Evleneceğim Kişiyi Rüyamda Gördüm – İstihare

Sen evleneceğin insanı rüyanda gördün mü hiç birader? O kelimeyi biliyon diye onu kullanıyon değil mi? İstidracı öğrensen onu kullanırdın. Cümle içinde kullanayım diye giydiriyon arada. Ömer sen gördün mü evleneceğin insanı rüyanda hiç? Vay. Sarı sen gördün mü? Niye? Kahkaha 😀 Sarı, gördün mü lan hiç evleneceğin insanı rüyanda falan? Böyle görmek ister miydin? Sarı: Evet abi. Böyle uyanır uyanmaz, böyle ıh evet kabul olmuş… Böyle.. 😀 Şşt, böyle gördüğün rüyan var mı yani? – Var abi. + Anlat lan bir tane. Aksaray’dan Mersin’e ilk taşındığımda böyle tsunami videoları görüyordum. Böyle yani hep kalkıyordum, üç dört gün görüyordum. Böyle tsunami vuruyordu binaya böyle, yani eğlenceyle titriyorduk. Tsunami binaya vuruyor, eğlenceyle titriyorsunuz? Aynen. Yani devrilmiyordu ama titriyorduk yani öyle. Sarı, sana deseydim ki on bin dolar karşılığında on yıl sonra nerede oluyorsun, hangi işte kimle nasıl ne yapıyorsun hepsini söyleyeceğim deseydim. Sen de normal sıradan bir insansın böyle. Her şeye meraklı vesair. Yani şimdiki kadar hakikatlerle yüklü değilsin. Öyle düşün yani. On bin dolar karşılığında on yıl sonra ne yapacağını söyleyeceğim. Verir misin on bin doları? Veririm. Peki bir filmin sonunu bilseydin o filme gitmek ister miydin? Hayır. İstemezdin. Yaa.. o yüzden kendini de bilme. — Yaa o yüzden çok kötü yani, on yıl sonrayı bilmek çok kötü. Tamam? Şşt tamam, kaybol. Kaybol. Tamam. Sana on bin dolar karşılığında on yıl sonra nerede olacağını söyleyebilseydim, hakikaten gerçekten nerede olacağını eminim fal gibi bir şeye bile 50-100 milyonları dökenler her türlü verirdi o parayı. Ay kiminle evleneceğim, hangi işte olacağım, çocuğumun saçı ne renk olacak diye… Peki sonunu bildiğin bir filme gitmek ister miydin? Bence istemezdin. Bana sorarsan çok cezbedici olmazdı sonu bilinen bir film. Üniversitenin ilk yılları birçok kardeş gibi ben de böyle Lost tarzı diziler çok izliyordum yani. Ve bana sorarsan Lost gibi öyle çok sıkıcı olan bir diziyi sezon sezon izlememin tek bir sebebi vardı. Sürekli dizinin sonunda diğer bölümde ne olacağını merak ettirme hissini çok iyi uyandırıyorlardı. Buna Zeigarnik Etkisi deniliyor. Yani arkası yarın demek. Bir şeyin yarıda kesilmişi, bitmişinden daha çok akılda kalır. Mesele bunu ilk böyle bir Zeigarnik denen adam bi garsonları gözlüyor böyle. Bakıyor ki garsonlar siparişi getirene kadar aklında çok iyi tutuyorlar neler istenildiğini. Ama sipariş geldikten sonra bırak siparişi, adamı bile unutup gidiyorlar ve Zeigarnik diyor ki, hıı demek ki yarım kalmış, devamı olan, arkası yarın olan bir şeyi hatırlamak daha çok akılda kalıcı diye. Tam böyle bir dizi izliyorsun. Kahramanımız balkondadır ve arkasından bir gölge yaklaşır. Hatta gölgenin- böyle gölgeden anlıyon. Bıçak mıçak da vardır elinde. Ve birden sırtından itilir ve orada dizi kesilir. to be continue Öğrenmek için n’apıcan? Öbür haftayı bekleyeceksin. Çünkü böylesi daha heyecanlı. Bu yüzden bir insan geleceğiyle ilgili bütün meseleleri bilse şu anki gibi yarın n’olur, Rabbim nasıl yardım eder arkası yarın meseleler n’olur diye zihni uyanık olmaz. Hep zihninde bir şeyler tutma ihtiyacı hissetmez. Hatta cennetini cehennemini görür. Aman bee der, şu koltukta ömrünü geçirir. İnsanlarda devamında ne olacak hissi gerçekten çok merak uyandırıcı bir histir. Devamında ne olacak, ilerde hangi işe gireceğim acaba işimde maaş nasıl olacak.. Ve bu sorulardan en temeli geliyor: Acaba evleneceğim insan kim olacak? Hatta ben evleneceğim insanı rüyamda görebilir miyim? İşte evleneceği insanı acaba rüyamda görür müyüm, nasıl bir insandır diye merakından dolayı birçok insanın ettiği duaya istihare duası deniliyor. İstihare hayır kökünden geliyor. Yani hayır, her türlü iyi şey demektir. Köke biraz daha yoğunlaşılırsa yani istihare duası, istihare namazı.. Yani sürekli hayırlı olan bir şey var ve senin onu talep etmen manasına geliyor. Şimdi yavaş yavaş konuya girelim. Çünkü istihare algısı toplumda çok çok yanlış biliniyor. Hatta ben daha bu hafta taze yaşadığım bir olayı anlatayım. Benim bir tane öğretmen arkadaşım geldi yanıma. Mehmet abicim dedi, bir mesele var. Söyle kardeşim, hayırdır? Nedir, ne değildir falan Boşanmak istiyorum. Eşim dövüyor, saygısızlık yapıyor, iftira atıyor.. Yani inanamazsınız ve daha çok taze bir evlilik yani. Belki üç beş aylık bir evlilik. Yani hayırdır dedim yani. Bu kadar da mı tanıyamadın? Nasıl oldu bu iş derken İşte n’olmuş.. Böyle bir iki bir şey sormuş. İşte namazını kılıyo mu falan, işte kılıyor demişler. İyi tamam demiş. Bir de istihare duası, istihare namazı ve istihare uykusuna yatıyor ve uykusunun sonucunda bana diyor ki Mehmet abi ben yeşil rengi gördüm, o yüzden kabul ettim evliliği diyor. Yani bunların hepsi tamamen istiharenin temelindeki yanlış algılar. Ne renk görme vardır ne kişiyi görme vardır. İstihareyle ilgili çok temel bilgilerin yanlış bilinmesi bugün evlilik hayatına kadar etkide bulunuyor. Renk de yok. Hep yanlış biliniyor. Kişiyi görme yok, renk yok, rüyada ayan beyan görme yok. Cesaret hissinin kabulu var. Yani üç beş seçenek var tabi bunun evreleri var işte. Kendin önce bir denetliyorsun, ikinci istişare ediyorsun, üçüncü istihare noktasına geliyorsun. Devamlı böyle ısrarla istiharenin gerekliliklerini yapıyorsun yapıyorsun en son Cenab-ı Allah razı olup kabul edince uygun olan noktaya cesaret veriyor sana. Olay bu. Ya böyle istihare top sallayınca ne yapacağını söyleyen bir oyuncak değil yani. Aynen öyle, aynen öyle, aynen öyle. İstihare bir karar verme sürecidir ve bu karar verme süreci üç aşamadan oluşmaktadır. Birinci Adım: Aklı, zekayı yani kritik yeteneğini kullanmadır. Yani zekanla senin tercih yapacağın şeyleri hikmetli hikmetsiz, haram helal olup olmadığını senin anlaman lazım öncelikle. Orada güzel bir fizibilite raporuyla ayırmak zorundasın başta. İkinci bir adım ise benzer bir kökten gelen istişaredir. Yani senin hani birincide aklında şey yaptın ya- bunlar haram olanlar, bunlar helal olanlar diye bir seçenekler ayırdın. Yani en çok evlilik olduğu için evlilikle ilgili konuşabiliriz. Ardından böyle, ya şunun işte ahlakı bana uyar mı, bunun namazı uyar mı, orucu uyar mı falan filan diye sürekli böyle düşünüyorsun ya onu birileriyle düşünmen lazım. Daha önce başına bu iş gelmiş birileriyle düşünmen lazım. Buna da istişare deniliyor. Yani birinci adımımız ne oluyor? Akli fizibilite raporu çıkarıyorsun. Aklı kullanıyorsun. İkinci adım ne oluyor? İşin ehli kişilerle istişare edeceksin. Mesela araba alacağını düşün. Böyle büyük büyük araştırmalar yapıyorsun. Bu birinci – basamak. Yani aklı kullanıyorsun. Ardından üç beş tane ayıklamışsın, işten anlayanlarla istişare edeceksin bu da ikinci basamak. Anlayan insanlara gidip danışıyorsun. Meşveret. İstişare. En son bu mu olsun şu mu olsun diye mücadele ediyorsun ya hani ve bir gönül rahatlığına ihtiyacın var gönlün huzursuz yani, çok kararsız kalmışsın. Bir yere doğru böyle gönlün meylediyor ama çok cesarete ihtiyacın var senin. İşte istihare tam burada devreye giriyor. Ama maalesef çok yanlış kullanım alanları var. Yani böyle ‘Ya bir tane ev almak istiyorum da bir istihare edeyim.’ Ya n’apıcaksın yani, o evin nerede olduğunun, hangi internet sitesinde satıldığını mı internette mi göreceksin internet linki mi çıkacak rüyanda yani? Yani bunlar değil yani istihare. Bunlar yanlış kullanım. Önce iki rekat nafile namazını kılarsın. Böyle bildiğin yani, bildiğin namaz. İstihare duasını Arapça şekilde okursun. Daha sonra gelelim şu netice meselesine. Bunları yaptıktan sonra tabi bir netice bekliyorsun böyle. Böyle gece olunca Üçüncü Boyut’tan birden stajyer melek Salih çıkacak. Sana böyle eliyle- Bu değil yani. Böyle bir şey bekleme. Yani netice olan böyle ayan beyan bir şey gördüm, bu yok. İstiharenin neticesi gönlün rahat olması ve karar verme cesareti olarak sirayet eder. Peki seçtiğin kararın hayırlı olmadığını nasıl anlarsın? Böyle renk mi görmen lazım? Bunlar yok. Kendini çok huzursuz hissettirir Cenab-ı Allah sana. Yani Cenab-ı Allah’ın istihareyi kabul etmesinin sirayet şekli budur. Ya cesaret verir ya kendini çok huzursuz hissettirir. İşin temel sorunuysa şurada, yani rüyalar kısmında. Rüyalar tabi ki de müminler için bir ilham kaynağı, buna diyecek laf yok. Ama karar vermek için bir disiplin değildir rüya. Yani kararlar rüyalara göre verilmemelidir. Rüya bu konuda sadece motivasyon ve cesaret kaynağından başka bir şey değildir dostum. Peki bir istihare yaptım ama hala kendimi yeteri kadar cesaretli hissetmiyorum. Ne yapmam lazım? Bir tane daha istihare yapman lazım. Onu da yaptım. Şimdi? Şimdi bir tane daha yap işte. İbadet. Sevap kazanıyorsun ne güzel. O da olmadı? Olana kadar devam edebilirsin. Bir problem yok. Abdullah bin Zübeyr bir rivayetinde bir karar için istihareye yattığını ve üç defa tekrarladığını, üçüncüsünde ise kendisini çok cesaretli hissedebildiğini söylüyor. Peki yeni bir soru. Başkası benim için istihareye yatabilir mi? Yavuz mal değilsin, buraya bir yazı yazarsın herhalde. (Arkadan kahkahalar) Araştırmalara göre böyle bir örnek yok. Yani ben bulamadım. Aksine benim okuduklarımda hep kendisinin yapması gerektiğini öngörüyor sürekli. Ve bana sorarsan bu soruyu soran kişi aslında şunu demek istiyor. Yani ben çok iyi bir insan değilim, beş vakit namazım bile yok. Ve bir sürü günahım var. O yüzden sen benden daha takvalı bir insana benziyorsun. Yani.. Sana zahmet bi benim için bir istihareye yatsan falan? Bana sorarsan madem sorun burada yani bir takva problemi var hani. Onu kendinden fazla, seni daha düşük görüyorsun. Neden Allah ile arana bir engel daha koymak yerine Allah ile aranı düzeltmiyorsun kardeşim benim ya? Çok ince bir anekdot haramlar için istihare yapılmaz ancak helal meseleler için yapılabilir. Yani tutup da ‘Bu ayki kokain sevkıyatı.. Dur Mahmut, Şehmuz bir istihareye yatalım.’ Yani bunu yapamazsın. (Arkadan gülmeler) Gel senle güzel bir duayla bu işi sonlandıralım. Ya Rab dualarımın kabul olmasını engelleyen tüm günahlarımı affeyle. Ne olursun… Amin.

Tebliğ et!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir