Önce Güldürdü Sonra Ağlattı!

Buraya aslında gün içinde gelen insanlarla ilgilenen de aslında önemli bir ekip var. Biraz da ondan… onlardan bahsetmek lazım. Bizim burada zaten çay dağıtan, perde arkasında çalışan, mutfakta çalışan; bizim mutfak dediğimiz kavram biraz daha geniş tabi. Mesela videoların montajını yapan adam da mutfakta çalışıyor bizim deyimimizle, işte kameraya kaydeden arkadaşımız da mutfak elemanı olarak. Mesela buranın teknik işlerini yapan bir sürü arkadaşımız var. Elektriğinden, gerçekten suyuna, tesisatına; harıl harıl. Hani burda gördüğünüz dekor da mesela el emeğidir pek çoğu. Kendi gayretleriyle kardeşlerimiz yapıyorve gerçekten de bir topyekün aslında bir ekip çalışması var. Hafta içinde kardeşlerimiz sokağa iniyorlar, kart dağıtıyorlar, broşür dağıtıyorlar. İnsanlara ALlah’ı anlatıyorlar. Bir fırsatını bulup Allah’ı anlatabilir miyiz? Derdimiz bu yani. (Gümleme sesi) Bir fırsatını bulup heryerde Allah’ı anlatmaya çalışıyor kardeşlerimiz. İniyorlar, Risale bastırdık 20.000 tane bunları dağıtıyorlar. Büyük bir kısmını dağıttılar falan. Kardeşlerimiz koşturuyorlar, mücadele veriyorlar. Hani nerde bir belki Cenab-ı Hak fırsat yaratırda orada bir kişinin imanına vesile oluruz diye. Elhamdülillah Çınaraltı açıldığından beri yüzlerce böyle ateistin iman ettiğine şahit olduk. Namaz kılanların sayısı, namaza başlayanların sayısı; gerçekten biz de bilmiyoruz. Kaç rekat namaz kıldıklarını hele Batuhan! hiç bilmiyoruz. Elhamdülillah çok güzel imani faaliyetler yapılıyor ve burdaki kardeşlerimiz samimane çabalarıyla.. Aynı zamanda burdaki ekipte de bir renklilik var; onu farkedersiniz. Gelir gelmez yani ekipte bir hareket var yani; bir aksiyon, bir renkli yani simalar. Yani burda yaşadığımız gün içinde o kadar çok güldüğümüz hadise oluyor ki. Bu aslında benim bir duamın sebebiydi, kardeşlerimiz çok iyi bilirler. Hatta hemen gülmeye başladılar. Burası açılmadan önce ben Cenab-ı Hak’ka şöyle bir dua etmiştim. Elhamdülillah duam kabul oldu. Tabi önceleri çok şükrediyordum ama şimdi farklı bir açıdan yani, iyi mi ettik kötü mü ettik onu da bilmiyorum ama. Açılmadan önce şöyle bir dua etmiştim. Dedim ki: “-Ya Rabbi” hani ben farklı yerlere de gittim, farklı ortamları gördüm, hani Çınaraltı hiç bir yere bağlı olmasın falan diye üğraştık. Tamamen gençlerin kendi projesi olsun tamamen kendi gayretleriyle, hiç bir yere tabiri caizse sırtını yaslamaksızın, tamamen Allah’a yönelerek böyle kendi imkanlarıyla, hani herkesin gelebileceği; şucu bucu denilmeyen. O yüzden bir yere bağlı değil. Yoksa bir cemamate bağlı olmak kötü bir şey değil. Bu aralar çünkü böyle bir yafta atılmaya çalışılıyor. Tam tersi bu milleti güzelleştiren en temel unsurlardan birisi bu tarz çalışan insanlar. Allah için uğraşan, Allah Rızası için çalışan kardeşler her tarafta var. Çınaraltı hiç bir yere bağlı değil. Hani şu manada bağlı değil. Şucu, bucu denilmesin diye; tamamen üniversiteli gençlerin böyle kendi girişimleriyle oluşturduğu bir proje ve gerçektende elhamdülillah mâkes buldu, karşılık buldu. Ve ben açılmadan önce tabi çok tereddütler içindeyim. Yaa olur mu, olmaz mı? İmkan yok, para yok, kimseyi tanımıyorsun. Nasıl yapacaksın felan. “Ve hüve ala külli şey’in kadir” “Allah’ın gücü her şeye yeter” Osman. Allah’ın kazinesi sonsuzdur falan. Yapar mıyız, yapamaz mıyız? Derken Cenab-ı Hak etrafımıza böyle bir ekip oluşturdu. Çok şükür. Sosyal medyadan, duyan, gelen, ben de varım diyen. Konuştuğumuz her kesin kalbinde bir heyacan uyanmaya başladı ve elhamdülillah Cenab-ı Hak; 8 aylık bir çalışma, bir gayretin neticesinde, bir kuracak bir ekip oluştu ve kuruldu. Ama kurulmadan önce ben şöyle bir dua etmiştim. Dedim ki:”Ya Rabbi ben çok farklı ortamlara girdim çıktım, bazı ortamlarda hani ehli dünya iken; eski hayatımda iman etmeden önce çok sıkılıyordum. Girip çıkıyordum böyle ortamlara ama çok sıkılıyordum. Ya böyle sıkılmayacağım, sıradışı insanların olduğu bir yer nasip et Ya Rabbi. Ekibimiz sıra dışı olsun.” dedim. Arkadaş bir tane normal adam yok yaa. (Hayal kırıklığı müziği arka fonda). Yani kime elimi uzatsam, kimle böyle omuz omuza gelsem, kimle böyle bir dertleşeyim desem adam deli çıkıyor. Yani demekki yani bu yolda da böyle bir şey de var tabi. Hani gerçekten de şu ahir zamanda Peygamber Efendimiz’in(s.a.v.) hadisi var ya. Ona mazhar oluyorlar. Gerçekten “Ahir zamanda dini yaşayana ‘mecnun’ diyecekler” diyor Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam. Yani demekki dini yaşamak o kadar anormalleşecek. “Olur mu yaa. Sen işini gücünü nasıl kaptıracak bir riske girebilirsin.” “Aman oraya gitme. Mimlenirsin, fişlenirsin” Ne demek bu işte bak? “Deli misin öyle bir yere gidiyorsun” Dünya menfaatini kaçırıyorsun. “Ahiret, ahiret. Ser seccadeni kıl namazını ya. Karışma kimseye.” Bu asrın değil mi? mottosu bu. Sloganı bu. Niye? Şeytan çok güzel bir taktik bulmuş. Müslümanları böyle göbeğinin altında ezdirecek, müslümanları dünyevileştirecek ve müslümanları müslüman kimliğinden koparacak; artık sıradan, dünya için yaşayan bir insan haline çevirecek bir projenin içinde. Şeytan. İşte o yüzden ne yapmak lazım? Burada bir parça böyle sıradışı olmak lazım. Dediğim gibi çok renkli kardeşlerimiz var. Bu gün Canberk’le falan bir konuştum. Ya dedim kardeşlerimizin böyle şeyleri var… hikayeleri, yaşadığımız garip şeyler. Hangisini anlatsak? Ya liste uzadıkça uzadı. Ben artık aklıma hangisi geliyorsa onu anlatacağım. Mesela Emin. Emini anlatayım. Bizim Emin diye bir kardeş var. Görmüşsünüzdür böyle iki metreye yakın boy, esmer felan Şimdi şehir dışında kendisi. Kardeşimiz böyle Twitter’a bakıyor. Twitter’dan sorumlu. Bir özelliği var. Geceleri…buna karabasan geliyor… Yani burda iki metre boyunda, hani kapı genişliğinde, enine doğru da bir metreden fazla, yani Batuhan’dan 30 tane yan yana, üst üste koy. Öyle bir şey. (Salon gülüşüyor) Ya bu…cüssede birisini düşünün ve bu adamın uyur gezer olduğunu düşünün ve aynı zamanda karabasan geldiğini düşünün ve onunla salonda yan yana yattığınızı düşünün. Yani kardeşlerimiz burda ne filimler çekiyorlar. Sefa yatıyor. Bir kere anlattı bana böyle. Hee Sefa’nın boyutlarını da söyleyeyim. Sefa burda mı? Sefa bir gelsene Sefa. Çağırsanıza bir Sefa’yı. Sefa’yı da gelsin. (Gülüyor) Sefa iki metre.(Yanlış söylüyor) Birisi Sefa’nın yanında…Ali Osman bir Sefa’nın yanında ayağa kalksana. Sefa’nın hani. (Salonda gülüşmeler) Ha 1.95 lik Okan var. Okan lütfen. (Gülüşmeler devam ediyor). Emin! Okan’dan iki tane olduğunu düşünün böyle bir adam. Sefa yatıyor, Emin yatıyor. Gece böyle bir yarım saat, bir saat geçiyor. Yani şöyle bir karartı düşün üstünde 2 metre boy yani 110 kilo felan bir cüsse, devasa bir surat Gecenin karanlığında Sefa gözlerini bir açıyor. Oturabilirsiniz bu arada. Batuhan senin ne işin var orda? Hemen gittin. Nerde bir boy ölçüşme var hemen gidiyorsun. (Batuhan bir şeyler söylüyor) Tabi karabasarken o da görüyor yani. (Gülüşmeler ve Batuhan’ın kınuşması devam ediyor.) Yalnız bu kara olan Emin’mi onu bilmiyorum yani. Hakkaten. Ama basan bişey var. Şimdi Sefa’yı düşün. Yatıyor, gözünü bir açıyor, karşısında böyle devasa bir adam. Sefa’ya diyor ki, yaklaşıyor böyle: “Turuncu tişörtlü nerde?” diyor. (Gülüşeler) Turuncu tişörtlü kimse yok! Gece diyor, ağabey diyor, bir buçuk saat boyunca turuncu tişörtlü birisini aradı diyor. ve ben varım o var. Kimse yok diyor yani. Nası? korkunun boyutlarını düşünsene; devasa bir adam karanlığın içinde yürüyüp duruyor. (Gülüyor) Sürekli. Turuncu tişörtlü birisini arıyor. Abi resmen…yani..bir…cinayet hikayesi gibi yani. (Salondan birisi bir şey söylüyor) (Gülüyor) Hayır o cüsseden sevgi beklemiyor yani Sefa o an. Sonra neyse uyuyorlar felan. Bir kaç saat geçiyor. Sefa gene bir gürültüye uyanıyor. Bir kalkıyır. Yani bu iki metre boyundaki dev cüsseli adam salonun ortasında ellerini açmış sürekli yuvarlak çizerek koşuyor. Güm Güm Güm.(Salon gülüşüyor, Osman gülüyor) Sefa…ondan sonra işte evlenmeye karar verdi. (Kahkaha atıyor. Salon gülmeye devam ediyor.) Ancak kendimi böyle kurtarabilirim. Gerçekten Emin’le yaşanan hikayelerin sayısı çok. Bir sürü hikaye var. Bazıları hani RTÜK kapatabilir. O yüzden anlatamam. Sıkıntılı hikayeler de var. Yani kardeşlerimiz gerçekten burada çok ciddi gayretin içindeler. Hem bir yandan böyle gün içinde Cenab-ı Hak’kın yaşattığı bir süre tevafuk var, hani haletler var. Hani Cenab-ı Hak’kın yani bir şeyi denk getirmesi demek. Normalde olmayacak sıradışı bir olay. Mesela atıyorum; ben Nuri’den bahsediyorum, Nuri 3 aydır gelmemiş, pat bir anda Nuri geliyor. Bu bir tevafukdur mesela. Bu 1,2,3,4,5 hani sürekli tekrar edince anlarsın ki bu alelade bir iş değil. Demekki tevafuk alameti makbuliyettir. Cenab-ı Hak diyor ki yani, kulum sizin burda genç halinizle gayret etmenizden ben memnunum, razıyım diyor adeta. Böyle bir işaret hissediyoruz. Bunun gibi tevafukvari olaylar oluyor. Tabi kardeşlerimiz şevke geliyor, gaza geliyor. Biz burda işte; yeni geliyor adam bir ay, iki ay, üç ay, dört ay, artık risale okuması için. Kardeşim diyoruz ki yaa: beni dinleyerek nereye kadar devam edebilirsin. Videolarımızı artık hani iki yıldır izliyorsan ve hala daha risale okumamışsan bir daha izleme lütfen çünkü beni anlamamışsın diyoruz. Esas mesele biz fragman anlatıyoruz, hani filmin devamı burada. Sürekli fragman izleyerek de film anlaşılmaz, o yüzden Risale-i Nur’a yönlendiriyoruz. Özellikle yeni gelenlerde de bu çalışmayı yapıyoruz. Biz de böyle anlatıyoruz ya; gün içinde ateist geliyor, deist geliyor, konuşuyoruz, anlatıyoruz, iman edenler “Allahu Ekber” falan şahadet getirenler böyle. Bizim Berkan’da gaza geliyor tabi. Yaa diyor Osman Ağabeyler anlatıyor, ben niye anlatamayayım yaa falan diyor. Gidiyor bir gün bir evrimci ateist, okuldaki arkadaşının yanına; Canberk’de tanıyor. Oturuyor bunlara, Berkcan diyor anlat diyor bu ateizm dediğin, hani meseleni anlat bakalım diyor. Çocuk anlatmaya başlıyor. Bu ilk başta hani girecek yer arıyor tamam mı? Bu çocuk anlatıyor, bu da girecek yer arıyor. Bana anlattı meseleyi aynen böyle. “Ağebey” diyor “giremiyorum konuya bir türlü; çocuk şakır şakır anlatıyor, şakır şakır anlatıyor. Bir süre sonra geriye yaslandım” diyor. (Salondan ve Osman’dan gülmeler) “Dinliyorum çocuğu, baktım çocuk çok mantıklı konuşuyor” diyor. (Salonla karşılıklı gülmeler) “Kardeş sen haklısın yaa” dedim diyor. “Kalktım gittim” Yani artık Berkan öyle bir hale geldi ki adam ateistle konuşunca ateistin kafirliği artıyor. Yani imansızlığı güçleniyor. İmana getirecek yerde adamın iyice imansız olmasını sağlıyor. Yani artık biz de ters etki olarak; ateiste anlatma müslümana anlat imanı kuvvetlensin falan. Yani adam gidiyor çocuğa anlatayım derken tam tersi ava giden avlanır oluyor. Sen haklısın kardeşim diyor. Ben de geldiği zaman bana anlatınca; kardeşim dedim sen şehadet getir yaa sen bildiğin adamın imansızlığına hak vermişsin. Şimdi tabi Berkan’ın da kendisi burda değil. Şu an nerede bilmiyorum ama yani artık inşallah anlatacak seviyeye gelmiştir. Kardeşlerimizden böyler tabi çok farklı haletler var işte ne bileyim; Sefa’nın mesela böyle özlü sözleri olur. Bir araya geliriz atıyorum. Bir mütala yaparız. Bir beyin jimlastiği, beyin fırtınası, bir konuyu ele alırız felan. O anda böyle bir şey olur. Hani herkesin sofistike olduğu bir an olur tamam mı? Hani kardeşlerimiz; bir gün böyle bir oturuyoruz. Bir on onbeş kişi felan var. Bir önceki yerimizdeyiz. Eski yerimizdeyiz daha doğrusu. Oturuyoruz böyle hararetli bir muhabbet. Her kes böyle tefekküri bir haz almaya başladı. Allahu Ekber felan. Her lafın sonunda birisi Sübhanallah diyor. Bir pencere açılıyor falan. Gerçekten çok felsefik, derin bir sohbet ama çok da tefekküri. Böyle konuşuyoruz, bir yandan okuyoruz falan. Her kes bir şey soruyor tamam mı? Ama her kes çok kritik sorular soruyor. Soru cevap gidiyoruz. Bir de böyle kardeşimizin birisi ismini vermeyeyim. O da böyle dinliyor tamam mı?… Çok böyle felsefik bir duruşla. “Osman ağabey” dedi, “bir şey sorabilirmiyim?” dedi. Buyur kardeşim dedim. Ama konu apayrı bir konu. Allah’ın bambaşka bir ismini konuşuyoruz. Dedi ki “İnsan eti yemek caiz mi?” (Salondan kahkahalar) Bir an dondum. Yani (gülüyor) bir insan böyle bi..bir şeyi niye merak eder. Yaa insan eti mi yiyeceksin? Derdin ne senin? İnsan eti yemek caiz değil arkadaşlar. Sakın denemeyin. Bir gün böyle kampa gittik. Sabahları bilirsiniz belki böyle; hani bizim ekip gibi bir ekiple bir kampa gittiyseniz. okuma kampı, kamplarda sabahları erken uyanmamız gerekir ki günü verimli geçirelim. Sabah namazını kılıyoruz, kerahat vakti işte güneş doğana kadar bekliyoruz. Sonra arkadaşlara kahvaltı hazırlanana kadar falan bir uyumaya izin veriyoruz. Kahvaltıyı da hani belki yarım saat uyuyup uyandıktan sonra nöbetçiler kalkıp hazırlar. Dolayısıyla aramızda her gün iki kişi nöbetçi seçilir. 10 kişinin iki kişisi dönerli olarak nöbetçi oluyor. İstanbul’dayız, böyle bir kamptayız. Bizim Enes ve Obey, iki kardeş. Dedik ki yarın sen nöbetçisin. Tamam mı? Tamam. Ağabey şunu yapacağım, ağabey bunu yapacağım. Tamam sabah görüşürüz. Bakalım ne yapacaksınız. Sabah 9’da uyandırması gerekiyor. Ben bir uyandım sabah, saat olmuş 11. Bir baktım bu ikisi fosuur fosur uyuyor. Sinirlendim, Enes dedim kalk çabuk. Ne yaptınız, bak 2 saatimizi yediniz. Bir sürü kitap okuyacaktık. Sizin yüzünüzden sevabından…vebalindesiniz. Çabuk hazırlayın kahvaltıyı falan filan. Bunlar korktu, hemen kalktı işte birbirlerine çarpıştı falan derken; gittiler mutfağa hazırlamaya. Hazırlıyorlar, biz de kardeşlerle uyandık falan. Bizi uyandırmaları gerekiyordu, uyandırmamışlar, neyse. Okuyoruz falan. Neyse dedim artık nasip. Okuyoruz, cık arkadaş yarım saat geçti. Hani geç kaldın ya 10 dakkada bir şeyler hazırla getir bari. Cık Allah yarım saat geçti, kırk dakka geçti, elli dakka geçti. Nerdesiniz? Ağabey geliyor, ağabey geliyor. Bir saat geçti. En sonunda geldiler, sofrayı kurdular. Kardeşim dedim, ne yaptınız kral sofrası mı hazırlıyorsunuz? falan. Bir getirdiler. İki tane yumurta kırmış. (Salondan gülüşmeler) Yaa dedim olum 10 kişiyiz ne yaptın? Neyse artık peynir, zeytin yeriz falan. Çay yaptınız mı? Haa çay dedi. Getireyim ağabey içerde dedi. Getirdi termosu. Şimdi sistemimiz basit kardeşim. Hazır demlik poşet çaylarımız var. Onlardan bir termosa 3 tane atıyorsun, üstüne kaynar suyu döküyorsun, 5 dakika bekliyorsun, o hazır oluyor. Yani uğraşmamak için sistemimiz bu. Basit. Binlerce kere gördü. Yani bir insanın çay yapması ne kadar zor olabilir? Bir saat geçmiş bir de. Ne yaptılarsa o bir saatte. Yani bu kadar düşünecek te bir şey değil. Bir getirdi, bardağa bir döktüm, su! Sadece su akıyor. Olm dedim ya, bunun içine nasıl çay atmazsınız yaa falan. Ağabey dedi işte ben şey yaptım. Birbirlerine döndüler, kavga etmeye başladılar. Sen atcaktın, hayır sen atcaktın felan. Sonra bir baktım bu çaydan duman çıkmıyor. (Salondan gülüşmeler) Çayı aldım bi içtim…sudan daha doğrusu. Bir baktım buz gibi su… Yaa ağabey bari kaynat. Yani çayı atmadın bari kaynat… İşte yani bir işe iki el karışırsa ne olduğunu bariz bir şekilde görmüş olduk. Yani tam tersi değil mi? Emir komuta zinciri iki elde olunca; iki komutan olsa mesela bir ordunun başında, savaş kaybedilir. Çünkü çift başlılık olur. Yani burda kardeşlerimizde orjinalite var. Ama işte bazen olumlu, bazen olumsuz yansıyabiliyor. Ne bileyim bazen işte şu ortamda dediğim gibi, sofistike bir ortamda Sefa’ya bir pencere açılıyor diyor ki:”-Sirke kanın tineridir” diyor. (Gülüşmeler) Bir anda bir aydınlanma. Özlü söz yani. Ata…ataların unuttuğu bir söz söylemiş oluyor. İşte arkadaşlar bu şekilde ne olacak biliyormusunuz? Allah nasip eder de gidersek, Cennet’de, böyle çarşılar olacak. O çarşılar da karşılıklı böyle Cennet anılarını birbirimize anlatacağımız köşkler, tahtlar olacak, sohbet meclisleri olacak. Orada insanlar o tahtlara oturasa…oturacaklar, karşılıklı böyle dünyevi hatıralarını anlatacaklar. Dünyevi maceralarını birbirlerine anlatacaklar. Bu da Cennet’deki en keyifli şeylerden birisi olacakmış. Şimdi bu bilgiyi alınca ne oluyor Batuhan? Çok böyle mutlu oluyoruz değil mi? Yaa ne güzel Cennet felan, keyifleniyoruz yani. Keyfimiz yerindeyken gelin şu keyfimizi biraz bozalım. (Gümleme sesi) Cennet’i anlattık biraz bir parça ama! Peki ya Cehennem!(Cızırtı sesiyle yazı geldi) Cehennem nedir biliyormusunuz?(Yazı cızırtıyla kayboldu) Bir insanın sadece ateşle azap görmesi değil. Bakın bir gün açlığa dayanamıyorsunuz, bir yıl değil binlerce yıl, milyonlarca yıl açlık var orada. Susuzluğa!! yarım gün dayanamazsın. Orada bir gün değil, iki gün değil, binlerce yıl susuzluk var. Ateş, kötü koku, korkunç görüntüler, korkunç sesler. Yani beş duyu organının beşiyle de sürekli ızdırap görülen, azap görülen bir diyar. Bu Cehennem’e gitmemek için insan! varını yoğunu ortaya koyması gerekmez mi? Her şeyi yapıp o cehennemden korunması gerekmez mi? Cennet bu kadar güzelken, Cennet’de bu kadar güzel hatıralar, anılar, olaylar anlatılırken, yaşanırken, lezzetle tadılırken, oraya gitmek varken; ora ıskalanıp da Cehennem’e gitmek kadar akıldan uzak bir şey var mı? Bakın ne diyor? Bediüzzaman Hazretleri çok önemli bir konuya değiniyor. Diyor ki: “Cihan Harbi’nden” O zamanlar 2. Dünya Savaşı var. Bediüzzaman Hazretleri hiç sormuyor, araştırmıyor…merak etmiyor. Diyo…diyorlar ki yani bunu niye araştırmıyorsun? niye hiç radyoları dinlemiyorsun? Bazı imamlar artık camileri bırakırlarmış Radyo dinlemeye koşarlarmış. Bakalım Almanya İngiltere ne yaptı? Birbirlerini bombaladı mı? Benzerleri şeyleri bu günleri de…bu günlerde de yaşıyoruz. Derbiler vesaire veya Şampiyonlar Ligi maçları falan. İnsanlar böyle Dünya’yı tercih edebiliyor. İşte Bediüzzaman Hazretleri’ne bunu soruyorlar. O da diyor ki: (Yankılı olarak) “Bu Cihan Harbi’nden daha büyük bir hadise ve bu zemin yüzündeki hakimiyet-i amme davasından daha ehemmiyetli bir dava, herkesin ve bilhassa müslümanların başına öyle bir hadise, öyle bir dava açılmış ki; her adam eğer İngiliz ve Alman kadar kuvveti ve serveti olsa, aklı da varsa o tek davayı kazanmak için bila tereddüt” tereddütsüz bir şekilde “sarfedecek” (Yankı bitti. Gümleme sesi) İngiliz ve Alman kadar servetin bulunsa, aklın da varsa bu meseleyi kazanmak için yani Cennet’i kazanmak için harcaman lazım. Cehennem’den kendini kurtarmak için, Dünya’nın en büyük serveti sende olsa, hepsini harcasan gene yetmez. Bu kadar büyük bir hadise. Yaa ateşe dayanamıyorsun değil mi? Ocağın yakarken, yani yarım saniye elin ocağa değince, elin yanıyor. Semaveri yakayım derken elin yanıyor, perişan oluyorsun değil mi?…Yani insan ne kadar bu…ateş…karşısında o ateşin ızdırabına dayanamıyor; e şimdi Cehennem ‘de bir sene, iki sene değil bu kadar azaba, ızdıraba nasıl dayanabilirsin? Şimdi kendimiz için bunu çok yakıştıramıyoruz değil mi? Yaa ben ne girecem bu girsin, hemen yanındakini gösteriyor adam. Bu yansın falan. Millet hep başkasını görüyor. Kardeşim o cihetle de hiç kalbimiz sızlamıyor mu? Bakın sokaklara. Taylan birinci derste çok güzel anlattı değil mi? Sokaklarda gençler akın akın belki böyle gurup gurup Cehennem’e yuvarlanacak bir haletin içindeler. Yani sanki sokaklarımız sel olmuş; Cehennem’e dökülüyor, Cehennem’e akıyor. Bu insanları kim kurtaracak? Ben bir gün seminere gittim. Benim için en zor seminerlerden birisiydi. Salonda bayaa 400 kadar genç var. Bir okulun böyle bir konferans salonu gibi bir yer. Yalnız bu gençler dinlemiyor. Bir şeyler anlatmaya çalışan birisi için dünyanın en zor durumlarından birisidir. Dinlemeyen bir kitleye anlatmaya çalışıyosun. İlgilerini çekmeye çalışıyorsun ve onların pek çoğunun içinde ateist olduğunu öğrendim. Dininde sıkıntı yaşadığını öğrendim Müslüman olanların da. Salonun yarısı, 200 kişi beni dinlemiyor rahat. 200 kişi de dinlemeye çalışıyor falan. Bazıları..hani..görüyorum..etkileniyorlar falan. Cık ama bakıyorum, bir türlü öbürlerinin dikkatini çekemedim. Bildiğim ne kadar teknik varsa denemeye çalıştım. Yok. En sonunda artık hoca kalktı. Bizi oraya davet eden ilçe milli eğitim müdürü. Kalktı bağırdı. Sonra dinlemeye başladılar. Ben de 45 dakikalık konuşmamı 15 dakikaya sıkıştırdım. Biraz veryansın, biraz damara dokunmaya çalışarak, sitem ederek bir anlatım yaptım ve gerçekten çok zorlandım yani. O kadar efor sarfettim ki. Çok yoruldum ve gerçekten benim için biraz moral bozukluğu oldu böyle bir şey yaşamak. Kendi kendime hani, nefsime ağır geliyor ya böyle zor bir şeyin altına girmek, yükün altına girmek. Böyle şeytan vesvese veriyor. Gelmeseydin falan diye. Bir hafta sonra bir mesaj geldi ağabey dedi o günkü seminerde sen anlattıktan sonra bir sürü kişi içkiyi bıraktı, namaza başladı. Elhamdülillah dedim yaa. Bak demek ki Cenab-ı Hak o sıkıntıya karşılık meğerse büyük bir mükafat vermiş. Bir sürü orda, yani bir üç beş kişiden bahsediyor. Bir sürü kişi derken. Elhamdülillah dedim, şükrettim. Aradan bir hafta daha geçti. (Yankılı konuşma başladı) Çocuk bir mesaj daha attı. Dedi ki ağabey o gün seminere gelmeyenlerden bir grup genç, beş tane arkadaşım, alkol içtiler, sarhoş oldular, arabaya bindiler, hız yaptılar ve trafik kazası geçirdiler. Ağabey arkadaşlarımın hepsi içki içmiş bir vaziyette, sarhoş bir şekilde öldü. Onlara dua etsem duam kabul olur mu ağabey? (Gümleme sesi) (Yankılı konuşma bitti.) Kardeşim dedim tabii ki et. Son hallerini bilmiyoruz. Allah’tan ümit kesilmez. Sen dua et. Ama ağabey yüreğim parça parça oldu. Bu benim milletimin evladı, bu benim ecdadımın torunu, bu benimle Cennet’e girmesini arzu ettiğim kardeşim, Cennet’de olmak istediğim, beraber olmak istediğim, candaşımi yoldaşım. Benim vatandaşım, benim aynı ümmetin ferdi olduğum arkadaşım, kardeşim. Ben ona ulaşamadım. Belki ulaşsaydım o da içkiyi bırakacaktı. Belki o gün o trafik kazasını geçirmeyecekti. Belki ölmeyecekti. Belki şu an namaza başlamıştı. Yani bu hissiyatı bilmiyorum; yaşayan bilir sadece. Zübeyir Gündüzalp Ağabey, Bediüzzaman Hazretleri’nin yani şu eserlerin müellifi olan Bediüzzaman Said Nursi’nin kainata değişmem dediği talebesi Zübeyir Gündüzalp ağabey bakın ne diyor. İşte gerçek bir kahraman, İslam kahramanı. Diyor ki: “Teessür ve ızdırap karşısında kalpten bir parça kopacak olsa idi; bir gencin imansız gitmesi karşısında, kalbim atom zerratı adedince parçalarına ayrılırdı.” diyor. Yani her üzüntüden dolayı kalpten bir parça ayrılacak olsa, fiziksel olarak; bir gencin imansız gitmesinden daha büyük bir üzüntü yok. Kabre imansız gitmesi ne demek? Kabir azabı görmesi, Cehennem’e girmesi ne demek? Bakın Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın buna benzer bir hikayesi var. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam bir gün bir mecliste bulunurken, bir sahabe efendimiz geldi ve Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’a haber verdi. Ya Rasulallah -Aleyhisselatü Vesselam- “Komşumuz olan şu yahudinin çocuğu var ya, hani arada bir gelir mescidimizi temizler, arada bir gelir senin hizmetinde bulunurdu ya. İşte o genç ölüm döşeğinde Ya Rasulallah(s.a.v.) ölmek üzere…. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam cübbesini toparladığı gibi fırladı koştu. Niye biliyormusun? Yüreğinde bir ümmetin imanı, bir insanlığın imanı yatıyor. (Gümleme sesi) Bir kişinin seninle beraber kurtulması demek, bir kişinin seninle birlikte hidayete gelmesi demek “Güneşin üzerine doğup battığı herşeyden daha hayırlı” demek. (Gümleme sesi) Kendisi söylüyor Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam bunu. Dünyanın en büyük mal varlığında daha büyük…Çünkü bu dünyada yedi milyar insan varsa, yedi milyar âlem var kardeşim. Bir kişinin ebedi hayatını kurtarmak, bir âlemi kurtarmak demek. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam bu hissiyatla koştu. Hemen eve girdi. Ölüm döşeğinde, ölmek üzere, son anlarını yaşayan o gencin yanına vardı. Dedi ki: “Ne olur Eşhedü enlaa ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden rasulullah de, Allah katında senin için şefaatçi olayım. Laa ilahe illallah de, Allah katında senin için senin kurtuluşun için, ben aracı olayım, vesile olayım. Ne olur iman et.” Çocuk belki son can havli, son hareketi belki, son hareketleri, son anlarıbabasına döndü baktı. Babası dedi ki: “Yavrum, Ebul Kâsım(s.a.v) ne diyorsa onu yap.. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın bir başka ismi, bir başka künyesi bu. Ebul Kâsım.(s.a.v.) Biliyor yani, hak yolun, kutuluşun o olduğunu biliyor. Baba kendisi Yahudi de olsa, çocuğunun Müslüman olmasını; ancak bu şekide kurtulabileceğini biliyor. Olmasını istiyor ve çocuk şehadet getiriyor ve son nefesini veriyor. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam oradan çıkarken gözyaşları…gözünden akıyor. Bir sevinç var yüzünde ama gözyaşları da akıyor diyor ki: “Elhamdülillah” diyor. “Şu yavrucağı Cehennem’den kurtaran Allah’a hamdolsun. Benim vesilemle Cehennem’den kurtaran Allah’a hamd olsun.” Aradan bir zaman geçiyor. Gene bir sahabe Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’a geliyor diyor ki: “Ya Rasulallah(s.a.v.), Falan genç ölüm döşeğinde, ölmek üzere yetiş.” Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam gene aynı hissiyatla cübbesini topladığı gibi kalkıyor, koşmaya başlıyor. O gencin evine yaklaşırken bir de bakıyor ki o evden gencin cenazesi çıkıyor. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam, bir anda hüzün çöküyor yüzüne. Diyor ki: “Yetişemedik, elimizden kayıp gitti. Yetişemedik, elimizden kayıp gitti. Yetişemedik, elimizden kayıp gitti” Arkadaşlar bu gün sokaklarda elimizden kayıp giden bir sürü genç var. Bir fırsatını bulup Allah’ı anlatmaya çalışan şu Çınaraltı’nın renkli kardeşlerine belki bir al, bir omuz daha uzanmadı diye. Belki bir anlık gaflete düştük diye, belki evde oturmayı tercih ettik diye, belki okumadık diye, anlatmadık diye, yetişemediğimiz bu şekilde ölen ne kadar insan var biliyor musunuz? Her gün bakın not aldım. Her dakika 243 kişi ölüyor. Her dakika! Her saat 14583 kişi ortalama…ölüyor…Türkiye’de günde 1380 kişi ölüyor. Kaçı imalı gidiyor sizce?…Her gün 350.000 insan ölüyor. Bebek ölümleriyle birlikte. 350.000 insan ölüyor her gün. Acaba yarınki 350.000 kafilede ben var mıyım? Allah ya benden sorarsa, “Ey Talha ben sana imanı nasip ettim,…ben sana şu hakikatleri nasip ettim. Bak!…Karşında müthiş bir yangın vardı. Bak ne diyor: “Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evladım yanıyor, imanım tutşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum.” Bak şehrin üstünde alevleri göklere yükselen bir yangın var…Yangın var Ağabey yanıyor her yer. Sokaklar alev alev. Evlerin üstünde, şehirlerin üstünde, semtlerin üstünde. Her yerde. Alev göklere yükseliyor. “Milletimin evladı tutuşmuş yanıyor.” Sen koşmazsan, Mustafa anlatmazsa, Allah sormaz mı sanıyorsun? Ben hidayetimi senin dudaklarının arasına koymuştum. Anlatmadın. O genç yakana yapışmaz mı? Niye anlatmadın, niye bana bildirmedin? Senin anlatacağın bir cümleye öylesine muhtaçtım ki. Bakın arkadaşlar, kritik bir karar, nefsinize ağır geliyor biliyoru ama…gittim o ulaşamadığım gençler var ya gece yatmadan önce aklıma geliyor. Bu gençlere ulaşamadım ben. Ulaşamadığım kimler var belki. Belki bir kardeşim bana yardım etse, birisi gelse daha güzel montaj yapsa, birisi gelse daha güzel video çekse, birisi gelse daha güzel sohbet yapsa. Bir gencin gönlüne girsek, onu cehennemin ateşlerinden kurtarmış olmuyor muyuz?(Gümleme sesi) Vesile olmuyormuyuz buna. (Gümleme sesi) Allah hidayeti dudaklarımızın arasına koymuş. Tebliğ herkese farz. Sadece bana değil, sadece ona değil; hepimize farz. Yaa anlatmazsan ne oluyor gör. (Bağırarak) “Vicdanın varsa rahat uyu” Uyuyabiliyor musun bakalım? Ha vicdanın yoksa, sızlamıyorsa veya o vicdanı harekete geçirecek bir iman şuuru, ahiret imanı sende yoksa zaten bizim seni kurtarmamız lazım…Buna koşmamız lazım…Sen hala katiyyen öldükten sonra bir ahiretin geldiğine kuvvetle iman etmediysen zaten vicdanın sızlamaz. (Yüksek sesle) Ama imanın tamsa ahirete, kesinlikle bu gençleri gördüğün zaman; Yaa birisi şunlara ulaşsın dersin. Şu sokakları gezin kurban olayım. Ya boş verin gerçekten, Dünya’nın şatafatını, şusunu, busunu, nimetini, beş dakika sonra izleyeceğin şeyi boş ver yaa. Kardeşim bakın sokaklarda gençler namazsız. Benim bacılarım bunlar. Allah’ın rızasına aykırı yaşıyorlar ve bunlar bu şekilde ölürlerse 40-50 sene sonraki hayatlarını görelim, düşünelim; kabirde azap çekecek kimisi. 3-5 tanesi kaldıysa da o da yürüyen mezar gibi olacak. Sevmek beklediği nazarlardan nefret görecek. Bu insanlara ulaşsan, Dünya ve Ahiret’ine vesile oluyorsun. Dünya-Ahiret saadetine vesile oluyorsun. Ne kadar önemli. Kardeşim Bu gün başımıza ne geliyorsa işte bananecilikten geliyor. Emin ol ya ağabey ekonomik krizle, dolarla bunun ne alakası var? Emin ol bire bir alakası var. Allah yardım ettiği için bu gün bir yerlere gelebiliyoruz bir parça. Demek ki Allah tam inayetini gönderse, ecdad gibi şahlanırız. Biz üçün beşin hesabında, biz kendi nefsimizin altında ezildiğimiz için, günahlara çabucak düştüğümüz için. Halbuki koşsak milletin imanına. Gelin Çınaraltı’na, bakın bir sürü faaliyetimiz var. Risale dağıtıyoruz, bir sürü broşür dağıtıyoruz, kart dağıtıyoruz. Şu ekibin içine girin. Hem helal dairede eğleniyoruz. Keyif de var yani, lezzet de var. Hem gelin ilim elde adin, hem Allah’a yaklaşın. Hem de belki bir iki kişinin imanına vesile olursunuz. Kurban olayım, bakın sokaklar…yanıyor. Yetişemiyoruz. Allah Rasulu(s.a.v.) bu gün olsa; “Bu ne?” diyecek. Bir gün pat diye Allah Rasulu(s.a.v.) karşına çıksa senin yüzüne bakacak; belki sen onun yüzüne bakabilecek misin? “Ümmetim bu haldeyken sen ne yapıyorsun?” diyecek… Sen ne yapıyorsun? Kendine bunu sor yaa. Dünyalık zevklerin peşine mi düşüyorsun, böyle adileştin mi? Unuttun mu ümmeti, insanlığı unuttun mu? Komşunu unuttun mu? İnsanlara merhamet etmezsen, Allah’ın sana merhametini bekleme.(Kuvvetli gümleme sesi) “Eğer yerdekilere merhamet etmezseniz gökdekilerin size merhamet etmesini beklemeyin” (Giyotin sesi) Altyazı M.K

İzlersen Namaz Kılmak Zorunda Kalırsın

Bir seyahat uçağına biniyorsunuz. Kontroller tamam ve kalkış yapılıyor. Yurt dışına ilk çıkışınız olacak ve gidilecek yer Amerika Yolculuğun 11 saat olduğunu duyunca bari biraz uyuyayım diyorsunuz. Tam 4,5 saat sonra müthiş bir gürültü ile uyanıyorsunuz. Her taraf duman ve siz kan kokusu alıyorsunuz. Gözünüzü açacak haliniz yok. Ve tekrar bayılıyorsunuz. Bu sefer kuşların cıvıltısı uyandırıyor sizi uyandığınızda yaralarınız sarılmış, yeni kıyafetler giydirilmiş, çok güzel bir koku var etrafınızda. Hiç tanımadığınız hatta aynı dili bile konuşmadığınız insanlar var. Ve işin garip tarafı bu insanlar size yardım ediyor. ”Ama neden beni tanımadıkları halde bu insanlar bana yardım ediyor?” diye merak ediyorsunuz. Yani benim ismimi bile bilmeyen bu insanlar benim dediklerimi anlamayan bu insanlar neden bana hizmet ediyor? Kimdir bunlar? Ve merak edip araştırmak istiyorsunuz o kişiyi yanınıza biri yanaşıyor? Ve diyor ki: ”Bu kağıtta yazanları seni yaralı haldeyken kurtaran senin ihtiyaçlarını karşılayan ve bunca insanı senin hizmetine sunan senin merak ettiğin O zat gönderdi. Ve şöyle söyledi: -Eğer bu kağıttakileri yaparsan seni daha güzel bir yere göderecekmiş. Siz de daha o zatı tanımadan kağıdı yırtıyorsunuz. ”Beni o uçakta bıraksaydınız da ölseydim.” diyorsunuz. ”Banane istediği kadar bana yardım etsin. Ben O’nun dediklerini yapmam. Zaten beni daha güzel bir yere de gönderemez.” diye itiraz ediyorsunuz. Ama garip bir şey var. Bunca yaptığınız saçma hareketlere rağmen insanlar hala size yardım etmeye devam ediyor. İstediklerinizi yapıyor ve ihtiyaçlarınızı karşılıyorlar. Bu sefer birinin sizi dürtmesi ile uyanıyorsunuz ve gelen ses babanıza ait. Meğerse gördüğünüz her şey rüyaymış Babanız sizi sabah namazına kaldırmaya çalışıyor. Ama kalkmak istemiyorsunuz. Şimdi biraz düşünün o an ki kalkmamanız rüyanıza benzemiyor mu? Sizi küçücük bir sudan yaratan ve Dünya’ya geldiğinizde bütün istek ve ihtiyaçlarınızı karşılayan. Bunca hayvanları ve bitkileri sizin hizmetinize sunan O zatın yine sizin iyliğiniz için sizi daha güzel bir aleme göndermek için size verdiği namaz gibi bir ibadeti ”Hayır! Yapmam.” diyorsunuz. ”Çünkü beni daha güzel bir aleme göndermeye gücün yetmez. Keşke beni yaratmasaydı.” diye haykırıyorsunuz. Ama bu sefer rüyanın sonu ölümle bitiyor. Ölümle uyandırılıyor. Peki tanısaydı hayır der miydi O’nunla tanışmaya? O’nun huzurunda eğilmeye peki bu nankörlük niye? Yoksa hatırlamaz mı insan Peki bu nankörlük size yapılsaydı? Çocuğunuz havale geçiriyor. Ve hemen en yakın arkadaşınızı arıyorsunuz. ”Bizi acilen hastaneye bırakır mısın?” diyorsunuz. Arkadaşınız ”Maalesef arabam çok yakıyor. Şuan da müsait değilim.” diyerek. Telefonu yüzünüze kapatıyor. Ve hastaneye yetişemeden çocuğunuz ölüyor. En yakın dostum dediğiniz arkadaşınız hakkında artık ne düşünürsünüz? Peki bu nankörlüğü unutur musunuz? Sizin elli altmış senelik bir Dünya hayatında bir kere çağırdığınızda gelmedi diye kin beslediğiniz belki öldürmeği hayal ettiğiniz bir nankörlüğün siz şuan daha büyüğünü yapıyorsunuz. Her gün beş vakit sizi huzuruna çağıran Allah’a karşı Siz de ”Gelemem.” diyorsunuz. Siz de nankörlük yapıyorsunuz. Peki ya sizce zamanı yaratana ”Zamanım yok.” demek nankörlük değil mi? He bir de işin şu tarafı var. Rabbimize karşı ihmal ettiğimiz o secde varya Bizi başkalarına karşı bin secdeden kurtarır. Şimdi kalk ayağa git bir abdest al. Ser seccadeni. Ve deki ”Kırılsın kalbim umrumda değil. Nasılsa çare Rabbim de. Hem dermanla dert aynı kişideyse o derde dert mi denir? O dert O’na kavuşmak için bir vesile. Sonunda huzur iki kelime değil mi? ALLAH AZZE VE CELLLE Dünya’da bu hakikatlere muhtaç binlerce insan var. Bunlardan biri sizin çevrenizde de olabilir. Paylaşıp onlara da ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Allah razı için El-Fatiha.

Gece Gölgenin Rahatına Nasıl Bakılır – Cennet

öğrencisinizdir ve bir çok bakkalın veresiye defteri astolisti olarakdevam eder bütün alışveriş hayatınız, bir iş yerinde çalışan maaşlı bir işçisinizdir ve dışarıda ki alacaklılar maaşınızdan çok daha fazlasına taliptir. çocuğunuzu okutmak için satmaya razı olduğunuz ceket modası geçtiği için para bile etmiyordur artık. veyahut ne ceketi ne maaşı olan mazlum bir evin hanımısınızdır. üst düzey ekonomi profesörü gelse hiçbir teorem ile sizin evinizde ki parayla ay sonunu getiremezken siz aynı parayla üstüne üstlük bir de aile geçindiriyorsunuzdur. hayat zaten yeteri kadar yorucuyken kendinize ayıracak bir aynalık vakit dahi bulamazken. zihninizde nasıl daha fazla para bulabilirim düşüncesi her gününüzü korku flimlerine çeviriyordur. 1 ayda kazandığınız para iki günde nasıl biter. hiç anlayamadınız. veya başka şekilde çok fakirsiniz, ruh fakirisiniz mesela.çünkü ruhunuz çek defterinizden bile daha ufak kalmış. etrafınızda ölümünüzle birlikte ak baba gibi etinizden bir parça av olarak almak isteyen akrabalardan başka hiç samimi dost kalmamış. paranız arttıkça, ruhunuz daha fazla sıkışır olmuş mesela. geceleri bile güzeel rüyalar ve hülyalar yerine mal yüklü gideceği yere gitmesi gereken tırlar ve patlamaması gereken çekler uykunuzu bile kabusa çevirmiş adeta. ister kamyonlar dolusu paranız olsun, ister kamyona otostop çekecek kadar fakir olun. birinizin imtihanı sabırdı, e ötesinin ki ise şükür ama ikisi de imtihan dı işte. ve biliyor musun fark edemeyen her ruh fakirdir. ve biliyor musun ikisinde de bu sonsuz isteklerimiz bu sonlu dünyaya sığmıyor. ve şimdi hayal edin bir anda bir sebepten dolayı öldünüz. gözünüzü açtığınızda ise ALLAH sizden razı olmuş. beden hapishanesinden yani dünya zindanından kurtuluş vakti de gelmiş yanında. acıların artık cennet bahçelerinde , izledikçe şükür edeceğin birer dizi olmuş sadece. para derdin yok, sabah erken uyanma derdin yok, elektrik /su faturan yok. şu videoyu çekerken ki terleme sıkıntın bile yok. terledim ya (gülme) daha nasıl anlatabilirim diye düşünüyordum. böyle mesaj vereyim dedim. rabbiniz artık “gel kulum, şimdi kavuşma vakti, gel, gel de cemalimi temaşa et” diyor. kabir meleklerine kadar ulaşmış namınız, “o gencecik yaşta başkaları haramlara dalarken, Ömer’e, Ebubekir’e , Osman’a, Ali’ye, gencecik yaşında ki Musab’a benzemeye çalışan haramların içinde RABB’ini anlatmaya çalışan o genç sendin değil mi?” diyor öyle bi mekana gelmişsin ki yüzler çarşısında beğendiğini takıyorsun armut yiyorsun ve çilek tadı gelsin istiyorsun. o da oluyor biliyor musun Mahsun? (gülme) zaten hamileler için anlatıyoz bunu (gülme) tabii çok ilginç Hz. ALİ diyor bedenler çarşısı var diyor.geliyosun böyle yüz görüyorsun o hoşuma gitti onu giyiyorsun Böyle birden diyorsun işte pazular genişlesin. Böyle şişiyorsun. İşte şuraya 3 derece buraya 5 derece her türlü yapıştırıyorsun. Tabi burası hikmet dünyası. karpuz istersen ekersin beklersin toprağı yağmuru çamuru. ora kudret dünyası çık dedin mi karpuz. burada şu an 3 arkadaş var, 3 arkadaşla sarılmak için sıra bekliyorsun. orada 3 arkadaşla muhabbet edip sarılmak için sıra bekleme bile yok. artık telepati mi var ne varsa. aynı anda bütün hepsinin merkezden lezzetini alıyorsun. yani burda mesela senle konuşsam senin lezzetini alırım. ömerle ömer ömer pek lezzet vermez yunusla ayyy bunla cennette ne konuşcan. orada aynı anda üçünüzle beraber konuşcam aynı anda lezzeti alıyosun sen bile lezzet veriyon yani (gülme)nasıl bi cennet sen bile lezzet veriyon yunus. o kadar ölmemiz lazım. biraz fazla ölmemiz lazım.yani yunus ne kadar lezzet versin. sıfatını saklama bak da oraya sıfatını da görsünler. ama inanın bu halde cennete giremezsiniz. yaşınızın bile 33 olması lazım. 33 mersin plaka neden mersinde hizmet ediyoruz. yaaaaa vücudunuz hiç bir kıyafetin veremeyeceği kadar ince, narin ve yırtıksız. bıçakla kessen dahi yırtıksız. sesiniz bir anka kuşu gibi.(gülme) şimdi birisi dese ki duydun mu la Anka kuşu orada bittik. siz konuştuğunuzda davud (as) ile şarkı söyleyen cibal dağı gibi alem size senkronize olur. dünyada insanlar Yusuf’a bakarken ellerini keserdi. şimdi cennette sizi görenler soluklarını kesiyorlar. güzelliğinizden utanan güneşler dahi batmaya diziliyor. Ve inanın artık inşallah cennettesiniz. isteseniz bile eski dertlerinize üzülemiyeceksiniz ama çok şükür edeceksiniz. ve kulağınızda aynı cümleler fısıldanıcak. “bitti kulum inan hepsi bitti dertlerinin hepsi geçti , artık benimlesin ve inan artık güvendesin. ve anlarsın ki dünya meğer serapmış ve seni hepsinden kurtaracak olan tek şey rabbine kavuşmakmış. YA ALLAH.

Eşi Cehennemlik Olan, Cennet’te Kiminle Evlenecek?

Bizim oralarda, ihtyarlar sevdiklerime ahiretliğim der. Yahu dede sevdiğine neden ahiretliğim diyorsun? diye sorduğum da ise “bu dünya sevmek için çok kısa evlat” derler yani belki de ayak yapıp ismini unutmuştur ve böyle kıvırıyorda olabilir(gülüşme) biz öyle zannetmiyoruz tabi İşitme englli kardeşlerimize hediye olsun, bizi de dualarınızda unutmayın. 🙂 Yavuz konuyu biliyon mu? Eşi cehennemlik, olan cennette kiminle evlenecek? cennette kiminle evlenecek? sonra bana başlık sorma diye sana başlıkları da veriyorum, Tamam mı? Adanalı, Yengeç burcu (Gülüşme) Arkada konuşma sesleri O şey süper oldu ama ya o yengeç burcu muhabbeti vardı ya, şuraya bi cümle ekleyeyim mi? oraya ekler misin? Orda şey miydim, ayakta miydim? Mehmet abi: Olamaz olamaz(şarkı tonunda) (gülüşme) Tamam, susun. Konuma geçiyorum. insanın aklına geliyor yani, ben cennete gittim ama eşim cehenneme gitti, ben cennette ne yapacağım yani? yalnız mı kalacağım? dünyada bekar olarak, imanlı bir şekilde vefat etmiş bir kadın, o kadın cennete girdiğinde Cenab-ı Allah onu tabi ki de mümin bir erkek ile nikahlayacaktır. Çünkü cennet de zevklerinin birisi de yemenin içmenin yanında nikahtır, kadın da bu nimetten istifade etmelidir. Diğer taraftan bekar olarak vefat eden erkekler olduğu gibi, bekar olarak vefat eden bayanlar da vardır tabi. eğer onlar bu dünya imtihanından güzel bir şekilde ayrılıp cennete girerlerse, Cenabı Allah ikisini de cennette çok mutlu olabilecekleri eşler ile nikahlayacaktır. yani az önce bütün yaptığımız mantıkları ve yorumları ele aldığında, cennete gitmiş bir bayanın, cehenneme giden bir eşi varsa eğer , ya geçici süre bir cehennemdir,ve cehennemden çıktıktan sonra inşallah cennete girecek ve ona kavuşacaktır. ve yahut da kalıcı süre bir cehennemdir ama o dünyada ay onu istedim illa ben bunu isterim gibi nefsin özellikleri olmadığından, cennette hiç dert ve tasa çekmeden Mutmain bir şekilde kalbinin hoşlanacağı, seveceği bir erkek ile Allah onu nikahlayacaktır şurayı hesaplamak lazım birisi Allahı razı ettikçe, tabi ki cennette çok hoş çok sevili olacaktır. şimdi dünya mantığından farklı bir mantıkta, yani paradigmanızı değiştirmeniz lazım olaya bakarken çünkü ahirette yani inşallah cennette Allahı razı etmiş birisi size dünyadaki herkesin toplamından bile daha sevimli gözükebilir, yani insanın aklına şu geliyor ”ya hayır ben illa onu istiyorum, ya da daha güzeli varken, nefsim bunu çekti” gibi dürtüleri olma yacak ahirette çok sevimli bir şey herkese aynı mertebede çok sevimli gözükeceğinden dolayı, Allahın rızasını kazanmış, çok sevimli birisi nikahlandığı zaman, cennet nimeti olacak sizin için. Orada kim kiminle evlensin onun için ondan daha sevimlisi olmayacak, oradaki mantık dünya mantığı değil. Derdin, tasanın, gamın, kederin ve nefsin hilelerinin, şeytanın vesveselerinin olmadığı bir diyara inşallah girersek, orada göreceksiniz. bir de şöyle bir durum var yani, bu dünyada evlenmiş insanlar var, evet. evliliğini de bozamıyorlar başlarına gelen zor koşullar zor şartlar var diyemiyorlar yani ben sevmiyorum, mutlu değilim diyemeyenler var yani, aile baskısı yöre baskısı töre baskısı vesaire. E şimdi bu insan zaten eşini sevmiyor, ne olacak? ahirete gittiğinde sevmeyen bir eşi ile sevdiği bir cennette nasıl sevimli bir hayat sürecek? diye soru da geliyor insanın aklına Mehmet abi: anladın mı soruyu? Kamera arkasındaki: çok sevmeli oldu, çok da paradigmalı bir soru oldu Diğer kişi: paradigma ne abi? Mehmet abi: bakış açısı deme, ha bana mı sordun? tamam Diğer kişi: hocam sorduğumuz kişi cevaplasın rica ediyorum Mehmet abi:tamam(Gülüşme) Bakın tekrar hatırlatıyorum cennette beraber olacak hanım ve bey, dünyadaki zaaflara ait aynı hanım ve aynı bey olmayacaktır, burası çok önemli ve çok ince, çünkü aynı nefsinle aynı bakış açınla cenneti tasavvur etmeye çalıştığın zaman, iş orada patlar yani mizan kaldırmaz bunu, beyin, zihin tam kaldırmayabilir. ikiside ayetin tabiri ile tathir olmuş olacaklar yani maddi manevi butun kusur ve çirkinliklerden temizlenmiş olacaklar. hatta hayalindeki hanım ve bey nasılsa ikisi de aynen o duruma çıkacaklar e böyle baktığında dünyada rahatsız eden sevgiyi gölgeleyecek ne varsa, e bu durumda cennete inşallah girilirse ortadan kaldırılmış olacaklar böylece beyin dünyadaki hanımı cennette nereden bakarsan bak hayran olunabilecekbir huri haline gelecek hanımın dünyadaki eşi de inşallah cennette nereden bakarsan bak hayran olunacak bir genç haline gelecek bu yüzden dünyadaki sevgilerinizi o geçici dış güzelliğe bağlamak çok kötü bir ticaret olur, yaşlandıkça gelişen ve cennette ebedi kalacak olan hayat arkadaşını kazandıracak olan iman ile ahlak güzelliklerini yani taa şuranı (kalbini işaret eder) kirletmemeli. biliyorum yani dış güzelliğine zaman zaman aldandığınız kandığınız yani sadece dış güzelliğine yanlış anlaşılmasın o bir faktör değil demek istemiyorum,. sadece dış güzelliğine aldandığınız sevdiceğiniz gönlünüze belki yağmur yağmur yağıyor ve her daim yağan yağmurları hatırlıyorsun ama yağmurun esas kaynağı olan bulutu yani cenneti, ahireti hep unutuyorsun. Marifet buluttaydı, ama herkes yağmura şiir yazdı.

GÜNAHKARLAR CENNETE GİRECEK! UMUTSUZLAR GİREMEYECEK

18 yaşında bir delikanlı ne günah işlemiş olabilir ki… Ebu Cehil’e bile açılması muhtemel kapıları kendisi için kapalı görecek? Şeytan böyle istiyor. Boynu bükük, umutsuz müslüman istiyor. O yüzden, Allah yoktur diyene de kafir deniyor, haşa Allah’ın oğlu var kızı var diyene de kafir diyor Kur’an, Allah’ın rahmetinden umut kesene de kafir diyor. “Allah benim Allah’ımdır!” diyeceksin. “Allah benim Allah’ımdır! Bir varil içki içtiğim gün de umutla kapısında yalvaracağım, gözyaşı dökeceğim Benim Allah’ımdır… Birileriyle değil. Direkt ben, “Ya Rab!” diyerek çağıracağın bir Allahtır O! Esselamu aleyküm ve rahmetullahu ve berakatühü Güzel kardeşlerim birinci cümlem şudur: Hepimiz biliriz ki, Allah boş ve gereksiz bir iş yapmaz. Böyle bir şey hiç yapmadı Allah. En değerli tuttuğu mahluku olan insan da… hiçbir şekilde Allah’ın gereksiz işlerinden biri olmaz. Yani Allah içimizden veya şu dünyadan hiçbir insanı “Ne biliyim kalabalıkta yaratılmış işte!” diye yaratmadı. Hiçbirimiz dolgu malzemesi değiliz bu dünyada. En yaşlımızdan en gencimize kadar hepimiz cennet adayıyız. Cennet adayı olmak en değerli tutulacak konumda olmak demek. Dolayısıyla arkadaşlar içimizden herhangi birimiz özellikle genç kardeşlerime… …hitaben bunu söylüyorum. Bir tanemiz kendimizi cennet standartları dışında… gördüğümüz dakika …şeytanın avuçlarındayız demektir. Çünkü Allah’a göre biz, cennet için yaratıldık. Şeytan ise cehennemlik olmamızı istiyor. Allah’ın bize çizdiği yörünge; kumar oynasak da, zina işlesek de adam öldürsek de 40 yıl namaz kılmasak da Allah’ın bize planladığı yörünge; cennet yörüngesidir. Bunun için, katil olan kullarına bile… …sarhoş olan kullarına bile… …hangi cinayeti işlerse işlesin bütün kullarına… “Ey kendilerine zulmeden kullarım! Benden umudunuzu kesmeyin” diye hitap ediyor. Onun için biz bu dünyada geçen sene filan haramı işleyip kötü müslüman olduğumuza takılıp kalmayız. Ya nereye takılıp kalırız? Allah’ın bize planladığı yeri biz kendimiz için uygun bulmamaya takılıp kalırız. O yüzden, ‘Allah yoktur’ diyene de kafir deniyor, haşa Allah’ın oğlu var kızı var diyene de kafir diyor Kur’an. Allah’ın rahmetinden umut kesene de kafir diyor. Kur’an ayeti bu. İman etseydi Ebu Cehil’e bile cennetin kapısını açacak mıydı Allah ? Açacaktı. Nitekim oğlu peygamber öldürmek isteyen adam İkrime, cennetin kapısını açtı mı ona Allah? Açtı. Kaç gavur yetişti Ebu Cehil’in eline su dökecek bu dünyada! 18 yaşında bir delikanlı… …ne günah işlemiş olabilir ki? Ebu Cehil’e bile açılması muhtemel kapıları kendisi için kapalı görecek. Eğer içimizde Allah’ın sıfatlarını “Say bakalım!” dediğimizde pek çoğumuz Allah’ın sıfatlarını sayıyor… …ki sayar… imanın şartlarını say dediğimizde sayıyor ve sayar ise sonra da “Kardeşlerim! ‘Ben bu gece ölürsem cennetteyim sabahleyin’ diyen ayağa kalksın.” dediğimde kimse kalkmıyorsa …”Bu bilginin içinde Gafur, Rahim olan Allah nerede?” derim ben. Hani Allah’a iman ediyorduk? Say Esma-i Hüsna’sını derken Allah’ın herkes sayıyor çocuklar bile sayıyor. “Umudun var mı Allah’ın cennetine girmeye?” deyince… …boyun bükülüyorsa yanlış rol oynuyoruz. Şeytan böyle istiyor. Boynu bükük, umutsuz müslüman istiyor. Halbuki biz cehenneme de adayız. Cennete de adayız. Cehennemden ödümüz patladığı kadar, Cennetle mutlu yatar mutlu kalkarız. Böyle bir ümmetiz biz. Allah böyle istiyor. Asık suratlı, boynu bükük, umutsuz müslüman; Peygamber (s.a.v)’in yetiştirdiği müslüman değildir. Öyle bir Müslüman terörist de olur, kendi camisini de bombalar, namazı da bırakır yarın, zina da işler…Umudu yok ki! Ölmüş eşek kurttan korkmazmış ya öyle olur o artık. Onun için kardeşlerim, evli olan kardeşlerime özellikle. Aman çocuklarınıza bu aşıyı yapın diye söylüyorum. Benim genç kardeşlerime de bundan sonra hayatınızı böyle yaşayın diye söylüyorum. “Allah benim Allah’ımdır!” diyeceksin, bu kadar. Allah benim Allah’ımdır! “Bir varil içki içtiğim gün de… umutla kapısında yalvaracağım, …gözyaşı dökeceğim benim Allah’ımdır!” Birileriyle değil, direkt ben. “Ya Rab!” diyerek çağıracağın bir Allah’tır O! Genç kardeşlerime ve bütün müminlere diyorum ki, bakınız su yerine içki tüketmiş yani içkiyi su gibi kullanmış bir nesil olan sahabinin önceki dönemi neslini hiç kimse yakalayamaz. Alkolden şimdi korkuyor insanlar. Fazla içersen siroz olursun diye. Onlar böyle bi korku taşımıyorlardı. Kolay kolay onların cahiliye dönemi günü kadar tüketemez kimse o melaneti. Bir kere ‘Sen benim Rabbimsin Allah’ım!’ dediler. “Evet, ben senin Rabbinim” sözünü kulaklarıyla duydular. Kıyamete kadar gerçek budur. Güzel kardeşlerim! Siz Ümmet-i Muhammed’in çocuğu olun! Ümmetten başkasıyla ilgilenmeyin. Toplayan olun, dağıtan olmayın. Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki; Bir müslüman öldüğünde… 4 mümin 1,2,3,4… 1000 falan değil ha, sadece böyle 1,2,3,4 mümin…. onun cenazesine gidip ‘Ya Rabbi, biz bunu iyi insan biliyorduk iyi mümin biliyorduk.’ …derlerse, öyle kabul eder Allah. Onu buyuruyor. Bu ne demek arkadaşlar? Bu ne demek? Birbirimiz hakkında “Sen önce hangi kızla dolaşmıştın?” “Sen daha önce hangi siteye girmiştin?” Biz birbirimizin bu tip ayıplarıyla uğraşmak için mümin olmadık. Birbirimizin güzel şahitleri olmak için yaratıldık. İslamiyet böyle bir din. Birbirimize hayırda, güzellikte, teşvikte destek olacağız. Bugün Müslümanlar olarak siz de görüyorsunuz ki: Birbirimizin frekans farklılıklarıyla bile uğraşarak enerjimizi bitiriyoruz. Mesela “Filanca hoca efendiden Kur’an okuyorsun sen.” Yahu Allah’ın kitabını okuyorsun. Öbür Müslüman sana diyorsa: “Oraya gitme, o adam filancalardan..” E Kur’an benden ama. Bu Kur’an Allah’ın kitabı. Gavurlara bile rahmet oluyor, filan hoca okutunca o Kur’an olmuyor… Böyle şey olur mu? Bir yerde Allah deniyor, “Onların yöntemi yanlış!” Allah demenin yanlışı doğrusu olur mu ya? Evet ben oraya gitmiyorumdur. Ben başka yerde okuyorum. Herkes bir şehirdeki bir okulda okumak zorunda değil ki! Diploması aynı olsun hangi okulda okursan oku. Müslümanlığımız kimsenin tekelinde değil. Din Allah’ın! Allah da benim Allah’ım! Bu şuurla devam ediniz. Sakalınız olmasa da… Geçen sene bir sabah namazı kaçırıp bugün onu kaza etmiş olsanız bile… Maa’zAllah geçmişinizde alkol bulunmuş olsa bile… Geçmişinizde filan haram bulunmuş olsa bile… …Allah’ın tertemiz mümin kullarısınız. Sizin içindir Cennet. Eğer Allah, “Baştan sona kadar… …tertemiz Ebu Bekir olanlar gibi cennete gelecekler. Başka türlü kimseyi almıyorum.” deseydi Cennet 5-10 kişiyi ancak alırdı. Ama nice kulları Allah’ın, çoook berbat bir geçmişten… …Cennete gidecekler. Bakışları bu olduğu için, böyle düşündükleri için. Kardeşlerim, ya Allah’ın sözüne, müjdesine inanıp cennete gideceğiz ya şeytanın aldatmalarına, tuzaklarına aldanıp Maa’zAllah onun peşinden gideceğiz. Geceniz mübarek olsun…Sözüm bitti. Allah’a emanet olun. Selamün aleyküm Cemaat: Aleyküm selam.


İngilizce

What could an 18-year-old man have sinned … Why do they think that Allah never forgive them even that paths likely obvious the open to Abu Jahl? The devil wants this situation, the devil wants muslims to be unhappy and hopeless. Therefore, those who say that there is no Allah are called infidels. The Quran says infidels to those who say that Allah has a son or a daughter. It says unbelievers to those who does not hope for Allah’s mercy. You must say “Allah is my creater without beginning or the end!” “Allah is my creater without beginning or the end!” In the day that I having a drink, The person I will trust with hope and tear to his mercy is my Allah. You can’t treat like you always do with someone. Directly me., “Ya Rab!” He is an only creator that you will call like that in everytime! As-Salaam-Alaikum ve Rahmetullahi ve Berakatuh. (That means, “Peace be unto you.) My nice brothers, my first sentence is this: We all know that, Allah does not do unreasoning and anything unnecessary. Allah never did such a thing. Allah who has the most valuable creature is by no means one of the unnecessary works of Allah. Allah who has the most valuable creature is by no means one of the unnecessary works of Allah. so, Allah did not create no one in the world because of it calls “How can I know? It was just created unnecessary!” because of it calls “How can I know? It was just created unnecessary!” None of us are not as filling materials in this world. We are all candidates for paradise, from our oldest to the youngest. Desiring for paradise means being in the most valuable position. Thereby, brothers I am telling this to any of us, especially to our younger brothers. I am telling this to any of us, especially to our younger brothers. If one of us thinks that he does not worth of paradise in a minute If one of us thinks that he does not worth of paradise in a minute and that means we follow the devils path. Because, according to Allah, we were created for heaven. The devil wants us to be in hell. The predestinition that we must to follow drawn by Allah; whether if we gamble, commit fornication, kill a man or not pray for 40 years the destiny that Allah planned for us is the path of heaven. For that, even his murdered servants, even his drunken servants, whatever murder they committed, he address “O my servants who tyrannized over themselves! “Don’t give up on my mercy.” For this reason, we in this world do not think that things we sinned and so we are bad muslims. For this reason, we in this world do not think that things we sinned and so we are bad muslims. For this reason, we in this world do not think that things we sinned and so we are bad muslims. so What is the thing that we always think? We often think the place that Allah has planned for us does not to worth. We often think the place that Allah has planned for us does not to worth. Therefore, those who say ‘There is no creator’ are called infidels, The Quran says infidels to those who say that Allah has a son or a daughter. The Quran says infidels to those who say that Allah has a son or a daughter. It says unbelievers to those who does not hope for Allah’s mercy. This is one of the ayaat in Quran. if Abu Jahl had faith, would not Allah forgive? Allah would. As a matter of fact, did Allah forgive İkrime who’s son wanted to kill prophet? As a matter of fact, did Allah forgive İkrime who’s son wanted to kill prophet? Allah did. How many infidels have grown in this world that will be ahead of Abu Jahl! What sin could an 18-year-old boy have committed? What sin could an 18-year-old boy have committed? Why do they think that Allah never forgive them even that paths likely obvious the open to Abu Jahl? When someone said “You counts attributes of Allah.” If one of us counts attributes of Allah When someone said “You counts attributes of Allah.” If one of us counts attributes of Allah When someone said “You counts attributes of Allah.” If one of us counts attributes of Allah and I think everyone could this and when we said “say The six articles of the Islamic faith” and if it could and then When I said “Brothers! ‘the person who says if I die tonight, I will be in heaven in the morning ‘ have to stand up right now, whether nobody does not stand up, “Where is Gafur or merciful Allah, in this case?” I say. Does not we believe in God? when we said “Say 99 beatiful names of Allah.” everybody can counts, even children can. when we said “Say 99 beatiful names of Allah.” everybody can counts, even children can. “Do you have any hope to go in Allah’s paradise?” When we asked; if we blush, we are playing the wrong role. “Do you have any hope to go in Allah’s paradise?” When we asked; if we blush, we are playing the wrong role. The devil wants this. It wants muslims to be hopeless and unhappy. However, we are aspirants for hell. for heaven, too. we are afraid of hell, At the same time, we are hopeful and happy for heaven. We are ummah like this. Allah wants that. A sulky, sorrowful, hopeless muslim; It is not a Muslim raised by the Prophet (pbuh). It is not a Muslim raised by the Prophet (pbuh). Such a Muslim would be a terrorist, bombs its own mosque, leaves the prayer tomorrow, also fornicate… No hope! dead mice feel no cold. Therefore, my brothers and sisters, especially the married ones, I’m telling your kids to give this vaccine. I tell my young brothers to live your life like this from now on. I tell my young brothers to live your life like this from now on. “Allah is my creater without beginning or the end!” you say, that’s it. Allah is my creater without beginning or the end! In the day that I having a drink, The person I will trust with hope and tear to his mercy is my Allah. The person I will trust with hope and tear to his mercy is my Allah. You can’t treat like you always do with someone. Directly me. “Ya Rab!” He is an only creator that you will call like that in everytime! I speak to my young brothers and all the believers that no one can come to the fore the generation of the previous period of the the companions of the Prophet Muhammed, who have consumed drinks like water. So, they used to drink as much as drinking water. that no one can come to the fore the generation of the previous period of the the companions of the Prophet Muhammed who have consumed drinks like water. So, they used to drink as much as drinking water. that no one can come to the fore the generation of the previous period of the the companions of the Prophet Muhammed, who have consumed drinks like water. So, they used to drink as much as drinking water. People are afraid of alcohol now. because of if you drink too much, you will have cirrhosis. They had no such fear. No one can easily consume alcohol as much as in the day of their age of Ignorance. Once, ‘You are my Rab(Lord), my Allah!’ they said. They heard the word “Yes, I am your Lord” with their ears. They heard the word “Yes, I am your Lord” with their ears. This is truth until the day of judgement. Nice brothers! follow the Ummah of Prophet Muhammad! Do not interested in anyone except Ummah. Be a peacemaker, don’t be a mischief-maker. Our Prophet (pbuh) says that; When a muslim dies… if 4 muslims; 1,2,3,4… not 100 muslims, only 1, 2, 3, 4 mu’mins(muslims) go to his funeral and pray like ‘Ya Rab, we know this a good person, we know he is a good believer. ‘, Allah accept like that. He commands this. What does that mean bros? What is that meaning? “Which girl did you hang out with first?”, “Which site did you commit theft before?” We did not believe in Allah because of dealing with things that they did such shame. We were created to be tremendous witnesses of each other and to notice that beauty. Islam is this kind of a religion. We will support each other in goodness, beauty and encouragement. Today, as Muslims, you can see that we end our energy by dealing with each other’s embarresment. For example, “You are reading the Quran from the group of master.” You are reading the holy book of Allah. If the other Muslim says to you: “Don’t go there, from that group of fools.” but we read the same book bro. This is the last and real book of Allah. Even Quran have mercy on the non-muslims, and when somebody teaches it, there is no Qur’an. Even Quran have mercy on the non-muslims, and when somebody teaches it, there is no Qur’an. Is it possible? In somewhere people pray to Allah, and you “Their method is wrong!” Is it possible to say wrongly or properly Allah? Yes, I do not prefer them. I participate in elsewhere. Not everyone has to study at only a school in a city! Get the same certificate no matter which school you study at. Our Islam is not monopolized by anyone. The religion belongs to Allah! “Allah is my creater without beginning or the end!” Continue with this consciousness. Even if you don’t have a beard … Even if you missed a morning prayer last year and prayed instead of it today … Maa’zAllah even if you drank alcohol in the past … Even if you have fornicated in your past … … you are the immaculate(not perfect) believers of Allah. Heaven is for you. If Allah said, “They will come to heaven like those who are perfect like Abu Bakr from beginning to end. I do not take anyone else.” If Allah said, “They will come to heaven like those who are perfect like Abu Bakr from beginning to end. I do not take anyone else.” If Allah said, “They will come to heaven like those who are perfect like Abu Bakr from beginning to end. I do not take anyone else.” Heaven would only take 5-10 people. But many of his servants from a very terrible past … will go to the heaven. Because this is their opinion, because they think so. Because this is their opinion, because they think so. My brothers, we will either believe in Allah’s word and gospel and go to heaven, or we will go to hell by after being deceived by the devil’s deceit and traps. Maa’zAllah. May your night be blessed… My speech is over. Allah bless you and keep you safe. EsSalamu Alaikum Congregation(audience): Ve Alaikum EsSalam


Fransızca

Quel péché un garçon de 18 ans aurait pu commettre… pour voir les portes fermées pour lui, alors qu’elles sont susceptibles de s’ouvrir même à Abu Jahl ? C’est ce que veut Satan. Il veut un musulman triste et désespéré. C’est pourquoi, ceux qui disent qu’Allah n’existe pas sont appelés mécréants (Kafir) Loin de là, ceux qui disent qu’Allah a un fils ou une fille sont aussi appelés mécreants dans le Coran, Ceux qui désespèrent de la Miséricorde d’Allah sont aussi appelés mécréants. Tu dois dire: “Allah est mon Allah (mon Dieu)!” “Allah est mon Dieu!” Le jour où j’aurais bu un tonneau d’alcool je vais implorer son pardon avec espoir, je vais pleurer Mon Allah… Pas avec d’autres. Moi directement (sans intermédiaire) C’est un Dieu que tu vas appeler en disant “Ya Rab! (Ô Seigneur!)” Asselamou aleykoum ve rahmetullahou ve berakatuhu Mes chers frères et soeurs, ma première phrase est la suivante: Nous savons tous que… Allah ne fait rien de vide et d’inutile. Allah n’a jamais fait quelque chose de telle. L’Homme, qu’Il considère comme Sa créature la plus précieuse… …n’est en aucun cas une des œuvres inutiles d’Allah. Ainsi, Allah n’a créé aucun être humain, que ce soit parmi nous ou ailleurs dans le monde en Se disant “qu’en sais-je, untel a été sûrement créé … …dans le chahut” Aucun de nous n’est un matériel de remplissage dans ce monde. Du plus âgé au plus jeune, nous sommes tous candidats au paradis. Être candidat au paradis signifie Être dans la position (statut) la plus précieuse. Alors les amis Je dis ça à chacun d’entre nous… et en particulier à mes jeunes frères et sœurs. Si l’un parmi nous remarque qu’il n’est pas aux normes… du paradis, cela signifie qu’il est entre les mains de Satan (le diable). Parce que selon Allah, nous avons été créé pour le paradis. Mais Satan veut que nous peuplions l’enfer. La trajectoire qu’Allah nous a tracé, même si nous jouons aux jeux d’argent, même si nous commettons l’adultère, même si nous tuons une personne, même si nous ne prions pas pendant 40 ans, Le chemin qu’Allah planifie pour nous nous mène au paradis. C’est pourquoi, Allah s’adresse aussi Ses serviteurs qui ont tué, …à Ses serviteurs qui sont ivres… … quel que soit le meurtre qu’ils commettent à tous Ses serviteurs: “Ô serviteurs qui se persécutent! Ne perdez pas espoir (de Ma Miséricorde)” C’est pour cela que dans ce monde, nous ne nous attardons pas sur le fait d’avoir commis tel péché l’an dernier et nous n’en concluons pas que nous sommes de mauvais musulmans. Mais sur quoi nous attardons nous alors? Nous nous attardons sur le fait que nous ne méritons pas… …l’endroit (le paradis) qu’Allah nous a planifié C’est pourquoi, ceux qui disent qu’Allah n’existe pas sont appelés mécréants (Kafir) Loin de là, ceux qui disent qu’Allah a un fils ou une fille sont aussi appelés mécreants dans le Coran, ceux qui désespèrent de la Miséricorde d’Allah sont aussi appelés mécréants. C’est le verset du Coran Allah ouvrirait-il même la porte du paradis à Abu Jahl s’il avait la foi? Oui (Il lui ouvrirait). En effet, Ikrim (prénom), cet homme dont le fils a essayé de tuer un prophète Allah ne lui a-t-il pas ouvert la porte du paradis? Il lui a ouvert. Combien de mécréants ont grandi dans ce monde, des mécréants qui dépasseraient Abu Jahl! Un jeune homme de 18 ans… Qu’a-t-il pu commettre comme péché? pour voir les portes fermées pour lui, alors qu’elles sont susceptibles de s’ouvrir même à Abu Jahl ? Si nous disons: “Voyons voir, qui parmi nous… …connait les attributs d’Allah? Cite-les” Bon nombre d’entre nous les citerait …nous les réciterions… Si nous demandons de citer les conditions de la foi, s’il les cite et qu’il peut les citer… Et que par la suite nous disions: “Mes frères et soeurs! Celui qui affirme: “Si je meurs ce soir, j’irais au paradis” Qu’il se lève/montre” Si je dis ça et que personne ne se lève… Je dirais alors : “Où est, dans la connsaissance que vous avez, Allah qui est Gaffour (Pardonneur), Rahim (MIséricordieux)? N’avions nous pas la foi en Allah? Lorsque nous demandons de citer l’Asma-ul Housna (les noms d’Allah) tout le monde les citent, même les enfants. Mais lorsque nous demandons “Avez-vous espoir pour rentrer dans le paradis d’Allah?”… …si nous désespérons et nous nous attristons, c’est que nous nous trompons dans notre rôle. C’est ainsi que veut Satan. Il (Satan) veut un musulman triste et désespéré. Alors que nous sommes candidat à l’enfer. Nous sommes aussi candidat au paradis. Nous avons autant peur de l’enfer que… …nous sommes heureux pour le paradis Nous sommes ainsi comme Oummah. C’est ce que veux Allah. Le musulman grincheux, triste, désespéré n’est pas le musulman que le Prophète (s.a.w.) a élevé. Ce genre de musulman peut tantôt être un terroriste, il peut tantôt bombarder sa propre mosquée, il peut aussi arrêter la prière le lendemain, il peut aussi commettre l’adultère… il n’a pas d’espoir! Comme on dit, l’âne qui est mort n’a plus peur du loup (proverbe turc) Mes frères et soeurs, surtout ceux qui sont mariés, apprenez bien cela à vos enfants. C’est pour ça que je vous le dis. Je le dis aussi pour que mes frères et soeurs plus jeunes… … vivez votre vie de cette manière. Vous devez dire “Allah est mon Allah (mon DIeu)!” C’est tout. Allah est mon Dieu! “Même le jour où j’aurais bu un tonneau d’alcool… je vais supplier à Sa porte avec espoir, … je vais pleurer, c’est mon Allah!” Pas avec d’autres, moi directement. “Ya Rab (Ô Seigneur)!” C’est ainsi que tu t’adresse à ton Allah! Je dis à tout mes frères et soeurs, et à tous les mu’mins (croyants): Regardez cette génération qui a bu de l’alcool à la place de l’eau ce que je veux dire, c’est que cette génération a consommé l’alcool comme s’il buvait de l’eau c’est la génération avant les compagnons dont je vous parle Personne ne peut les rattraper dans cette habitude. De nos jours, les gens ont peur de l’alcool. Parce qu’en boire beaucoup induit une cirrhose. Ceux d’avant ne craignaient pas cela (la cirrhose). Aujourd’hui, personne n’oserait consommer cette boisson maudite autant que ces ignorants. Déjà, ils ont dit: “Ô Allah, tu es mon Seigneur!” Et en réponse à cela, ils ont éntendu “Oui, je suis ton Seigneur” de leurs propres oreilles. Ceci est la vérité jusquà l’apocalypse (Al-Qiyama). Mes chers frères et soeurs! Soyez les enfants de la Oummah (communauté) de Mohammmed ! Préoccupez-vous que de la Oummah. Soyez ceux qui réunissent, pas ceux qui dispersent. Notre Prophète (s.a.w) indique que … …lorsqu’un musulman meurt… 4 musulmans 1, 2, 3, et 4… Pas 1000 non, seulement 1,2, 3, 4 mu’mins (croyants)… si 4 mu’mins vont à son enterrement et disent: “Ya Rabbi, nous savons que c’était une bonne personne, que c’était un bon mu’min” … s’ils disent cela, alors Allah le reconnait. Il l’admet ainsi. Que signifie cela les amis? Qu’est ce que cela signifie? Nous ne sommes pas croyants pour demander : “Avec quelle fille es-tu sorti pour la première fois?” “Sur que site (internet) es-tu allé auparavant?” Nous ne sommes pas devenus mu’mins pour nous préoccuper des erreurs de ce style de nos semblables. Nous avons été créé pour être des bons témoins pour nos semblables. L’islam est une telle religion. Nous nous soutiendrons mutuellement dans la bonté, la beauté et l’encouragement. Aujourd’hui, en tant que musulmans, vous pouvez voir que nous finissons notre énergie en traitant les différences de fréquence des uns et des autres. Par exemple : “TOi tu lis le Coran de tel Imam” Hey!! Tu lis le Coran d’Allah. Si un autre musulman te dis: “Ne vas pas là-bas, cet homme est de telle communauté (islamique)…” Dis lui: MAIS le Coran est de moi ! Le Coran est le livre d’Allah. Il (le Coran) est une miséricorde même pour les mécréants, mais si c’est tel imam qui le lit… … ce n’est plus le Coran…Est-ce que cela est possible/acceptable? On invoque Allah à un certain endroit, “Leur façon d’invoquer est mauvaise/fausse!” Est-ce qu’il peut exister une mauvaise façon ou une meilleur façon d’invoquer Allah? Bien sûr, je n’y vais pas. Je lis (le Coran) ailleurs. Tout le monde ne peut pas étudier dans une même ville dans une même école! Tant que le diplôme est le même, peu importe l’école. Notre Islam/religion n’est monopolisé par personne. La religion est celle d’Allah. Et Allah est mon Allah/Dieu ! Continuez avec cette conscience. Même si vous n’avez pas de barbe… (= même si vos paroles ne sont pas reconnues autour de vous) Même si vous avez râté la prière du matin (Sobh) l’année dernière et que vous la rattrapez qu’aujourd’hui… Maa’zAllah (Qu’Allah bénisse), même si vous avez déjà consommé de l’alcool dans votre passé… Même si tel ou tel péché a été commis dans votre passé… …vous êtes les croyants immaculés d’Allah. Le paradis est pour vous. Si Allah avait dit: “Seules les personnes immaculées du début à la fin, comme Abu Bakr, iront au paradis; Autrement, Je ne laisse rentrer personne” Le paradis serait peuplé seulement de 5-10 personnes. Mais plusieurs serviteurs d’Allah, malgré leur passé trèèès misérable, …iront au paradis. Parce qu’ils le pensent, parce qu’ils y croient. Mes frères et soeurs, Soit nous croirons en la parole, la promesse d’Allah et nous irons au paradis… Soit, Maa’zAllah (qu’Allah bénisse), nous serons trompés et piégés par Satan et nous le suivrons (en enfer). Que votre nuit soit bénie… Ma parole s’est terminée. Qu’Allah vous préserve. Assalamou aleykoum La communauté: Wa alaykoum salam.

IŞINLANMA GERÇEKTEN OLDU

Bir yazı yazmıştım, bir kaç yıl önce bu mesele ile alakalı. Bu yazıyı nakletmeden geçemeyeceğim. Işınlanma… Şu anda dünyamızda ışınlanma mümkün mü? Hayır… Yapamadılar. Yani, hücreleri ayırabiliyorlar ama yok oluyor. Onu tekrar başka bir yerde var edemiyorlar. Teknik oraya kadar gelebilmiş değil. Peki bu kitap; bir nesneyi, bir cismi bir yerden başka bir yere ışınlayan bir adamdan bahsediyor mu? Bu kitapta bir adamdan bahseder: Süleyman Aleyhisselam’ın veziri Hazreti Asaf, Allah ondan razı olsun. İnşallah Rabbim nasip eder cennete gider isek ellerini öpmeyi Mevla bize nasip etsin. Öyle bir zat ki Allah’ın peygamberi Süleyman Aleyhisselam onun hakkında diyor ki: ”Dağların hareket edeceğine inanırım, Asaf’ın ayaklarının bu dinden hareket edeceğine inanmam!” O kadar güvenmiş vezirine! İmanı o kadar kuvvetli bir zat ki, bu dinden ve hikmetten ayakları bir karış hareket etmez, sabit! Böyle bir zat. Nakliyeci ve ışınlanma diye bir yazı. Kur-an’da bir melikenin tahtını bir ülkeden başka bir ülkeye göz açıp kapayıncaya kadar getirebilen bir adamdan bahsedilir. ”Kitaptan ilmi olan bir zat gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm.” Dedi. Neml Suresi. ”Kitaptan ilmi olan bir zat.” Allah Levh-i Mahfuz’dan ona bir ilim verdi. İlim ne? Herhangi bir nesneye dua ediyor, o nesne o ülkeden başka bir ülkeye gidiyor. Şu ilme bak! Burada sözü edilen kimse Süleyman Aleyhisselam’ın veziri olan Hazreti Asaf’tır. Allah’ın böyle bir gücü, günümüzde yaşayan bir kimseye verdiğini hayal edelim. Şimdi, o zamanda Süleyman Aleyhisselam’ın yanındaki zat a verdi bunu. Günümüzde böyle birisine verdiğini hayal edelim. Aranızdan herkes kendisine döndürsün olayı şimdi. Benim bir duam ile istediğim arabayı istediğim yerden istediğim yere getireceğim. İzmir’de arabaya bi bineceğim… İzmir’de ben bu arabayı beğendim, tamam, ekspertizini de yaptım arabada sorun yok. Hiç o 30 tane 40 tane arabayı bir yere götürmek için hamle yapmayacağım. Bir dua yapacağım arabaya araba tak İstanbul’da garajda olacak! Düşünebiliyor musun böyle bir şeyi! Vermedi Allah! Buradan kimseye vermedi bunu. Bu adam, bir nakliye firması kuruyor, ama tek başına çalışıyor. Böyle bir gücün olsa ne yaparsın ilk? Nakliye firması yaparsın. Nakliye firması kurarsın ama tek başına çalışıyorsun, tek kişisin. Kamyon yok, mazot yok, eleman yok, kira yok. Risk sıfır! Sıfır risk! Yorulmak yok, malın çürümesi riski yok. Kendisine getirilen her çuvalı veya her koliyi bir dua ile istenilen yere ışınlayabiliyor! ”Bunu buraya götür!” Diyorsun. Ptt gibi 3-5 gün bekletmek yok, para falan yok! Kapısına bir tır dolusu çanta getiriyorlar, tırı bir anda İstanbul’dan Sivas’a yollayabiliyor. Bu adam, bu özel yeteneği ile hiç sermayesi olmamasına rağmen bir kaç yıl içerisinde dünyanın en zengin adamları listesine girer mi girmez mi? En zengin adamı olur! Kargo ve taşıma şirketleri, kazançlarını dibe indiren bu adamı öldürmek için en yetenekli katilleri kiralamaz mı? Bu kargolar ne yapacak? Bütün millet bu adama gidecek. Bir mesajla ”Şu eşyamı buraya getirir misin, şu arabayı buraya getirir misin, şu evi buradan taşır mısın?” Tek mesaj! Adam da tak tak bir dua yapacak Allah Teala’nın verdiği kudret ile taşınacak. Şimdi, kimsenin kargo ile işi kalır mı? Kargocuya falan kimse gitmez! Bu kargocular ne olur? Aç kalırlar. Aç kaldıkları zaman ne yaparlar? ”Bu adamı nasıl öldürebiliriz?” Onun derdine düşerler. Hani bugün çıksa bir adam dese ki: ”Ben kansere çare buldum!” Beş gün yaşar! Bulsa bile kansere çare 5 gün yaşar. Altıncı gün, o kanser ilaçlarını yapanlar bu adamı öldürürler, yaşatmazlar! Tarihte bu vakıa lar çok görülmüştür. Çünkü çok büyük yatırım yapılmış, depolar kanser ilaçları ile dolu, kemoterapiler falan… Müthiş kimyasallar karıştırılmış ve büyük paralar akıtılmış. Bunların geri dönüşümü olması gerekiyor. Geri dönüşümü olabilmesi için insanların kanser yapılması lazım önce. Önce kanser yapacağız. Nasıl kanser yapacağız? GDO lar ile. Yedikleri gıdaların hepsine şırınga basacağız. Çok daha büyük olacak, lezzeti az olacak ama çok daha büyük olacak. Çok yiyecekler ve yaşam limitleri azalacak. Kanser yüzdeleri, o ülkelerdeki kanser yüzdeleri çok artacak! Son 10-15 senede ülkemizdeki kanser limitlerine bakın, yüzdelerine bakın. Onbeş sene önce Türkiye’deki kanser yüzdelerine bakın. GDO girdiğinden beri, destek gıdası girdiğinden beri kanser miktarları yüzde 400 artmış, yüzde 500 artmış vaziyette! Bu, açgözlülük! Açgözlülükten sebep kimyalarımızı bozuyorlar, DNA mızı bozuyorlar! Bir fareye bilim adamları deney yapmış, GDO lu gıda veriyorlar fareye, yanındaki fare kardeşine kankisine GDO suz veriyorlar. Fare 1 buçuk senede şişiyor, her tarafı şişiyor! Kanser, tümör… Tümör, GDO lu gıda yiyen farenin bütün vücudunu kapsıyor. YouTube da videosunu gösterdiler bana. İki tane fare, 1 buçuk sene… Biz bunu 40 sene yiyoruz 30 sene yiyoruz! Tabii ki 50 de 60 da tak hemen doktor kötü haberi sana vermiyor, imanın zayıfsa ”Bir arkadaşı çağırır mısın?” Diyor. ”Ben bi görüşeyim.” Diyor.”Onunla bi bir kaç taktik görüşeyim.” Diyor. Seninle konuşmuyor, kanser olduğunu yüzüne söylememek için. Yanındaki kişiye: ”Bu kişi kanser olmuş.” Diyor. ”İyi bakın, gönlünü yapın, gelsin-gitsin kemoterapi alsın, ama 100 hastanın 97 si gider.” Diyor. Bunu söylüyor. Böyle bir adam olsa, bu adamı yaşatmazlar! Süleyman onu, Melike’nin tahtını, yanında duruyor görünce dedi ki: ”Bu, Rabbimin bir lütfudur. Şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğimi sınıyor.” Hükmü ile sabittir ki Allah Teala böyle harikulade bir işi bir mucize olarak peygamberine vermemiş, bir keramet olarak peygamberinin baş danışmanına vermiştir. Şimdi, Süleyman Aleyhisselam ne istedi? Melike Belkıs’la bir savaş durumu ortaya çıktı. ”Ordumla beraber gidip ülkesini almak istiyorum.” Dedi. ”Ama… Belki savaşa gerek olmaya da bilir.” Dedi. ”Eğer, aranızdan birisi, Melike’nin tahtını buraya getirirse ben onu sarayıma davet edeceğim.” ”Tahtının buraya bir anda geldiğini görürse benim kuvvetimi anlar, adamları da öldürmemiş olurum. Tek bir hamle ile ülkesini fethetmiş olurum.” Diyor. Çok zekice bir hareket! Kim yapabilir diyor Süleyman Aleyhisselam, aranızda bunu kim yapabilir? Cinlerden bir ifrit diyor ki: ”Ben, gözünü açıp kapayıncaya kadar o tahtı sana getiririm.” Diyor. ”Belkıs’ın tahtını sana getiririm.” Süleyman Aleyhisselam diyor ki: ”Başka!” Hazreti Asaf diyor ki: ”Ben, Allah’ın izniyle getiririm.” Dediği anda tahtı yanında görüyor! Bak, gözünü açıp kapayıncaya kadar falan değil, o 1 saniyedir çünkü. Gözü açıp kapama 1 saniyedir, bir andır. Hazreti Asaf ise: ”Ben getiririm Allah’ın izniyle.” Dediği anda Süleyman Aleyhisselam bir bakıyor taht hemen yanında! Biz bir nimet ile karşılaştığımız zaman ne yapıyoruz? Biz, avam olarak: ”İşte bu bee, işte buu! En sonunda kazandım! Oldu bee! Üçüncü yazlığımı aldım!” Süleyman Aleyhisselam bir nimet ile karşılaştığı zaman ne yapıyor? Hemen gidiyor, secdeye kapanıyor ve diyor ki: ”İşte bu nimet; Allah, ben şükredecek miyim yoksa nankör mü olacağım diye bana verdiği bir sınavdır.” Nimetler de sınavdır kardeşler! Allah kulu 2 şekilde sınav eder: Bir, yokluk ile. İki, varlık ile. ”Hocam, ben varlık sınavı istiyorum!” Bak, öyle deme, öyle deme! Bütün gece kulüpleri ateistler ile dolu! Bütün gece kulüpleri! Ateist, Deist! Neden? Varlık, zenginlik adama müthiş bir kibir veriyor, artık o adamın Allah’a ihtiyacı kalmıyor, dua etmeye ihtiyacı kalmıyor! Neden insanlar Ateistleşiyor? En çok Ateist kimlerden çıkıyor? Zenginlerden! Varlıklılardan. En çok Ateist bunlardan… ”Ben bir şey istediğim zaman paramı basar ve alırım.” Diyor. ”Hiç Allah’a ihtiyacım yok!” ”Bugüne kadar hiç dua etmedim.” Diyor. ”Babam da zengin idi onun babası da zengin idi.” Bakın! bu varlığı isterken 10 defa düşünün! İmanı kaybetme riski de var! Bir zengin oluyorsun, Allah bir varlık veriyor önce sohbeti bırakıyorsun, sonra namazı bırakıyorsun! Namaz senin asli vazifen. Yemek yemek gibi. Bizim, bedenimiz için yapmamız gereken bir olay var. Her gün minimum 2 öğün sabah ve akşam yemek yemek zorundasın. Yemezsen, zulmetmiş olursun nefsine, zulmetmiş olursun. Allah, yemek yemediğin için sana azap eder! Çünkü, bu beden bir emanettir. Bakmak zorundasın! İki; Ruhunu da 5 kere beslemen gerekiyor. Nasıl bedeni beslemek farz ise, ruhu da namaz ile her gün 5 defa beslemek zorundasın. Bu da Farz-ı ayn dır. Ama sen bedenine olan ihtimamı gösteriyorsun, bırak 2 yi 4 defa besliyorsun. Dört öğün 5 öğün… Çerezler, meyveler gelip gidiyor, beş öğün yiyorsun. Eee peki ruh? Bedenin gıdaya ihtiyacı var da ruhun yok mu? O mekanizmayı da Allah yaratmadı mı? Onu da muhtaç yarattı. Tek aradığı şey Rabbine kavuşmaktır. Onunla teskin olmak, huzur bulmaktır. Ruh sadece Allah’a kavuşmayı ister, başka bir şey istemez! ”Hocam; bu gezmeler, eğlenmeler, yemeler, içmeler, şehvet tatmin etmeler… Bu hazzı kim alıyor?” Ruh almaz! Bu hazzı nefs alır. Bunların tamamı nefsi hazlardır. Kısıtlı bir şekilde az az helalinden vermek zorundasın. Vermezsen yine zulmetmiş olursun. Nefsinin de hakkını vereceksin. Ama helal yolla vereceksin. Helal dairesi keyfe kâfidir, yeterlidir. Hiç harama gitmeye gerek yoktur. Bedeninin ihtiyacını karşılayan sen, orada akıllı olan sen, neden ruhunun ihtiyacını karşılamıyorsun? O ezan her gün 5 defa seni çağırıyor! Neyin peşindesin? Allah’a kulluk vazifeni hatırlaman için illa başına musibet mi gelmesi lazım? Gözünü mü kaybetmen lazım? Bacağının sakat mı kalması lazım? Sakat kalınca hemen hocaları arıyor: ”Hocam ne yapmam lazım? Bu musibet bana Allah’tan geldi biliyorum.” Diyor. ”Dönmem lazım!” ”İlk adım ne olmalı?” Yaa illa musibet mi gelmesi lazım beni araman için? Nimet verdiği zaman Süleyman Aleyhisselam gibi olacaksın! Nimet geldiği anda: ”Allah beni nimet ile sınıyor.” Diyeceksin, secdeye kapanacaksın. Buna şükür secdesi denir, şükür secdesi. Muhammed Aleyhisselam’ın sünnetlerindendir. Herhangi bir güzel haber aldığınızda, soruyorum size, en son ne zaman şükür secdesi yaptınız? Hepimizin hayatında zor durumlar olduğu gibi, güzel durumlar da oldu. İyi bir haber aldın, keyifli bir haber aldın… Ne zaman şükür secdesi yaptın? Gittin bir abdest aldın, direkt kıbleye döndün Allahu ekber dedin secdeye kapandın: ”Allah’ım sana şükürler olsun bana bu nimetleri verdin.” Dedin. Ne zaman? Yok! Oleey, yumruk şov bilmem ne… Ama şükür yok! Yaratıcımız olan Allah, bu ışınlanma nimetinin bir benzerini inşallah cennette biz kullarına da verecektir. Allah bize nasip etsin kardeşler. Oraya bir kapağı atalım, gerisi kolay! Mesele oraya girmek zaten. Öyle ki o kul, canının çektiği herhangi bir şeye ”Ol!” Diyecek! ”Ol!” Allah’ımız onu var edecektir. Çalışmak yok, hamle yok! Cennette sadece ”Ol!” Diyorsun. Dünyada iken görüştüğü bir dostuna özlem duyunca onu ziyarete gitmek isteyecek, Allah onu gitmek istediği makama ışınlayacaktır. Bakın, ışınlama nerede var? Cennette var! Allah Teala bize nasip etsin inşallah. Ölmeden önce yapılacaklar listem var benim. Ölmeden önce yapılacaklar listem 45-50 madde böyle… Yedinci madde: Ata binmek. Allah’ıma şükürler olsun hafta sonu bunu yaptım. Dostum Hakan’ın çiftliğine gittim. Her türlü bilumum hayvan mevcut. Ama ben atı gözüme kestirdim. Çünkü listemin içinde at var. Bu ata benim binmem lazım! At da kumarbaz bir at. Jokeylerin kullandığı, bir çok yarış kazanmış, şöhretli, kumarlarda kullanılmış bir iddia atı. Emekli olmuş, bu kardeşim de almış bu atı çiftliğine koymuş. Arada üzerine biniyor, geziyor falan… Atı bir gördüm… Harika, çok heybetli bir at! Dedim ki: ”Ben buna binmem lazım, o maddeyi çizmem gerekiyor.” Birinci maddeyi merak eden kardeşlerim olabilir. Birinci madde de şu: Belinden bir iplik ile bağlıyorlar seni 500 metre yukarıdan aşağıya atıyorlar. Jumping diyor buna, jumping… Bungee Jumping kardeşler… Bu benim birinci fantezim. İnşallah bunu da yapacağım bak! Aranızdan çoğu yükseklikten korkuyor olabilir. Ben yüksekliği çok severim. En sevdiğim rüyalarım uçma rüyalarım. Rüyamda çok uçarım. Ama, dünya hayatında böyle bir uçma hiç yaşamadım. Uçakla gitmişliğim gelmişliğim çoktur ama üzerimde alet olmayacak, beni uçuran bir şey olmayacak. Ben yüksekten aşağıya atlayacağım. O duyguyu yaşamak istiyorum. Belimden bağlayacaklar, şehadeti getireceğim o anda… Ne olacağı belli değil! Yani gidebiliriz kardeşler! Gidebiliriz! Orada seni bir halat tutuyor! Her an gidebilirsin! Etrafımdaki kardeşler ile helalleşeceğim. Kamera da beni çekecek orada son mesajımı size vereceğim kardeşler ve 300 metreden yukarıdan aşağıya uçacağım! Şehadetler ile dualar ile beraber uçacağım inşallah. Bu birinci madde. Yedinci maddem benim, ata binmek. Dedim, ”Ben bu ata bineceğim!” Oradan, Hakan kardeşim dedi ki: ”Yaa” Dedi, ”Bu at çok haşin bir at, uzun zamandır da üzerine kimse binmiyor hocam. Bu ata sen binersen, bu at seni üzerinden atarsa bir tarafın kırılır sonra senin dervişler bizi keser!” ”Sohbete çıkamazsan bunlar bizi döverler!” ”En iyisi mi sen bu ata binme. Sev mev işte yanında dur, bir dua oku yeter.” Hayır! Bu fantezimi yerine getirmem gerekiyor. Bu fantezimi yapmam lazım kardeşim. Atın yanına bir gittim… Verdim Fatihayı, verdim kulhu yü… Verdim Fatiha yı verdim Kulhu yü… At oldu pamuk gibi! At pamuk gibi oldu kardeşler! Atın üzerine bindim, çok güzel bir tur attım. İnşallah videosunu kardeşler hazırlıyor orada görürsünüz. Güzel bir tur attım atın üzerinde. Fakat oradan atın sahibi Hakan kardeş de gaz veriyor bana. ”Hocam ne yaptın! Evliya gibi adamsın yaa…” Falan diyor. ”At” Diyor ”Bir sakinleşti, bir sessizleşti hocam!” Diyor yaa… Atın üzerinde bir gezdik öyle Elhamdülillah, o keyfimizi de yerine getirmiş olduk. Kardeşler! Bunlar Allah’ın nimetleri. Ben, yedinci maddeyi çizmek nasip oldu. Allah nasip ederse önümde bir 40 madde kadar daha var. Onları da ölmeden önce yavaş yavaş yerine getirmeye çalışacağım. İlk hedefim birinci madde, yukarıdan aşağıya atlamak. Sona kalsın diyor bak… Hacı abi diyor ki: ”Onu sona bırak!’ Yani ”Başına bir tehlike gelmesin, en son madde o olsun.” Diyor. Takdir ettim hacı abi tebrik ederim. Kur’an’daki; ”Cennette sizin için canınızın çektiği ve istediğiniz her şey vardır.” Haberi bunun bir delilidir. Herhangi bir şey istiyorsun… ”Allah’ım künefe istiyorum!” Tak, önünde künefe. Bizim Harun gibi 15 dakika, 20 dakika bekletmeyecek yani tak diye künefe önünde gelecek! ”Allah’ım kazandibi getir bana.” Tak, Allah kazandibi yaratacak! Bu, ışınlanmadır işte! Bu, ”Ol!” Deme nimetinin küçük bir mislini Allah’ın cennette kuluna vermesi… Yaa şu cennet için biraz çalışmaya değmez mi bee? Şu dünyada 70 metrekare bir daire almak için 20 seneni veriyorsun. Yetmiş metrekare daire, 400.000 TL! Yirmi sene çalışıyorsun. Beş tane patronun ağız kokusunu çekiyorsun her gün. Müdür, üst müdür, üst müdür… Müdürler bitmiyor. Beş patron! Allah diyor ki, bir tek patron var. Kainatı ben yarattım. Önce benim sözümü dinleyeceksin! Önce bana itaat edeceksin! Diğer patronlar sonra gelir. Ve ben sana dünyada hiç kimsenin veremediği bir şeyi vereceğim. En zayıf müslümana 10 dünya büyüklüğünde cennet vaat ediyor Allah Teala hadis-i şeriflerde. En zayıf müslüman… Diğerlerini varın siz düşünün. Devam ediyor yazı… Bu dünyada her insanın hoşlandığı ve zevk aldığı şeyler ayrı ayrıdır. Tüm bu farklı zevklerin ortak noktası şudur ki, hepsi geçicidir. ”Onlar cehennemin hışırtısını bile duymazlar, canlarının istediği nimetler içerisinde ebedi olarak kalırlar.” (Enbiya-102) Ayeti ise Allah’ın lütfu ile cennete giren kulların alacağı hazların geçici ve sınırlı değil, sonsuz olduğunu beyan ediyor. Cennete ilk girecek olan insanın kelimeleri ile teyit edeyim: Övgüler ve selam Muhammed Aleyhisselam’ın üzerine olsun. Efendimiz buyurdu: ”Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır.” Bir: Canının her çektiği, iki: gözünün her hoşlandığı şey… Bugün dünyada Avrupa’dan ülkemize bir sürü turist geliyor. Bunlar ne için geliyor? Görebilmek için… Bir şeyleri görebilmek için. ”Kendi ülkemden başka bir şeyleri görmek istiyorum.” Küçücük bir kara parçası… Bir ülke… Daha ötesine git, bir dünya… Ama, samanyolu galaksisi içerisinde bir nokta bile değil! Dünya, galaksinin içerisinde bir nokta bile değil! Diğer trilyonlarca galaksi içerisinde samanyolu galaksisi nokta değil! Bunu görmek için, sadece bu ülkeyi görmek için paralar veriyorlar. Binlerce euro paralar veriyorlar ve geliyorlar. Allah ise sana 10 dünya büyüklüğünde bir yer vaat ediyor. Biraz aklını başına alman lazım gelmez mi müslüman kardeşim! Biraz… Mevla Teala hazretleri bizlere izan versin, akıl fikir versin.