Ne kadar çalışırsan çalış, Ezel’de rızkın taksim edilmiştir.

Hasetçi ne demektir hasetçi? Hasetçi demek, çekemeyen adam demektir. Allah’ın, birisine bir nimet verdiğini çekemeyen… “Ondaki o nimeti çek onun elinden al, bana ver Allah’ım” diyen. Hasetçinin bir manası daha var. Allah’a akıl vermeye çalışan adam demektir. Kerem hocaya akıl verebilirsin. Semih’e akıl verebilirsin, Adem’e, Hacı Abi’ye akıl verebilirsin. Bunlar insandır. İnsan her şeyi göremez, her zaman doğru tespitlerde bulunamaz. Allah’a nasıl akıl verebilirsin? Senin kafan çalışmıyor mu? Hocam nasıl hasetçi akıl veren oluyor? Kardeşim! Allah, taksimi daha ezelde yapmıştır. Ne kadar çalışırsan çalış, taksimin bellidir. Mahallende bir tane adamın iki tane mağazası var. Üç tane arabası var. Kapının önüne dizmiş arabaları. Ve sen de şöyle diyorsun. “Allah’ım bunun elinden bütün bu nimetleri al, bana ver.” Buna hasetçi denir. Çekemiyor. İmrenen bir Müslüman ne yapar? “Allah’ım, buna verdiklerini bana da ver. “Bunda bir sıkıntı yok. “Buna verdiğin nimetleri, bana da ver” dedin mi sıkıntı yok. Ama bunun elindeki nimetleri al, yok et onları bana aktar, yani, kes yapıştır yap. Bilgisayarda iki tabir var, kopyala yapıştır, kes yapıştır. Kardeşler biliyorsunuz değil mi? Şurada bana bilgisayar dersi verdirtmeyin şimdi 🙂 Kopyala yapıştır demek; orada dosya kalıyor, dosyayı başka bir tarafa yapıştırıyorsun. Kes yapıştır demek; dosyayı komple alıyorsun, bu tarafa yapıştırıyorsun. Oradan bitti dosya. Şimdi bu, kes yapıştırcı bu. Oradaki nimetlerin tamamını al, bana ver diyor. Ve şöyle diyor Allâh-u Teâlâ’ya.. “Sen bu kuluna bu nimetleri verdin ama yanlış yaptın.” “Yanlış adama verdin. Beni seçmen lazımdı.” Hasetçi demek, Allah’a akıl veren adam demektir. Ahmak demektir. Sen Müslüman kardeşim, böyle olmayacaksın. Böyle olmayacaksın. Sonra… Bir de ne var? Bir de, ilk bakışta olayları değerlendirmeme… İlk görünüşe göre değerlendirmeme. Bir şeyi görüyorsun ve gördüğün ilk hamleye göre, aklına gelen ilk fikre göre kanaatte bulunma. “Böyle gördüm ben bunu, kesin böyledir” deme. O işin başka bir boyutu daha olabilir. O işin başka bir ince nüansı daha olabilir. Hemen sui zanda bulunma. Bir temsille bunu yakınlaştıracağım. Çok daha iyi anlayacaksınız inşaAllah kardeşler. Bir kuyumcu vardı. Kuyumcunun babası büyük bir zengin idi. Vefat etti. Serveti çocuğuna kaldı. Çocuk iflas etti. Çeviremedi kuyumcu dükkanını, iflas etti. Sonra gitti babasının bir dostuna. Kapısına kadar geldi, dedi ki; babamın dostudur, yıllarca ticaret yaptılar, ondan biraz borç alayım. Tekrar sıfırdan başlayayım, bir tezgah kurayım. Tekrardan kuyumculuk yapayım. Baba dostuna gitti. Baba dostu evin içinde olmasına rağmen, onun adamları dediler ki bu çocuğa: ”Şu anda burada yok.” Çocuk, orada olduğunu bilmesine rağmen kapıdan çıktı gitti. Yazıklar olsun dedi. Babamla o kadar çalıştı. Bana bir yardımda bulunmadı. Bırak, benimle bir görüşmedi bile. Çocuk dükkanında oturuyorken, dükkan tam tıkır, sıfır malzeme, sıfır sermaye. Dükkanında oturuyorken bir adam geldi. Bir çuval inci getirdi. Tezgahına döktü. Al kardeşim bu incileri. Ya dedi, benim babam vefat etti. Allah rahmet eylesin. Şimdi ben de iflas ettim, işleri çeviremedim. Bunları senden alacak param yoktur. Olsun dedi, sen bu incileri benden veresiye al. Ben bir hafta daha çarşıdayım. Buradayım. Bir hafta içinde sattığın kadarının parasını alırım senden. Adam, Allah senden razı olsun kardeşim dedi. Birkaç saat sonra başka bir adam geldi ve oradaki incileri gördü. Bütün incileri satın aldı. Hepsini birden satın aldı, tek seferde. Adam parayı cebine koydu. Gelen insana parasını verdi. Sonra gitti o zengin baba dostuna. Gitti, selam verdi. İçeride midir dedi. Adamları dedi ki, içeridedir. İçeriye girdi. Hoş geldin, beş gittin, sefa geldin. Güzel ağırladı çocuğu. O baba dostu. Genç dedi ki, yav ben buraya beş kuruşsuz geldim. Sen beni kapından içeriye sokmadın. İçeride olduğunu bilmeme rağmen… Şimdi benim işlerim yerine gelmeye başladı, ticaret yaptım. Güzel kazanç sağladım. Tekrar tezgahımı kurdum. ”Sen hemen beni içeriye aldın. Paraya tamah edilir mi” dedi. ”Ayıp değil mi” dedi. Baba dostuna. Baba dostu dedi ki: Hemen sui zan etme. Bak bunu gizleyecektim ama sen bana sui zan ettin. Günaha girdin. “Ben sana şimdi bu işin sırrını açıklamak zorundayım” dedi. O sana ilk gelen, bir çuval inciyi bırakan kişi benim elemanımdır. O sana ikinci gelen kişi de benim başka bir elemanımdır. Sana incileri veresiye bırakanla, senden incileri satın alan benim elemanlarımdır. Bu çevirdiğim para da benim paramdır. Ben, gururun kırılmasın, incinmeyesin diye babanın hatrına, sana borç verip seni ezmek istemedim. Hayatın boyunca bana borçlu olursun, bana bakışın değişir. Bunun olmasını istemediğim için böyle bir oyun ettim. Bana hakkını helal et kardeşim, der. İlk bakışta nasıl görünüyor kardeşler? Bu adam bizim malımıza hürmet eden, bizim kazancımıza, kazanırsak bize hürmet eden… kazanmazsak bizi aşağılayan bir adam gibi… Öyle değil. Her zaman hüsnü zan eder. Müslüman, önce hüsnü zan eder. Biz de hüsnü zan edeceğiz İnşaallah. Alah’ımız diyor ki: “O gün bir nidacı nida eder.” “Nerede o bana şirk koştuğunuz putlarınız?” Ayet bitiyor. Onlar derler ki: “Biz sana arz ediyoruz Allah’ım.” Biz onlardan kimseyi görmedik. O putlardan, o ilahlarımızdan kimseyi bu mahşer meydanında görmedik. Hiç bilmiyoruz. Biz sana bu durumu arz ediyoruz Allah’ım. O burada, heykelleri dikilen sahte Tanrılar… Allah onlara diyecek ki… Nerede sizin Tanrılarınız? Hadi çıkartın karşıma. Hiç bir tanesi bulunmayacak. Çünkü… Heykellerin tamamı kıyametle yok olacak. Putlarının tamamı , kıyametle beraber yok olacak. Öyle ki, mahşere çıktıkları zaman.. Allah, hesabı sorduğu zaman kullarına… Bu benim putumdur diyemeyecek. Çünkü orada yakinen Allah’ın tek ilah ve tek yaratıcı olduğunu bilecekler. Buna iman edecekler. Bundan dolayı, o müşriklerin de tamamı putlarını reddedecekler. Nereye kadar? Ağalığın, paşalığın nereye kadar? Mahşere gidinceye kadar. Orada her şeyi itiraf edeceksin. İşte İslam diyor ki, Allah bu kitabında diyor ki, sen orada itiraf etme. Orada bir anlamı yok. Kurtaramıyorsun. Sen bu itirafı daha dünyada iken, ben sana nefes vermiş iken yap. Bu itirafı yapmazsan orada seni en sevdiğin peygamberlerin bile kurtaramaz. Kurtarabilseydi kendi karısını kurtarırdı, kendi çocuklarını kurtarırdı. Allah bize rahmet etsin kardeşler! Amin!

Tebliğ et!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir