GÜNAHKARLAR CENNETE GİRECEK! UMUTSUZLAR GİREMEYECEK

18 yaşında bir delikanlı ne günah işlemiş olabilir ki… Ebu Cehil’e bile açılması muhtemel kapıları kendisi için kapalı görecek? Şeytan böyle istiyor. Boynu bükük, umutsuz müslüman istiyor. O yüzden, Allah yoktur diyene de kafir deniyor, haşa Allah’ın oğlu var kızı var diyene de kafir diyor Kur’an, Allah’ın rahmetinden umut kesene de kafir diyor. “Allah benim Allah’ımdır!” diyeceksin. “Allah benim Allah’ımdır! Bir varil içki içtiğim gün de umutla kapısında yalvaracağım, gözyaşı dökeceğim Benim Allah’ımdır… Birileriyle değil. Direkt ben, “Ya Rab!” diyerek çağıracağın bir Allahtır O! Esselamu aleyküm ve rahmetullahu ve berakatühü Güzel kardeşlerim birinci cümlem şudur: Hepimiz biliriz ki, Allah boş ve gereksiz bir iş yapmaz. Böyle bir şey hiç yapmadı Allah. En değerli tuttuğu mahluku olan insan da… hiçbir şekilde Allah’ın gereksiz işlerinden biri olmaz. Yani Allah içimizden veya şu dünyadan hiçbir insanı “Ne biliyim kalabalıkta yaratılmış işte!” diye yaratmadı. Hiçbirimiz dolgu malzemesi değiliz bu dünyada. En yaşlımızdan en gencimize kadar hepimiz cennet adayıyız. Cennet adayı olmak en değerli tutulacak konumda olmak demek. Dolayısıyla arkadaşlar içimizden herhangi birimiz özellikle genç kardeşlerime… …hitaben bunu söylüyorum. Bir tanemiz kendimizi cennet standartları dışında… gördüğümüz dakika …şeytanın avuçlarındayız demektir. Çünkü Allah’a göre biz, cennet için yaratıldık. Şeytan ise cehennemlik olmamızı istiyor. Allah’ın bize çizdiği yörünge; kumar oynasak da, zina işlesek de adam öldürsek de 40 yıl namaz kılmasak da Allah’ın bize planladığı yörünge; cennet yörüngesidir. Bunun için, katil olan kullarına bile… …sarhoş olan kullarına bile… …hangi cinayeti işlerse işlesin bütün kullarına… “Ey kendilerine zulmeden kullarım! Benden umudunuzu kesmeyin” diye hitap ediyor. Onun için biz bu dünyada geçen sene filan haramı işleyip kötü müslüman olduğumuza takılıp kalmayız. Ya nereye takılıp kalırız? Allah’ın bize planladığı yeri biz kendimiz için uygun bulmamaya takılıp kalırız. O yüzden, ‘Allah yoktur’ diyene de kafir deniyor, haşa Allah’ın oğlu var kızı var diyene de kafir diyor Kur’an. Allah’ın rahmetinden umut kesene de kafir diyor. Kur’an ayeti bu. İman etseydi Ebu Cehil’e bile cennetin kapısını açacak mıydı Allah ? Açacaktı. Nitekim oğlu peygamber öldürmek isteyen adam İkrime, cennetin kapısını açtı mı ona Allah? Açtı. Kaç gavur yetişti Ebu Cehil’in eline su dökecek bu dünyada! 18 yaşında bir delikanlı… …ne günah işlemiş olabilir ki? Ebu Cehil’e bile açılması muhtemel kapıları kendisi için kapalı görecek. Eğer içimizde Allah’ın sıfatlarını “Say bakalım!” dediğimizde pek çoğumuz Allah’ın sıfatlarını sayıyor… …ki sayar… imanın şartlarını say dediğimizde sayıyor ve sayar ise sonra da “Kardeşlerim! ‘Ben bu gece ölürsem cennetteyim sabahleyin’ diyen ayağa kalksın.” dediğimde kimse kalkmıyorsa …”Bu bilginin içinde Gafur, Rahim olan Allah nerede?” derim ben. Hani Allah’a iman ediyorduk? Say Esma-i Hüsna’sını derken Allah’ın herkes sayıyor çocuklar bile sayıyor. “Umudun var mı Allah’ın cennetine girmeye?” deyince… …boyun bükülüyorsa yanlış rol oynuyoruz. Şeytan böyle istiyor. Boynu bükük, umutsuz müslüman istiyor. Halbuki biz cehenneme de adayız. Cennete de adayız. Cehennemden ödümüz patladığı kadar, Cennetle mutlu yatar mutlu kalkarız. Böyle bir ümmetiz biz. Allah böyle istiyor. Asık suratlı, boynu bükük, umutsuz müslüman; Peygamber (s.a.v)’in yetiştirdiği müslüman değildir. Öyle bir Müslüman terörist de olur, kendi camisini de bombalar, namazı da bırakır yarın, zina da işler…Umudu yok ki! Ölmüş eşek kurttan korkmazmış ya öyle olur o artık. Onun için kardeşlerim, evli olan kardeşlerime özellikle. Aman çocuklarınıza bu aşıyı yapın diye söylüyorum. Benim genç kardeşlerime de bundan sonra hayatınızı böyle yaşayın diye söylüyorum. “Allah benim Allah’ımdır!” diyeceksin, bu kadar. Allah benim Allah’ımdır! “Bir varil içki içtiğim gün de… umutla kapısında yalvaracağım, …gözyaşı dökeceğim benim Allah’ımdır!” Birileriyle değil, direkt ben. “Ya Rab!” diyerek çağıracağın bir Allah’tır O! Genç kardeşlerime ve bütün müminlere diyorum ki, bakınız su yerine içki tüketmiş yani içkiyi su gibi kullanmış bir nesil olan sahabinin önceki dönemi neslini hiç kimse yakalayamaz. Alkolden şimdi korkuyor insanlar. Fazla içersen siroz olursun diye. Onlar böyle bi korku taşımıyorlardı. Kolay kolay onların cahiliye dönemi günü kadar tüketemez kimse o melaneti. Bir kere ‘Sen benim Rabbimsin Allah’ım!’ dediler. “Evet, ben senin Rabbinim” sözünü kulaklarıyla duydular. Kıyamete kadar gerçek budur. Güzel kardeşlerim! Siz Ümmet-i Muhammed’in çocuğu olun! Ümmetten başkasıyla ilgilenmeyin. Toplayan olun, dağıtan olmayın. Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki; Bir müslüman öldüğünde… 4 mümin 1,2,3,4… 1000 falan değil ha, sadece böyle 1,2,3,4 mümin…. onun cenazesine gidip ‘Ya Rabbi, biz bunu iyi insan biliyorduk iyi mümin biliyorduk.’ …derlerse, öyle kabul eder Allah. Onu buyuruyor. Bu ne demek arkadaşlar? Bu ne demek? Birbirimiz hakkında “Sen önce hangi kızla dolaşmıştın?” “Sen daha önce hangi siteye girmiştin?” Biz birbirimizin bu tip ayıplarıyla uğraşmak için mümin olmadık. Birbirimizin güzel şahitleri olmak için yaratıldık. İslamiyet böyle bir din. Birbirimize hayırda, güzellikte, teşvikte destek olacağız. Bugün Müslümanlar olarak siz de görüyorsunuz ki: Birbirimizin frekans farklılıklarıyla bile uğraşarak enerjimizi bitiriyoruz. Mesela “Filanca hoca efendiden Kur’an okuyorsun sen.” Yahu Allah’ın kitabını okuyorsun. Öbür Müslüman sana diyorsa: “Oraya gitme, o adam filancalardan..” E Kur’an benden ama. Bu Kur’an Allah’ın kitabı. Gavurlara bile rahmet oluyor, filan hoca okutunca o Kur’an olmuyor… Böyle şey olur mu? Bir yerde Allah deniyor, “Onların yöntemi yanlış!” Allah demenin yanlışı doğrusu olur mu ya? Evet ben oraya gitmiyorumdur. Ben başka yerde okuyorum. Herkes bir şehirdeki bir okulda okumak zorunda değil ki! Diploması aynı olsun hangi okulda okursan oku. Müslümanlığımız kimsenin tekelinde değil. Din Allah’ın! Allah da benim Allah’ım! Bu şuurla devam ediniz. Sakalınız olmasa da… Geçen sene bir sabah namazı kaçırıp bugün onu kaza etmiş olsanız bile… Maa’zAllah geçmişinizde alkol bulunmuş olsa bile… Geçmişinizde filan haram bulunmuş olsa bile… …Allah’ın tertemiz mümin kullarısınız. Sizin içindir Cennet. Eğer Allah, “Baştan sona kadar… …tertemiz Ebu Bekir olanlar gibi cennete gelecekler. Başka türlü kimseyi almıyorum.” deseydi Cennet 5-10 kişiyi ancak alırdı. Ama nice kulları Allah’ın, çoook berbat bir geçmişten… …Cennete gidecekler. Bakışları bu olduğu için, böyle düşündükleri için. Kardeşlerim, ya Allah’ın sözüne, müjdesine inanıp cennete gideceğiz ya şeytanın aldatmalarına, tuzaklarına aldanıp Maa’zAllah onun peşinden gideceğiz. Geceniz mübarek olsun…Sözüm bitti. Allah’a emanet olun. Selamün aleyküm Cemaat: Aleyküm selam.


İngilizce

What could an 18-year-old man have sinned … Why do they think that Allah never forgive them even that paths likely obvious the open to Abu Jahl? The devil wants this situation, the devil wants muslims to be unhappy and hopeless. Therefore, those who say that there is no Allah are called infidels. The Quran says infidels to those who say that Allah has a son or a daughter. It says unbelievers to those who does not hope for Allah’s mercy. You must say “Allah is my creater without beginning or the end!” “Allah is my creater without beginning or the end!” In the day that I having a drink, The person I will trust with hope and tear to his mercy is my Allah. You can’t treat like you always do with someone. Directly me., “Ya Rab!” He is an only creator that you will call like that in everytime! As-Salaam-Alaikum ve Rahmetullahi ve Berakatuh. (That means, “Peace be unto you.) My nice brothers, my first sentence is this: We all know that, Allah does not do unreasoning and anything unnecessary. Allah never did such a thing. Allah who has the most valuable creature is by no means one of the unnecessary works of Allah. Allah who has the most valuable creature is by no means one of the unnecessary works of Allah. so, Allah did not create no one in the world because of it calls “How can I know? It was just created unnecessary!” because of it calls “How can I know? It was just created unnecessary!” None of us are not as filling materials in this world. We are all candidates for paradise, from our oldest to the youngest. Desiring for paradise means being in the most valuable position. Thereby, brothers I am telling this to any of us, especially to our younger brothers. I am telling this to any of us, especially to our younger brothers. If one of us thinks that he does not worth of paradise in a minute If one of us thinks that he does not worth of paradise in a minute and that means we follow the devils path. Because, according to Allah, we were created for heaven. The devil wants us to be in hell. The predestinition that we must to follow drawn by Allah; whether if we gamble, commit fornication, kill a man or not pray for 40 years the destiny that Allah planned for us is the path of heaven. For that, even his murdered servants, even his drunken servants, whatever murder they committed, he address “O my servants who tyrannized over themselves! “Don’t give up on my mercy.” For this reason, we in this world do not think that things we sinned and so we are bad muslims. For this reason, we in this world do not think that things we sinned and so we are bad muslims. For this reason, we in this world do not think that things we sinned and so we are bad muslims. so What is the thing that we always think? We often think the place that Allah has planned for us does not to worth. We often think the place that Allah has planned for us does not to worth. Therefore, those who say ‘There is no creator’ are called infidels, The Quran says infidels to those who say that Allah has a son or a daughter. The Quran says infidels to those who say that Allah has a son or a daughter. It says unbelievers to those who does not hope for Allah’s mercy. This is one of the ayaat in Quran. if Abu Jahl had faith, would not Allah forgive? Allah would. As a matter of fact, did Allah forgive İkrime who’s son wanted to kill prophet? As a matter of fact, did Allah forgive İkrime who’s son wanted to kill prophet? Allah did. How many infidels have grown in this world that will be ahead of Abu Jahl! What sin could an 18-year-old boy have committed? What sin could an 18-year-old boy have committed? Why do they think that Allah never forgive them even that paths likely obvious the open to Abu Jahl? When someone said “You counts attributes of Allah.” If one of us counts attributes of Allah When someone said “You counts attributes of Allah.” If one of us counts attributes of Allah When someone said “You counts attributes of Allah.” If one of us counts attributes of Allah and I think everyone could this and when we said “say The six articles of the Islamic faith” and if it could and then When I said “Brothers! ‘the person who says if I die tonight, I will be in heaven in the morning ‘ have to stand up right now, whether nobody does not stand up, “Where is Gafur or merciful Allah, in this case?” I say. Does not we believe in God? when we said “Say 99 beatiful names of Allah.” everybody can counts, even children can. when we said “Say 99 beatiful names of Allah.” everybody can counts, even children can. “Do you have any hope to go in Allah’s paradise?” When we asked; if we blush, we are playing the wrong role. “Do you have any hope to go in Allah’s paradise?” When we asked; if we blush, we are playing the wrong role. The devil wants this. It wants muslims to be hopeless and unhappy. However, we are aspirants for hell. for heaven, too. we are afraid of hell, At the same time, we are hopeful and happy for heaven. We are ummah like this. Allah wants that. A sulky, sorrowful, hopeless muslim; It is not a Muslim raised by the Prophet (pbuh). It is not a Muslim raised by the Prophet (pbuh). Such a Muslim would be a terrorist, bombs its own mosque, leaves the prayer tomorrow, also fornicate… No hope! dead mice feel no cold. Therefore, my brothers and sisters, especially the married ones, I’m telling your kids to give this vaccine. I tell my young brothers to live your life like this from now on. I tell my young brothers to live your life like this from now on. “Allah is my creater without beginning or the end!” you say, that’s it. Allah is my creater without beginning or the end! In the day that I having a drink, The person I will trust with hope and tear to his mercy is my Allah. The person I will trust with hope and tear to his mercy is my Allah. You can’t treat like you always do with someone. Directly me. “Ya Rab!” He is an only creator that you will call like that in everytime! I speak to my young brothers and all the believers that no one can come to the fore the generation of the previous period of the the companions of the Prophet Muhammed, who have consumed drinks like water. So, they used to drink as much as drinking water. that no one can come to the fore the generation of the previous period of the the companions of the Prophet Muhammed who have consumed drinks like water. So, they used to drink as much as drinking water. that no one can come to the fore the generation of the previous period of the the companions of the Prophet Muhammed, who have consumed drinks like water. So, they used to drink as much as drinking water. People are afraid of alcohol now. because of if you drink too much, you will have cirrhosis. They had no such fear. No one can easily consume alcohol as much as in the day of their age of Ignorance. Once, ‘You are my Rab(Lord), my Allah!’ they said. They heard the word “Yes, I am your Lord” with their ears. They heard the word “Yes, I am your Lord” with their ears. This is truth until the day of judgement. Nice brothers! follow the Ummah of Prophet Muhammad! Do not interested in anyone except Ummah. Be a peacemaker, don’t be a mischief-maker. Our Prophet (pbuh) says that; When a muslim dies… if 4 muslims; 1,2,3,4… not 100 muslims, only 1, 2, 3, 4 mu’mins(muslims) go to his funeral and pray like ‘Ya Rab, we know this a good person, we know he is a good believer. ‘, Allah accept like that. He commands this. What does that mean bros? What is that meaning? “Which girl did you hang out with first?”, “Which site did you commit theft before?” We did not believe in Allah because of dealing with things that they did such shame. We were created to be tremendous witnesses of each other and to notice that beauty. Islam is this kind of a religion. We will support each other in goodness, beauty and encouragement. Today, as Muslims, you can see that we end our energy by dealing with each other’s embarresment. For example, “You are reading the Quran from the group of master.” You are reading the holy book of Allah. If the other Muslim says to you: “Don’t go there, from that group of fools.” but we read the same book bro. This is the last and real book of Allah. Even Quran have mercy on the non-muslims, and when somebody teaches it, there is no Qur’an. Even Quran have mercy on the non-muslims, and when somebody teaches it, there is no Qur’an. Is it possible? In somewhere people pray to Allah, and you “Their method is wrong!” Is it possible to say wrongly or properly Allah? Yes, I do not prefer them. I participate in elsewhere. Not everyone has to study at only a school in a city! Get the same certificate no matter which school you study at. Our Islam is not monopolized by anyone. The religion belongs to Allah! “Allah is my creater without beginning or the end!” Continue with this consciousness. Even if you don’t have a beard … Even if you missed a morning prayer last year and prayed instead of it today … Maa’zAllah even if you drank alcohol in the past … Even if you have fornicated in your past … … you are the immaculate(not perfect) believers of Allah. Heaven is for you. If Allah said, “They will come to heaven like those who are perfect like Abu Bakr from beginning to end. I do not take anyone else.” If Allah said, “They will come to heaven like those who are perfect like Abu Bakr from beginning to end. I do not take anyone else.” If Allah said, “They will come to heaven like those who are perfect like Abu Bakr from beginning to end. I do not take anyone else.” Heaven would only take 5-10 people. But many of his servants from a very terrible past … will go to the heaven. Because this is their opinion, because they think so. Because this is their opinion, because they think so. My brothers, we will either believe in Allah’s word and gospel and go to heaven, or we will go to hell by after being deceived by the devil’s deceit and traps. Maa’zAllah. May your night be blessed… My speech is over. Allah bless you and keep you safe. EsSalamu Alaikum Congregation(audience): Ve Alaikum EsSalam


Fransızca

Quel péché un garçon de 18 ans aurait pu commettre… pour voir les portes fermées pour lui, alors qu’elles sont susceptibles de s’ouvrir même à Abu Jahl ? C’est ce que veut Satan. Il veut un musulman triste et désespéré. C’est pourquoi, ceux qui disent qu’Allah n’existe pas sont appelés mécréants (Kafir) Loin de là, ceux qui disent qu’Allah a un fils ou une fille sont aussi appelés mécreants dans le Coran, Ceux qui désespèrent de la Miséricorde d’Allah sont aussi appelés mécréants. Tu dois dire: “Allah est mon Allah (mon Dieu)!” “Allah est mon Dieu!” Le jour où j’aurais bu un tonneau d’alcool je vais implorer son pardon avec espoir, je vais pleurer Mon Allah… Pas avec d’autres. Moi directement (sans intermédiaire) C’est un Dieu que tu vas appeler en disant “Ya Rab! (Ô Seigneur!)” Asselamou aleykoum ve rahmetullahou ve berakatuhu Mes chers frères et soeurs, ma première phrase est la suivante: Nous savons tous que… Allah ne fait rien de vide et d’inutile. Allah n’a jamais fait quelque chose de telle. L’Homme, qu’Il considère comme Sa créature la plus précieuse… …n’est en aucun cas une des œuvres inutiles d’Allah. Ainsi, Allah n’a créé aucun être humain, que ce soit parmi nous ou ailleurs dans le monde en Se disant “qu’en sais-je, untel a été sûrement créé … …dans le chahut” Aucun de nous n’est un matériel de remplissage dans ce monde. Du plus âgé au plus jeune, nous sommes tous candidats au paradis. Être candidat au paradis signifie Être dans la position (statut) la plus précieuse. Alors les amis Je dis ça à chacun d’entre nous… et en particulier à mes jeunes frères et sœurs. Si l’un parmi nous remarque qu’il n’est pas aux normes… du paradis, cela signifie qu’il est entre les mains de Satan (le diable). Parce que selon Allah, nous avons été créé pour le paradis. Mais Satan veut que nous peuplions l’enfer. La trajectoire qu’Allah nous a tracé, même si nous jouons aux jeux d’argent, même si nous commettons l’adultère, même si nous tuons une personne, même si nous ne prions pas pendant 40 ans, Le chemin qu’Allah planifie pour nous nous mène au paradis. C’est pourquoi, Allah s’adresse aussi Ses serviteurs qui ont tué, …à Ses serviteurs qui sont ivres… … quel que soit le meurtre qu’ils commettent à tous Ses serviteurs: “Ô serviteurs qui se persécutent! Ne perdez pas espoir (de Ma Miséricorde)” C’est pour cela que dans ce monde, nous ne nous attardons pas sur le fait d’avoir commis tel péché l’an dernier et nous n’en concluons pas que nous sommes de mauvais musulmans. Mais sur quoi nous attardons nous alors? Nous nous attardons sur le fait que nous ne méritons pas… …l’endroit (le paradis) qu’Allah nous a planifié C’est pourquoi, ceux qui disent qu’Allah n’existe pas sont appelés mécréants (Kafir) Loin de là, ceux qui disent qu’Allah a un fils ou une fille sont aussi appelés mécreants dans le Coran, ceux qui désespèrent de la Miséricorde d’Allah sont aussi appelés mécréants. C’est le verset du Coran Allah ouvrirait-il même la porte du paradis à Abu Jahl s’il avait la foi? Oui (Il lui ouvrirait). En effet, Ikrim (prénom), cet homme dont le fils a essayé de tuer un prophète Allah ne lui a-t-il pas ouvert la porte du paradis? Il lui a ouvert. Combien de mécréants ont grandi dans ce monde, des mécréants qui dépasseraient Abu Jahl! Un jeune homme de 18 ans… Qu’a-t-il pu commettre comme péché? pour voir les portes fermées pour lui, alors qu’elles sont susceptibles de s’ouvrir même à Abu Jahl ? Si nous disons: “Voyons voir, qui parmi nous… …connait les attributs d’Allah? Cite-les” Bon nombre d’entre nous les citerait …nous les réciterions… Si nous demandons de citer les conditions de la foi, s’il les cite et qu’il peut les citer… Et que par la suite nous disions: “Mes frères et soeurs! Celui qui affirme: “Si je meurs ce soir, j’irais au paradis” Qu’il se lève/montre” Si je dis ça et que personne ne se lève… Je dirais alors : “Où est, dans la connsaissance que vous avez, Allah qui est Gaffour (Pardonneur), Rahim (MIséricordieux)? N’avions nous pas la foi en Allah? Lorsque nous demandons de citer l’Asma-ul Housna (les noms d’Allah) tout le monde les citent, même les enfants. Mais lorsque nous demandons “Avez-vous espoir pour rentrer dans le paradis d’Allah?”… …si nous désespérons et nous nous attristons, c’est que nous nous trompons dans notre rôle. C’est ainsi que veut Satan. Il (Satan) veut un musulman triste et désespéré. Alors que nous sommes candidat à l’enfer. Nous sommes aussi candidat au paradis. Nous avons autant peur de l’enfer que… …nous sommes heureux pour le paradis Nous sommes ainsi comme Oummah. C’est ce que veux Allah. Le musulman grincheux, triste, désespéré n’est pas le musulman que le Prophète (s.a.w.) a élevé. Ce genre de musulman peut tantôt être un terroriste, il peut tantôt bombarder sa propre mosquée, il peut aussi arrêter la prière le lendemain, il peut aussi commettre l’adultère… il n’a pas d’espoir! Comme on dit, l’âne qui est mort n’a plus peur du loup (proverbe turc) Mes frères et soeurs, surtout ceux qui sont mariés, apprenez bien cela à vos enfants. C’est pour ça que je vous le dis. Je le dis aussi pour que mes frères et soeurs plus jeunes… … vivez votre vie de cette manière. Vous devez dire “Allah est mon Allah (mon DIeu)!” C’est tout. Allah est mon Dieu! “Même le jour où j’aurais bu un tonneau d’alcool… je vais supplier à Sa porte avec espoir, … je vais pleurer, c’est mon Allah!” Pas avec d’autres, moi directement. “Ya Rab (Ô Seigneur)!” C’est ainsi que tu t’adresse à ton Allah! Je dis à tout mes frères et soeurs, et à tous les mu’mins (croyants): Regardez cette génération qui a bu de l’alcool à la place de l’eau ce que je veux dire, c’est que cette génération a consommé l’alcool comme s’il buvait de l’eau c’est la génération avant les compagnons dont je vous parle Personne ne peut les rattraper dans cette habitude. De nos jours, les gens ont peur de l’alcool. Parce qu’en boire beaucoup induit une cirrhose. Ceux d’avant ne craignaient pas cela (la cirrhose). Aujourd’hui, personne n’oserait consommer cette boisson maudite autant que ces ignorants. Déjà, ils ont dit: “Ô Allah, tu es mon Seigneur!” Et en réponse à cela, ils ont éntendu “Oui, je suis ton Seigneur” de leurs propres oreilles. Ceci est la vérité jusquà l’apocalypse (Al-Qiyama). Mes chers frères et soeurs! Soyez les enfants de la Oummah (communauté) de Mohammmed ! Préoccupez-vous que de la Oummah. Soyez ceux qui réunissent, pas ceux qui dispersent. Notre Prophète (s.a.w) indique que … …lorsqu’un musulman meurt… 4 musulmans 1, 2, 3, et 4… Pas 1000 non, seulement 1,2, 3, 4 mu’mins (croyants)… si 4 mu’mins vont à son enterrement et disent: “Ya Rabbi, nous savons que c’était une bonne personne, que c’était un bon mu’min” … s’ils disent cela, alors Allah le reconnait. Il l’admet ainsi. Que signifie cela les amis? Qu’est ce que cela signifie? Nous ne sommes pas croyants pour demander : “Avec quelle fille es-tu sorti pour la première fois?” “Sur que site (internet) es-tu allé auparavant?” Nous ne sommes pas devenus mu’mins pour nous préoccuper des erreurs de ce style de nos semblables. Nous avons été créé pour être des bons témoins pour nos semblables. L’islam est une telle religion. Nous nous soutiendrons mutuellement dans la bonté, la beauté et l’encouragement. Aujourd’hui, en tant que musulmans, vous pouvez voir que nous finissons notre énergie en traitant les différences de fréquence des uns et des autres. Par exemple : “TOi tu lis le Coran de tel Imam” Hey!! Tu lis le Coran d’Allah. Si un autre musulman te dis: “Ne vas pas là-bas, cet homme est de telle communauté (islamique)…” Dis lui: MAIS le Coran est de moi ! Le Coran est le livre d’Allah. Il (le Coran) est une miséricorde même pour les mécréants, mais si c’est tel imam qui le lit… … ce n’est plus le Coran…Est-ce que cela est possible/acceptable? On invoque Allah à un certain endroit, “Leur façon d’invoquer est mauvaise/fausse!” Est-ce qu’il peut exister une mauvaise façon ou une meilleur façon d’invoquer Allah? Bien sûr, je n’y vais pas. Je lis (le Coran) ailleurs. Tout le monde ne peut pas étudier dans une même ville dans une même école! Tant que le diplôme est le même, peu importe l’école. Notre Islam/religion n’est monopolisé par personne. La religion est celle d’Allah. Et Allah est mon Allah/Dieu ! Continuez avec cette conscience. Même si vous n’avez pas de barbe… (= même si vos paroles ne sont pas reconnues autour de vous) Même si vous avez râté la prière du matin (Sobh) l’année dernière et que vous la rattrapez qu’aujourd’hui… Maa’zAllah (Qu’Allah bénisse), même si vous avez déjà consommé de l’alcool dans votre passé… Même si tel ou tel péché a été commis dans votre passé… …vous êtes les croyants immaculés d’Allah. Le paradis est pour vous. Si Allah avait dit: “Seules les personnes immaculées du début à la fin, comme Abu Bakr, iront au paradis; Autrement, Je ne laisse rentrer personne” Le paradis serait peuplé seulement de 5-10 personnes. Mais plusieurs serviteurs d’Allah, malgré leur passé trèèès misérable, …iront au paradis. Parce qu’ils le pensent, parce qu’ils y croient. Mes frères et soeurs, Soit nous croirons en la parole, la promesse d’Allah et nous irons au paradis… Soit, Maa’zAllah (qu’Allah bénisse), nous serons trompés et piégés par Satan et nous le suivrons (en enfer). Que votre nuit soit bénie… Ma parole s’est terminée. Qu’Allah vous préserve. Assalamou aleykoum La communauté: Wa alaykoum salam.

IŞINLANMA GERÇEKTEN OLDU

Bir yazı yazmıştım, bir kaç yıl önce bu mesele ile alakalı. Bu yazıyı nakletmeden geçemeyeceğim. Işınlanma… Şu anda dünyamızda ışınlanma mümkün mü? Hayır… Yapamadılar. Yani, hücreleri ayırabiliyorlar ama yok oluyor. Onu tekrar başka bir yerde var edemiyorlar. Teknik oraya kadar gelebilmiş değil. Peki bu kitap; bir nesneyi, bir cismi bir yerden başka bir yere ışınlayan bir adamdan bahsediyor mu? Bu kitapta bir adamdan bahseder: Süleyman Aleyhisselam’ın veziri Hazreti Asaf, Allah ondan razı olsun. İnşallah Rabbim nasip eder cennete gider isek ellerini öpmeyi Mevla bize nasip etsin. Öyle bir zat ki Allah’ın peygamberi Süleyman Aleyhisselam onun hakkında diyor ki: ”Dağların hareket edeceğine inanırım, Asaf’ın ayaklarının bu dinden hareket edeceğine inanmam!” O kadar güvenmiş vezirine! İmanı o kadar kuvvetli bir zat ki, bu dinden ve hikmetten ayakları bir karış hareket etmez, sabit! Böyle bir zat. Nakliyeci ve ışınlanma diye bir yazı. Kur-an’da bir melikenin tahtını bir ülkeden başka bir ülkeye göz açıp kapayıncaya kadar getirebilen bir adamdan bahsedilir. ”Kitaptan ilmi olan bir zat gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm.” Dedi. Neml Suresi. ”Kitaptan ilmi olan bir zat.” Allah Levh-i Mahfuz’dan ona bir ilim verdi. İlim ne? Herhangi bir nesneye dua ediyor, o nesne o ülkeden başka bir ülkeye gidiyor. Şu ilme bak! Burada sözü edilen kimse Süleyman Aleyhisselam’ın veziri olan Hazreti Asaf’tır. Allah’ın böyle bir gücü, günümüzde yaşayan bir kimseye verdiğini hayal edelim. Şimdi, o zamanda Süleyman Aleyhisselam’ın yanındaki zat a verdi bunu. Günümüzde böyle birisine verdiğini hayal edelim. Aranızdan herkes kendisine döndürsün olayı şimdi. Benim bir duam ile istediğim arabayı istediğim yerden istediğim yere getireceğim. İzmir’de arabaya bi bineceğim… İzmir’de ben bu arabayı beğendim, tamam, ekspertizini de yaptım arabada sorun yok. Hiç o 30 tane 40 tane arabayı bir yere götürmek için hamle yapmayacağım. Bir dua yapacağım arabaya araba tak İstanbul’da garajda olacak! Düşünebiliyor musun böyle bir şeyi! Vermedi Allah! Buradan kimseye vermedi bunu. Bu adam, bir nakliye firması kuruyor, ama tek başına çalışıyor. Böyle bir gücün olsa ne yaparsın ilk? Nakliye firması yaparsın. Nakliye firması kurarsın ama tek başına çalışıyorsun, tek kişisin. Kamyon yok, mazot yok, eleman yok, kira yok. Risk sıfır! Sıfır risk! Yorulmak yok, malın çürümesi riski yok. Kendisine getirilen her çuvalı veya her koliyi bir dua ile istenilen yere ışınlayabiliyor! ”Bunu buraya götür!” Diyorsun. Ptt gibi 3-5 gün bekletmek yok, para falan yok! Kapısına bir tır dolusu çanta getiriyorlar, tırı bir anda İstanbul’dan Sivas’a yollayabiliyor. Bu adam, bu özel yeteneği ile hiç sermayesi olmamasına rağmen bir kaç yıl içerisinde dünyanın en zengin adamları listesine girer mi girmez mi? En zengin adamı olur! Kargo ve taşıma şirketleri, kazançlarını dibe indiren bu adamı öldürmek için en yetenekli katilleri kiralamaz mı? Bu kargolar ne yapacak? Bütün millet bu adama gidecek. Bir mesajla ”Şu eşyamı buraya getirir misin, şu arabayı buraya getirir misin, şu evi buradan taşır mısın?” Tek mesaj! Adam da tak tak bir dua yapacak Allah Teala’nın verdiği kudret ile taşınacak. Şimdi, kimsenin kargo ile işi kalır mı? Kargocuya falan kimse gitmez! Bu kargocular ne olur? Aç kalırlar. Aç kaldıkları zaman ne yaparlar? ”Bu adamı nasıl öldürebiliriz?” Onun derdine düşerler. Hani bugün çıksa bir adam dese ki: ”Ben kansere çare buldum!” Beş gün yaşar! Bulsa bile kansere çare 5 gün yaşar. Altıncı gün, o kanser ilaçlarını yapanlar bu adamı öldürürler, yaşatmazlar! Tarihte bu vakıa lar çok görülmüştür. Çünkü çok büyük yatırım yapılmış, depolar kanser ilaçları ile dolu, kemoterapiler falan… Müthiş kimyasallar karıştırılmış ve büyük paralar akıtılmış. Bunların geri dönüşümü olması gerekiyor. Geri dönüşümü olabilmesi için insanların kanser yapılması lazım önce. Önce kanser yapacağız. Nasıl kanser yapacağız? GDO lar ile. Yedikleri gıdaların hepsine şırınga basacağız. Çok daha büyük olacak, lezzeti az olacak ama çok daha büyük olacak. Çok yiyecekler ve yaşam limitleri azalacak. Kanser yüzdeleri, o ülkelerdeki kanser yüzdeleri çok artacak! Son 10-15 senede ülkemizdeki kanser limitlerine bakın, yüzdelerine bakın. Onbeş sene önce Türkiye’deki kanser yüzdelerine bakın. GDO girdiğinden beri, destek gıdası girdiğinden beri kanser miktarları yüzde 400 artmış, yüzde 500 artmış vaziyette! Bu, açgözlülük! Açgözlülükten sebep kimyalarımızı bozuyorlar, DNA mızı bozuyorlar! Bir fareye bilim adamları deney yapmış, GDO lu gıda veriyorlar fareye, yanındaki fare kardeşine kankisine GDO suz veriyorlar. Fare 1 buçuk senede şişiyor, her tarafı şişiyor! Kanser, tümör… Tümör, GDO lu gıda yiyen farenin bütün vücudunu kapsıyor. YouTube da videosunu gösterdiler bana. İki tane fare, 1 buçuk sene… Biz bunu 40 sene yiyoruz 30 sene yiyoruz! Tabii ki 50 de 60 da tak hemen doktor kötü haberi sana vermiyor, imanın zayıfsa ”Bir arkadaşı çağırır mısın?” Diyor. ”Ben bi görüşeyim.” Diyor.”Onunla bi bir kaç taktik görüşeyim.” Diyor. Seninle konuşmuyor, kanser olduğunu yüzüne söylememek için. Yanındaki kişiye: ”Bu kişi kanser olmuş.” Diyor. ”İyi bakın, gönlünü yapın, gelsin-gitsin kemoterapi alsın, ama 100 hastanın 97 si gider.” Diyor. Bunu söylüyor. Böyle bir adam olsa, bu adamı yaşatmazlar! Süleyman onu, Melike’nin tahtını, yanında duruyor görünce dedi ki: ”Bu, Rabbimin bir lütfudur. Şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğimi sınıyor.” Hükmü ile sabittir ki Allah Teala böyle harikulade bir işi bir mucize olarak peygamberine vermemiş, bir keramet olarak peygamberinin baş danışmanına vermiştir. Şimdi, Süleyman Aleyhisselam ne istedi? Melike Belkıs’la bir savaş durumu ortaya çıktı. ”Ordumla beraber gidip ülkesini almak istiyorum.” Dedi. ”Ama… Belki savaşa gerek olmaya da bilir.” Dedi. ”Eğer, aranızdan birisi, Melike’nin tahtını buraya getirirse ben onu sarayıma davet edeceğim.” ”Tahtının buraya bir anda geldiğini görürse benim kuvvetimi anlar, adamları da öldürmemiş olurum. Tek bir hamle ile ülkesini fethetmiş olurum.” Diyor. Çok zekice bir hareket! Kim yapabilir diyor Süleyman Aleyhisselam, aranızda bunu kim yapabilir? Cinlerden bir ifrit diyor ki: ”Ben, gözünü açıp kapayıncaya kadar o tahtı sana getiririm.” Diyor. ”Belkıs’ın tahtını sana getiririm.” Süleyman Aleyhisselam diyor ki: ”Başka!” Hazreti Asaf diyor ki: ”Ben, Allah’ın izniyle getiririm.” Dediği anda tahtı yanında görüyor! Bak, gözünü açıp kapayıncaya kadar falan değil, o 1 saniyedir çünkü. Gözü açıp kapama 1 saniyedir, bir andır. Hazreti Asaf ise: ”Ben getiririm Allah’ın izniyle.” Dediği anda Süleyman Aleyhisselam bir bakıyor taht hemen yanında! Biz bir nimet ile karşılaştığımız zaman ne yapıyoruz? Biz, avam olarak: ”İşte bu bee, işte buu! En sonunda kazandım! Oldu bee! Üçüncü yazlığımı aldım!” Süleyman Aleyhisselam bir nimet ile karşılaştığı zaman ne yapıyor? Hemen gidiyor, secdeye kapanıyor ve diyor ki: ”İşte bu nimet; Allah, ben şükredecek miyim yoksa nankör mü olacağım diye bana verdiği bir sınavdır.” Nimetler de sınavdır kardeşler! Allah kulu 2 şekilde sınav eder: Bir, yokluk ile. İki, varlık ile. ”Hocam, ben varlık sınavı istiyorum!” Bak, öyle deme, öyle deme! Bütün gece kulüpleri ateistler ile dolu! Bütün gece kulüpleri! Ateist, Deist! Neden? Varlık, zenginlik adama müthiş bir kibir veriyor, artık o adamın Allah’a ihtiyacı kalmıyor, dua etmeye ihtiyacı kalmıyor! Neden insanlar Ateistleşiyor? En çok Ateist kimlerden çıkıyor? Zenginlerden! Varlıklılardan. En çok Ateist bunlardan… ”Ben bir şey istediğim zaman paramı basar ve alırım.” Diyor. ”Hiç Allah’a ihtiyacım yok!” ”Bugüne kadar hiç dua etmedim.” Diyor. ”Babam da zengin idi onun babası da zengin idi.” Bakın! bu varlığı isterken 10 defa düşünün! İmanı kaybetme riski de var! Bir zengin oluyorsun, Allah bir varlık veriyor önce sohbeti bırakıyorsun, sonra namazı bırakıyorsun! Namaz senin asli vazifen. Yemek yemek gibi. Bizim, bedenimiz için yapmamız gereken bir olay var. Her gün minimum 2 öğün sabah ve akşam yemek yemek zorundasın. Yemezsen, zulmetmiş olursun nefsine, zulmetmiş olursun. Allah, yemek yemediğin için sana azap eder! Çünkü, bu beden bir emanettir. Bakmak zorundasın! İki; Ruhunu da 5 kere beslemen gerekiyor. Nasıl bedeni beslemek farz ise, ruhu da namaz ile her gün 5 defa beslemek zorundasın. Bu da Farz-ı ayn dır. Ama sen bedenine olan ihtimamı gösteriyorsun, bırak 2 yi 4 defa besliyorsun. Dört öğün 5 öğün… Çerezler, meyveler gelip gidiyor, beş öğün yiyorsun. Eee peki ruh? Bedenin gıdaya ihtiyacı var da ruhun yok mu? O mekanizmayı da Allah yaratmadı mı? Onu da muhtaç yarattı. Tek aradığı şey Rabbine kavuşmaktır. Onunla teskin olmak, huzur bulmaktır. Ruh sadece Allah’a kavuşmayı ister, başka bir şey istemez! ”Hocam; bu gezmeler, eğlenmeler, yemeler, içmeler, şehvet tatmin etmeler… Bu hazzı kim alıyor?” Ruh almaz! Bu hazzı nefs alır. Bunların tamamı nefsi hazlardır. Kısıtlı bir şekilde az az helalinden vermek zorundasın. Vermezsen yine zulmetmiş olursun. Nefsinin de hakkını vereceksin. Ama helal yolla vereceksin. Helal dairesi keyfe kâfidir, yeterlidir. Hiç harama gitmeye gerek yoktur. Bedeninin ihtiyacını karşılayan sen, orada akıllı olan sen, neden ruhunun ihtiyacını karşılamıyorsun? O ezan her gün 5 defa seni çağırıyor! Neyin peşindesin? Allah’a kulluk vazifeni hatırlaman için illa başına musibet mi gelmesi lazım? Gözünü mü kaybetmen lazım? Bacağının sakat mı kalması lazım? Sakat kalınca hemen hocaları arıyor: ”Hocam ne yapmam lazım? Bu musibet bana Allah’tan geldi biliyorum.” Diyor. ”Dönmem lazım!” ”İlk adım ne olmalı?” Yaa illa musibet mi gelmesi lazım beni araman için? Nimet verdiği zaman Süleyman Aleyhisselam gibi olacaksın! Nimet geldiği anda: ”Allah beni nimet ile sınıyor.” Diyeceksin, secdeye kapanacaksın. Buna şükür secdesi denir, şükür secdesi. Muhammed Aleyhisselam’ın sünnetlerindendir. Herhangi bir güzel haber aldığınızda, soruyorum size, en son ne zaman şükür secdesi yaptınız? Hepimizin hayatında zor durumlar olduğu gibi, güzel durumlar da oldu. İyi bir haber aldın, keyifli bir haber aldın… Ne zaman şükür secdesi yaptın? Gittin bir abdest aldın, direkt kıbleye döndün Allahu ekber dedin secdeye kapandın: ”Allah’ım sana şükürler olsun bana bu nimetleri verdin.” Dedin. Ne zaman? Yok! Oleey, yumruk şov bilmem ne… Ama şükür yok! Yaratıcımız olan Allah, bu ışınlanma nimetinin bir benzerini inşallah cennette biz kullarına da verecektir. Allah bize nasip etsin kardeşler. Oraya bir kapağı atalım, gerisi kolay! Mesele oraya girmek zaten. Öyle ki o kul, canının çektiği herhangi bir şeye ”Ol!” Diyecek! ”Ol!” Allah’ımız onu var edecektir. Çalışmak yok, hamle yok! Cennette sadece ”Ol!” Diyorsun. Dünyada iken görüştüğü bir dostuna özlem duyunca onu ziyarete gitmek isteyecek, Allah onu gitmek istediği makama ışınlayacaktır. Bakın, ışınlama nerede var? Cennette var! Allah Teala bize nasip etsin inşallah. Ölmeden önce yapılacaklar listem var benim. Ölmeden önce yapılacaklar listem 45-50 madde böyle… Yedinci madde: Ata binmek. Allah’ıma şükürler olsun hafta sonu bunu yaptım. Dostum Hakan’ın çiftliğine gittim. Her türlü bilumum hayvan mevcut. Ama ben atı gözüme kestirdim. Çünkü listemin içinde at var. Bu ata benim binmem lazım! At da kumarbaz bir at. Jokeylerin kullandığı, bir çok yarış kazanmış, şöhretli, kumarlarda kullanılmış bir iddia atı. Emekli olmuş, bu kardeşim de almış bu atı çiftliğine koymuş. Arada üzerine biniyor, geziyor falan… Atı bir gördüm… Harika, çok heybetli bir at! Dedim ki: ”Ben buna binmem lazım, o maddeyi çizmem gerekiyor.” Birinci maddeyi merak eden kardeşlerim olabilir. Birinci madde de şu: Belinden bir iplik ile bağlıyorlar seni 500 metre yukarıdan aşağıya atıyorlar. Jumping diyor buna, jumping… Bungee Jumping kardeşler… Bu benim birinci fantezim. İnşallah bunu da yapacağım bak! Aranızdan çoğu yükseklikten korkuyor olabilir. Ben yüksekliği çok severim. En sevdiğim rüyalarım uçma rüyalarım. Rüyamda çok uçarım. Ama, dünya hayatında böyle bir uçma hiç yaşamadım. Uçakla gitmişliğim gelmişliğim çoktur ama üzerimde alet olmayacak, beni uçuran bir şey olmayacak. Ben yüksekten aşağıya atlayacağım. O duyguyu yaşamak istiyorum. Belimden bağlayacaklar, şehadeti getireceğim o anda… Ne olacağı belli değil! Yani gidebiliriz kardeşler! Gidebiliriz! Orada seni bir halat tutuyor! Her an gidebilirsin! Etrafımdaki kardeşler ile helalleşeceğim. Kamera da beni çekecek orada son mesajımı size vereceğim kardeşler ve 300 metreden yukarıdan aşağıya uçacağım! Şehadetler ile dualar ile beraber uçacağım inşallah. Bu birinci madde. Yedinci maddem benim, ata binmek. Dedim, ”Ben bu ata bineceğim!” Oradan, Hakan kardeşim dedi ki: ”Yaa” Dedi, ”Bu at çok haşin bir at, uzun zamandır da üzerine kimse binmiyor hocam. Bu ata sen binersen, bu at seni üzerinden atarsa bir tarafın kırılır sonra senin dervişler bizi keser!” ”Sohbete çıkamazsan bunlar bizi döverler!” ”En iyisi mi sen bu ata binme. Sev mev işte yanında dur, bir dua oku yeter.” Hayır! Bu fantezimi yerine getirmem gerekiyor. Bu fantezimi yapmam lazım kardeşim. Atın yanına bir gittim… Verdim Fatihayı, verdim kulhu yü… Verdim Fatiha yı verdim Kulhu yü… At oldu pamuk gibi! At pamuk gibi oldu kardeşler! Atın üzerine bindim, çok güzel bir tur attım. İnşallah videosunu kardeşler hazırlıyor orada görürsünüz. Güzel bir tur attım atın üzerinde. Fakat oradan atın sahibi Hakan kardeş de gaz veriyor bana. ”Hocam ne yaptın! Evliya gibi adamsın yaa…” Falan diyor. ”At” Diyor ”Bir sakinleşti, bir sessizleşti hocam!” Diyor yaa… Atın üzerinde bir gezdik öyle Elhamdülillah, o keyfimizi de yerine getirmiş olduk. Kardeşler! Bunlar Allah’ın nimetleri. Ben, yedinci maddeyi çizmek nasip oldu. Allah nasip ederse önümde bir 40 madde kadar daha var. Onları da ölmeden önce yavaş yavaş yerine getirmeye çalışacağım. İlk hedefim birinci madde, yukarıdan aşağıya atlamak. Sona kalsın diyor bak… Hacı abi diyor ki: ”Onu sona bırak!’ Yani ”Başına bir tehlike gelmesin, en son madde o olsun.” Diyor. Takdir ettim hacı abi tebrik ederim. Kur’an’daki; ”Cennette sizin için canınızın çektiği ve istediğiniz her şey vardır.” Haberi bunun bir delilidir. Herhangi bir şey istiyorsun… ”Allah’ım künefe istiyorum!” Tak, önünde künefe. Bizim Harun gibi 15 dakika, 20 dakika bekletmeyecek yani tak diye künefe önünde gelecek! ”Allah’ım kazandibi getir bana.” Tak, Allah kazandibi yaratacak! Bu, ışınlanmadır işte! Bu, ”Ol!” Deme nimetinin küçük bir mislini Allah’ın cennette kuluna vermesi… Yaa şu cennet için biraz çalışmaya değmez mi bee? Şu dünyada 70 metrekare bir daire almak için 20 seneni veriyorsun. Yetmiş metrekare daire, 400.000 TL! Yirmi sene çalışıyorsun. Beş tane patronun ağız kokusunu çekiyorsun her gün. Müdür, üst müdür, üst müdür… Müdürler bitmiyor. Beş patron! Allah diyor ki, bir tek patron var. Kainatı ben yarattım. Önce benim sözümü dinleyeceksin! Önce bana itaat edeceksin! Diğer patronlar sonra gelir. Ve ben sana dünyada hiç kimsenin veremediği bir şeyi vereceğim. En zayıf müslümana 10 dünya büyüklüğünde cennet vaat ediyor Allah Teala hadis-i şeriflerde. En zayıf müslüman… Diğerlerini varın siz düşünün. Devam ediyor yazı… Bu dünyada her insanın hoşlandığı ve zevk aldığı şeyler ayrı ayrıdır. Tüm bu farklı zevklerin ortak noktası şudur ki, hepsi geçicidir. ”Onlar cehennemin hışırtısını bile duymazlar, canlarının istediği nimetler içerisinde ebedi olarak kalırlar.” (Enbiya-102) Ayeti ise Allah’ın lütfu ile cennete giren kulların alacağı hazların geçici ve sınırlı değil, sonsuz olduğunu beyan ediyor. Cennete ilk girecek olan insanın kelimeleri ile teyit edeyim: Övgüler ve selam Muhammed Aleyhisselam’ın üzerine olsun. Efendimiz buyurdu: ”Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır.” Bir: Canının her çektiği, iki: gözünün her hoşlandığı şey… Bugün dünyada Avrupa’dan ülkemize bir sürü turist geliyor. Bunlar ne için geliyor? Görebilmek için… Bir şeyleri görebilmek için. ”Kendi ülkemden başka bir şeyleri görmek istiyorum.” Küçücük bir kara parçası… Bir ülke… Daha ötesine git, bir dünya… Ama, samanyolu galaksisi içerisinde bir nokta bile değil! Dünya, galaksinin içerisinde bir nokta bile değil! Diğer trilyonlarca galaksi içerisinde samanyolu galaksisi nokta değil! Bunu görmek için, sadece bu ülkeyi görmek için paralar veriyorlar. Binlerce euro paralar veriyorlar ve geliyorlar. Allah ise sana 10 dünya büyüklüğünde bir yer vaat ediyor. Biraz aklını başına alman lazım gelmez mi müslüman kardeşim! Biraz… Mevla Teala hazretleri bizlere izan versin, akıl fikir versin.

