Hz. Muhammed, kendi geliniyle evlendi mi?

“O Muhammed, aranızdan kimsenin babası değildir. Bilâkis o peygamberlerin sonuncusudur.” (Ahzâb Suresi 40. Ayet) Ateist sitelerine dalmış Müslüman kardeşim. Senin ne işin var ateist sitelerinde ya. Ateist sitelerine girmek porno izlemek gibidir. Ben bu porno sitelerine giriyorum ama tecrübe kazanmak için giriyorum hocam. Demek gibi saçma salak bir şey. Bundan ne alabilirsin ki pislikten başka. Fıtratının bozulmasından başka ne alabilirsin ki o edepsiz sitelerden. Ateist siteleri de böyledir. Oraya giriyorum, onları düzeltmek için giriyorum diyor. Ateist sitelerine onları düzeltmek için giriyorum diyor. Sen islam’ın kaç tane hükmünü biliyorsun. Kaç tane kitap okudun? Daha 20 tane kitap okumamış islam ile alakalı, onların sitelerine girecek de onları düzeltecek. Dikkat et! Elektrik akımına kapılmış olan bir adamı oradan kurtarmak için tutarsan ne olur kardeş? Sen de oynamaya başlarsın. Çünkü tuttun. Elektrik akımına kapılmış bir adamı tuttun. Ben seni kurtaracağım kardeş dur bakalım. Ya Allah Bismillah! Adam’ın koluna girdiğin anda elektrik ne oluyor, direkt olarak sana temas etmeye başlıyor. Sen ateist’i kurtaracağım derken sen de ateist olup çıkarsın. Sonra bu kardeş bana mesaj göndermiş. Hocam diyor. Peygamberimiz, geliniyle neden evlendi diyor. Muhammed aleyhisselam geliniyle evlendi mi? Yok böyle birşey. Nereden çıkarttın sen bunu? Ateistlerin yalanları. Gittin onların sitelerinde okudun ettin. Muhammed aleyhisselam’ın, İslam’ın hükmü gelmeden önce bir evlatlığı vardı, Zeyd… Zeyd’in de bir karısı vardı. Muhammed aleyhisselam’ın halasının kızını onunla evlendirdi. Hz. Zeynep. Allah o ikisinden razı olsun. Âmin… Anlaşamadılar, boşandılar. Boşandıktan sonra efendimiz aleyhisselam Hz. Zeynep ile evlendi. Müşrikler ne dediler? Muhammed’e bakın oğlu’nun karısı ile evlendi. Sahte peygambere bakın dediler. Tıpkı şimdiki ateistler gibi. Allahu Teâlâ bu ayet-i kerimeyi gönderdi. “Muhammed aranızdan kimsenin babası değildir.” “Bilâkis o peygamberlerin sonuncusudur.” O’nun oğlu yok ki. Oğulları öldü, toprağın altına girdi. Allah onlara rahmet etsin. Âmin… O’nun evlenebilmiş olan bir tane oğlu yok. Sen geliniyle evlendi palavrasını nereden çıkartıyorsun? Ateist sitelerine giriyor ve çarpılıyor. Sonra geliyor bize bunu söylüyor. Sen, aklının yarısını kiraya vermiş insanların, sadece yarısını kullanmak bize yeter diyen insanların sitelerine nasıl girersin ya. Çocuk, babasına gitti. “Baba, biz nasıl dünyaya geldik?” dedi Babası şöyle dedi: “Oğlum, maymunlar vardı bizden önce… Bu maymunlar evrildi evrildi evrildi yüz yıllar içinde insana dönüştü.” “Biz öyle dünyaya geldik. Bugünkü hâlimizi aldık.” Çocuğun, bu cevap aklına yatmadı. Mantıklı bir adamın asla aklına yatmaz. Maymunun soyundan geldiği. Gitti annesine. Anne dedi. Biz nasıl dünyaya geldik, bana bunun cevabını verir misin? Oğlum, Allah en evvel babamız Adem’i yarattı. Sonra da hanımı Havva’yı yarattı. Allah’ın selam’ı o ikisinin üstüne olsun. Âmin… Sonra bunlar evlendiler, cimâ ettiler. İkişer ikişer doğurdu Havva annemiz. Ve soyları bütün dünyaya yayıldı. İşte biz böyle dünyaya geldik dedi. Çocuk dedi ki: Ya anne, babam diyor ki maymundan evrildik, maymundan döndük biz böyle dünyaya geldik. Sen başka bir şey söylüyorsun. Sen ise diyorsun ki Adem ve Havva’dan dünyaya geldik. Anne şöyle cevap verdi! Oğlum o babanın sülalesi 🙂 Bizim sülale bu, bizim sülale bu. Ateistlerin sülalesi maymun, orangutan bilmem ne şempanze onların sülalesi o. Bizim sülalemiz Adem ve Havva’dır. Allah’ın selamı o ikisinin üstüne olsun. Âmin… Biz insanlardan dünyaya geldik. Evrilmeyle falan değil. Bu maymunlar yüz yıllardan beri aramızda, niye evrilmiyorlar? Bir tanesi olmuyor, futbolcu olmuyor, niye evrilmiyorlar? Bir tanesi futbolcu olsun da Fener’in stoperine koyalım. Niye olmuyor? Yüz yıllardan beri maymunlar var. Ama yok olmuyor. Demek ki palavranızın bir tanesi de buradan ortaya çıkıyor. İşte kardeşler, eğer Muhammed aleyhisselam ve sahabelerinin inandığı gibi inanmazsan doğruya eremezsin, kurtuluşa eremezsin. Âyet-i Kerime bize bunu söylüyor. “Eğer sizin inandığınız gibi inanırlarsa onlar hidayete ererler, kurtuluşa ererler.” (Baraka Suresi 137. Ayet) İmam Râzi Hazretleri bu kısmı tefsir ederken diyor ki: Hidayet, Allah’ın yarattığı bir şeydir. Zaten ortada duruyor. Hidayete erenler ise, o hidayete koşturanlardır. Hidayete doğru kim gidiyorsa, hidayeti o buluyor. Yâni, işler her tarafta duruyor, herkes eleman arıyor, kim para kazanıyor? Eleman arayan adama giden ve işe başvuran para kazanıyor. İşe giriyor ve kazanıyor. Evinde oturan da şöyle diyor! Ya ben niye para kazanamıyorum ya niye kimse beni işe almıyor? Sen iş aramıyorsun ki. Sen hep boş tembel bir şekilde yatma peşindesin ve para gelmesini bekliyorsun. Hidayet de bunun gibidir. Kul, kendi perdelerini kaldırmadıkça Allah onun perdelerini kaldırmaz. Ahmed Yesevi Hazretlerinin sözüdür. İşte kardeşler! Hidayete ulaşmak istiyorsak hamle yapacağız. Allah’a doğru gideceğiz ve araştıracağız. O kadar zamanını diziye veriyorsun, o kadar zamanını maça veriyorsun, o kadar zamanını halı sahaya, boş muhabbetlere veriyorsun ama Allah’ın kitabını öğrenmek adına hiçbir gayretin yok.

Allah, U dönüşlerini sever! – Nasreddin hoca ve üç papazın münazarası?

Bizim Allah’ımız ani dönüşleri çok sever. O kadar çok sever ki Hristiyanlıktan yahut da Yahudilikten İslam’a dönen bir adamı ne yapıyor Allah? Sıfır yapıyor sıfır! Yaptıkları iyiliklerin tamamını amel defterine yazıyor, yaptıkları kötülüklerin tamamını siliyor. Eğer o kötülükleri bir daha işlemeyeceğine dair o kul söz verirse günahların tamamını ne yapıyor? Sevaba tebdil ediyor. Kur’an bunlarla dolu, bu ayetlerle dolu. Allah U dönüşlerini sever. Sen de eğer böyle bir U dönüşü yaparsan, daim olduğun kötülük ve günah ne nispette olursa olsun… Allah’a U dönüşü yap. Geç değil! Nefes alıyorsun, aklın başında, yaşıyorsun ve hayatını kazanabiliyorsun. Şu hâlde Rabb’ine ellerini aç ve ona doğru koş. Şu kudsi hadis aklından çıkmasın. “Kulum bana bir karış gelirse ben ona bir kulaç giderim.” Kulaç kolları açma mesafesi demektir. Bir karış, bir kulaç… Yani kuldan çok küçük bir hareket Allah’tan çok büyük bir hareket demektir. “Kulum bana bir adım atarsa ben ona on adım atarım.” Hadisi kudsi devam ediyor. “Kulum bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim.” Allah böyle diyor. Kul diyor ki: “Ben Allah’a gidemem, yüzüm yok.” Sen hangi Allah’a iman ettin Müslüman, hangi Allah’a? Hristiyanların dönüşünden bir örnek vereyim. Selçuklu zamanında… Sultan Alâeddin, Allah ondan razı olsun. (Amin) Şimdi bizim atamız kimdir? Osmanlı. Osmanlı’dan önce kim vardı? Selçuklu. Toplamı kaç sene 950 sene. 940, 950 sene civarı bu ikisinin var oluşu. İslam’a sahabelerden sonra en çok hizmet eden iki kavim kimdir? Selçuklu ve Osmanlı. Resulullah ve sahabeden sonra en çok İslam’a bu kavimler hizmet etmiştir. Şimdi Selçuklu zamanında, Sultan Alâeddin zamanında yaşayan bir derviş var. Kim bu? Nasreddin Hoca. Allah ondan razı olsun. (Amin) Bu dönemde Hristiyan papazları, Hristiyanlığı tebliğ etmesi için Anadolu’nun her köşesine papazlarını gönderiyorlar, rahiplerini gönderiyorlar. Ve onlara kimsenin cevap veremeyeceği afaki bazı sualler öğretiyorlar. Gittiğiniz her yerde âlimleri çağırın, o beldenin ilim ehlini, hocalarını çağırın ve bu sualleri sorun. Cevap veremeyecekler. Siz de halka şunu söyleyeceksiniz: “İşte bunlar bu kadar bilgisiz insanlar. Bunları takip etmeyi bırakın. Hristiyan olun.” Nereye gitseler bu adamlar bu felsefeyle hareket ediyorlar. Ve oranın, o beldenin hocalarını, âlimlerini susturuyorlar. Nasreddin Hoca’nın beldesinde bulunan bir adam diyor ki: “Bunların hakkından gelse gelse bizim hoca gelir. Bizim hocayı bunların karşısına çıkartalım.” Üç papaza diyorlar ki: “Bizim bir hoca var, o sizinle görüşecek. Sizin soracağınız soruların cevabını o verecektir.” Papazlar diyor ki: “Tamam neredeyse gelsin.” Hoca bir geliyor, eşeğe ters binmiş. Bir adam eşeğe ters biner mi? Normal bir adam binmez. Bu anormal bir adam. Bu bir derviş olduğu için hikmetler fışkıran bir adam. Sadece İslam’ın şeriatını bilmiyor, derin manalara da vâkıf. Tasavvuf yoluna girdiği zaman bir adam Ebu Bekirleşir, Ömerleşir, Osmanlaşır, Alileşir. Allah onlardan razı olsun. (Amin) İlmin derununa vâkıf olmaya başlar. Sonra etraftaki insanların garip gördüğü şeyler söylemeye başlar. Çok derin sözler sarf etmeye başlar. Buna hikmet denir. Resulullah Aleyhisselam bunu nasıl tarif eder? Bir kulun az konuştuğunu ve insanlardan uzaklaştığını görürseniz ona yakınlaşın. Çünkü ona hikmet telkin ediliyor. Hikmet… Gizli bilgi. Allah’ın direkt onun kalbine verdiği ilham. Tıpkı bir arıya verdiği gibi, bir karıncaya verdiği gibi. Şimdi hoca eşeğe ters binerek geliyor. Papazlar tabii gülmeye başlıyor. “Bu adam mı sorularımıza cevap verecek ya?” “Siz karışmayın. Sorularınızı aklınızda kurun, hoca şimdi gelsin soracağınızı sorun.” diyor. Hoca geçiyor karşısına, eşeği de yanında. Papazlardan bir tanesi ön tarafa çıkıyor. “Hoca! Hangi beldenize gittiysek, hangi âliminizle konuştuysak bize cevap veremediler. Sana bir iddiada bulunuyoruz. Eğer suallerimize cevap verirsen biz Müslüman olacağız. Suallerimize cevap veremezsen sen Hristiyan olacaksın.” Şimdi burada şart var. Ehli sünnet akidesinde, imanda şart mevzubahis mi? Yani şunu bana bulursan ben Hristiyan olacağım derse bu adam ne olur ehli sünnet akidesinde? Kâfir olur. Çünkü şart koştu. Sapık hocalardan, mezhepsizlerden bir tanesi ne yaptı televizyonda? “Bu Kur’an’da İsa Aleyhisselam’ın ineceğine dair bana bir tane işari bile olsa ayet söyle, ben Hristiyan olacağım.” dedi. Bunu dediği anda ne oldu? Kâfir oldu. İsa Aleyhisselam’ın ineceğine dair bir tane değil, iki üç tane ayeti kerime vardır. Ehli sünnet âlimleri bunu açıklamıştır. Hadislere hiç girmiyorum. Bunlar zaten Resûlullah’ı kabul etmediği için hadislere girmiyorum. Ben sadece ayetlerden bahsediyorum. Benim gördüğüm üç ya da dört tane ayeti kerimeyi şerh etmişler. Bu ayetler İsa Nebi’nin tekrardan nüzul edeceğine, vazifesine başlayacağına, Muhammed Aleyhisselam’ın ümmeti olarak geleceğine işarettir, diyorlar. Bu ne diyor Hristiyan’a? “Hristiyan papazla konuştum.” diyor bu sapık hoca. “Bir tane işari bile ayet bulursanız bu Kur’an’da İsa Aleyhisselam’ın ineceğine dair, ben Hristiyan olacağım.” diyor. Vallahi bunu söyleyen adam gavur olur o anda. Neden? İddiaya girdi. Yani adam bulsa ne olacak, Hristiyan mı olacaksın? Hristiyan demek, ne demek? Bir Allah yok, üç tane Allah var demek! Üç Allah var demek ne demek? Şirk demek. Bunun ötesi yok, son nokta, bittin! Artık bittin. Tövbe etmeden ölürsen ayvayı yedin! Son nefesten önce muhakkak tövbe etmen gerekiyor. Papazların gayesi ne? Üç Allah var. Bütün Anadolu’yu Hristiyanlaştırma gayreti içindeler. Hâlâ bunların diyalog kanadı şu anda, parelelcilerin diyalog kanadı papazlar gibi çalışıyorlar. Hristiyanlaştırmaya çalışıyorlar. Şimdi papaz dedi ki: “İddia bu, kabul mu? Hoca dedi ki: “Sen soruları sor, senin iddianı ben kabul edemem.” dedi. “Çünkü bu iddiaya girdiğim anda zaten dinden çıkıyorum. Sen soruları sor, ben cevabını vereceğim Allah’ın izniyle.” dedi. Papazın bir tanesi bir adım öne çıktı. Dedi ki: “Hoca, dünyanın merkezi neresidir?” Bilim ilerlememiş, hiçbir şey yok. Hoca dünyanın merkezini nereden bilsin? Hoca dedi ki: “Şu benim karakaçanı görüyor musun? Ön iki bacağının, sağ bacağının olduğu yer dünyanın merkezidir.” dedi. Papaz dedi ki: “Nereden biliyorsun, böyle şey olur mu ya?” “Kardeşim ölç! Ölç, dön, dolaş, gel. Ben eşeğimle beraber burada seni bekliyorum.” dedi. Papaz şok oldu! Adam bir iddia ortaya atıyor. Dünyanın merkezi burası, diyor. İnanmıyorsan kimin delili araştırması gerekiyor? Benim yalancı olduğum ortaya çıkartmak istiyorsan dünyayı gez, bir tur at, ölç! Değilse gel, dedi. Papaz geri çekildi. Diğeri öne çıktı. “İyi kurtardın paçayı. Dur bakalım bu suale cevap verebilecek misin?” dedi. “Kâinatta ne kadar yıldız var. Bana yıldızların sayısını söyle.” dedi. Hoca şöyle cevap verdi: “Benim bu karakaçanın üstünde ne kadar tüy varsa, ne kadar kıl varsa Dünya’nın tepesindeki yıldızların sayısı da bu tüyler kadardır.” dedi. “Bu Allah’ın bir hikmetidir!” dedi. Papaz dedi ki: “Böyle uydurma olur mu ya? Bu nasıl sallama!” dedi. “Kardeşim dedi bana itimadın yok mu? Yoksa say! Eşek burada, geç say! Hakkal yakîn olarak sana gösteriyorum. Eşeği sana gösteriyorum.” dedi. Tabii ki sayamaz! Papaz geri çekildi. Geldi üçüncüsü. Bir adım öne attı ve şöyle dedi: “Hoca, benim sakallarımda kaç tane kıl var? Sana rakam soruyorum.” dedi. Hoca şöyle cevap verdi: “Benim eşeğin kuyruğunda kaç tane kıl varsa senin sakallarında da o kadar kıl var.” dedi. “İtimadın yok mu bana? Bir kıl eşeğimin kuyruğundan kopartalım bir kıl senin sakalından kopartalım. Bir oradan, bir buradan. Göreceksin, sakalsız kaldığın anda anlayacaksın ki sözüm doğrudur.” dedi. Papazlar dedi ki: “Sen bizi alt ettin. Sen sadece akıl yürütmeyle, ince hikmetle bizi alt ettin. Biz senin yerlerin ve göklerin sahibi olduğunu söylediğin tek ilaha iman ettik.” Ne oldu şimdi bu papazlar? U dönüşü., yüz seksen derece. Şimdi gidiyorken düz, yüz seksen derece ne oluyor? Tam tersi dönüş oluyor. Bu adamlar dümdüz cehenneme gidiyordu. Dümdüz! Gidiyorken ne yaptılar? “La ilahe illallah Muhammedun Resulullah.” dediler. Bunu dediği zaman ne oldu? Cehennemden yolu döndü cennete. Elin papazı elli sene, altmış sene Hristiyanlığa hizmet etmiş, üç tane Allah var diyen, sakal yarım metre adam; bir tövbe ediyor, Allah sıfıra çeviriyor. Sen otuz senedir Müslümansın, orucunu tutuyorsun, namazları yarım yamalak kılıyorsun, teravihlere gidiyorsun, zekât veriyorsun seni affetmiyor. Sen Allah’ı tanımıyorsun! Şeytan sana Allah’ı tanıtmıyor. Şeytan sana Allah’ı başka bir şekilde anlatmış. Sen Allah’ı şeytandan öğrenme, gel benden öğren. Sen Allah’ı şeytandan öğrenme! Gel bu kitaptan öğren, gel Resulullah Aleyhisselam’dan öğren. Övgüler ve selam Efendimin üstüne olsun.

Kızlar çok güzel hocam! (Gelinlik giymiş kocakarı o)

O dünyaya saplandı ve hevesinin peşine düştü. Aah! Bu dünya sevgisi var ya bu dünya sevgisi… Bir meta, bir kadın sevgisi… Belam paraya kanmadı, Belam karısına kandı. Halbuki yaşlı başlı bir kocakarı ya. Neyine kanacaksın bunun ya? Çenesinin dırdırına aldandı. ”Ben sana bu kadar hizmet ettim.” Klişe sözdür, ”Saçımı süpürge ettim. Bu kadar hizmetim oldu. Sana bu kadar çocuk yetiştirdim. Benim dediğimi yapacaksın ey kocacığım” dedi, Belam’ı kandırdı. İmam Rabbani Hazretleri mektubatta dünyayı, gelinlik giymiş bir kocakarıya benzetir. Gelinlik giymiş kocakarı… Şimdi, gelinlik giymiş, peçeyi üstüne kapatmış. Adam kadınla evlenmiş görücü usulü, kadını hiç görmemiş. Zifaf gecesine bir gidiyor odaya, peçeyi bir kaldırıyor, bir bakıyor, kocakarı. ”Ya ben bunu almadım. Ben, benim gibi genç bir insan aldım biliyorum. Bu, kocakarı!” Gelinlik çok güzel, çok çekici ama bu kocakarı! Çizgiler çıkmış yüzünde, yaş 55… Bununla evlenilmez. Nasrettin Hoca evlenmiş, eski usul tabii, görücü usulü olduğu için hoca çok takvalı, ”Hiç görmeme gerek yoktur, güzel diyorsanız tamamdır.” demiş, kadınla evlenmiş. Zifaf gecesine bir giriyorlar, kadının peçeyi bir kaldırıyor. Kadın kocakarı. Çirkin mi çirkin bir kadın. Çirkini de yaratan Allah’tır, güzeli de yaratan Allah’tır. Bir açıyor peçeyi, kadın çirkin. Kadının ilk kelimeleri şu oluyor: “Hocam, ailenden kime görüneyim, kime görünmeyeyim? Sen şeriat ehli bir adamsın. Fetva ver.” Hocanın cevabı şu: “Hatun, bana görünme de kime görünürsen görün.” Serbest, kime görünürsen görün yeter ki bana görünme. Bu dünya kardeşler; bir kocakarı gibidir. Elbisesine aldanmayın, süslerine aldanmayın. Bir kilo boya sürmüş, takmış takıştırmış, kokuyu basmış, bir kilo koku bastırmış, 50 metre öteden kokusu geliyor. Başımı çevirmiyorum anlıyorum bir tane kadın geçiyor. 