İNSAN YİYEN BU VAHŞİLERİ İYİ TANIYIN! – SERKAN AKTAŞ

Evet, gıybet şöyle bir şey ki gıybet yapan adam hiçbir zaman gıybet yapmaz yani yaptığını kabul etmez, binbir türlü tevil yapar ona bir kılıf uydurur hatta şöyle başlarlar ve şöyle söylerler ben yüzüne de söylerim ama yüzüne de söyledim ama bunu herkes biliyor ama haklıyım ve ezan okununca gıybete son verilir. Aman aman susun günahını almayalım derler. ve özellikle şöyle başlarlar benden duymuş olma ama üç nokta (…) İntro evet bunlardan herhalde 1. si kıymalı kuşbaşılı elbette böyle değil ama gıybeti eğer lokantada yapıyorsa herhalde böyle olabilir orasıda ayrı bir durum neyse gıybet çeşitlerini konuşacak olursak bunlardan birtanesi bizzat kişi hakkında yapılan dedikodu, gıybet 2. si mimiklerle yapılan gıybet 3. sü fitne doğuran, vesvese verdiren gıybet ya Alperen aslında sana bir durum anlatmam lazım ama ya bizim Eyübü Kent meydanında gördüm yani nasıl anlatayım ya? Aslında iyi çocuk ya, yani kötü niyeti yoktu ama anlatsam şuan aklım çıkar yani ama anlatmıcam ya boşver e bilader saten yani anlatmadan sen şüpheye düştün demi? acaba lan ne oldu yani? bir sürü kötü haller aklına geçti demi işte ne kadar dehşetli bi hal yani? o durumda bile sana birsürü şüpheler verdirdim. Suizan’a düşürttüm seni. İşte buda dehşetli bi gıybet oluyor anladın mı? o yüzden çık git hadi. yürü. bi video çekicez diye kendini hemen ünlü havalarına sokuyorsun. Yüzüne söyledim burda, gıybet olmadı. neyse 4. sü iftira ile beraber yapılan gıybet bide tabii bunun kullanıldığı, yapıldığı ortamlar var bunlardan en yaygın olanları, kadınların altın günleri kahvehaneler siyaset ortamları ve maalesef.. Teyzelerden oluşan komşular konseyi, bunu annesi olanlar iyi bilir futbol, ve ırkçılık. ve sonuncusu hırslı ve düşmanlık besleyen ve kıskanç ve suizan yapan insanların bulunuğu ortam en dehşetlisi şimdi ayeti hatırlıyalım. اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ اَخ۪يهِ مَيْت ölmüş kardeşinin etini yiyor musunuz yani sizden biri ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? arkadaşlar, malum oldu üzere, biliyorsunuz ki ayetin başındaki “ء” sormak yani ağya manasındadır ordaki “ağya” “acaba” demektir. o zaman gel ayetin başına koyalım. acaba sizden biri ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? işte oradaki o sormak mânası su gibi ayetlerin bütün kelimelerin arasına böyle teker teker giriyor. yani her kelimede gizli bir huküm varmış gibi bize onu gösteriyor. işte 1. ء ile der ağya yani acaba sual ve cevap mahalli olan aklınız yok mu ki? Bu derece çirkin bir işi anlamıyor. yani kuranın bize hitabında gıybet işini akılsız insanlar yapar diyor. ayetin 2. kelimesi sever misiniz bundada ağya yani yine acaba sevmek ve nefret etmek mahalli merkezi olan kalbiniz bozulmuşmu ki en menfur, tiksinç işi sever yani kalbi bozulmuş kişiler gıybet yapar diyor. arkadaşlar 3. kelime olan sizden biri buda, cemaatten hayatını alan hayat-ı içtimaiye’ye, bulunduğu sosyal hayata ve medeniyetiniz’e ne olmuş ki? böyle hayatınızı zehirleyen bir ameli kabul eder işte suizan besleyen adam gıybet eder. işte böyle bir “insafsız” toplum içinde fesat aleti olur. Bulunduğu ortamı her zaman bozar. 4. Kelime olan Şimdi ise bir şey’i yemek yani insaniyetinize ne olmuş ki? böyle canavarcasına arkadaşınızı dişle parçalama için yapıyorsunuz gıybet yapan adam bu 4. Kelimeye göre vahşi leş yiyen hayvan hükmüne geçiyor. çünkü parçalama işini kim yapar? Sırtlanlar Akbabalar Vahşi hayvanlar 5. Kelime olan “kardeş”‘i konuşcaz buda hiç rikkat-i cinsiyeniz, hiç sıla hira ilminiz, akrabalarla bağınız yok mu ki? böyle çok ciyetlerle kardeşiniz olan bir mazlumun şahsı manevisini onun, Hayatını insafsızca parçalıyorsunuz, dişliyorsunuz. yani hiç aklınız yok mu ki? kendi ağzanızı, kendi dişinizle divane gibi ısırıyorsunuz. işte akrabasına, anne babasına, öz kardeşlerine faydası olmayan, onlar hakkında gıybet eden sence ne kadar hayırlı bir insan olabilir? ve son kelime olan; “ölü, ölmüş halde” burdada şunu söylüyor aslında vicdanınız nerede? fıtratınız bozulmuş mu ki? en muhterem bir halde bir kardeşinize karşı, etini yemek gibi en müstekbir’e, en çirkin bir işi yapıyorsunuz. vicdanı olmayan adamın mizan ve