5 FİTNE YAŞAMADAN CENNETE GİREMEZSİN!

Rabbim nasip ederse bu akşam size iki ayet okuyacağım. Fatır Suresi 34 ve 35. Biliyorsunuz daha evvelki sohbetlerimde cehenneme gelen insanın ilk sözlerini sizlere ders yapmıştık, bunun tefsirini yapmıştık. Bu akşam hangi ders? Daha çok keyifle dinleyeceğiniz bir ders. Cennete giren insanın ilk sözleri… Rabbim nasip etsin, bizde bunlardan olalım inşallah! Allahım sen bizlere nasip et Ya Rabbim! Bu akşam bu iki ayeti kerimeyi konuşacağız Cennete girersek ilk kuracağımız cümleler ne olacakmış? Allahü Teala gelecekten haber verdiği ayetlerdendir. Bu cümlelerin ne olacağını bize söylüyor. Euzübillahimineşşeytanirracim Ve kâlûl hamdu lillâhillezî ezhebe annel hazen, inne rabbenâ le gafûrun şekûr. Ellezî ehallenâ dârel mukâmeti min fadlih, lâ yemessunâ fîhâ nasabun ve lâ yemessunâ fîhâ lugûb. Sadakallahülazim. Şüphesiz Yüce olan Allahımız doğru söyledi. Allahımız buyurdu: ‘Ve kalu’ ‘derler ki’, onlar derler ki. Cennete giren insanlar derler ki ‘Elhamdulillahillezi’ O zata, o Allah’a hamdolsun! O Allah’a hamdolsun! Bak! Cennete girdiği anda, biliyorsunuz bazı fitne durumları aşacağız. Cennete girinceye kadar üç dört tane durağımız var. Bunlar çok sıkıntılı duraklar.. Son fitneler bunlar… En son fitnelerden bir tanesi ne? Son nefes! Son nefeste şehadeti getiremezsen, dünyanın en çok para saçan adamı olan bile Dünyanın en çok fakire fukaraya bakan adamı olsan bile, cennete giremiyorsun. Son nefeste muhakkak şehadet getirmen lazım ki bütün amellerin Allahü Teala katında bir değer kazanmış olsun. Yoksa çöp! Yoksa boş! Son nefesi aştın, şehadet getirdin. Sonra kabir sorgusu var, ikinci fitne! Kabir durağı var, kıyamet gelinceye kadar bu kabirde kalacağız. Sultanı da oraya giriyor, çöpçüsü de oraya giriyor, fakir fukarası da oraya giriyor. Hastası da giriyor, sağlıklısı da giriyor. Hepsi oraya girecek! Burada bazı sualler var. İmanın var mı? Bir. İki, namazın var mı? Namaz yok, ayvayı yedin! Orada topuzlarla gelip, güzel bir ifadeni alırlar senin. Gel bakalım İsmail efendi! Gençliğin vardı, güzelliğin vardı. Allah sana bir sürü nimet verdi. İbadetlerini yapmadın, kaçtın! Şimdi kıyamete kadar sana bazı şeyleri hatırlatma vakti! Derler. O münker, nekir diye hitap edilen hadislerde. O iki melek topuzlarıyla ver Allahım ver! Bir ona, bir ona! Demeye başlar. Bu olmasın diye sen daha buradayken, sağlığın yerindeyken bu namazı kılacaksın kardeşim! İkinci fitne, son nefes. Sonra kabir. Ondan sonra, bitmedi daha mahşer var, üçüncü fitne! Bir gün uzunluğu, elli bin yıl olan bir gün. Bu mahşer gününde de çok ciddi sıkıntılar yaşayacağız. Eğer arşın gölgesinde gölgelenen yedi sınıftan birisinden değilsek! O meşhur hadis-i şerifte, yedi kişi arşın gölgesi altında gölgelenecek. Güneşin bir mızrak boyu yaklaştığı o mahşer gününde diye, Muhammed Aleyhisselam bize anlatıyor. Yedi kişiden bir kişi kim? O yedi özel insandan bir tanesi kim? Sadece Allah rızası için, Allah yolunda dostluk yapan iki adam… Hiçbir menfaati yok birbirlerinden, ama Allah yolunda birbirlerine dostluk yapıyorlar. Beraber sohbete gidip, ilim öğreniyorlar. Sonra geliyorlar. Buna Allah yolunda ki kardeşlik, yani dervişlik denir. Bu adamlar, arşın gölgesi altında gölgelenecekler. Cennet nimetleri ile nimetlendirilecekler, tahtlar üzerinde. Hadis-i şerif böyle detay verir. Üçüncü fitne bu. Dördüncü fitne ne? Mizan! Terazi! Teker teker, her salisemizin hesaba çekileceği an! Terazi fitnesi! Mizan fitnesi! Bu da dördüncü fitnedir. Bunların tamamını geçtikten sonra bir tane daha var. Beşinci fitne ne? Sırat! O köprüden de geçmen lazım! Bak, terazide tartıda sevapların fazla gelse bile o köprüyü görüyorsun ya, kıldan ince kılıçtan keskin! Alt tarafta da cehennemi görüyorsun ya, önünde bir sürü insan düşüyor. Cambazı mambazı hepsi düşüyor. Usta cambazım ben düşmem! Hadis-i şerifteki tabiri hatırlayın: ‘Kıldan ince, kılıçtan keskin bir köprüdür.’ Sen sabaha kadar cambaz ol! O ipin üzerinde ancak ibadetli olan, mümin olanlar gidebilir. Yürüyebilir. Şimşek hızında, rüzgar hızında gidebilir. Yahut koşarak gidebilir. Bunun dışındaki imansızların hepsi aşağıya! Cehenneme! Hepimizin yolu ateşten geçecek. Mevla Teala Hazretleri bizi selamet ile karşı tarafa geçirsin, amin. Bakın beş fitne! Beş sınav, beş imtihan! Beş tane zorlu süreç! Bunları geçtikten sonra artık nereye geliyorsun? ‘Ve kâlûl hamdu lillâhillezî’ Derler ki: ‘O Allah’a hamdolsun!’ ‘Ezhebe annel hazen’ ‘Bizden hüznü gideren Allah’a hamdolsun!’ Kabir hüznü vardı, son nefes korkusu vardı. Mahşer korkusu şüphesi vardı, mizan önünde tereddüt vardı. Sıkıntı vardı, günahlarımızı görüyorduk hüzün vardı! ‘Ezhebe annel hazen’ Türkçemizde hüznü kullanırız, kardeşler. Kökeni Arapçadır. Hazen ‘hüzün, sıkıntı, buhran’ demektir. İlk kelimesi ne olacak cennete giren bir adamın? Bu beş sıkıntıdan kurtuldu ya, cennet yurduna içeriye kapağı attığı, adımını attı anda, imanı kuvvetsiz müslüman şöyle yapar: ‘İşte bu!! ‘İşte bu! Paçayı kurtardın oğlum!’ Bu imanı zayıf müslüman. Ama imanı kaliteli müslüman ne yapıyor? Elhamdulillahillezi! O Allah’ıma hamdolsun! Bizi hüzünden kurtardı, bizi sıkıntıdan kurtardı ve bizi buraya getirdi. Hazen’i, İmam Razi Hazretleri açıklıyor. Oradaki hüzün ne demektir? Diyor ki: ‘Hüznü giderme işi ise olması gerekli olan şeylerin bulunması ve onların devamlılığının sağlanması iledir.’ Şimdi bu Dünya’da hep bir şeyleri oldurmaya çalışıyoruz. Evleniyorsun, evine elektriği bağlatmak zorundasın, evine suyu bağlatmak zorundasın, evine doğal gazı bağlatmak zorundasın. Bak üçten birisi olmazsa o evde huzur olmaz, hüzün olur. “Ya hocam benim bir evim var. Bir buçuk trilyon saydım, akıllı ev. Elini bir çırpıyorsun ışıklar yanıyor.” “Elektriğim var, suyum var ama doğal gaz yok hocam. İki aydan beri doğal gazı bağlamadılar.” “Belediyeden gerekli izin alınmadığı için doğal gazı bağlayamadık.” Bu evde huzur olur mu? Olmaz! Isınamazsın bir, yıkanamazsın iki! Çünkü doğal gaz yok. Bak, bir şey eksik! Herhangi bir şey eksik olduğu zaman hüzün oluyor. Cennette eksiklik var mı? Cennette üşümek yok, cennette sıkılmak yok. Cennette yorulmak, hasta olmak yok, hüzün yok. Allahü Teala diyor ki: “Hem istenilen şeylerin elde olması lazım, iki “Hem de bunların bitmemesi lazım, sınırının olmaması lazım.” Yani sen iki ay doğal gaz faturasını ödemezsen doğal gazı kesiyorlar mı? Kesiyorlar. Bak gidici, buradaki huzur gidici. Bir şeyleri yerine getirmezsen huzurun gidiyor. Elektrik faturasını ödemediğin zaman belediye başkanının amca oğlu olsan yine gelip kesiyorlar. Bu faturayı ödeyeceksin. Hüznün gitti çünkü devamlılığı sağlayamadın. Cennette Allahü Teala Hazretleri kullarına bir, bütün isteklerini verir. Kullar sadece ister. Ol der, “Allahım bana şunu ver!” Dediği anda Allahu Teala onu yaratır. Tekvin sıfatı ile istediği şey her neyse onu karşısında yaratır. Daha da ötesi, bitmez! Dünyadaki şeylerimiz biticidir. Ama cennetteki isteklerimiz ve bize verilenler bitmez. İmam Razi diyor ki: “Devamlılığın sağlanması iledir.” “Çünkü olması gerekli şeylerden birisinin bulunmaması halinde bu sebep ile hüzün bulunacaktır.” “Olup da devam etmemesi halinde ise yine hüzün bulunacaktır.” Var ama devam etmiyor. Param var, bu ay param var ama önümüzdeki ay bir kuruş paran yok. Yine hüzün ortaya çıkmadı mı? İhtiyaçlarını karşılayamıyorsun. Hanım diyor ki onu getir, bunu getir. Makarna al, çorba al. Bir şey yapmam lazım. Alamıyorsun. Çünkü param yok. Bak hüzün geldi. Sıkıntı geldi, buhran geldi. “Zeval bulması ve elden çıkılması sebebiyle de henüz gitmemiş olur.” Bu hüznü gideren Allahımıza hamdolsun diyor cennete ilk giren insanlar.

HAYATINDAKİ SIKINTILARIN SEBEBİ?

Halife Harun Reşit, bir de kardeşi var onun biliyorsunuz Behlül Dâna. Allah dostu, birisi alabildiğine maneviyatçı, ahiretçi; biri alabildiğine dünyacı, saltanat ehli bir halife. Harun Reşit diyor ki kardeşine: “Sana bir vazife vereyim mi?” “Ver. Ne yaptıracaksın bana?” diyor. “Sen çarşı ağası olacaksın.” Bilirsiniz şimdi zabıtayı -çarşı ağası- onlara zabıta deniyor. “Bu vazifeyi sana verdim.” diyor. Behlül Dâna çarşıya çıkıyor, fırıncıya giriyor. Diyor ki: “Ver bir ekmek.” Ekmeği alıyor, tartıya koyuyor, 150 gram eksik. Bu ne demektir kardeşler? Kul hakkı. İslam’ın en titiz olduğu şey, kul hakkı, 150 gram eksik. Şimdi fırıncıya soruyor tarttıktan sonra, diyor ki: “Geçimin nasıl? Hâlinden memnun musun? Hayatın nasıl gidiyor? Hanımınla aran nasıl? Ailenle aran iyi mi?” Neyi sorduysa Behlül Dâna, fırıncı diyor ki: “Çok berbat. Hiç huzurum yok, hiç mutluluğum yok. Hayatım berbat gidiyor. Hanımla her gün böyleyiz, kavga gürültü. Çocuklar beni takmıyor, saygı duymuyorlar. Hayatım berbat!” “Peki.” diyor, çıkıyor ordan başka bir fırıncıya gidiyor. Bir ekmek alıyor, tartıyor. Bu sefer 50 gram, 100 gram fazla geliyor ekmek. Diğer gittiği fırıncıya diyor ki: “Hanımınla aran nasıl? Yaşamın güzel mi? Bereketin var mı? Muhabbetin var mı?” deyince adam diyor ki: “Her şey güzel elhamdülillah. Huzurluyum, mutluyum, ibadetimi de yapıyorum, paramı da kazanıyorum, hanımım da bana karşı çok müşfik, şefkatli. Her şey güzel gidiyor, huzurluyum.” diyor. Behlül Dâna dönüyor abisine. “Abicim ben bu vazifeden sıkıldım, bu vazifeyi benden al.” diyor. “Ya daha bir gün dayanamadın. Sana bir vazife verdim, hemen sıkıldın. Çocuk musun sen?” “Bu vazifeyi yapmaya hacet yok. Çünkü çarşının pazarın bir sahibi var. Bu sahip, yanlış yapan, kul hakkına girenin vicdanını sızlatıyor, hayatına öyle sıkıntılar veriyor ki hep huzursuz hep mutsuz. O çarşının bir sahibi var, bir zabıtası var. O zabıta kul hakkına girmekten korkan sağlam Müslümanların kalbine öyle bir mutluluk ve huzur veriyor ki, adam dünyadayken cennette gibi. Öyle bir zabıta varken, o Allah varken benim gibi bir zabıtaya ihtiyaç yok, gerek yok.” diyor. Bakın! Allahü Teâlâ Hazretleri, bizi İslâm fıtratı üzerine yarattı. Bütün insanlar doğumuyla beraber -hayata girişiyle beraber- Müslüman’dırlar ve iyiliklere meyyaldirler. Kalbimiz, ruhumuz ve aklımız; ilk olarak bizi her zaman iyi şeye sevk eder. (Bir çocuk konuşuyor, Kerem Hocamız uyarıyor.) O çocukla biraz konuşmanız lazım kardeşim, ses çıkartmaması gerekiyor. Akıl, ruh ve kalp her zaman bizi öncelikle iyi şeye sevk eder, iyiliğe sevk eder. İlk gelen Rahman’dandır. Akla ve kalbe ilk gelen her zaman Rahman’dandır. Sonra o şerefsiz şeytan fitne sokuyor, şeytan işi bozuyor. İkinci sözü duyduğun zaman, şeytan olayı bozduğu zaman, aklın karışıyor. Ve doğruyu yapacakken yanlışı yapmaya başlıyorsun. Arkadaşın sana mesaj gönderiyor: “Arkadaşım akşamleyin sohbet var geliyorsun değil mi?” -Merak etme kardeşim, oradayız beraber gideceğiz ilim meclisine. Sonra şeytan geliyor diyor ki: “Yav, akşamleyin maç var, maç var akşam, ne işin var senin sohbet meclisinde?” diyor. “Büyük takım gelecek, büyük takımla maç yapacaksın, İspanya’ya gidiyorsun.” diyor. Akşam kalıyor Şampiyonlar Ligi’ni tercih ediyor. Bak! İlk gelen Rahman’dan, ikinci gelen şeytandan. İspanya’ya gidiyor, 6 tane yiyor, geliyor. Önümüzdeki hafta boynu bükük yine bize geliyor. Bir de yediği tarihte 6 Kasım. Tesadüfün bu kadarı olur. Niye kardeşim, niye burada ilim meclisi varken uzak yaşama, ebedi hayata, bir menfaat varken, sen niye geçici olan menfaate nefsin isteğine gittin? Çünkü şeytan geldi, fitne soktu ve aklı zayıf olduğu için, ilmi zayıf olduğu için, aldandı, kandı. Vicdan denilen bir mesele var. Bir günahı işlediğin zaman kalp titremeye başlar. Kalbin titrer. Buna vicdan denir. Kalbi tırmalar günah. Bak, Allahü Teâlâ seni daha günah işlediğinde, yanında hoca falan yok, seni uyarmıyor, “Bu haram.” demiyor. Vicdanın seni uyarıyor, titremeye başlıyor hemen. Bir günah işliyorsun, bir gıybet yapıyorsun, birine öfkeleniyorsun, bağırıp çağırıyorsun, arkasından konuşuyorsun, atıp tutuyorsun. Kalbin tırmalıyor, daha kalbin bile seni ikaz ediyor. Bu fıtrattır. “Her doğan çocuk, İslâm fıtratı üzere doğar. Sonra annesi ya da babası onu Yahudi yapar, Hristiyan yapar ya da Mecusi yapar.” Bu Hadis-i Şerif’tir. Dolayısıyla kardeşler, Allahü Teâlâ Hazretleri hepimizi sınav ediyor. Çünkü doğru, hakikat ortaya çıksın diye.

