong information from the Quran. when he taught the wrong information he made a lot of effort to fix it. which cleric makes this maturity Which Teacher realizes that the information she says is wrong and explains it in the program 3 days later. this situation is very difficult this situation want bravery There are conditions for producing meaning from verses The best way to understand the meaning of verses is that someone who knows all the verses makes sense of this verse so what I’m trying to explain They interpreted not to a few verse they created sects.their work looks easy, right? their job is not easy at all your ego can think how you can’t do what they do if you are not familiar with the pharmacy, egon can say the same sentences for the pharmacy When you go to the pharmacy, can you ask your pharmacist how she made this medicine and what she put in it? can you tell the pharmacist, you can’t say can we challenge the doctor’s diagnosis we don’t object even if we don’t know its meaning what do you saying? you are saying” okay doktor” why? because they are experts in this field in their short life they are very relying on to their field but for an eternal life deep knowledge like the Quran, containing these deep topics like the universe guide their not rely to experts who interpret this area “I can interpret it like them” says ego a very ridiculous situation these experts gave us the meanings of difficult-to-understand sentences a very big thing they did in my view there is a building that stones are formed by referring to each other Well, when you pull a stone from there, the building collapsed the Qur’an = building all the verses(even all words, letters) in the Quran=the each stone in the building this is one of the wonderful miracles of the Qur’an if all the verses are interconnected like stones, To understand the judgment of a stone there, you must have the judgment of all stones so interpreting is a very different and difficult task 350,000 commentaries have been written until today The meaning of some of the Qur’an, which contains endless meanings, can only be interpreted by experts. what is commentary(tafsir) TAFSİR means activity of understanding Allah(god) TAFSİR is an effort to discover God’s purpose MEAL(it is arabic so it is not english) is to convey what she understands from the verse with her own interpretation what is in the MEAL? there are comments is it possible for him to give the whole Quran.Never the point to be considered here I am not saying never read MEAL The Quran is not understood only by reading the MEAL. now There was an delusion period in my life I lived this period in high school I was just reading tafsir at that time do you know what this means I thought that I would understand all of Islam just by reading MEAL there are very difficult ways in islamic tradition you will think I’m exaggerating but in such cases for even to take a step You need a leader our master tells in simple language but this is not that simple interconnectedness of verses in Quran, the meaning it contains, imagine we misunderstood or you are go to someone who misunderstands same result,right? for example those who killed Hz.Ali in the time, due to an incident related to muaviye in the referee case for believe in God again they determined his out of religion can you think?imam-i aliye they did this they are saying” believe in religion”to imam-ı ali who contributed a lot to our religion how they do it they are giving a meaning to quran according to what according to them nowadays according to of 2-3 verses from the Quran it is so easy to impose meaning You will be surprised Currently, there are a lot of people who care about MEAL only. modernism and easy understanding are among the main gifts of this situation. then a period when selfishness also increased the people even enjoys printing her surname on a his shirt me,me my life at a time called ,in such a period If you say to people as “Anyone can understand the Quran” Anyone can understand the Qur’an anyway, but I say it is very different to interpret the Quran I say ” everyone can use the medicine but everyone can not medicine create” if you are create wrong to medicine, medicine turn to poison The Quran is not something everyone can comment on It is very simple to create your own interpretation from the few verses and hadiths you want,but this is very wrong Do you know who can resist this? people who have received the right information from the right people can resist for example If we didn’t know the place of the Companions in religion methods comes before basis so,If we didn’t start our Islamic teaching with this What does the Companions mean? you will try to behave like her whichever you hold, like a star you will try to imitate Could it be like a Companion even if the whole world is brought together? you will do everything to look like her but impossible to be in her position[ because Those who are in the assembly of our Prophet (alayhissalatu vesselam) are called the Companions(sahabe).] there are companions known as mukalit sahaba who directly conveyed what they received from our prophet What happened as the process after the death of our prophet was prolo nged? situations such as understanding,situations such as understanding and interpretation have increased and interpretation have increased Going deeper doesn’t mean adding more meaning when the prophet is close to our master, the depth of understanding it is different as we get a little further away you want to add meaning what do you think this verse means to this century because the verses did not come as a finished book According to the social events that have taken place, and will take place, it has become a whole in 23 years so the Quran makes us need commentary so take your own medicines from this century’s Quran pharmacy Quran a pharmacy you need to take your own medicines from her from such subtle, delicate verses without knowing any Islamic mythology Imagine that someone who knows nothing adds her own interpretation based on 3 verses and 2 hadiths. can make a companion(sahabe) the worst man in the world and they are already doing those are easy things why is that there is no way to understand when it isn’t method let’s start to maths today from zero we start with the derivative integral Do you accept almost everyone went through this teaching,right? How can you learn the derivative and integral without knowing 2 * 2=4 imagine that we talked about this detailed way of Quran today comfortably (i don’t understand this word) how sensitive we are when addressing a person, right? for example during a religious speech you know that fighting is not right how do you know fine information like this is easily explained in tafsir (risale-i nur) while telling you this lesson I don’t humiliate the other side when I explain how important those people are never mind, no need to waste time on that topic the important thing is to explain the value of tafsir we must explain this when we look at the opposite of that when I understand what pure tafsir means and what the Qur’an means apart from sunnah I don’t need to listen to anybody (i don’t understand ” kametikemet like a word”) If you are a jeweler and have an emerald, we don’t need to tell you about emeralds if you are a wrecker and have an emerald what can this man do now but the emerald has no crime here the problem is related to the man’s profession, right? there are different kinds of words in the Quran for example there are “istilahi words” ,this means words that not everyone can understand and there are words that get the exact meaning of the word,do you understand? Let’s exemplify these words among us for example “mevt word” what is the meaning of this word means death the word mevt is the same in all languages translate to english ” death” translate to turkish ” ölüm” translate to arabish “mevt” Does anyone know another language translate to kurdihs “mırın” translate it to the language you want, no problem why? because this word has exact meaning but There are words called “istılahi” i give example from maths before zeki ,do you remember maths? do you remember functions I don’t ask a formula do you remember subject? dont worry????,I will not ask you to solve question I asked if the subject remembered in general we wrote at least 90-100 equations related to functions, right? also we’re just talking about pure functions for example i never forget in the university exam they asked the function and modular arithmetic in the same question I said “question like a piece of art” I’m really saying I don’t know if anyone is facing that question now You are saying “Who cares about this question, the Qur’an is more important than that”???? now function is a field of mathematics Do you know the exact meaning of “function” not transformation(dönüşüm)? now I gave this information to you your maths teacher came to class teacher–hi guys, topic today”function” students–okay teacher students–what does function mean? teacher–that means transformation can you solve all the questions with this information? this is impossible,right? why? because this word doesn’t has exact meaning so “istılahi” how words terminological words so, we have to learn from experts of the field of that word for example “rububiyet” word from Quran, there are the rububiyet adjective adjective of Allah the meaning of this word means educatory (interpreter–I really had a hard time finding the English of the word :)) how can we understand this word with “educator” meaning Let’s look at the events in the universe Helium eruptions occur continuously in the sun, which is 100 times the size of the world we are very surprised that despite the size of the sun, it sends constant heat to the world but, We cannot achieve heat balance in our homes even with air conditioning, the formation of seasons, etc. right? people are saying “why does sun always explode to the same extent?” Why are summers always the same, why are winters always the same for example, let the sun blast twice today (like the dragon’s flame spread) The answer to how the sun is balanced is based on this attribute of Allah. so, allah’s “rububiyet” adjective for example imagine we’re walking here with my daughter she plays with all the cups here also she likes to play with kitchen tools the other day she pressed to all plates with her foot in us house and fell to the ground ???? and şhe gives herself effect “aha”???????? (laughing) If şhe try to touch the cups, what do I say by hitting her hand? I say “be decent ” do you know “the decent” i use here means “know your limit” The difference of Ceylan’s body dress from my body dress is based on this “rububiyet”. due to your need. Dressage of my body dress go on as long as i losing weight or gain weight right? Gazelle’s body suit continues the same as mine this is also called “rububiyet” for example if i make wood fireplace here if i flame fireplace uğur, you are watching me too we are from the same city call me “O citizen” how would you address me? uğur(his friend)—O citizen (laughing) is that all? no more? for example O citizen! how are you? uğur—How is it going my son,wood fireplace is burning here don’t you say anything for fireplace? uğur–you made a very beautiful fireplace I made a fireplace from wood and I’m burning wood in it uğur–I say “are you crazy” go on uğur–I say “your psychology is broken” Isn’t it strange? If you make a fireplace from wood and burn wood in it, everyone will laugh at you,right? now, am i eating meat? i am eating where is it cooking? meat is cooking in the fireplace so, God’s cooking meat in meat is called rububiyet. do you understand me? something very strange If we talk about “rubub”, we cannot teach any other lessons. there are 30 thousand terminological words in arabic like this Let’s add hadiths “Oh zeki, I said 100 times don’t look at me like that” if i say did i really say 100 times Isn’t that a figurative meaning? now,to understand the meaning in any hadith what do we need extra? we also need to know the culture in that hadith in detail. for example, my grandfather was born in the village grew up in the village died in he village do you know what this means? my grandfather saw more weed,bugs than someone working in the chemistry lab well,Does his seeing more herbs mean he can do better medication? you also need to be an expert in the field this is a particular issue now, If someone says “I want to be a doctor right away” can s e be a doctor right away? no s e can’t be doctor, requires a separate skill often you know enough but you can’t stand seeing blood you’re stuck on that and you have to retreat so deep works -we just talk about deep words,there are also deep sentences,deep meaning,interpretation I do not understand how some judgments are given to the Qur’an with very deep meanings I don’t really understand how people see this authorization in themselves for example in the old times of the world when people looked in the air, they saw the sun how is the sun? it comes in the mornings and goes in the nights. so,in motion well,what do those people say when they look at the sky do they say the sun is turning or do they say earth is turning audiences–they say “the sun is turning” right? this Meal’s will be a perspective 20 years later the experts of this field came into play with the field of astronomy, with the field of science As a result, experts conducted experiments and observations what did the experts say? experts—no, the sun is not turning we are (world)turning around the sun- they said this is the tafsir of this work The difference between Meal and tafsir is as big as the cliffs is it so important? it’s so important so, with the meaning you are trying to understand from the Meal its meaning in tafsir is as different as the mountains We read the risale-ismi azam , right? sometimes we spend 7-8 hours of classes here, we read pages of books uninterrupted Anyone remember the beginning of our lesson for 8 hours? viewer- Nahl suresi 125. verse we negotiate 7-8 hours to understand the meaning of a verse We talked a very small amount of the meaning it contains. for the verse with such deep meaning you will say May this verse’s Meal be in front of me Let me understand what it means with my sharp look even, I take 3 of them and make judgments is not it funny while we do these lessons there are here engineer, doctor, pharmacist, mathematician, financier, architect, economist, physiotherapist, university student bla bla there are so many men I telling you things we understand with many men ultimately the science of universe in others isn’t it positive science? yeah “the Meal is from quran but Meal isn’t quran” Meal is as much as a glass of water in the ocean “we read Meal or tafsir and we can learned a lesson from their we can learn moral lesson but we cannot judge!!. we have to highlight that too because judging is a very different field. the expert of field just can do it “your kidneys have problems” only the doctors can say this sentence In addition to being a good commentator in making judgments, it is also necessary to be a scholar of fiqh. just being a good commentator is not enough to make a judgment you must be your fiqh scholar