muvazene’si o dengesi kaybolur. ve mihenk taşı olmaz doğruyu yanlışı ayıramaz işte vicdansız adam, Allah korkusundan uzak olduğu için Kork Allah’dan korkmayanlara yani kardeşim, KORK! Gıybet yapandan! işte gıybet ehli adavet yani düşmanlık hissiyatı besliyenler ve kıskançlıkla inatla hareket edenlerin en çok kullandıkları alçak bir silah dır izzet-i nefis sahibi, bu pis silaha tenezzül etmeyip onu kullanmaz yani düşmanımı gıybetle ceza vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve öyle pis bir şeye tenezzül etmiyorum der. çünkü gıybet, zayıfların ve aşırı ruhlu olanların silahıdır. gıybet o dur ki gıybet edilen adam o anda hazır olsaydı, burada bulunsaydı ve işitseydi çirkin görüp, darılacaktı. ve şöyle bir durumda var aslında Eyüp şimdi Adam diyor ben doğru söylüyorum diye yahu adam zaten burda değil ve sen o yaptığı şeyi söylerken arkasından konuşurken bu doğruysa E gıybet doğru mu? ve bu dediğin doğru değilse hem gıybet hem iftira oluyor iki katlı çirkin bir günah oluyor. bu kısmı kaçırıyor insanlar yani o kişi hakkında doğruyu söyleyince gıybet olmuyormuş zannediyo sen doğruyu söylesen bile o gıybet oldu, dedikodu oldu bide yalan karışırsa işte iftira oldu ve beni en çok korkutan yer bence sende bundan titremelisin yoksa gıybet, ateş odunu yer bitirir. gıybet dahi bütün salih amellerini yer bitirir. eğer bir ortama girdin orada gıybet edildi ve sen o durumdan hoşnut olmadın ve oradan da ayrılmıyorsun o gıybeti duyuyorsun ya gıybet’e ortak oldun ya kardeşim ondan tövbe etmek gerekiyor ve gıybet ettiğin kişiye rast geldiğin zaman veya o gıybet edilen kişiye rast geldiğin zaman şunu söyle kardeşim bana hakkını helal eder misin? diyerek ondan helallik al kardeşim bide arkadaşlar şu durum var mesela bilmeden gıybet günahına girdiniz veya bilerek girdiniz ve bazen öyle hal oluyor ki o kişiye gidip helallik istiyemiyorsunuz o kadar çok gıybet etmişsiniz ki ona söylemeye yüzünüz yok dimi? o zaman şöyle yapın her namazınızda her dua ettiğinizde o gıybet ettiğiniz kişi için Cenab-ı Hak’dan af dileyin o kişiye bizzat ismine dualarda bulunun inşallah Cenab-ı Hak ahirette sizleri helalleştirir. Altyazının hepsi : GaripBilgiler (1 saat 30 dakika emek verdim)

MÜSLÜMANLAR Seçimlerde Hangi Tarafta Olmalı ? ( AÇIKLIYORUZ ! )

EVET MALUMUNUZ SEÇİMLER YAKLAŞTI. PEKİ BİZ BU SEÇİMLERDE NEYİ SAVUNACAĞIZ? HANGİ TARAFTA OLACAĞIZ? KİMİ,NEYİ DESTEKLİYECEĞİZ? ARKADAŞLAR MALUMUNUZ SEÇİMLER YAKLAŞIYOR. BİZLER İNSALLAH ÜLKEMİZİ YÖNETECEK OLAN LİDERİ SEÇECEĞİZ RABBİM İNŞALLAH ÜLKEMİZ İÇİN EN HAYIRLISI NEYSE ONU NASİP ETSİN. BİZLER; EVET BİR SEÇİM YAPACAĞIZ EVET BİR TARAFTA OLACAĞIZ EVET KENDİ İDEOLOJİLERİMİZ FİKİRLERİMİZ OLACAK AMA BU SEÇİME GİDEN YOLDA MÜSLÜMAN OLARAK BİZLERİ İLK VE HER ZAMAN VE EN ÖNEMLİ TARAF OLACAĞIMIZ ŞEY İMANIMIZ OLACAK. YANİ ‘İMANIMIZIN KONUYLA NE ALAKASI VAR KARDEŞİM’ DEMEYİN. VALLAHİ DE ÇOK ALAKASI VAR. İKİ ŞEY SÖYLEYECEĞİM İKİSİDE BİZİM İMANIMIZI DERİNDEN SARSAN VE MAALESEF AHİRETİMİZİ SIKINTIYA SOKACAK MESELELER. SOSYAL MEDYADA OLSUN GÜNLÜK YAŞANTIMIZDA OLSUN SÖYLEMLERİMİZE ,YORUMLARIMIZA VE EN ÖNEMLİSİ PAYLAŞIMLARIMIZA ÇOK DİKKAT ETMELİYİZ EĞER Kİ SÖYLEMLERİMİZ PAYLAŞIMLARIMIZ BİZİ İFTİRAYA, GIYBETE GÖTÜRÜYORSA MÜSLÜMANLIĞIMIZI SORGULAMAMIZIN VAKTİ GELDİ DEMEKTİR. GEÇEN BİR PAYLAŞIMDA GÖRDÜM. MÜSLÜMAN OLDUĞUNU SÖYLEYEN HATTA NAMAZ KILDIĞINI SÖYLEYEN BİR SİYASETÇİNİN İÇKİ MASASINDAKİ RESMİ PAYLAŞILMIŞ. BİNLERCE KİŞİ DE MAALESEF BU RESMİ PAYLAŞMIŞ VE BİR ÇOK KİŞİ DE DAHA DA ACIMASIZLAŞARAK BU KİŞİNİN ANNESİNE,AİLESİNE AĞIZA ALINMAYACAK LAFLAR SÖYLEMİŞ. EN ACINACAK HAL NE BİLİYOR MUSUNUZ? RESİM ASLINDA FOTOMONTAJMIŞ. YANİ O YORUM ATAN VE BU RESMİ PAYLAŞAN BİNLERCE KİŞİ BU GIYBETE VE İFTİRAYA ORTAK OLDULAR. NASIL Kİ ATEŞ ODUNU YER BİTİRİR, GIYBET DAHİ SALİHAMELLERİ YER BİTİRİR KAİDESİNCE BU RESMİ PAYLAŞAN YORUM ATAN KAHVEHANEDE YORUMLAYAN BİNLERCE KİŞİNİN KILDIĞI NAMAZLAR, BELKİ DE RAMAZANDA TUTTUĞU ORUÇLAR AMEL DEFTERİNDEN SİLİNDİLER KAYBOLDULAR. DAHA DA VAHİMİ NE BİLİYOR MUSUN? ONU DA SÖYLEYEYİM. GIYBET SALİHAMELLERİ YER BİTİYOR BU OLAYSA GIYBETTEN DE ÖTE İFTİRAYA GİRİYOR. YANİ İFTİRA İSLAMİYETTE ‘KEBAİRLER’BÜYÜK GÜNAHLAR ARASINDA YANİ BU GÜNAHA ORTAK OLANLAR İÇKİ İÇKİ İÇMİŞ KADAR GÜNAHA GİRDİLER. YANİ BÖYLE DAHA İYİ ANLAŞILIR SANIRIM. BAŞKA BİR OLAYDA DA ÇARŞAFLI BİR BACIMIZA YİNE BİZLER MÜSLÜMANIZ DİYEN BİNLERCE TWİTTER TROLLERİ KENDİ GÖRÜŞLERİNE LAF GELDİĞİ İÇİN BU BACIMIZA AĞIZA ALINMAYACAK İFTİRALAR, HAKARETLER ETMİŞLER. DOLAYISIYLA KARDEŞLERİM KENDİ GÖRÜŞLERMİZİ ELBETTE SAVUNACAĞIZ, ELBETTE FİKİRLERİMİZİ TARTIŞACAĞIZ AMA BUNU KENDİ ÇİZGİMİZİ YÜKSELTMEK İÇİN BAŞKALARININ ÇİZGİLERİNİ KISALTARAK YAPMAYACAĞIZ ! ‘UNUTULMAYACAK HAYAT DERSİ’ VİDYOMUZU İZLEYENLER DEDİĞİMİ DAHA İYİ ANLADILAR ZATEN. İKİNCİSİ VE DAHA ÖNEMLİSİ İSE KARDEŞLERİM BİZ SİYASİ İDEOLOJİLERİMİZİ SAVUNUP ONLARIN DERDİNE DÜŞTÜĞÜMÜZ KADAR, EBEDİ HAYATI KAZANDIRACAK OLAN İMANIMIZIN DERDİNE DÜŞTÜK MÜ? ‘ACABA BENİM PARTİM NE DURUMDA?’ DİYE SORARKEN BENİM İMANIM NE DURUMDA? ŞUAN ÖLSEM ACABA AHİRETİ KAZANMIŞ BİR ŞEKİLDE Mİ ÖLÜRÜM YOKSA KAYBETMİŞ BİR ŞEKİLDE Mİ ÖLÜRÜM? DİYE KENDİMİZE SORDUK MU? SİYASETE SAATLERCE ZAMAN AYIRMIŞKEN İMANIMIZA KAÇ SAAT AYIRDIK?! HELE Kİ BU RAMAZAN AYINDA !! GEÇEN SERKAN ABİ ANLATTI HUTBE DİNLİYORMUŞ HUTBE DİNLERKEN GÖZÜNE ÇARPMIŞ BİTANE AMCA HABER SİTESİNE GİRMİŞ, YANİ ORDAKİ HABERLERİ OKUYOR. İŞTE O SİYASİ PARTİ LİDERİ ONA NE DEMİŞ,O ONA NASIL BİR LAF SOKMUŞ, HANGİ KONUDA HANGİ GÖRÜŞÜNÜ BELİRTMİŞ.. ORDA CUMA VAAZI OKUNUYOR FARZ OLAN BİR ŞEY DİNLEMEK FARZ. AMA O AMCA CUMA İLE ALAKASI YOK YANİ, O SİYASİ HABERLERE DALMIŞ YANİ DURUM NE KADAR VAHİM DEĞİL Mİ? BİR DE BENİM YAŞADIĞIM BİR OLAY VARDI: BAZI YAKINLARIMI ZİYARETE GİTMİŞTİM. ARALARINDA BÖYLE HARARETLİ BİR MUHABBET VARDI. SONRA DEDİLERKİ ‘YA SAMET GEL’İŞTE ‘SENDE KENDİ GÖRÜŞÜNÜ BİLDİR’ DEDİLER BANA SİYASET KONUŞUYORLARDI BENDE DURDUM DEDİM Kİ BENDEN YAŞÇA BÜYÜKLER TABİ ‘ABİ YANİ İKİ SAATTİR KONUŞUYORSUNUZ SEN İŞTE ŞU PARTİDENSİN,SENİN GÖRÜŞÜN DEĞİŞTİ Mİ?’ DEDİ Kİ ‘YOO,PEKİ SENİN GÖRÜŞÜN DEĞİŞTİ Mİ DEDİM ABİ? DEDİKİ ‘YOO’ YANİ İKİ TARAFINDA GÖRÜŞLERİ DEĞİŞMEMİŞ. SONRA DEDİM Kİ PEKİ ÖĞLEN NAMAZINI KILDINIZ MI? DEDİLER Kİ ‘KILMADIK’ İŞTE KARDEŞLERİM BURDA BÜYÜK BİR PROBLEM VAR DEMEKTİR. EĞER Kİ SİYASETİ KONUŞABİLDİĞİNİZ, PARTİMİZİ TANIYIP BİLDİĞİNİZ KONUŞABİLDİĞİMİZ KADAR CENABI ALLAH’TAN PEYGAMBERİMİZ ALEYHİSSALATÜ VESSALAMDAN İMANA NAMAZA DAİR MESELELERDEN BAHSEDEMİYORSAK BİZİM İMANIMIZDA ÇOK BÜYÜK PROBLEMLER VAR DEMEKTİR. EVVELA BUNU SORGULAMAMIZ LAZIM. KABİRDE ‘MEN RABBÜKE? RABBİN KİM?’DİYE SORULDUĞUNDA EN AZ SİYASET KONUŞABİLDİĞİMİZ KADAR RABBİMİZDEN BAHSEDEMEDEN İŞTE RABBİM ALLAH DİYİP KURTULABİLECEĞİMİZİ Mİ ZANNEDİYORUZ? VALLAHİ DE BİLLAHİ DE YANILIYORUZ!! ÖMÜR SERMAYESİ PEK AZDIR . LÜZÜMLU İŞLER PEK ÇOKTUR ON DEFA DÜNYA DİYOR SİYASET DİYORSAK BİN DEFA ‘ALLAH’ DEMEMİZ LAZIM. ÇÜNKÜ ACABA SIRF DÜNYA İÇİN Mİ YARATILDIK Kİ TÜM VAKTİMİZİ ONA SARF EDİYORUZ?! ÜÇÜNCÜ VE SON OLARAKSA KARDEŞLERİM AĞABEYLERİM ABLALARIM SENİN TARAFINI TUTMAYANLARA BU ŞUCU O BUCU DİYE BAKMAMALI, AYRIŞMAMALIYIZ. HEPİMİZ BU ÜLKENİN VATANDAŞIYIZ. BİZİM GÖRÜŞÜMÜZÜ TUTMUYOR DİYE KİMSEYİ KİN İLE BAKMAMALIYIZ PEYGAMBERİMİZ ALEYHİSSELATÜ VESSELAMIN CEHENNEMİN EN DİBİNİ HAK EDEN EBU CEHİLİN KAPISINA BİLE YÜZLERCE KEZ TEBLİĞE GİTTİĞİNİ NE ÇABUK UNUTTUK?! KİMSEYE DARILMAYALIM,KÜSMEYELİM. EĞER Kİ BİZ AYRIŞIRSAK DİŞ MİHRAPLARIN BİZİ ALT ETMESİ O KADAR KOLAY OLUR. 3 ELİF İTTİHAT ETMESSE 3 KIYMETİ VAR. AMA İTTİHAT ETSE 111 KIYMETİNİ ALIR. BİZ OLALIM BİR OLALIM BİZİM BU TOPRAKLARDAN BAŞKA GİDECEK BİR YERİMİZ YOK. BİZ BERABER YÜZERİZ. ÇÜNKÜ BİZ ‘TÜRKİYEYİZ’ !! VESSELAM…

Kadınları Cehenneme götüren en önemli sebep: DİL

Kadınları cehenneme götüren en büyük sebep dildir. Erkekleri cehenneme götüren en büyük sebep ferçtir, şehvettir. Kadınların konuşma isteği şehvetten daha üstündür. Sade gibi görünür. Ayıp değil gibi görünür. Sıkıntı vermez gibi görünür. Ama bir çok kadını küfre götürür. Bir tek mesele, dillerine hakim olamama. Dillerini doğru yere sevk edememe. Kadınları cehenneme kadar sürükler. Hadisle teyit edeyim. Efendimiz Aleyhisselam Miraç hadisinde bize ne anlatıyor? “Cehennemde kadınların erkeklerden daha fazla olduğunu gördüm. Sordum: ‘Ey Cibril bu neden böyledir? Kadınlar erkeklerden neden daha fazladır?’ Cebrail Aleyhisselam bana şöyle dedi: ‘Çünkü onlar kocalarına dilleriyle eziyet ediyorlar.’ Dilleriyle eziyet ediyorlar. Hadis devam ediyor. “Kocaları onlara yıllar boyu nimetler getiriyor. Yıllar boyu hediyeler veriyor. Ama bir gün isteklerini yerine getirmedikleri zaman kadınlar şöyle diyor: ‘Zaten bana bugüne kadar ne yaptın ki?’ İşte bu nankörlük demektir. Nankörlük! Yıllar boyu getirilmiş olan bütün meseleler bir tarafa atılıyor, o gün kadının isteği yerine getirilmediği için erkek suçlanıyor. “Zaten ne yaptın ki bugüne kadar?” deniyor. İşte kadınların cehennemde bizden sayısının fazla olmasının en büyük sebebi ne? Dilleriyle kocalarına eziyet etmeleri. Dil çok tehlikelidir! Hele ki bu kadınların gün diye tabir ettikleri meseleler varsa buralar onların günaha girmeleri için, Onların gıybete girmeleri için ve dedikodu yapmaları için büyük bir fırsat. Ne yapıyorlar günlerde? Her hafta bir komşularının evine toplanıyorlar. Normalde bu ne adı altında yapılıyor? Toplanacağız orada dua edeceğiz, Kur’an okuyacağız. İşte bilen birisi bir iki hadis söyleyecek. Sonunda duamızı, tövbemizi yapacağız, kalkacağız. Günlerin toplanmasının asıl amacı budur. Ama günümüzde, zamanımızda bu günlerin şekli de değişti. Ne oluyor? On çeşit yemek yapılıyor. Kadınlar birbirleriyle yarış ediyor. Kadınlar için şöhret sevgisi, bizim erkeklerin şehvet sevgisinden daha üstündür. Bilinme, tanınma, bahsedilme, haber yapılma… Ooo, Naciye’ye gittik, on çeşit yapmış. Felaketti be! Acayip bir ustalığı varmış, diye hakkında bahsedildiğinde o kadın eriyor keyiften. Ego tatmini yaşıyor. Ego patlaması yaşıyor. Hakkında bahsedilmekten çok hoşlanıyor. Her gün için ayrı bir elbise alan kadınlar var. Komşularımız içinde durumları biraz daha iyi olunca, her gün için yani her hafta için ayrı bir elbise alıyor. Niye? Çünkü benim durumum iyi. Her hafta komşularıma yeni elbiselerle görünmem iktiza eder. Onları varlığımla süslemem, onların gözüne hoş görünmem iktiza eder deniyor. İslamla taban tabana zıt olan günler şu anda husule geliyor kadınlar arasında. Çok büyük sıkıntı. Bir tane kadın açıp Kur’an okuyamıyor. Bir kadın Efendimiz Aleyhisselam’dan üç tane hadis zikredemiyor. Çünkü bilmiyorlar. Çünkü eğitim almıyorlar. Çünkü hiçbir İslam âliminin kitabını okumuyorlar. Çünkü sohbet meclislerine gitmiyorlar. Gün diye tabir ettikleri bir şeyi yapıyorlar. Ama sohbetlere gidemiyorlar. O gün dedikleri yerde, o anda dört saat – beş saat dedikoduyla gıybetle geçiriyorlar. Dillerini muhafaza edemiyorlar. Ama sohbet meclisine bir saat gidemiyorlar. Çünkü sıkılıyorlar. Nefis rahatlığa, genişliğe alıştığı zaman sohbet meclisine gidemezsin. Sıkılırsın, patlarsın. Rahatsız olursun. Çünkü nefis rahatlığa alışmış. Aranızda bazı insanlar vardır. Aylar boyunca sohbete gelir. Namazında daim olur. Zikir dersini alır. Her gece Rabb’ini zikretmeden yatmaz. Rabıtasında kuvvetlidir. Ama sonra geriye dönüş yaşar. Eski arkadaşları tekrar bunu davet etmiştir. Arkadaşlarına takılmaya başlar. Onların gittiği yerlere gitmeye başlar. Bir hafta, üç hafta, iki ay derken bir bakar ki: “Aa, ben namaz kılıyordum! Ben beş vakit namaz kılıyordum. Ne oldu bana?” demeye başlar. Niye böyle der? Çünkü eski arkadaşlarına takıldığı zaman, sohbet gider. Sohbet gittiği zaman ilk önce zikir gider. Bir derviş en önce, sohbetten sonra neyini kaybeder? Zikrini kaybeder. Peygamberine verdiği sözü kaybeder. Sözünü yer. Ondan sonra ne gider? Ondan sonra namaz gider. Namazı kaybeder. Neden? Çünkü bu adam zırhını çıkarttı. Bu adam sohbet denen zırhını çıkarttı. Kaleden çıktı. Bu adam açık hedef. Şeytanların ve şeytanın askeri olan insanların açık hedefi demektir. Sohbeti olmayan bir adam tek başına kurtların ortasında gezen koyun gibidir. Hiçbir zırhı yok. Koruyacak köpek yok, sahip yok, çoban yok, kimse yok. Bu koyun nasıl savaşsın? Kurtlara karşı kendini nasıl savunsun? Dişi yok ki kurdu parçalasın. Bu koyun hal lisanıyla kurtlara şunu der: “Ben açığım. Ben rahat hedefim. Gelin beni yiyin!” der. İşte Müslüman da ilimsiz sohbetsiz kaldığı zaman namazı gider. Ondan sonra der ki: “Ya, iki aydır sohbete gitmiyorum. Namazım gitti. Ben bu namazı kılıyordum. Bırak namazı kılmayı, kazaya bırakmıyordum. Ne oldu bu benim namazlarıma?” Sen kılmıyordun bu namazı. Sana sohbet meclisi kıldırıyordu. Sen burada dua alıyordun kardeşlerinden. Sen kardeşlerinden telefon alıyordun. “Kardeşim, ne yaptın, sabaha kalktın mı?” diyorlardı sana. Ama sen bu nimeti kaçırdın. Meleklerin akın akın gelip sana dua etmesi nimetini kaçırdın. Çünkü, “Ben kendim de yaparım.” dedin. Ama yapamazsın. Yapsaydı sahabe yapardı. Peygamber Efendimiz Aleyhisselam’a bir kez biat ederdi. Ondan sonra hiçbir sohbetinde bulunmazdı. Ben nasılsa biat ettim. O benim peygamberim, Allah’ım da birdir. Artık hiçbir sohbete ihtiyacım yok, derdi. Ama sahabe böyle yapmadı. Allah hepsinden razı olsun. (Amin) İstisnasız her gün Allah Resulü Aleyhisselam’ın karşısına oturdu. Ve dedi ki: “Bugün bana ne öğreteceksin ey Allah’ın Resulü? Bugün bana Allah’ımızın emirlerinden ne bildireceksin?” Çünkü benim sonsuz yaşamımı kurtarabilmem için bana gereken tek şey ilimdir. İlim olmadan ben bu sonsuz yaşamı kurtaramam. Dünyadaki param pulum, şöhretim ne kadar kuvvetli olursa olsun, ilimsizsem beni kurtaramaz bunlar. Toprağın altında her şey dışarıda kalıyor. Kanuni bile tabutun dışında elini bıraktı. Vasiyet olarak ne yaptı? “Elimi tabutun dışına salın. Çıplak olarak görsünler.” dedi. “Benim gibi üç kıtaya hükmetmiş bir adam bile boş elle gidiyor. Sen kimsin ki neyle gideceksin? Bunu anlasınlar. Tebaam, halkım bunu anlasın.” dedi. Efendiler, sonsuz yaşama götürebileceğimiz tek şey öğrendiğimiz ilimleri amele döküşümüzdür. Bunu yapamadığımız zaman, işte o kadınlar gibi oluruz. Güne bir gidiyorlar… Birisi iki tane hadis söylemeye niyetlendiği anda tak yolunu kesiyorlar. “Ne yapmış o kadın orada? Ayrılmış mı kocasından?” demeye başlıyorlar. Muhabbetleri hemen değişiyor. Hemen şeytanlar o meclisi basmaya başlıyor. Çünkü bir mecliste gıybet başladığı anda şeytanlar o meclisi basar. Ama Müslümanların bir yerde toplanması demek, melekleri çağırmaları demektir. Oraya meleklerin gelmesi lazımdır. Buraya bu kadar genç niye geldi? Allah rızası için geldi. Allah Teâlâ’nın melekleri de bu meclise gelir. Neden? Çünkü bu kadar insan ilim öğrenmeye geldi. Gıybet yapmaya, dedikodu yapmaya gelmedi. Kadınlarımız da ne zamanki dedikoduyu, gıybeti bırakıp, İslam ilimlerini öğrenmeye ve birbirlerine tavsiye etmeye başladıkları zaman, işte onlar dillerini korumuş olurlar. Yani iki çenesi arasındakini muhafaza etmiş olurlar. Bu muhafazayı yapmadıkları zaman durumları sıkıntılıdır. Çok sıkıntılıdır. Allah Resulü Aleyhisselam’ın bu müjdesine vâsıl olamazlar. Bu kadar hassastır, bu kadar tehlikelidir. Hele o gıybet, hele o dedikodu! Efendimiz Aleyhisselam ne buyuruyor hadisinde? “İki insan başka bir kardeşini çekiştirmeye başladığı anda, gıybetini yapmaya başladığı anda şeytan hemen yanlarına gelir. Ve ağızlarına bal sürer.” Bir adamın ağzına bal sürdüğü zaman zevk alır, tat alır, keyif alır. Ve o muhabbetin artmasını, devam etmesini ister. Gıybet böyle tatlı bir şeydir. Sonu gelmez. Ama Kur’an bizi bu konuda uyarır. Ölü kardeşinin çiğ etini yemekle eş değere koyar gıybeti. Ve sonunda ayet şöyle der: “Tiksindiniz değil mi?” (Hucurât, 12) Tiksindiniz değil mi? İnsan hiç çiğ et yer mi? Ayet diyor ki: Çiğ et yemiyor, ölü kardeşinin çiğ etini yiyor. Bir dağda kaldın. Et yok, yemek yok, içecek yok. Üç gün – beş gün aç kaldın. Tak kardeşin öldü. Ne yapacaksın? Amerikan filmlerindeki gibi kardeşini paramparça yapacaksın. Sonra yemeye başlayacaksın. Tiksindiniz değil mi? Normal bir insan bunu yapamaz. Anormal bir durum olması lazım. Anormal bir insan olması lazım. İnsan ölü kardeşinin çiğ etini yiyebilir mi? Ama gıybet yapan iki tane Müslüman öz kardeşlerinin çiğ etlerini yiyen Müslümanlar gibidir. İşte kadınlarımız maalesef bunu idrak edemiyorlar. Kadınlarımız sokağa çıktıklarında koku sürünüyor. Dikkat buyurun! Sokağa çıktığında koku sürünüyor. Halbuki bunun edebi nedir? Eve girdiğinde koku sürmesi lazım gelir. Sokağa çıktığında koku süren bir kadına Efendimiz Aleyhisselam ne buyuruyor? Zâniye. Ne demek zâniye? Zina eden kadın demektir. Bu kadın dışarıya çıkarken kokusunu sürdüğü anda, herhangi bir erkek kokusunu işittiği anda bu kadın ve erkek zinakar hükmüne geçiyor İslam’a göre. Allah Resulü Aleyhisselam başka bir hadisinde diyor ki: “Kokuyu veren de, kokuyu alanda cehennemdedir.” “Hocam, kaçamayız ki bu kadın bizim yanımızdan geçiyor.” Tiksin ondan! O kokudan zevk almamaya çalış. Şehvetin