Cennetlikler ve Cehennemlikler ölecekler mi?

ayet: ”Ne mutlu bize ki artık bir daha ölmeyeceğiz değil mi?” Şimdi arkadaşlarına diyor ki, birbirlerine gaz veriyorlar, gaz. ”Ne mutlu bize ya. Şşş artık ölmeyeceğiz değil mi?” Oradakiler, cennet ehli. Kardeşler, cennete ve cehenneme girenlerin tamamı öleceklerini düşünüyorlar. Bakın şu andaki bilginiz orada yok. Şu andaki fikriyatınız orada olmayacak, öleceğini düşünüyorsun oraya gittiğin zaman ilk olarak. Hem cehennem ehli: ”Biz eninde sonunda öleceğiz. Bu kadar azabı görüyoruz burada, öleceğiz ve bitecek.” diyorlar. Cennet ehli de aynı: ”Tamam, bu kadar güzel nimetler içindeyiz de eninde sonunda öleceğiz nasılsa.” diyorlar. Ne zamana kadar? Muhammed Aleyhisselam’ın Hadis-i Şerif’i meseleyi bize açıklıyor. ”Ölüm, beyaz bir koyun suretinde cennetliklerin ve cehennemliklerin tam ortasına getirilir ve kurban edilir. Kurban edildikten hemen sonra bir melek şöyle münadi eder, şöyle nida eder: ”Ey cennet ehli! Bundan sonra size ölüm yoktur. Ey cehennem ehli! Bundan sonra size ölüm yoktur.” deyince bir tarafta sevinç çığlıkları… Artık ölüm yok. Buraya geldik, kapağı attık. Devlet kapısına kapağı attık, memur olduk artık. Bitti! Cennete girdin artık, Allah kapısı bu. Devlet kapısından bile kovulma ihtimalin var. Allah kapısından kovulma ihtimalin yok, kurtardın. Çığlıklar, zevk çığlıkları… Öbür tarafta: ”Yandık!” Ebedi olarak derilerin yanacak, eriyecek. Allah sana bir daha deri yaratacak. Eriyecek, bir daha deri yaratacak. Kur’an-ı Kerim’de cehennemin alevinden ve azabından bahsederken deriden bahseder Allah-u Teala, derileri. Acıyı en çok hisseden uzvumuz neresi? Deri, bedenimizin üstünü kaplayan deri. Acıyı en çok bu hisseder. Devamlı Allah, derilerinden azap edeceğini bildiriyor. Bu da Kur’an’ın bilimsel tespitlerinden bir tanesidir. Allah bizi o azaba düşenlerden etmesin kardeşler. (Amin) İşte, ne zaman anlıyorlar? O ölüm suretinde koyun kesildiği anda cennetlikler, cehennemlikler anlıyorlar ki biz ölümsüzüz artık. ”Önceki ölümümüzden başka ölüm yok. Azap da görmeyeceğiz.” Önceki ölüm neydi? Dünya hayatıydı. Yaşadı 40 sene, 50 sene, 60 sene, 20 sene, 10 sene… Allah-u Teala ne kadar ömür verdiyse. Dünya hayatında yaşadı ve son nefesini verdi. Neyi öldü? Bedeni öldü. Ruh ölümsüzdür. Beden ölür, ruh ölmez. ”Önceki ölümümüzden başka bir daha artık ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz.” Artık cennete kapağı attık. Azap bizim için geçerli değil. Orada yaptığın bir hareketten dolayı azaba gireceksin… O cennetteki ağaç Adem’in sınavıydı. Bizde o ağaç da olmayacak kardeşler. Cennette bir ağaç vardı, biliyorsunuz. Adem babamızla Havva anamız bu ağacın meyvesini yedikleri için Dünya’ya kovuldular. Bizde o ağaç da olmayacak. Sınav bitti. Son iki ayet: ”Şüphesiz bu, cennetteki nimetlere ulaşmak büyük bir başarıdır.” Başarı mı istiyorsun? Kariyer mi istiyorsun? Bitmeyen sınırsız bir maaş mı istiyorsun? Övgü, hürmet mi istiyorsun? İşte sana başarı. Bunun peşinde koştur. Dünya kariyeri için çalışıyorken daha fazlasını ahirete, sonsuz kariyere ver. Çünkü onun sonu yok, sınırı yok. Bitmiyor. Bu dünyadaki bütün kariyerin, en kaliteli kariyerin sonu var, bitiyor. Bursa’ya gittim, Emir Buhari’yi ziyarete. Hemen yanında, arka tarafta bana dediler ki: ”Hocam, bir sanatçı var Türkiye’nin en büyük şarkıcısı.” Dedim: ”Kim o ya?” Emir Buhari’nin arkasında, Emir Sultan’ın kabri böyle tıklım tıklım. Dedim: ”Bana bir gösterin bakayım. Bir göreyim.” Kabir pislik içinde. O sanatçının kabri pislik içinde. Bir tane ziyaretçi yok. Burada Allah’ın dostu Emir Buhari, Emir Sultan. Her gün 10 binler, 100 binler akın akın geliyor, Kur’an okuyor, dua ediyor. Öbür tarafta sanatçı, bakın bütün Türkiye’nin ve dünyanın tanıdığı bir sanatçı bu. Bir tane ziyaretçisi yok, bir tane Fatiha okuyanı yok. Hangi kariyer? Ebedi hayatın kariyeri. Sen Allah’ın dostu olursan Allah seni kıyamete kadar zikrettirir. Bugün biz, Yunus Emre’leri konuşuyoruz, Hacı Bayram’ları konuşuyoruz, İhramcızade İsmail Efendi’leri konuşuyoruz, Bediüzzaman Said Nursi’leri konuşuyoruz. Aramızda yüzlerce sene var. Neden konuşuyoruz bunları? Sadıklardan olursan Allah senin ismini kıyamete kadar unutturmaz. Bu iş böyledir. Son ayet: ”İşte çalışanlar böylesi için çalışsınlar.” Koştur, çalış. Bunun için çalış ama. Şu namaza gidiyorken esnaf kardeşine arada bir uğra: ”Kardeşim, bugün benle beraber öğle namazını kılar mısın?” Bir komşuluğun var, bir dostluğun var. Sinemaya davet ederken hatır kullanıyorsun, halı saha maçına davet ederken hatır kullanıyorsun. ”Gel eve beraber film izleyelim.” diyorsun, hatır kullanıyorsun. Ama namaz için, Allah için hatrını kullanmıyorsun. ”Hatrım yok mu ya? Gel bir öğle namazı kılalım beraber.” Her şey bir vakitle başlar kardeşler. Adam bir namaza gider, kalbine öyle bir hidayet tecellisi eder ki Allah-u Teala, senden daha sağlam namazlı bir adam olur. Senden daha sağlam Müslüman olur. Bak buraya gelen öyle kardeşler var ki aranızda bir arkadaşı buna vesile olmuş. ”Bir kere gel sohbete ya, hatrım için.” demiş. Vesile olan kişi sohbeti bırakıyor, namazı bırakıyor. O vesile olduğu, o bir kere meraktan, hatır için gelen adam var ya; 3 senedir, 4 senedir yanımızda. Öyle insanlar var şu anda burada. Kimin ne olacağını Allah bilir. ”En dipten en zirveye yarın benim başıma ne geleceğini ben bile bilmiyorum.” diyen Muhammed Aleyhisselam’ın ümmetiysen yarının için kesin olarak konuşmayacaksın. ”Ben bile yarın başıma ne geleceğini bilmiyorum.” diyor. Allah’ın peygamberi bu ya. Övgüler ve Selam üstüne olsun. (Amin) O bile bunu diyorsa… ”Benim bu kadar talebem var, bu kadar insana dervişliği öğrettim, zahitliğimde de ileri gidiyorum. Artık benim ayağım kaymaz, kurtardım ben.” ”Yarın bile ben başıma ne geleceğini bilmiyorum.” diyor Muhammed Aleyhisselam. Sen neyine güveniyorsun? Her insanın kusurları olur, günahları olur. Mesele; sevapların, günahlardan daha fazla gelmesi. Dengede, muhakkak teraziyi, sevapları yüksekte tutmak. Kardeşler bunun için çalışacağız. Allah’ımız öyle bitiriyor: ”İşte çalışanlar, bunun için çalışsınlar.” Mevla Teala Hazretleri anlamayı, idrak etmeyi hepimize nasip etsin. (Amin) Amin ya Muin.

Kesin cennete giderim diyen kişi kafir olur mu?

“Ben, yaptığım ibadetler sebebiyle kesin olarak Cennet’e gideceğim” diyen bir adam, sonundan emin olduğu için, gaybi olarak bir haber verdiği için, gayba yani Allah’ın kesin bilgisine ortak olmuş olur, yani şirk koşmuş olur. Peygamberlerin dışında son nefeste imanını kurtarma garantisi kimsede yoktur. Hiç bir sadıkta, hiç bir velide ya da hiç bir alimde böyle bir şey olmaz, hepsi son nefeslerinde imanlı gitme konusunda korku içindedirler. Son nefeste imanı şeytana kaptırma konusunda, korku içindedirler. Bizim de aynı korku içinde, aynı düşünceler içinde olmamız gerekir. Herhangi bir kişi derse ki “kesin ben Cehennemliğim” kafir olur, yine herhangi bir kişi derse ki “ben kesin Cennetliğim şu, şu amellerimden dolayı” yine bu adam da kafir olur.

Adli Tıp Uzmanının ibretlik rüyası: “Beni erkeklerin yıkamasına izin verme kızım!