audience–it is necessary to be a muhaddis some slogans occurred quranism, quraniyyun the Quran alone is enough, quran muslimism what does this mean bases only on the Quran sorry, Put aside the hadith and sunnah there is no problem If everyone reads only the Quran, everyone understands Islam. if you don’t understand how they wants to destroy, what these people want, the meaning of these words you cannot use these words even when describing a topic They may say you are talking bad about the Qur’an maybe they can beat you ???? now the people who understand this are serious quranism… why is that because this word is a very high word a word that already started the race 10 steps ahead “my bro, Quran is enough for everything” who will say “no can’t be enough” brother, the Qur’an is telling us clearly “whatever is wet and dry is clearly in this quran” this is a verse from the Quran who will say no do you understand what i mean? if you write a comment from a single verse, it is like this is Quran enough for our whole life not enough what for? for example you will to pray(namaz) quran is telling this(namaz,pray) well, how can you understand how prayer is performed? for example, i’m asking Let’s open the Quran and see Did it tell you how to pray? no, it didn’t well, where do we know how to pray????? we know from the sunnah our prophet (pbuh) has informed us Allah said to Gabriel, “teach prayer to hz.muhammed(sav)” gabriel teaches our prophet(sav) to pray our prophet (pbuh) is showing us so today, If you separate the sunnah from the Quran, you cannot pray Quran-sunnah-comparison (islamic law)-ijma(islamic law),right? The essence of Islam consists of these you cannot just read the meaning of the Qur’an and solve all Islam no such thing!???? the structure of Islam is like this when is the prayer time? let’s talk where will you understand your prayer time? you will understand from sunnah Divide prayer times by five..random..LOL how do you know When we separate circumcision from the Quran, everything is broken the alms..Is it mentioned in the Qur’an? yes, it is let’s separate from sunnah what is tribute? what is cizye? what is tax? what is 1\40? spit it out audience–for example, we made a mistake while praying what will we do? very beautiful, very deep meanings Things change when leaving circumcision recent alms example how will you do alms? When you remove the sunnah, you have nothing in your hands 10,000 experts will gather hadiths in 400 years and you will deny them all in one day what a beautiful world subscribe to channel because they will show you the right way if you watched this video, you did awesome something we wait everyone to hayahanem

Sen De Mi İkiyüzlüsün? (NAMAZ) – Serkan Aktaş

Tahmin ediyorum ki çevrenizde hatta en yakınınızda dahi iki yüzlü , sahtekar , yalan söyleyen insanları barındırmazsınız. Öyle insanları gördüğünüz zaman , başkalarını da onlardan uzak tutmaya çalışırsınız. Bu akrabanız dahi olsa, ailenizden birisi dahi olsa. Çünkü onlar zararlıdır, yani dili ve hâli aynı şeyi söylemiyordur. Mesela şöyle söylemek istiyorum İnsanlar duygularını Lisan-ı Hâl ve Lisan-ı Kâl yani hâl diliyle ve diliyle ifade ederler. Şimdi diliyle ve hâliyle söylediği birbirini tutarsa biz bu insanlara dürüst deriz, doğruyu söylüyor deriz, ve iki yüzlü demeyiz bunlara. AMA hâli başka bir şekilde ve dili başka şekilde davranıyorsa biz bu insanlara iki yüzlü deriz. yalancı deriz, sahtekar deriz. ve onlara itibar etmeyiz onlara güvenilmez, ve onlardan uzak dururuz. Talha kardeşime dilimle “Seni çok seviyorum.” desem bu lisan-ı kâl olur. Yani dilimle bunu ifade etmiş oldum. Aynı şekilde ona dilimle seni seviyorum demeden de ona iyi davranarak, ona sevdiği tarzda hareketler yaparak, Ayakkabısını boyayarak, güzel yemekler yaparak, güzel, taze çay vererek, ikram ederek veya istediği lokantaya gidip ona en güzel yemekleri ısmarlayarak ve ona tebessümlü bir hâlde bulunsam ” Seni seviyorum. ” demeden de hâl ve davranışımla seni sevdiğimi ifade etmiş oldum mu ? Evet. Peki ben bu anda dürüst müyüm ? Dürüstüm. Çünkü dilim ve hâlim aynı şeyi söyledi. Bunun tam tersini düşünelim ” Talha senden nefret ediyorum,seni sevmiyorum. ” diyorum böyle dediğimi düşünün arkadaşlar yine Lisan-ı Kâl ile ne yaptım dilimle sevmediğimi ifade etmiş oldum. şimdi davranışlarımla da aynısını sergileyebilirim. Benden yemek ister bayat yemeği veririm, O benden tebessüm beklediği anda hep somurtuk bir vaziyette yani suratım asık bir vaziyette ona bakıp, veya çay istediği zaman bayatlamış, buz gibi çayı vererek, uykun geldiğinde ” Git nerde uyursan uyu, şu tuvaletin önünde uyuyabilirsin. ” tarzında, Talha sana bu davranışlarda bulunsam aynı şekilde ” Seni sevmiyorum. ” demeden de, ” Nefret ediyorum. ” demeden de hâl ve tavrımla aynısını göstermiş oldum sana Yani yine dürüst oldum farkında mısınız ? Olumsuz bir hâdise olsa dâhi bir dürüstlük sergiledim burda. Peki sormak istiyorum beni izleyen kardeşim. Allah’ı seviyor musun ? Elbette bu soruyu duyduğunda bana verdiğin tepkiyi tahmin edebiliyorum. ” Elhamdülillah Müslümanım, elbette seviyorum. ” diye