50 metreden kokusu geliyor. Esnaf arkadaşlarım da bana dert yanıyor: “Bu zamanda Müslüman olmak çok zor hocam. Ben kendimi evliya gibi görüyorum.” diyor. Vay arkadaş ya! Bu kadar kolay mı? Bak bak nereden kıyas yapıyor. “Niye kardeşim böyle görüyorsun?” “Hocam, her tarafta güzel kızlar var. Eskiden bu kadar güzel kızlar yokmuş hocam. Ben babamdan biliyorum, babam anlatıyor.” diyor. “Kızlar gittikçe evrim geçiriyor hocam daha da güzelleşiyor.” diyor. “Boya sürüyorlar, takıyorlar, takıştırıyorlar, parmaklar boyalı, bir kilo koku…” diyor. Diyorum ki: “Oğlum, bunlar gerçek değil, bunlar çakma güzel. Bunlar badanalı boyalı kızlar. Aldanma bunlara, bunlar sanal. Sen güzel kızı öbür tarafta göreceksin. Çakma bunlar. Bir gece rüyanda bir huri gör, bak o zaman bu kızlar güzel mi?” Allah Teala Hazretleri, bir gece rüyamda, bu dervişe iki tane huri gösterdi. Anladım ki bunlar dünya kadını değil. Müthiş bir güzellik. Allah Teala Hazretleri, cennette hepimize beraber olmayı nasip etsin. Amin. Efendimiz Aleyhisselam hadislerinde: “Her Müslüman’a iki huri vardır” diyor. Hanımından sonra iki huri ile evlendirilir. Bu diğer evleneceği huri kızlarından daha güzel iki tane huridir. Ama hanımı en güzel kadın olacaktır. Dünya kadını, cennet kadınlarından çok daha güzel olacaktır orada. Nerden girdik bu huri işlerine? Kardeşler, beni bu tarafa sokmayın ya! Allah aşkına. Rüyamda iki tane huri kızı gördüm. Müthiş bir güzellikti. Sabah uyandım, hanımıma bakışım değişti. Hatun dedim: ”Bundan sonra senle olan ilişkimizi gözden geçirmeye karar verdim. Kendine dikkat et, ayağını denk al.” Bunlar güzellik değil! Güzelliğin en önemlisi ahirettedir. Geçici olmayan güzellik, kalıcı olan güzellik…. Efendimiz Aleyhisselam ne buyuruyor? ”Cennet hurilerinden bir tanesi peçesini kaldırsa ve dünyaya sadece yüzünü gösterse, dünya ehli erkeklerin tamamı deli olur, akıllarını kaybederler.” Bir kıza bakarken insan aklını kaybeder mi, makul bir şey midir bu? Ama cennet hurisi öyle bir güzel ki! Peygamberimiz Aleyhisselam hadislerinde böyle anlatıyor. Olay bu kardeşler. Aldanmayın! Bu kocakarı. Takıp takıştırdığına bakmayın, kokusuna aldanmayın. Ne yaparsan yap, yaş 55. Yer çekimini engelleyemezsin. Sen çökmüşsün, sen kocakarısın ey dünya! İmam Rabbani temsil getiriyor. Dolayısıyla biz müminler yönümüzü sonsuz olan yaşama döndük. Geçici olanla ilişkimiz yoktur. Herkesten daha çok çalışırız, herkesten daha çok helalin peşinden koşarız ama geçici olduğunu biliriz. Belam hakkında diyor ki? “O geçici olduğunu bilmedi. O geçici olana aldandı ve kalıcı olanı, geçici olana tercih etmedi. Bunu, onun yani ahiretin önüne koydu ve kaybedenlerden oldu.”

Evlenirken Gaza Gelmemek Hakkında Fıkra.

Talu Hoca bir fıkra anlattı, anlatayım mı? he? diyor ki yani.. oğlu babasına babacığım diyor annemle ne zaman tanıştınız? nerede buluştunuz? ilk nasıl görüştünüz? ne zaman elektrik aldınız diyor? nasıl elektrik aldın annemden diyor, falan diyor oğlum bizim zamanımızda gaz lambası vardı, gaza geldik diyor 🙂 yani birileri methetti falan biz de aldık diyor, şimdi belayı bulduk diyor yani anladın mı? he şimdi.. sen efendim adamı gaza getirmeye uğraşıyorsun diyorsun ki Allah’ın zatının mahiyeti, künhü, bilmem ne, bilmem ne.. bir soru soruyorsun adam İmam-ı Gazâlî olsa buna cevap verebilir mi? Hz. Ali olsa, Ebubekir olsa, Radıyallahu Anhümâ cevap veremez Hazreti Ali Efendimiz.. ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır buyurdu ilim arayan kapıdan gelsin o yine ne diyor? Allah’ın zatının sırrını sorarsan şirke düştün e Sahâbe-i Kirâm kaderin sırrını sorabilir misin? bu alın yazısı ne meseledir? bana bunlar niye yazıldı acaba? benim ne suçum var, falan, falan.. herkesin battığı bir konu kader e geliyor Hazreti Ali Efendimize kaderin sırrını soruyor ne buyuruyor? derin denizdir, dalmayalım oraya diyor adam yine soruyor, soruyor, soruyor.. Allah’ın sırrıdır sana, bana vermez teftiş etmeyelim diyor yani teftiş, karıştırmak.. adam yine soruyor, soruyor, soruyor.. karanlık yoldur, girmeyin oraya diyor sen Hazreti Ali’yi gaza getirebilir misin ya? işte bir de adam diyor.. sen çok büyük alimsiniz efendim siz allâmesiniz, meşâyihtansınız büyük velîsiniz şusunuz, busunuz.. siz acaba benim ya başıma ne gelecek, bu yazılanlar hakkında falan falan.. o da ne diyor? evladım benim başıma ne geleceğini bilmiyorum ki seni nereden bileyim? işte gaza gelmemek budur

Bu Haftanın Nüktesi ( Ayı vuran Laz )

laz ne yapmış? ayıyı vurmuş yakalamışlar mahkemeye götürmüşler mahkemede demiş ki hâkim sen demiş ayıyı vurdun ne? vururum ne var? demiş demiş ki av yasağı var av yasağı ne demek? demiş beni mi öldürseydi? saldırdı bana daa demiş av yasağında demiş suç işledin cezası var para cezası, şu cezası bu cezası.. kim yasak etti demiş bunu ya? demiş Ankara’da meclis var ne var orada demiş? vekiller var ne yapıyorlar orada? demiş kanun çıkartıyorlar demiş ne yaptılar? demiş işte ayıyı vurma yasak kanunu çıkarttılar demiş açmış a böyle şeyini ey gidi hâkim bey demiş o ayının ki Ankara’da adamı var da kanun da onu koruyor da benim adamım yok vur beni! demiş ya 🙂 şimdi hakikaten yani Ehl-i Sünnetmiş hacıymış, hocaymış, mazlummuş, garipmiş hayvan hakları kadar bizim haklarımızı savunan var mı? – yok Ehl-i Sünnet’i müdafaa eden var mı? – yok beni attılar içeriye bir sene bir tane bir şey diyen var mı? – yok ama bir şeyi vur ayıyı vur bütün dünya ayağa kalkar feministi, koministi, hayvan hakları, insan hakları bide bak insanın değeri var mı? yok hayvanın daha değeri var bence de değeri var ben hayvana hürmet ederim ama şimdi saldırdığı zaman da insanın canı daha hürmetlidir mecbur onu müdafaa-i nefs’den vurmak zorunda kaldı laz da keyfine vurmadı şimdi ayıyı yav adam ne yapsın? beni mi öldürseydi hâkim bey diyor o halen ona diyor ki yasa var yasak var 🙂 adam canının derdinde yav