Şimdi, şu ibret mesajını da okuyayım hem kapatayım. Kardeşim kaç dakikam var, ona göre kendimi ayarlamam lazım? “8 dakika.” Peki kardeşim 18 dakikada inşallah ben bu işi çözeceğim. Bismillah Bu, adli tıp uzmanı bir bayan kardeşimden gelmiş olan bir mesajdır. Sadece ibret almam için, anlattığım meselelerin tahakkuk ettiğini görebilmem için, imanımın nurunun artmasını istediği için, bu bayan kardeşim, bu mesajı bana göndermiş. “Hocam ben adli tıp uzmanıyım. Size başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum.” Adli tıp ne yapar kardeşler? Cesetler gelir, otopsi yapar. Bu ceset eceliyle mi öldü yoksa içeride bir zehir var mı, bir darbe almış mı, boğazı sıkılmış mı falan, otopsi yapar bu. Şimdi diyor, başımdan geçen bir olay var diyor. Sana bunu nakledeceğim. “İşim gereği her gün ölüme bakıyorum.” Çok önemli bir meslek bu. Her gün ölüleri görüyor o morgda. “İnancımdan, inşallah Rabbim hoşnuttur.” İnşallah kardeşim. “Başım açık geziyorum ama 14 yaşımdan beri namazımı, orucumu bırakmıyorum.” Bakın, bu bayan kardeşimiz dinin bir emrini yani Allah’ımızın Kur’an’da örtünün dediği bir emri yerine getirmiyor ama diğer iki emri yerine getiriyor. İki emir ne? Oruç ve namaz. Tıpkı örtünmek de bu iki emir gibi farz olan emirlerdir. Bu kardeşim ikisini yapıyor. İnşallah Allah bu kardeşime örtünmeyi de nasip etsin. (Âmin) Bu kardeşimin etrafındaki arkadaşları eğer cahillerse şöyle derler: “Ya senin başın açık, senin namazın olmaz ki. Senin başın açık, orucu boşuna tutuyorsun, Allah kabul etmez ki.” Bu tamamen cahil zırvasıdır. İbadetlerde Allah, ya hep ya hiç demez. İmanda ya hep ya hiç vardır, ibadetlerde ya hep ya hiç yoktur. Yapabildiğin kadarını Allah değerlendirir, buna göre bizi hesaba çeker. Bu bayan kardeşimiz de; emir belki ağır geldi, zor geliyor yapamıyor ama 14 yaşımdan beri namazımı, orucumu bırakmam diyor. Allah şu ibadetlerin hürmetine kardeşime tesettürü de nasip etsin. (Âmin) “Geçen sene bir rüya gördüm.” “Başı açık kadından ne olur ya, o rüyamı görür, kalbi temiz olur mu…” Allah kime, ne rüyası vermiş. İnsanlara bakarken dış görünüşüne bakmayın. Aranızdan binlercesine gelmemiş bir rüyayı Allah bu kardeşime verdi, bakın. “Geçen sene bir rüya gördüm.” Yazılar kaymaya başladı. “Bir ses, “Kızım, beni erkeğe gösterme. Yarın beni getirecekler kızım, vebalim sende.” dedi.” Bir teyzenin sesini duymuş. “Kızım beni erkeğe gösterme. Yarın beni sana getirecekler.” “Beyaz, başörtülü, nur yüzlü bir teyze.” Teyzeyi de rüyasında görmüş. “Uyandım, hayırdır inşallah dedim. Sabah işe geldim. Cesetleri, ceset torbalarından çıkartmaya başladık.” Her gün üç, beş tane geliyor bunlara. Torbalarından çıkartıyorlar, faaliyete başlıyorlar. “Aaa! Bir baktım, rüyamda gördüğüm teyze. Huzurevinde ölmüş. Oğlu inceleme talep etmiş.” Biliyorsun, şüphe varsa aile inceleme talep edebiliyor. İnceleme talep edildiği anda otopsi. Bedenini kesiyorlar, biçiyorlar, araştırma yapıyorlar. Oğlu anasını bırakmış huzurevine. “Ölüm saatine baktım, rüyayı gördüğüm saatti.” Allahü Teâlâ rüyayı gördüğü saatte kadının canını almış ve ruhunu, bu ablanın ruhuna misafir olarak göndermiş ve konuşmuş “Ben yarın geleceğim sana.” diyor. “İçim kötü oldu.” O anda bir karıncalanma olur, bir heyecanlanma olur, kalbi normalden daha fazla atar çünkü anormal bir şey oluyor. Dünyevi şeylerle gördüğümüz algıların dışında anormal bir şey oluyor. Berzah âleminden ve ahiret âleminden bir şey başımızdan geçiyor; bunlar olduğu zaman kalbimiz normalden daha hızlı atar. Bu hafta, Rabbim nasip etti; Ankara’dan dönerken kardeşlerim beni Yunus Emre’nin kabrine götürdüler. Kabirde ne yaparsın? Beş dakika oturursun, Kur’an okursun, duanı edersin, çıkarsın. Kabrin başına geçtim. Ellerimi açtım, Kur’an’ımı okudum, hediyemi yaptım ama bir şey var. Gözlerimi kapatıp kabrin başında Yunus’un karşısında durmaktan kendimi alıkoyamadım, durmaya devam ettim. Yarım saat mübareğin karşısında gözlerim kapalı durdum. Buna, rabıta hâli denir. Rabıta iki türlüdür: Bir, ölüm rabıtası. Kişi öldüğünü hayal eder. İki, rabıta-i şerif, mürşit rabıtası. Bir sâdıkın, bir sâlihin ya da Peygamberimizin karşısında olduğunu hayal etmen. Orada, mübareğin karşısındayken, dualarımı okuduktan sonra rabıta yaptım Yunus Emre’nin ruhuna. Mübareğin karşısında; sanki karşıma geldi ve beni bir mıknatıs gibi çekti. Yarım saat boyunca ayakta, ellerim açık bir şekilde durdum. O kadar büyük bir lezzet aldım ki, haz aldım ki; bu olayı üç, dört farklı yerde daha yaşadım. Bir, Merkez Efendi’nin kabrinde. Benim çokça gittiğim cami, Merkezefendi Camii’dir. Büyük Bir Allah dostudur, Mûsâ Muslihuddin -Allah ona rahmet etsin (Âmin)- İki, Sivas’ta üstadım İhramcızâde İsmail Efendi’nin kabrinde. Orada da yarım saat, bir saat civarı rabıtadan çıkamadım. Üç, Muhammed aleyhisselâmın kabrinin yanında. Cennet bahçesinde kafayı bir gömdüm, bir saat. Kafayı bir kaldırdım bir saat geçmiş. Bana göre iki dakika, üç dakika ama saate bakınca bir saat geçtiğini fark ettim. Bakın, zaman donuyor o anda. Sevdiğim bir sâdıkın yanında olduğum zaman, aşık olduğun bir insanın yanında olduğun zaman, zaman donuyor. Şimdi, sen nişanlının yanına gittiğin zaman, evlendiğin hanımının yanına gittiğin zaman, çok sevdiğin, aşık olduğun hanımının yanına gittiğin zaman; yeni evlisin, cicim ayları iki gün, üç gün beraber olmuşsunuz sonra gitmişsin şehir dışına, bir hafta sonra tekrar dönmüşsün. Karın senin burnunda tüter mi tütmez mi? Daha yeni evlisin, cicim ayları, daha kavgaların başlamamış, gerçekçi ol. Kavgalar başlamamış, cicim ayları, hanımın senin burnunda tüter. Döndüğün zaman da onunla bir muhabbete geçersin iki saat, üç saat böyle ama zannedersin ki yarım saat, yirmi dakika geçti. Hâlbuki üç, dört saat geçti. Zaman su gibi akıp gidiyor onların yanında. Bu hâli yaşadım Yunus Emre’nin karşısında da. Bırakmadı. Ruhu, ruhumu bırakmadı. O kadar büyük lezzet aldım, haz aldım. Şimdi, bu ablamıza da ruhu gelmiş o teyzenin, haberdar ediyor. “Bak, yarın benim bedenim sana gelecek.” diyor. “İçim kötü oldu.” Bir değiştim diyor. “Erkek arkadaşlara, bu işlemi ben yapayım dedim ve teyzenin otopsisini yaptım.” Orada yine sınavdaydı. İstese başından savabilirdi, korkabilirdi. Ama imanı var, işareti de almış, fırsatı kaçırmamış. Abla uyanık çıktı. Erkeklerden birisine diyebilirdi, siz yapabilirsiniz. Ama kadın ne demişti: “Benim bedenimi erkeklere gösterme.” Çok namuslu, çok sâlih, çok sâliha bir kadın olduğu için Allah, ruhunu bu ablamıza işaretçi olarak gönderdi. “Her yerinden nur akıyor gibi geldi bana hocam.” Kadının yüzüne baktım diyor, sanki her tarafından nur akıyor gibi. Bu nasıl olur? İbadetle olur. Bu kadın ibadetli bir kadın. Kesin, başka bir yolu yok. “Hani ölüyü yıkarken, ölü yardım eder derler ya aynen öyle, teyze de sanki bana yardım etti.” İşlerimi yaparken, onu kesip, biçerken sanki bana yardım etti. “Masaya dökülen birkaç saç telini dahi topladım, teyzenin saçlarının içine koydum.” Sıkıştırmış saçlarının içine, dışarıda saç teli kalmasın diye. “Başörtüsünü ve kıyafetlerini kanun gereği torbaya koyarız.” Elbiselerini torbaya koyuyorlar. “Başında bırakamadım. İşlem bitti ve ceset torbasına koyup teslim ettik. Oğlu ve gelini vardı, “Başınız sağ olsun, mekânı cennet olsun.” dedim.” Oğlu ve geline gitmiş. Başınız sağ olsun, mekânı cennet… Her Müslümana bunu söylersiniz değil mi kardeşler? “Oğlu bana: “Bırakın bu safsatayı. Cennet, cehennem bu dünyada. Anneme bunu anlatamadık, bari siz anlayın.” tarzında bir şeyler söyledi.” Oğlu şimdi fıkha göre ne söyledi? Elfâz-ı küfür. Kâfir eden sözlerden bir tanesini söyledi. Safsata… Cennet ya da cehennem hakkında bir insan dese ki; cennet var, cehennem var ya da biri dese ki; cennet ayetleri, cehennem ayetleri… Karşısındaki adam da dese ki; bu safsata, ne olur o adam? Beş defa hacca gitmiş olsun, her sene 100.000 TL zekât vermiş olsun bu adam, bu kendisini Müslüman sanan kişi, bunu dediği anda, safsata dediği anda kâfir eder, dinden çıkmış olur. İşte bu oğul da ne yaptı? “Safsata bunlar. Anneme anlattım, anlattım, anlamadı ya…” O senin annen başkasının rüyasına girdi. Sen annene bakmadın. Annen senin rüyana girmesi lazımdı. Sen de Müslümanlık olsaydı ne olurdu, çocuğunun rüyasına girerdi. Ve derdi ki, anneme otopsi yapmanıza gerek yok. Ama gitti bu anne kimin rüyasına girdi? Müslüman kızın rüyasına girdi. Bize de büyük bir ibret oldu. “…tarzında bir şeyler söyledi. Anneniz neden huzurevindeydi, dedim.” Şimdi kız lafı sokmuş. Sen madem anneni çok seviyorsun, annene aşıksın neden huzurevindeydi annen. Bir Müslüman annesini huzurevine bırakır mı? Bu benim annem. Ben bebekken benim pisliklerimi annem temizledi; şimdi o muhtaç onun pisliklerini ben temizleyeceğim, diyeceksin. Huzurevi nedir ya! Onu batılılar yapar. Batılı adam, anası geldi mi 55 yaşına; maaşını alır huzurevine verir, al benim anama bak der. Müslüman bunu yapamaz. Anasını, babasını başkasının eline bırakmaz. Müslüman bilir ki kimse benim baktığım gibi bakmaz. Bir batılı baba, oğlu 18 yaşına geldiğinde der ki: “Seninle artık benim işim bitmiştir, sen artık reşit oldun. Ne hâlin varsa gör, evimden çık.” Bir Müslüman baba ise böyle bir şey söyleyemez. 18 yaşına geldiği anda babanın üzerine Allah bir mükellefiyet yükler. Nedir o? Ev dizecek ve oğlunu evlendirecek. Her baba, bu mükellefiyete sahiptir. Oğlu çalışırsa daha iyi. Babalar oğullarından destek alacak. Oğullar da, “Ya babamın üzerinde böyle bir mecburiyet var, ben çalışmam.” derse, babası tokadı basabilir. Hayır, çocuk da çalışacak baba da gayret gösterecek. Ve baba oğlunun imanının yarısını kurtarması için onu evlendirecek. Bu evladın babası üzerindeki hakkıdır. İslamiyet bunu emrediyor. Batılıların dininde, tahrif edilmiş dinde böyle bir şey yok. 18 oldu mu; “Hadi git, ne yaparsan yap, sen evleneceksin, banane.” diyor. Ama Müslüman baba mükellef bırakılmıştır. Oğlunu evlendirmek zorundadır. “Neden huzurevindeydi, dedim. Orada yaşıtlarıyla mutlu olsun diye, dedi.” Bak şimdi, bak, bak, bak… Ne kadar zeki bir adam. -Niye anneni huzurevine veriyorsun? -Yaşıtlarıyla orada mutlu olsun. Sen iki tane bayramda gideceksin annene, ya gideceksin ya gitmeyeceksin; adam ateist belli, bayramda falan da gitmez. Yılbaşında gider anca bu. Noel Baba kıyafeti ile annesine gider ziyarete kırmızı, kırmızı. Müslüman olsaydı bayramlarda giderdi. Yılbaşında bir kere gidecek, diyecek ki: “Anneciğim ben seni çok özledim, seni çok seviyorum.” -Ee, niye beni burada bırakıyorsun? -Yaşıtlarınla mutlu ol diye bırakıyorum. Kim yer bunu be, kim yer bunu. Sen anca bununla altı yaşında çocuğunu kandırırsın. Hiçbir Müslümanı kandıramazsın, Allah’ı kandıramazsın, meleklerini kandıramazsın. “…mutlu olsun diye dedi. Geldiği huzurevi de Ankara’nın en lüks huzur evi, çok pahalı bir yer.” Adam zengin bir adammış demek ki. “Ünlüler, zenginler falan var. Oğlunun Ostim’de fabrikası varmış. O kadar zenginlikte anacığını oraya terk etmiş hocam. Akşam eve gidince teyzenin ruhuna Yasin okudum.” Şimdi bu abla bir de eve gidiyor; vazifesini yaptı ya vazifesini bitirdi, şimdi Yasin okuma vazifesi yok, oğlunun yapmadığı şeyi bu abla yapıyor. Gidiyor evine, bir de Yasin okuyor ruhuna. Muhammed aleyhisselâm buyurdu: “Ölüleriniz üzerine Yasin okuyunuz.” Bu hadisten dolayı abla Yasin okuyor. Türk milletinde bu âdettir. Ölmek üzere olan ya da ölmüş kim varsa biz hemen Yasin okumaya başlarız. Delili bu hadis-i şeriftir. “…teyzenin ruhuna Yasin okudum. O gece teyzeyi rüyamda, annemle birlikte Kâbe’de gördüm hocam.” Elhamdülillâh. Elhamdülillâh. Bu nedir? Kadın imanı kurtarmış, bir. İki, anası da imanı kurtarmış. Allah yaptığı iş karşılığında annesi hakkında da bir delil veriyor. Annesini de Kâbe’de o teyzeyle beraber Kâbe’yi tavaf ederken görüyor. Kurban olduğum Allah’ım. Rabbim bize nasip etsin gitmeyi. (Âmin) Kasım’da inşallah umreye gideceğiz. Bakın, bazı yaptığımız işler vardır, mükâfatını daha dünyadayken alırız. Bu ablamızdan Allah bin kere razı olsun. Bir daha duamı tekrar ediyorum, Allah’ım sen şu sâlih ameller hürmetine bu ablama tesettürü nasip et. (Âmin) Âmin ya Muîn. Ne kadar güzel. “Annemle beraber Kâbe’de tavaf ederken gördüm.” diyor. “Annem iki sene evvel rahmetli olmuştu. Abdestini aldı, namaza duracakken fenalaştı ve kaybettik. Sizinle paylaşmak istedim hocam.” Kardeşim Allah senden bin kere razı olsun. (Âmin) Sadece bizimle değil, buradaki bütün genç kardeşlerimle ve bu videoyu izleyecek on binlerle, yüz binlerle bu hadiseyi paylaşmış oldun. İnşallah ibret olur. Yüzlerce, binlerce Müslüman kardeşimin de hidayetine vesile olmuş olur, inşallah. Âmin ya Muîn. Aranan hazinenin yolunu gösterdim sana, belki sen kavuşursun biz varamadıksa da. “Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak beni yaratan Allah’ıma aittir.” (Hûd 51) Velhamdülillahi Rabb’il âlemîn. El-Fâtiha.

Bütün iyiler Cennete gider mi? – Cennetlik Papaz (!)

Cennetlik papaz… Kardeşler cennetlik papaz olur mu? Brunson var ya o Brunson, Amerikalılar diyor ki: ”Cennetlik o adam. O papaz cennetlik.” O Brunson’u bana getirselerdi bir saat konuşsaydım, kapalı bir odada bir saat. Ortadan bir tane kukla geçecek. İki, üç tane de televizyon ekranı… Ben bir saat o Brunson ile konuşsaydım Müslüman olurdu Allah’ın izni ile. Amerika’nın kara kutusu o adam. Bütün her şeyi bülbül gibi öterdi. Ama bizi konuşturmuyorlar. Malikaneye koymuşlar Brunson’u. Etrafında on tane polis bunu koruyor. ”Cennetlik Papaz” Muhasebeci bir arkadaş geldi ve şöyle dedi, Başımdan geçen bir olayı aktardım bu yazının başında. ”Hocam, düşünüyorum düşünüyorum çözemiyorum.” Muhasebeci bize söylüyor. ”Haberlerde bir papaz gösterdiler. Yirmi bir tane yatalak çocuğa bakıyor. Hayatını bu işe adamış hocam. Bu adam Müslüman olsa ne olur, ateist olsa ne olur? Bu papaz kesin cennetlik hocam.” Ne oldu bu? Ne sözü bu? Bu söz şirktir. Elfâz-ı küfürdendir. Bir, ”Ateist olsa ne olur, Hristiyan olsa ne olur, Müslüman olsa ne olur?” dediğin anda kâfir olursun. İnsanlar ikiye ayrılıyor: İmanlılar, imansızlar. Bu saydığın diğer gruplar imansızlardır. İmansızlar ebedi olarak cehennemdedir. Kur’an’da yüzlerce ayet var. Sen şimdi bu ayetlerin tamamını ne yaptın? Öyle olsa ne olur, böyle olsa ne olur dedin bu ayetlerin tamamını inkar ettin. Bu bir. İki, adamın sonu hakkında bir hüküm veriyor. Kimin sonu ne olacak, kim hüküm verebilir? Allah hüküm verebilir. Muhammed Aleyhisselam’a geldi sahabinin biri, dedi ki: ”Ben birini öldürdüm. Savaşta ben onu sıkıştırdım köşeye. Yalancıktan ‘Lâ ilahe illallah muhammeden rasûlullah’ dedi. Ben inanmadım Ey Allah’ın rasûlü, öldürdüm.” ”Sen nasıl öldürürsün ya? Sen kalbini yarıp baktın mı içeride iman var mı, yok mu diye?” dedi. ”Bakmadım ey Allah’ın rasûlü.” ”Kalbini yarıp bakamayacağına göre, sen bu adamı öldüremezsin. O kelimeyi söylüyorsa Müslüman kardeşindir. Asla vuramazsın.” dedi. Bu iş böyle. Şimdi Muhammed Aleyhisselam bile bir adamın sonu hakkında hiçbir şey söyleyemezken, hatta ”Ben bile yarın başıma ne geleceğini bilmiyorum.” derken, yanında cariye kızlar şarkı söylerken, ”Aramızda gaybı bilen bir peygamber var, aramızda yarın ne olacağını bilen bir peygamber var.” diye şarkı söylerken onları susturan, ”Hayır! Yarın ne olacağını Allah bilir. Ancak Allah bilir.” diyen bir peygamber. Ve sen böyle bir Peygamberin ümmeti olduğunu iddia ediyorsun ve diyorsun ki: ”Bu papaz kesin cennetlik hocam.” Orada hemen kardeşimi ikaz ettim, tövbe etti. İnşallah şehadetini de getirmiştir. Ben cevap verdim kardeşime: ‘Kardeşim! Sen muhasipsin, bilirsin. Muhasebecisin yani. Ne kadar iyi bir insan olursan ol, devletten vergi kaçırırsan hapse girersin ve ‘kötü vatandaş’ damgası yersin. Pamuk Dede görün Pamuk Dede. bu ülkede bütün televizyonlar o adamdan bahsediyor. Ama adamın bir patladı olayı. Vergi kaçırıyormuş. Devletin bu adama bakışı ne olur? Sahtekâr, vatan haini… Vergi kaçırmak vatana ihanet gibidir. Devletin bu adama bakışı bu olur. İstediği kadar Pamuk Dede rolü yapsın bu adam. Devlet bu adama bir sahtekâr gözüyle bakar ve hapse atar. Bir fabrikatör düşün. Çok iyiliksever, melek gibi bir adam ama devletten vergi kaçırıyor. Şimdi söyle bana. Devletin nazarında bu adam iyi midir, kötü müdür? Fabrikatör ya. Binlerce insan çalıştırıyor ama vergi kaçırıyor. Biliyorsun ki her ülkede vergi kaçakçılığı ciddi bir suçtur. Devlet bu işverene mali bir ceza verdikten sonra hapse atar. Çok kimseye faydalı mıydı, çok hayırsever miydi devlet buna bakmaz. Aynen bunun gibi, Allah’ın yanılmaz kanunlarına uymayan ve son Peygamberine tabi olmayan kişi de ne kadar iyi olursa olsun, Allah’ın nazarında bir vergi kaçakçısı hükmündedir. Allah’tan kaçırıyor. Yaptığı iyi işlerin tamamı küfür asidi ile silinip gidivermiştir. Allah’ımız buyurdu: ”De ki: ‘Size, yaptıkları işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildireyim mi?” İşler yapıyor ama çok ziyana uğramış. En çok ziyana uğrayan kim şimdi, Allah’ımız söylüyor. ”Bunlar iyi işler yaptıklarını sandıkları hâlde dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir. İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve ona kavuşmayı inkâr eden, bu yüzden amelleri boşa giden kimselerdir ki biz onlar için kıyamet gününde hiçbir terazi tutmayacağız.” (Kehf, 103-105) hükmü bu gibi iyi insanlardan bahsediyor. Kıyamet günü kâfirlere terazi var mı kardeşler? ”Biz onlar için kıyamet günü terazi tutmayacağız.” Çünkü kâfir olarak öldü. Terazi Müslümanlar içindir. Sevap-günah dengesi. Kâfirin sevabı yok ki terazi olsun. Yine Allah’ımız buyurdu: ”İnkâr edenlere gelince, onların amelleri ıssız çöllerdeki serap gibidir ki susayan onu su zanneder. Nihayet ona vardığında orada herhangi bir şey bulamamış, üstelik yanı başında da inanmadığı, kendisinden sakınmadığı Allah’ı bulmuştur. Allah ise onun hesabını tastamam görmüştür. Allah hesabı çok çabuk görür.” (Nur, 39) ayeti ise kâfirlerin kurduğu cennet hayalinin, çölde görülen bir yanılsama, serap gibi onları karşılayacağını bize vadediyor. O çöl filmlerini bilirsiniz. Adam yüz metre, iki yüz metre ileride bir vaha görür. ”Tamam, suyu buldum.” der koşar. Sonra suyun içine atlar. Ama bir atlar ki toprağın üstüne, kumların üstüne atlamış olur. Buna serap denir. Kâfirlerin dünyada yaptığı iyilikler de bunun gibidir. Serap gibi olacak ahirette. Olayı başka bir temsille yakınlaştırayım sana. Bir Fransız vatandaşı bilim adamı Türkiye’ye gelse ve milletimiz için çok faydalı işler yapsa fakat Türk vatandaşı olmasa, vatandaş olmadığı için Türklere tanınan bir çok hakka sahip olmaz, olamaz. Mesela oy veremez ya da milletvekili olamaz. Bak ne kadar çok faydalı iş yaparsa yapsın, ne oy verebilir, başa kendi istediği bir adamı geçirebilir ne de o devlet içinde yönetici olabilir. Çünkü Türk vatandaşı değil. Keşfettiği yeni kanser tedavisi tekniği ile binlerce insanın hayatını kurtarsa ama vatandaş olmasa, seçip seçilme hakkını elde edemez. İşte bu misaldeki vatandaşlık ‘Müslümanlık’ demektir. Müslüman olmadın mı sen bitiksin. Ahirette cennete alınamazsın. Müslüman olmadıkça, imanın altı şartını kabul etmedikçe, muharref dinleri reddedip İslam’a girmedikçe, Allah katında yaptığı iyilikler şiddetli rüzgarda elde biriktirilen kum tanecikleri gibi hükümsüz olur ki Allah Teala Kur’an’da bu sahneyi şöyle anlatır: ”Rablerini inkâr edenlerin durumu şudur: Onların amelleri fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. İyiden iyiye sapıtma işte budur.” (İbrahim, 18) İbrahim Suresi ayeti. Kâfirleri mahşer günü nasıl göreceğiz biz? Ellerinde iyilikleri var ama kül. Küller… Hani sobayı yaktığınızda, eski sobaları, gece üstüne kömür atmazsınız, odun atmazsınız, ne kalır orada? Kül kalır. Saat on ikide birde kül olur onlar. O külleri ne yaparsınız? Atarsınız dışarıya. Çöpe atarken ama rüzgâr gelir, küllerin bir kısmını uçurur. Kâfirler o külleri kucaklarında taşıyacaklar, mahşere böyle gelecekler. Allah’ımız seslendiği anda bir rüzgâr gelecek ve külleri tutmaya çalışacaklar. ”Bunlar bizim iyiliklerimiz. Bizi bunlar kurtaracak.” diyecekler. Ama hepsi uçup gidecek. Allah’ın verdiği şu örneğe bakar mısınız ya? Bundan daha açık nasıl anlatılabilir? Devam ediyorum. Allah’a ve Rasulüne iman etmeyen iyi insanlar, işi inada götürüp yüz tane camiyi yaptırsalar da bu kabul görmez. Allah’ımız ayette bunu şöyle açıklar. Hani var ya o, ”Piyango bileti alacağım, çıkarsa cami yaptıracağım.” diyen tiyatrocular… Bak bütün piyangoculara gidin. O piyango kuyruğuna girenler var ya, cehennem sırasına giriyor onlar. Cehenneme girmek için bilet bekliyorlar. Bütün hepsine gidin deyin ki: ”Çıkarsa ne yapacaksın?” Biraz bakarsa, senin şöyle yüzün nurlu falan, alnın düzse -namaz kılma işareti bunlar, secde işareti- hemen şöyle der: ”Abi çıkarsa ilk işim cami yaptıracağım. Kalanla da ev, araba işte dükkan mükkan bir şeyler alırız artık.” Hepsinin kafasındaki plan bu. ”İlk işim cami yaptıracağım.” Rahmetlik Timurtaş hocamız derdi ki: ”Sidikle abdest alınır mı oğlum?” Şu sözdeki inceliğe bak ya. Tokat gibi, yumruk gibi, döner tekme gibi. Sidik ile abdest olur mu oğlum? İdrar bu, pislik. İdrar gibi pislik bu. Kumar. Milletin hakkını gasp et. Parasını al cebine koy. Yüzüne gül bir de bilet adı altında bunu yapıyorsun. Kul hakkına gir ondan sonra ”Ben cami yaptıracağım.” Kabul olmaz senin yaptığın iş. “Allah’a ortak koşanlar, kendi kâfirliklerine bizzat kendileri şahitlik ederken, Allah’ın mescitlerini imar etmeye layık değildirler. Onların bütün işleri boşa gitmiştir. Ve onlar ateşte ebedi kalacaklardır.” (Tevbe, 17) Mescid-i Dırâr diye bir mescid yapıldı. ”Mescid-i Dırâr” Muhammed Aleyhisselamın mescidinin tam karşısında. Münafıklar, Müslümanların kendi mescitlerine gelmesini istiyordu. Peygamberimizin mescidi kalabalık olmasın, sohbet yaparken kalabalığa vaaz vermesin diye. Bakın tamamen fitne, bölücülük. Buna, ”Mescid-i Dırâr” denir. Peygamberimiz Aleyhisselamın dünyada yaktırdığı tek mescid budur. Münafıkların mescidi. Ayet onlar hakkında iniyor. Konu hakkında İmam Nevevi de şöyle demiştir: ”Kim İslam dininden başka dinlere mensup olan kimseleri tekfir etmez veya onları tekfir etme hususunda şüpheye kapılır ya da onların yollarının doğru olduğunu kabul ederse… Hristiyanlar, ”Acaba onların yolları doğru olabilir mi ya? Olabilir be onlarda iyilik yapıyorlar. Bak papazlarda iyilik yapıyor.” falan derse, Müslüman olduğunu ortaya koysa veya İslam inancını kabul ettiğini söylese dahi, yine de kâfir olur. Ravzatü’t- Tâlibîn eserinde İmam Nevevi böyle söylüyor. ”Ya canım bana göre Hristiyanlar da cennete gidecek.” diyen o sahte hocalar… ”Bana göre Yahudiler de bizdendir. Aynı dinin çocuklarıyız. Aynı Allah’ın çocuklarıyız.” Şirk sözüdür bu. Allah’ın çocuğu olmaz. Olsaydı Hristiyanların İsa’sı olurdu. Kim diyorsa bunu; onların dinlerinden, akidelerinden tahrif edilmiş inanışlarından beri olmadıkça, Müslüman olsan bile, yirmi defa hacca gitsen bile, trilyonlarınla otuz tane cami yaptırsan bile kabul olmuyor. Çünkü şirktesin. Ve şirk en büyük zulümdür. Son paragraf. Bu konuda son sözü, sözlerin sultanı Muhammed Aleyhisselam söylesin. ”Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki, -dikkat- bu ümmetten, Yahudi veya Hristiyan herhangi bir kimse beni duyar da, sonra benimle gönderilen dine inanmadan ölürse, benimle gönderilen dine inanmadan ölürse mutlaka cehennem ashabından olur.” Müslim hadisidir. Ama Yahudi ve Hristiyan’a bu ümmet diyor? Muhammed Aleyhisselam peygamberliğini ilan ettikten sonra dünyadaki bütün insanlar bu ümmettir. İkiye ayrılıyorlar: İcabet edenler, icabet etmeyenler. Yahudi ve Hristiyanlar da icabet etmeyenlerden. Ama bu ümmetten. ”Benim adımı duyduktan sonra, benim son peygamber olduğuma ve getirdiğim dini yani Kur’an’ı kabul etmezse gideceği yer cehennem ashabıdır, bu kesindir.” diyor Efendimiz Aleyhisselam. Hâl böyleyken, papaz bırak yirmi tane çocuğa bakmayı, iki bin tane çocuğa baksa, bütün ihtiyaçlarını giderse; hatta şu anda dünyanın en zalim ülkeleri Amerika, İsrail, İngiltere, Almanya… Dünyaya terörü bunlar dağıtır. Bunlar bir karar alsa ortak. ”Afrika’daki bütün fakirleri, Osmanlı yapıyordu düne kadar. Biz de Osmanlıyı yıktık. Bu insanlar açlıktan ölmeye başladı. Afrika’daki bütün fakirleri bundan sonra biz doyuracağız.” dese bu dört zalim. Ortaya böyle bir karar atsalar ve anlaşsalar ve doyursalar, Afrika’daki açları doyursalar… Yapmak istese yaparlar. Sadece bütün bu ülkeler, silaha, silahlanmaya harcadıkları paranın yüzde onunu fakirlere verseler açlıktan bir tane adam ölmez dünyada. Bütün mesele, her şeye para var, fakir fukaraya para yok. Onlara bakmaya para yok. Bütün sıkıntı buradan çıkıyor. Bunu yapsalar bile Allah onlardan bu işi kabul etmiyor. İşte kardeşler, bu ayet-i kerimeyi okudukça imanı doğru bir şekilde anlayalım. Allah’ımızın yanına herhangi bir ilahı koymayalım. Herhangi bir ilah tasavvurunu koymayalım. Kim ne kadar kuvvetli ve mahir olursa olsun herhangi bir işte, sakın ”Onu yücelteceğim.” diye ilahlaştırmayın. ”Hocam insan ilahlaştırılmaz ya, bu adamlar tuvalete giden insanlar.” İslâm tarihine bakın, insanlık tarihine bakın. İlahlaştırılmış bir sürü insan var. Nemrut demedi mi ”Ben Allah’ım. Senin Allah’ından daha hayırlıyım?” Firavun demedi mi ”Ben senin Allah’ından daha hayırlıyım?” ”Senin Allah’ın da yaratır, öldürür. Ben de yaratırım, öldürürüm. Bak ben de Allah’ım.” dedi İbrahim Aleyhisselam’a Nemrut. Bak, insanlar ilahlık iddia ediyor. Dünyada şu anda ilahlık iddia eden bir sürü insan var. Geçmişte de bu oldu, kıyamete kadar da olmaya devam edecek. Bakın, neden oldu bu? Allahu Teala kendisine bazı nimetler verdi ve bu şımardı. Nimetler bazısının şükrünü arttırır, bunlar azınlıktır. Bazısının da küfrünü arttırır, bunlar büyük çoğunluktur. Nimetler verdiler bunlar şımardı ve artık ilahlığını ortaya koydu. İlahlık iddia etti. Amerika demiyor mu ”Dünyanın tanrısı biziz. Dünyanın efendisi biziz?” İlah yerine koyuyor kendini. Allah kimi çıkarttıysa indirdi, sıra sizde. Kimi çıkarttıysa indirdi. Mevla Teala hep böyledir. Bazılarını yükseltir, bazılarını alçaltır. Allah’ın adeti böyledir. Amerika’yı yükseltti. Elli-altmış senedir dünyanın süper gücü. Ondan önce Birleşik Krallık’tı, İngiltere’ydi. Ondan önce bizdik. Biz düştü, üç tanrıcı İngiltere geldi. Üç tanrıcılardan sonra yine üç tanrıcı Amerika geldi. İngiltere’den de düştü Amerika’da şu anda. Şimdi onun çöküş vakti başlamıştır. Allahu Teala tez zamanda İslâm düşmanlarını, Allah ve Peygamber düşmanlarını çökertsin. Tekrardan Osmanlı çocuklarını dünyaya hükmettirsin. (Amin) Amin ya Muin. Dünyanın her tarafına adaleti, aç kalmamayı, mutluluğu ve huzuru bizim ellerimizle Allah ulaştırsın. (Amin) Atalarımız bunu yaptılar, elhamdülillah. İnşallah sıra bizdedir. Allah’ım sen bize nasip et ya Rabbi. (Amin)

Neden biz sınav ediliyoruz da Adem ve Havva sınav edilmeden Cennete konuldu?

Bir tane daha elbiseden bahsediyor şimdi Allâh-u Teâlâ. Velibâsu-ttakvâ Bir de takva elbisesi indirdik. Avret mahalini örten elbise, iç giyim Ziynet elbisesi, dış giyim. Her zaman dış giyim, iç giyimden daha pahalıdır. Sonra bir de takva elbisesi indirdik diyor. Peki bu Darwinistlere, bu evrimcilere bu ateistlere, deistlere ne oluyor ki diyorlar ki ilk insanlar yüzyıllar boyunca hep çıplak gezdi. Elbise nedir bilmiyorlardı. İlk insan Adem nebidir. Adem nebi. Ateistin bir tanesi sormuş. Hoca hoca! Biliyorsunuz bunlar bize ”hocam” diye hitap etmiyor. Hoca hoca diye hitap ediyor. Sonda ki A’lar devam ediyor. Hocaa, hocaa! diye devam ediyor. Kendince böyle aşağılama tarzında bize sual soruyorlar. Yazmış. Hoca hoca! Neden Adem ve Havva direk cennete konuldu. Hiç imtihan edilmediler. Biz imtihan ediliyoruz. Kazanırsak cennete gidiyoruz. Hadi bakalım sen bana bunun cevabını ver! Allah’ım bu insana hidayet nasip etsin. Amin! Adem Aleyhisselam cennette imtihan edildi mi edilmedi mi? Sınavı kaybetti mi kaybetmedi mi kardeşler? Ayeti hatırlatayım size. Ey Adem! Sen ve eşin beraber cennete yerleşin. Beraber cennete yerleşin. Sonra.. İstediğiniz her yerden, nimetlerimden bol bol yiyin. Lâkin, şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz. Bu ayettir. Bakın! Bütün cennet! Gözünün, aklının, hayalinin alamayacağı kadar büyük bir cennet! En pasif müslümana 10 dünya büyüklüğünde cennet vardır diyor Hadis-i Şerif’te. En pasif müslüman. Dolayısıyla peygamberi Adem Aleyhisselam’a verdiği cenneti bir düşünün. Her taraf, her yerde yiyip içmek serbest. Ama bir tane ağacı koymuş cennetin tam ortasına. Demiş ki, bak. Ey Adem! Ey Havva! Size her taraf serbest. İstediğiniz kadar yiyin için ama buraya yaklaşmayın. Bakın, dikkat edin! Yemeyin demiyor. Bu ağaçtan meyve yemeyin demiyor. Yaklaşmayın diyor. Oraya yaklaşmak sıkıntılı. Yaklaştığın anda düşme ihtimalin fazla. Yaklaşmayın diye bizi uzak tutmak istediği başka bir günah hangisi kardeşler? Allah sizden razı olsun. Bak, benim meclisime gelenler cahil adamlar değil görüyorsunuz. Hepsi bir ağızdan zina diyor. Bak, zina yapmayın demiyor Kuran’da yine. Her zaman söylerim bu ayeti. Ve lâ tekrabu’z Yaklaşmayın… ez-Zina Zinaya yaklaşmayın. Çünkü yaklaştığın anda hacısı da olsa hocası da olsa düşer. Sizin burada gördüğünüz en takvalı adam kim? Bu.. En takvalı adam bu. Şimdi bu adamı bir punduna getirseler, bir tiyatro yapsalar, hayat kurtaracaksın hocam, şöyle tebliğ, böyle tebliğ.. Evin içine tıksalar beni, bir tane kadın gelse karşıma..! Ve kandırmak için bazı tavırlarda bulunsa.. Şunu diyebilir miyim ben? Ben hayatta kanmam. Beni kandıramaz kimse. Ben asla zina etmem diyebilir miyim? Muhammed Aleyhisselam bizi uyarıyor! Sakın sizden kimse, ben zina etmem demesin! Ben Allah’ın izni ile zinadan kaçarım desin. Kaçmak… bugüne kadar bu günaha Elhamdülillah düşmedik. Düşmememizin bir tek sebebi var. Çağrıldığımız hiç bir yere gitmedik. Gitseydik muhakkak çok defa zina yapmıştık. Bundan sonrada Allah, bu tuzağa düşmeyi bize nasip etmesin kardeşler. Amin! Amin İşte, ağaca yaklaşmayın diyor. Zinaya yaklaşmayın diyor. Çünkü, biliyor ki Allâh-u Teâlâ, o sınırda o mayın tarlası içinde olursan, orada bir iki sek sek oynayayım falan dersen Senin bacağın mayına patlar, mayını bulur ve bacağını kaybedersin. İşte.. Bu iş böyledir kardeşler. O Adem nebi ve Havva anamız cennette elbiseli miydi değil miydi? Cennet elbiselerini giyinmişlerdi. O elbise yok diyenler! Bu ateiste de cevabı bu şekilde verdik. Adem ve Havva anamızın sınavı neydi? Tek bir sınavı vardı. Bizim bu dünyada bir sürü sınavımız var. Onların bir tek sınavı vardı. Her şey serbest, bu yasak! Ama onlar ne yaptılar? Şeytanın dışarıdan vesvesesi ile merak ettiler ve aldatıldılar. Çünkü şeytan onlara dedi ki; “Bu ağacın meyvesinden yerseniz ebedi olarak cennette kalacağınız için…” Allah da sizi burada ebedi olarak tutmamayı murad ettiği için onu size yasakladı. Sizi buradan çıkartacak. Siz en iyisi o ağaçtan o meyveyi yiyin dedi. Bu şekilde vesvese vererek kandırdı. Müthiş bir ters psikolojiyle, ters psikoloji. Ve aldandılar, meyveyi yediler. İşte onların da sınavı buydu ve sınavı kaybettiler. Dünyaya geldiler ve soyları soylandı. Boyları boylandı ve biz dünyaya geldik. Şimdi sınav sırası bizde. Onlar sınavlarını verdi. İmanla gitti. Sınav sırası bizde kardeşler. Bizim bu sınavı kaybetmememiz gerekiyor. Kaybetmemek için de nasıl giyineceğiz ne yapacağız bunu bilmemiz gerekiyor. Bugün sokağa çıktığınız zaman özellikle yaz aylarında, Bütün genç kardeşlerimden aldığım mesajdır. Yazın sokağa çıkmak istemiyorum hocam. Adam bekar adam. Cinsel gücünü dışarıya atma gibi bir durumu da yok. İstimna caiz değil. Zina yapmak da caiz değil, haram. Ee bu adam da ne yapıyor? Evde kalmaya çalışıyor. Çıktığım zaman diyor, kadınların büyük bir çoğunluğunu çıplak olarak görüyorum. Çıplak olarak gördüğüm zaman da kalbim kalıyor, gözüm kalıyor. Namaza durduğum zaman bile karşıma çıplak kadın suretleri gelebiliyor. Bunlar hep bugünde genç kardeşlerimizin çektiği sıkıntıların büyüklerindendir. Allah bize dayanma ve sabır gücü versin kardeşler. Amin! Bu kızlarımıza da, bu ablalarımıza da Allah hidayet nasip etsin. Amin! Muhammed Aleyhisselam buyurdu ki, cehennemde kadınların sayısı, erkeklerin sayısından fazladır. Bir daha söylüyorum. Cehennemde kadınların sayısının erkeklerin sayısından fazla olduğunu gördüm diyor miraç gecesinde. Sahih bir hadistir. Neden böyle? Çünkü vesile oluyorlar, çok vesile oluyorlar. Erkeklerin de günaha girmesine vesile oluyorlar. O çıplak olduğu için biz bakma hakkına sahip miyiz? Kesinlikle değiliz. Ama vesile oluyorsun. Benim için bunu kolaylaştırıyorsun. Haram yapmamı kolaylaştırıyorsun. Rabbim, bu insanlara hidayet nasip etsin. Amin! Bizi de korusun. Amin! İşte kardeşler.. velibâsu-ttakvâ Bu da üçüncü elbise. Takva elbisesi öyle bir elbise ki, Bu elbiseyi giyen, bunu da Allak gökten indirmiştir. Nasıl indirmiştir? Yağmur ile değil bu. Bu takva elbisesi de bununla inmiştir. Allah’ın kitabı. Ve peygamberimizin sünneti. Kitabı ve sünneti yaşayan bir adamda takva kendini ortaya çıkartır. O adamın görünüşü, duruşu nur saçar. Tesiri çok fazla olur. İbadetten çok lezzet alır. Ve etrafındaki insanların kalbinde ona karşı bir güven ortaya çıkar. Takvanın işaretleridir bunlar. Etrafındaki insanlar anasına, babasına, kardeşine açıklayamadığı sırları söyleyemediği sırları o takvalı olarak gördüğü adama söylerler. Bu konuda İslam’ın görüşü nedir? Bak sana anlatıyorum bu durumu. Bu günahtan kurtulmam lazım ama akrabamdan kimseye söyleyemiyorum. Senin Allah’a benden daha yakın olduğunu düşündüğüm için ilmi olarak da benden daha ilerde olduğuna hüsnü zan ettiğim için Bu meselemi sana açtım. Bana ne yapmam lazım İslam’a göre bildir der ve ondan yardım isterler. Bu adam takva elbisesini giymeye başlamış demektir. Diğer gelen insan ne yapıyor? Ben de bu elbiseyi giymek istiyorum diyor. Sabah ezanı okunduğu zaman ben yatakta fosur fosur uyuyorum. Ama sen, sanki bir askerin koğuş kalk emrini alması gibi, fişek gibi havaya kalkıyorsun. İkimiz de insanız, ikimizin de aklı başında. İkimizin de gözleri çalışıyor, kafası çalışıyor, elleri var. Ama ben kalkamıyorum. Üstümdeki o yorganı, pikeyi atamıyorum. Ama sen bıçak gibi kalkıyorsun. Bende bir şeyler eksik. Benim, benim bedenim çıplak. Dışarıya çıktığım zaman senin gibi, elbise giymiş gibi görünebiliyorum, görünebilirim. Ama hakikatte iç alemim çıplak. çıplak.. Dünya elbisesi, insanları hayvanlar alemine katılmaktan korur. Bizim hayvanlar ile aramızdaki fark nedir kardeşler? Elbise giymek. Hayvanlar elbise giymez. İnsanlarsa, beden azaları görünmesin diye elbise giyerler. Bu bizi hayvanlardan ayırır, dünya elbisesi. Bir de takva elbisesi vardır ki, takva elbisesi ise bizi meleklerin derecesine çıkartır. Mesele bu elbiseyi giyebilmektir. Allah bize bunu nasip etsin kardeşler. Amin!