karşılık verdin ve bu karşılığı dilinle söyledin. Peki hâl ve tavrınla namaz kılmadığın anda ben sana yardımcı olayım mı ne demeye çalıştığını ? yani haşa ve kella Beş vakit ezan okunduğu zaman yani acaba şunu mu söylüyor namaz kılmayan birisi ” Ya ben gerizekalı değilim ki , aptal bir adama bir şeyi beş kere söylersin, yani kaçmıyoruz bir yere eğer ailemle aram bozulursa, eğer işlerim yolunda gitmezse, ve sınavlarımdan kötü not alırsam, ve dostlarımdan gerekli olan teselliyi bulamazsam kaçmıyoruz ya elbette caminin yerini biliyoruz çıkar gelirim.” demekten farkı oluyor mu sence ? Evet, bunu dilin söyleyemez ama namaz kılmadığında o lakayt davranışlarınla hâl ve tavrın sanki bunu söylüyor gibi. O zaman şimdi videodan sonra aynanın karşısına geçip DÜRÜSTLÜĞÜNÜ SORGULAR MISIN ? – Altyazı: Murat ÖZBAYIK


İngilizce

I guess that you escape from people who are hypocrite,forger,liar-even if these are your closest ones. When you see them, you also warn the other people about them. Yes,you do – even if these hypocrite,forger,liar people are your relatives, are from your family. Because they are harmful. By harmful,I mean that what they say and what they do don’t match. For example I wanna say that, people express their feelings with their body languages and words. Now, if a person’s behaviours match with his/her words, we call them “honest”. We say that “He’s saying the truth.” And we don’t call them as “hypocrite”. But, if their behaviours and words don’t match we call them “hypocrite”. We call them as “liar”, “forger”. And we don’t respect them, they are unreliable. And we keep them away from us. If I tell my bro Talha(cameraman) that I love him,this is verbal way to express my feeling. I also can express my love for him without words. By behaving him good, by doing acts which will make him happy, for example by dying his shoes, by cooking him good meals,serving fresh tea,or paying for his dinner at his favourite restaurant and smiling to him. I’ve expressed my love for you without words,right Talha? Yes. So am I honest at that moment(about my claim)? I’m honest. Because my words and behaviours match. Let’s think the opposite. Talha I hate you. I don’t love you, I say to you. Let’s asuume that I tell him this. Again, with my words, I express that I don’t love him. And now, I can express it with my behaviours. I can give him stale meal when he wants delicious one, I can sulk while he’s expecting a smiling face. Or I can give him cold,stale tea instead of fresh,hot one. Or I can break his heart by saying “Go and sleep wherever you want,I don’t care, you can sleep even in front of the WC” when he’s sleepy. Talha,in the same way, I can express my feelings without saying “I hate you, I don’t love you” I can express it just with my behaviours,right? So I’m still honest, are you aware of that? – even if it’s a negative behaviour, I’ve displayed honesty. All right, I want to ask you my brother,you – who is watching me at the moment, Do you love Allah? Of course I can imagine the reaction that you give to me when you hear this question. “Alhamdulillah, I’m Muslim, I ,of course, love Allah!” , you’ve responded me. And you’ve given that respond with your tongue. (with verbal way) Would you like me to help you to understand what you actually want to say when you don’t pray (your salah)? (God forbid) When the Adhan calls out 5 times in a day,does someone who don’t pray say that “I’m not stupid, you say something 5 times only to an idiot man” “I don’t escape, if I fall out with my family, if I go bankrupt if I fail in my exams and if my friends don’t console me I don’t escape,right? Of course I know where the mosque is. I’ll come one day if all these “if”s don’t accure.” Do you think that is there any difference between saying these and not praying your salah? Yes, your tongue can’t (dare to) say this, but it’s like, as if your unconcerned behaviours say this when you don’t pray. Then, my friend, I request you to interrogate your honesty after this video. Just stand by a mirror and do it. “They (think to) deceive Allah and those who believe, but they deceive not except themselves and perceive (it) not.” (Surah Al-Baqarah, Verse:9)

Gözyaşlarınızı Tutamayacağınız Bir Hikaye- Muâz bin Cebel (ra)

Haram ve helali en iyi bilen sahabe, peygamber mektebinin en zeki öğrencisi… …alimlerin imamı, Kuran’ı en iyi bilenlerden, bir tevhid kahramanı… …elçinin elçisi Muâz bin Cebel’i konuşacağız bugün. İman ettiğinde 18 yaşındaydı. İkinci Akabe Biatı’nda bulunan 74 kişiden biri olmak şerefine erişmiş ve… …ensardan olmuştu. Peygamber efendimiz (as) Medine’ye hicret etmeden evvel… …Muâz bin Cebel arkadaşlarıyla küçük bir çete kurmuştu. Putlara karşı gizli bir mücadeleyi Medine sınırları içinde başlatmışlardı. Muâz gönlüne girmeyi başardığı evin gencine hidayet pınarlarını taşıyor… …Allah’ın izniyle hidayete erişen o genç, o pınarlardan kana kana içiyor ve… …evlerdeki putlar kırılıyordu. Önce mahallelerdeki gençleri kazanan Muaz’ın halkası günden güne genişliyordu. Putları kırdıran genç Muaz tevhid için verdiği mücadelede… …diğer gençlere neler söyleyeceklerini de iyice belletmişti. Daha kendini korumaktan aciz olan bu putlar sizleri nasıl korusun ki size ilah olsun. Öyle bir zâta iman edin ki hiçbir kimseye muhtaç olmasın, …sizin her derdinize derman olacak bir kudrete sahip olsun. Zekası ve gayretiyle Yesrib’in Medine’ye dönüşmesinin mimarındandı Muaz. Bu mücadelesiyle İbrahim peygamberin ayak izini takip ediyor, …tıpkı asrın İbrahim’i oluyordu. Artık hazırdı Medine Kutlu Nebi’yi misafir etmeye. Ebede kadar sürecek ev sahipliğiyle Medine’nin şereflenmesine çok az kalmıştı. Hazırdı Medine hiç olmadığı kadar. Hazırdı Nebi’ler Serveri’nin nuruyla nurlanmaya. Hazırdı sineleri yakan aşk ateşine ocak olmaya. Yürekleri heyecanla titreten haberler Muaz’ın kulağına da ulaşmıştı. O gün söylenen o müjde kıyamete kadar başka hiç kimseyi bu denli bir saadete kavuşturamayacaktı. Çünkü saadet asrıydı o. Çünkü sebeb-i saadet; Allah’ın sevgilisi Muhammed Mustafa (sav) Kuba’dan yola çıkmış Muaz’a doğru geliyordu. Medine’deki her kulak teyakkuzda bekliyordu. Hurma ağacının üstüne çıkmış bir genç bağırdı avazı çıktığı kadar; …”sizlere müjde ey müminler, o geliyor, saadetimiz geliyor, Allah’ın nebisi geliyor!” Bütün Medine, binlerce kişi, o güzeller güzelini karşılamaya… …aşkla kaynayarak koşuyorlardı. Veda Tepesi’ne koşuyorlardı, tefler çalınıyordu… …hep bir ağızdan “Taleal Bedru” söyleniyordu. “Ay doğdu üzerimize, veda tepelerinden… …şükür gerekli bizlere Allah’a davetinden.” Nur gibi ışıl ışıl yüzüyle çölün ortasında… …istiridyenin içindeki inci gibi ışıl ışıl parlıyordu Allah’ın Habibi. Muaz da oradaydı, gözünü ondan alamıyordu. Sevincinden ağlayanlar, neşe saçanlar… …resulullah aleyhissalatu vesselamın devesinin yularını tutup kendi evine çevirmek isteyenler… …onu misafir etme şerefine nail olmak isteyenler vardı. “Bırakın” dedi Allah’ın elçisi, “deve memurdur, o durması gereken yerde durdurulacaktır.” Ve gerçekten de devesi Kasva önce Mescid-i Nebevi’nin yerinde durdu sonra… …öyle birinin evinin önünde durdu ki o zât peygamberimizi misafir etmişti. O zâtı da İstanbul misafir ediyor. O zât Muâz bin Cebel’in arkadaşı Halid b. Zeyd. Yani nam-ı diğer Ebu Eyyûb el-Ensarî (Eyüp Sultan)’den başkası değildi. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem 6 ay kadar onun evinde kaldığında… …o evin uğrak bir ziyaretçisi de Muâz bin Cebel olmuştu. Daha sonra Mescid-i Nebevi inşaa edilip Efendimiz aleyhissalatü vesselam oraya taşındığında da… …her zaman ona uğrar ondan ilim öğrenirdi. Onu görmeden duramaz olmuştu. Nasıl bir aşktı ki bu ey Muaz, …onu göremeyen gözler kan ağlar, ona kavuşamayan yürekler kor alev olur, yanar da yanar. Sen ne bahtiyardın ki o gözlere baktın, o gözler sana gülümsedi, … ne bahtiyardın ki elini öptün, o pamuktan yumuşak, gülden güzel kokan elleri. Rasûlullah da onu çok severdi. O peygamber mektebinin en zeki, en kabiliyetli talebelerinden biriydi. Öyle ki bir gün şöyle buyurmuştu Allah’ın peygamberi: “Kuran’ı şu dört kişiden öğrenin” demişti; Abdullah b. Mesud, Huzeyfe’nin azatlısı Salim, Ubeyy b. Ka’b’dan ve Muaz b. Cebel. yine başka bir gün fahri kainat efendimiz aleyhissalatü vesselam onun hakkında “ümmetimin helal ve haramı en iyi bileni Muâz bin Cebel’dir” buyurmuştu. O günlerde fetva veren 5-6 sahabeden biriydi Muaz. Resulullah aleyhissalatu vesselam onun için “Muâz ne iyi adam” diye iltifatlarda bulunurdu. Mahşer gününde bir ok atımı mesafede tüm alimlerin önünde yürüyeceğini söylemişti. İnsanlara iyiyi ve hayırlı olanını öğretmesi ve …güçlü bir imana sahip olması sebebiyle sahabeler onu Hz. İbrahim’e benzetirdi. Hz Ömer hilafeti zamanında fıkhi meseleler için Muâz b. Cebel’e başvurulmasını tavsiye ederdi. Hz Ömer de onu çok severdi. Halifeliği döneminde çok defa şöyle demişti: “Muâz olmasa Ömer helak olmuştu… …kadınlar Muâz gibisini doğurmaktan acizdir” derdi. Hatta Muâz öyle bir kâmete sahipti ki onun vefatından çok sonra, Hz. Ömer şehit edildiği darbeyi aldıktan sonra… …yerine bir halife bırakıp bırakmayacağı ona sorulmuştu, O “Muaz (r.a.) yaşasaydı hiç düşünmeden Muaz’ı (r.a.) bırakırdım. Fakat ben sizi Rasulullah Asleyhisselatü Vesselam’ın bizi bıraktığı gibi bırakıyorum.” demişti. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam, Medine’ye hicret ettikten sonra tıpkı kendi gibi âlim olan Abdullah ibn-i Mesud’la (r.a.) kardeş ilan etti Muaz’ı (r.a.). Abdullah’ın (r.a.) ensarı oldu Muaz (r.a.). Onla her şeyini paylaştı. İlimdeki derinliğini de. Muaz (r.a.) güzel konuşur, güzel giyinirdi. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam, ona tatlı dilli olmayı tavsiye etmişti. Hatta Muaz Bin Cebel (r.a.) bir gün Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’a sordu. “Ey Allah’ın Rasulü (a.s.m.) Cennet’e girdirecek ve Cehennem’den uzaklaştıracak amel nedir?” dedi. Efendimiz (a.s.m) buyurdu ki: “Sen zor bir şey sordun fakat Allah dilediğine bunu kolaylaştırır. Şirk koşmadan Allah’a ibadet et, namaz kıl, zekat ver, ramazan orucunu tut ve haccet.” Sonra buyurdu ki: “Sana hayır kapılarını göstereyim mi? Oruç kalkandır. Suyun ateşi söndürdüğü gibi sadaka da hatayı giderir. Geceleyin kıldığın teheccüd namazı da böyledir.” buyurdu. Sonra buyurdu ki: “Sana işin başını ve onun direğini ve zirvesini haber vereyim mi?” “Evet ey Allah’ın Rasulü (a.s.m.)” dedi Muaz (r.a.). “İşin başı İslam’dır, onun direği namazdır ve zirvesi de cihattır.” Sonra buyurdu ki: “Bütün bunların özünü, hepsinden ötesinde olan can damarını haber vereyim mi?” Muaz Bin Cebel (r.a.): “Evet Ya Rasulallah (a.s.m.)” dedi. Ve Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam dilini tuttu “Buna engel ol.” buyurdu. (Gök gürültüsü sesi) “Ey Allah’ın Rasulü (a.s.m.) biz konuştuğumuz şeyden de sorumlu tutulacakmıyız?” dedi Muaz(r.a.) Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: (yankılı bir sesle) “Ey Muaz (r.a.) insanları yüzleri üstüne Cehennem’e atan dilleriyle söylediklerinden başka nedir ki?” (Kuvvetli gök gürültüsü sesi) Yine bir hadiste geçtiği üzere her sabah insan vücudundaki azalar dile yalvarırlarmış. “Ne olur bu gün bizi azaba götürecek bir şey söyleme.” diye. Evet “Dilini tutan kurtuldu.” hadisini hatırlayalım ve tutalım dilimizi. Allah insana 2 kulak, 1 ağız vermiş neden bilir misiniz? Çünkü 2 dinleyelim 1 susalım diye. Eskilerin tabiriyle “Söz gümüş ise sükut altındır.” Öyleyse bize ya hayır söylemek ya da susmak düşer. Hayır söylerken de her daim doğrudan şaşmamalı. Yılandan korkmadığı kadar yalandan korkmalı. Üstad Bediüzzaman’ın dediği gibi: “Bu zamanda her şeyden evvel bize en lazım olan şey doğruluktur. Sonra yalan söylememektir. Sonra her zaman doğruyu söylemek, sıdk üzere olmaktır.” “Eğer biz doğru İslamiyet’i ve İslamiyet’e layık doğruluğu hal ve tavırlarımızda göstersek sair dinlerin fertleri kavim kavim İslam’a girerler.” diyor. Muaz’da (r.a.) doğruluğun aynasıydı adeta. Sözü en doğru olan Muhammed-ül Emin’in elçisine de böyle olmak düşer. Günlerden birinde Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam, Yemen’in talebi üzerine onlara İslam’ı öğretmek, onların şer-i işlerini halletmek üzere Muaz’a (r.a.) Yeman’e gönderileceğini söyler. “Sana halledilmesi için herhangi bir dava getirildiği zaman nasıl ve neye göre hüküm verirsin?” diye Muaz’a (r.a.) sorar. O zeki talebesi Hazreti Muaz (r.a.): “Allah’ın kitabındaki hükümlerle hükmederim ey Allah’ın Rasulü (s.a.v.)” dedi. Rasulü Ekrem Aleyhisselatü Vesselam: “Eğer Allah’ın kitabında onunla ilgili bir hüküm bulamazsan neye göre hüküm verirsin?” diye sordu. Hazreti Muaz (r.a.): “Rasulullah’ın (s.a.v) sünnetine gör hüküm veririm.” dedi. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam bu sefer de: “Rasulullah’ın (s.a.v.) sünnetinde de onunla ilgili bir hüküm bulamazsan ne yaparsın?” diye sordu. Muaz (r.a.):”O zaman kendi görüşüme göre içtihad eder, hüküm veririm.” dedi Resul-ü Ekrem Efendimiz (s.a.v.) bundan son derece memnun oldu, bu memnuniyetini şöyle ifade etti: “Allah’a hamd olsun ki Rasulullah’ın (s.a.v.) elçisini Rasulullah’ın razı olduğu şeye muvaffak kıldı.” Rasulullah’ın (s.a.v.) elçisi ne demek? Evet! O, Allah’ın elçisinin elçisiydi. Efendimiz (s.a.v.) onu Medine’nin çıkışına kadar uğurladı. Çok az kişiye bunu yapardı. Ne Muaz (r.a.) ne de Nebiler Nebisi (s.a.v.) birbirinden ayrılmak istemiyorlardı. Zaten ağlamaklı olan Muaz’a Rasulullah (s.a.v.) şöyle söyledi: “Ya Muaz (r.a.) belki seninle bir daha görüşemeyiz, bu son görüşmemiz olur da sen Medine’ye geldiğinde benim kabrimi ziyaret edersin (Gümleme sesi). Muaz (r.a) bunları duyunca göz yaşlarına boğulur. Ne demekti Rasulullahsız (s.a.v) bir ömür? Ne demekti onu göremeden yaşamak? Hep gündüzü yaşayan geceyi nerden bilsin? Kainatın güneşi eğer ahirete giderse o zaman ne tadı kalırdı bu alemin. İşte biz o tatsız alemin içindeyiz. Muaz Bin Cebel (r.a.) son görüşmeyi uzatmak, biraz daha vakit geçirmek, biraz daha faydalanmak istiyordu. “Ya Rasulallah bana tavsiyelerde bulun.” diye ricada bulundu. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam dedi ki: “Her ne halde ve nerede olursan ol Allah’tan kork.” buyurdu (gök gürültüsü sesi) Hazreti Muaz (r.a.) “Ya Rasulallah (s.a.v.) bana biraz daha tavsiyelerde bulunur musun?” dedi. Rasulu Ekrem Efendimiz (s.a.v.) bu sefer: “Günahın arkasından hemen bir iyilik yap ve hayır yetiştir ki o günahını yok etsin.” dedi. Hazreti Muaz (r.a.) “Ya Rasulallah (s.a.v.) bana tavsiyelerini arttır.” diye dileğini tekrarladı. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam: “İnsanlara güzel ahlak ile muamele de bulun.” buyurdu. ve Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın son tavsiyesi de şu oldu: “Kolaylaştırınız zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz. Birbirinizle anlaşın, iyi geçinin, ihtilafa düşmeyin.” Bu gün içinde ne kadar anlamlı nasihatler değil mi? Ve Muaz (r.a.) Yemen’e gitti. Gözünde tülleniyordu hatıralar, unutamıyordu. Nasıl unutsun? Allah’ın peygamberiyle bir dakika geçirseniz, sizler unutabilir misiniz? Hasretle gün sayıyordu; belki bir ümit Medine’ye dönerde son kez görürmüydü acaba gül yüzlü peygamberi. (s.a.v.) Nasip olmadan acı haber ulaştı Yemen’e. Kainatın gülü solmuştu. Rabbine kavuşmuştu Allah’ın elçisi. Ve Allah’ın elçisinin elçisi olan Muaz’a da (r.a.) ızdırap dolu günler düşüyordu. Unutulmaz hatıraların bakiyesini ebediyete saklarken, ondan öğrendiği ilmi ve ahlakın en ince güzelliklerini yansıtıp, en hayırlı ayna olma çabasındaydı. Çok güzel ahlakları vardı Peygamberin (s.a.v.) aynası olan, elçisi olan Muaz’ın (r.a.). Mesela Muaz (r.a.) öylesine cömertti ki kim ona gelip ondan ne isterse hiç tereddüt etmeden verirdi. O yüzden fakir bir hal üzerineydi. Devir Hazreti Ömer (r.a.) devriydi. Halife Ömer (r.a.) onu zekat toplaması üzerine memur tayin etmişti. Günler sonra evine döndüğünde hanımı ona sordu “Neden hiç bir şey getirmedin?” dedi. Halbuki tüm zekat memurları hane halkları içinde bir şeyler getirirler. Bunu duyan Muaz (r.a.) dedi ki: “Nasıl getireyim? Benimle beraber bir murakıp vardı. Ne görse kaydediyordu.” Hanımı sinirle evden çıktı. Çıkarken de söyleniyordu “Allah Rasulü (s.a.v) sana güvenirken, Ebu Bekir (r.a.) güvenirken Ömer’e (r.a.) ne oldu da güvenmedi? Halifenin huzurunda aldı soluğu. Durumu şikayet etti. Ömer (r.a.) hiddetlendi. Çok sevdiği, güzel yüzlü, uzun boylu, İbrahim (a.s.) huylu, âlim Muaz’a (r.a.) yakıştıramamıştı bu ithamı. Huzuruna çağırttı Muaz’ı (r.a.). Muaz Bin Cebel (r.a.) dedi ki: “Ne yapayım ey mü’minlerin emîri; hanımımı başka türlü susturamazdım ki. Başımdaki her gördüğünü kaydeden murakıp Allah’tır.” Ömer (r.a.) bu cevabın üstüne bir kez daha takdir etti Muaz’ı (r.a.) Halife’de kendine yakışanı yapmış, Muaz’ın (r.a.) hanımının gönlü kalmasın diye bir miktar hediye Muaz’a tahsis etmişti. Geriye Muaz’ı (r.a.) ikna edip nasihatle göndermek kalmıştı. “Ya Muaz (r.a.) ehlinin senin üstünde hakkı vardır. Her hak sahibine hakkını veresin ey aziz.” Bu günün dünyası böyle azizlere muhtaç. Onların iz düşümünü bekliyor. Hazreti Ömer (r.a.) bir gün sordu sahabelere: “Allah’tan bir şey isteseniz ne isterdiniz?” diye. Sahabeler saydılar. Kimisi dedi ki bu oda dolusu mal isterdim, ta ki hepsini İslam için harcayayım, sadaka vereyim. Kimisi dedi ki bu oda dolusu doru at isterdim ki mücahitlere vereyim İslam için savaşsınlar. Sonra onlar döndü Hazreti Ömer’e (r.a.) sordular: “Sen ne isterdin Ya Emir el Mü’minin.” diye. Ömer duraksamadan cevap verdi. Bu oda dolusu Muaz (r.a.) gibi, Ebu Ubeyde (r.a.) gibi adamım olsun, onlarla omuz omuza İslam’ı tüm (gümleme) dünyaya yaymak isterdim dedi. Muaz (r.a.) öyle bir duruş sergiledi ki unutulamayan oldu ve unutulamaz hatıralar bıraktı arkasında. Bazıları da öyle hatıralar ki hiç bir dünya servetiyle alınamaz. Misal vermek gerekirse: Hazreti Muaz radiyallahu anh kendisi anlatıyor. “Ufeyr adlı bir bineğin üzerinde yolculuk ederken Hazreti Peygamberin Aleyhisselatü Vesselam terkisindeydim. Rasulullah (.s.a.v.): “Ey Muaz (r.a.) Allah’ın kulları üzerindeki hakkını ve kulların Allah’ın üzerindeki hakkını bilir misin?” diye sordu. Ben “Allah ve rasulu (s.a.v.) daha iyi bilir.” dedim. Bunun üzerine Hazreti Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu. “Alah’ın kulları üzerindeki hakkı Allah’a kulluk ve ibadet etmeleri, ona hiç bir şeyi ortak koşmamalarıdır. Kulların Allah üzerindeki hakkı ise kendisine ortak koşmayan kimselere azap etmemesidir.” (metal gümleme sesi) Ben “Ey Allah’ın Rasulü (s.a.v.) inasanlara bunu müjdeleyeyim mi?” diye sorunca Rasul-ü Ekrem (s.a.v.): “Hayır müjdeleme zîrâ bu müjdeye güvenip gevşeyebilirler.” cevabını verdi. Muaz (r.a.) ise bu hadisi son nefesinde rivayet etmişti. Evet ölüme yürüyordu Muaz (r.a.). Ölüme yürürken hasletle beklediği vuslatına kavuşur gibi yürüyordu. Zindanda şafak sayan bir mahkumun beraatine kavuşması gibi yürüyordu. Gözlerinde sevda yaşları; yüzü ağlıyor ama ruhu gülüyordu. 35 yaşındaydı. Bir veba salgını yayılmıştı. Öncesinde 2 hanımını ve 2 oğlunu gözleri önünde toprağa koymuştu. Canından 4 parçayı ahirete göndermesine rağmen o imtihanın şiddeti ona hiç kötü bir söz söyletmemişti. Veba onu da yakalayınca, parmağından vücuduna yayılırken, canı fevkalade acıyınca korkmaya başlamıştı Muaz (r.a.). Ama onun korkusu bizim gibi ölüm korkusu değildi. Acaba bu can havliyle yanlış bir şey söyler de Allah’a isyan eder miyim? Diye bir korku sarmıştı Muaz’ı (r.a.) “Allah’ım” dedi. “bu dert ne kadar büyürse büyüsün beni hep sabredenlerden bulacaksın.” Bakın nasıl gidiyor o büyük insan Rabbine. O son anlarında söylediği cümleye bakın. Açtı ellerini Rabbine”Allah’ım bir ömür senden korkarak yaşadı. Haşyet üzere olmaya çalıştım. Ama şimdi senden ümitliyim. Sen de bilirsin ki ben, dünyanın ne akan nehirlerine, ne salınan ağaçlarına takıldım. Sadece isteğim senin affına, mağfiretine mazhar olmaktır. Beni affınla, mağfiretinle karşıla diyor. Bir ara nefesi kesiliyor. Kendine geldiğinde diyor ki: “Ya Rabbi, ister boğazımı sık, ister nefesimi kes, ister canımı al. İzzetinin hakkı için ben seni çok seviyorum.” diyor (gök gürültüsü sesi) İşte bu sözleri söyleyerek Rabbine yürüyor. En ufak bir imtihanda Allah’a isyan etmenin, Allah’ın verdiği kaderi şikayet etmenin yerine şükredip, Allah’ı sevenlerden olmanın gereklerini tam manasıyla Muaz (r.a.) gibi yerine getirmek ve Muaz (r.a.) gibi en güzel dönüşle Allah’a dönmenin vakti gelemedi mi? Allah’a emanet olun. Çoğunluk Altyazı M.K.