harekete geçmesin, şehvetin uyanmasın. O kokudan tiksin. Peygamberimiz Aleyhisselamın tehdidini unutma! Çünkü tehdit diyor ki: “Hem kokuyu veren kadın cehennemdedir hem kokuyu alan erkek cehennemdedir. O kadın zâniye hükmündedir. Olması gereken nedir İslam’da? O kadın evine geldiği anda koku sürecek. Kime? Kocasına. Kadınlarımız çok bozuldu. Dışarıya çıktığı zaman süsleniyor. En güzel elbiselerini giyiyor. Eve geldiği zaman süslerini temizliyor. Paspal giyiniyor. Neden? Çünkü evde her günkü kocam var. Ona süslenmeme gerek yok. Alan aldı, satan sattı, bitti. Dışarıya çıktığım zamansa insanlara güzel görünmem gerekiyor, diyor. Neden böyle diyor? Çünkü İslam’ı bilmiyor. Kadınlarımız İslam’ı bilmiyor. Kadınlarımız İslam’ı bilseydi Müslümanlar şu anda üçüncü sınıf vatandaş konumunda olmazdı. Şu anda İslam, dünyada üçüncü sınıftır. Birinci sınıf Hristiyanlardır. En kuvvetliler… İkinci sınıf Yahudilerdir. Sayıları en az olandır. Ama para bâbında en kuvvetli olan onlardır. Üçüncü sınıf biz Müslümanlardır. Hiçbir yerde sözü geçmez. Hiçbir yerde hükmü geçmez. Kimse sözüne itibar etmez. Çünkü kadınları çok bozulmuştur. Daha kadınlarına bile hükmedemezler. Kadınlarına bile İslam ilimlerini bildirmekten acizdirler. Bu yüzden zayıf düştüler. Bu yüzden zayıf düştüler. Allah hidayet etsin inşallah. (Amin) Allah Teâlâ hanımlarımıza izan versin, akıl fikir versin inşallah. Dikkat buyurun! Kadınların en büyük hatalarından bir tanesinde yine Kur’an bizi ikaz ediyor. “Ey Hâbibim, hanımlarına söyle yabancı erkeklerle konuşurlarken yumuşakça konuşup kırıtmasınlar. Seslerini inceltmesinler. Kalplerinde hastalık olanlar, şeytani bir ümide kapılabilir.” (Ahzâb, 32) Allah Teâlâ kadınları ikaz ediyor. Ayet-i kerimeyi günümüz kadınlarına uyarlayalım. Bizim kadınlarımız bir telefon geldiği zaman, telefonun karşısındaki yabancı sese çok ince konuşuyor. Kırıtarak konuşuyor, yumuşak konuşuyor, adeta ümit verircesine. Ama kocasına karşı konuşurken, “Yemeğin orada!” diyor. “Ne oldu, niye gelmedin?” diyor. “Hadi bir saattir seni bekliyorum.” diyor. Kocasına konuşurken sert konuşuyor. Yabancı erkeğe konuşurken, dışarıda domates satan adama konuşurken yumuşak konuşuyor. Allah Teâlâ’nın ikaz ettiği ayeti yaşıyorlar mı yaşamıyorlar mı? Kırıtıyorlar mı kırıtmıyorlar mı? Yapıyorlar. Neden yapıyorlar? Çünkü ayeti bilmiyorlar. Çünkü İslam’ı bilmiyorlar. Bu İslam’ı bu kadınlara kim öğretecek? Biz öğreteceğiz. Evin liderleri öğretecek. Allah Teâlâ liderliği erkeğe vermiştir Kur’anda. “Erkekler hanımları üzerine yönetici ve koruyucudurlar.” (Nisâ, 34) Yönetici ve koruyucudurlar. Bize iki vasıf yüklemiş Allah Teâlâ. Bir, yönetici… Evini sen çekip çevireceksin, sen yöneteceksin. İki, koruyucu olacaksın. Evin bütün ihtiyaçlarını sen karşılayacaksın. İslam’a göre evin bütün ihtiyaçları, evin dış işlerinin tamamı kime aittir? Erkeğe aittir. Evin iç işleri kime aittir? Kadına aittir. Bu taksimi Allah Resulü Aleyhisselam yapmıştır. “Ey Ali, bu evin dış ihtiyaçlarının tamamı sana aittir. Ey kızım Fatıma, bu evin iç ihtiyaçlarının tamamı sana aittir. Çekip çevirmesini sen yapacaksın. Getirisini Ali yapacaktır.” Bu Allah’ımızın hükmüdür. Bu şekilde bakmak zorundayızdır. Mesela İslam’a göre erkeğin parası erkeğe aittir. Kadının parası kadına aittir. Ancak evin bütün masrafı kime aittir? Evin, çocukların ve hanımın bütün masrafı erkeğe aittir. Bundan dolayı, yükün ağırlığı erkekte olduğundan dolayı, Allah Teâlâ yükü, sorumluluğu erkeğe vermiştir. Erkek ne yapacak? Erkek eve sadece para getirip gitmeyecek. Erkek bir banka gibi yaşamayacak. Erkek hanımına İslam’ı öğretecek. Erkek Allah Teâlâ’nın şu ayet-i kerimesini yaşayacak ve yaşatacak: “Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyunuz.” (Tahrîm, 6) Şimdi sondan başlayayım. Diyor ki Allah Teâlâ… Bizi şiddetle tehdit ediyor. Yakıtı insanlar olan… Bunu anladık. Etten kemikteniz. Bir ateşe girdiğimiz anda kolay yanarız. Ve yakıtı taşlar olan. Siz hangi soba gördünüz taşla yanan? İçine taş atılıp yanan hangi soba gördünüz? Bu nasıl bir ateş? Bu nasıl bir soba? Bu nasıl bir cehennem? “Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyunuz.” (Tahrîm, 6)

Survivor rezaleti! – Aç kalan yarışmacılar timsah yedi!