Cennette ne var? Canın ne çekiyorsa o var! – Lezzetlerin değişmesi…

Biz var ya biz… Sizin dostunuzuz. Melekler bize konuşuyor şimdi. Dostlarınızın sayısını arttırın. Türkçe’mizde, günümüzde ”Evliya” tabirini kullandığımız zaman ne gelir aklımıza? Allah dostu. Melekler de bizim dostlarımız olabilir. Allah dostları da bizim dostlarımız olabilir. Peygamberler de bizim dostlarımız olabilir. Bir şey yapmamız lazım. Onların yolunda gitmemiz gerekiyor. Yolunda gitmezsen, istediğin kadar akraba bağların olsun, dostu olamıyorsun. Sana bir faydası olamıyor. Olsa idi, Nuh Aleyhisselam’ın, oğluna faydası olurdu. Oğlu dedi ki, benim sana ihtiyacım yok. Ben yüzmeyi çok iyi bilirim. Bir de dağın üstüne çıkacağım. Sen slalomcu bile olsan, o su adamı yutar. O su adamı bitirir. Ve bitirdi mi? Kafir gitti oğlu. Nuh Aleyhisselam’ın karısı kafir gitti, oğlu kafir gitti. Lut Aleyhisselam’ın karısı kafir gitti. Bak faydası olamadı. Bir peygamber olmasına rağmen faydası olamıyor neden? Yolunda gitmen gerekiyor. Meleklerin de sana faydası olmasını istiyorsan, ”Evliya’ukum” diyen meleklerin yolunda gitmen gerekiyor. Onları hoşnut etmen lazım. Zina evine gittiğin zaman melekleri hoşnut eder misin? Bak! Yine seninle beraber melekler oraya girecek. Ama hoşnut değiller. O durumdan rahatsızlar. Razı değiller. Ama senin dostun oldukları için oradalar. Muhammed Aleyhisselam’ın hadisini hatırlayın. Ölmeden önce melekler bize ne diyecek? Bizi ne kadar güzel yerlerde oturttunuz. Ne güzel meclislerde bulundurdunuz. Müslümanlara böyle diyecek melekler. Fasıklara ne diyecek? Bizi ne kadar çirkin, ne kadar pis yerlerde oturttunuz. Yazıklar olsun size, lanet olsun size. Hangi duayı almak istersin? Beddua mı yoksa dua mı? Yapacağın tek şey melekleri kendine dost etmek ve onların istediği yolda gitmek. Devam etti Allah’ımız. Biz sizin dostlarınızız. Bu dünya hayatında sizin dostunuzuz. Bütün işlerinizde size yardımcı olmaya çalışırız. Ahiret hayatında da biz sizin dostlarınızız. Mahşere delil neydi hocam? Bak işte bu! Melek diyor ki, ahiret hayatı kabirden başlar. Berzah aleminden başlar. Kabirde de biz sizin dostunuzuz diyor. Dolayısıyla Münker, Nekir olan diğer iki melek bize hesaba, suale ellerinde topuzlarla geldiğinde Bizim dost meleklerimizin sayısı ne kadar fazlaysa, o kadar kolay bir şekilde cevap verebiliriz. Hem dünya hayatında dostlarımızdır o melekler, hem ahiret hayatında dostlarımızdır. Devam etti Allah’ım. O gün size, canınız ne isterse.. Nefsiniz ne isterse, o gün size vardır. Kardeşler hangi gün bu? O cennete girdiğimiz ilk gün var ya.. İlk gün zaten tek gündür. Orada gün dönüşümü yok. İkinci gün, üçüncü gün yok. Güneş hep ikindi vaktinde. Asla batmıyor ve doğmuyor. Gün hep ikindi vakti hali. Ne terleme var, ne üşüme var. Ne hastalık var, ne yaşlılık var. Ne bitkinlik var, ne acıkmak var, ne doymak var. Her şey keyif. Ancak Allah’ımızın bize vaadi ne? Ne isterseniz, nefsiniz ne isterse. Şimdi ben size nefsimiz ne ister sayayım. Bizim nefsimiz araba ister. Ferrari’ye binmek ister bir kere. Bak burada hep gençlersiniz. Hangi arabayı istersin desem, burada 100 tane gencin 90 tanesi der ki Ferrari. 10 tanesi benim gibi eski kafalıdır. Ben modifiyeli Şahin’e tavım. Modifiyeli Şahin isterim. Bana göre daha çekici görünüyor. Eski kafalı bir adamım çünkü. Ama doksan tanesi de Ferrari der. Bu dünyada binme ihtimaliniz çok düşük kardeşler. Anca hırsızlık, arsızlık yapmanız lazım. Allah’ın dinini çiğnemeniz lazım. Bu da bize uymayacak. Bizim karizmamızı çizeceği için bize uymaz. Dolayısıyla çok zor bir ihtimal. Cennette dedin ki, ya ben dünyada iken Ferrari’ye binmek istemiştim. Allah’ım bana bir Ferrari yarat be. Ne dilersen.. Nefsiniz ne dilerse size vardır. Allâh-u Teâlâ yaratacak mı? Hemen yaratacak. Başka, ben köşk istiyorum. Tak, Allâh-u Teâlâ sana bir köşk yaratacak. Altlarından ırmaklar akan, nehirler.. Bir ev var, evin altından ırmak akıyor. Ev havada duruyor. Kardeşler, havada duruyor ya. Bunu bu dünyada anca nasıl yaparsın? Çay bahçeleri var böyle, çay bahçeleri.. Tahtalar falan sermişler üstüne. Alt taraftan ırmak akıyor. Sesler geliyor. Orada çay içiyorsun. Kardeşler beni birkaç defa götürdü. Çok keyifliydi. Aklıma hep bu ayetler geliyor. Burada anca böyle derme çakma olabiliyor. Orada gerçeği var. Baldan nehirler, sütten nehirler.. Muhammed Aleyhisselam’ın komşuluğu. İstemez misin kardeşim? İstemez misin? Dünyadaki ufak haramlara tav oluyorsun da, şu nimetleri istemiyorsun. Sonra biz erkekler ne isteriz? Huriler. Bak, burada Allâh-u Teâlâ Hazretleri, bu kitapta, hep bizim nefsimizi şevklendirmek için, ibadete yönlendirmek için, orada canınız ne isterse var diyor. Köşklerden bahsediyor. Irmaklardan bahsediyor. Baldan nehirler, sütten nehirlerden bahsediyor. Ama bizim erkeklerin en sevdiği ayetler nedir? Hurilerden bahsettiği ayetler. Ya hocam neden böyle yapıyorsun, hurilerden bahsediyorsun? Kuran’ı mı gizleyeyim? Allah’ın Kuran’daki huri ayetlerini mi gizleyeyim. Sen beni mealci mi sandın kardeşim? O mealci diyor ki, peygambere itaati emreden ayetleri çıkartalım Kuran’dan. Öbür mealci diyor ki, Musa – Hızır kıssasını çıkartalım. Öbür mealci diyor ki, kadınlardan bahseden bütün ayetleri kaldıralım. Öbür mealci de diyor ki, bütün mucize ayetlerini kaldıralım, aklımıza uymuyor. Sen beni mealci mi sandın? Ben bu kitabın ilk harfinden son harfine kadar tamamına iman ettim. Allah bu akide üzere ölmeyi bana nasip etsin. (Amin.) Sizede nasip etsin İnşaallah. (Amin.) Bütün ayetlere iman ettim. Burada cehennem ayetlerinden nasıl size anlattığım gibi, nasıl bahsettiğim gibi, nasıl korkuttuğum gibi Cennet ayetleriyle de sizi şevklendirmek benim vazifemdir. Yoksa gizlemiş olurum. Bile bile hakkı gizlemeyin. Hakkı batıla karıştırıpta bile bile hakkı gizlemeyin. Ayettir. Nasıl gizlerim ben bunu? Bizim erkekler en çok huriyi ister. Bu bir vakia, bu bir gerçek. Huri ister. Huriler konusunda çok hadis vardır, çok ayet vardır. Hadislerde Efendimiz Aleyhisselam kendi eşinin, dünyada ki eşinin dışında iki tane daha huri hanımını Allâh-u Teâlâ o erkeğe vereceğini bildirir. Zayıf hadislerde ise 70 huriye kadar, 100 huriye kadar ki İnşaallah bu zayıf hadisler sağlamdır.. vereceğini Allâh-u Teâlâ Hazretleri, 70 huri ve 100 huriye kadar vereceğini bildirir. Bunlar daha zayıf hadislerdir, diğerleri hasen ve sahihtir. İki tane kesin olarak, kendi hanımının dışında huri alacaksın. Allâh-u Teâlâ imanlı ölmeyi nasip etsin İnşaallah. Amin. Kadınlar.. Kadınlara da sorun. Cennette en çok istediği şey nedir? Ben kadın dervişlere, kadın takipçilere, bana fetva soranlara söylüyorum bazen. Diyorum ki; Cennette en çok istediğin şey nedir? 10 tanesinden 9 tanesi diyor ki, Allah’ın cemalini isterim hocam. Bak bizim erkeklere de soruyorum, bizim dervişlere. İnşaallah hocam burada evlilik çok zor. 100 bin tl’yi gözden çıkartman lazım. Çok zor, evlenebileceğimi düşünmüyorum. Ahirette ben cennette huriler istiyorum. Bizim erkeklerin yüzde doksanı, mübalağa etmiyorum, huriler istiyor. Allah’ın cemali diyen yok. Yüzde beş belki… Kadınlara diyorum. Aynı soruyu kadınlara soruyorum. Vallahi bu kadınlar bizden daha aşık. Kadınlar, Allâh-u Teâlâ’ya ve Peygamberimize aşk olarak bizden daha fazla yakınlar. Daha samimiler. 10 kadının 9’u diyor ki, ben Allah’ın cemalini istiyorum hocam. Yanıyorum. İşte 1 kadın ne diyor. Ben dünyada hiç kimsede olmayan perdeli bir köşk istiyorum diyor. Bu perdelere takmış olan kadınlar da var. Kafayı perdeye takmış. Köşk istiyorum ama perdesi böyle olacak diyor. Ya bırak perdeyi abla, boş işler bunlar. Oraya gittiğin zaman göreceğin şeyler o kadar güzel şeyler olacak ki, bunları unutacaksın zaten. Bu dünyadaki perdeyi merdeyi unutacaksın. İşte… Canlarınız ne isterse, nefisleriniz ne isterse orada sizin için vardır diyor Allah. Devam etti. Neyi istiyorsan, neyi söylüyorsan… Şimdi Allah’ımız herhangi bir şeye ne diyor dünyada? “Ol” diyor. O şey de dünyada oluyor mu kardeşler? Hemen oluveriyor. Hiçbir çalışma yapmadan. Şimdi Allah, cennete gidersek, bize nasip ederse bunun bir kısmını, küçük bir mislini bize orada veriyor. Canın ne isterse, ne söylersen… Allah’ım dünyada iken karpuz vardı. Adana karpuzu.. Bana Adana karpuzu yarat. Adana karpuzu ver Allah’ım. Allah sana karpuz verecek. Burda gördüğün karpuzun bir benzeri. Ama benzeri… İlk o parçayı ağzına aldığın zaman diyeceksin ki, bu başka bir şey. Dünyadaki karpuza hiç benzemiyor. Lezzet olarak asla ve kat’a dünyadaki hiçbir lezzete benzemeyecek. Ve bir özellik daha nedir? Aldığın her lezzet katlanacak. Daha yüksek bir lezzet, daha yüksek bir lezzet. Daha değişik bir lezzet. Öyle değil midir? Aynı portakalı 5 ayrı şehirden yersin. Ve 5 ayrı lezzet alırsın. Dünyadayken böyle değil mi kardeşler? 5 ayrı portakal. 5 ayrı erik. Erikler bir çıkıyor piyasaya, 10 tane farklı yerden 10 ayrı lezzet. Cennette de böyle. Ayrı ayrı lezzetler olacaktır. Son ayet de şöyle. Allah’tan size bir ikram olarak, Rahman, Gafûr (günahları çok bağışlayan) ve Rahim olan Allah’tan size bir ikram, bir sofra olarak… İmam Razi diyor ki, “nüzülen” demek, Allah’ın misafire yaptığı ikram demektir. Hani bir misafir başka bir eve gittiği zaman, oraya misafir olduğu zaman ne oluyor kardeşler? Ev sahibi ona bir sofra çıkartıyor. Buna Arapçada nüzülen deniyor. Sofra, yemek… Cennete gidersek, Rabbim nasip ederse Allah’ın misafiri olacağız. Allah’ın sofralarından yiyeceğiz. Ve her gün ve her an, bazıları her cuma, bazıları her an her gün Allah’ın cemalini görecek. Bazıları uzun zaman dilimi içinde görecekler. Ve cemalini gördüğümüz anda cennetlik bütün nimetler hafızamızdan gidecek. Bütün lezzetleri unutacağız. Çünkü Allah’ın cemalini görmekten daha büyük bir lezzet Ahiret hayatında yoktur. “O gün bazı yüzler Alah’a bakar” diyor Kuran. İnşaallah biz de o yüzlerden oluruz.