Efendimiz aleyhisselâmı hatırlayın. Bak, hanımlarına davranış şekline bak. Çekiciliğini kaybetmemesi için hanımına nasıl davranıyor. Muhammed aleyhisselâm, Aişe annemizle koşu yarışı yapıyor. Koşu yarışından bir tanesini Efendimiz aleyhisselâm kazanıyor. Birkaç ay sonra bir daha yarışa giriyorlar. Koşuyu, ilk yarışı Aişe annemiz kazanıyor. İkinci yarışı Muhammed aleyhisselâm kazanıyor. Koşu yapıyorlar. Peygamberimizin de yaptığı sporlar vardı biliyorsunuz. At binme, deve binme, atıcılık, yüzme, koşma, güreş… Bunlar Peygamberimizin yaptığı sporlardır. Aişe annemizle, hanımıyla koşu yarışı yapıyor. Aranızdan kaç tane adam hanımıyla koşu yarışı yaptı? Yok. Siz anca pes yarışı yapın, hanımınızla pes oynayın. Koşu yarışı yok sizde. Hiç, hiç romantik değilsiniz kardeşler ya hiç romantik değilsiniz. Bak Muhammed aleyhisselâma. Koşu yarışı yaptı, ilk yarışı kaybetti Aişe annemize. İkinci yarışı kazandı. Peşinden bir şey söyledi: “Ya Aişe, yarışı benim kazanmamın sebebi, şu göbeğindeki fazlalıktır.” Şişmanlamış Aişe annemiz, biraz göbek çıkmış. Çıkınca da ne söylüyor? Sen göbekli kadınsın, artık ben senle beraber olmam, bir an evvel boşanma işlemlerine başlayalım falan demiyor. “Yarışı kaybetmenin sebebi, bu göbeğindir.” diyor. Onu ikaz ediyor, uyarıyor ama çok kibar Muhammed aleyhisselâm. Uyarış şekline bakın. Çok kibar, çok ince. “Kaybettin, kaybetmenin sebebi, işte bu göbeğindir.” diyor. Kocanın, karısına davranma şekli. Ama şimdi kocalar ne yapıyor, modern kocalar? “Çalışmak zorundasın, bu ailenin yükü sadece bana mı ya sen de çalışacaksın.” diyor. Karısını çalışmaya zorluyor. İslamiyette eve bakma yükümlülüğü, evin bütün ihtiyaçlarını giderme yükümlülüğü erkeğin sırtına verilmiştir. “Allah, erkekleri, hanımları üzerine yönetici ve koruyucu olarak tayin etmiştir”, ayettir. Yönetici ve koruyucu. Koruyucu ne demek? Bütün ihtiyaçlarını, onun ve çocuklarının bütün ihtiyaçlarını sen karşılayacaksın. Dışarıda çalışmaya ihtiyacı olmayacak, kimseden bir şey istemeye ihtiyacı olmayacak. Allah, bu yükü bizim sırtımıza vermiştir. Ama erkekler ne yapıyor şimdi? “Ya işte evi yaparken, yuvayı kurarken borç altına girdim sen de bana yardımcı ol, sen de bir işe gir.” diyor. Kadını çalışmaya zorluyor. İngiliz bilim adamları araştırma yapmışlar. Bakmışlar ki çalışmak zorunda olan kadınlar, çalışan kadınlar psikolojik olarak ve fiziki olarak erkeklerden çok daha erken yaşlanıyor. O baskıyı, o dışarının baskısını kaldıramıyor, erkeklerden çok daha kolay bir şekilde psikolojileri arızalanıyor, fiziki güzellikleri daha kolay bir şekilde yıpranıyor. İslam. Fıtrat, İslam diyor. Muhammed aleyhisselâm ne söyledi Hazreti Ali Efendimizle Fatıma’yı evlendirirken? Allah onlardan razı olsun. (Âmin) “Ya Ali, ya Ali.” Evrensel bir kaide… “Evin bütün dış işleri sana aittir. Evin bakımı, evin gelirleri, evin giderleri bunların tamamını sen halledeceksin. Dış işler sana aittir.” “Ya Fatıma, evin bütün iç işleri sana aittir. Temizliği, düzenlemesi, bakımı, çocuklara bakmak… Bunların tamamı sana aittir.” Bu, İslam’ın prensibidir. Fıtrat, İslam diyor. İslam diyor ki, hanımını çalıştırma! Hanımını çalıştırma, evde boş vakti çok olsun, kendini ilme versin, çocuklarınız doğduğunda da hocalık yapsın. Ama şimdi kadın çalışıyor, çocuklar doğunca da bakıcı çağırıyor. Sonra her akşam haberlerde ‘bakıcı vahşeti’… ‘Bakıcı çocuğu döverken yakalandı.’ ‘Şüphelenen anne, baba dört tane kamera koydu, bakıcının her gece çocukları dövdüğü ortaya çıktı.’ ‘Bakıcı vahşeti’ Ya hangi bakıcı, trilyon versen anası gibi bakamaz. Varsa iddiası olan geçsin karşıma, iki tane çocuk sahibiyim. Kimse bu çocuklarıma anası kadar bakamaz. Yalan… Ama yok benim bir kariyerim var, kariyerimi bozmak istemiyorum. Bakıcı tuttum çok iyi bakıyor. Çocuklarının ilk eğitimden, ilk öğretimden ve ilk psikolojik destekten mahrum bırakıyorsun anne. Mahrum bırakıyorsun. Bu çocuklarda yarın, öbür gün anne sevgisinden, anne merhametinden yoksun olma sebebiyle ileride bir arıza, psikolojik arıza çıkarsa bunun en büyük sorumlusu sensin anne, sensin. Başını duvarlara vur anne. Hadise bu ya. Şu İslam’a uy; huzur içinde yaşa, kurtul. Sakın burada yanlış anlaşılmasın. Kadının çalışması haram değildir, şartlar vardır. Şartları yerine getirirse çalışabilir ama İslam’ın prensibini ben burada aktarıyorum. Çalıştırmayın, gerek yok deyin. Baklava börek yemeyiz, peynir ekmek yeriz ama sen evinde otur huzurlu ol, yıpranma. Psikolojik olarak sıkıntıya girme, benim çocuklarıma hocalık yap. O bebeklerin ilk Kur’an eğitimini, ilk dua eğitimini sen vereceksin. Bakıcı verir mi? Bakıcı ay sonunda alacağı iki bin beş yüz, üç bin TL’ye bakar. Çocuğa “inna a’tayna”yı, “kul huvallah”ı öğretir mi? Fırça yemekten korktuğu için öğretmez. Benim ilk dualarımı Kur’an kursu hocam öğretmedi, anam öğretti. “Gel bakayım karşıma. Sen ne istiyorsun bu akşam? “Anne, irmik helvası istiyorum.” Söylemesi ayıp değildir, irmik helvasına bayılırım 🙂 Çok severim. “Ne istiyorsun evladım?” “İrmik helvası istiyorum anne.” “Heh, geç bakayım karşıma.” “Oku bakayım.” İnnâ a’taynâ ke’l-kevser. Fesalli li-Rabbike ve’nhar. İnne şâni’eke huve’l-ebter. “Oku.” Ben de orada dinlediğim kadarıyla; dinleye dinleye, dinleye dinleye, o on tane duayı bana annem öğretti. Elem tera keyfe’den Nas suresine kadar. Sadece dinlemekle. Hiç okumadım. Sadece ondan dinlemekle ezberledim. Sonra Kur’an kursuna gittiğim zaman pekiştirdik. 5-6 yaşlarında öğrendik biz bu duaları. Anamız bizim ilk hocamızdır. Bu, her müslümanın evinde olması gereken şeydir. Rahmetli babam ve amcam der ki biz duaları yine anamızdan öğrendik. Yirmi beş, otuz yaşlarında vefat etmiş anneleri. Babaannemiz. Bizi karşısına alırdı. Bütün duaları önce kendisi okurdu, sonra biz ezberden okurduk. İlk hocadır, ilk mürşittir bu anne. Mürşit olan anneyi kaldırdılar, köle anneye çevirdiler. Sadece kocasından emir almakla mükellef olan kadını aldılar, bir tane adamdan emir almakla mükellef kadını aldılar, on tane patronun ağız kokusunu çekmek zorunda olan modern bir köle haline getirdiler. İşte Batı’nın modernizmi… Batı’nın algı operasyonu… Allahü Teâlâ bu erkeklerimize, bu kadınlarımıza izan versin, hidayet versin. (Âmin) Âmin ya Muîn.
Tebliğ et!