İngiltere’nin Survivor’ında nesli tükenen timsahı yediler. Şimdi biliyorsunuz dünyanın Survivor denilen yaşama iç güdüsü denilen bir yarışma programı var. Bizim ülkemizde de var. Gençlerden bir tanesi aldı ülkemize getirdi. Getirmez olaydı! Allah ona hidayet versin. Çünkü bu yarışma rezalet bir yarışmadır. Ahlaksızlığı deşifre eden, insanların aklına gözlerine ve kalbine ilka eden bir yarışmadır. Kızlar erkekler çırılçıplak! Bir adaya koyuyorlar. Yemeği çok kısıtlı veriyorlar. Ve diyorlar ki bu adada siz Hindistan cevizleriyle şöyle böyle geçineceksiniz. Birer pike vereceğiz üstünüze. Geceleri üşüdüğünüz zaman kızlı erkekli sarılın yatın. Sıcak sıcak idare edeceksiniz diyorlar ve bazı yarışmalar yapıyorlar. Yarışmayı kazanan gruba yemekler veriyorlar giysiler falan veriyorlar. İşte kazandığı zaman yarışmayı erkekler ve kızlar ne yapıyor? Sarılmalar öpüşmeler yakınlaşmalar! Kızlar çıplak, erkekler yarı çıplak! Bunların tamamı İslam’a aykırıdır. Ama bunlar ne yaptı? Kâfirlerin icat ettiği bu yarışmayı aldılar getirdiler buraya koydular. Resûlullah Aleyhisselam bunu nasıl anlatmıştı 14 asır önce? “Onlar kertenkele deliğine girse siz de gireceksiniz.” İnsan kertenkele deliğine girer mi? Ama Efendimiz Aleyhisselam buyuruyor ki: Onlar girse siz de peşlerinden gireceksiniz. Çünkü taklit! Sizde onları taklit çok kuvvetlenecek. Hayatınızı buna endeksleyeceksiniz. Gavur ne yaptı biz de aynısını yapalım diyeceksiniz. Sahabe sordu. Ey Allah’ın Resulü bu dediğin onlar Yahudi ve Hristiyanlar mıdır? Peygamberimiz şöyle buyurdu. Ya kimler? Başka kimler? Onlar! Bu yarışmaları alıyorlar getiriyorlar buraya. Şimdi o yarışmadan bir haber. İngiltere’de yayınlanan Survivor’da yarışmacılar nesli tükenmek üzere olan bir timsahı pişirip yedi. Kanibalizm. Bunlar aşırıya gitmiş. Artık demek ki yarışmaları kazanamaya kazanamaya üst üste aç kalmışlar. Bir adam aç kaldığı zaman ne yapar? Ya insan yer ya eşek at köpek falan yer. Timsah yiyeni de ilk defa duyuyorum. Bunu da söyleyeyim yani. Bunların gözü dönmüş. Timsaha dalmışlar. İngiltere’nin Channel 4 kanalındaki Survivor konseptinde Bear Grylls ile Ada isimli programda, Issız adada hayatta kalmaya çalışan erkekler açlıktan bir timsahı yakalayıp pişirdikten sonra yedi. Kim bilir bunların görüntüleri var mıdır internette bilmiyorum. Ama nasıl yakalamışlar o timsahı? Nasıl o tehlikeye göğüs germişler anlamadım. Program tepki topladı. Ancak o timsah nesli tükenmekte olan bir tür olduğu için Koruma altında bulunan Amerikan timsahı olunca programa büyük tepki geldi. Önemli bir timsahmış bu kardeşler. Sıradan timsahlardan değil. Önemli! Amerikan timsahı! Hayvan be kardeşim ya! Hayvan ya! Tasvip ettiğimden değil yani normal gördüğümden değil. Timsah yemek caiz de değil. Vahşi bir hayvan! Ama adamlar aç kalmış gözü dönmüş. O meşhur hamburger firmasının da gözü dönmüş. Boyuna millete at eti yedirmişler. Ortaya çıktı şimdi. Bak o hamburger ikram edenler! Hocayı hamburgerciye çağıranlar dikkat edin! At eti mekruhtur. Bizi hamburger dükkanına çağırmayın. Adam resmen açıkladı ya! Çok faydalıymış diyor. Bir de gaz veriyor. At eti çok faydalıymış sağlığa çok yararlıymış. At eti bu ya! Normal bir insan at eti yemez eşek eti yemez. Zaten at eti var diyorsa muhakkak içinde eşek eti de vardır. Muhakkak! Yakın der birbirine. Fetva oradan verir kafasından. Eşeği de atı da dümdüz içine koymuştur. Ateş sizi çağırıyor kardeşler. Ateş sizi çağırıyor! Avlanması kesinlikle yasak olan timsahla ilgili kanal yetkilileri pişman olduklarını! Ancak adada programdan önce yapılan araştırmaya dayanarak Amerikan timsahının yaşadığına dair önceden bir bilgileri bulunmadığını açıkladı. Çok pişman olmuşlar. Çok üzülmüşler. Ama en sonunda açıklamışlar: Biz araştırma yaptık. Ne timsah gördük ne başka bir şey gördük demişler. Böyle bir olay! Kardeşler bak uyarıyorum! Aranızdan bu yarışma programlarına bu kadınlı erkekli çıplak yarışma programlarına katılmak isteyenler varsa rica ediyorum! Yapmayın kardeşim! Yapmayın! Orada bir yarışma kazanırsınız kaza bela. Kızlar gelir size hadi bir çak falan der. Her şey zaten çakla başlar. Çak! El ele çakmalar başlar. Ondan sonra futbolcuların yaptığı gibi kalçalara çakmalar başlar. Kalçaya çakma başladığı zaman tehlike var. Sana fena çakacaklar demektir. Kardeş! Böyle bir şey yok. Sonra sarılmalar öpüşmeler sonra birbirlerinin arkasından gıybet yapmalar! Bak bu yarışma programlarında reytingi en çok arttıran şey ne? 2 tane adam toplanıyor öbürsüne kulis yapıyorlar. Oradan da 3 kişi toplanıyor bunlara kulis yapıyorlar. Kameralar geliyor onun hakkında ne diyorsun diyor. Bunlar diyor ki bunun hakkında şunu diyorsun! O böyle yaptı biz şöyle yaptık ama şimdi planımız şu. Devamlı bir fitne! O onun hakkında kötü konuşsun bu bunun hakkında kötü konuşsun. Düşmanlık ortaya çıksın. Düşmanlık çıktığı zaman ne oluyor? Reyting oluyor. Reyting! O bakıyor cebindeki parayı doldursun. Sen ona düşman mı olmuşsun. Kalbin kirlenmiş mi? Gıybet ölü kardeşinin çiğ etini yemek gibidir bunlara bakmaz ki o. O bakıyor parası dolsun. Çıplak kızla ilişki mi yaşamışsın? Bunlara bakmıyor bunlar. Başka bir programında bunların ne oldu? Kızla erkek ilişki yakın bir ilişki. Bir yakın bir ilişki halindeyken rezil oldular. Kadınla erkeği bir eve kapatırsan ne olur? Ateşle barutu yan yana koyduğun zaman ne olur? Otururlar felsefe konuşurlar. Ateşle barut felsefe konuşur mu ya? Ateşle barutu yan yana getirdin mi patlama olur başka bir şey olmaz. Kadınla erkeği yan yana koydun mu cinsellik ortaya çıkar. Başka bir şey çıkmaz. Bu ilahi kanun böyledir. Ama sen ne yapıyorsun? Allah’ın kanununa karşı geliyorsun. Biz kadınlara böyle bakmıyoruz. Yalancısın! Kadına baktığın zaman kadınlığına bakarsın ilk olarak bakış budur. Bir erkek bir kadına önce nasıl bakar? Kadınlığına bakar. Bu bir kadındır. Okula gittin ve bir öğretmenin var sen ona bir öğretmen olarak bakmıyorsun. Kadın bir öğretmen olarak bakıyorsun. Önce kadın o. Sonra öğretmen. Kadın da erkeğe böyle bakar. O önce bir erkek. Allah bizi birbirimize düşkün yarattı. Bu Allah’ın sistemi. Bunu inkar edemezsin. Yok biz görmezden gelelim bunu. Çağdaşlık çağdaşlık diye diye zinâkâr bir nesil yaptınız. Zinâkâr bir nesil! Bana ne mesajlar geliyor. Ne mesajlar! Her hafta 2 tane kızla buluşurum 3 tane kızla buluşurum! Ben nasıl kurtulacağım hocam. Bu mesajlar bana geliyor. Sadece iyi mesajları yayınlıyorum ben. İşte şöyle değiştim şöyle yaptım. Bir de değişemeyenler var! Yardım istiyor toparlanamıyor. Bunları yayınlamıyorum moraliniz bozulmasın diye. Günahlarını açıklayanlar. Kardeşler! Buradan uyarıyorum! Günahlarınızı açıklamayın şahit tutmayın. Bize sadece günahlarım büyüktür deyin. Anlarız biz onu. Çok günahım var de biz anlarız onu. Sen detay verme! Açıklama! Çünkü şahit tutuyorsun bizi. Yapma bunu! Ben sana dua ederim. Allah seni affetsin diye ama detay verme açıklama günahı! Kurtulmak için biz sana bir sürü yol anlatırız. Allah ne buyurdu? Resullullah ne buyurdu? Sahabeler ne anlattı? Bunları söyleriz. Allah Teala Hazretleri bu ümmeti kurtarsın.

Gıybet ettiğin her kişiyle helalleşmelisin!

“Söz veriyorum bir daha hiç gıybet yapmayacağım.” dedin. Ama gıybet yaptığın adamları teker teker bulman gerekiyor veyahut bu adamlardan helallik alman gerekiyor. “Senin hakkında kötü konuştum kardeşim beni affet.” Demen gerekiyor. Nasuh tövbesinin yanında bu helalliği almadıkça onlara ödeme yapacağız. Ödeme nasıl olacak? Bir tek gıybet yaptığımız kişiye 700 rekat cemaatle kılınmış namaz sevabını vereceğiz. Anlatabildim mi? 700 rekat cemaatle kılınmış namaz sevabı. Tek bir gıybetini yaptığımız adama. Müslüman olduğumuz için böyle Dolayısıyla bu adamları bulacağız, helalleşeceğiz. “Kardeşim ben senin arkandan atıp tuttum. Senin yüzüne karşı söyleyeceğimden hoşlanmayacağın şeyi ben senin arkandan söyledim.” Bunu söylediğin zaman bunun adı gıybet olur. Tövbeni yaptın. Gideceksin o adamı bulacaksın. Adam öldü. Fıkıhta bunun da yeri vardır. Adam öldü. E ne yapacağız şimdi? Okuduğun Kur’an’lardan, kıldığın namazlardan hasıl olan sevabın bir mislini ona hediye edeceksin. Onun ruhuna hediye edeceksin. Bu şekilde Allah Teala sizi ahirette görüştürdüğü zaman, senden sevapların geldiğini görünce onun kalbini yumuşatacak ve sana hakkını helal edecek. Ondan da kurtulma yöntemimiz budur.

Yanımızda gıybet ediliyor ve kaçamıyorsak ne yapmalıyız?

Gıybet yapan insanı susturma noktasında yumuşak bir şekilde konuşacağız. “Kardeşim bak bunun adı gıybettir. Ölü kardeşinin çiğ etini yemek gibidir. Bunu yapmamaya çalışalım. Muhabbeti değiştirelim. Konuyu değiştirelim.” diyeceğiz. Adam öfkelendi, kibirlendi. Senden gelen hak sözü kabul etmedi ve devam etti. Sen de iş yapıyorsun, orada çalışıyorsun. Oradan da çıkamıyorsun. Ne yapacaksın? Âlimlerimiz diyor ki: “Kalbinden buğz edersen gıybetten kurtulmuş olursun.” Kalbimizden Allah’ım ben bu işten razı değilim. Ben bu yapılan konuşmadan razı değilim kelimesi geçerse kurtuldun demektir. Şehvet muhabbeti yapıldı bulunduğunuz ortamda. Ben burayı sevmedim, öbür tarafta çalışacağım diyemezsin ki senin işin bu. Ne yapacaksın? Allah’ım ben bundan razı değilim. Kardeşlerimi ikaz ettim. Muhabbeti kesmediler. Hala şehvet muhabbeti yapıyorlar. Kalbinden buğz ettiğin anda kurtulursun. Cümlemizden inşa’Allah kardeşim…